Ha Cüderi Ha Virüs!
8 Mayıs 2020

BAYRAM MI GELMİŞ?

Ahyed HÂLİDÎ

İşte yine gelmiş o, her sene gelen bayram!
Dîni yasak olana, hürriyet tatmayana…
Cemaatsiz, münferid, tâkatsiz.. binbir âlâm!
Ne imâmet, ne ümmet.. puta tapan tapana…

Piç gürûh üretmek çün, (aslım) nikâhı yasak!
Bombardıman altında, bugün sahîh nesiller!
Arzı sarmış küfr ü şirk; ve zulm her yerde sağnak;
Cihân öksüz, sâhibsiz.. nerde aslım yiğitler?..

Neyime benim bayram?. Bana (hürriyet) lâzım!
Anadolu’m işgâlde.. kime lâzımsa bayram!
Bana her günüm mâtem, kesikken benim başım;
Her gün “bilmem ne günü!..” Her gün şirkin.. ve haram…

“İmam nikâhı!” deyib, aşağılar iç müşrik!
“Teaddüd-i zevcâta” hırlar aslını münkir!
“Şehid!” kim?. Tesettürlü ana “mücrim!”.. Yok kimlik!
Asit içiyor millet.. bu bayram mı?. Bu zehir…

Soyumun kıymetleri bir bir yakıldı kökden,
“Âile” telâkkîmi benzetdiler gâvura!
Vahye müstenidken o, şimdi tanınmaz kirden,
Ne seâdet, ne ocak.. Harem şimdi kadavra…

Ne gören var işgâli, ne duyan şehidleri!
Dînimin-nâmûsumun gizleniyor kâtili!
Nerde milyar Mehmed’in can ve kan bedelleri?.
Bayram gelmiş öyle mi?. Köküm yerde serili…

Demek bayram yapıyor “vatan-millet!” her sene!
Cedd kalbindeki Devlet, nerde Bayrak ve Sancak?
Demek hakkı haykıran, kalmamış üç-beş çene!
Ukbâ’ya göçdü kalem; kalan, susuyor ancak!.

Bir savruldu ki millet, güz mevsiminden beter,
Bütün bağlar bozuldu; ne er, ne hâne kaldı!
Artık duyan hani kim; ne acı, ne de keder?.
“Hilâlsiz alem” yerde.. âileden âr kalkdı…

Lozan’da temel atdı, İngiliz ve kulları,
Esâret gömleğini giydirdiler millete!.
“Muâsır Medeniyyet!” geçirince yuları;
“Kurtuluş” dendi bir de, bu türlü bir cinnete…

Ne dîn, ne mezheb, ne de tasavvuf beğenildi!
Rejim dîni bozarken, mezhebsiz sıvadı kir!
Müctehid fi’d-dîne “put”, velîye “kâfir!” dedi;
İçden dışdan kaynadı, necdî müşrik ve münkir

Nemruda mülkdür ülke, meydânda heykel, putlar!
İblis’den beter tüccâr.. hırsızın ağı tezgâh!
Haçlı’dan idhâl kızlar, her yerde üryân tozar;
Rûhundan çıkmış bayram.. işgâldeyken kıblegâh

(Devlet-meydan) yasaklar, İslâm’ın tamâmını,
Ceddimin mîmârîsi hâric, çerçöp.. ne varsa…
Şu milletde benzemek, bellerken encâmını;
Haçlılaşmak hortlar da, görülmez hiçbir tasa…

Bayram var, zamânı yok! Ne rü’yet, ne de hilâl!
Frenk takvimi olmuş rasathânede tanrı!
HALK, ezberci papağan, aslâ duymuyor melâl;
“Rabbin emri!” diyerek göğe kalkmaz başları…

Ramazan’da oruç ye, bayram günüyse niyet!
Dokuz Zilhicce’de kes, olsun kebablık hayvan!
Böyle düzene lâ’net, koyun müslime hayret!
Ne (1 Muharrem) belli, ne de kandilde meydân!

Demek yine geldi o, yokken ona hakkımız;
Bindörtyüz onbeş kere, bu nasıl lûtufkârlık?
Küheylânla dört nala, o gelir, biz kaçarız;
Kucaklaşamıyoruz: Kol kırık, kanat kırık…

Satvetli devirlerden, nasıl da bir bir indik!
Bu nasıl mahvolmuşluk, nefes almak bile zor!
Nerde kaldı ki bayram, nerde kaldı ki şenlik!
Şu son asırla gelen, onbeş asrı yakan kor

“İslâm” duyulmuyor hiç, dillerde “dembokrasi!”
Para-lamento “MA’BED”, yüzlerce vekîl tanrı!
“Halk adına” diyerek, kânun kul irâdesi!
Rubûbiyyet bunlarda (!)  her yerde anıtları!.

Hakk’ı TEVHÎD kalmamış, küffâra fedâ hayât;
Bir tarafdan “Osmanlı, ecdâdımızdır!” denir!
Kim kaparsa devleti,  “yandaşdadır” saltanat;
Bir yağma sistemi ki, “anayasal” süzmedir! 

“Topdan irtidâd!” demiş, o Şeyhülislâm Merhûm;
“Kıble” yapılınca Garb, tam “teşebbüh” elzemdir!
Tam “Devr-i câhiliyye”, ne Hakk kalmış ne ulûm;
Her yerde anıt-heykel, kulluk mozoleyedir!.

Uçmaya sınır kellen, direnirsen ezbere!
Esâret, “bayram!” diye din biçilmiş millete!
Cedd yolları kesilmiş, çıkmaz tek yol rehbere,
Zehri altun kupalar, her ân taşır meyyite!.

Varsa bir bayramınız, demek (hürsünüz) dostlar!
Kendim bildim bileli, ben onlarsız yaşarım!
Çocukluğumda kaldı misk kokulu sabâhlar;
Şimdi zındandır mekân, yok bayram urbalarım…

Bayramlardan kalansa, vâciblerle tekbirler,
Bir de O’nun hasreti: Bastığı hâki hayâl!
“İmân öfkesi” yoldaş, ziyâretgâh kabirler;
Yandı zaman ve mekân, HAKK dışında can muhâl…

Zulmün zincirlerini kırmakdır bana bayram!
Şirk hortumları yerse, kılıcımı ne a’lâ…
Şu cendere dünyâda, yoksa yaşar mı adam?
İzzetle ölmek varken, yaşanmaz zillet aslâ!..

________________________________

1994 Jülich

(İntişârı: 29.08.2011)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir