Dünyâ Ruznâmesinin 1. Maddesi Dâimâ İslâm…
6 Ocak 2016
Köksüz Rejimlerin Sonu Savrulmakdır!
24 Şubat 2016

24 saat içinde Moskof kâfir ü zâlimi AZEZ denen küçücük Sûriye kasabasına havadan tam 200 sorti (hücum) yapma alçaklığında bulunuyor; ve 4 hastane

MES’ELE SÛRİYE DEĞİL, İSLÂM!

Zıyâiyye BEKÇİSİ

 

24 saat içinde Moskof kâfir ü zâlimi AZEZ denen küçücük Sûriye kasabasına havadan tam 200 sorti (hücum) yapma alçaklığında bulunuyor; ve 4 hastane (kadın-doğum) da dâhil yerle bir; ve yeni doğan bebeklere kadar ne kadar hâmile ve lohusa kadın varsa, topu da bîkes ve enkâz altında…

Kahrolası desek de fâidesi var mı?

Dünyaya kendini “medenî” olarak tanıtan “edenî” Haçlı Batı ve DOĞU yamyamlarından bir ses çıkıyor mu, çıkdı mı, çıkacak mı? Parisde bir kişi geberse hepsi ayağa kalkar, İslâm memleketlerinde 1000 kişi katledilince sâdece bir haber olur, o kadar!

Bütün dünya, ateş çemberine alınan Türkiye’nin 93 senedir “hayranı” olduğu Batı ile ve onun başındaki başbelâsı İngilizi ile bu tabloyu seyrediyor mu?

Hayır seyretmiyor!

Ekran karşısına geçib elindeki zıkkımı yudumlıyarak ve neş’eyle TA’KÎB ediyor ve memnûn oluyor!

İşte T.C.’nin bugün eli kolu bağlı hâlinin baş sebebi, bu başbelâlarına 93 senedir tapınması…

Lozan’da, “hılâfet ve İslâmiyyet’in” verilerek, Haçlı ve zâlim GARB’A rıkkiyet bağı ile perçinlenmesidir!

Elmalılı Merhûm’un tefsîrinde, Pezdevî’den naklen geçer:

“HÜRRİYET, HUKÛKUNA MÂLİKİYYET DEMEKDİR!”

Sen 1000 yıllık hûkunu Lozan’da verirsen, geriye RIKKİYETİ alır ve kıpırdıyamaz hâle getirilirsin!

AKP ve Tayyib Paşa hökûmât-ı cemâhiriyyesinin goygoycusu nice kanalizasyon ve oralarda yüzen nice borazancıbaşı, bu noktaya bir türlü el ve dil atamadan, bol bol yevmî hâdiseleri cilâlayıb yağlıyarak seyirci narkozlamanın peşinde!

Gâvurcuklarımızın dilinde hani “palyatif=muvakkat tedbirler” denen bir taklid lâkırdısı var ya, işte Anadolu ehâlisi 93 yıldır bunlarla avutuluyor, gözleri külleniyor, aldatılıyor, kandırılıyor!

Netîce: Bugün gelinen nokta ne ise o…

Rezzâletin su katılmamışı…

Devam edelim!

Tv’lerdeki iktidâr cilâcıları kendi ayaklarına kurşun bile sıkacak kadar da zekâ, ferâset ve hele akıl noktasında o biçim!. Bugün Cuma, iki gün evvel Çarşamba akşamı Ülke Tv’de Elif Çakır Prof Dr. Mustafa Öztürk’ü karşısına oturtmuş gümbür gümbür şakıtıyor!. Adam ilâhiyât bilmem nesi ya, ulemâdan ya, dini en iyi bilen okumuş, diplomalı ve zerdûz şey vurulmuş takımdan ya, Elif’in bütün dînî ma’lûmâtı evveliyyesinin cemâziyelevvelini bir karıştırdı ki, Elif “cerbeze-i lisâniyyesi olan bu bilgiç (mün…k) karşısında” bozgun periyodunda!. Her tarafı yara bere ve şey! Hırsından ve cevab dağarcığı pörsüdüğünden, kızara bozara, kızgınlık ve telâş karışığı gülücüklerle, ancak ve zımnen ve vücûd diliyle “sana katılmıyorum”  fısıltıcıkları çıtlatabiliyor!. Ötekisi, dişli, hırslı, asâbî ve dediğim dedik havaları sıka sıka öyle bir ilerliyor; ve îmân şartlarını bile eze eze baraj ateşine devam ediyor ki, müslümanlığın hiçbir hududu kalmamış ve her “müslümanım diyen müslümandır” şeklindeki masonik tavrın gergin bir püskürücüsü… Elif tank altında kalmış (tav.k) gibi…

Herifde nezâket, kibarlık, çelebilik ve “etik ve butik cumhuriyet değerlerine” riâyet, “karşımdaki kadındır biraz edebe riâyet edeyim” endîşesi mi, HAKK getire… Oha, adam bir ara demez mi: “ANLIYOR MUSUN?”

Çüşşşş!

İşte Moskof, PKK, PYD ve cümle kıtâl sürülerinin tarafında olan (hâin güruh-ı lâ yüflihûnunun) “yandaş” dediği tv kanalizasyonlarındaki manzara!

Mide bulandırıyor!

Kendi kalesine gol atan, kendi bacağına sıkanlar takımı…

Anınçün bu “muhâlefet” adı altında toplanan parti-pırtı ve bilmem nesine kadar uzanan hâinler bölüğünün sesi, eşşek anırtısından daha çok, dağların ötelerine kadar sürünüb gidiyor!

Terör denen lânetlenesi, anınçün dinmiyor, bitmiyor ve canlara okumıya devam ediyor!

Baykuşları, akbabaları, leş kargalarını susturacak ve bülbülleri şakıtacak hâli bile olmıyan bu iktidarlarla, bu terör susmaz!

Ecdaddan kalan bir MİLLET varsa eğer; ve “iktidar benim ulan!” diyecek kadar da “Allâh irâde ve hakimiyyeti” içün herşeyi göze alabilecek bir millet kalmışşa eğer, hah, o zaman bu terörün geçmişi, hâli ve geleceği bir güzel benzetilir ve memleket de nefes alır!

Yoksa nefes borumuzda bir mısır koçanı, patlamamak mümkin değil!

Her tarafdan Allâh’sız kafir ve zâlimlerle kuşatıldık!

Hâriciye Nâzırı, PYD kıtâlinin Ankara puştluğunu göstererek ABD gavuruna “Artık anlamış olmalısın mister, hatadan dönmek erdemlikdir!” reveransı peşinde diplomasi (!) düzmekde…

Asıl siz, bu heriflerin “dost olamıyacağını anlayın ve hatadan dönüb FÂZÎLET gösterin!”

Çavuşoğlu, size ve topunuza söyledim ekselans!

 

(İntişârı: 19.02.2016)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir