Bu Da, Yerli Gâvurun Tarafı!
7 Ekim 2012
Chp’li Şeyhülislâm Yalova’lı İnce’nin Fetvâsına Göre Meclisde Kâfir Yokmuş!
19 Ekim 2012

Geçen haftalarda aktedilen AKP kongresinde, RETEB arkadaş yolunu şöyle sıralamış: Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,

RE.T.E.B(=Receb Tayyib Erdoğan Bey) ARKADAŞIN YOLU!

Ahmed SEYYİDOĞLU

 

Geçen haftalarda aktedilen AKP kongresinde, RETEB arkadaş yolunu şöyle sıralamış:

Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim yolumuz Sultan Alparslan‘ın, Melikşah‘ın, Kılıçarslan‘ın yoludur. Bizim yolumuz Osman Gazi‘nin, Fatih Sultan Mehmed’in, Sultan Süleyman‘ın, Yavuz Sultan Selim‘in yoludur. Bizim yolumuz Gazi Mustafa Kemal’in, merhum Adnan Menderes‘in, merhum Turgut Özal‘ın, merhum Necmettin Erbakan‘ın yoludur” dedi. – Ankara

RETEB arkadaşın Selçuklu ve Osmanlı Sultanlarının yolunda olması bir kere ve en azından muhaldir de, saydığı son 4 cumhuriyet politikacısının yolunu da yolu bilmesi ve onların yolunda olması ise, mümkindir; ve hattâ öyledir ve onların yolunda oluşu da doğrudur…

Selçuklu ve Osmanlı Sultanlarının yolunda olmakda, samîmî  olan bir kişi, evvelâ, ölse de, Allâh ve Rasûlü’nün yolunda olmayanların yolunda olamaz… Hem, Allâh ve Rasûlü’nün yolunda olan Selçuklu ve Osmanlı Sultanlarının yolunda olacaksın, hem de, onları reddeden, onlara hakâret eden, onları târih sahnesinden silmek içün ideoloji ve doktrinler icâd eden, Yahudi-Haçlı dünyâsına her türlü çirkin teşebbühü ve dolayısıyla onların içinde erimeyi ve onlara benzemeyi “çağın zarûreti!” olarak îmânının bir parçası hâline getirenlerin yolunda, izinde, eteğinde ve peşinde olacaksın!.. Yani:

“- Demokratım, cumhuriyetçiyim, laikim, çağdaşım, batıcıyım, v.s.yim!”

Diye gece gündüz zikreden, ammâ bir kere bile:

 “-Müslümanım ve müslüman olmanın dışında hiçbir şey değilim, olamam, bu muhaldir. Ben, Allâh’a ve Rasûlü’ne, bu ikisinin istediği gibi şekksiz ve şübhesiz îmân etdim, kelime-i tevhîdin ma’nâsı ne ise kalbimde sâdece ve yalınız o vardır; ve ondan başkasına aslâ tasdîk ve tahsînim olamaz. Ben, beni YARADAN’ın Kitâbında mücerred “müslümanlardanım de” dediği içün, mücerred müslümanım, Müslümanlığa ters ve zıd ne varsa, topunu da, zerresine kadar “lâ ilâhe” diyerek nefy ve reddeddim, yok saydım, hepsi bu kadar!”

 Diyemiyen insanların yolunda olacaksın…

 Bu kadar dehhâmeleşmiş bir tenâkuzu, “şunların şunların ve bunların bunların   yolu yolumdur!” diyerek harmanlamak, telbis etmek, böyle bir tek cümleye tıkıştırmak, cidden dehşet veren bir keyfiyet!. İslâm ve târih şuur ve îmânını, basite ircâ’ ederek  ucuzun ucuzu hâline getirmek…

Zaman ve mekâna âid gayr-i rahmânî politikanın tam ve dört dörtlük dedikleri cinsden yürütülmesi mutlaka bu olsa gerekdir…

Çankaya denen yere çıkmak içün, oy sayısını, dostları (!) ve düşmanları çatır çatır çatlatmak ve sonra da şimdiki Gül’ün oy nisbetini 15-20 puan geçerek Tayyibî hânedânını kurmak gâyesiyle, her tarafın ve her hânedânın yolunu, “yolumdur!” diyerek, onların da cümlesini torbaya doldurmak…

Ne denir, dembokrasi oldu mu, her şey mubahdır; ve her “karışım ve açılım!” da yerinde!

Alpaslan, Melikşah ve Kılıçaslan Selçukîlerden; Osman, Fâtih, Süleyman ve Yavuz (Yavuz evvel zikredilmeliydi, çünki Süleyman’dan evveldir ve onun babasıdır!) Osmânîlerden; Kamal Paşa Kemâlîlerden veya Kemalistlerden; sonra Menderes Adnânîlerden; daha sonra Özal Turgutîlerden; ve en sonra da Hoca Necmüddin Efendi Erbakânîlerden olub, onların YOLUNDA oldun mu, Çankaya içün seyret oy patlamasını… Bu patlamanın yanında, Es’edîlerin salladığı havan mermilerinin patlaması haltetsin!

Artık Devletin tepesinde Tayyibî Hânedânının Tayyibîleri, kim bilir nasıl ferah fahur oturur; ve oradan da Şam tarafını ve sâbık âile dostu Es’edîlerin encâmını seyredüb, Eyyûbîlerin Salâhaddin’i  gibi pek de mukaddes hayâllere dalarlar!

Tabii buna, M.F.Gülen Hocfendinin Fettoşî hânedânı ne der, nasıl bir çomak sokar, nasıl bir karpuz kabuğu sipârişi peşine düşer, bu da bir başka sunturlu dert tabii!.

 Hânedân-ı Fettôşiyân, cümle “ibrâhimî dinler” ve religionları bir tî borusuyla tâdât meydanında ictimâ’ etdirir de, bilcümle Tayyibîn ve Tayyibât hânedânının aleyhinde ve afarozunda müessir bir va’z u hutbe îrâdına Vatikan cenâhının kardinâliyyûn ve kardinâliyyâtıyla mübâşeret de ederse, işte o zaman yandı gülüm keten helva!.

Hele işin içine, 140 memleketde Vatikan azîz ve azizelerinin rûhâniyyet ve nûrâniyyet ve himmet ü gayret ve kutsal semâhatleriyle açılan ve vitrin adı “Türk okulları!”, göbek adı “Papa ışık yuvaları!”, soyadı da “Hizmet ve hocfendi hareket merkezleri!” olan o mekâtib-i Mefege’lerin, “Türkçe olimpiyatları!” ve oralarda Madonna gibi kıvırtmalarla talim ü tedrisden geçirilen kızları ve oğlancıkları da, evet, istikbâlin böyyükbaşları olarak işin içine girer de müdâhil olurlarsa, Hânedân-ı Tayyibîn ve Tayyibâtın hâl-i pürmelâli seyr ü temâşâya değer!

Okyanus Ötesi tekin değildir (RE.T.E.B) Arkadaş!.

 O tarafın Okyanus dalgaları, ne Titanikleri yutdu!. Senin “gemicik!” o Okyanus dalgalarıyla başedebilecek mi?!

Böyle böyyük ve muhteşem bir sefer-i humâyûna çıkınca, senin teknenin kalafatını bir daha gözden geçirsen fenâ olmaz hani… Başaltı neyse de, kaptan köşkü su almasın!.

Bir de sıkıyı görünce, senin şu âna kadar görünmez fareler, güverteyi basıp sana dillerini çıkarıb nanik yapmasınlar!

Adnânîleri unutma gülüm!. “Dembokrasi şehidi!” nicelerini,  adamlarla madamlar, çuval gibi nasıl yarı yolda bırakıvermişlerdi…

Ayağını denk al, bizden söylemek… Kimlerin YOLUNDA olursan ol, ammâ “ibrâhimî dinler!!!” gibi üç dinin kuvvet ü kudretini elinde sihirli değnek gibi tutan, dünyâ çapında böyyükler böyüğü hocfendinin YOLUNU ve o cenâhın YOLUNU YORDAMINI VE DERSÂNELERİ İLE IŞIK MIŞIK EVLERİNİN YOLLARINI da hesâb eyle… Hem de çok iyi hesab et!

 Hangi YOLDA olursan ol, bütün yollar Zapetero arkadaşına değil, “papalık misyonuna!” kendini adayanların ROMASI’na çıkar paşam!

Kasımpaşa’nın Halic’i VE ORANIN altın boynuz oluşu nireee; Okyanus Öteleri ve onların, Titanikleri yutan aysbergleri nire!. Her zaman ve her yerde “çılgın projeler!” sökmez Bay Başbakan Başkanım!. Adam burnundan soluyor, T.C.’ye bir da’vet etdin, sanki kovanına çomak yemiş gibi oldu, nerdeyse Pensilvanya’yı başına yıkacakdı gümbür gümbür!

Yaa!

(İntişârı: 12.10.2012)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir