Karaman’ın, Nâdir Şâh Câferîliğini Parlatma Projesi! (2)
4 Mart 2017
Sâhibsiz Coğrafyada İdlib Ve Sarin Gazı!
6 Nisan 2017

Tâhir MÂHİR

“HILÂFET DÎNÎ KURUM DEĞİL” DİYEN DE, DEDİRTEN DE İNGİLİZ’DİR! 

Tâhir MÂHİR

2/Nisan/2017 târihini 3/Nisana bağlıyan gece, saat 21.00 de başlıyan “Kadraj”“makyaj” mı ne olduğunu bilemediğim bir program seyr ü temâşâ eyledik!

Sunucu ise, Zeyneb Bayramoğlu adında kadraj ve makyaj bakımından zengin; başı, modaya îmân etmişliği ve esâreti gösteren câzib ve çekici renkli; ve önde çatı zâviyesi yapmış başörtüsüyle de albenilenmesi bol mu bol, bir dünyâ bacısı!.

Otoritesiyle de, 4 erkeği terbiyeli maymun gibi oynatmakda ve evirib çevirmekde ustaca… Ve eli maşalı müstakbel kaynana manzarasıyla da nâdirâtdan bir madam…

Prof. Ahmed Tekin Bey, Turgay Güler ve iki de, isim, resim ve cisim noktalarını hatırlamadığım Pırasasör, cem’an 5 kişilik bir koro…

Yahudi ve mason şu emekli vâiz Pensilvanya Baykuşu’nun Vatikan ve sâiredeki kullanıcıları ile olan münâsebetleri ve İslâmiyyet’i yahudi cibilliyetine uygun olarak nasıl tahrif, tağyîr ve tebdîl etmek istediği üzerinde ve diğer mevzû’larda, durultu, gurultu ve gezinti, tepinenlerin tepinti ve esintileri, seyr ü temâşâ edildikden sonra, programın sonlarına geliniverdi!

Pırasasörün biri “İngiliz Kelle” ifrâzâtını şöylece sıkınca, dünyâmız karardı:

“Hılâfet islâmî bir “kurum” değildir, siyâsî mülâhazalarla ortaya çıkmış bir nânedir!”

Böyle demeye gelecek hezeyân ve gaseyân boca edince, Ahmed Tekin Bey dayanamadı ve yayından boşanan ok gibi sözünü fırlatdı; ve echel-i cühelâdan ve (ekf.r-i küfer.dan) olduğu anlaşılan pırasasöre:

“Hayır, Hılâfet islâmî bir müessesedir, esteğîzubillâh…………”

Deyib, Mü’minûm Sûre-i Şerîfi’nin 51. âyetinden okumaya başladı… Âyetin yarısına gelmişdi ki, Madam sunucu “Zamanın dolduğu ve programı kapatmak mecbûriyyeti doğduğu” gibi her sunucunun bahâne eteğine sarılarak; “ve daha sonra ayrı bir programda bu mevzuun ele alınması dileği ve bileği” gibi nâneler ve kaçamaklar içinden de savurarak, ta’bir câizse Ahmed Tekin Bey’i sanki, gırtlağını sıkarak susmaya mahkûm etdi!

İyi halt etdi yani karıştırdı!

“Hılâfet’in islâmî bir müessise olduğunun ketmedilmesi, hatta islâmî bir müessise kabûl edilmemesi, bunun apaçık söylenmesi ve hılâfete düşmanlığın propagandası”, en ziyâde İngiliz siyâsetinin ana umdesidir!

Bu öyle bir umdedir ki, lâ teşbih sanki onların 5 asırlık “amentü” maddelerinden biridir… Çünki Kitâb, Sünnet, İcmâ’ ve Kıyâs-ı Fukahâ ile “zarûrât-ı dîniyyeden olduğu” kat’iyyen sâbit olan bu “İslâmî Müessise” ne kadar canlı ve diri olarak ayakda olursa:

1) İslâm Ümmeti o kadar kurda kuşa yem olmıyacak, binbir gâvur felâketleriyle binbir zarar ve ziyanlara ma’rûz kalmıyacakdır;

2) Yahudi-HAÇLI dünyâsı, başda İngiliz olmak üzere 5 kıt’adaki müslümanların ve sâir mazlum milletlerin kanını ve iliğini sömürüb onları kadavraya çeviremiyecekdir…

Bunun içün, İngiliz başda olmak üzere bütün Haçlı ve gâvur dünyasının menfî hılâfet propagandalarını yiyen ve içen, hatta orasına burasına (şifâ niyetli hülyâları) ile süren bazı “müslüman” müsveddeleri, “Hılâfet, islâmî bir müessise değildir” demeyi, kendilerine neredeyse “çalışılması mecbûrî olan, mukaddes İngiliz dersi” telâkkî etmişlerdir!

Hadi gâvur, gâvurluğu muktezâsı, “Hılâfet islâmî bir müessise değildir!” demeyi, bu yolda, müslümanların zihnine ifrâzâtını boca etmeyi ve onları zehirlemeyi kendi mantığı içinde irtikâb etmekde haklı olsun! Velâkin, “müslümanım” diyen echel-i cühelâ ve (ekf.r-i k.ferâ) bunu nasıl yer ve içer? Sonra da yiyib içmekle de kalmaz, İngiliz ağzıyla “Hılâfet, islâmî bir müessise değildir!” gâvurluğunun papağanlığına nasıl soyunur; ve anadan üryân sokağa, meydana, stüdyoya fırlar; veya akit-makit gibi mevkûtelerdeki köşelerinden Dillipok künyesiyle de cihâna nasıl ufûnet püskürür!?

Pırasasör ve Dillipok oğlum!

1) Senin pırasasörlüğün, senin de çakma yazarlık ve ötekinin mütefekkir (!) liği, seni veya onu, İngiliz ağzıyla “Hılâfeti yok sayma” sehpâsına çıkarıb intihâr etdirecek kadar içine preslenmişse, yaşama!

Ayağına taş bağla, kendini git, Yavuz Selim Köprüsü’nden aşağıya süzülerek at ve kurtul!

Pırasasör ve Dillipok Oğlum!

2) Eline, İngiliz kafası taşıyan ilahiyatçı, oryantalist, mezhebsiz, reformist, laikçi ve DİB’çi kalemlerin işkembe ifrâzâtlı kitab ve mevkûtelerini alarak değil; 15 asırlık gerçek İslâmiyyet’in Ehl-i Sünnet akâid ve fıkıh müdevvenâtını ve usûl kitablarını al, (tâkatin yetişirse) orada “Hılâfetin bütün ibâdât, siyâsiyyât, hukûkiyyât, ictimâiyyât, iktisâdiyyât, münâkehât, müfârekât, ukûbât ve topyekûn amme nizâmât ve emânâtıyla topyekûn İslâmiyyet’i yaşatacak olan Peygamber Aleyhisselâm’a VEKÂLET MÜESSİSESİ OLDUĞUNU, GÖRMEZ GİBİ DEĞİL, GÖREN GİBİ GÖR, OKU, ANLA, ÇALIŞ VE MÜSLÜMAN OL!

Pırasasör ve Dillipok oğlum!

3) Vücuddaki can (ruh), her hücreye kadar uzanıcı ihâtasıyla uzviyeti, nasıl çürüyüb kokuşmakdan muhâfaza ediyorsa; HILÂFET de, İslâmiyyet’i teşkîl eden en fer’î mes’elelerine kadar onları bir eksiksiz ihâta edici, koruyucu, her hücresine kadar can ve hayat taşıyıcı ve akıtıcı, ruh çapında zarûrî bir cevher… Bu olmadığı an, vücuddan çıkan ruh ile o uzviyet ne ise; hılâfetin çıkması veya sökülmesi hâlinde de, İslâmî vücûd o… Her hücreye kadar sirâyet hudûdunu genişleten bu cevher, ya olmak ya ölmek şıklarından birine varlık verecek olan, İslâm’ın her noktasını ihâtası içine alan can ve kan damarı ağı…

İslâmiyyet’i anlama cehdi içinden imbiklenmemiş bir kelleye, onun, bu can ve kan damarı ağını idrâk etdirmek kolay olamaz…

Bakın, benim Pırasasör ve Dillipok oğlum!

4) Siz, “HULEFÂ-İ RÂŞİDÎN” diye bir terkîbi hiç duymadınız mı?. (İngiliz Kafası) taşıyanlar, Cuma günleri hutbelerindeki “… ve Hulefâihi’r-Râşidîn…. Husûsan minhum ale’l-imâmi HALÎFETİ RASÛLİLÂHİ alettahkîk. Ümerâi’l-Mü’minîn, Sâdâtinâ Hazret-i Ebî Bekr’in ve Omer’a ve Osmân’e ve Aliyyin!” şeklindeki ibâreleri de mi kaldırdılar yoksa? Yoksa DİB içinde (İngiliz Kafalı)lar var da, bu ibârelerle hutbe okunmasından rahatsız mı oluyorlar?

Pırasasör Oğlum!

4) İngiliz 1908’de, HALÎFE-İ MÜSLİMÎN Cennetmekân Abdülhamîd Hân Aleyhirrahmeti Ve’l-Ğufrân Hazretleri’nin “İslâmî hükûmetini yani Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerine Vekâlet Müessisesi olan HILÂFETİNİ” değil de; “islâmî kurum (soba kurumu gibi bir şey) olan bir kurumu” mu; veya “CHEFLİK ve ÇARLIK” makâmı gibi bir “kurumu”  mu, İT’çi masonlara yıktırdı!?.

Çüşşş dedirtme!

Cihânın bildiği “Hılâfet”, senin kellende hiçbir iz bırakmamışsa dikkatli ol, “çüşşş” dedirtirsin, ayıp olur!

Pırasasör ve Dillipok Oğlum!

5) Siz, “İngiliz Kafası” taşıdığınız müddetçe, ne İslâmiyyet’i ve ne de “İslâmiyyet’in biricik devlet ve hükûmet şeceresi olan Hılâfeti” anlıyabilirsiniz!

Eğer babanızın babası (dedeniz), “Hılâfetçi” diye 1908’de “idamlıklar listesine” alınmamışsa, boşuna uğraşmayın, siz (Hılâfetin) ne olduğunu zor anlarsınız!

Anınçün sizin “inkâr edecek aslınız” da ona göredir!

Damdan düşenin hâlinden kim anlar?

“İngiliz Kafası” anlamaz!

Pırasasör Oğlum!

6) Ahmed Tekin Bey’in okurken yarısında kestiğiniz iki âyetin tefsîrini, hiç değilse Allâme Büyük Müfessir Elmalılı Merhûm’dan okuyun!. 1) Sa’d Sûresi 26. Âyet; 2) Mü’minûn Sûresi 51-52. Âyetler!

Size izcâzetsiz cenâbetlerin “tefsir” nâmını verdikleri dalâletnâmeleri mi lâzım?

Ortalık zaten çamur! Ne okursanız okuyun, ama, Hılâfeti ağzınıza alırken, îmansız olsanız da, edebli ve nâmuslu olun!

Çanakkale şühedâsı, tâ Hind, Pakistan, Çin ve Cava müslümanlarına kadar bütün toprak altı ve toprak üstü müslümanların 14 asır yegâne “Birlik, Kuvvet ve Kudret” membağı olmuş Hılâfeti, “İngiliz Kafasıyla” çenenize alırsanız, milyarların ve onların Peygamberinin ve ashâbının da (lânetini) alır ve iki cihanda sürünürsünüz!

Kaşar Nuri’yi unutmayın!

Pırasasör ve Dillipok Oğlum!

7) Sâir Ehl-i Sünnet tefsirlerine de nasîbiniz varsa bakmazsınız ya, belki şaşırır da bakarsınız!

Tefsîr adı altındaki son 90 yılın oryantalist ilâhiyatçılarına yani Karamanlis familyalarının ifrâzâtına ve dîni (kirletme) soytarılıklarına bakarsanız, oralarda “Cumhuriyetçilerin İngiliz kafasıyla” söyletdiği (dembokratik laik ve cumbokratik nakarâtdan) yani (yahudileştirici) bir haltdan başka bir şey ile karşılaşmazsınız!

Pırasasör ve Dillipok Oğlum!

8) “İmâmet-i Kübrâ” nâmıyla bir de seri makâlât vardır. Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretleri gibi allâme ve (akâidde imam) bir zâtın kaleminden… Sizin kulaklarınızdan bu zât-ı şerîfin ismi girmese de, “İngiliz Kafası” o zâtı çok iyi tanır! İşte bu zatın (YARIN) gazetesinde intişâr eden o makâlâtını da nasibinizde varsa hece hece okuyun!

 Korkmayın, “Hılâfet içün yaşamış” o zâtın satırlarını okurken kalbiniz durmaz!

Hılâfetin ne olduğu ile (İngiliz Kafasının) ne tür iblis kellesi bulunduğunu en iyi o makâlât, adam olana adam gibi gösterir ve belletir!

Pırasasör ve Dillipok Oğlum!

9) Bak, öyle saray soytarısı gibi hâllere düşmemek içün cart curt beş paralık “İngiliz Kafasıyla” HILÂFET gibi İslâmiyyet’in en mühim ve en temel esâsı üzerinde at koşturmayın, hele uyuz eşşek hiç seğirtdirmeyin!

Ağır olun ki molla desinler!

Üç paralık ünvanlar ve beş paralık “İngiliz Kafası”yla hemen çakma ve sallama Karamanlisvârî “fetâvâ” köpürtmeyin!

Böyle fetvâlar köpürtenlere “hastir” çekecek adamlar, dünyâda henüz sıfırlanmadı!

“Emânetleri EHLİNE VERİN!”

Kitab, Sünnet, İcmâ’ ve nice fukahâ, ulemâ ve şeyhülislâm ne demiş, onlara kulak verin! Yoksa çarpılır, Kaşar Nuri gibi encâmınız berbât olur, o çingene çalgıcıya dönersiniz!

Pırasasör ve Dillipok Oğlum!

10) Bilmediğiniz zaman biliyor hıyarlığı ile ortaya fırlayıb edeb derecenizin içine etmeyin! Pırasasörlük bir halta yaramaz. Adam gibi olmak esasdır. Koskoca İmam-ı Mâlik Rahmetullâhi Aleyh 40 sualin, bir rivâyetde 39’una “Lâ edri!” buyurmuş!

Siz, 1 suâle 40 cevab yumurtlayan tavuklar gibi olmayın…

Çünki İmam’ın, sizin gibi sallarsa, Hadîsin, “Ateşe atılmaya en lâyık olanınız, bilmediği hâlde fetvâ vereninizdir” mealindeki tehdîdinden ödü koparmış!.

Siz nesiniz bre?. “İngiliz Kafa’sı” işte, 108 senedir bu kelleyi imâl etdi!

“Kellelerinizi İngiliz olmakdan çıkarın ve düzeltin!” diyeceğim ammâ, temeliniz ve mayanız buna ne kadar müsâid çok şübhem var!

Pırasasör ve Dillipok Oğlum!

11) Bak koca Şeyhülislâm ne buyurmuş! Hafızamda olduğu içün oradan yazacağım:

“Hılâfetin lüzûmunda şübhe ve tereddüd eden bir adamın, hem âkil, hem de müslüman olmasına ihtimâl veremem.”

Anladın!

%99 anlamıyor bu ibâreyi!

Sana delil olur mu Osmanlı Şeyhülislâm’ı, onu da bilemem!

Yarın gazetesinde yazmış. “Tarih ve sayısı lazım” dersen, beni bul, sana yılı, ayı ve günüyle göndereyim! İstersen fotokopisini de veririm! Şu anda onunla uğraşacak hâlim yok!

Kim bilir, belki de (dağmez) diye düşünmüşümdür!

Pırasasör ve Dillipok Oğlum!

12) Bu Yarın Gazetesinin bir cildi, Haltettin Karamanlis takımının Vakfında da var. Oraya o cildi, Şeyhülislâm Merhûm’un Kâhire’den talebesi Bıçakçı İsmail hediye etdi. Vakıfçılar bu cildi, gün yüzü görmesin ve millet de nice hakîkatları öğrenib uyanmasın diye, mahzenlerde zincirlenmiş tutarlar!

Yani oradan istifâden, önüne, demirperde gerisi bir manzara koyabilir!

Hatırında olsun!

Cild, ancak Osmanlı ELİFBÂ’sı ile tab’ olunmuşdur, okuyabilirsen tamam… Dikkat: Palikarya gâvurunun hançeresiyle “Alfa-beta” demedim! Müslüman hançeresiyle “ELİF-B” dedim… Unutma…

Mühimdir; “İngiliz Kafası” bunu bile, “Hılâfet islâmî bir müessise değildir” dercesine yakıb yıkdı!

Bakalım nasîbin var mı, göreceğiz!

Her amel, îmânın sıhhat ve kuvvetine göredir Pırasasör oğlum!

“Hılâfetsiz İslâm mı olur!?”

Unutma! İnanmasan da, o “İngiliz Kafan” Hılâfet’in Ehl-i Sünnet i’tikâdında “zarûrât-ı dinîyyeden olduğunu” bir kenarına sıkıştırıversin, gün gelir lâzım olur!

Demedi deme…

(İlk intişârı: 03.04.2017)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir