-2- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!
Zıyâiyye BEKÇİSİ
3 Ocak 2019
-4- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!
Zıyâiyye BEKÇİSİ
6 Ocak 2019

HAÇLI YENİ YILINA GİRİŞDE KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARANLAR, HATTÂ MİL ÇEKENLER!

(3)

Zıyâiyye BEKÇİSİ

.

Yılbaşı hakkında “Müverrih-i Ahır.amanın” yazdıkları ile, CHP şefokratik ve alîl zihniyetinin bu kadar büyük ve saftirik destekçiliği olamaz!

Roma imparatoru Sezar yeni bir takvim ortaya koyar ve bunda 11 günlük bir hata vardır. (Müverrih-i Ahır.aman) bunları kaydetdikden sonra diyor ki:

“Hesap doğruydu, ancak onbir gün hiç yaşanmadan geçmiş, ziyan olup gitmişti! Bunu içlerine sindiremeyenler ayaklandı. “Ömrümüzü çaldınız” diyerek sokağa döküldüler.”

Şu hâle bakınız, elin Roma kefereleri bile kendi adamlarının yapdığı takvimdeki bu yanılma içün, bunu içlerine sindiremiyor ve ayaklanıb sokağa dökülüyorlar!. Amma Türkiya’da, Azîz Dînin olmazsa olmazı mukaddes ve muazzez bir takvim yasaklanıyor, 96 yıllık şefokrasi zulmü karşısında kimsenin gıkı çıkmıyor!. “Yerli ve Millî ve dahî Mülüman mı Müslüman” Müverrih-i Dembokrat ve kaytan bıyıklılar ise, bu yasağa öyle taraftarlık içinde yamanmışlar ki, neredeyse zil takıb oynıyacaklar!

Binlerce esef ve nefrinler!

Dahası da var:

Yılbaşı denen ve islâmî îmân, ahlâk ve an’anelerle dolayısıyla islâmî hayat tarzı ve şahsiyetle zerre kadar kâbil-i te’lîf olamıyacak bu iğrenç “Kutlama-kurtlanma” rezâletlerinin, Hıristiyanlıkla da alâkası gösterilmemeli ki, müslümanlar nazarında bu, başka bir dîni yaşamak olarak nefretle reddedilmesin, bundan Müslümanlık ve müslümanlar adına hiç kimse rahatsızlık duymasın, narkozlu hâliyle ehâli-i müslime uyumasına devâm etsin ve asla ayılmasın; “Bu ne haltetmekdir bre, ben müslümanım, bu gâvur hayâtı bana nasıl dayatılır!” diye ayağa kalkamasın!

Nasıl mı?

Şöyle diyor kaytan bıyık:

“(01 Ocak Hz. İsa’nın doğum günü değildir. Takvim düzeltmelerinde görüleceği gibi, 01 Ocak tarihinin Hıristiyanlıkta bir kutsiyeti de yoktur. Tabiatıyla yeni yıl kutlamalarının dini tarafı bulunmuyor, sadece Hıristiyan geleneklerine dayanıyor). İngiltere de, ancak o zaman “Gregoryen Takvimi”ni kabul edecekti (Bazı Avrupa ülkelerinden yaklaşık ikiyüz sene sonra).”

İşte okuduğunuz şu satırlar (cehâletle tenâkuzu) bir arada taşıyacak kadar ipsiz-sapsız, ciddî bir tarihçiye aslâ yakışmıyacak, hele bir müslümanın ağzına bile alamıyacağı kadar îmâna ters zırvalardır…

Bunları yazabilen bir adam kendi kendisine düzdüğü hılâf-ı hakîkat satırlarla, “Yılbaşı denen” ve binbir rezâletin ayyuka çıkdığı bir günü resmen ve alenen “Tezkiye” ederek, Anadolu insanının bu çukurda sürünmesini devam etdirsin istemektedir.

Adam, 1. Cümlesiyle “1 Ocak târihinin Hıristiyanlıkda bir kudsiyeti de yokdur” derken; 2. Cümlenin yarısıyla da “Yeni yıl kutlamalarının dînî tarafı bulunmuyor” diyerek 1. Cümlesini başka türlü te’yîden tekrarlıyor; ve hemen, 2. Cümlesinin 2. Yarısıyla ise, “SADECE HIRİSTİYAN GELENEKLERİNE DA-YA-NI-YOR!” diyor ve çuvala sığmayan mızrağını kendi öz bedenine ve en hassas yerine saplayıb saklamak istiyor!

İşte “Parti-pırtıcı, Dembokrasi mü’mini bir Müverrih-i Ahır.aman” oldun mu, netîcesi böyle harakiri yapmakdır!

Akit ekranlarında esib gürleyen, üstelik de millet bakiyesi zavallı ehâlîye tepeden bakan ve “Müverrih-i Ahır.aman” geçinen bir adamın, “01 Ocak tarihinin Hıristiyanlıkta bir kutsiyeti de yoktur. Tabiatıyla yeni yıl kutlamalarının dînî tarafı bulunmuyor, sadece Hıristiyan geleneklerine dayanıyor.”  demesi, fevkal’âde utanç verici ve (ceh.letin) dünyâ çapında i’lân edilmesidir…

Bu (câh.l) de değil çalakalem yazan “ec.el-i cühe.â” tarihçiye sitemiz muharrirlerinden (Ahmed ZIYÂ)nın ciddî ve ilmî bir araştırmasından iktibâs etdiğimiz aşağıdaki satırlarını, Yavuz’un bu düzmece ve uydurma satırlarının üzerine bir hakîkat balyozu gibi indirelim; ve bâtıl ve sapık inançların cümlesinin ipliğini böylece pazara çıkarıvermiş olalım!..

İşte iktibâs edeceğimiz satırlarla işin içyüzü, yani Yılbaşı denen günün, bal gibi “Hıristiyanlığın Dînî günlerinden” biri oluşunun; hatta Roma putperestliği ve Yehûdiyyet’den de inançlar devşiren bir gün olduğunun İSBÂTI:

“Ne hikmetse yılbaşı bayramını temize çıkarma telaşını her yerde görür olduk. Noel’in, Hristiyan bayramı olduğunu söyleyebilenler, maalesef “yılbaşı kutlamanın ma’sûm olduğunu” iddiâ edebiliyorlar.

Noel ile yılbaşının birbirinden farklı iki bayram olduğu doğrudur. İkisi de aslen putperestlerin âdeti olduğu için, kilisenin “reformuna” uğrayıb hrıstiyanlaştırılmaya çalışılmışdır.

………………………………………………

Kilisenin bu çabalarını batı kaynakları şöyle anlatır:

“1582 yılında, kilisenin liderliğini yapan “Papa XIII. Gregory” tarafından hazırlanan yeni takvimde, o, “yılın son gününü 31 Aralık’a sâbitlemişdir”. [31 Aralık kilise için mühim bir târihdir.] Zîrâ, 335 yılına kadar Roma’da kilisenin liderliğini yapmış [ve çok kıymet verdikleri papaları], Papa I. Silvester, 31 Aralık 314’de papa seçilmiş ve tam 21 yıl sonra, yine 31 Aralık 335 gününde ölmüşdür. Bu sebeble 31 Aralık gününü, zamânın en meşhur kilise liderlerinden biri olan ve bu arada “kanonize” (=resmî olarak azîz îlân) edilmiş olan Papa I. Silvester’in, “anma ve isim günü” ve “yılın son günü” kabul edilip, her sene kendisini tes’id etmeye başlamışlardır.”

“31 Aralık gününe “Papa I. Silvester”in ismini verme hâdisesi litürjik menşe’li (=Litürji, özellikle Hristiyanlıkta, halka açık dinî ibadetlerin (ayinlerin) nasıl yapılacağını belirleyen formlar (metot ve prosedürler) bütünü.) olup, bu formlara uygun olarak düzenlenmiş ayinlere de litürji denir. Litürji kelimesi husûsî isim olarak bilhassa Ortodoks Kilisesindeki Efkaristiya (Ekmek şarap ayini) manasında kullanılır. ) [1] olsa bile, Silvester bayramı, o zaman da bugün de kilise bayramından ziyâde putperestlerin bir bayramıdır. Çünki Roma’daki kilise, uzun bir süre, halkın, [putperestlikden kalma âdetleriyle] yılın başka hiçbir gününde yapmadıkları şekilde dans edip, yiyip içerek, bayram etmelerine mâni’ olmak için boğuşmuşdur. Bu sebeble 1 Ocak gününü, halkı ibâdet ettirme umuduyla, “Tevbe ve Oruç günü” olarak dayatmış, fakat muvaffak olamamışdır.”[2]

Burada da görüldüğü gibi kilise, Hristiyan halkının putperest âdetleriyle bayram etmesinden rahatsızlık duyarak, mâni olmak için elinden geleni yapmış olmasına rağmen, halk, putperestlik ve Hristiyanlığı birbirine “telbîs” ederek bayramlarını icrâ etmeye devâm edegelmişdir…

ÖLÜMÜNDEN 1.247 YIL SONRA HATIRLANAN PAPA I. SİLVESTER KİMDİR?

Papa I. Silvester,   Wikipedia

Hristiyan âlemi için, yılın son gününe ismini verecek kıymeti hâiz bu papa kimdir? Ne yapmışdır ki bu kadar meşhur edilmişdir? Türkçe kaynaklarda hakkında pek ma’lûmât bulamadığımız bu papayı, yine batılı kaynaklardan araştırıp okuyalım derken, karşımıza Berthold Seewald’in kaleme aldığı: “Silvester – Devasa Sahtekarlıkların Kilit Şâhidlerinden Biri” serlevhalı makâlesine rastladık. Ehemmiyetine binâen ba’zı yerlerinden terceme ile iktibâs yapmakda fâide gördük:

“Silvester – neredeyse hiç, yüksek siyâset, entrika ve acımasız güç kullanımı ile hatırlanmaz! Bununla beraber, 314-335 yılları arasında hüküm süren “Papa I. Silvester”in adı, tüm zamanların en te’sirli sahtekârlığı için yaşatılır: “Constantutum Constantini”, [bu hâdise] daha çok “Konstantin’in Bağışı” olarak bilinir.

“İmparator Konstantin’in, kendisini cüzzamdan iyileştirdiği için, Papa I. Silvester’e büyük hâkimiyyet (=egemenlik) hakları devretdiği söylenir. Bu “Konstantin’in Bağışı” yüzlerce yıldır Vatikan’ın temel kânunu olmuşdur.”[3]

Makâlede, “Konstantin’in Bağışı” adı altında dönen entrikalar, bu uğurda verilen savaşlar, akıtılan kanlar, teferruatlı bir şekilde anlatıldıktan sonra:

“Vatikan, Papa Silvester’i kendi usulünce taltif etdi. Kendisini “martyrium”a (=Martyrium: Kişinin dînî veya siyâsî inancı doğrultusunda çekdiği sıkıntılar neticesinde ölmesine denir.) uğramamış olan ilk papa olarak kutsadı. (…) “Papa Silvester”, sonraki nesiller tarafından, onun adının karıştırıldığı kavgalardan uzak kabul edilir. Kendisi bir Aziz olarak ciddî ve çok mühim bir vazîfeyi üstlenir: Evcil hayvanların koruyucu azizidir ve onlar için iyi hasat yapılmasını sağlar.”

Diyerek makâlesini bitiriyor…

SİLVESTER YANİ YILBAŞINDA YAPILAN PUTPEREST ÂDETLERİ

“Yılbaşı bayramında” yani “Silvester”de, “noel”de de olduğu gibi yapılan birçok âdet vardır. Bunların Türkiya’da tanınmış olanlarını ele alacak olursak, âile ve dostlarla bir araya toplanarak eğlenmek, gece yarısı olduğunda sessizliği havâî fişek ve çatapatlarla bozup gürültü çıkarmak, kurşun veya kahve falına baktırmak, son saniyeleri geriden saymak gibi… Hepsinin Roma putperestliğinde yapılış sebebleri vardır… Bunları tek tek yazmayacağız… Bilhassa en meşhurlarından biri, 31 Aralık’ın bitip, 1 Ocak’ın başladığının belirtisi olan “avrupâî” saatlerin 00:00’ı gösterir göstermez gecenin sessizliği ve karanlığını havâî fişeklerle bozmalarının sebebi de putperest âdetlerine dayanıyor. Bâtıl Batı’nın kaynaklarından okumaya devam edelim:

“Yılbaşı gecesi, putperest bir geçmişe sahiptir ve pek çok görenek ve bâtıl inançla bağlantılıdır. Bir zamanlar, Germen kavimleri tarafından, kötü ruh ve iblisler ışık ve gürültülü alaylarla sürülürdü. Bugün, bütün dünyada bu geleneğin yerini giderek daha masraflı bir şekilde havai fişekler alıyor.”[4]

“… Germen kavimleri, korkunç savaş tanrısı Wotan’ın bilhassa yılın en karanlık zamanında tahribât yapdığına inanırlardı. 31 Aralık, husûsan çok uzun ve karanlık olan gecelerin tam ortasındadır. Germenler, Wotan’ın o gece vahşî hayâlet ordusuyla gökyüzünde uçduğuna inanırdı.”[5]

Bu tanrının gadabından korunmak için Germenler gecenin sessizliğini ahşap tekerlek yakarak ve aşırı ses çıkararak korunmaya çalışdıkları ve bu âdet yüzünden “bugün, yalnız Almanya’da havâî fişek ve başka gürültü ve ışık çıkaran malzemeler için takriben 100 milyon Euro isrâf edildiği” aynı kaynakda bahsediliyor..

Yılbaşı “kutlamalarının” putperest bir âdet olduğu birçok Batı kaynağında bahsedilirken, bu “kutlamalarda” yapılanların, eğlenme şekline kadar, maalesef Türkiya tarafından da taklid ediliyor olması esef vericidir… Onlardan ba’zıları: Kurşun döktürerek, kartlar veya kahve falıyla istikbâli görme çabaları, TV’lerde yılbaşına has programlar, “Cumhûrbaşkanı” tarafından “yeni yıl ulusa sesleniş mesajı” yayınlamak gibi…

İstanbul Beyoğlu’ndaki St. Antuan Kilisesi’nde Noel ayini / Milliyet

İlâveten Hristiyan âleminde o gece, yeni yıla “hoş geldin” demek için, kiliselerde “gece yarısı ibâdetleri / âyinleri” yapılır.

Türkiya’da meşhur olmamakla birlikde, Almanya’da yılbaşı gecesi, ya’ni “Silvester” için, biribirlerine “Guten Rutsch” (=“iyi kaymalar”) derler. … Bunun da kaynağına inen bir alman sitesine rastladım ki, orada muharrir, bu âdetin yahûdîlerden geçmiş olabileceğini şöyle îzâh ediyor:

“…Bu ifâdenin kaynağı, muhtemelen İbranice’den geliyor. Yahudi geleneklerine göre, Yeni Yıl “Rosch ha schana” olarak adlandırılıyor ve kelimenin tam manasıyla “yılın iyi bir başı” demek oluyor.”[6]

İhtilâflı olmasına rağmen dikkate alınmasında faide gördüğümüz bu âdetin yapılış sebebi bu noktasıyla da Yahûdîlere dayandığına göre, “Silvester” denilen bu “Yılbaşı” gecesi rezaletinin köklerinde, putperestlik, Yahûdîlik ve Hristiyanlık vardır…

“KİM BİR KAVME BENZERSE O ONLARDANDIR!”

Server-i Kâinât Alâ Ekmeli’t-Tahıyyât, Habîbullâh ve Rasûlullâh Sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri:

“- Kim bir kavme benzerse, o, onlardandır!” [Ebu Davud, Libas 4] (Sadaka Rasûlullâhi Sallallâhu aleyhi ve sellem…) buyuruyor.”

İktibâs etdiğimiz yukarıdaki satırlara rağmen adı geçen (Müverrih-i Ahır.aman), hâlâ “Yılbaşının Hıristiyanlık’da bir kudsiyeti yokdur” yâvesine devam edecekse, ona başkaca diyecek söz bulunamaz, nasîbi olana bu satırlar bin kere yeter de artar!. “Yılbaşı=Silvester Bayramı” , muharririmizin beyân etdiği gibi, sâdece hıristiyanların değil, üstelik, Roma putperestlerinin ve yâhûdîlerin yani üç dînin “kutsallarından harmanlanan” pek şeddeli ve bulamaç bir rezâlet…

Ancak muârızımızın neresini düzeltsek, deve gibi bitib tükeneceği de yok!. Aşağıdaki cümlesi bile bir başka tenâkuzu ile bâtılının isbât vesîkasıdır.

Papazın takvimini, İngiliz Hıristiyanları bile reddeder ve bunun reddi içün de “Isyân edib Krallık Cemiyeti a’zâlarından hesâb sorma” derecesinde bir reddedişin içine girerken; bizim “Soydan sopdan da Müslüman” bilinen (Müverrih-i Ahır.aman’ımız), “Yerli ve Millî” duruşu ve kaytan bıyık bakışı, “Hoşgörü ve diyalog” hasreti, cumhûriyet ve dembokrasi sevdâsı, Dayıbabalık dâvûdî ve ağalık sesi  ile, bakınız bu haçlı-papaz takviminden evlâdiyelik çapda nasıl da memnûn ve mesrûrdur:

“Her millet tek yılbaşına sahipken, bu toprakların mirasçısı olan bizler üç ayrı yılbaşına sahibiz. Bu bize diğer milletlerin sahip olmadığı bir zenginlik katıyor.”

Vay canına!

Ne zenginlik katılmalarıyla yaşıyormuş şu millet bakıyesi zavallı ulus da, haberi yokmuş!

Silvester’li Gregoriyen’li takvim rezâletleri ve yılbaşı cünûnunun, bu ehâliyi hangi şahsiyet müflisi olmaya doğru süründürdüğünü ve zemzeme de ne idrâr haltları katdığını, müteâkıb makâlemizde de görmeye ve göstermeye gayret edelim bi avnihî Teâlâ…

 

(Mâba’di var)

 

 İntişârı: 04.01.2019 / (tt)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir