Dembokratik Rezâlet, Tavan Yaparken Onu Da Uçurdu!
Ahmed SELÂMÎ
3 Temmuz 2019
LGBT= Lût Kavmi Ki, İmamoğlu, Partisi, AKP, Dembokrasi Ve Tüm Partiler Bunun Neresinde?
Ahmed SEYYİDOĞLU
5 Temmuz 2019

İRÂDE VE HÂKİMİYYETİ HAKK’DAN HALKA ÇEKMEK, İNSANLIK BOYUNCA HEYKELTAPARLIĞIN TEMELİDİR…

Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)

.

Halkın irâdesi denilen ve aslında (globalizma zinciri üzerindeki uyanık politikacı şefokratların) irâdesini, HÂLIQ’ın irâdesine (tercih) sekülarizmi ve lâyikliğinden ibâret olan bu sandık-kafes faaliyetlerinin, neyin “tecellîsi” olduğunu ne kadar saklasalar da, aklı, mahall-i mahsûsunda mahfuz bulunan herkes, bunun ne menem şey olduğunu gayet iyi bilmektedir!…

Dünyanın hiçbir yerinde “Halkın irâdesi” diye bir ankâ kuşunu hiç kimse görmemişdir!. Beşer kafasının böyle bir şeyi ortaya koymaya zaten imkânı olamaz. Çünki adı “reklâm ve propaganda” olan şeytanlık, “Mutlak yalan-büyücülük-gözkülleme-iftirâ ve sihirbazlık” üzerinden yürütülür, bu, işin lâzım-ı gayr-i mufârıkıdır=olmazsa olmazıdır… Bu i’tibarla birinci olarak, halkın irâdesi, güdüm, sürüm, zulüm, vesâyet, cebr, kaydırma, saptırma, istikâmetlendirme, tazyik, tahdîd, tehdîd, altındadır; ve bunlar, kânûnların gölgesinde zulmen irtikâb edilir…

“Değiştirilmesi teklîf dahî edilemiyen kânunların” gölgesinde “Halkın irâdesi” demek, onlarla istihzâ etmekdir. Bazı insanların imtiyazlı yarı ilâhlar hâlinde kânunla korunarak TANRILAŞTIRILDIĞI yerde “Halkın irâdesi” demek, onlara en iğrenç küfürleri savurmakdan beter bir manzaradır… Darbeci ve heybeci zorbaların, irâdelerini “ANAYASA ve KÂNÛN” olarak halka dayatdığı vasatlarda, “HALKIN irâdesi”, bilhassa muhal derecesinde ortaya çıkmaz çıkarılamaz…

Üstelik “HAKK irâdesi” varken, “Halkın irâdesi” en müşahhas ve mükemmel şekliyle ortaya çıksa bile, bu, sahte banknotları hakîkîsine tercihden bile bin beter bir abes ve akıl iflâsıdır… “Antik Yunan Aklını” Allâh Azze’nin sübhânî olan irâde ve hâkimiyetine TERCİHDEKİ iflâsı, insanlıkdan çıkış, şirk, zulüm, küfür, nifâk ve aşşağılaşmayı, varın siz kıyâs ediniz…

Kelâm-ı Kadîm:

“HÂKİMİYYET MUTLAK OLARAK HÂLIQ OLAN ALLÂH AZZE VE CELLE’NİNDİR.”

Buyururken; TAM 99 YILDIR HALK, binbir çeşit vesîleler, bayramlar, programlar, nutuklar, müsâmere, san’at ve varyetecilikler,  v.s. ihdâs ve ittihaz edilerek, “Hâkimiyyet bilâ kayd ü şart HALKINDIR, BENİMDİR” hülyâları ile  şartlandı, tütsülendi, büyülendi, lâyikleştirilib zombi hâline getirildi…

Halbuki İslâmiyyet, son ŞERÎAT’daki edile-i erbaasının tamâmıyla da, “Hâkimiyyet’in HÂLIQ’dan alınarak HALK denen mahlûka devredilmesini” 120 küsûr bin peygamberi ve Âdem Aleyhisselâm’dan beri on milyarlarca müslümanı ile de asla kabûl edemez. Buna, “MUTLAK ŞİRK, KÜFR VE NİFÂK” gözüyle bakar; ve bunu, afvı muhâl bir suç olarak görür… Allâh Azze’nin irâde ve hâkimiyyeti üzerinde başkasının irâde ve hâkimiyyetini tanımak, ins ü cinne en büyük zulüm, sömürü, işkence, horlama, ezme, ve alçaltmadır… Bütün bunları, yüzyirmi küsur bin peygamber ve nice kitab ve suhuf göndermenin abes kabul ediliş cinâyeti olarak kayda geçer;  ve Rubûbiyyete son derece bağy, ısyân ve tuğyân  olarak görür; ve suçun nâmütenâhî oluşu ile mütenâsiben, karşılığı olacak cezanın da (sonsuz) devamını, mutlak bir hakîkât olarak ins ü cinnin karşısına mutlak adâlet olarak diker!

*

Alevî vatandaşları Binali, tv deki atışmalarında cihana “YALANCI” diye takdim etmekde belki haklı olarak beis görmediği Mimamoğlu içün, bu sefer o lâfı tersine çeviriyor:

“Güzel hizmetlerde kendisine yardımcı olmaya devam edeceğiz, 15 milyon içün hayırlı uğurlu olmasını temennî ediyorum!”

Gizli görüşme ahlâkı içindeki İsmayıl’ın modaratörlüğünde hasmına sık sık “Yalancı” dediği o adama “Hayırlı uğurlu olma temennîsi!”  ve işte dembokratik ve antik Yunan Aklı ile varılan (hayır ile uğur) telâkkîsi…

Aynı zamanda bu, Antik Yunan Aklından gelen (ahlâk) anlayışıdır!

Binali’nin 23 Haziran 2019 günü bir başka sallaması da şu:

“Demokrasinin kusursuz işlediği ortaya kondu!”

Bugünün Yunanlısına bile sorulsa, “Demokrasinin kusursuz işlemesinin bir ütopi olduğunu” hiç tereddüd etmeden söyliyeceğini tesbit edersiniz!. Türkiye’ye sokulan dembokratik politika öyle imbikden geçirilmiş ve içine öyle uyuşturan zehirler katılmışdır ki, bu, mücerred bu halkın eritilmesini; hatta, Yunanlıdan daha çok Yunanlı olmasını intâc edecek bir (Lozan-İngiliz-Heykel) terkîbidir!.

Kadîm Yunanlı, “Demos=Halk, Krasi=İdâre” ma’nâlarını verdiği dembokrasiyi, bugünün Yunanlısı bu hâliyle bile diline almıyor. Bugünki Yunanlı, “Demos=Halk” derken, “krasi”ye “ŞARAP” ma’nasını yüklüyor, terkîb “Halk şarabı” olarak karşımıza çıkıyor… Bunu bir ayazma papazından bizzat duyduğumuz gibi, arama motoruyla (Krasi)ye bakan herkes de görebilir.

Dembokrasi=Halk Şarabı!

Global çete, bütün dünyâya işte bu şarabı içirib, sonra da sarhoş etdiği yüzmilyonları parmağında çeviriyor; ve bunu da, kafası tütsülenenlere “Halkın irâde ve hâkimiyyeti” mezesiyle zevkle içirib; seçim dedikodularının kökden söken kasırgalarını estirerek icrâ ediyor!.

Binali’ye göre şarap da (rakı) gibi, onun mütehassısı olduğu bir içecek!. 2014’de AKP’nin İzmir Belediye Reis namzedi olan Sayın Alevî vatandaşlarından Binali, “Rakı” denen ve İslâm nazarında “Ümmü’l-Habâis=Bütün pisliklerin anası”nı şöyle reklâm edib 15 asra da söyle sallıyordu:

“İzmirlilerin daha iyi şartlarda yaşaması, Kordon’da rakısını içen, balığını yiyen hemşehrilerimin kokudan burnunu tutmaması için çalışacak, orayı tertemiz hale getireceğim. 

“İstanbul’daki yaşam tarzının İzmir’den ne farkı var? Rakısını içme, balığını yeme, eğlenceye gitmede bir farkı var mı? Tekirdağ’da iki rakı fabrikası vardı, bizim dönemimizde şimdi 18 tane. Hizmet ortaya koyamayınca yapay gündem oluşturmakta çok mahirler.”

*

İşte bugünün Binalisi 5 yıl evvel, İzmir içün de, “Kordon boyunu pis kokulardan temizleyib rakıcı vatandaşlarına huzur içinde RAKI içme imkânı” açacakdı!. Rakı fabrikalarını 2’den 18’e çıkarmak, onun içün Alpaslanların, Fâtihlerin ve Yavuzların ülkesine “modern hizmetler cümlesinden” oluyor (!) İslâmiyyet ve tıb alkolü ne kadar “haramdır ve zehirdir” diye yasaklamak isterse istesin, AKP felsefesi böyle tahdîdleri değil, oy kaygısıyla halkın sarhoş olmasını, harama ve zehire batmasını işte böyle teşvik ediyordu!… Raiz, “cıgara zehrine harb ilan ederken”,  Kelâm-ı Kadîm’in apaçık âyetlerle (haram) kıldığı pisliğe sâdece seyirci kalıyordu!. Çünki onun, “Leblebiyle rakı içen” atalarla hâtırâ bağı, “kutlu ve putlu” tarafları vardı denilebilir mi?!

Hulâsa, Binali de işini “Rakı-Şarap” çizgisinde yürütmenin peşinde görünüyor!.

Mimamoğlu ise, Beylikdüzü Belediye reisliği zamanında LGBT renkli belediye logosuyla hangi Küreselcilerin çizgisinde olduğunu 2014’lerden beri ortaya koymuşdu…

Zaten Raiz Beyin şu sözü de ezberlerde olsa gerekdir: “Eşcinsel vatandaşlarımızın haklarını güvence altına almak şartdır!”

Türkiya böylece Lût kavminin encâmına doğru bütün Dembokrasi partilerinin elbirliği ve işbirliği ile hazırlanmakda, “Küreselciler” de, dembokrasi denen “Antik Yunan Aklı” ile, Allâh Azze’ye ısyan, tuğyân ve azgınlığın LGBT renkli bayrağını “vatan aşığı” partilerin seyr ü temâşâları önünde burçlara dikmek içün hücumlara başlamış görünüyorlar…

İb….k, Lûtîlik ve bu hayvan altı hayvanlık Putin Rusyası’nda bile yasaklanırken, Alpaslan, Fâtin, Yavuz ve Çanakkale Şühedâsının Anadolusu’nda, “vatan aşığı” AKP iktidârı ve nice dembokratik partilerin gözleri önünde meşrûiyyet kazandırılmaya doğru koşar adım ilerliyor!.

Vatikanik Fettoşî cevşenleri ile particilik şirkiyle kutsî tarikatları “Şeytan Yolları” hâlinde tahrif edib batıran ham softa kaba yobaz echel-i cühelâ ve dînin başına belâ sahtekârların nice sûre ve âyetleri küfre âlet ederek ve okuyub üflemeleri; –hâşâ– besmele de çekerek sığındıkları dembokrasi sandık ve kafesleri ne işe yarıyormuş, acebâ bu odun ve öküz kalabalıklar artık işin iç yüzünü anlamış olabilirler mi?.

Sanmıyoruz!

Binali’nin zu’metdiği gibi “Dembokrasinin Kusursuzluğu”, onun ilâhî menşe’li oluşuna kadar gider ki, bu da, Anadolu’da, “Vahyi bırakarak Antik Yunan Aklına tapanların”, bu uğurda AKLINI zâyi’ edecek kadar zorlandıklarını bile ruznâmeye taşıyabilir!

*

Yazık!

Bugün, politikacıların sözlerine inanmak, saftirik ve küt kafalı ham softa kaba yobaz ve gerzek olmadıkça, hiçbir akıllının kârı değildir. Şimdi AKP partizanı Akit ve benzeri medyanın, tâğûtî politika bağımlısı olmuş takımları, her gün, dedikodularının hâşâ besmelesi gibi Mimamoğlunun verdiği söyleri nasıl yerine getirmediğini eşelemekle lâfa başlıyor ve böyle abeslerle  meşgûller!. Halbuki kendi namzetleri Alevî Binali, “Politikanın Temelini, söylenenlerin söyleneceklerle hiçbir zaman aynı olmıyacağını” şöyle VESÎKALAMAKTADIR:

“Seçim kampanyalarında söylenenle, sorumluluk omuzlarınıza yüklenince, söylemleriniz hiçbir zaman aynı olmaz. Hiçbir ülkede de aynı olmaz. Bu SİYÂSETİN GEREĞİDİR. SİYÂSETLE HAKÎKÂT HER ZAMAN ÖRTÜŞMEZ.” (TÜSİAT, 1/12/2016 T.C. Başvekîli Binali Yıldırım)

Binali’nin hayâtında söylediği belki de biricik doğru budur!

Câhil nice kalabalıklar, “Antik Yunan Aklı olan Dembokrasi ve onun partileri ile politikacılarının”, söylediklerini yapan, sözlerinde duran insanlar olamıyacağını düşünemez, zombice peşe takılıb at gözlüğüyle yürür ve yol aldıklarını zannederler… Çünki onlar dembokrasi DÎNİNİN “Helal-haramının, Kirâmen Kâtibîn gibi yazıcı meleklerinin ve Hesab GÜNÜNÜN, cennet-cehennem gibi ebedi mekânlarının, v.s.nin bulunmadığı” hakîkatını bir türlü akledemez; küfr-i inâdî ve küfr-i cehlinin dâr-ı harbde nerede aranması îcâbetdiğini de kat’iyyen bilemezler…Küreselcilerin (Global Çetenin) Dembokrasi işgâlindeki mekânlarda eşyânın tabiatının bu olduğunu, bunun asla değişmiyeceğini, v.s.yi, onlara anlatmak da imkânsızdır…

Kendisini müslüman zanneden nice onmilyonlar, böyle on para etmez, tam tersine tâğûtlara hızmete bâdî mülevves işlerin peşinde, dinlerini, mezheblerini, tarikatlarını, meslek ve meşreblerini, ebedî hayatlarını, îmân, iffet ve nâmus noktasında “şâibeli” hâle getirmekden bile utanmaz mahlûklar hâline gelmişlerdir…

Sonsuz esef!

*

“Lâyıklık, Türkiya’nın nükleer enerjisidir” demekden Allâhâ sığınmak şartken, bunu, Allâh’a karşı bu şirk terörünü cihânın gözüne en mükemmel bir şey vasfına sarıb sarmalıyarak gözlere sokan AKP sözcüsü Çelik de, Mimamoğlu kazandıktan sonra lâf diye bula bula şunu buldu:

“Türkiyede DEMBORKASİ’nin ne kadar ileri seviyelere geldiğinin görüldüğü…”

Dembokrasi denen antik yunan aklının “ileri seviyesi” gibi bir hâl muhâl olmakla beraber; hele bunun Türkiya’da medh u senâsını yapmak çok daha abes ve gülünçdür. 31 Mart’da yani daha İstanbul intihâbından 2.5 ay kadar evvel yapılan mahallî seçimlerde “Oylarımızı çaldınız, nitelikli dolandırıcılar, yalancılar, hırsızlar, Allahsızlar, densizler, diktatör artıkları, LGBT sevicileri, dembokrasinin içine etdiniz” yollu saç-baş yolma ve tepinmelerle tv’leri köprü altına çevirenler, şimdi, o dünyayı da kan ve ateş çemberi içine alarak yakıb yıkan İngiliz, Yahudi ve ABD dembokrasisini makyajlama, sıvazlama ve tapılan heykel hâline getirme periyoduna girdiler!

İşte antik yunan aklının Türkiya politikacılarındaki tezâhür ve tecellîsi de budur…

*

Mimamoğlunun yükselişini kendi alçalışı olarak gören ve bir iç kanama hâlinde hicrânını sessizce ve inliyerek kalbine gömen alevî vatandaşları Kılçıkoğlu ise, dilinin ucuyla “yaşasın” demeyi de içine alan “Dembokrasi!” takdîscisi!…

*

CHP İst. İl Başkanı, “Gezici militanlardan” ve “Allahınız” diyerek “Âllahsızım” demeyi iş’âr eden Madam C. Kaftancıoğlu da, “Hâşâ min huzur, Kocasının ceyrek hın…’ı 7 dakikada yediğini” söylemekle kırdığı rekorunu, Mimamoğlu kazandıkdan sonra LBGT renklerine düşkünlüğü ve süskünlüğü ile zırvadan zirveye taşıyarak, Raiz’in: “Eşcinsel vatandaşlarımızın haklarını güvence altına almak şartdır” vecîzesini, o da bu yolla parlatdı!.

Trapezus-Pontus îmâlâtı olanlarla fetto yâdigârı madam’ın kîl ü kâline, harhara, farfara ve sarsarasına da, nasibse önümüzdeki günlerde kalem atalım!

 

İntişârı: 04.07.2019 / 13:51:23

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir