(7) Merhûm Büyük Üstâdı Yâdederken…
25 Mayıs 2024
Bayram
Zıyâiyye BEKÇİSİ
15 Haziran 2024

ÜSTÂD MERHÛM’UN “ÇÖP BİDONUNDAKİ” KEDİ, KÖPEK VE KUBUR FÂRELERİ!

 

Ahmed SELÂMÎ

Bir iki haftadır, Üstâd Necib Fâzıl Merhûm’un aleyhinde; aslında ise, Merhûm’un üzerinden Allâh’ın Dîni’ne karşı veryansın eden bir sürü aşşağılık mahlûkât ortaya çıkdı!. Zâten Merhûm da, eskide kalmış ve ne kadar ilâhî rızâya muhâlif beğenmediği hayat kırıntı ve çöpleri varsa, onlar içün buyurmuş:

“- Ben, geçmişimi dürdüm, bükdüm ve kaldırıp çöpe atdım, bu çöpleri ise ancak kediler ve köpekler karıştırır!”

Bir de, gene onun, o tip ucûbe ve insanlık kusûru haşerât içün sık sık kullandığı bir ta’bîrle, “kubur fâreleri!”

İnsan olan, hayır, zerre kadar hayâsı olan bir mahlûk, hasbelbeşer günâhları olan bir insanın, eğer nasûh tevbesi ve istiğfâr ederek o geçmişde kalan hâllerinden pişmanlık ve nedâmet duyarak, “onlar benim mâzîmde kalan çöplük ıvır zıvırlarıdır” demesine rağmen, onları eşeleyib ortaya çıkarmanın peşine düşmüşse, artık ona insan denilemez, o, şeytan zürriyetinden insî ve lâ’netli, necîs bir ferd-i vâhiddir, sâdece o kadar…

Âdemoğlu içinde yer alan bir mahlûk ise, gayr-i müslim bile olsa, Kur’an ta’bîriyle “şeyâtînü’l-ins”olmadıkça, bu derekelere sukûtdan mutlaka  utanır; bunu, aşşağılık bir iptizâl olarak telâkkî ile, ondan kat’iyyen hazer eder… Ammâ bilhassa 1908 ittihadçı-mason-ateist darbe-i şenîasından sonraki 105 sene içinde, memleketde öyle köksüz, rezil ve “îmân ve fikir fâhişesi!” bir  piç gürûh peydahlandı ki, bunlarda zerre kadar insânî bir haslet aranamaz… Bunların tek hedefi, “irticâ” diyerek İslâmiyyet’e, “mürtecî”diyerek müslümanlara, “Araboğlunun yâveleri!” diyerek Allâh’a ve O’nun Kitâb ve kelâmına, “donsuz bedevî!” diyerek de, (hâşâ) Kâinâtın Efendisi, Peygamberler Peygamberi ve Allâh’ın Habîbine vurmak ve bunları, bütün dünyâ önünde (gûyâ) i’tibârsızlaştırmakdır!!! Bunun içün ise, yapamıyacakları hâinlik, uyduramıyacakları yalan ve iftirâ, irtikâb edemiyecekleri şeref ve nâmusdışılık düşünülemez!.

Bunlar, İslâm gibi mutlak hakk ve hakîkatın merkezinde yaşadıkları; ve böyle bir DÎNİ görüb bildikleri ve buna rağmen onu, buğz ve adâvetle redd ü nefy etdikleri içün, cihânın en nasibsiz ve aşşağılık tabakasını teşkîl ederler…

Merhûm Müfessir Elmalı’lı, tefsîrinde şu formül ifâde ile cihânın karşısındadır:

“- Hakk ve hakîkata mahabbetin derecesi, şerr ü bâtıla buğz ve adâvetin derecesi ile mütenâsibdir!”

Bunun mefhûm-ı muhâlifi de, aynen doğrudur; ve adı geçen çöp bidonu mahlûkları izâh eder:

“- Şerr ü bâtıla mahabbetin derecesi, hakk ve hakîkata buğz ve adâvetin derecesi ile mütenâsibdir!”

Binâenaleyh, memleketimizde 105 senedir yahûdi-haçlı şebekelerinin taklidçi şebekleri olarak peydanlanan,  meşrûtiyetçi- ittihadçı- cumhûriyetçi- kamalist- ateist- mason- ataist ve dönme gürûh, işte, bu ma’nânın cismindeki sürüler…

Merhûm Üstâd, mürşidi Esseyyid Abdülhakîm Efendi Merhûm ile tanışıb “Hakk ve hakîkata mahabbet!”derecesinde kazandığı irtifâ nisbetinde de, “Allahsız!” serlevhalı ve ocak 1950’lerdeki 40 numaralı  Büyük Doğu’da yer alan makâlesiyle, artık “şerr ü bâtıla buğz ve adâvetini!” o irtifâya denk olarak  îmânının karşısındaki “nefret kutbu olarak!” ortaya koyacakdır… Böylece de, “cesâret ve îmân öfkesi!” denen o çelik hasleti, 100 milyonda 100 kişide bile görülemiyecek kadar nâdir nisbetiyle, cihânın gözüne sokacakdır…

İşte, en büyük düşmanları ve muârızları olan ateist sürüleri, 70 yıldır çıldırtan nokta…

Hele hele, bu nâdîde ve insanüstü haslet ve meziyetleri ile, vefâtından tam 30 sene sonra, böyle bir adam, 60 sene evvel neşretdiği ve Allâh’sızların korkulu rüyası hâline gelen mecmuasıyla, cihânın gözü önünde misli ve benzeri görülmemiş bir intişâr sahnesinde varlık belirtirse, çöp bidonuna saldıran “kedi, köpek ve kubur fârelerinin!” ihtilâc ve ihtiyac hududlarını, yeterse, hayâlinizin eline veriniz ve seyrediniz!

Evet, buna siz, ister O’nun kerâmeti, ister ötekinin ikrâmı, ister bugünkinin istismârı deyiniz; ve daha ne  ve ne derseniz deyiniz, bu, dosta gayret ve düşmana zillet veren hârikül’âde bir keyfiyetdir; ve tekrar ederiz ki, dünyâ târihinde de, ölümünden 30 sene sonra, 60 sene evvelki mecmualarıyla tekrar dirilerekortaya çıkan; ve hayatdayken gebertdiklerini, yeniden gebertmek üzere agorayı basan; ve er meydanından er dileyerek meydan okuyan; Üstâd Merhûm gibi elinde silâh olarak da bir tek KALEM bulunduran tek kişilik bir ordu gösterilemez…

Merhûm Üstâd, agorayı basıb cihânı sallarken; bırakınız, zavallı kedi, köpek ve kubur fâreleri de, Üstâdın Çöp bidonunu Donkişotvârî bassın ve oradaki çöplerle tefekküh eyleyib, yevmî gıdâlarını almak üzere de zıkkımlansınlar!

Artık hayatda kalmak ve açlıkdan gebermemek üzere, tek çâreleri, demek ki bu!

Merhûm Üstâd ise, her geçen sene yeniden ruhlarımız üzerine doğacak; ve o erişemiyeceğimiz irtifâına hasret ve takdîrimiz bile, bizim derece almamızın âmili olmaya kâfî gelecekdir… Onun, binbir çile ve mahrûmiyyet içindeki azm-i kavîsini gözleri ile görenlerle, görmeyenler bir olamaz; ve küfür, şirk ve nifâk, Merhûm gibi bir inanmışına, mütefekkirine, mücâhidine, fedâîsine ve davâsında fenâ bulmuşuna mâlik olamamanın kancık kıskançlığı ve hasedi içinde, çatarasının sancılarıyla kıvrandığındandır ki; bunlara çâre diye şaşkın ördek dalışıyla “çöp bidonlarına!” veya “yeldeğirmenlerine!” hücum peşindedir!

Bu lâ’netlileri lâ’netlemeyen ve “dilsiz şeytan olmayı” kabullenerek susan, hatta iblisçe kıskançlık ve yıllarca evvellerin kuyruk acılarını tatmin içün, çakdırmadan “oh!” çeken, müslüman kılıklı münâfık hezele ve yavşaklara da lâ’net…

(08.01.2013)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir