FETÖ’cü Müftüden Sapık Sözler
20 Temmuz 2017
Locaefendi’nin bütün hücreleriyle bağlı olduğu güneydeki devlet!
21 Temmuz 2017

(ATEİST REJİMDE EMEKLİ VÂİZ)

ATEİST REJİM, HAÇLI AJANINI “MÜSLÜMAN VÂİZİ” DİYE KÜRSÜLERDE AYILTIB BAYILTIR VE DÎNİN İÇİNİ BOŞALTDIRIRSA…
(5)

Zıyâiyye BEKÇİSİ

 

Bir evvelki makâlemizde, 1964 senesinde F tipi kasaba vâizinin, G.Fuller denen CİA ajanı tarafından 1964 senesinde keşfedilib “Kâinâtın İmamı=MEHDİSİ” karşılığında satın alınmasından sonra, 160-170 civarındaki devletde:

1) Yeni DİN îcâd ve uydurulması hayata geçirilecek,

2) O ülkelerin idâresine “sızıntı” şablonu ile sızılarak tepeden inme usûllerle el konulacak; ve bunun içün de, bir “HİMMET (!) HİZMET (!) SAVLET (!) kumarı tatbik edilecek…”

Demişdik…

Tam 52 senedir bu iki kanaldan,  bilhassa Anadolu ve sonra da “halkı müslüman” kabûl edilen memleketlerde son derece gizli, maksad da tamâmen başka gösterilerek, 1914’lerin İngiliz câsusu Lawrence modeliyle, HAÇLI dünyâsı hesâbına bir faaliyyete girişilmişdir. Bu faaliyyetin dışarıya gösterilen ve dünyâyı aldatan temel ve ana manzarası ise şöyle hulâsa edilebilir:

1)  “Türk Okulları” maskesi ile, istikbâlin HAÇLI dünyasının şövalyeleri olacak ve fakat bu, “altın nesil” maskesi ile perdelenecek (kâtil) militan bir kadro… Tanrılaştırılarak tapılan belli bir adama zihinler tevcîh edilerek, akıl ve fikirleri dondurulub robotlaştırılmış, mankurtlaştırılmış bir nesil…

2) İllegal olarak da, “imamlar, abiler ve ablalar” üzerinden, “sızıntı” tekniği ile, militan olacaklarla sempatizan avlamak, himmet adıyla para veya haraç toplamak, istihbârât faaliyetleri yürütmek… Ammâ dâimâ, zihinleri, “Her gün Pey….le konuşub talimat alan veya istişâre eden, daha doğrusu iblisliği içün “pey….ri bile emireri gibi kullanma alçaklığında” bir SAHTEYE bağlı tutmak;ve fakat buna rağmen de “mehdiyyet makâmında” oturuşa devamla, belli bir adamda “fenâfişşeytân” derekesinde mihrâklaşmak… Hadîs-i Şerîflerde geçen “decâcile, cebâbire, kezzâbîn” sürülerinden oluşu da, nice “olağanüstülükler” uydurub yayarak, hakîkatları örtmek ve tersine çevirme iblisliği… En büyük ve en îmansız gafil müşevvik ise, mevcûd Allâh’sız rejim…Nice devlet ve hükûmet başkanlarına varıncaya kadar… Çünki böylece, 93 yıllık asıb kesen ateizmasıyla, mücerred “ehl-i sünnet MÜSLÜMANLIĞI” unutdurulmuş; ve “HAKK ile bâtıl cemaat anlayışının” biricik ölçülerini taşıyan bu mîzân elden çıkdığından, ehâli ve idârecilerinin “FETÖ BUTLÂNINI ve İHÂNET ŞEBEKESİNİ” tanımak mümkin olamamışdır… Belâ da, dönüb dolaşıb, ateist rejimin ve onu yaşatanların başında patlamışdır…

3) Abant toplantıları adı altında, ateistlere kadar İslâm’ı beğenmiyen her religion ve inancın mensublarını (entel, dantel, aydın (!) gazeteci; mezhebsiz, reformist ve revizyonist ilâhiyatçı; zamanın ibni Selüllerinden fıkıhçı (!) telfikçi kataküllici;  iktisadçı, hukukçu bilmem neci v.s., topu da 15 asırlık İslâm’ı kabûllenememekde müttefik, Batı kafalı dîn düşmanları veya agnostikleri) bir araya getirilerek, onlara tesbit edilmiş muayyen mevzuları müzâkere ve münâkaşa etdirmek… Onlara, İslâmiyyet’in zarûrât-ı dîniyyesine kadar sinsice el atdırıb, bunları mıncıklayıb sulandırmışlar; ve bu fettoşist görüşlerin intişârını te’mîn ile, netîcede, müslümanları bu dinsizleştirme plânlarına alıştırmışlardır… Her tür insanı içine alan, her dinin i’tikadlarından karma yapan, hedefe gidişde her haram ve fuhşu, kahpelik ve kancıklığı (mubah) sayan bir fikir nâmussuzluğu…

Fettoşizmin müslümanları ürküten sapıklıklarına, bu toplantılarla gûyâ “ilmîlik!” şeytanlığı da geçirilerek, bu sapıklıkların “tabii karşılanması ve çağdaşlık îcâbı olarak kabûlü” te’mîn edilmişdir… Bu resmî ve gayr-i resmî reklâmlar netîcesinde, “Hizmet-i îmâniyye ve Kur’aniyye, Aziz Sıddık Kardeşlerim” sözleriyle “NÛRCULUK’un en üst makamlarına tırmanmış ve ömürleri hapislerde çürümüş nice kıdemli abiler” bile, “nâmahrem kadın yüzüne bakmanın haramlıklarını” unutmuş; nicelerine yıllarca yapdığımız îkâz hatta ihtârlara RAĞMEN, “Türkçe Olimpiyatlarında sahnelerin önüne oturarak, nâmus ve iffetleri pazarlanan 160 devletin zavallı kızlarından yapılan seçilmişlerin”, dansöz kıvraklığıyla çalkalanan “vücûd münhanilerini=göğüs ve kalça teşhirlerini” hayâları sıyrılmışcasına seyr ü temâşâya müheyyâ hâle getirilmişlerdir… 15 asırlık ehl-i sünnet medrese “akâidini” küçümseyen “mücâhidîn!”, böyle “HAÇLI VATİKAN ŞÖVALYESİ” ahlâk (!) standartları önünde, yıllarca burunlarından yerlere sürtülmüşlerdir…

4) Doğrudan doğruya Papalık projesi bulunan “Hoşgörü-Diyalog” perdesi arkasına da saklanarak, bilhassa İslâm, nasrâniyet ve yehûdiyyet gibi 3 dînin de “ibrâhimî dinler” olduğunu;  yani bunların dayandığı mebde’ ve menşein İbrâhim Aleyhisselâm bulunduğunu; 3’ünün de, İSLÂMİYYET’İ REDDETMEK PAHASINA “Allâh’a” vâsıl eden (hâşâ ve kellâ) doğru ve vahye müstenîd dinler olduğunu; ve “mücerred İslâmiyyet HAKK DİNDİR, diğerleri tahriflerle beşerîleştirilmiş bâtıl dinlerdir” demenin yanlış olduğu gibi nice bâtıl ve küfürleri  işleyib reklâm etmek… Ve “İslâmiyyet’de bu dinin PEYGAMBERİNE ÎMAN ŞARTININ bulunmadığını”, bu hâliyle de diğer 2 dinden üstün bir tarafının olmayıb hatta onların dûnunda bulunduğunu; veya, o 2 dînin de İSLÂMİYET derecesinde kıymeti hâiz olduğunu propanda ederek, dünyadaki bu 3 dine bakış ve kıymet biçiş îmân ve idrâkini, Kur’an, Hadîs, İcmâ’ ve Müctehid İmam tesbitlerinin dışına taşımak… İslâm’ı, o 2 din; müslümanları da o 2 din müntesibleri hesâbına kendi DİN esaslarından uzaklaştırarak, eritmek; ve o iki bâtıl dîne geçmeyi kolaylaştırıb sür’atlendirmek… Çünki 3’ü de hakk ise, haramları en az, mubahları en çok olan religiona (Haçlı Batı dînine) bir rağbetin olacağı, insanın biyolojik garîza ve tab’ına (nefs-i emmâresine de) en mülâyim gelen şık olacağı bedâhaten ortadadır…

5) Bu dört ana istikametdeki faaliyetlere munzam ve bunlara muvâzî olarak da, resmî veya gayr-i resmî her müesseseye, bütün mâniaları en ahlâksız usûl ve sahtekârlıklarla aşarak yerleşmek; yani “SIZINTI” şablonu mu’cebince bir yılan gibi sızmak ve oralarda köşe kapmak… En üst akıl merkezi olarak da, ablalar ve âbiler üzerinden “imam” denen kıdemli HAÇLI şövalyelerine, oradan da Pensilvanya’daki BAŞŞÖVALYEYE, onun üzerinden ise GRAHAM FULLER’e ve CİA üzerinden HAÇLI Globalizmasına vâsıl olmak; ve bu tapış zinciri üzerinden kulluk-kölelik… Neyin karşılığında?. “Kâinât İmamlığı=SAHTE MEHDİYYET” denen ütopik bir iblisliğin karşılığında… Bizler ise bunun, decâcile, cebâbire ve kezzâbîn hareketi olduğunda 1977’den beri 39 senedir zerre kadar şübhe etmedik!. Biliyorduk ki, 15 asırlık ehl-i sünnet ve’l-cemaat mîzanları bu manzaraya, ancak, zikretdiğimiz hareketlerden biri; ve mücerred redde müstahık olduğuna hükmediyordu…

Bu modern haşhâşîlik, târihdeki ile mukâyese edilemiyecek derecedeki muhkem ve fakat çarpık ve gayr-i meşrû’ itaat (mankurtlaştırma) yapısıyla, işte böyle bir şeydir; ve buna, “darbe-i hükûmet” gibi basit, kolaylama, beyinsizleme ve (b.kdan) bir isim takanların rağmına biz: “ASRIN 1. HAÇLI SEFERİ” diyoruz…

Sirâyet, müessiriyyet, fecâat, felâket, cinâyet ve ihânet hududlarının vüs’ati ile, butlânı böyle (dünya çapında) ve çarpıcı olduğu halde, hâlâ bunları idrâk edemiyerek bu 52 yıllık “Allâh’sızlık” teşkîlâtlanmasına (b.kdan) bir “hükûmet darbesi-heybesi” gözüyle bakmak, aşşağılık bir nankörlük ma’nâsı tazammun eder… 251 Anadolu evlâdının katline; ve (buna hâlâ 238, 240, 245, v.s. bilmem ne diyen resmî ve yamuk ve sarhoş veya narkozlu ağızlara munzam; tam rakamın bir aydır hâlâ daha ortaya çıkarılamayışındaki DEVLET ayıbı da ayrı fasıl); ve 2195 Anadolu ferdinin kurşun, bomba ve tank v.s. ile delik deşik ve sakat edilmesine; hastanelerine, ambulanslarına ve kurşun yiyib yerde yatıb inlerken tekrar üzerine 2. bir kurşun yiyen sivillerine; kellesi birkaç yüz metre ileride bulunan (Anadolu kadın evlâdına) varıncaya kadar bir (KATLİÂM cinnet tablosu) ortada iken… Bu, hâlâ daha MUTLAK KIYMETLERİMİZ üzerinden Anadolu evlâdına LÂYIKIYLA sâhib çıkamamak, onların CAN VE KANLARI pahasına bu azgın ve kudurmuş HAÇLI KATLİÂMINA KARŞI ÇIKIŞLARINI inkâr etmek (İFLÂS)ıdır; ve en çukur NANKÖRLÜK ma’nâsına da gelir ki, böyle bir çukur altı çukur keyfiyet, en azından LÂ’NETLENMEYİ müstahıkdır…

SONU GELMİYECEK HAÇLI BATI AZGINLIĞI VE ANADOLU’MUZU İŞGÂL VE İSTÎLÂ HÜLYÂLARI İÇİNDEKİ BU KUDURUŞLARIN ÖNÜNE GEÇEREK, ŞAHSİYETLİ VE HAYAT HAKKINA SÂHİB BİR MİLLET OLMANIN YOLU DA, ANCAK ŞURALARDAN GEÇECEKDİR:

1) Mâkabline şâmil olmıyacak olsa bile, ALLÂH AZZE’nin KISAS emrini hâlâ beğenmemek KÜFR ü ŞİRKİNDEN uzak durmak MUTLAK ŞARTDIR… Resmî topyekûn ağızlar, bugün de HAKK’a teslîm hakkâniyeti içine giremiyeceklerse, veyl olsun onların ervâh-ı gayr-i tayyibelerine… AB sevdâsı gibi aşağılaştıran bir ham hayâlin içine girerek, AB parmağında kukla olmak pahasına 2004’de AKP’nin kaldırdığı idâm cezâsı, tekrar mer’iyyete KISAS îmânıyla girmelidir… AB’li HAÇLI düşmanlar, bu milleti 53 senedir eşiklerinde karabaş gibi tutuyorlarsa, “politikacı şarlatanların” şahsiyet iflâsı sebebiyledir…

2) AB’ye girmek içün yarım asırdır kabuklu HAÇLI gâvurların eşiğinde halayık olmak, “Alpaslan’ın, Fâtih’in, Yavuz’un ve Abdülhamîd Hanların torunuyuz terâneleri sıkan” politikacıların aslâ afvedilmiyecek bir TENÂKUZUDUR… Bundan, TEVBE ederek kat’iyyen rücû’ edilmeli; ve AB Bakanlığı denen ve  târihdeki o asîl İSLÂM MİLLETİNİN bugünki zavallı (bakiyesi) içün bile ZÜLL teşkîl eden, o (Ö.Çelik Bakanlığı) veya sapanlığı, derhal lâğvedilmeli; ve O, “NATO-FETO HAÇLILARININ İHÂNET NEFESİNİ BİLE KONTROL ETME VEKÂLETİ” hâline tahavvül etdirilmelidir!.

3) Bu HAÇLI SEFERİ ile bütün Avrupa ve ABD’nin yani NATO denen teşekkülün, nasıl planlayıcı, azmetdirici ve mutlak sevkedici olduğu BEDÂHATEN  anlaşılmışdır… NATO 1945’lerden beri Anadolu insanının LEHİNE ne halta yaramışdır, bunun bir tek MÜSBET delîlini hiç KİMSE ortaya koyamaz! KORE harbinde Türkleri en ön ve en tehlikeli hatlara sürerek kırdıran, bu Allâh’sız dünyadır. İslâm coğrafyasını da el altından yarım asırdır ABD çizmeleri altına süren ve en son alçaklığını da 15 Temmuz HAÇLI SEFERİ ile Anadolu’muza yapmakdan zerrece sıkıntı duymayan da, gene bu düşman cebhesidir. Bunlara “dost ve müttefik” gözüyle bakan adam ve madamların hâlâ uyanamaması ve narkozdan kurtulamaması, 15 Temmuz KATLİÂMINDAN da beter bir keyfiyetdir ki, bu, NATO’nun, ANADOLUMUZ içün bir TRUVA ATI olduğunu görememek ma’nâsına gelen bir hamâkat ve hıyânetdir…

4) Haçlı câsusu ne kadar Allâh’sız varsa, Anadolu’muzdan sür’atle temizlenmeli; ve dembokrasi denen ve bu milleti yamyamlaştırmak ve yalamalaştırmak içün içimize sokulan antik Yunan felsefesi yerine, TÂRÎHÎ ŞAHSİYET ve ÎMÂNININ zarûrî gördüğü ADÂLET SİSTEMİ oturtulmalıdır… Alpaslanların Yavuzların îmân, can ve kan bedelleri ve mukaddes hatıraları üzerinde serseri mayın ve moskof torpili gibi sarhoşca dolaşmakdan sûret-i kat’iyyede vaz’geçilmelidir. Aksi hâlde, yapılacakların, ortaya hiçbir köklü şifâ ve devâ getirmiyeceği, havanda su dövmekden bir nokta kadar bile öteye geçilemiyeceği BEDÂHAT derecesinde ortadadır. Bilhassa 108 senelik kan ve ateşle kavrulan bu milletin târihi, bunun en büyük delîlidir…

4’lü BEŞERÎ VE UYDURMA sloganlarla yol alacağını zanneden idâre-i maslahatçılara ve bütün beşeriyyete ALLÂH ve RUSÛLÜ’NÜN, ÂDEM ALEYHİMESELÂM’DAN BERİ BÜTÜN ENBİYÂ, ULEMÂ, EVLİYÂ VE ŞÜHEDÂSIYLA EMRİ ANCAK ŞUDUR:

“-YAŞASIN PEYGAMBERÂN VE KUR’ÂN,

   KAHROLSUN MÜŞRİKÂN VE HÂİNÂN!” 

(Mâba’di var)

(İntişârı: 15.08.2016)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir