Suriyeli Kadınlar Türkiye’de Fuhuş Batağında
8 Temmuz 2017
Bakan Çavuşoğlu, ABD’li Mevkidaşıyla Görüştü
9 Temmuz 2017

KILIÇZÂDE YÜRÜMÜYOR, YÜRÜTÜLÜYOR!

Tâhir MÂHİR

 

Kılıçdarzâde Kamal (KK), İngiliz gazetesinde dün bir makâle yazarak, İngiliz keferesine, “vatanım” dediği memleketi şikâyet edib yere batırmış!. Fettoşist bir usûl ve üslûb çizgisi…

Diktatörlük, “memleketini” kasıb kavuruyormuş!..

Alamanlar da Berlin’de Merkel nam Papaz kızının Başvekâlet konağının (!) karşısında, kenarında devlet arması taşıyan bir pankartla:

 “Bu arabayı ister misin, diktatöryayı öldür!”

Nânesi yediler; ve Erdoğan, Moskof Başı ve “Vehhâbî Melik-i Muazzamı (!)  Kral” denen herifin resimlerini basarak hedef gösterdiler… Türk havuz ve yandaş medyası, bu pankartı yanlış tercüme etdi. Hayvanlığa ne lüzum var, dürüst ol ulan!. “Diktatörü öldür!” demiyor gâvur; “Diktatoryayı” veya “Diktatörlüğü” diyor!.

İşi mutlakâ, piç mantık eline verib saptıracaklar! Sanki bu eğrilik onlara kâr getirecek… Pislik herifler…

Tabiî Alaman kancıklığı buna kılıf da hazırlamış: “Erdoğan şakadan anlamıyor!”

Gâvurcuk aklınca: “Şakayla karışık, Sadri Alışık” hesâbı…

“Dembokratik Alamanya’nın (!) adadaki İngiliz Kraliçeliğinin ve bütün Haçlı Dünyâsı’nın insan hakları” ve (KK) ya örnek olacak “adâlet” gavurluğu; ve “medeniyet” edeniyeti böyle bir şeydir!. Bunlar, (KK)’nın yandaş can sürüleri, Can Dündar azdırıcıları, Fettoşizma, PKK ve sâir kana susamış familya besleyicileri ve KK “yürütücüleridir!”

Bu “yürütülüşde” AKP güdücüleri de, (KK)’yı yürütenler kadar, hatta onlardan daha da mes’ûl olabilirler!. Miting yapılacaksa yapılsın ammâ, 27 gün ammeye âid Türkiye’nin en ana yolunun bu en sıcak günlerde milyonlara varan yolcusunu mağdur ederek seyr ü seferin anasını bellemek, hangi “adâlet” sahtekârlığını külleyebilecekdir!? Buna sebebiyyet veren hükûmet ve AKP güdücüleri de baş mes’uldür. Son iki günde huzûru zîr ü zeber edecek hâdiseler patlak verirse, bu da ikinci mes’ûliyyet olarak AKP güdücü ve hükûmetinin hesâbına yazılacakdır…

Adâletden bahsetmek, 1923’den beri de bu memleketde MUHALDİR

Şirk, küfür ve nifâk elinde (adâletin) hiçbir zaman ve aslâ vücûd bulmadığı ve bulamayacağı bedâhat derecesinde ortadadır; ve bu, îmanla küfür arasındaki çizgiyi teşkîl edişi cihetinden de, bir müslüman içün ebed çapında ehemmü’l-ehem kıymeti hâiz bir mes’ele bulunmaktadır… Müslüman olmadıkça da bunun anlaşılması imkânsızdır…

İngilize sığınan (KK) ile, Papaz kızı Madam Merkel denenin ağzı aynı!. “Diktatörlüğü öldürecek” diyerek, sanki hedefe üç adamı oturtmamış kataküllisi ile, “Yok mu kirâlık KATİL” mesajı!?

Kancıklık…

10 asırdır dünyânın 4/5inde katletdikleri yüzmilyonlarca insan, elin gâvurlarına yetmedi… Yerin dibine batasıcalar!

Fettoşist karargâhı hâline gelen Alaman; 1921’lerde Anadolu’da bir fırkanın gizli kurucusu İngiliz; ve “Ortadoğu” dedikleri Kadîm İslâm Coğrafyasını silâh deposu hâline getiren ABD Hitlerleri; ve İngilizin yapışık ikizi ve müşâviri yahudi; ve bütün bunların nice kuyruğu düvel-i ehl-i Salîb; ve Anadolu’da “yürütülenler…”

Bütün bu fitne ve Anadolu’yu yakma ve yok etme ortaklığı, “mukaddes ittifâk” grubu hâlinde “15 Temmuz Haçlı Seferini!” devam etdirmektedirler… “Darbe” demek gerzekçedir; işin aslı ve esâsı “Haçlı Seferidir!”

ABD kucağında tımarı yapılan Fettoş yahudi ve masonu ise, sanki Allâh’sızlığı ve Haçlı-Yahudi maşası olduğu dünyayı bin kere dolaşmamış gibi, hâlâ “yürüyün” diyerek, erâcif ve hezeyanlar saçıyor!. Hem de şerefsizce kullandığı islâmî dili, İbni Sebe’ce kullanmaya devâm ederek…

Mes’ele, T.C. Başvekîli Erzincanlı Topal Durmuş Ağa’nın oğlu Binali Bey’in (KK)’ya hıtâben dediği “Kabak tadı verdin!” gibi sıradan ve avam ağzının malı, çok basit ve yavan; ve zekâ mahsûlü de olamayan bir cümlenin, içini patlatacak kadar dünyâ çapında bir projenin tatbiki mes’elesidir!..

“Halk Fırkası” ana karnına düşdüğü günden beri, bir İngiliz projesi olduğundan, (KK) denen kasetik ve kasetlik adam ve madamlar, dünyada hiç başka gazete kalmamış gibi “tıpış tıpış” gidib İngilizin sahifelerine uzanıb, röntgen filmini onların eliyle çektiriyor!

Anlamayanlar anlasın!

“İstiklâl Harbi” denen şeyin nasıl bir “İstiklâlsizliğe mâlolduğunu” ve “devirimler” denen deviriciliklerin ne demek olduğunu; ve 27 senelik dünyâda eşi  menendi görülmemiş DİKTATORYANIN, artık AKP güdücülerince de neden öyle merdçe ağıza alınmadığını; ve Falih Rıfkı’nın hâtırâtındaki rakama göre o devirde 500.000 müslümanın katledildiğini, artık bütün gerzekler, politikacılar, târihçiler, pırtıcılar, yerli frengler,  dünya İngiliz yavşakları ve herkes iyi anlamalı!.

“Adâlet Yürüyüşüymüş!”

Hani:

 “Adâlet Dedirtedek ve Haçlı Batı’nın Projesi Olarak CHP’nin Yürütüşü!”

Deseler, hiç değilse bu katakülli birazcık dürüstlük taşıyor da olabilecek!

Bir zamanlar bu memleketde “İstiklâl Mahkemeleri” vardı. Bunlar, “Adâletin sonsuzda birini” mi; “Zulm ve işkencenin, gaddarlık ve ceberutluğun sonsuzcasını” mı dağıtdı; ve “Cihân adâlet târîhinin” lâ’netini mi aldı?. CHP bu mahkemelerin diktatörlüğüne karşı da o zaman yürümedi; hadi hatırlayıb ve pişmân olub şimdi yürüsün!. Cumhurbaşkanının nezîh ve asîl ta’biriyle “Sıkar!”

1961’lerin “Yassıada Yüksek Adâlet Dîvânı” gibi zulüm ve rezâlet dîvanları ne işe yaradı?. CHP’nin “Millî Şefi” yani 2. Diktatörü General İsmet, hangi “adâlet anlayışı” içün 1 başvekîl ve 2 vekîl ipe giderken “adâlet” diye ağzını bir çay kaşığı sığacak kadar açabilmişdi!..

CHP şimdi, General İsmet’in Anjina Pettorise yenilib Anıt Kubûr’da toprağa girmesinden 49 yıl sonra, “adâlet” aşkıyla kebâb olur oldu!!!

Acebâ, Berberoğlu câsuslukdan laik mahkemenin 25 yılını yemeseydi; 27 Mayıs 2016’da câsusluk malzemelerini Alamanya’nın emzirdiği süt çocuğu Can Dündâr denen  hödük hâine vermeseydi; bu malzemeleri Beberyan, Can Dündar kahpesine vermeden evvel Kılıçdarzâde (KK) ile koltuklara kurulub neş’eler püskürterek seyretmeselerdi; kuyrukların kurt kapanına ısırtdırılmasına ramak kala böyle manzaralar zuhûr edib (KK)’nın uykularına zarar hâl ü keyfiyetler kapıların mandalını çalmasaydı; acebâ (KK)yı yollara sürüb 450 kilometrelik senaryoların kataküllileri Ankara İstanbul yollarına döşenebilir miydi?

Bir zamanlar “Adâlet Partisi” diye de bir Salamon Parti-Pırtısı vardı! Bu vardı diye o pırtı, “Adâletden ibâret mi oluvermiş”di???

Şimdi de “Adâlet ve Kalkınma Partisi” var diye, Anadolu’da “adâletin zerre miktarı” mı varmış???. (KK) nâm adam ve madamlar “Adâlet Yürütülüşünde” diye höykürülünce, bu adam ve madamların “Hakîkaten Adâlet içün yürrütüldüklerine” mi inanılıverecekmiş???

Çüşşş!

Beşerin izâfî, i’tibârî, nefsî, göstermelik (adâletleri), bu vasıflardan kurtulmayı muhâl hükmüne bağlamakdan aslâ kurtulamıyacağına göre, hangi cins ve kimin, ne kadar ve nasıl adâleti adâlet olarak ve kimlerin nesine neresine (!) iğne ucu kadar şifâ zerkedebilecekdir???

Oha!

AKP denen parti (şîa-fırka-bölük-börçük) de, yukarıda işâret etdiğimiz CHP’nin bu 27 senelik eşi menendi cihân târihinde görülmemiş vahşet devrini, nedense öyle ağız burun dağıtacak şekliyle ağzına burnuna almıyor, alamıyor!. Şeceresinin kökü CHP olduğu içün mü acebâ?

Alsa bile, “almadı demesinler” diyecek kadar, şöyle bir teğet geçiyor!

Neden?

Bu siyâsetin altında çok fırıldaklar var; var olmasına var da, millet bunun binde birini göremiyor!. Çünki GÖS-TER-Mİ-YOR-LAR!. Öyle bir gizliyor, ketmediyor, tersden gösteriyorlar ki, bu işe şeytanlar bile şaşırmakdan bîtâb düşüyor!

Bu siyâset, Haçlı-Yahudi Avrupa emperiallerinin, (İngilizin) eli ile, müsta’mel ve en modası geçmiş haçlı politikası olarak, temellerini atdığı en çürük ve en köhnemiş ve en köksüz bir siyâset geleneğidir!

Bu iyi ve hem de çok iyi anlaşılıb, beyin, beyincik ve omurilik soğanına kadar iyice yerleştirilmediği müddetçe, narkozdan çıkış muhâldir!. Biz yazalım da kimse inanmasın!. İnanılacak bir gün elbetde ve mutlakâ gelecek…

Öyle “Millet artık uyandı, görüyor, dirildi, gerildi, zıpladı, uçdu, kapdı ve vurdu!” gibi zırtabozca lâflar, politika iblisliğidir. Dînî birlik ve ecdâdın dîni diriltilerek hayata geçirilmedikce; dînin içini oyan Ramazan ve ekran köstebekleri AKP güdücüleri tarafından şımartılıb ortalığı kokutdukca; politika irileri “Sünnî ecdâdının dînine cebhe alıb onu her fırsatda tokatladıkca”; yalaka hoca müsveddeleri en ileri hayâsızlıkla erâcif püskürtdükce; artık “Lut kavmi olmanın orospularına sokaklar peşkeş çekildikçe”; “dembokrasi ve hürriyet icâbı” diyerek her gevşeme ve cıvımaya, her çürüyüb kokuşmaya nişanlar ve madalyalar ikrâm edildikce, bu milletin ayağa kalkması muhâldir… İmkânsızdır demedik, “muhâldir, müstahildir ve mümteni’dir” dedik…

Haçlı, Emperial ve Ateist Avrupa, “insan hakları” gibi yıllardır öyle mavallar düzüb kavallar da çalarak Anadolu ehâlîsini öyle bir şartladı ki, 3-4 asırdır dünyâdaki en vahşî ve en acımasız sömürülerini, tam tersden “medeniyet ve dembokrasi taşımak” olarak, (Türk anaç fırkası üzerinden) millete şırınga etdiler… Böylece, kökünden kopuk, 1000 yıllık Müslüman Milletlere azılı düşman ve onların bütün kıymetlerine ters ve frengleşmiş, ruh kanserlisi bir kitle peydahlamaya muvaffak oldular…

Sâir diğer bütün bölücü fırka ve pırtılar da, bir eksiksiz bu anaç haçlı mâderi fırkadan üretilmişdir… Bu nokta da, (mutlakâ ikinci ana  bilinen olarak), beyin, beyincik ve omurilik soğanına kadar yerli yerine programlanmalı ve çakılmalıdır…

İngiliz ortada görülmese de, fıtratı ve “İngiliz Siyâseti” denen o akıl almaz ve iğrenç şeytanlık hesabları adına, o, her taşın altından başını uzatan bir yılandır!

Sadede gelelim!

(KK) denen kasetik model yürütülüyor!.

Bu neyin provasıdır, son günde hangi ateşle oynama sahneye konacak, sinsice mi, açıkça mı ihânet patlatılacak, bunu 24 saat içinde göreceğiz!

Ancak verilen talimât, “Yürü yavrum yürü, yürüteyim seni, saz çalarak sevdiğim uyutayım seni!” türküsünün ifâde etdiği havâîlik ve şıkıdımlıkdan çok ötelerdedir!.

Ortada, Erzincanlı Topal Durmuş Ağa’nın oğlu Binali Bey’in KK’ya: “Kabak tadı verdin!” deyişi gibi basit bir hâdise de aslâ yokdur… Bu “yürütülmüşlüklerin” arkasından da “Gene aldatıldık!” maval ve kavalları devreye girerse, artık o zaman ağız ve burunların tam bozulduğuna şâhid olunabilecek demekdir!.

Anadolu huzûr ve sükûn istiyor. Politikacıların dengesiz, nefsânî, muhteris ve ödlek, şahsiyetsiz, sünepe hâllerinden artık bıkıldı ve hatta iğrenildi…

Anadolu aleyhinde ittifâk yapmış belâlı bir dünyânın mümessili gibi güdülen; 15 Temmuz’un silâhsız bir modeli gibi yürütülen; hangi ayak nereye basarsa, patlayacağı o anda görülebilecek serseri bir (mayın) gibi İstanbul’un tam kenarında mevzîlenen; ve bir Patrona Halil benzeri kışkırtma ve tahrîk âmilleri ile donatılmış, Haçlı’irtibatlı bir yapı karşımızdadır…

Bir tek cümle hâlinde netîceyi çıkaracak olursak:

25 günlük adam aldatmalarla, göz boyamalarla, sanki 450 km gibi bir mesâfeyi başındaki rol model adım adım yürüyormuş havası verilerek yapılan katakülli ve kamalokülli manzaraları; ve yolları tıkama ve millete işkence çekdirme pahasına göze alınan ve “adâlet” derken bile “adâlet ve amme hukûkunun ırzına geçici” bu “yürütülüşler”; ve güneşden kaçılacak en sıcak günlerde ve binlerce kişiye “zombileşin” dercesine yapılan bu (kıyâm) güdücülükleri, öyle kalb ve beyni kalmamış bir “halk fırkası kadavrasının”, kendi kendisinden doğmuş bir “yürüyüş olamaz”; bu, ipleri eline geçirmiş Haçlı emperializma ma’rifetiyle irtikâb edilen, mücerred paryalara âid  ve aşağılaştıran bir “yürütülüşdür…”

“Bu Yürütülüş”, “Gezi Hâdiseleri” denen ve başda İngiliz olmak üzere Haçlı Batı parmağında döndürülen dolapların bir provası da olabilir!. Anadolu’mun düzinelerce düşman tarafından iç içe dâireler şeklinde kuşatıldığı bir hengâmede bu yürütülüşün sahih bir niyet mahsûlü olması muhaldir; ve Pazar günü mitingle konulacak nokta, ortaya bir Patrona Halil ayaklanması çıkarmazsa, bunu, niyetin sağlam ve sahih olmasına da aslâ bağlayamayız… Bu, Büyükada’da 15 Temmuz’da 17 kişilik iken şimdi ise 12 kişilik karargâh kuran şeytan kıt’asının, yakayı ele verib planların en ince noktasına kadar bozulması vakıasına bağlanmalıdır… Ve gene bunun da, 15 Temmuz’dan ucuzun da en ucuzu bir kurtuluşu lütfeden Allâh Azze’nin bir inâyeti olarak karşılanması, vâkıanın ta kendisi bilinmelidir…

(KK) denen adam ve madamlar, İngilize 97 yıllık bağlılığını o İngilizin gazetesine makâle yazarak mı isbatlıyacak; ve Merkel denen Papaz kızı Madam’ın “öldürene araba vereceği diktatoryayı” dünyâya şikâyet ederek mi “katledeceğini”  sanıyor, hayır, aslâ!

(KK) denen adam ve madamlar bunu, Anadolu’yu kuşatan düvel-i ehl-i Salîb’e; ve şerefsiz ve Allâh’sız terör şebekelerine; “İçdeki En Büyük Muhâlefet Pırtısı” olarak destek verib, onların gücünü ve elini üçe-beşe katlamak içün yapıyorlar!

Tabii “ateşle oynaya oynaya!”

Bu ateşle “oynayan” acemi ocakçının, yanıb kavrulması da hesab edilmelidir…

Ateş bacayı sarınca söndürmeye gideceklerse, AKP güdücüleri de aynı ateşin içinde yanıb kavrulmıyacaklar mıdır?!

Ya ehâli-i Anadolu?

Yâ Rabb!

1000 yıllık kıymetler yapısını hâkile yeksân etmek istiyen bütün Adüvvullâh’ı, Kahhâr ism-i şerîfine havâle etdik…

 

İntişârı: 08.07.2017 – 22:21:16

1 Comment

  1. ensar dedi ki:

    Kılıçdarzade, yürüyebilen bir Kamal olmadıdığı, ancak uzaktan bir kumanda ile yürütülebilen bir pion olduğunu gösteren bir makale. Ayni zamanda ADALET ile CHP nin bir alakası olmadığını da gösterici.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir