Sungur “Ağabey”in Cenâzesine Neden Aktılar!?
6 Aralık 2012
Üstâd Merhûm’un “Çöp Bidonundaki” Kedi, Köpek Ve Kubur Fâreleri!
8 Ocak 2013

“- Maganda kurşunu ile vurulmuş!” Dendi mi, suçu hafifleten bir sebeb bulunmuş gibi, beyinsizlik ve vahşîliği hoşgörme telâkkîsi

YILBAŞI, MAGANDALAR, GÂVURLARI TAKLÎD VE  ONLARA TEŞEBBÜH…

Ahmed SELÂMÎ

“- Maganda kurşunu ile vurulmuş!”

Dendi mi, suçu hafifleten bir sebeb bulunmuş gibi, beyinsizlik ve vahşîliği hoşgörme telâkkîsi sanki herkesi sarmış; ve bu, artık tabii karşılanır gibi de, “ictimâî bir gerzeklik” hâlinde nice kalabalıklara ve yüksek tepelerdeki zevât ve zerzevâta mâlolmuş bulunuyor!

Bâtıl Batı’dan, içimize bir idrar sızıntısı gibi sokulan ve kokutdukça da kokutan şu “yılbaşı rezâletleri ve onun bir magandası!” İzmir’de, Ârif adındaki 11 yaşındaki yüzdeyüz bîgünâh ve ma’sûm çocuğun  kafasına kurşunu sıkdı; ve yavru, hastahânede hayâtla memât arasında can çekişmekde…

“- Maganda kurşunuyla vurulmuş!”

De, çık işin içinden ve hiçbir şey olmamış gibi de, her zemanki hayat standardın olan ıvır zıvır ve fasofisolara devam et! Kahveni höpürdet, alkolünü yudumla, lokmalarını tıkın, kahkahalarını savur, oğlunla halının üzerinde oğul sevgisinin tadını çıkarmak üzere yatıb yuvarlan!

Bütün bunlara, “dilsiz şeytan olmak!” denmiş, böyle buyrulmuş! Yalınız müslüman olana değil, insan olana da şâmil, asgârî “insanlık mizânı!”

O, “maganda kurşunu ile vurulmuş!” derken, bu kanserli 4 kelimenin içinde “beni sokmayan yılan bin yaşasın!” veya; “kurşun benim oğlanın kellesine saplanmadı ya, hadi biz işimize bakalım!” gibi ifâdelerin suratından, cinâyet ortaklığına imzâ atan o lâ’netli ve dişlek şekil okunamıyor ve duyulamıyorsa, bu milletin ictimâî refleks denen ve yamyamlarda bile bulunması şart olan insânî hasleti, mesânesindeki idrârına karışıb helâdan akıtılmış ve kanalizasyona karışıb kubura gitmiş demekdir…

İşte, “hürriyet” denen ilâcın, günde bir kere alınması lâzımken, dozu ve ayarı kaçırıb, onu, “eşşek hürriyetine veya maganda kuduruşuna inkilâb etdirerek,” günde, üç kere alınmasıyla ortaya çıkan, ictimâî kalb ve beyin spazmı manzarası!.

Kas gevşetici kremi “sür” demişlerse, topyekûn adaleleri 100 yaşındaki ihtiyarın iskelet üstündeki cıvık  ve pelte adâle ve deri kılıfına göz dikercesine, o adaleyi kremle sıvamanın âlemi ve fâidesi ne?. “Hürriyet!” denen o “fisunkâr dilberi”, bu manzaraya eş pelteleşmeye çevirmek, işte bugün, bu “ictimâî belâyı!” intâc etmiş; ve “insanlıkdan” beş paralık nasibi olanlara kadar da, nicelerini, alabildiğine rahatsız edecek mikyâsa yükselmişdir…

Mes’ûl, ne maganda, ne tabanca, ne meydan, ne gâvurdan idhâl lâ’netli yılbaşı, ne şu, ve ne de bu…

Mes’ûl, tek kelimeyle “hükûmet-i cümhûriyye veya hükûmet-i Tayyibe” denilen nesne ne ise, işte odur; ve onun, rastgele silâh atma veya sıkma vahşet ve cinâyetini zapt ü rapt altına almakdan uzak beceriksizliği, tedbirsizliği, kânunsuzluğu, basîretsizliği, mes’ûliyetsizliği; ve hele, kendisine oy verdikden sonra “hükûmet ne yaparsa iyi ve doğrudur!” diyerek kıçüstü oturub her rezâleti seyre dalan, hükûmet partisi goygoyculuğunu dîni bilen ve adı da (seçmen) olan kalabalıkların, bu tavrını, “milletin rızâsı ve tasdîki!” olarak anlayışıdır… Üstelik bundan, psikolojik hastalık derecesinde hazz alışı; ayrıca, biribirinden ayrılamaz  ve hududları görülemez hâle getirdikleri “hürriyetle, eşşek hürriyetini”, böylesine kâtil ve maktül ortaya çıkaracak şekilde, ikincisiyle kullanan hayvandan aşağı mahlûkâta da ikrâm etmeyi, hükûmet sanacak kadar, hükûmet etmekde iflâs edişi… v.s…

Bu kurşun, hükûmetdeki adam ve madamlarla, onların zevc ve zevceleriyle ortak sâhib oldukları 11 yaşındaki ciğerpârelerinin kellesine de isâbet edebilirdi!. O zaman da böyle sessiz kalabilirler miydi?. Yoksa, o, modanın esîri etdikleri ve islâmî oluşla zerre kadar alâkası olmayan; ve sâdece, “başı açık değil, bak, kapalı!!!” dedirtmenin dışında tırnak ucu kadar bir halta yaramayan; ve adına da, kimisinin “başörtüsü” ve kimisinin de  “üryân” vezninde “türban” dediği; ve deve hörgücünden eşşek kuyruğuna kadar şekiller alabilen nesneleri, remz hâline getirerek kellelerine geçiren “islâmcı aristokrasi ve sosyete”, neden (gıkı) ve nefesi çıkmaz “karılar” hâlinde, ikindi çaylarında pastalarını kesip şuh kahkahalarla ortalığı çınlatmaya devam ederler?.

Kocalarının mevki ve makamlarından gelen imtiyaz, saltanat ve sömürmelerle, millet “karıları” üstünde kendilerini apayrı ve söz sâhibi “karılar” olarak gören, bu “sonradan görme” hormonlu ve sun’î aristokrasi ve sosyete karılarına, bu milletin ihtiyâcından da aslâ bahsedilemez…

Bu millete lâzım olan, 11 yaşında kafasına “maganda kurşunu!” yiyen o ma’sum yavrucağız İzmirli Ârif”in içler acısı manzarası karşısında, en münâsib şekliyle varlık belirtmek; ve, böyle bir halt karşısında susmayı “dilsiz şeytan olmak!” kabûl edib, “hepimiz ermeniyiz!” değil ammâ, “hepimiz Ârifîn anası ve babasıyız!” diye haykırmak; ve hükûmet-i Tayyibe’nin duymayan kulaklarından aşağı, şu aşağıdaki sadâyı en müessir şekliyle duyurmak üzere ve yekûn hattını çekercesine çatır çatır konuşmakdır… Ve bir tarafa çuvallar doluşu verilen “maganda hürriyetine!” mukâbil, diğer tarafa zerresi verilmeyen “can ve evlerinin çardağına bile çıkabilme emniyet ve hürriyetini!” söke söke almakdır. Millet, milletse, apaçık demelidir ki:

“- Meclis’lerinde, 550 modern, çağdaş, (asrî), müşekkel ve mücessem heykel gibi müsterih; ve hükûmet olduğunu zanneden, bakan mı gören mi olduğu mechûl, adam ve madamlar!.

Dünyâ’nın en ücrâ köşesinde hükûmet olunsa ve o hükûmetin ehâlisi, inek idrârı içerek Nirvana’sına kavuşmanın kudsiyyetine inansa; veya, sıçan gibi mide bulandıran iğrenç hayvanların etini yiyib yutan mahlûklar olsa; veya Ekvator ormanlarında karşısındaki insanın etini budunu midesine indiren yamyamlar bulunsa; veya “biz, dünyânın iliğini sömürmenin peşindeki siyonistler ve vampirleriz!” dese, değil mi ki “onların tepesinde hükûmetim!” deniyor, o halde, orada, “CAN EMNİYETİNİ!” te’mîn ile mükellef, buna mecbûr ve buna mahkûm ve buna me’mursun demekdir!. Aksi halde, o ehâlî, “beni, benim adıma, nâmusunla, ahd ü mîsâk verdiğin üzre ve can emniyetimi te’mîn ederek idâre etmiyeceksen, bana ihânet edemezsin, başımdan çekil, defol git!” deme hakkına sâhibdir…

Ey, “ben meclisim, hükûmetim, şuyum, buyum!” diyerek oylarımızı devşiren ve sonra da bizi maganda kurşunları ile 11 yaşındaki evlâdlarımızdan ayırmanın baş mes’ûlü adam ve madamlar!.

Bu memleket, gâvurun Texas’ı değildir ve olamaz!. Onlar bile mekteb katliamından sonra kıçlarının derdine düşerek apışıp kaldılar; ve “silâhları tahdid ve tam kontrolda ne halt etmemiz lâzımsa hemen yapmalıyız!” noktasına kilitlendiler…

Siz, evet siz, Osmanlı gibi dünyâ medeniyet, adâlet, hakkâniyet, emniyet, insâniyet ve nezâfetinin bir daha göremiyeceği adamlara zaman zaman nisbet iddiasında bulunan siz, evet siz, zerre kadar bunda samîmî iseniz, (bâtıl Batı’dan) idhâl ve DİB’kanlığının başına dikdiğiniz adamınızın, millete, milletin malı imişcesine zerketdiği bu yılbaşı denen rezzâlet üstü rezzâleti, evet (rezzâleti diyoruz) kökünden hallediniz… Kabuklu Bâtıl Batı gavurlarından tirtir titriyorsanız, hiç değilse, Grogoriyen denen papazın, takvimine başlangıç yapdığı (1 ocak gününü), evet, o gün başta olmak üzere bütün günleri, önüne gelenin silâh taşıyamıyacağı, hele umûma âid yerlerde “eşşek hürriyeti!” denen hürriyetleriyle istedikleri gibi havaya silâh ve havâî fişek atmak gibi son derece insanlık dışı ve hayvanlık altı hallere, şiddetle ve muhakkak mâni olucu kânun denen nesnelerinizi çıkararak, âcilen ve âcilen seferber olunuz!.

“Gelecek yılbaşına daha bir sene var!!!” diyerek savsaklar ve ihmâl eder ve eğer bundan sarf-ı nazar ederseniz, siz de, o maganda denen hayvanların derekesine inip, en az onlardan bin beter mücrim olur ve mes’ûliyyetiniz, sizi iki cihanda bin kere perişan ve rezîl eder ki, bunu, aslâ unutmayınız!”

Simdilik bu kadar!

Bilgilerinize…

(İlk intişârı: 01.01.2013)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir