(1) Ateist Rejimde Emekli Vâiz…
12 Temmuz 2017
-1- Dembokrasinin Allâh’ı, Âhıret Îmânı, İslâm’ı Yokdur Ki Şehîdi Olsun!
13 Temmuz 2017
Ne Darbesi Ulan, Haçlı Seferi!

NE DARBESİ ULAN, HAÇLI SEFERİ!

Zıyâiyye BEKÇİSİ

 

15 Temmuz katliâmı, şer’î terbiye görmemiş yabânî akıllılar tarafından “darbe” olarak dillere pelesenk edilmiş olsa da, bu, kat’iyyen (darbe) değil; bir haçlı seferidir ve ilk dalgası Kudüs’e varmadan Anadolu’dan püskürtülmüş kabûl edilebilir… Ne câlib-i dikkat tecellîdir ki, TÂRİHDEKİ İLK HAÇLI SEFERİNİN TÂRİHİ DE (15 TEMMUZ)dur!

Hocia denen sahtenin, “vâiz” hüviyeti ile 1964’den beri İzmir-Edirne havâlisinden başlıyarak CİA (gladyo) emrinde, te’sîr sâhasını evvelâ Anadolu’da sonra da bütün dünyâda dalga dalga genişletmesi, hiç şübhesiz ki uzun va’deli bir CİA plânıydı. 15 Temmuz Haçlı Seferi ile, câhil kitleler üzerinde te’sîri görülen ve onları mankurtlaştırma derecesinde teshîr eden bu kasaba vâizinin, 52 senelik uzun va’deli yer altı faaliyyeti bir “hükûmet darbesi” gibi basit ve (b.kdan) bir hedef istihdâf edemez. Hedef, İslâm Dünyâsında Haçlı Batı emperyalizminin ŞİRK ve ihânet şifrelerinin çözülmeye başladığını gördüklerinden, müslümanlar daha ayağa kalkamadan onları sırtlarından hançerliyerek tekrar yere serme katliâmıdır…

1908 mason-haçlı ve hele 1923 Haçlı-İngiliz darbelerinden sonra Anadolu’ya hâkim olan eyâlet vâlileri diliyle tam 108 senedir Haçlı Batı’nın ümmete verdiği mesaj:

“Sizi dininiz geri bırakdı, ondan çıkın, bizi kabul edin, bize benzeyin, neticede bizde eriyerek bizden bir parça olun!”

Şeklindedir…

Bunu, sadece mesaj olarak bırakmayıb, son derece hâin ve kan dökücü usûl ve azgınlıklarla, (okumuş müslümanları katlederek) kuvveden fiile çıkarırlarken; bir yandan da, Allâh’ın münezzeh ve mukaddes “DÎNİNİ”, eyâlet vâlilerine bağladıkları ve din kisvesi içre (din adamı-ruhban sınıfı) olarak peydahladıkları şeytanlarla, tahrîf, tağyir ve tebdîl etdiler…

Haçlı-yahudi cebhesi çok iyi biliyordu ki, Anadolu kavimleri müslüman kaldıkları, bulgarlar, macarlar, finler ve nice muhâcir kavimler gibi haçlı dünyâsı içinde erimedikleri takdirde; ve 1830-1922 arasında gördükleri şiddetli harblere ve darbelere rağmen ayağa kalkarlarsa, kendileri içün bu dünyâda aslâ rahat yokdur. Meydanı boş bularak zulümlerine devâm edemez; ve bilhassa İslâm coğrafyasını soyub soğana çeviremezler!

 108 senelik tahrîfat, tağyirât ve tebdîlât, bu millet üzerinde bir Fâtih veya bir YAVUZ, hatta bir Abdülhamîd (Cennetmekân Rahmetullahi Aleyhim Ecmâin) zamanının İslamiyet’inden eser bırakmamış; ve o, kuru bir iddiadan ibâret olarak kalmış olsa da, ana kitlede kimlik (!) olarak  “müslümanım” deme çapında gri bir renk tonu bırakmışdı! “Allâh, Kur’an, Peygamber, vatan, bayrak, hac, kurban, kandil, şehid, v.s.” demek gibi bir takım sloganımsı “malzemât”, hakîkatıyla kalblerde bırakılmamışsa da, dillerden atılamamışdı…

Haçlılar, (başda İng,Yahud, ABD tiriumvirası) 1946’da San Fransisko talimâtıyla, Anadolu eyâlet vâlîlerine, “dembokrasi” denilen yalamalaştırma ve (kendilerine bağlama) rejimine geçmeleri emrini verdi. Haçlılar, artık 1923’den 1946’ya kadar Anadolu’dan İslâmiyyet’in pek büyük mikyasda kalkdığını; ve memleketin (Allâh’sızlaştırıldığı) zannı ile dembokrasiye geçilmesini ve bu usûlle politikacıları da dama taşı gibi oynıyarak herşeyin güllük gülistanlık olacağını, politikacıları kendi ehlî hayvancıkları gibi güdebileceklerini düşündüler…

Fakat hesab etmedikleri bir dembokrasi kazığı, haçlı güdücüler aleyhine ortaya çıkdı. Dembokratik politikacılar, milletin daha çok oyunu almak ve iktidârda kalabilmek hırsıyla, tâ 1908’den itibaren, aslından, özünden, îmân ve amel esaslarından kaydırılarak yamuk yumuk edilen dinden, arta kalan ve yukarıda temas etdiğimiz bir takım lâfız çapındaki sloğanımsı şeylerin ve bir takım geleneklerin önünde duramadılar. Her geçen sene, bu lâfız planındaki slogan ve gelenekler, oy kaygısıyla bunlara göz yumulması sa’yesinde daha da yayılmaya ve çoğalmaya başladı. Bu, politikacıların da işine geldiğinden, makâm ve mevki hırsıyla “din istismârını” kendileri içün çok elverişli bir saha gördüler. Böylece fâsit bir dâire içine girilerek İslâm dışı protestanlaştırılmış, orası burası törpülenmiş, insan eliyle ilâve ve çıkarmalar görmüş bir din, durmadan yükselişe geçdi!

Bu, hakîkî bir İslâm olmamakla berâber, yahudi haçlı cebhesinin (global dünyâ şeytanlığı) önünde büyük bir mânia olarak görüldü… Onlar bunu, gerçek İslam’ı bilmediklerinden de olabilir, “hakîkî DÎN geri geliyor” gibi telâkkî ederek büyük endişe ve sıkıntıya düşdüler…

İşte bu nice tahrif, tağyir ve tebdîl ile ortaya çıkan dinden bile ödleri kopan Yahudi HAÇLI cebhesi, İslâm coğrafyasının merkezi olarak gördükleri ANADOLU’da, İslâmiyyet’i kökden tahrîf ederek protestanlaştıracak (belini kıracak) bir plân ve projeyi devreye sokdular ki, işte bunu yürütecek adam, o kasaba vâizi, halkı teshîr etme çene, karakter, cibilliyet, terâküm, ruh ihtilâcları ve rollerine v.s.ye sâhib Gülen’di… Herif, kavmi, cinsi, cibilliyeti, acımasızlığı, “papalık misyonunun bir parçası oluş” gibi nice renkleriyle bu iş içün biçilmiş kaftandı…

108 senedir Anadolu’ya çakılan haçlı rûhundan süzülme politika tekniklerinde erimiş, “yerliyiz” demelerine rağmen (batılı olduklarının zerre kadar farkında olmıyan) bütün politikacı sürüleri, bu Gülen denen vâiz emeklisinin hedefini, kimlerin maşası olduğunu ve en mühimmi de, Anadolu’muza yapılacak bir HAÇLI SEFERİNİN TAŞERONU, CİA PARMAĞINDA BİR PROJE TATBİKÇİSİ OLDUĞUNU bir türlü göremediler!. Çünki “İslâmiyyet’in hakîkatından” ve onu bilmekden mahrûm yetişmiş, ellerinde hakkla bâtılı, îmanla küfrü ve mü’minle kâfiri yani insanla gayr-i insanı ayırt edecek bir mi’yâr, mîzân, terâzi yokdu, bırakılmamışdı!. CİA projesini, 1964’den beri tam 52 sene, “Muhterem HOCAFENDİ” etiketiyle bol bol yiyib yutdular ve hatta geviş getirdiler!

15 temmuz kuduruşu, o çok gördüğümüz sıradan ve (b.kdan) DARBELERDEN biri seviyesinde bir DARBE aslâ değildir, olamaz.

Bu, düpedüz bir HAÇLI SEFERİDİR…

108 senedir bu memlekete çakılan uydurma (din anlayışının) mü’mini politikacılar, bu bâtılla (TELBÎS) edilmiş sun’î dînin misyonerliğini yapdıkça, HAÇLI-yahudi cebhesi de bundan ürkerek, gerçek İslâm sandığı bu dini iyice sulandırmak ve bulandırmak içün CİA parmağındaki taşeronuyla bu manzara üzerine abandıkça abandı! Fakat HOCİA’nın karakterinden fışkıran zaaflar ve ifrat-tefrit derecesindeki çarpıklıklar, en nihâyetinde onu deşifre etdi; ve hımbıl, sür’at-i intikâli özürlü ve ferâset, ehliyet ve adâleti sıfır politikacı esnafını, ancak bu bedduacı ve şizofrenik rûh ihtilâcları uyandırabildi!

1908’den beri gelen sulanmış ve bulanmış Anadolu’daki dîni HOCİA ile beli kırılırcasına protestanlaştırmak istiyen haçlılar, 1964’den beri 52 yıllık çalışmaların ve nice darbe ve ayaklanmaların da akâmetle netîcelenmesinden sonra, bu 15 temmuzda, artık, HAÇLI SEFERİ ÇAPINDA  fiili bir (HARB TECÂVÜZ VE CÂNÎLİĞİNİ) kaçınılmaz gördüler; ve bunu, HOCİA kuyruğuna takılmış, satın aldıkları KENDİ ASKERLERİNE ve birkaç fraksiyondan ibâret bir çapul koalisyonuna YAPDIRMAK İSTEDİLER…

Hocia denen kasaba vâizi sahtenin 52 sene boyunca binbir tahrifle ortaya çıkarmak istediği, büsbütün sahte ve büsbütün aslından uzaklaştırılmış DİN telâkkîsi tutmayınca; ve bu dinin MEHDİSİ veya İMAMI veya “AYETULLASI” Anadolu’ya yumuşak inişle inemeyince, bu 15 temmuz SERT ve kanlı inişinin peşine düşmek zarûreti hâsıl olmuşdur!

Tekrâr edelim:

1) Haçlılar, Anadolu’dan İslâmiyyet’in sulanmış ve bulanmış hâline bile tehammül edemediklerinden, bu DÎNİ taşeronları ile tamamen yok edib silmek istemişlerdir. Îmân (sünnî) terâzîsi olmıyan politikacılar bunu görememiş, haçlıların ekmeğine yağ sürmüşlerdir…

2) Bunun içün, projelerini üzerinden yürütdükleri sahte kasaba  vâizini, İslâmiyyet’in azılı bir TAHRİFÇİSİ olarak kullanmışlar; RASÛL-İ RUSÜL ALEYHİSSELÂM HAZRETLERİNİ, İSLÂM AKÂİDİNDE İNANILMASI MUTLAK ŞART OLMAKDAN ÇIKARMIŞLARDIR… Îmân (ehl-i sünnet) terâzîsi olmıyan politikacılar bunu bile görememiş, “muhterem hocafendi” gevişine devam ederek haçlıların ekmeğine yağ sürmüşlerdir…

3) Bu CİA ajanı sahte, bununla da kalmamış, Peygamberler Peygamberi Aleyhisselâm Hazretlerine hakâret edecek kadar azıb kudurmuş, O’nu, alçakça tenkîd hedefine bile oturtmuşdur.. Nevval Sevindi denen madamın New York’da yapdığı röportajda, Efendimiz Aleyhisselam’ın teaddüd-i zevcâtı içün “BU EVLİLİKLER PEYGAMBERİN SIRTINDA KAMBUR GİBİ BİR ŞEYDİR!” diyecek kadar kafirleşmiş, küfrünü alenîleştirmekden bile hazer etmemişdir… Îmân (sünnî) terâzîsi olmıyan câhil ve dinî hassâsiyetleri dumûra uğramış politikacılar, bunu bile görmemiş, bu hâinin önünü açmaya devam ederek, haçlıların ekmeğine ahmakça yağ sürmüşlerdir…

4) Bu CİA ajanı sahte, hakîkî müslümanlardan kimseyi yanına bile yaklaştırmazken “PAPA cenablarına” taabbüd derecesinde serfürû’ edib, baş yâverlerinden kıdemli nurcu (!) Alaüddin Kaya’sına PAPA önünde eğilme ve el öpme ta’lîmi bile yapdırmışdır!. İmân (ehl-i sünnet) terâzîsi olmıyan politikacılar, bunu da aldırmayıb görmemiş, haçlıların ekmeğine yağ sürmüşlerdir…

5) Papanın İstanbul temsilcisi Georges Marovitch 2012’de hastanedeki yatağında, ölmeden Samanyolu’nun meşhur spikeri HOCİA’nın da yeğeni Kemal Gülen’e canlı yayında aynen şöyle demişdir:

“Fetulla Gülen Hocafendi Allâh tarafından özel olarak görevlendirilmişdir!”

Akaid (sünnî) terâzîsi iflâs etmiş hangi ankara politikacısı “ulan bu söz ne demek” diyebildi?. Diyemediler, yatıb narkozlanmış gibi uyudular ve HAÇLILARIN ekmeğine yağ sürdüler!

6) Vatikan Papalığının itikad kânunlarına göre, kardinal veya hıristiyan azizi olmıyan bir adam veya madamın takdîs edilmesi yani “Tanrı=Gott veya DİEU tarafından özel olarak görevlendirilmesi” muhaldir, hele bir müslümanın… Çünki müslümanların topu da (sonsuz kere hâşâ ve kellâ) peygamberlerinin (sahte-yalancı) oluşuna TEBEAN, topu da “sahte, yalancı, şeytanın vekîli ve dinsizdir!..” Dolayısıyla HOCİA denen adam Papalığa göre madem ki “Tanrı tarafından özel olarak görevlendirilmiş”, takdise lâyık olmuşdur.

Öyle ise, VATİKAN’a göre bu sahte vâiz, ya kardinal veya bir hıristiyan azîzidir, müslüman olması muhaldir!.

İşte HAÇLI dünyâsında HOCİA, bu derece üst bir makamdadır; ve gerzek sürülere de bu sebeble “KÂİNÂTIN İMAMI” olarak gene papalık tarafından yutdurulmuşdur… Ankara’daki i’tikâd (sünnîlik) terâzîlerinin yayı fırlamış politikacıları bütün bunları ve nicelerini hiç ama hiç görmek istemedi, adam ve madamları yıllarca besleyib semirtdi ve şişirdi! “Ne istediniz de vermedik” diyerek başlarına geçirdi ve HAÇLILARIN ekmeğine yağ sürdü!

7)  ALLAH’ın SEVGİLİSİ, SON ve EN BÜYÜK NEBÎ ve Peygamberânın, ins ü cinnin ve melâikenin de  Peygamberi, (sonsuz kere hâşâ) Papalık itikadında “yalancı-sahte, vs…” peygamberdir… Hocia ajanına, İSLÂM’A karşı yaptırmak istedikleri en büyük ve daha azılısı olmıyan ve ALLÂH Azze ve Celle’nin lâ’netliyeceği en iğrenç KÜFR Ü HIYÂNET, bâlâda da dediğimiz gibi Allâh RASÛLÜ’nün İslâm akâidinden silinmesidir. O silinince KUR’AN-I KADÎM de derhal “sahte ve yalancının bir kitâbı derekesine düşerek, akıllarınca bir hiç olacakdır!” Kelâm-ı Kadîm de böylece ademe mahkûm olunca, İslâm, Peygamber ve Kitâb’ı olmıyan bir uydurma dîn olarak dünyâdan silinmiş olacakdır… İşte hoca kılıklı şeytanın Vatikan’dan aldığı lâ’netli misyon, EN BÜYÜK VAZİFE BU İDİ… Haçlı dünyası bu hocia denen adamı mücerred, KÂİNÂT çapındaki bu hıyânetin irtikâbı içün takdîs etmiş ve “Tanrı tarafından özel olarak görevlendirilmiş” bir adam olarak fettoşistlerin PUTU yapmışdır… Artık bu kadar çarpıcı müthiş hakîkatların yanında, sıradan ve (B.okdan darbelerin) adı mı olur? Sulandırılmış sun’î dinin şakıyıcısı politikacılar, bütün bunca kahredici plan ve projeleri görecek gözden mahrûm nasibsizler oldukları içün, herifi 1964’den beri tam 52 yıl “hocafendi” diye omuzladılar ve haçlıların ekmeğine böylece yağ sürüb, kendi başlarına da püsküllü BELÂ eylediler!

8) CİA ve Papalık projelerinden biri olarak, “Türkçe Olimpiyadları, Türk Okulları, himmetler ve hizmetler” adı altında dünyânın gözünü küllediler. İslam Coğrafyasındaki müştehad (cinsî çekicilik çağına gelmiş) yüzbinlerce kızı, papalık ve CİA projesi olarak sahnelere çıkarıb, göğüs, bel ve kalça münhanileri ile dünyâya seyretdirib kıvırttırarak, şehvet pazarladı ve deyyusluk sergilediler… O kadar zavallı ve emânet ana kuzuları kıza, hayâsızlığı talim etdirdiler; ve genç delikanlı onbinlerce oğlancığı da onların kuyrukçuluğuna düşürdüler!. Bu sahneleri, yıllarca hapislerde çürümüş çok kıdemli “nurcu abiler”in bazıları, en ön saflardan “Hizmet-i îmâniyye ve Kur’âniyye aşkına ve Aziz Sıddık Kardeşler” hatırına, haşhâşî ziyâfetleri olarak yedi; ve gövdelerini bu helal (!) lokmalarla müzeyyen eylediler!. Sulanmış dinlerinin akaidsiz müntesibleri olan terâzîsiz politikacılar da, “Arınç” gibiler başda olarak binlercesi, bunları gözyaşlarıyla takdis ve tahsin eyleyüb (!) haçlı Batı’nın ekmeğine yağ sürmüşdür!

9) Sulanıb bulanmış dinlerinin itikad esasları (sünnilik usûlleri) kalmamış politikacılar, hangi zekâ ve ferâset pencerelerinden baktılarsa, bu 8 madde ile yukarıya aldığımız ve daha en az 88 maddeye bile çıkarabileceğimiz tahrifâtla, Allâh’ın HAKK DÎNİNİ YOK etme suikasdının 52 senelik köstebekliğini yani HAÇLI SEFERLERİNE giden yol ve usûlleri, taktik ve planları, binlerce nefrin ki, göremediler veya görmekden korkub uykuya daldılar! “Yok imtihan soruları, yok evimizin köyümüzün dinlenmesi, yok, yalan, dolan, sahtekarlık bilmem ne” gibi ıvır zıvır şeytanlıklara takılıb, yıllarca narkozlanmış gibi hâin ve modern HAÇLI şövalyelerini seyredib durdular…

10) Biz, 1977’den beri haçlı seferlerine dikkati çekdik. Papa bile geçen sene “HAÇLI SEFERLERİNDEN” bahsetdi!

İngiliz başvekîlesi kadın, yıllarca evvel “YEŞİL TEHLİKE” diyerek “Haçlı Seferlerine” işâretde bulundu!

Bush denen herif, “ikiz kuleler” hâdisesinde apaçık “HAÇLI SEFERLERİ” diye  nâra atdı…

Ankara’nın narkozlu politikacıları ise, (oy) alacağım diye CİA ajanı ve Papa şövalyesi haşhaşîleri 52 yıl şımartıb palazladı ve sonunda başlarına belâ etdi.

Ey Ankara!

Sen, onların inlerine girmeden, o cânîler, o haçlı şövalyeleri, meğer sizin saraylarınıza, merkezlerinize, başkanlıklarınıza, karargâhlarınıza ve iki karış dibinize kadar girmiş!

15 Temmuz saat 16.00’da, cânîlerin Haçlı seferini haber alan kuvvet komutanları, hiçbir şey olmamış gibi akşam saat 19.00 da Eskişehir’de “General DÜĞÜNÜNDE!”

Cihân târihinde böyle NARKOZLANMA görülmüş müdür!?

11) Ve hâlâ “Milleti Millet Kurtarmış!”

Falankes kahramanlık yapmış!

Filânkes canını ortaya atarak selâmete çıkılmış!

“Dembokrasi nöbeti!”

“Dembokrasi Şehidi!”

Bütün bunlar, sulandırılıb bulandırılan 108 senelik i’tikadsız (sünnîlik mahrûmu) ittihadçı, diyânetçi ve ilâhiyatçı sun’î dîninin bomboş lâf u güzâfı…

Ey, Cihan!

VE BU HAÇLI SEFERİNDEN, KILIÇASLAN CENNETMEKÂN HAZRETLERİ’NİN ÎMÂN VE İSLÂM’INI DEVLETİNDE YAŞATAMIYAN VE DEMBOKRASİ DİYE YIRTINAN MES’ÛLLER!

ŞUNU ÇOK İYİ BİLİN Kİ:

ANADOLU ÇOCUKLARININ DİRENİŞİ; VE HASSATEN, HIZLA GELEN TANKIN ÖNÜNE ÇIKARAK, ELLERİNİ İKİ YANINA AÇAN VE TANK DURMAYINCA DA PALETLER ARASI BOŞLUĞA YILDIRIM HIZIYLA YATAN VE ÜZERİNDEN BÖYLE TAM 2 TANK GEÇEN SABRİ ÜNAL’I AĞZINIZA MİNNETLE ALIN!

BU ŞEREFSİZ CİNÂYET VE KITAL HAREKÂTI HAÇLI SEFERİNİ, CÂNÎLERİN KUVVE-İ MA’NEVİYYESİNİ (B.KLATAN) YİĞİT, MURÂD-I İLÂHÎNİN BÖYLE TECELLÎSİNİ ÜZERİNDE TAŞIYAN BU SABRİ’DİR!

Bu Sabri’nin, heykelini dikme şirkine de bulaşmayın!

Bu yiğide kabûl ederse, “15 temmuz haçlı seferine tek başına meydan okuyan Adam madalyası” verin!

12) Ve:

Aslâ unutmayın ey, Allâh’ın dînini sulandırıb bulandıran zavallılar!

Rütbelerin en büyüklerinden birini ALLÂH AZZE, kendi irâde ve hâkimiyyeti içün FEDÂ-YI CAN edene verir; ve ONA SÂDECE ŞEHİD DENİR!

Mezara giren hiç kimseye “HOŞ GELDİN DEMBOKRASİ ŞEHİDİ” denmiyecek! Allâh Azze’nin DÎNİNİ, HAÇLI DEMBOKRASİSİ hesâbına sıfırlamayın ve böyle yaparak onu, ademe mahkûm etdiğinizin farkına varın!

KABİRDE, “Dembokrasiye iman etdin mi?” denmiyecek!

Münker Nekir, dembokrasiden sormayacak!

Hiçbir mü’min, ALLÂH RASULÜ’NÜN (livâü’l-hamd) sancağı yerine “dembokrasi sancağı” istiyemiyecek!

Sırat’dan geçenler içün “dembokrasi cenneti” yok, bu muhâl!

Sarık cübbeli şeytanlar! Susmayın, yoksa var da bizim mi haberimiz yok!

Ulan, dembokrasinin ŞEHİDİ mi olur?

“EY, ALLÂH! Senin ŞEHİDİN olmayı artık beğenmiyoruz, biz senin ŞEHİDİN değil, bilmem neyin şehidiyiz!” demek, hangi mason kâfirin uydurması ve İslâm’ı ayak altına alışı ve YOK sayışıdır?

Bütün müktesebâtına vâris olduğumuz ve üzerimizde nâmütenâhî hakkları olan 15 asrın yüzmilyonlarca ŞEHİDİNİ inkar edercesine, “dembokrasi bilmem nesi” uydurmak ne oluyor? Bu, toprak altındaki yüz milyonlara, HAÇLI ağzından bize sıvanan “dembokrasi” kelimesiyle hakâret ve zifos sıçratmak alçaklığı olmıyacak mı? O yüzmilyonlarca ŞEHİDE:

“Vah vah, ne yazık, ne akılsız adamlarsınız ki, (dembokrasi şehidi olmak varken), Allâh yolunda ŞEHİD olub hebâen mansûrâ ölüb gitmişsiniz” demek, nasıl bir din ve asl inkârıdır ki, bu kadar aşşağılık olabilsin!

13) Ey, Milleti idlâl eden, îmân akrepleri!

MURÂD-I İLÂHÎ’YE RÂMOLUN!

MÜSEBBİBÜ’L-ESBÂBA NANKÖRLÜK ETMEYİN!

“HAKK TECELLÎ EYLEYİNCE HER İŞİ ÂSÂN İDER,

HALKEDER ESBÂBINI BİR LÂHZADA İHSÂN İDER!”

MEMLEKETİ KURTARAN, MİLLETİ, KAN GÖVDEYİ GÖTÜREN OLMAKDAN MUHAFAZA EDEN, İÇ HARB İLE ANADOLU’NUN KAN DENİZİ OLMASINA MÂNİ’ OLAN HÂLIK’A, NE ZAMAN BAĞÎ OLMAKDAN VAZGEÇECEKSİNİZ?

HÂLIK TEÂLÂ’NIN İRÂDE VE HÂKİMİYYETİNE GİRİN!

BU, (B.KDAN VE SIRADAN BİR DARBE OLAMAZ) HAÇLILARIN BU ASIRDAKİ 1. HAÇLI SEFERİDİR!

BİTDİ SANMAYIN, BU BİR İLK VE BAŞLANGIÇ!

HAÇLILAR, KELİME-İ TEVHİD’DEN, ALLÂH’IN HABÎBİNİN İSMİNİ SİLEMEDİKÇE BU KAHPELİK, BU KANCIKLIK, BU CÂNİLİK, BU KAN DÖKÜCÜLÜK, BU HÂİNLİK VE BU KÂFİRLİK ASLÂ BİTMEYECEK!

ALÇAK VE KÂFİRLERİN HAÇLI SEFERLERİ BUNDAN SONRA DALGA DALGA DEVAM EDECEK!

ALLÂH VE RASÛLÜ’NÜN İRÂDE VE HÂKİMİYYETİ DIŞINDA HİÇBİR ŞEYDE BİRLEŞİLMEZ, BU MUHAL!

BOŞUNA, BİRLEŞTİRİCİLİK IVIR ZIVIRLARI VE HÜLYÂLARI UYDURUB DURMAYIN, BU SALTANAT SİZİN DEĞİL, DÜNYÂ SALTANATI VE DEVLETİ MÜCERRED ALLÂH AZZE’NİNDİR!

ULAN, NE AKLETMEZ KAVİM OLMAYA DOĞRU KOŞUYORSUNUZ!

KİTÂB’I VE TÂRÎHİ GÖRSENİZE, KÖR MÜSÜNÜZ, (GÖRMEZ) MİSİNİZ?

MODERN CÂHİLİYYE MÜŞRİKLERİ GİBİ, HÂLÂ KULDAN VE MİLLETDEN HEYKELLER VE PUTLAR UYDURMA PEŞİNDESİNİZ!

YÂ KAHHÂR!

YÂ HAYYU YÂ KAYYÛM!

YÂ ZELCELÂLİ VE’L-İKRÂM!

YÂ MÜNTAKÎM!

YÂ FERD!

YÂ KÂDİR!

 

BİZİ BİZE VE İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLERE BIRAKMA…

(İntişârı: 20.07.2016)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir