Bu, Siyâset Mi Şeytânet Mi?
28 Ağustos 2015
-1- Allâh’dan Başka Rabblara Tapmak…
13 Eylül 2015

“Artık herşey eskisi gibi olmıyacak” lâf u güzâfı, sıkışılınca kuvvetli ve kararlı görüme palavrası içün kullanılan harc-ı âlem dembokrasi piyasası formülü!

ASIL TERÖR YANİ TUĞYÂN GÖRÜLMEZSE…

Zıyâiyye BEKÇİSİ

 

“Artık herşey eskisi gibi olmıyacak” lâf u güzâfı, sıkışılınca kuvvetli ve kararlı görüme palavrası içün kullanılan harc-ı âlem dembokrasi piyasası formülü!

Bir halta yaradığını hiç kimsenin görmediği bu (yalama) lâf, “Dağlıca” fâciasından sonra da hemen devreye sokuldu; ve “mağlûbiyyeti” küllemenin bir vâsıtası yapıldı!. Ölü ve yaralı sayısı ketmedildiğine göre, hâdise, büyük çaptadır; ve halkın galeyânına sedd çekmek içün gizlenmekte olabilir…

Bu (terör) denen tuğyân, târih boyunca nice kavimlerde görülmüş ve hiçbirinin de yanına kâr kalmamışdır. Mutlak HAKÎKAT KİTABI Kelâm-ı Kadîm, artık günümüzde kâle bile alınmadığından; ve yerine, “parlamentolardaki kellelerin irâde ve hâkimiyyeti” oturtulduğundan, beşeriyyetin, (hakîkate tâbi’ akıl) ile hâdiselere bakması ve el atarak çâre-i yegâneye vâsıl olması, artık (muhal) derecesindedir; ve netîceten, insanlık bu “terör=tuğyân” dediği ilâhî belâ ile çarpılarak, “îman-amel-ahlâk” iflâsı ile raydan çıkmanın nelere müncer olduğunu acı acı görecekdir!.

 PKK’sından FTÖ’süne; Britanya’sından, BM, AB, ABD, MOSSAD ve NATO adındaki gizli terör merkezlerine ve içdeki (fırkalaşma= partileşme=bölünme) mihrâklarına kadar bir hercümerc içindeki aşşağılık dünyâda, dembokrasi (narkozu) yiyen kavimlerin, sâhile vuran o masum KÜRT yavrusunun arkasından döktüğü gözyaşları da, bir başka şerefsizlik ve nâmussuzluğun pişkinliğidir… Hani ortada sadra şifâ olacak, esâsa taalluku olan bir tedbir?. Yapılması icâbedenin milyarda birini, “mültecîlere, falan gâvur kapılarını açmış!” diyerek çâre diye takdim eden dünya medyası, bir tek istisnâsız alçak ve kahpedir!. Bu “tedbir iblislikleri” bile, “narkozlama” ameliyesinin bir cüz’üdür; başka bir şey telâkkîsi düşünülemez…

Dünyayı istîlâ eden bu îmansızlık ve putperestlikden, bu, zulmü amel telâkkî edicilikden, bu, ahlâkı en iğrenç ahlâksızlıkla silip süpürmelerin cezâsından, hiçbir kavim, Âdem Aleyhisselâm’dan beri kat’iyyen ve kâtıbeten uzak kalamamış; “Mutlak irâde ve hâkimiyyet”, “imhâl” etmemiş ve Ukbâ’ya bırakmamışsa, tepelerine yıldırım gibi (belâlar) yağdırmışdır!

İnsanların, “terör=tuğyân” denilen lâfın delâletiyle biribirinin kanına susamışlığı hakîkatı da, Allâh Azze’nin verdiği, târihdeki emsâlleri cinsinden bir cezâdır!

Dünyadaki insan kılıklı şeytanların en büyük terörü (tuğyânı) ise, ALLÂH Azze ve Celle Hazretleri’nin “İRÂDE VE HÂKİMİYYETİNE” resmen ve alenen başkaldırması; ve hatta o irâde ve hâkimiyyete Ebû Cehil’den bin beter:

  “Kahrolsun Şeriat, 4 hakk din vardır, dine dayalı devlet sistemine karşıyız, gökden indiği vehmedilen dogmalar v. s.”

 Gibi iğrenç ve hayâsız lâf u güzâf ve hezeyânlarla, gaseyanlar irtikâb etmeleridir…

Tâbii, kalbleri, Bâtıl Batı’nın İslâm DÂRINA sızdırılan binbir şeytânî felsefesiyle bulanmış; ve kafa hamûleleri necâsete dönmüş (idâreci) geçinen iri şeytanlarına bunları anlatmanın imkânı da kalmamışdır…

Bu i’tibarladır ki, insanlık, “Allâh Azze ve Celle’nin İRÂDE VE HÂKİMİYYETİNİ” tanımamanın, bu daha ötesi muhâl olan (terörün=tuğyânın) cezâsını, HAKK Sübhânehû ve Teâlâ’nın takdîri istikâmetinde çekecekdir!. Bunun karşısında durmanın bir çâresi bulunmuş (!) gibi gösterilse de, bu muvakkat bir susuş olacak; ve HÂLIK’a karşı başlatılan o en iri tuğyânın karşılığı, “ilâhî adâletin imhâline uğrasa da, ihmâline” kat’iyyen uğramıyacakdır; bu muhaldir…

Kendi müptezel “irâde ve hâkimiyyetlerini” , “halkın irade ve hâkimiyyeti” diyerek, HÂLIK Teâlâ Hazretlerinin “irâde ve hâkimiyyeti” yerine nemrutça çakan yeryüzü tâğûtları, ne kadar “müslüman” da görünseler, asıl “terör=tuğyân” denen vahşet ve zulmün elebaşılarıdır… Diğer bütün “terör=tuğyân” hareketleri, bu asıl ve temel vahşetin yanında, devede kulak bile olamıyacak kadar küçücük ve karikatür cinsi ihtilac kalkışmalarıdır…

Asıl terörü=tuğyânı göremiyen kavimler, târîhe bakmakdan ne kadar uzak dururlarsa, o kadar da belâya batacak ve kıvranıb duracaklardır vesselâm…

(İntişârı: 07.09.2015)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir