Dâr’ül-Harb ve Dâr’ül-İslâm
29 Haziran 2017
İran medyası: Bugün Çaldıran ve Kadisiye’de aldığımız yarayı kapattık
1 Temmuz 2017

BİZİM DİLİMİZ VE SEN!

Merhûm Üstâd Necib Fazıl

 

Bu dilden anlamayan bir sensin!.. İnsan, hayvan, nebat, cemat, bütün kadrosiyle bütün kâinat, bu dilin mânalarından az veya çok bir anlayış hissesine malik… Bu hissenin sıfıra indiği insan şeklinde insan âfeti, bir sensin! Sen, Allah Kelâmının “Belhümadal — Hayvandan aşağı” diye kaydettiği kazurat – insanın baş örneği, surat mührü, kafa kağıdı resmi, sen!
Zamanın mekânsız bir boşluğa aktığı, mekânın zamansız bir zeminde donup kaldığı nokta… Bir de, Hintli paryanın cüzzamlı burnuna, Amerikalı milyarderin purosundaki küle, taşa, toprağa, oduna, çerçöpe kadar uzanan kaba ve katı müşahhaslar âlemi…İşte o noktadan bu âlemdeki herşeyi kuşatan sonsuzluk ürpertisi ve ona bağlı dil, bir sende âciz kalıyor. Bütün varlık, her yerde ve her zaman, yalnız bu ürpertiden gelen dilin, doğru veya yanlış kelimelerini heceleyerek yaşıyor da, bir sen, ona kulağını tıkamış ve ardını açmış bulunuyorsun! Sade ve mutlaka iman yoluyla olduğu hakikati bir tarafa, inkâr yoluyle de insan kafasının biricik hayat borcu olan meçhulü feth humması, bir sende mutlak hiçi buluyor.
Zira sen en büyük nailiyetten en dipsiz mahrumiyete geçmiş oluyorsun da ondan…
Söyle, sen, hangi fikrin, hangi görüşün, hangi mezhebin, hangi kitabın adamısın?
Sen; imanın büyüklüğünü, irtidadın sefaletiyle ispata memur ve her mezhepçe menfur ibret levhası, sen!…
Ağzından tıkındığın levsleri, ardından, daha az kirli olarak iade eden bir hazım cihazı istirahati içinde, öleceğini bilerek, fakat bu âkıbete başkalarında inanarak, bir domuzdan daha hodgâm ve mes’ut, gûya yaşamaktasın!… Cins beyinlerin gışâsına yapışarak kurtarıcı sistemlerin mimarîsini çizen ulvî ıstırap, senden öylesine iğreniyor ki, şirretliğine mukabele etmeyi bile sefil bir iş sayıyor. Ne kadar maddî ve manevî uzvun varsa, hepsi Allah tarafından, işlemek üzere yaratıldıkları fiillerin, senin tarafından, tersini yapmaya zorlanıyor. Allahın görmek için yarattığı gözü, görmemeye, işitmek için yarattığı kulağı işitmemeye mahsus âletler haline getirmiş olmak marifetinde bir tanesin!..
Bu yüzden, kıçına kazık sokulsa belki tahammül edebilir, hattâ zevk alabilirsin de, bu dilden, bizim dilimizden kuduruyor, onun tek hecesini bile kafana inen bir şahmerdan sanıyorsun!..
Sen kim misin?
Bu yazıyı okurken, kendisine yakıştıracak herkes; veya eski bir yazımızda kaydettiğimiz gibi, tek kişi…

 

[NECİP FAZIL/ HÜCÛM VE POLEMİK/ SAYFA 243-244/ EYLÜL 1992 TAB’I]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir