<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>05/29 Fetih-Ayasofya arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.biz/category/tekraren-nesr/miladi/mayis/fetih-ayasofya/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.biz/category/tekraren-nesr/miladi/mayis/fetih-ayasofya</link>
	<description>Hakkın ve Sabrın T&#252;rk&#231;esi imani, fikri, edebi, tarihi ve siyasi neşriyatdır...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 May 2023 14:48:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/06/cropped-osmanli-armasi-site-ikonu-50x50.jpg</url>
	<title>05/29 Fetih-Ayasofya arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<link>http://www.turkcesi.biz/category/tekraren-nesr/miladi/mayis/fetih-ayasofya</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ayasofya Hitâbesi</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/basmuallim/ayasofya-hitabesi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/basmuallim/ayasofya-hitabesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 08:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞMUALLİM]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Hitabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=2092</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gençler!.. Ayasofya üzerinde çok laf ettik! Ama lafta bile onu tasarruf edebilmiş, mülkiyetimiz altına alabilmiş değiliz! </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/basmuallim/ayasofya-hitabesi.html">Ayasofya Hitâbesi</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;" align="center"><u>AYASOFYA HİTÂBESİ</u></h1>
<h3 align="right"><span style="color: #cc0000;"><em><u>Merhûm Üstâd Necib Fazıl</u> </em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Gençler!..</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya üzerinde çok laf ettik! Ama lafta bile onu tasarruf edebilmiş, mülkiyetimiz altına alabilmiş değiliz!</p>
<p style="text-align: justify;">Bana öyle geliyor ki, yalnız manayı anlasak, yalnız onu yerine getirebilsek, Ayasofya&#8217;nın kapıları sabır taşı gibi çatlar, kendi kendisine açılır. İsterse açılmasın; ondan sonra herşey, küçük bir tatbikat işinden ibaret kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz kimden, neyi istiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yemen&#8217;den Viyana&#8217;ya Fas&#8217;tan Kafkasya&#8217;ya kadar en aşağı 10 milyon kilometre kare bir zemin üzerinde&#8230; Evet, böyle bir zemin üzerinde&#8230; Atalarımızın&#8230; Ata derken halimize bakıp başımızı doğduğumuz nur insanların&#8230; Tohum atarcasına her tarafa serptiği kubbelerden birini&#8230; 700 bin kilometre kareye indikten ve bu halin ismine millî kurtuluş dedikten sonra&#8230; Evet, bütün bunlardan sonra&#8230; Toprağı kaybedilmiş kubbelerden birini mi istiyoruz?</p>
<p style="text-align: justify;">İnsana gülerler!.. Herhangi bir yıldızda bu türlü iddialara girişen milletleri sürecek bir tımarhane olsa, bizi oraya sürerler.</p>
<p style="text-align: justify;">Âlemde, cüceleşmiş devlerin, eski rollerini takınmasından daha çirkin bir tablo yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;- Cüceleşmeyeydin! Şimdi devin hakkından nasıl bahsediyorsun?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Derler böyle insanlara ve milletlere!..</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, sevgili gençler; bir manzumemde söylediğim gibi, kellelerimizi tırnaklarımızla yerinden söküp iki dizkapağımıza yerleştirmenin ve sonra ikinci bir başla onu seyretmenin, kısaca ulvî nefs muhasebesine girişmenin artık günü geldiğini kabul edelim ve avaz avaz haykıralım ki, bizi, şiltesi üç kıt&#8217;ayı kaplayan devi, cüceleştirdiler. Sonra ona iki santim boy ilave edip, Batının bat pazarı veya bit pazarı elbiselerini giydirdiler. Peşinden de:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;- İşte sana layık (özgürlük) ve (uygarlık) budur!&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Dediler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bakımdan Ayasofya&#8230; Bakın nedir bu bakımdan Ayasofya?</p>
<p style="text-align: justify;">Bizi bu hale getiren, annemizin cennet kokulu başörtüsünü sarhoş kusmuğuna bez diye kullanan, ahlakımızı Paris&#8217;in dünya çapındaki (Şabane) kerhanesinden daha aşağıya düşüren, millî kültürümüzü çöplüğe ve millî iktisadımızı kumarhaneye çeviren, zekamızı maymunlaştıran ve kalbimizi kanserleştiren, tarihi 129 yıllık cereyanın, kendi öz evimizde, yüzümüze kapadığı oda, mukaddesat odamız&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya budur!</p>
<p style="text-align: justify;">129 yıl boyunca, dışarıdan Batı emperyalizmasının, içeriden de onların sadık ajanları sıfatiyle kozmopolitlerin, masonların ve nihayet hepsinin birden ana sermayesi ve gönüllü fedaisi halinde, adı Türk, küfür tip ve zümrelerinin idare ettiği bu cereyan, Ayasofya&#8217;yı müzeye çevirmekle, sağlık müzelerindeki balmumundan frengili suratlar şeklinde, Türkün öz ruhunu müzeye kaldırmış oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Frenk kelimesinden gelen &#8220;frengi&#8221; ismine dikkat ediniz! Türkün mukaddesatına frengili bir surat gibi bakan bu insanlardır ki, &#8220;frengi&#8221; mefhumunun ta kendisidirler ve ciğerlerine kadar frengilidirler&#8230; ! Şimdi buradan saffet devrimize geçelim. Şairin;</p>
<p style="text-align: justify;">Şayestedir denilse,<br />
Âlem senin mezarın&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hala gelir zeminden<br />
Tekbir-i zar-ü-zarin&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Diye belirtmeğe çalıştığı; dava ve gayesi bakımından Büyük İskender ve Sezar&#8217;ı oda hizmetçiliğine kabul etmeyecek kadar üstün hükümdar, başbuğ ve (aksiyon) adamı Fatih, İstanbul&#8217;u fethedip onun kalbi Ayasofya&#8217;da namazını eda ettiği zaman, Cenubî Fransa&#8217;da kırılıp Viyana&#8217;da tekrar Batıyı dişleyecek olan İslam taarruz kıskacının mihver çivisini ele geçirmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya işte bu incecik mildir, bu çividir; onu İslam kıskacına yerleştiren Fatih Sultan Mehmed&#8217;dir; ve eğer ondan sonra kıskaç kapatılamadıysa suç kapatamıyanlardadır. Fatih&#8217;e düşen şerefse, erişilir soydan değildir. Kendisinden sonra, Kanunî Sultan Süleyman gibi, iyi ve kötü arasındaki ayırıcı çizgiden başka bir şey olmayan meccanî ihtişam kahramanı, karaların ve denizlerin yüce hakanına kadar süren muazzam (aksiyon) akışında en büyük hız payı, yine Fatih&#8217;indir. Kanunî devrinde teşekkül eden büyük ahenk tablosunun unsurları, Ebussuud gibi şeyhülislam, Sokullu gibi sadrazam, Baki gibi şair, Sinan gibi mimar ve Barbaros gibi amiral, sadece ve sadece Fatih&#8217;in, hareket noktasına bu mili yerleştirdiği kıskaç yüzüsuyu hürmetine yetişmiş büyükler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Tarihimizde, Fatih&#8217;ten başka her hükümdarın (aksiyonu, isterse vatana eklediği toprak Fatih&#8217;inkinden bin misli fazla olsun, ulvî kemal ve noksansızlık manasına, tamam olmaktan uzaktır. Yalnız Fatih&#8217;dedir ki, kendi zaman ve mekanına göre, dava hedefini, muhteşem ve muazzam bir tamamlık içinde buluyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bütün bunları (sembolize) eden, remzlendiren de cihanın en güzel beldesi İstanbul ve onun kalbi Ayasofya&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Salibin ağırlığından kurtarılıp hilalin kanatlarıyla kendisine gök kubbe yolu açılan, böylece Yirminci Asır dünyasına gerçek medeniyet ve ebediyet mimarisinin ne olduğu onunla gösterilen, Batı aklı ve Doğu ruhunu birleştiren eski Bizans eseri ve artık yeni tekbir yuvası tarihi kubbe&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki, Ayasofya, ne taş, ne çizgi, ne renk, ne cisim, ne de madde senfonisi; sadece mana, yalnız mana&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İstanbul&#8217;daki Süleymaniye, Edirne&#8217;deki Selimiye, bunlara karşılık da Roma&#8217;daki (Sen Piyer) ve Paris&#8217;teki (Notrdam), bizde ve onlarda daha niceleri, madde ve hatta gayelerine bağlı mana kıymeti olarak, Ayasofya&#8217;nın eşik taşına bile denk olamaz. Zira bunlardan herbiri, kendi gayesinin tabiî şartları içinde, tek taraflı olarak yükseltilmiş bir eser&#8230; Ayasofya ise bunların yanında bir kümes bile olsa, öyle bir nasibin sahibi ki, ne madde, ne de tek taraflı mana ölçüsüyle ona varmak kabil&#8230; Ayasofya, bir mananın, zıd manaya taarruz ve onu zebun edişinin, bütün dünyada eşi olmayan abidesi&#8230;<br />
Fatih Sultan Mehmed, bu hikmeti sezdi; ve Ayasofya&#8217;yı, İstanbul gibi misilsiz bir mahfazanın içinde, güneş çapında bir pırlanta gibi zapt ve fethetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Tarihimizde daha nice zapt ve fetih hareketinin kahramanı var; niçin hiçbirinin adı, has isim olarak Fatih değil?..</p>
<p style="text-align: justify;">İmdi:</p>
<p style="text-align: justify;">Biraz evvel işaret ettiğimiz gibi, (İmperyum Romanum)dan üstün bir imparatorluğun dev adamı olan Türk&#8217;ü binbir tarihî saik yüzünden çüceleştiriyorlar, 10 milyon kilometre karelik bir servet ve nimet zeminini 700 bin kilometre kare fakir bir anavatan kadrosuna kadar indiriyorlar, fakat bütün bu olanlara rağmen, Fatih&#8217;in o kadar maharetle yerine oturttuğu mili söküp atamıyorlar, çekip alamıyorlar. Zira İstanbul ve Ayasofya, muazzam nasibi icabı, anavatana bitişik ve onun içinde kalıyor; hiçbir şey yapılamayınca da, dünyada hiçbir milletin başına gelmemiş bir felakete yol açılıyor; Ayasofya Türk&#8217;ün öz evi ve anayurdu içinde güya Türk&#8217;lerin eliyle manasından koparılıyor, duvarlarından Allah ve Resulünün mukaddes isimleri indiriliyor, iç sıvaları kazınıp putlar meydana çıkarılıyor ve hilalden ziyade salibin faziletlerini ilana memur bir müze, yani içinde İslamiyetin gömülü olduğu bir lahid haline getiriliyor. Artık o, basit bir taş yığınıdır. Öyle bir taş yığını ki, sadece kendisinde kıyılan ulvî mananın katillerini ilan ve ihtarla kalmıyor, üstelik her an salibin ağzından salyasını akıtıcı bir iştah telkiniyle, Türk&#8217;ün, ruhiyle beraber maddesini, maddesiyle beraber de ruhunu hıristiyanlık alemine peşkeş çeken, &#8220;buyurun, ne duruyorsunuz; gelin ve bizi esir edin!&#8221; diyen bir hava yaşatıyor. Ayasofya&#8217;nın hilal hakimiyetinden uzaklaştırılmasıyla düşmana aşılanan gayret, bir ordunun harp planlarını satmaktan beter bir tehlike ve suç belirtir. Eğer o kökünden traş edilse ve yıkılsa bir şey değil de, bu haliyle, bütün bir milleti ve tarihi her an öldürüp yine dirilten ve tekrar öldüren bir felaket&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece, Batı dünyasının bize içimizden, içimizdeki ajanları vasıtasıyla yaptırdığını, ne Haçlılar yapabildi, ne Moskof, ne de Ayasofya&#8217;nın gözü dönmüş şehvetlisi Yunanlılar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Milyonluk bir orduda, bir emirle, herkes silahını kalbine dayayıp tetiği çekse ve intihar etse, bu emrin o orduya vereceği zararı hangi düşman sağlayabilir?..</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya&#8217;nın kapatılması işte böyle olmuştur. Ve Türk tarihine, mukaddesatına, ruhuna, ihanetlerin en büyüğü şeklinde meydana gelmiştir. Türk&#8217;ü yoktan var ettiğini iddia eden bir zümre ve (klik) zihniyeti, Ayasofya ile Türk vatanını, göklerdeki aslî ve hakikî vatanıyla beraber satmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Allah diyen bu millet mutlaka kalacak; ve kalacağına göre, öteki dünyadakinden evvel, bu dünyada hesap gününü açacaktır. Türk&#8217;ü yoktan var ettiğini iddia eden bir zümre ve (klik) zihniyeti, Ayasofya ile Türk vatanını, göklerdeki aslî ve hakikî vatanıyla beraber satmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hayır! Batılıdan, sığıntısı olmak yoluyla sağlanabilecek hiçbir himaye mevcut değildir. Biz bu kafayla gittikçe de başımıza daha neler geleceği görülecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bu manalar Ayasofya&#8217;ya bağlı&#8230; Daha neler ve neler!.. Türk İstiklal Savaşı&#8217;nın temiz ruhuna leke düşürenler, o ruha ve onun müspet temsilcilerine rağmen, kazanılmış bir istiklali topyekûn tersine çevirme yoluna girmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Belirttik ki, kendi öz mukaddesat ve tarihini kendi öz yurdunda maskara edenlere, o mukaddesat ve tarihin düşmanları hürmet etmez, tiksintiyle bakar. İşte, dünyada ve dış politikada yüzümüze kapanan kapılar bunun için kapanıyor. Doğrudan doğruya bunun için olmasa da dolayısıyla bunun için&#8230; Şahsiyetsizliğin ceremesi&#8230; Bunun içindir ki, Avrupa, köküne kadar şahsiyet heykeli İkinci Abdülhamid Han&#8217;a hürmet ediyordu. Almanya imparatoru (Vilhelm) siyaseti ondan öğrendiğini söylüyor ve Prens (Bismark) tam bir Abdülhamid düşmanı olduğu halde, onu, asrın en büyük siyaset dehası diye gösteriyordu. Eğer Abdülhamid&#8217;e, Ayasofya&#8217;yı müze yapması karşılığında bütün dünya hazinelerini vereceklerini söyleseler, nefretle reddeder, imparatorluğunu elinden almakla tehdit etseler son damla kanına kadar akıtmakta tereddüt etmezdi. İnkarcı (Volter)in Allah&#8217;ın Sevgilisine ait piyesini Fransız tiyatrolarından Fransa devleti marifetiyle kaldırtan, yoksa bunun harp sebebi olacağını Fransa hükümeti&#8217;nin suratına çarpan, Ulu Hakan Abdülhamid Han&#8217;dan başka kim olabilmiştir? O Abdülhümid Han ki, bunca ordusundan yalnız bir tanesiyle birkaç gün içinde Atina kapılarında görünüvermiş ve küçücük bir Yunan şımarıklığını, onlara Ayasofya&#8217;dan bahsettirmek yerine (Akropol) önünde ordugah kurmakla cezalandırmıştı. Şimdi o Yunanlı, baykuş gözlerini üzerimize dikmiş, birinde Ayasofya, öbüründe Rumelihisarı&#8217;nın hayali, İstiklal Savaşı&#8217;ndaki küstahlığından beter bir nefs emniyeti içinde dikilip duruyor da, bizde, onun iki gözünü birden çıkaracak (enerji)den eser görünmüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sebep?<br />
Çünkü Ayasofya&#8217;nın kapılarıyla beraber ruhumuzu kilitlediler. Her mana, her hikmet, her münasebet Ayasofya&#8217;ya bağlı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya açılmalıdır. Türk&#8217;ün bahtıyla beraber açılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya&#8217;yı kapalı tutmak, Yunanlıya &#8220;ben yapamıyorum; sen gel de kendi hesabına aç!&#8221; demekten farksızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya&#8217;yı kapalı tutmak, Birleşmiş Milletler&#8217;den Afrikalı yamyam devletlerine kadar aleyhimize rey verdirip kendileri müstenkif geçinen Batılılara &#8220;artık benim hayat hakkım kalmadı!&#8221; demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya&#8217;yı kapalı tutmak, bu toprağın üstündeki 30 milyon ve altındaki 30 milyar Türk&#8217;ün semaları tutuşturan lanetine hedef olmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya&#8217;yı kapalı tutmak, Allah&#8217;a sövmeye, Kur&#8217;ana tükürmeye, Türk tarihini kubura atmaya, Türk iffetini kirletmeye, Türk vatanını satmaya denk bir suçtur.</p>
<p style="text-align: justify;">Gençler! Bugün mü, yarın mı, bilemem!</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat Ayasofya açılacak!.. Türk&#8217;ün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya&#8217;nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya açılacak&#8230; Hem de öylesine açılacak ki, kaybedilen bütün manalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlayacak!.. Öylesine açılacak ki, bu millete iyilik ve kötülük etmişlerin dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya açılacak!&#8230; Bütün değer ölçülerini, tarih hükümlerini, dünyalar arası mahsup sırlarını, her iş ve herşey hakkındaki gerçek miyarları çerçeveleyici bir kitap gibi açılacak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Allah tarafından mühürlenmiş kalplerin mühürlediği Ayasofya, onların aynı şekilde mühürlemeğe yeltenip de hiçbir şey yapamadığı, günden güne kabaran akınını durduramadığı ve çığlaştığı günü dehşetle kolladığı mukaddesatçı Türk gençliğinin kalbi gibi açılacak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya&#8217;yı, artık önüne geçilmez bu sel açacak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bekleyin gençler!.. Biraz daha rahmet yağsın&#8230; Sel yakındır.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&amp;linkname=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fbasmuallim%2Fayasofya-hitabesi.html&#038;title=Ayasofya%20Hit%C3%A2besi" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/basmuallim/ayasofya-hitabesi.html" data-a2a-title="Ayasofya Hitâbesi"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/basmuallim/ayasofya-hitabesi.html">Ayasofya Hitâbesi</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/basmuallim/ayasofya-hitabesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(1) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 07:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/03 Fâtih S. Mehmed Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya ve esareti]]></category>
		<category><![CDATA[Vakfın Şartı Şariin Nassı Gibidir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayasofya müze değildir. Hiçbir zaman da müze olmamış ve yapılamamışdır. Zihni ve idrâkleri İslâm vahyinden nasibsiz hiçbir ferd,</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(1) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>FÂTİH’İN VAKFİYE ŞARTLARI TAM TATBÎK EDİLMEDEN, AYASOFYA GENE ZINDANDA ZİNCİRLİDİR! </u></em></strong></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>(1)</u></em></strong></span></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000; font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></p>
<ol>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya müze değildir. Hiçbir zaman da müze olmamış ve yapılamamışdır. Zihni ve idrâkleri İslâm vahyinden nasibsiz hiçbir ferd, hükûmet ve devlet, onun ne olduğunu kavrama ve takdîr etme sırrına eremez, erememişdir…<br />
</em><em style="text-align: justify;">Ayasofya, islâmî hükûmet idâresi içinde bizzat yaşamayan veya bunun ne olduğunu idrâk etme seviyesine eremeyen hiçbir politikacı veya onun me’mûrunun takdîr hududları içinde ele alınamaz…</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya, kubbesinden temeline, <strong>müze</strong> denilen kazmalarla yıkılmış olsa, dinamitlense, berhevâ edilse, oradaki hakîkât gene câmi hakîkatı, toprak gene câmi toprağı, hava gene câmi havası, hüzün gene câmi hüznüdür… Çünki İslâm Şeriatında orası (VAKIFDIR); her şey <strong>“VÂKIFIN ŞARTI ŞÂRİİN NASSI GİBİDİR”</strong> HÜKMÜ İÇİNDEDİR. Fâtih Cennetmekânın vakfiye şartları, ALLÂH Azze ve Celle’nin âyetle sâbit hükümleri kadar kat’iyyet bildirir… Beşerî akıl, vakıf medeniyetini künhünde (özünde) taşıyan İslâm’ı, bu cihetiyle idrâk seviyesine bile aslâ çıkamaz…</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Vakfiye şartlarını tatbîk edecekmiş havası basmak ayrıdır, hakîkaten tatbîk ise çok daha başkadır&#8230;<strong>&#8220;Bugün alınan karar, Fatih&#8217;in bedduasından kurtulmamızı sağlamıştır&#8221; </strong>diyerek lâfız planında kurtulmuş görünmekle, hakîkaten kurtulmuş olmak da çok farklıdır… Burada biricik ölçü, <strong>“Vakfiye şartlarının, Fâtih Cennetmekân Hazretlerinin Şerîatına göre tam tatbîkidir”</strong> ki, güncellemeci, sulandırıcı, reformist, ve Bardakoğlu’nun bizzat i’tirâf ederek <strong>“revizyonistiz”</strong> dediği Diyânet’in ve tâbi’ olduğu tahrîfçi layık sistemin buna muvaffak olacağına, biz, yüzde bir ihtimâl vermiyoruz! Zâten dünden beri yoldaki işâretler bunu isbatlamaktadır… Aşağıda gelecek…</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya’yı hiç kimse câmi olmakdan çıkaramamışdır. Ancak onu ibâdete ve ezanlara yasaklamış, işkence altına alarak parya eylemiş, forsalığa, kürek mahkûmluğuna çarptırmışdır! Âyet mu’cibince, 90 yıla yakın <strong>“Allâh’ın isminin anılmamasına ve oraların harâbiyyetine sebeb olduklarından en büyük ZÂLİM”</strong> olunmuşdur… Ayasofya, Belde-i Tayyibe’nin kalbi olarak Kıyâmet’e kadar <strong>“Ayasofya Câmi-i Kebîri’dir”,</strong> bu sıfatı ondan almak muhaldir! İlâhî hüküm ve Ayasofya&#8217;nın (kaderi) budur, echel-i cühelânın zu’mu ve küfretdiği gibi <strong>“kader değişir”</strong> değil, Kâdir-i Zülcelâlin ilmi değişmez…</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya, kıymet ve ulviyyeti sebebiyle, onu ibâdetden ve ezan-ı şerîf’den mahrûm ederek işkenceye tâbi tutanların, Osmanlı’dan intikâm alma merkezidir! Haçlı Batı hesâbı ve localar adına ve Lozan fısıltıları ile, Ayasofya’dan intikam… Sonra onun vakfedicisi Fâtih’den, sonra onun devleti Osmanlı’dan, sonra o devletin şûbesi olduğu Medîne Merkezli Peygamber devletinden, sonra O Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm’dan… Ve en nihâyet, <strong>“Arz u semâ devletinin müstakillen Mâliki”</strong> ALLÂH Azze ve Celle’den… </em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya, işte bu silsile üzerinden, haçlı Batı ve locaların ALLÂH düşmanlığında mebde’ ve mihrâk noktası… İşkence cebhesi gûyâ, Ayasofya Câmi-i Kebîri’nden intikâm alarak, O’na küfrederek, O’nu tanımıyarak, <strong>“şirki gâlib kıldık”</strong> demeyi tahakkuk etdirmişlerdir!!! <strong>“Allâhsızlık, ALLÂH üzerine hükmetdi”</strong> demenin, gûyâ şeytânî bir ısyân ve tuğyânı!…<br />
</em><em style="text-align: justify;">Ayasofya, Müslümanların ATASI Fâtih Cennetmekânın Rabbine tevekkülden ibâret irâdesinden başka hiçbir beşer irâdesini tanımıyacak kadar ulvî, cihâna meydan okuyacak kadar da cesûr ve celâdetli bir  ma’nânın sâhibidir! Yani O, mukaddes bir VAKIFDIR… Vakfın ne olduğunu bilmiyenlere, mevzuu anlatmak alabildiğine müşgil!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya, beşer uydurması hiçbir <strong>“adâlet ve hûkuk”</strong> sistemi içine sığmayıb, topunu da patlatacak kadar yüce bir kudreti elinde tutar&#8230; O, ancak <strong>“VÂKIFIN ŞARTI, ŞÂRİİN NASSI GİDİR”</strong> buyuran, mutlak bir <strong>“adâlet ve hûkuka”</strong> muhatabdır… Layık hukuk içinde onu yaşatmak muhaldir…<br />
</em><em style="text-align: justify;">Ayasofya üzerinde hiçbir ferd, hükûmet, devlet veya Global ittifak çetesi tasarruf hakkına sâhib olamaz. Hiçbir irâde,<strong> “Ben, benim imzâm”</strong> diyerek, <strong>“Ayasofyayı şuradan şuraya getirdim”</strong> diyemez, böyle bir imtiyâz taşıyamaz…<br />
</em><em style="text-align: justify;">Ayasofya gibi dünyâ çapında bir mazlûmun evvelâ HAKKINI gasbet, sonra onu İÂDE ediyor gibi görününce de, <strong>“Sana hakkını verdim”</strong> de! Bu bir gözbağcılıkdır…</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Sonunda bereat edecek mahkûmun 86 yıllık zından hayâtına âid zararı kim, nasıl telâfî edecek? Bunu ağzının ucuna alan bile yok! Hatta neredeyse şöyle deniyor:<strong> “Sana hakkını verdim, seni zındandaki zincirlerinden kurtardım, öyleyse bana diyet borcun var, artık benim istediğim kılığa girmelisin ve süslenmelisin! Ve dünyânın gözüne, benim istediğim gibi görünmeli ve bana çalışmalısın!”<br />
</strong></em><em style="text-align: justify;">Ayasofya, hakîkaten ve mücerred Allâh içün zındandan kurtarıldı mı?. Müslümanlık îmânı, ahlâkı, şecaat ve hûkuk telâkkîsinden zerre kadar haberi olan olsaydı, bugünki yavan şamatalar, göz küllemeler, sihirbazlıklar yerine, mes’ûliyyetinin ağırlığı altında ezilerek, ağlayıb inleyen kalbler ve gözler görmemiz îcâbederdi…</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya, 1930’dan beri üç-dört yıl <strong>“tamirât”</strong> bahanesi ve 1934’den sonra da <strong>“sahte imzalarla”</strong>, resmî gazetede i’lân bile edilmiyen kararnâmelerle, sahte imza (!) atmanın (ölüm) demek olduğu bir şeflik devrinde, 90 yıl ibâdetden ve ezanlardan uzaklaştırılarak, işkenceye, zındana ve zincirlere neden mahkûm edilmişdir? Bunun mürtekibleri hakkında <strong>“cürüm ihbârını”,</strong> MÜLKÜN SÂHİBİ FÂTİH CENNETMEKÂN nereye, nasıl yapacakdır? Hümeze ve Lümeze gürûhu içün Hutame nasıl hazırlanmışdır; ve bütün bunları da’vâ edecek bir hükûmet ve devlet irâdesi bugün olmadığına göre, mes’ele ve mes’ûller silsilesi <strong>“Mahkeme-i Kübrâ’ya”</strong> mı kalmışdır?!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya, bir asırlık gayr-i İslâmî yani gayr-i meşrû’ bir vasatın, vatan sathındaki her icrâatı gibi, fıtrat dışı bir hayat ve hükmün gadrine uğramış bir mazlum değil midir?!<br />
</em><em style="text-align: justify;">Bu mazlûmun dilinden anlamıyanların, zombileşmiş idrâklerle cûş u hurûşa gelerek, politikacılar güdümündeki <strong>“avam basitliği ve idrâksizliği”</strong> ile ve beşerî hukuk sahteliğiyle manzarayı bir şova çevirmelerinin, kıymete değer herhangi bir ma’nâsı olabilir mi?!<br />
</em><em style="text-align: justify;">Ayasofya, nasıl 90 yıllık bir işkencenin altında inletilmişse, Atamız Fâtih’in vatan toprakları da aynı işkence altında ve Haçlı Bâtı güdümünde, kültür emperyalizminin dembokrasi tanrısına tapdırılmakda değil midir?!<br />
</em><em style="text-align: justify;">Fâtih Cennetmekân’ın Ayasofya’sı gibi inleyen bakıye bir coğrafya, Mescid-i Nebevî’den Mescid-i Aksâ’ya kadar, Ayasofya’dan da beter bir işkence ve hicrân içinde boğulmakda değil midir?! Bunları görecek göz ve yakalayıb kıvranacak idrâkler nerede?</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya değil sâdece zincirli olan, bütün Osmanlı câmileri de, dünyânın dört bir tarafında, <strong>“Anayasaların laiklik ilkesi doğrultusunda işliyen resmî dâire ve diyânetlere zincirlenmekle”</strong> bir başka esâretin altında değil midir?… İslâmiyet’i dört delîline dayandırmıyacaksın, fakat <strong>“Lâyıklîk ilkesine”</strong> göre tanzim edeceksin, bu da İslâmiyet olacak ve bunu da <strong>“müslümanım”</strong> diyenler yiyecek! Nüfusun da %99’u müselman kalacak! Buna göre, adı diyânet olan yerin elindeki Müslümanlık mıdır, tâbi’ olduğu lâyık dembokrasi midir? Ve Ayasofya da buranın eline verilib yatırılacak, bu da <strong>“Vakfiye şartlarına uymak olacak!”</strong> Böylece Ayasofya açılmış ve 86 yıllık LÂ’NET de kalkmış, her şey güllük gülistanlık olmuş olacak!!!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya, Atamız Fâtih Cennetmekân’ın vakıf şartlarını, ŞÂRİ-İ HAKÎM AZZE VE CELLE’nin nassı (âyetle sâbit hükmü) gibi görmeyen idâre ve irâdeler elinde kalacaksa, esâret gene son bulmamış, zincirli zından hayâtı devâm ediyor demek olmıyacak mıdır? Vakfiye şartlarında, <strong>“Namaz vakti ikonaları (put ve şirk âletlerini) kapatın, sonra açıb kilise ve turist eğlendirme mekânı yapın ve benimle dalganızı geçin!”</strong> diye bir madde var mı?<br />
</em><em style="text-align: justify;">Ayasofya içün mu’teber olan keyfiyet, sâir bütün Osmanlı câmilerinde de aynen mu’teber değil midir? İslâm ile zerre kadar alâkası olmadığını anayasalarıyla i’lân eden politik ve İslâm’sız sistemlerin, İslâmiyyet’in bir tek noktası hakkında bile söz söyleme HAKK ve salâhiyyeti olabilir mi?…</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya’nın <strong>“açılışı”</strong> diyerek yapılan şovlar, mevcûd politika ve politikacıların, Ayasofya üzerinden politik bir güç gösterisine inkılâb ederse, bu, Ayasofya istismârına dönmüş bir çirkinlik olmaz mı?… ABD’sinden, İngiliz ve yahudisine, Moskof ve Yunan palikaryasından bilmem ne patriğine kadar üç-beş gavura karşı girişilen omuz kabartmalar, hakîkaten ve rızâ ile niyet noktasından ele alındığında, böyle bir çirkinlikden alabildiğine uzak durulamıyorsa, yapılanlar, en küçük bir kıymet ifâde edebilir mi?…</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Ayasofya’ya zulüm ve zından devâm etmeli”</em></strong><em> diyen Anadolu’daki aşşağılık İngiliz zihniyeti, en aşşağılık şirk ve cibilliyeti ile <strong>“Sultanahmed de müze yapılmalıdır”</strong> herzesi ve hezeyanları savurabiliyorsa, o vasatda bu, <strong>“Biz câmi görmek istemiyoruz, topu da müze yapılmalıdır”</strong> ma’nâsına gelmiyecek midir?. Din ve vicdan hürriyeti palavraları sıkanların, İslâmiyyet’i nasıl şamar oğlanı yapmak istediğine bu kat’î bir delîl sayılmıyacak mıdır?!. Buna haketdiği cevâbın yüzdebirini veremiyen bütün parti-pırtılarıyla batıtapar dembokrasi; ve susarak bunları (tasvib) makâmında olanların, İngiliztaparlıkda da ötekilerle aynı beraberlik içinde oldukları, gene bütün parti-pırtılarıyla her an isbatlanmakda değil midir?!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya içün, târihçi müsveddesi A.Anatapalı veznindeki iktidâr yakalı ve yalakalı adam, (10/7/2020) günü A-Haber’de, Ayasofya’nın turist emrinde oluşuna en küçük bir halel gelmiyeceği te’mînâtını ifâde içün,<strong> “Sultanahmed de zaten müze”</strong> deyince, bu bile, mes’eleyi ele alanların gerçek niyetlerindeki iğrençliğe bir hüccet olmıyacak mıdır?! Ve cenâbetliğin zirvesinde bir pislik içindeki bitli-butlu <strong>“turist”</strong> denilen ve o üç parasına bin zilletle  tamah edilenler karşısında, aşşağılık duygularını fışkılamakdan hayâ edilmiyecekse, bu memleketin <strong>“Ayasofya derd ve şuurunun derekesini”</strong> cihân da görüb, <strong>“Bunların niyeti içe Fâtihçilik oynamak; dışdan da, gûyâ mukaddesleri olan câmileri üzerinden bitli-butlu turist parası dilenmek”</strong> dedirtmiyecek midir?!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Dünyadaki lâyık ve dembokratik sistemler, hangi Müslüman devletin devamıdır? O zaman kendisini kimin devâmı bilecek ve <strong>“Aslım şudur!”</strong> diyebilecekdir? Şahısların böyle bir sistemi <strong>benimseyerek</strong>, bu sistem içinde kendilerine bir ASL bulmaları da fiiliyât ve hakîkât değil, sâdece bir tevehhümdür! Dolayısıyla böyle bir sistemin, Müslümanlığa, müslümanlara, târihe, Osmanlı ve Selçuklu Sultanlarına ve ASLINA zerre kadar hürmetinden bahsedilebilir mi?. Bahsedilebilseydi, İslâmiyyet’e âid namaz ibâdeti ve ma’bed âdâbı karşısında, buraları bitli-butlu, pisli-kirli, cenâbet-necâset o turist denen bazı mahlûkâtın ayakları altına SERMELERİ ve ÇİĞNETMELERİ mümkin olabilir miydi?!. Vakıf şartları bu ibtizâle cevâz vermekte midir?</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya’ya, Fâtih Cennetmekân zamanında câmi ve müslümanın ibâdet âdâbına riâyet cümlesinden olarak, cenâbet turistler yarı üryan hâlde, oralara nasıl giremiyordu ise.. ma’bedlerimizin harîm-i ismeti, ibâdet hâlindeki müslümanların hudû’ ve huşûları içün, son derece hassâsiyetle insî leşlerin ayakaltında dolaşmalarından nasıl muhâfaza ediliyordu ise.. bugün de bu irâdeyi çiğniyenler, <strong>“vakıf şartlarını ihlâl ile”</strong> vakfiyedeki <strong>“Lâ’neti müstahık”</strong> olmıyacaklar mıdır?.</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Hulasa, nasıl, vahyin tesbîti olan ezân-ı şerîfden <strong>“Türkçe, yunanca, moskofça, ingilizce veya herhangi bir gâvurca ezân çıkması muhalse”</strong>, Câmiden de müze ve kilise, şu, bu çıkmıyacağı o kadar bedihîdir! 18 yıl <strong>“Türkçe ezân okutuldu”</strong> demek ne kadar saçma ve <strong>“Ezan 18 yıl YASAKLANDI”</strong> demek ne kadar doğru ise; <strong>“Ayasofya da müze veya kilise yapıldı”</strong> demek o kadar saçma ve <strong>“Ayasofyada ibâdet ve ezân-ı şerîf yasaklandı”</strong> demek de o kadar doğrudur!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bakara Sûre-i Celîlesinin 114. Âyet-i kerîmesi: <strong>“Allâh’ın mescidlerini içlerinde Allâh’ın ismi anılmakdan meneden ve harab olmaları zımnında  çalışan kimselerden daha zâlim de kim olabilir…… bunlara dünyâda bir ZİLLET var, bunlara Âhıret’de AZÎM BİR AZAB VAR!” </strong> 1930’dan beri (34’den değil) tam 90 yıl ibâdet ve ezân-ı şerîfe YASAKLANAN bu CÂMİ-İ KEBÎR, âyet-i kerîmenin bu müthiş tehdîdine rağmen zındanda zincirli tutulmuşdur! Bu 90 yılın bütün hükûmetleri, politikacıları, ins ü cinni, Allâh Azze’nin bu tehdîdi altında yaşamışdır! Vakıf şartları Fâtih Cennetmekân Hazretlerinin irâdesine tam uyulmadan tatbîk edildiği takdirde, bu tehdîd devâm edecekdir ki, uyulacağını beklemek de, yoldaki işâretlere bakılınca son derece safdillik olacakdır!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Çünki Saray cenâhından atılan bir twitter aynen şunu beyân ediyor:<br />
</em><strong style="text-align: justify;"><em>“İnsanlığın ortak mîrâsı olan Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamıya çok daha samîmî, çok daha özgün</em></strong><em style="text-align: justify;"> (aslî, orijinal)<strong> şekilde devâm edecekdir.”<br />
</strong></em><em style="text-align: justify;">Bu ibâreden apaçık anlaşılmaktadır ki, Ayasofya vakfiyesi, bir takım ortaklarla ve Fâtih Cennetmekân Hazretlerinin irâdesi dışında bir <strong>“statü”</strong> ile, müslümanım diyenden hıristiyanına, müzecisinden mezecisine, ateistinden homoistine, turistinden kuliscisine kadar <strong>“Herkesi kucaklayacak”,</strong> orta malı yapılacak, vârisi ve mûrisi belli olmıyan <strong>“İnsanlığın mîrâsı”</strong> olacak; uydurukça <strong>“özgün”</strong> kelimesinin ifâdesiyle de <strong>“kilise orijinalitesi”</strong> muhâfaza edilecekdir! Fâtih Cennetmekân’ın îmânına göre, artık ondan alınıb <strong>“İnsanlığın mîrâsı olarak hem câmi, hem kilise ve hem de müze”</strong> olarak bir TESLÎS keyfiyetine sokulacak, böyle bir karışıklık ve bulanıklık içinde başka statüde forsa olmaya devam edecekdir… İç tiribünlere <strong>“câmi”</strong> gösterilirken, dışarıya kilise ve müze <strong>“statüsünde”</strong> aksetdirilmeye çalışılacakdır&#8230; Bu da <strong>“Egemenlik”</strong> olarak sandığa aksetdirilecek, <strong>“Vesâyet zincirlerini kırdık, ne de çok kuvvetli ve muktediriz”</strong> mesajı verilmiş olacakdır!…<br />
</em><em style="text-align: justify;">Gûyâ <strong>“müzelikden çıkarılışına”</strong> karşı çıkan düvel-i mülhidînin de, iç ve dış tiribünlere nasıl oynamakda oldukları; ve Ankara ile, dışarıya sızdırılmıyan hangi projelerin yürütülmekde bulunduğu, mechûlümüz olan işin asıl can damarını teşkîl edecekdir!&#8230;.</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Şurası kat’iyyen iyi bilinmelidir ki, İslâmiyet dünyâyı (Dâr-ı İslâm ve Dâr-ı harb) olarak kat’iyyen ikiye ayırır. Hanefiyye’de müftâbih olan kavil (kendisiyle fetvâ verilen hüküm), imâmeynin kavli olub, Ahkâm-ı şer’iyyenin yani <strong>“Kitâb, Sünnet, İcmâ’ ve Müctehid İmamların vaz’-ı ilâhî olan bütün hükümlerinin tatbik edildiği yerler Dârü’l-İslâm”</strong>, edilmediği yerler Dâr-ı Harb olarak kabul edilir&#8230; İki dârın da hukûku bazı noktalarda değişik olub, fıkıh mütevvenâtımız bunu, bütün tafsîli ile münâsebet gelen bahislerde kitâbet eylemişdir. </em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Osmanlı, Kânûnî Cennetmekândan 1922’ye yani Vahidüddin Merhûm’un hicretine kadar üçbuçuk asır Dâr-ı İslâm’ı inişli çıkışlı yaşamışdır… 1908 meşrûtiyeti ile Ahkâm-ı şer’iyye tâmâmen kaldırılamasa da, geminin kaptan köşkünde dümeni eline alanlar ittihadçı mason çetelerdi… Lozan direktifleri ile de, Cumhuriyetle beraber<strong> “Ahkâm-ı İslâmiyye”</strong>, kademe kademe tamâmen bir-iki senede sür’atle kaldırılmışdır. Şeyhülislâm Büyük Allâme Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretlerinin <strong>“Hılâfetine şeytan bile güler! Ankara’nın ta’yîn etdiği adamdan halife olmaz. Bunun hılâfeti gayr-i meşrû’dur.”</strong> buyurduğu Abdülmecid Efendi denilen soytarı, Ankara’dan ta’yinli olarak ve âmiri tarafından birbuçuk seneye yakın, Dolmabahçe’de (manken) olarak kullanılmışdır! 1924’de de, âmiri tarafından bir hafta içinde vatanını terk zorunda bırakılmış, palas pandıras kovularak, Avrupa’ya atılmışdır… İhânetinin cezâsı, amelinin cinsinden olmuş bulunan mûmâileyh, yani Senaryo îcâbı Dolmabahçe’de geçiş devrinin göstermelik mankeni olarak kullanılan bu <strong>“alafranga” </strong>adam, Fransa’ya yerleşmiş, birilerine köp.klik ederken, Vahîdüddin Merhûm ile de gâvur illerinde mücâdele ve itişmekden zerre kadar hayâ etmemişdir…<br />
</em><em style="text-align: justify;">Netîceten, kademe kademe Ahkâm-ı Dîniyye tamâmen kaldırılmış, Nice Abdülhamîd Cennetmekân devri ulemâsının beyanlarına ve eserlerinde yazdıklarına göre de <strong>“Dâr-ı İslâm’dan tamâmen çıkılarak, Berâet-i Zimmet Asıldır kânûnunun işlemez olduğu bir dâr”</strong> peydahlanmışdır!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>1924’de hılâfetin lâğvı ile yerine kurulan DİB’iş Başkanlığı, Prof, Müteveffâ Mümtâz Soysal’ın dediği gibi <strong>“Dînin cumhuriyet ilkelerine uygun olmasını sağlayan bir kurumdur!” </strong>Bu <strong>“anayasal kuruma”,</strong> Soysal’ın dediği vazîfe yüklenmişdir. Bu cümleden olarak, kurulduğu günden i’tibâren, <strong>“Anayasanın laiklik ilkesi doğrultusunda çalışmak” </strong>emri altına alınmışdır!. 96 yıldır adı gene <strong>“İslâm”</strong> olan öyle bir dîn îcâdetmişdir ki, ortaya çıkan yeni dîn, İslâm’daki <strong>“Dâr-ı İslâm’ı”</strong> devâm etdiriyor havasına girmişdir! Çünki içerdeki <strong>“Müslümanım”</strong> diyen kalabalıklara kendisini kabûl etdirmek, bu yolla onları pasifize etmek kolay olacakdır! Aynı zamanda onların dinlerinden de, 14 asırlık <strong>“Dâr-ı Harb”</strong> telâkkîsini silmiş; veya o dârı, halka, dâimâ Türkiyâ hududları dışında göstermiş olacakdır!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bugün halkın Ayasofya’nın <strong>“açılışı”</strong> diye bayram havasına girib bazı mekânlarda abuk manzaralar çizmesi, yalaka medyanın yavelerden ibâret haberleri, politikacıların 96 yıllık bu ince ayar aldatmalarla, iç tiribünlere oynamasındandır! İçe <strong>“İSLÂM”</strong>, Dışarıya karşı da, dâimâ <strong>“Laik Demokratik Cumhuriyet”</strong> pankartı açılmaktadır!<br />
</em><em style="text-align: justify;">Politikacılar, nerede ne işlerine gelirse, bu iki pankartdan birini açmak, hatta bazı zamanlar daha çok katakülliler çevirmek suretiyle, değişik ve mütenâkız ifâdeler kullanmakdan aslâ kurtulamazlar! Sebeb-i yegânesi de içe karşı başka, dışa karşı başka, üçüncü olarak da ne için ve ne de dışın bildiği üçüncü-beşinci şıklar ki, işlerine hangisi gelirse ona göre konuşmak… Bunun içün de, sözlerinde devamlı bir aldatıcılık hâkimiyyeti vardır; ve bu, beşerî sistemin yapısından doğan bir zaruret olub, bundan kurtulmaları da imkânsızdır! Halk irfân ve idrâkinin nice kataküllileri yakalaması mümkin olmadığından, politikacılar durmadan zikzaklar çizerek günlerini böyle sihirbazlıklar ile geçirir ve yeni seçimlerin tarihleri ile tesellî ve tatmîn bulmaya çalışırlar!!!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Yukarıda 20. Maddeye aldığımız <strong>“İnsanlığın ortak mîrâsı.. yeni statü.. herkesi kucaklamak.. kucaklamanın çok daha samîmî, çok daha özgün</strong> (aslî, orijinal)<strong> şekilde devâm etmesi..” </strong>gibi mesajlar, Batılı müttefiklere verilen rüşvet-i kelâm olsa da, bunlarla (statünün) ne olacağı apaçık ortada olsa gerekdir!<br />
</em><em style="text-align: justify;">Tabii içeriye de şu mealde mesajlar verileceği ve verildiğinde kimse şübhe edemez:<br />
</em><strong style="text-align: justify;"><em> “Sen kimsin yahu, bu benim egemenlik sorunum! Bu benim toprağım! Fâtih’in kapı gibi vakıfnâmesi var! Biz Osmanlı torunuyuz! “Diriliş Ertuğrul’u, Payitaht Abdülhamîd’i” boşuna mı durmadan oynatıb “damarlarımızdaki asil kanı” cevelân etdirib duruyoruz! Halkımız ne istemişse o olacak, başkası olamaz! Halk bizim, biz de onunuz! Halka hızmet Hakk’a hızmetdir! Men sabera zafera!<br />
</em></strong><strong style="text-align: justify;"><em>Biz büyük bir devletiz, bizim egemenlik hakkımız önünde sen kimsin Miço?. Biz çoook Piço’lar ve Feto’lar da gördük! Bizim ufkumuzu ve insan sevgimizi, hoşgörümüzü, ittifak rûhumuzu, diyalog hasretimizi sen hayâl bile edemezsin be.. Biz çağ açıb çağ kaparcasına besmeleyle kilise açar, kilise inşâ eder, tamir eder, çiçek gibi ortaya çıkarırız! Sen Atina’da bir tek câmiye bile tehammül edemiyorsun! Sen kimsin, nesin, necisin? Geçin bu “üzüldük, büzüldük, süzüldük” ağızlarını!”<br />
</em></strong><strong style="text-align: justify;"><em>Ey Amerika! Sen de aklını başına al, halkının boğazına çökme, kiliselere gidib (ameeenn) çekip, adam olun! Topunuz da bizim (maskelerle) yaşıyorsunuz! Biz olmasak topunuz virüs ve demokrasi şehidi olacaksınız! Kiliseleriniz bomboş, biz, Sultanahmed’i bile ağzına kadar doldurduk, şimdi sıra Atam Fâtih’in Ayasofya Câmi-i Kebîri’ni doldurmakda! O da doldu mu, her altı ayda bir, başka Ayasofyalar arayıb bulacak ve onların minârelerinden de “Yâ Allâaaah bismillâh” deyib, gürül gürül ezânlar okutacağız! Bizim Büyüklüğümüz ve egemenliğimiz karşısında, atlarımızın özengilerini öpeceğiniz günlere aylar kaldı!”<br />
</em></strong><em style="text-align: justify;">Ve… 24 Temmuz’da, yeni STATÜSÜ (cami-kilise-müze) teslisi olan, <strong>“dinler bahçesi, dinler arası diyalog ve dinler arası ittifaka ve dört hakk dine”</strong> adanan  zavallı Ayasofya’da, Fâtih Cennetmekân’ın Vakfiye şartları hüngür hüngür ağlar ve inlerken, Ayasofya’nın zincirleri kırılacak; ve O, bütün azameti ile Zındandan çıkmış olacakdır!!!</em></span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Mevzuun Ayasofya ile alâkasına bir başka zaviyeden bakacak olursak, artık Türkiya’da Fâtih Cennetmekân zamanının, hatta Abdülhamîd Merhûm’un İslâmiyyeti’nden eser yokdur, kalmamışdır, bırakılmamışdır… Halk, 15 asırlık İslâmiyet’i değil de, maarif, matbuat, üniversite ve devlet kademelerindeki bir asırlık mezhebsiz, telfikçi, reformist, kamalist, darbeci, mason, ateist, partici, güncellemeci ve İslâmsız adamların 96 yıldır inşâ etdiği bir dine kaydırılmışdır… Bu cumhuriyet, dembokrasi ve laiklik parmaklarında îcâd edilen din, hâkimiyetine aldığı Türkiyâ’yı, içdeki halka, kendisini dâimâ <strong>“Dâr-ı İslâm”</strong> göstermiş ve onları Şerîat’ın <strong>“Dâr”</strong> mefhûmundan sökmüşdür… Böylece bugün, nice akîdevî ve fıkhî hükümlerin alabildiğine câhili bile değil de echeli hâline getirilen ehâli, mübhemler, muğlâklar, vehimler, bulanıklıklar arasında sıkışıb kalmış, hakîkatı bir türlü göremez olmuşdur! Bu da, bulanık suda balık avlamakla hayâtiyet kazanan politikacı esnafının gözlerini parlatmakda, onlara velî ni’metleri olan sistemi yaşatmayı birinci vazife olarak yüklemekde ve makamlara kuruldukça da ellerini zevkle oğuşturmalarına ve tatlı tebessümlerine yol açmaktadır!</em></span></li>
</ol>
<p style="text-align: right;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></span></p>
<p>İlk intişârı: 13.07.2020 / 10:41:16</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&#038;title=%281%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html" data-a2a-title="(1) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(1) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/1-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Fâtih’in Da’vâsı Veya O Atamız Ne İdi?</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/hz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/hz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 06:45:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/03 Fâtih S. Mehmed Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih'in davası]]></category>
		<category><![CDATA[fetih gecesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=22</guid>

					<description><![CDATA[<p>[İstanbul’un Fethinin 520. Yılını tes’id etmek maksadıyla 29 Mayıs 1973 Salı günü Milliyetçi Öğretmenler Derneği tarafından M.T.T.B. konferans </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/hz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html">Hz. Fâtih’in Da’vâsı Veya O Atamız Ne İdi?</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u> FÂTİH’İN DA’VÂSI</u></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><u>VEYA</u></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><u>O ATAMIZ NE İDİ?</u></strong></h1>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><em>[İstanbul’un Fethinin 520. Yılını tes’id etmek maksadıyla 29 Mayıs 1973 Salı günü Milliyetçi Öğretmenler Derneği tarafından M.T.T.B. konferans salonunda tertib edilen <strong>“Fetih Gecesi”</strong>nde gazetemiz muharrirlerinden Ahmed Selâmî Toscuoğlu <strong>“FÂTİH’İN MEFKÛRESİ VEYA O ATAMIZ NE İDİ?” </strong>mevzuunda Fâtih’in yüksek şahsiyetinden mufassal bilgi vermiş ve hulâsaten şöyle konuşturmuş.]</em></p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi pek moda: Adam istismar etmek. Adamları, oldukları gibi göstermenin değil de, görülmek istenen şekillerin ve keyfiyetlerin elinde allayıp pullamak… Bir Mevlâna vardır ve<strong> hümanistlikden hippiliğe</strong> kadar ne görülmek isteniyorsa o yapılır! Bir Yunus vardır, bir mü’min, bir peygamber tutkunu, bir velî olmanın dışına çekilir ve bozanlar elinde <strong>ozan</strong> olur! Daha niceleri… kimi, kiminin elinde burjuva olur; kimi kiminin elinde proleterya&#8230; Kimi tanrılaştırılır, kimi kadîm Mekke putlarını geçercesine ortaya, meydana dikilir!. Bütün bunlar ölçüyü kaçırmaktan oluyor. Bütün bu hercümerc, <strong>vahyi</strong> bırakmanın yani birliği, tevhîdi tepmenin ve yerine insan zihni denilen ve üzerinde <strong>“muhtelif şekerleme”</strong> yazan karton kutuları oturtmanın eseri… <strong>“Fikir”</strong> adı altında insan zihninin azıları arasından alınan gem; ve netîcede de, vahy denilen dizginden boşanan kafalar… İşte bu, Türkiye’nin de bir cüz’ü bulunduğu dünyanın manzarasıdır. Enfüsîler dünyâsı&#8230; Bu hâliyle dünyâ, bir terkîbi değil, ölümde görülen çözülme, parçalanma ve dağılmanın varlığını ortaya koyuyor. Şu hâliyle dünyâyı bir ölü kabul etmek zorundayız. Demokrasi dünyâsı, bu meyyitin sağ tarafıdır. Marx’ist cenah da sol taraf… Yanılmıyorsak biz de, bu iki taraf arasında sıkışıp kalmış bir nesneyiz!. <strong>“Evet, müslümanız!”</strong> derken, bir tarafdan da <strong>“Arap sosyalistiyiz”</strong> demeleri; <strong>“evet müslümanız!” </strong>derken, bir tarafdan da ateistleşmelere varıncaya kadar bir çözülme, bir parçalanma ve bir gruplaşma ortaya koyucu bir nesneyiz!</p>
<p style="text-align: justify;">Sisli, bulutlu da olsa, biz, dünyâyı böyle görüyoruz. İşte böyle bir vasatda, kimi kiminin nazarında put olup Bâbil kulesi kadar cüsse kazanırken; aynı ana-babanın öteki çocuğu gözünde <strong>put</strong> değil <strong>bit </strong>kadar küçücük bir nesne oluyor!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>FÂTİH’E NASIL BAKACAĞIZ?</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tabiî ölü bir dünyâda <strong>Fâtih</strong> denildiği zaman veya o dünyânın Türkiye denilen bir tarafında (29 Mayıs 1973) Salı günü Fâtih’i anlatmaya toplantılar hasredildiği zaman, vaz’iyyet, yukarda arzettiğimiz keyfiyetden farklı olacak sanılmamalıdır. Bugünün 29 Mayısları da <strong>“FÂTİH”</strong> icâdetme festivalleri hâline getirilmişdir!. Kimine göre bir kumandandır o!. Atillâ gibi, Cengiz gibi, bilmem kim gibi!. Kimisi içün Fâtih, ırk demekdir!. Kimileri içün, ahfâdı Türkiye’den kovulmuş olan bir Osmanlı sultanı!. Ba’zı nutuk sâhiblerine göre de mâcerâperest!. Ba’zılarına göre de, seferlerini arâzi koleksiyonu yapmak içün sürdürmüş bir toprak ağası!. Masonlar içünse Fâtih, tabiî çok daha farklı çizgiler taşır…</p>
<p style="text-align: justify;">Acaba Fâtih ne idi? Fâtih neci idi? Bizi evvelâ, işte bu suâlin cevâbını verebilmek meşgûl edecek. Biz, <strong>“O şu idi”</strong> diyecek değiliz. Yoksa biz de, onu olduğu gibi göstermiş değil; görmek istediğimiz gibi allayıp pullamış ve şekillendirmiş oluruz. Biz, yukarıdaki suâlimizi Fâtih’e soracak; <strong>“Ne idin?”</strong> diyeceğiz. Cevâbı o Soylu Fâtih’e verdireceğiz. Çünki tarih, O’nu falan yerde dindâr, filân yerde dinsiz; falan yerde vatan ve nâmus kurtarıcı, filân yerde ırza geçici kaydetmiyor!. Tek hatda sâhib O&#8230; Ve biz Fâtih’i, Fâtih’e tanıtdırma yolunda, yüzlerce belki binlerce vesîkadan, onun 5 beyitden ibâret şu mısrâlarına mürâcaatdayız:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“İmtisâl-i câhidu fillâh olupdur niyyetim,<br />
Dîn-i İslâm’ın mücerred gayretidir gayretim.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Soylu<strong> </strong>Fâtih, Atamız Fâtih, Gâzi Mehemmed Hân Aleyhirrahmeti ve’l-gufrân Hazretleri böyle söylüyor. İşte Fâtih: <strong>“Ben buyum, başka bir şey değilim”</strong> diyor. Diyor ki büyük devlet başkanı Fâtih, <strong>“Niyetim Allâh’ın emrettiği cihaddan başkası değil.” </strong>Dîn-i İslâm içün çalışmakdan başka da gayreti olmadığını buyuruyor. Yer yuvarlağında, benim dediğim değil; Allâh’ın dediği olacak demekdir bu. Hâkimiyyet de, bilâkayd ü şart Allâh’ın demekdir bu. Bu demekdir ki: Ben, mutlak adâletin (sosyal mosyal adâlet değil ha!) evet mutlak adâletin yani İslâm hâkimiyetinin mübelliği, tatbikcisi ve mücâhidiyim… İsteseydi <strong>“demokrasi” </strong>derdi. Haberi yok muydu Sokrat’dan, Aristo’dan, Eflâtun’dan?!. Son asrın içimizdeki modernist şarlatanlarının bile bilmediği Yunanca, bildiği 7 lisândan birisiydi&#8230; Bugün nice 20’nci asır irilerini, ellerine tutuşturan kendi lisanlarındaki yazıları bile kekelemeden okuyamaz görüyoruz!. İsteseydi <strong>sosyalistlik</strong> derdi. Kadîm İran târih ve felsefesinin komüncüleri ile iştirâkiyyecilerini, âile ve mülkiyet tanımazlarıyla tercümelerinden değil; gene bildiği o 7 lisândan biri olan Farsça orijinallerinden okumuşdu…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>FÂTİH NE DİYOR?</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Atamız Soylu Fâtih, <strong>“İslâm”</strong> diyor… İsteseydi otokrasi derdi, bürokrasi derdi, şefokrasi derdi!. Veya bir (izm) uydururdu! Marx’izm gibi, Leninizm gibi&#8230;. Ve kendini put eder; kulun, kula kulluğu rejimini kurardı… Nefsini, ihtiraslarını, egosunu tatmin içün yapardı yapacağını. Bunun içün o da bir düzen kurardı. Yapamaz mıydı?.. Tabiî yapamazdı&#8230; Çünki Allâh’a inanıyordu, öldükden sonra hiçliğe namzet olduğunu nutuklamıyor, bilâkis <strong>“hesâbım nice olur!”</strong> diye dört dönüyordu&#8230; İşte bunun içün, rum mimar da’vâcı sandalyasına otururken; O, maznun mevkiinde ayağa kalkıyordu!. Ve kendi yaptırdığı medreseye ancak imtihandan geçerek talebe kaydolabilme hakkını kazanıyordu… Bugünkilerse, bu inceliklerde gizli gerçek nizam ve ıslâhatdan habersiz, adâlet ve maarif reformu peşinde!.. Gülünç!</p>
<p style="text-align: justify;">İşte <strong>“İmtisâl-i câhidu fillâh”</strong> diyen Soylu Fâtih ve bugün… Ve işte Fâtih’in ağzındaki o <strong>“El adlü esâsü’l-mülk” </strong>deyiş; ve onu süs eşyâsı halinde ve <strong>“adâlet mülkün temelidir”</strong> şeklindeki bozuk bir tercümeyle ve adâletin zerresi peşinde olmadan duvarlarda sallandırış!. Banknotun hakîkisi ile kalpı arasındaki farkı, birileri hâlâ göremiyor ve kalp paranın istifi peşinde!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>FÂTİH’İN İSTİNÂDI</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Alacağımız ikinci beyte bakınız:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricâlullâh ile,<br />
Ehl-i küfrü serteser kahreylemekdir niyyetim.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Niyete bakınız efendim niyyete! Evet, ne olacakmış ehl-i küfr serteser kahreylenince? Şu olacak: O adâlet var ya adâlet, parti patırtı adı olan adâlet değil; nebâhat, semâhat, âtıfet kabilinden hâtun adı olan adâlet de değil; gazete adı veya sandviç büfesi adı olan <strong>adâlet</strong> hiç değil; bir Rum mimarla ayakdaki soylu bir sultânı muhâkeme eden adâlet… İşte o adâlet, yeryüzü denilen yuvarlağı bir nûr mahfaza hâlinde içine alıvermiş olacak…</p>
<p style="text-align: justify;">İşte o Soylu Fâtih, bunun içün ehl-i küfrü serteser yani başdan başa kahreylemeyi ister. İyi ama bu kahreyleme işini ne ile yapacakmış Atamız Fâtih? <strong>Bileğimle</strong> demiyor. Îmânsız ve rasyonalist 20’nci asır mürtedleri gibi <strong>aklımla</strong> da demiyor. Entrika, dümen, yalan-dolan, atmaca, göz boyama, kulis denilen dedikodu, iftirâ, nâmerdlik ve bunlar gibi düzinelerce rezâili politika sanan gürûh-ı medeniyye (!) usûlleriyle de yapacağım demiyor&#8230; <strong>“Fazl-ı Hakk  u himmet-i cünd-i ricâlullâh ile”</strong> diyor. Allâh Azze ve Celle’nin fazlı ile diyor. Bir de ve’si var. Veee, himmet-i cünd-i ricâlullâh ile&#8230; Erenlerin himmeti…</p>
<p style="text-align: justify;">Tabiî öyle bir Mehmed’dir ki o, çocukluğu, 20’nci asırlı birilerinin ve kimilerinin çocukluğu gibi, teslim edildiği İngiliz veya Fransız mürebbiye kızların elinde ve kucağında paçavra gibi, en azından çimdiklenmekle geçmez! Onun terbiye edicileri Akşemseddîn gibi bir bâtın hükümdarı ile, Molla Gürânî gibi bir zâhir başbuğudur… Ve işte Fâtih, ehl-i küfrü, <strong>“himmet-i cünd-i ricâlullâh ile” </strong>kahreylemeyi düşünür… Bu iş, günümüzde nasıl acaba? Bu iş yüzseksen derece ters işler olduğu halde ve tâ birbuçuk asırdır şöyle:</p>
<p style="text-align: justify;">“<strong>Küfr-i garb u zillet-i cünd-i şeytanullah ile,<br />
Ehl-i küfrü serteser tâceylemekdir niyyetim.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>Evet, işte 1908 darbesinden sonra vaz’iyyet bu. Soylu Fâtih’imizin mısrâları şöyle devâm eder:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Enbiyâ vü evliyâya istinâdım var benim,<br />
Lutf-i Hakdandır hemân, ümmîdi feth ü nusratim.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yüce Hâkân, Müslüman Oğuz soyunun pırıl pırıl evlâdı Fâtih,<strong>“istinâdım peygamberlere ve velîleredir”</strong> diyor. İngiliz’edir demiyor, Ortakpazar’adır, Amerika’yadır, mason localarınadır, Moskova’yadır, Telaviv’edir demiyor!.. Feth ve nusrat ümmidim, yalnız Allâh Azze ve Celle’nin lutfundadır diyor. Buyurun, hürriyet ve istiklâl buna derler. Allâh’a îmân buna derler. Buna derler <strong>Müslüman</strong> olmak diye, Allâh’dan başkasına kul olmam demenin ma’nâsı işte budur…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>ALLÂH YOLUNUN BAĞLISI</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Fâtih’den devâm:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Mâl ü cân ile n’ola olsam cihanda ictihâd,<br />
Hamdenlillâh var gazâya sat hezârân rağbetim.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu beyit, Allâh ve Rasûlü yoluna bağlanışın aşk, vecd ve samimiyet derecesini, hayır tutkunluk derecesini, belki sevdâlısı oluş ifâdesini vesîkalıyor&#8230; Büyük ve Soylu Fâtih’e bakınız, Allâh yolunda malı, canı, varı-yoğu ile öylesine kan ve ter dökerek çalışmaya can atmakdadır ki, bu çalışmasına mekân olarak da (cihânı) seçiyor… Asya’yı, Avrupa’yı, Afrika’yı değil; dünyâyı da değil; cihânı… Ayı, Güneşi, Jüpiter’i, Neptün’ü, Uranüs’ü ve bilmem nesiyle bütün cihânı… Bu, Fâtih Mehmed’in (i’lâ-yı kelimetullâh) içün gözüne kestirdiği mekândır&#8230; Allâh ve Rasûlü’nün hâkimiyyetini adım adım tatdırmak istediği sâha… Bu beyit bize,<strong> “</strong>müslüman<strong> geçinmenin!” </strong>değil, <strong>“Müslüman olmanın!”</strong> îzâhını yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Soylu Fâtih,<strong> “Müslümanlık budur!”</strong> diyor&#8230; Mal ve can ile ictihaddır; yani, son gayretle cehd gösterib çalışmakdır diyor. Cihanda ictihad diyor, Cihanda sulh demiyor!.. Pineklemek demiyor yani&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Hamdenlillâh var gazâya sat hezârân rağbetim” </strong>diye de hemen ilâve ediyor. Gazâya yani mücerret i’lâ-yı kelimetullâh içün yapılacak harblere yüzbin rağbeti olduğunu da, Allâh’a hamdederek beyân buyuruyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Ol Mu&#8230;.med mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile,<br />
Umarım gâlib ola a’dâ-yı dîne devletim.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu beytiyle ise, Mukaddes Allâh Nizâmı İslâm’a düşman olanlara, devletinin gâlib olacağından emindir. Ama bakınız, bunda da istinâdı, <strong>EŞSİZ ÖNDER EN BÜYÜK PEYGAMBER…</strong> Rûh yüceliğine bakınız, gâlibiyyetini nefsine değil, Peygamber Aleyhissalât ü vesselâm Hazretlerine bağlıyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Mühimdir: Biz de Atamız Soylu Fâtih’in izinde yürür ve deriz ki, Feth-i mübînin gerçek Fâtih’i de, <strong>EŞSİZ ÖNDER EN BÜYÜK PEYGAMBERDİR&#8230;</strong> Fâtih’i, Büyük Fâtih yapan, mücerret fetih hadîs-i şerîfidir. Meselâ bir Ankara’nın fethi için veya Selânik’in fethi için bir hadîs yok, ama İstanbul için var&#8230; Bu hadîse ve İstanbul’un fethine bakan bir vicdan, Peygamber Aleyhisselâm’ın buradaki mu’cizesini pek açık göremesin, bu mümkin değil&#8230; İşte büyük Fâtih, nihayet peygamber mu’cizesinin, üzerinde tecellî etdiği kumandan… İşte Fâtih’i, Büyük ve Soylu Fâtih yapan sır…</p>
<p style="text-align: justify;">Ve işte, <strong>Fâtih</strong> de <strong>Fâtih</strong> diye yırtınan bizler… Mühim olan yırtınmak değil; Fâtih’in izinde olmak. O’nun da’vâsında eriyebilmek…</p>
<p style="text-align: justify;">Her 29 Mayıs’da, toplantılar, konuşmalar yapmak da mühim değil. Bunlara Fâtih’in ihtiyâcı yok. Biz muhtâcız. Ama, işimizi, fi’ilimizi, Fâtih’in da’vâsına göre yürütebilmek için muhtâcız…</p>
<p style="text-align: justify;">Fâtih’e tâbi’ olmak, onun izinde olmak, insanı Allâh’a götürür. Çünki O, Allâh’ın Rasûlüne lâyık ve O’nun izindeydi&#8230; Fâtih’e lâyık evlâtlar olmaksa, Rasûlullah’a lâyık olmayı ve O’nun izinde olmayı netîce verir. Bu ise mutlak kurtuluş ve fetih… Gerisi boş mu boş…</p>
<p style="text-align: justify;">29 Mayısları, haçlı bâtıl batının standartları ile ve bir karnaval havasına çevirerek, Soylu Fâtih’in (îmân ve İslâm) anlayışı dışında, tes’îd etdiğini sananlar, Üstad’ın teşbihiyle<strong> “bal kavanozunu dışından yalayarak bal yediğini sanan”</strong> ve dillerini bir ömür boyu bu manzara içün harcayarak karışlık boya kadar sarkıtan ve yalama eden, demokrasi ve cumhûriyet ahmakları&#8230; Hormonlu bâtıl batı politikaları önünde aşşağılık duygusuyla sekiz gibi kıvrılarak,<strong>“aslını inkâr edici!” </strong>partizan modernizma sürfeleri&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ufuk, (6.6.1973)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 29.05.2013)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&amp;linkname=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fhz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html&#038;title=Hz.%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Da%E2%80%99v%C3%A2s%C4%B1%20Veya%20O%20Atam%C4%B1z%20Ne%20%C4%B0di%3F" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/hz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html" data-a2a-title="Hz. Fâtih’in Da’vâsı Veya O Atamız Ne İdi?"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/hz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html">Hz. Fâtih’in Da’vâsı Veya O Atamız Ne İdi?</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/hz-fatihin-davasi-veya-o-atamiz-ne-idi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ah, Ayasofyam! Ahyed HÂLİDÎ</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/ah-ayasofyam.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/ah-ayasofyam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 May 2022 10:45:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ahyed HÂLİDÎ]]></category>
		<category><![CDATA[MANZÛMELER]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Fatihin tuğrası Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=411</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fâtih’in tuğrasısın Fetih’de Ayasofya!</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/ah-ayasofyam.html">Ah, Ayasofyam! &lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ahyed HÂLİDÎ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&amp;linkname=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fah-ayasofyam.html&#038;title=Ah%2C%20Ayasofyam%21%20Ahyed%20H%C3%82L%C4%B0D%C3%8E" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/ah-ayasofyam.html" data-a2a-title="Ah, Ayasofyam! Ahyed HÂLİDÎ"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/ah-ayasofyam.html">Ah, Ayasofyam! &lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ahyed HÂLİDÎ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/ah-ayasofyam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(7) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2020 07:32:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/03 Fâtih S. Mehmed Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya esareti]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Vakfiye Şartları]]></category>
		<category><![CDATA[Cami ve mescid nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tevbe Suresi 17]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhûriyet saraylıları tarafından “Câmi’”, bambaşka ma’nâlara getirilse, ona hem müze, hem kilise ve hem câmi’, hem UNESCO’nun dünyâ kültür mîrâsı, hem</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(7) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em> </em></p>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>FÂTİH’İN VAKFİYE ŞARTLARI TAM TATBÎK EDİLMEDEN, AYASOFYA GENE ZINDANDA ZİNCİRLİDİR! </u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(7)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></p>
<p><span style="color: #cc0000;"><em> </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>83) Cumhûriyet saraylıları tarafından <strong>“Câmi’”,</strong> bambaşka ma’nâlara getirilse, ona hem müze, hem kilise ve hem câmi’, hem UNESCO’nun dünyâ kültür mîrâsı, hem imparator taç giyme mahalli, ikonalar kolleksiyonu, hem Atamız Fâtih Cennetmekân’ın MÎRÂSI, hem her cins mahlûkun pis ayakları ile dolaşabileceği seyrangâh ma’nası yüklenerek pek ecâib  ve ucûbe bir ma’bed şekli uydurulub inşâ’ edilse; ve <strong>“Diyalogçuluk ile Medeniyetler İttifâkı&#8221;</strong> gibi global fitnelerin mekânı (gâvurca platformu) yapılsa da, biz, İSLÂM’daki <strong>“câmi-mescid”</strong> ne demekdir, bunun üzerinde ciddiyyetle ve her türlü gâvurlukdan münezzeh olarak, defaatle duracağız…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Günümüzdeki lâyık cumbokrasinin sürdürdüğü yozlaştırma ve DÎNİMİZİ yok etme muhârebeleri, mefhumlara, taşıması îcâbeden manâ’ların dışında tersden yüklemeler yaparak, ateizmayı çakma hedefine ma’tuf çalışmalar olarak yürütülüyor!. Böylece her gün yeni <strong>&#8220;kurbağaca&#8221;</strong> kelime ve mefhûmlar uydurarak, 1000 yıllık Müslüman Türk hançeresi kamalistleştiriliyor!. AKP devrinde bu işi yürüten nice hâin mihrâklar, daha da gemi azıya almış vaz&#8217;iyyetdedir!. Böylece mâzîden, dîn, âile ve târihden kopmuş, köksüz, gecekondumsu, 200 kelimeyle konuşan, âidiyyetlerinden sıyrılmış, şahsiyeti sıfırlanmış ve global çetenin dişine ve iştihasına göre, bir (piç) ve moloz nesil üretilmek isteniyor!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mefhumların içini boşaltmakda pek mâhir olan politikacı esnafı da, o boşalan yerlere, o boş konserve kutularına istedikleri şeyi dolduranlar gibi, politikalarına göre en olmıyacak abesleri bile sokuşturmakdan hayâ etmemektedirler!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>BİZ, Elmalılı Merhûm’un tefsîrinden <strong>“İslâm’daki câmi”</strong> ta’bîrinin ne demek olduğunu, sarık-cübbeli politikacılara belletmeye devâm edelim!. Tevbe Sûresindeki 17. Âyet-i celîlenin meâl-i âlîsi şöyledir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Müşrikler kendi aleyhlerinde küfür şâhidleri oldukları halde, bunların Allâh mescidlerini i’mâr etmeleri olur şey değildir.”</em></strong><em> (c.4, s.2478)</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><span style="font-size: 20px;">&#8220;MÜŞRİKLERİN MESCİD ÎMÂRINA İMKÂN VE İHTİMÂL YOKDUR!&#8221;</span></strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tefsîrinden de söyle okuyoruz:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> …… <strong>“Müşrikler, kendileri kâfir olduklarını gerek söylesinler gerek söylemesinler, Allâh’ın vahdâniyyetine ve Rasûlü’nün hakkıyyetine inanmadıklarını vicdanlarında bilib durdukları ve Kâbe’nin etrâfına PUTLAR dikmek, bunların karşısında ibâdet etmek, çırçıplak tavaf eylemek gibi kendilerinin küfürlerine şehâdet âsârı şirk ile ızhâr-ı küfr etdikleri halde, bunların, MÜNHASIRAN ALLÂH’a İBÂDET İÇÜN SECDEGÂH OLMAK ÜZERE YAPILAN ALLÂH MESCİDLERİNE ÎMAR NÂMINA YAPDIKLARI ŞEYLERİN HAKÎKATEN BİR ÎMÂR OLABİLMESİNE VE BİNÂENALEYH KÂ’BE’NİN MA’MÛRİYYETİNE hizmet etmelerine İMKÂN VE İHTİMÂL YOKDUR.”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>84) Yukarıya alınan tefsir satırlarından şunlar pek açıkça anlaşılmaktadır ki, Müşrikler, bugünki seküler, LÂYIK, kamalist, pozitivist, revizyonist, reformist, deformist, oryantalist, sosyalist, feminist, LGBT’ci, KADEH’çi, hümanist ve ateist kafalarıyla lâfız çapında <strong>“Biz, İslâm düşmanıyız”</strong> demeseler bile, bunların <strong>“Bilhassa Allâh’a secde edilen yerlere, Allâh ve Rasûlü’nün rızâsına uygun olarak tam bir hürmetle hızmet etmelerine İMKÂN VE İHTİMÂL YOKDUR.”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir eksiksiz bütün parti-pırtılarıyla da global dembokrasi, dinin yerini almak istiyen bir hayat tarzı dayatan, bir nevi beşerî bir dindir… Ve kendisi dışında hiçbir dinin asliyetiyle yaşamasına da  aslâ müsâade edemez ve etmiyor!. Hayatda kalabilmesi içün de, bütün muârızlarını ve en başda İslâmiyyet’i, ya tamâmen yok edecek veya onu tahrîf ederek omurgasını kaydırıb felç ederek bunu uzun va’dede (20-30) yıla yayarak yapacakdır!. Mücerred kendisini yaşatmak içün de, bu, kat’î bir hayatda kalma formülüdür!. Onun, yaşamasına müsâade etdiği İslâm, 15 asırlık Allâh ve Rasûlü’nden gelen mutlak DÎN değil, gözküllemek içün adına <strong>“İslâm”</strong> dediği, kendi uydurduğu ve gerçek İSLÂM’dan bazı sahte renk, desen, ritüel, yalancı pırıltılar taşıyan, kalp (sahte) para ayarında, hakîkî İslâm’ın yolunu kesen bağîleşmiş bir dindir!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“….. ve ateşde bunlar muhalled kalırlar.”   </em></strong><em>(s. 2479)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>85) Elmalılı Merhûm’dan devam edelim: </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“…. Bir mescidin ma’mûriyyeti iki cihetin cem’iyle olur:</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>BİRİSİ:</u></em></strong><strong><em> Umrân-ı maddîsidir ki, binâsı, ta’mîrâtı, nezâfeti, mefrûşâtı, tenvîrâtı ve bunların idâmesine müteallık cihâtıdır=</em></strong><em>cihetleri, taraflarıdır.<strong>”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>BİRİSİ</u></em></strong><strong><em> DE: Umrân-ı ma’nevîsidir ki, içinde Allâh içün ibâdet, zikir, tedrîs-i ulûm gibi tâat ve fezâilin idâmesi ve bunların idâmesine  müteferri’ cihâtı ve mescidi Mevzûunlehinin gayri </em></strong><em>(gâyesi dışı) <strong>şeylerden siyânet </strong>(korumak)<strong> ile kâim olur. BİR MESCİD İÇİNDE, DÜNYÂ UMÛRUNA MÜTEALLIK LÂKIRDI BİLE ONU, MEVZUUNLEHİNİN GAYRİDEN SİYÂNET ETMEMEK; VE BİNÂENALEYH MA’MÛRİYYET-İ MA’NEVİYYESİNİ İHLÂL EYLEMEKDİR. BU BABDA ŞU EHÂDÎS-İ NEBEVİYYE NE KADAR ŞÂYÂN-I DİKKATDİR: RASÛL-İ EKREM SALLALLÂHU ALEYHİ VE SELLEM’DEN VÂRİD OLMUŞDUR Kİ “MESCİDDE LÂKIRTI HASENÂTI YER, HAYVANIN OT YEDİĞİ GİBİ”. Aleyhissalâtü Vesselâm şu Hadîs-i Kudsîyi  de bildirmişdir: “Allâh Teâlâ buyurdu ki, arzda benim büyûtüm </strong>(evlerim)<strong> mescidlerdir; buralarda benim ziyâretçilerim de, onları ma’mûr edenlerdir. İmdi ne mutlu o kula ki, hânesinde tetahhur etdi </strong>(iyice temizlendi)<strong> de, sonra beni evimde ziyâret eyledi. Çünki zâirine </strong>(ziyâretçisine)<strong> ikrâm etmek, ziyâret olunan üzerine bir HAKKDIR.” </strong></em><em>(s. 2480)</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><span style="font-size: 20px;">&#8220;BÜTÜN MESCİD VE CÂMİ&#8217;LER TAHRÎB DARBESİ ALTINDADIR!&#8221;</span></strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>86) Bu tefsir satırları ile ortaya konulanların binde biri bile bugünün Câmilerinde tatbik edilmediğine göre.. Aklı ve îmânı felce uğratılmamış herkes, yukarıya alınan satırları ölçü aldığı zaman, Türkiya’da değil Ayasofya’yı, ibâdet edebilmek içün başka bir câmi veya mescidi bile esir edilmemiş şekliyle zor bulabilecekdir! Müfessir Merhûm’un şu umûmî kânûn şeklinde vaz’etdiği cümlesini, burada tekrar idrâklere vermek; ve bu cümledeki hükme göre, memleketin nasıl bir felâket içinde bulunduğunu da, tam ma’nâsıyla teemmül ve tefekkür etmek îcâbetmektedir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İMDİ MESCİDLERİ LÂKIRDIDAN BİLE SİYÂNET ETMEK İKTİZÂ EDECEĞİNDEN BİR MESCİDE HER HANGİ BİR KÜFÜR ŞÖYLE DURSUN, HERHANGİ BİR FISKIN VE HERHANGİ BİR TAHÂRETSİZLİĞİN  BİLE TAKARRÜBÜ, O <u>MESCİDİN MA’NEVİYYETİNE UZATILAN BİR DARBE-İ TAHRÎB OLUR.”</u></em></strong> <em>(S.2480)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>87) Bir evvelki makâlemizde <strong>“Tahrib Darbesi”</strong> üzerinde kâfî derecede durduğumuz içün, burada daha fazla akl ü fikretmeyi zâid addederiz… Müfessir Merhûm’un bervechi âtî iktibâs edeceğimiz satırları ise, beşerî felsefe ve sistemleri din tanıyarak Allâh Azze ve Celle Hazretlerine âid olan ve <strong>“edille-i erbaa”</strong> dediğimiz vaz’-ı ilâhîyi, artık <strong>“uygulanamaz”</strong> bulan <strong>“güncellemeci ve revizyonist”</strong> başkanların ve başşehir paralamentolarındaki tanrıların, İslâmiyyet’in ma’bedleri ile <strong>“Cidden alâkadâr olmasının mümteni’ bulunduğunu”</strong>, hiçbir şübheye mahal bırakmıyacak kat’iyyetde beyân buyurmaktadır!</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><span style="font-size: 20px;">ÜZERİNDE 4 ŞARTI TAŞIMIYAN LÂYIK (ATEİST) SEKÜLER-KAMALİST VE CUMBOKRATLARIN CÂMİ&#8217;LERİ MA&#8217;MÛR EDİB ONLARA HİZMETİ MÜMKİN OLAMAZ!</span></strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Allâh’a îmânı olmıyanların, Allâh’a ibâdet içün bir yer binâ ve tahsîs etmeleri veya böyle bir binânın Allâh içün i’mâriyle CİDDEN ALÂKADÂR OLMALARI MÜMTENÎ’DİR </em></strong><em>(muhaldir.)…..<strong>Bunun içün Âhıret’e îmânı olmıyanlar ….. fursat buldukça ya mescidleri yıkarlar </strong>(Bizden: Şefokraside olduğu gibi) <strong>VEYA MESCİDLİKDEN ÇIKARIB DİLEDİKLERİNİ YAPARLAR. </strong>(BİZDEN: Bugün olduğu gibi ikonatapara istavrozhâne, cenâbet ve ayakları mantarlı pis ve bitli turistlerin kademleri altına müze, Yahudi ÜNESCO’lara dünya mîrâsı, gebermiş imparatoların hâtıralarını yaşatmak izere câmi’ içinde mekân tahsîsi ve her inançdan sapığa seyrangâh yaparlar.) <strong>Binâenaleyh, ALLÂH’IN MESCİDİ ünvânından bilbedâhe </strong>(kat’iyyen)<strong> anlaşılacağı üzere, bunu i’mâr içün evvelâ ALLÂH’A VE ÂHIRET’E ÎMÂN ŞARTDIR. Fakat, şart-ı kâfî değildir. Bununla beraber (Ve ekâmessalâte) ve namazı ikâme eyliyen—bu da şartdır. </strong>(ikinci şart.) <strong>…… Maamâfîh namaz kılmak da kâfî değildir. Bununla berâber zekâtı veren—bu da şartdır. </strong>(üçüncü şart)<strong> ……. Ancak bu da kâfî değildir. Bunlarla berâber (Ve lem yahşe illâllâhe) Allâh’dan başkasından kormıyan kimseler. </strong>(dördüncü şart)<strong>…….. Her hangi bir korku ile BAŞKASININ RIZ’SINI ALLÂH’IN RIZÂSINA TERCÎH ETMİYECEK VE HER HANGİ BİR İŞDE ALLÂH’IN HAKKI İLE KENDİ HAKKI TEÂRÜZ ETDİĞİ ZAMAN, ALLÂH’IN RIZÂSINDAN MAHRÛM OLMAK KORKUSUYLA KENDİ HAKKINI FEDÂ VE ALLÂH’IN HAKKINI İHTİYÂR EDECEK; VAZÎFESİNİ YAPMAK İÇÜN ŞUNUN BUNUN LEVMİNDEN VEYA ZÂLİMİN ZULMÜNDEN KORKUB ÇEKİNMİYECEK; VE LÜZÛMUNDA HARB Ü KITALDEN VE SÂİR SÛRETLE ÇARPIŞMAKDAN KAÇINMIYACAK. VELHÂSIL MUHTELİF KORKULAR VE ENDÎŞELER TEÂRÜZ ETDİĞİ ZAMAN, ALLÂH KORKUSUNUN KARŞISINDA DİĞERLERİNİ KÂLE ALMIYACAK BİR KALB VE ÎMÂN SÂHİBİ OLAN VE BU SÛRETLE BU 4 HASLETİ CÂMİ’ BULUNAN </strong>(üzerinde toplıyan)<strong> ZEVÂT LÂZIMDIR Kİ, ALLÂH MESCİDLERİ İ’MÂR EDİLEBİLSİN! YOKSA ZİKREDİLEN 3 HASLET BULUNUB DA İSLÂM’IN VE ÎMÂN-I TEVHÎDİN HAKÎKÂT VE KEMÂLİ DEMEK OLAN BU KALB VE ÎMÂN, BU İHLÂS-I VİCDÂN BULUNMIYANLAR, MESCİDLERİN MA’MÛRİYYETİNİ İDÂME EDEMEZLER. </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>GÜNÜN BİRİNDE BİR KÂFİRİN VEYA BİR ZÂLİMİN VE HATTA ALEL’ÂDE BİR CÜR’ETKÂRIN TEHDÎDİNDEN KORKARAK, KENDİ ELLERİYLE MESCİDLERİ YIKMAK ZİLLETİNE DÜŞEBİLİRLER. MADDETEN VE MA’NEN TECÂVÜZDEN, NETK-İ HÜRMETDEN SİYÂNET EYLEMİYEN VE BU SİYÂNETİ İDÂME EDECEK ÎMÂN-I KÂMİL ERBÂBINDAN HÂLÎ KALAN MESCİDLERİN, NE SERVET VE NE SÂİR SÛRETLE DEVÂM-I ME’MÛRİYYETLERİ İHTİMÂLİ YOKDUR.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> ONUN İÇÜN İŞTE BUNLAR (Fe asâ ülâike) işte bunlar—BU DÖRT HASLET-İ CEMÎLEYİ CÂMİ’ OLAN CEMAAT, ……..Cennet’e nâil olacak olanlar, böyle bir CEMÂATİN içinde bulunabilir. Bunların bile her ferdi hakkında hüküm kat’î değil, akreb-i ihtimaldir.” </strong></em><em>(s.2482)</em><strong><em> “asâ”dır. Artık müşrikler nerde kalır tasavvur edilsin!&#8221; </em></strong><em>(s.2483)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>88) Artık sarıklı sarıksız, muktedir, gayr-i muktedir politikacıların beyanları, yukarıdaki satırlarda mündemic hükümlerle tartıldığında, karşımıza ne kadar korkunç manzaralar çıkacakdır! Bunları düşünmek bile 15 asırlık Allâh ve Rasulüne ÎMÂN eden müslümanlarca, pek ciddî olarak üzerinde durulmaya değer…</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-size: 20px;"><em><strong>&#8220;HEM LAİK HEM MÜSLÜMAN OLUNMAZ, YA MÜSLÜMAN OLACAKSIN YA LAİK!&#8221;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em> 1994 yılında Ümrâniye’de RTE tarafından yapılan konuşmanın, 14 yıl sonra tam tersi 2008’de Hülyâ Avşarla yapılan röportajda ortaya konulmuşdur. Evvela 1994’deki müsbet gibi duran konuşmasının bir kısmını şöylece aşağıya alabiliriz:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor. Bu millet istedikten sonra tabi elden gidecek. Yani sen bunun önüne geçemezsinki! Yani zorla bu milleti elinde tutmaya gücün yetmez. Millete rağmen bu yürümez zaten…</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Sonra nedir bu laiklik Allâh aşkına? Bir tarif edin diyorsun tarif etmiyor, efendim diyor o her yerde değişir! Eee, bu ne menem bir şey ya?. Yani bugün her kavramın lügatte bir tarifi vardır. Ve her kavram her mefhum efrâdını câmi’ ağyârını mâni’ bir ta’rîfe açılmak mecbûriyetindedir ki, o kavram, o mefhum nereyi bulsun, yerini bulsun!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ama çıkıyor içişleri bakanı, “Devlet dine karışır.” Eee gerisini niye söylemiyorsun? Din devlete karışır demiyor!.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Dün Boğaziçi Üniversitesi’ndeyim, gençler de oradan biraz böyle esinlenmiş olacaklar ki, kalktılar aynen şu ifadeyi kullandılar: “Sayın Başkan, siz ne düşünüyorsunuz laiklik hakkında? Nasıl bir şey olacak? Laiklik elden gidiyor endişeleri vardır. Ne olacak?.” </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ben de genç arkadaşlara şunu söyledim: “Yaa Batılı diyor ki: “Sezar’ın hakkı Sezar’a, tanrının hakkı tanrıya.” Ama bu ülkenin içişleri bakanı diyor ki “Sezar’ın hakkı var, tanrının hakkı yok.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Eee bu ülkenin yüzde doksan dokuzu üstelik Müslüman. Hem laik hem Müslüman olunmaz… Ya Müslüman olacaksın ya laik…</u></em></strong><strong><em> <u>İkisi bir arada olduğu zaman adeta ters mıknatıslanma yapar, mümkün değil ikisinin bir arada olması. Eee durum böyle olunca, ben Müslüman’ım diyenin tekrar yanına, gelip bir de aynı zamanda laikim demesi mümkün değil… Niye? Çünkü Müslüman’ın yaratıcısı olan Allâh, kesin hâkimiyet sâhibidir. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”, bak yalan. Koskoca bir yalandır…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Bunların anayasacılarına teklif ettik. Gelin dedik anayasaya “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” maddesinin yanına bir parantez açalım. Ne olacak dediler? İçine, beş senede bir yazacağız dedim. Öyle deyince gülmeye başladılar. Ee niye gülüyorsunuz dedim yaa? Beş senenin dışında milletin böyle bir hakkı var mı? Durdular durdular, birbirlerine baktılar, “Hakikaten yaa, yok galiba” dediler. Evet. Kim? Kaptı kaçdı mı  aldı kaçdı mı var ya, bir tane o… Nerde söylüyor bunu? Sene 85 Marmara otelinde tartışmalı bir toplantı yapıyoruz anayasa üzerine, orda söylüyor… Ve kendisine ben de bunu böyle söyleyince Temel de kalktı, “olmaz öyle şey” dedi. <u>Tam o sırada eski maliye bakanı Vural Arıkan, o da kafası tam böyle zil zürna sarhoş, ayakta duramıyor, o da akıl veriyor! “Korkarım ki aynı masada hazırladınız bu anayasayı” dedim. Niye? Adamlar ayık kafayla hazırlamıyorlar bunu, sarhoş kafayla hazırlıyorlar!</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Dolayısıyla da bunların anayasası iki sene bile dayanmıyor, daha üçüncü senede delik deşik ediyorlar!. Ve şu anda bu anayasa delik deşik… Her taraftan yamalı bohça! </u></em></strong><strong><em>Ve bak şimdi ne diyorlar, geçen gün gazeteciler soruyorlar: “Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?” <u>Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak, burada işi iyi düşünün! Nereye giderken? Sandığa giderken milletindir. Amaaa maddede ve ma’nâda egemenlik kayıtsız şartsız Allâh’ındır…”  </u></em></strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=NG9O3dDsxNY">https://www.youtube.com/watch?v=NG9O3dDsxNY</a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-size: 20px;"><em><strong>&#8220;KESİNLİKLE DÎNÎ ESASLARA DAYALI DEVLET ŞEKLİ DÜŞÜNMÜYORUZ!&#8221;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>89) Aradan 7 sene geçince (usta politikacılığa doğru yürüyen) ve rütbe ve makamları atlıyarak çıkmıya başlıyan RTE’da, fikirler tamamen değişecek, <strong>“Maddede ve ma’nâda egemenlik kayıtsız şartsız Allâh’ın olmakdan”</strong> çıkacak; ve <strong>“Dînî esaslara yani ALLÂH’IN EGEMENLİĞİNE” </strong>dayanmak, kalblerden ve dillerden uçuverecektir!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> &#8220;Dînî esaslara&#8221;</strong> yani ALLÂH Azze ve Celle&#8217;nin sübhânî İRÂDESİNE <strong>&#8220;dayanmak&#8221;,</strong> dünyânın en tehlikeli, en uzak durulması îcâbeden, korkulması mutlak olan ve kendisinden utanılması iktizâ eden bir keyfiyet midir ki, kanları ve canları ile bizlere VATAN hediye ve emânet  eden 1000 yıllık ECDÂD, bunu görememiş ve neden bunun tam TERSİNİ yapmışdır?. Laf ile <strong>&#8220;Osmanlı torunu olmak&#8221;</strong> acebâ ne işe yarar ve <strong>&#8220;Aslımızı inkâr etmek&#8221;</strong> bize üç günlük yalan dünyâda ve ebediyyen mükâfât veya mücâzât yeri olan UKBÂ&#8217;da da, hangi âkıbeti hazırlar?. Allâh&#8217;a ve topyekûn nizam ve kânunlarına ve Âhıret Günü&#8217;ne, Kitab ve Enbiyâya, melek ve kadere îmân ile, antik yonan aklının ve İngiliz şeytanlığının yoğurduğu <strong>&#8220;Laik Demokrasiye Îmân&#8221;</strong> sık sık zikr ü fikredildiğine göre, bu sonsuz zıddiyet ve tenâkuz  ve Allâh Azze&#8217;ye ortaklar kabûlü, Kâdir-i Mutlak ındinde karşılıksız kalabilir mi?.. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>7 sene sonra 2001’de, tekrar edelim, şöyle denilecekdir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bir defa Tayyip Erdoğan olarak ben ve arkadaşlarım, kesinlikle dînî esaslara dayalı bir devlet şeklini düşünmüyoruz.” </em></strong><em>(Cüneyt Ülsever ile röportaj- (27. 8. 2001)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böylece<strong>, “Sezar’ın hakkı Sezar’a, ama tanrının hakkı yok o da Sezar’a”</strong> diyenlerin safına balıklama atlanıverecekdir!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Çünki 1909&#8217;dan, hele 1919&#8217;dan beri bütün politikacılar evvelâ <strong>“Hilâfetimiz-Dînimiz-Padîşahımız-Sultanımız”</strong> deyib, sonra da nasıl <strong>“Bütün dinler denizin dibine”</strong> demişlerse; aradan bir asırdan fazla zaman geçse bile, aynı taktika bugün bile öylece tatbîk edilmekde değil midir?…</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-size: 20px;"><em><strong>ABD SAVUNMA BAKANI PERLE İLE GÜL REFAKATİNDE TANIŞMA&#8230;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em> x1994’de, lâikliğe <strong>“Ne menem şeydir, tarifi yokdur, Allâh’ın egemenliğine tersdir, hem laik hem Müslüman olunmaz”</strong> diyenler, başbakanlık yolu görünüb köprüden de geçme evvelinde, yani 7 sene sonra yıl 2001 olunca, bu sefer lâyıklığın kamalistlerden de daha ileri ve şiddetli muhâmîsi (avukatı) kesilmemişler midir?!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>2002 ortalarına gelindiğinde ise, bugün yollarını AYIRDIKLARI ve şiddetli hasım oldukları Kayserili Hacı Abdulla ile ABD&#8217;ye gidilir; ve Müdâfaa Vekili PERLE ile tanışılır ve orada (icâzet) merâsimi yapılmadan (!) herşey hallediliverir!. Perle&#8217;yi dinliyelim:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“O toplantıdan, başbakanın, Türkiye halkının kendilerine öncülük ettiği için şanslı olduğu bir kişi olduğuna <span style="text-decoration: underline;">iknâ</span> olmuş bir halde ayrıldım. Türkiye devletine inanan, Türkiye demokrasisine inanan bir kişi… Ve ülkeyi yeni bir yöne doğru götürüyor. Ne zamandır Türkiye’nin yeni bir liderliğe, genç bir liderliğe ihtiyacı vardı…”</p>
<p></strong>Perle memnûndur, beğenmiş ve yolları açıvermişdir!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Lâik dembokrasiye îmân edilince, elbetde ki dîne nasıl îmân edileceğini, artık Kitab, Sünnet, İcmâ’ ve Kıyâs-ı Fukaha tesbit edecek değildir… İkbâl basamaklarından yukarıya doğru tırmandıkça, dine ve fizikötesine nasıl bakılacağı, bütün politikacılarda aynı olmuşdur. Bu dönemeç ve zigzagları bütün politikacılar, kuşatıldıkları ve and içdikleri politika adına çok güzel veya çok sivri gözlere sokmuş ve bundan müstağnî kalanına da aslâ rastlanılamamışdır….</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>90) BİR 7 YIL DAHA GEÇİB 2008’e gelindiğinde ise, 1994 Ümrâniye konuşmasının tam tersi, Hülyâ Avşar’la yapılan röportajda, pek hayret ve dehşet verecek şekilde vesîkalanacakdır! Bu mukâyeseyi de, İnşaAllâh müteâkıb makâlemizde ele alalım…</em></p>
<p style="text-align: right;"><em><br />
<strong><u>(Mâba’di var)</u></strong></em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&#038;title=%287%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html" data-a2a-title="(7) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(7) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/7-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(6) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2020 20:05:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/03 Fâtih S. Mehmed Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya ve İkonalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya ve UNESCO]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultanın Laneti]]></category>
		<category><![CDATA[Mescidler hakkında ayet tefsiri]]></category>
		<category><![CDATA[Saray Sözcüsü İbrahim Kalın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12098</guid>

					<description><![CDATA[<p> FÂTİH’İN VAKFİYE ŞARTLARI TAM TATBÎK EDİLMEDEN, AYASOFYA GENE ZINDANDA ZİNCİRLİDİR! (6) Zıyâiyye BEKÇİSİ İslâmiyyet, “VÂKIFIN (vakfedenin) ŞARTLARI, ŞÂRİİN (Mutlak kânûn vaz’edici Allâh Azze ve Celle’nin) NASSI<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(6) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> </em><strong><em><u>FÂTİH’İN VAKFİYE ŞARTLARI TAM TATBÎK EDİLMEDEN, AYASOFYA GENE ZINDANDA ZİNCİRLİDİR! </u></em></strong></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>(6)</u></em></strong></span></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000; font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 20px;"><em> İslâmiyyet, <strong>“VÂKIFIN</strong> (vakfedenin) <strong>ŞARTLARI, ŞÂRİİN</strong> (Mutlak kânûn vaz’edici Allâh Azze ve Celle’nin) <strong>NASSI</strong> (âyet ile sâbit kat’î hükmü) <strong>GİBİDİR.”</strong> mutlak esâsını teşrî’ eylemiş, vaz’etmişdir…</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>80) Bir evvelki yazımızda Türkiya’daki sistemin, anayasa ve 633 sayılı DİB’iş kânûnu ile İslâmiyyet’i ve onun ma’bedleri olan câmi’leri nasıl işgâl edib avucuna aldığını gördük. Dolayısı ile Yahudiyyet ve Nasrâniyyet’e ve onlara âid ma’bedlere muhtâriyyet tanıyan bir sistemin, İslâmiyyet’i ve ona âid ma’bedleri böyle jakoben (Tepeden inmeci) bir tavır alarak bir nevi kılıçdan geçirib kıskıvrak köşeye kıstırması, İslâmî ma’nâda tam bir esâret ve onlara bir mahkûmiyyet tatbîki olmuşdur! Türkiya’daki bütün mescid ve câmi’ler bu hâl ve keyfiyet içinde lâik (ateist) felsefenin mutlak bir kuşatması altındadır… </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>İslâm esaslarına göre <strong>&#8220;Arz ve dünyâ devletinin müstakilen mutlak mâliki&#8221;</strong>, Allâh Azze ve Celle Hazretleri’dir. VAKIF demek ise, mülk ve milkin mutlak sâhibi MÂLİKE’L-MÜLK ALLÂH AZZE VE CELLE’ye, ferdin, mecâzen mülkiyetinde olan bir gayr-i menkulü veya muayyen âlet ve vâsıtaları, tekrar O sâhib-i hakîkîsine iâde ederek, üzerindeki mülkiyet hakkını sona erdirmesi; ve bu hakkı Kâdir-i Mutlak Hazretlerine iâde ile devretmesidir… Bunun içün de, <strong>“Vakıf DÎNİ ve Medeniyeti”</strong> olmak gibi pek müstesnâ bir vasfı, yegâne elinde tutan İslâmiyyet, <strong>“VÂKIFIN</strong> (vakfedenin) <strong>ŞARTLARI, ŞÂRİİN</strong> (Mutlak kânûn vaz’edici Allâh Azze ve Celle’nin) <strong>NASSI</strong> (âyet ile sâbit kat’î hükmü) <strong>GİBİDİR.”</strong> mutlak esâsını teşrî’ eylemiş, vaz’etmişdir…</em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><em><span style="font-size: 20px;">DİLİPAK&#8217;A GÖRE ÜÇ DİNİN MA&#8217;BEDİ OLMALIYMIŞ!</span></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>81) Artık bu şartların dışında bırakınız müdâhaleyi, bir müsliman vakıf şartlarına mugâyir teklif dahî ileri süremez… Bugün ise, nice rezilce fiillerle bu şartlar çiğnenmekdedir. Hatta Akit Tv denen ayarsız kanali..syonun <strong>“üstâdı”</strong> ve kafa hamûlesi ma’lûm A. Dilipok nâmında bir adam, <strong>“Ayasofya, üç dinin ibâdet edeceği bir ma’bed olmalıdır”</strong> gibi slâm ve Osmanlı târihine en büyük hakâret ve saldırıda bulunabilmekde, böyle cinnetlik laflar edebilmektedir… 40 yıl evvel Humeyni’ye bey’at toplıyan ve <strong>“Hılâfet dînî bir kurum değildir”</strong> gibi mostralık beyin de sergileyen bu adam, eski ateist kankalarına (Benzetilmiş); ve onlardan bek çok huy ve karanlıklar derlemişe benziyor…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>82) Kendi dışındaki yüzbinlere baliğ olan câmi’ ve mescidlerin bir-iki cihetden zincire mahkûm ve esir oluşlarına rağmen, Ayasofya ise, kabaca tam 7 cihetden, Fransız keferesi dilindeki <strong>&#8220;jakobenizma&#8221;</strong> elinde 1930’dan günümüze kadar zındanda zincirli, esîr, forsa ve mahkûmdur! </em></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>1) AYASOFYA’YA BİRİNCİ TAHRÎB DARBESİ:</u></em></strong><em> Bunu, işin tam mütehassısı Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi Merhûm’un muhalled Tefsir satırlarında dehşetle görelim:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>“Mescidleri lâkırdıdan bile siyânet etmek </strong>(muhâfaza)<strong> iktizâ edeceğinden, bir mescide herhangi bir küfür şöyle dursun, her hangi bir FISKIN </strong>(haramın)<strong>, ve her hangi bir TAHÂRETSİZLİĞİN </strong>(abdestsizlik ve gusülsüzlük ve necâsetin)<strong> bile takarrübü </strong>(yaklaşması)<strong>, o mescidin MA’NEVİYYETİNE UZATILAN BİR DARBE-İ TAHRÎB </strong>(mahvetme darbesi)<strong> OLUR.”</strong>  </em><span style="font-size: 12px;"><em>(1936 tab’, c. 4, s. 2480)</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bunu ana hatları ile şu şekilde tesbît ediyoruz:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Diğer bütün mescid ve câmi’ler gibi KÂHHÂR-I Züntikâm’ın BEYTİ= Evi olan Ayasofya da, şu anda bile ilâhî İRÂDEYE değil, <strong>“Anayasanın lâyıklık ilkesi doğrultusunda işlemeye me’mûr DİB denilen”</strong> yerin, turizm ve vakıflar denilen yerlerin, yani, <strong>“Beşerî sistemlerin beşerî irâdelerine”</strong> teslîm edilmişdir… Ayasofya, Kahhâr-ı Zülcelâl Allâh Azze ve Cellenin <strong>BEYTİ</strong> bulunduğu hâlde,  Rahmân’ın irâdesine tâbi’ olmakdan bertarâf edilmiş, beşerî (politik), lâyık (ateist) ve her parti iktidârına göre değişen bir irâdenin emrine, cebren teslîm edilmişdir… Vakfiye şartlarına göre Ayasofya, bütün şeytânî müdâhalelerden, lâyık (ateist) bir irâde ve idâreden uzak kalabilmek içün, tamâmen hürr ve müstakil, muhtâr, Allâh diyen ve Allâh irâdesine teslîm bir <strong>“Mütevellî Hey’etinin”</strong> idâresinde olması şartdır… Aksi hâlde bu, Müfessir Merhûm’un buyurduğu gibi <strong>“O Mescidin ma’neviyyetine uzatılan en büyük bir darbe-i tahrîb olmuşdur!” </strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Kahhâr-ı Zülcelâl&#8217;in BÜYÛTU=EVLERİ olan câmî&#8217; ve mescidler, Allâh Azze ve Celle&#8217;nin irâdesini yok sayan felsefelerin eline verildiği zaman, bu, onlar içün mutlak bir zından hayâtı, esâret, forsalık ve mahkûmiyet demekdir&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Büyük Osmanlı Âlimi Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi, İslâmiyyet&#8217;in bu mevzû&#8217;daki değişmez ve en temel KÂNÛNUNU şöyle beyan buyurur:<br />
<strong>&#8220;ALLÂH&#8217;A ÎMÂNI OLMIYANLARIN ALLÂH&#8217;A İBÂDET İÇÜN BİR YER BİNÂ VE TAHSİS ETMELERİ; VEYA BÖYLE BİR BİNÂNIN ALLÂH İÇÜN ÎMÂRİYLE CİDDEN ALÂKADÂR OLMALARI MÜMTENİ&#8217;DİR=</strong>MUHALDİR.&#8221;  <span style="font-size: 12px;">(1936 tab&#8217;ı, c.4, s.2481)</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>2) AYASOFYA’YA İKİNCİ TAHRÎB DARBESİ: </u></em></strong><em>Ayasofya’nın tam 90 yıldır ibâdet ve ezanlara yasak iken, şu anda <strong>“açdık, câmi’ yapdık, zincirleri kırdık, vakıf şartlarını tatbîke başladık” </strong>gibi lâf u güzâf ile dile alınışı bile, şovdan ve kurugürültüden ibâret, kandırmaca ve hezliyyât kabilinden şeylerdir; veya şamata cinsi ma’nâsızlıklar bilinmelidir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya’nın bugün bile zındanda zincirli, esir ve mahkûm bir CÂM’-İ ŞERÎF olmasının ikinci sebebi, bu mukaddes İslâm Ma’bedinin, müşrik, müşrike, fâsık, fâcire, hadesden ve necâsetden tahâretin zerresine sâhib olamıyan her insî şeytanın ayaklarına serilmesidir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>İşte </em></strong><em>Ayasofya, müşrik ve müşrike, cenâbet, hastalıklı ve kirli, mikroplu turistlerin, homolara kadar her cins mahlûkun, necis ve bakterili ayaklarıyla çiğnediği harem içindeki zemînine, <strong>“Müslümanım”</strong> diyenlerin en şerefli uzuvları olan <strong>alınlarını ve burunlarını</strong> koymak gibi tüyleri ürperten bir felâkete mahkûmdur… Veya, <strong>“Müslümanım”</strong> diyenlerin, alın ve burunlarını koyduğu secde mahallerine, o mikropli ve bakterili, mantarlı, pis ve necis ayakların basması, bir başka vechesiyle <strong>“Secde edenlerin”</strong> alın ve burunlarına, o bakterili, mikroplu, mantarlı, pis ve necis ayaklarının basması demekdir… Bu, İslâmiyyet ve müslümanların, mescid ve câmi’lerin ve toprak altındaki İslâmî şahsiyetlerin, Peygamberân-ı Izâm (Aleyhimüsselâm) Hazerâtına kadar küçük düşürülmesi, i’tibarsızlaştırılmasıdır… </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>25-30 sene evvel, şiiler nasıl tavaf mahalline naylon torbalar içinde insan necâseti bırakarak, tavaf eden kalabalıkların o pislikleri çiynemeleriyle her tarafa bulaştırmaları şenâatini irtikâb etmişlerse; müşrik ve müşrike, homo ve nato-feto kafalı insî şeyâtînin de, ALLÂH AZZE ve CELLE’nin mescidlerine idrâr,  başka kâzûrât, virüs veya hastalık yayıcı bırakmaları pekâlâ mümkindir! Bunun içün Allâh Azze ve Celle’nin BEYTİ=EVİ olan, Ayasofya veya harhangi bir mescid veya câmi’e, müslümanlardan başkalarının saygısızca, şirretçe ve azgınca girmesi ŞER’AN aslâ câiz olamaz; ve bu, Allâh’ın büyûtuna son derece hürmetsiz ve iğrenç kılıklarla girmeleri, Mescidleri ve ONLARIN SÂHİBİ olan KAHHÂR-I Zülcelâl’i tahkîr ve aşağılamadır… Turist denen müşrik ve müşrikelere yaranmak, onların belâ ve musîbet yağdıracak paralarına dilencilik yapmak, korkunç bir haysiyetsizlik, el açıcılık denâetidir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Müfessir merhûmun buyurduğu gibi oralara <strong>“lâkırdılardan fıska, tahâretsizlikden küfre kadar”</strong> hiçbir şeytanlık giremez, sokulamaz…  Allâh Azze ve Celle’nin<strong> BEYTİNE</strong>=Evine bunca tahkîr ve hakâretleri revâ görenler, <strong>GAYRETULLÂH’a</strong> dokunub <strong>“Ğadab-ı İlâhî’yi”</strong> nasıl harekete geçiriyor ve  belâları da memlekete çekiyorlar ki, bunları bile fehmedecek ruh ve kafa seviyesinden, (binlerce esef olsun) sonsuz derecede mahrûm bulunulmaktadır…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>(NOT: 102 yıldır, hâlâ bugün bile Anadolu târihinin BAŞBELÂSI olan Yunan keferesinin yunancasına öyle bir tapdılar ve <strong>“Pandemi”</strong>sine kadar bunlarla Türkün dilini eşşek arısı gibi öyle sokdular ki, Ankara kafası, Türkçe’nin <strong>“SÂRÎ hastalık”</strong> terkîbini ipe çekmekden zerre kadar iffet sancısı duymadı! Bâri <strong>“Salgın”</strong> deseler; buna da dilleri dönmedi! Çünki 97 yıldır <strong>“devirim pandomisi”</strong> ,  aslını inkâr edenlerin beyin ve ruh marazı ile milleti yere serdi; ve ortaya, <strong>“ulus=İbrânîce sürü”</strong> denen bir hılkat garîbesi çıkarıldı! Bazı haydutlar gûyâ Yunan palikaryasına düşmanlar; amma onun beyin hamûlesi olan lisân ifrâzâtını, demokrasi yunancasına kadar yalamayı<strong> “kurtuluş”</strong> zannetdiler ve milleti de zehirleyib paçavraya çevirdiler! Hâlâ da dostunu düşmanını bilemiyen gerzekler olarak savrulub duruyor ve pek basit ve kolayca ucuza yatıyorlar!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>11/Martdan/2020’den beri virüs sebebiyle YUNAN kâfirinin <strong>“hijyen”</strong> kelimesine halkı ta’lîm etdiren Ankara kafalı politikacılar, bu felâketi seyrederek acebâ hangi cins tatmîn yolundadırlar!?.. <strong>Hygieia </strong>denilen tanrıça,Yunan ve Roma efsânesinde (Yunancasıyla, mitolojisinde) TIB TANRISI Asklepios kâtilinin zilli kızıdır! Bu cünüb,  zilli ve pasaklı, üstelik temizlik tanrıçası! Kim bilir, Saray lafçısı (sözcüsü) İ. Kalın’ın <strong>“Güzel MOZAİKLER”</strong> dediği <strong>ikonalar</strong> arasında, belki turist ayaklarındaki bakteri ve mikropları ve cünüblük artıklarını temizleyen azizler de vardır! Ankara kafalılar, o <strong>“aziz ikonalarının” </strong>bir tathîr vâsıtası (Frenkçe dezenfektan) olduğuna îmân etmiş de olabilirler!!!)</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>x3) AYASOFYA’YI ÜÇÜNCÜ TAHRÎB DARBESİ:</u></em></strong> <em>Ayasofya’yı zındanda zincirli, esir, forsa ve mahkûm bir câmi’ yapan üçüncü sebeb, kubbe ve duvarlardaki şirki müstelzim İKONALARDIR… Müfessir merhum <strong>“Küfür şöyle dursun Allâh Azze ve Celle’nin BEYTİNE fısk ve tahâretsizlik bile takarrüb edemez, ederse bu o mescidin ma’neviyyetine indirilen bir tahrîb DARBESİDİR”</strong> buyururken, bu küfür-şirk tasvirleri olan ikonaların kabbak gibi oralardan insanların ve <strong>“Müslümanım”</strong> diyenlerin tepesine geçirilmesi, yukardaki iki maddede de olduğu gibi, vakfiye şartlarını da berhavâ eden cinnetlik bir rezâlet manzarasıdır… Buraları namaz sırasında perde ile kapatdık havalarına girerek dünyâyı <strong>aldatanlar</strong>, lâ teşbih ve lâ temsil, çırılçıplak bir dansözün üç noktasını üç yaprakla kapatmakla, <strong>“onu müstehcenlik şerefsizsizliği ve hayâsızlığından kurtardık”</strong> demiş gibi olurlar ki, durmadan <strong>“aldandık, aldatıldık”</strong> nakarâtı, mebsûten mütenâsib (kurbağaca doğru orantılı) olarak, aldatmada da ziyâdeten bir tatbik alışkanlığına delil mi olmaktadır?!..</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Şirk tasvirleri olan <strong>ikonaları</strong>, 21 saat sırıtdırıb, üç saatlik beş vakit namaz zamanı <strong>“perde ve peçe altına alıyoruz”</strong> diyenler, halt etmektedir!. Mevcûdiyyet ve varlığı misâldeki dansöz gibi, ibâdet edenlere bakan ikonalar, cemaatın ensesi ve başı üstünde <strong>bâtılın mukaddesleri</strong> olarak boza pişirecekse,   onlar da buna katlanacaklarsa.. ikonaların ayaklarını ense ve başlarında hissederek ibâdet etdikleri zannında bulunacaklarsa, onlara, <strong>“cemaat mi cemâdât mı”</strong> demek ruznâmeye girer! İbâdet keyfiyeti de, <strong>“yatıb-kalkmadan ibâret”</strong> idman manzarasına sukût eder (düşer!) Bunun adına ibâdet etmek denilemez. Denilecek olsaydı, Akşemseddinler ve Molla Gürânîler gibi zülcenâheyn Sultanların, bunu, bugünün <strong>“Lâyık=ateist fetvâcı karikatürlerine”</strong> bırakması abes olurdu!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Sadede şürû’ etdikde:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Echel ve ekfer dünyâ vasatında şu mikroplu-bakterili-cünüb-hastalıklı-pis turistlerin yukarıda zikretdiğimiz felâketi ve bunun  tasvîri, daha birçok ma’nâlara gelmekte ise de, biz hepsini zikretmekden şimdilik sarf-ı nazar eyliyeceğiz… </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Netîceten: Allâh Azze ve Celle’nin BEYTİ ve Fâtih Cennetmekân’ın vakfiyesi, bugün böyle bir perişânlık, felâket ve helâket içindedir! Biz müslümansak, her hâdiseye lâyık (ateist) cumbokrat penceresinden değil, edille-i erbaa noktasından bakmakla mükellef ve mecbûruz. Aksi halde iki yüzlü bir münâfıklık sıfatı içine girer ve şerefsizlik halkasını boynumuza geçirmiş oluruz ki, Mevlâmız Azze ve Celle, bizleri böyle bir aşşağılık mahlûk olmakdan muhâfaza buyursun!</em></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>4) AYASOFYA’YA DÖRDÜNCÜ TAHRÎB DARBESİ: </u></em></strong><em>Saray lâfçısı (sözcüsü) Prasasör İ. KALIN mı KALIN kişi, (17/7/2020)de</em><em> şöyle diyor:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><span style="font-size: 16px;"><em> &#8220;Bu mozaikler, Hz. İsa, Meryem Ana ve diğer Hristiyan kişilikleri tanımlayan güzel mozaikler. El değmeden korunacaklar!&#8221; </em></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><em>Vay vaaayyyy!</em></span><span style="font-size: 16px;"><em> Aman ne güzel ve kıymetli ve saygın-baygın nesnelermiş bu tapıngaçlar! </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“Müslümanım”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> diyenlerin dilinde (bâtıl ve şer’an hakir olan şeylere TA’ZÎM) göstermek cürmüne ve hakkı örtme cür’etine bir bakınız!</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><em>Saray KALIN’ı</em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>, </em><em>“mozaik”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> dediği  ikonalara yani Ortodoksların kutsiyet atfederek ibâdetlerinde vâsıta yapdıkları bu tasvirlere (iki buudlu heykellere!) </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“GÜZEL”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> kelimesiyle ta’zîm ve onları tahsîn ve ta’zîz ediyor!. İslâmiyyet’in en temel kânunlarından birisi: </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“Ta’zîmi îcâbedenleri tankîr ve tahkîri îcâbedenlere ta’zîm etmek küfürdür”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> kânunu, Ayasofya hâkimiyyetini eline geçirenler nezdinde hiç de kâle alınmıyor olabilir! Çünki onların <strong>&#8220;Güncellenmeye âmâde KULA TAPIŞ DİNLERİNE&#8221;</strong> göre, Hakk olmuş BÂTIL olmuş bütün inanç ve dinlere bakış ve onları kıymetlendiriş müsâvîdir!. Kelâm-ı Kadîm (Haşr 20) ile ne kadar <strong>&#8220;Cehennem Ashâbı ile Cennet Ashâbı aslâ müsâvî=eşit, aynı değildir&#8221;</strong> buyurursa buyursun, Ankara güncellemecileri nazarında bunun hiçbir kıymet ve ma&#8217;nâsı yokdur!. İslâmiyyet&#8217;e göre ise, onun bu temel i&#8217;tikâd kânûnu</em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em> Müslümanlığını</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> devâm etdirmek istiyenlerin önüne bu, en temel umde olarak konulmuşdur! İşte Türkiya&#8217;da DİYÂNET denilen yerler bu KAFANIN elindedir!</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><em>Ali Şerîatî muhibbânından olan Saray KALIN’ı, İslâmiyyet’in ilk gününden beri (TAHKÎR) gören ve (TA’ZİM) görmesi muhâl olan ve </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“mozaik”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> diyerek geçiştirmiye ve mahzurlarını hafif göstermiye çalışdığı İKONALARI, </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“güzel”; </em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em>ve onlardaki tasvirleri </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“Hz. Îsâ, Meryem Ana ve diğer Hıristiyan Kişilikleri TANIMLIYAN”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> ma&#8217;sûm vâsıtalar KABÛL ETMEKLE, İslâmiyyet’i aslâ değil ammâ, Hıristiyanların (mutlak bâtıl) inançlarını </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“Güzelleyib, tahsîn etmiş, yüceltmiş ve kutsamış”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> olmakda değil midir?!!! </em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><em>Buradan çıkan ma’nâ şudur ki, Saray Sözcüsü veya lâfcısı diliyle T.C. Devleti, Raislerinden imamlarına kadar bu ta’zîm ve güzelleme içindedir. Dolayısıyla bu zevât, </em><strong><em>“Güzel görerek ta’zîm etdikleri İKONALARI”</em></strong><em> değil sıva altına almak, örtü altına almakda bile samîmî olamaz, bunu bir lâf ve halka gösteriş olarak dillerine almaktadırlar…</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><em>Bu i’tibarla, ALLÂH AZZE VE CELLE’nin Beyti olan Ayasofya’nın zincirlerinin kırıldığından, esâret ve forsalıkdan kurtulub ibâdete açıldığından bahsetmek muhaldir! Ceddimiz Cennetmekân Fâtih Sultân Mehemmed Hân Aleyhirrahmeti Ve’l-Ğufrân Hazretlerinin vakıf şartlarının yerine getirildiği de, evvelki üç maddede beyân etdiğimiz gibi aslâ tahakkuk etdirilmiş olamaz… Dolayısıyla bu da, Ayasofya&#8217;nın Allâh Azze ve Celle Hazretlerinin beytine bir <strong>&#8220;Darbe-i Tahrîbdir!&#8221;</strong></em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><span style="font-size: 16px;"><em>5) </em><em><u>AYASOFYA’YI BEŞİNCİ TAHRÎB DARBESİ:</u></em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> Twitter vasıtasıyla apaçık ortada dolaşmaktadır ki, duvarlarda apaçık HAÇ şekilleri hâlâ durmakda ve bunları yok etmek gibi bir düşünce, CÂMİ’-İ Şerîfi cebren elinde tutanların aklından bile geçmemektedir. </em></span><span style="font-size: 16px;"><strong><em>“Haç-Zünnâr ve Şapka”</em></strong><em><strong>,</strong> 15 asırdır, İslâm akâidinde küffârın dînî birer şiarı (sembolü) olarak, yani </em><strong><em>“Küfür alâmeti”</em></strong><em> olarak kabûl edilmişlerdir. Binâenaleyh, bunların bulunduğu bir Câmi’i, zincirlerinden kurtulub esâreti son bulmuş hürr bir ma’bed (Allâh Azze ve Celle’nin Beyti=Evi) olarak kâbul etmek ve vakfiye şartlarına riâyet edildiğini iddia etmek, bâlâda (yukarıdaki) diğer dört maddede zikretdiğimiz üzere  muhâldir… HİLÂL nasıl İslâmiyyet’i temsil eden bir REMZ ise, HAÇ da aynen böyle Nasrâniyyet denilen BÂTIL dîni temsîl eden bir semboldür… Hiçbir ma’bed, temsîl etdiği dînin değil de,</em><strong><em> “BÂTIL”</em></strong><em> dediği bir dînin REMZİNİ (sembolünü) kendi harîminde (içinde) bulunduramaz, bu muhaldir! Yeryüzündeki hiçbir kilise veya havrada<strong> &#8220;HİLÂL&#8221;</strong> remzine rastlanılamaz! Rastlanırsa bu, o dînin kendi kendisinin inkârı demek olur; ve bu, afvedilmez bir tenâkuz, kendi kendisini müthiş bir inkâr, intihâr ve aşağılamak olur!</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><span style="font-size: 16px;"><em>6) </em><em><u>AYASOFYA’YI ALTINCI TAHRÎB DARBESİ:</u></em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> Câmi’-i Şerîfin ortasında takriben 25 metre murabbâ’ (kare) şeklinde bir sâhanın, kırmızı kordonla çevrilerek oraya Müslümanların girmesinin (secde etmesinin) yasaklandığı  bir kısım ayrılması… Hiçbir mescîd veya câmi&#8217;de müslümanın giremiyeceği bir ayaklık yer bile olamaz, oluyorsa, o ibâdethâne zındanda zencirli, esir ve forsadır!</em></span></span></p>
<p><em>Tarihçi Armağan burası içün şöyle yazıyor:<br />
</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Doğu Roma Dönemi&#8217;nde, İmparatorların törenle taç giydikleri yer olan Omphalion, büyük mermer dairenin etrafında değişik renk ve boyutlardaki daireler ile bunların birleştiği kısımlarda opus sectile tarzında bezemenin yapıldığı özel bir bölümdür.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><strong><em>“İmparator”</em></strong><em> denilen İslâm düşmanı fir&#8217;avnî zâlim o keferelerin taç giydiği böyle husûsî bir mekânın Âdem Aleyhisselâm’dan beri Allâh’ın BEYTİ=EVİ olan mukaddes bir ma’bedde ihtiramla gözlere sokulması, cihân târihinde aslâ görülmemiş bir CÂMİ’ tahkîri ve tahrîbidir… Bu, Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle Hazretleri ile istiskâl ve istihzâdır!. Dolayısıyla Mukaddes Câmi’ Ayasofya bu hâliyle ve buna munzam VAKFİYE şartlarının resmen ve alenen çiğnenmesi ile de, zincirli-forsa olarak zindandaki mahkûmiyyet hâline devâm etdirilmektedir… AKP hükûmetinin buradan kendisine efsâne çapında pay çıkarması kül yutmaz hakîkî müslümanlar nazarında muhâl, câmi&#8217; mefhûmunun ne olduğunu bilmiyen (oy depoları) içün ise mümkindir!</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><span style="font-size: 16px;"><em>7) </em><em><u>AYASOFYA’YI YEDİNCİ TAHRÎB DARBESİ:</u>  </em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em>UNESCO denilen BM içindeki beynelmilel Yahudi yuvalanmasının </em></span><span style="font-size: 16px;"><strong><em>“Dünya Kültür Mirası”</em></strong><em> diyerek ALLÂH AZZE ve CELLE Hazretlerinin BEYTİ=EVİ üzerinde tasarruf salâhiyyeti ile </em><strong><em>“BEN DE bu CÂMİ’de (irâde) sâhibiyim”</em></strong><em> demesi; vakfiye şartlarını hiçe saymak bile olsa UNESCO&#8217;nun izni olmadan Mukaddes Câmi&#8217;de en küçük bir ta&#8217;dîlâta gidilememesi, sıva bile yapılamaması, bir yerine kapı açılamaması; ve buna, şu anda Ayasofya’yı </em><strong><em>“İdâre ediyorum”</em></strong><em> diyen Ankara dembokrasi krallarının da boyun eğilmesi, <strong>&#8220;emriniz olur efendim!&#8221;</strong> demesi; ve bunun, Allâh Azze ve Celle’nin İRÂDESİ ile beraber ortaklık cümlesinden mütâlaa edilmesi, tüyleri diken diken eden bir felâketdir!… </em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><em>Câmi’ler, âyât-ı beyyinât ve hadîs-i şerîflerle de sâbit olduğu gibi, Allâh Azze ve Celle’ye âiddir; orada, KAHHÂR’a müntehi olmıyan hiçbir irâde, aslâ söz sâhibi olamaz; hiçbir </em><em>BEŞERÎ</em><em> devlet, hükûmet  veya haçlı şebemesi kat&#8217;iyyen tasarrufda bulunamaz…</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><em>Bütün bunlar da gösteriyor ki, Allâh Azze ve Celle’nin BEYTİ=EVİ olan Ayasofya, Sâhibinin değil, UNESCO’ya kadar düşmanlarının da irâdelerine râm olmuş, zındanda zincirli (zencirli), esir, forsa ve mahkûm bir vaz’iyyetdedir… Müfessir Merhûmun ta&#8217;bîriyle <strong>&#8220;Darbe-i Tahrîb&#8221;</strong> altındadır&#8230;</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>8) <span style="text-decoration: underline;">AYASOFYA&#8217;YI SEKİNCİ TAHRÎB DARBESİ:</span></strong></em> <em>Bu mukaddes Câmi&#8217;in </em><em>Minârelerinden, insan sesinin değil, mâdenî ve mekanik âlet seslerinin <strong>&#8220;Ezân-ı Şerîf&#8221;</strong> diyerek dünyâya sahtekârca pazarlanmasıdır!. Bu cihet i&#8217;tibâriyle Türkiya&#8217;daki bütün câmi&#8217; ve mescidler de keyfîliğe ve jakobenizmaya esîr ve DİB&#8217;iş revizyonizmasına mahkûmdur&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Müfessir Merhûm A&#8217;râf Sûre-i Celîlesinin 204. Âyet-i Kerîmesini tefsîr buyururken, bugünün <strong>&#8220;müslümanım deyicilerini&#8221;</strong> şiddetle de uyarmakda ve yalamalık dalâletlerinden kurtulmalarını da aynı şiddetle ihtâr etmektedir&#8230; Kelâm-ı Kadîm ve Ezân-ı Şerîf gibi vahiyle müslümanlara (emânet) edilen en ana temeller, mâdenî ve mekanik seslerle oyuncak edilib, 15 asırlık İslâmiyet keyfe göre, güncellemeci, reformist ve revizyonist  İslâm muârızlarının eline teslîm edilemez&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> Sözü aslâ senet olamıyacak ve İslâm adına konuşmaları kat&#8217;â câiz bulunmıyacak kesânın ve Anayasalarının <strong>&#8220;Lâyıklık ilkesi doğrultusunda dîn hızmeti&#8221;</strong> dayatıb, onların da dînî mevzu&#8217;larda <strong>&#8220;fetvâ veriyoruz&#8221;</strong> diye işkembeden atıb tutmaları ve bunun meş&#8217;rûiyyeti ne kadar muhalse; Müfessir Merhûm gibi son devir Osmanlı ulemâsının 15 asrı devam etdiren hakikatlerine tâbi&#8217; olarak bu ulemâyı dinlemek de, müslümanlar içün o kadar mutlak emirdir&#8230; Başkalarının bu DÎN üzerinde tasarrufda bulunmaları, Allâh Azze ve Celle&#8217;nin İRÂDESİ yerine kendi beşerî (irâdelerini) oturtmakdır ki, bu da, onların kendilerini TANRI i&#8217;lân etmeleri, Müfessîr Merhûm&#8217;un buyurduğu üzere <strong>&#8220;İmtiyâz-ı Rubûbiyyetin paralömanlara geçirilerek&#8221;</strong> kulun kula TAPMASI demekdir&#8230; Bunun netîcesinde de, bugün olduğu gibi Allâh Azze ve Celle&#8217;nin DÎNİ öyle bir sulandırılmış olur ki, ortaya İslâm değil, adı İslâm, kendisi <strong>&#8220;Kula Tapış Dîni&#8221;</strong> olan bir ucûbe çıkar&#8230; Ezân-ı Şerîflerin bugün nasıl karikatürleştirilerek Cenâb-ı Hakk&#8217;a nasıl meydan okunmakda olduğunu, Müfessir Merhûm&#8217;un kaleminden dehşet ve ibretle ta&#8217;kîb edib îmân tazeliyelim:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>&#8220;Ey Mü&#8217;minler, hatta ey insanlar! (İzâ kuriel Kur&#8217;ânu) Kur&#8217;ân kıraat edildiği vakit-namazda veya hutbede veya her hangi meclisde (festemîû lehû) hemen kulak verib onu dinleyin. (Ve ensıtû) ve ağzınızı tutub susun ki (Leallekum turhamûn) rahmete erdirilmeniz me&#8217;mûl</em></strong><em> (umulur) </em><strong><em>olsun!-Zîrâ susmak iyi dinlemeye, iyi dinlemek basîrete, basîret îmân ve amele, îmân ve amel de rahmet ve  ni&#8217;met-i ilâhiyyeye sebeb ve tarîk </em></strong><em>(yol)</em><strong><em>dur.&#8221;<br />
&#8220;Görülüyor ki bu &#8220;isti&#8217;mâ </em></strong><em>(işitme)</em><strong><em> ve insat </em></strong><em>(susmak)</em><strong><em>&#8221; emirleri, KIRAETE TERETTÜB ETDİRİLMİŞDİR= </em></strong><em>(İNSAN SESİ İLE OKUMAYA DAYANDIRILMIŞDIR.)</em><strong><em> KIRAET ise, bir lisân fi&#8217;l-i ihtiyârîsidir ki, âkil ve nâtık bir insanın ağzından mehâric-i mahsûsaya </em></strong><em>(harflerin husûsî çıkış yerlerine)</em><strong><em> i&#8217;timâd </em></strong><em>(dayanarak)</em><strong><em> çıkan ve kasd ü fehmine  iktirân eden </em></strong><em>(varan)</em><strong><em> savtıyla </em></strong><em>(sesiyle)</em><strong><em> yapılır. Ve nitekim Cibril&#8217;in fi&#8217;li bile KIRAET değil,  bir ikra&#8217; yani kıraet ETDİRMEKDİR. Fi&#8217;l-i ilâhî de, tenzîl ve halk-ı kıraetdir=</em></strong><em>Burada Allâh Azze&#8217;nin yapdığı da, vahyi indirmek ve kıraeti yani insana âid sesle okumayı YARATMAKDIR.)</em><strong><em> Binâenaleyh gayr-i âkilden ve CÂMİDATDAN </em></strong><em>(Hoparlör gibi madenî ve mekanik nesnelerden)</em><strong><em> sâdır olan savtlara </em></strong><em>(meyd</em><em>ana ge</em><em>len seslere)</em><strong><em> KIRAET DENİLEMİYECEĞİ GİBİ,  sadâdan yani savtın aksinden </em></strong><em>(kurbağaca yankılanmasından)</em><strong><em> hâsıl olan fi&#8217;le de KIRAET DENİLMEZ. Bunun içündür ki FUKAHÂ, bir kıraetin aksinden </em></strong><em>(yankılanmasından)</em><strong><em> hâsıl olan sada-yı mün&#8217;akise </em></strong><em>(yankılanan sese)</em><strong><em>, KIRÂET VE TİLÂVET </em></strong><em>(TECVİDİYLE OKUMA)</em><strong><em> terettüb etmiyeceğini </em></strong><em>(denilemiyeceğini)</em><strong><em> ve meselâ secde-i tilâvet lâzım gelmiyeceğini beyân etmişlerdir.&#8221;  </em></strong><span style="font-size: 12px;"><em>(1936, c.4, s. 2360-2361) <strong><span style="font-size: 16px;">Bir kitâbı sessiz mütâlaa etmek, kıraet etmek demek olmadığı gibi, çalan veya çınlayan mün&#8217;akis </span></strong><span style="font-size: 16px;">(akseden=yankılanan) </span><strong><span style="font-size: 16px;">bir sadâyı dinlemek de, bir kıraet dinlemek değil, bir çalma ve çınlama dinlemekdir. Şu hâlde Kur&#8217;an okuyan bir kâriin sadâsını aksetdiren gramafondan veya radyodan gelen savt veya sadâ, bir KIRAAT DEĞİL, BİR KIRAETİN AKSİ VE TAYFIDIR. </span></strong><span style="font-size: 16px;">(Karanlıkda korkudan göze görünen hayâlî bir şekil gibi bir şeydir.) <strong>Ve bunlara, istîmâ&#8217; ve insat </strong>(Dinlemek ve susmak) <strong>EMRİNİN </strong><strong>HÜKMÜ TERETTÜB ETMEZ. YANİ DİNLENMESİ VE SUSULMASI VÂCİB OLAN </strong>(Kat&#8217;iyyen Allâh emri olan) <strong>KUR&#8217;AN, ÇALINAN KUR&#8217;AN DEĞİL, KIRAET OLUNAN KUR&#8217;ANDIR. </strong>(Ezân-ı Şerîf de aynen böyledir.) <span style="font-size: 12px;">(s.2361)</span></span></em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Artık zerre kadar aklı ve îmânı olan bir müslüman, bu apaçık ortada duran ve dînde mütehassıs bir müfessirin beyanlarına kulaklarını tıkayarak, minârelerden yükselen mekanik ve mâdenî seslere <strong>&#8220;KIRAET&#8221;</strong> desin ve çalgı demesin, bu mümkin olamaz&#8230; </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Hele bazı müezzin kılıklı anırtı sâhiblerinin mûsikî terbiyesi görmemiş seslerle makamsız ve usûlsüz, falsolu ve akortsuz cıyaklamaları ve <strong>&#8220;Nefretî&#8221;</strong> makâmında bağırışmaları, müslümanları ve hatta ateist gâvurlara kadar her mahlûku da son derece rahatsız etdiğinden, mes&#8217;uliyyet-i uhreviyyeyi mu&#8217;cib bir felâketdir&#8230; Hele hele bu seviyesizlikdeki bir takım anırtı ve bağırtıların, desibeli çok yüksek hoparlör denen iblis boruları ve megafonları ile hasta ve çocukları uykularından zıplatan cinsi, o mübârek saatlerde nice HAKK&#8217;a açık gönül ve kalblerden <strong>&#8220;BEDDUA&#8221;</strong> bile almaktadır!. Böyle ruhban sınıfını Kahhâr-ı Zülcelâle havâle etmekden başka da elden bir şey gelmemektedir&#8230; </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Sanki lâyık ve kayık ve gayr-i ayık sistemin DİB&#8217;işçileri, İslâm&#8217;dan kaçırmak ve hatta nefret etdirmek içün bu zulümleri husûsan irtikâb etmektedirler!. <strong>&#8220;Allâh BELÂNI VERSİN&#8221;</strong> şeklinde beddua almak istemiyen minâre kaçkınları, çalgı dinletmeye bir de bilmem kaç desibellik tamtam gürültülerini eklememelidirler ki, encamları daha da bin beter olmasın!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Hele 60 veya 80 metre murabba&#8217;lık  küçücük bir mescidde bile mihrab ve müezzin mahfelini gasbetmiş öyle adam ve madam karması mahlûklara rastlıyoruz ki, o kadarcık yerde (tık) denilse her yerden duyulacak olduğu halde, önlerinde, yakalarında, gırtlaklarında bilmem nerelerinde tavşan kenefi gibi bir mikrafon mâdenîsi taşıyorlar!. Böyle akıl hastaları arkasında onlara nasıl iktidâ ediliyorsa, bu milletin de (şer&#8217;î hassâsiyetleri) o kadar dumûra uğratılmış demekdir; ve bu ses zerâfetinden zerre kadar anlamayışın da çâresi ve şifâsı yokdur deriz!. Böyle mikrofonlu imamtrakların namaz dedikleri şeylerde okudukları nesnelere <strong>&#8220;KIRAET&#8221;</strong> denilemiyeceği, bâlâda mufassalan beyân olundu! DİB&#8217;işin avcuna geçmiş esir câmilerde bir müslümanın oralardaki mihrab me&#8217;murlarına uyarak<strong> &#8220;Namaz kıldığını zannetmesi&#8221;</strong>  de, en az on kere düşünülmesi gereken bir hususdur!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>9)</strong></em> <strong><em><span style="text-decoration: underline;">AYASOFYA&#8217;YA DOKUZUNCU DARBE-İ TAHRÎB:</span>  </em></strong><em>Ayasofya, 1453&#8217;den beri 477 sene, 3-4 saat ibâdethâne olarak yaşatılmanın yanında, NAMAZ SAATLERİ DIŞINDA TURİST DENEN AYAKLARI BAKTERİLİ, TAHARETSİZ, dişilerinin dişiliği cıvıtılmış, mukaddes mekâna hakâret püsküren kılık  kıyafetli CÜNÜB KÜFFÂRA DEĞİL; en az 10-12 saat, Ramazanlarda 21 saat, İLİM TALEBELERİNE MEDRESE VE MÜSLİMÎNE VA&#8217;Z U NASİHÂT MEKÂNI OLARAK İŞLETİLMİŞDİR&#8230; Ya şimdi??? Şu anda dahî Ayasofya bu hâliyle, vakıf şartları dışında mahcûr ve mazlûmdur; ve Müfessir Merhûmun ta&#8217;bîriyle <strong>&#8220;TAHRÎB DARBELERİ&#8221;</strong> altında zorla nefes alan bir zından mahkûmu, esir ve zincirlidir!..</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">10) AYASOFYA&#8217;YA ONUNCU DARBE-İ TAHRÎB:</span> </em></strong><em>Müfessir Merhûm mescidleri îmâr, ihyâ ve ma&#8217;mûr edib (onların vakıf olanlarını da maksadına mutâbık idâre edecekler üzerinde), 4 ŞART&#8217;ın  bulunması îcâbetdiğini âyetlere istinâd ederk beyân buyurmaktadır. Bunlardan birincisi: </em><strong><em>“Allâh’a îmânı olmıyanların, Allâh’a ibâdet içün bir yer binâ ve tahsîs etmeleri veya böyle bir binânın Allâh içün i’mâriyle CİDDEN ALÂKADÂR OLMALARI MÜMTENÎ’DİR </em></strong><em>(muhaldir.)…..<strong>Bunun içün Âhıret’e îmânı olmıyanlar ….. fursat buldukça ya mescidleri yıkarlar (</strong>Bizden: Şefokraside olduğu gibi) <strong>VEYA MESCİDLİKDEN ÇIKARIB DİLEDİKLERİNİ YAPARLAR. </strong>(BİZDEN: Bugün olduğu gibi ikonatapara istavrozhâne; cenâbet ve mikroplu turistlerin ayakları altına müze; Yahudi ÜNESCO’larına dünya mîrâsı yaparlar.) <strong>Binâenaleyh, ALLÂH’IN MESCİDİ ünvânından bilbedâhe </strong>(kat’iyyen)<strong> anlaşılacağı üzere bunu i’mâr içün evvelâ ALLÂH’A VE ÂHIRET’E ÎMÂN ŞARTDIR.&#8221; </strong><span style="font-size: 14px;">(1936, c.4, s.1481)</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Görüldüğü gibi Müfessir Merhûm mescidleri îmâr ve ihyâ edecek, vakıf şartlarına riâyet edib onları yaşatacak ve Allâh Azze ve Celle&#8217;nin Büyûtunu=Evlerini maksad-ı aslîsine göre ma&#8217;mûr edecek adamların, beşerî sistemlere tapmıyan ve fakat Kelime-i Tevhîde tam SADÂKATLA mücerred Allâh&#8217;a kulluk (ubûdiyyet) eden adamlar olmasının şart olduğunu, aksi halde ruznâmeye <strong>&#8220;Mescidlerin TAHRÎB DARBESİ&#8221;</strong> altında zencirli, esir ve forsa kalacaklarının geleceğini, apaçık beyan buyurmaktadır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">11) AYASOFYA&#8217;YA ONBİRİNCİ DARBE-İ TAHRÎB:</span></em></strong><em> Müfessir Merhûm birince şartı beyândan sora, bunun kâfî olmadığını, </em><strong><em> &#8220;Fakat bu, şart-ı kâfî değildir.&#8221;</em></strong><em> diyerek şöyle devâm buyuruyor:</em><strong><em> &#8220;Bununla beraber (Ve ekâmessalâte) ve namazı ikâme eyliyen—bu da şartdır…. Namazın vücûbunu i’tirâf etmiyenler mescid yapmak lüzûmunu hissetmiyecekleri gibi NAMAZ KILMIYANLAR DA, MESCİDLERİN MA’NEN HARAB OLMASINA SEBEB OLURLAR. </em></strong><em>(ikinci şart)<strong>…… Maamâfîh namaz kılmak da kâfî değildir. Bununla berâber zekâtı veren—bu da şartdır. </strong>(üçüncü şart)<strong> ……. Ancak bu da kâfî değildir.&#8221; </strong>şeklindeki beyandan sonra, DÖRDÜNCÜ ŞARTA geçerek, şu hemen bervechi âtî (aşağıdaki) kerâmet çapında (muhteşem îmân ve fikir) ziyâfetine geçmektedir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">12)</span> <span style="text-decoration: underline;">AYASOFYA&#8217;YA ONİKİNCİ DARBE-İ TAHRÎB:</span> &#8220;</em></strong><strong><em>Ancak bu da kâfî değildir. Bunlarla berâber (Ve lem yahşe illâllâhe) Allâh&#8217;dan başkasından korkmıyan kimseler!&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ayasofya&#8217;ya kadar hangi câmi&#8217; veya mescid olursa olsun, onları açacak, vakıf şartlarına tam uygun işler hâle getirecek, oraları samîmiyyetle îmâr edecek, her türlü bakım ve hızmetini Şerîat nizamlarına göre yürütecek ve yenilerini inşâ&#8217; edecek olanların, mücerred ALLÂH AZZE ve CELLE&#8217;den korkan adamlar (Müslümanlar) olmaşı, <strong>&#8220;TAHRÎB DARBESİNİ&#8221;</strong> ortadan kaldıracak dördüncü ŞARTDIR&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Bu kabil ADAMLARIN, İngiliz, yahudi, ABD, AB, Moskof, NATO-FETO ve Ağababalarından, heykellerden, putlardan, putperestlerden, oy alamamakdan, sözde değil özde korkmaması; <strong>&#8220;Şeriatdan ve Hılâfet&#8217;den başka idâre olamaz, beşerî sistemleri Allâh Azze&#8217;nin edille-i erbaasına tercih şirkinden berîyim, işte beni müslüman yapacak kelime-i tevhîd budur&#8221;</strong> demekden korkmaması da, <strong>&#8220;Allâh Azze ve Celle&#8217;den KORKAN olmuş olmak içün&#8221;</strong> en baş ŞARTDIR&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tam tersine, <strong>&#8220;dört hakk din var&#8221;</strong> demekden sonsuz derecede korkması; <strong>&#8220;Ben ve arkadaşlarım kesinlikle dînî esaslara dayalı bir devlet şeklini düşünmüyoruz.&#8221;</strong> demeyi, İslâmiyyet&#8217;i reddetmeye müsâvî korkunç bir cürüm sayması ŞARTDIR&#8230; Ayrıca, <strong>&#8220;Dört dörtlük lâyıkım, 14-15 asır evvelki hükümleri kalkıb bugün uygulayamazsın, Böyle şey olmaz&#8221;</strong> demeyi de, <strong>&#8220;Allâh&#8217;dan korkmuş olmak içün&#8221;</strong> Hakk&#8217;a iftirâ bilmesi ve bunlardan şeytandan kaçar gibi kaçması en büyük bir başka ŞARTDIR&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ayrıca, <strong>&#8220;15 asırlık islâmî &#8220;KADIN ve ÂİLE&#8221; telâkkîsini, feminist Haçlı Batı Gâvurlarına yaranmak uğruna bozmak içün bir takım sözleşmeleri ve 6200 bilmem kaç sayılı şeytan pişliği kânunları bu halkın tepesinden geçirmenin vebâli beni ebediyyen hâsirûndan eder&#8221;</strong> diye gözlerine uyku girmemesi; ve bu kabil iblisliklere zerre kadar yer vermemesi de, <strong>&#8220;Allah Azze ve Celle&#8217;den hakkıyla korkan adam olmak&#8221;</strong> içün kat&#8217;iyyen ŞARTDIR&#8230; <strong>&#8220;Bize Ömerler lâzım&#8221;</strong> demeyi lâf ile değil fi&#8217;l ile ortaya koyub, beytülmâl mumunu şahsî işlerinde kullanmıyacak kadar hassâsiyyet-i şer&#8217;iyye sâhibi olması, aslâ göz boyamaması; dediğini yapan, yapamıyacağını aslâ demeyen, dembokratik fırıldaklardan münezzeh bir müslüman olması da, <strong>&#8220;Allâh Azze ve Celle&#8217;den korkan&#8221;</strong> özü sözü aynı bir adam olmak içün sûret-i kat&#8217;iyyede ŞARTDIR&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> &#8220;Kadını câmi&#8217;e sokmıyan anlayışı, İslâm diye gösteren zihniyetler var&#8221;</strong> derken, Âyet, hadis, İcmâ&#8217; ve müctehid ictihadları ile 15 asırdır kuyumcu hassâsiyyetinden bin kat daha dikkat ve gayretle tanzîm ve disiplinize edilen muhadderât-ı İslâmiyye&#8217;nin câmi&#8217; ile olan irtibâtını, yalama ve modernize eden İslâm muârızı münkir ve münâfıklara karşı ehl-i sünnet ulemâsının müdâfaa ve beyanlarını, <strong>&#8220;Kadını câmi&#8217;e sokmamak&#8221;</strong> töhmeti altına sokub tahtie eden birisi olmamak da, <strong>&#8220;Mücerred ALLÂH AZZE ve CELLE&#8217;den korkmanın&#8221;</strong> bir diğer mühim ŞARTIDIR&#8230; Ve üstelik tam tersine, kadın ve kızları sokak, iş yeri ve politika kirleri içinde kömürlük kedisine çevirerek, onları <strong>&#8220;Âile hayâtını tadamıyan&#8221;</strong> mahrûmiyyet ve mahkûmiyyet çukurlarına düşürmek; ve bu çukurların binbir koldan reklâmını yapmayı veya yaptırmayı meşrû&#8217; görmek; ve bu gayr-i meşrûluklarla MÜCÂDELE ve MÜCÂHEDEYİ FARZ bilmemek, bu uğurda ömür tüketen muvahhid ve müttakî müslümanlardan olmamak ise,<strong> &#8220;ALÂH AZZE VE CELLE&#8217;den korkmamanın&#8221;</strong> bir başka vesîkasıdır; ve bu kabil dîn tahrîb ve tahkîrinden mutlak ma&#8217;nâda uzak durmak içün, Hakk&#8217;a yalvarıb yakarmak  da, <strong>&#8220;ALLÂH&#8217;dan korkmanın&#8221;</strong> evleviyyetle ŞARTIDIR&#8230; KEZÂ VE KEZÂ&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte, câmi&#8217; ve mescidleri Şer&#8217;î şartları içinde îmâr, ipkâ, inşâ&#8217; ve idâme etdirmenin ihmâli muhâl şartları, yevmî idâre felâketleri elinde kaldığımız günümüzde, pek cüz&#8217;î bir kısmı ile bunlardır. Müfessir Merhûm ise devamla, bütün asırları kaplıyacak umûmî şartları kerâmet çapında sıralamıya ve ihtâra şöyle devam buyururlar:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;……. Her hangi bir korku ile BAŞKASININ RIZÂSINI ALLÂH’IN RIZÂSINA TERCÎH ETMİYECEK VE HER HANGİ BİR İŞDE ALLÂH&#8217;IN HAKKI İLE KENDİ HAKKI TEÂRÜZ ETDİĞİ </em></strong><em>(zıdlaşdığı) </em><strong><em>ZAMAN, ALLÂH&#8217;IN RIZÂSINDAN MAHRÛM OLMAK KORKUSUYLA KENDİ HAKKINI FEDÂ VE ALLÂH’IN HAKKINI İHTİYÂR EDECEK, VAZÎFESİNİ YAPMAK İÇÜN ŞUNUN BUNUN LEVMİNDEN </em></strong><em>(çekiştirme ve kınamasından)</em><strong><em> VEYA ZÂLİMİN ZULMÜNDEN KORKUB ÇEKİNMİYECEK; VE LÜZÛMUNDA HARB Ü KITALDEN VE SÂİR SÛRETLE ÇARPIŞMAKDAN KAÇINMIYACAK&#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;VELHÂSIL MUHTELİF KORKULAR VE ENDÎŞELER TEÂRÜZ ETDİĞİ </em></strong><em>(zıtlaşdığı)</em><strong><em> ZAMAN, ALLÂH KORKUSUNUN KARŞISINDA DİĞERLERİNİ KÂLE ALMIYACAK BİR KALB VE ÎMÂN SÂHİBİ OLAN VE BU SÛRETLE BU 4 HASLETİ CÂMİ&#8217; </em></strong><em>(</em><em>üzerinde toplıyan) </em><strong><em>ZEVÂT LÂZIMDIR Kİ, <span style="text-decoration: underline;">ALLÂH MESCİDLERİ İ’MÂR EDİLEBİLSİN!</span> YOKSA ZİKREDİLEN 3 HASLET BULUNUB DA <span style="text-decoration: underline;">İSLÂM&#8217;IN VE ÎMÂN-I TEVHÎDİN HAKÎKÂT VE KEMÂLİ DEMEK OLAN BU KALB VE ÎMÂN, BU İHLÂS-I VİCDÂN BULUNMIYANLAR, MESCİDLERİN MA’MÛRİYYETİNİ İDÂME EDEMEZLER.&#8221;</span></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>90 yıl kadar evvelden, bütün mescidlerin ve hassaten AYASOFYA&#8217;mızın başına gelecekleri de Büyük Müfessir ve Allâme Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri kerâmeten şöyle haber verib, halefi olanları acı acı uyarmaktadır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;GÜNÜN BİRİNDE BİR KÂFİRİN VEYA BİR ZÂLİMİN VE HATTA ALEL’ÂDE BİR CÜR’ETKÂRIN TEHDÎDİNDEN KORKARAK, KENDİ ELLERİYLE MESCİDLERİ YIKMAK ZİLLETİNE DÜŞEBİLİRLER. MADDETEN VE MA’NEN TECÂVÜZDEN, NETK-İ HÜRMETDEN SİYÂNET</em></strong><em> (muhâfaza) </em><strong><em>EYLEMİYEN VE BU SİYÂNETİ İDÂME EDECEK ÎMÂN-I KÂMİL ERBÂBINDAN HÂLÎ KALAN MESCİDLERİN, NE SERVET VE NE SÂİR SÛRETLE DEVÂM-I ME’MÛRİYYETLERİ İHTİMÂLİ YOKDUR. ONUN İÇÜN İŞTE BUNLAR (Fe asâ ülâike) işte bunlar—BU DÖRT HASLET-İ CEMÎLEYİ CÂMİ’ OLAN CEMAAT&#8230;&#8230;Cennet’e nâil olacak olanlar, böyle bir CEMÂATİN içinde bulunabilir. Bunların bile her ferdi hakkında hüküm kat’î değil, akreb-i ihtimaldir.” </em></strong><em>(s.2482)</em><strong><em> &#8230;&#8230;. Artık müşrikler nerde kalır tasavvur edilsin!&#8221; </em></strong><em>(s.2483)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">13)</span> <span style="text-decoration: underline;">AYASOFYA&#8217;YA ONÜÇÜNCÜ DARBE-İ TAHRÎB:</span></em></strong><em> Ayasofya Câmi-i Şerîfi bugün 1453&#8217;den beri bir vakfdır. Bu vakfiye şartlarına UYGUN olarak 1930 yılına kadar Ayasofya&#8217;ya yapılan bütün ilâve ve ekler de, Ayasofya&#8217;yı tamamlıyan mütemmim cüz&#8217;ler cümlesindendir. Bunların pek çoğu yıkılmış, yakılmış, parçalanmış, çalınmış, yok edilmiş ve tahrîb görmüşdür&#8230; Bunların tamâmı da yerlerine konuluncaya, ikmâl edilinceye, tamamlanıncaya ve eski hâline getirilinceye kadar Ayasofya&#8217;ya hiç kimse <strong>&#8220;Vakfiye şartlarına göre açılmış, zincirleri kırılmış, esâret ve zındandan kurtarılıb ibâdete iâde edilmişdir&#8221;</strong> diyemez&#8230; Derse, sahtekârdır, göz boyayıcı ve aldatıcı bir mahlûkdur&#8230; İşte bazı müştemilât ki, bunlar ne yapılmışsa, derhâl dünyâ önünde açıklanmalı ve i&#8217;tirâf edilerek suçluları bulunmalıdır:</em></p>
<ul>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Binaya sonraki yüzyıllarda eklenen 4 minare, 2 sebil, Kazasker Mustafa İzzet Efendi&#8217;ninkiler başta olmak üzere muhteşem hat levhaları, minber, mihrap, maksureler, hünkâr kasrı, MEDRESE, kütüphane, bahçesine yaptırılan şadırvan, imâret, muvakkithane ve türbeler, en önemlisi de Ayasofya&#8217;nın Fethin sembolü olması ve Osmanlı cami hiyerarşisinin en üstünde yer alması gibi mîmârî ve irfan ilâveleri&#8230;.&#8221;</strong></em></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“Aldandık, aldatıldık”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> diye diye aldatmayı da çok iyi öğrenmişe benzeyen nice politikacılar, daha da sıralayabileceğimiz tahkîrât ve Müfessir Merhûm’un buyurduğu </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“TAHRÎB DARBELERİ”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> altında bulunan Ayasofya’yı, </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>“Zincirleri kırılarak vakfiye şartlarına uygun hâle getirilmişdir”</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> diyerek, kimleri nasıl ALDATMAKTADIRLAR???…</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><span style="font-size: 16px;"><em>Tekrar ederiz ki, </em><em>“VÂKIFIN</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> (vakfedenin) </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>ŞARTI, ŞÂRİİN</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> (Mutlak kânun koyucu Kahhâr-ı Zülcelâl’in)</em></span> <strong><span style="font-size: 16px;"><em>NASSI</em></span></strong><span style="font-size: 16px;"><em> (âyetle emri) </em></span><strong><span style="font-size: 16px;"><em>GİBİDİR.”</em></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><span style="font-size: 16px;"><em>DİB’iş başı sarıklı politikacı ve diyalog madalyalı ve tescilli Erbaş Ali Bey, Ayasofya minberinden şöyle demiş ve açıkdan ve mütecâviz Allâhsızları ayağa kaldırmışdı:</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar; vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lâ&#8217;nete uğrar.”</em></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>İşte yukarıdaki 12 maddede muhtasaran, <strong>“Vakıf malına nasıl DOKUNULDUĞUNU”</strong> DELİLLERİ İLE İSBATLADIK!</em></span></li>
<li><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“DOKUNANI YAKACAĞINI”</em></strong><em> Vakfiyedeki ta’rif üzere biz ve bütün zerrât da kabul ediyoruz!</em></span></li>
<li><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“VAKFEDENİN ŞARTLARININ VAZ’GEÇİLMEZLİĞİNİ”</em></strong><em> biz de, bütün mevcudât da TASDÎK etmekteyiz…</em></span></li>
<li><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“ÇİĞNEYENLERİN LÂ’NETE UĞRAYACAĞINI”,</em></strong><em> Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların la’netine çarpılacaklarını, KAHHÂR’a ittibâ’ ederek biz de aynen kabûl ediyoruz…</em></span></li>
<li><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ankara politikacıları, 90 yıllık idârecileri <strong>“Vakfa dokunan, dokunanı yakacağını, vakfedenin şartlarının vaz’geçilmezliğini, ÇİĞNEYENLERİN LÂ’NETE UĞRAYACAĞINI”</strong> söyler; ve 90 yıllık alenî heykelist, putçu, ateist ve İslâm düşmanlarını kazığa oturtmakda pek haklı görünürken; acebâ kendilerinin hangi keyfiyetde ve nelerin sâhibi olduklarını da düşünmek içün, ne kadar îmân, iz’an ve samîmiyyet içinde bulunduklarını (murâkabe) edebilecek kâbiliyyet ve nasîbe de mâlik midirler???</em></span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Yoksa, <strong>“Aldatıla aldatıla, aldatmayı pek güzel öğrenib bu işin mütehassısı olduk”</strong> mu demektedirler!!!?</em></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline; font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>Mâba&#8217;di var</strong></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İlk intişârı: 07.08.2020 / 23:02:20(tt)</span></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&#038;title=%286%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html" data-a2a-title="(6) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(6) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(5) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 18:27:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/03 Fâtih S. Mehmed Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya UNESCO]]></category>
		<category><![CDATA[Fatihin Vakfiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Saray Sözcüsü İbrahim Kalın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sayın saray ve alay SÖZCÜSÜ KALIN arkadaş, saray politikası ile haşir-neşir olduğundan çok (politikoteolojik) bir cümle kurmuşdur: “Bu mozaikler, Hz Îsâ, </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(5) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>FÂTİH’İN VAKFİYE ŞARTLARI TAM TATBÎK EDİLMEDEN, AYASOFYA GENE ZINDANDA ZİNCİRLİDİR! </u></em></strong></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>(5)</u></em></strong></span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000; font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>67.) Sayın saray ve alay SÖZCÜSÜ KALIN arkadaş, saray politikası ile haşir-neşir olduğundan çok (politikoteolojik) bir cümle kurmuşdur:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Bu mozaikler, Hz Îsâ, Meryem Ana  ve  diğer  Hıristiyan  Kişilikleri  TANIMLIYAN  G Ü Z E L MOZAİKLER.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Saray&#8217;a göre<strong> &#8220;Hz. Îsâ, Meryem Ana ve Hıristiyan Kişilikleri</strong> (hâşâ) <strong>bu güzel mozaikler</strong> (ikonalar) <strong>TANIMLIYORMUŞ!&#8221; </strong></em><em><strong> </strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Zehî gaflet ve dalâlet! Bay Kalın, ikonaların ta&#8217;rîfine (uydurukça tanımına) i&#8217;tibar edib, onu bir de <strong>&#8220;GÜZEL&#8221;</strong> kelimesiyle takdîr ediyor! Purosöför KALIN Bey&#8217;e göre, <strong>&#8220;Tanrının oğlu, o oğulun anası ve ötekiler&#8221;</strong> bu keyfiyetleri ile <strong>&#8220;GÜZEL TA&#8217;RÎF EDİLMİŞ&#8221;</strong> oluyor! Bâtıl bir dînin bu ta&#8217;rîfleri Kelâm-ı Kadîm, Sünnet, İcmâ&#8217; ve Kıyâs-ı Fukahâ ile tamâmen BÂTIL hükmü yerken, Purosöför Bay KALIN, o İNCE kafasıyla tam tersini söylüyor! Diyalogçuluk çizgisi demek ki böyle bir illet&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>1453’den 1930’a kadar tam 477 sene orayı câmi’-i kebîr, hem de <strong>“Saray CÂMİ’İ”</strong> olarak kullanan ECDÂD, hem de <strong>“Ayasofya Câmi-i Kebîri KÜRSİ VÂİZLİĞİNİ”</strong> İslâmbol’daki diğer yüzlerce câmi’ vâizliğinin üzerinde bir rütbe sâhibliği olarak yürüten OSMANLI, Bay KALIN’ın ta’biriyle <strong>“Bu güzel Mozaiklerin güzelliğini”</strong> görüb bilememiş, dolayısıyla da o muhteşem <strong>“Güzelliği”</strong> ne yazık ki takdîr edememiş! Üzerlerini <strong>“Mezhebçi ve gelenekçi müselmanlar olarak”</strong> sıva ile kapatmış ve <strong>“Dünyâ kültür mîrâsının”</strong> anasını bellemişler!. Kalın kalın ne kadar dövünsek az!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>68.) Vah vah, ne biçim müslümanmış Fâtih devri adamları?.  Aydın ve felsefî denliği ve Şerîatî genişliği olan bir müselmanda, <strong>“İslâm’ı güncellemek, ne sünnî ne şiiyim demek, tam 4 hakk din var demek, 14-15 asır evvelki hükümleri kalkıb bugün uygulayamazsın demek, v.s.”</strong> gibi birkaç haslet olur! Diyalog ve medeniyetler ittifâkından bir avuç nasib, Avşar kızı ile röportajda geçen <strong>&#8220;dört dörtlük laik olmak&#8221;</strong> gibi güzellikler bulunur!.. <strong>&#8220;Dînî esaslara göre devlet idâresine karşı olmak, eşcinsel hakklarını güvence altına almak&#8221;</strong> gibi modernlikler ve erdemlikler olur! O zamanın Fâtih devri müslümanlarında zerre kadar Fettoşik <strong>“HOŞGÖRÜ” </strong>etiği ve tetiği diye hiç bir şey, bir <strong>“kazanım, kazınım, kasılım, katılım, asılım, v.s.&#8221;</strong> diye büyük fazîletlerden eser bile yokmuş! Adamlarda, <strong>“Mozaiklerin güzelliğine”</strong> varacak estetik ve sentetik zevki bile sıfırmış!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Üstelik <strong>“Ali Şerîatî”</strong> misillü Acemistan yetiştirmesi ilhâdiyatçılardan da ilhâmât, mahâret ve nasîb alamamışlar!. Ne olacak <strong>“Layık dembokratik cumbokrasiden”</strong> haberi olmıyan 567 yıl evvelin <u>hanefîsel ve mezhebsel hele tasavvufsal müselmanlarından daha</u> fazlası beklenebilir mi?!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Hey gidi <strong>“ASLINI İNKÂR EDEN”</strong> nesiller hey!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bugün moskofu, yunanı, ermenisi, ingilizi ve hele yahudisi bile aslını değil inkâr etmek, <strong>inşâ’ ve ihyâ</strong> etmek içün çocuk kaçırıb kanını içmenin peşindeyken…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Böyyük Türkiya!” </em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-ayiyyi’l-azîm…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>69.) </em><em>Sözcü KALIN arkadaşları ne demişdi:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>“<strong>“Bu mozaikler, Hz. Îsâ, Meryem Ana  ve  diğer  Hıristiyan  Kişilikleri  TANIMLIYAN  G Ü Z E L MOZAİKLER.”</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Şimdi şu cümledeki (9 nokta 9 şiddetindeki i’tikâdî deprem ile depresyonu), zelzele ile zemzemeyi nereye koyacağız, bir felâket ve helâket:</em></span></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 40px;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>1.) </em><em>Kalın’ın <strong>“mozaik”</strong> dediği İKONALAR, yani bizim uydurmamızla tapıntaklar, </em><strong><em>“Hz. Îsâ’yı tanımlıyormuş=ta&#8217;rîf ediyormuş!”</em></strong><em> Güler misin ağlar mısın?. O ikonalardaki zât, KALIN’a göre Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm’ın tasvîri imiş? Alâkası da hiç mi hiç yokdur! O ikonalardaki nesne, tanrılarının oğlu yani Mahdum Beydir! <strong>TESLİS&#8217;deki</strong> üçün biridir… Baba, oğul, ruhu’l-Kudüs üçlüsünde <strong>oğul</strong> olan! Katolik, ortadoks, angılikan ve protestanların bile bu <strong>oğlanı</strong>, biribirinden farklıdır! Saraylı KALIN bu beş-on ayrı zâtı da, aynı zât zannedib <strong>&#8220;Hz. Îsâ&#8221;</strong> demez mi?.  Halbuki Kelâm-ı Kadîm&#8217;in ÎSÂ&#8217;sı o pek çok cins (oğul)dan hiçbirisi değil, olamaz da&#8230; İnsanın adı KALIN olsa da kafası <strong>ince</strong> olamaz mı?</em></span></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 40px;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>2.) </em><em>Kalın’ın <strong>“mozaik”</strong> dediği <strong>İKONALAR</strong> yani tapıntaklar,<strong> “Meryem Anayı da tanımlıyormuş!”</strong> </em><em>Bay KALIN biraz inceltirse, ikonalarla putlaştırılan, o Kur&#8217;an-ı Azîmüşşân&#8217;daki <strong>“Meryem Anamız”</strong> değil, O&#8217;nunla zerre kadar alâkası yokdur!  Meryem Vâlidemizle ikonalardaki resmedilen kadının, Kelâm-ı Kadîm ve diğer üç edillemizdeki en büyük mü’mine ile alâkasının olmadığı bedâhaten ortadadır!. O, <strong>“Baba’nın (tanrının) oğlu olan oğulun anası&#8221;</strong>, Müslümanların <strong>“Meryem Anası”</strong> değildir! Katolik, Ortodoks ve Protestanlarda bile o mahdum Beyin anası, biribirinden çok farklı, hem de kiliseler arası kadar farklı, üç ayrı madam Mariadır!!! Her hıristiyan mezhebin, hatta onların da her franksiyonu içindeki <strong>&#8220;oğlan tanrının&#8221;</strong> doğuranı (!) ayrı vasıflarda başka bir kadındır!</em></span></p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>3.) Kalın’ın <strong>“mozaik”</strong> dediği İKONALAR, yani tapıntaklar, <strong>“Diğer hıristiyan kişilikleri de tanımlıyormuş!”</strong> Bay KALIN bu noktada da biraz inceltirse, bu <strong>kişilik</strong> dediği zevâtın da, kilise literatüründe <strong>“azizler”</strong> olarak geçen, bir takım kişilerdir olduğunu görecekdir! Kalın Sözcülerinin, ortodoksların <strong>“kişiliklerine” </strong>de, Kelâm-ı Kadîm’in bakdığından nâmütenâhî farklı bakdığı anlaşılıyor! Demek ki (diyalogçu) felsefesi ile bütün dinlere <strong>&#8220;eşit mesâfede&#8221;</strong> olmak hülyâsı, yanı hepsini eşitlemek zâten, AKP güdücülerinin lâyıklık <strong>&#8220;tanımı=ta&#8217;rîfi&#8221;</strong> değil mi?.</em></span></p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>4.) Hulâsa müslümanların edille-i erbaasında geçen <strong>“Îsâ Aleyhisselâmın”,</strong> ortodoks dîninde, o Ülil’azîm Peygamberle zerre kadar alâkası yokdur… Hazret-i Meryem Vâlidemiz ve KALIN&#8217;ın <strong>“kişilikleri”</strong> yani Ortadoksların <strong>“azizleri” </strong>de aynen böyledir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>70.) </em><em>KALIN Bey, başka cihetden de, <strong>mozaik</strong> dediği <strong>ikonaları</strong> yani Ortadoksların mucizeler dağıtdığına inandıkları o tapıngaçları, başda AKP câmiası olmak üzere zavallı ehâli-i etrâk ve ekrâda <strong>“GÜZEL”</strong> nesneler olarak takdîm ederek, bunların câmi’ içinde bulunmasının câiz olamıyacağına inananların <strong>“Tepki ve tekmesini”</strong> kırmanın hesâbında… KALIN da olsa İNCEDEN konuşuyor!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Yani  demek istiyor ki:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Canım bunlar yani mozaikler </em></strong><em>(İkona demiye dili varmıyor)<strong> var diye kafanızı takmayın! Aslında bunlar güzel şeyler! Baksanıza ne güzel, Hazret-i Îsâ ve Meryem Anacığımızı ve hıristiyan kişilikleri temsîl ediyorlar! Fenâ mı? Ne var bunu mes’ele edecek? Ayasofya bu hâliyle câmiye dönmüş olamaz diyenlerin tavına sakın gelmeyin? Onlar mezhebçi-gelenekçi geri kalmış bir avuç ekalliyet! (Marjinalite) dereceleri bile şübheli takımlar! Bakın ne güzel, bizim de kutsallarımızı adamlar mozaiklemiş, sarıb sarmalamış duvarlara çakmış, yani hafif yollu resim yapıb baş köşede başları üzerinde taşıyorlar! Ne var bunda? Ve tabii aracıkta da tapınsallıyorlar! Ee o kadar da olacak artık, olsun! Ayyy, ne şeker şeyler…”</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> Demiş olmuyor mu???</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>71.) </em><em>Saray erkânı tepeden aşağı, DİB başı ve Bakanlara kadar aynı frekans üzerinden beyânat vermekde tam anlaşmışlar:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bay KALIN hakkındaki bu İNCE haber, aşağıda olduğu gibi devâm ediyor ki, teslisçi ve telvisçilerin tapdığı <strong>ikonaların</strong>, Saray sözcüleri üzerinden saray erkânı nezdinde PEK KIYMETLİ ŞEYLER OLDUĞUNU bir görünüz! Bir de, <strong>“DÜNYA MÎRÂSI OLAN AYASOFYA”</strong> sözüne:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em> “Hadi ulan! Ne dünyâ mîrâsıymış, Hadîs-i Şerîfe MÂSADAK ATAM FÂTİH CENNETMEKÂNIN MÎRÂSIDIR O!</em></strong><em>” diyemiyen saraylılara ne denileceğini sizler karâra bağlayın!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> <strong>“Dünyâ mirâsı”</strong>  olduğunu Ankara kabûl etdikden sonra, bu Ayasofya’ya aklı başında hiç kimse <strong>“Câmi oldu”</strong> diyemiyeceği gibi, bundan sonra UNESCO yahudi-nasrânî cebhesinin Ayasofya ile alâkalı çıkaracağı sıkıntı, çevireceği dolaplar ve fırıldaklar, daha elli yıllarca Ankara’nın <strong>“egemenlik”</strong> masalını dünyâya dinleteceğe benzer!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>72.) </em><em>KALIN hakkındaki İNCE haber, buyrun:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>“El değmeden korunacaklar. Müslümanların namaz vakitlerinde (bu mozaikler) örtülecek, ancak dokunulmayacak şekilde bazı düzenlemeler yapıyoruz. Böylece ışıktan veya başka bir şeyden aşınmayacak veya etkilenmeyeceklerdir. Mabet korunacak ve diğer turistler daha önce olduğu gibi yine görebilecekler.”</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>O ikona tapıngaçlara, KALIN’ın dilinde <strong>“güzel mozaiklere”</strong> asla <strong>“dokunulmıyacak, aslâ aşınmasına ve etkilenmesine” </strong>imkân verilmiyecek,<strong> “ma’bed korunacakmış!”</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu hâliyle de ona hür ve müstakil, zincirleri kırılmış <strong>“CÂMİ’”</strong> denilecek öyle mi?. Artık 15 asırlık <strong>“Câmi’”</strong> telâkkîsi de iptâl edilerek, böyle hılkat garîbeleri hâline getirilen zencirli ve forsa câmilerimiz, hür ve müstakil imişler gibi bir telâkkî (uydurukça algı) tecâvüzüyle (gavurca operasyon) ile cihâna servis edilecek!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Aklı başında olub da yiyen olursa… Hıristiyan-yahudi dünyâsının da aksül’ameli, bunun içün yok sayılabilecek bir pörsüklükde, göstermelik ve politik bir iki kurusıkı tabanca patlaması!</em><em> </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>73.) Allâh Azze ve Celle’nin mutlak ma’nâda EVİ-BEYTİ demek olan CÂMİ’ mefhûmu içün Bay KALIN, bakınız nelere içtenlikle ve coşku ile <strong>“ONAY”</strong> vermektedir:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Kalın, “Dünya mirası olan Ayasofya’nın turistlere açık kalacağını onaylayabilir misiniz?” sorusu üzerine, “Kesinlikle. İnanan, inanmayan, Müslüman, Hristiyan, Budist herkesi kastediyorum.” dedi.”</em></strong><strong><em> </em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Tabii KALIN, <strong>“İnanan inanmıyan HERKESİ kastediyorum”</strong> dediğine göre, bunun içine sâdece <strong>“Bitli-butlu-şortlu, teslisci-telbisci turist ve ortodoks tapınıcılar”</strong> girmiyecekdir. Dediği gibi (HERKES), yani fasık fâcirinden, kâfir, müşrik, ateistine; LGBT’lilerden homongolos ve transsexüel-ekselans devletlû Batılılara; kâtil  İngiliz çocuk vampirlerinden, çocuk hırsızlarına; Vatikan dehlizlerinde çocukları çıldırtan takkeli şeytan ve sübyancı cânîlerden terörist kancıklara, Feto ablalarından foto fâhişelerine kadar heskes, <strong>“ALLÂH’ın EVİNE”</strong> hiçbir engele rastlamadan ve elini-belini-bilmem nesini sallıya sallıya.. <strong>“Müslümanım, Ayasofya açıldı ve saçıldı ve câmi yapıldı!”</strong> rü’yâları görenlerin sayıklamalarını da yara yara.. o <strong>“Namaz kıldığını zannedenlerin”</strong> alnını koyduğu o Raiz seçmesi şâhâne ve sultânî, sarayhânî halıları, kirli, cünüb ve mikroplu ayakları ile çiyneye çiyneye… gezecekler, görecekler, resimleyecekler; <strong>&#8220;müslümanım&#8221;</strong> diyenler de, o curcuna içinde, o şortlu-butlu-bitli yarı üryan gavur karılarının orasına burasına baka baka ve huzû&#8217; ve huşû&#8217; içre HAKK TEÂLÂ&#8217;nın dergâh-ı ulûhiyyeti önünde ubûdiyetin (kulluğun) engin ve zengin tadını çıkaracaklardır!.. Tabii 90 yıllık Ayasofya hasretini bir çırpıda kestirib atan AKP iktidârı ile sultânî güdücülerine de, <strong>&#8220;Binbir türlü duâlar ve minnetler ve  şükranlar ve sandıksal oylar&#8221;</strong> suna suna!.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>74.) </em><em>Yâ Erhamerrâhimîn! BANA bu esir ve zincirli hâliyle Ayasofya’ya girmeyi nasîb eyleme! Dayanamaz, fücceten giderim… </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>İmdâd YÂ RABBE’L-ÂLEMİN! Başımıza, Nuh Aleyhisselâm’ın başına yağdırdığın  taş yağmurunu yağdırma! Atamız Fâtih Cennetmekân Hazretleri&#8217;nin LÂ&#8217;NET ve bedduasından, gerçek bir avuç Müslümanı Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm hürmetine muhâfaza buyur! Âmin, âmîn, âmîn… Ve Selâmün Ale&#8217;l-Mürselîn!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>75.) </em><em>Burada, DARBECİ-HEYBECİ, ABD&#8217;ci ve Fettoşizm yatakçısı, Orgenerallikden Erbaş&#8217;lığa savrulan, <strong>&#8220;Bir sağdan bir soldan&#8221;</strong> diyerek (adâletet) eyliyen; asmak içün, kağıt üzerinde çocuğun yaşını yükselten, <strong>&#8220;Asmıyalım da besliyelim mi&#8221;</strong> diyen; <strong>&#8220;Kanaat tükenmez bir hazînedir&#8221;</strong> hadîs-i Şerîfi içün <strong>&#8220;Safsata&#8221;</strong> diyerek Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerine şerefsizce hakâret eden O Canavarın YAPTIRDIĞI ve el&#8217;an mer&#8217;iyyetde bulunan belâ membaı Anayasada, <strong>Diyânet</strong> maddesine bir göz atıb hatırlıyalım:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“136. Madde: <span style="text-decoration: underline;">Genel idare</span> içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, <u>laiklik ilkesi doğrultusunda,</u> bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, <u>özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.”</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu ibârenin şerhine girersek kitab çapında yazabilir ve fakat gene de buradaki İslâm’ı tahrîf ve tahrîb taktikasının şeytânî tarafını ikmâl etmiş olamayız… Ancak şu kadarını söyleriz ki: Lâyıklığın, dünyânın her tarafında düzinelerce değişik ta’rifi ve tatbîki vardır. Fakat tamâmında da müşterek nokta, paralamentoların teşrî’ edecekleri (vaz’edib çıkaracakları) kânunların, dayanağının din olmamasıdır! Bu paralamenterler nazarında, dinlerin dünya ve devlete müteallık hükümlerinin, bilhassa Ankara’da, dünyânın en korkunç, en tehlikeli, en zararlı ve en berbat AHKÂM kabûl edilmesidir… Yapılacak kanûnların, dînî esasları (Kitab, Sünnet, İcmâ’ ve Kıyâs-ı Fukahâyı) kaynak (referans) almaması ve Kur’ân-ı Azîmüşşân ta’bîriyle bundan <strong>“Kasvereden </strong>(aslandan)<strong> kaçan yaban eş…leri gibi kaçılmasıdır…” </strong><span style="font-size: 12px;">(Müddessir 50. âyet)</span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>XX76.) Layıklık perdesine bürünen ateistler,</em><em> 97 yıldır, Allâh Azze ve Celle’ye âid islâmî ana umde ve düsturları, halkın kafa ve kalbinden silerek, İslâm’ın esâsını da’vâ eden îmân ve fikir adamları da çeşitli vesîlelerle ortadan kaldırılmış veya susturulmuşlardır…</em></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Sistem, Diyânet denilen yeri de öyle bir İslâmsızlığa mahkûm etmişdir ki, yukarıdaki Anayasa emriyle Diyanet’in tâbi’ olduğu kânun da şudur:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN&#8211;Kânun Numarası : 633, Kabul Tarihi : 22/6/1965, Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 2/7/1965, Sayı : 12038, Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5, Cilt : 4, Sayfa : 2911.</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>BİRİNCİ BÖLÜM Görev: Madde 1 –</em></strong><strong> <em>İslam Dininin <u>inançları, ibadet ve ahlak esasları</u> ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu <u>aydınlatmak</u> ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Cumhurbaşkanlığına bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.</em>”</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Üstelik Ankara’dakiler, dünyâdakilerin aksine, DÎNİ, tamamen avuçlarına alıb ona istedikleri kılığı geçirirlerken de, zerre kadar insâf ve vicdân ortaya koyamamışlardır! Bunları irtikâb ederlerken de <strong>“Müslümanım”</strong> demeyi aslâ terketmemişler, halkı böylece aldatmak taktikası, sistemin lâzım-ı gayr-ı mufârıkı (olmazsa olmazı, en lâzım vasfı) hâline getirilmişdir! </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>77.) Bu i’tibarla, İslâm mescid ve câmilerinin tamâmında (Ayasofya da dâhil), tam bir istibdâd hüküm sürdürdüler… Bugün Ayasofya’nın <strong>“statüsü”</strong> diye öne sürdükleri taktika da, 15 asırdır hiçbir câmiye revâ görülmemiş bir tahrîf ve tahrîb taşımaktadır… Bu hedefe varmak içün de, bütün dinî faaliyyet ve kânunların, <strong>“Lâiklik ilkesi doğrultusunda”</strong> bir mecbûriyetle kuşatılması ve <strong>jakobenizma</strong> ile ta&#8217;kîb edilerek, 1924’den beri politikanın emrine verilmiş olması temel alınmışdır. Bilindiği gibi T.C. devirimleri, Fransız inkilâbını örnek almışdır.</em><em> Fransız ateistleri bu cereyânı, kurdukları </em><strong><em>“</em></strong><strong><em>Jakoben Demokratik Kulübü</em></strong><strong><em>”</em></strong><em>nün fikirleri olarak bütün Dünyâ’ya ve bilhassa Lozan âfetiyle de Türkiya’ya, Hılâfeti ortadan kaldırmak üzere İngiliz fırıldaklarıyla ihrâc etmişlerdir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> Bu i’tibarla Türkiya’daki ana dîn, adı İslâm olsa da, sistemin boyunduruğu altında nefes almak zorundadır. Yehûdiyyet ve Nasrâniyyet’e aslâ böyle bir hükümranlık tatbîk edilemezken, İslâmiyyet’in, sistemin demir yumruğu altında yaşatılması, bu memleketde <strong>“Din ve vicdân hürriyeti ile, hakk ve hukukun”</strong>  zerresinin bile bulunmadığının bir hüccetidir… </em><span style="font-size: 12px;"><em>(Bkz. Üç Din ve Üç Şeriat Karşısında Lâiklik, Ahmed SELÂMÎ, 1976, s.188)</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>78) Yukarıda zikri geçen Anayasa’daki  bu madde mu’cebince de, <strong>“Diyânet İşleri Riyâseti”</strong> adıyla kurulan dâire, İslâmiyyet’in dünyâ ve devlete taallûk eden bütün fıkıh (hukûk-şerîat) tarafını, (muâmelât, münâkehât, ukûbât, ahkâm-ı sultâniyye ve verâset gibi) amelî, dünyevî ve hükûmete âid bütün hükümlerinin kaldırışını, en berbat bir <strong>“İslâmsızlık”</strong> olarak görmemiş; tam tersine, bu İslâm BUDANIŞI ile İslâmiyyet’in YASAKLANIŞINI, 97 senedir meş’rû’ göstermenin taşeronluğunu yapmışdır… Anadolu ve İslâm bakıyesi <strong>&#8220;uluslara&#8221;</strong>, böyle İslâm dışı budanmış, tırpanlanmış, kuşa çevrilmiş bir <strong>“İslâm’ı”, “Allâh’ın Dîni”</strong> olarak yedirmeye hâlâ da devâm etmektedirler!  </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>İslâmiyyet’in, 14 asır bir kuyumcu hassâsiyeti ile işlenmiş muazzam ve mukaddes HUKÛKU yerine, Haçlı Batı’dan yalan-yanlış, alel&#8217;acele ve sümmettedârik tercemeler doldurularak, İslâmiyyet, 97 yıla yayılan bir <strong>“Revizyon, tahrîf ve tahrîb ile”</strong> ortadan kaldırılmışdır. Göstermelik bir dîn uydurarak, halkı, <strong>“İslâm Serbestmiş”</strong> çukuruna zorla düşürmüş ve uyutmuşlardır! Gûyâ ve sözde <strong>“İnanç, ibâdet ve ahlâk”</strong> mevzuularından ibâret bir dini (!) İslâmiyyet’in TAMÂMI imiş gibi göstererek, 15 asırlık dîni tanınmaz hâle getirmişlerdir! Çünki İslâm, bütün cihâna ma’lûmdur ki, en umûmî ve mutlak kânûn olarak <strong>“TECEZZÎ </strong>(BÖLÜNME)<strong> KABÛL ETMİYEN MUTLAK BİR NİZAM, ALLÂH AZZE VE CELLE’NİN BİRİCİK DÎNİDİR.” </strong>Onu tecezzîye mahkûm etmek, yok edib, kaldırmak ma’nâsına gelir. Bu dînin beğenilmiyen (hâşâ ve kellâ) yerlerinin, kısımlarının, kânûn ve düsturlarının, nas ve hükümlerinin delâleti, Allâh Azze ve Celle Hazretlerinin (Sübhânî=Noksan sıfatlardan münezzeh oluşunu) inkâra bâdî olub, küfre müeddî bir felâket ve helâketdir. Halbuki sünnetlerine riâyetle 5 vakit namazını kılan bir müsliman, her 24 saatde tam 540 def’a (Sübhân olan Allâh Azze ve Celle’yi) <strong>tenzîh</strong> ile anıb zikretmektedir. Artık böyle bir müslimanın <strong>“Dembokrasi, cumbokrasi ve lâyıklık”</strong> gibi beşeri dîn veya sistemlere (Tâğûtî rejimlere) zerre kadar meyletmesi düşünülemez, bu muhaldir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>79) Sarıklı Politikacılara <strong>“CÂMİ veya MESCİD”</strong> denildiği zaman bunun ne olduğunu öğretmek kabilinden olacaksa da, buna şiddetle ihtiyac bulunduğu bir zamanda olduğumuzdan, bu dersleri vermekde ihmâl göstermiyeceğiz!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> 1924’den beri inşâ’ etdikleri ve <strong>“Anayasanın lâyıklık ilkesi doğrultusunda çalışmaya ANAYASA tarafından mecbûr tutulan bir Diyânet, ANAYASAL BİR KURUM”</strong> olarak, 97 yıllık beşerî bir din inşâını ortaya koymuşdur. Bunun isbâtını da, Erdoğan ta’yinli Para-fesör Ali Bardakoğlu, resmen ve alenen cihâna karşı yapmış ve bundan zerre kadar utanmamışdır…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Oryantalist Haçlı W. Montgomery Watt’ın”</em></strong><em> gâvurluk yani (İslâm Düşmanlığı) tüten kitabını, sâbık sarıklı politikacı Para-fesör Bardakoğlu’nun başkanı olduğu enstitü tab’ etdirmişdir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>O Bardakoğlu ki, senelerce evvel:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Atık dîni ve dindarlığı, geçmiş dönemlerde yazılmış KİTABLARIN </em></strong><em>(Bizden: Kur’an-ı Hakîm bile istisnâ edilmiyor)<strong>  satırları ve formatları içinde değil; dünyâya bakarak inşâ’ etmek ve ona göre çizmek istiyoruz!”</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>İbâre işte bu kadar açık ve hiçbir te’vîle müsâade etmiyecek kadar da ortada bulunuyor… Dünyâya bakarak inşâ’ edilib çizilecek bir DÎNE ve DİNDARLIĞA, hangi Müslüman çıkıb da: <strong>“EVET, BU, ALLÂH’IN İRÂDESİNE DAYANAN ALLÂH INDİNDE MU’TEBER OLAN İSLÂM’DIR” </strong>diyebilir??? Ve bu, kaç trilyarda bir değil, sonsuzda bir ihtimâl taşıyabilir mi??? İşte <strong>“Diyanet”</strong> denilen yerin 97 yıllık keyfiyeti budur…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya gibi İslâm târihinde müstesnâ yeri olan bir <strong>“mescid’in”</strong> tepesine, <strong>“Vakfiye şartlarına meydan okurcasına”</strong> DİB’iş ve Turizm bakanlığı ile Vakıfların dikilmesi, SON DERECE hukuksuzluk ve adâletsizliğin bir <strong>“anıtı”</strong> olacaktır… DİB&#8217;iş Başının Ayasofya&#8217;da minberden &#8220;<strong>“Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar. Vakfedenin şartını çiğneyen lanete uğrar”</strong> demesi ile bugünki statünün tatbîkâtı, tam bir tezât teşkîl etmektedir&#8230; Mekân ve zamana göre <strong>&#8220;rüşvet-i kelâm&#8221;</strong> eden sarıklı politikacılar bile, artık kat&#8217;iyyen i&#8217;timad edilemez olmuşlardır&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İlk İntişârı: 25.07.2020 / 22:56:07 (tt)</span></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&#038;title=%285%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html" data-a2a-title="(5) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(5) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/5-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(4) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2020 16:35:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/03 Fâtih S. Mehmed Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Fatih Sultanın Mülkü]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya ve dinler arası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Cami ne demektir]]></category>
		<category><![CDATA[Fatihin Vakfiye Şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12045</guid>

					<description><![CDATA[<p>On kitabının takrîben dokuzu hıristiyanlıkla alâkalı olan şimdiki DİB Başı Erbaş Efendi de, “Dinlerarası Diyalog ve Medeniyetler İttifâkı” içün en mükemmel bir </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(4) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>FÂTİH’İN VAKFİYE ŞARTLARI TAM TATBÎK EDİLMEDEN, AYASOFYA GENE ZINDANDA ZİNCİRLİDİR! </u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(4)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>53) </em><em>On kitabının takrîben dokuzu hıristiyanlıkla alâkalı olan şimdiki DİB Başı Erbaş Efendi de, <strong>“Dinlerarası Diyalog ve Medeniyetler İttifâkı”</strong> içün en mükemmel bir kafa yapısı taşıdığından olsa gerek, DİB’in başına o muhteşem ve <strong>“görkemli”</strong> fabrikasyon sarık, sırmalı ve ince işlemeli zarif kaftan ve orta boy top sakalla (şey sakalı) arası sakal-ı şerîfiyle getirilmiş olmalıdır!. Kendisi de <strong>“Allâh Azze ve Celle’nin EVLERİ”</strong> olan câmiler hakkında, 15 asırdır takarrür ve taayyün etmiş ta’riflerin dışında, lâtincesiyle  <strong>“eksantrik=alışılmışın dışında acâib”</strong> bir ma’nâyı, câmi kelimesine giydirmek istemektedir!. Feto denilen Pensil Kardinalinin KADİP (Külürler arası Diyalog Platformu) denilen bir tâlî teşkilâtını kimse diline almaz!. Sarıklı Politikacı Ali Efendi&#8217;nin, vaktiyle oranın idâre hey&#8217;eti a&#8217;zâsı olduğunu da sâdece saray bilir! Ancak nedense bilmez gibidir, ancak, vardır <strong>&#8220;Yüksek bir hikmet!&#8221;</strong> </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Kendilerinin daha pek çok yerde ismi geçerse de, <strong>&#8220;Feto&#8217;nun siyâsî ayağını, bacağını, etini budunu&#8221;</strong> diline alanlar da, işin sâdece salatası, kafatası ve şamatası peşindeler! Ayaklar, bacaklar, kadın kolları ve yollarına kadar her şey biliniyor olsa da, buna (politika) demişler, ona güvenen mutlaka bir gün yolda kalır!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>İşte politikacının sarıklısı, Sayın ve Mayın Erbaş Möhderem, şöyle nutuk buyurmaktadır:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Ayasofyayı en güzel bir şekilde ve <span style="text-decoration: underline;">insanlığın hayrına kullanma noktasında elimizden gelen gayreti göstereceğiz.</span> Süreç içerisinde öyle zannediyorum ki, onlar da bugün göstermiş oldukları bu tepkiden vazgeçeceklerdir. </em></strong><strong><em><u>Çünki </u></em><span style="text-decoration: underline;"><em>insanlığın mîrâsı</em></span><em><u> olduğu içün Ayasofya, câmiye dönüştürüldüğü zaman bu özelliğini kaybetmiyor ki. Bugün Sultanahmed, Süleymaniye câmileri de aynı özelliği taşıyor. Dolayısıyla aralarında bir fark yok.”</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Buyrun, size bir müslimanın içine taş gibi oturacak ve hazmı muhal, tam beş aded, İtalyancasıyla <strong>“mostralık=göstermelik, nümûnelik”</strong> cümle! Hangisini düzelteceğiz dersek, beşini de teşrih masasına yatırıb îcâbına bakmamak, (açılış ve saçılış hengâmında) ziyâde vefâsızlık olur!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>54) </em><em>Evvelâ <strong>“câmi”</strong> neye denir, bunu vuzûha kavuşturalım ki, hiç kimse bulanık suda balık avlayıb bizim karşımıza <strong>“Kahraman Avcı”</strong> edâsıyla efelenib, (Kurtlar Vâdîsindeki) sırtı hiç yere gelmez adamın rolünü oynıyarak <strong>“Her atdığımı onikiden vurub hedefleri deviriyorum veya dört dörtlük lâyıkım”</strong> efsânesiyle çıkmasın!. DİB reisi de olsa cihân raizi de olsa, herkes İslâmiyyet’deki CÂMİ’ kelimesinin ne olduğunu öğrenib bilmelidir! İlmin yaşı-başı-başkanı-taşkanı ve yaşkanı olmaz! 90 yaşında bile olunsa, insan 5 vakit nemâz-ı cümhûriyyesini MERKEZ veya salâtîn (sultanların yaptırdığı) mesâcidde vecd ü istiğrâk içre edâ bile etse (!) oralarda <strong>“cümhûriyet imamlığı”</strong> da yapsa, tam 100.000 kişilik ruhbân (Din Görevlisi) sınıfına RAİZ bile olsa, gene de <strong>“Câmi ne demekmiş”</strong> suâlinin cevâbını yani (kurbağaca yanıtını) bilmelidir! Evet, ilmin yaşı-başı ve aşı olmaz, insan hakîki (uydurma değil) ilim yolunda, îcâbında (aşı)ndan  oynaşından bile, hatta <strong>“Tatlı veya beleş maaşından”</strong> bile vazgeçebilmelidir! <strong>“Onlar Gazzâlî gibilerin işi bize işlemez”</strong> dememelidir! </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ammâ bugün, her reşid T.C. vatandaşı, aşkile ve şevkile şöyle desin isteniyor:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Halka mûsikî ziyâfetleri çeken ve onları rûhânî âlemlere ve hayallere sevkeden Diyânet tv’lerde “Gazzâlî yerine kâim GAZELHÂNÎ’lerimiz, makâm ve usûl bilerek uşşak ve beyâtîyi çok güzel icrâ eden hâfızlarımız, yarışmacı ve çalışmacılarımız, jüri-joli adıyla oralarda kaşerlenmiş ihtiyar kurtlarımız bile var! Hüküm ve kânunlarla (Şeriat&#8217;la) uğraşmak mezhebçilerin işi! Bize, ekmek arası köfte gibi Kur&#8217;an arası mûsikî tilâveti yeter! Hüküm, kânûn, helâl, haram, îmân ve küfür işleri, Böyyük Raiz&#8217;in dediği gibi &#8220;Bu zamanda uygulanamaz&#8221;, bize güncellemeci, dört dörtlük lâyık, böyyük Raizler lâzım!”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> Yurt, yoğurt ve süt kardeşlerimiz böyle derlerse, <strong>“Şeriat isterük”</strong> gibi bu zamanın<strong> “güncellemesi ve mezhebsizlemesinde”</strong> yeri yurdu ve sarayı olmıyan ham hayallere dalmaz, rahatları bozulmaz, en basitinden kuyruğuna iti-miti takmadan, üç-beş ritüelle kolaycacık ve beş vakit ticaretle kasayı kârla kapatırlar! Hatta bunlara bile hiç lüzûm kalmadan<strong> “Müselmanım elhamdülillâh”</strong> da deseler, bu her şeyi içine alacak ihâtasıyla, hiçbir musallâ vizesine bile ihtiyac kalmadan, doğrudan doğruya cennet-i a’lâya da hakk ve istihkak kazanmış olabilirler!..</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>55) Sadede şürû’ eyledikde..</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Câmi’ arabçada <strong>“cemea kökünden iştikâk etmiş kur’ânî bir kelimedir.”</strong> Istılahda (Fransız diliyle literatürde) ne imiş, bunu her sarıklı-sarıksız başkanlara hatta saray sözcülerine kadar KALIN-İnce herkes bellesin ki, hiç kimse bulanık suda balık avlama açıkgözlüğüne düşmesin!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Cin Sûresi 18. Âyetin meâl-i âlîsi şöyledir:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>“Ve hakîkât, mescidler, hep ALLÂH İÇÜNDÜR. O halde Allâh’ın yanında başka birine duâ etmeyin.” </strong></em><span style="font-size: 12px;"><em>(Elmalılı,c. 8, s. 5398)</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Mescidler, görüldüğü gibi mücerred <strong>“Allâh içündür..” Kiliseciler, müzeciler, mezeciler, turizmciler,  frezeciler, lâyıklar, kayıklar, güncellemeciler, mezhebsizlemeciler, Ali Şerîatîciler, Kamalolâikocular, statikocular, Fetocular, Totocular, Papacılar, Popocular, Lotocular, moskofçular, maocular, palikaryalar, evangelistler, politikacılar, ham softa kaba yobazlar, uykucular, uyurgezerler, kültür mîrascıları, mirasyediciler ve bilmem kimler”</strong> içün değildir, aslâ da olamaz… Her kılığa girmeden eğer Ayasofya’ya <strong>“câmi’”</strong> denecekse, onu on kılığa da sokarak değil, merdçe ve adam gibi ve müslümanca <strong>“Câmi’ hâline getirmek”</strong> şartdır… Zâten zencirle bir CÂMİ&#8217;dir de, sokak ağzında <strong>&#8220;Câmi&#8217; yapılacakmış&#8221;</strong> diyelim! Çek perdeyi <strong>&#8220;câmi&#8221;</strong> de, kaldır perdeyi teslisci-testisci hıristiyanlara <strong>&#8220;kilise&#8221;</strong> olsun, bassınlar istavrozu! Doldur turist denen bitli-butlu aylakları,<strong> &#8220;müze yapdım&#8221;</strong> de&#8230; UNESCO yahudilerine yap bir reverans, <strong>&#8220;Dünyâ Kültür Mîrâsının Kostantaniyye Acentasıyız&#8221;</strong> de&#8230; Nerde görülmüş böyle câmi?. Batı kafalı iç Fransızların diliyle <strong>&#8220;Tiyatro sezonuna girib, sahneler perdelerini  açıyor!&#8221;</strong> demek, manzaraya her bakımdan tam oturmuş olmaz mı?. </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Fâtih Cennetmekân&#8217;a da dön:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> <strong>&#8220;Beli Sultânım! Emriniz olur, Vakıf şartnâmenize tam, evet, dört dörtlük lâyıklığımız gibi dört dörtlük sadâkatle bağlıyız, her maddene bihakkın uyacak, duyacak, bakacak, bulanacağız!&#8221;</strong> </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>De; ve<strong>&#8220;İcâbına da bakıver!&#8221;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Cihân târihinde böyle bir tiyatro sahnesi acebâ hatt-ı üstüvâdaki (ekvatordaki) Buşman ve Pigme kabileleri arasında bile görülmüş müdür? Bunun ebedî mes&#8217;ûliyyeti daha dünyâda bile kendisini göstermeye başlarsa, hiç kimse suçu (fay hatlarına) v.s.&#8217;ye yüklemiye kalkışmasın!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Çünki Allâh Azze ve Celle’nin, Kur’ân, Sünnet, İcmâ’ ve Kıyâs-ı Fukahâ’nın ne buyurduğu apaçık ve 15 asırdır ortadadır. Hiç kimse, dembokratik ve politik te’viller, kıvırtmalarla, mes’eleleri sulandırmak içün kulp takmamalıdır. Allâh Azze ve Celle’nin kelâmı üstüne söz söyliyen her hangibir iki ayaklı <strong>“müslümanım”</strong> derse, buna bir müslüman sâdece <strong>“Hadi ordan iblis”</strong> der! Diyemiyorsa, diyemediği içün o da, kendisine beğendiği başka bir din veya <strong>tapınsalizm</strong> arayabilir!…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> </em><em>56) Allâh Azze’nin âyeti, işi orada da bırakmamış, <strong>“Mescidler (câmiler) Allâh İÇÜNDÜR”</strong> dedikden sonra, <strong>“ORADA ALLÂH’DAN BAŞKASINA DUÂ EDİLEMEZ”</strong> buyurmuş… Câmi’, içinde, ikonalara, fresklere, putlara, heykellere, resim ve tasvirlere, mahlûkâta, atalara, matalara, meleklere, cinlere, azizlere, lezizlere, turist kancıklarının bacak ve kucaklarına, şunlara ve bunlara da duâ ve nazar edilen yer aslâ olamaz!… Evet, olamaz! Mescidler, bunlardan kat&#8217;iyyen münezzeh ALLÂH AZZE&#8217;nin BİRER BEYTİDİR, EVİDİR&#8230;Orası mücerred (TEVHÎD) yeridir.<strong> “LÂ İLÂHE….”</strong> denilib, bütün muharref ve uydurma religionların, teslisli ve testisli Vatikanik-Homongolik-Sübyankolik kardinâle dinlerinin, bir eksiksiz bütün beşerî dinlerin ve ideolojik inançların, v.s.’nin KAT’İYYEN REDDEDİLDİĞİ MÜCERRED ALLÂH EVLERİ-BEYTLERİDİR… Ayrıca oralar, ins ü cinne, heykel, put, mozole, papa, patrik, şıh, şah, âyetulla, kral, başkan, şu veya buna yalvarılan, istimdâd ve ibâdet edilen yerler değildir ve aslâ da olamaz… Oralar, mücerred ALLÂH Azze ve Celle’ye (İBÂDET ve DUÂ EDİLEN) pek husûsî mekânlar, ALLÂH EVLERİDİR… Purosöför Erbaş, bilmem ne  Tv kanalına <strong>“Dîn, mezheb ve ırk ayırımı yapmadan, Ayasofya bütün insanlığa hızmet edecekdir”</strong> derse, bu Kur’ân-ı Azîmüşşanla tersleşmek ve ona dikleşmek demek olur!. Câmi’, bütün insanlığa değil, mücerred <strong>“Allâh’ın EVİ-BEYTİ-HARÎMİ olarak, sâdece ve yalınız ALLÂH Celle adına, MÜSLÜMANLARA âidiyyet ifâde eder!”</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>57) Büyük Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin muhalled tefsîrine bakalım: </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Mescid, secde  ile namaz ve  ibâdet içün tahsîs olunmuş olan yerlerdir.”</em></strong> <span style="font-size: 12px;"><em>(s.5407)</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Yani câmiler, bir tek istisnâsız, istavroz çıkaran teslisçilerle, testis çıkaran bitli-butlu yarı üryan turist ve sâir müşrikînin seyrengâhı veya mesîre mahalli değildir… Câmi’, müslümanların <strong>“Harîm-i İsmetidir!”</strong> Müslümanın hânesi nasıl onun <strong>“Harîm-i İsmeti”,</strong> nâmus ve şeref mekânı ve her kemnazardan mahfuz ise, oraya ehlinden başkasının giremediği masuniyyet ocağı ise, CÂMİ’ de, ALLÂH Azze ve Celle’nin  BEYTİ-HÂNESİ-EVİ olmak hasebiyle, sonsuz kerre daha ismeti hâiz bir HAREM’dir… ORAYA EHLİ OLMAYANDAN BAŞKASI    Gİ….  RE ….  MEZ… Sokulursa, mutlak <strong>ZULÜM ve TECÂVÜZ</strong> addedilir, o kadar! </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>58) Oraya abdestsiz ve hayızlı MÜSLÜMAN bile giremezken… Hiç kimse Câmi&#8217; denilen mukaddesimizi, politikasına uydurarak ma&#8217;nâlandıramaz; ona istediği keyfiyeti yükliyerek mes&#8217;eleyi zıvanasından çıkaramaz; <strong>Câmi</strong>&#8216; kelimesinin ifâde etdiği ma&#8217;nâyı <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Tiyatrolaştırmaya&#8221;</strong></span> doğru sürükliyemez&#8230; 15 asırdır câmi&#8217; ne ise, odur; bu hususda Şerât mütehassıslarından başkası konuşamaz. Konuşursa, dîni tahrîb ve tahrîf ruznâmeye girer! Koskoca Osmanlı Müfessiri Merhûm Muhammed Hamdi Efendinin satırları dururken, Ankara cumhûriyetçi ve lâyıklarının yapdığı, <strong>câmi&#8217;leri tiyatrolaştırmakdır&#8230;</strong> Müfessir Merhûm&#8217;un buyurduğu ta&#8217;rîfi tekrâren gözlere sokarız:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>“Mescid, secde  ile namaz ve  ibâdet içün tahsîs olunmuş olan yerlerdir.”</strong><span style="font-size: 12px;"> (s.5407)</span> </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu ta&#8217;rîf içinde <strong>tiyatro</strong> icâbı olarak câmi&#8217;, müze, kilise, UNESCO&#8217;ya kültür mîrâsı, bilmem kimlerle kimlere koalisyon yaptıran,  câmiyi 15 asırlık câmi&#8217; ta&#8217;rîfi dışına süren, en küçük bir kapı aralığı bile yokdur! Câmi&#8217;, kendisinde 24 saatin bütün dakikalarında <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Secde ile namaz ve ibâdete TAHSÎS olunmuş&#8221;</strong></span> ALLÂH EVİ-BEYTİ demekdir&#8230; Yarım saatden 5 vakit namaz 2,5 saat yapar. 24 saatin gûyâ 2,5 saat câmiliği  olan, 21,5 saat câmiliği alınan ve bu 21,5 saat de, hıristiyana, turiste, ateiste, cenâbete,  UNESCO&#8217;ya, kamaliste, LGBT&#8217;cilere; ırz düşmanı, kâtil, şu veya bu mahlûka, hulâsa her cins insana veya insan dışı uzviyete (organizmaya) TAHSÎS edilen yere <strong>&#8220;AYASOFYA CÂMİ-İ KEBÎRİ&#8221;</strong> aslâ denilemez&#8230; DİYENLERİN TAMÂMI DA, YA MES&#8217;ELENİN İNCELİK,  HASSÂSİYET VE ŞER&#8217;Î VECHESİNİ HİÇ BİLMİYEN CÂHİL BIRAKILMIŞ KİŞİLERDİR; VEYA,  İNSANLARA SAHTEKÂRLIK YAPAN POLİTİKA SİHİRBAZLARIDIR&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> İşi, tahkîrin zirvesine çıkararak cıvıtanlar, <strong>“Dünyâ Kültür Mîrâsı”</strong> diye, mevzuu, islâmîliğin ötesine ve tersine çevirenler, ebediyyen mes’ul olacaklarını kat’iyyen unutmasın ve İslâm’a dönsün ve hizâya girsinler! Mâbedlerimizin mehâbeti, vekârı, mahremiyyeti, masuniyyeti, ulviyyeti, kudsiyyeti, izzet ve şerefi ve hâtırası, hiçbir devlet ve hükûmet tarafından göz ardı edilemez… Aksi halde bunun ilâhî faturası çok ağır olacakdır!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>59) Câmi’, <strong>“Örfde ehl-i İslâm’ın ma’bedine mahsusdur….. Yahûd ve Nasârâ havra ve kiliselerinde Allâh’ın gayrine de dua etdiklerinden dolayı, müslümanlara ihlâs ile emrolunmuşdur.”</strong> <span style="font-size: 12px;">(s.5408)</span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Gayr-i müslimler yani insanlara, heykellere, ikonalara, fresk , tasvir, resim, put gibi elleri ile yapdıkları beş para etmez şekil ve maddelere  veya kral, reis, hükümdar, âyetulla, papa, foto, oto, feto, ins ü cin gibi şeylere pereştiş edenler, her mekânda bile <strong>&#8220;Allâh&#8217;ın gayrına dua eder&#8221;</strong> yani yalvarır, <strong>&#8220;Bizi sen kurtardın, sen olmasaydın bilmem ne olurduk&#8221;</strong> gibi pek zırva, budalaca ve müşrikçe yakarışlarda bulunur lar! Böylece, Allâh Azze ve Celle&#8217;yi reddeder, Ebû Cehil&#8217;in izinde ve ilkelerinde olduklarını beyândan aslâ uzak kalamazlar&#8230; Eski Mısır Fir&#8217;avnları ve Kadîm Yunan&#8217;da da, <strong>Sfenks</strong> denen insan veya koç başlı aslan gövdeli heykellere tapınıyorlardı!. Bugün Türkiyâ&#8217;da bile, bu putperest devirlere özenerek (heykellere) tapınan milyonlarca insan, elit, entel, dantel, politikacı ve idâreciler görülmektedir&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Halbuki mescidler (cevâmi&#8217;), mutlak sûretde mücerred Allâh Azze ve Celle&#8217;ye ubûdiyyetde bulunulan, içinde Alâh&#8217;dan gayrıya tapınılmayan en küçük şirk unsuru, ikona, fresk, tasvîr, heykel ve madde bulundurmıyan Allâh Azze EVLERİ demekdir&#8230; Aksi halde BURALARA, ADI SULTANAHMED, AYASOFYA, VE SÜLEYMÂNİYE DE OLSA, CÂMİ&#8217; DEMEK, ANCAK GÜNCELLEMECİ VE İSLÂM&#8217;DA REVİZYONA KIYÂM EDEREK ONU BEŞERÎLEŞTİRMEK PEŞİNDEKİ KESÂN NEZDİNDE MÜMKİNDİR&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>60) İslâm’daki Câmi’ (mescid) kelimesinin 15 asırlık ma’nâsını politika hesâblarına kurban etmek; veya yeni uydurma ta’birle <strong>“güncelemeye kalkışmak”,</strong> İslâmiyyet’e konkunç bir ihânet ma’nâsını tazammun eder… DİN ve diyânet işlerini, bir asırdır o darbe-heybe anayasalarının beyân etdiği <strong>“Lâyıklık ilkesi DOĞRULTUSUNDA yürütmek”</strong> peşinde olanların, bunun, İslâmiyyet içün kat’iyyen  bâtıl ve muhâl olacağını bilmeleri şartdır… Kendi dinleri ne ise, meselâ dembokrasi, cumhuriyet, lâyıklık ve kamalizma olabilir, bunu <strong>“Anayasalarının, babayasalarının hatta Anaavrat ve madam yasalarının layıklık ilkesi doğrultusunda yürütmeleri”</strong> pekâlâ mümkindir&#8230; Ancak İslâmiyyet Allâh Azze ve Celle’nin irâdesi, ilmi, kudreti, kelâmı netîcesinde ortaya çıkan bir din-i mutlakdır. Bunun, <strong>“Herhangi bir beşerî anayasa emrinde yürütülmesi”</strong>, Hâşâ Allâh Azze ve Celle’yi KULLARINA TAPTIRMAK gibi bir cinneti doğurur… Herhangi bir beşerî irâde ile takyîd edilerek kayıtlanan İslâm, o andan i’tibâren Allâh Azze ve Celle’nin DÎNİ OLMAKDAN ÇIKAR… Çünki bu, onun boynuna kul irâdesini ZİNCİR olarak takmak demek olacakdır ki, bu din buna aslâ müsâade edemez… O zaman o, hemen İslâm olmakdan öyle bir çıkar ki, kul uydurması bir din hâline gelir! Bugün Türkiya’daki din böyledir; İslâm değil, böyle kul emri ve irâdesine tâbi’ sun’î (uydurukça yapay) bir beşer dînidir. İslâmiyyet’in <strong>“câmi’”</strong> dediği ma’bedleri ile, bu yapay, tapay, sapay ve papay dinlerin ma’bedleri nasıl  aynı kabûl edilebilir?…Herkes, tepelerdekilerden eteklerdekilere kadar, <strong>“Câmi ne demekdir diye suâl mi olur&#8221;</strong> demeden, irtidâd vasatlarındakini değil, İSLÂMİYYET’deki (CÂMİ’) nedir, bunu, ULEMÂMIZIN satırlarına göre yeniden öğrenmekle mükellefdir!.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> Bunlar bilinsin, herkesin rengi tam görülsün; ve bulanık suda balık avlama politikaları ile on milyonlarca insanın îmânı ve aklı ile tiyatro oynanmasın!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> 61) </em><em>Bir başka tefsîr de aynı âyet-i kerime içün şöyle yazar:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Ma’bedlerini putlar ile dolduran müşrikler, Allâhu Teâlâya değil, o putlara secde etmek denâetinde bulunuyorlar da bunun farkına varamıyorlar.”</em></strong> <span style="font-size: 12px;"><em>(Ö.Nasuhi, c.8, s.3866)</em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Görüldüğü gibi, neresinden bakılırsa, mescid (câmi’), mutlak sûretde İslâmiyyet’e mahsusdur; müzelik, kiliselik, havralık, kültür bilmem neciliği, bilmem ne mîrası, UNESCO güdümünde sürüklenen, herhangi lâyık bir devlet ta’kîbinde olmak gibi v.s.’den, en küçük iz ve eser taşımayan  İSLÂM ma’bedlerine verilen isimdir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>1924&#8217;de, İslâmiyyet&#8217;i lâyık cumhûriyyetin şekillendirmesine bırakmak üzere kurulan DİB, kendisinden evvelki geçiş devrinde kurulan <strong>&#8220;ŞER&#8217;İYYE VE EVKAF VEKÂLETİ&#8221;</strong> başına getirilen Muhammed Vehbî Efendi Merhûm’un <strong>“Hulâsatü’l-Beyân Fî Tefsîri’l-Kur’ân”</strong> nâm tefsirinden de mescidin (câmi&#8217;in) ne demek olduğunu öğrenebilir:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>“Mescid-i Şerîfe giren bir kimsenin bu âyete imtisâlen, TEVHİDLE GİRMESİNİN SÜNNET OLDUĞU Fahri Râzî’nin cümle-i beyânâtındandır.”</strong> </em><span style="font-size: 12px;"><em>(c.15, s. 6191)</em><em> </em></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Câmilere <strong>“Tevhidle girmek”</strong> demek, oralara ancak müslümanların girmesi demekdir. Zîrâ müslümanlar dışında kalan ins ü cinnin tamâmı, bir istisnâsız ehl-i tevhîd değil, ehl-i şirkdir. Müslüman olmıyan bir tevhidsizin oraya girmesinin Allâh Sevgilisi (Aleyhisselâm’ı) <strong>rencîde</strong> edeceği, binnetîce Kahhâr-ı Zülcelâl&#8217;in de gadabını celbedeceği îzâhdan vârestedir&#8230; </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>62) 15 asırdır İslâm mescidlerine gayr-i müslimler girmemiş-girememişken, cumhûriyet devrinde mescidlere hürmet diye bir şey bırakılmamışdır! Buraları ahır yapmakdan, yıkmakdan, satmakdan  kiraya vermelere, müze-meze yapmalara kadar ismetleri ve masuniyetleri ile oynanmış, mescidlerine yapılan binbir türlü hakâretler üzerinden, Mukaddes Allâh DÎNİ İslâm ayaklar altına alınmışdır… İslâm mescidlerinin <strong>“harîm-i ismeti”,</strong> lâyık dembokratik cumhuriyet telâkkîleri karşısında, akla havsalaya sığmıyacak kadar tahrîb edilmişdir. Bu cumhûriyet telâkkîsi zamanla inişli çıkışlı bir grafik çizse de, ana omurga, bugüne kadar islâmî mescid (câmi’) telâkkîsinin dışına çıkarılmış, ibâdethâne sıfatı törpülenirken, bitli-butlu, kirli-terli, teslisli-testisli turist denilen müşriklerin ayakları altına serilen seyrangâh ve mesîre yerlerine çevrilmişdir… Câmilerimize (mescidlerimize) hükümrân edilen bu zorba ateist telâkkîler netîcesinde, el’ân Ayasofya da, diğer bütün mesâcid gibi bu çarpık telâkkînin elinde ve işgâlinde bulundurulmaktadır… Yalınız Ayasofya’ya değil, hiçbir mescide <strong>“Tevhidsizlerin=Gayr-i müslimlerin”</strong> girmesi câiz değildir. Bu hususda <strong>“DİB YÜKSEK Gurulları veya konsilleri”</strong> hükmünün, Âyet, Hadîs, İcmâ’ ve Kıyâs-ı Fukahânın önüne geçirildiği bir asra yakın zamandır, bin esef ki, manzara, İslâmiyyet’e hâkim olarak, ona hükmederek, onu tahrîb, tahrîf ve rencîde ederek ikrâh ve zorlama ile yürütülmektedir… İslâm Hukûkuna göre mescid kânûn ve kâidelerini bilvesîle öne çıkarıb gözlere soktuğumuz içün, bunu işlerine gelmez görüb iblisleşerek, bize <strong>“Ayasofya’nın câmi olmasını istemiyor”</strong> iftirâsını atanlar, dünyânın en mübtezel, mülevves, şerefsiz Allahsızlarıdır. <strong>&#8220;Bu da böyle biline!.&#8221;</strong> Biz, Ayasofya’nın vakfiye şartlarına göre zincirlerinin kırılıb zındandan çıkarılmasını ve hürriyetine kavuşturulmasını da’vâ ediyor; <strong>“Tiyatroya”</strong> çevrilerek insanların îmân ve aklı ile  de alay edilmesinin, sonuna kadar karşısında duracağımızı cihâna beyân ediyoruz…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>63) </em><em>Yukarıdaki 53. Maddede, sarıklı politikacı ve DİB Başı Bay Ali’nin 5 cümlesinden bahsetmişdik. Bunlardan bir ve ikinci cümleler de şöyle idi:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>“Ayasofyayı en güzel bir şekilde ve insanlığın hayrına kullanma noktasında elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Süreç içerisinde öyle zannediyorum ki, onlar da bugün göstermiş oldukları bu tepkiden vazgeçeceklerdir.”</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu son derece talihsiz ifâdenin birinci cümlesiyle kaçıncı kere i’tirâf edilmektedir ki, <strong>“Ayasofya’nın açılışı, câmi’ yapılışı”</strong> gibi sloganlar, sâdece zevâhiri kurtarmak içün ortaya atılan politik ve hakîkatı aslâ olmıyan kupkuru lâf u güzâfdan ibâretdir. <strong>“Açış ve cami’e tahvilde”</strong> samîmî olan bir politikacının, mülkiyeti Fâtih Cennetmekâna âid bir vakfiye içün <strong>“insanlığın hayrına”</strong> gibi bir ta’bîri ağzına alması çok ciddî ve kat’iyyen afvedilmez bir taksirdir… Makâle serîmizde onlarca defa temâs etmişizdir ki, Ayasofya, <strong>“Aslâ insanlığın veya bir başka şeyin hayrı içün”</strong> değil, mücerred <strong>“İslâmlığın HAYRI”</strong> içün vakfedilmişdir… Bu kadar derin bir aymazlığı başka nasıl îzâh edebiliriz, ifâde sıkıntısı çekiyor ve tenkîdimizin kıvamından rahatsız olub adâletsiz adâlete koşmıyacaklarını bilseydik, ibâreyi tam oturtur ve gediğine tam yerleştirirdik!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Türkiya Halkı ile İslâm coğrafyasını bu kadar açık i’tiraflarla aldatmak, inanılır bir şey olamaz…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>64) </em><em>İkinci cümle olan:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>“<strong>Süreç içerisinde öyle zannediyorum ki, onlar da bugün göstermiş oldukları bu tepkiden vazgeçeceklerdir.” </strong>Lâfıyla da, pek safça (!) bir i’tirafda bulunularak,  ortaya şunlar dökülmüş olmaktadır:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Biz, Ayasofya&#8217;yı o kadar “İnsanlığın hayrına” kanalize edeceğiz ki, orada “İslâmlığın hayrına” oluş, pek sönük kalacak! Dolayısıyla bunu gören haçlı Avrupa, ABD, papalık, Putin, Patrik, yunan kopili </em></strong><em>(yunanca sokak çocuğu demek)</em><strong><em> ve Mareva&#8217;nın kocası, Sofia ve Kostantinos&#8217;un babası ve YENİ DEMOKRASİ partisinin RAİZİ Kiryakos Miçotakis ve Ortadoks dünyası, içdeki muhâlefet ve maklûbeciler gibi, bize bugün acılarını, sancılarını, sızılarını, ağrılarını, sıkıntılarını, <span style="text-decoration: underline;">sızıntılarını</span> gönderen canlarımız, hatta ve hatta “Hoşgörü diyalog ve Medeniyetler İttifakı” içinde can ciğer olduğumuz eski dostlarımız, hassaten Abant ictimâ&#8217;-i Haltettiniyye&#8217;sinden Karaman&#8217;laşmış tanışlarımız bulunan FETTÔŞİYYÛN ve Haşhâşiyyûn tâifesi bile,  pek memnûn olabileceklerdir!. Dolayısıyla da, bugün gösterdikleri aksül’amelin yersiz olduğunu, telâşa kapılmalarının fuzûlî bulunduğunu anlıyacak ve bizlere müteşekkir kalacaklardır! Çünki tapılınan ikonalar, freskler, resimler, tasvirler bilmem neler ve neler, bütün ihtişâmı, “görkemi”, “kutsallığı”, “kutsanmışlığı”, “takdîs, teslis ve testisli” bütün güzelliği ile muhâfaza edilecekdir! Hatta o kadar ki, hiç beklemedikleri bu harükul’âde candan ve kandan verilerimiz karşısında bizlerden belki de (özür) bile dileyeceklerdir! Çünki onların taptığı o ikona, fresk, sfenks, resim ve tasvirlerin güzelliği dillere destandır!&#8221;</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>65)</em><em> Laikliğin me&#8217;mûru Erbaş devam eder:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Hatta onlar o kadar “güzeldir” ki, bunu bendeniz değil, pek sayın Purosöför Saray sözcümüz KALIN arkadaşım söylüyor! Yani, kendisi KALIN olsa da, İNCE, güzel ve sarkık bıyıklı Purosöför İbrahim KALIN mı KALIN Arkadaşımız!… Kendileri Ali Şerîatî’nin de hayrânıdır! Sarâ-yı Şerîfimiz böyle çok kıymetli sözcüler, gözcüler, danışman ve yakışmanlarla ağzına kadar da doludur! Ne mutlu bize ki mutluluğun zirvesine tırmanmış olduğumuz hâlde, Türküz, fakat ırk, din, diyânet, hayâlet, inanç ve mezheb farkı asla tanımayız! O Şeriatî ise,</em></strong> <strong><em>kitabında şu cümleye yer verir: “Allah=Hodâ, yek Janus-i hakikî est=Allâh gerçek bir Janus&#8217;tur.”</em></strong> <em>(Muhammed’i Tanıyalım, 1988 baskısı, s.151) </em><strong><em>Janus ise eski</em></strong><strong><em> putperest Romalıların putlarından birisidir… Bizim Diyânet Yayınevlerimizde bile bu Şerîatî’nin kitabları ekmek içi balık-köfte gibi hızla tüketilmekde ve aslâ virüs yaymadan; ve üstelik, fizîkî (sosyoteolojik) mesâfeyi de edâ ve senâ ederek!. Şerîatî’nin kitabları bizim oralarda bütün yurtdaşlarımıza, sınıf, inanç, mezheb, din, diyânet, ırk ve gurk farkı gözetmeden, tam bir “Sosyal cinsiyet eşitliği” içinde takdîm edilmekde ve yok satmaktadır!” </em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>66)</em><strong><em> “Şimdi Ayasofya kubbeli semâlarına kafalar kalkdığı zaman nümâyân olan o “Tapılınan putların güzelliğini”, Purosöför KALIN Arkadaşımız “İkonaların güzelliği” olarak değil de, “mozaiklerin güzelliği” olarak, şu muhteşem sözlerle ortaya koymakda ve cihânın gözbebeğine, bakınız “dört dörtlük laikler” gibi nasıl saplamaktadır:</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>CNN İnternational’e (18/7/2020) târihinde verdiği beyânâtında noktasına kadar, Saray Sözcüsü İbrahim Kalın&#8217;dan muhteşem ibâre:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Bu mozaikler, Hz. İsa, Meryem Ana ve diğer Hristiyan kişilikleri tanımlayan güzel mozaikler.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Buradan sonra biz devâm eder ve deriz ki: </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bir Saray sözcüsü, bu kadar usta politik ve kurnaz olabilir! İkona gibi fresk, tasvîr ve resim gibi ortodoksların tapındığı dînî ritüellere <strong>“İKONA”</strong> demiyor da, <strong>“mozaik”</strong> diyor! Bay KALIN bu kadar İNCE AYAR yapmasını bilmeseydi o (sözcü ve gözcü) makâmına hiç getirilir miydi?. Sandıksal ve sıradan halk ve hatta cumhuriyet entel ve dantelleri bile, mozaik dendiği zaman, çimento içine küçük mermer parçaları katılarak yapılan, şu inşaatlardaki zemin veya merdiven döşemelerini anlar!. <strong><u>Halbuki İKONA, Ortodoks mezhebinde, duvar ve kubbelere rekzedilen ve kendilerine TAPILAN DÎNÎ TASVİRLERDİR!… Onlara Tapan ortadoksla</u><span style="text-decoration: underline;">r, onlardan kendilerine &#8220;mucizeler&#8221; akdığına inanırlar!&#8221;</span> </strong>Tabii onların (mucize) dediği şeyler de fizikötesi şeylerdir ammâ, İslâmdaki ma&#8217;nâsıyla aslâ değildir. Mu&#8217;cize, İslâm&#8217;da Peygamberân-ı Izâm (Aleyhimüsselâm) Hazerâtından sâdır olan ve mücerred Hakk Teâlâ&#8217;nın izni ve yaratması ile vücûd bulan hârikalardır. Ortadokslarda ise onlara izin veren ve yaratıcı, <strong>&#8220;Oğul ve Ruhû&#8217;l-Kudüs de dâhil üçlü tanrı koalisyonudur!&#8221;</strong> Ve aynı tabiatüstü hâller, onların <strong>&#8220;aziz&#8221;,</strong> Bay KALIN&#8217;ın <strong>&#8220;Hıristiyan KİŞİLİKLER&#8221;</strong> dediği kesandan da sâdır olmaktadır&#8230; </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>AKP uyanıkları, ikona yerine mozaik diyerek, halk nazarına sıradan basit bir malzeme vererek, onların aksül’amelini (uydurukça tepki ve tekmesini) asgarîye indirme peşindedir!  Hatta <strong>“Dinler Târihi”</strong> ile meşgûl olmamış <strong>“Cumhûriyet dîni entel ve dantelleri, milletvekilleri, din görevlisi ruhban sınıfı”</strong> bile, (mozaik ile ikona) arasındaki farkı aslâ bilemezler! Şerîatî gibilerin eserleri ile onların rahle-i tedrîsinden geçen ince-kalın (sözcü ve gözcü) uyanıklar, üzerine basa basa <strong>“mozaik”</strong> diyor da <strong>“ikona”</strong> demiyor!. KALIN ammâ, İNCE ayar diye buna denir!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu kadar KALINSAL ince ayarlar bizim de gözümüzden kaçarsa ayıb olur tabii! Ankara İlâhiyât ve ilhâdiyyatında <strong>“Dinler Tarihi ve San’at târîhi”</strong> gibi en önde ve en el üstünde (!) tutulan ve <strong>“Diyalogçuluk ve Mediyetler ittifâkı” </strong>içün elzem olan dersleri takib etmiş olanlar ve bizler, bunları KALIN arkadaşdan daha acîzâne,  fakîrâne, belki ârifâne iyi biliriz ki, <strong>&#8220;Kazın ayağı öyle değil böyledir&#8221;</strong> deyû fikr ü beyân eylemek cür’etinde bulunuyoruz!.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>Taksîrâtımız</strong> olmuş ise, ikonaların yüzü suyu <strong>tahkîrâtına</strong> bağışlana!… Âmeeennn!</em></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><em>(Mâba’di var)</em></span></strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İlk intişârı: 20.07.2020 / 21:06:56 (tt)</span></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&#038;title=%284%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html" data-a2a-title="(4) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(4) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/4-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(3) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2020 19:45:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/03 Fâtih S. Mehmed Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya ikona ve tasvirler]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultanın Laneti]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müslümanlık Târihinde, “Zımmî” adı verilen bütün gayr-i müslimlere, Kitâb, Sünnet, İcmâ’-ı Ümmet ve Kıyâs-ı Fukahâ ile sâbit (Şerîat hükümleri) tatbîk edilmişdir. </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(3) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>FÂTİH’İN VAKFİYE ŞARTLARI TAM TATBÎK EDİLMEDEN, AYASOFYA GENE ZINDANDA ZİNCİRLİDİR! </u></em></strong></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>(3)</u></em></strong></span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000; font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>42. Müslümanlık Târihinde, <strong>“Zımmî”</strong> adı verilen bütün gayr-i müslimlere, Kitâb, Sünnet, İcmâ’-ı Ümmet ve Kıyâs-ı Fukahâ ile sâbit (Şerîat hükümleri) tatbîk edilmişdir. Çünki Şerîat-ı Garra-yı Ahmediyye’de, zımmî hukûku ne ise, hükûmet-i İslâmiyyenin, onu zımmîlere tatbik mükellefiyeti vardır. Bunu, <strong>“HOŞGÖRÜ”</strong> olarak görmek fevkal’âde yanlışdır. İslâmiyyet’de, küfrü, şirki, fıskı, haram ve mekruhları (hoşgörmek) gibi bir düşünceye aslâ yer olamaz. Hanefiyyedeki 8 olan ef’âl-i mükellefîn, bir müslümanın 24 saatinin bütün dakikalarını bu 8 sınıfdan birisi içinde hükme bağlar. Kâfirlerin îmâna girme ve münâfıkların da (ıslah olma) ve îmân etme şıkkından başka bir şeye ihtiyaçları düşünülemez… İslâmiyyet bütün îmân-küfür sınıflarındaki insanların niyet ve fiillerine bir kıymet ta’yîn etmiş, bir dakikalarının bile hükümsüz bırakılmasına müsâade etmemişdir. Mutlak Dîn oluş da, zâten bunu iktizâ etder. Bu da, onu diğer din ve inançlardan ayıran, mutlak hakîkat oluşunun başka bir delîli ve isbâtıdır… </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>43. </em><em>Ateizma ve sâir bâtıl dinlerin, İslâm karşısında kendilerini son derece âciz görmelerinin ve bunun netîcesinde de İslâmiyyet’e azılı düşman olmalarının sebebi de, karşılarındaki bu MUTLAK dînin, insanı her dakikası ile fiillerini murâkabe edib kemâle erdirmesidir. Bu dînin mutlak dîn oluşu, onun, tenâkuzlardan münezzeh bu sonsuz mükemmeliyetinden ileri gelmektedir… İslâmiyyet, Mutlak hakîkatına rağmen kendisinin küfür, şirk, nifâk, zulüm, haram, mekrûh dediği şeylere eğer <strong>“HOŞGÖRÜ”</strong> ile bakacak olursa, hâşâ ve kellâ, o zaman edille-i erbaa ile ef’âl-i mükellefîn disiplini, kendi içinde tenâkuza düşmüş olur… Bu da, İslâmiyyet’in yani onu vaz’ eden Allâh Azze ve Celle Hazretlerinin SÜBHAN olmadığı, <strong>“Noksan sıfatlardan münezzeh olmadığı” </strong>ma’nâsını tazammun eder… Bu ise mutlak muhâl, mümteni’ ve müstahildir… Böylesine <strong>“Mutlak Hakîkatım”</strong> diyen bir nizâm, <strong>“Hoşgörü ile bakacağı” </strong>insanları, bâtılda ve karanlıkda kabûl edib neden lâ’netlesin!?.<strong> “Hâsirûndan”</strong> olduklarını ve ebediyyen cehennemde kalacaklarını neden söylesin! Veya, lâ’netleyib ebediyyen cehenneme çakacağını söylediğine, nasıl <strong>“HOŞGÖRÜ”</strong> ile bakacak olsun??? Binâenaleyh <strong>“Hoşgörü” </strong>gibi bir mefhûmun İslâmiyyet’de aslâ yeri olmaz, 15 asır da olmamışdır. İslâmiyyet’e <strong>“Hoşgörü”</strong> yamayanlar, İslâm’ı, kendi öz umde, düstur ve değişmez kânunları ile tenâkuzda göstererek, bir nev’i onu, tezatlar içinde kalmış bir dîn gibi takdîm edenler, onu küçültmek isteyenlerdir… Bu, Haçlı Batı edeniyyetinden kamalizmaya, oradan da Ankara maarifi ile Anadolu insanlarına bulaşan sârî ve korkunç bir i’tikad hastalığıdır… Diyalogçu Feto cebhesi, önündeki islâmî mâniaları, hep bu herşeyi mubah gösterici şeytanlık ile geçmiye çalışmışdır! Bugün dümeni elinde tutan DİB’işçi ve ilâhiyatçı politikacıların yani <strong>“İslâm güncellemecileri ile revizyonistlerinin”</strong> de, dîni tahrîf ve tahribde, bu ibâhacı yani <strong>“Hedefe götüren her şey mubahdır”</strong> dedirten  maymuncuğu, herkese mavi boncuk dağıtma politikalarını yürütmede de pek sık kullandıkları,  yuvarlayıb yutdurdukları görülmektedir!…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>44. </em><em>Zımmîler, cizye denilen vergiyi verdikden sonra ancak ibâdetlerini yapmakda serbestdir… Ancak, içinde yaşadığı İslâm Hükûmetine verdiği zimmet ahdini bozamazlar. Yani, gene içinde ve hâkimiyyeti altında yaşadıkları İslâm Hükûmetinin günlük hayatı tanzîm eden bütün islâmî kânûn, kâide, hüküm, işleyiş, âdâb, usûl, cemiyet örf, an’ane ve teâmüllerine, ters iş ve fiil ortaya koymamakla mükellef ve buna mecburdurlar. Zinâ yaparlarsa recmedilir, hırsızlık yaparlarsa elleri kesilir, içki içerlerse 80 darb cezâsı alır; ve gerek hadd ve gerek ta’zîr cezâlarının tamâmı müslümanlara olduğu gibi aynen onlara da tatbîk edilir, nizamları, huzûr ve sükûnu bozmakda hiç kimsenin imtiyâzı olamaz. Zımmîler, statü ve hukukları ne ise, hükûmet-i İslâmiyye üzerinden müslümanlara zimmetlenmiş Allâh kulları demek olduklarından, adâlet ve hukuklarına tam riâyet içinde yaşarlar. Ticâret ve ziraatlerinde, san’at ve işlerinde serbest, me’mûriyyet ve askerlikden muafdırlar… İhânet etmedikleri müddetçe de, her türlü zulümden berî, her ihtiyaçları hukuk çerçevesinde karşılanır. İslâm’ın şevketli ve satvetli devirlerinde aynen böyle olduğu, binbir kaynak ile sâbit ve mevsukdur… </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Müteveffâ Kadir’in de zırvaladığı gibi <strong>“Kamalistler korkmayın! Şeriatı getirdiğimiz zaman sizlerin kerhânelerinize dokunulmıyacakdır”</strong> gibi saçmalıklar, küfür tehlikesine kadar giden birer hezeyan ve cehâlet eseridir… İslâm Hukûku ve Târih-i İslâm, bütün tatbîkatıyla da apaçık meydandadır… Gerileme devrinin ve hele Tanzîmât sonrasının zaman zaman görülen bir takım küfre müeddî şeytânî tatbîkatları, birer mîzan ve esas olarak İslâm’a sûret-i kat’iyyede mâledilemez… Bunlar, müteveffâ Bahriye Üçok gibi ilâhiyatçıların yıllarca evvel <strong>“Falan hükümdârın sarayında kadın şarkıcılar vardı, dolayısıyla İslâm’da kadınların şarkı söylemelerine cevaz vardır”</strong> gibi dişi fetvâlar (!) uydurmasına benzer! Şimdiki Sarıklı Politikacı Bay Erbaş Ali’nin de <strong>“İkonaların olduğu yerde yüksek din gurulumuz, namaz kılınabileceğine cevaz vermişdir”</strong> demesi buna benzer! Bütün bunlar, insanları İslâm’a tâbi’ etmek yerine, İslâm’ı tâğûtlara boyun eğer hâle getirmekdir ki, mütecâsirleri, bunun ebedî cezâsından kurtulamazlar… Bu kabil bâtıl ve gayr-i meşrû&#8217; <strong>&#8220;fetvâ&#8221;</strong> denilen teşehhî ve tahrifler, İslâmiyyet&#8217;in özüne ve hakîkatına şimdikilerle mukâyese edilemiyecek kadar vâkıf şerefli ve mü&#8217;min ECDÂDI, zere kadar utanmadan TEKZİBDİR, <strong>&#8220;Biz sizi tanımıyoruz, siz de kimsiniz!&#8221;</strong> demekdir ki, bu kafadakilerin fiilleriyle Ayasofya&#8217;nın açılışı ve zincirlerinin kırılarak zındandan halâs oluşu aslâ bahse mevzû&#8217; edilemez&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> Merdçe şunu diyebilirlerdi: </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“İkonalı, putlu, kurtlu, freskli, tasvirli ve şirk sarmalı içinde namaz kılmak, ibâdet etmek, TEVHÎD i’tikâdı taşımak, İslâm Dîninde her ne kadar aslâ câiz değilse de.. </em></strong></span><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>(NOT:Câiz olsa Fâtih Cennetmekân zemânından i&#8217;tibâren 500 yıla yakın, üzerleri elbetde sıvanmazdı!) <strong>“Ancak bizim, nice dinler, ideolojiler, devletler ve kavimlerin hayatlarından toplayıb karıştırarak “İnşâ etdiğimizi” söylediğimiz bize hass güncellenmiş beşerî dinde, bu, câizdir, hiçbir uhrevî ve dünyevî mahzûru yokdur!” </strong>Lâyık felsefe elindeki DİB&#8217;iş&#8217;in böyle söylemesi, göz küllememek adına en azından merdçe olurdu! Ancak <strong>&#8220;İslâm&#8217;da câizdir&#8221;</strong> demeleri, Allâh&#8217;ın dîninde tasarruf hakkı muhâl olan bir beşerî sultanın, o dîni değiştirmiye ve tahrîfe ma&#8217;tûf böyle bir hükmü gene devlet kuvvetine dayanarak neşretmesi, son derece hukuksuz ve haddi aşmakdır; Müslümanların mâzî, hâl ve istikbâline, gene devlet sultasını kullanarak jakobence darbe yapmakdır&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>45. </em><em>Çok Büyük başların:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em><strong>“Ayasofya&#8217;yı insanlığın ortak kültürel mîrâsı vasfını koruyarak câmi olarak ibâdete açacağımızın altını da tekrar çiziyorum.&#8221;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Ayasofya mülkünün tek sâhibi hem Fâtih Cennetmekândır&#8221;</strong> denilecek, hem de O&#8217;nun vakfiyenâmesinde aslâ geçmiyen ve geçmediği içün de aslâ rızâsının olamıyacağı keyfî ve uydurma bir vasfı yani <strong>&#8220;insanlığın ortak kültürel mi&#8217;râsı&#8221;</strong> olmayı, İslâm ve Fâtih düşmanı <strong>&#8220;UNESCO böyle istiyor&#8221;</strong> diye, Ayasofya Câmi-i Kebîri&#8217;nin başından <strong>&#8220;ABD&#8217;lilerin çuval geçirmesi&#8221;</strong> gibi geçireceksin! Bunu DİB&#8217;işçiler kabûl etse de, müslüman milletin toprak altındaki milyarlarca müntesibinin kabûl etmesi imkansız değil, muhaldir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> <strong>&#8220;İnsanlığın mîrâsı&#8221;</strong> gibi İslâm Hukûku ve vakfiye şartlarında aslâ geçmiyen bu kabil egzantirik ifâdeler, birilerine: <strong>“Evet sizin de bizim halkın da gönlünüzü hoş edeceğiz! Fâtihgillere ve bütün toprak altındaki milyarlarımıza rağmen, siz sevgili müttefiklerimizin ve Papa cenablarının acı, hüzün ve üzüntü duymanıza sebeb yok!”</strong> demekdir ki, bu, politik, dembokratik, rüşvet-i kelâm cinsli, tasarruf sâhibi olunmadığı hâlde haddi aşabilen bir dildir… </em><em>Bu ifâdeye de katılmamız aslâ mümkin olamaz… Bir yandan vakfiye şartlarına uyulacaktır derken, öteki taraftan da <strong>Statü</strong> denilerek vakfiye şartlarına ters bir takım <strong>“lâyık hukuk”</strong> dili ile vakfa ters beyanlar ortaya konulursa, burada, hakîkatı ketmeden bir politika çarkı döndürülüyor demek olur!. Bu, vakıf şartlarına kâğıt ve lâf üzerinden uyulacağını şimdiden bile ifhâm ediyorsa da, zâten mevcûd beşerî hukûk içinde uyulmıyacağı ortadadır!… Hele <strong>“İnsanlığın ortak kültürel mîrâsı”</strong> demek, <strong>“Fâtih’in vakfiye şartlarına uyulacak, böylece meşhur FÂTİH LÂ’NETİ de ortadan kalkacakdır”</strong> demekle, tam tenâkuz ortaya koyar! İçdeki efkâr-ı umûmiyyeye şirin görünme manzaraları ile, bunca tezatları kapaklamak imkânı da aslâ vârid olamaz! </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>46. Ayasofya’ya <strong>“İnsanlığın kültürel mîrâsı”</strong> denilirse, <strong>“Fâtih’in Mîrâsı”</strong> demek ne olacaktır? Turizm Vekâleti, Vakıflar Müdürlüğü ve DİB işleri gibi böyle üç-beş yerin irâdesine tâbi’ olan bir VAKIF, vakfiye şartlarına göre aslâ yürütülmüş olamaz… Vakıfları, tamâmen müstakıl <strong>&#8220;Vakıf Mütevellî Hey&#8217;etleri&#8221;</strong> idâre temek zorundadır&#8230; Hiçbir lâyık demb.kratik cumb.krasi, vakıflara, cami ve mescidlere el koyub kendi mülkü gibi tasarrufda bulunamaz&#8230; Yahudi ve hıristiyanların vakıf, kilise ve havralarını neden Ankara idâre etmez de, müslümanlara gelince mutlak sulta sâhibi kesilir??? Bu takdirde, Ayasofya üzerinde, Ankara lâyık Politikacılarından, onların emireri DİB’iş Başkanlığı, Turizm Vekâleti, Vakıflar Müdürlüğüne; Putin’den, bilmem kim patrik-laik dembokratına kadar; en mühimi de, UNESCO denen Global-ateist İslâm düşmanı ve Yahudi hâkimiyyetindeki teşkîlâtın, Ayasofya üzerinde doğrudan <strong>“TASARRUF HAKKINA”</strong> kadar, bir ortaklar, şerikler  ve patronlar silsilesinin irâdesi ortaya çıkacaktır ki, bu irâdeler curcunası içinde <strong>“Atamız Fâtih Cennetmekân Hazretlerinin İRÂDESİNİ yani vakfiye şartlarını”</strong> değil tatbik, görüb tanımak bile imkânsız değil, muhâl olacakdır!&#8230; </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Hulâsa gidiş, politikacıların dalgalara göre dümen kırması elinde hangi meçhûl, hatta tehlikeli istikâmetlere yönelir, bunu, önümüzdeki gün ve aylarda aslâ sevinerek göremiyeceğiz demekdir!. Şer’î-Fikrî seviyeleri olmadığı içün satha bakarak hemen heyecanlanma noktasında olanlar, şamatacılığı tabiat-ı sâniye edinenler, troller, parti yalakalığını geçim kapısı yapanlar, bir takım yalama ve yalaka AKAPALI vezninde tarihçi geçinen müsveddeler, kadîm ve şedîd CHP ateizması karşısında durmayı mücerred (HAKÎKAT) zannederek pek çarpık bir i&#8217;tikâd ve mantıkla yaşayanlar, cübbeli-sarıklı bazı hafif, yamuk ve soytarı tipler de, pek erken sevinmiş olduklarını anlıyabilecekler midir, buna da aslâ ihtimâl vermiyoruz!. Çünki, hakîkatdan başkasının hatırına kat&#8217;iyyen hayat hakkı tanımıyan adamlar olmadıkça, bu gibi mes’elelerde doğru noktada durmak aslâ mümkin değildir!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>47. Müslümanlar Ayasofya’ya, 1453’den beri, <strong>“İslâmiyyet’in ortak VAKIF MÎRÂSI”</strong> OLARAK VE Ataları Fâtih Cennetmekânın parasını ödiyerek MÜLK edindiği bir VAKIF KÜLLİYESİ OLARAK BAKMAKTADIR. Vakfiye ŞARTLARI aynen ve samimiyyetle tatbik edilecekse, oraya bütün gayr-i müslim dünyâ ile içdeki (C.Halt Partisi) kuyruklarını da (VÂRİS KILARAK), ikide bir Ayasofya hakkında iğrenç hezeyanlar savurmalarına kapı açılamaz… Onlara ne kadar taviz verilirse, ne kadar şımartılır ve yüzlerine gülünürse, daha çoğunu istemek üzere azıb şımaracakları, aklî, tatbîkî ve târîhî bir hakîkatdır! <strong>“Aç canavara sevgi gösterdikçe onun iştihasının daha da ziyâdeleşib, muhâtabını yedikden sonra, üstüne bir de diş kirası istiyeceği”</strong> Osmanlı irfânında bilinmez bir hakikat değildir!.Ve bundan sonra da, İngiliz, ABD, Yunan, Alaman, Papalık ve Moskof cenahları gibi sürülerin tahrikleri ile, nice Allâh tanımaz  düvel-i eşkıyânın: <strong>“Kültür Mîrâsımızdır, elbetde karışırız”</strong> demelerinin ardı arkası kesilmiyecekdir! Böylece, <strong>“T.C.’nin, Hükümranlık Haklarımız”</strong> demeleri de, bu manzara karşısında ayrıca iri ve gülünç bir tenâkuz teşkîl eder!!! Tek hükümrân, mülk sâhibi HÜKÜMDÂR olan Fâtih Cennetmekân olub, onun vakıf şartnâmesi dışında kim ne derse keenlemyekündür, lâf u güzafdır… Zerre kadar müslümanlığı olan bir ferd, <strong>&#8220;Vâkıfın şartları Şâriin</strong> (Allâh Azze&#8217;nin) <strong>nassı</strong> (âyetle sâbit hükmü) <strong>gibidir&#8221;</strong> der; <strong>&#8220;Hukûk ancak bu kâideye riâyetle ortaya çıkar, aksi halde hukuksuzluk ve zincirli zından hayâtı devâm eder&#8221;</strong> der, başka hiçbir şey dememeyi, müslümanlığının en mühim îmân, nâmus ve şeref borcu ve îcâbı olarak görür&#8230;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>48. Çok yüksek tepelerden fermân buyruluyor ki:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>&#8220;Esasen, tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihânet olmanın yanında hukuka da aykırıydı. Çünkü Ayasofya ne devletin, ne de herhangi bir kurumun malı değil, vakıf mülküdür.&#8221; </em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu söz doğrudur. Ancak şu ana kadar Ayasofya ile alâkalı yapılanlar, telefon görüşmesiyle Putin’e sözlenen sözler, v.s. bununla tam bir tenâkuz teşkîl etmektedir. Putin’le yapılan konuşma, ajanslar tarafından şöyle verilmiş ve tekzib de edilmemişdir:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Sputnik’in </em></strong><strong><em>aktardığına </em></strong><strong><em>göre</em></strong><strong><em>, Putin görüşmede, kararın ülkesinde yarattığı ‘büyük toplumsal tepkiyi’ iletti. Kremlin’e göre Erdoğan da bunun karşısında ‘gereken açıklamayı yapıp yabancı ülke vatandaşları dahil, dileyen herkesin Ayasofya’ya girebileceğinin ve Hristiyanlar için kutsal olan objelerin korunacağının garantisini verdi.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>İyi ammâ, bu cümlenin yanına yukarıdakini koyub tekrar okursak, karşımıza nasıl bir manzara çıkacak ve bundan kim, nasıl mutlu, kutlu, putlu, kurtlu, şutlu ve umutlu olacakdır???</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Buyrun:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>&#8220;Esasen, tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihânet olmanın yanında hukuka da aykırıydı. Çünkü Ayasofya ne devletin, ne de herhangi bir kurumun malı değil, vakıf mülküdür.&#8221;</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>İçe başka dışa bambaşka beyanlarla yürünürse, o zaman kim, kime ve nasıl inanacaktır; bunlara, <strong>&#8220;dembokratik politika&#8221;</strong> deyib inanmak, bir Müslüman içün nasıl mümkin olabilecektir?.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Ebedî Şeflik”</em></strong><em> saltanatında alınan bu karar, <strong>“Târihe ihânet ve hukûka da aykırı”</strong> ise, şimdiki <strong>“Vakfiye dışı STATÜ&#8217;nün ve ikonaların korunacağının GARANTİSİNİ VERMEK, Ayasofya Câmi-i Kebîri’ni bitli-butlu tevhidsiz-müşrik turist nâm mahlûkâtın ayakları altına sermek”</strong>, Fâtih Cennetmekânın <strong>“MÜLKÜ”</strong> olarak o mülk sâhibine <strong>“İHÂNET ve ONUN HUKÛKUNA AYKIRILIK”</strong> olmıyacak mıdır??? </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayrıca, <strong>“Ayasofya ne devletin, ne de herhangi bir kurumun malı değil, vakıf mülküdür.” </strong>deniyor… Bu hükmü kabûl edersek, vakfiye şartlarına ters <strong>“STATÜ”</strong> ve <strong>“ikonaları”</strong> alenen ortaya çıkarıb görünür yapmak içün, üzerlerindeki <strong>sıvalarını, Fâtih Cennetmekân&#8217;a TERSLEŞEREK kaldırmak,</strong> ve O’nun kapatdıklarını AÇIĞA çıkarmaya, görünmezi görünür YAPMAYA neden DEVLETİN müdâhalesi oluyor? Hani <strong>“Devletin malı değildi de, vakıf MÜLKÜ idi???”</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Dileyen herkesin girdiği</em></strong> <strong><em>ve Hristiyanlar için kutsal olan objelerin korunacağı garantisi verilen”</em></strong><em> yere, CÂMİ’, yani Allâh Azze ve Celle’nin EVİ, BEYTİ denilemiyeceği 15 asırdır yalınız müslümanların değil, bütün cihânın ma’lûmu değil midir?! Hiç kimseyi memnûn edemiyecek mavi boncukları herkese dağıtmakla yürütülen bir politika, nasıl lâyık dembokratik cumhûriyet politikasıdır?. <strong>“Dört dörtlük lâyık olmak”</strong> böyle bir şey midir?. <strong>“Din esaslarına dayalı devlet sistemine karşıyız”</strong> derken, Fâtih’in hem torunu olmak, hem de O’na:<strong> “Senin din esaslı devlet sistemine KARŞIYIZ, biz Lozan’da dayatanların sistemi içindeyiz, dolayısıyla sana da KARŞIYIZ”</strong> demeyi beraberce yürütmek, nasıl bir inanç, muhâkeme, mantık ve duygudur?.. </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>49.</em><strong><em> (NOT: </em></strong><em>Kayserili Hacı Gül&#8217;ün, <strong>“Dembokrasi ile İslâm ikircikli değildir”</strong> deyişindeki muhâliyyet, böylece âbide çapında ortaya çıkmıyor mu?. Abduş’un <strong>ikirciklisi</strong>, kimlerin <strong>fikirciklisi</strong> olmayı netîce vermektedir?. Biz doğruları, mantık içinde böyle yazınca, bizim (fikircikli) oluşumuz, kimin (ikircikli) oluşunu zarara sokacakdır?.. Aslında Hacı GÜL&#8217;ün Türkçesi de, <strong>İngilizcikli</strong> oluşu kadar bozuk ve <strong>itirciklidir</strong>! Adam <strong>“ikircikli= mütereddid, kararsız”</strong> kelimesini, hiç alâkası olmıyan <strong>“zıtlaşan, tersleşen”</strong> ma’nasında meşhur etmişdir ki, onun <strong>İngilizcikli</strong> TÜRKÇE’sine de bu yakışmış gitmiş, böylece Türkçe’nin ocağına o da, <strong>ikircikli-incircikli</strong> bir çubuk <strong>dikircikli</strong> olmuşdur! En tepelerdekilerin TÜRKÇE dersleri almalarına şiddetle ihtiyaç vardır! Yoksa Hacı Abdulla gibi <strong>&#8220;Seçim sath-ı mâiline girdik&#8221;</strong> yerine <strong>&#8220;mahalline girdik&#8221;;</strong> bazı ulular gibi <strong>&#8220;Ba&#8217;de harabi&#8217;l-Basra&#8221; </strong>yerine <strong>&#8220;..harâbü&#8217;l..&#8221;</strong>, <strong>bisküvi</strong> yerine <strong>piskevit..</strong> ve kezâ..derler! Tabii bu kabil lisâniyât, terkib, telâffuz ve lehçe kusurları, LEHDE puan toplamaz, van minüt çekib, çekib gitmek gibi de olmaz!)</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>50. </em><em>DİB’iş Başkanının 12/7/2020 târihli beyânatında da şunları görüyoruz:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“İnşallah 24 Temmuz&#8217;dan itibaren ibadet yapmaya başladığımızda o resimlerin üzerini bir şekilde perdelemek ya da teknolojik imkanlardan yararlanarak ışıkla karartmak ve namazdan sonra da tekrar perdeyi açarak ya da o karartmayı kapatarak ziyaretçilerin müşahedesine sunmak şeklinde bir uygulama yapacağız. <u>Bu konuda Din İşleri Yüksek Kurulumuzun da cevazı vardır, herhangi bir sakınca yoktur.</u> İnşallah güzel bir sistemle bunu çözeceğiz&#8230;”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu mesnetsiz söylerle denilmek isteniliyor ki, herkes kendisini, sahnesi olan büyük bir tiyatro salonunda farzedebilir; namaz vakti gelince sahnenin perdeleri kapanacak, namaz (!) bitince, perde açılıb oyuna devam edilecek!. Karagöz-Hacıvat oyunlarında da <strong>“ışıklandırmalardan”</strong> ciddî mikyasda fâidelenildiği bir vâkıadır! Demek ki, Fâtih Cennetmekân <strong>&#8220;Tiyatro-Câmi’ vakfetmiş&#8221;</strong>  dedirtecekler??? Âkif denen zavallı da <strong>“Asrın idrâkine söyletmeli İslâm’ı”</strong> diyordu! Ve <strong>“Âsım’ın neslini pek özlüyordu!”</strong> Şimdi Âsım’ın nesli büyüdü, devletlû bile oldu ve <strong>“Asrın idrâkine söyletmeli Ayasofya’yı”</strong> deyib, böyle sahneli ve perdeli tiyatrolar ile vazifesini <strong>“Dört dörtlük lâyık olmak gibi, dört dörtlük icrâ edeceğe benziyorlar!.”</strong> </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Üstelik, DİB’işin Din İş. Yüksek Gurult.sunun da <strong>“Cevâzı varmış!”</strong> Ne güzel, Fâtih Cennetmekânın kemikleri sızlarken, çek perdeyi kıl namazı (!) çek perdeyi koy sahneye tiyatroyu!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu, dünyâyı sevindirir belki ama, Fâtih’in <strong>“Bedduası”</strong> kalkar mı, yoksa 33’e mi katlanır, bunu da ALLÂH AZZE ve CELLE Hazretleri bilir! <strong>“Yüksek GURUL”</strong> tarafından bunun da bir <strong>“cevaz”, “ıvaz”, “vaaz” ve “sıvaz”</strong> kapısı herhalde bulunacaktır! Yeter ki aransın! Hem arayan, ya Mevlâsını veya belâsını bulurmuş ya, işte o kabilden!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>51. DİB’iş Başkanı Bay Ali devam ediyor:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>&#8220;İnşallah Ayasofya&#8217;nın yeniden açılması Fatih&#8217;in yaptığı bedduanın son bulması anlamına geliyor. Vakfiyeler genelde bu cümlelerle biter. Vakıf edenin bu şekilde bedduası vardır. Yani <span style="text-decoration: underline;">&#8216;Benim vakfettiğim bu eseri amacı dışında kullananlar olursa, Allah&#8217;ın, meleklerin, bütün Müslümanların, bütün insanların laneti onların üzerine olsun&#8217;</span> tarzında bir bedduayla biter ki, Fatih Sultan Mehmet&#8217;in Ayasofya Vakfiyesi&#8217;yle ilgili yapmış olduğu bu beddua da gerçekten diğer vakfiye sonlarında bitenlerden biraz daha ağır, biraz daha farklıdır. Çünkü Ayasofya Fatih&#8217;in gözünde fethin en büyük sembolüdür.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>500 yıla yakın ALLÂH BEYTİ olan Ayasofya CÂMİ-İ KEBÎRİ, Câmi-Tiyatro havasına sokulunca, Fâtih Cennetmekânın <strong>“Benim vakfettiğim bu eseri amacı dışında kullananlar olursa, Allah&#8217;ın, meleklerin, bütün Müslümanların, bütün insanların laneti onların üzerine olsun” </strong>şeklindeki bedduası da der’akab sona erecekmiş! Çünki <strong>“amacı dışında”</strong> bir milimcik kullanılmamış olacakmış! İkonalı, bitli-butlu turist denen müşriklerin KAHHÂR-I ZÜLCELÂL ALLÂH AZZE VE CELLE HAZRETLERİNİN EVİNDE (BEYTİNDE) yarı ÜRYÂN dolaşmaları, Fâtih Cennetmekânı, Peygamberân-ı Izâm (Aleyhimüsselâm) Hazerâtını ve milyarlarca toprak altındaki ulemâ, evliyâ, şühedâ ve müslimanı hiç rencide edib <strong>&#8220;ÂHHH!&#8221;</strong> etmelerine, inim inim inlemelerine sebeb olmıyacakmış!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>52. Demek ki Ankara’daki Böyyük Başkan İdâreciler, artık yatağa girdiler mi <strong>“Lâ’netden kurtulmuş olarak”</strong> rahat, huzur içinde, Fâtih Cennetmekânı da (iknâ odasına) sokmadan iknâ ederek, kalb-i selîm içre ve bugüne kadar lezzetine hiç varamadıkları kadar sıhhatli bir uykuya dalabilecekler; vicdanları çok rahatlamış olarak ve bütün gam, gussa, keder, sıkıntı, yanıb yakınmalardan âzâde kalarak müthiş güzellikde bir uykuya sarılıb, çok renkli istikbâl rüyaları, seçim ve seçim sandıkları, oy patlamaları, iktidâr ve saltanat sarayları da görebileceklermiş…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ne diyelim, 83 milyonun yerine onlar rahat uyusun! Onlar çok daha rahat uykulara lâyık ve laikler…Nasıl olsa halkın yerine onlar yemiyor mu? Gelen bayramı da halkın yerine onlar kutlar, mutlar, putlar, kurtlar ve şutlarlar!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Cübbeli-sarıklı, cennetlik ve yobazımtırak  <strong>“paralel diyânet ve denâetler”</strong> de, nasıl olsa başka <strong>“cevâz ve ictihâd kapıları”</strong> açıb,<strong> “Ülülemre itaat”</strong> fetevâ-yı asriyye ve şerriyyelerini mer’iyyete sokmadılar mı?</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Doğrusu, şu gelecek Kıyâmet içün İsrâfil Aleyhisselâm  tarafından (Nefha-i ûlânın) işletilmesi, tam bir temizlik ve rahatlık olacağa benziyor!..</em></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>(Mâba&#8217;di var)</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">İlk intişârı: 18.07.2020 / 22:45:40 (tt)</span></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&#038;title=%283%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html" data-a2a-title="(3) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(3) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/3-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(2) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 19:31:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[05/03 Fâtih S. Mehmed Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/29 Fetih-Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya ikona ve tasvirler]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Müze değildir]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya ve dinler arası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[cami kilise müze]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultanın Vakfiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayasofya’nın DİB’işçilere devri ise vakıf şartlarına tamâmen tersdir. Vakıf, şartnâmesine göre idâre edilmediği takdirde, içinde namaz </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(2) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>FÂTİH’İN VAKFİYE ŞARTLARI TAM TATBÎK EDİLMEDEN, AYASOFYA GENE ZINDANDA ZİNCİRLİDİR! </u></em></strong></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>(2)</u></em></strong></span></h1>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000; font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>27) Ayasofya’nın DİB’işçilere devri ise vakıf şartlarına tamâmen tersdir. Vakıf, şartnâmesine göre idâre edilmediği takdirde, içinde namaz da kılınıyor havasına girilse, gene de vâkıfın irâdesi dışında ve zulüm altında demekdir. Vakfın idâresi <strong><u>müstakil</u></strong> olmak zorundadır. <strong>“Anayasanın laiklik ilkesi doğrultusunda çalışacağı”</strong> DİB’işin, BEŞERÎ BİR DÎNİ TEMSÎL ETMEDİĞİ SÖYLENEBİLİR Mİ? DİB’işin, en ana karakteri, onun, anayasının <strong>“Lâiklik ilkesini”</strong> tanrı buyruğu gibi kabûl ederek bir din anlayışına hızmetdir…. Böyle bir yerin, vakfı, Fatih’in irâdesine (vakıf şartnâmesine) göre değil; ve O’nun vakfını<strong> “DİB’e göre idâre edeceği mutlakken”</strong>, bu yapılan, Danıştayın dediği bir başka <strong>“hukuksuzluk”</strong> olmıyacak mıdır? Bir başka cins <strong>“statüde”</strong> dayatma, zındanlama, zincirleme ve zulüm OLMIYACAK MIDIR?!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>28) Ayasofya, muhtemel erken bir seçimin oy toplama âleti yapılmamalıdır. Ancak bazı politikacıların seçim reklâmı, sanki şimdiden başlamış gibidir! Bazı yalaka medya soytarılarının, acem palavrası cinsinden ortalığı tozutarak <strong>“Dünyâ Târîhini Değiştiren İmzâ!”</strong> gibi maskaralıklar yapmasının altında ne yatmaktadır? Hulâsa Dembokrasi yamuklukları ile gelen fitneler, her şeyin fıtrat, hılkat, hakikat ve cibilliyetini değiştirdiği gibi, bu İslâm karşısındaki 100 yıllık gayr-i meşrûiyyet de, her şeyin aslını bozmuş ve değiştirmişdir…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>29) </em><em>Deniliyor ki:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Milletimiz için fetih &#8216;Cihad-ı Asgar&#8217; hükmünde iken, asıl &#8216;Cihad-ı Ekber&#8217; imar, inşa ve hayrat faaliyetleriydi. Doğu Roma döneminde Ayasofya inşa edilirken Mısır&#8217;dan İzmir&#8217;e, Suriye&#8217;den Balıkesir&#8217;e kadar imparatorluğun dört bir yanından malzeme taşınmıştı.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Cenâb-ı Peygamber Aleyhisselâm Efendimizin bir CİHADDAN avdet buyururken beyân buyurdukları bir hadîsin, İslâm eserlerinde beyân edilen tefsîr ve ma’nâsının tamâmen dışına taşınarak dile alınması, çok şaşırtıcı olmuşdur…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>30) </em></strong><em>Bu ibâre 15 asırlık İslâmiyyet içün son derece yanlışdır. Ancak <strong>“Güncellenmiş Başkanlık, Diyânet ve ilâhiyat Müslümanlığı veya Süslümanlığı”</strong> içün doğru olabilir!. İslâm hadis, fıkıh ve tasavvuf kaynaklarımızda <strong>“Cihâd-ı asgar, silâhlı muhârebeler içün; cihâd-ı EKBER de, en büyük düşman buyrulan NEFİSLE yapılan mücâhedeler” </strong>içün kullanılan ve hadîs-i şerîfe dayanan bir ta’rifdir… Yol, boğaz köprüsü, tayyare meydanı, alt geçit, üst yapı, heykel meydanı, anıt mezar, opera binâsı, stadyumlar, bilmem ne kültür merkezleri, bilmem ne sarayları gibi, İslâmî ölçülere göre bir takım menhîleri ve isrâfları da içine aldığı mutlak bulunan bir takım <strong>“imâr, inşâ’ ve malzeme”</strong> faaliyetlerine, İslâm ıstılahları arasında <strong>“Cihâd-ı Ekber”</strong> olarak aslâ rastlanamamışdır! Böyle bir <strong>“Güncellemede bulunmak”</strong> son derece ma’nâsız bir keyfiyet ortaya koyacakdır!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>31) </em><em>(10/Temmuz/2020) târihli nutk-ı riyâset-i cumhûriyye ile, <strong>“Beni Stalin yaratdı”</strong> diyen, Polonyalı yahudi kanı ve geni taşıyan Allâhsız Nâzım Hikmet Verzanski gibi bir İslâm, iffet, mülkiyet ve vatan düşmanı herifin, Üstâd-ı Azîzimiz Büyük Mücâhid Merhûm Necib Fâzıl Beyefendi ile yan yana zikredilmesi, yüreklerimizi dağlamaya kâfî gelmişdir! Bu adamın ism-i necîsinin ağıza alınması, Cennetmekân Atamızın Vakıf şartlarına da ters düşdüğü kanaat-ı kavîsindeyiz…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em> 32) </em><em>Deniliyor ki:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“</em></strong><strong><em>&#8211; Asırlar boyunca yerinde kalan mozaikler, daha sonraki onarımlar sırasında peyderpey kapatılmış, böylece dış etkilere karşı korunması ve bugünlere gelmesi temin edilmiştir.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu ibâreye de müslüman olarak iştirâk muhaldir. <strong>“Mozaikler”</strong> diyerek asıl ifâde edilmek istenenin <strong>“ikonalar”</strong> olduğu, gözlerden kaçırılmamak lâzım gelirdi! Asırlar boyunca yerinde kalan, mozaikler değil ikonalardır. Bunların bir müslüman ma’bedinde görünür olması aslâ câiz değildir. Halkın (put ta’bir etdiği) ve İslâmiyyet’in son derece kerîh görüb, Ortodoks bâtılları içindekilerin onlarsız ibâdet edemediği bu ŞİRK tasvir ve resimleri, halkın anlıyacağı bir dil ile saklanmadan ve kapaklanmadan dile getirilse, çok daha doğru konuşulmuş olurdu! <strong>“Mozaik”</strong> denildiği zaman, bugün inşaatlarda kullanılan basit kaplama malzemelerinin anlaşılacağı îzahdan vârestedir.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>33) </em><em>Müslüman ve âdil, hukuk tanır, şerefli Ecdâdımızın kapatdığı şeyler alel’âde inşaat kaplamaları değildir… O duvarlar ve kubbe, Ortodoksların <strong>“Gök Kralına” </strong>yani üç tanrıdan baba olanına ulaşmada, vâsıta bildikleri iki buutlu putlar ile doludur! Bunlara, Yunan palikaryalarının diliyle <strong>“ikona=kutsal tasvirler”</strong> denildiği bütün dünyânın ma’lûmudur!. İkona denilen şeyler,<strong> “Yezus, Maria, azizler ve melek resimleridir.”</strong> Bunlar Ortodoks’luğun belli kânunları dışında rast gele yapılamaz. San’at kıymetleri YOKDUR, ancak Gök Krallığı (Baba tanrı) ile irtibata geçirici rûhî kıymetleri esas ve çokdur. İkonalar, Ortodoks ibâdetlerinin icrâsında çok esaslı ve vazgeçilmez kutsal ve putsal ritüel malzemelerindendir. Bunlarsız ibâdet edilemez. Çok hatırlı BAŞ Danışmanlar içinde <strong>“Dinler Târihinden”</strong> anlıyan birisinin bulunması düşünülmeli; veya varsa bile, hakîkatları ters çevirici birisi olmamasına a’zamî gayret gösterilmelidir. Mortaylı gibilerden hayır gelmiyeceği de bir vâkıadır! </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>34) </em><em>İkonalar, Katoliklerde yokdur. Ancak Papanın, Ayasofya’nın lâyık-dembokratik-Diyanetik yeni statüsü karşısında <strong>“İçinin acıması”,</strong> politik katakülli iktizâsı olub, İslâm düşmanlığının dışa aksidir!. Yoksa o, Ortadoksları da günahı kadar sevmez ve onları hıristiyan bile kabul etmez… O, hakîkaten içi tırnak ucu kadar acı duyan bir insan olma şerefinde birisi olsaydı, Vatikan dehlizlerinde fettosal kardinallerin 13-15 yaşlarındaki erkek çocukların, yuvalarından fırlayan gözlerle ve kurbanlık kuzular gibi sürüklenişlerinin verdiği ta’rîfi imkânsız alçaklık, ahlâksızlık, kahpelik ve Allâhsızlıklar karşısında <strong>“içinin tırnak ucu kadarcık da olsa acıması”</strong> iktizâ ederdi! İnsanlık târîhinin bu yüzkarası herifler ve onların tâciz ve tasallutları örtbas edilmez, suçlular, ibret-i âlem olmak üzere teşhîr ve tecziye edilir veya başlardaki takkeli iblisler istifâ ederek, eğer varsa, isimlerinin haysiyetini kurtarırlardı!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>35) </em><em>İkonalar, Allâh Azze ve Celle Hazretlerine ŞİRK taşıyan remzler (semboller) olub, İslâm i’tikâdına göre bu şirk remzleri içinde ve karşısında <strong>“ibâdet aslâ câiz değildir</strong></em><strong><em>!”</em></strong><em> Bu i’tibarla, <strong>“Bunlar, korunsun da 2020’lere kadar yaşasın”</strong> diye kapatılmamışdır. İslâm’ın SON ŞERÎATINDAKİ ibâdetlere mâni’ olacakları kat’î bulunduğu içün kapatılmışdır. KAZINARAK yok edilmeleri duvarlara zarar vereceği içün de kazınmamış, üzerlerinin sıvanarak yok hükmüne getirilmeleri CÂİZ olduğundan böyle yapılmışdır! Fâtih zamanındaki İslâmiyyet, <strong>“Güncelleme, revizyon, ilahyapyatçı, DİB’çi, v.s.”</strong> âfetlerinden münezzeh olduğu içün, sulandırılmış beşerî bir din değil, Akşemseddin, Molla Gürânî (Ebû Hanîfe-i Sânî), Molla Hüsrev (Rahmetullâhi Aleyhim ecmaîn) Hazerâtı gibi zevâtın murâkabesinde <strong>“Dârü’l-İslâm’ın=Hükûmet-i İslâmiyyenin”</strong> dînidir! Yoksa o zamanın İslâmiyyet’i içinde, bunları <strong>“KORUMAK”</strong> diye bir telâkkînin bile, (Küfre müeddî bir keyfiyet olacağı) îzahdan vârestedir!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>36) Deniliyor ki</em><em>:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Esasen farklı inançların mensuplarına hoşgörüyle bakmak, dinimizin özünde varolan bir yaklaşımdır.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu ibâreye de iştirâkimiz imkânsızdır. İslâm dîninin özünde farklı inanç mensublarına <strong>“HOŞGÖRÜ ile bakmak, kat’iyyen bahis mevzuu edilemez.”</strong> Bu hoşgörü, Fettoşizm, Papalık ve Zapetero misillü adamların, <strong>“Dinler arası diyalog, Medeniyetler İttifakı”</strong> gibi meş’ûm faaliyyetleri ile İslâmiyyet’e hâricden şırınga edilmiş bir zehirdir ki, bu, İslâmiyyet’i diğer bâtıl din ve inançlar seviyesine indirmeyi hedeflemekden doğmuşdur… </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ayasofya’ya tatbîk edilen yeni <strong>“statü”,</strong> Fâtih Cennetmekânın vakfiye şartlarına kat’iyyen uymıyacakdır. Ve böyle olunca da, bahis mevzuu (lâ’neti) kaldırması da nasıl düşünülebilir, anlamak mümkin değil…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>37) </em><em>Gûyâ beş vakit namaz kılınıyor diye<strong> “câmi”</strong> denilecek! Ammâ, <strong>“İKONALI CÂMİ”</strong> diye de, ortaya, LGBT trans veya transatlantikleri gibi hılkat garîbesi bir manzara çıkacak! Aklı başında hangi müslüman buraya, içine sinerek <strong>“câmi-İslâm ma’bedi-İbâdethâne”</strong> diyebilecekdir? 15 asırdır bunun bir benzeri cihanda görülmüş müdür??? Aynı zamanda ortaya, <strong>İkonaları</strong> olan, içinde istavroz çıkarılan bir kilise çıkacak; fakat içinde, gûyâ günde beş kere namaz kılınan bir <strong>kilise</strong> peydahlanacak! Hangi ortodoks bundan  memnûn olacak?. </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>ÜÇÜNCÜ OLARAK: İstavroz çıkaran ortodokslar ve gûyâ namaz kılan müselmanlardan artan zamanda, yarı üryan turistleri böyle ucûbe bir manzara, ne kadar<strong> “müze”</strong> olarak tatmîn edecekdir???</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>38) </em><em>Bu hangi aklı evvelin projesi ise, üç tarafı da memnûn edeyim demiş, ammâ üç tafın hiçbirini de memnûn edemiyecek bir halt ediş ortaya çıkacakdır, (halt ediş karıştırmak demekdir) ki, manzara tam komedi mevzuu bile olabilir!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Ancak <strong>“Dinler arası Diyalog ve Medeniyetler ittifakı saltanat-ı Fettôşiyyesinde”</strong> ele alınan <strong>“Dinler Bahçesi”</strong> gibi bir bahçe veya mesîre yeri havası ile bu tahrîf işine soyunanlar, sonunda bu işi <strong>“Biz de beğenmedik”</strong> derlerse şaşırmamak lâzımdır! Tabii temerrüd dereceleri nedir, ne olur bilemeyiz! </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>39) </em><em>İslâm târîhinde böyle (Câmi-kilise-müze) iç içe geçmiş bir mostralık manzaraya, hiçbir zaman rastlanmamışdır. Âyet ve ehâdis-i şerîfelerimiz kat’iyyen delâlet eder ki, <strong>“Mescidler”</strong> mücerred, <strong>“Allâh’a kulluk edilen, Allâh Azze ve Celle’nin zikredildiği, içinde dünyâ kelâmı denilen ıvır zıvırların, mâlâyânî ve boş sözlerin bile edilemiyeceği, abdestsizlerin, hele hayızlı kadınların bile hürmet iktizâsı aslâ giremiyeceği, (nerde kaldı ki bitli-butlu yarı üryân turist kâfireler girsin) mukaddes mi mukaddes ALLÂH EVLERİDİR…”</strong> EVET, ORALAR ALLÂH EVLERİDİR… ALLÂH’IN EVLERİ BÖYLE AŞAĞILIK HÂLE GETİRİLİRSE, BUNUN EBEDÎ MES’ULİYYETİ OLACAĞI ASLÂ UNUTULMAMALIDIR… BUNA, HADÎSE MÂSADAK BİR İSLÂM KAHRAMÂNI FÂTİH’İN CENNETMEKÂN’IN RIZÂSININ OLMASI DA MUHALDİR… VAKIF ŞARTLARI BÖYLESİNE İHLÂL EDİLİR VE ÇİĞNENİRSE, BUNUN VEBÂLİ KİMLERİ YAKAR, BUNU DÜŞÜNMEK BİLE İNSANLARI TİTRETEBİLMELİDİR… İnşaallah bu, bundan sonra, câmileri, câmilikden çıkaran hılkat garîbesi korkunç bir bid’at veya <strong>“câmi güncellemesinin”</strong> ilk tâlihsiz mebdei, başlangıcı veya tohumu olmaz! Mütecâsirleri de, bir de bu noktadan ebediyyen mes’ul olmazlar…</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>40) Güncellenmemiş, deformasyon ve revizyona tâbi’ tutulmamış 15 asırlık İslâmiyet’de, Kıyâmet’e kadar da böyle <strong>“HOŞGÖRÜ”</strong> gibi korkunç bir bid’atdan bahsedilemez, bu muhaldir, Allâh Azze ve Celle’nin Mutlak DÎNİ bundan münezzehdir&#8230; Diğer din ve inançların tamâmen bâtıl, Allâh Azze ve Celle indinde aslâ kabûl edilmiyecekleri, müntesiblerinin <strong>“Âhıretde hâsirûndan olub”</strong> lâ’netlendikleri ve onların muhalled finnâr (ebediyyen cehenemlik) oldukları, binlerce âyet ve hadîs-i şerîf ve müdevvenât-ı dîniyyemiz ile kat’iyyen sâbitdir… Zımmî adını alan gayr-i müslimlerin, hakk ve hukuklarının itaat ve cizye karşılığında te’mînât altına alınması apayrı bir mes’eledir… Bu, müslümanların onlara, Allâh’ın kulları yani (ümmet-i da’vet) olarak bakışının ve zulümden vikâye edilmelerinin bir netîcesidir… Bunun <strong>“hoşgörü”</strong> diye uydurulan mefhumlarla ele alınması, İslâmiyyet’de tekzîbi müstelzim en ağır bir suç sayılır!. Küfrü hoşgörmek küfür, zımmî kâfirlerin hakk ve hukuklarına adâlet çerçevesinde sâhib çıkmak vâcibdir… Bunları biribirine karıştırmak da, herhalde <strong>“güncellemecilerin”</strong> bir ictihâdı olarak, yeni ve beşerî Ankara dîninin bir teşehhîsi olarak literatüre geçecekdir!</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>41) Deniyor ki:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>“Peygamber Efendimiz, tebliğini sürdürürken, Müslümanlara saldırmayan ve bozgunculuk yapmayan diğer dinlerden topluluklara herhangi bir müdahalede bulunmamıştır. Hazreti Ömer de Kudüs&#8217;ü aldığında, şehirdeki Hıristiyanları ve Musevileri, hakları ve ibadethaneleriyle koruması altına almıştır. Ecdadın kurduğu tüm devletler gibi Osmanlı&#8217;nın yöneticileri de aynı yolu izlemiştir. Fatih&#8217;in ve ardından gelenlerin İstanbul&#8217;da yaptıkları da bu kadim geleneği takip etmekten ibarettir.”</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><em>Bu ifâdeler, <strong>“Esasen farklı inançların mensuplarına hoşgörüyle bakmak, dinimizin özünde varolan bir yaklaşımdır.” </strong>İbâresinden sonra, yukarıdaki târîhî bir takım misâller, (hoşgörü) hükmünü doğrulamak ve isbatlamak içün kullanılmışdır. <strong>“Halbuki Efendimiz Aleyhisselâm’ın, Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh’ın, tüm İslâm devletlerinin, Osmanlı Yöneticilerinin, Fâtih’in ve ardından gelenlerin “GELENEĞİ” onlara aslâ “HOŞGÖRÜ” ile bakmak”</strong> olmamışdır. Bunu 40. Maddede kısmen îzâh etdik… Müteâkıb yazımızda biraz daha ele alacağız biavnillâh…</em></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em>(Mâba’di var)</em></strong></span></p>
<p>İlk intişârı: 13.07.2020 / 22:31:23</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&amp;linkname=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html&#038;title=%282%29%20F%C3%A2tih%E2%80%99in%20Vakfiye%20%C5%9Eartlar%C4%B1%20Tam%20Tatb%C3%AEk%20Edilmeden%2C%20Ayasofya%20Gene%20Z%C4%B1ndanda%20Zincirlidir%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html" data-a2a-title="(2) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html">(2) Fâtih’in Vakfiye Şartları Tam Tatbîk Edilmeden, Ayasofya Gene Zındanda Zincirlidir!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/2-fatihin-vakfiye-sartlari-tam-tatbik-edilmeden-ayasofya-gene-zindanda-zincirlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
