Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin Kıymetli Sözlerinden Bazıları
17 Haziran 2017

Esseyyîd Abdülkâdir-i Geylânî Kuddise Sırruh Hazretleri:

 

ÂŞÛRÂ GÜNÜ MÂTEM GÜNÜ OLAMAZ, İSLÂM, MATEMDEN MÜNEZZEH BİR DÎN…

 

 

“Âşûrâ gününün fazıletlerindendir ki, Hazret-i Hüseyin (radıyallahu anh) o gün şehid olmuşdur. Ümmü Seleme (radıyallahu anha) anlatır:

“-Rasûlullâh (Sallallahu aleyhi ve sellem), benim yanımda iken, aniden Hüseyin (radıyallahu anh) Rasûlullâh’ın yanına geldi, odamın kapısından onlara bakıyordum. Hüseyin (Radıyallahu anh) Rasûlullâhın (Sallallâhu aleyhi ve sellem) kucağında ve dizinde oynardı. Rasûlullâh’ın elinde bir parça çamur gördüm. Mübârek gözlerinden yaş döküp ağlardı. Hüseyin (Radıyallâhu anh) Rasûlullâh’ın (sallallâhu aleyhi ve sellemin) yanından ayrılınca, içeriye girib:

“-Yâ Rasûlallâh! Anam-babam senin uğruna fedâ olsunlar! Odamda dururken, size baktım. Elinizde bir parça çamur gördüm. Gözlerinizden yaş döküp ağlardınız dedim. Buyurdu ki:

“-Ey Ümmü Seleme, Hüseyinin kucağımda ve dizimde oynadığını görüp, sevinirken, ânîden Cibril-i Emîn gelip, Hüseyin’in şehîd olacağı yerden bir parça çamur getirip bana verdi. Onun için ağladım.”

Hazret-i Hüseyin’in (radıyallahu anh) şehîd edilmesi, Allâhu Teâlâ’nın, Rasûlullâh’ın (Sallallâhu aleyhi ve sellemin) torununun derecesini yükseltmek, kerâmetini kat kat arttırmak, şehidlik sebebi ile, şehidlerin önderi (Seyyidü’ş-şühedâ) durumunda olanların derecesine ulaştırmak için, katımda, günlerin şerefli ve büyüğü olan Âşûrâ gününde olmuşdur. Şehid olduğu gün, musîbet günü olsa idi, pazartesi gününün musîbet ve mâtem günü olması daha uygun olurdu. Çünki Rasûlullâh (Sallallâhu aleyhi ve sellem) o gün vefât etmişti. Bunun gibi, Ebû Bekr-i Sıddîk’ın (Radıyallâhu anh) vefâtı da aynı gün olmuştur. Bunda delilimiz Hişâm bin Urve’nin Âişe-i Sıddîka’dan (radıyallâhu anhâdan) bildirdiğidir. Hazret-i Âişe der ki:

“-Babam Ebû Bekir (Radıyallâhu anh) bana:

“-Rasûlullâh (Sallallâhu aleyhi ve sellem) hangi gün vefât eyledi?

Diye sordu.  Pazartesi günü vefât etdi demem üzerine, babam Ebû Bekir (Radıyallâhu anh):

“-Ümîd ederim ki, benim de vefâtım o gün olur!”

Dedi. Gerçekden Ebû Bekr-i Sıddîk (Radıyallâhu anh) da o gün vefât eyledi. Rasûlullâh’ın ve Ebû Bekr’in vefâtı ise, onlardan başkasının vefâtından yüksekdir. Halbuki pazartesi günü şerefli bir gündür. Oruç tutmasi üstün olan bir gündür. Mâtem günü değildir. Pazartesi günü ameller Allâhu Teâla’ya sunulur. Perşembe günü ameller huzûruna çıkarılır. Bunun gibi Âşûrâ günü de, musîbet ve matem günü olamaz. Mâtem günü kabûl edilmesi, yukarıda beyân olunduğu şekilde, sevinç ve şerefli gün olmasından asla uygun değildir.

Âşûrâ gününün üstünlüklerindendir ki, Allâhu Teâlâ o gün Peygamberlerini düşmanlarından kurtardı. Fir’avn’ı ve kavmini o gün helâk eyledi. Gökleri, yeri, Âdem aleyhisselâmı ve daha birçok şerefli şeyleri o gün yaratdı. O gün oruç tutanlara büyük sevab ve mükâfâtlar hazırladı. O günde orucu, günahlara kefâret eyledi. Bunun için Âşûrâ günü, iki bayram, Cum’a, Arafe ve bunlara benzer şerefli günler gibi oldu. Âşûrâ günü musîbet ve mâtem günü olsa idi, sahâbe ve tâbiîn (aleyhimürrıdvân) mâtem kabûl ederlerdi. Çünkü onlar o zamâna bizden daha yakîn idiler. Halbuki onlar âşûrâ günü çoluk çocuğu sevindirmek, giydirmek ve oruc tutmak gibi şeyler yapdılar. Bize böyle gelmişdir. (…)

Her şey’in doğrusunu Allâhu Teâlâ daha iyi bilir.

…………………………………………………………………………

[Esseyyîd Abdülkâdir-i Geylânî Kuddise Sırruh Hazretleri, Gunyetü’t-Talibîn, 1971, sh.380]

(İntişârı: 04.12.2011)

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir