İmam-ı Rabbâni’nin Hayatı
31 Temmuz 2017
Keriman Halis Ece Tamer
1 Ağustos 2017

PÜFTÜLERE KİLİSE KÂNUNUYLA EVLENDİRME ME’MÛRLUĞU…

Tâhir MÂHİR

 

Şu layık mayık cumbokratik dembokrasi, güzelim memleketi nasıl “Dârü’l- Azâb veya Dârü’l-İkrâh” hâline getirdi ki, arz yuvarlağının hiçbir ülkesinde böylesine rezâlet görülemez!

%51’likler “Püftülerin kıydığı muâmelede kerâmet vardırdan” hareketle, İsviçre Kilise muâmelesini “Dînî nikâh ve mış” niyetine yutdurmaya çalışırken; %49’lar cebhesinin akbabası da, “Püftülerin nikâh kıyması laikliğe gölge düşürür!” nânesi yiyor!

Dövlet-i Ilmâniyyenin  vatandaş ve vatandâşiyyeleri ise, mütehayyir, mütereddid ve müzebzeb bir vaz’ıyyet-i melâlet içre bakışub durmadalar!

Rabbim bu bataklıkdan, bu milleti tez zamanda çıkara, âmin ve Selâmün Alel Mürselîn!

Şer’i nikahlar 1908’den hele 1923’den i’tibâren zaten “Vesâyet altında!”

Mahkûm, mağdûr, mevkûf…

Bugün T.C. hududları dâhilinde devlet-i ılmâniyyenin mu’teber addetdiği biricik evlenme “mukâvelesi”, İsviçre’den müdevver ve mütercem Katolik Kilisesi mahrecli kânûnnâmedir… “Medenî” dedikleri bu Katolik Kilisesi mahrecli ve İbrâhim Aleyhisselâm’ı ateşe atan Hammurâbi Kânunlarına mümâsil ATARÂBİ kânunnâmesinin 110. Maddesi şöyle der:

“MADDE 110 — Evlendirme me’mûru merâsim hıtâmı üzerine derhal karı ve kocaya bir evlendirme kâğıdı verir. Evlenme kâğıdı ibrâz edilmeden EVLENMENİN DÎNÎ MERÂSİMİ YAPILMAZ. Bununla berâber EVLENMENİN TAMÂMİYYETİ DÎNİ MERÂSİMİN İCRÂSINA MÜTEVAKKIF DEĞİLDİR.”

İşte Püftü Efendi Hazerâtının kıyacağı “Kâğıt bu kâğıt!”

Garib gurebâ, zaîf zuafâ vatandaş ve vatandâşiyyeler de sanıyor ki, Püftü KIYINCA, şartlarını Kitâb, Sünnet, İcmâ’ ve Müctehid Kıyaslarının ortaya çıkardığı “Nikâh-ı şer’î” kıyılacak!

Yani bunun adı, kendi kânunları esas alınırsa “laiklik kâğıdı!”

Ancak herkes, lâyık mâyık Atarâbi Kânunnâmesindeki âmir hükümlere göre “Ben evlendim” diyebilecek!. İslâmiyyet’e göre “Nikâh kıydırmak” kocaman bir YASAK!. Şer’î Nikâhı Atarâbi Kânunnâmesinden evvel yapanı, birkaç sene de hapis yatırıyorlar!

Rahmetli Davudoğlu Hocamız Bolu’da püftülere kurs verirken:

“Atarâbi Kânûnundan sonra ŞER’Î NİKÂH yapmak ŞARTDIR!”

Dediği içün bile 11 ay hapis, 2 yıl da Çankırı’da sürgüne mahkûm edilmişdi…

Dikkat: “Atarâbi Kânunundan evvel Şer’î nikâh ŞART” demedi, sonrasında dedi… Evet buna rağmen hapis ve sürgün!

“Hukuk devleti” ya hani!

KK’nın, “Adâlet Yürüyüşü!” gözboyamasıyla katakülli çevirdiği bir ülkedeyiz ya hani!.

Adâletine etdiklerim!

Hâkime göre; yukarılara, tepelere göre kânun ve karar!

Bir zamanlar Fettoş masonu “Avukat değil hâkim tutun!” diyordu narkozladıklarına, demek ki bildiği varmış “tanrı” beyin!

Adı geçen bu Hammurabi değil de Atarâbi kânunnâmesi, CHP kânunnâmesi olarak İsviçre Kilise kânunnâmesinden alındığı içün, onların dîninde “Zinâyı önleyen ve iki cinsi karı-koca i’lân etdiren” bir nesne imiş!

Bu Atarâbi kânununa göre, iki müslümanın zinâdan kurtulması muhâl ise ne olacak?!… Öyledir de…

Her vatandaş ve vatandâşiyyenin “Zinâ, evlilik, nikâh, akid, zevc, zevce, mehir, talâk, şart, şâhid, v.s.” mefhumları, onun kafasında kendisine göredir!.

Müslümanın kalb ve kafasında, (edille-i erbaa) ile sâbit olan nikâhdan başkası bâtıl ve reddi müstahıkdır… Bu nikâh müslüman nazarında “Teaddüd-i Zevcât gibi Zarûrât-ı Dîniyyedendir” ve bunlarda zerre kadar şübhe edeni İslâmiyyet, içinde aslâ tutmuyor ve fırlatıb atıyor, “Sen mürteddsin” diyor!

Bir müslümana hiç kimse “Şöyle nikâh yapacaksın!” diye dayatamaz; dayatırsa, (Allâh’sız faşist köpeklik) yapmış olur! Müslümanın da yapacağı, ona bir güzel (hastir) ve devamını çekmekdir!. Masonlar, localarında üstâdlarına veya vekillerine kendi “Nikâhlarını” yapmadan, masonluklarının tadına varabiliyorlar mı?

Komüncüler de, “Devrim nikâhı” yapmanın peşinde!

Yehûd havrada, nasârâ kilisede kendi nikâhını kıymadan durabiliyor mu?

Şerbakan ahbâb u yârânı İran şiileri de birkaç saatliğinden birkaç yıllığına kadar “Mut’a nikâhı” kıymadan yaşayabiliyorlar mı?

Ve kezâ ve kezâ…

Müslümanın nikâhı da Âdem Aleyhisselâm’dan beri Peygamberânı Izâm Hazerâtı’nın gösterdiği gibidir! Buna dünyânın hiçbir yeri, tepesi, çukuru, dağı, ovası, sarayı, kralı, ve bilmem nesi karışamaz; karışırsa (Hastiri) ve ötesini yer!

Biz, lâyık mâyık cumbokratik dembokrasi’nin İsviçre Kilise kânunnâmesini edenî olduğu halde “Medenî” diyerek Müslümanın “Medeni Kânûnu” yerine oturtmasına, nasıl esir olarak susuyorsak; onlar ve Dünyâ Global çeteleri ise, sonsuz kere daha çok susmalıdır!. Çünki bizimkisi “Allah, Rasûlü, Ümmet ve Müctehîd İmamlar” tarafından teşri’ edilen mutlak bir NİKÂHDIR… Nikâh kelimesi de bize âiddir, dışımızdakiler bunu da bizden kopya eden mukallidler, taklidçiler yani Darwin’in Homo sapiens maymunlarından geldiklerini iddia eden avolüsyonistlerdir!

Lâyık mâyık gürûh!

Bugün mevcûd AKP rejimi de, 94 senelikler gibi “Müslüman nikâhını” tanımamakda, CHP kânunlarındaki o “Kağıdı” istemektedir… Bugüne kadar bu kağıdı belediye evlendirme memurları, muhtarlar, nüfus dâireleri, tayyârede pilot, gemide kapiten, bilmem nerde bilmem kimler veriyordu! Şimdi Beştepe buna, bir de “Püftüleri” ekliyecek o kadar…

Oy devşirmek yahşî!

Yarınlarda buna, imamlar, vâizler, ilâhiyat dekanları, emniyet âmirleri, hastane baştabibleri, spor klübü başkanları da eklenebilir!.

Serâb görmeye alıştırılan ehâlinin oy’unu almak içün her şey herkes kullanılabilir!. Yeter ki 2019 hedefleri içün (oyyy) gelsin!

Artık püftüler ve diğerleri, İsviçre Kilise Kânunnâmesinden mülhem, müdevver ve mütercem Hammurâbi Kânununa muâdil Atarâbi Kânununa göre “Kâğıt verecek”dir!. Verirken bir de besmele çekecekler ve “Hayırlı olsun!” demeyi de ihmâl etmiyeceklerdir! Şarâbı yudumlamayı veya zinâya başlamayı, “Besmele” çekerek irtikâb etmek gibi…

Memleketde ara ki Müftü bulasın!

Ha Belediye “Evlendirme ve kâğıt verme” me’mûru; ha püftü…

Püftününkisi, zemzem sulu, hacı yağlı, kurban kanlı, sahurdan bereketli, iftar dualı, minâre gölgeli, hoparlör ezanlı, v.s. olmıyacakdır ki!

Ehâli-i etrâk ve ekrâd telâş etmesin, püftüler “Kâğıt verme” işinde kullanılacak, o kadar! Atarâbi Kânûnu böyle diyor: “Kâğıt verilecekdir!”

Yarın bir bakmışınız: O aynı püftülere lâyık mâyık rejimin me’murları olduklarından, “Kimsesiz sokak köpeklerini pudralama” işi; “Ormanlarda tek çenekli ağaçları sayma vazifesi” de verilebilir!. Nihâyet adamlar DİB me’mûrudur! Ankara’nın verdiği her cins ve tür “Dîn Görevlisi İşini” yapmasın da görelim!.

Yapacak!

Şimdi ise o püftüler, kendilerine mürâcaat eden ve “Nikâhımı kıy ve kâğıdımı ver!” diyen her vatandaş ve vatandâşiyyesinin, yehûdî, nasrânî, islâmî, şeytânî, şiî, mülhîd, müfsid, budist, şamanist, kamalist, fettoşist, ne ve ne oluşuna bakmadan, topuna da Atarâbi kânununda yazılı “Kâğıdı verecek”dir… Sıkıysa vermesin!

İsteyen bir daha yukarıdaki Atarâbi Kânûnunu okuyabilir, bu, bir “Mukâvele”dir!

Ancak, “Karşımda Püftü Efendi Hazretleri var, resmîsi içün geldim ammâ, gelmişken ve Püftümün bir acı kayfesini de içmişken, teberrüken, bir de ŞER’Î nikâh kıydırayım” deyib de pusulayı şaşıran olursa, ona da bütün nâsiyeler asılur ve herhalde ve der’akab dâire-i püftülüğün sokak kapısı gösteriliverir!. Vatandaş ve vatandâşiyyeler son derece müteyakkız ve mütebassır olalar ve rejimin verdiği kiliseden müdevver nikâh miktarı ve cinsi ile iktifâ edeler!..

İslâm’daki NİKÂH ise, bir vechesiyle (ibâdet), öteki vechesiyle “Şer’î AKİD”dir!. Diyalogçu müctehidlerden (!) Haltettin Karamanlis ise “Evliliğin dînî bir AKİD olduğunu kabûl etmez!” Halbuki bütün fıkıh kitabları evliliğin, bir (akid) olduğunu da yazar!. Gene Karamanlis: “Belediyelerde kıyılan nikâhlar da dînen mû’teberdir”  nânesini geviş getirir!

Yani Kahhâr olan Allâh Azze ve Celle’nin nikâh hakîkatını çocuk oyuncağına çevirir!…

Şartlarını Allâh ve Rasûlü Aleyhisselâm’ın ta’yîn ile emretdiği “Nikâh-ı Şer’î” ile, beşerî “Kâğıt verici mukâvele” arasında nâmütenâhî FARK ve AYRILIK varken; birinciyi ikinci hesâbına YOK kabûl etmek, İslâmiyyet’i inkârla, O’nun kapı dışarı etmesini göze almak demekdir ki, böylelerine cehennemden başka nasîb de aslâ düşünülemez…

Bütün mes’ele, beşerî rejimlerin yerleştirilmesi ıkınışı…

Îmânsızlık… Kulatapış dînini inşâ’…

Bu naylon müctehid ve püftüler, ortada MÜFTÜ olsaydı, ağızlarını bile açamaz; ve kaçacak delik ararlardı!

Zaman zaman bu mevzu’a temas ederek daha ne akıl almaz manzaraları gözlere sokacağız ki, bazılarının gözleri bile pörtleyecek!

Hele KK’nın “Püftülere nikâh kıydırmak layikliğe gölge düşürür” deyişi, pek mide bulandırıcı! Adam, kendi Atarâbi kânûnunun “Püftüler eliyle de kâğıtlanmasından” feryâd ediyor, delileniyor!. Aslında sevinmesi lâzım, fakat kelle basmıyor… Muhâlefet ya, Beştepe ne der, ne yaparsa, tersine gitmek “Kutsal Savaş!”

Püftüler Müftü olsa ve hele bir de “Şerîat Nikâhı” kıyılmaya başlasa, bu adam ve madamlar nasıl kudurur, tahayyülü imkânsız!

Saç-baş yolarak meydanlarda harakiri yaparlar!

Her şey içün “Layıklık mayıklığa aykırı, gölge ve çölge” demekde o kadar  aşırı gidib bıktırdılar ki, “Allâh Layıklık ve mayıklığınızın bin belâsını versin” demek, artık her müslümanın hatta her vatandaş ve vatandâşiyyenin en baş vazifesi oldu!

Versin!

Sonsuz kere belâsını versin!

Âmin…

NOT: (Püftü) kelimesinin mucidi Dr. Muhammed Reşad Malâtî Bey’dir. Patenti onun olmakla beraber izinsiz kullandığımızdan beyân-ı i’tizâr ederiz.

 

İntişârı: 01.08.2017 / 00:00:39

1 Comment

  1. besmele dedi ki:

    Müftülere nikah kıydırma projesinin perde arkasında “resmî nikâhı müftü kıydırarak, resmi nikâha “dîn” kisvesi giydirmek ve zamanla kulatapış dinindeki insanların bu din kisveli resmî nikahı “imam nikahı” olarak telakki etmeleri ve böylelikle imam nikahı dedikleri şer’î nikâhın zihinlerden tamamen çıkarılması yatıyor.

    Hedef, tek tip nikah şekli…
    “Muhâfazakârlar”(!) müftüye, kamalistler de belediye başkanına kıydıracak.. Netîcede aynı muâmeleyi yapacaklar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir