İnce Ayar Uyutma = Dembokrasi Denen Faşizma!
23 Haziran 2018
Dembokrasi Kumarının Kazananı Hiçbir Parti Pırtı Olamazken, Gene Dembokrasi Olmuş!
Tâhir MÂHİR
25 Haziran 2018

BİR YÂRENLİK!

VEYA

BAŞVEZÎR RECEB TAYYİB BEYEFENDİ’NİN NAZAR-I DİKKATİNE!

Mehemmed SAFFET

 

 

Birâder!

1) Evvelâ beyân edeyim ki, benim dînim (dembokrasi) değil, Allâh Azze’nin DÎNİ olan İslâmiyyet’dir. Binâenaleyh, dembokrasi dîninin en büyük bayramı olan 12 Haziran seçimlerine iştirâk edecek 15 parti veya (mezhebin) her hangi birisinin içinde yer almam veya onu seçmem veya ona umûrumu BEYÂT ile tevkîl etmem imkânsız değil, muhaldir!

2) Seçmek-seçilmek ve dembokrasi dîninde makam mevki sahibi olmak gibi bir hedefim de, zarûreten ortadadır ki yokdur, olamaz, bu dahî muhaldir…

3) İktidâr veya muhâlefet partili (mezhebli) kafasıyla hesâb kitâb yapmam, bu da imkânsız! Benim yeryüzü yuvarlağındaki dünyâ hayatımda (intihâb ve intisâbım), dembokrasi dîni mü’mini olarak bu dînin içindeki 15 mezhebden birini intihâb etmek (seçmek) değil; intisâb ve intihâb etdiğim Allâh DÎNİ içinde ölesiye sâbit kadem olmakdır… Ben, HAKK DÎNİ seçmek üzere yaratıldım… Dembokrasi dîninin 15 mezhebinden birini seçerek, parti lideri ve parlamento irâdesine esâret içinde yaşamak içün değil!

4) Farz-ı muhâl, Dembokrasi dînini seçmek üzere yaratılsaydım (hâşâ ve kellâ), o zaman onun 15 mezhebinden de birisini ve bilfarz AKP’yi seçseydim, bu takdirde, zât-ı devletlerine zerre kadar toz kondurmamak içün lâf ishâlinin en sulu yalan, dolan, te’vil, kıvırtma, mugâlâta, fırıldak, demagoji, polemik, damara basma, iftirâ ve hulâsa bu kabil her şeyini, mubah, hatta vazîfe bilir ve ömrümü böyle harcar ve tüketirdim! Velâkin benim dînim bütün bunları haram hükmüyle bana sûret-i kat’ıyyede yasaklıyor… Hamd ve senâ, yüceltmek, övmek ve “ululamak” benim dînimde o dînin vâzıına yapılır ve ancak kalblerde O’nun sistemi yer alır; ve diller de mutlak olarak bu dînin zikri ne ise onunla meşgûl olur… Halbuki “dembokrasi dîni!” müntesiblerine gece gündüz kendisini zikretdiriyor ki, bu benim dînime sonsuz derecede zıt ve ters!

5) Bu i’tibarla, yazacaklarım, Allâh Azze’nin dîninden dembokrasi dînine ve onun mezheblerine (partilerine) nasıl bakmam lâzımsa, öyle olacakdır! Çünki beni dembokrasi dîni ehlileştirememişdir!

Dembokrasi Dîni bunu aslâ istemese de! Ne buyrulur?.

Terörist miyim şimdi ben de?!

ABD, Nato, illüminati, masonizma, siyonizma ve AB standartlarına göre böyle olması, beni bağlıyamaz!. Onlara göre Dembokrasiye köle olmayan herkes terörist!

Tabî yiyen bulurlarsa…

Dembokrasi dîni benim gözümde bir faşizmdir. Çünki benim hayatdaki en kıymetli ve azîz değerler manzûmem olan dînime hayat hakkı vermemektedir. Ve o demektedir ki:

“-Ey, vatandaşlarım! (ki ben vatandaş değilim, Yaradan’ımın kuluyum!) Ancak dîn olarak bana îmânla mükellefsiniz; ve benim dışımda hiçbir şeyi seçme hakkınız yokdur! Benim 15 mezhebimden birine oy vererek yine beni seçmeye ve dolayısıyla yaşatmaya sizi mahkûm, me’mûr ve mecbûr tutuyorum!

Benim 15 mezhebim, günlük yumurta gibi taptâze duruken, sizin Âdem’den beri gelen Dîni ve 15 asırlık son Şerîat’ı seçmenize, aslâ müsaade edemem! Hâ ancak ve sâdece dilleriniz ve damaklarınızla “Müslümanım!” demenize izin verebilirim! Gece gündüz 10.000 kelim-i tevhid de çekebilir, şeyh efendilerin etekleri, elleri, dizleri ve nerelerinden isterseniz oralardan şapur şupur takbil edebilir; ve denâetin umre ve hacc kervanları ile ve onların irâdelerine râmolarak mukaddes beldelere gidib “hacerü’l-esvedi” de yüzlerce kere ta’zimle öpebilirsiniz!

Ammâ dünyâ hayâtınızı, benim îmânî, amelî ve ahlâkî kânunlarım, hayat felsefe ve tarzım ne ise, ona göre yürüteceksiniz! Aslâ Kur’ân, Sünnet, icmâ ve Kıyâs-ı fukahâ esaslarına göre yürütemezsiniz! Ben, bir tek dîn olarak kendimi tanırım; ve kendim dışında başkasına aslâ hayat hakkı veremem. Herşeyin biricik mîzân ve mi’yârı benim, ancak bana muvâfakat veya muhâlefet olarak (iki dünyâ olacakdır); ve ancak ona göre yol harîtası çizerim! Benim tam bir tarîfim yoksa; ve ortadan kalkmak üzere tekme yiyeceğim güne kadar aslâ olamayacaksa da, beni vâr olan bir ve mutlak sistemmiş gibi gece gündüz reklâm etmeye mecbursunuz! 15 partiden birine taraf olarak ona bağlanmayı; leylen ve nehâran, ama gene benim içimde kalmak kayd ü şartı ile istediğiniz muhâlefet ve muvâfakata sövüp saymayı; adı Kemâl kendi Melâl Gandi arkadaşımızın diliyle “anan.. ana…an..a, neyse gerisini söylemiyeyim!” demelere varıncaya kadar “ana avrat sövüp saymaları!” biribirinize revâ görebilirsiniz!

“Piskevit!” lâflarıyla da ağzınızı tatlandırabilir, uçkur kasetleri ve daha binlerce modern ve çağdaş oynaşlarla da hânelerinizi şenlendirebilirsiniz! Her nânenin binini bir paradan, satışa da çıkarabilirsiniz! Bu, hürriyetin en son noktası ve dembokrasimizin en güzel ikrâmıdır! İnsanlık bundan daha ileri bir hürriyet seviyesine de erişememiş ve erişemiyecekdir! Müslümanlık diye tutturan terörist dînci düşmanlarımız, buna “eşşek hürriyeti!” deseler de, bu, “anan… a.. ana.. avrat!” hürriyetine kadar varan “ileri dembokrasimizin” en asîl ve asıl dîn hürriyetidir!

Ammâ dediğim gibi, her nimeti ve hürriyeti ve hayat felsefesini ve dünyâ ile ukbâ görüş ve mutluluğunu ve putluluğunu benim içimde tatmak ve aramak zorundasınız!… Bunun içün de gece gündüz beni zikretmek ve her şeyde benim nâmevcûd terâzîmin ölçü olacağımı propaganda etmek ve var olmayan varlığımın “ileri dembokrasi!” diyerek en üst seviyelerine erişmek üzere yaşamanız ve bunun içün de son derece gayretle çalışmanız en tabii dembokratik hakkınızdır! Başka çâreniz ve alternatifiniz de aslâ yokdur ve olamaz! Aksi halde var olmayan varlığımızı, Irak ve Afganistan’da olduğu gibi şifa dağıtan operasyonlarımızla ve acıtmadan, lokal anestezi ile, Ebû Gureyb ve Guantanamo gibi tımarhânelerimizde sizlere şefkatle ve merhametle tatbikimiz, bize bir insanlık vazîfesi olarak illüminati ilhamlarıyla tevdi’ edilecekdir…

Hulâsa, mücerred beni yaşatarak ve benim dışımda hiçbir dîne iktidâr ve hükûmet vermeyi aslâ kuvve-i akliyye ve hayâliyyenizden bile geçirmeyerek………”

6) Başvezîr Birâder!

Hâl ve keyfiyet bu olunca, biraz zâtınız Hazretlerine garib gelecek amma, “ileri dembokrasi!” hedefinize “uygun adım marş!” diyerek ve “berâber ıslandık yağan yağmurda!” nakarâtıyla ilerlerken, fazla ıslaklık husûlü ile tenâkuza, kurbağaca “çelişki ve bitişkiye!”düşüyor; ve mantık, akıl, insaf ve vicdan noktasında “çılgın projelerden!” nâmahrum bulunuyorsunuz!

7) Meselâ, Memâlik-i Osmâniyye’den tevârüs etdiğiniz Kürdistan havâlisinin Cumhûrî Şırnak nâm vilâyet-i cenûb-i şarkîsinde ve onun Cizre Kâim-i makamlığında bir talebe yurdu denilen mahalle, eli silâhlı başı külahlı Pekkakalı’li şeyâtınü’l-ins, “garib gurebânın ve fakir fukarânın!” evlâd ü ıyâline taarruzla, onları diri diri yakmak gibi bir alçaklık ve Allâh’sızlığın evc-i bâlâsına çıkıyor; ve tüm dünyâ düvel-i cümhûriyyelerine de hastir çekebiliyorlar… Ve zâtınız bunu, haklı olarak ve biraz da o “mıntıka-yı İslâmiyye’den!” oy devşirmek hesâbâtıyla tel’în edib “kınamaktasınız!” Bu sebeble de, Zât-ı Âlînizi ve hükûmet-i cumhûriyyenizi harâretle ve en kalbî hissiyâtımla tebrik ederim! Bu bile, akıl, dîn, can, nesil ve mal emniyetimiz (!) içün fevkal’âde bir tedbirdir; ve seçim emniyetinin Pekkaka tarafından bütün memleketde sıfırlanmasına karşı müthiş ve pek büyük bir aksiyondur!!!

8) Buna, yani çocukları diri diri yakma iğrençliğine, îmân, akıl, fikir ve vicdan fâhişesi olmadıkca hiç kimse “ne güzel olmuş!” diyemez…

Şimdi Başvekîl Birâderim!

Bak, bütün bunlara eyvallâh!

Ammâ, şuna ne diyeceğiz:

“-Eskişehir mitinginin ardından uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Erdoğan, “Cizre’de bizzat Kürtlerin çocukları sırf Müslüman olarak yetişmesin diye onları diri diri yakmaya kalkıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.”

9) Şimdi birâderim iyi dînle lütfen:

“-Pekiy, sen, hükûmetin, partin ve (dem.okratik) inanç sistemin, ehâli-i ekrâtın (kürt halkının) evlâd ü ıyâlinin (SIRF MÜSLÜMAN OLARAK YETİŞMESİNİ) istiyor musunuz??? Yoksa, dembokrasi dîninin seçimine bir iki hafta kala o ehâli-i ekrâta ve onlar üzerinden de ehâli-i etrâka (Türk halkına), bol bol yem dağıtma politik zıplayışlarında mısınız? Eğer siz, hükûmet-i cümhûriyyeniz ve fırka-yı (dem.okrasiyyeniz) ile, politik münâfıklık peşinde değilseniz, 12 yaşından küçük çocukların dîn dersi almasını yasaklayan kânun mu kârun mu ne menem illet ü zilletdir, onu, bir hastirnâmecikle 28 Şubatçı mûcitlerinin münâsib mahall-i mahsûsuna 8 yıldır neden göndermediniz ve göndermiyorsunuz, neden?..

Pekkakalılar “Kürt çocuklarının sırf müslüman olarak yetişmesini istemiyorlar onun içün onları diri diri yakıyorlar!” demek kolay! Seçiminizde “getirisi!” de olur hani! Pekiy, yalınız Kürt çocuklarının değil, Türk-Kürt bütün memleketdeki 12 yaş altı on milyonlarca çocuğun sırf müslüman olarak yetişmelerine mani olan darbeci kânûnunu 8 senedir kaldırmamak ise, o kadar çocuğun rûhunu diri diri yakmak olmuyor mu?”

10) Cevab ver Raîsü’l-Vüzerâ Birâderim!

“-Yol yapdık, para dağıtdık, kuyrukları kesdik, akıllı tahta getirdik, “derslik!” düzdük, kitabları beleş verdik, vizeleri kaldırdık, hastanelerin yolunu açdık, eczahaneleri herkese kelepir eyledik, ucube heykelin içine etdik, viyadükdü düdükdü güzel eyledik, van minüt çekdik, horon tepdik falan filan!”

Birâderim! Bütün bunlar, işin kabuğu, tenekesi, dışı, bedeni, eti kemiği, pozitivizması, sekülarizması, dembokratikleşme üzerinden dünyevîleştirmesi, alt yapısı, yok vitrin kapısı ve bilmem nesi ve nesi!!!

Asıl “RUH KÖKÜMÜZ!” içün ne yapdın veya yapıyorsun onu söyle! Ruh çıkdı mı, bedene artık cesed deniyor arkadaşım! Senin yaptıklarının tamâmı da “ölü yüzü pudralamakdan!” başka bir halta yarar mı sanıyorsun? Ruh çıkdı mı cesked kokuyor, kurtlanıyor, ufûnetinden yanında duramıyorsun, herkes burnunu tıkıyor, kaçıyar kaçıyor!

Hani mitinglerde cıyak vıyak bağırtıp çağırtdığın garib gurebâya “Biz size sevdâlıyız, aşığız yaaaaa!” buyuruyorsun ya yaaaaa! İşte biraz da biz bu üslubla kalem oynatmak istiyoruz!. Belki frekanslarımız tutar da anlaşırız yaaaa!!!

11) “Benim adım bilmem ne!” diyenlere lâf u güzâf bombardımanı yetiştirmeniz ve onları baraj ateşiyle dövmeniz çok kolaydır! Onlar da her dembokrasi mü’mini gibi yalandan başka bir şey söylemezler! Ammâ bizim gibi Allâh Azze’nin dîninden başka zerre kadar başka bir nesneye îmân etmeyenlere hadi cevab verin? Diyâr-ı Bekir mitinginde hem (dem.okrasi) dînine hem İslâm dînine mensubiyyetinizi ortaya koyan beyânlarınız olduğuna göre, çift dînli olarak bizlerden çok daha zengin sayılırsınız!

12) Adı geçen mitingde, Salâhaddîn-i Eyyûbi Cennetmekân Hazretlerini de sırf Kürt olduğu içün epey okşadın! O mübârek, pek büyük bir müslüman kumandandı! Ancak bir yandan da garib gurebâ ve fakir fukarâ takımındandı! Ne gardroplar dolusu takım urbaları ve boyun yularları vardı, ne de “gemicikleri!..” Hattâ mübârek zevcelerinin “Ne dizi dizi mücevhercikleri, ne yakıncıklarının taptâze kuyumcu dükkancıkları, hospıtılcıkları ve bilmem necikleri vardı!”

Şiir ve edebiyât iyidir, hoşdur ve güzeldir başvezîrim, amma (hakîkat) güzellerin en güzelidir!

Ne buyrulur?

13) Bırakın hık mık ve sızlanmaları! “Tekerimize çomak sokuyorlar, yok partimizi kapatacaklar!” yollu bin dereden su getirme matemlerini! Şu “Dârü’l-azâbın!”, (dem.okratik) falan filan, ne ise, mes’ûl hükûmeti misiniz değil misiniz? İşinize geldiği gibi konuşmaları bırakın arkadaşım!

“-Benim hükûmetim, benim devletim, benim milletim, benim vatandaşım, benim işçim, benim köylüm, benim memurum, benim hatçem, benim fadimem, benim imam-hatibli yavrularım, benim, benim, benim…” derken iyi!. Seninse, sâhib çık malına da görelim nasıl sâhib çıkdığını?

14) Raîsü’l-Vüzerâ olmak kolaydır!.

“Adam olamazsın!” diyen garîbân babasını ayağına çağırıp“Bakasun bre peder, bak ben paşa oldum!” diyen herifin kıssası ma’lûm!

Kimler, ne hortumcular, ne kumarbazlar, ne mason çocuğu ve reankarnasyoncu dişisi müennesler, ne Allâh düşmanları, neler ve neler o koltuklar üzerinden firavunlara vekâlet etdiler!

Yalan mı?

Teşri’ organınız olan (dem.okratik) meclis-i meb’usânınız (!) 2002 ilâ 2007 târih-i efrencîsi arasında Avrupa birliği kabuklularına yaranmak içün tam 914 kânun tasarı ve teklîfini kabul edib kânunlaştırdı ve “Rubûbiyyet makâmındayız!” diye de bir güzel millete giydirdi mi?

Peki neden 12 yaş altındaki etrâk ve ekrâtın evlâd ü ıyâline dîn dersi almanın yasaklığını defedemediniz?…

“SIRF MÜSLÜMAN OLARAK YETİŞMESİN!” diye mi? Pekkaka, kendi bölgedaşlarının çocuklarını “imam-hatibli” diye veya “Zerdüşt olamadılar!” diye diri diri yakmaya kıyâm edînce, “Kürt yavrularının müslüman yetiştirilmesini istemiyorlar!” diyerek yeri göğü inletiyorsunuz ve bunu dünyâya ilân ediyorsunuz da; Türk ve cümle etnik ehâlinin çocuklarının, 28 Şubat postallılarının güdümlü ve tayinli başbakanları şu kumar üstâdı adama çıkarttırdıkları kânun denen kepâzeliği neden dilinizin ucuna almıyorsunuz, “Başörtüsü!” misillü!. Oy avcılığı içün onun da vakt-i merhûnu hulûl eder öyle mi?

Sonra.. Avrupalı kabukluların içinde eriyelim ve bizi içlerine alsınlar diye onlara yaltaklanmak uğruna “Hınzır etini de kasaplık hayvanlar listesine!” aldınız mı almadınız mı?. Milletin, 1000 senedir yemediği ve suratını gördüğü zaman midesini bulandıran o haram kere haram iğrenç mahlûku, millete yedirince neyinize fâidesi olacakdı ve oldu mu?. Siz evinizde onu mu yiyorsunuz, çoluk çocuğunuza onu yedirebiliyor musunuz?

Neden İzmir’deki câmiyi kilise yaptınız? Bu milletin târihinde kiliseler câmi yapılmışdır ammâ, câminin kilise yapıldığını nerede gördünüz? Hani bu kabil işler 6 kazıkçı CHP’nin işiydi!?… Sizin farkınız ne onlardan? Onlar bile zinâyı ve hınzır etini bu millete kakalamadılar ekselans! Siz gadab-ı ilâhiden korkmuyor musunuz, o zaman bekleyin, biz de bekliyoruz! Kur’an böyle buyuruyor, bekleyelim!!!

Dembokrasi dîninin ince ayar hesablarına aklımız ermez pek tabii!

15) Ammâ ve lâkin biz istintâkımıza devam edelim! Bu kumarbaz saltanatından kalma ve “Ruhları diri diri yakan!” kânun denen Kârunnâmeyi, 914 kânun kadar mühimsemiyorsunuz değil mi? Ve bu kânun denen rezâlet içün:

“-BU, TÜRK-KÜRT BÜTÜN ANADOLU EHÂLİ-İ MÜSLİMÎNİNİN EVLÂD Ü IYÂLİNİN SIRF MÜSLÜMAN OLARAK YETİŞMESİNİ İSTEMİYEN VE ONLARIN KÖRPECİK RUHLARINI DİRİ DİRİ YAKAN BİR ALLÂH’SIZLIK KÂNUNUDUR!” diyemiyorsunuz?

Başvezîr Birâderim!

Bizim adımız “Kamal Mamal” bilmem ne değil!. Bizim kimliğimiz “vatandaş” falan filan gibi uydurmalar da değil!. Bizim, alt ve üst ne kadar kimliğimiz varsa, hepsi içün YARADANIMIZIN bilâ kayd ü şart bize biçdiği sâbit, aslâ değişmez ve değişmesi teklif bile edilemez bir tek hüviyetimiz vardır: TEVHİD KİMLİĞİ yani MÜSLÜMANLIK!

16) İnsanların uydurduğu kimlikler bir zaman sonra çöpe atılıyor ve kimse de bunları içine sindirip taşımıyor! Bu millet bin yıldır kimliğini “Elhamdülillâh Müslümanım!” diyerek ifâde ederken, ona, sonraları bu kimliği unutturmak üzere ve şerîk olsun diye “Ne mutlu ve putlu Türküm diyene!” demeyi kimlik diye dayatıp hapishânelerde işkence ile ve zorla söyletdiler de ne oldu?

Bugünki Pekkaka azgınlığının temelinde bu kimlik dayatması tek ve ana sâikdir! İngiliz-Yahudi fitnesi öyle bir İslâm coğrafyası inşâ ederek buradaki müslümanları da felc etmek istemişdir ki, işte manzara bu gün apaçık ve Fas’dan Endonezya’ya kadar gözler önünde! Osmanlı zamanında “Elhamdülillâh Müslümanım!” diye kendisine kimlik biçen 60 ırkî (etnik) parça bir tek vücûd ve idâreleri de o nisbetde kolayken, şimdi Anadolu’da, akıl, dîn, can, nesil, mal  emniyetini ara ki bulasın! 

T.C. başındaki Raisü’l-Vüzerâ, Diyâr-ı Bekir’e girecek, herkesin yüreği ağzına geliyor!

Pekkakalı Kürt karısı T.C. polisine tokatı patlatıyor, otobüslerde genç kızlar yakılıyor, sokak-meydan alev alev, dükkanların camı çerçevesi indiriliyor, çoluk çocuk diri diri yakılıyor, başvezîr Hazretlerinin konvoyu çapraz ateşe alınıyor, yakınının çocuğu kaçırılıyor, hormonları tavan yapan kızlar testereyle kesiliyor, başörtülü hanım doktor Bolu’da hastahâneden kovuluyor ve daha her gün yüzlerce rezâlet!

Kamal Paşa’nın istediği “Muasır medeniyet seviyesine çıkış!” böyle mi olacakmış ekselans?

17) Müslümanlık, kimlik olmakdan çıkar da, Türkçülük, İttihadçılık, garbçılık, inkilâpçılık, laikçilik, devletçilik, cumhûriyetçilik, halkçılık, lazcılık, çerkezcilik, dembokrasicilik, vatandaşçılık, çağdaşçılık, Atatürkçülük, Kemalistlik, Anadoluculuk, locacılık, bilmem ne ve bilmem necilik gibi düzinelerce kimlik ortaya boca edilirse, bu arada elbetdeki KÜRTÇÜLÜK nânesi de yenecekdir!. Hatta Pekkakalı böyyüklerden Karayılan “Kürtlerin dîni Zerdüştlükdür!” bile dedi!. Raîsü’l-Vüzerâ Receb Tayyib Bey de buna çok içerliyor!.

Yahu, İslâm gibi (tevhid, birlik, bölünmezlik) dîni gidince elbetdeki sıraladığımız düzinelerce dîn, religion, ideoloji, doktrin, felsefî sapıklıklar sökün edecekdir!. Bunları Kur’an’ı indiren Yaratıcı tâ Âdem Babamız’dan beri bütün elçileri ile haber vermiş!. Bizim dembokrasi dîninin mü’minleri bunları bir türlü duymuyor!.

A birâderler, bir zaman “Türkün dîni Kemalizmdir!” diye kitablar yazılmadı mı?

Bazı aklı evvel müşrikîn, “Türkün dîni Şamanizmdir!” diye hâlâ ortalarda gezinmiyorlar mı?

Bazıları “Dînimiz kamalizmadır, laiklikdir, dembokrasidir, cumhûriyetdir!” diye hezeyannâmeler döktürmediler mi?

Kamal Paşa: “Araboğlunun yâvelerini Türkoğullarına öğretmek içün Kur’anı Türkçe’ye tercüme etdireceğim ve öylece de okutacağım, tâ ki budalalık edip aldanmakda devam etmesinler!” diye kitablar yazdırmadı mı?

Herkes her haltı yiyebilir! Fakat son söz, her zaman ve mekânda Allâh Azze ve Celle Hazretleri’nindir, o kadar!

18) Anadolu coğrafyasında da, tevhîd ve bölünmezlik dîni olan İslâmiyyet’i yasak ederlerse, ortaya düzinelerce (bölüp parçalayıcı) dînler çıkacak, sonra da Allâh Azze’nin gadabı, târihdeki nice kavimleri sardığı ve yutduğu gibi netîceyi ortaya koyacakdır!. Mücerred “Lâ raybe fîh!” olan Kur’an-ı Azîmüşşân, böyle söyledikden sonra buna eklenecek bir başka söz de muhaldir!

Anadolu ehâlisi bunca uyduruk dînlerle biribirini yer ve kemirir hatta kanını içerken, başda İngiliz-yehûd olmak üzere İllüminâti, localar, Vatikan, Olimpiyatçılar, ABD, AB, haçlı, Nato ve iç kanser kümeleri ve tâifelerinin şenliğinden-bayramından başka ortada bir nesneye de rastlanmayacakdır!.

İnşaallâh, “Müslümanız!” diyenler îmân edip yeniden müslüman olurlar da ortalık sükûnet bulur!!!

19) Mes’elemize tekrar dönelim!

Evet, Raîsü’l-Vüzerâ Receb Tayyib Beyefendi!

Hadi diyelim ki, 2002-2007 arasındaki 22. Dönem (Rubûbiyyet!) makâmı seanslarınız, 12 yaş altındaki çocukların (İslâm) dersleri almasına imkân vermedi!!!

Pekiy, 23. Dönem (Rubûbiyyet) saltanatı seanslarınız zamanında yani 2007 ilâ 2011 arasında, yine Avrupa kabuklularına yaranmak ve gözlerine girip aferin almak içün tam 548 kânun çıkartdığınız doğru mu?

Bu da doğru!

Bu 8 senelik zaman zarfında çıkartdığınız cem’an 1462 kânun arasında, ne Allâh tanımaz ve Allâh Azze’nin Rubûbiyyeti ile “harb eden!” nice kânunlar çıkartdığınız da doğru mu?!

Beli!

Meselâ zinâ şenîa ve denîasını suç olmakdan çıkaran kânunları bile 8 yıl içinde çıkarıp işleten; ve ortalığı “kasetokrasi rejimine!” yuvarlamakda ana sebeb olan, hangi (demb.okrasi) dîninin, hangi partisinin yani (mezhebinin) kurduğu, hangi hükûmât-ı cümhûriyyelerdir?!!!

Kumarbaz “onbaşıyı!” oynatan 28 Şubatçı ve balans ayarcı generallerin çıkartdığı ve 12 yaş altındaki çocuklara “İslâm dersi!”vermeyi yasaklayan kânunu defetmek, size göre, Haçlı Batı’ya bel kırarak “zinâ yasağını!” defetmek kadar bile mühim değil öyle mi??? Üstelik de, 4-5 yaşında bile hass ve birinci sınıf “vatandaşlarınızın!” çocukları, Tevrat, İncil, bale, keman, folklor, dans, v.s. derslerini çok rahat alabilmektelerken!.

20) Ammâ Cenâb-ı Hakk topunuzu da, “kasetokrasi!” içine çekip nasıl da nice hesablarınızı başınıza geçirdi! Baykal’ın, CHP’nin, MHP’nin, bunlar üzerinden diğer bütün partilerin, derin ve sığ devlet ve organizasyonların hesabları, ittifakları, dümenleri, bütün dembokrasi ve seçim dolapları, kelle yüzdeleri ve istatistikî hesâbât ü kitâbât, nasıl 9 kuvvetinde zelzele yemişe döndü! Aynı 19 Mayıs bacak âyinlerinin yapıldığı günün akşamı, ülkenin yarısının yiyip, yüreğini de ağzına getiren zelzele gibi!!!

Birâder!

Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle, Mâide Sûre-i celîlesi 44. Âyet-i kerîmesinde:

“-İnsanlardan korkmayın, benden korkun!” buyuruyor mu?

“-Âyetlerimi az bir dünyâ menfaatı karşılığında satışa çıkarmayın!” buyuruyor mu?

“-Allâh’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin tâ kendileridir!” buyuruyor mu?

Bunlara zorla inanacaksınız demek aslâ aklımızdan bile geçmez!

Ancak, “müslümanım!” deyip de, bu mutlak emirlere burnunun ucuyla gülen hangi mahlûk varsa, onun, aşşağılık bir münâfık olduğu da diğer pek çok âyetlerle ortadadır deriz ve geçeriz! Tabii “dembokrasi dîninde!” böyle net, köşeli, mutlak ve muhkem ve îmân isteyen kânunlar bulunmazmış; ve orada en iyi göz boyayan, en “ileri dembokratmış!”

Bize ne?

21) 12 yaşına kadar gelen ve büyük kısmı bülûğa eren milyonlarca TÜRK ve KÜRT ve sâir müslüman evlâdının “MÜSLÜMAN OLARAK YETİŞMESİNİ!” Pekkaka istemiyormuş! Kumarbaz onbaşı (Sülü’nün piyonu) ve onu kullanan generaller de istemezmiş! İyi de, SİZ İSTEDİNİZ Mİ VE İSTİYOR MUSUNUZ????

Pekkaka mı nedir, nemenem eşkıyâlıksa, onlar diri diri çocuk bedenlerini yakarken, kimler de 12 YAŞ ALTINDAKİ ÇOCUKLARA DÎNİNİ YASAKLAYARAK ONLARIN ÇOCUK RUHLARINI DİRİ DİRİ YAKIYOR?

“Benim adım KAMAL!” nânesi yiyen garîbanla, kedinin şeyle oynaması gibi oynar ve onu susturursunuz, çünki din hassâsiyet ve ma’lûmâtı yokdur; ammâ hadi bizi de susturun! Çünki biz, ne yalan dolandan medet umarız; ve ne de, söylendiği zaman yutarız!

22) Bu dünyânın üç günlük ömrü içinde, kendisini (hâşâ ve kellâ) “Rubûbiyyet makâmında!” tanrı görenler içün, bol bol seçilmeler ve oylar!. HÂLIK’ın RIZÂSI’na karşı, MAHLÛK’un (OYLARI) içün yaşıyanlara neyi nasıl anlatmak mümkindir, bilemeyiz!

Ve Azrâil Aleyhisselâm gırtlağınıza çöktüğü o vakt-i ecelde de, diliniz ve kalbiniz dönerse, bol bol şehâdet ve tevhîd kelimeleri!..

“Bize herşeyyyyy sizi hatırlatıyor!” öyle mi?

Bize ne?

Bize de herşeyyyyyy Allâh Azze ve Celle’yi hatırlatıyor!

Size ne?

Kâinâtın Genel Kurmayından YİYECEĞİNİZ (lâ teşbih ve lâ temsil) şu (e-muhtıraya) karşı da, günü geldiğinde efelenebilecekseniz buyrun!

“-DÜNYÂDA NASIL YAŞAMIŞSANIZ ÖYLE ÖLECEK, NASIL ÖLMÜŞSENİZ ÖYLE DİRİLECEKSİNİZ!”

Pekâlâ biliyor ve farkındayız ki, bu kabil haberlere “dembokrasi dîninde!” îmân ve iltifât yokdur! Bunlar bizim tarafda geçer!

Bilgilerinize!

(İntişârı: 01.06.2011)

(Tashîh ve İlâvelerle: 11.07.2018 / )

t.t.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir