Yılbaşı, Noel Ve İnsana Tapma Putperestlikleri!
23 Aralık 2017
Şeyâtînin, Yılbaşı Ve Mîlâdî Takvim İle De Haçlılaştırması Ve Teşebbüh Küfrü…
29 Aralık 2017

NOELBABACI VE CHP KAFALI BAKAN VE HÜKÛMETLE DİB’İN KEYFİYETİ…

Ahmed SELÂMÎ

 

Efrencî yılbaşı denen zamanı “Noelbaba” hurâfe ve yobazlığına bulayarak bu millete çatallı kazık olarak atan, cumhuriyet, laiklik, KAMALİZMA ve dembokrasi nakaratlı, nevzuhur ve köksüz nesildir.

 Sulbünden geldiği selefinin dîninden utanacak kadar aşşağılık duyguları içine giren, şu, mazîsi bir asrı bile bulmayan, taklidçilikde en hünerli şempanzeyi bile solda sıfır bırakıcı, hiçbir din ve hakîkat hassâsiyeti olmayan, hayat tarzı olarak batılı hayat tarzını kıble edinmiş, insanlık ayıbı ve kökü kurumuş cürûf…

Noelbabası, piyango denen ülke çaplı kumarı, içkisi, fuhşu, fışkısı, dışkısı, hindisi, tombalası, kahkahası, taharetsizliği, kokuşması ve topyekûn pislikleri ile, “yılbaşı kutlaması veya kurtlanması!” denen bu hayat tarzı, bütünüyle veya bu bütüne rızâ taşıyan en küçük cüz’üyle bir âidiyyet ve mensûbiyyet ortaya koyar; ve bu, aynı anda bir âidiyyetin de sıfırlanışının isbâtıdır… Bu konan âidiyyet, münkir ve sömürgeci batı; sıfırlanan âidiyyet ise, Allâh ve Rasûlü’ne âid muazzez ve mukaddes din (nizâm), İslâm…

15 asırlık Sünnet Ehli yolunun kânun çapındaki bu hakikatleri, Allâh Rasûlü’nün “men teşebbehe…” hadisiyle ortada… Benzeyenin, benzediğinden ibâret olmasını ortaya koyan bu mukaddes hakîkat, îmânı olanı dehşetden yakıb kavurmaya kâfî ebedî tehdîd…

Benzemenin, dostluğun, onları dinlemenin ve onlara itaatin, İslâm’a âidiyyet ve mensûbiyyeti sür’atle eritmesi hakîkatına binâen, bunların kat’iyyen yasaklığını ortaya dikici Allâh emirleri ise, Kur’an’da yüzlerce… Akâid ilmi gibi bütün islâmî ilimlerin anası ve başı bir ilimde, binlerce mütekillimin ittifâk etdiği en temel bir kânûn da, zârûrât-ı dîniyye cümlesinden olarak aynen ve meselâ Büyük Mütekellim Şehristânî Merhûmun “Milel ve Nihâl”inde, (Osmanlıcaya tercemesiyle) aynen şu:

“- Milel-i sâirenin bayramlarına iştirâk küfürdür…”

Bu mes’ele, “ben müslümanım!” deyeni bağlar, Noelciyi ve batı denen kuburdan, “kutsal zaman, bayram, millî gün, seyran ve bilmem ne!” diyerek yüzlercesini Anadoluya taşıyan benzemişleri bağlamaz!. Hatta, Kültür ve Küfür bakanı mı neyin nesi olduğu tarafımıza ve erbâbına ma’lum bir adamı bile, bağlama mecbûriyyeti aslâ olamaz…

Ancak, kendi çapında bir aksül’amel koyması bile benzetilmişleri ayağa kaldırmaya yeten ve laik bir cumhuriyetin ağzına bile almaması nâmus borcu olan “müftü” kelimesiyle medya kuburuna sürüklenen Keşan’daki resmî DİB memûru kişi, sâdece (Noel ve babasını) ağzına almakla, bütün vücûdu saran kanserin sâdece alın ortasındaki bir tek sivilcesini tehlike olarak ağzına almışdır; ve bu milyonda birlik bir tehlikeyi resmedebilmeye, gücü, idrâki, îmânı, cesâreti, ve salâbeti ancak bu kadar yetebilmişdir!!! Aslında, yalınız Noelcilerin Noelbabasını değil, onun anasını, avradını, sülâlesini, akraba-yı taallûkatını, aşiret ve kabilesini, gelmişini ve geçmisini de ruznâmeye getirebilirdi… Tabii, laik cumbokrasi DİB’inin me’mûru, me’mûr oluşu cihetinden bunu yapamaz!. Belki, gönül ve îmân kapasitesi ne kadarsa, o kadarını yapmışdır!. Sesi çıkmayan 100.000 civarındaki DİB me’mûrunun susarak dilsiz (ş…..) olması karşısında, bu kadarcık cesâreti de birilerini coşturmaya belki yetib de artacakdır bile…

Keşanlı DİB me’mûru, noelbaba denen ve “yılbaşı kutlamalarının”, dinde yeri olmadığını, bunların batıdan içimize sokulan dindışılıklar v.s. olduğunu söyleyebilmiş! Meşrutiyetinden, cumhuriyetine, dembokrasisinden laikliğine, kadın hakları denen kadını sokağa çekerek benzetmelerden insan hakları denen köleleştirmelere kadar batıdan idhâl edilmeyen bir tek (unsur, benzenen ve kanun) gösterilemezken… Hılâfet ve Şerîat reddinden, dinin îmânî, ibâdî, siyâsî, iktisâdî, ictimâî ve hukûkî yüzbinlerce kânûn ve kâidesi de îmânsızca redd ü nefy ve iptâl edilir; ve yerleri, gene o batıdan getirilen kadîm Yunan, Roma ve modern batı devletlerinin kilise menşe’li hurâfeleri ile doldurulurken, bu tür “noelbabacılıklara!” kim sesini yükseltecek?

Ana ve en temel mes’ele budur…

Noelbaba denen nesnelerin yalınız babası değil, tekrarlayalım, anası, avradı, sisilesi, sülâlesi, gelmişi ve geçmişi ile topyekûn herşeyi ancak bu ana nokta kavranınca hizâya girer; ve bu olmadan, sivrisinekleri tek tek öldürmenin peşine düşmekle ise, işte o kadarcık iş yapılabilmiş olur!

Kültür mü KÜFÜR mü ne menem şey olduğu ma’lûm bulunan bakanlığın başına, AKP başvekîli “Kasımpaşalı ve İmam Hatibli Müslüman Receb Bey’in!” CHP’nin betonik kafasını taşıyan bir adamı geçirmesi ve o adamın ağzıyla İslâm akâid ve esaslarını, bilmem hangi gavuristanın Noelbaba efsânelerine FEDÂ etmesi, gadab-ı ilâhîyi celb ile, hesâb günü encâmının hiç de iyi olmayacağını bedâhat derecesinde isbât eder…

İşte, Kültür mü KÜFÜR mü ne olduğu apaçık ortada olan bakanlığın bakanı veya bakamayanı diliyle, nâmütenâhî iğrendiren ve ebedî felâketin manzarasını resmeden tâlihsiz ve İslâm esaslarını mitolojiye (hurâfe, uydurma ve masallara)  fedâ eden, apaçık ve korkunç beyân:

“- Günay, Edirne’nin Keşan Müftüsü’nün Noel Baba ile ilgili açıklamasının hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti: “Talihsiz bir açıklama. Turizm büyük ölçüde efsaneler üzerinden kendisini geliştirir. Mitoloji üzerinden kendisini geliştirir. Bütün ülkelerde de bölge halkı mitolojiyi destekler. Çünkü onun dünyaya tanıtımda katkısı vardır. Santa Klaus veya Noel Baba ne derseniz deyin. Dünyada birçok ülkenin sahip çıkmaya çalıştığı önemli bir aziz, önemli bir isim. Bu Patara’da doğmuş diye bir bilgi var. Dünyanın Noel Baba diye bildiği kişi Patara’da doğmuş ve Myra’da Demre’de yaşamış olan Aziz Nikola diye bir bilgi var. Biz bunu destekliyoruz. Bu bilgiyi çürütmeye çalışmıyoruz. Çünkü bunun ülkemizin tanıtımında, dünyadaki başka insanların ülkemize ilgi göstermesine çok büyük katkısı oluyor. Ama arkadaşımızın birisi galiba üstüne vazife olmayan bir konu üzerinde konuşmuş. Hani Anadolu’da bir söz vardır, ‘Cahille bal yenmez, alimle taş taşı’ diye. Kendine göre bir iş yapmış, ama Diyanet hakkında soruşturma açmış. Diyanet’e teşekkür ederim.”

CHP kelleli AKP’li bakan, bir asra yakın “İslâmî” hakîkatlere “Hurafe” iftirâsı atılırken ne kadar “çağdaş ve ilerici” ise; Hristiyanlığın “Hurafe ve mitolojilerini” Türkiya’ya taşırken de o kadar “Çağdaş ve ilericidir!”

Adamın midesi dönüyor! Şu İslâm düşmanlığına bir bakınız! Bir millete kendi kendisini inkâr etdirmek, aslına düşman etmek ancak bu kadar olur!

Kendi me’mûrunu “kendisiyle bal bile yenmeyecek CÂHİL!” yapan; ve onu böylece istiskâl ve istihza edib hakâretle anan AKP hükûmetinin bakanı çok  terbiyeli adamına, bizden de bir Anadolu atasözü ki, işine yarayabilir:

“- Kâfirden dost, ayyıdan post olmaz!”

DİB denen yer de, eğer “soruşturma” açmak gibi bir rezâlet irtikâb ederse, bu, onun kendi me’mûru hakkında bir soruşturma veya bir moruşturması değil; İslâmiyyet gibi mutlak hakîkatlar manzûmesi bu Allâh Dîninin, akâidi gibi en temel ve ana esaslarının suçlu sandalyesine oturtuluşu olacakdır… Bu ise, Kâinâtı kusturan bir keyfiyetdir; ve ukbâda verilemiyecek bir hesâbı ve ebedî azabın satın alındığı bir neticeyi doğuracakdır! Bunun altından da, ne DİB başındaki sarıklı politikacı, ne Kültür mü Küfür mü ne olduğu ma’lum bakanlığın başındaki adam, ne de onları o makamlara çakan AKP ve onun da tepesindeki adam kalkabilir!

CHP kafasının 27 sene bu millete kan kusturan o kadîm zulmü, bugün bir başka şekilde hortlamışdır ki, mücrimlerini nâmevcûd değilse İslâm Milleti gene ALLÂH’a havâle eder; ve encamları da, o Allâh ve Rasûlü ile harb edenlerin encâmından zerre kadar farklı olamaz…

Batılı necâset dünyanın  mitolojisini, esâtirini, hurâfelerini, uydurmalarını ve en aşşağılık ve basit masallarını Mutlak Hakikat Allâh Dînine tercih ederek, o dînin esas ve temellerine, bu mitoloji yanında 5 paralık kıymet biçemeyen adamlar, kim olursa olsun, bunlar, Kâinât’daki en ağır cürmü işlemiş olurlar; ve onların, hangi tür lâ’net ve cezâyı müstahık olacakları, Allâh Azze ve Celle’ye kalmışdır…

Alâkalıların yapacakları en haysiyetli iş, toptan istifâ etmek; ve yerlerini, kalmışsa İSLÂM Milletinin ve onların toprak altındaki milyarları bulan âbâ u ecdâdının beddua ve âhını almayacak bir hükûmete bırakmakdır ki, belki ancak o takdirde mes’ûliyetleri onda bir hafifleyebilecekdir!

Dîni, layık, kayık ve gayr-i ayık cumbokrasi dîni olan hükûmetlerle, ehâlinin Müslümanlığını devam etdireceğini sanması, çölde serap görüb tatmin olması gibi bir zavallılıkdır ki, politika sihirbazları halkı böyle narkozlayıb kendi saltanat, menfaat ve câhiliyye dinlerini yürütmenin peşindeler…

Encamları hiç de iyi görünmüyor!

(İntişârı: 29.12.2011)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir