15 Temmuz Darbe-Harbe Değil, Neo-Haçlı Seferidir; Ve Dembokrasi Bayramı Olamaz!
Ahmed SELÂMÎ
22 Temmuz 2019
15/Temmuz/2016 Ve Fıtrat Hılâfına Dîn Uydurmak Ve Hüküm Vaz’etmek…
Ahmed SELÂMÎ
3 Ağustos 2019

15 TEMMUZ KUDURUŞU, İSLÂM’I TAMÂMEN SİLECEK BİR NEO-HAÇLI SEFERİDİR!

Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)

 

Büyük Osmanlı Müfessiri Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri:

FITRAT HEP HAKK U HAYRA MÜTEVECCİH BİR İSTİKÂMET TA’KÎB EDER.”

Buyururlar.

Bugün “Müslümanım” diyen “Millet-i İslâmiyye’den” bakıye kavimler, 15 asırlık “Rabbânî-FITRÎ sistemi” ellerinden kaçırıb boyunlarına Haçlı yularını taktıkları içün, “HAKK U HAYRA MÜTEVECCİH BİR İSTİKÂMET TA’KÎB ETMEKDEN”   nâmütenâhî mahrûm kalmışlar; ve DEMBOKRASİ GİBİ FITRAT DIŞI ŞEYTÂNÎ SİSTEMLER ELİNDE BUGÜNKİ “dîn, can, nesil, akıl, mal, adâlet, emânet, istişâre v.s. emniyetinin sıfırlandığı, kıtâl, soygun, tecâvüz, şirk, nifak ve her türlü canavarlık ve vahşiliğin cirit atdığı mübtezel bir dâr-ı ikrâh ve azâba (bataklığa) düşmüşlerdir…

Binâenaleyh, her (15 Temmuz) geldiğinde mes’elenin esas bu tarafı kimsenin umûrunda ve dikkat nazarında değil; bütün duymaz, görmez ve dilsiz politikacılar ile iblis medya ve mütefessih mütefekkir sürüleri işin hep yevmî dedikodu ve mâlâyânîsi, sathî teferruâtı, kuru hamâset lâkırdıları ve ipe sapa gelmez parti-pırtı tarafgirliği gibi eblehliklerden bir türlü kurtulamıyorlar. Üstelik en mühim nokta da, sık sık beyan edilmelidir ki, asıl mücrim, Neo-Haçlı Batı eşkıyâları olub, Fettoşist çete sâdece tetikçidir. Karanlıkda ıslık çalarak korkusuzluğunu isbât hülyâsındaki yüreksizler gibi, devamlı Fettoşistlerin öne çıkarılıb, İngiliz, Yahudi ve ABD triumvirası kuyruğundaki müzmin ve müteselsil asıl ve ana düşmanın dil ucuyla ruznâmeye getirilişi, hem fettoşist mücâdelenin köklü olmadığını gösterir ve hem de, onların daha da şımarmalarını intâc eder ki, gidiş işte bu kadar sallapatidir!

Müfessir Merhûm son derece hikmetli ihtâr eder ki:

“…Bütün a’zânın hılkatinde esas olan bir fıtrat vardır ki ona, o a’zânın menfaati: Vazîfesi, fonksiyonu, fizyolojisi yâhud garîzesi (sevk-i ilâhî)si ta’bîr olunur. İnsan nefsinin bütün meyillerinde böyle yaratılış hikmetine doğru esaslı bir garîze vardır ki, ona da FITRAT denilir. VE FITRAT HEP HAKK U HAYRA MÜTEVECCİH BİR İSTİKÂMET TA’KÎB EDER.”

Dembokrasiden cumbokrasiye insan uydurması bütün sistemler, bu ana hükmün mefhum-ı muhâlifi olan şeytanlığı ortaya koyar; ve onların, istisnâsız topu da:

 “FITRAT, HILKAT VE SEVK-İ İLÂHÎ DIŞI OLDUKLARI HÂLDE, ŞERR Ü BÂTILA MÜTEVECCİH BİR İSTİKÂMET TA’KÎB EDERLER.”

İşte 15 Temmuz kuduruşu, antik yunan aklının bir ifrâzâtı olan dembokrasinin, zârûrî istikâmetinin mutlak bir netîcesidir. Hılâfet ne kadar Allâh irâdesinin bir sistemi ise, dembokrasi de, antik yunan aklının ifrâzı bir sistemdir. Bu sistemin asrımızdaki patronları, bunu, mutlak hakîkatın İslâm coğrafyasında kendileri içün ebedî ve mutlak bir mânia olmasını ortadan kaldırmak üzere, o memleketlerde dembokrasiyi fıtrat ve hılkat bozan bir TUZAK olarak kurmakda, bu yolla her mahalle sâkini ferd-i vâhide kadar zihin, akıl ve görüşleri kontrol etmekde; kavimleri, böyle güdüb irâdelerini saptırarak veya selbederek, onları bendeleştirmekde ve kullanmaktadırlar…

Gidişât, istedikleri kıvamda yürümez veya istedikleri kulluk ve tapınmalar azgın nefislerini tatmîn derecesinde olmazsa, “uşak veya eyâlet vâlileri” olarak gördükleri oralardaki “dembokrasi papağanlarını” 10 yıllık aralıklarla darbe-heybe ve Neo-Haçlı Seferleri ile kan dökerek, can alarak, ehlîleştirmeye, terbiye etmeye bakmaktadırlar!…

Oralardaki politikacıları papağan gibi “dembokrasi” nakarâtıyla yatırıb bu nakarâtla kaldırmalar ile de, oralara “Dembokrasi GETİRME, veya ileri dembokrasiye geçirme, veya çok daha dembokrasi yalatma, v.s.” zorbalık ve haydutluğunun arkasında,  hep, bu “2000 yıllık fıtrat bozukluğu yani HAÇLI geleneği olan sömürme, kan dökme veya kan emme” iblislikleri yatmaktadır.

Bugünün İslâm coğrafyasından başka kan dökülen dünya parçası yoksa, işte vâkıa ve vak’alar bu kadar bedâheten ortadadır; ve kâbil-i inkâr da olamaz.

Ne yazık ki, İslâm memleketleri, bütün bu hakîkatları görmeğe nâmütenâhî uzak “SAĞIR, KÖR VE DİLSİZ”leri, İngiliz parmağındaki Lozan masalları ile başlarında birrıza veya bilârızâ taşımanın mahkûmu yapılmış; Neo-Haçlı Seferleri ile de bu ülkeler adı geçen fasid dâireler içine çekilerek, kazığa çakılmışdır. Böylece, tam ma’nâsıyla önlerini ve mâzîlerini göremiyecek kadar şaşkına çevrilmişler; ve fıtrat ve hılkatleri de bozularak kendi hakk ve hakikatlerine dönmeyi bile akledemez zombiler hâline getirilmiye çalışılmışlardır…

Merhûm Müfessirin hakk ve hakîkatden başka bir şey olmıyan satırları, şöyle devam etmekde:

 “Meselâ insanın acıkması ve yemeğe içmeğe meyli, yaşamak içün kendisine lâzım veya nâfi’ veya evlâ olanı almak hikmeti içündür. Yoksa zehir yutmak veya kuru bir zevk içün isrâf ile mi’desini bozmak içün değildir. O vakit fıtrat bozulmuş, dalâlete düşülmüş olur. İnsanın, insan ruh ve zekâsının asl-ı fıtratı da, hakkı tanımak ve Hakk Yaradanından başkasına kul olmamak içündür. İnsana ruh, yanlış duysun, Şeytan’a uysun diye değil, hakk ve hayrını duysun, mebde’ ve meâdını (nereden gelib nereye gideceğini, başlangıç ve sonunu, âlem-i ervâh ve Âhıreti) ve O’na karşı vazîfesini bilsin diye nefholunmuşdur. Netekim FITRAT ÜZERE GİDEN veya fıtrata yakın olan sâfî ruhlar, yalanı, eğriliği bilmez, eğrilik meyli sonradan arızî olarak iktisâb olunur bir AZMANLIKDIR…….”

Dembokrasi gibi beşerî sistemlerin fıtrat ve hılkat BOZAN  karakteri, bende=köle yapılıb sömürülmek istenen ülkelerde öyle bir “Maarif sistemi” ister ki, oralarda yetişen GENÇ nesiller, yukarıdaki satırlardaki misâle tevfikan, açlığı, gıda almak içün değil, zehir ve uyuşturucu almak içün saptırılır; ve  bir mevhîbe-i ilâhiyye olan kuvve-i şeheviye gibi bütün garîzeleri de,  fıtrat ve hılkate uygun olarak değil, devrin ve dehrin hükûmet ve maarif baronlarının irtikâb etdiği gibi “Toplumsal cinsiyet eşitliği” veya ucûbeliği derslerine kadar azmanlaştırıcı âmillerle, başdan çıkarılmak üzere kullanılırlar ve nesiller de böylece hılkat garîbesi veya Lût KAVMİ hâline getirilirler…

Dembokrasinin, “ALLÂH’DAN BAŞKALARINA, PARALAMENTOLARI TANRI İTTİHAZ EDEREK ORALARA TAPTIRMASININ VE DİNSİZLİĞİN, FITRATA MUHÂLİF BİR DALÂL” olduğunu apaçık yazan MÜFESSÎR MERHÛM, bunları şu satırları ile cihânın gözüne sokmaktadır:

“İnsanın insan olmak haysiyetiyle asıl fıtratı, Fâtır’ına (Benzeri olmadan YARATAN’ına) inkıyâd, “BEN İNSANLARI VE CİNLERİ ANCAK BANA KULLUK ETSİNLER DİYE YARATDIM.” (Zâriat: 56) BUYURDUĞU VEÇHİLE, YARADAN ALLÂH’A UBÛDİYYETDİR. DİNSİZLİK, FITRATA MUHÂLİF BİR DALÂL OLDUĞU GİBİ, ALLÂH’DAN BAŞKASINA TAPMAK DA ÖYLEDİR. FITRAT DÎNİ, ALLÂH DÎNİ, HANİFLİK, İSLÂM’DIR,” (c.3, s.3823)

“Allâh indinde hakîkî DÎN İslâm’dır.”

*

Pensilvanya’daki ilâhlarının koruması altına alınan Emekli vâiz Fettoş da, “Fıtrat Dînini” bozmak içün, 1964 yılında CİA ajanı “Graham Fuller”in tasmasını boynuna geçirdikden sonra, 15 Temmuz 2016’ya kadar 55 yıl ve sonrası, önüne konulan CİA eminâmelerini yahudi anası ile ermeni babasının genleri ve rızâsına uygun tatbik ederek çalışmış ve efendilerine sadâkatde aslâ kusûr etmemişdir!. Ancak “ENCÂMI NE OLUR?”  Bunu,  kader, kazâ olunca bütün cihan, ancak o zaman görecek ve bilecekdir!.

Vatikan’ın Türkiye temsilcisi Monseyyör George Marovitch, 1998’de Hocia’yı Papa 2. Jean Paul ile görüştürmüşdür. “Biz burada, Papalık Konseyi Misyonunun bir parçası olarak bulunuyoruz” diyen; ve böylece hangi dünyânın adamı ve ajanı olduğunu apaçık ortaya koyan Hocfendinin bu vasfı, Vatikan’da “Devlet Başkanı” gibi karşılanışı ve “MİSYONU”, fıtratı ve hılkati bozuk sistemin narkozlu Ankara politikacıları tarafından “Duyulamamış, görülememiş ve dile getirilememiş”dir!.

15 Temmuz 2016 Neo-Haçlı Seferine giden yol, 55 yıl, işte böyle Ankara uyurgezerleri tarafından açılmış, tesviye edilmiş ve döşenmişdir…

Herifin, İslâmiyyet’in ana düsturlarını ve Peygamber Aleyhisselam’ı yok sayıcı ve Yahudi cibilliyeti ile yapdığı iğrenç tahrif, tağyîr, tebdil, saldırı ve beyanlarına ise, onunla aynı İslâm düşmanlığını paylaşan Ankara dinsevmezlerinin İslâm adına dikkat kesilib alârma geçmesi zâten beklenilemezdi… Bu i’tibarla iki taraf arasında İslâmiyyet’in sulandırılıb “Anayasanın lâyıklık ilkesi doğrultusunda yürütülen” beşerî bir religion hâline çekilmesinde, global rızâya tam mutâbık “paralellik” vardı; ve, Fetoşizm ile AKP lâyık felsefesi bu noktada tam bir mutâbakât ve hedef birliği içindelerdi.

Dolayısı ile Temmuz kuduruşu ve katliâmının ana mes’ûlleri, 1975’de mason da yapılan bu Hocia’ya, 1964’den beri bütün devlet imkânları ile müzâhir olan politika sülükleri, DİB’işçiler, İlhâdiyatçı oryantalist çömezleri ve H. Kakamanlis makûlesi, ammâ şimdi ise sütten çıkma akkaşık hâline gelmiş, “Abant kokanası ve diyalog manyağı” akıl hocalarıdır!…

Bir zamanlar Hocia’nın sağ kolu Nureddin Veren’in beyanlarına bakılırsa:

Gülen’e ağlayarak insanları etkileme metodunu Yaşar Tunagür (Demirelin hass uşağı ve sâbık DİB’iş Bşk. Yardımcısı) öğretti. Tunagür, masonluğun kötü bir şey olmadığını anlatırdı. Kasım Gülek ve elit masonlarla ilişki içindeydi.”

Altaylı’nın bir programına çıkan Gülen’e Altaylı sordu:

“–Siz mason musunuz?”

Cevab, “masonum veya değilim”den biri olması îcâberken, yılların “Allâh’la ve Peygamberle konuşan!” kürsü baykuşu tarafından minder dışına kaçmak, aynen şöyle olmuşdur:

“–Masonluk kötü bir şey değildir!”

Fettoş’un, İslâm’ın omurgasını kanırta kanırta değiştirmek yani O’NU ORTADAN KALDIRMAK gibi (İngiliz, Yahudi, ABD ve Vatikan) tarafından ona yüklenen vazîfeler, dünya çapındaki “Türkçe Olimpiyatları” maskelerine varıncaya kadar pek iğrenç çapdaki cinâyet ve hâinliklerle; onun bu İslâm aleyhdârı “misyon ve vizyonunu” diline bile alamıyan-almıyan bugünün tv kanalizasyonları, politikacıları, idârecileri, sarık-cübbeli maaş kulları; mütefekkir, muharrir, yazar-çizer-oynar, müellif ve mütefennin geçinen ve on para etmez zibidileri ile bile, güle oynaya yürütülmektedir… Evet bunlar, apaçık göstermektedir ki, Fettoşizimle bu memleketde “mücâdele” şöyle dursun, tam tersine, onlara bu sünepe ve uyuşmuş kafalarla cesâret, intikâm, ısyân, tuğyân, şımarma, kudurma ve cür’et aşısı yapılmaktadır…

Fettoş Hocia’nın, zikretdiğimiz dünyâ merkezlerinin bir tetikçisi olduğu, kendi irâde ve kudreti nazara alındığında kocaman bir sıfır olduğu bedâhaten ortada bir hakîkatdır. Binâenaleyh, suçlu olarak mücerred bu herifin zikredilib, bunu kullanan Neo-Haçlı-Yahudi şebekelerinin asıl mücrim olarak ortaya çıkarılamayışı da gösteriyor ki, anti-fettoşist geçinenler korkakdır, gayr-i ciddîdir, mütereddiddir, ikbâl hesabları içindedir ve İslâmiyyet’e hızmet diye bir hedefleri aslâ yokdur…

İşte fıtrat ve hılkat dışı sistemlerin insanların başına ördüğü çorap bu kadar berbatdır, bu bataklık içinde “Müslüman olarak” ayakda kalabilmek sistem baykuşlarının dediği gibi hiç de kolay değildir…

“Cinsî sapıklığın on çeşidine kadar her rezilliği, inanç çeşitliliğini zenginlik sayarız” diyerek azdıran, “her inanç ve dinlere eşit mesâfede bulunuyoruz, bizim lâyıklık anlayışımız Fr. Anlayışından farklıdır” gibi kuyruklu yalanlara sarılarak, böyle binbir katakülli ile göz boyayan; ve her zıd şebeke, “örgüt” veya sürüye kadar “mavi boncuk dağıtan”; aslında ise (oy) ve dolayısıyla (saltanat) peşindeki politikacıların peşine düşmek, en büyük salaklık ve körlükdür…

Fıtrat ve hılkat dışı sistemler elinde bırakınız ulemâ ve hulefâsını, âkil adam ve münevverleri bile yok edilen bir kavmin dışarıya karşı muvaffakıyyetini, içeride bile asâyişi te’mîn etmesi, huzur ve sükûnu tahakkuk etdirmesi düşünülemez!

15 Temmuz’un sene-i devriyelerinde de, bunun içün hep havanda su dövülmekde, antik yunan aklının ifrâzâtı olan “Dembokrasiye nasıl daha şehvetle taparız” gibilerde şeytânî hesablar peşine düşülmektedir.

Hulâsa bu fıtrat ve hılkat dışı sistemin dönek, yalancı, ahdinde vefâsı olmıyan, müsrif, pozitivist, maddeperest, layıklıktapar, Allâh Azze ve Celle’nin Azîz dînini âlet, oyuncak ve istismâr etmekden çekinmeyen ve onu beğenmeyib “güncellenmelidir, değiştirilmelidir, bu zamanda uygulanamaz” diyerek dış düşmanlara da  “Bunların 1000 yıllık dinlerine, asıllarına, soylarına, milletlerine, tarihlerine, âilelerine, ölmüşlerine hayrı kalmamış ki bize ne hayırları dokunur” dedirten politikacıları ile sâhil-i selâmete çıkılacağına bindebir ihtimâl verilemez…

İşte fettoşizmi tetikçi olarak kullanan İngiliz, Yahudi, ABD ve Vatikan dörtlüsü ile kuyruklarındaki (Neo-Haçlı Batı Dindaşları), 15 Temmuz 2016 Seferi ile kudurmuş; ve fakat mücerred Allâh Azze’nin MURÂDI ve LUTFU ile, dış gâvur, iç uyurgezerleri altına alıb üzerinden tank paletlerini geçirememişdir!…

Mücerred Allâh Azze’nin murâdı, takdîri ve ihsânı olarak…

Bunu, îmânsızca Hâlıku’l-Esbâb dışına taşımak; veya tefsîrin  buyurduğu gibi lâyıkçı kafalar gibi “ona, buna ve şuna bağlamak” şirki ve dalâletinden, Vâcibü’l-Vücûd Azze ve Celle’ye sığınırız.

Fakat binlerce esef ki, Kahhâr-ı Zü’l-Celâl’in bunca ihsânı karşısında zerre kadar ıslah olunmamış; Hakk’a dönülecek yerde, “Dembokrasi Bayramı” gibi hezeyanlar ortalığa dökülmüşdür. Artık bugün ısyân ve tuğyân, “Âile, kadın ve erkek, iffet, mahremiyet, fıtrat ve hılkat, v.s.” îmân ve telâkkîlerini parçalamış; “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” gibi kahrı câlib sapıtmalarla Lût Kavmi çukurlarına sürüklenmeye kadar yol bulabilmişdir…

Bütün Peygamberlerin RABBİ, imhâl etse de ihmâl etmiyecek, hesâbını “serîu’l-hısâb” olan olarak görecekdir…

 

İntişârı: 24.07.2019 / 19:36:23

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir