TAQVIM- Zu’l-hicce 1436- Kurban Ve Qavurma Bayramları Hakkında Ta’mîm-i Şer’î
13 Eylül 2015
“Sandıksal” Kumardan Kazanan Olmadı!
4 Kasım 2015

Bu makâlenin ilk intişârının 13.10.2013 tarihinde olduğunu, kâriîn-i kirâmımızın dikkatlerinden kaçmamasını niyâz ederiz…

 

BAYRAM

Ziyâiyye BEKÇİSİ

 

Bayram, buna yüzü olanların, onu bir lütuf ve mükâfât olarak ele alması gereken mefhûm…

Bugünki hâliyle ise, hamd ve şükre vesîle olan değil, fısk u fücûra vesile kılınan; ve ma’nâ ve ehemmiyeti saptırılarak, bir takım ucûbe ideoloji ve devlet felsefelerinin, kendi rengini vurduğu, şenlikle esenlik arası ve gâvur diliyle ifâde etmek icâbederse, sâdece bir ritüel…

Kurban Bayramı da, Ramazan Bayramı gibi mücerred Allâh ve Rasûlü Aleyhisselam’ın Dîn ve Şerîatına âid sâdece iki bayramdır. Müslüman içün, Kitâb ve Sünnet’den kaynaklanmıyan bayram, hangi milletden ve hangi kavimden gelirse gelsin, bir ma’nâ ifâde edemez…

Fakat tersliğe ve soytarılığa bakın ki, hem müslüman olmayıb, binbir türlü ideoloji, doktrin, sistem ve felsefeye nisbet iddiası taşıyan, hem de, sevmediği ve nice esaslarını beğenmediği Mutlak Hakîkât İslâmiyyet’e âid bayramlarda, yollara dökülen, kan ter içindeki kuru ve yaş kalabalıklar… Topunun da ortak paydası, hepsinin kendi bünyesi içinde, kendi inançlarına göre eğlenme, kendini uyuşturma, kendini kendi hevâ ve hevesinin kucağına atarak, Şerîatın bayramını, bütün bunlara vesîle kılma fırsatçılığı… Kendi kafatasları içindeki şeytanlıkları, (bayram) fırsatı içinde hayata geçirme şehveti…

Şerîat’ın bayramı, hudud, husûsiyyet ve şartlarını, gene Şerîat’ın ta’yîn etdiği bayramdır; ve bu, doğrudan doğruya, cihâd, tesettür, teaddüd ve bunlar gibi onbinlercesinin âidiyyetine eş bir keyfiyetle, mücerred Mukaddes ve Muazzez Şerîat’ımıza âidiyyet belirtir…

Yevmîliği noktasından alâkaya değer olarak, içinde bulunduğumuz Kurban Bayramını ele alırsak, bu, yüzde yüz mahiyyet ve ma’nâsıyla ve topyekûn varlık şartlarıyla islâmîdir. Zamanla mukayyed şartları i’tibâriyle de, (Zilhiccenin 10. Günü) ile kenetli…

Devleti olmayan bugünün İslâm’ında, bu şartlar dahî, diğer din esaslarının şartları gibi güme gitmiş; ve bir hercümerc içinde kalan “müslüman” yaftalı insan, bulanık suda balık avlamak istiyen politikacı dünyâsının kullandığı, irâde yoksulu bir dolgu maddesi haline getirilmişdir…

60 memleketin 52’si, Saudi kuyruğunda bayramın zamanına bağlanmış olacak! Çünki “hilâlin rü’yeti” farzı içün, kellelerini gökyüzüne kaldıramıyacak kadar pörsümüşlerdir. 13 memleket ise, Saudi Vehhâbîsinin aksine, (Çarşamba) günü bayram yapacak!. Bunlar da, gûyâ (hilâli göremeyib) Zilka’deyi 30’a tamamlama peşindeki mıntıkalar!!!.

Biz de göremedik! Bir kere ABD takvimi ve onun kuyruğundaki Saudiler, bizim içün, T. C. DİB’inin de ilânları gibi, nezdimizde keenlemyekündür… Çarşamba günü, kan akıtıb bayram namazı kılmak, ihtiyâta ihtiyât, akıl ve îmâna en muvâfık olan… Millet-i Beyzâ, küfür, şirk ve nifâkın kuyruğuna takılmadan yaşamayı; veya, onlara muhâlefetin fazîletini de, âcilen bellemek ve tatbik etmek mevkiindedir…

Salı günü, bayram (10 Zilhicce) değilse, kesilen hayvanlar kurban değil; Tabib-i Hâzik-i Müslim-i Âdil Muhammed Reşâd  Malâtî Beyin ifâdesiyle “kebab!”

DİB Başı Görmez Bey’in “Hilâl görmek içün Güney Afrikanın Capetown şehrine adam ve madam göndermek gibi plânı” ise,  akıl taşıyanların zorlanacağı bir noktadır; ve aklı zora koşmanın bu derecelere varması, AKP iktidârının, hangi dünyânın adam ve madamı olduğunu göstermesi bakımından, cidden câlib-i dikkat bir nokta!

Bayramın, sâdece, kurbanı, namazı ve teşrik tekbirleri bizi alâkadâr ediyor; neş’elenme ve rahatlatma tarafı, bize o kadar uzak ki… Esâret altında ve mürtedler yumruğu içinde bir Müslüman Coğrafyası…

23 vakit teşrik tekbirlerinin, kurban kesme (vâcibinden) daha kuvvetli bir vâcib oluşu da nazara alınmalı; ve bayramın sâdece Hakk’ın rızâsına mutâbık (tâğûtların şeytanlıklarına zıd) tarafına, ne kadarsa o kadar dikkat edilmelidir…

Kurbanı, sâhibi kesmeli… Ni’met-i İslâm sâhibi Büyük Fakîh Merhûm Muhammed Zihni Efendi Hazretleri, “kendi kurbanını kesemiyen müslüman mı olur!” diyerek, hepimizin kulağını çekiyor ki, buna (kulak) tıkamak da olamaz!. Kelime-i Tevhîdi, kalbiyle, nefy, isbât ve teslîm muhtevâsıyla tasdik ve tahsin etmiyen adam ve madamlara da kurban kestirilemez; ve hele, dembokrasi, şefokrasi, DİBOKRASİ, diyalograsi ve bilmem ne şirkine kapılmış, Son Peygamber’e îmânı hafife alıb küffâr eteği öpen hâinlere, asla bıçak verilemez!. Kurbanı “Bismillâhi Allâhu Ekber!” demeden kesmeyi meşrû’ sayan echel ve zındık kesicilere, kurbanın gâitası bile çok görülmelidir!

İhtiyâten, tekbirlere pazartesi sabah namazını müteâkıb başlanılmalı, cumartesiye kadar (ikindi dâhil) devam edilmelidir deriz…

Bayram namazını ilk gün kılmak şart değildir; ve bunu, Kelime-i Tevhîdi, nefy, isbât ve teslîm muhtevasıyla tasdîk ve tahsîn edib söylemiyen; ve Şeriat’a herhangi bir beşerî felsefeyi ortak koşan imam kılıklı herif kim olursa olsun, onun arkasında kılmak da câiz olamaz…

Şerîat’ın emretdiği ve muhtevâsına gâvur parmağı bulaşmamış nice bayramlara…

(İntişârı: 13.10.2013)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir