(1) Şevket Bey’in “Tebrik, Selâm Ve Hürmetler Sunup Ellerinden Öptüğü!” Yer!
26 Ağustos 2011
Şevket Eygi Bey’in Günlük “İctihâdına!” Göre Abdülmecid Efendi Hazretleri Halîfe İmiş!
5 Ekim 2011

ŞEVKET EYGİ BEY’İN GÜNLÜK “İCTİHÂDINA!” GÖRE MÜSLÜMANLARA DİNDE ZORLAMA VARMIŞ!

Mehemmed SAFFET

 

 

Şevket Bey (2.10.11) tarihli ve “Ağlayan yok” serlevhalı yazısında şöyle yazıyor:

“Din elden gidiyor veya gitmiş, yeterli sayıda ağlayan yok. Şeriat elden gitmiş, feryat eden yok.”

Aynen, başvekîlin Arab ülkelerinde laiklik denen ateizmi reklâm edişinden tek satırla “feryâd etmeyen” Şevket Bey gibi! Aşağıdaki cümlelere de siz bunu teşmil ediniz!

“Beş vakit namazı halkın yüzde 90’ı kılmıyor, fazla üzülen yok.

Ramazan’da cayır cayır oruç yeniyor, kimin umurunda.

Fuhuş, ahlaksızlık, edepsizlik korkunç boyutlarda, bu kadarı da olmaz diyen hemen hemen yok.

Medya yoğun şekilde müstehcen yayın yapıyor, tahrik edici seksî resimler basıyor; protesto eden yok.”

Başvekil üç Arap memleketinde (İslâm topraklarında) yoğun şekilde en ağır laiklik yayını yapdı, protesto eden oldu mu? Meselâ siz protesto edebildiniz mi? Müstehcenlik mi müslümanı  ebedî cehennemlik yapar, yoksa “ben, devletin, Allah ve Rasûlü’nden cüzzamlıdan kaçar gibi kaçmasını yani laikliği istiyorum!” demesi mi? Hangisi? Hangisi, hangisi???

“İslam’da teravih yoktur, Peygamber teravihi yasaklamıştır” (Olmayan bir şeyi nasıl ve niçin yasaklıyor?) hezeyanı savruluyor, en az bir milyon Müslüman protesto etmiyor.”

Terâvih sünneti içün 1 milyon kişi ise, binlerce farzı silip süpüren ve yüzbinlerce haramı ikâme eden Laiklik, Allâh’ın dinini yasaklıyor diye acaba kaç yüzmilyon yaşayan, kaç yüzmilyar da âlem-i berzahdaki müslüman protesto etmeli veya kınamalı (tel’în etmeli?) Âlem-i Berzah’dakilerin tel’în etdiklerinden de mutlak ma’nâda eminiz…

Teravihin yanında bu bir milyar kere mühim mes’ele görülmez de, bir uçkuru düşük pisliğin herzesi içün mü milyonlar protesto içün yürüyecek, çok güldürür bu iş!

Îmânlar laiklikle sıfırlandıkdan sonra, terâvihden bahsetmek de ne menem işdir, bilen beri gele…

Feministler yatsı ve teravih namazında Hacıbayram Camii’nin içine erkekleri sokmuyor.”

Ortada erkek olsaydı, böyle kepâzelik olur muydu usta?

“Sadece kadınları içeriye alıyor; bu bid’at tepkisiz kalıyor. Ceza Kanunu’ndan zina suçu kaldırılıyor, gereken tepki gösterilmiyor.”

Sarıklı ve sırmalı, cübbeli DİB başı ve sizin tebrik ve hürmetler edip ellerinden öptüğünüz ve “Fetvâ Kurulu!” namı ve rütbesi verdiğiniz heriflerin neden yakalarına sarılmak istemezsiniz? Onlar aydan aya maaşlarını cebe indirecekler, ama zina suç olmakdan kaldırılınca gıkları çıkmayacak, bu nasıl iş?. Siz bu adamlara tebrikler ve ihtiramlar sunun ve ellerinden öpmeye devam edin! O elleri öpen ağızlara bir zarar gelmemesi içün de ayrıca dua etmeli!

Zavallı ehâli-i etrak ve ekrad sizin yazılara bakıp, o damların elleri öpülesi muhteremler olduğuna inanıyor, sonra da şöyle diyor haklı olarak:

“-Şevket Bey’in tebrik ve hürmetler sunup ellerinden öptüğü bu mübarek fetva ehli adamlarımız, zina suç olmakdan kaldırılınca susuyorlarsa, bunda bir veya bin hikmet vardır. Öyle ise ben kimim ki tepki ve etki ve atkıda bulunup haddi aşayım! Demek, zinâ öyle necâset bir şey değil ki, çok sayın abim Şevket Bey’in tebrikler ve hürmetler sunup ellerinden öptüğü muhterem ve eli öpülesi canlar susuyorlar, öyle ise ben de susmalıyım!

Demek ki o muhteremler bu işe sustuğuna göre, kerhânelerde kadın ticâreti yücesel hızmetleri ve her çeşit sosyal-dembokratik-hukuksal-ilkesel-laiksel zinâ, millî-cumhûrî kültürümüzün bir çeşitliliği ve bir ticârî ve cinsî sektörü olarak devam etmelidir. Yoksa hiç susar ve sessiz kalırlar mı? Haksızlık, haramlar ve zulümler karşısında susanların dilsiz şeytan olduğunu bu muhterem fetva ehli yüce kurum ve kurullarımız bilmiyorlar mı?

Belki de o tür bel altı işletmeciliklerin bu yollarla bütçemize büyük katkı ve atkıları da oluyordur! Ayrıca işsizlik yüzdemizi de azaltdığı izahdan vârestedir! Laik olduğumuza göre devletimizin böyle helal-haram işlerine bulaşmadan kadın ticâretine yeşil ışık yakması ve bu kerhâne işlerine dini karıştırmaması büyük bir isâbet de oluyordur!

Pis ve lânetli bir iş olsaydı, Yüce Dînimizin yılmaz savunucusu Muhterem ve Mücâhid abim Mehmed Şevket Eygi Beyefendi’nin tebriklere, hürmetlere ve elleri öpülmeye layık gördüğü DİB başkan ve fetva heyetlerinin, herkesden evvel bu zinâ ve kerhânecilik ameliyyesine bir “TEPKİ, ETKİ VE ATKI”da bulunması şart olurdu…”

İşte millet böyle der ve böyle düşünüp zinâ ve kerhâneciliğe böyle “tepki, etki, atkı ve katkı!”da bulunur! Çünki DİB’e güvenmektedir ve DİB’i de, Muhterem abisi tezkiye etmiş, “fetvacı kurulların!” tebrikler, hürmetler sunarak ellerinden öpmüşdür…

Diyanet kadrosundan bir kadın müftü yardımcısı Buharî’de yer alan sahih bir hadîs için “Peygambere söyletilmiş” diyor; aldıran yok. “-Bazıları bunca kötülüğe karşı “Dinde zorlama yoktur” diyor. Dinde zorlama olmaması gayr-i Müslimler içindir. Müslümanlar (zemine ve zamana göre) dinî konularda zorlanır.” 

Efendim, bunu bazıları demiyor Allâh Azze ve Celle Hazretleri buyuruyor… Hem de Bakara Sûresinin 256. Âyet-i Celîlesinde… “Dinde zorlama gayr-i müslimler için yokdur, müslümanlar dînî mevzularda zorlanır!” demek, fevkalâde fâhiş bir hatâ ve İslâmiyyet’e karşı bir tersleşmedir… Arzedebildik mi efendim?

Tefsir ve fıkıh müdevvenâtı meydanda. Şevket Bey, muârızlarına şer’î bir mes’elede “kitabda yerini gösterin, aksi halde kafanızdan uydurmayın!” diye yıllardır yazar durur! Lâkin şimdi biz kendisine aynı cümle ile muhatâb oluyor; ve mu’teber bir tefsir, fıkıh, ilmihal, hadis, akaid kitabında “müslümanlar dîne zorlanır!” diye bir ibâre göstersin diyoruz! Öyle kafadan atmak ve sıkmak yok!

Mu’teber ehl-i sünnet ve’l-cemaat ulemâsının eserlerine dayanmayıp  kendi akıl ve mantığımızla çıkardığımız indî ve keyfî hükümlerle “işte din budur!” dersek, bizim de, Şevket beyin haklı olarak karşısına aldığı adamlardan, hoşgörü-diyalogcu, mezhebsiz, necdî, telfikçi, tarihsellikçi, reformist, bilmem neci heriflerden ne farkımız kalır?

Müslüman, dininin emirlerine göre tatbikatdan kaçıyorsa, ensesinden yakalanıp şunu yapacaksın veya şunu yapmayacaksın diye zorlanamaz! Çünki YARADAN “Lâ ikrâhe fiddîn!” buyurmuş! Ancak o müslüman, emri yerine getirmediği veya yasak olanı yapdığı içün (CEZÂ) görür… Müslümana (zorla) bir işi yaptırmak veya yaptırmamak ayrıdır, bir suç olan fiiline (cezâ) vermek ayrıdır…

Şevket Bey’in “ictihâdı!” indî olmakla keenlemyekündür. Çünki “mevrîd-i nassda ictihâda mesağ yokdur”, böyle bir noktada hükm-i ilâhî tefsirlerde sarâhaten ortadadır.

Tefsirler ortada, fıkıh ortada…

Yoksa, “kafamıza göre  ahkâm kesmek bize serbest, ama bizim dışımızdakilere haram-yasak!” demiş olmaz mıyız?

“Bir İslam devletinin Müslüman tebaası beş vakit namaz kılmakla mükelleftir, bu konuda zorlama vardır.”

YOKDUR EFENDİM, YOKDUR!

İSLÂM DEVLETİ MÜSLÜMAN TEB’ASINI BEŞ VAKİT NAMAZA ZORLAYAMAZ… TARİHİN HİÇBİR ZAMAN VE MEKÂNINDA DA  ZORLAMAMIŞDIR. ZORLAYANLAR OLMUŞSA, O ZAMANLARIN DEVLETLERİ FIRÂK-I DÂLLENİN, SAPIKLARIN, DALÂLETDEKİLERİN DEVLETLERİDİR. BÜYÜK MÜCTEHİD MERHÛM AHMED İBNİ HANBEL HAZRETLERİ GİBİ BİR ALLÂH DOSTU ALLÂMENİN BOYNUNA URGAN BAĞLAYIP “KUR’AN KADÎM DEĞİL (HÂŞÂ) MAHLÛK DİYECEKSİN!” DİYE SOKAK SOKAK DOLAŞTIRANLARIN ALÇAKLIĞI BİR ZORLAMADIR. VEYA LAİK DEVLETLERİN BAZI MÜSLİMELERİN ÇARŞAFINI PARÇALAMASI, KAFALARINA ZORLA GAVUR ALÂMETİ OLAN ŞAPKAYI GEÇİRMESİ GİBİ İNSANLIK DIŞI HAYVANLIKLAR İRTİKÂB ETMESİ BİR ZORLAMADIR… BU KABİL ZORLAMALARA  EHL-İ SÜNNET’İN (MÜSLÜMANLIĞIN) DEVLETLERİNDE RASTLANILAMAZ.

RASÛL-İ RUSÜL ALÂ EKMELİTTEHÂYÂ ALEYHİSSELÂM HAZRETLERİ ZAMANINDA  NAMAZ KILMAYAN, ORUÇ TUTMAYAN BİR SAHÂBÎYE BUNLARIN İCABLARI NE ZAMAN ZORLA YAPTIRILDI? ANCAK FARZLARI YAPMAYAN VEYA HARAMLARI İRTİKÂB EDENLERE (CEZÂ) VERİLMİŞDİR…

CEZÂ ZORLAMA DEĞİLDİR VE OLAMAZ…

ZORLAMA, ÂDEM ALEYHİSSELÂM’DAN BERİ İSLÂMİYYET’İN ŞİÂRI OLAMAZ, ŞİRKİN, KÜFRÜN, DALÂLETİN, NİFÂKIN, BEŞERÎ VE MUHARREF RELİGİONLARIN VE DEMBOKRATİK GUANTANAMO VE EBÛ GUREYBLERİN, LAİK FELSEFELERİN BİR KEPÂZELİK, ZULÜM VE REZÂLETİDİR…

MESELÂ HARUN REŞİD MERHUMUN ÇOCUKLARI MU’TEZİLE SAPIKLARI İDİ VE BUNLAR DEVLETİN BAŞINA GEÇDİKLERİ ZAMAN BEYAN ETDİĞİMİZ GİBİ (ZORLAMA) YAPTILAR…

İSLAMİYET, DÜNYAYA MUTLAK ADÂLETİ GETİRMEK VE ZORBALARIN ZORLAMASINI YOK ETMEK ÜZERE VE TAA ÂDEM ALEYHİSSELÂM’DAN BERİ HÜKMEDEN BİR VAHY (ALLÂH) NİZÂMIDIR…

“Hür ve mukim erkekler, şer’î özürleri yoksa, farz namazları cemaatle kılmalıdır. Bu konuda da zorlama yapılır.”

YAPILAMAZ  SEVGİLİ ŞEVKET USTAMIZ… YA-PI-LA-MAZ!!!

MÜSLÜMANLAR ÜMMET-İ VASAT, MÜSLÜMANLIK DA MUTLAK ADÂLET VE MERHAMET SİSTEMİ MA’LÛM, İFRÂD VE TEFRÎD YASSAK!

Kafadan ve kitaba müracaat etmeden çalakalem yazmak yok! Bir yazarsak beş okumak zorundayız, yoksa böyle fâhiş hatalar yapar ve ayağımız kayar gider. Fransız gâvurunun dili ile yazılmış kitablardan bin kere daha çok, fıkıh ve tefsir okumak ihtiyacındayız…

Zorlamanın yapılamayacağı muhkem âyetle sâbitdir ve dolayısıyla da müttefikun aleyh bir mes’ele olduğundan “zarûrât-ı dîniyyedendir!”

Binâenaleyh ADI GEÇEN MES’ELE, hakkında nass olmayan ictihada muhtac bir nokta veya haber-i vahid ile önümüze gelmiş bir mes’ele değildir…MÜTEVÂTİREN, bize Kitab, Sünnet ve icmâ ile gelmişdir.

Elimizin altında Elmalılı, Hulâsatü’l-Beyan gibi tefsirler mutlaka vardır, hemen oralarda Bakara 256. Âyetin tefsîrine mürâcaat edile. Muharrirelerimizden Âişe Şevval Hanım’ın aynı mevzû’ ile alâkalı makâlesi de tedkîk buyrulursa, mes’eleyi anlamaya  kâfi gelir sanırım…

 

(Mâba’di var)

 

(İntişârı: 02.10.2011)

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir