Hediyesi 300.000 $ Manevi Zararı Mezhepsizlik!
27 Kasım 2017
Velâdet Kandili Şeytanları!
29 Kasım 2017

MODERNİST SOYTARILARIN MUKADDES VELÂDETLE ALÂKASI OLAMAZ!

EŞSİZ VELÂDET’DEN HİSSE, O’NUN VELÂYET SİLSİLESİNİ  VE O’NA İTTİBÂ’I KABÛL EDENE, SÂDIKLARA VE O’NUN İZİNDEKİLEREDİR; MODERNİST, REFORMİST VE REVİZYONİST MÜNÂFIKLARLA, TAKİYYEYE ME’MÛR SOYTARILARA ASLÂ…

Ahmed SELÂMÎ

 

Âdet yerini bulsun, sus payı tevzi’ edilsin, “dinsiz!” dedirtmeme küllemesi yağlı yedirilsin, RESMÎ EMNİYET SİBOPLARI İYİ İŞLESİN ve uyuşturma tabletleri tatlı tatlı yutdurulub derin uyutsun gibi, laik dembokratik resmiyetin düzenlediği bir (Velâdet Kandili) furyası, dünyânın hiçbir yerinde zerre kadar ihlâs ve samimiyyet belirtemez; ve bu, (şer’î ve islâmî) hiçbir kıymet hükmüne de bağlanamaz…

Samîmi ve hakîkî müslüman olub, münâfıklık peşinde olmayan adam, kim olursa olsun, O’na, Peygamberler Peygamberine, Allâh Azze’nin Habîbi ve yüzmilyarlarca (topyekûn ümmetlerin) gözbebeği, O Yaradılmışların Fahri ZÂT’a mahabbeti varsa, O’nun velâdeti sene-i devriyesinde, 15 asırlık ümmet birliğine zerre kadar saygısızlık ve kaygısızlığı aslâ göze alamaz, şirretleşemez ve dolayısıyla da adı geçen (eşsiz velâdeti), ancak, 12 Rabîulevvel’de tes’îd eder… Ve bu zaman ve târihin karşısına, efrencî bir zaman ve târihin şahsında, o ümmeti ve o ümmetin RÂSÛL-İ RUSÜLÜ olan Allâh Sevgilisini tahfif ve tahkîr edercesine, nisan ayının bilmem kaçını kilise direği gibi de aslâ meydana dikemez… Ve “kutlu doğum haftası!” gibi terkiblerin (kurtlu, putlu ve şutlu) veznindeki kelimeleriyle oyun oynayamaz; ve edebini de zerre kadar necâsete bulayıb telbis etmeden, insan ve müslüman gibi merdçe ortaya çıkar!.

Artık hiç kimse, “ALLÂH İNDİNDE DÎN MUHAKKAK İSLÂM’DIR” hükmündeki mutlak hakîkata zerre kadar dikleşib kâfirleşmeden; bu hâkîkatları kellesinin en mühim ve oynanmaz noktasına çakmalıdır… Ve aslâ da, îmâna halel getirici bir şeytanlaşmanın içine dalmaya tenezzül edilmemeli; ve en ahlâksız bir çukura inercesine de, münâfıklığın necâsetine bulaşılmamalıdır!

Eşsiz Velâdet Kandili gibi mukaddes noktaları, tebliğ ve mesajlarının politik  malzemesi yapmak soytarılığına s oyunmak istemiyenlere beyânımız odur ki, Kâinâtın Fahri Aleyhisselâm Hazretleri’nin bir tek sakal teli bile topyekûn ümmetler içün paha biçilmez bir kudsiyyet ve mizânüztü bir kıymet ifâde ederken; O’na saygısızlık içine değil de nâmütenâhî kere hâşâ alâmeleinnâs “hakâret!” içine bile giren, medyadan siyâset arenalarına kadar bir mekânda, hatta arz çapında bir meydanda hora tepilirken; ve böylece de, 90 senedir ortalığı en iğrenç küfür, şirk ve nifâk kokularıyla bunaltırlarken; buna, bugünün siyâsîleri de dâhil, her devrin adam ve madamları içinde, en asgarî insanlık borcu olarak bile bir müeyyide getiren olmamış ve olamamışken… İç kanamasıyla değil de, iç rahatlığıyla “Kandil yapmak!” öyle mi?

En âdî bir mes’eleyi ve sıradan şahıslararası hakâret mevzularını bile, kânunlar düzerek koruma ve kollama altına almak yoluna giden; ve sonra da, “Velâdet” gibi böylesine nâmütenâhî mukaddes ve muazzez mevzularda kayıtsız ve vurdumduymaz olan adam ve madamların, “islâmî beyân ve mesajları!” riyâ ve külleme borazanları olarak öttürülecekse, bunlara, zerre kadar îmânı olan bir mahlûk, müsbet bir tek puan veremez…

Mükevvenâtın hılkat sebebi olan O Allâh Rasûlü, senede bir gün “kandil!” gecesi denen zaman parçasına sıkıştırılarak, o da, resmiyyet denen tahdîd ve tahrîfin zırhı içinde tes’îd edilecekse, bu bile, başlı başına bir abes; ve gülünç bir i’tikâd kanseri ve sapması kabûl edilmelidir!

Allâh Azze’nin Sevgilisini sevmek ve O’na ittibâ’ nasıl ki Allâh Celle’yi sevmek ve O’na ittibâın mutlak yolu ise; O Rasûl-i Rusül’ü sevmemek ve O’na ittibâ’ etmemek de, Allâh Azze’yi sevmemek ve O’na ittibâ’ etmemenin en müşâhhas, mücessem ve müşekkel müşrikliği, kâfirliği veya münâfıklığıdır…

Seven, sevdiğinin sevdiklerini de sevmedikçe; sevdiğinin sevmediklerini de sevmedikçe, “seviyorum” dediğini aslâ sevmiş olamaz; ve sâdece, kuyruklu bir yalanın şerefsiz bir sâhibi olmuş bulunur!

Kâinâtın Mefhari Aleyhi Ekmeli’t-Tehâyâ Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretlerinin, o ilk îmân edeni; vefâ, sadâkat, emânet ve hizmet yâr ve yârân öncüsü; ve Âdem Aleyhisselâm’dan Kıyâmet’e kadar gelecek yüzmilyarlarca mü’minîn ve mü’minâtın ÖZ ANASINDAN MUVÂZENE VE MUKÂYESE ÜSTÜ BİR KIYMETLE ANALAR ANASI BULUNAN HADÎCE RADIYALLÂHU ANHÂ VÂLİDEMİZ HAZRETLERİNİN, HÂNE-İ SEÂDETLERİNİN OLDUĞU MEKÂNI, BUGÜN GÖZÜ DÖNMÜŞ VAHŞÎ BEDEVÎLERİN HELÂ YAPACAK KADAR DENÂAT VE ŞENÂAT İÇİNE YUVARLANMALARI, O MUKADDES BELDELERİN NASIL KORKUNÇ BİR ESÂRET VE İŞGÂL ALTINDA OLDUKLARININ EN BÂRİZ İSBÂTIDIR… VE O RASÛL-İ RUSÜL HAZRETLERİNİN SEVDİĞİ EŞSİZ ZEVCESİNİ BÖYLELİKLE DE ASLÂ  SEVMEMİŞ OLAN İNGİLİZ PROJESİ SUÛD VEHHÂBÎLERİ İLE SELEFÎ MÜSVEDDELERİNİN ZERRE KADAR PEYGAMBER SEVGİSİNDEN BAHSEDİLEMİYECEĞİ GİBİ, BAHSEDEN DE, O MUKADDES SEVGİNİN MAHRÛMU VE NASİBSİZİDİR; VE ONLARA MAHABBET EDENLER DE, AYNI KÜFR Ü DALÂLET VE ŞENAAT ZİNCİRİNİN MÜRTEKİBLERİ…

Mukaddes sahâbîlere küfür isnâdına kadar her hakâret ve bühtânı revâ gören, Allâh Rasûlü’nün ikinci Halîfesine bile buğz ve adâveti, dînî bir esas, farîza ve MEZHEBÇİLİK hânesine yazan TAKİYYECİ şia tâifelerinin de, bu mukaddes sevgi (!) iddiaları, sâdece, birer “acem palavrası” BİLİNECEKDİR!

Ayrıca, Kelime-i Tevhid’den, O Peygamberler Peygamberini tard etme alçaklığını, “Allâh’a îmânı devâm etdiren!” bir keyfiyet gibi ileri sürmeler, mücerred yahudi ve nasrânîlere yaranma ve yalakalık içün işletilen en alçak gözboyamalardır; ve Peygamberler Şâhı’na düşmanlığın da, en sunturlu çukurunda, başı değil, kuyruğu ipe takarak başaşağı intihâr REZÂLETİ…

Ehl-i Sünnet ve’l-cemaatın (Müslümanlığın) en ana ve şümullü îmân esâsı, Kelime-i Tevhid’de münderic ve mündemic olub, Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin ifâde ve ibâresiyle bir vechesinden tamâmına bakış aynen şöyledir:

“- Velev bir tek râsûlü olsun, diğerlerinden ayırıb kabul etmemek, mâhiyyet-i nübüvveti kabûl etmemekdir; mâhiyyet-i nübüvveti kabûl etmemek ise, bütün peygamberleri ile beraber Allâh Teâlâ-yı kabûl etmemek…” (c.2, s.1144, tab’-ı evvel)

Velâdet Kandilleri başda olmak üzere, zamanın en mukaddes noktalarına kadar her yerini ve yanını ufûnete boğan münâfık emperiyalizması, Büyük Mürşid Ahmed Zıyâüddîn Gümüşhânevî Kaddesallâhu Sırrahu’l-Âlî Hazretlerinin, “Zamanımızdaki en büyük ibâdet CİHÂDDIR!” tesbîtine tam îmân ve itaat edilmediği takdirde, bu ümmetin iliklerini sömürmeye her mekânda devâm edecekdir…

Tefekkür ve tezekkürün ve en büyük ibâdetin ne olduğunu idrâk edemeyenlere Mukaddes Velâdet vesîlesiyle hidâyet; müdrik olanlara ise tebrikler…

(İlk intişârı: 23.01.2013)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir