Bir Bardak Kola Bir Saat İçinde Nelere Yol Açıyor?
23 Haziran 2017
Erbakan’a “Manyak” “Boynu Vurulmalı” Diyen Ünlü İslamcı Yazarlar Kim
25 Haziran 2017

SÖYLETMEN, VURUN!

Merhûm Üstâd Necib Fâzıl

Yeniçeriliğin çürüme ve şeriatı tam tersinden şekavetine âlet etme devrinde ondan şu ses yükselir:
— Söyletmen, vurun!
Sanki söyletilecek olursa asıl suçlayanın cinayeti meydana çıkacak, kuvveti kesilecek ve elinden bir şey gelmez olacaktır.
O halde:
— Vur kafasına, konuşamaz olsun!
İsa dininin tahrifçisi Hristiyanlık âleminde “dünya dönüyor!” fikrinin ateşte yakılmaya müstehak görüldüğü vicdan ve akıl baskısı döneminde İslâm şeriat kanunu her müdafaaya yer verirken, bu türlü din istismarcıları yüzünden neler çektiğimiz ve asıl (Rönesans-Yeniden doğuş) bize vergi olduğu halde onu Batıya kaptırdığımız malûm…
O Batılı ki, vicdan hürriyeti ölçüsüyle, İslâmiyetten, hattâ hak din İsevilikten evvel şu sesin sahibidir:
Romalı:
–Vur, fakat dinle!
Evet, önce dinle, sonra gerekirse vur!
Yeniçeri ise:
— Önce vur ki, söyleyemesin!
Demekle, İslâmın, yani hakikatin ruhunu zedelediğini gösteriyor ve su katılmamış yobaza nümune oluyordu. Yani hakikati kilitliyor, kendi görüş ufkunun ilerisini inkâr ediyordu.
Şimdi soruyorum:
-“Söyletmen vurun!” gibi bir yobazlığa düşmenin hak olabileceği bir vazıyet var mıdır, olabilir mi?
Vardır ve olabilir! Bedahet halinde bir vicdan sesi olarak “vurun, susturun!” nidası yalnız bâtılı susturmakta hak kazanır.
–Söyletmen vurun! Bu adamın ne söyleyeceği ne söyleyebileceği evvelden malûmdur. Lisanı, üslûbu, lügatçesi, diyalektiği, kıyas unsurları, hokkabazlığı, hicapsızlığı, vicdansızlığı, gerçekleri tersine çeviriş ve çevresine yutturuşiyle çepçevre bir malûm…
Söyletilmeden, söz söylemeden mânevî boynunun vurulması gereken tek adam odur.
Nasıl öteceği evvelden bilinen kargaya söz hakkı verilmez.

[Rapor 8/ Sayfa 71-72/ 1980 tab’ı]

2 Comments

  1. Kılıçaslan dedi ki:

    Merhûm Büyük Üstâd Necip Fazıl’ın bu makâleyle, “SÖYLETMEDEN MANEVÎ BOYNUNUN VURULMASI” gereken şahıs olarak, üstü örtülü Merkûm Erbakan’ı kast ettiği anlaşılmaktadır!
    Merhûm Büyük Üstâdımız, aynı eserinin 70. sayfasında (bir sayfa evveli) “RUH HASTASI” serlevhalı makâlesiyle de Müteveffa Erbakan’ı yerin dibine sokmakta ve kimi kast ettiğini belli etmektedir!

  2. turkcesi dedi ki:

    O makâleyi de sitemize ilave edelim inşaallah…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir