Üstâd ve “Ödül!”
25 Aralık 2016
(2) Kurtulmuş’a Göre Herkesin “Ortak Değeri” Olmak!
3 Ocak 2017

KURTULMUŞ’A GÖRE HERKESİN “ORTAK DEĞERİ” OLMAK!

(1)

Ahmed SELÂMÎ

 

Prof. Numan Kurtulmuş T.C.’de başvekîl muâvinidir; ve 27 Aralık günü yapdığı konuşma, “insanı putlaştırma” cinsinden olub, Allâh Celle’ye îmân mâzîsi olan bir millet içinde de, son derece üzücü bir tablo ortaya çıkarmışdır…

Dostumuz Merhûm Dr. İsmâil Niyâzî Bey’in oğlu ve mütekâidîn-i askeriyyeden Merhûm Binbaşı Numan Kurtulmuş Bey’in de torunu olan Prof. Kurtulmuş, bu hâliyle soydaki (usûlünü) de mutlaka üzmüşdür kanaatindeyiz!..

Neredeyse fiilî (boğuşmalara) kadar varan “anayasa (!) encümenlerindeki” çirkin ve iğrenç hâller de bir tarafa bırakılacak olursa, Prof. Kurtulmuş’un ağzından çıkanlara bakalım:

1) “Desteği parlamentodaki milletvekilleri verirse bu anayasa değişiklik teklifi millete gider. Millet de ‘evet’ derse buna mani olmaya kimsenin gücü yetmez. MİLLETTEN BAŞKA HİÇBİR GÜÇ BU MEMLEKETTE YOKTUR. Herkesin üslubuna dikkat etmesi lazım.”

Mütedeyyin bir âileye mensûb olan bir zât, böyle “Herkesin üslûbuna dikkat etmesi LÂZIMDIR” derken kendisinin üslûb vartasına düşmesi, hiç de “dikkat” taşıyan bir üslûb değildir; ve bu hâl fevkal’âde üzücü olmuşdur. Anayasa teklîfine “Millet de evet derse buna mani’ olmaya kimsenin GÜCÜ YETMEZ” diyerek CHP betoniklerine bu kadarlık bir cümle ile mesaj vermenin onlara yeteceği apaçak ortada iken; tutub bir de “Milletden başka hiçbir GÜÇ BU MEMLEKETDE YOKDUR” demek, son derece yanlış, bâtıl, muhtell ve üzücüdür… “Maksadım şuydu buydu” gibi te’vil ve mazeret ileri sürmeye aslâ yer olmadığı açıkdır; ve bu kabil sakat ve aşırı sözler, mâzisi “Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat” olan bir millet içinde, aslâ hazmedilir bir nesne de olamaz… Biz, o ecdâdın devâmı olarak deriz ki:

“Milletden başka hiçbir GÜÇ bu memleketde yokdur denilemez; VARDIR, O DA PROF. KURTULUŞ’UN BÖYLE KONUŞMASINI BİLE YARADAN ALLÂH AZZE VE CELLE’DİR.”

Nokta!

Başvekîl Muâvini Prof. Kurtulmuş Bey’in dedesi yani Merhûm Dr. İsmail Niyâzi Bey arkadaşımızın peder-i âlîleri ise, “Ehl-i Sünnet” i’tikâdında bir zât imiş… Torununun bu sakat sözleri kendilerine arzedilseydi, acebâ nasıl çehreleri kararır ve nefesleri daralırdı!..

Merhum Binbaşı Nu’mân Bey, Harb-i Umûmî ve Yunan Harblerinde 5-6 cebhede fiilen çarpışmış ve vücûdu da kurşun yaraları ile ta’bir câizse delik deşik olmuş bir gâzîdir… Bütün bunlara munzam 5 kadar matbû’ eseri olub, bunlardan en meşhûru “Âmentü Şerhi” nâmında (akâide) müteâllık eseridir.

Binbaşı Nu’mân Bey’in bu eserinin 63. Sahîfesinde şunları okuyoruz ki, bunlar, “Ben ne sünnî ne şiiyim” diyerek sünnîlikle şiilik denen bâtılı aynı kefeye koyarak reddedib çöpe atan bilumum devlet ve saltanat sâhiblerine de şiddetli bir ihtâr sayılabilir:

“Ehl-i Sünnet i’tikâdı (Âmentü…) deki 6 şeye hakk üzere inanmak olub bahislerinde yazılmışdır. Ehl-i Sünnet olmanın EN BİRİNCİ ALÂMETİ, Rasûl-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in YOLUNA MALINI VE CANINI FEDÂ ETMİŞ OLAN ilk mü’min Ebû Bekri’s-Sıddîk Radıyallâhu Anh’ı cümle Peygamberlerden sonra fazîletçe birinci olarak; adâleti ve secâati ile Dîn-i Mübîn-i İslâm’a çok yüksek hizmet eden Ömerü’l-Fârûk Radıyallâhu Anh’ı dahî ikinci saymak ve 2 damada yani Osman-ı Zinnûreyn ve Ali Kerramallâhu Vechehû’ya MAHABBET etmek, bütün sahâbeler hakkında hayırdan başka bir şey söylememekdir….”

(Âmentü Şerhi, 1971, s.63)

Torun Kurtulmuş da (KURTULMUŞ) olmak içün yani ismi ile müsemmâ olmuş olmak içün bu satırları ve dedesinin “Âmentü Şerhini” 5-10 kere iyice sindirerek okursa, ağleb-i ihtimâl söylediklerinden nâdim olub, bizi de yüzde yüz haklı görecekdir Bi iznİLLÂHİ TEÂLÂ…

Mevzu’ ile alâkalı haber söyle devam eder:

2) “Bakanlar Kurulu’nda gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin ulusal, milli mücadelesinin kimsenin babasının malı olmadığını belirterek, “Bu memlekette Mustafa Kemal Atatürk herkesin ortak değeridir. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’nin kurucu başkomutanıdır, Recep Tayyip Erdoğan da bugünkü başkomutanıdır. Dolayısıyla, Recep Tayyip Erdoğan ile Mustafa Kemal Atatürk’ü farklı yerlerde göstermeye çalışmak, en azından siyaseten birtakım hesapların içerisinde olmak demektir.”

Torun Kurtulmuş’un, “Millî Mücâdelenin, kimsenin babasının malı olmadığını” söylemesi de yanlışdır. “Millî Mücâdele”,  Binbaşı Nu’man Kurtulmuş Bey’in anasının ak südü gibi helâl ÖZ MALI olduğu kadar, Zonguldak’ı Fransız gâvurlarından temizleyen Bartın Müftüsü DEDEM Muhammed Rif’at Efendi Hazretleri’nin de, anası “MOLLA ANAMIZIN” ak südü kadar ÖZ ve HELÂL MALIDIR…

Millî Mücâdele, o mücâdeleyi:

“1) Allâh içün; 2) ŞERÎAT ve Hılâfeti kurtarmak içün; 3) Ümmetin Nâmus ve Can emniyetini te’min içün; 4) “Dârü’l-İslâm’ın yani VATANIN”, “Haçlı Avrupa Müstevlîsi Gavurların işgâlinden” kurtarılması içün, kelle koltukda Fedâ-yı Cân edercesine  mücâhede eden “HERKESİN, BABASININ veya DEDESİNİN, ANASININ AK SÜDÜ KADAR HELÂL ÖZ MALIDIR…”

Millî Mücâdele ancak, Haçlı Bâtıl Batı’ya milleti köle kılmak içün iblisçe niyet taşıyanların MALI değildir; çünki bunlar, müstevlî HAÇLI gâvurlardan bin beter bu memleketi işgâl edib ezanlarına varıncaya kadar bu milletin dînini, mukaddesâtını, ırz ve nâmûsunu, can ve malını, akl ü irfânını ve topyekûn kıymetlerini talan etmiş ateşe vermişlerdir…

“Millî Mücâdele kimsenin babasının MALI DEĞİLDİR” ve “Herkes üslûbuna dikkat etmelidir” diyen Başvekîl Muâvini GENCİMİZ (Torun Kurtulmuş Bey) de, “üslûbuna dikkat ederlerse” bizi memnun ve mütehassis etdikleri kadar; ayrıca, âbâ u ecdânının ervâh-ı tayyibelerini de incitilmiş olmakdan kurtarmış bulunurlar!.

GENÇ ve DİNÇ Başvekîl Muâvini Torun Kurtulmuş Bey, M. K.  Paşa hakkındaki lâflarıyla da “üslub hatası ve DİKKATSİZLİĞİ” yapmış; ve târih ve hakîkatın hükmü dışına çıkmış olmaktadır.

Şöyle lâf etmişler:

3) “Türkiye’de bırakın, bazı ortak değerlerimiz ortak kalsın. Partilerimiz, siyasi görüşlerimiz, yaşam tarzlarımız farklı olabilir. Allah aşkına dokunmayın. Cumhuriyetin kurucu değerleriyle, cumhuriyetin kurucu lideriyle onu, bugüne malzeme yaparak, konuşmanın hangi siyasi getiri elde edilmeye vesile olacağını anlamıyorum. Doğru da bulmuyorum. Mustafa Kemal Atatürk üzerinden 2017 yılında yapılacak bir referandumu yönlendirmeye kalkmak, siyaseten çok büyük bir talihsizliktir.”

(Mâba’di var)

(İlk intişârı: 02.01.2017)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir