Bir Fetvâ-yı Hacc!
14 Ekim 2013
Anti-İslâmistlerin En Büyük, Kutlu, Mutlu Ve Putlu Şenlikleri…
29 Ekim 2013

İslâm mücerred (vahye) dayanan bir dîn... Demokrasi ise, kadîm yunanda ortaya çıkan, insan aklının bulduğu, sonra 1789 Fransız ihtilâli ve

EKSELANS HACI ABDULLAH EFENDİYE GÖRE İSLÂM İLE DEMOKRASİ ASASINDA İKİLEM YOKMUŞ!

Ziyâiyye BEKÇİSİ

 

İslâm mücerred (vahye) dayanan bir dîn…

Demokrasi ise, kadîm yunanda ortaya çıkan, insan aklının bulduğu, sonra 1789 Fransız ihtilâli ve ABD revizyonizmi ile İngiliz süzeğinden geçerek bütün dünyaya, istiyene istiyerek, istemiyene zorla geçirilen; ve onları, dünya globalizması ile bütünleştirib, hepsini bir avuç içinde tutma hedefine matuf, bir dünyâ religionu… Husûsan (dîn) demiyoruz, çünki mutlak ma’nâda (dîn), İslâmiyyet… Gâvurca ta’birle, alternatifi yok!

Öteki (din) denen nesneler, kitablara (dîn) olarak geçmişlerse de, hakîkî ma’nâda (dîn) değil; (mecâzî) ma’nâda ancak (dîn) olabilirler… Meselâ “İbrâhimî Dînler!” demek ise, mutlak cehâletdir; veya iblisliğe hizmet gâyesi taşır…

Habere bakalım:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Beşiktaş’taki Renaissance İstanbul Bosphorus Hotel’de düzenlenen 4. İstanbul Forumu’nun açılışına katıldı.

Ne otelidir, neyin ve kimin forumudur, bunları görmez olarak devam edelim!

4.10.13 gününe âid o haberlerde ne demiş, şöyle:

“İslam’la demokrasi arasında bir ikilem yoktur. Zira her inanç ve kültürün kendisinde yer bulabildiği çoğulcu yönetim şekli hangi kökenden gelirse gelsin herkes için caziptir. Tarihte İslam toplumlarının en fazla önem verdiği değerler hak ve adaletin tecellisi, şeffaflık, devlet yönetimine katılım ve istişareleri gibi konular olmuştur. Bu değerler bugün de demokrasinin içini dolduran kavramlardır. Arap baharı, ‘demokrasi ile İslam bahdaşmaz’ diyen hurafeleri bozan tarihi bir gelişme olmuştur. Demokratik ilerlemeye imkan verecek, siyasal sistemlerin bir anda ortaya çıkışını beklemek de tabi ki hayalcilik olur. Hiçbir ülkede hiçbir gecede çoğulcu demokrasiye geçiş beklenemez. Tarihsel gelişim süreci incelendiğinde demokratikleşmenin hızının toplumların kendi koşulları ve iç dinamiklerinin etkilendiği görülecektir. Demokratik sürecin yavaş yavaş olmasına rağmen, kesintisiz olması ve standartlarının yükseliyor olmasıdır önemli olan.”

Müthiş!

 Bu yüksek hitâbet ve kitâbetden, ne anlamamız lâzım geliyor, küçük dilimizi yutmadan; ve akıl-îmân “İKİLEMİ”ne yuvarlanmadan, sıralıyalım:

“Dem.okrasi çoğulcu bir yönetimdir. Çoğunluğu yakalayan, hakk ve bâtıl mefhûmunu hiç düşünmeden, “aded-i ârâ” farkını yakaladı mı, borusunu öttürür!. Bu çoğulculuk sistemi ve usûlü içinde her Din, bütün religionlar gibi sıradan bir din olan İslâmiyyet de, falan filan ermeni, yahudi, moskof ve rum kültürlerine kadar topyekûn kültürler (harsiyât) da, bu (dem.okrasi) içinde kendine sığınacak ve ilişecek bir köşe veya yer veya mekân bulabilir! Bu dem.okrasi hangi kökden, sülâleden, milletden, çağdan, vasatdan, kan ve tenden, gen ve genelmekândan, beyin ve akıldan, hangi cins ve cibilliyetdeki cinsiyet tercihli adamdan gelirse gelsin, onların icâdı olursa olsun, herkes içün, her ulus veya (u.uz) kim olursa olsun, hatta müslüman bile olsa, bütün herkes ve her adam ve madam içün CÂZİBDİR!. Çekicidir, mıknatıs gibi yapışıcıdır, yakalayıcıdır, benzeticidir, içinde eriticidir, asrın olmazsa olmazıdır…

Târihde yani geçmişde (mâzîde), İslâmiyyet’i hayat tarzı olarak, kat’iyyen îmân ederek kabûl etmiş adamlar, hakk ve adâletin tecellisi içün yaşamışlardı! (BİZDEN: O tarihdeki müslümanlar adâleti mutlak olarak Şerîat’ın tatbikinde görüyorlardı.) Şeffaflık onlarda esasdı yani devletlerinin içini, dost düşman çok iyi görebilsin diye, her yerlerini bütün hassas noktalarına kadar sere serpe açarak ve arzederek yaşamışlardı! (BİZDEN: Bunu aslâ kabul edemeyiz.İslâm’da düşmana zaif görünmek câiz değildir. Şer’iyye vekîli Muhammed Vehbi. ) Devlet yönetimine katılıma, geçmişdeki müslümanım diyenler, çok fazla ehemmiyet vermişlerdi. (BİZDEN: Buna da asla katılmayız, ehil olmıyan avâm, bu işlere aslâ burunlarını sokamamışlar, anladıkları işi yapmışlardır.) O eski zaman müslümanları istişâreye de en fazla ehemmiyet vermişlerdi. (BİZDEN: İstişâreyi de, istişâreye ehil olanlarla yapmışlar, müşrik, münâfık, kâfir, ayyaş ve LGBT’li ibne ve ibneciklerle, kedi ve kediciklerle yapmamışlardı, buna da katılamayız.) Eski müslümanların en ziyâde ehemmiyet verdiği, adâletin tecellisi, şeffaflık, devlet idaresine iştirak ve istişâre, artık bugün din içinden yürütülemez. Bunlar, artık bugün, dem.okrasinin içini dolduran ve onun içine giren mefhumlardır. Mâdem öyledir, o halde bu dört ana mefhum, eskiden din içinden olarak ele alınıyorken, bugün, dem.okrasinin özünden alınıyor, onun içini dolu dolu dolduran mefhumlar olarak karşımızda duruyor. Binaenaleyh, artık bu mefhumları Müslümanlık içinden değil, dem.okrasi içinden olarak kabullenmeli; ille de din içinden olursa kabul, olmazsa istemezük diyerek redd etmek olmamalıdır… İslâmiyyet’in içindeki bu 4 ana unsuru, bugün mademki dem.okrasi, lutf u ihsanıyla veriyor, o halde, ne diye bunları mutlaka dinden isteriz diye tutturmalı? Dem.okrasi verdikden sonra, dinden isteriz diye ayak diremeye neden ihtiyac kalsın?. Maksad bu 4 unsura vâsıl olmak değil mi? Bunları ille de müslümanlık verecek dememeli… Dem.okrasi verdiğine göre, artık kat’iyyen, her dem, (dem.okrasi zikr ü fikri ile), akıl, kalb, îmân ve çene çalıştırmalıyız… Arab Baharı, işte bu kabil politik anâsır-ı erbaa, “bugün dinden dem.okrasiye geçmişdir! Öyle ise dem.okrasi demeliyiz” diye uyanan Arab dem.okratlarının elinde, pek ehemmiyetli bir îmân meydana getirmişdir! Kim, “dem.okrasi ile İslâm bağdaşmaz, kâbil-i te’lîf edilmez” derse, o, kapkara hurâfeci, yani, isrâiliyyâtçı, yani esâtir yüklü bir adam ve madam menzilesine ve çukuruna, hatta dibin de dibine düşmüşdür ki, Arab Baharının ARAB bülbülleri, meydanlarda şakıyarak bu hurâfeleri yırtıb atmışlardır. Cezm ve yakîn derecesinde Dem.okrasi (îmân ve i’tikâdı) olmadan ne bu dünyada insânî uhuvvet ortaya çıkar, ne de öteki dünyada, cennet, huri ve gılmanlara kavuşulur… Bu da, târihî bir gelişme ve yükseliş ve müthiş bir ilerlemedir. Çağımız artık dinlerin çağı değil, dem.okrasinin çağıdır. Artık dincilik tarihe karışmış, Topkapı müseum’da mukaddes emânetler dâiresi antik dolaba kaldırılmışdır… Dem.okratik ilerleme bir gecede zuhûr etmez, bu da yavaş yavaş olacakdır. Anınçün, atalarımız “Âheste çek kürekleri mehtâb uyanmasın!” diye ne güzel besteler icrâ etmişlerdir. Mühim olan, dem.okrasinin, aslâ kesintiye ve yokluğa mahkûm olmaması, devamlı irtifa kaydedib nice râkımı yüksek tepelerin üzerinde yükseliyor olmasıdır, yeter ki o, hep yükselsin… İyi anlaşılmalıdır ki, tarihde İslâmiyyet’den beklenen pekçok şeyi, bize, bugün dem.okrasi verecek hâle gelmişdir. Bütün dünyâ, ABD, AB, Vatikan, Tel aviv, Londra ve hatta Pensilvanya bile, mâdemki bu îmân içre müttefikdir; o halde bu da, bir büyük (icmâ’) olub, bunca dünya büyüklerimize karşı, ters ve zıd bir istikâmet çizmek, çok büyük bir dalâlet ve butlandır; en mühimi de, bu, dem.okrasi religionunun inanç esaslarına ters, korkunç bir HURÂFE ve esâtîru’l-evvelîn ve irticâ’ olacakdır… Artık din, geride; dem.okrasi, ileride olarak bir hedefimiz belirlenmişdir. Eş başkanlarımızın ve mevkidaşlarımız olan dostlarımızın hatırı içün bu yoldan aslâ dönülemez. İlk hedefimiz işte budur… Pensilvanya’daki ço muhterem Hocfendimizin de buyurdukları vech üzre, bu yoldan dönmek intihâr ve harakiri olur, hafizenallâh!”

Biz, yüce beyanlardan böyle anladık!

Umarız doğru ve iyi anlamışızdır!

Artık her şeye dem.okrasi religionu hâkim bulunacağına göre, haccın şekillerinde de bunun zâhir olacağı; ve ona son derece şeffafca, katılımcılık çerçevesinde, adâlet-i asriyye istikâmetinde ve istişâre-i cümhûriyye tarzıyle aksedeceği ortadadır. Hem, meclis (parlamento), dem.okrasinin Kâbe-i Muazzamasıdır!. Hacc-ı temettü’, hacc-ı kıran ve hacc-ı ifrâd gibi şekiller de, artık târihe mâl olmuş sayılabilir; ve bu dem.okrasi hâkimiyyetinde, Ekselans Hacı Abdullah Gül Büyükleri, hacc-ı demokrat şeklinde bir hacc şekli edâ eylemiş bile olabilirler...

Hacc-ı demokratın cevâzı içün de, DİB başı GÖRMEZ âdem ile, böyyük müctehid Haltettin Karadanokrat Bey, sipâriş üzre dem.okratik bir ictihâd îmâline de hiç şübhesiz zevkle muvaffak olacaklardır!

Bundan böyle hacc-ı demokratlığı tescîl edilen, lâik ve demokrat ve hukuklu ve sosyalli devlet büyükleri, mozeleye, Demokratik HACI BEYEFENDİ olarak çıkıb, huzurda, kıyâma hazır bulunacaklardır… Bundan da, yıllarca hacc-ı arabîyi yasaklıyan nice ervâh-ı cümhûriyye ve etrâkiyyenin, ferâhnâk ve şâdnâk olacağı, îzahdan vâreste bilinse yeridir!

(İntişârı: 18.10.2013)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir