Sistemin Sistemsizliği Ve Kaos Fıtratı!
11 Haziran 2015
Günahlarını Görüb Nefs Murâkabesiyle Tevbe Etmiyen Siyâset, Batmıya Mahkûmdur!
14 Haziran 2015

Mevcûd sistem, vahiyle alâkasını son noktasına kadar kesmiş, mücerred (nefs) hevâ, heves ve hâkimiyyetini her müessisesinin temeli yapmışdır. Lâin

“EGODAN KURTULMAK” VE “BEN DEĞİL BİZ” DEMEK!

Zıyâiyye BEKÇİSİ

 

Mevcûd sistem, vahiyle alâkasını son noktasına kadar kesmiş, mücerred (nefs) hevâ, heves ve hâkimiyyetini her müessisesinin temeli yapmışdır. Lâin hançeresiyle söylenirse “laik-seküler” yani îmân-ı şer’î ile alâkası sıfır; herkesin anlıyacağı kelime ile ifâde edilmesi icâbederse “dinsiz” bir sistemdir…

Bu temel ve esas nazara alınmadığı takdirde, “ben müslümanım” diyen bir ferdin varacağı her teşhis ve tedâvî fikri, sâdece havanda su dövüb lâf makinesi olmakdan öteye geçemez. Zaten bugün, politikacı esnafının ve onların peşine takılmış milyonların yaptığı da sâdece budur.

RTE Paşa, “Egoları bir kenara koyun! Ben değil biz demeliyiz” gibi pek asîlâne ve hikmetşiâr derin vecîzeler beyân ederken; Başvekil Davudzâde Ahmed Paşa da, “AKP’siz idâre olamaz!” diyerek ortaya bir tenâkuz konulmaktadır! Öyle ya, “Egosunu bir kenara koyub ben değil biz” diyen bir zât-ı âlîkadir Böyyüğün, “AKP’siz idâre olamaz” demesi mümkin midir? 6 gün evveline kadar “dembokratik ipden boşanmışlıkla” ve zerre kadar hesab fikri ve “nefs murâkabesi” tanımadan, biribirlerine sövüp sayarak demedik lâf bırakmıyan politika baş ve ayaklarının, şimdi bir “derviş” hırkasına bürünerek, “egolarımızı bir kenara bırakalım ve ben değil biz diyelim!” demesi, vâkıada muhâl olmıyacak mıdır? Dembokrasinin hiçbir “nefs murâkabe” mefhumu ve en küçük terbiye ve ta’lîm ocağı bulunmazken; ve bu, seküler sistemlerde muhal iken, bu hangi hârikalarla ortaya çıkarılabilecekdir?. Zaten, beşerîliğin “mütereddid, müzebzeb ve mütehayyir” olduğu (iflâs) noktası da işte budur! Buna binâendir ki, beşerîliğin (hayat) dediği şey, sâdece çöldeki serap…

Biz, dembokrasinin kendi mantığı ile kendisini görmiye ve göstermiye çalıyor ve kendi özümüzdeki (vahye) müstenid akıl ve mantığımızı dâimâ mahfuz tutuyoruz!.

Dembokrasi, herşeyden evvel, kendi “inanç, eylem ve etik” kıymetleri (!) bakımından, islâmî “îmân-ı şer’î, amel-i sâlih ve ahlâk-ı hasene” düsturlarına nâmütenâhî ters ve O’nun dışındadır. Vahye müstenid İslâm, kendi 4 delîlinden hükme varır;  dembokrasya gibi beşerî bir religionun (ideoloji-doktrin v.s.nin) delillerini esas almayı şiddetle reddeder… Bunu (şirk) sayar ve bütün asliyyeti ile ve kendi kendisinden ibâret yaşamak içün, o kabil yüzlerce-binlerce beşerîlikden mutlak olarak kendisini münezzeh bilir… Bu, İslâmiyyet’in daha mühimi muhâl olan, en temel düstûrudur ki, bunun çekirdek ve formül ifâdesi de, Kelime-i Tevhid’dir… Bu i’tibarladır ki, bir müslümana Allâh ve Rasûlünün birinci ve ilk temel emri bu (kelimenin) ifâde etdiği nefy’i yani “lâ ilâhe” demeyi her şeyin önüne almakdır; ve böylece de, bütün beşerîlik esasına dayanan ideoloji, religion, doktrin ve düsturları kat’iyyen kabûl etmemesidir. Bu o kadar birinci ve (ehemü’l-ehem) bir temeldir ki, ALLÂH Azze, “kendisine îmandan da evvel” bu (nefyi)=reddi ister…

Bunun içün Merhûm Muhammed Hamdi Efendi tefsîrinde “Allah’a îmândan evvel KÜFRE tevbe şartdır; bu tevbenin şartı da tâğûtları aslâ tanımamaya AZMEYLEMEKDİR!” buyuruyor. İslâmiyyet’in hâkîkatını kendileri içün en büyük tehlike gören “laik, seküler, cumhûrî ve dembokrat” sistemler, bu kabil ana islâmî esasların kendi ruhbân sınıfları tarafından halklara anlatılmasını kat’iyyen istemez, bunun içün cebreder ve yasaklayıcı kânûnlar sevkederek dînî hayatı kontrolları altına alır; ve ona ayar vermek ve teokratça mühendislik yapmak ateistliğinden de aslâ geri durmazlar… Hâl böyle olunca, netîceten, memleketde tepeden tırnağa bir îmân buhrânı olacağı apaçık meydana çıkar… Câhil ve saf oy depoları olarak kıymetlendirilen onmilyonlarca ehâli, plânların bu arka yüzünü göremediği içün, “dembokratik mücâhidler” olarak inşâ ve icâd edilen nice politika sihirbazlarını sırtlarında taşıyarak (kurtuluş) nâraları atmakda hiçbir beis de görmezler!. Böyle olunca da, ALLÂH ve Rasûlü’ne rağmen, “belânın bini bir paradan satılmıyan!” bir vasatın ortaya çıkarılması, sâdece çölde bir serap olur!

Artık “Egoları bir kenara koyun!” veya “Ben değil biz demeliyiz!” gibi laflar, sâdece alışılmış ve usanılmış dembokratik beylik lâflar olacak; ve aslâ hakîkatı da bulunmıyacakdır. Bunların lâfız planında sıkılması ile kuvveden fiile çıkması aslâ mümkin değildir. Bu iş o kadar zorun zorudur ki, temelinde katıksız bir (nefs murâkabesi) ister. Dembokrasi ise, tam tersine “nefs murâkabesinin” değil; “birey hürriyeti perdesi altında nefs azgınlığının ve buna tam teslîmiyyetin” bir tezgâhıdır.

 “Egoları bir kenara koyun, ben değil biz diyelim” diyen aynı ağızlar, dün denilen mâzîde, “Eşcinsel vatandaşlarımızın HAKLARINI da güvence  altına almak ŞARTDIR” diyebiliyordu… Siz, bu vasatda, hangi “nefs murâkabesi” disiplinine sahibsiniz ki, “Egoları bir kenara koyacak ve ben değil biz diyecek” bir nefs mûrâkabe ve mes’uliyyet hissini, kimde, kaç zerrelik yaşatabilecek veya bulabileceksiniz?

15 Asırlık “gerçek tasavvuf mihrâkları” ile “nefs murâkabesi ve ahlâk” taşımayı korkulacak bir kıymet hükmüne bağlar da, onları, 1925’de suç yuva ve merkezleri gibi kapatır ve kapılarına kilit asarsanız; bugün sadece, “egoları azmış hatta kudurmuş particilerin, particilik sövüp saymaları” ile, “biz yerine BEN de BEN” diyen dembokrasi Nemrutlarını karşınızda bulur; ve meydanı da bunlar basar ve bunun çâresi de bulunamaz!.

Bugünki netîce, Allâh ile olan irtibâtın yasaklanmasının; ve dembokratik putların son derece gizli ve ustalıkla “göz külliyerek ve dîni kullanarak” her adıma dikilmesinin ortaya koyduğu,  laik ve seküler dinsizlikdir…

 

(İntişârı: 12.06.2015)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir