C.“Efgânî”nin Masonluğa İlk İntisâbına Dâir
22 Ağustos 2017
ABD’nin Hedefi Ehl-i Sünnet Vel Cemaat
26 Ağustos 2017

“EĞİTİM BAKANI”; ÇÖKMÜŞ VE DARWİNİST BİR MAARİF!

Zıyâiyye BEKÇİSİ

 

Mektebleri vâsıtasıyla bir memleketin genç neslini, sürü veya mankurt olmakdan adam olmaya sevkeden teşkîlâta “Maarif Vekâleti” denir!. Osmanlı zamanında “Maarif Nezâreti” ta’biri kullanılıyormuş. Hatta Abdülhamid Cennetmekân Hazretleri zamanında tab’ edilen kitabların üzerinde:

“Maarif Nezâret-i Celîlesinin falan numara ve falan târihli ruhsatnâmesiyle tab’ olunmuşdur!”

İbâresine rastlanır… Bugün olduğu gibi her türlü herze ve gâvurluk, “Ruhsatnâmesiz” basılıb, ehâlîyi azdırıb kudurtmak mümkin olamazmış!..

Şimdi ise, “Aslını İnkâr ve Lût Kavmi” periyodunda olunduğundan, bilhassa (27 Mayıs 1960 Haçlı Seferi) hâinliğinden i’tibâren, hayvan yetiştirmekde kullanılan “Eğitim” kelimesi isti’mâl ediliyor!

Fransız, Alman, ABD ve bilmem ne, ne kadar Haçlı Dünyâsı “Sistemleri” varsa, Avrupa kafası burgulanmış herifler tarafından tam 2 asırdır, bu memleket, “Kültür ve Küfür Emperializmi” işgâli ve istîlâsı altındadır… Şimdi bazı muhitler, AKP yanaşmaları ve bilhassa havuz uyuz medyası:

“15 Temmuz 2016” târihinde eğer “demokrasi şehid ve gâzîlerimiz” olmasaydı, bugün Anadolu’muz Fetocu ve Natocu Haçlı vahşîler, ABD ve AB’li “müttefiklerimiz” tarafından işgâl edilecekdi!”

Diye durmadan bağıradursunlar!.

“Oryantalist Haçlı W. Montgomery Watt’ın” gâvurluk yani (İslâm Düşmanlığı) tüten kitabını, sâbık sarıklı politikacı Para-sasör Bardakoğlu’nun başkanı olduğu enstitü tab’ etdirmiş…

O Bardakoğlu ki, senelerce evvel:

“Atık dîni ve dindarlığı, geçmiş dönemlerde yazılmış KİTABLARIN (Bizden: Kur’an-ı Hakîm bile istisnâ edilmiyor)  satırları ve formatları içinde değil; dünyâya bakarak inşâ’ etmek ve ona göre çizmek istiyoruz!”

Diyecek kadar 15 asırlık İslâm’a muhâlif ve muârız bir İlâhiyât parasasörüdür!. Gene aynı sarıklı ve sâbık DİB başı, alâmeleinnâs: “Biz revizyonistiz!” demekden de zerre kadar utanmayan felsefî i’tikâd sâhibidir;  ve edille-i erbaayı kabûl etmez ve dînî hiçbir kaydı kâle almaz kelle yapısı taşır!. Bunların isbâtı da yukarıdaki sözleridir…

(Yarda.oğlu) veznindeki bu Bardakoğlu Oryantalist (Çöme.i), tam 9 sene evvel (2008’de) köşeli başında “Şeyhülislâm sarığı ve sırtında da sırmalı kaftanıyla” neler (saçma.amış), yahudi Fettoş masonunun mankurtlarına ve Vatikan kardinallerine kadar bütün cihân duysun:

“Laiklik, toplumun ortak paydalarından biridir. DİB, laiklikle sorunu olmayan kurumların başında gelir. Laikliği din özgürlüğünün temeli olarak görmekteyiz. Devletin dinlere eşit mesâfede durması olarak görmekteyiz. Bizim özgürlükden şikâyetimiz olmaz!” (12/Eylül/2008)

Adı geçen sarıklı politikacı veya Oryantalist (çöme.i), “Devletin, bütün dinleri HAKK veya Bâtıl ayırmadan hepsini EŞİT görmesini, yani onlara eşit mesâfede durmasını kabul edince”,  sanki kendisi, evet bizzat kendisi, (Müslüman kalacak), bütün bu dinleri EŞİT kabul etmemiş olacak!!!

Kataküllinin çift kavrulmuşundan buyurmaz mısınız?!

Öyle ya, Parasasör Hazıretleri Mars’da, devleti ise Jüpiter’de yaşıyormuş; ve birinin ötekini TEMSÎL KUVVET VE KÂBİLİYYETİ BİR HİÇMİŞ!!!

Kendisi, o devletin içinde, “Benim Devletim” diyerek; ve kendisini o devlete (nisbet ederek yaşamıyor)muş zâhir!

Bu çift kavrulmuş katakülliyi de,  dünyâ denen seyyâredekilere Kurban kavurması gibi ve “Besmeleyle” ve şifâ niyetine sağ elle yedirecek!!!

Zirveden zırvaya kadar, bu katakülliyi daha kimler yedirmiyor ki?.

Bir yandan “Darwin Eğitimcisi” Bakanlık; öte yandan ise “Hakk-Bâtıl tefrîki yapmadan”, 1500 yıllık Mutlak Hakîkat İslâmiyyet’i, 15 Temmuz gâvurlarının Vatikanik Papa dîni ile ve (Laiklik=Dinsizlik) adına EŞİT gören Di. İş. Bşk’lığı denen yer…

Böyle bir bir memleketde, yahudi ve mason Fettoş kürsülere dadanmaz, salya sümük hıçkırarak, Kur’an’ları yerlere savurmaz mı?..  Fettoşun mankurtları da, (Haçlı Seferi Şövalyeleri) olarak ehâliyi tayyâre, tank, helikopter, makineli ve bilmem nelerle tarayıb meydanları kan gölüne çevirmez de, ya ne halt eder???

93 yıllık DİB ile yapılan işgâli sonraya bırakarak, biz “EĞİTİM Bakanlığı” denen yere bir el atalım:

1908’den beri, 109 yıllık “Maarif kanseri” ile yapılan “İşgâlden” hiç kimse bahsetmez olmuşdur… Çünki narkozlama tam yerini bulmuş; ve bu işgâli gören kalmamış bulunuyor!

“Millî-Türk” demekle, “Dînî-Diyânet” demekle, ne maarif, ne mektebler, ne devlet, ne hükûmet, ne parti, ne pırtı, ne şu ve ne de bu, hiçbir şey “Adam” olmaz; tam tersine, adamlar cüdam, madamlar  ise “Kartaloz, cadaloz, hotoz ve moloz” olur!

Oldu da… Hapishâne ve tımarhâne kaçkını gibi sokak karıları nereden ve nasıl peydahlandı?

Cinsiyetler bile cibilliyetsiz olmuş, her taraf neredeyse “Oros-Soros” iniltileriyle boğulmuş; Sodom-Gomore ve Bizans-Roma sokaklarına kıçatdırmaya doğru gidiyor!

“Eğitim Bakanı” olacak devletlû ve hökûmatlû zât-ı âhırüzzemân ise, memleket 4 tarafdan gâvur ablukası altına alınmışken, İngiliz Yahudisi Darwin denen insanlık ucûbesinin kafa ve barsak ifrâzâtlı felsefesini (DİLİNE) dolamadan edemiyor!.

Geçenlerde:

 “Biz evrime karşı değiliz. BİLİM bir şey diyorsa buna karşı olabilmek mümkin değil!”

Diyen bir “Eğitim Ministeri=Bakanı”, bütün bu saçmalıklara “İnkârı gayr-i kâbil ilmî hakîkatlar” gözü ile bakdığını nazara verdi…

Bu, Müslüman (SÜNNÎ) Ecdâdın vatanında “Haçlı Kültür ve Küfrüne âid teorilerin” yaşatılmasını; ve bu fikirlerin işgâl ve istilâsı altında kalındığı hakîkatını ortaya koyar ki, bu cidden kahredici bir manzaradır… Bunun daha çukuru düşünülemez…

Darwin denen İngiliz yahudisinin bu hezeyanlarını AKP hükûmetinin bir “Eğitici Bakanının=Ministerinin” ateistlere hass ağızla diline alıb, bunlara “BİLİM” kılıfı girdirmesi, afv edilecek bir günâh da olamaz…

“Eğitsel ve Eğitmen Bakan Yılmaz”, mütenâkız haberler intişâr etse de, şu aşağıdaki haberlerin içinden; ve AKP zihniyetinin bir mümessili ve propagandisti olarak târihe geçmekden kurtulamıyacakdır:

Biz sadece ‘Öğretilecek o kadar konu var ki, bu konu bu eğitim seviyesinde verilmesin, ortaöğretimin üstünde verilmesi uygundur’ diyoruz. Yeni müfredatta ‘Biyolojinin tarihsel gelişim sürecine katkı sağlayan bilim, insanlarını tanır” diye bir bölüm var. Burada tanıyacağı insanlar arasında İbn-i Sina da var, Darwin de var. Yani Darwin’e karşı olma durumu yok” ifadelerini kullandı.”

Bir kere mantık çarpık!.

İbn-i Sinâ gibi “Mâsivânın kıdemine (ezeliyyetine) kâil” bir sapığı da, Darwin sapığı gibi şimdilik geçelim…

“İlim-bilim-milim” diye okutulan şeyler “Hangi kademede okutulmalı”dan bin kere evvel, bu öğretilecek şeylerin “İlim-bilim-milim haysiyeti ve Nâmûsu var mıdır?” buna bakılmalıdır; bu şartdır… Buna bakmadan neye bakarsan bak, o, rezâlet ve felâketdir…

Bu satırların muharriri, Lisede Biyoloji dersi ve o dersin müfredâtı içinde de İngiliz Yahudisi Darwin ucûbesinin barsak ifrâzâtını tersden okutduğum içün, mevzua hâkimim ve çok iyi biliyorum… Biz adı geçen teorinin İngiliz câhiliyyesi olduğunu söylesek ve isbât etsek de, talebe, elindeki kitabda gördüğü içün hemen ve haklı olarak sorardı:

“İnsanlar maymunlardan evolusyon ile meydana gelmişlerse, Âdem Peygamberin yeri neresi?”

Hadi bunlar (dîn-diyânet) görmemiş garîbân lise talebeleri… Bugünün Tv ekranlarında çiftleşen şu “Kubur fârelerine” ne oluyor ki, Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle hâşâ anasız babasız insan yaratmakdan âcizmiş gibi, Âdem Aleyhisselâm’a neredeyse kapı kapı dolaşıb, baba merdûdu neseb-i gayr-ı sahih piçlerin “Baba” aramaları ve “Bulduk” diye de zılgıt çekmeleri ne oluyor?.

Memleketi bir asırdır nice piç, (Piçistana) çevirdi dersek, yalan sayılamaz…

 

İntişârı: 23.08.2017 / 23:50:48

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir