Ekselans Hacı Abdullah Efendiye Göre İslâm İle Demokrasi Asasında İkilem Yokmuş!
18 Ekim 2013

Bugünlerde duâ ediyorum ki, ya Şeyhülislâm Merhûm Ebussuud Efendi veya Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazerâtı gibi bir büyük zât

BİR FETVÂ-YI HACC!

Ziyâiyye BEKÇİSİ

 

 

Bugünlerde duâ ediyorum ki, ya Şeyhülislâm Merhûm Ebussuud Efendi veya Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazerâtı gibi bir büyük zât rü’yâma girse; ve onlardan şu aşağıdaki mes’ele hakkında bir fetvâ alsam… Kemâl-i ihtirâm ile ellerini öpüp önlerinde diz çöksem; ve kan ter içinde kekeleye mekeleye şöyle sual etsem:

MES’ELE: Zeyd-i mükellef, kilise çanı gibi bir kaya üzerinde meskûn olub, kısaca “Çankaya” denen mahalde icrâ-yı resmiyyet üzre devlet-i ılmâniyyenin de bâlâsında bir recûl olsa; freng icâdı bir nice akâid ve inanç esaslarını, ol bâtıl batı ve frengistandan memâlik-i İslâmiyye’ye taşıyanların izinde ve peşinde dahî bulunsa; ve dahî, bunları, nice merasimler, ritüeller, beyanlar, sene-i devriyeler, ziyâde görkem ve körkemli âbide kubûrlar harîminde, yemin billâhlarla and içmeler esnâsında resmen ve alenen ve hulûs-i kalb ile söyler olsa; lisân-ı frengden müdevver ve Receb Beyin de hâzır olduğu recepsiyon denen âyîn-i rûhânîlerde avradı hind ile binlerce er ve hâtun kişinin 36 derecelik el ve el ayalarını avuçlar olsa; İngiliz denen freng memleketinde, kendisine gâyet müstesnâ kıymetler biçilüb, zât-ı devletlerinden rızâ üzre bulunulduğunun delili olarak  böyük nişanlarla taltîf edilse (kurbağaca ödüllendirilse); bir başka devletlû Recep Bâşa ile, bundan böyle bilumum Recepsiyon’ların bir numrolu reis-i kebîri bulunsa; ba’dehû, 10 Zilhicceden iki gün evvel ol Zeyd-i Recül, menkûhası Hind ile berâber, kota moda denen şeylere dühûl etmeden, bir nice imtiyâz içre hacc etmek niyyet-i ılmâniyyesi ile tayyâre denen binite râkiben, Hind de yanı başında olduğu halde, haremeyn-i şerîfeyn cihetine doğru ve Saudi hâkimiyyet ve işgâlindeki mukaddes ve muazzez topraklara müteveccihen sefere çıksa; dahî Saudî hâk-i pâyine ol reis de cümle vüzerâsı ile ayak bastı eylese; dahî Zeyd ve Hind, sünnîleri müslüman kabul etmiyerek “müşrik olduklarına” nice delil ve fetvâları bulunan Saudî devletlûlarına mülâkî olur olmaz onları derâğûş ve takbil eylese; dahî menâsik-i haccı çok böyük bir huşû ve hudû’ içre edâ içün Allâh Tebâreke ve Teâlâ beyti olan Kâbe-i Muazzama’dan son derece yüksek ve muazzam, Melik-i Muazzam yapıt ve gökdelenlerinden veya bulutlaradeğenlerinden ol Allâh evine tepeden kuşbakışı nazar eylese; ol mübârek beyte, misâfirhâne veya Âhırzemân binâ ve şeyi misillü mekânlardan bakarak vecd ü istiğrâk içre gaşyolsa; bu hâlet-i lâhûtî içindeyken, Saûdî Melik-i Muazzamı adam ve madamların dahî nice hizmetlerinden mütehassis olarak, iki çeşmi, çeşmelere dönse; ba’dehû, Arafat’daki vakfe ve diğer menâsikin îfâsını müteâkıben, o muazzam bulutdelen ve şey yırtan binâların arasında bekçi klübesi kadar bırakılan Allâh Beytini tavaf etmek üzre fır fır dönseler; Zeyd ve menkûhası Hind, nice yorgunluklardan sonra, koleraya yakalanmadan vatan-ı aslîlerine avdet eyleseler; ol zeyd-i recüle eskisi gibi freng lisanındaki “ekselans” kelime-i garbiyyesi ile mi, yoksa, “hacıefendi gardaş” diye mi; menkûhası Hinde de, gene lisân-ı frengdeki “först leydi” diye mi, yoksa “hâciye hanımabla” diye mi hıtâb muvâfık olur; veya ikisini de karıştırarak Receb Beyin recepsiyonlarında birini, mübârek gün ve gecelerin rûhâniyeti altına girildiği zamanlar ötekini mi isti’mâl eylemek münâsib olur; ikisi de olmazsa, Zeyd ve Hinde haclarını kazâ etmek dahî iktizâ eder mi?. Tecdîd-i îman vennikâha kadar hangi safhalar derhâtır idülmelidir; ve kime, hangi nesne gerekir, mufassalan beyân buyurula!

EL CEVAB:  Ulan evlât! Hakk ile bâtılı telbîs edenlerin hangi ameli Hakk Sübhânehû ve Teâlâ ındinde makbûl ola? Sâniyen: Sualinin içinde, cevabları mükerreren zaten zikretmiyor musun? Ukâlâlık etme bre köftehor!. Sâlisen: Ulan sen, ne biçim sual soruyor ve fetvâ almıya cür’et ediyorsun, edeb yoksulu!. Biz Osmanlı Şeyhülâmıyız, edebsiz herif, sen bizi, Laik, dembokratik, astronomik, uyduruk, kıytırık ve Dipolotik DİB denen yerin, “ALO FETVÂ HATTI” mı sandın? Tez yıkıl karşımızdan… Halâ duruyor, defol ulan çabuk!”

Aldık fetvâyı!

Boyumuzun ölçüsünü de!

Bir hastir yemediğimiz kaldı…

Zinhâr böyle rüyâ görmek istemem…

Haccları da onların olsun!

(İntişârı: 14.10.2013)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir