<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>01 - Ocak arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.biz/category/tekraren-nesr/miladi/ocak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.biz/category/tekraren-nesr/miladi/ocak</link>
	<description>Hakkın ve Sabrın T&#252;rk&#231;esi imani, fikri, edebi, tarihi ve siyasi neşriyatdır...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Dec 2023 08:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/06/cropped-osmanli-armasi-site-ikonu-50x50.jpg</url>
	<title>01 - Ocak arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<link>http://www.turkcesi.biz/category/tekraren-nesr/miladi/ocak</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>(13) Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 06:30:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA["Kur'an bize yeter"]]></category>
		<category><![CDATA[hakkı bâtıl ile telbis]]></category>
		<category><![CDATA[zarurat-ı diniyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=8524</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSLÂM’DAKİ BEY’AT, ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİL, EN CİDDÎ BİR MES’ELEDİR! 1980’li yıllarda bu kadar İslâm’a ters i’tikadların sâhibi ve Peygamber-i Zişân Aleyhisselâm </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html">(13) Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>HAÇLI YENİ YILINA GİRİŞDE KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARANLAR, HATTÂ MİL ÇEKENLER!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;">-13-</h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>İSLÂM’DAKİ BEY’AT, ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİL, EN CİDDÎ BİR MES’ELEDİR!</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">1980’li yıllarda, İslâm’a ters i’tikadların sâhibi ve Peygamber-i Zişân Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerini hem doğrudan; ve hem de, sahâbîleri üzerinden aşağılamaya ve sıfırlamaya kalkan Humeynî gibi adamlara Dilipak gibi <strong><em>bey’at</em></strong> toplıyacak kadar onlara pervâne olub zıvanadan çıkanlar, bugünün <strong><em>“Çakma Üstadları”</em></strong>  olarak ortada geziyorlar!..</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar, geçmiş senelerde şu aşağıdaki <strong><em>“Bağlılık, itaat, merbûtiyyet ve bey’at”</em></strong> satırlarını yazabilecek kadar kendilerinden geçmişlerdi!. Tekrar yazarak hatırlarsak, işte o korkunç ve hevâdan dökülen satırlar:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>A) “Mezhebî farklılıklar, İslâm Âleminin siyasal birliğine engel olabilecek derecede önemli ayrılıklar mıdır? Meselâ İmam Humeynî’ye yapılan bey’atlar sahih değil miydi? Bizim Hanefî, Şâfii veya başka mezhebden olmamız, Onun Caferî mezhebden olması, O’na biat etmemize engel teşkil ediyor muydu?”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>B) “Mezhebî farklılıklar biatleşmede hiç önemli değil. Biat etdiğimiz kişinin fıkıh mezhebi ve ictihâdı bizi bağlamaz.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Din telâkkîsi 15 asrın getirdiği İslâmiyyet’in neden bu kadar dışında dediğimiz zaman ise, karşımıza, <strong><em>“Kur’an bize yeter”</em></strong> diyen ve edille-i erbaayı 4’den 1’e makaslıyan alîl zihniyetin o Kelâm-ı Kadîm’i de, böylece Allâh ve Rasûlünün murâdına göre değil, kendi nefis ve akıl hududlarına sıkıştırarak beşerîleştirmek isteyişi yani nevzuhûr zümrenin <strong><em>“Dîni Beğenmiyen Dîn Telâkkîsi”</em></strong> çıkmaktadır!. Şöyle ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>C) “- İnancım o ki, İslam&#8217;ın başına ya da sonuna bir sıfat eklenemez. Kim ki, dine bir şey ekler ya da çıkarırsa, kişi eklediği ve çıkardığı ile baş başa kalır ve din aradan çekilir.. Din Allah&#8217;a aittir ve Allah, Resul ve Kitaptan ibarettir. Kimse kendi mezhebini ya da tarikatını daha dinine eklemeye çalışmamalıdır. O zaman kişi din büyüklerini İlah ve Rab edinmiş olur ki, o artık İslam değildir.” </em></strong><span style="font-size: 12px;"><em>(Dilipak&#8217;ın 2/6/2012 Târihli yazısından)</em></span></p>
<p style="text-align: justify;">Apaçık görülmektedir ki, adı geçen adam ve madamlara göre, Asr-ı Seâdet&#8217;den beri gelen müctehid imamlarla turûk-ı aliyye pîrânı Zevât-ı Kirâm’a tâbi’ olarak İslâmiyyet’i en iyi ve en dakik ve mükemmel tahsîl, îmân ve tatbîk etmek peşindeki, yaşayan ve toprak altında kalmış milyarlarca <strong><em>“Müslüman”,</em></strong> yani Rasûlü, ashâbı, müctehidi, ulemâsı, evliyâsı ve şühedâsına kadar bunların topu da, (hâşâ ve kellâ),<strong><em><u> “Mezheb ve tarîkatını DÎNİNE İLÂVE ederek DİN BÜYÜKLERİNİ İLÂH VE RABB EDİNMİŞ VE DOLAYISIYLA İSLÂM’DAN ÇIKMIŞ”</u></em></strong> ve bunun netîcesinde de müşrik ve mürtedd olmuş <em>CEHENNEM ÇIRALARIDIR!&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;">Mes’ûliyyetsizce ve cehâletin sâfilînine düşüb oradan sallıyarak (Tekfîr ve cür’etin bu dereke çukuruna), değil İslâm târîhinde cihân târihinde bile aslâ rastlanamaz!</p>
<p style="text-align: justify;">Bâlâdaki bu korkunç satırlara müteâkıb yazılarımızla tekrar avdet edeceğiz. Biz, yukarıda (A ve B) olarak işâretlediğimiz cümlelere dönelim&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Birinci (A) paragrafındaki sualler, şübheye mahal kalmıyacak şekilde ikinci (B) paragrafında te’yîd ve te’kîd edildiğine göre, birinci paragraf ile de şunlar gâyet sarîh ve vazıh olarak beyân edilmiş demekdir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Mezheb farklılıkları İslâm Âleminin siyasî birliğine mâni’ olacak derecede mühim ayrılıklar değildir. Humeynî’ye yapılan biatlar SAHİHDİR. Bizim Hanefî  veya Şâfî olmamız onun Ca’ferî olması, Ona biat etmemize mani’ olmaz.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bu iki paragraf, tam bir cehâlet ve cür’et âbidesi olarak, dînî hiçbir ehliyet ve ihtisâsı olmıyan bir gazetecinin, zerre kadar ilmî kıymeti bulunmıyan ve mücerred onun <strong><em>“teşehhîsinden”</em></strong> ibâret, kuruntu, buruntu ve bulantı kabilinden şeylerdir&#8230;. Ve bunların, islâmî akâid ve fıkıh müdevvenâtı içinde beş paralık hüccet ve ilmîliğinden bahsedilemez. Bunlar, geçen asırlarda vahiy ve mu’cizeyi fizîkîleştirme sapıklığına düşen, Efgânî ve Abduh makûlesi Ezherli ve mason bir takım islâmsız islâmcıların, İslâmiyyeti ucuzun ucuzu bir beşerîliğe mahkûm etmek içün uydurdukları <strong><em>“Mezâhibin Telfîki ve TAKRÎBİ”</em></strong> cinsi dinsizliklerdir.  Günümüzdekiler de, bunların sisli ve sinsi uzantı ve tezâhürleri&#8230; Bu kabil emrâz, <strong><em>“Din, mezheb ve tasavvuf-tarîkat mefhûmlarına tahrîf, tağyîr ve tebdîl gözüyle bakanların”</em></strong>; ve <strong><em>“Pensilvanya ve Kâinât Başimamı”</em></strong> Fetto’nun, ABD, Yehûd ve Vatikan güdümündeki <strong><em>“Hoşgörü-Diyalog”</em></strong>  fitne-fücûruyla dünyâya bulaştırmak istediği îmân ve İslâm’ı tahrîb  edici  kolera mikrobu taşır!. Geçmişdeki  ma&#8217;lûm adam ve madam makûlesinin bir başka soydaş cinsi!.</p>
<p style="text-align: justify;">Akit&#8217;in Çakma Üstad&#8217;ı Dilipak, 15 asırlık İslâm Târihinde ne edille-i erbaa, ne itimad edeceği bir imam ve müctehid ve ne de bir disiplin tanıyor; esâtirü&#8217;l evvelin (mitoloji) kabilinden hülyalar içinde bir (Religion) uydurub, bunun şablonuna uymayan herkesi, akıl, vicdan ve muhâkeme dengesizliği ve ihtilâcıyla <em><strong>&#8220;İnsanları Rabb edinen ve İSLÂM&#8217;dan ÇIKMIŞ&#8221;</strong></em> kefereler sınıfına sokuyor!. Başka yazılarında da <em><strong>&#8220;Tekfircilik bizi böldü batırdı&#8221;</strong></em> havalarıyla sızlanıb kıvranıyor!. Tenâkuzlarının, atma ve sıkmalarının haddi hesabı o kadar yok ki, bunları gelecek satırlarımızla ortaya koyacağız.  Zâten bu kabil adam ve madamların, Seyhülislam Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretlerinin ifâdesiyle<em><strong> &#8220;Aslâ HÜCCETİ olamaz.&#8221; </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Bilmediğini de bilmiyerek, tam tersine &#8220;Herşeyi en iyi ben bilirim&#8221; psikolojisiyle tıbb dünyâsının bile önünde poz verib durmakdan çekinmiyenler içün, daha neler söylenebilir, bunlara girmiyeceğiz!..</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Maksadımız, bu adam ve madam gibilerini hedef ittihaz etmek aslâ olamaz. Çünki bunların zerre miskâl (ilim, insâf, muhâkeme ve fikir) gramajlarından bahsedilemez. Sık sık dikkat çekdiğimiz gibi, bizim maksadımız, geçmişdeki bazı sapık ve İslâm aleyhdarı iç ve dış İbni Sebe ve Selül makûlesi herifleri bugüne taşıyan hezeyan ve yâvelerin, istikbâlde de, bizden sonrakilerin karşısına taşınacağı tehlikesidir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Evvelâ ve kat&#8217;iyyen bilinmelidir ki, İslâm dîninin <strong><em>“Zarûrât-ı Dîniyyesine”</em></strong> ters hükümler taşıyan bir yapı (sistem), o dînin bir mezhebi değil, o dînin dışında ayrı bir din (religion)dur&#8230; Îmân, bir <strong><em><u>“Mu’cibe-i Külliye”</u></em></strong> olması hasebiyle, bir ferd-i vâhidin <strong><em>“Müslüman”</em></strong> kabûl edilebilmesinde <strong><em><u>(ASGARÎ ÖLÇÜ)</u></em></strong>, onun, <strong><em>“Ben Müslümanım”</em></strong> demesi aslâ değil; <strong><u>Kitâb, mütevâtir sünnet ve mütevâtir icmâ’ ile sâbit</u></strong> ve <strong><em><u>“ZARÛRÂT-I DÎNİYYE”</u></em></strong> dediğimiz <strong><em>“<u>HÜKÜM VE HABERLERİ  ”</u></em></strong> bir tek istisnâsız; ve aynı zamanda da, <strong><em><u>cezm ve yakîn</u></em></strong> derecesinde ve evvelâ İCMÂLÎ sonra TAFSÎLÎ <strong><em>“İmân-ı şer’i ile 15 asırlık MÜSLÜMAN MİLLET-İ MERHÛME GİBİ tasdîk ve tahsîndir&#8230;&#8221; </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Bu, ŞART-I EVVEL olub, islâmî varlığı ve bunun hudûdunu ancak bu ortaya koyar VE MUHÂFAZA EDER. İSLÂMİYYET&#8217;İ, diğer bütün din ve beşerî sistemlerden en sarîh ve vazıh bu usûl ve disiplin ayırır, İslâmiyyet&#8217;i müşekkel, müşahhas ve mücessem bir VARLIK sâhibi yapar</em></strong>&#8230; Dolayısıyla İslâmiyet, bu temel husus ve usûlleri ile kendi hududlarını en açık, vazıh ve sarih vuzûha kavuşturan biricik dîn ve hakîkatdır. Bu hakîkatının kat&#8217;iyyen muhâfazasıdır ki, ONUN Allâh Azze&#8217;nin DÎNİ oluşunu ve oyuncak edilmeden devâmını te&#8217;min eden mu&#8217;cizevî bir vâkıadır&#8230; Bugün echel-i cühelâ ki, parçalanıb bölünmeden bahsedib buna çare ararlarken, İslâm&#8217;ı bugüne taşıyan beyan etdiğimiz hududları yıkmayı, <em><strong>&#8220;Birlik, bütünlük ve vahdet adına&#8221;</strong></em> dil ve kalemlerine almaları, gavurluk, gaflet, cehâlet ve ihânet adına tam bir kazançdır!.</p>
<p style="text-align: justify;">Zerre kadar samimiyyeti olan bir müslüman Târihe bakarak hangi usûl, kânûn ve kâideler ile <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>AYNI İSLÂM TELÂKKÎSİ</strong></em></span> elde edilmiş, bunu görür ve buna vâsıl olmanın çâresini arar. En basit ve sıradan bir MÜSLÜMAN bile, Şarkiyatçı (Oryantalist) gavurların Şerîat-ı Ğarrâ-yı Ahmediyye&#8217;ye kıl kadar zıddiyyeti olmıyan sünnî mezâhib (Mekâtib ve mesâliki) ve turûk-ı aliyyeyi İslâm dışı göstererek İslâm&#8217;ı yıkma gavurluklarına muvâzî bir yola girmeyi, cihânın en büyük gavurluğu, ihâneti ve şerefsizliği bilir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İlim, îmân, amel, ahlâk ve hukuk, gene kendi husûsiyyeti içinde, dâr-ı harbde ve hele dâr-ı riddede, çok daha inceliklere sâhibdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Politika sihirbazlarının, bâlâda serdetdiğimiz şer’î hakîkat ve ölçülere göre <strong><em>“Vatandaş=Îmân ve Dînine bakılmıyan, bunlarla hiçbir kıymeti olmıyan ferd”</em></strong> kabul etdiği insanlar üzerinde, bunları görmek istemesi zâten imkânsızdır&#8230; Onlar içün nerede ne söylemek lâzımsa, bu, bir evvelki söz, hüküm ve beyanlarına yüzde yüz mütenâkız da olsa, onu yüzsüzce söylemek, (Politika) denen haçlıdan muktebes sistemin lâzım-ı gayr-ı mufârıkıdır!. İslâm’ın dışında kalan ve onunla alâkası olmıyan Politik zihniyetlerle istisnâsız bütün partiler, menfaatları ve vasatları îcâbetdirdiği zaman <strong><em><u>“Şiilik ve Sünnîlik İslâm Coğrafyasını TEHDÎD ediyor”</u></em></strong> diyebildikleri gibi; akıllarına estiği ve kendilerini çok büyük kavim ve kalabalıklar üzerinde nüfuzları varmış gibi göstermek istedikleri zaman da, Fas’dan Fars’a ve Suudî Kâtil ve HAKK mübtillerinden Endonezya’ya kadar, ismi ve resmi <strong><em>“Müslüman”</em></strong> kendisi (Tütsü-man) olan bütün dalâlet ve şirk içindeki sürüleri <strong><em>“Asr-ı Seâdet Müslümanı”</em></strong> gibi göstererek ve hiç de utanmadan; ve arkalarında çok büyük ve <strong><em>“muhayyel değil de mevcûd&#8221;</em></strong> bir kuvvetmiş gibi bu kuru kalabalıkları resmeder ve bu kabil acem palavralarını da yüzsüzce sıkabilirler!.  İyi bilinmelidir ki bunlar, hasımlarına, D-8, R-4, Ok-6, I-9, v.s. gibi acem palavralarıyla <strong><em>“Gövde Gösterisi”</em></strong> yapmak ve böyle katakülliler çevirmek fıtratındadırlar&#8230;  Bunların, müslüman ile dinsizi veya sapık dinliyi ayırma husûsiyyet ve hassâsiyetleri zâten olamaz; bu, ancak (Hılâfet) sisteminin kat’î bir esâsıdır&#8230; Mucizevî Hadîs-i Şerîf mu&#8217;cebince kat&#8217;î bir hakîkatdır ki:</p>
<p style="text-align: justify;"> <em><strong>&#8220;İNSANLAR, BAŞLARINDA TAŞIDIKLARI İDÂRECİLERİNİN DÎNİNDEDİRLER!&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Hılâfetde ise, teb’a-i İslâmiyye ile teb’a-i zımmiyyenin kat’î hatlarla ayrılması, iki tarafın hukûkunun kendi menfaat ve yapılarına göre<span style="text-decoration: underline;"><em> Allâh Azze’nin sübhânî ve mutlak adâletinin tevzii ve tabîki</em></span> bakımından şartdır. Bunun aleyhinde yazan-konuşan şeytânî vekiller, Mutlak Adâletin ne olduğunu da aslâ bilemez; bunu, <strong><em>eşitlik denen (DEMBOKRATİK-BEŞERÎ) şeytanlık ve zulme </em></strong>ters görürler!. Halbuki zımmîler, hukukları Allah Azze’nin emri ile te’minât altında olub, Müslümanlara zimmetlenmiş ve <strong><em>(Hakları çok, vazifeleri az, askerlikden bile muaf ve da’veti kabûl etmemiş Allâh kulları)</em></strong>dır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>HESAB GÜNÜ, ZIMMÎYE ZULMEDEN ZÂLİMİN KARŞISINA ÇIKACAĞINI BİZZAT BEYÂN BUYURAN DA, ALLÂH CELLE&#8217;NİN HABÎB-İ EDÎBİ, RASÛL-İ RUSÜL ALEYHİSSELÂM EFENDİMİZ HAZRETLERİ&#8230; </strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;">Teb’a-i İslâmiyye ise, devletin bel kemiğini teşkîl eden, Allâh Celle’ye karşı her nefeslerine kadar <strong><em>MES’ÛL</em></strong>, askerlik, adâlet, ehliyet, emânet, istişâre,  hükûmet ve cihâdla (Dünyâ çapında sulh ü sükûn) ile mükellef,<span style="text-decoration: underline;"><em><strong> (ZIMMÎLERLE MUKÂYESEDE ONLARIN ZIDDINA), Hakları az, vazifeleri çok</strong></em> <strong>olan NEZÂRETÇİ VE MUHÂFIZLAR) mesâbesindedirler&#8230;</strong> </span>Çünki Hılâfet, Allâh Azze’nin <strong><em>irâde ve hâkimiyyetini</em></strong> zarûreten  esâs alan bir nizâmdır; ve bunun icrâ ve edâsıyla muvazzaf olanlar, doğrudan doğruya teb’a-i  müslimedir&#8230; Ve bunlar, <strong><em>hükûmeti</em></strong>, mücerred Allâh Azze ve Rasûlü Aleyhisselâm&#8217;ın kat&#8217;î bir emri olarak ve onlar adına te’sis etmişlerdir&#8230; Muârızlarımızın inkârları istikâmetinde, Hılâfete <em><strong>&#8220;İslâmî bir kurum değildir&#8221;</strong></em> gibi galız ve hayâdan sıyrık bir inkâr savurmak, islâmîliği bırakınız, insânîlik hatta hayvânîlik bile olamaz&#8230; Bu i’tibarla bu hükûmet, İslâm’da, ihâtası çok geniş bir temel <em><strong>RÜKN</strong> </em>olarak varlık belirtir. Cihad ve namaz gibi ve onlardan binlerce kat daha muhîtdir; ve beşerî topyekûn hükûmetler ne kadar tâğûtî bir hüviyet iktisâb ediyorlarsa, bu, tam tersine o kadar <strong><em>“MUKADDESDİR!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şeyhülislâm, Büyük Dâhî ve Allâme Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretlerinin kalemiyle hakîkatı söyletecek olursak şu müthiş îmânî tesbit ve ta&#8217;rîf karşımıza çıkacakdır:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;HILÂFETİN LÜZÛMUNDA ŞÜBHE VE TEREDDÜD GÖSTEREN İNSANLARIN, HEM AKILLI HEM DE MÜSLÜMAN OLMALARINA İHTİMÂL VEREMEM.&#8221; </strong></em><span style="font-size: 12px;">(İmâmet-i Kübrâ, 21/Kânûn-ı Evvel/1928&#8211;8/Receb/1347, Yarın Gazetesi)</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bazı muhîtlerdeki oryantalist ve câhil kaynakların, bazı farklı fırkaları (din) değil de, İslâm içinde ve ONA âid (mezheb) farklılığı olarak ele almaları, o fırkaların doğuşlarındaki İslâm oluşlarını esas almalarındandır.<strong><em> “Âli Şîası”</em></strong> ta’biriyle ashâbın bir kısmına âid ictihad ayrılığı, sonradan İbni Sebe gibilerin parmağı ile İslâmiyyet ile alâkası olmıyan bir sapma ve saptırmaya yol bularak, apayrı bir din hâline getirilmiş; ve her asırda da kılık değiştirerek mütekaddimîni ile müteahhırîninin i’tikad esasları arasındaki zâviye farkı gitdikçe açılmışdır. Bunlar, aynı dînin mezhebi olmayı değil, apayrı iki farklı dîn oluşu netîce vermişlerdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Zâten son asırlarda tahrîf çakılan ve aslâ ciddîye alınmaması şart olan ve oryantalist zehri çekerek neşv ü nemâ bulmuş şeytânî müellif ve bunların eserleri hâric tutulacak ve 15 asırlık ana ve temel kaynaklarımız mi’yâr ve mîzân alınacak olursa, <strong><em>“Zarûrât-ı Dîniyye’mizin velev bir tek mes’elesindeki”</em></strong> münkirlerin bile, sûret-i kat’iyyede müslüman kabûl edilemiyeceği bedâhaten ortaya çıkar&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>HAKK İLE BÂTIL, MÜ’MİN İLE KÂFİR, ÎMÂN İLE KÜFÜR ARASINDAKİ TEFRÎK HATTINI APAÇIK GÖREMEYENLER, HER AN, HAKKI BÂTIL İLE “TELBİS KÜFRÜNE” DÜŞMEK TEHLİKESİ İLE YAŞAYACAKDIR&#8230;</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu  cihetle (Selefimiz olan 15 asırlık Ehl-i Sünnet Ulemâmız), onları, <strong><em>Hidâyetin</em></strong> zıdd-ı kâmilleri kabûl etdikleri içün <strong><em>(DALÂLETE)</em></strong> nisbet ederek, <strong><em>“Fırâk-ı Dâlle”</em></strong> ta’bîr ve terkîbiyle tesbît etmişlerdir. Hatta bazı velî-ulemâmız, bunların küfre müeddî olan yani (Zarûrât-ı Dîniyyemize) mutlak zıd ve mükezzib bâtıl i’tikadlarını beyanla, onlar içün <strong><em><u>“Tekfîrleri VÂCİBDİR”</u></em></strong> buyurarak ümmet-i merhûmeyi cidden uyarmış ve ebedî ateşden muhâfazaya çalışmışlardır. Mürşid-i Kâmil Merhûm Ahmed Zıyâüddîn Gümüşhânevî, Büyük Fakîh Muhammed Zihnî, Kudretli ve Mücâhid Şeyhülislâm Mustafa Sabri, Allâme Müfessir Muhammed Hamdi, Şehid-i Muazzez ve Muktedir Âlim Muhammed Âtıf (Rahmetullahi Aleyhim Ecmaîn) Hazerâtı gibi bir nice zevât-ı kirâmın eserlerine bakılması hâlinde, bu îmânî temel çerçeveyi görmek pekâlâ mümkindir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer İslâm, kendi <strong><em>“ZARÛRÂT-I DÎNİYYESİNE”</em></strong> ters ve müteârız gördüğü bir mes’ele veya sistemi, kendi içinde  ve kendisinden  biliyor veya kabûl ediyorsa, (Hâşâ) bu, onun <em><u>“<strong>Hakkı</strong></u></em><strong><em><u> bâtılla TELBİS etmemek”</u></em></strong> ana kânûnuna mugâyir ve <strong><em>mütenâkız</em></strong> bir felâketdir; ve onun, <strong><em>“Zarûrât-ı Dîniyyem”</em></strong> dediği olmazsa olmazlarında (Hâşâ) <strong><em>ŞÜBHESİ</em></strong> var demek olur!!!..</p>
<p style="text-align: justify;">İslâm, bu takdirde de (Hâşâ ve Kellâ) kendi kendisinin (Mutlak Hakk oluşunda) ciddî değil demekdir; şübhededir ve esaslarını tam ortaya koyamamışdır; ve netîceten yıkılmaya mahkûm, (beşerî bir religion olmakdan öteye de gidemez) sayılır!.. (Hâşâ ve Kellâ!)</p>
<p style="text-align: justify;">İslâm gibi <strong><em>USÛL-İ DÎN</em></strong> noktasındaki esas ve tâzeliği 15 asırdır bütün rabbânîliği, sübhânîliği, i’câzı, salâbet ve ekmeliyyeti ile cihânın gözü önünde  duran <strong><em>MUTLAK</em></strong> bir dîni, <strong><em>BU ŞEKİLDE BİR SIFAT VE VARLIK İÇİNDE RESMETMEYE HİÇ KİMSE KIYÂM EDEMEZ</em></strong>&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ederse, onun, o din ile alâkısından bahsedilemez!.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün İslâmiyyet’i yok etmenin peşindeki iç ve dış mihrâklar (şebekeler) bilhassa bu noktayı her fırsatda ve bilhassa politikacılar, medya, DİB&#8217;iş merkezleri, teoloji (!) mektebleri üzerinden sulandırıb gevşeterek, İslâm’ın omurgası ve lâ teşbih genleri ile oynamayı, ana hedef, yıkıcı plân ve tahrifçi proje kabûl etmişlerdir&#8230; Geçmişdeki <strong><em>“Telfîk ve takrîb-i mezâhib”</em></strong> ve Fettoş’a gütdürdükleri <strong><em>“Hoşgörü-Diyalog=nâm-ı diğer Takrîb-i Edyân”</em></strong>  fitne-fücûrunun altında, İslâmiyyet’i yok etme peşindeki çukur merkezlerin yatdığı îzahdan vârestedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâm, <em><strong>&#8220;Unzurnâ= Bize nezâret edin&#8221;</strong></em> diyen bir Hılâfet müessesesine îmânı şart koşarken; Dembokrasi ve beşerî sistemler, yahudinin <em><strong>&#8220;Râinâ=Bizi GÜDÜN&#8221;</strong></em> dedirten koyun sürüleri peşindedir; ve onları çobanları vasıtasıyla parti parti, fırka fırka bölüb, bölge bölge ve şia şia parçalıyarak, istediği şeytânî istikâmetlere sevketmek hedefini istihdâf eder&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Osmanlı Şeyhülislâmı Merhûm Ebussuûd Efendi Hazretlerinin Şia hakkındaki fetvâları da bahsimize mevzû’ edilirse, bu iki ayrı din olma vâkıası bütün çıplaklığı ile tebeyyün edecekdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu makâle serîmiz tamâmen tedkîk edildiğinde, ayrı dînlerin temelleri arasındaki farklılıkları, <em><strong>HAKK DÎNİN</strong></em> mezhebleri arası pek fer’î mes’ele imiş gibi <strong><em>göstermelerin</em></strong> de, ne kadar câhilce, kulakdan dolma ve tefekküre ve ciddî eserlere dayanmayan, uydurma ve yakıştırmalar olduğu; hattâ dalâlet içindeki nice fırka ve kavmin, kendisini İslâm’a nisbet etmek katakülli ve sıkıntısından neş’et etdiği apaçık ortadadır. Bu dalâlet fırkalarını islâmî i’tikâd çerçevesi içinde telâkkî etmek, evvelâ dînin îmân esaslarını hafife almak; sâniyen İslâm <b><i><u>hâkimiyyetini </u></i></b>tehlikeye atmak demekdir ki, bunun da, ebedî felâkete bâdî olacağı kat’iyyen inkâr edilemez&#8230; İslâm, Levh-i Mahfuzdaki yazısını elbetde murâd-ı ilâhi ne ise, onu, zerresine kadar mutlaka tamamlıyacakdır. Ancak, burada, kullar imtihanda olub, irâde-i cüz&#8217;iyyelerini nereye kullandıkları noktasında o <em><strong>&#8220;hâkimiyyet ve irâdeye&#8221;</strong></em> mutabaat veya mufârakatdan mes&#8217;ûl tutulacaklardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Biribirine tamâmen zıd ve<strong><em><u> Zarûrât-ı Dîniyyemize</u></em></strong> taallûk eden mes’eleleri öylesine hafife alıb basite ve keyf ü hevâya ircâ’ etmek, aklî, îmânî ve ilmî haysiyetle beraber yürüyemez. Bu kadar farklı ve köklü îmânî mes’elelerin bey’atlaşmada <strong><em>“Hiç önemi yokdur”</em></strong> ve <strong><em>“Bunlar bizi bağlamaz”</em></strong> diyerek, islâmî esasları babadan mîrasmışcasına oyuncak gibi oynamak ve hatta tokatlamak, nefs emrindeki başıboş ve yabânî aklı, vahyin önüne-üstüne çıkarmakdır ki, bunun insânî hiçbir hasletle dahî kâbil-i te’lîf edilmesine imkân olamaz&#8230; Bunlar, İslâmiyyet’in, bidâyetinden Kıyâmet’e kadar kat’iyyen yok etmek istediği <strong><em>“Tâğûtî tecâvüzler”</em></strong> cümlesinden bilinir. Bu kabil sallama ve dallama hüküm ve tecâvüzlerin ebedî mes’ûliyyeti ise, mütecâsirlerini <strong><em>&#8220;Bir gece ansızın&#8221;</em></strong> ne derece ve nasıl yakalayıb kuşatır, bu da ancak,<em><strong> ALLÂHU TEÂLÂ Zü’l-Celâl, Azze ve Celle Hazretlerine</strong></em> ma’lûmdur!..</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p>İntişârı: 02.03.2019 / 13:25:41 (tt)</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&#038;title=%2813%29%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html" data-a2a-title="(13) Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html">(13) Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/13-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-1- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!Zıyâiyye BEKÇİSİ</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 06:30:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrânî Yılbaşısı olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı kutlaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=8258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haçlı Bâtıl Batı ve kuyruğundaki dünyâ, yılda bir gece aklını katledib, nefs, ins ve iblisine kendisini teslîm eder ve cehennemi içün azar ve ona koşar!</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html">-1- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Zıyâiyye BEKÇİSİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>HAÇLI YENİ YILINA GİRİŞDE KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARANLAR, HATTÂ MİL ÇEKENLER!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>(1)</strong></em></span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></h3>
<p><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Haçlı Bâtıl Batı ve kuyruğundaki dünyâ, yılda bir gece aklını katledib, nefs, ins ve iblisine kendisini teslîm eder ve cehennemi içün azar ve ona koşar!</p>
<p style="text-align: justify;">Çünki (zaman=ömür) denen en mühim Allâh mevhîbesinin kıymeti, takdîri, şükrü ve idrâki, bu iptidâî ve infirâdî aklın programında bulunamaz! O, infirâd çukurunda <strong><em>“birey”</em></strong> yani robot olma telkîni altında, sâdece kendisinin menfaat, kibir, ğurûr ve zevkini düşünecek şekilde yabânî yetişmenin <strong><em>şeytânî felsefesiyle</em></strong> beslenib gıdâlanmışdır!. Dembokrasinin sömürdüğü malzeme, cemaat şuurundan uzak, <em><strong>&#8220;Bireycilik&#8221;</strong></em> narkozu yemiş, Merhûm Üstadımın ta&#8217;biriyle <em><strong>&#8220;İnfirâd çukurundaki&#8221;</strong></em> global dünya köleleridir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh Azze ve Celle’ye îmân-ı tamm olacak ki, verdiği her nimete olduğu gibi bunların en büyüklerinden olan <strong><em>(ömür)</em></strong> ni’metine de takdîr ve şükr etme melekesi bulunabilsin!</p>
<p style="text-align: justify;">Hayvânî akıl, bunun içün <strong><em>“hüsrandadır”</em></strong>  ve <strong><em>“Rabbine karşı da kenûddur=nankördür!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Azıb kudurmak ve nankörlük yerine, 31 ocak dediğinin sonunda en az şunu diyebilmeli değil midir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Ömür sermâyemin 70, 80, 90 veya en uzun boylu 100’de biri daha geçdi, arkama atdım; onu saçıb savurdum, ele ve yele verib sıfırladım. Önümdeki bir seneyi de böyle yapmamaya şimdiden niyetlenerek aynı şeytanlığı tekrarlamamalıyım!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Halbuki lâyık felsefe tam tersine niyetlendiriyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Önümdeki seneyi de aynı şekilde yakıb yok etmek üzere, bu gece azıb kudurmalıyım, bunu bana verene tamm nankörce tuğyân içine girmeliyim!..”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Haçlı Batı ve dünyâdaki kuyruklarının <strong><em>“Isyân, tuğyan, nankörlük ve ihânet!”</em></strong> manzarası işte bu!. Bu, politikacıların ağzından hiç duyulmayan yüzde yüz ve en alçak <em><strong>TERÖR</strong></em>!.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyâdaki devletler, paktlar, birlikler, ittifaklar, eşbaşkanlıklar, saltanatlar, diktatörlükler v.s. ile yürütülen, fakat insanlara <strong><em>“En belâlı terörün bu olduğu söylenmeyen”</em></strong> o en azılı terör budur! Dağ, tepe ve arazîdeki kripto terör bunlarla; bunlar da, <em><strong>Kâinât DEVLETİNİN</strong></em> ve Mutlak irâde ve hâkimiyyet sâhibi ALLÂH Azze ve Celle ile boğuşurlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyayı devlet ve hükûmetler çapında kuşatan terör şeytanlığının, yıldan yıla hortlatılması ve sokağa çıkmasının adı: <strong><em>“Piyango Kumarlı, Havâî fişekli, azıb kudurmalı Yılbaşı Kutlaması!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kahhâr olan Allâh Azze ve Celle,<strong><em> “Hüsrandaki bu Kenûd”</em></strong> mahlûkâtı, verdiği son derece kıymetli <strong><em>“ömür”</em></strong> denen ihsânını çer-çöp gibi atıb  yok etdikleri içün Âdem Aleyhisselâm’dan beri levmeder!</p>
<p style="text-align: justify;">Üstelik, beyin ve ruhları kör tapa ile kapalı olduğundan, onlara hakîkatı idrâk etdirmek de mümkin olamaz!</p>
<p style="text-align: justify;">Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin, şu satırlarını bu mühürlülere okutub idrâk etdirmek mümkin olsaydı, önlerine koymak ne kadar isâbetli olurdu:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Mâzî hayâl, manzar-ı âtî henüz adem,</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Hâl oynatır şuûrumu, bilmem nedir bu dem?</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Bir ân imiş meâl-i kitâbı vücûdumun,</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ömrüm, şu gamgüsârım olan satr-ı mürtesem!.”</em></strong> (c.9,s. 6070)</p>
<p style="text-align: justify;">Hâl böyle iken, ömrün ne kadar sır, istikbâl ve ebedî seâdete vuslât yolu ile dolu, en hakîkî tesellî menbaı bir cevher olduğundan habersiz, onu saçıb savurma illeti, bugün en rezîl  ictimâî  bir maraz ki, bunu ne hükûmetler görme nasiblisidir ve de milletler!</p>
<p style="text-align: justify;">Dâhî Müfessir Merhûm’dan:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İnsanın ömrü, en kıymetli sermâyesidir. Ne kazanacaksa, onunla kazanacakdır&#8230;&#8230; kârsız geçen her lâhza, o nefîs sermâyeden heder edilen bir ziyân ve bir hüsrandır&#8230;&#8230; Böyle vaktinin kıymetini bilmek ma’nâsınadır ki, Sofiyye: <u>“Sôfî, İbnü’l-vakt olmalıdır, yani ömrünün ve bilhassa fiilen içinde bulunduğu vakt-i hâlin kıymetini bilmeli ve onunla, yarın, Âhıreti içün ne kâr, ne hayr edebilmesi mümkin ise, onu kazanmaya çalışmalıdır”</u> demişlerdir.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Nasıl ki “Bugünün yarını yokdur” diye Âhıret’e inanmıyanlar da, bil’akis dünyâ zevkini sürerek gönüllerince kâm almak içün: “Gün bu gündür, saat bu saatdir, ne yapacaksak şimdi yapmalıyız” diyerek, herçibâdâbâd </em></strong>(Her ne olursa olsun)<strong><em> vaktine uyub çıkarını çıkarmak ma’nâsına “İbnü’z-zaman olmak”, zaman geçince, onunla beraber geçib gitmek isterler.”</em></strong> (c.9,s.6071)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;..zamanın kadrini takdir ile ömrün kıymet ve mâhiyyetine nazar-ı dikkati celb içün ASRA kasem edilmekde mühim ma’nâlar vardır.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;..netekim şöyle denilmişdir:</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Hergün geçdikçe benim birazım gider, benim içün ise, ömrümden enfes bir şey yokdur.” O halde o gidenin mukâbilinde bir kesb olmazsa, o noksan, aynı (hüsrandan) ibâret olur. Bununla berâber acibdir ki insan, geçen cüz’ünün yerine ne kazandığını hesâb etmez de, gün geçdikçe büyüdüğünü zu’meder. Hatta VAKİT GEÇİRMEKLE eğleniyorum,RAHAT EDİYORUM diye sevinir. Onun içün denilmişdir ki:</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Biz günleri geçiriyoruz diye ferahlanıyoruz, halbuki her geçen gün, ecelden, ömürden bir eksiklikdir. Bu i’tibar ile asra kasemde şu ma’nâ olur: O acib olan asra ve zamana iyi dikkat ediniz, çünki o geçdikçe insan, büyüyorum, çoğalıyorum, yaşıyorum zannı ile sevinir. Halbuki o asır, </em></strong>(s. 6072) <strong><em>mütemâdiyen onun ömrünü yemekde, o geçen leyl ü nehâr vücûdunu kemirmekde ve bu sûretle o, her dem hüsrân içinde kalmaktadır. Ancak îmân edib de güzel ameller yapanlar ilh&#8230;. müstesnâdır. Onlar ziyân etmez, kâr ederler.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Müfessir Merhûm, 1332 sene-i hicriyesinde Tedkîkât-ı şer’iyye Meclisi Reisi iken irtihâl eden, Üstâdı Büyük Hamdi Efendi Merhûm’un arkasından yazdığı arabça bir mersiyenin tercemesiyle de şöyle buyurmaktadır:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Hayat bizi aldatıyor. Halbuki memâtımız, onun memesinden sütlerini emiyor: Yani ölümümüzü emzirib büyüten, kucağında besleyen ana, ölümün anası hayât iken o bizi aldatıyor da, kişi, hayâtın zefîr ve şehîkı ile (nefesleri) arasında kendini yaşıyor zannediyor, halbuki kefenler dokuyor. O zefîr ve şehîk, o nefes alış-veriş, kefenleri dokuyan mekiklerin hareketinden ibâret iken, insan yaşıyorum zannediyor da aldanıyor. Düşünmüyor ki insanın nefesleri arasında dokunan bedeninin ve derisinin enseci, kendisini ölüm içün saran birer kefen gibidir.”</em></strong> (s.6073)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;insanın sermayesi ömrüdür. O ise her nefes, her saat sarfolunub giderek tükenmekde ve her nefes geçdikce o nâîmin sual ve hesâbı yaklaşmaktadır. Eğer o nefesler, insanın her istediği zaman istediği gibi yapacak vechile kendisinin olsaydı, kendi sun’u icâdı bulunsaydı o ömür tükenmez, insan onu dilediği gibi sarf etmekde hiçbir hasâra düşmezdi. Fakat o, insanın kendi milki değil, Yaradan Hâlık Teâlâ’nın milki olub O’nun nâmına güzel tasarruf ederek kârından istifâde etmesi içün insana mahdûd ve hesablı bir sûretde verilmiş âriyet </em></strong>(borç)<strong><em> sermâye kabilindendir&#8230;&#8230; O halde zamanın acı veya tatlı hâdiselerle cereyânı içinde her sarf olunan nefesde bir ziyân vardır ki, onu ancak karşılığında Allâh içün</em></strong> (s.6077) <strong><em>yerine konub onunla tartılacak olan kâr ödeyebilecekdir. Ömürden her geçen saat, her sarf olunan nefes, ya bir işe sarf olunur, ya boşuna geçer. Boşuna geçdiyse elbetde bir ziyândır. Bir işe sarf olunduysa o iş, ya hayır ve salâh olan bir tâatdir veya şerr ü fesâd olan bir ma’siyetdir. Veya ne o, ne o, ikisi ortası mubâh olan bir işdir. Bir mübâh ise, bir eseri kalmamak i’tibâriyle boşuna geçmiş gibidir&#8230;&#8230;. <u>Onun içün insanın Allâh’a ilmi ne kadar çok olursa, haşyet ve mahabbeti de o nisbetde çok, tâat ve amelde ta’zîmi o nisbetde etemm ü ekmel olur.</u> O hâlde her nefesde, daha güzelini yapamayıb da ednâsıyla kalmakta da kârdan olsa bile bir nevi ziyân vardır. Bu i’tibâr ile insan, “her lâhza bir nevi hüsrandan hâlî değildir” demek olur. <u>Bununla berâber bunlara asrın ve zamanın cereyanı içinde her tarafdan hücum etmekde bulunan mâniaları, tazyik edici diğer büyük hâdiseleri de munzam olarak mülâhaza edilirse insanın, her lâhza nasıl bir tehlüke ve hüsrân içinde bulunduğu zâhir olur. </u>Her an ni’met ve refah içinde bulunulduğu farz edilse bile her dem ömrü ölüme doğru gitmekde bulunan insanın bir hüsrân içinde bulunduğunu inkâr etmek kâbil olmaz. Zira geçen her nefes bir ölümdür. Bundan dolayı Râzî der ki, “bu âyet insanda hüsran ve haybetin asl olduğuna delâlet eyler.” Bunun takrîri şudur: İnsanın hakîkî seâdeti, Âhıreti sevmek, dünyâ elem ve lezzetine iltifât etmemektedir. Bununla beraber Âhırete dâî olan esbâb ise zâhirdir ki, o havass-ı hams ve şehvet ve gadabdır. <u>Onun içün ekser HALK, hubb-i dünyâ ile meşgûl ve onu talebde müstağrakdır ve ondan dolayı hüsran ve helaktedirler.”</u></em></strong> (s.6078)</p>
<p style="text-align: justify;">Buraya kadar yazdıklarımız, Osmanlı Hılâfet ekmeği yemiş ulemânın, <strong><em>“Nasrânî Yılbaşısı olsun”</em></strong> başka bir şey bulunsun, zamanın, şeytânî yollarda tüketilmesi  vâkıası karşısında, aklı en güzel iknâ ve ruhu da aynı mükemmellikde tatmîn eden satırlarıdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Buradan i’tibâren de, cumhûriyet mekteblerinde tezgahdan geçirilerek, kendisini de çok iyi ve en iyi müslüman zanneden ve gerçek müslümanları hâlen ve mâzîsiyle hafife alan ve onlara tepeden bakan, akâid ilmi noktasında müflis bir takım <strong><em>&#8220;Babıâdî</em></strong> <strong><em>Çakma Üstad, mürşid, müverrih, mücâhid ve hatta müctehidlerinin”</em></strong> satırlarını; ve o da, nazar-ı ibretle bakmak içün aşağıya alacağız!.</p>
<p style="text-align: justify;">55 yıla yaklaşan yazı hayatımızda, maksadımız, İslâmiyyet&#8217;i cehâletleri sebebiyle anlıyamıyan ve bunun netîcesinde de dînî ve ilmî  esaslara göre konuşmak ve yazmak yerine, şahsî akıl ve nefs indîliklerine göre çalakalem ortaya çıkmak olan adam ve madam kalabalıklarının zararlarını müslümanlara göstermek; ve onların, bu menfîliklerden uzak durmalarını te&#8217;mîn etmekdir. Bugün öyle adam ve madamlar türemişdir ki, kendilerini en iyi ve ileri <em><strong>&#8220;müslüman&#8221;</strong></em> gösterdikleri hâlde, İslâmiyet&#8217;in <em><strong>&#8220;Kelime-i Tevhîdi&#8217;ni&#8221;</strong></em> dahî topyekûn varlığı ihâta edici keyfiyetiyle îzahdan âcizdirler&#8230; Bu tip kesânı isim vererek îcâbında şiddetle tenkîd edişimiz, onların şahıslarını hedef aldığımızdan olamaz. Onları, dînî ilim ve fikir noktasında ortaya koydukları cehâlet ve ifsâdları, hatta tahrîf ve tahkirleri sebebiyle hizâya ve akıllı olmaya da&#8217;vet etmek şartdır.  Temerrüd edenlerini de, müslümanların tanıyarak şerlerinden uzak durmalarını ve onlar karşısında dikkatli ve uyanık davranmalarını te&#8217;mîne çalışmak, bir müslüman olarak en başda gelen vazîfemizdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Biz de çok iyi biliyoruz ki, isimleri üzerinden tenkîd etdiklerimiz arasında <em><strong>&#8220;Ciğeri beş para etmez, echel-i cühelâ, şahsiyetsiz hatta aşırı dîn düşmanı&#8221;</strong></em> denilebilecek adam ve madam tipler de az değildir. Ancak bu noktadan yani şahısları esas almakdan ziyâde, bunların, zihinleri, kalb ve akılları bulandıran hatta Azîz Dînimize hakârete varan beyanlarının bulunması karşısında, bizim de, bunları ilmî ve fikrî beyân ve yazılarımızla bertaraf etmeye çalışmak mecbûriyyetimiz vardır&#8230; Hele bazı hezeyanlarıyla ilk ve önde giden ve emsâl teşkîl etme mevkiinde veya makâmında (prototip) olan kesân, çok daha tehlikeli olub, bunların açacakları rahneleri ve tecâvüzleri görmemek veya umursamamak, kendi îmân ve fikir nizâmımıza karşı lâkayd kalma, belki ihânet etmiş olma netîcesini bile ortaya çıkarabilir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı muannid, câhil, fikirsiz, hodgâm, dînî hassâsiyetleri hiç düşünmiyen, kütük ve mübâlâtsız hatta muhteqır (dini tahqır eden) aşşağılık adam veya madam sürülerini bilhassa teşhîr ve techîl ve hatta (tekfîr) etmek farziyyeti de inkâr edilemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hulâsa aledderecât, karşımızdaki muârızlarımızı, derekelerine göre ve hangi sınıfın mahkûmları olacaklarsa, ona göre bir seviye ta&#8217;yini ile HAKKI müdâfaa etmek mükellefiyetimiz vardır&#8230;</p>
<p>Bugün ele alacağımız mes&#8217;ele de, bâlâda beyan etdiklerimizle mütenâsib olarak telâkkî olunmalıdır ki, kâriîn-i kirâmımız üslûbumuza yıllardır âşinâ olmaları hasebiyle bizi fehm ü idrâkde zorlanmıyacaklardır; ümid ve temennîlerimiz de bu istikâmetdedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Yılbaşı</strong> </em></span>denildiği zaman da, mes’ele, basit ve sıradan bir takvim ve yılbaşı mes’elesi değil; <strong><em>ÎMÂN</em></strong> ve O&#8217;na taallûk eden varlık telâkkîsinin, îmâna verdiği fâide veya ebedî zarar mes’elesidir!</p>
<p style="text-align: justify;">Hangi dinde, bir takım emir-nehiy, bazı ibâdet ve kutsî merâsimlerin, onların muayyen <strong><em>zamanlarıyla</em></strong> son derece kuvvetli ve bağlayıcı münâsebeti yokdur?</p>
<p style="text-align: justify;">Dolayısıyla dinlerin ve hele İslâmiyyet gibi mutlak Hakîkat olan bir dînin, muayyen saat, gün, ay ve yıllarla mukayyed ve sınırlı olduğu; ve mutlaka zamana bağlı ibâdet, muâmelât, hudûdât, münâkehât, müvellidât, mufârekât, ukûdât ve bey’ u şirâ’ gibi binlerce mes’elenin, <strong><em>zaman</em></strong> ile iç içe olan münâsebetleri kat’iyyen inkâr edilemez. Böyle olunca da, bu hususların yerine getirilmeleri içün gene o dînin içinden çıkacak ve yüzdeyüz o dinin yapısına uygun takvimlerin tanzîm edilmesi; ve başka dinlere âid takvimlerle o dinin ihtiyâcının aslâ giderilemiyeceği bedâhat derecesinde ortadadır&#8230; Bu i’tibarla takvim mes’elesi, İslâmiyyet içün son derece ciddî ve olmazsa olmaz, <strong><em>zarûrî</em></strong> bir  ihtiyacdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ezân-ı Şerîf’in yasaklanışı, (Türkçe Ezan olamaz muhâldir) nasıl İslâmiyyet’in bir vechesi (şeâiri) üzerinden <em><strong>DÎNİN</strong> </em>yasaklanışını istihdâf etmişse; takvim de aynı şekilde, taallûk etdiği bütün şer’î mes’elelerin, ki bunların içinde zarûrât-ı dîniyyeye mütaallik olanlar pek çokdur, dolayısıyla zamanlarının bozulub, ölçülerinin dumûra uğratılması ile, o kadar dînî zarûretin de aslını ve özünü kaybetmesi istihdâf edilmiş; ve Azîz Dînimiz bunlar üzerinden bir nevi ve kat&#8217;iyyen yasaklanmışdır&#8230; Müslümanlara ise, dînlerini, en asgarî ölçülerde, o da nice emir ve farzları <strong><em>“Ehl-i Kehf”</em></strong> gizliliği içinde ve cemiyet planında ızhâr etmeden; ve <strong><em>“ferdîyetçilik peydahlanarak bununla vicdanlar saptırılmaya”</em></strong> itilerek ve hapsedilmiş olarak; ve zaman zaman da <strong><em>“Suçdan ibâret bir Dîn hâlinde”</em></strong> onu yaşamaları hedeflenmişdir!..</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Araboğlunun yâveleri”</em></strong> denilerek Peygamber Aleyhisselâm, Kitâb ve DÎN, memlekete ve dünyâya en baş ağızlardan aşağılanmış; böyle binlerce söz, ta’mîm, ta’limât, emir, tehdîd ve fiille, <strong><em>“Müddeiumûmîlere, mahkemelere, emniyet teşkîlâtlarına, idâre âmirlerine SUÇDUYURUSU”</em></strong> yapılmış; ve müslümanlar üzerinde, Anadolu çapında ve 27 sene, müthiş bir <strong><em>“Açık hava hapishânesi”</em></strong> inşâ’ edilmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu korkunç yakıb yıkmaların sonundaki 80 yıl netîcesinde de, bugün ortaya, resmî ağızlarla <strong><em>“Değişim ve Dönüşüm, Güncelleme, revizyon ve reform, uydurma ve kahpe ictihâd(!)lar”</em></strong> ile, yaka-paça sürüklenen; asliyeti kalmamış, medyadaki nice mülhid baykuşların hücum ve hakâretlerine ma’rûz bırakılan; resmî tepelerin emir eri sarıklı politikacıların da susmaya merbut <strong><em>“ikrarları”,</em></strong> dolayısıyla destekleriyle, bir nevi tahrif artığı ve şamaroğlanı sun&#8217;î bir (DÎN) uydurulmuşdur!. Bu yapıyı devamla muhâfazaya kıyâmın  adı da, tabu kabilinden <strong><em>“Lâyıklık”</em></strong> yapılmış;<strong><em> “Bütün inançlara eşit mesâfede olmak”</em></strong> gibi halkın künhüne aslâ varamıyacağı ve İslâmiyyet’in zıdd-ı kâmili bir katakülli ile de, bu (muhâfız gardiyan), yürütülür ve yaşatılır olmuşdur!.</p>
<p style="text-align: justify;">Ateist felsefenin işgâl ve istîlâsı 96 senedir bu minvâl üzere devam etmekde; politikanın fırkacılık fırıldaklarına kapılan <strong><em>“Müslüman”</em></strong> geçinici entel, esfel ve dantel<strong><em> “yerli ve millî”</em></strong> cebhe fedâîleri, <strong><em>fırkacılık taassubu gözlerini kör etdiğinden</em></strong>, MUKADDES ALLÂH AZZE&#8217;nin DÎNİ ne kadar hücumlara da uğrasa ruznâmeye gelememişdir&#8230;  Bu DÎN, 15 asırlık hakîkatı ile, özü tükenib sözü kalmış entellerin beş paralık alâka mevzuu bile olamamaktadır. Bu istismarcılar, surî, sathî, avâmî, teferruat kabilinden şeyleri öne çıkarıb, gûyâ İslâm’ı muhâfaza ve müdâfaa açıkgözlükleri sergileyerek, bir eksiksiz, partizanlıklarının meyvelerini devşirme hesabları içine gömülmüşlerdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Akit cerîdesinin bazı yazar-çizerlerinin bahse mevzû’ etdiğimiz takvim babındaki, hafife alıcı, umursamayıcı, basit görücü ve hatta aşağılayıcı yazıları, buna bir misâl olarak cidden esef ve hayret vericidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu cümleden olarak, adı geçen cerîdenin<strong><em> (Müverrih-i Ahırs.manı) ve kaytan bıyıklı kalemşörü Yavuz Bahadıroğlu”</em></strong> nâm zâtın, yılın son günü yazdığı akıl almaz birkaç cümleye bakar mısınız:</p>
<p style="text-align: justify;">Serlevha:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Yıllar, takvimler ve kavgalar”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ve metin:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bu kaçıncı yılbaşım, bu kaçıncı yılbaşı kavgamız? Her yılın sonlarına doğru, her bayramda (Dini bayram, milli bayram mı?) yapmayı alışkanlık haline getirdiğimiz kavgalara benzer bir kavga daha patlar ülkemizde: “Miladi takvim mi, Hicri takvim mi?” kavgası.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Peşinden o bitmez tükenmez tartışmalar gelir: “Yılbaşında hindi yemek caiz mi?.. Yılbaşında eğlenmek helâl mi?.. Yılbaşı diye ağaç süslenir mi?”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Aslında bu tür kavgaların bir işe yaramadığını herkes bilir, ama ne hikmetse sürdürürüz, çünkü biz kavga etmeyi pek severiz!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Adam, <strong><em>“Kavga etmeyin”</em></strong> derken bile, <strong><em>“kavga kaşıyıcılığı yapdığının farkında olamıyacak kadar”</em></strong> bir tarafın meccânî kabadayısı!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hoşgörü-diyalogculukdan sâbık (Müverrih-i Ahır.aman)ın bu kadar <strong><em>“kavga”</em></strong> sevmez görünüşünün altındaki sinsi kavgacılıkda neler vardır aceb?</p>
<p style="text-align: justify;">Basit iki kabadayının sokak kavgası gibi, hadiseye böyle bakıb, temelde, İslâmiyyet’in  zamana müteallık binlerce emrinin yasaklanışındaki cinneti göremeyen bu kaytan bıyık, mes’eleyi bu kadar hafife aldığına göre, dînî hassâsiyet noktasından Müslümanlığı ve müslümanları nasıl anlıyabilir?!</p>
<p style="text-align: justify;">Tahtında müstetir (pek abes bularak) diyor ki:  <strong><em>“Ülkemizde, her bayramda millî-dînî bayram kavgası patlarmış!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Adam sanki, müslümanlarla, İslâm düşmanı o islâmî bayramları aşağılayanlar arasında <strong><em>bîtaraf nasihât müdürü!.</em></strong> Zerre kadar Müslümanlığı olan bir insan, dînî bayramlarımıza <strong><em>“Et bayramı, şeker bayramı, arab bayramı, yobaz bayramı”</em></strong> gibi hakâretler savuran o yerli Allâhsız’ların bu haydutluklarından fevkal’âde rahatsız olmadan nasıl durur; ve iki tarafı da terbiyeye da’vet eder gibi: <strong><em>“Hey veledler! Kavga etmeyin ayıb oluyor, gürültünüzle MAHALLEYİ rahatsız ediyorsunuz!”</em></strong> dercesine, işi, kabadayı tavrıyla nasıl tepeden bakıcılığa ve hafife alır?</p>
<p style="text-align: justify;">Vahye dayanan bayramlarla, sıradan beşer aklına dayanan bayramları bir tutucu ve şey gazı gibi bayat kokulu bir tavır, Müslümanlıkla nasıl kâbil-i te&#8217;lîf edilebilir?. Vahye dayanan bayramların <em><strong>&#8220;sorgulanması veya tartışılması&#8221;</strong></em> bile düşünülemez; ve fakat beşerî (millî) bayramların ise lağvedilmesi, değiştirilmesi bile üç-beş kişinin irâdesine bağlı iken&#8230; Dîni (vahyi), bu kadar hafife almanın, hangi din hürmet ve hassâsiyetiyle alâkası olduğunu düşünmek mümkindir?..</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyet, gûyâ kendisinin de dîni olan bir adamın, dîne böyle <strong><em>hafiflikler</em></strong> ve müslümanlara da <strong><em>ihtarlar</em></strong> savurması, adı geçen gazetenin de şeref ve haysiyetine te’sir etmiyecek, parmak atmıyacak mıdır?.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu satırlar hangi İslâm’ın işine yarar:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“O bitmez tükenmez tartışmalar&#8230; “Yılbaşında hindi yemek caiz mi?.. Yılbaşında eğlenmek helâl mi?.. Yılbaşı diye ağaç süslenir mi?” </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Aslında bu tür kavgaların bir işe yaramadığını herkes bilirmiş, ama ne hikmetse bunu sürdürürmüşüz, çünkü biz kavga etmeyi pek severmişiz!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Din hassâsiyeti olanları böyle zırtapoz cümlelerle incitib örselemeyi bu kabil adam ve madamlar, <strong><em>“Hoşgörü, diyalog, modernite, dembokrasi, cumbokrasi, layıklık ve fikir ve tıkır hürriyeti”</em></strong> v.s. gibi yâveler adına; ve kendilerine bazı haçlı Batı kafalılardan prim devşirmek içün yapıyorlar ki, bunların <strong><em>târih ve milliyet şuurları</em></strong> da, böylece güvenilir olmakdan son derece uzağa fırlayıb sıfırlanıyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu memleketde kendileri, bilmem kim paşa veya politikacının bilmem ne lâfının bilmem neresini tartışırlarsa, bu hiç <strong><em>“işe yaramaz kavga değildir!..”</em></strong> Ammâ Haçlı gâvurun yılbaşısında onlara tebean ve köleleşerek hindi yemek, kudurarak eğlenmek, eşkıyâlığı meşrûlaştırmak, çam katletmek, v.s. gibi <strong><em>“Gelenek ve kültürlerini”</em></strong>, Müslüman Türklerin haçlılaştırılması hedefi içün onların arasına sokuşturmalarına karşı çıkmak, <strong>“işe yaramaz kavga”</strong> cümlesinden olacak öyle mi?!.</p>
<p style="text-align: justify;">Müslüman, Türk, Yerli ve Millî olmanın ucuzlama derekesi öyle bir çukura gelib dayandı ki, bu zihniyet, bu memleketin sonunu getirmekden başka bir halta da yarayamaz&#8230; Gitdikçe kıvam kavbetdirici bir sulandırma&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Gâvur Haçlı Batı’nın kendi inanç sistemi içinde <strong><em>“Kutsadığı, sapladığı, salladığı ve dalladığı”</em></strong> o yılbaşı denen haçlılaştırma ameliyesini ve kudurmalı eğlencenin en irisini, irinlisi ve rezillisini o geceye tahsis etmeleri tabiîdir&#8230; Bunların, Müslüman Türkler arasında yayılarak onların kendi kendilerine yani ecdâdına değil de, haçlı Batılı gâvurlara benzetilerek eritilmeleri de, onlara göre çok sevimlidir!. Ancak bunlara karşı çıkdın mı, bunlar, <strong><em>Bıyık adama</em></strong> göre sıradan, <strong><em>“işe yaramaz, tükenmez kavgalar”</em></strong> olarak ve<strong><em> “kavga sevişin”</em></strong> alâmeti oluverirmiş!</p>
<p style="text-align: justify;">Bıyık adamın bu satırları, kadîm (Cum..riyet paçavrasının) <strong><em>“Fırça sakallı ve dişlek, Yobaz=Müslüman resmeden”</em></strong> karikatürlerinin, zamanımıza akseden <strong><em>“Yurtda sulh cihanda sulh”</em></strong> tabloları gibi duruyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar, aynı zamanda, yeni moda <strong><em>“Yerli ve millî, Yavuz-Havuz”</em></strong>  künyeli ve kaytan bıyıklı (Müverrih-i Ahırs.man)  olarak, modern, sosyetik ve Şefokratik CHP zihniyeti ile Kamalizma kadavra ve dinazorlarının âferinlerini, hatta (oy)larını bile hakeden, kriptolojik en güzel <strong><em>“barış, tapış, yapış, hoşlanış ve hoşgörü-diyaloglayış”</em></strong> formülleri olsa gerekdir!..</p>
<p style="text-align: justify;">İş bu kadarla kalsa gene iyi, hâle bakın:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Hangi takvime göre olursa olsun, her yıl yeni bir başlangıç, yeni bir umut, yeni bir ufuk, yeni bir beklentidir.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl?.</p>
<p style="text-align: justify;">Global felsefenin<strong><em> “millî ve yerli, yavuz ve havuz olanları&#8221;,</em></strong> işte bu kabil altın kupalarla; ayrıca geçmiş sap-saman yollu devirlerdeki Hocfendilerden tevârüs edilen kutsal ve kurtsal<strong><em> “mülâhazalar”</em></strong> ile, Akit ekranlarından bu baldıran sularını  nûş ederek,  yılbaşında ruhlarını kimbilir ne kadar ferahnâk ediyorlardır!.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p>İntişârı: 02.01.2019 / 12:57:39 (tt)</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fhacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&#038;title=-1-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html" data-a2a-title="-1- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!Zıyâiyye BEKÇİSİ"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html">-1- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Zıyâiyye BEKÇİSİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeyâtînin, Yılbaşı Ve Mîlâdî Takvim İle De Haçlılaştırması Ve Teşebbüh Küfrü&#8230;</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/seyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/seyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 06:05:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Küfrün kısımları]]></category>
		<category><![CDATA[tekfirci suçlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmet ne demekdir?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5259</guid>

					<description><![CDATA[<p>ŞEYÂTÎNİN, YILBAŞI VE MÎLÂDÎ TAKVİM İLE DE HAÇLILAŞTIRMASI VE TEŞEBBÜH KÜFRÜ&#8230; Ahmed SELÂMÎ &#160; 1908 meşrûtiyet felâketinden i’tibâren, müslüman olub olmamakda mikyâs, Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz’den<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/seyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html">Şeyâtînin, Yılbaşı Ve Mîlâdî Takvim İle De Haçlılaştırması Ve Teşebbüh Küfrü&#8230;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>ŞEYÂTÎNİN, YILBAŞI VE MÎLÂDÎ TAKVİM İLE DE HAÇLILAŞTIRMASI VE TEŞEBBÜH KÜFRÜ&#8230;</u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ</u></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">1908 meşrûtiyet felâketinden i’tibâren, müslüman olub olmamakda mikyâs, Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz’den bugüne ve 15 asırlık İslâm ulemâsının rağmına i’tikâdî kânûn ve kâideler olmakdan çıkarılmış; ve Dîn-i Celîl-i İslâm’ın yok edilmesi ve ortadan kaldırılması şeytanlıklarına muvâzî olarak da son derece ucuzlatılmışdır&#8230; Bu cümleden olarak, İslâm düşmanı, yerli, millî, mezhebsiz, reformist ve revizyonist münkirler, <strong><em>“Müslümanım diyen kim olursa olsun müslümandır!”</em></strong> gibi piç bir formül uydurarak, hiçbir delil de gözetmeden, her münkire kadar bilumum ekfer-i küferâyı bile  <strong><em>“Müslüman”</em></strong> gösterici, hatta bunu, <strong><em>“Nüfûsun %99’u müslümandır!”</em></strong> deme iblisliklerine kadar çıkarıcı bir sulandırmaya ve <strong><em>“inanç fâhişeliğine”</em></strong> dahî vardırmışdır!. Böylece, (İ’tikâdî) temel esaslar aranılmadan ve onları tamâmen kıymetden düşürücü bir şeytanlık ta’kîb ederek, İslâmiyyet’i bütün ana temellerinden uzaklaştırmak hedefi gütmüşlerdir&#8230; İlâhiyât, ilhâdiyât, ilahyapyat, ve dibi çürük DİB muhitleri ve nice sünnî geçinici politika maskarası (Ham softa kaba yobaz) mihrakları; ve bir nesil sonra modernizme kayan ve köklerinin <strong><em>“Mürşid ve üstadlara”</em></strong> dayanışını imtiyaz vesîkası gibi öttüren, karga kılavuzluğu derekesindeki bir takım echel-i cühelâ ve mîrasyediler, öyle bir (Îmân enflasyonu) başlatdı ki, dâr-ı İslâm’ın zıddına îmâna delîl aranılması şartı taşıyan dâr-ı harb veya dâr-ı ridde olan memleketleri bile, artık bugün <strong><em>“Dâr-ı İslâm”</em></strong> göstererek, bir takım lâyıklık, kayıklık ve gayr-ı ayıklık çukurundaki adam ve madamlar, kendilerine <strong><em>“İtaat farzdır”</em></strong> denilerek <strong><em>“Ülülemr”</em></strong>  kabûl edilme noktasına kadar tapınaklarına taşınmış ve böylece de mevzu’ zıvanasından çıkarılmışdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Tecezzî kabûl etmiyen İslâm yerine, üç-beş ritüeli bile icrâ edilib gerideki sonsuz i’tikâd nizâmı kâle alınmayan bir din uyduran müesses lâyık, kayık ve gayr-i ayık cumbokrasi, 1924’den i’tibâren bu şeytânî yola girmiş; ve <strong><em>“Lozan’da verilen SÖZ mu’cebince İslâmiyyet’i Anadolumuz’dan kaldırmışdır.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu <strong><em>“Haçlılaştırma devrimleri”</em></strong> felâket ve fâcialar hâlinde irtikâb edilirken de, İslâm ulemâsı ile müslimîn ve müslimâtdan 500.000 Allâh dostu, Falih Rıfkı gibi bulamaç kamalistin kitabındaki bu rakam kadar asılarak, kesilerek, kurşuna dizilerek, boğularak, sürülerek, zehirlenerek, işkence edilerek ortadan kaldırılmışdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Cibâli İmamının aslını inkâr eden oğlu yani Gülşen Hamamı’nın Şeflere mahsus mahallinde gıdaklatılan tavuğu o YATAY F. R., aynen şunları yazar:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İrtica ile boğuşmanın istilâyı söküp atmakdan daha lâzım ve zor olduğunu belirtmek isteriz. Onun içindir ki, Kurtuluş savaşındaki (10 bin) can kaybının 50 kat fazlasının irticâ’ ile savaşda verildiğini hatırlatmak gerekir.”</em></strong> (Falih Rıfkı Atay, Eski Saat, s.330)</p>
<p style="text-align: justify;">Cihân târihinde, dış düşmanın değil de, içde peydahlanan terör devleti mihraklarının eliyle, görülmedik derekede işte bir katliâm&#8230; Ermeni, yahudi ve bilmem ne <strong><em>“Soykırımı”</em></strong> denen tenkîl ve kıtâl hareketlerinin, bu <strong><em><u>“ANADOLU MÜSLÜMAN SOYKIRIMI”</u></em></strong> yanında esâmîsi bile okunamaz&#8230; Buna rağmen bunu gören ve da’vâ eden erkek adam, bir elin parmaklarını bile geçmiyor!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>İslâm, her zerresine kadar İslâm’a âidiyyet taşıyan ve bu keyfiyet üzerinde yükselen bir (İSLÂM MİLLETİ) inşâını, her şeyin önünde ve üstünde görmüş ve hedeflemişdir&#8230; </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu hedef ve gâyeye ters düşen, sâdece ve yalınız Noel ve YILBAŞI kurtlamaları olamaz&#8230; Tepeden tırnağa devlet ve hükûmet teşkîli başda olmak üzere, îmânî, ibâdî, ahlâkî, siyâsî, iktisâdî, ictimâî, hukûkî, askerî, tıbbî ve harsî bütün beşerî münâsebetlere; yemek içmekden, yatıb kalkma ve oturmaya; helâya adım atmakdan hâneye girmeye; alış veriş ve ticâretden, sulh ve sefere kadar akla gelen gelmeyen her husus, noktasına kadar edille-i erbaa ile sâbit kânun ve kâidelerine tetâbuk etmedikçe, adı geçen o <strong><em>“İSLÂM MİLLETİ”</em></strong> DENİLEN EN BAŞ VE EHEM TEŞKÎLİN VÜCÛD BULMASI, ASLÂ MÜMKİN OLAMIYACAKDIR&#8230; Allâh Azze ve Rasûlü Aleyhisselâm’ın istediği İslâm Milleti, <strong><em>“Hayat ve memâtım mücerred Allâh içündür”</em></strong> diyen; ve bunun dışında bir <strong><em>“Hayât ve memâtı”</em></strong> sûret-i kat’iyyede aklından bile geçirmeyen bir milletdir&#8230; Bugün ise, lâyık, kayık ve gayr-i ayık cumbokratik sistemler, bunun yerine, insanlara haçlı kıymet hükümlerinden olan (Dembokrasi)yi ve benzeri felsefî ideoloji ve doktrinleri ve bunlar içün <strong><em>“Hayat ve memât şirkini”,</em></strong> gece gündüz, olur olmaz en necis vesîleleri bile kullanarak cebren yedirib içirmektedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İşte cumbokrasinin bidâyetinde salben şehid edilen Büyük İSLÂM ALLÂMESİ İskilibli Merhûm Muhammed Âtıf Efendi Hazretleri, bugün meydanı boş bularak medya, matbuât, internet, maarif ve resmî müessesâta sıvanan, mezhebsiz, Kur’âniyyûn, sünnîlik düşmanı ve İslâm düşmanlığında hahamlık, papalık ve patrikliklerin bile ağızlarını bir karış açık bırakacak kadar çukurlaşan <strong><em>“Kubur fârelerini”</em></strong>, 93 yıl evvelde kerâmet çapındaki ferâsetiyle görmüş; ve onları teşrih masasına yatırarak, o ictimâî kanser hücrelerini en derindeki noktalarına kadar, neşterinin ucuyla lime lime doğrayıb çöpe atıvermişdir&#8230; Bunun içündür ki, bir takım hoca, derviş, devrilmiş, çüşbeli, pırasasör, püftü, entel, târihçi, ulusalcı ve kamalist kılıklı <strong><em>“Kubur fareleri”</em></strong>, Merhûm’un bu akılları durduran kerâmetleri karşısında cinnet nöbetlerine yakalanıyor; ve o Büyük İslâm ŞEHİDİNE en fâhiş ve çukur, kahpe ve kancık iftirâları savurmak içün sıraya girmiş bulunuyorlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı ehl-i sünnet geçinen<strong><em> “Ham softa kaba yobaz”</em></strong> takımları da, hocalık, parasasörlük ve püftülük gibi lâyık, kayık ve gayr-i ayık rejim bel’amları olarak şeytanlaşmakda, <strong><em>“Noel kutlanmaz, ammâ yılbaşı kutlanırsa mahzûru yokdur!”</em></strong> kabilinden iblisleşmeler irtikâb etmektedirler!. İSLÂM MİLLETİNİN kendi kendisi olmasına zerre kadar îmânî tâkatı olmayan bu mübtezeller, takvim ve zaman mefhûmunun islâmî olanı ile olmayanı arasındaki nâmütenâhî fârık vasfı bile göremiyen, İslâm muâmelât ve ibâdâtına zarûreten taallûku olan bu mes’eleyi, aslâ ciddîye almayan aşşağılık münkirlerdir; ve dolayısıyla, <strong><em>“İslâm Milleti=Ümmeti”</em></strong> teşkîli ile muhâfazası hakîkatına da sûikast hâlindeki en necîs çukurlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Zulmün, cihan çapındaki âbidesini dikmek üzere mâkabline şâmil kılınan bir kânunla MERHÛMUN ÎDÂMINA hükmeden insanlık kusuru kâtil ve cânîler ile, onların bugünki fırlamaları okumasalar da, akıl ve îmânı sulanıb bulanmamış bir avuç müslümanın, <strong><em><u>îmân tazelemek üzere</u></em></strong>, Mukaddes ve Muazzez ŞEHİDİMİZİN okunması şart olan ve CİHÂNA DEĞER SATIRLARI ber vechi âtî şöyledir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;.dildeki ikrâr ile kalbdeki tasdîkin yalan olduğuna Şer’-i Şerîf tarafından alâmet-i zâhire kılınan bir kavl veya bir fiil kendisinden sâdır olan kimse MÜ’MİN DEĞİLDİR. Zirâ o kavl ile o fiili, o kimsenin dilindeki ikrâr ile kalbindeki tasdîkin yalan olduğuna DELÎL ve BÜRHANDIR. Anınçün her ne kadar müslüman isminde olub İslâm da’vâsında bulunsa bile, irtikâb eylediği kavil ve fiili ile Peygamber-i Zîşân Efendimizi TEKZÎB eylediği cihetle dîn-i Mübîn-i İslâm’ın hudûd ve dâiresinden ve ehl-i kıblelikden çıkub, hem nezd-i ilâhîde ve hem ehl-i İslâm nazarında KÂFİR olmuş olur.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">(Freng Mukallidliği ve Şapka, s. 21-22, 1340, Matbaa-i Kader.)</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde internet, medya ve matbuatda cirit atan ve nezd-i ilâhîde ve ehl-i İslâm nazarında kâfir olan nice mezhebsiz, mealci, tasavvuf ve tarîkât hakîkatını semm-i katil hâline getirmiş mürid-tirit sürüleri ve bu hâlleri ile de politikacı beslemesi olmuş münkirler varsa, bunlar, kâfirliklerini (Küfür ve şirklerini) küllemek içün, muârızları olan müslümanları <strong><em>“Tekfirci”</em></strong> diyerek akıllarınca geri püskürteceklerini zannediyorlar ki, bu kat’iyyen muhâldir; ve bu münkirleri hakîkatde tekfîr eden, İskilibli Merhûm’un da buyurduğu gibi onların muârızları değil, doğrudan doğruya ALLÂH AZZE Hazretleridir&#8230; Müslümanlar ise, Cenâb-ı Hakk Celle’ye, Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimize ve Ulemâ-i Râsihîn Hazerâtına <strong><em><u>TEBEAN, tekfirleri vâcib olduğu</u></em></strong> içün bu necâsetleri tekfîr mecbûriyyeti, me’mûriyyeti, mükellefiyyeti, mahkûmiyyeti ve mevkiindedirler&#8230; Aksi hâlde, bu vücûba riâyetsizlik ve itaatsizlik netîcesinde, ehl-i ısyân ve tuğyân olacaklarında kat’iyyen iştibâh edilemez&#8230; Kâfiri mü’min, mü’mini ise kâfir kabûl etmenin aslâ câiz olamıyacağı, kelâm kitablarımızda en küçük tereddüde mahâl bırakmıyacak şekilde ve sarâhaten beyân edilmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Mukaddes ve Muazzez Şehid-i Mübeccel Merhûm Muhammed Âtıf Efendi Hazretleri, devamla buyurur:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İlâve olmak üzere şunu da arz edeyim ki:</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Küfür iki kısım olub biri aslî, diğeri ârizîdir.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>KÜFR-İ ASLÎ:</u></em></strong><strong><em> Esâsen zarûriyyât-ı Dîniyyeden olan usûl ve ahkâm-ı İslâmiyye’yi kabûl etmiyenlerin küfrüdür. Gayr-i müslimlerin küfrü gibi.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>KÜFR-İ ÂRIZÎ:</u></em></strong><strong><em> Filasl Dîn-i İslâm’ı kabûl etmiş veya müslüman sulbünden gelmiş iken, bilâhare kendi arzu ve ihtiyârıyla usûl-i İslâmiyye ve Zarûrât-ı Dîniyyenin kâffesini veya Dîn-i İslâm’ın yalınız  (Emr-i vicdâniden) ibâret olduğuna kâil olub da dünyâ işlerine dâir ihtivâ eylediği ahkâm-ı maddiyye ve cismâniyyesini kabûl etmemek gibi zarûriyyât-ı dîniyyeden bazısını redd ü inkâr, tekzîb ve tahkîr eylemek veyahud (Şer’an) tahkîri vâcib olanlara ta’zîm etmek sûretleriyle irtikâb-ı küfr etmiş olanların küfrüdür ki, bunlara (Mürtedd ve mürteci’) denir. <u>Zamanımızda türeyen dinsizler bu zümredendir. Küfrün bu nev’i, evvelkinden daha muzır ve daha fenâdır</u> ve hatta mürtedlerin kestiği yenmez. Müslüman kadınları ile nikâhları helâl değildir, ve müslüman kabristanına defnolunmaları câiz olmaz&#8230; </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Erbâb-ı küfürden bu zümre seâdet-i dünyeviyye ve uhreviyye gibi niam-ı uzmâya bâis olan Dîn-i Mübîn-i İslâm’dan rücû’ ve hurûc ile ona karşı bağy ve ısyân eyledikleri içün, tevbe idüb tekrar dâire-i İslâm’a tav’an dâhil olmazlarsa dünyada şer’an idâma, Âhıratde, azâb-ı muhallede mahkûmdurlar.” </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Apaçık görülmektedir ki, Merhûm, <strong><em>“Zamanımızda türeyen dinsizleri” </em></strong>108 yıllık hele hele 94 yıllık geçmişleri ile riyâzî kat’iyyetle tesbit etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte, kenef böcekleri gibi meydanlarda dolaşan, İslâmiyyet’in tâ kendisi olan Ehl-i Sünnet’in mücerred Kitab ve Sünnetle mukayyed USUL KÂNUNLARINI reddederek; ve Kelâm-ı Kadîm olan Kur’ân-ı Hakîm’i, <strong><em>“Kur’an bize yeter”</em></strong> deme şeytanlığı ile sünnet, icmâ’ ve selef-i sâlihîn müctehidlerinin fetvâlarını reddeden, böylece de asıl hâinliklerinin doğrudan doğruya KUR’ÂNI hedef aldığı bedâhaten ortada bulunan Allâhsızlar,  Merhûm Şehîdimizin “<strong><em><u>Zamanımızda türeyen dinsizler bu zümredendir. Küfrün bu nev’i, evvelkinden daha muzır ve daha fenâdır” </u></em></strong>buyurduğu İbni Sebe, İbni Selül, Lavrens ve Diyalogçu Fettoş kuyruğu mahlûklardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh Azze’nin, Enbiyâ Aleyhimüsselâm’ın, bütün ulemâ, evliyâ, sulehâ, şühedâ, asfiya, mü’minîn ve mü’minâtın ve lâ’net etmek şânından olanların lâneti üzerlerine olsun&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Kelâm-ı Kadîm ta’bîriyle <strong><em>“Kasvereden kaçan Yaban eş..ği” </em></strong>gibi Allâh’dan, Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm’dan, Kur’an’dan, 15 asırlık FIKIHDAN ve Şeriat’dan kaçan  bu cumbokrasi müctehid (!) püftü, pırasasör ve hoca-baca ve loca takımı kepâze ve süflîlerin,  tırnağı bile olamıyacağı Büyük allâme İskilibli Muhammed Âtıf Efendi Hazretleri, bu şerefsizleri, bakınız 94 yıl evvelden, hançerelerine nasıl mısır koçanı saplayıb onları gık bile diyemez hâle getiriyor?. Zâten Ankara’yı ve oradaki cumbokrasi tanrılarını <strong>“İdâm”</strong> cinâyet ve katlini göze alacak kadar kudurtan da, Merhûm’un bu HÜCCET vaz’etme ve muârızlarını konuşamaz hâle getirici ve rezil ve perişân edici, o lutf-i Hakk’a mazhar muhteşem ve muazzam tarafı olmuşdur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Nasîbi olanlara, kerâmet çapındaki hakîkatları, mâkabline vahşîce ve edenîce teşmîl edilen kânun paçavrasıyla idâma sebeb yapılan eserden devâmen okutalım:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“A’mâl-i zâhire, ahvâl-i bâtına ve rûhiyyenin mezâhiridir. Ahvâl-i kalbiyye onda inkişâf eder ve rü’yet olunur. Ba’zı a’mâl-i beşeriyye vardır ki kalbden bir dâî ve sâik sebebiyle insan ona mübaşeret ider, te’sîrât-ı hâriciyyeden âzâde olarak kendi hâline kalınca behemehâl o ameli işlemek mecbûriyyetinde olub, ona mümânaât idemez.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ba’zı a’mâl-i beşeriyye de vardır ki: İhvâna muvâfakat, kuvvete tebaiyyet, celb-i menfaat veya def’-i mazarrat gibi ârızî bir takım esbâb ve avâmil-i hâriciyyenin te’sîriyle mübâşeret olunur. Arızî olan o esbâb-ı sâika, zâil olunca âdet hâlini almamış ise, insan ondan ferâğat idebilir. Meselâ almış olduğu terbiye netîcesi olmak üzere bir kavmin ma’neviyyeti ile sıbğalanmış ve ahvâl-i rûhiyyesiyle hâllenmiş olan bir adam ziy ve kıyâfetde, âdet ve muâşeretde, sûret ve sîretde o kavme teşebbüh ve taklidde ve onlara muvâfakate muztar olur. Sâik, rûhî ve kalbî olduğu içün kendi hâline kaldıkça o ziy ve âdeti, sûret ve sîreti terke rızâ ve semâhat gösteremez. Şâyet te’sîrât-ı hâriciyye ile terke icbâr olunursa kalbden müteessir olub, rûhundaki sıbğa izâle edilmedikce o adam bu halden vaz geçemez. Fakat bir adamın ziy ve kıyâfetde, âdet ve sîretde bir kavme teşebbüh ve taklîdi, ârızî bir takım esbâb-ı hâriciyyenin te’sîri ile vâki’ olursa, o adam, o hâli terk etmekde beis görmez ve bundan dolayı azâb-ı vicdânî duymaz. …… Ehl-i küfrün şiâr ve alâmet-i mahsûsası olan şeyleri giyinmek, kuşanmak ve takınmak husûsuna sâik ya rüsûh bulmuş bir hâlet-i rûhiyye veya esbâb-ı hâriciyye olmakdan hâlî değildir. Sâik esbâb-ı hâriciyye olduğu takdirde, ya ihtiyârı selbe bâis olur, veyahud olmaz. Bu makamda aklen daha başka ihtimal tasavvur olunamaz. Sâik hâlet-i rûhiyye ise, meselâ terbiye ve i’tiyâd te’sîriyle bir adamın rûhu sıbğa-i küfr ile boyanmak ve kalbi o ma’neviyyet ile ittisâf etmek netîcesi olmak üzere Allâh’a, Rasûlullâh’a, Şeriat’a ve sâir zarûriyyât-ı dîniyyeye îmân ve i’tikâdı olmadığı içün seve seve ehl-i küfrün şiâr ve alâmet-i mahsûsasını iktisâ ve ittihaz etmiş olursa, o kimsenin küfründe şekk ve şübhe yokdur ve olmaz; zîrâ bu a’mâl-i zâhiresine sâik aynı küfürdür. Anın içün fukahâ-yı kirâm hazerâtı </em></strong><em>“</em><strong><em>küfre niyyet eyleyen kimse o andan i’tibâren kâfir olur</em></strong><em>”<strong> diyorlar. <u>Ve kezâ Şer’-i Şerif’de küfür alâmeti add olunan şeyleri istihlâl veya hurmetini istihfâf edenlerin küfrü şübhesizdir. Şiâr-ı küfürde teşebbühü istihlâl etmek de bu kabildendir. Zîrâ </u></strong><u>“</u></em><strong><em><u>Men teşebbehe bigayrinâ feleyse minnâ</u></em></strong><em><u>”<strong> hadîs-i şerîfi ile şiâr-ı küfürde ehl-i küfre teşebbühün nehy olunduğu asr-ı seâdet-i nebeviyyeden zamânımıza kadar tevâtüren nakl oluna gelmekde olub, ümmet-i Muhammed’den her asırda bulunan müctehidîn-i kirâm hazerâtı bunun hurmetine icmâ’ ve ittifâk etmişlerdir. Binâenaleyh ehl-i küfre şiârlarında teşebbühün hurmeti, edille-i şer’iyyeden icmâ’-ı ümmetle sâbitdir. Onun içün istihlâl ve istihfâfı küfürdür.”</strong></u></em></p>
<p style="text-align: justify;">Lâyık, kayık ve gayr-i ayık cumbokrasi ve onun parti-pırtıları içün <strong><em>“Kur’an maskesi takınarak”</em></strong> ortalıkda dolaşan kefere sürülerinin, Allâh’ın en büyük düşmanları olduğu MERHÛMUN bâlâdaki muhalled satırlarından da cezm ve yakîn derecesinde anlaşılamıyorsa, artık yapacak hiçbir şey kalmamış; hastalık bir kanser sür’at ve vüs’atiyle vücûdu işgâl ve istîlâ etmiş demekdir ki, bu illetin devâsı da yokdur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Artık istiyen istediği kadar bir yandan <strong><em>“Müslümanım”</em></strong> nakarâtı, Haltettin familyalarından ilhâm alarak <strong><em>“Dînim sünnîlik değil, Müslümanlıkdır!”</em></strong>  yâveleri, Karamanlis gibi de <strong><em>“Suâlinize Hanefîliğe göre mi, İslâmiyyet’e göre mi cevab vereyim”</em></strong> yollu bilgiç münâfık üçkâğıtçılıkları sıkabilir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak hakîkât, Kıyâmet kopuncaya kadar, O en büyük KADÎM KELÂM vasıtasıyla ve Fâtiha’dan hemen sonra 4 âyetle kime mü’min, 2 âyetle kime KÂFİR ve 13 âyetle de kime münâfık deneceğini, bütün dünyâ kâfir ve müşriklerine ve <strong><em>“Kur’ân”</em></strong> diyerek Kur’anı yok etmek istiyen iblis döllerine rağmen, sonsuz kudret <strong><em>SÂHİBİNİN</em></strong> vaz’ı olarak beyân edilmiye devâm edecekdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Noelci, Milâdî Takvim uydurukçu ve hurâfecisi, <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>haçlı yılbaşısı ile de haçlılaştırıcı (Devrim) vahşîleri</strong> </em></span>ve bütün Allâh düşmanı ve İslâmsevmez sürüler, <strong><em>“Kâfirler, müşrikler, yobaz bel&#8217;amlar istemeseler de&#8230;”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Nabza göre şerbet vererek politikacı paspası olmuş ruhban ve ahbâr sınıfları, mîlâdî yeni yıl tes’îdinin cevâzına fetvâ (!) verseler de, hüküm ancak Allâh Azze ve Celle&#8217;ye ve O’nun izin verdiklerine âid kalacakdır. Müslüman görünmek isteyerek İslâm’ı içden bozmak istiyen iblisler, sâdece <strong><em>“Kendi hüsrânlarını Kur’anla tezyîd edecekler”</em></strong> ve o kızgın cehennemlerini hazırlıyacaklardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Müslüman kalmak istiyen, tecezzî kabul etmez mutlak hakîkata, O’nun zaman ve takvim disiplinine de, ibâdât ve muâmelâtını edâ ve icrâ etmek içün inkıyâd etmeyi DİN olarak bilendir&#8230; Aksi halde, eriyerek yok olub gideceğinin ıstırabını hisseden ve buna karşı da dipdiri durmaya azmeden bir adam olmadan, müslüman kalmaya imkân düşünülemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hedefi İSLÂM MİLLETİ=ÜMMET olmak olan her ferd-i vâhidin, ilk ve en başda gelen gâyesi de ancak budur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ümmet kelimesini moda satılmışlığı seviyesinde diline dolayan echel ve politika oyuncağı olmuş medya süflîleri ile ruhbân ve ahbâr (Din Görevlisi) denilen kalabalıklara, Büyük Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri’nin satırları ile, tekrar, şöyle telâkkî edilmelidir der; ve küfre müeddî cehâletlerin bir mazeret olamıyacağını da ilâve ederiz:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Ümmet: Öne düşen, fırâk-ı muhtelifeyi toplayan metbû’ bir cemaat demekdir ki hepsinin önünde de İMAM bulunur. Cemaatle kılınan namazlar bu muntazam ve hayırhah tertîb-i ictimâînin tecelliyâtını ifâde eden sûret-i mahsûsesidir. Bu sûretle hayra da&#8217;vet ve emr-i bi&#8217;l-ma’rûf ve nehy-i ani&#8217;l-münker yapacak bir ÜMMET ve İMÂMET TEŞKÎLİ, BA’DE&#8217;L-ÎMÂN, MÜSLÜMANLARIN İLK FARÎZA-İ DÎNİYYELERİDİR.”</em></strong> (c. 2, s.1154-55)</p>
<p style="text-align: justify;">Ümmet kelimesinin neyi ifâde etdiğini bilmeden, bunu, süflî ve haçlıdan müdevver politikanın malzemesi yapan ve kullanan bütün cumbokrasi dîni meczubları, havanda su dövmeye ve seytanlığa devam ederek dünyayı aldatmayı ve böylece mevhum kuvvetler îcâdederek dik durma pozları vermeyi kurnazlık saymaktadır!&#8230; Ancak böylelikle, kartondan kaplan olma hakîkatlarını saklamaları da aslâ mümkin değildir!. Gâvur dünyası, bunların, dinlerine bile <strong><em>ihânet</em></strong> içinde olduğunu çok iyi biliyor; ve bu keyfiyetin, ortaya binde bir OSMANLI bile çıkaramıyacağından da emin bulunuyor&#8230; Her parti sayısınca biribirlerine DÜŞMAN fırka, parti, şia şia olmuş bir bütünün bütünlüğünü kabul edecek muhtell bir akıl, ancak dembokrasi dîninde bulunur; ve bu, İslâmiyyet’in vahdet gibi en baş kânûn ve kâidesinin, kahretmeyi hedeflediği bir düşmandır&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İntişârı: 29.12.2017 / 00:32:31</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&amp;linkname=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fseyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html&#038;title=%C5%9Eey%C3%A2t%C3%AEnin%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20%C4%B0le%20De%20Ha%C3%A7l%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1%20Ve%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%20K%C3%BCfr%C3%BC%E2%80%A6" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/seyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html" data-a2a-title="Şeyâtînin, Yılbaşı Ve Mîlâdî Takvim İle De Haçlılaştırması Ve Teşebbüh Küfrü…"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/seyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html">Şeyâtînin, Yılbaşı Ve Mîlâdî Takvim İle De Haçlılaştırması Ve Teşebbüh Küfrü&#8230;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/seyatinin-yilbasi-ve-miladi-takvim-ile-de-haclilastirmasi-ve-tesebbuh-kufru.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Noelbabacı Ve Chp Kafalı Bakan Ve Hükûmetle Dib’in Keyfiyeti…Ahmed SELÂMÎ</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/noelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/noelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 06:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[milel-i sairenin bayramları]]></category>
		<category><![CDATA[noelbabacı bakan]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı kutlaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=2618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efrencî yılbaşı denen zamanı “Noelbaba” hurâfe ve yobazlığına bulayarak bu millete çatallı kazık olarak atan, cumhuriyet, laiklik, KAMALİZMA ve </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/noelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html">Noelbabacı Ve Chp Kafalı Bakan Ve Hükûmetle Dib’in Keyfiyeti…&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ahmed SELÂMÎ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>NOELBABACI VE CHP KAFALI BAKAN VE HÜKÛMETLE DİB’İN KEYFİYETİ…</u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><u>Ahmed SELÂMÎ</u></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Efrencî yılbaşı denen zamanı<strong> “Noelbaba”</strong> hurâfe ve yobazlığına bulayarak bu millete çatallı kazık olarak atan, cumhuriyet, laiklik, KAMALİZMA ve dembokrasi nakaratlı, nevzuhur ve köksüz nesildir.</p>
<p style="text-align: justify;"> Sulbünden geldiği selefinin dîninden utanacak kadar aşşağılık duyguları içine giren, şu, mazîsi bir asrı bile bulmayan, taklidçilikde en hünerli şempanzeyi bile solda sıfır bırakıcı, hiçbir din ve hakîkat hassâsiyeti olmayan, hayat tarzı olarak batılı hayat tarzını kıble edinmiş, insanlık ayıbı ve kökü kurumuş cürûf…</p>
<p style="text-align: justify;">Noelbabası, piyango denen ülke çaplı kumarı, içkisi, fuhşu, fışkısı, dışkısı, hindisi, tombalası, kahkahası, taharetsizliği, kokuşması ve topyekûn pislikleri ile, <strong>“yılbaşı kutlaması veya kurtlanması!”</strong> denen bu hayat tarzı, bütünüyle veya bu bütüne rızâ taşıyan en küçük cüz’üyle bir âidiyyet ve mensûbiyyet ortaya koyar; ve bu, aynı anda bir âidiyyetin de sıfırlanışının isbâtıdır… Bu konan âidiyyet, münkir ve sömürgeci batı; sıfırlanan âidiyyet ise, Allâh ve Rasûlü’ne âid muazzez ve mukaddes din (nizâm), İslâm…</p>
<p style="text-align: justify;">15 asırlık Sünnet Ehli yolunun kânun çapındaki bu hakikatleri, Allâh Rasûlü’nün <strong>“men teşebbehe…”</strong> hadisiyle ortada… Benzeyenin, benzediğinden ibâret olmasını ortaya koyan bu mukaddes hakîkat, îmânı olanı dehşetden yakıb kavurmaya kâfî ebedî tehdîd…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Benzemenin</strong>, dostluğun, onları dinlemenin ve onlara itaatin, İslâm’a âidiyyet ve mensûbiyyeti sür’atle eritmesi hakîkatına binâen, bunların kat’iyyen yasaklığını ortaya dikici Allâh emirleri ise, Kur’an’da yüzlerce… Akâid ilmi gibi bütün islâmî ilimlerin anası ve başı bir ilimde, binlerce mütekillimin ittifâk etdiği en temel bir kânûn da, zârûrât-ı dîniyye cümlesinden olarak aynen ve meselâ Büyük Mütekellim Şehristânî Merhûmun <strong>“Milel ve Nihâl”</strong>inde, (Osmanlıcaya tercemesiyle) aynen şu:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Milel-i sâirenin bayramlarına iştirâk küfürdür…”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu mes’ele, <strong>“ben müslümanım!”</strong> deyeni bağlar, Noelciyi ve batı denen kuburdan, <strong>“kutsal zaman, bayram, millî gün, seyran ve bilmem ne!”</strong> diyerek yüzlercesini Anadoluya taşıyan <strong>benzemişleri</strong> bağlamaz!. Hatta, Kültür ve Küfür bakanı mı neyin nesi olduğu tarafımıza ve erbâbına ma’lum bir adamı bile, bağlama mecbûriyyeti aslâ olamaz…</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak, kendi çapında bir aksül’amel koyması bile <strong>benzetilmişleri</strong> ayağa kaldırmaya yeten ve laik bir cumhuriyetin ağzına bile almaması nâmus borcu olan <strong>“müftü”</strong> kelimesiyle medya kuburuna sürüklenen Keşan’daki resmî DİB memûru kişi, sâdece (Noel ve babasını) ağzına almakla, bütün vücûdu saran kanserin sâdece alın ortasındaki bir tek sivilcesini tehlike olarak ağzına almışdır; ve bu milyonda birlik bir tehlikeyi resmedebilmeye, gücü, idrâki, îmânı, cesâreti, ve salâbeti ancak bu kadar yetebilmişdir!!! Aslında, yalınız Noelcilerin Noelbabasını değil, onun anasını, avradını, sülâlesini, akraba-yı taallûkatını, aşiret ve kabilesini, gelmişini ve geçmisini de ruznâmeye getirebilirdi… Tabii, laik cumbokrasi DİB’inin me’mûru, me’mûr oluşu cihetinden bunu yapamaz!. Belki, gönül ve îmân kapasitesi ne kadarsa, o kadarını yapmışdır!. Sesi çıkmayan 100.000 civarındaki DİB me’mûrunun susarak dilsiz (ş…..) olması karşısında, bu kadarcık cesâreti de birilerini coşturmaya belki yetib de artacakdır bile&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Keşanlı DİB me’mûru, noelbaba denen ve<strong> “yılbaşı kutlamalarının”</strong>, dinde yeri olmadığını, bunların batıdan içimize sokulan dindışılıklar v.s. olduğunu söyleyebilmiş! Meşrutiyetinden, cumhuriyetine, dembokrasisinden laikliğine, kadın hakları denen kadını sokağa çekerek benzetmelerden insan hakları denen köleleştirmelere kadar batıdan idhâl edilmeyen bir tek (unsur, benzenen ve kanun) gösterilemezken… Hılâfet ve Şerîat reddinden, dinin îmânî, ibâdî, siyâsî, iktisâdî, ictimâî ve hukûkî yüzbinlerce kânûn ve kâidesi de îmânsızca redd ü nefy ve iptâl edilir; ve yerleri, gene o batıdan getirilen kadîm Yunan, Roma ve modern batı devletlerinin kilise menşe’li hurâfeleri ile doldurulurken, bu tür “<strong>noelbabacılıklara</strong>!” kim sesini yükseltecek?</p>
<p style="text-align: justify;">Ana ve en temel mes’ele budur…</p>
<p style="text-align: justify;">Noelbaba denen nesnelerin yalınız babası değil, tekrarlayalım, anası, avradı, sisilesi, sülâlesi, gelmişi ve geçmişi ile topyekûn herşeyi ancak bu ana nokta kavranınca hizâya girer; ve bu olmadan, sivrisinekleri tek tek öldürmenin peşine düşmekle ise, işte o kadarcık iş yapılabilmiş olur!</p>
<p style="text-align: justify;">Kültür mü KÜFÜR mü ne menem şey olduğu ma’lûm bulunan bakanlığın başına, AKP başvekîli <strong>“Kasımpaşalı ve İmam Hatibli Müslüman Receb Bey’in!”</strong> CHP’nin betonik kafasını taşıyan bir adamı geçirmesi ve o adamın ağzıyla İslâm akâid ve esaslarını, bilmem hangi gavuristanın Noelbaba efsânelerine FEDÂ etmesi, gadab-ı ilâhîyi celb ile, hesâb günü encâmının hiç de iyi olmayacağını bedâhat derecesinde isbât eder…</p>
<p style="text-align: justify;">İşte, Kültür mü KÜFÜR mü ne olduğu apaçık ortada olan bakanlığın <strong>bakanı</strong> veya <strong>bakamayanı</strong> diliyle, nâmütenâhî iğrendiren ve ebedî felâketin manzarasını resmeden tâlihsiz ve İslâm esaslarını mitolojiye (hurâfe, uydurma ve masallara)  fedâ eden, apaçık ve korkunç beyân:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“- Günay, Edirne&#8217;nin Keşan Müftüsü&#8217;nün Noel Baba ile ilgili açıklamasının hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti: &#8220;Talihsiz bir açıklama. Turizm büyük ölçüde efsaneler üzerinden kendisini geliştirir. Mitoloji üzerinden kendisini geliştirir. Bütün ülkelerde de bölge halkı mitolojiyi destekler. Çünkü onun dünyaya tanıtımda katkısı vardır. Santa Klaus veya Noel Baba ne derseniz deyin. Dünyada birçok ülkenin sahip çıkmaya çalıştığı önemli bir aziz, önemli bir isim. Bu Patara&#8217;da doğmuş diye bir bilgi var. Dünyanın Noel Baba diye bildiği kişi Patara&#8217;da doğmuş ve Myra&#8217;da Demre&#8217;de yaşamış olan Aziz Nikola diye bir bilgi var. Biz bunu destekliyoruz. Bu bilgiyi çürütmeye çalışmıyoruz. Çünkü bunun ülkemizin tanıtımında, dünyadaki başka insanların ülkemize ilgi göstermesine çok büyük katkısı oluyor. Ama arkadaşımızın birisi galiba üstüne vazife olmayan bir konu üzerinde konuşmuş. Hani Anadolu&#8217;da bir söz vardır, &#8216;Cahille bal yenmez, alimle taş taşı&#8217; diye. Kendine göre bir iş yapmış, ama Diyanet hakkında soruşturma açmış. Diyanet&#8217;e teşekkür ederim.&#8221;</strong></em></p>
<p>CHP kelleli AKP&#8217;li bakan, bir asra yakın <em><strong>&#8220;İslâmî&#8221;</strong></em> hakîkatlere <em><strong>&#8220;Hurafe&#8221;</strong></em> iftirâsı atılırken ne kadar <em><strong>&#8220;çağdaş ve ilerici&#8221;</strong></em> ise; Hristiyanlığın <em><strong>&#8220;Hurafe ve mitolojilerini&#8221;</strong></em> Türkiya&#8217;ya taşırken de o kadar<em><strong> &#8220;Çağdaş ve ilericidir!&#8221;</strong></em></p>
<p>Adamın midesi dönüyor! Şu İslâm düşmanlığına bir bakınız! Bir millete kendi kendisini inkâr etdirmek, aslına düşman etmek ancak bu kadar olur!</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi me’mûrunu <strong>“kendisiyle bal bile yenmeyecek CÂHİL!”</strong> yapan; ve onu böylece istiskâl ve istihza edib hakâretle anan AKP hükûmetinin bakanı çok  <strong>terbiyeli</strong> adamına, bizden de bir Anadolu atasözü ki, işine yarayabilir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Kâfirden dost, ayyıdan post olmaz!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">DİB denen yer de, eğer <strong>“soruşturma”</strong> açmak gibi bir rezâlet irtikâb ederse, bu, onun kendi me’mûru hakkında bir soruşturma veya bir moruşturması değil; İslâmiyyet gibi mutlak hakîkatlar manzûmesi bu Allâh Dîninin, akâidi gibi en temel ve ana esaslarının suçlu sandalyesine oturtuluşu olacakdır… Bu ise, Kâinâtı kusturan bir keyfiyetdir; ve ukbâda verilemiyecek bir hesâbı ve ebedî azabın satın alındığı bir neticeyi doğuracakdır! Bunun altından da, ne DİB başındaki sarıklı politikacı, ne Kültür mü Küfür mü ne olduğu ma’lum bakanlığın başındaki adam, ne de onları o makamlara çakan AKP ve onun da tepesindeki adam kalkabilir!</p>
<p style="text-align: justify;">CHP kafasının 27 sene bu millete kan kusturan o kadîm zulmü, bugün bir başka şekilde hortlamışdır ki, mücrimlerini nâmevcûd değilse İslâm Milleti gene ALLÂH’a havâle eder; ve encamları da, o Allâh ve Rasûlü ile harb edenlerin encâmından zerre kadar farklı olamaz…</p>
<p style="text-align: justify;">Batılı necâset dünyanın  mitolojisini, esâtirini, hurâfelerini, uydurmalarını ve en aşşağılık ve basit masallarını Mutlak Hakikat Allâh Dînine tercih ederek, o dînin esas ve temellerine, bu mitoloji yanında 5 paralık kıymet biçemeyen adamlar, kim olursa olsun, bunlar, Kâinât’daki en ağır cürmü işlemiş olurlar; ve onların, hangi tür lâ’net ve cezâyı müstahık olacakları, Allâh Azze ve Celle’ye kalmışdır…</p>
<p style="text-align: justify;">Alâkalıların yapacakları en haysiyetli iş, toptan istifâ etmek; ve yerlerini, kalmışsa İSLÂM Milletinin ve onların toprak altındaki milyarları bulan âbâ u ecdâdının beddua ve âhını almayacak bir hükûmete bırakmakdır ki, belki ancak o takdirde mes’ûliyetleri onda bir hafifleyebilecekdir!</p>
<p>Dîni, layık, kayık ve gayr-i ayık cumbokrasi dîni olan hükûmetlerle, ehâlinin Müslümanlığını devam etdireceğini sanması, çölde serap görüb tatmin olması gibi bir zavallılıkdır ki, politika sihirbazları halkı böyle narkozlayıb kendi saltanat, menfaat ve câhiliyye dinlerini yürütmenin peşindeler&#8230;</p>
<p>Encamları hiç de iyi görünmüyor!</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 29.12.2011)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&amp;linkname=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnoelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html&#038;title=Noelbabac%C4%B1%20Ve%20Chp%20Kafal%C4%B1%20Bakan%20Ve%20H%C3%BCk%C3%BBmetle%20Dib%E2%80%99in%20Keyfiyeti%E2%80%A6Ahmed%20SEL%C3%82M%C3%8E" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/noelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html" data-a2a-title="Noelbabacı Ve Chp Kafalı Bakan Ve Hükûmetle Dib’in Keyfiyeti…Ahmed SELÂMÎ"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/noelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html">Noelbabacı Ve Chp Kafalı Bakan Ve Hükûmetle Dib’in Keyfiyeti…&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ahmed SELÂMÎ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/noelbabaci-ve-chp-kafali-bakan-ve-hukumetle-dibin-keyfiyeti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılbaşı, Magandalar, Gâvurları Taklîd Ve Onlara Teşebbüh&#8230;</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/yilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/yilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 05:45:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[can emniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[gavurları taklid]]></category>
		<category><![CDATA[maganda kurşunu]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=1628</guid>

					<description><![CDATA[<p>“- Maganda kurşunu ile vurulmuş!” Dendi mi, suçu hafifleten bir sebeb bulunmuş gibi, beyinsizlik ve vahşîliği hoşgörme telâkkîsi</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/yilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html">Yılbaşı, Magandalar, Gâvurları Taklîd Ve Onlara Teşebbüh&#8230;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>YILBAŞI, MAGANDALAR, GÂVURLARI TAKLÎD VE  ONLARA TEŞEBBÜH&#8230;</u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><u>Ahmed SELÂMÎ</u></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Maganda kurşunu ile vurulmuş!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dendi mi, suçu hafifleten bir sebeb bulunmuş gibi, beyinsizlik ve vahşîliği hoşgörme telâkkîsi sanki herkesi sarmış; ve bu, artık tabii karşılanır gibi de, <strong>“ictimâî bir gerzeklik”</strong> hâlinde nice kalabalıklara ve yüksek tepelerdeki zevât ve zerzevâta mâlolmuş bulunuyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Bâtıl Batı’dan, içimize bir idrar sızıntısı gibi sokulan ve kokutdukça da kokutan şu<strong> “yılbaşı rezâletleri ve onun bir magandası!”</strong> İzmir’de, Ârif adındaki 11 yaşındaki yüzdeyüz bîgünâh ve ma’sûm çocuğun  kafasına kurşunu sıkdı; ve yavru, hastahânede hayâtla memât arasında can çekişmekde&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Maganda kurşunuyla vurulmuş!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">De, çık işin içinden ve hiçbir şey olmamış gibi de, her zemanki hayat standardın olan ıvır zıvır ve fasofisolara devam et! Kahveni höpürdet, alkolünü yudumla, lokmalarını tıkın, kahkahalarını savur, oğlunla halının üzerinde oğul sevgisinin tadını çıkarmak üzere yatıb yuvarlan!</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bunlara, <strong>“dilsiz şeytan olmak!”</strong> denmiş, böyle buyrulmuş! Yalınız müslüman olana değil, insan olana da şâmil, asgârî <strong>“insanlık mizânı!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">O, <strong>“maganda kurşunu ile vurulmuş!”</strong> derken, bu kanserli 4 kelimenin içinde <strong>“beni sokmayan yılan bin yaşasın!”</strong> veya; <strong>“kurşun benim oğlanın kellesine saplanmadı ya, hadi biz işimize bakalım!”</strong> gibi ifâdelerin suratından, cinâyet ortaklığına imzâ atan o lâ’netli ve dişlek şekil okunamıyor ve duyulamıyorsa, bu milletin ictimâî refleks denen ve yamyamlarda bile bulunması şart olan insânî hasleti, mesânesindeki idrârına karışıb helâdan akıtılmış ve kanalizasyona karışıb kubura gitmiş demekdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İşte, <strong>“hürriyet”</strong> denen ilâcın, günde bir kere alınması lâzımken, dozu ve ayarı kaçırıb, onu,<strong> “eşşek hürriyetine veya maganda kuduruşuna inkilâb etdirerek,”</strong> günde, üç kere alınmasıyla ortaya çıkan, ictimâî kalb ve beyin spazmı manzarası!.</p>
<p style="text-align: justify;">Kas gevşetici kremi <strong>“sür”</strong> demişlerse, topyekûn adaleleri 100 yaşındaki ihtiyarın iskelet üstündeki cıvık ve pelte adâle ve deri kılıfına göz dikercesine, o adaleyi kremle sıvamanın âlemi ve fâidesi ne?. <strong>“Hürriyet!”</strong> denen o<strong> “fisunkâr dilberi”</strong>, bu manzaraya eş pelteleşmeye çevirmek, işte bugün, bu <strong>“ictimâî belâyı!”</strong> intâc etmiş; ve <strong>“insanlıkdan”</strong> beş paralık nasibi olanlara kadar da, nicelerini, alabildiğine rahatsız edecek mikyâsa yükselmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Mes’ûl, ne maganda, ne tabanca, ne meydan, ne gâvurdan idhâl lâ’netli yılbaşı, ne şu, ve ne de bu&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Mes’ûl, tek kelimeyle <strong>“hükûmet-i cümhûriyye veya hükûmet-i Tayyibe”</strong> denilen nesne ne ise, işte odur; ve onun, <em><u>rastgele silâh atma veya sıkma vahşet ve cinâyetini zapt ü rapt altına almakdan uzak </u></em>beceriksizliği, tedbirsizliği, kânunsuzluğu, basîretsizliği, mes’ûliyetsizliği; ve hele, kendisine oy verdikden sonra <strong>“hükûmet ne yaparsa iyi ve doğrudur!”</strong> diyerek kıçüstü oturub her rezâleti seyre dalan, hükûmet partisi goygoyculuğunu dîni bilen ve adı da (seçmen) olan kalabalıkların, bu tavrını, <strong>“milletin rızâsı ve tasdîki!” </strong>olarak anlayışıdır&#8230; Üstelik bundan, psikolojik hastalık derecesinde hazz alışı; ayrıca, biribirinden ayrılamaz ve hududları görülemez hâle getirdikleri <strong>“hürriyetle, eşşek hürriyetini”</strong>, böylesine kâtil ve maktül ortaya çıkaracak şekilde, ikincisiyle kullanan hayvandan aşağı mahlûkâta da ikrâm etmeyi, hükûmet sanacak kadar, hükûmet etmekde iflâs edişi&#8230; v.s&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kurşun, hükûmetdeki adam ve madamlarla, onların zevc ve zevceleriyle ortak sâhib oldukları 11 yaşındaki ciğerpârelerinin kellesine de isâbet edebilirdi!. O zaman da böyle sessiz kalabilirler miydi?. Yoksa, o, modanın esîri etdikleri ve islâmî oluşla zerre kadar alâkası olmayan; ve sâdece, <strong>“başı açık değil, bak, kapalı!!!”</strong> dedirtmenin dışında tırnak ucu kadar bir halta yaramayan; ve adına da, kimisinin <strong>“başörtüsü”</strong> ve kimisinin de  <strong>“üryân”</strong> vezninde <strong>“türban”</strong> dediği; ve deve hörgücünden eşşek kuyruğuna kadar şekiller alabilen nesneleri, remz hâline getirerek kellelerine geçiren <strong>“islâmcı aristokrasi ve sosyete”</strong>, neden (gıkı) ve nefesi çıkmaz <strong>“karılar”</strong> hâlinde, ikindi çaylarında pastalarını kesip şuh kahkahalarla ortalığı çınlatmaya devam ederler?.</p>
<p style="text-align: justify;">Kocalarının mevki ve makamlarından gelen imtiyaz, saltanat ve sömürmelerle, millet <strong>“karıları”</strong> üstünde kendilerini apayrı ve söz sâhibi <strong>“karılar”</strong> olarak gören, bu <strong>“sonradan görme”</strong> hormonlu ve sun’î aristokrasi ve sosyete karılarına, bu milletin ihtiyâcından da aslâ bahsedilemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu millete lâzım olan, 11 yaşında kafasına<strong> “maganda kurşunu!”</strong> yiyen o ma’sum yavrucağız İzmir&#8217;li Ârif”in içler acısı manzarası karşısında, en münâsib şekliyle varlık belirtmek; ve, böyle bir halt karşısında susmayı <strong>“dilsiz şeytan olmak!”</strong> kabûl edib,<strong> “hepimiz ermeniyiz!”</strong> değil ammâ, <strong>“hepimiz Ârif&#8217;în anası ve babasıyız!”</strong> diye haykırmak; ve hükûmet-i Tayyibe’nin duymayan kulaklarından aşağı, şu aşağıdaki sadâyı en müessir şekliyle duyurmak üzere ve yekûn hattını çekercesine çatır çatır konuşmakdır&#8230; Ve bir tarafa çuvallar doluşu verilen <strong>“maganda hürriyetine!”</strong> mukâbil, diğer tarafa zerresi verilmeyen <strong>“can ve evlerinin çardağına bile çıkabilme emniyet ve hürriyetini!”</strong> söke söke almakdır. Millet, milletse, apaçık demelidir ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Meclis’lerinde, 550 modern, çağdaş, (asrî), müşekkel ve mücessem heykel gibi müsterih; ve hükûmet olduğunu zanneden, bakan mı gören mi olduğu mechûl, adam ve madamlar!.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Dünyâ’nın en ücrâ köşesinde hükûmet olunsa ve o hükûmetin ehâlisi, inek idrârı içerek Nirvana’sına kavuşmanın kudsiyyetine inansa; veya, sıçan gibi mide bulandıran iğrenç hayvanların etini yiyib yutan mahlûklar olsa; veya Ekvator ormanlarında karşısındaki insanın etini budunu midesine indiren yamyamlar bulunsa; veya “biz, dünyânın iliğini sömürmenin peşindeki siyonistler ve vampirleriz!” dese, değil mi ki “onların tepesinde hükûmetim!” deniyor, o halde, orada, “CAN EMNİYETİNİ!” te’mîn ile mükellef, buna mecbûr ve buna mahkûm ve buna me’mursun demekdir!. Aksi halde, o ehâlî, “beni, benim adıma, nâmusunla, ahd ü mîsâk verdiğin üzre ve can emniyetimi te’mîn ederek idâre etmiyeceksen, bana ihânet edemezsin, başımdan çekil, defol git!” deme hakkına sâhibdir&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ey, “ben meclisim, hükûmetim, şuyum, buyum!” diyerek oylarımızı devşiren ve sonra da bizi maganda kurşunları ile 11 yaşındaki evlâdlarımızdan ayırmanın baş mes’ûlü adam ve madamlar!.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu memleket, gâvurun Texas’ı değildir ve olamaz!. Onlar bile mekteb katliamından sonra kıçlarının derdine düşerek apışıp kaldılar; ve “silâhları tahdid ve tam kontrolda ne halt etmemiz lâzımsa hemen yapmalıyız!” noktasına kilitlendiler&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Siz, evet siz, Osmanlı gibi dünyâ medeniyet, adâlet, hakkâniyet, emniyet, insâniyet ve nezâfetinin bir daha göremiyeceği adamlara zaman zaman nisbet iddiasında bulunan siz, evet siz, zerre kadar bunda samîmî iseniz, (bâtıl Batı’dan) idhâl ve DİB’kanlığının başına dikdiğiniz adamınızın, millete, milletin malı imişcesine zerketdiği bu yılbaşı denen rezzâlet üstü rezzâleti, evet (rezzâleti diyoruz) kökünden hallediniz&#8230; Kabuklu Bâtıl Batı gavurlarından tirtir titriyorsanız, hiç değilse, Grogoriyen denen papazın, takvimine başlangıç yapdığı (1 ocak gününü), evet, o gün başta olmak üzere bütün günleri, önüne gelenin silâh taşıyamıyacağı, hele umûma âid yerlerde “eşşek hürriyeti!” denen hürriyetleriyle istedikleri gibi havaya silâh ve havâî fişek atmak gibi son derece insanlık dışı ve hayvanlık altı hallere, şiddetle ve muhakkak mâni olucu kânun denen nesnelerinizi çıkararak, âcilen ve âcilen seferber olunuz!.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Gelecek yılbaşına daha bir sene var!!!” diyerek savsaklar ve ihmâl eder ve eğer bundan sarf-ı nazar ederseniz, siz de, o maganda denen hayvanların derekesine inip, en az onlardan bin beter mücrim olur ve mes’ûliyyetiniz, sizi iki cihanda bin kere perişan ve rezîl eder ki, bunu, aslâ unutmayınız!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Simdilik bu kadar!</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgilerinize&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İlk intişârı: 01.01.2013)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fyilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html&#038;title=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Magandalar%2C%20G%C3%A2vurlar%C4%B1%20Takl%C3%AEd%20Ve%20Onlara%20Te%C5%9Febb%C3%BCh%E2%80%A6" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/yilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html" data-a2a-title="Yılbaşı, Magandalar, Gâvurları Taklîd Ve Onlara Teşebbüh…"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/yilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html">Yılbaşı, Magandalar, Gâvurları Taklîd Ve Onlara Teşebbüh&#8230;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/yilbasi-magandalar-gavurlari-taklid-ve-onlara-tesebbuh.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mîlâdî Yılbaşı Hristiyânî Kıymet Olub İslâm&#8217;a Savletdir&#8230;Mehemmed SAFFET</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/mehemmed-saffet/miladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/mehemmed-saffet/miladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 05:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Mehemmed SAFFET]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ağlal]]></category>
		<category><![CDATA[kravat ve Üstad]]></category>
		<category><![CDATA[miladi yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[silvester]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5321</guid>

					<description><![CDATA[<p>MÎLÂDÎ YILBAŞI  HIRİSTİYÂNÎ  KIYMET OLUB  İSLÂM&#8217;A  SAVLETDİR&#8230; Mehemmed SAFFET &#160; Kâzım Karabekir’in Hâtırâtından bilinmektedir ki, Cumhûriyetçi dikta, Anadolu ehâlîsinin dînini Nasrânîyyet (Hrıstiyanlık) yapma niyetinde iken, bazı<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/mehemmed-saffet/miladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html">Mîlâdî Yılbaşı Hristiyânî Kıymet Olub İslâm&#8217;a Savletdir&#8230;&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mehemmed SAFFET&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong><u>MÎLÂDÎ YILBAŞI  HIRİSTİYÂNÎ  KIYMET OLUB  İSLÂM&#8217;A  SAVLETDİR&#8230;</u></strong></em></span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000; font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>Mehemmed SAFFET</u></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Kâzım Karabekir’in Hâtırâtından bilinmektedir ki, Cumhûriyetçi dikta, Anadolu ehâlîsinin dînini Nasrânîyyet (Hrıstiyanlık) yapma niyetinde iken, bazı paşaların buna sıcak bakmayışı hatta mütecâsirlerine <strong><em>“Bu millet sizi boğar”</em></strong> gibi tehdîdlerde bulunması üzerine bu cinnetlik rezâletden vazgeçerlerse de, plân değiştirilerek, yapılacak<strong><em> “inkilâplar=devrimler”</em></strong> yolu ile bu fezâhata mübâşeret edilir; ve pek büyük mikyasda da hedefe vâsıl olunur!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bu cümleden olarak Nasrâniyyet’i <strong><em>ipkâ</em></strong> plânı, İslâmiyyet’i <strong><em>imhâ</em></strong> şeklindeki bir formül üzerinden ele alınır&#8230; <strong><em>“Devrimler”</em></strong> adı altında işleyen bir harekât ile, İslâmiyyet bütün ana temellerinden yıkılır; yerine Haçlı Avrupa <strong><em>“Kıymetleri=Değerleri”</em></strong> oturtulur. CHP, 27 senelik diktatoryası ile bu <strong><em>yıkma</em></strong> ve yerine haçlı değerlerini <strong><em>çakma</em></strong> işini, en vahşî ve acımasız bir hâlde ve F.R. YATAY’ın satırlarıyla 500.000 müslümanın kanına girerek irtikâb etmişdir&#8230; Sonraki ve bugünki hükûmetler ise, 94 ve hele 27 senede yıkılanlar yerine <strong><em><u>ÇAKILAN HAÇLILAŞTIRMA DEVRİMLERİNİ</u></em></strong>, parlatma, cilâlama, onarma, kaymaklama, perdahlama ve vitrinleme periyoduna girmiş oldukları hâlde, böyle bir plan üzerinde yürümektedirler!. Yürürken de, bütün yapdıklarının, yani yıkılanlar yerine <em><strong>ÇAKILANLARIN</strong></em>, kazık değil; <strong><em>“Cumhûriyet kazanımları”</em></strong> olduğuna halkı inandırmaya çalışmışlardır!&#8230;  Bu sebebledir ki, cilâlama ve perdah çekme işiyle, mücerred iyi ve müsbet bir iş yapdıklarının reklâmını höykürür ve ehâliyi şartlandırdılar!&#8230; Zaman zaman da: <strong><em>“CHP yıkmışdır, biz hiç yıkmadık, yapdığımız sâdece cilâlamak ve perdah çekerek, halkın refah seviyesini yükseltmekdir!” </em></strong>gibi hedef saptırıcı ve hakkı bâtıl, bâtılı hakk gösterici lâf u güzafla ortalarda dolaşmak!. Cilalâyıb perdah çekdikleri şeylerin, CHP cürüm ve çakıntıları değil de, artık millete mâl olmuş <strong><em>“Yerli ve millî”</em></strong> kıymetlermiş gibi takdîmine ıkınılıyor!&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Yılbaşı ve <strong><em>“millî piyango”</em></strong> denilerek milleti kumarbazlığa ta’lîm etdirmeler bile, artık <strong><em>“Yerli ve millî”</em></strong> olmuşdur!. 60 milyon bileti satılan bu kumarın adı bile, cilâ ve perdah çekilerek, <strong><em>“Millî Piyango”</em></strong> yapılmışdır!. Kendi ellerinde ne varsa,<strong><em> “Yerlilik ve millîlik”</em></strong> ambalajı içinde şirin gösterilmeye çalışılırken; bilhassa <em><strong>&#8220;müslüman ehâlînin&#8221;</strong></em> arzu ve hedefleri, bu iki sıfatdan mahrûm gösterilmektedir&#8230; Neredeyse, meydanlardaki yüzbinlerce heykel, her köşebaşındaki fâizhâneler, meyhâneler ve umumhânelere kadar her çukur, <strong><em>“Millî piyango KUMARI”</em></strong> gibi <strong><em>“Yerli ve millî” </em></strong>oluvermişdir!. Burada piç mantık şöyle işlemekdedir: <strong><em>“Mâdem ki bunlar ve nice benzerleri yerli ve millîdir, öyle ise parlatılmalı, cilâlanmalı ve perdandan geçirilmelidir!.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Hulâsa, CHP 27 senede herşeyi yıkmış, yerine tersi mukâbilleri oturtulmuş, AKP’ye ise bunları parlatmak düşmüşdür!. Bunlar parlatıldıkça da, CHP’nin tahrîbâtı <strong><em>“Yerli ve millî değilmiş”</em></strong> de, bunların yerlerine ÇAKILAN ÇAKMA ıvır zıvırların parlatılışı <strong><em>“Yerli ve millî” </em></strong>imiş gibi, tersliğin bir düzgünlüğü peydahlanıvermişdir!!! 29 Ekim’den i’tibâren 2 ay 2 gündür <strong><em>“Atatürkçülük ve kamalizmaya”</em></strong> irticâ’ ve ilticâ’ ediş de, bunun, bir isbât vesîkasıdır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Tek kelimeyle, sol gösterib sağ vurmak.. Ve lâf ve mantık oyunları, cerbeze, mugâlata ve lâkırtı çalımları ile, CHP decâcile ve cebâbiresinin <strong><em>çakdıklarını</em></strong> muhâfazaya munzam, yapılan cilâlama ve perdahlamaları da, halka hızmet gibi gösterme küllemesi&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Tabii buna saf ehâlî ve hele dalkavuk tıynetli, hatta sarık cübbeli-çüşbeli-cübbelâ hacı hoca ve DİB sürüleri ile İlhâdiyât fak. gibi yerlerin pırasasör ve parasasörleri, hem de ağzı <strong><em>“Ehl-i Sünnet, tasavvuf, tarîkat, evet efendim!”</em></strong> yollu pek bereketli (!) kelâm edebilen, o içi boşaltılmış takımları bile, işkembelerini şişirerek iştirâk periyoduna girdi&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">29/12/2017 Mübârek Seyyidü’l-Eyyâm Cuma’da öğleden evvel, Akit Tv denilen yerde, akademisyen olmadan ne kadar müsbetse, pırasasör oldukdan ve H.H. Işık cenâhı Enverlandına veya <em><strong>&#8220;Seâdet Zincirine&#8221;</strong> </em>mürid yazıldıkdan sonra o kadar rejim ağzı kullanır olan Prof. Dr. Ramazan Ayvalılı cenâbları gibiler, bol keseden fetvâlar atıb sıkmaya başladı!. Ayvalılı hadis pırasasörü olmasına rağmen, müctehid bir püftü gibi hatta Haltettin Karamanlis gibi fetvâlar (!) ictihadlar bile sıkar oldu!. Tabii bu makûle adam ve madamlar içün, dilleri iyi döndüğünden kitabına ve cedveline uydurmak hiç de zor değildir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bu zâtın, geçmiş senelerdeki Ramazanlarda, bazı Tv kanalizasyonlarındaki son derece dekolte ve boya badana sıvanmış madam spikerlerin huzûr-ı şehevânîlerinde <strong><em>“Efendimi”</em></strong> pek bol cümlelerle programlar yapıb <strong><em>“İrşâd”</em></strong> faaliyyet-i mukaddesesini yürütdüğü (!) de, müşahhas bir vâkıa bilinecekdir! Kim bilir, belki de bu tür <strong><em>“Enverland Çağdaşlıklarını”</em></strong> mubah i’tikâd eder hâle <strong><em>“Evrilmiş ve çevrilmişdir!”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Mûmâileyhin, geçdiğimiz seyyidü’l-eyyâm Cuma gününde de, aynı <strong><em>“irşâd (!) ve ibâhât”</em></strong> faslını sürdürmesi,<strong><em> “İcâzetsiz ammâ, sa.te icâzetli IŞIK Enverlandında”</em></strong> edindiği i’tikâd düsturlarını, seyircilerine serpiştirmeye çalışdığı kanaatini ifhâm ediyordu!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bu cümleden olarak <strong><em>“Sünneti ikiye ayırıyor”</em></strong>, kendisi matruş ve hâmil-i ağlâl olmağla <strong><em>“Ceket, pantolon ve kravat”</em></strong> takınmanın mahzûru bulunmayıb mubah olduğunu Akid Tv. müselmanlarına (!) irşâd mevkiinden telkîne çalışıyordu! Merhûm Üstâd Necib Fâzıl Beyîn bir cümlesini burada yâdetmezsek kendimizi vefâsız hissederiz. Merhûm bir yazısında, Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle’den istiğfarda bulunurken, şöyle buyurur:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>“Asırlık idâm ipini KRAVAT diyerek boynumuza geçirdiğimiz içün bizi afvet!”</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Büyük Osmanlı Müfessiri Merhûm Muhammed Hamdi Efendi gibi bir allâmenin de, muhalled Tefsirinde, Haçlı Batı’dan alınarak boyunlara geçirilen ve beynelmilel üniforma hâline çevrilen ve tek tip mahkûm elbisesi gibi gırtlak köküne dayatılan; ve o <em><strong>gravat</strong> </em>denilen yular parçası hakkında  Yâsîn Sûresinin 8. Âyet-i celîlesinde geçen ve <strong><em>“Ağlâl”</em></strong> buyrulan kelepçeklerin, bu (Kravat) denen bezden urganlar olduğuna ve <strong><em>“Küfr ü fıskı temsîl etdiğine” </em></strong>vâzıhan dikkat çekdiği, o satırları okuyan her nasibliye ma’lûmdur&#8230; Tabii icâzetsiz veya sahte icâzetli Enverland mürşidlerinden icâzetli veya intisablı Pırasasörler, Seâdet-i Ebediyye’lerinde Elmalılı Tefsîri içün <strong><em>“Uydurma Tefsîr”</em></strong> afarozu yapıldığı içün, bu adı geçen tefsir satırları, mûmâileyh nezdi ve nazarında <strong><em>“Keenlemyekün”</em></strong> sayılacakdır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Geçdiğimiz Seyyidü’l-Eyyâm Cuma’da, <strong><em>“Mîlâdî Yılbaşı”</em></strong> denen rezâletbaşını <strong><em>“Kutlamanın”</em></strong> da, <em><strong>&#8220;hiçbir mahzûru olmadığını&#8221;</strong></em>, adı geçenin tv borazanı ile fetvâlaması (!) ve sevgili seyircilerinin <strong><em>“Yılbaşısını Kutladığını”</em></strong> dahî alenen ve bîpervâ bir şekilde beyân etmesi, <strong><em>“İcâzetsizlere”</em></strong> veya <strong><em>“Sahte icâzetlilere”</em></strong> intisâbın nelere bâdi olacağını göstermesi bakımından fevkal’âde çarpıcı bir misâl teşkîl eder. Mürşid-i İlhâdiyyât pırasasörler, <strong><em>“İcâzetsiz”</em></strong> Işık Enverlandındaki kitablara <strong><em>çakıldı</em></strong> mı, artık oradaki şu mealde hükümlere, nice nakil ve aklı kenara koyarak inanacak; ve rotalarını da beşerî rejim ve <strong><em>“Düzmece düzenlerin”</em></strong> kâvânîn ve kavâidine göre ayar yapmaya can atacaklardır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Nedir o çakılınan hüküm?.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Müslüman, yaşadığı devletin kânunlarına ters iş yapamaz, onlara itaat eder!”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Allâhümmahfaznâ!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Hâlık’a ısyân olan yerde mahlûka itaat olunamıyacağını”</em></strong> bu <em><strong>&#8220;saadet-i ebediyeciler&#8221;</strong></em> bilmezler mi?. Hiç bilmez olurlar mı?. Fakat bu <strong><em>“Evet Efendimciler”</em></strong>, kime <strong><em>“Evet Efendim”</em></strong> çekeceklerse, onun nabzına göre pek güzel şerbet terkibleri de bilir ve tatlı tatlı da içirirler!. Bu pırasasör takımları geçmiş yıllarda, Alevîlerin yamuk ve çarpık i’tikâdâtını bir güzel meydana dökdükden sonra, sıkıyı görünce hiç de merdçe olmayan usûllerle dönme hareketine de girmişler ve yüzlerine  gözlerine bulaştırmışlardı!. Çünki makâm ve mevki’lerin zarar görmesi bahis mevzuu olduğu an, tornistan etmek en büyük husûsiyyetlerindendir!. Tabii <strong><em>“Takiyye”</em></strong> cevheri (!) olmadan da bu işlerin hiçbirisi yürütülemez!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bu ebadlardaki pırasasörler, Enverland cerîdesinde yazan, kirâlık ve <strong><em>Saldıray veznindeki</em></strong> bir itin, Akâidde İmam Büyük Allâme Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretlerine hâşâ<strong><em> “Hâin”</em></strong> diyecek kadar salyasını akıtması karşısında bile susar; bu <strong><em>“Ehl-i Sünnet (!) pazarlamacısı”</em></strong> rejim pırasasörlerinin gıkı bile çıkmaz; orda burda ve her fırsatda Enverland <em><strong>&#8220;Seâdet zinciri misyonerliğine&#8221;</strong></em> devâm ederler!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Sahte icâzetler”</em></strong> tiwitterlerde her gün gözlere sokulacak kadar mebzûl olursa, sonra da sükût edilerek bunlar sîneye çekilir ve kabûl edilmiş hükmüne geçirilirse, artık bu heriflere söylenecek başka söze de hacet kalamaz!. Üstâd Merhûmun 1972’lerde Büyük Doğu ile, <strong><em>“Abdullah İbni Sebe’den daha alçak”</em></strong> dediği adamların <strong><em>“İcâzet sahtekârlıkları”</em></strong> artık bugün ayağa ve sokağa düşecek kadar bilinir ve ayak ucuyla da itilir olmuşdur&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Mîlâdî yılbaşı bu milletin sînesine haçlı hançeri olarak saplanınca, acebâ bu milletin dîni ve îmânından hiçbir şey yok olmamış mı ki, bunu <strong><em>“Kutlamak veya kurtlamak”</em></strong> mubah sayılıyor; ve gene, <strong><em>“Bak ben de bunu  aha buradan kurtluyorum!”</em></strong> diye <strong><em>“Şecaat arzeden bilmem ne gibi sirkatin söylemek!” </em></strong>de neyin nesi oluyor?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bu Mîlâdî yılbaşının geçmişini, geleceğini, nesebini, peydahlayanını bu pırasasörler bilmiyor olabilir!. Ancak bu, onlar içün bir mâzeret olamaz&#8230; Akademisyen karikatürü bile olunsa, insan, bu nesnenin köküne, dibine, soyuna, südüne, kanına, nesebine bir bakayım demez mi?. İmâm-ı Mâlik Rahmetullâhi Aleyh kendisine sorulan 40 mes’elenin 36’sına <strong><em>“Lâ edri!”</em></strong> buyururken, bu adamlara 4 sual soran neredeyse 40 cevab alıyor!. Bunların, <strong><em>“Hikmetin başı mehâfetullâh”</em></strong> diyenleri bile kalmamış görünüyor!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bunların neresi âlim?.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bunlar Osmanlı ulemâsının binde biri bile olamaz; ve onlardaki hâlisiyyet ve dürüstlüğün zerre miskâl taşıyıcısı da bulunamazlar!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Allâh Azze’nin DÎNİNİ oyuncak etmeler, artık bu ilhâdiyyat ve DİB dal ve budakları ile alenen yapılmakda; ve nice cinâyetler işlenerek ebedî felâketlere yol açılmaktadır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Biz, onlara, <strong><em>“Kendi dîniniz ne ise onunla olun!”</em></strong> diyoruz<strong><em>, “Dininiz şöyle olsun!”</em></strong> demiyoruz! Ancak müslüman görünerek Müslümanlığı kendi dinleri gibi, daha doğrusu kendi malları gibi istedikleri kılık ve kalıba dökmeleri, işte bu kabûl edilemez; ve bu, nâmütenâhî iğrenç bir hâldir. Bizim asıl i’tirâzımız da, mücerred buna olub, alıb veremediğimiz başka hiçbir şey yokdur&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">1) Herşeyden evvel iyi bilinmelidir ki, Mîlâdî yılbaşı, Hristiyânî mukaddesler arasındadır ve İslâmiyyet’e göre <strong><em>“Tes’îdi=Kutlanması veya kurtlanması”</em></strong> câiz olamaz. Şehristânî Merhûm’un <strong><em>Milel ve Nihâl</em></strong> nâmındaki muhalled eseri başda olmak üzere bütün akâid kitablarımızda:<strong><em> “Milel-i sâirenin bayramlarına iştirâk küfürdür!”</em></strong> diye beyân buyurulmuşdur&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">2) Aziz Nikolas denen papaz, nasıl <strong><em>“Noel Baba”</em></strong> adıyla hıristiyânî bir kutsiyete sâhib olarak haçlılarca öne çıkarılıyorsa; 1582’de de, bugünki mîlâdî takvimi yapan Papa 13. Grogeryan, <strong><em>Silvester</em></strong> adındaki papanın ölüm gününü, 31 Aralık olarak takviminde senenin son günü yapmışdır&#8230; Binâenaleyh, bugün kutlanan mîlâdî yılbaşının dînî bir temele dayanmadığını söylemek inkânsızdır&#8230; Tam tersine, 365 günlük bir yılın tükenib bitişi, <strong><em>Silvester</em></strong> nâm PAPA’NIN ölümü ve bitişi ile temsîlî bir <strong><em>“Kutsanışa”</em></strong> raptedilmekde, dolayısıyla hristiyânlığın  i’tikâdî bir geçmişi ve hâtırâsı ile irtibatlandırılmaktadır&#8230; Meselâ Alamanlar, yılın son günü olan 31 Aralık’a <strong><em>“Silvester”</em></strong> derler; ve <strong><em>“Silvester’de BAYRAM ETDİK!”</em></strong> ta’bîrini kullanırlar&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">3) Çinliler 5000 küsûr sene evvel yaşamış atalarını, yehûdîler kâinâtın yaradılışını (!), yunanlılar olimpiyat oyunlarının başlangıcını; hristiyanlar da, bâlâda zikretdiğimiz gibi Papa 13. Grogarien tarafından, papa Silvester’in ölümünü takvimine başlangıç olarak almış; ve böylece bu târihler, o dinler içinde bir kutsiyyet ifâde ederek, onların <strong><em>(Şiârı)</em></strong> cümlesinden addedilmişdir&#8230; Bu i’tibarla, bir müslümanın, sâir milletlerin îmanlarında kıymet taşıyan bir günü <em><strong>kutlaması</strong></em>, onların bu i’tikadlarına <strong><em>ta’zîm</em></strong> ma’nâsı taşıyacağından küfrü mu’cîb aşşağılık bir herzedir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Ben o günü bayram olarak değil, zamanda bir başlangıç olarak kutluyorum”</em></strong> demek bile, hiçbir şekliyle meşrû’ bir mâzeret olamaz. Çünki o günü zamanın başlangıcı yapan, hıristiyânî bir i’tikâddır; ve bu i’tikâd, onlarca ta’zim taşıdığı içün müslüman nazarında <strong><em>kutlanarak</em></strong> ta’zîm ile karşılanamaz&#8230; Umûmî kânun ve kâidemiz odur ki:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Tahkîri vâcib olanlara ta’zîm küfür olduğu gibi; ta’zîmi farz olanları tahkîr de aynı derecede küfürdür&#8230;”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İslâm&#8217;daki <em><strong>Akâid</strong> </em>ilminin echeli olarak yetiştirilen <em><strong>&#8220;lâyık cumbokrasi dîninin nesilleri&#8221;</strong></em>, bu babda son derece câhil bırakılarak <em><strong>rejim kurbanları</strong></em> yapılmış; ve nice küfre müeddî akâid sâhiblerini de müslüman kabûl ederek, onların ölesiye tarafgirliğine saplanıb batmışlardır&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bu milletin ulusa çevrilişi, <em><strong>&#8220;DÜŞMANLARINA</strong><strong> BENZETİLEREK&#8221; </strong>irtikâb edilmişdir&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Îmanla küfür, Hakkla bâtıl ve Mü’min ile kâfir arasındaki o ince ve bilinmesi şart olan çizgiyi, milletin ruznâmesinden çıkaran rejim dalkavuğu yobaz ve münâfık din teröristleri, bu noktadaki islâmî terâzî ve hassâsiyyete sâhib olanları, sırf, küfrü tahkîm içün <strong><em>“Tekfirci, mezhebçi, sünnîci”</em></strong> diyerek karalamaktadırlar&#8230; Buradaki en püsküllü belâ şudur ki, tekfîri VÂCİB olanları tekfir edenlerin bu tekfîrini reddetmek, kâfiri mü’min kabul etmek netîcesini doğurur; ve <strong><em>“Tekfirci”</em></strong> diyenlerin bu noktada kendileri de, eğer <em><strong>müslüman</strong> </em>iseler küfre düşmekde, inâd ve cehillerinin kurbânı olmaktadırlar!. Bunların tecdîd-i îmân ve nikâh ile tekrar İslâmiyyet&#8217;e yani bizim 15 asırlık dînimize dönmeleri ŞARTDIR&#8230; Aksi hâlde, ortalığı piç nesillerin basmasına mâni’ olunamıyacakdır!. Bu adı geçen kalabalıkların dîni, ne kadar <em><strong>&#8220;Müslümanız&#8221;</strong></em> da deseler, bizim dînimiz olan <em><strong>Müslümanlık</strong> </em>ile alâkalı kabûl edilemez! Onların dinleri, <em><strong>&#8220;İlelebed yaşatacağız&#8221;</strong></em> dedikleri lâyık cumbokrasidir&#8230; Bunların dinlerinde, sünnet, icmâ&#8217; ve müctehid imamlara ve onların ictihadlarına aslâ yer yokdur; ve bunu alenen ve resmen höykürmekden de çekinmezler! <em><strong>&#8220;Kur&#8217;an&#8221;</strong></em> deyişleri de mutlak bir <em><strong>&#8220;Takiyyeden&#8221;</strong></em> ibâretdir. Bunlar, saf ve câhil insanları aldatarak, onlara kendilerinin <em><strong>müslüman</strong> </em>olduğu zann ve vesvesesini vermek ve dolayısıyla onları kendi <em><strong>&#8220;Lâyık Cumbokrasi&#8221;</strong></em> dinlerine çekmek içün de Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;e sâhib çıkıyor görünmek ve şeytânî yollarına böylece devâm etmekdir.  <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Bu en tehlikeli iç hâinlerin asıl ve hakîkî düşmanları Kur&#8217;an-ı Hakîm&#8217;in tâ kendisidir&#8230;.</strong></em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Üzerine basa basa tekrâr edelim ki, ne kadar mezhebsiz, akâidsiz, mealci, sahte Kur’ancı, reformist, modernist, revizyonist, sünnîlik düşmanı, telfikçi, cumbokrasici, ılmaniyyeci (Lâyıklıkçı), takiyyeci, diyâlogçu, Fettoşist, Persî, Necdî ve dembokrat yobaz ve echel-i cühelâ varsa, bunların dîni, ne kadar <em><strong>&#8220;Müslümanız&#8221;</strong></em> da deseler bu değil, beşerî dinlerdir, Türkiya&#8217;da <em><strong>&#8220;Lâyık Cumbokrasidir&#8230;&#8221;</strong></em>  Bunlar, beşerî sistemlerle idâre olunmayı ve dembokrat kalmayı oylarıyla yürütür ve bu haçlı sistemini ölesiye müdâfaa ederler. Avrupa memleketlerinin politik bütün sistemlerini aynen kabûl ile, her fırsatda <em><strong>&#8220;Falan Avrupa ülkesinde de böyle&#8221;</strong></em> veya <em><strong>&#8220;Filan Avrupa devletlerinin kânunları ne ise bizimkisi de o olmalıdır&#8221;</strong></em> veya <em><strong>&#8220;Falan filan devletler gibi bizde de falan kânûn onlardaki gibi işletilmelidir&#8221;</strong></em> demeden edemez; veya bunları diyenleri, oylarıyla tasdîk, tahsîn ve te&#8217;yidden, hulâsa bir nev&#8217;i onlara  <em><strong>(Bey&#8217;at)</strong></em>dan aslâ uzak duramazlar&#8230;</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-size: 20px; font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>DEMBOKRATİK UYDURMA &#8220;NİKÂHLAR=KIYMALIKLAR!&#8221;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Dîni &#8220;<em><strong>Lâyık cumbokrasi&#8221;</strong></em> olanlar, şimdi kendi dinlerine bir de, <em><strong>“Püftü nikâhı”</strong></em> denen bir hilkat garîbesini ilâve etdiler. İstanbul Püftüsünün beyanlarına göre, kıyacakları kıymalık nesne, <strong><em>“Hem resmî hem DE dînî kıymalık olacak”</em></strong> mış!!!. Kendi dinleri olan <em><strong>&#8220;Lâyık Cumbokrasiye&#8221;</strong></em> göre hangi tür kıymalık olursa olsun, bizi alâkadâr etmez. Onlara, <em><strong>&#8220;Falan sapıklığınız falan âyete, filan hadîse, şu asrın icmâına, mu&#8217;teber falan müctehidin ictihâdına tersdir&#8221;</strong></em> dersek; ve onlara <em><strong>&#8220;Dîniniz İSLÂM&#8217;IN aslı şudur&#8221;</strong></em> gibi bir mesaj verirsek, bu, <em><strong>İslâm ile mükellef olmıyan</strong></em> ve İslâmiyyet&#8217;in dışında kalmış bu insanlara karşı bir abes değil midir?!. Bir hıristiyana <em><strong>&#8220;Sen dînine şöyle inanmalısın&#8221;</strong></em> deme hakkına nasıl sâhib değil isek, bunlara da:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong> &#8220;Kaderi, Kabir azâbını, sünneti, icmâ&#8217;ı, müctehid imamları, onların ictihadlarını, Allâh Teâlâ&#8217;nın zaman ve mekândan münezzeh oluşunu, bütün ashâbı sevib saymayı, îcâbetdiği zaman salât ü selâm getirmenin farziyyetini, kerâmetin hakk olduğunu, Âdem Aleyhisselâm&#8217;ın babasız oluşunu, hükûmet-i İslâmiyye sâhibi olmanın müslümanlara FARZ bulunduğunu, Kur&#8217;ân-ı Azîmüşşânın kadîm olduğunu, rü&#8217;yet-i hilâlin farz-ı kifâye bulunduğunu, İslâm hukûkunda hadd cezâları cümlesinden olarak zânî ve zâniyenin recmedileceğini; kâtilin kısasını, mürtedin hayat hakkı olamıyacağını; 15 asırlık İslâm ulemâ ve evliyâsını, şefaatı , ülü&#8217;l-emr şartlarını, Dâr-ı İslâm kavâidini, evlenme yaşının şöyle olmasını; ve bunlar gibi binlerce mes&#8217;eleyi inkâr edemezsiniz, bunlara şöyle inanacaksınız!&#8221;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Nasıl diyebiliriz!?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bir yehud veya nasrânîye, bir budist veya şamaniste, bir animist veya ateiste <em><strong>&#8220;inancının doğru şekli şudur&#8221;</strong></em> diyebilme imkân veya mükellefiyetimiz var mıdır!? Bunlar doğrudan doğruya İslâmiyyet&#8217;e da&#8217;vet edilib müslüman olmaları şart olan mürtedd veya münkirlerdir. Çünki bu adam ve madamların dîni, <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>BİZİM DÎNİMİZ DEĞİLDİR.</strong></em></span> İslâm Dîninde İKRÂH olmadığını yalınız müslümanlar değil, yamyamlara, şii ve vehhâbîlere, Trump ve Putin&#8217;e, Çarkçı Kamal&#8217;dan İngiliz kurbanı Hacı Aptulla Fendiye, politikacılardan popolitikacılara, Papa ve kardinallerinden Fettoşa, Ham softa kaba yobazlardan Cübbelâ şarlatanlarına, İlhâdiyyât pırasasörlerinden DİB&#8217;çi bel&#8217;amlara kadar, yeryüzünde bilmeyen mi vardır?! <em><strong>Elbetdeki DÎN ve ÎMÂN farkımız, bizim dînimizle onların dinleri arasında, bir müslümanla bir nasrânî arasındaki fark gibidir ki, bu, îzahdan vâreste bilinmelidir&#8230; Ve bu ehemmü&#8217;l-ehem nokta, gerçek müslümanlarca yeni farkedilebilmektedir!,</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Binâenaleyh, onların nikâhını <em><strong>püftü kıymalık</strong></em> yapdı mı, bunun, hem resmî ve hem dînî nikâh yerine geçmesini biz hiç de yadırgamamalı ve onların kendi dinlerindeki esasların Müslümanlık&#8217;daki esaslardan apayrı oluşuna hiç de müdâhale etmemeli ve huzûrumuzu kaçırmamalıyız!. Ancak, onların, <em><strong>&#8220;Bizim dînimiz olan Lâyık cumbokraside vaz&#8217;iyyet böyle her nâneyi yemekdir&#8221; </strong></em>demeleri iktizâ ederken, kendilerini müslüman göstererek<em><strong> &#8220;Müslümanlıkda vaz&#8217;iyyet böyledir&#8221;</strong></em> demeleri, pek sunturlu bir îmân ve fikir fâhişeliğidir ki, bu noktayı aslâ hoşgörüb kabûl edemeyiz&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Müslümanların, Müslümanlık içinde mu’teber bir nikâh-ı şer’î akdetmesi, herşeyden evvel o nikâhın:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Allâh Azze adına ve O’nun emri, Peygamber-i Zîşân Aleyhisselâmın Sünneti ve İmâmımız İmâm-ı A’zâm Rahmetullâhi Aleyh Hazretlerinin ictihadı (kavli) üzere aktedilmesi ŞARTDIR.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bugün müslümanların birtek çâresi, ya bu incelik ve şartları bilen birisine nikâhlarını kıydırmaları; veyahud da, şâhidlik şartlarını taşıyan mu’teber ve musallî 2 erkek veya 1 erkek 2 hanım mü’mine huzûrunda kendi kendilerinin nikâhlarını akdetmeleridir&#8230; Nikâh-ı şer’î, lâyık, kayık ve gayr-i ayık düzmece düzenlerin lâyık Cumbokratik me’murları ile akdedilemiyecek kadar mühim, <em><strong>ibâdet</strong> </em>ciheti de kat&#8217;iyyen sâbit olan <em><strong>ŞER&#8217;î bir AKİDDİR&#8230;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Papaza iktidâ ederek namaz kılınamıyacağı gibi, lâyık bir devlet me’mûrunun kendi sistemi <em><strong>adına</strong> <strong>kıyacağı kıymaya</strong></em> da Şerîat-ı Mutahhara indinde <em><strong>&#8220;şer&#8217;î nikâh&#8221;</strong></em> deme imkânı yokdur, olamaz&#8230; O, püftülerinin dediği gibi Lâyık Cumbokrasi dîninde, hem resmî ve hem de dîni bir kıyış olacakdır; ve püftülerin bunu kıyma yapması hâlinde bu 2 kıymanın da aynı zamanda kıyılmış olacağı, kendi dinlerinin iktizâsı olarak bizzat kendilerince beyân edilmektedir!.. Biz, buna da birşey diyemeyiz. Masonun, komünistin, mut&#8217;acı şiinin, papazın, hahamın kendilerine mahsûs <em><strong>kıymaları</strong> </em>olduğu gibi, <em><strong>DİB&#8217;çi ruhbân ve ahbâr sınıflarının da kendilerine hass kıyım ve kıyış ritüellerinin olması</strong></em> elbetde bir vâkıadır ve bizi alâkadâr da etmez!. Biz müslümanız, bizi ancak <em><strong>(Nikâh-ı Şer&#8217;î alâkadar eder)</strong></em> ki, bunu da müctehid imamlarımız bütün farzı, sünneti, müstehâbı, müfsidi v.s. ile ve vaz&#8217;-ı ilâhî cümlesinden olarak ve Kitab, Sünnet ve İcmâ&#8217;a müsteniden önümüze koymuşlardır. Bizim dînimiz İslâm&#8217;da, müctehîd imamlarımızın ictihadları da <em><strong>&#8220;VAZ&#8217;-I İLÂHÎDİR.&#8221;</strong></em> &#8220;Haltettiniyye ve Kavruk Beşeriyye religionlarının kurucuları olan rejim pırasasörü bel&#8217;amların, Müctehid İmamlarımızın ictihadlarına <em><strong>&#8220;Vaz&#8217;-ı beşerî&#8221;</strong></em> diyerek müdâhale, dışdan gazel okuma, küçümseme ve tahrîf şenâati höykürmeleri, yahudîlik ve ahlâksızlıkdır&#8230; DİNİMİZ İSLÂM, DÖRT DELÎLE MÜSTENİDEN ÖNÜMÜZDE BULUNMAKTADIR&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Faruk Beşer gibi <em><strong>&#8220;Mezheb din değildir&#8221;</strong></em> diyenlerin, Lâyık Cumbokrasi dininden başka din veya mezhebleri yoksa; veya olub da, din değilmişse, o da öyledir!.. Buna karışmayız ve bu bizi alâkadâr da etmez&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Amma bize din ta&#8217;yin etmeye kalkıb hâricden gazel OKUYAN veya OKUTAN veya KOKUTAN ve <em><strong>&#8220;Kasvereden kaçan yaban eşşeği gibi Kur&#8217;an-ı Hakîm&#8217;den&#8221;</strong></em>, Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm&#8217;dan ve Allâh&#8217;ın Dîninden KAÇAN; ve <em><strong>&#8220;Sizin dîninizde mezheb dîn değildir&#8221;</strong></em> gibi 15 asırlık müslümanlara müdâhalelerde bulunan ve Ehl-i Sünnete DÎN ÖĞRETMİYE KIYÂM EDEN olursa, onlar, bizim içün <em><strong>&#8220;Kubur Faresi&#8221;</strong></em> hükmünde necâsetlerdir; ve onların böyle şirretleşib kancıklaşması ve kahpeleşmesi karşısında bu kefere ve fecereye sâdece bir <em><strong>&#8220;Hastir&#8221;</strong></em> çeker; ve oralarına tekmeyi savururuz&#8230; Bir de 5 vakid namazlarımızdan sonra beddua eder ve lâ&#8217;netleriz, o kadar&#8230;</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 20px;"><em><strong>ŞEHÎD-İ MÜBECCEL BÜYÜK ALLÂME MERHÛM MUHAMMED ÂTIF EFENDİ HAZRETLERİNDEN&#8230;</strong></em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">4) Sadede şurû’ etdikde:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Şehid-i Mübeccel Büyük Allâme İskilibli Merhûm Muhammed Âtıf Efendi Hazretleri, mîlâdî yılbaşı bayramı yanında giyim kuşam gibi çok daha basit ve fakat <strong><em>şiâr</em></strong> olmuş hususlarda bile teşebbühün (Gâvurlara benzemenin ve onları taklîd etmenin) küfür olacağını 90 yıl kadar evvel, ölümü göze alarak şerefle ve şecaatla cihân’a ihtâr etmişdir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İşte, Merhûm Muhammed Âtıf Efendi Hazretleri, bırakınız hıristiyânî pek alenî ve eşedd bir <strong><em>şiâr</em></strong> olan <strong><em>“Mîlâdî Yılbaşı”</em></strong> denen bayramın, bugünün çerçöp ilhâdiyyât pırasasörleri gibi<strong><em> “Kutlanması veya kurtlanması”</em></strong> tarafında olarak tv’ler ile cihâna utanmadan i’lânâtda bulunulmasını; bu kabil <strong><em>“İslâm Milleti”</em></strong> varlığını yok etmeye ma’tuf her <strong><em>“Teşebbühü=Benzemeyi”</em></strong> bile, İslâmiyyet’in sûret-i kat’iyyede yasakladığını ve şiâr olmak kaydı ile de küfre müeddî bir cinâyet saydığını, 15 asırlık ulemâmız gibi Kitâb, Sünnet ve icmâ’a <strong><em>TEBEAN</em></strong> beyân buyurmuşdur&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">5) Merhûmun îdâmına sebeb olan <strong><em>“Freng Mukallidliği ve Şapka”</em></strong> nâmındaki mübârek eserlerinde, bu mes’ele şu satırlarla cihânın; ve bazı hoca kılıklı şeytanların, DİB’çi muharriflerin ve ilhâdiyyatçı pırasasörlerin gözüne sokulmalıdır:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>“Esâsen şiarlarında gayr-i müslimlere teşebbühden men’ ve nehiy ile şâriin murâd ve maksadı,</strong><strong><u> BEYNE’L-MÜSLİMÎN MİLLET-İ İSLÂMİYYE TE’SÎS EYLEMEKDİR. Millet-i İslâmiyye’nin medârı da, millet-i küfre mahsûs olan şiarda, âdât ve etvarda küffardan ayrılub onlara benzememekdir.”</u></strong>       <span style="font-size: 14px;">(Freng Mukallidliği ve Şapka, 1340, İstanbul, Matbaa-i Kader, s. 29)</span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">6) Merhûm, aynı eserinde şunları da kitâbet buyurmuşdur:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Millet-i İslâmiyye’de gayret göstermek ve ızhâr-ı salâbet etmek şiâr-ı îmândandır.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Zamânenin <em><strong>&#8220;Evet efendimci&#8221;</strong></em> İlhâdiyyât pırasasörleri, acebâ, haçlı bayramlarından birisi olan yılbaşını (Kutlayıb kurtlayarak) hangi dîn ve îmânlarının îcâb veya şiârını ortaya koymaktadırlar?.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>Silvester</em></strong> nâmındaki papanın ölüm gününü, Papa 13. Grogarien, kendi <em><strong>tanzim</strong> </em>etdiği takviminin başlangıcı yapmışsa, bizim Enverland mürîdânına, bu zaman başlangıçlı takvimi tes’îd ve bunun mubah olduğu yâvesini savurub sallamak vazifesi de mi verilmişdir?. Gragorien denen Papa, 1 Ocağı yılın birici günü yapmak yerine 1 nisanı başlangıç kabul etseydi, bugün 31 aralığı 1 ocağa bağlayan binbir türlü küfür, şirk, rezillik ve hayvan altılıklar, 31 Martı 1 Nisana bağlayan gece irtikâb edilecekdi!. Demek ki bu hayvanaltılıkların sebebi (illeti) bu yılbaşıdır!. Yılbaşına vücud veren yani takvimin başlangıcı yapan ise, bu hayvanaltılıklar değildir&#8230; <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Yılbaşına, zamanı tanzîm ihtiyâcı vücûd vermişdir&#8230;</strong></em></span> Bu i’tibarla ilhâdiyatçı, DİB’çi, hoca kılıklı bazı gerzeklerin, <strong><em>“Yılbaşını biz zaman ve takvimde esas olması tarafıyla kutluyoruz, hayvanaltılıklara bulaşmıyoruz!”</em></strong> demeleri, hedef saptırmakdır; kokuşturulan bir zaman parçası, hem hristiyanlık üzerinden dînî bir temele dayanması; ve hem de binbir hayvanaltılığın illeti olması hasebiyle, 2 cihetden de<strong><em> “Kutlanıb kurtlanamaz!” </em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em> </em></strong>Ancak, dîni <em><strong>&#8220;Lâyık Cumbokrasi&#8221;</strong></em> olanların dininde böyle bir <em><strong>&#8220;Kutlama ve kurtlamanın&#8221;</strong></em> yeri var ve bu mühimse, istiyen istediği kadar ve her nabza şerbet verici ve boynu yularlı (ağlâlli) Enverland pırasasör ve parasasörleri gibi <em><strong>&#8220;Kutlar ve kurtlarlar&#8221;</strong></em> ki, buna hiç kimse bir şey diyemez&#8230; <em><strong>&#8220;Çünki onların dîninde bu işler böyle imiş!&#8221; </strong>der </em>ve geçeriz&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline; font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>Bu kabil ecnebî âdet, âlet ve âfetlerine, Mukaddes ve Muazzez İslâm’ın son Şerîatının cevâz verdiğini söylemek, o münezzeh dîne pek aşşağılık bir (İftirâ) olacakdır&#8230; Üstelik de, İslâmiyyet’in kendi zaman başlangıcı, takvimi ve yılbaşısı mevcudken&#8230;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Şu rezillik ve kepâzeliğe ve aşşağılık duygusu ile kendi kendisini inkâr mübtezelliğine bakınız&#8230; Âidiyyet ve kök hissini dumûra uğratan bir (Uyuz ulus) teşkîlinin, işte dünyadaki mostralık manzarası&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bu adam ve madamlarda, zerre kadar da olsa <strong><em>“İslâmiyyet içün gayret ve ızhâr-ı salâbet şiârı kalmamış”</em></strong> mıdır?.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">7) Bu İlhâdiyyâtçı reformist ve revizyonist gürûh, <strong><em>“Millet-i İslâmiyye te’sîsi yerine”</em></strong>, Millet-i Nasâra kuyruğuna takılmış bir sürü peydahlayınca, bundan hangi <strong><em>“Enverland İflâsiye Şebekesi”</em></strong> mürîdân ve tirîdânının <strong><em>“Seâdet-i Ebediyeleri”</em></strong> ferahnâk olub, cennet-i a’lâlara da urûc edivermiş bulunacakdır!?.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Binbir küfriyyât, rezâlet, fuhşiyyât, münkerât, hayvâniyyât, şeheviyyât, lehviyyât, şirkiyyât, isrâiliyyât, cinâyât, süfliyyât ve her türlü şenâat ve denâatın tavan yapdığı; ve 365 günün tepesine, Allâh’a, Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm’a, islâmî yılbaşı ve takvimin bânîleri Ömer ve Ali Radıyallâhu Anhümâ’ya karşı <em><strong>TERÖR</strong> </em>âbidesi gibi dikilen ve zamanı lâğıma çeviren böyle bir manzaranın, <strong><em>“Zaman ve takvim başlangıcı”</em></strong> kabûl edilerek <strong><em>“Tes’îd edilmesi=Kutlanıb kurtlandırılması ve bunun MUBAH ve CÂİZ gösterilmesi&#8221;</em></strong>, bir müslüman içün daha ötesi olmayan bir kepâzelik, şeref ve haysiyet iflâsıdır!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">8) Müslümanların Hicrî Takvimi ve YILBAŞILARI varken, bu neden muattal, gayr-i mer’î ve yok sayılıyor?. Hazret-i Ali Kerramallâhu Veche Hazretlerinin teklîfi ve Halîfe-i Müslimîn Fârûk-ı Ekber, Şâh-ı Adâlet Hazret-i Ömer’in (Radıyallâhu Anh)ın tensîb, takdîr ve tasdîki ile kabûl edilen; ve Hicret-i Nebeviyye&#8217;yi (Aleyhissalâtü Vesselâmı) esas alan <strong><em>İslâm Milletinin öz takvimi ve YILBAŞISI </em></strong>ne olacak?.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bir tek ferd-i vâhid çıksın ve zerre kadar îmânı varsa, şunu desin de görelim:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>“Bu hicrî takvim, MUKADDES VE MUAZZEZ İSLÂM HUKÛKUNUN bir rüknü, unsuru, cüz’ü, şartı; ve ibâdât ve münâkehât, mufârekât, kefâret, iddet, eymân, v.s gibi nice evâmir-i ilâhiyyenin tatbîkinde zârûrât-ı dîniyyeden değildir!” </u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Diyemez!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Derse, ya echel-i cühelâdandır; veya kıpkızıl kâfir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">9) İslâmiyyet’den <strong><em>hicrî takvim</em></strong> çekilib alınırsa, artık orada dinden îmândan bahsedilemez. Nice ibâdât ve muâmelâtın  zamana taallûk eden şartları, hicrî takvime bağlıdır. Bu takvim de, hilâlin rü’yetini, farz-ı kifâye olan hilâlin taharrîsine rapteder ki, rü’yet-i hilâl, ALLÂH Azze’nin dîninde zarûrât-ı dîniyyeden bir esasdır&#8230; İslâmsevmez DİB’çi, İlhâdiyyât Fakülteci, modernist yobazlar ve iblislikleri içün <strong><em>“Kur’an da Kur’an”</em></strong> diyen; ve böylelikle, edille-i selâseyi yok kabûl ederek bunu moda hâline getirmek peşindeki <strong><em>hayvanaltı</em></strong> müşrikler, rü’yet-i hilâl münkîri oldukları gibi; bu farzın peşindeki müslümanlardan da son derece rahatsız olmakda, tapındıkları ve müsbet ilim dedikleri mîlâdî takvim, hesab ve rasat bâtıllarının İslâm ibâdât ve muâmelâtı gibi pek çok hususda bir halta yaramadığını görmekden, kazığa oturtulmuşcasına ıstırâb çekmektedirler&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">10) Aklı dumura uğramış veya kiraya verilmiş bazı İlhâdiyyât pırasasörleri ile DİB püftüleri, milleti aldatmak içün cinlik ve hinlik ve lâf oyunları yapmakdan da aslâ hayâ etmez ve utanmazlar. Ne mi diyerek halkı narkozlarlar?. Şöyle:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Canım biz, Mîlâdî Yılbaşında yapılan menhiyyât ve münkerâtı elbetde tasvib etmiyoruz! Biz, mücerred bir takvim ve zaman başlangıcıdır diye hâdiseye bakıyor ve bu noktasıyla yılbaşını kutluyor ve kutlanmasında bir mahzûr yokdur diyoruz!”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İyi ya, işte biz de onu diyoruz: İslâm&#8217;ın YILBAŞISINI ortadan kaldırırcasına agorayı basan, o Papalar eliyle papaların takdîs gününü, müslümanlardan kalan topraklarda müslüman adıyla <em><strong>&#8220;Kutlamak&#8221;,</strong></em> hangi cins müslümanlık veya kurtlanışdır?. Ve, hangi cins îmân ve vicdanla bu yahudi-nasrânî mukaddeslerinin <em><strong>&#8220;Kutlanmasına&#8221;</strong></em> izin çıkarıb, bir de 15 asırlık müslümanların kemiklerini sızlatırcasına <em><strong>&#8220;İşte biz dahî KUTLUYORUZ&#8221;</strong></em> pişkinliği, nisbetçiliği, yüzsüzlüğü, arsızlığı, şirretliği ve şeytanlığı ile bunları irtikâb edebiliyorlar?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Maaşlı lâyık, kayık ve gayr-i ayık cumbokrasi hızmetlileri ile ücretli uşaklardan, rejime ters bir beyân beklemek zaten eşyânın tabiatına ve bel’amlık kânunlarına ters bir manzara olacakdır!.. Bu noktaya bâlâda kısmen temâs etmiş olsak da, ber vechi âtî tekrar bahis mevzuu yapacağız&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">11) Diplomalı, ünvanlı, rejim beslemesi bel’amlar yukarıdaki gibi şeyler söyler ammâ, onların dîne ve halka bakışı,<strong><em> ruhbân ve ahbârın, </em></strong>aldatıb sömürdüğü kadîm İsrâiloğullarına bakışları gibidir! Bu noktada müslüman akıl ve mantığıyla alay eden bu bel’amlar, bunca rezâletleri doğuran yılbaşı mıdır; yoksa yılbaşı denen zaman başlangıcını varlık sahnesine çıkaran (!) bu rezâletler midir, bunları mutlaka ketmederler!. T.C. ruhbân ve ahbâr sınıfları, mantık fuhşuyla haklı olamıyacaklarını bildikleri halde, bundan geri adım da atmazlar!. Piç mantıkla mutlaka te&#8217;viller yapıb, birilerinin nabzına göre şerbet vermeleri, tıynetleri, cibilletleri ve ırsiyet âmillerinde de meknûzdur!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Ne kadar hakikatı bilseler de, beyân etdiğimiz rezâletleri doğuran <strong><em>İLLET</em></strong>, zamana başlangıç diye insanlığa yutdurulan ve bel’amların <strong><em>“Kutladığı”</em></strong> ve kutlanmasının İslâm a göre bir mahzur teşkîl etmediğini söyledikleri, yılbaşı denen <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>(1 ocak)</strong></em></span>dır!. Yılbaşı martda olsaydı, bu binbir rezâlet, marta taşınmış olacakdı!..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Yerli ve millî (!) hayvanaltı dünyasında, saat, gün, hafta başlangıçları da, yıl başlangıcında olduğu gibi gene islâmîliğe ters ve onu iptâl etmeye ma’tûf bulunmaktadır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">12) Hicrî takvimle değil de şemsî takvimle görülecek işler varsa, burada da ecdâdın kullandığı <strong><em>“RÛMÎ TAKVİM”</em></strong> devreye sokulur, mevzii kalan mevki’lerde de bu takvim kullanılabilir. Netekim yehudi milleti bile, yıl hesablarında <em><strong>şemsî</strong></em>, ay hesablarında <em><strong>kamerî</strong> </em>takvim kullanmaktadır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İslâmiyyet’in en baş ve mühim hedefi olan <strong><em>“Millet-i İslâmiyye teşkîlini”</em></strong> ihyâ ve ipkâ  edecek ehem bir âmil yani bu dînin <strong><em>hukûkunu</em></strong> yürütmekde zarûreten mer’î bulunması şart olan bir takvim,  İSLÂM MİLLETİ TEŞKÎLİ emr ü hayâtında nasıl yok kabûl edilebilir? Nasıl, müslümanlar Papaların bilmem nelerin ve kimlerin ölüm günlerindeki <strong><em>“Kutsallığı ve kumsallığı”</em></strong> taşıyan takvimlere inkıyâd mecbûriyyetinde bırakılırken; kendi dinlerini imhâya mâtuf zaman ve takvim telâkkîlerine mahkûm edilir?.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İşte mes’elenin bam teli burasıdır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>Haçlılaştırma devrimleri</em></strong>, bir bütün hâlinde, islâmîlik bütünü içindeki mukâbil ve muâdilleri yerine Lozan esâretiyle öylesine <strong><em>çakılmışdır</em></strong> ki, zaman içinde bunlara karşı muâfiyet kesbeden DİB’çi, İlhâdiyyâtçı ve bazı hoca kılıklı şeytanlar ve onların idlâl etdiği politik iblisler, bunlara son derece alışmış ve onları benimsemişlerdir. Bidâyetde zaleme, cebâbire ve decâcile indinde salben idâm suçu kabûl edilen nice haller, bugünün ehlîleştirilmiş ılımlı, diyalogcu, medeniyetler ittifakçısı ve adı müslim kelleler nezdinde de, aynen suç telâkkî edilir olmuşdur&#8230; Dün, muhâfaza ederek dîninin müdâfaasında bulunduğuna inanan kanı yerde kalmış 500.000 (Beşyüz bin) müslümanın kıymet HÜKÜMLERİ, bugünün o ma’lûm ayarlarından süzülerek, ılımlı, diyalogcu, Kur’ancı (!)  ve ehlîleşmiş sürülerinde, <strong><em>SUÇ ve CÜRÜM</em></strong> olarak daha da sivriltilmiş, karartılmış ve korkunç  hâle getirilmişdir..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Sünnîliği îdâm sehpasına çıkaran bir münkirlik ve çarpıklık, politikacıların diliyle o kadar keskinleştirilmiye çalışılmaktadır ki, Kahhâr-ı Zülcelâl Azze ve Celle Hazretlerinin ğadabını celbe medâr olmakda ve belâlar gökden yağmur gibi yağmaya başlamaktadır!. Memleketde <em><strong>dîn, can, akıl, nesil ve mal emniyeti</strong></em> diye birşey kalmamış, heryerde bir herc ü merc başını alıb gitmektedir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">13) Rûmî takvim, şemsî takvime göre yürütülme şartı olan noktalarda isti’mâl edilebilir. Ancak, Mutlak Bâtıl Haçlı <strong><em>“Kutsallarını”</em></strong> taşıyan ve onlar içinde erimeyi intâc eden takvimler ve onların zaman başlangıçları, müslümanlar tarafından 14 asır kullanılmamış; hatta  bu, âidiyyet iflâsını netîce vereceği hakîkatine binâen hiç düşünülmemişdir. Ecdâdın <strong><em>RÛMÎ</em></strong> dediği takvimde de başlangıç, gene aynen <strong><em><u>Hicrî takvimdeki gibi Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Hazretlerinin HİCRETİ’DİR&#8230;</u><span style="text-decoration: underline;">  Bu temel ve esasa bağlılık, ashâbın icmâı ile de sâbit, târîhî bir vâkıadır&#8230;</span></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Dünyâda ne kadar mahalli, millî ve dînî takvimler varsa, bunların tamâmı da, o milletlerin <strong><em>“Mukaddeslerinden”</em></strong> bir hâdiseyi başlangıç yaparak ortaya çıkarılmışlardır. Türkiya’da ise islâmî bir mukaddes yerine, Nasrâniyyet (Hristiyanlık) ve papalık içün <strong><em>“Kutsal ve putsal”</em></strong> bir hâdise, decâcile ve cebâbire ikrâhıyla milletin tepesinden çuval gibi  geçirilmişdir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 20px;"><em><strong>ŞEÂİR VARLIĞI TEMSÎL EDER, O YOKSA, OLAN YOKLUKDUR&#8230;</strong></em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">14) 1923’den i’tibâren başlıyan <em><strong>&#8220;Haçlılaştırma devrimleri&#8221;</strong></em>, bütün bunlarda, Millet-i İslâmiyye&#8217;nin mukaddeslerine değil, Haçlı Bâtıl Batı’nın <strong><em>“Kutsallarına veya örf ve âdetlerine”</em></strong> dayanmak gibi mücerred <em><strong>&#8220;İslâm Milletini&#8221;</strong></em> imhâ hedefi ortaya koymuşdur. Bu i’tibarladır ki, yapılanlar, dînin <strong><em>yasaklarından</em></strong> başka bir şey olamamışdır. Bunun içün de, Büyük Şehid İskilibli Merhûm Muhammed Âtıf Efendi Hazretleri, adı geçen eserinin 22. Sahifesinde şöyle buyurur:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Anâsır-ı gayr-i müslimeden herhangisi olursa olsun, onların <u>şiârı</u> olan şeyleri giyinmek, takınmak, kuşanmak kavl-i sahîha göre KÜFÜRDÜR!”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Giyim kuşam gibi basit şeylerde bile hudûd-ı ilâhî böyle olursa, bundan binlerce kere daha mühim olduğu ibâdât ve nice muâmelâtda apaçık ortada bulunan <strong><em>&#8220;zaman tesbiti mevzuu&#8221;</em></strong> nasıl hafife alınabilir?. Zaman mevzuunda, kâfirlerin <strong><em>“Kutsallarına”</em></strong> dayanan takvimler, İslâm Milleti tarafından, kendisine âid olanlar atılarak onların yerine nasıl ikâme edilebilir?. Üstelik de bu, <strong><em>küfre müeddî teşebbühün</em></strong> en iri ve sunturlularından olunca&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">15) <em><strong>&#8220;Haçlılaştırma devrimleri&#8221;</strong></em> takvim husûsunda böyle irtikâb edilirken, yılın 12 ayına verilen isimler de, bir kısmı ile İbraniceden (Yahudiyyetden) kopyalanmış; ve onlara da benzemek (Teşebbüh) eksik bırakılmamışdır!. Meselâ yehûdiyyetdeki <strong><em>“Nisan, Tamuz, Elul, Şevat”</em></strong> gibi ay isimleri <strong><em>“Nisan, Temmuz, Eylül ve Şubat”</em></strong> olarak Türk îmân, irfan, şahsiyet ve harsiyâtına bir nevi <em><strong>&#8220;organ nakli&#8221;</strong></em> gibi nakledilmiş, islâmî âidiyyet, bu noktada da iptâl ve imhâ görmüş, sıfırlanmışdır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">x16) Hiç unutulmamalıdır ki, başlangıcı <strong><em>Silvester</em></strong> adındaki papanın ölümüne dayanan ve 1582’de Papa 13. Grogarien tarafından yapılan bir takvim ile zaman ta’yini, Büyük Halîfe Fârûk-ı Ekber (Radıyallâhu Anh) Hazretlerinin Hicret-i Nebeviyye’yi temel alan  takvimini beğenmeyib iptâl etmek; adı geçen Papayı, Hazret-i Ömer gibi bir mukaddese tercih fazîhasıdır ki, bunun, nasıl bir denâet ve şenâet ortaya koyacağı, aklı ve îmânı bulanmamış her müslimîn ve maslimâta ma’lûm bulunacağı îzâhdan vârestedir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-size: 20px; font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>GAYR-İ MÜSLİMLER VE MASONLAR BİLE, YILBAŞI VE TAKVİMLE, MÜSLÜMANLARIN ELİNDEN MÜSLÜMANLIĞIN ALINDIĞINI İ&#8217;TİRÂF EDERKEN&#8230;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">17) Mevzu’ o kadar apaçık ortadadır ki, bunu İslâm düşmanı mihrâklar ve mason üstadlarına kadar niceleri, i’tirafdan kendilerini alamamışlardır. Okuyalım:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“1926 yılından i’tibâren <u>Türkiye müslümanları ve hıristiyanlar ilk kez ORTAK bir YIL HESÂBI</u> kullanmaya başladılar. <u>Aynı şekilde yine ilk kez BİRÇOK TÜRK, AVRUPA ÂDETLERİNE UYARAK YILBAŞLARINDA BİRİBİRLERİNE İYİ DİLEKLERİNİ İLETDİLER.&#8221;</u>        </em></strong><span style="font-size: 12px;">(Paul Geutizon, Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu. Tercüme: Fethi Ülkü, Kültür Bakanlığı yayınları, Ank. 1983. S.145) (Gotthard jaschke, Yeni Türkiye’de İslâmlık, Türkçeye Terceme: Hayrullah Örs, Ank. 1972. S.29-30)</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Naci Yengin’in yazısı şöyle hıtâm buluyor:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Cumhuriyet devrimlerinden sadece birisi olan Mîlâdî takvimin kabûlüyle Türkiye Müslümanlarının 1000 yıllık islâmî geçmişiyle aralarına engeller konulmuş ve bundan böyle hıristiyan Noel kültürü halk arasında yaygınlık kazanarak Batılılaşma resmî devlet politikası hâlini almıştır. Hafta tatilleri Pazar gününe alınmış, 1935 yılında ise yahudilerin hafta tatilleri olan cumartesi günleri yarım gün tatil edilmiş, 1974 yılında cumartesi tatili tam güne çıkarılmıştır.”</em></strong> <span style="font-size: 14px;">(Şamil İslam Ansiklopedisi.)</span></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">O kadar câlib-i dikkat bir nokta ki, Naci Yengin bile:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Cumhuriyet devrimlerinden sadece birisi olan Mîlâdî takvimin kabûlüyle Türkiye Müslümanlarının 1000 yıllık islâmî geçmişiyle aralarına engeller konulmuş!&#8221;</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Derken; <em><strong>&#8220;Ehl-i Sünnet&#8221;</strong></em>  diyerek kendilerinden başka hiç kimseyi beğenmiyen bu <em><strong>&#8220;Evet Efendimci İflâsiye Erenleri!&#8221;  Avrupalı&#8217;nın, putperest, haçlı ve yahudi karması bir takvim ve yılbaşısının şer&#8217;an hiçbir mahzûru olmadığından kutlanıb kurtlanması ve putlanmasının&#8221;</strong></em> cevâzına, zerre kadar utanmadan <em><strong>&#8220;Fetvâlar uydurub&#8221;</strong> </em>çalkalamakda; ve kelimelere dansözlük yaptırarak o <em><strong>&#8220;ağlâlli ve nabza göre şerbet verme cambazlıklarıyla&#8221;</strong></em> Mukaddes İslâmiyyet&#8217;i yamultub kemirmektedirler&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Müslümanların zaman telâkkî ve disiplini, mehfur ve menhus <em><strong>haçlılaştırma devirimleri</strong></em> ile islâmî olmanın mutlak ma&#8217;nâda dışına sürüklenirken, bunlara tebaiyyetin verdiği (teşebbüh) marazından hiçbir acı duymıyan adam ve madamların, lâyık vasatda her geçen gün eridikleri, bunlar tarafından demek ki hiç hissedilmemektedir! Bunlar, her şeye  rağmen hâlâ hür değil de  esâret zincirleriyle forsa olarak yaşadıklarının farkında bile olamayıb, bundan hiçbir rahatsızlık da duymamaktadırlar! Tabii bu tiplerin, müslümanların mukaddes gün ve geceleri ile CUM’ANIN Seyyidü’l-Eyyâm olduğundan ma&#8217;nevî ve rûhî feyz alacaklarına da binnetîce ihtimâl verilemiyecekdir!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">18) Bugün binbir rezâlete bulanarak tes’îd edilen (Kutlanıb kurtlanan) Mîlâdî Yılbaşına, mücerred zaman mefhûmu içinde ve hiçbir dine âidiyyeti olmayan yani şiâr husûsiyyeti bulunmayan bir ma’nâ yükliyerek bakmak, islâmî îmân zâviyesinden kabûl edilemez. Hangi küfr ü fıskı temsîl etdiği apaçık ortada bulunan ve isbatlanan bir zamanı yani mîlâdî yılbaşını, alabildiğine ve dünya çapında pisleyen böyle bir şeytanlaşmayı, bu iğrenç vasıflarından ayırarak bir müslümanın <strong><em>“kutlama”</em></strong> imkânı yokdur, olamaz&#8230;. Binâenaleyh, bunca kokuşmuşluk, küfür, şirk ve fısk u fücûr içün gâvurun tahsîs ve ta’yîn etdiği bir zamanı, mücerret (zaman) başlangıcı olarak tezkiye etme imkânı olmadığı gibi; ona, <strong><em>“kutlayıcı”</em></strong> bir nazarla bakmak, bir müslümanın DÎNİNDE aslâ meşrûiyyet kazanamaz&#8230; Çünki bu, kendi mekânına, İslâmiyyet yerine nasrâniyyeti oturtarak, Merhum İskilibli&#8217;nin işâret buyurduğu <em><strong>&#8220;Millet-i İslâmiyye Hedefi&#8221;</strong></em> içün imhâ edici bir darbedir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Nice Kelâm-ı Kadîm âyetleri ve Ehâdis-i Şerîfe, milel-i gayr-i müslimeye<em><strong> &#8220;Dostluğu ve teşebbühü&#8221;</strong></em> sûret-i kat&#8217;iyyede yasaklarken, bu adam ve madamların hâl-i pürmelâli cidden perişanlıkdır&#8230; Bir müslüman, her 24 saatde en az 4o kere Fâtiha-ı Şerîfe&#8217;nin sonunda <em><strong>&#8220;Bizi ni&#8217;met verdiklerinin yoluna hidâyet eyle ğadab etdiklerinin (Yehûdîlerin) ve dalâletde olanların (Nasârânın=Hristiyanların) YOLUNA DEĞİL&#8221;</strong></em> diyecek; sonra da o yehûd ve nasaranın YOLUNA girib onlara benzeyecek, (teşebbüh) fazîhasını irtikâb edecek!.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Allâh&#8217;sız sistemler içinde, bu ne feci&#8217; ve korkunç bir eriyiş ve iptizâldır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bu iflâsiyye tâifesi iyice zıvanadan çıkmışa benziyor!. <em><strong>&#8220;Mağdûbi ve dâllîn&#8221;</strong></em> ifâdelerindekilerin sıratından (hayat tarzından ve onlara benzemekden) 15 asırdır müslümanlar şiddetle men&#8217; edilirken; 1963 yılından i&#8217;tibâren tam 54 yıl, Pensilvanya Kardinalinin yediği haltların, bundan çok mu büyük farkı vardır?. O da Vatikanın, Londra&#8217;nın, İsrâil&#8217;in ve CİA&#8217;nın YOLUNA giren <em><strong>&#8220;Mağdûbi ve dâllîn&#8221;</strong></em> ifâdelerindeki şebekelerinin (taşeronu) değil miydi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>Ğadab olunan ve dalâletde olanların</strong> <strong>YOLUNA</strong> <strong>girenler</strong></em>, 54 senedir gâvurun AB eşiğinde dilenci gibi bekletilib, bütün şeref ve haysiyetini neden ve nasıl pâyimâl ediyor!. İflâsiye gürûhu da onların YOLUNA girerse, olacağı bundan başkası değildir! <em><strong>&#8220;15 Temmuz 2016 Haçlı Seferi&#8221;</strong></em>nin arkasında Avrupa haçlılarının da olduğu riyâzî katiyyetle ortada olmasına rağmen, Makron denen Freng çocuğunun önünde, yerli adam ve madamlar, hâlâ onlara neredeyse romantik neşîdeler inşâd edecek manzaralar çizmediler mi?!. Osmanlıdaki asâlet ve şecâatın binde biri bile olsa, ona bile râzı olacağız! Onu rüyâlarda bile bir görebilsek, belki de yüreğimize biraz su serpilmiş olacakdır!&#8230;</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-family: georgia, palatino, serif;"><em><span style="font-size: 20px;"><strong>H.H. IŞIK ve A.BELLİ&#8217;DEN KORKUNÇ TAHRÎF, İFTİRÂ VE HAKÂRETLER&#8230;</strong></span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">19) Bu i’tibarla bazı DİB’çi, İlhâdiyyatçı ve Enverland cenâhının dogmalarıyla <strong><em>“hüviyeti=kimliği”</em></strong> kazınmış pırasasörlerin, <strong><em>“Durakda beklemeden her gelenin otobüsüne atlaması”</em></strong> kabilinden nabza göre şerbet verme karekteri, burada da kendisini göstermiş oluyor ki, bu, son derece vahim ve muhtell bir kalb ve beyin yapısını ortaya koyar! Gerçi mürşid tanıdıkları   ve madalyalarını <strong><em>“Said Efendi oğlu, Kimyâ Yüksek Mühendisi ve Eczâcı ve emekli öğretmen ve Albay H.H. Işık”</em></strong> şekliyle sayıb dökerek kendi kendisini allâme ilân ve reklâm eden müteveffâ, beşerî sistem, rejim ve doktrinleri islâmî göstermek fazîhasını da mürîdân ve tirîdânına vecd ü istiğrak gösterileriyle aşılamışdır! Adı geçen, bu cümleden olarak <strong><em>“Peygamberlik Nedir”</em></strong> adını verdiği gûyâ İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed-i Fârûk-ı Serhendî Rahmetullâhi Aleyh Hazretlerinden terceme (!) bir kitabçığıyla, Hâlık Teâlâ ve Mahlûkâtın hiddet ü ğadabını şiddete getirecek şu aşağıdaki cümleyi bile, zerre kadar utanmadan ve birilerinin taşeronu olarak, bu kitabçıkla dünyâya üfürebilmişdir:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“İslâmiyyet, ilm, ahlâk, doğruluk, adâlet üzerine dayanan TAM LİBERAL OLAN DEMOKRATİK BİR DEVLET KURMAKTADIR. Devleti, siyaset cambazlarının elinde oyuncak olmakdan korumakdadır.”  </em></strong><span style="font-size: 14px;">(Işık Kitabevi 1981, s. 58)</span></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İmâm-ı Rabbânî (Rahmetullâhi Aleyh) Hazretleri gibi (müceddid-i elf-i sânîye) söyletilen şu küfrü dalâlet karşısında adamın kanı donuyor!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Tam bir iflâsiye zırvası ki, buna göre vahy-i ilâhî, (hâşâ) kendini ve kendi içindeki <em><strong>(HÜKÛMET=DEVLET)</strong></em> şeklini beğenmiyor; ve bu noksânını <em><strong>&#8220;Beşerî liberal dembokrasi&#8221;</strong></em> denen necâsetin avn ü inâyetiyle ancak <strong><em>“Ekmeltü leküm dînekum”</em></strong> derecesine vâsıl olabiliyor!. Nâmütenâhî Hâşâ ve kellâ&#8230; Hakk Sübhânehû ve Teâlâ, dînini, hâşâ ve kellâ, insanların avn ü inâyeti ve yardımı ile ancak <strong><em>ekmel</em></strong> hâle getirib tamamlıyabiliyor!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>Al sana, beşer payandalı SÜBHÂN olan Allâh’ın Dîni!!!.</strong> </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Zerre kadar îmânı olan bir müslüman içün böyle herze ve hezeyanlar gaseyân etmek, mümkin değil, en doğrusu muhaldir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Tabii, mürşidi bu kabil adam ve kitabçıklar olan pırasasör takımları da, <strong><em>“Mîlâdî Yılbaşı”</em></strong> gibi her türlü küfr ü şirk ve fıska vesîle kılınan; ve papalık i&#8217;tikadları içinde takdîs edilerek şiâr ve remz yapılan ve böylece zamanı kokutan bir manzaranın, dolaylı da olsa, <strong><em>“Kutlanıb kurtlanmasını”</em></strong> câiz hükmüne bağlıyabiliyor! Bu kabil zırvalar, daha niceleriyle berâber, bu kliklere mahsûs yamuklukların husûsî bir manzarasıdır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">20) İslâmiyet’i, Lâyık dembokrasi küfr ü şirki olmadan selef-i salihîn hazerâtının çizgisinde kabûle yanaşamıyan bu kabil ikbâl hastası pırasasörler, <strong><em>kayınpederleri</em></strong> tarafından da hangi dembokrasi ve (vahy iptâli) altında yaşamışlardır, pek câlib-i dikkat olacağı içün bunu da kaydetmek mevkiindeyiz. Gûyâ <strong><em>“Müslüman hâkim”</em></strong> rütbesiyle verdiği bir kararın kitablaştırılarak, Bedir Yayınevi&#8217;nin müctehid püftüsü <strong><em>EYGİ</em></strong> tarafından da  <strong><em>“Tab’ edilmesi= basılması”</em></strong>  netîcesinde ortaya dökülenler, İslâm îmânını tuz ruhu ile dağlar ve eritir cinstendir.  O <strong><em>Abdülmecid Belli</em></strong> nâm hâkimin kendi kaleminden, buyrun Osmanlıya, Kur’an-ı Hakîm’e, İslâmiyyet’e ve dembokrasi şirkine cinnetlik bakışı:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“K—Ve nihâyet Osmanlılar Kur’ân-ı Kerîm’in BİR EMRİNE YANAŞMADILAR. DEMOKRASİ İLE İDÂRE EDİLMEK KUR’ÂN-I KERÎM’İN AÇIK EMRİ İKEN, BUNU TATBİK EDEMEDİLER. BUNUN NETÎCESİ VAHİM OLDU: İlk kudretli padişahları, zayıfları ta&#8217;kîb etdi.</em></strong> <em><span style="font-size: 14px;">(<u>BİZDEN</u>: Sanki bu kudretliler dembokrasiyi tatbik etmiş, paralamentoda Bizans tekfurları ile aynı çatı altında kânun yapmışlardı, hâşâ ve kellâ! Ne iğrenç küfr ü tenâkuz.)</span></em> <strong><em>HALBUKİ DEMOKRASİ İLE İDÂRE EDİLEBİLSELERDİ, DEVLETİN BAŞINDA LİYÂKATLİ OLANLAR EKSİK OLMAZDI.”</em></strong><span style="font-size: 14px;">   <span style="font-size: 12px;">(Adalet Mülkün Temelidir, Bedir yayınevi, Ahmed Said Matbaası, 1964, s. 156)</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Meğer Osmanlı ne <em><strong>&#8220;VAHİM&#8221;</strong></em> halt etmiş ki, <em><strong>&#8220;Kur’ânın EMRİ olan Dembokrasiyi&#8221;</strong></em> tatbîk etmemiş!!! Sonsuz kere hâşâ ve kellâ, Estağfirullâhe&#8217;l-Azîm&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bir insanda zerre kadar îmân ve hayâ olsa, böyle şeytânî satırları nasıl yazar; ve bunu <em><strong>kitab</strong> </em>diye de nasıl BASAR ve satıb <strong><em>“Helâl kazancım var!”</em></strong> diye de nasıl hava atar?!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Beştepe<em><strong> &#8220;Başdanışman veya dayışmanlarından&#8221;</strong> </em>Hayrettin Karaman da Âl-i İmrân Sûresinin 159. âyetinin meâlinden sonra aynen şunu yazabilmişdir: <em><strong>&#8220;Bu, Kur&#8217;an devletinin demokratik tarafıdır.&#8221; </strong><span style="font-size: 14px;">(Mukayeseli İ. Hukuku, 1974, s. 51)</span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">15 asırdır hiç bir tefsirde yer almayıb bu günün muharriflerinin Kur&#8217;an-ı Hakîm&#8217;e bile beşerî ve antik yunan aklının ifrâzâtı bir sistem olan dembokrasiyi <em><strong>TASDİKLETME CÜR&#8217;ETİ ve TUĞYÂNINA</strong></em> bakılırsa, asıl en büyük zarar ve  VEHÂMET, bu dîne <em><strong>&#8220;müslüman&#8221;</strong></em> görünenler tarafından verilmektedir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>Müslümanım</strong> </em>diyenlerin, nasıl ve hangi tür dine <strong><em>“Müslümanlık”</em></strong> diye taptıklarını, gerçek müslümanlar ömür sermâyeleri ellerinden gitmeden görmeli; ve îmânlarını her an buna göre <strong><em>TAZELEMELİDİRLER</em></strong>. <strong><em>“Lâ ilâhe&#8230;”</em></strong> diyememenin şu âlem-i kevn ü fesâd içre yaşadığımız bataklıkda, insanı hangi ebedî cehennem çukurlarına namzet yapdığı da dehşetle görülebilmelidir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Osmanlının, bilhassa Cennetmekân Abdülhamîd Hân Hazretlerinin <strong><em>“İdâre-i avam”</em></strong> diyerek semtine bile yaklaştırmadığı <em><strong>dembokrasi</strong> </em>necâseti, 1923’den itibâren doğrudan, 1946’dan beri de dolaylı yollardan, <strong><em>“liyâkatli ve ehlî”</em></strong> diktatör, ateist, zaleme, Allâh’a karşı terörist, decâcile ve cebâbire yetiştirmekden başka hiçbir halta da yaramadığı, artık riyâzî kat&#8217;iyyetle ortaya çıkmışdır&#8230; Yukarıdaki iktibaslarımız bunun apaçık delilleridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Böyle mürşidler (!) bu kabil echel kâim-i pederler ve inâsa taabbüd derecesinde onlarla içli dışlı Enverland ikliminde yetişib boy atan pırasasörler, işte bugün <strong><em>“Kutlayıcılık ve kurtlayıcılık”</em></strong> merhalesini de ihrâz ederek, seyr-i sülûk-ı rûhânîde kat’-ı merâtib eylemiş (!) ve mevcûd lâyık, kayık ve gayr-i ayık rejimlerin dalkavukları arasında boy atar oluvermişlerdir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">21) Her Mîlâdî Yılbaşı rezilliğine (Haçlı Kıymetlerine) iştirâk ve onu tes’îd etmek (kutlamak), islâmî YILBAŞI olan Mukaddes ve Muazzez<strong><em> (1 MUHARREM’İ)</em></strong> ademe mahkûm etmek fazîhasını da beraberinde taşır. Buna, cerbeze ahlâksızlığı ile mücerred <em><strong>&#8220;zaman başlangıcını kutluyoruz&#8221;</strong></em> kılıfını geçiren soytarılar, aynı piç mantıkla şöyle de diyebilirler:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Hılâfetin mukâbil ve muâdili olan DİB’i de kutluyoruz; 1000 yıllık Müslüman Elifbasının mukâbil ve muâdili olan lâtin keferesinin ALFABETA’sını da kutluyoruz; Çarşafın mukâbil giyim tarzı olan dekolte kıyâfetleri de &#8220;kedicikleri kutlayan Boktar&#8221; gibi  kutluyoruz; medreselerin mukâbili olan karma (muhtalıt) ta’lim terbiyeyi (!) de kutluyoruz; sarığın mukâbili olan oturak şapkayı; dergâh ve tekkelerin muâdili olan mason localarını; namazdaki rükû’un muâdili olan mozolede çelenk bırakırkenki dömelişi de; ticâretin mukabili olan fâizi de; haremin mukâbili olan Manukyan kadın satış hücrelerini de; gül şerbetinin mukâbili olan rakının içilmesini de; müsâbakanın mukâbil ve muâdili olan Yılbaşı MİLLÎ piyango çekilişini de; Şer’î hükûmet (Hılâfet) nizâmının mukâbil ve muâdili olan lâyık, kayık ve gayr-i ayık dembokratik cumbokrasiyi de KUTLUYORUZ!”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bunları da kendi piç mantıklarına söyletebilirler ki, zâten bir sonraki durak da burasıdır!. Hatta bunları söyliyen nice kamalist müşrikler zâten piyasada bol miktarda mevcuddur&#8230;</span><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"> İngiliz projesi (altı .oklu) pırtı, kamalist gürûh ve ulusallamacı ateist tâife ve nihâyet <strong><em>“YERLİ VE MİLLÎ”</em></strong> yaftasıyla göz küllemeci iktidâr sevdâlısı cebhe, bütün mevcûdiyyetleri ile DİMDİK ayakta (!) olub, bu sıraladıklarımızı 94 yıldır zaten avazları çıkdığı kadar bağırıb söylüyorlar!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İş, Enverland mürîdân ve tirîdânın da bunlara iltihâkına kalmışdır ki, şimdi bu <strong><em>“Evrilme, çevrilme”</em></strong> ve bilmem ne faslı başlıyor diyebiliriz!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">22) Son sözü, Büyük Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin, <em>&#8220;<strong>uydurma</strong>&#8220;</em> diyerek hayâsızca hakâret ve iftirâ etdikleri Muhalled <span style="text-decoration: underline;"><strong><em>Tefsîrine</em> </strong></span>söyletelim:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Mü&#8217;min-i Muvahhid olmak içün Allâh’a îmândan evvel küfre TEVBE ETMEK ŞARTDIR. Bu tevbenin şartı da, TÂĞÛTLARI ASLÂ TANIMAMAYA AZMEYLEMEKDİR.” </em></strong><span style="font-size: 14px;"><em>(Tab&#8217;-ı Evvel 1936, c. 2, s. 871)</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Bir diğer cümle:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Kâfirler üç kısımdır. Bir kısmı, Allâh’a azçok inansa bile, AYNI ZAMANDA TÂĞÛTLARA DA İNANIRLAR.”  </em></strong><span style="font-size: 14px;"><em>(c.2</em></span></span><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 14px;"><em>, s.875)</em></span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;İnsanın cem&#8217;iyyetsiz, emirsiz ve nehiysiz yaşaması kâbil olmadığından ALLÂH&#8217;ın teklîfini ve ALLÂH&#8217;ın emirlerini dinlemiyenler, behemahâl TÂĞÛTLARIN emirlerine mahkûm olacaklardır.&#8221; </strong><span style="font-size: 14px;">(c.2, s.876)</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Görmedin mi ALLÂH kendisine mülk yani DEVLET VE HÜKÜMDARLIK verdiği içün mağrûr olarak&#8211;veya hükümdarlığının şükrânını</strong><strong> ma&#8217;kûs bir sûretde küfrân ile edâya kalkışarak&#8211;Halîlullâh olan İbrâhim&#8217;e rabbı hakkında muhâcce eden (galebe etmek zu&#8217;miyle) münâzaraya çıkışan o TÂĞÛTA&#8211;o NEMRUDA&#8211;baksan a&#8230;!&#8221; </strong><span style="font-size: 14px;">(c.2, s.877)</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Kendilerini KÂNÛN-I HAKKIN FEVKİNDE tanımak istiyen ve emr ü irâdeleriyle hakk u hakîkatı TAĞYÎR eylemek SEVDÂSINDA bulunanlar, herhâlde sille-i HAKKIN DARBESİNE MAHKÛMDURLAR. Tebaalarıyla berâber kendilerini de zulümâta sürükler ve UÇURUMLARDAN YUVARLANIR, DEREKÂT-I NÂRA TIKILIRLAR&#8230;&#8230; Şübhe yok, MÜLK Ü HÜKÛMET pek büyük bir ni&#8217;met-i ilâhiyyedir. Fakat insanlar, kendilerini bunun sâhib-i aslî ve hakîkîsi değil, sâhib-i niyâbî ve mecâzîsi bilmelidirler. Nemrûd bunu, böyle tanımadığı içün hidâyet-i ilâhiyyeden mahrûm zâlimlerden oldu.&#8221;  </strong><span style="font-size: 14px;">(c.2, s.879)</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;İctihad kapısı açılsın&#8221;</strong> diyerek İslâmiyet&#8217;i değiştirmek veya teşehhîlerini <strong>&#8220;İslâmiyyet&#8221;</strong>miş gibi insanlara zorlamak ve gözlerini <strong>&#8220;tanrılığa dikenler&#8221; </strong>istiyenler içün de, Müfessir merhûm şöyle buyurmaktadır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;İnsanlar da ber muktezâ-yı fıtrat, bidâyetde cemaat-ı vâhide idi. Sonradan ihtilâf etdiler de (&#8230;&#8230;&#8230;..) Allâh, hakka itaatin ve vifâkın sevâbını müjdeler, muhâlefet ü ısyânın ıkâbını anlatarak korkutur Peygamberler gönderdi&#8211; (&#8230;&#8230;..) ve bunlarla berâber Hakka müteallik kitâb da indirdi ki (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;) insanlar arasında ihtilâf etdikleri hususda hâkim olsun, nizâı ve haksızlığı kaldırıb ihkâk-ı hakk etsin.&#8211;&#8230;.. beynennâs ihtilâfâtda KİTÂB-I HAKK ile hükmolunsun, İCRÂ-YI HÜKÛMET edilsin demek olur.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Kitâb-ı Hakk ile hükmetmek şöyle dursun, 1908&#8217;den i&#8217;tibâren peydahlananlar, Kitâb ile hükmetmeyi yasak bile eyleyib, <em><strong>&#8220;Kıblemiz Batı Gâvurluğu ve onların kânûn ve hayat tarzlarıdır&#8221;</strong></em> dediler ve <em>MİLLETİ (ulus)</em> hâline getirib Garb&#8217;ın oyuncağı ve kölesi yapdılar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Ve her iki halde, HÜKM Ü HÜKÛMETİN HİKMET Ü GÂYESİ, VAZ&#8217;-I HAKK DEĞİL, HAKKA TEVFÎKAN REF&#8217;-İ İHTİLÂF VE TE&#8217;SÎS-İ MÜSÂLEMET OLDUĞU anlaşılır.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Hükm ü hükûmetin gâyesi beşerî kânun ve sistemler uydurarak şeytânı rehber edinmek değilken; 1908&#8217;den i&#8217;tibâren kıbleleri Batı olunca,<em><strong> parti-pırtılı sistemlere geçib</strong></em> <em>TAM TERSİNE MÜSÂLEMETİ REF&#8217; VE İHTİLÂFLARI TE&#8217;SÎS EYLEMEK OLMUŞ</em> memleketin altı üstüne getirilerek, ahlâksızlığın bin çeşidi alenîleştirilmiş, hatta <em><strong>&#8220;millî ve yerli&#8221;</strong></em> patentine kavuşturulmuşdur!. &#8230; Bugün milletin temel taşları olan <em><strong>(DÎN, DİYÂNET, İDÂRE, ÂİLE, TÂRİH, ÖRF, EDEBİYÂT, HURÛFAT GİBİ KAT&#8217;İYYEN VAZGEÇİLMEZLERE KADAR)</strong></em> her müsbet nokta, tahrîb ve tahrîf bombardımanına uğratılmaktadır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Sonra insanlar bu Kitâb-ı münzelde de ihtilâf etdiler&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Eğer bu ihtilâf, nass u beyyine bulunmıyan, nassda meskûtün anh kalan </strong>(sükût geçilen) <strong>husûsâtda edille-i gayr-i beyyine ile taharri-i hakk içün olsa idi, ihtilâf-ı nâsı mümkin olduğu kadar azaltacak MEŞRÛ&#8217; BİR İCTİHÂD OLABİLİRDİ. Lâkin bunlar böyle yapmadılar, beyyineler geldikden sonra MEVRÎD-İ NASSDA İHTİLÂF ETDİLER. HALBUKİ MEVRÎD-İ NASSDA İCTİHÂDA MESÂĞ YOKDUR. Ve bu gibi nusûsdan </strong>(nasslardan) <strong>dolayıdır ki bu KÂİDE, İLM-İ FIKHIN KAVÂİD-İ KÜLLİYESİNDEN </strong>(Ana kâidelerinden) <strong>BİRİNİ TEŞKÎL ETMİŞDİR. MEVRÎD-İ NASSDA </strong>(Kitâb, Sünnet ve İcmâ&#8217; ile sâbit esaslarda)<strong> İCTİHÂD, FERDLER TARAFINDAN KÂNÛN-I HAKK HILÂFINA RE&#8217;SEN BİR TEŞRİ&#8217;DİR. BU İSE, HAKKA TEVFÎKAN REF&#8217;-İ İHTİLÂF DEĞİL, VAZ&#8217;-I HILÂFDIR. </strong>(İhtilâfı yok etmek değil, tam tersine onu yerleştirmek tahkîm etmekdir.)<strong> Bu sûretle Ehl-i Kitâb, nâsın, hubb-i dünyâ ile nizâ&#8217; ü ihtilâfına bihakkın hâkim olmak içün bahşedilmiş bulunan Kitâb-ı Hakk&#8217;ın nusûs u beyyinâtına karşı BAĞY Ü TECÂVÜZLE YENİDEN İHTİLÂFLAR ÇIKARARAK NÂSI, TEŞVÎŞE </strong>(kafalarını ve îmânlarını karıştırmıya ve bulandırmıya) <strong>DÜŞÜRDÜLER. HUKÛK PÂYİMÂL OLDU, AHLÂK VE NİZÂM-I İCTİMÂÎ BOZULDU, Nİ&#8217;METLER ZEVÂL BULDU, HÂTIR Ü HAYÂLE GELMEZ BELÂLARA GİRİFTÂR OLDULAR&#8230;&#8230; Mebde-i beşeriyyetden bi&#8217;set-i Muhammediyye&#8217;ye kadar güzerân olan </strong>(geçen)<strong> târîh-i beşerin, bir İCMÂLİ olan bu ÂYET-İ CELÎLE, fıtrat-ı beşerin, emr-i nübüvvetin, menâbi-i hukûkun </strong>(hukûkun kaynaklarının)<strong>, hikmet-i teşrîin, İCRÂ-YI HÜKÛMETİN, KÜNH-İ ESRÂRINI mutazammın BÜYÜK BİR İLM-İ İCTİMÂÎ ESÂSÂTINI MUHTEVÎDİR.&#8221; </strong><span style="font-size: 14px;">(c.2, s.742-743)</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Beyyinâtın vürûdundan sonra ihtilâf edenler ve KİTÂBULLÂH&#8217;a îmân etmiyenler aleyhinde vârid olan âyâtın, mevrîd-i nassda ictihâda mesâğ olmadığını gösterdikleri ve daha açıkcası NASS KARŞISINDA İCTİHÂD, EMR-İ İLÂHÎ KARŞISINDA RE&#8217;Y Ü KIYÂS İLE ISYÂN EDEN MEL&#8217;ÛN İBLİSİN HÂLİ OLDUĞU MA&#8217;LÛMDUR.&#8221; </strong><span style="font-size: 14px;">(c.2, s. 1216)</span></em></p>
<p>Beştepe müctehidlerinden (!) Haltettin Karemonlis ise bunların tam tersini yazıyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Mecelle, &#8220;mevrîd-i nassda ictihâda mesâğ yokdur&#8221; derken şübhesiz İCTİHADI ÇOK DAR BİR ÇERÇEVE İÇİNDE MÜTÂLÂA ETMİŞ OLMAKTADIR.&#8221; </strong><span style="font-size: 14px;">(D.İ.Başkanlığı Yayınları, İslâm Hukukunda İctihad, 1975, s.13)</span></em></p>
<p style="text-align: justify;">Adam, <em><strong>&#8220;Kitâb, Sünnet ve İcmâ&#8217; ile sâbit hüküm ve haberleri bile değiştirecek şekilde ictihâd yapabilmeliyiz&#8221;</strong> </em>diyor! <em><strong>&#8220;Ne sünnî ne şiiyiz, ictihad kapısı açılmalıdır&#8221;</strong></em> demeye kadar iş böylece getirildi! Ve: <em><strong>&#8220;14-15 asır evvelki hükümleri kalkıb bugün tatbîk edemezsin, yok öyle şey!&#8221;</strong></em> deme nutuklarına kadar da dayandı! <em><strong>&#8220;Osmanlı Müfessirlerinin DÎNİ ile bugünkülerin religionları arasında sonsuz fark vardır&#8221;</strong></em> derken, ne kadar doğru söylenildiği işte böyle vesîkalarla tevsîk edilebilmektedir&#8230; Halbuki, dîni ve mezhebi GENİŞ olanlar içün <em><strong>&#8220;ictihad kapısı gece karanlığında bile ardına kadar açıkdır&#8221;</strong></em>; ve  her istiyen o kapıdan istediği zaman girer, her istediği odaya, en mahrem yerlere, yatak odalarına bile oturub yatabilir, dolaşıb el atabilir!</p>
<p>Gene Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinden:</p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em> &#8220;Îmân, ızhâr-ı hakdır. Hakk-ı sarîhi ketmetmek küfürdür.&#8221;</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bizim, îmânlı, ahlâklı, şerefli, haysiyetli, ciddî, nâmuslu, iffetli ve hayâlı selefimizden emânet aldığımız aziz dînimiz ise böyle der&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdiki uydurma ulus ve onların <em><strong>&#8220;Bilgin ve pırasasörleri, politikacı ve DİB&#8217;işçileri;  ilhadiyatçı ve cübbeli-cübbelâ takımları, v.s.&#8221;</strong></em>  <em><strong>&#8220;Hakk-ı sarîhi ketmetmek içün&#8221;</strong></em> maaş ve okşanma peşindedirler! Bunun içün de başları <em><strong>&#8220;belâdan&#8221;</strong></em> bir türlü kurtulmaz!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Cüceler ile ye’cüc me’cüc tipli maskaralar, <em><strong>&#8220;kâfire kâfir&#8221;</strong></em> demeyi reddederek, Kelâm-ı Kadîm&#8217;in bu temellerini dinamitlemekde ve bu yoldaki mü&#8217;minlerin isim ve sıfatlarına <strong><em>“Tekfirci”</em></strong> iftirâsı bulaştırarak, sanki  dünyâda hiç kefere olmadığını; hele Osmanlı bakiyesi mallar arasında hiç bozulmuş, çürümüş ve mürtedd olarak leş hâline gelmiş mal bulunamıyacağını üfürür dururlar ki, bu da, bu münkirlerin <strong><em><u>yaraları olub gocunmalarından</u></em></strong> ileri gelmektedir!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Keyiflerine göre dîn îcâd edenler, kendi beşerî dinlerini, hangi kefere ve fecerenin kânûn ve şeytanlıklarına oturturlarsa oturtsunlar!. Biz, Allâh Rasûlü Aleyhisselâm Efendimiz Hazretleri ile başlıyan ve günümüze kadar binbir dikkat, hassâsiyet ve çile ile gelen 15 ASIRLIK (Edille-i Erbaaya) îmân eder; ve Müctehid İmamlarımızın rehberliğinde, <strong><em>“TÂĞÛTLARI ASLÂ TANIMAMAYA AZMEDEREK”</em></strong> yaşamaya devâm ederiz&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Vesselâmü alâ meni&#8217;t-tebeal Hüdâ&#8230;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İntişârı: 02.01.2018 / 23:58:05 (tt.)</span></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&amp;linkname=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fmehemmed-saffet%2Fmiladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html&#038;title=M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%20Hristiy%C3%A2n%C3%AE%20K%C4%B1ymet%20Olub%20%C4%B0sl%C3%A2m%E2%80%99a%20Savletdir%E2%80%A6Mehemmed%20SAFFET" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/mehemmed-saffet/miladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html" data-a2a-title="Mîlâdî Yılbaşı Hristiyânî Kıymet Olub İslâm’a Savletdir…Mehemmed SAFFET"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/mehemmed-saffet/miladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html">Mîlâdî Yılbaşı Hristiyânî Kıymet Olub İslâm&#8217;a Savletdir&#8230;&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mehemmed SAFFET&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/mehemmed-saffet/miladi-yilbasi-hristiyani-kiymet-olub-islama-savletdir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-3- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 05:10:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed ZIYÂ]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[mîlâdî gregoryen takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[noel]]></category>
		<category><![CDATA[Papa Silvester]]></category>
		<category><![CDATA[silvester]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5363</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ne hikmetse yılbaşı bayramını temize çıkarma telaşını her yerde görür olduk. Noel’in, Hristiyan bayramı olduğunu söyleyebilenler, maalesef</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html">-3- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>NOEL, YILBAŞI, SİLVESTER VE MÎLÂDÎ TAKVİM REZÂLETİ</u></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><u>3</u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><strong><u>Ahmed ZIYÂ</u></strong></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>HRISTİYANLAR YILBAŞINA NEDEN BİR PAPA’NIN ADINI KOYMUŞ?</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ne hikmetse yılbaşı bayramını temize çıkarma telaşını her yerde görür olduk. Noel’in, Hristiyan bayramı olduğunu söyleyebilenler, maalesef <strong>“yılbaşı kutlamanın ma’sûm olduğunu”</strong> iddiâ edebiliyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Noel ile yılbaşının birbirinden farklı iki bayram olduğu doğrudur. İkisi de aslen putperestlerin âdeti olduğu için, kilisenin <strong>“reformuna”</strong> uğrayıb hrıstiyanlaştırılmaya çalışılmışdır. Kilise, <strong>“noel” </strong>için bu çabalarında büyük kısmıyla muvaffak olurken,<strong> “yılbaşı” </strong>için istediği muvaffakıyyeti elde edememişdir. Buna rağmen yapdığı <strong>“reformlar”</strong> hâlen mer’iyyetde (=yürürlükde) olub, canlı tutulmaya çalışılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kilisenin bu çabalarını batı kaynakları şöyle anlatır:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“1582 yılında, kilisenin liderliğini yapan <strong>“Papa XIII. Gregory”</strong> tarafından hazırlanan yeni takvimde, o, <strong>“yılın son gününü 31 Aralık’a sabitlemişdir”</strong>. </em>[31 Aralık kilise için mühim bir târihdir.]<em> Zîrâ, 335 yılına kadar Roma’da kilisenin liderliğini yapmış [ve çok kıymet verdikleri papaları], <strong>Papa</strong> <strong>I. Silvester</strong>, 31 Aralık 314’de papa seçilmiş ve tam 21 yıl sonra, yine 31 Aralık 335 gününde ölmüşdür. Bu sebeble 31 Aralık gününü, zamânın en meşhur kilise liderlerinden biri olan ve bu arada <strong>“kanonize”</strong> (=resmî olarak azîz îlân) edilmiş olan <strong>Papa</strong> <strong>I. Silvester</strong>’in, <strong>“anma ve isim günü”</strong> ve <strong>“yılın son günü”</strong> kabul edilip her sene kendisini tes’id etmeye başlamışlardır.”</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>31 Aralık gününe <strong>“Papa I. Silvester”</strong>in ismini verme hâdisesi litürjik menşe&#8217;li (=</em><em><strong>Litürji</strong></em>, özellikle Hristiyanlıkta, halka açık dinî ibadetlerin (ayinlerin) nasıl yapılacağını belirleyen formlar (metot ve prosedürler) bütünü. Bu formlara uygun olarak düzenlenmiş ayinlere de <em><strong>litürji</strong></em> denir. <em><strong>Litürji </strong></em>sözcüğü özel isim olarak bilhassa Ortodoks Kilisesindeki Efkaristiya (Ekmek şarap ayini) manasında kullanılır. ) <a href="#_edn1" name="_ednref1"><em><strong>[1]</strong></em></a><em> olsa bile, Silvester bayramı, o zaman da bugün de kilise bayramından ziyâde putperestlerin bir bayramıdır. Çünki Roma’daki kilise, uzun bir süre, halkın, </em>[putperestlikden kalma âdetleriyle]<em> yılın başka hiçbir gününde yapmadıkları şekilde dans edip, yiyip içerek, bayram etmelerine mâni’ olmak için boğuşmuşdur. Bu sebeble <strong>1 Ocak</strong> gününü, halkı ibâdet ettirme umuduyla, <strong>“Tevbe ve Oruç günü”</strong> olarak dayatmış, fakat muvaffak olamamışdır.”</em><a href="#_edn2" name="_ednref2">[2]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Burada da görüldüğü gibi kilise, Hristiyan halkının putperest âdetleriyle bayram etmesinden rahatsızlık duyarak, mâni olmak için elinden geleni yapmış olmasına rağmen, halk, putperestlik ve Hristiyanlığı birbirine <strong>“telbîs”</strong> ederek bayramlarını icrâ etmeye devâm edegelmişdir…</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>ÖLÜMÜNDEN 1.247 YIL SONRA HATIRLANAN PAPA I. SİLVESTER KİMDİR?</u></strong></p>
<div id="attachment_5369" style="width: 178px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5369" class="wp-image-5369" src="http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/papst_i_silvester-e1515271969974-108x150.jpg" alt="" width="168" height="234" srcset="http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/papst_i_silvester-e1515271969974-108x150.jpg 108w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/papst_i_silvester-e1515271969974-105x146.jpg 105w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/papst_i_silvester-e1515271969974-36x50.jpg 36w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/papst_i_silvester-e1515271969974-54x75.jpg 54w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/papst_i_silvester-e1515271969974.jpg 166w" sizes="(max-width: 168px) 100vw, 168px" /><p id="caption-attachment-5369" class="wp-caption-text">Papa I. Silvester,   Wikipedia</p></div>
<p style="text-align: justify;">Hristiyan âlemi için, yılın son gününe ismini verecek kıymeti hâiz bu papa kimdir? Ne yapmışdır ki bu kadar meşhur edilmişdir? Türkçe kaynaklarda hakkında pek ma’lûmât bulamadığımız bu papayı, yine batılı kaynaklardan araştırıp okuyalım derken, karşımıza Berthold Seewald’in kaleme aldığı: <strong>“Silvester &#8211; Devasa Sahtekarlıkların Kilit Şâhidlerinden Biri”</strong> serlevhalı makâlesine rastladık. Ehemmiyetine binâen ba’zı yerlerinden terceme ile iktibâs yapmakda fâide gördük:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Silvester &#8211; neredeyse hiç, yüksek siyâset, entrika ve acımasız güç kullanımı ile hatırlanmaz! Bununla beraber, 314-335 yılları arasında hüküm süren <strong><u>“Papa I. Silvester”in adı, tüm zamanların</u></strong><u> <strong>en te’sirli sahtekârlığı için yaşatılır</strong>: “<strong>Constantutum Constantini”</strong></u>, </em>[bu hâdise] <em>daha çok <strong>&#8220;Konstantin’in Bağışı”</strong> olarak bilinir.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“İmparator Konstantin’in, kendisini cüzzamdan iyileştirdiği için, Papa I. Silvester’e büyük hâkimiyyet (=egemenlik) hakları devretdiği söylenir. Bu <strong>“Konstantin’in Bağışı”</strong> yüzlerce yıldır Vatikan’ın temel kânunu olmuşdur.”<a href="#_edn3" name="_ednref3"><strong>[3]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">Makâlede, <strong>“Konstantin’in Bağışı” </strong>adı altında dönen entrikalar, bu uğurda verilen savaşlar, akıtılan kanlar, teferruatlı bir şekilde anlatıldıktan sonra:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Vatikan, <strong>Papa Silvester’i</strong> kendi usulünce taltif etdi. Kendisini <strong>“martyrium”</strong>a (=</em>Martyrium: Kişinin dînî veya siyâsî inancı doğrultusunda çekdiği sıkıntılar neticesinde ölmesine denir.)<em> uğramamış olan ilk papa olarak kutsadı. (…) <strong>&#8220;Papa Silvester&#8221;</strong>, sonraki nesiller tarafından, onun adının karıştırıldığı kavgalardan uzak kabul edilir. Kendisi bir Aziz olarak ciddî ve çok mühim bir vazîfeyi üstlenir: Evcil hayvanların koruyucu azizidir ve onlar için iyi hasat yapılmasını sağlar.” </em></p>
<p style="text-align: justify;">Diyerek bitiriyor&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>SİLVESTER YANİ YILBAŞINDA YAPILAN PUTPEREST ÂDETLERİ</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Yılbaşı bayramında”</strong> yani <strong>“Silvester”</strong>de,<strong> “noel”</strong>de de olduğu gibi yapılan birçok âdet vardır. Bunların Türkiya’da tanınmış olanlarını ele alacak olursak, âile ve dostlarla bir araya toplanarak eğlenmek, gece yarısı olduğunda sessizliği havâî fişek ve çatapatlarla bozup gürültü çıkarmak, kurşun veya kahve falına baktırmak, son saniyeleri geriden saymak gibi… Hepsinin Roma putperestliğinde yapılış sebebleri vardır… Bunları tek tek yazmayacağız… Bilhassa en meşhurlarından biri, 31 Aralık’ın bitip, 1 Ocak’ın başladığının belirtisi olan <strong>“avrupâî”</strong> saatlerin 00:00&#8217;ı gösterir göstermez gecenin sessizliği ve karanlığını havâî fişeklerle bozmalarının sebebi de putperest âdetlerine dayanıyor. Bâtıl Batı’nın kaynaklarından okumaya devam edelim:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Yılbaşı gecesi putperest bir geçmişe sahiptir ve pek çok görenek ve bâtıl inançla bağlantılıdır. Bir zamanlar, Germen kavimleri tarafından, kötü ruh ve iblisler ışık ve gürültülü alaylarla sürülürdü. Bugün, bütün dünyada bu geleneğin yerini giderek daha masraflı bir şekilde havai fişekler alıyor.”<a href="#_edn4" name="_ednref4">[4]</a></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“… Germen kavimleri, korkunç savaş tanrısı Wotan’ın bilhassa yılın en karanlık zamanında tahribât yapdığına inanırlardı. 31 Aralık, husûsan çok uzun ve karanlık olan gecelerin tam ortasındadır. Germenler, Wotan’ın o gece vahşî hayâlet ordusuyla gökyüzünde uçduğuna inanırdı.”<a href="#_edn5" name="_ednref5">[5]</a></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu tanrının gadabından korunmak için Germenler gecenin sessizliğini ahşap tekerlek yakarak ve aşırı ses çıkararak korunmaya çalışdıkları ve bu âdet yüzünden <strong>“bugün, yalnız Almanya’da havâî fişek ve başka gürültü ve ışık çıkaran malzemeler için takriben 100 milyon Euro isrâf edildiği” </strong>aynı kaynakda bahsediliyor..</p>
<p style="text-align: justify;">Yılbaşı <strong>“kutlamalarının”</strong> putperest bir âdet olduğu birçok Batı kaynağında bahsedilirken, bu <strong>“kutlamalarda”</strong> yapılanların, eğlenme şekline kadar, maalesef Türkiya tarafından da taklid ediliyor olması esef vericidir… Onlardan ba’zıları: Kurşun döktürerek, kartlar veya kahve falıyla istikbâli görme çabaları, TV’lerde yılbaşına has programlar, <strong>“Cumhûrbaşkanı”</strong> tarafından <strong>“yeni yıl ulusa sesleniş mesajı”</strong> yayınlamak gibi…</p>
<div id="attachment_5380" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-5380" class="wp-image-5380 size-medium" src="http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/noel-ayini-turkiya-e1515273058557-300x168.jpeg" alt="" width="300" height="168" srcset="http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/noel-ayini-turkiya-e1515273058557-300x168.jpeg 300w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/noel-ayini-turkiya-e1515273058557-150x84.jpeg 150w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/noel-ayini-turkiya-e1515273058557-260x146.jpeg 260w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/noel-ayini-turkiya-e1515273058557-50x28.jpeg 50w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/noel-ayini-turkiya-e1515273058557-134x75.jpeg 134w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2018/01/noel-ayini-turkiya-e1515273058557.jpeg 606w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-5380" class="wp-caption-text">İstanbul Beyoğlu’ndaki St. Antuan Kilisesi’nde Noel ayini / Milliyet</p></div>
<p style="text-align: justify;">İlâveten Hristiyan âleminde o gece, yeni yıla <strong>&#8220;hoş geldin&#8221;</strong> demek için, kiliselerde <strong>“gece yarısı ibâdetleri / âyinleri”</strong> yapılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiya’da meşhur olmamakla birlikde, Almanya’da yılbaşı gecesi, ya’ni <strong>“Silvester”</strong> için birbirlerine <strong>“Guten Rutsch”</strong> (=“iyi kaymalar”) derler. … Bunun da kaynağına inen bir alman sitesine rastladım ki, orada muharrir, bu âdetin <strong>yahûdîlerden</strong> geçmiş olabileceğini şöyle îzâh ediyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“&#8230;Bu ifâdenin kaynağı, muhtemelen İbranice’den geliyor. Yahudi geleneklerine göre, Yeni Yıl “Rosch ha schana” olarak adlandırıyor ve kelimenin tam manasıyla “yılın iyi bir başı” demek oluyor.”<a href="#_edn6" name="_ednref6">[6]</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İhtilâflı olmasına rağmen dikkate alınmasında faide gördüğümüz bu âdetin yapılış sebebi bu noktasıyla da Yahûdîlere dayandığına göre, <strong>“Silvester”</strong> denilen bu <strong>“Yılbaşı”</strong> gecesi rezaletinin köklerinde, putperestlik, Yahûdîlik ve Hristiyanlık vardır…</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>“KİM BİR KAVME BENZERSE O ONLARDANDIR!”</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Server-i Kâinât Alâ Ekmeli’t-Tahıyyât, Habîbullâh ve Rasûlullâh Sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri:</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 24px;">من تشبه بقوم فهو منهم </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> “- Kim bir kavme benzerse o onlardandır!” </strong>[Ebu Davud, Libas 4] (Sadaka Rasûlullâhi Sallallâhu aleyhi ve sellem…)</p>
<p style="text-align: justify;">Diye buyururken <strong>“yılbaşı kutlamalarını”</strong> tezkiye etmek çok büyük ve tehlikeli bir <strong>“cinâyetdir”</strong>. İşin en vahîm tarafı ise bu <strong>“cinâyetin”</strong>, kendilerini İslâm’a nisbet eden, ve:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- </strong><strong>Bu sitemizi, Ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetli eserlerini kaynak alarak, Ehl-i sünnet itikadına uygun olarak hazırladık.</strong><strong> …”<a href="#_edn7" name="_ednref7">[7]</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Diyerek yazmaya başlayıp, <strong>“Osman Ünlü”</strong> imzâsıyla bitirilen <strong>“Hakkımızda-Açıklama”</strong> metninde kendilerini Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat’e nisbet eden câmiâ tarafından yapılıyor olmasıdır. Hüseyin Hilmi Işık müdâvimleri tarafından yönetildiği apaçık ma’lûm olan <strong>“dinimizislam.com”</strong> sitesinde bu hatâ, <strong>“Noel ve Yılbaşı” </strong>ile alâkalı çeşitli suallere verilen fetvalarla birçok kere şöyle tekrârlanmış:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“-Noeli kutlamak asla caiz değildir. <strong>Bir zaruret olursa, caiz olur.</strong> Mesela devletlerarası protokolde zaruret olduğu için kutlamak caiz olur. Fakat, Noel ile ilgisi olmayan <strong>yılbaşında bir Müslümana tebrik kartı yazıp, yeni bir yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek günah değildir. Yahut, (yeni yılın kutlu olsun) diyene, (seninki de kutlu olsun) demek günah olmaz.</strong> Bu inceliği anlamalıdır!”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Diyebilmekde ve:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“- Yılbaşında hristiyanlara tebrik kartı yazmak caiz mi?”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Suâline,</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“- Yılbaşı için caiz, </strong>Noel için caiz değildir.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Ve,</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“- <strong>Yılbaşında</strong> bazı aileler evlerinde TV izleyip, aile efradıyla oturup vakit geçiriyorlar, yiyip içiyorlar. Bunlardan haram işleyenlerin (mesela içki içen oynayıp zıplayan, piyango çeken, tombala oynayan falan) <strong>kâfir olma tehlikesi var mıdır?</strong> Bunları yapmadan normal aile görüşmelerini bu güne denk getirmenin bir mahzuru olur mu?</em></p>
<p style="text-align: justify;">Suâline,</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“- Kâfir olmak, niyete bağlıdır. Kâfirlerin Noelini kutlamak niyetiyle ise küfür olur. <strong>Yılbaşı eğlencesi şeklinde olursa küfür olmaz</strong>. Elbette içki, kumar ise zaten haramdır.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Cevâbını vermekdedir. Ve yine,</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“- Yılbaşını yeni yıl geldi diye kutlayan, hediyeleşen, sevinen Müslüman kâfir olur mu?”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Sûâline,</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“- Niyetleri önemli, <strong>yeni bir yıl geldi diye</strong> <strong>sevinip hediyeleşirlerse küfür olmaz.”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Diyerek mes’eleye ne kadar vâkıf olduğunu isbât etmişdir. Ve:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“- Yılbaşı ve Noel’i kutlamak, miladi yeni yıl için tebrik kartı satmak, yeni yıl için tebrik kartı göndermek caiz midir?”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Suâline,</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“- Yılbaşıyla Noel farklıdır. Noel, Hristiyanların dini bayramıdır. Noel’i kutlamak kesinlikle caiz olmaz. <strong>Bir zaruret olursa, mesela, devletlerarası protokolde zaruret olduğu için, kutlamak caiz olur</strong>. Bir ihtiyaç olunca, yeni yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek veya (Yeni yılın kutlu olsun) diyene (Seninki de kutlu olsun) demek <strong>caizdir</strong>, fakat bu geceye farklı muamele etmemeli, her gece ne yapılıyorsa onları yapmalı. Mesela bu gece, evi çamla süslememeli, hindi kesip yememeli. <strong>Tebrik kartı da, yeni yıl için caiz, Noel için ise zaruretsiz caiz değildir</strong>.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Gibi son derece tehlikeli, tenâkuzlu ve cehâlet içinde fetvâlar verilebilmişdir…</p>
<p style="text-align: justify;">Allah Rasûlü aleyhisselâm Hazretlerinin getirdiği son Şerîât’da <strong>“zaruret”</strong>in ma&#8217;zur görülebilmesi için, <strong>“ikrâh-ı mülcî”</strong> şartı vardır. <strong>“Devletler arası protokolde”,</strong> <strong>“ikrâh-ı mülcî”</strong> mi vardır ki, <strong>“noel”</strong>i ve <strong>&#8220;yılbaşı&#8221;</strong>nı ya&#8217;ni <strong>&#8220;Silvester&#8221;</strong>i kutlamak câiz olsun?</p>
<p style="text-align: justify;">Hani bunlar Ehl-i Sünnet ulemâsının kaynaklarından yazıyorlardı?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Noel’in</strong> <strong>zaruret</strong> <strong>olduğu takdirde kutlanmasının câiz olduğu”</strong> hangi <strong>“Ehl-i Sünnet kaynağında”</strong> yazıyor? Bu fetvâyı, lâiklerin, <strong>“Devletin dîni olmaz!”</strong> deyişlerine göre mi veriyorlarz? îmân ile küfrün &#8220;ortasını&#8221; mı buluyorlar? Bulundukları ülkeye ayak uydurma çabası mı bunlar? Kime şirin görünmeye çalışıyorlar? Hakk ile bâtılı telbîs etmenin vebâlinden hiç mi korkmuyorlar?</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci olarak:</p>
<p style="text-align: justify;">“- Biz Müslümanların iki takvimi vardır. Bunların birincisi ve bütün bayramlarımızı muhtevî takvim, <strong>“kamerî”</strong> takvimdir ki, kameri (=ayı) esas alır. Diğeri de <strong>“rûmî”</strong> takvimdir ki, güneş sistemi ile çalışır. Her ikisinin de başlangıcı, Hakk Dîn olan İslâm’ın son Şerîât’ının Peygamberi, Server-i Kâinât Aleyhisselâm’ın “<strong>hicretini”</strong> esâs alır…</p>
<p style="text-align: justify;">Hristiyanların 31 Aralık’ı, 1 Ocak’a bağlayan gece tes’îd etdikleri <strong>“SİLVESTER (Yılbaşı) BAYRAMLARI”</strong> hangi takvimin <strong>“Yılbaşısı”</strong>?</p>
<p style="text-align: justify;">Biz söyleyelim, onlar kendi bâtıl dînlerinin uydurma şahsiyeti olan ve aslâ Hz. Îsâ Aleyhisselâm ile bir alâkası olmayan, <strong>&#8220;tanrının oğlu&#8221;</strong> olarak kabul etdikleri “<strong>Jesus”</strong>un, kendi aralarında bile ihtilâflı olan <strong>“doğum gününü”</strong> esâs aldıkları ve güneş sistemine göre çalışan <strong>“Mîlâdî” </strong>dediğimiz <strong>Papa XIII. Gregory </strong>tarafından <strong>“</strong><strong>reformize”</strong> edilmiş ve el’ân mu&#8217;teber kabul etdikleri takvimdir ki, <strong>“Türkiya’da yapılan takvim devrimine”</strong> kadar, biz Müslümanları uzakdan yakından alâkadar etmemişdir. Hristiyanların takvimi olan bu <strong>“mîlâdî / gregoryen”</strong> takvim, bizim mi ki, biz ondaki <strong>“Yılbaşı”</strong>nı bayram edelim…</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi, maalesef Türkiya’da, 26 Aralık 1925’de yayınlanan kanunla, Müslümanlara zorla kabul etdirilen ve <strong>“mîlâdî”</strong> denilen <strong>“gregoryen”</strong> takviminin altından bile, <strong>&#8220;Hristiyan ruhbanlarından olan bir papa çıkdı&#8221;</strong>&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiya’nın güneş sistemine göre işleyen ve mâlî işlerini onunla takib etdiği bir takvimi zâten vardı. Bu <strong>“gregoryan-papa”</strong> takvimine aslâ muhtaç değildi. Buna rağmen bu cinâyet işlendi. 1926 yılında, <strong>“Hicret”</strong>i başlangıç kabul eden <strong>“rûmî”</strong> takvimimiz katledildi. <strong>“Din ile devlet işleri birbiriniden ayrılmışdı”,</strong> devletin kullanacağı takvim de, <strong>“dîn”</strong>i yani <strong>“Hicret”</strong>i hatırlatmamalıydı&#8230; <strong>“Rûmî”</strong> takvimin yerini <strong>“gregoryen”</strong> takvimi aldı. <strong>“Hicrî”</strong> takvime de sıra gelecekdi ama henüz erkendi. Şimdilik onun <strong>“sadece”</strong> dînî bayram günleri için kullanılmasına müsaade edildi. Ama resmî takvim Hristiyanların <strong>“gregoryen”</strong> takvimi olarak <strong>“laik devlet”</strong> tarafından kânûnen kabul gördü. Bu kânunla, sadece takvimlerimizi değil, <strong>“alaturka”</strong> denilen ve güneşe göre işleyen <strong>&#8220;ezânî&#8221;</strong> saatimizi, bir sonra çıkarılan kânûnla da hafta başı ve hafta tâtilleri de değiştirilerek, cum&#8217;â bayramımızı kaybetdik. O cum&#8217;â ki, yılın bütün bayramlarından daha kıymetlidir, müslümanlara unutduruldu&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiya’da, <strong>“gregoryen takvimine”</strong> =<strong> “mîlâd”i takvim”</strong>, <strong>“Hristiyan ağacına”</strong> = <strong>“noel ağacı”</strong>, Başrâhib<strong> “Myra’lı Aziz Nikolas’a”</strong> = <strong>“noel baba”</strong> denerek meşhur edilen Hristiyan dîninin şiâr ve remzlerini, zihinlerde şirinleştirdikleri gibi, bazı batı ülkelerinde <strong>“silvester”</strong> denilen bayrama da <strong>“yılbaşı”</strong> denilerek Müslümanların dînleri ve şahsiyeti haleldâr edilmişdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Cenâb-ı Hakk nasîb ederse, bir sonraki makâlemizde, <strong>“mîlâdî”</strong> dediğimiz <strong>“Papa Gregory”</strong>nin takvim reformunu ve <strong>“Papa Silvester”</strong>in adı üzerinde oynanmış ve hâlen oynanan oyunları ele alacağız…</p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>(Mâba’di var)</strong></em></p>
<p>İntişârı: 06.01.2018 / 18:44:28</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Litürji">https://tr.wikipedia.org/wiki/Litürji</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> Über Herkunft und Bedeutung / Am 31. Dezember: Wieso feiern wir eigentlich Silvester? , 30.12.16, <a href="https://www.tz.de/muenchen/stadt/silvester-bedeutung-und-name-wieso-feiern-wir-eigentlich-silvester-7180588.html">https://www.tz.de/muenchen/stadt/silvester-bedeutung-und-name-wieso-feiern-wir-eigentlich-silvester-7180588.html</a>, DIE WURZEL ALLEN GLÜCKS / Silvester: Ursprung, Bedeutung und Geschichte, <a href="https://www.sat1.de/ratgeber/silvester/silvesterparty/silvester-ursprung-bedeutung-und-geschichte">https://www.sat1.de/ratgeber /silvester/silvesterparty/silvester-ursprung-bedeutung-und-geschichte</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref3" name="_edn3">[3]</a>Berthold Seewald, “Silvester &#8211; Devasa Sahtekarlıkların Kilit Şâhidlerinden Biri https://www.welt.de/geschichte/article112273295/Silvester-Kronzeuge-einer-gigantischen-Faelschung.html</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> Warum feiern wir Silvester, <a href="http://www.ratgeber-und-hilfe.de/warum-feiern-wir-silvester/">http://www.ratgeber-und-hilfe.de/warum-feiern-wir-silvester/</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> Andreas Fischer, Warum feiern wir Silvester?, 12.12.2016, <a href="https://www.helles-koepfchen.de/artikel/832.html">https://www.helles-koepfchen.de/artikel/832.html</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> Über Herkunft und Bedeutung / Am 31. Dezember: Wieso feiern wir eigentlich Silvester?, 30.12.16, <a href="https://www.tz.de/muenchen/stadt/silvester-bedeutung-und-name-wieso-feiern-wir-eigentlich-silvester-7180588.html">https://www.tz.de/muenchen/stadt/silvester-bedeutung-und-name-wieso-feiern-wir-eigentlich-silvester-7180588.html</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref7" name="_edn7">[7]</a> <a href="http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2754">http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2754</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&#038;title=-3-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html" data-a2a-title="-3- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html">-3- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/3-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-2- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 05:05:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed ZIYÂ]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara yalan söylemek]]></category>
		<category><![CDATA[Myra'lı Aziz Nikolas]]></category>
		<category><![CDATA[noel baba]]></category>
		<category><![CDATA[Noele iştirak küfürdür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5216</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki makalemizde, 25 Aralık dînî bayram gününün, aslında Roma putperestlerinin güneş tanrısının şeref günü olduğu için </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html">-2- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>NOEL, YILBAŞI, SİLVESTER VE MÎLÂDÎ TAKVİM REZÂLETİ</strong></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>-2-</strong></span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline; color: #cc0000;"><em>Ahmed ZIYÂ</em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>“MYRA’LI AZİZ NİKOLAS” TÜRKİYA’NIN SOKAKLARINDA NE</strong> <strong>ARIYOR</strong>?</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir önceki makalemizde, 25 Aralık dînî bayram gününün, aslında Roma putperestlerinin güneş tanrısının şeref günü olduğu için bayramlaştırıldığını ve bu putperest âdetinden rahatsızlık duyan Hristiyan kilise tarafından, son peygamber olduğunu kabul etdikleri <strong>“Jesus”</strong>un doğum günü yapılarak, bu dînin mensubları tarafından kabul görüp dînî bir bayram olarak tes’îd edildiğini yazdık. Her dînî bayramda olduğu gibi bunda da çeşitli âdet ve gelenekler vardır. Bunların en mühimlerinden birisi de, Türkiya’da <strong>“Noel ağacı”</strong> olarak meşhur olmuş <strong>“Hristiyan ağacıdır”</strong>. Bu ağacın süslenmesinin de altında putperestlikden kalma bir âdet olduğunu ve bu âdeti yerine getirebilmek için sadece Alman pazarında 29 milyon ağacın nasıl katledildiğini yazdık. Dünya çapında bu sayı 400 milyonu bulmaktadır. Kesilen ağaçların bir ay sonra çöpe atılmasıyla, her sene tekrar edilen bu vahşetin derecesini tahayyül etmek zor değildir…</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ağacın, Hristiyan <strong>“Noel”</strong> bayramında bir remz olarak kabul edilmesinde reformist papaz Martin Luther’in rolünün büyük olduğunu, aslen putperest âdeti olmasına rağmen bir reformist tarafından Hristiyanlığa sokulup, önce Almanya’da sonra bütün Hristiyan âleminde nasıl hızla yayıldığını ve maalesef <strong>“yüzde doksan dokuzunun Müslüman”</strong> olduğu söylenen Türkiya’da bile kabul gördüğünü yazdık.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nasıl bir kabullenişdir ki, bir alışveriş merkezi olduğunu tahmin etdiğimiz mekânda, adı üstünde <strong>“Hristiyan ağacı”</strong>nı aklı sıra <strong>“islâmî”</strong> remzlerle süsleyeni bile gördük. Bunu yapan ve yaptıranlarda hiç akıl ve insaf kalmamış mıdır? Bu ağaç, Sevgili Peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) peygamberliğini reddeden ve O’nu hâşâ ve kellâ <strong>“yalancı peygamberlikle”</strong> suçlayan bâtıl bir dînin en mühim bayramının, en yaygın remzi olmuşken, böyle bir ağaca Allâh’ın ve Habîbi’nin isimleri hiç sıkılmadan süs olarak asılabiliyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Bu gidişle putperestlikden alınarak Hristiyanlaştırıldığı gibi, çok yakında Türkiya’da Noel’in yaygın bir şekilde <strong>“Müslüman(!)laştırılıb”</strong> bayram edildiğini; ve ondan kısa bir süre sonra da, bütün <strong>“İslâm âleminde”</strong> tes’îd edildiğini görecek gibiyiz!. Allah muhâfaza buyursun…</p>
<p style="text-align: justify;">Önceki yıllarda <strong>“Yeni Yıl kutlamaları”</strong> için söylenen:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Efendim, biz ailecek eğleniyoruz, bunda ne var? Yılbaşı bizim de yılbaşımız, ne de olsa mîlâdî senenin başlangıcıdır.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> Diyenlere:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Noel değil de yılbaşı niyetiyle kutlarsan birşeycik olmaz. Haram olmaz, tabi israfa kaçmamak kaydıyla…” </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Mealinde câhilce ve yuvarlak ifâdelerle fetva verenleri görürken, bu sene <strong>“noel kutlamaları”</strong> için benzer lakırdılar duyar ve okur olduk. İçimizdeki Müslüman görünen gizli ve sinsi Hristiyanlar, kendi dînî örf ve âdetlerini ve remz ve alâmetlerini yaygınlaştırarak misyonerlerin yapamadığını yapma telaşına düşdüler. Hristiyan vazifesini yapıyor, hakk kabul etdiği dînini yaymaya çalışıyor. Bizi derinden üzen ve acıtan ise <strong>“Müslümanım”</strong> diyenlerin buna tavrını açıkça ve cesurca koyamıyor olmaları…</p>
<p style="text-align: justify;">Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, 24 Aralık 2017 günü sonradan sildiği birkaç tweetinde, <strong>“Bugün Noel Arefesi”</strong> diyerek sap ile samanı daha ilk cümlesinde karıştırmışdır. <strong>“Arafe”, “araba”</strong> vezninde, hacılar “<strong>Arafat dağına”</strong> çıkdıkları için, yalnız ve yalnız Kurban bayramından bir gün öncesi için söylenir. Maalesef günümüzde <strong>“düğün arafesi, yolculuk arafesi, nişan arafesi, sünnet arafesi v.s.”</strong> gibi her şeyde kullanılır oldu. Burada <strong>“Galat-ı meşhûr lügat-ı fasîhden evlâdır”</strong> bile denemeyecek kadar fâhiş bir hatâ vardır. Yukarıda misâlini gördüğümüz üzere, islâmî remz ile süslenmiş hristiyan ağacı gibi, islâmî bir tabir olan <strong>“arafe”</strong> ile Hristiyan bayramını tes’id edeni de görmüş olduk!.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci olarak, maalesef çok karıştırılan ve son derece mühim olan bir gerçek şudur ki, Hristiyanların <strong>“Jesus”</strong> diye adlandırdıkları şahsiyet ile Hazret-i Îsâ aleyhisselâm aslâ bir değildir. Hazreti-i Îsâ aleyhisselâm, biz Müslümanların ulü’l-azim peygamberlerinden biridir. Onların <strong>“Jesus”</strong>u ise tanrının oğludur ve sıfatları çok farklıdır. İki dînin mensubları aynı kişiden bahsediyormuş gibi görünse de, aslâ öyle değildir…</p>
<p style="text-align: justify;">25 Aralık doğum gününün, sırf Roma putperestlerinin âdetleri Hristiyan ahâli nezdinde tatbik edilmesin diye papazlarca uydurulduğu ve kilise tarafından kabul görüp yaygınlaştırıldığını yukarıda yazdık. Kimisi, Hristiyan kaynaklarda <strong>“Jesus”</strong>un yaz mevsiminde; kimileri de ilk baharda doğduğunu yazar. Son baharda doğdunu iddia eden kaynakları bile vardır. Bu tarihin ihtilaflı bulunma sebebini ise, <strong>“ilk Hristiyanların “Jesus”un doğum gününe ehemmiyet vermediklerine”</strong> bağlarlar…</p>
<p style="text-align: justify;">Burada misâlini verdiğimiz tweet gibi onlarcası internetde dolaşır oldu. Bunları yazanlar eğer Hristiyan dîni mensubları ise, kendi dinlerinin propagandasını yapıyor deriz. Fakat, Hristiyanlara şirin görünmek için, güyâ Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın mevlidini tes’îd ediyormuş gibi yaparak, Hristiyan âleminde bile ihtilâflı olan 25 Aralık <strong>“noel”</strong> gününün <strong>“Jesus”</strong>un doğum günü diye onlara ittibâ’ ederek <strong>“kutlanması”</strong> çok esef verici bir davranış olub “<strong>küfür alâmetidir”</strong>. Noel’in dînî bir bayram olduğu apaçık ortada iken, onu tes’id etmenin (kutlamanın) sadece <strong>“haram”</strong> olduğunu söylemek vahim bir yanlışdır. Bugüne kadar gelmiş geçmiş Ehl-i Sünnet ulemâsını yalanlamakdır. Zîrâ tamâmı <strong>“kâfirlerin dînî bayramlarına iştirâk etmenin küfür olduğunu, velev paskalya bayramlarında, o dînin mensubu komşuya bir yumurta hediye etmek bile olsa küfürdür”</strong> buyurmuşken…</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer şöyle suâl edilirse:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Başka bir zamanda gayr-ı müslim komşuya hediye edilen yumurta küfür olmuyor da neden meselâ paskalya bayramlarında o dînin mensubu komşuya verilen bir yumurta küfür oluyor? </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cevâbı şudur ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Yumurta, paskalya bayramının şiârıdır, remzidir. Hristiyanlar paskalya’da yumurtaları süsler ve boyar, biribirilerine o boyanmış yumurtaları hediye ederler. Bir Müslümanın o günde gayr-ı müslim komşusuna yumurta hediye etmesi, onun da o bayrama iştirâki demek olur ki bu küfürdür. Bu iştirâk yalnız hediye vermekle değil, sözlü de olsa hüküm böyledir… Bu misâl bütün gayr-ı müslim bayramlarına tatbik edilmelidir. Müslümânın, milel-i sâirenin (diğer milletlerin) bayramlarına iştirâki küfür kabul edilerek yasaklanmışdır.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi, herşey biribirine karışmış ve <strong>“Yahudi saçına”</strong> dönmüş vazıyettedir. Hristiyanlığı putperest âdetlerinden korumaya çalışan kilisenin çabaları, bugün <strong>“Müslümanım”</strong> diyenler elinde ne hallere gelmiş ve nasıl tes’id edilir olmuş… Ayıklamaya kalkdıkça daha beter karışıyor. Yarın gelecek nesiller Hakk ile bâtılı birbirinden nasıl ayıracak?</p>
<p style="text-align: justify;">Biz tekrar mevzumuza dönecek olursak, <strong>“Noel”</strong> âdetlerinin en yaygınlarından olan şu <strong>“Noel Baba”</strong>yı ele alalım…</p>
<p style="text-align: justify;">Kalın kırmızı kıyafeti, uzun beyaz pamuk sakalı, soğukdan kızarmış yanakları ve bir çuval dolusu hediyesiyle, bilhassa çocuklara şirin görünmeye çalışan bu adam kimdir? Türkiya’da pek meşhur olmamış kızılcık sopasını neden yanında taşır? Coca Cola şirketinin bu maskot-maskara ile ne alakası vardır?</p>
<p style="text-align: justify;">Maatteessüf tarifini yapdığımız bu şahsiyeti de Türkiya sokaklarında dolaşırken veya vitrinlerde boy gösterirken görmeniz mümkündür. Hatta, yılbaşı gecelerinin eğlencelerinde giydirilmek üzere imal edilmiş <strong>“noel baba”</strong> şapkasını başına geçirenleri görebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki kimdir bu <strong>“Noel Baba”</strong>?</p>
<p style="text-align: justify;">Veya şöyle soralım:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Noel Baba”</strong> diye tanınmış şahsiyet Türkiya sokaklarında <strong>“Myra’lı Aziz Nikolas”</strong> diye dolaşsa acaba ne olurdu?</p>
<p style="text-align: justify;">Gelin bu suallerin cevablarını yine Hristiyanların kendi kaynaklarından okuyalım:</p>
<p style="text-align: justify;"><em> “270-286’da Türkiye’de doğduğuna inanılan bu adam, <strong>katolik azizlerinin en meşhurlarından birisidir</strong>. Öldüğü gün olan <strong>6 Ocak</strong> târihi “<strong>Aziz Nikolas günü</strong>” olarak anma günü kabûl edildi ve birçok Hristiyan mezhebi tarafından her yıl tes’îd ediliyor. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>4. Yüzyılın ilk yarısında Myra’da piskopos olarak vazifeli idi. O zamanlar orası Roma’nın bir parçası idi. Daha sonra Bizans İmparatorluğuna geçmişdir. 4. Yüzyılda Myra piskoposluk idi. İttifaklı rivâyetlere göre <strong>Nikolas</strong> 19 yaşında kendisiyle aynı ismi taşıyan amcası tarafından rütbesi yükseltilerek rahibliğe kutsanmışdır. Bundan sonra Myra’ya yakın Likya’daki (bugün Demre’de) Sion manastırının baş rahibi oldu.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Zengin ailenin oğlu olduğundan kendisine kalan miras ile fakirlere yapdığı yardımlardan dolayı efsâneleşib yüzyıllar boyunca <strong>en mühim azizlerden biri</strong> olmuşdur. Efsâneler sadece kendisinin yapdıklarından dolayı ortaya çıkmamışdır. Aynı manastırda kendisiyle aynı ismi taşıyan ve daha sonra Pinara’nın piskoposu olan bir başka başrahibin yapdıkları da kendisine mal edilmişdir.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Baş rahib Nikolas yüzyıllar boyu çocuk hayırseveri olarak perestiş edildiği için <strong>“Aziz Nikolas günü”</strong> bilhassa çocukların bayramı kabûl edilir. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Çocuklar bütün yıl uslu durdukları takdirde, bu rahibin 6 Ocak gecesi gelib kapının önüne koydukları çorabların içine kendilerine hediyeler bırakacağına inandırılır. Uslu durmayıb yaramazlık yapan çocuklar ise rahib tarafından tekdir edilecekleri ve kendilerine elindeki kızılcık sopası ile vuracağı söylenir.”<a href="#_edn1" name="_ednref1"><strong>[1]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi <strong>“Myra’lı Aziz Nikolas”</strong> denilen baş râhib, kendisiyle aynı ismi taşıyan başka bir baş râhible karıştırılarak hem kendi hem adaşının bilhassa fakir ve çocuklara yapdığı <strong>“hayırseverliklerle”</strong> efsâneleşmiş ve bire bin katılarak birtakım yalanlarla çocuklar avutulur olmuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla beraber, ba’zı Hristiyanlar sırf bu yalanlar sebebiyle çocuklarını <strong>“Noel Baba”</strong> ile büyütmez… Zîrâ yalanlarla büyüyen çocukların kandırıldıklarını öğrendiklerinde ebeveynlerine karşı duyacakları itimatsızlık hissi îzâhdan vârestedir. Bu şekilde büyütülen gençlerin birbirlerine:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Sen kaç yaşına kadar “Noel Baba”ya inandın?”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> Diye sorduklarını ve büyüklerin yalan söylediğini geç farketmiş olanların <strong>“saflıklarına”</strong> utandıklarını gördük&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Devâm edelim:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Aziz Nikola Günü&#8217;nde <strong>&#8220;Çocuk Piskopos&#8221;</strong> olarak adlandırılan bir erkek çocuğunu, temsîli olarak, </em><em>Kutsal Masumlar Günü</em><em>&#8216;ne kadar (28 Aralık’a tekâbül eder) </em><em>piskopos</em> <em>atamak, tüm Avrupa&#8217;da yaygın bir gelenekti.<a href="#_edn2" name="_ednref2"><strong>[2]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu gelenek bize, Cumhûriyyetçilerin “<strong>23 Nisan Çocuk ve Egemenlik Bayramı”</strong>nda çocukların meclise sokulup temsîli olarak cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve çeşitli bakanlıklara <strong>“atanmasını”</strong> hatırlatdı…</p>
<p style="text-align: justify;">Ne müthiş bir tevâfukdur ki Elmalılı Merhûm Müfessir Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin, Hristiyanlıkdaki <strong>“ruhban”</strong> sınıfının tanrılaştırılmasındaki kutsiyetin <strong>“parlömanlara”</strong> geçdiğini söylerken gösterdiği kerâmeti zikretmeden edemiyoruz… Koca Müfessir nasıl buyurmuşdu, hatırlamakda faide var:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-  İmtiyâz-ı rubûbiyyet sınıf-ı ruhbândan parlömanlara geçmişdir…”</strong><a href="#_edn3" name="_ednref3">[3]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Peki bugünki <strong>“Noel Baba”</strong> tasvîri nereden çıkdı, onu böyle bir maskot-maskara haline kim getirdi? Okumaya devam edelim:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>&#8220;Popüler Noel Baba imajı, çizer </em><em>Haddon Sundblum</em><em>&#8216;un, 1931 yılından itibaren </em><em>Coca-Cola</em> <em>şirketi için hazırladığı çizimlerle son halini almıştır. Sundblum&#8217;un Noel Baba&#8217;sı, şişman, beyaz sakallı, uçları beyaz kürklü kırmızı bir kıyafet giyen, siyah kemerli, siyah çizmeli, yumuşak kırmızı şapkalıydı.”<a href="#_edn4" name="_ednref4"><strong>[4]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Baş râhib Myra’lı Aziz Nikolas’ın bu şekilde ticârileştirilmesi bilhassa klise temsilcileri tarafından teessüfle karşılanıyor.”<a href="#_edn5" name="_ednref5"><strong>[5]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">Evet her fırsatı aslâ kaçırmayan kapitalizm, burada da kendini göstermiş ve bir baş râhibi kirli emellerine âlet etmişdir. Kapitalizmin kucağına düşen elbetde sadece baş râhib Nikolas değildir, bayramlaştırılan bütün meşhûr <strong>“günler”</strong> ve onlara has ritüeller, şiarlar ve remzlerin pazarı, kapitalizme hizmet edegelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh cümlesine bulaşmakdan bizleri ve nesillerimizi muhâfaza buyursun…</p>
<p style="text-align: justify;">Almanya’da noel günlerinde, ana okullarından başlayarak, çocuklara <strong>“Aziz Nikolas”,</strong> <strong>“Nikolaus”</strong> adı ile anlatılır ve çeşitli el işi boyama, figür ve süslemelerle meşgul edilir. Maalesef yavrularını oralara gönderen Müslümanların tertemiz çocukları daha 3-4 yaşından başlayarak putperest ve Hristiyan âdetleriyle zehirlenir ve henüz Müslümanlık esaslarıyla tanışamadan hakk ile bâtılın telbîsi başlar…</p>
<p style="text-align: justify;">Dikkatinizi çekerim, bu çocuklar değil mükellef, mümeyyiz yaşına (iyiyi kötüden ayırma yaşı olarak kabul edilen 7 yaşdır) bile varmamışken îmânları iğdiş ediliyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi bu kâfir âdetlerinin maatteessüf Türkiya’da da bazı ana mekteb ve hatta ilk mekteblerde tatbîk edildiğini duyuyoruz. Acaba kâfir âdetlerine gösterilen hassâsiyet kadar bizim mübarek gün ve gecelerimize gösteriliyor mu? <strong>“Okul öncesi eğitim paketleri”</strong> denilen ve ana mekteblerinde çocuklara öğretilmesi için hazırlanan senelik paketlerin içinde hicrî takvimimiz ve onda bulunan mübarek gün ve geceler işleniyor mu? Çocuklarımıza tanıtılıyor mu? Yoksa bunun için başında <strong>“islâmî”</strong> kelimesinin de geçdiği ek bir paket mi alınması gerekiyor? Nüfûsunun <strong>“yüzde doksandokuzunun Müslüman”</strong> kabul edildiği bir ülkede, ana kuzusu sayılabilecek çocuklara neden putperest ve hrıstiyân âdetleri çok rahat bir şekilde öğretilirken kendi dînlerinin âdetleri öğretilemiyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Kim kime mahalle baskısı yapıyor? Kim <strong>“azınlık”</strong>? Kimin “<strong>hayat tarzı”</strong> sansürleniyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer istikbâlin ebeveyni olacak yavrularımızı İSLÂMÎ terbiye ile yetiştiremezsek ileride torunlarımızın Müslüman kalmaları muhâl olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hususda Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerinin şu çok kıymetli Hadîs-i Şerîf’i bizlere yine ölçü veriyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecûsî yapar.”</em></strong><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5)</em></p>
<p style="text-align: justify;">Geçen sene bir alman haber kanalında <strong>“Aziz Nikolas’ın”</strong> bir mülteci kampına girdiğinin haberi vardı. Oradaki Müslüman çocukların körpecik zihinlerini Hristiyan âdetleriyle kirletiyor ve bundan da zevk alıyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Aziz Nikolas’ın”</strong> kılığında mülteci kampından çıkan adama muhâbir soruyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Kendinizi nasıl hissetdiniz?”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cevabı ibretlik:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Kampa girmeden evvel biraz endişelerim vardı fakat çocuklar benden korkmadı, tam tersine hoşlarına gitdi. Onlara hediyeler dağıtdım. Sevindiler. Hatta bazısı bir taneden fazlasını yüklendi.</strong> <strong>Zavallı çocukların savaş travmasını atlatmaları lazım. Bu yüzden onların yanına giderken korkmasınlar diye kızılcık sopamı yanımda götürmedim.” </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ah Suriye’liler ah! <strong>“Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak”</strong> buna denir. Çocuklarının ve kendilerinin hayatlarını kurtarmış olabilirler, acabâ îmânlarını kurtarabilecekler mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Allah izin verirse bir sonraki makâlemizde mîlâdî yılbaşının iç yüzünün, gösterildiği kadar mâsum olmadığını ve mîlâdî takvimin, Türkiya’da kabulünün açdığı felâketleri kaleme alma niyetindeyiz.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>(Mâba’di var)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İntişârı: 27.12.2017 / 21:43</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;"><a href="#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> https://www.helles-koepfchen.de/artikel/3346.html</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;"><a href="#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> https://www.helles-koepfchen.de/artikel/3346.html</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;"><a href="#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> Hakk Dîni Kur’ân Dili, Tab’ı: 1982 cild: 4 sahîfe: 2515</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;"><a href="#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> https://tr.wikipedia.org/wiki/Noel_Baba</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;"><a href="#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> https://mbt-neu.saar-new-media.com/index.php/1181-nikolaustag&#8211;was-feiern-wir-eigentlich-am-6-dezember</span></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&#038;title=-2-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html" data-a2a-title="-2- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html">-2- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/2-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-1- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti Ahmed ZIYÂ</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 05:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed ZIYÂ]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[çam ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[martin luther]]></category>
		<category><![CDATA[noel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müşâhedemize göre, sosyal medyada Noel ve yılbaşına iştirakin küfür olduğunu ilân edip çevresindekileri ikâz edenlerin sayısı geçen</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html">-1- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti &lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ahmed ZIYÂ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">NOEL, YILBAŞI, SİLVESTER VE MÎLÂDÎ TAKVİM REZÂLETİ</span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">-1-</span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><span style="text-decoration: underline;">Ahmed ZIYÂ</span></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Müşâhedemize göre, sosyal medyada Noel ve yılbaşına iştirakin küfür olduğunu ilân edip çevresindekileri ikâz edenlerin sayısı geçen senelere nazaran çoğalmış idi. Bu hâl itirâz edenleri daha bir azdırdı, müdâfaaya geçenlerin yanısıra kendini temize çıkarmak isteyenler oldu. Önceki senelerde duymadığımız yeni bir müdâfaa usûlü dikkatimizi çekti ki şöyle:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Biz noel kutlamıyoruz, biz yeni yılı kutluyoruz! İkisini birbirine karıştırmayın lütfen! Noel Hrıstiyanların dînî bayramı ama yılbaşı dînî bir bayram değil. Noel kutlamak küfür ama yılbaşını kutlamak küfür değil; günahdır.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tahmin edileceği üzere bu sözler kafaları karıştırdı. Yılbaşını kutlayan veya kendi kutlamasa da muhakkak çevresinde kutlayanların olduğu insanlar, fetva sormaya başladılar:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Yılbaşı kutlamak küfür mü? Yılbaşı ile noel arasındaki fark nedir? Hiristiyanlar yılbaşını n</strong><strong>eden kutlar? Yılbaşında hediyeleşmek küfür mü? Yılbaşında tebrikleşmek küfür mü?”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Benzer suallerle kafaların ne kadar karışdığı ortada.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu suallere, ehil olmayanların verdikleri cevablar ise, maalesef içler acısı:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Yılbaşını kutlamak küfür olmaz. Noel Hrıstiyanların dînî bayramı ama yılbaşı mîlâdî yılın başlangıcı. Niyet noel değil de yılbaşı kutlamak ise küfür olmaz. Tabii kutlama harama girmeden olmalı! ”<a href="#_edn1" name="_ednref1">[1]</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Noel nedir? Yılbaşı ile arasındaki fark nedir? Kökü nereye dayanır? Yılbaşı dînî bir bayram mıdır? Gelin bu sualleri noeli ve yılbaşını bayram olarak tes’îd eden milletlerin kaynaklarından araştıralım ve ölçümüz ile hükmü, internetden değil, Osmanlı ulemâsından alalım.</p>
<p>Batılı kaynaklar şöyle diyor:</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>NOEL NEDİR? HRISTİYANLAR NOEL’DE NEYİ TES’ÎD EDER?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“<strong>Noel, Hrıstiyanların en kıymetli dînî bayramlarından biridir. O günü, tanrının oğlu olduğuna inandıkları Jesus’un doğum günü olarak kabul ederler.</strong> Jesus,</em> (onlara göre son peygamber ve tanrının oğlu Îsâ)<em> insanları günahlarından arındırmak için seçilmişdir. <strong>Hristiyanlar o güne noel diyerek “tanrının insanlaşmasını” tes’id eder (kutlar).</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Umûmi inanış Jesus’un 25 Aralık’da doğduğunu söyler ama evangelik incile bakıldığında böyle bir tarih mevcud değildir. Gerçek</em><em> doğum tarihi belli olmamakla birlikde daha sonra kilise tarafından 25 Aralık kabul edilmiş ve öylece tes’îde başlanmışdır.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Peki neden özellikle Aralık ayı seçilmiş? </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu mevsim, ortalık karanlık ve soğuk olduğundan onlarca nâhoş bir aydır! Aralık ayının sonlarında günler uzamaya başlayıb geceler kısalır. Persler, Romalılar, Keltler ve Cermenler de dahil, bütün kültürlerde bu sebeble gündönümü tes’îd edilmişdir. 25 Aralık’da gündüzün tekrar gece üzerinde kurduğu hâkimiyetin bayramı yapılır. (Bugün ise gündönümünün 21 Aralık’a tekâbül ediyor olması, 16. Yüzyılda yapılan takvim sisteminin reformu sebebiyledir.)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ayrıca Roma’lılarda bir güneş tanrısı vardı. Onun şeref günü de 25 Aralık’a isâbet ederdi. Bu tanrı, Jesus’a bir nevi “rakib” olarak görülürdü. Hristiyanlar Jesus’un doğumunu bayram günü yapmak istediler ve neticede 25 Aralık’ı kesin olarak tesbit etdiler.</em></strong><em> <strong>Güneş tanrısı “Sol İnvictus” böylece yerini Jesus’a kapdırmış oldu.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Aynı zamanda Jesus’u ışık getiren ve kurtarıcı olarak gören kilise, bu günü sadece rekâbet sebebiyle seçmemişdir. Jesus’un bir kere</em><em>sinde “Ben dünyanın ışığıyım” dediğine inanırlar.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Fakat bu tarihi seçmelerinin çok daha basit bir açıklaması vardır. <strong>25 Mart’da Jesus’un annesinin melek Gabriel tarafından oğlu ile müjdelendiğine inanırlar. Eğer Jesus da tam 9 ay sonra dünyaya geldiyse, doğumu 25 Aralığa düşer.&#8221; </strong><a href="#_edn2" name="_ednref2"><strong>[2]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki hrıstiyanlar noeli, son peygamber olarak kabul etdikleri Jesus’un doğum günü olduğu için tes’id etmektedir. Hatta bu günün kıymeti o kadar büyükdür ki, bunu tes’ide bir ay öncesinden başlar, evlerin önü, cadde ve sokaklar, alışveriş merkezleri, mektebler ve sınıflar ışıklar ve çeşitli şekillerde süslenir. Bazıları bu bayram şuurunu çocuklarında, her güne çeşitli hediyeler koydukları takvimlerle veya her Pazar yakdıkları mumlarla devamlı taze tutar…</p>
<p style="text-align: justify;">Putperestler ise bu günü güneş tanrılarının şeref günü olduğu için tes’id eder…</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi sorarım sizlere, hrıstiyan ve putperestlerin mübârek kabul etdikleri bu günü, “yüzde doksandokuzu Müslüman” denilen bir ülkenin ferdleri niçin tes’îd eder? Neden burada da sokaklar süslenir, bazı eczaneler de dahil olmak üzere neden buralarda da alışveriş merkezlerinde süslenmiş çam ağaçları boy gösterir? Hrıstiyan âdetlerini bu denli taklid eden Anadolu evladı, neyi niçin yapdığının farkında mıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">Yine Hrıstiyanların kendi kaynaklarından okumaya devam edilm:</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>NOEL’DE NEDEN ÇAM AĞACI SÜSLENİR?</strong></span></p>
<p><em>“Çam ağacı, Noel’in en mühim simgelerinden biridir. O günlerde çok kişi çam ağacı süsler. Bu yüzden sadece Alman pazarı için 29 milyon çam devrilir. Bu ağaçların en fazla iki hafta sonraki âkıbeti ise maalesef çöpdür. Noel’de yapılan israf bununla da kalmaz. Dindar olsun olmasın çok kişi noel’i müsrif bir şekilde tes’îd etdiğinden bazıları bu israfdan rahatsız olub, Noel’i hrıstiyan dîninin ailecek tes’îd edilen bir bayramı olmakdan çıkarıb noel alışverişi ve hediyelerin ön planda olduğu bir “tüketim bayramı” hâline geldiğinden şikâyet eder.”<a href="#_edn3" name="_ednref3"><strong>[3]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">Peki hrıstiyan âlemi neden çam ağacı süsler? Yüzde doksan dokuzunun müslüman olduğu iddiâ edilen Türkiya, bu âdeti taklid ederken aslında neyi tes’îd etmiş olur?</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Yukarıda bahsi geçmişdir ki, Cermenlar noeli bilmezdi, onun yerine 25 Aralık’da gündönümünü tes’îd ederlerdi. Yılın en kısa gününde kendileri için kıymetli olan bir takım ahşap parçaları ve ahşap tekerleri yakarlar ve külünü tarla ve ahırlarına serperlerdi. Böylece tarlaların bereketli olacağına; hayvan ve insanların da hastalıklardan korunacağına inanırlardı. Devamlı yeşil kalan ağaçlar ve bilhassa kozalaklı ağaçlar o zamanlar hayâtın sembolü olarak kabul edilirdi. Zira hiçbir bitkinin büyümediği kış mevsiminde bile bu ağaçların yaprakları yeşil kalır. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Antik Romalılar husûsî günlerinde şans getirmesi ve koruması için birbirlerine çam dalı ve çam çelengi hediye ederlerdi. Yavaş yavaş bu âdet hrıstiyanlar arasında yayılmaya başladı ve bu ağaçlar giderek cennetdeki hayat ağacı ile irtibâtlandırıldı.</em></strong><em> Bu ağaç sonsuz hayâtı temsil eder oldu. Evvela sâdece Romalıların, kendilerini felâketlerden korumak için çam dalını eve sokma âdetini aldılar.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>14. Yüzyılın ortalarından itibaren ise bu işi büyütmeye başladılar. Bunun için ormandan ağaç getirib onu süslemeye başladılar. Süs olarak da 1419’larda meyve, zencefilli çörekler, fındık, fıstık ve cevizi ağaca asmaya başladılar. Evvela ağacı evin önüne veya bir meydana koyarlarken 1800’lerde oturma odalarına sokdular.”<a href="#_edn4" name="_ednref4"><strong>[4]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Görüldüğü gibi çam ağacı süslemesi de putperestlere dayanıyor. Peki hrıstiyanlar bu âdeti niçin ve nasıl benimsedi?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Tabîidir ki bu gelişme bütün hrıstiyanları memnûn etmedi zîrâ âdet putperest âdeti idi. Hrıstiyanlık âdeti değildi. Papaz Martin Luther çam ağacının kabulü için çaba sarfetdi. Onun sayesinde çam ağacı bütün Almanya’da meşhûr oldu.</em></strong><em> Böylece kısa sürede Avrupa’nın geri kalanı da çam ağacı ile tanışdı. <strong>İngiltere’de, 1840’da ilk defa İngiltere kraliçesi Victoria çam ağacı süsletdi. 30 yıl sonra da Fransa’da moda oldu. Avrupalı göçmenlerle de Kuzey Amerika’ya kadar ulaşdı ve Avrupa dışında da noelin ayrılmaz bir parçası haline geldi.</strong> Kısa bir süre sonra, o, dünya çapında tanındı.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Başlarda ağaç ele geçen herşeyle süslenirdi. Mesela İsviçre’de elma ve peynir kullanılmışdır. 1650’lerde soylular süs bebek, kıyâfet ve hatta gümüşle süslemişlerdir. Bebek ve gümüş takı ile süslemeye güç yetiremeyen halk kendi takı ve süsünü el sanatıyla yapıyordu. 19. Yüzyılda sanâyileşme başlayınca da çam ağacı süsleri imâl edilib satılmaya başlandı.” <a href="#_edn5" name="_ednref5"><strong>[5]</strong></a></em></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-5146 alignleft" style="text-align: justify;" src="http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/12/noel-agaci-rezaleti-e1514068748705-169x300.jpg" alt="" width="169" height="300" srcset="http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/12/noel-agaci-rezaleti-e1514068748705-169x300.jpg 169w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/12/noel-agaci-rezaleti-e1514068748705-84x150.jpg 84w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/12/noel-agaci-rezaleti-e1514068748705-82x146.jpg 82w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/12/noel-agaci-rezaleti-e1514068748705-28x50.jpg 28w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/12/noel-agaci-rezaleti-e1514068748705-42x75.jpg 42w, http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/12/noel-agaci-rezaleti-e1514068748705.jpg 540w" sizes="(max-width: 169px) 100vw, 169px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Evet, bu satırlardan anlaşıldığına göre, çam süsleme âdeti putperestlerden hrıstiyanlara Martin Luthe</strong><strong>r </strong><strong>sâyesinde geçmiş ve oradan bütün dünyâya yayılmışdır. El’ân hrıstiyanlar bu çam ağacını o kadar benimsemişlerdir ki ismi bile “Christbaum” yani “hrıstiyan ağacı” olmuşdur.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de noel günlerinde mağazalar, eczâneler, meydanlarda ve daha birçok yerde süslenen çam (hrıstiyan) ağaçları hangi gâye ve hedeflerlerle teşhir ediliyor ve zihinler nasıl iğdiş ediliyor, akıl ve iz’ân sâhiblerine soruyorum. Bütün bu ma&#8217;lûmât ile birlikde tüyleri diken diken eden şu fotoğrafa ibretle bakıldığında içler acısı bu hâle nasıl gelindiğine hayret etmemek mümkün olamaz. Fotoğrafda Lafzatullah, Habîbullâh ve mevlevîler ile süslenmiş bir çam ağacı görülüyor. Cehâletin, rezâletin, hakâretin vardığı noktayı, buraya yazmaya kelimeler kifâyet etmiyor. Putperestlikden Hrıstiyanlığa oradan da maazallah İslâmiyyet&#8217;e mi remz olacak, istikbalde bu &#8220;christbaum&#8221; denilen hrıstiyan ağacı?..</p>
<p style="text-align: justify;">Noel’in gerek putperestlikden, gerek Martin Luther tarafından yaygınlaşdırılmış daha birçok âdeti vardır ki, onları burada zikretmek istemiyoruz. Biz, bilhassa Türkiya’da da tanınmış ve benimsenmeye başlanmış olan hrıstiyan âdetlerini derinlemesine îzâh etmek istiyoruz.</p>
<p style="text-align: right;"><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>(Mâba’di var)</strong></span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2754</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> https://www.helles-koepfchen.de/artikel/3346.html</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> https://www.helles-koepfchen.de/artikel/3346.html</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> https://www.helles-koepfchen.de/artikel/3346.html</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> https://www.helles-koepfchen.de/artikel/3346.html</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İntişârı: 24.12.2017 / 01:41:19</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&amp;linkname=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html&#038;title=-1-%20Noel%2C%20Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1%2C%20Silvester%20Ve%20M%C3%AEl%C3%A2d%C3%AE%20Takvim%20Rez%C3%A2leti%20Ahmed%20ZIY%C3%82" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html" data-a2a-title="-1- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti Ahmed ZIYÂ"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html">-1- Noel, Yılbaşı, Silvester Ve Mîlâdî Takvim Rezâleti &lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ahmed ZIYÂ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/1-noel-yilbasi-silvester-ve-miladi-takvim-rezaleti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-2- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!Zıyâiyye BEKÇİSİ</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 06:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hicrî (Kamerî)]]></category>
		<category><![CDATA[Rûmî (Şemsî)]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=8264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaytan bıyıklı (Müverrih-i Ahırs.man’ın) birkaç satırını tahlîl etdikden sonra şöyle demişdik: “İş bu kadarla kalsa gene iyi, hâle bakın: “Hangi takvime göre olursa </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html">-2- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Zıyâiyye BEKÇİSİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>HAÇLI YENİ YILINA GİRİŞDE KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARANLAR, HATTÂ MİL ÇEKENLER!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(2)</u></em></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="color: #ffffff;">.</span></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kaytan bıyıklı (Müverrih-i Ahırs.man’ın) birkaç satırını tahlîl etdikden sonra şöyle demişdik:</p>
<p style="text-align: justify;">“İş bu kadarla kalsa gene iyi, hâle bakın:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Hangi takvime göre olursa olsun, her yıl yeni bir başlangıç, yeni bir umut, yeni bir ufuk, yeni bir beklentidir.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl?.</p>
<p style="text-align: justify;">Global felsefenin<strong><em> “millî ve yerli, yavuz ve havuz olanları,”</em></strong> işte bu kabil altın kupalarla; ayrıca geçmiş sap-saman devirlerindeki Hocfendilerden tevârüs edilen kutsal ve kurtsal<strong><em> “mülâhazalarla,”</em></strong>  Akit ekranlarından bunları nûş edenlerin ruhlarını, kimbilir ne kadar ve nasıl ferahnâk ediyordur!.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıya aldığımız 8-10 satırı dün neşretdik, şimdi buradan devam edelim:</p>
<p style="text-align: justify;">Global vatandaş, Hind, yahudi, Çin, japon bilmem ne takvimleri de olsa hiç mi hiç fark etmez, vız gelir tırıs gider, dercesine: <strong><em>“Hangi takvime göre olursa olsun, her yıl yeni bir başlangıç, yeni bir umut, yeni bir ufuk, yeni bir beklentidir.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Diyebiliyor!. Ekran arkadaşı Armağan da böyle ise, vay bunların vereceği <strong><em>“Târîh Şuurunun”</em></strong> ervâhına!</p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki hangi gâvur takvimi olursa olsun farketmiyor; yeter ki topunda da <strong><em>“umut, ufuk, beklenti”</em></strong> kafesde keklik olsun!. 1440 senelik Müslümanın, ecdâdın, atalarımızın, soyumuzun îmân edib âidiyyet belirtdiği ve uğrunda can verdiği zamanla mukayyed Dîn emir ve farzlarının, hiçbir üstünlüğü, sahiblenilişi yok! Yeter ki <strong><em>“umut, ufuk ve beklenti”</em></strong> versin, kimin takvimi olursa olsun!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ne iştiha ve midedir bre, bu demekdir ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Her kimin takvimi olursa olsun hepsi de evin mahremi gibidir, ben hepsinden de “umut, ufuk ve beklenti” içinde aynı zevki, aynı yakınlığı ve sıcaklığı alırım!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yeryüzünde, <strong><em>“Ben müstesnâ herkesin Takvim âidiyyeti olsa da benim yokdur”</em></strong> deyişin, bu tür kapısı açık mekânına rastlanamaz!</p>
<p style="text-align: justify;">Vah esefâ!</p>
<p style="text-align: justify;">Denilmem isteniyor ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Binlerce islâmî emir, nehiy ve zarûrâta kat’iyyen taallûku bulunan, Kâinâtın Efendisi, Hâcesi, Mürşidi  Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerinin HİCRETİNİ BAŞLANGIÇ alan mukaddes takvimin, gene HİCRETİ ESAS alan Şemsî (Rûmî) takvimin, hiçbir üstünlüğü, hatırası, ümmetin genlerine kadar işleyiciliği bulunamaz, dînî hiçbir kudsiyeti yokdur, takvim mi takvimdir işte, geç gitsin!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Adam gibi hatta madam gibi de olsa ağzı ağız olandan <strong><em>“Dinim İslâm”</em></strong> diye bir söz çıkar da, böyle yamuk ve ucûbe düşünüyorsa, ona, şeddeli ismiyle tutar hizâya gel denir;  yok, dini, İslâm değil de şu veya bu olan bir adam veya madamın çocuğu ise, ona bir şey demeyiz! Ma’zurdur, ma’fuvdur, salıverilmişdir, istediği yerde otlamak hakkıdır!</p>
<p style="text-align: justify;">AKP ile başlayan <strong><em>“Yerli ve Millî oluş”</em></strong> bu noktalara kadar düşebilmişse, ateist ve vahyin azılı mı azılı muârızı şefokratik CHP zihniyeti, bir gün mumla aranabilecek gibi gözüküyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Ne  güzel “Hoşgörü-diyalogçu ve hocfendisel bir formül:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Dileyen dilediği gibi karşılar yeni yılı, bize ne!” </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Zilzurna sarhoşluklar, sarkıntılıklar, cinâyetler, israflar, yolları meydanları kenefe çevirmeler, gaseyan edenlerin iğrençlikleri; kaç binlerce polisin hiç yokdan vazifelere çağrılıb bu rezillikler içün evinden barkından edilişi ve boş yere eziyet çekmeleri; yüzbinlerce çam fidanının katli; trafik kazaları, ölümler, sönen ocaklar; haçlı dindarların itikadlarına ittibaen milyonlarca liralık havaî fişek israfları, bunlarla geberenler, ölenler, bayılanlar, sakatlananlar&#8230; Kapitalist vahşetin insanları maymunlar gibi zıplatıb oynatmaları ve onların da bunu seyr ü temâşâ edişleri!..</p>
<p style="text-align: justify;">Daha binlerce rezillik ve kepâzeliğin altına yekûn hattını çek ve oku:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Dileyen dilediği gibi karşılar yeni yılı, bize ne!” </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bize ne imiş?. Adama göre her rezillik tabii demek ki&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ve bunlar gibi yüzlerce iğrençlikler ve insanlık dışılıklar&#8230; Bunları her sene, yılbaşında göreceksin ve tüyün bile kıpırdamıyacak sonra da <strong><em>“BİZE NE?”</em></strong> diyecek kadar müslüman olacaksın, vatanperver kalacaksın, <strong><em>“Yerli ve Millî”</em></strong> geçineceksin, Osmanlıcılık edebiyatı, hikâyeleri, laf u güzâflarıyla ehâlinin <strong><em>“yavuz”</em></strong> şeyi ve müverrih-i a’zamı olacaksın!</p>
<p style="text-align: justify;">Vay be, ne de bıyık yakışıyor böyle merd adamlara bre! Bir de aşağıdaki “Muhâsebe!”</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“1582 tarihinde Papa Gregorius takvimde bazı köklü düzeltmeler yaptı.</em></strong> <strong><em>Kimimiz eğlenir, kimimiz başını ellerinin arasına alıp derin bir vicdan muhasebesine oturur: “Koskoca bir yılı ziyan mı ettim, yoksa bereketlendirdim mi?” diye düşünür; “Zarar haneme mi yazıldı, kâr haneme mi?”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi, Hoşgörücü Müverrih-i Ahırs.man, hıristiyânî Yılbaşında<strong><em> “Derin bir vicdân MUHÂSEBESİNİ”</em></strong> de unutmuyor! Fettoş da Pensilvanya’da bu Yılbaşını pek <strong><em>“Kutsal ve Putsal”</em></strong> ganimet bilib <strong><em>“Derin vicdan muhâsebesiyle rü’yâlar görmeye ve Papa cenâblarından da duâlar niyâz etmeye”</em></strong> derinleşmişse, kat’iyyen şaşırmayız!. Kaytan Bıyık Müverrih de İslâm Dîninin mukaddes zamanlarında, o <strong><em>“İslâm’ın en mühim Emirlerinden olan<u> Nefis Muhâsebesini</u>”</em></strong> deği de; pozitivist CHP zihniyetine özenmişcesine Bâtıl Batı’nın sokuşturması <strong><em>“Din, Allâh’la kul arasında bir vicdân işidir”</em></strong> diyenler gibi,  bu <strong><em>“Derin Vicdân Muhâsebesini”</em></strong> öne çıkarıyor!. Zavallı sanki, Müslümünların <strong><em>“Nefis Murâkabesi”</em></strong> disiplinleri ve sohbetleri arasında değil de; hıristiyanların, <strong><em>“Vicdânı tabii dinler arasına koyan”</em></strong> kısmının lagalugaları arasında ömür tüketmiş!</p>
<p style="text-align: justify;">Ve dünya çılgınlar gibi kudurur ve hayvanlaşırken, o, bu hıristiyan <strong><em>mukaddesleri arasındaki Yılbaşı’na</em></strong>, (O, buna inanmasa da aşağıda isbâtı gelecek) gene onların <strong><em>“vicdân edebiyat ve felsefesini”</em></strong> sıkıştırmakla meşgûl!. Muhterem Peder’den bergüzâr o tatlı <strong><em>“Diyalog”</em></strong> hâtırâları, bir-iki asır geçmeden kolay kolay unutulacağa da benzemiyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Müverrih-i cumhûriyyenin deve gibi düzeltilecek yerini ara ki bulasın! Adı geçen, şu “şecaat arzetmelerle” bıyık oynatmaya devam ediyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Yakın tarihlerde bu topraklarda kullanılan üç tür takvim, üç farklı yılbaşı var. Her millet tek yılbaşına sahipken, bu toprakların mirasçısı olan bizler üç ayrı yılbaşına sahibiz. Bu bize diğer milletlerin sahip olmadığı bir zenginlik katıyor.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Duymayan duysun ki adam hiç sıkılmadan üç takvimi de aynı kıymetde aynı derecede ve aynı sıkletde görüb onları bir nevi mindere çıkarıyor, aynı tutuyor! Bu kafatasına siz, artık ne anlatabilirsiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu üç yılbaşından <strong><em>Rûmî (Şemsî)</em></strong> olanın, bırakın Yılbaşısını, mevcûdiyetini bile bilen kalmamışdır!. <strong><em>Hicrî (Kamerî)</em></strong> olanı da, dînî hassâsiyeti olan % 1-2’lik ihtiyar veya meraklısı bir kısım takib eder; ve bunun sokağa akseden cılız ve mecalsiz varlığı dışında, hemen hemen hiçbir sesi-soluğuna da rastlanmaz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat <strong><em>hıristiyânî-mîlâdî-efrencîyye (Frengî-Papazsal) yılbaşı</em></strong> ise, bunlarla zerre kadar mukâyese edilemiyecek bir ebatda bütün dünyayı binbir rezâletle sallayıb içine de edecek kadar dehhâmeleşmişdir; ve anırarak, bağırarak, tepinerek, çifteler atarak ve belâsını arayacak ölçülerde, sokakda, evde, internetde, medyada, hemen hemen her yerde terör baskını gibi eşkıyâlıkla orta yerdedir!</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmî yılbaşılarında, hıristiyânî yılbaşı olan 1 ocakda işlenen rezâlet, isrâf, Allâhsızlık ve kahpeliklerin milyarda birine bile herhangi bir yerde rastlanmış mıdır?.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık kalbinde îmân olan bir müslüman, bu üç takvimi aynı <strong><em>ağırlıkda ve aynı rağbetde</em></strong> imiş gibi takdime çalışır, böylesine bir katakülli ve mugâlataya nasıl tenezzül eder, dehşet!</p>
<p style="text-align: justify;">İslâm’ın bütün îmân, amel, zenginlik, kudsiyet, adâlet, ahlâk, cihâd, ibâdet, namaz, oruc, <strong><em> </em></strong>medeniyet ve insâniyet bütününden ayrılması muhâl olan bir HİCRÎ (Kamerî) TAKVİMİN, Dînin uzakdan veya yakından tamâmına taallûkunu zerre kadar GÖRME/ GÖREME, sonra da kalk, <strong><em>“Dileyen dilediği gibi karşılar yeni yılı”</em></strong> de; <strong><em>“Kimimiz eğlenir”</em></strong> de; <strong><em>“Bu toprakların mirasçısı olan bizler üç ayrı yılbaşına sahibiz”</em></strong> de; üstelik de ecdâda bunca ihânet ve hakâretleri: <strong><em>“Bunu diğer milletlerin sâhib omadığı bir zenginlik”</em></strong> diye kalemine al!</p>
<p style="text-align: justify;">Canı cehenneme öyle zenginliğin!</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyâ çapındaki rezillik ve kudurmaları da, ensesinden dolaşarak <strong><em>“Millet-i Merhûmenin Zenginlik hânesine”</em></strong> yaz!</p>
<p style="text-align: justify;">Hıristiyanlardan bin kere daha katmerli ve bulamaç, bu hıristiyânî takvime sâhib çıkmanın adına veya soyu sopuna acebâ ne denilmelidir?</p>
<p style="text-align: justify;">Adam, <strong><em>“Üç ayrı yılbaşına sâhibiz”</em></strong> diye kasılıb öğünüyor ve neredeyse böğürü.or!. Hicrî ve Şemsî takvimlerin bu memleketde resmen mer’iyyetden kaldırılışını, dolayısıyla yasaklanışını; Dîne, ecdâda, tarihe, mukaddesata, şahsiyete indirilmiş en büyük darbelerden biri olarak göremeyen bu zihniyet, bu memleketin en korkunç tehlikesi ve bedbahtlığıdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yazıklar olsun!</p>
<p style="text-align: justify;">96 yıldır kafaları ateist cumhûriyet sloğanları ile şartlanıb, dinlerini <strong><em>beğenmeme</em></strong> istikâmetinde ve müslümanlara tepeden bakıcı yetiştirilen nesillere; gâvur takvimi ve yılbaşılarını şeksiz ve şübhesiz zaman ölçüsü ve başlangıcı olarak kabûl etdirilen beyinlere, kendileri olmaları, dinsiz ve Haçlı güdümündeki maarifler boyunca unutdurulmuşdur&#8230; Bunun netîcesinde de, kendi öz din âlimlerinin kitablarını ellerine bile alamıyan nice echel-i cühelâ peydahlanmış; ve bunlar, îcâbında karşımıza târihçi, müellif, muharrir, mütefekkir ve münevver gibi sıfatlarla çıkarılmışlardır!. Fakat bunların <strong><em>ağızlarına ve kalemlerine</em></strong> bakıldığında, daha <strong><em>“zaman, takvim ve yılbaşı, v.s.”</em></strong> gibi mefhumların Aziz <strong><em>DÎNİMİZE</em></strong> taallûk eden taraflarını bile göremiyecek kadar ve sırılsıklam nasibsiz oldukları, bugün pek çirkin mikyasda meydanlarda teşhîr edilir olmuşdur!.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu i’tibarla, adı geçen ve bilmediğini de bilmeyecek kadar karanlıklarda yüzen; ve fakat her mevzu’da ahkâm kesme kibrine batmış bütün bâbıâdî kalemşörlerine bir misâl de olması içün, Dâhî Müfessirimiz Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin satırlarını, kulaklarını çeke çeke okutalım; ve  <strong><em>“zamanın, takvimin, yılbaşının”</em></strong> Aziz ve Mutlak Dînimiz İslâmiyyet’deki yeri ile fevkal’âde kıymetini, <strong><em>“vicdan murâkabesi”</em></strong> deyib de <strong><em>“NEFS MURÂKABESİ”</em></strong> bile diyebilmeye yabânî rûh ve beyinlerine bir nebzecik de olsa sokalım:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>“Şühûr ile zaman takdîrinde yani AYIN, BİR MİKYÂS-I ZEMÂNÎ İTTİHÂZ EDİLMESİNDE BİR TAKIM MENÂFİ-İ İNSÂNİYYE VARDIR Kİ, BUNLARIN BİR KISMI DÎNÎ VE BİR KISMI DA DÜNYEVÎDİR.”&#8230;..</u></em></strong><strong><em> Eyyâm ve eczâ-yı eyyâm olan saatler içün evkât-ı salâtda olduğu gibi günün </em></strong>(s.683)<strong><em> dahî bir mîkât </em></strong>(muayyen zaman)<strong><em> olduğunda şübhe yok ise de, <u>pek çok işler içün AY HESÂBI ELZEMDİR. Ve tahavvülât-ı kameriyye hılkaten bu hususda vaz’iyyet-i şemsiyyeden ziyâde, VAKİT HESÂBINA ELVERİŞLİ VE UMÛM İÇÜN KOLAYDIR. AY HILKATEN MÜSTAKİL BİR VÂHİD-İ KIYÂSÎ OLMALIDIR. </u>Şemsin cirminde bir tahavvül görülmediğinden dolayı, arza nazaran metaliindeki (</em></strong>doğuş yerlerindeki)<strong><em> ihtilâfâtı ve burçlar üzerindeki intikâlâtı, umûr-ı hafiyyeden olmakla </em></strong>(apaçık olmadığından)<strong><em> ŞEHR </em></strong>(ay)<strong><em> tesmiyesine münâsib olmıyacağı gibi, <u>sene-i şemsiyyede şehr, bir mikyâs-ı zâhirî değil, nihâyet fusûl-i erbaaya </u></em></strong>(4 mevsime)<strong><em><u> veya nefs-i seneye nazaran i’tibârî ve hafî bir cüz’-i mikyâsdırlar. Halbuki ay, terbi’leriyle </u></em></strong><u>(dörtde birleriyle)<strong><em> haftaların dahî HAKÎKATEN MİKYÂSIDIR. DÜNYÂNIN HER TARAFINDA HAFTA HESÂBININ VAHDETİ DE, BU MİKYÂSIN FITRÎLİĞİNDEN NÂŞÎDİR. NİHÂYET AY, GECELERİ İ’TİBÂRIYLA GÜN HESABLARINA DA BÂRİZ BİR ALÂKAYI HÂİZDİR. VE BUNA BİNÂEN GÜNLERİN İSİMLERİ UMÛMİYYETLE BUNA TATBÎK OLUNARAK 7 OLMUŞDUR. İşte menâfi-i beşeriyye nokta-i nazarından TAHAVVÜLÂT-I KAMERİN HİKMET-İ ZÂHİRESİ,  VAKİT HESÂBI İÇÜN BÖYLE BİR MÎKÂT OLMAKDIR.</em></strong></u><strong><em>&#8230;&#8230;.. Bunlardan başka, kamerin cirminde her gün meşhûd olan bu tahavvülât, ecrâm-ı semâviyyenin dahî ma’ruz-ı tegayyür ve kâbil-i mahvolabileceğine bir misâl-i bâhir teşkîl etmesi i’tibâriyle, kudret ve vahdâniyyet-i ilâhiyyenin âyât-ı kübrâsından olan hılkat-ı semâvât içinde <u>KAMER, MÜTEFEKKİRÎNDEN BAŞKA, EN BASİT İNSANLARA BİLE Rabbülâlemîn’in İRÂDESİNİ ANLATAN BİR ÂYET-İ MÜMTÂZE VE ONA UBÛDİYYET ETMEK İÇÜN VAKİT TA’YÎNİNE DELÂLET EDECEK BİR ALÂMET-İ RABBÂNİYE OLDUĞUNDA DA ŞÜBHE YOKDUR.”</u></em></strong> (c.1,s. 684, 1936 tab’ı.)</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kadar açık ve bedîhî hakîkatları, bunların Dîn’e ve dünyaya bâhir taallûklarını, hatta <strong><em>“Rabbülâlemîn’in irâdesini anlatan alâmet-i Rabbâniye olduklarını” </em></strong>görmeden, <strong><em>“Hangi takvim olursa bana vız gelir”</em></strong> kabilinden bir hoyratlık ve mîrasyediliğine saplananlar, cehâleti bırakıb hadlerinin ne olduğunu teslim edebilmelidirler!.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Vicdan mukâkabesi”</em></strong> gibi Haçlı uydurmalarından da yakayı kurtarıb, Azîz Dînimizdeki <strong><em>“NEFS MURÂKABESİNE” GİREBİLMELİ; VE ASLINI İNKÂR ETMEMENİN YOLLARI NERELERDEN GEÇER BUNU ÇOK İYİ İDRÂK EDEBİLMELİDİR. VE HAKÎKATIN SÂHİBİ SÜBHAN OLAN AZZE VE CELLE ÖNÜNDE, KEMÂL-İ TA’ZÎM İLE RÜKÛ’ VE SÜCÛDA VARIB, BEN ATEŞDEN YARATILDIM DİYENLER GİBİ ASLÂ DİKLEŞMEMELİDİR!..</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><em>(Mâba’di var)</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İntişârı: 03.01.2019 /14:18:27</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&amp;linkname=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html&#038;title=-2-%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Giri%C5%9Fde%20Ka%C5%9F%20Yaparken%20G%C3%B6z%20%C3%87%C4%B1karanlar%2C%20Hatt%C3%A2%20Mil%20%C3%87ekenler%21Z%C4%B1y%C3%A2iyye%20BEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html" data-a2a-title="-2- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!Zıyâiyye BEKÇİSİ"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html">-2- Haçlı Yeni Yılına Girişde Kaş Yaparken Göz Çıkaranlar, Hattâ Mil Çekenler!&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Zıyâiyye BEKÇİSİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-hacli-yeni-yilina-girisde-kas-yaparken-goz-cikaranlar-hatta-mil-cekenler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
