İmam-ı Birgivî Hazretleri’nden İkaz
5 Temmuz 2017
Suriyeli Kadınlar Türkiye’de Fuhuş Batağında
8 Temmuz 2017

SİLİNDİR ŞAPKALI KÖPEK

 

Ah, o her şeyin mes’ulü, silindir şapkalı köpek tıyneti!. Ahlâk zaafımız onun, ruh zaafımız onun, fikir zaafımız onun yüzünden… Efsanevî cinayetler, dâsitânî hırsızlıklar, yakası açılmamış suistimaller, tımarhanelik ruh boşlukları ve imansızlıklar, hep onun getirdiği iklime bağlı.

Silindir şapkalı köpeğin mazisi çeyrek asır… O her devrin sahtekârı… Ruhuna, buz dağlarını limon bahçesine çevirici ılık samimiyetinden tek zerre düşmemiş mahlûk… Ruhu, buzdan bir ova gibi hakikat tohumuna yabancı… Buz tohum tutar mı?
Büyük adam ona sorar:

— Nâmütenahi ile sıfır arasında ne fark vardır?

Cevap verir:

— Sizinle benim aramdaki fark paşam!

O, büsbütün yeni bir tip değildir. Onun kendisinden evvel fesli, hattâ sarıklı örnekleri bile görülmüştür. Sarıklılar içinde, ebedî hayat garantisi mukaddes din adına, efendilerinin keyfi için aykırı fetvalar vermeye gidenler bile oldu.

Silindir şapkalı köpek, bütün bir (dinasti — sülale) halinde çok eski ve çok yeni günlere kadar, kapkara yobazlığın örneği… Dün din adına; bugün, inkılâp hesabına yobaz… Matbaaya “küfür âleti” demekle, imansızlığa “fikir hakkı” demek arasında ne fark bulunabilir?

Fakat silindir şapkalı köpeğin tam mânasıyla ruhî bir teşekkül ve hususî bir tazavvuv belirttiği devre, son çeyrek asır…

Milli kurtuluş iradesinin nâzımı etrafında toplananlar, onun zaferinden sonra, birer gerçek ideolog, mütefekkir, san’atkâr rolü oynatacakları yerde, hiç şüphesiz kendisini de ta canevinden tiksindirmiş olarak, işi, en bayağı pohpohçuluk edebiyatına döktüler.

Fars ve Bizans kırması bu samimiyetsiz ve hakikatsiz yaratılışlar, mutfaklarındaki kokmuş yemeklerin ikram edileceği insan bilerek, her şeyden evvel, inandıklarını iddia ettikleri zata inanmamış oluyorlardı.

Ve bunların inkılâpçılık gayreti, fikir sisteminden doğma bir (sentez) değil, asgariye indirdikleri vicdanlarının cebriyle, ruhî fuhuşlarına karşılık gûya fikirde tedarik edilmiş bir mazeretten ibaretti.

Nitekim, başlangıçta milli kurtuluş iradesinin nâzımı ve sonda inkılâp hareketinin önderi, hayatı boyunca, etrafındaki “mütekellimler” kadrosundan, ister ilk ve son iş devresine ait kitaplık çapta, ciddi ve haysiyetli, hiç bir kıymet hükmüne şahit olamadı. Öldükten sonra da kendisine, sağlığında olduğu gibi:

“— Sen bir tanrısın!”

Demekten başka birşey söyleyemediler.

Bu vâkıanın bütün suçu, silindir şapkalı köpeğin tıynetindedir.

Silindir şapkalı köpeğin, Kemeraltı fahişeleri gibi, işi tam bir meslekî yırtıklığa döktüğü devir, şanlı (!) İnönü zamanesidir. Köpek, İnönü’ye “Milli Şef” diyebilmek için, mezarsız bırakılan “Kahraman” (!) a “Ebedi Şef” yaftasını takmış; ve böylece birinciye giydirdiği elbise, gömlek, yaka ve potinlerin, hiçbir fâniye uymayacak şekilde daima 1 milimetre küçüğünü ikinciye lâyık görmüştür.

İnönü, selefinin devrinde onun baktığı her yerde ısmarlanmadan tertiplenen müdahane vitrinini , kendi zamanında bir “Yerli Mallar Pazarı” haline getirmiş ve devlet şiarı olarak sistemleştirmiştir. Onun selefini aynen taklit zanniyle giriştiği bu benimseyişler, selefini anlamamaktan, hak ve hakikati anlamamaya kadar, ruhunda öyle derin bir ihtiras kanaması yapmıştır ki, zamanın Maarif Vekiliyle Diyanet İşleri Reisine, Kur’anı –hâşâ– Türkçeye çevirtip kanunla ibadet dili haline getirmek hizmetini (!) bile telkin etmiştir.

Ah, o her şeyin mes’ulü, silindir şapkalı köpek tıyneti!.. Ahlâk zaafımız onun, ruh zaafımız onun, fikir zaafımız onun yüzünden.. Efsanevî cinayetler, dâsitânî hırsızlıklar, yakası açılmadık suistimaller, tımarhanelik ruh boşlukları ve imansızlıklar, hep onun getirdiği iklime bağlı…

Demokrat Parti ne olursa olsun veya olmasın, bu Halk Partisi mamulünün teşhis ve tasfiyesine doğru bir hamle değilse bir istidadı üflemekten ve mukaddes bir yangın haline haline getirmekten başka hiç bir yol düşünülemez.

İşte silindir şapkalı köpek, tıyneti icabı, çeyrek asırlık kuyruk sallayışını ve susta duruşunu, şimdi kimbilir kaç sene sürecek bir hırlayışla değiştirmiş; ve aynı samimiyetsizlik ve hakikatsizlik içinde, tek zerre hayâ ve hicap teri dökmeden muhalefet tecrübesine girişmiştir.
Demokrat Parti de, ona;

— Asıl senin ebedi muhalifin, iktidarda da olsam, benim! Sen muhalif olmak liyakatinde değilsin ve ebediyyen olamazsın!
Diyememiştir.

Silindir şapkalı köpeği; matbuatı, şair bozuntuları, mütefekkir kırıntıları, “makam-ı iktidar” artıklarıyla tasfiye etmekte, tarihimizin çürük dişini sökmek ve inkılâbın da gerçeğini getirmek gibi bir şifa vardır.

[MERHÛM NECİP FAZIL/ HÜCÛM VE POLEMİK/ SAYFA 188-191/ 26 HAZİRAN 1959/ EYLÜL 1992 TAB’I]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir