“Müslüman! Müstakîm ol, Allâh’ın ta’yin ettiği hududdan çıkma!
Tefsîr-i Şerîf
6 Nisan 2019
Umûma Nâzil Olacak Belâ Hakkında Ahkâm-ı Kur’âniye
2 Temmuz 2020

LÛT ALEYHİSSELÂM’IN KAVMİNİN ŞU’MUNDAN ALLÂH’A SIĞINMASI

Sûre-i Şuarâ 167. – 181. Âyet-i Kerîmeleri:

Vâcib Teâlâ Lût (A.S.)’ın şu nasihatına karşı kavminin söyledikleri sözlerini hikâye etmek üzere:

Buyuruyor.

[Lût (A.S.)’ın kavmi dediler ki «Ya Lût! Eğer sen bizim fiilimizi inkârda devam eder ve ta’n etmekten vaz geçmezsen elbette sen karyeden çıkarılanlardan olursun.] Zira; sen bize ta’n etmekte devam edersen elbette biz seni karyeden nefy ederiz.» demekle tahdat ettiler.

Yani; Lût (A.S.) kavmini mübtelâ oldukları fena fiilden şiddetle menetmeye çalışınca onlara aslâ tesir etmediği gibi şiddetli tehdide kalkıştılar ve «Ya Lût! Vaz geç bize müdahaleden. Eğer vaz geçmezsen elbette sen karyeden çıkarılanlardan biri olursun. Zira; sen bize ta’n etmekte devam edersen biz de seni bu beldede oturtmayız» dediler ve muktedir olurlarsa karyelerinden nefy etmeye karar verdiler. Çünkü onların âdetlerinin; sevmedikleri kimseyi karyeden nefyetmek olduğuna bu âyet delâlet eder. Zira; «Biz seni çıkarırız» demeleri, belki «karyeden çıkarılanlar var, sen de onlardan olursun» dediler. Binâenaleyh; bunadan evvel karyelerinden çıkardıkları kimseler olduğuna işâret etmişlerdir. Şu halde insanların muktedir oldukları sûrette sevmediklderi kimseyi nefyetmeleri yeni icat olunmuş bir şey değil, belki eski bir âdettir.

***

Vâcib Teâlâ, kavminin tehdidine karşı Hz. Lût’un cevâbını beyân etmek üzere:

Buyuruyor.

[Lût (A.S.) kavmine hitâb ederek «Ben sizin amelinize buğz edenlerdenim» dedi.] Ve Rabbısına iltica ederek dedi ki:

[«Yâ Rabbi! Beni ve evlâd ü ıyâlimi onların amellerinden halâs et» demekle Rabbısına iltica etti.]

[Lût (A.S.)’ın bu münacatı üzerine Biz Azîmü’ş-şân Lût’a ve evlatlarının cemisine necat verdik ve onlara nazil olacak azaptan halâs ettik. İllâ Lût’un haremi bir koca kadın onların amellerine razı olmasına binâen azapta bâki kalması mukadder olduğundan azap olunacaklar içinde kaldı.] Çünkü günâha rıza; aynı günâh olduğundan o fiilin failleriyle berâber cezaya müstahak oldu. Binâenaleyh; helâk olanlar içinde kaldı ve azaptan kurtulmadı.

Kaali: şiddetle buğz edici manâsınadır. Yani «Ben sizin amelinize şiddetle buğz edenlerdenim. Amellerinize buğz etmekten ve sizi men’e çağırmaktan vaz geçemem. Zira; ameliniz her zaman buğz etmeye lâyıktır ve siz de elinizden geleni geri koymayın» demek istedi. Gâribin; geride kalanlar ve helâkleri mukadder olanlar demektir. Binâenaleyh; Hz. Lût’un haremi Lût’la berâber yola çıkmayıp karyede kaldığına âyette delâlet vardır. Çünkü; kavmin ameline razı ve onları sever ve Lût’a buğz ve eza etmekten de geri durmazdı. Herkesin sevdiği kimseyle haşr olunacağına binâen sevdikleriyle berâber kaldı ve onlarla birlikte helâk oldu. Gerçi Hz. Lût’un haremi ise de nûr-u nübüvvetten istifâde kabiliyeti olmadığından Hz. Lût’un feyzinden mahrûm olmuş ve ebeden hüsrân içinde kalmıştır.

 

[ Muhammed Vehbi Efendi, Hulâsatu’l-Beyân Fî Tefsîri’l-Kur’ân, C:10 Sh: 3941, 3942, 3943 ]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir