<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kader arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.biz/tag/kader/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/kader</link>
	<description>Hakkın ve Sabrın T&#252;rk&#231;esi imani, fikri, edebi, tarihi ve siyasi neşriyatdır...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Dec 2024 23:56:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/06/cropped-osmanli-armasi-site-ikonu-50x50.jpg</url>
	<title>kader arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/kader</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>(6) Ramazan Şeytanlarından Kurtulmak!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Mar 2024 03:25:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[09 - Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan ne sünniyim ne şii]]></category>
		<category><![CDATA[harf devriminin maksadı]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=1902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğer 15 asırlık DÎN kânunları laik dembokratik politikanın menfaatları uğruna keyfe göre istenilen kılık ve kıyâfete sokulacaksa, bizim, bunların mürtekibleri </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html">(6) Ramazan Şeytanlarından Kurtulmak!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">RAMAZAN ŞEYTANLARINDAN KURTULMAK!</span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">(6</span><u>)</u><em> </em></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer 15 asırlık DÎN kânunları laik dembokratik politikanın menfaatları uğruna keyfe göre istenilen kılık ve kıyâfete sokulacaksa, bizim, bunların mürtekibleri babamız olsa yüzüne bakmıyacağımız apaçık ortadadır!. Zaten 1908’den beri tam 106 senedir İslâm topraklarında yapılan, hele hele 1923 Lozan ihânetinden sonra Anadolu’muzda işlenen cinâyetlerin haddi ve hesâbı yokdur!.</p>
<p style="text-align: justify;">1) Twitter denen <strong>“medyaya”</strong> bugünlerde düşen bir haberi kâriinimize de duyuralım; İkinci ve kinci şef-i millî (diktatör) aynen şöyle demiş:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlamak değildir. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslâm dünyâsı ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmakdı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemiyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetliyecekdik. Din eserleri eski yazı ile yazılmış olduğundan okunmıyacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacakdı.”</strong> <em>(İsmet İnönü,Hatıralar C.2, sf.223)</em></p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki hedefleri <strong>“Dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmak ve azaltmak!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İşte 106 senedir bu yapılıyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun adı, <strong>“dinsizleştirme veya İslâm’sızlaştırma veya yahudileştirme operasyonu”</strong>; veya <strong>(ateist terörüdür!)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmak ve azaltmak”,</strong> işte bugünki terörü, ahlâksızlığı ve çukur netîceyi vermiş; Mukaddes Dînimizin nice temel esasları, hocasından locasına, bakanından çakanına; başvekîlinden, başsefîline, sanatçısından sakatçısına, entelinden danteline, Kâinât imamından kanaat hamamına kadar önüne gelen tarafından, nefs emrindeki üç paralık akıllar ile, <strong>MUTLAK HAKÎKAT OLAN</strong> <strong>DÎNE</strong> kılık kıyâfet biçme ve giydirme yarışına gelib dayanmışdır!</p>
<p style="text-align: justify;">2) Her kafadan bir ses de değil, hezeyân üstüne hezeyân!</p>
<p style="text-align: justify;">Cumbaşı olacakların halleri ise, ya sıcakların başlarına vurmasından veya Çankaya hayâllerinin gözlerine bir tür psişik manzaralar çizmesinden, aman ne ecâib lâf ve <strong>“görseller”</strong> ki, <strong>“görüntüleri”</strong> inanın <strong>“öğürtüleri”</strong> aratmıyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf Kaplan gibi bir <strong>“Entel Mübârek”</strong> bile, Ramazan’da tivit aşk ve vecdine gelib, <strong>“Sezâi Karakoç yaşayan sahâbîdir”</strong> gibi bir hezeyannâme vesîkalayabildi!. Bu kadar zavallılığa şifâ niyâz etmekden başka elden ne gelir? Fazla söz zâit, ammâ aklı yerinde bir insan varsa karşınızda, konuşulur! Lâkin bu dereke inişe geçen bir adamın aklını muhâtab alırsanız, bu sefer sizin akıl da irtifâ kaybedecekdir!. Başında Allâh Rasûlünü taşıyan ve O’dan, evet her dakika hakîkat, fazîlet ve en üstün insanlık vasıflarını, evet, <strong>O Sevgililer Sevgilisinden </strong>yani birinci elden alan sahâbîlerle, 2014’de kafası binbir türlü dembokratik cürûf hücûmuna uğrayan bir adamı aynı kefeye koyan bir kafada, terâzinin ibresi zıplayıb fırlamış; ve ortada, müş’ir diye de bir nesne kalmamışdır! Böyle <strong>“tezekden terâzinin”</strong> nesini muhatab alıb, tartdığı nesnenin de olmıyan ağırlığını, hangi kelime ile ifâde edeceksiniz!?</p>
<p style="text-align: justify;">3) Söz Sezâî’den açılınca, bu kervana müstakbel Cumbaşı Topçu Tavil Tayyib (TTT) Paşa da dahil olmaz mı?. Cumseçimi içün yapdıkları reklâm filminde, <strong>“ezân, bayrak ve yaşmaklı teyzenin namazına ve duâsına”,</strong> Piskevitçi Emsâlettin takımı i’tirâz etmiş; ve<strong> “Seçim Kurulu”</strong> denen yer de bunları yasaklamış!</p>
<p style="text-align: justify;">Yahu bu reklâm filminde, BB, (TTT) Topçu Tavil Tayyib Paşa’nın Sezâî’den okuduğu şiirdışı şiir ne öyle?. Asıl bu görülecek ve ayağa kalkılacakken, kimsenin kılı bile kıpırdamadı! Bu şiir denen nesnenin ma’nâsına <strong>Piskevitçi Emsâlettin </strong>takımının zerre kadar aklı ermiyeceği içün, buna, <strong>“bu ne yâhu, bu kader saçmalaması ve zırvalaması ne?”</strong> diyemediler!. Çünki Müteveffâ Türkeş, onlara, <strong>“Bizim Şeriat diye bir problemimiz yok!”</strong> inkârını mirâs bırakdı!. İslâmiyyet’in en ana 6 temelinden <strong>“KADER” </strong>mevzuu, filozofik sarsıntılı bir kafayla hırpalanmış, örselenmiş, incitilmiş, istihzâ edilmiş veya reddedilmişse, bu, bu kafatası kafalıların zerre kadar umûrunda değildir; olmamışdır, bundan sonra da olamıyacakdır! BB da, <strong>“şiir mi şiir!”</strong> diye eline verilen satır yığınlarına, şiir okuma mütehassısı (!) oluşunun havasıyla; ve şiir merakı üzerinden, basdı gevrek sesiyle mûsikîli nâmelendirmeyi!. Hiç kimse de şunu sormadı:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- O satır yığınlarını yazan adam, acaba “KADER” denilen ve Mukaddes DÎNİN en temel 6 esasından birini, nasıl câhil çakması bir darbeyle neye benzetiyor ve nereye çakıyor?”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kimse de çıkıb bunu, zerre kadar kalb ve beynini yorub düşünmedi!. Müslüman bilinen şâirin şiirini<strong> “Müslüman”</strong> TTT okur da, artık bu şiirin dînini îmânını <strong>“tahkîk”</strong> etmek gibi bir edebsizliğe düşülür müydü???  Olacak iş miydi bu?!</p>
<p style="text-align: justify;">4) Bir kere işe, şiir tekniği denilen dış çerçeve nizamlamasından bakılacak olursa, o şiir diye okunan şeye, ne kâfiye ve ne de vezin olmadığı içün, onu, Büyük Mütefekkir Merhûm Üstâd Necib Fâzıl Bey’in terâzisiyle de tartınca, <strong>“şiir denemez”</strong>; alt alta istiflenmiş lâf yığınları denir!. <strong>“Avrupa’dan gelen ne halt olursa başımızda yeri vardır!” </strong>şeklinde formülize edilen şizofreni ve kölelik devrinde içimize sokuşturulan <strong>“serbest vezin”</strong> denen uydurma, <strong>“kurbağaca dilin”</strong>, <strong>“Hristiyanlık modeli bir religionun”</strong>, <strong>“Papaz benzeri imamın” v.s.’nin,</strong> edebiyatdaki mukâbil ve mümâsilidir&#8230; Vezin yok, kâfiye yok, fakat adı <strong>“serbest vezin!</strong>” Olmıyan, nâmevcûd bir varlık tahayyülü ve adı serbest vezîn!!! Akıl ve mantık dışı bir yoklukda varlık telâkkîsi&#8230; Hiçbir nizamlama tanımıyan insan kalabalığına,<strong> “ordu”</strong> deme akıl iflâsı veya rûh marazı ne ise, işte bu da o!</p>
<p style="text-align: justify;">5) Lâkin asıl fâcia, bu satır yığınları arasındaki, şu îmânı târümâr eden el bombası veya ayak sallaması: <strong>“Sakın KADER deme!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ne diyeceğiz yavrum?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Kaderidir”</strong> denemiyecek bir tek zerre, bir tek atom veya tek bir hücre gösterin, tamam diyelim!!!</p>
<p style="text-align: justify;">Oha!</p>
<p style="text-align: justify;">Al bu da şiir!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Sakın KADER deme, kaderin üstünde bir kader vardır!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yahu arkadaş, <strong>“kaderin üstünde kader”</strong> ne demek; <strong>“kaderin üstünde kader” </strong>mi olur? Bu hangi kitabda yazılıdır; veya hangi felsefe (veya religion) böyle bir iddiadadır? Etmeyin eylemeyin, sizin dîninizi bilemem ama, benim 15 asırlık dînimde kader, nâmütenâhî ilim, irâde ve tekvîn sıfatlarının Sâhibi olan HÂLIK’ın, bütün bu sıfatlarının da, kâinâta (mümteniâta değil) her zerreye kadar şümul, ihâta, hâlikıyyet ve hâkimiyyetini bilmemiz ve bunu tasdîk ve tahsîn etmemizdir&#8230; Hâlık Teâlâ’nın ta’yîn etdiği mukadderât ne ise, kader odur&#8230;  Sâhibi olduğunda aslâ şübhemiz olmıyan Vâcibü’l-Vücûd Azze ve Celle Hazretlerinin kaderine (takdîrine) göre meydana gelemiyecek bir hâl, fiil ve keyfiyet tasavvuru muhal&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">6) <strong>“Kaderin üstünde bir kaderi”</strong> var kabul etmek (hâşâ), Allâh Azze’nin <strong>“ilim, irâde ve tekvîn”</strong> sıfatlarının taallûku üzerinde, başka <strong>“ilim, irâde ve tekvîn sıfatı”</strong> olan bir ilâh (Hâlık) kabûl etmekdir!. O zaman bu (2. İlâhın) ilim, irâde ve tekvîn sıfatlarının taallûk etdiği kaderin de üzerinde, (3. bir ilâh farz etmek lâzım gelir) ki, bu sonsuza kadar giden bir <strong>“teselsülü”</strong> ortaya koyar! Bu teselsülün ilm-i kelâmda<strong> “aklen butlânının mutlak olduğu”</strong> îzahdan vârestedir!.</p>
<p style="text-align: justify;">7) Çatı (Ke.estesinin), birkaç mısrâın Marşa mı Maraş’a mı âid olduğunu bilememesi veya Y.Kemal’in şiirinin, <strong>“Süleymâniye’de bir bayram namazı mı bayram sabahı mı”</strong> gibi ıvır zıvırlarda cehâleti, bu beriki <strong>kader</strong> mes’elesindeki cehâlet yanında, iğne ucu kadar bile bir halt sayılamaz!. Nalları dikib imâmın teknesine bindirilen ve tahtalı köye sevki yapılan hiç kimseye, Âkif veya Y.Kemâl denen adamların şiiri veya satırı sorulmaz! Ammâ, Allâh Azze’nin <strong>KADERİ</strong>, takdîri, mukadderâtı; ve ilim, irâde ve tekvîn sıfatlarının taâllûkundan herkese sorulur; ve dünyada bu hususda kalbi ters şeritde gidenin trafik ihlâli, cehennemin dibini bulur ve ebediyyen de orayı boylar!. Namaz kılacak kadar âyet ezberliyemiyen yüzbinlerce tarafdârın bu hâli normal, ama iki şâirin şiiri içün iki gaf yapan (yarım akıllının) gafı dünyanın sonu!!!</p>
<p style="text-align: justify;">Oha!</p>
<p style="text-align: justify;">8) Hakîkatin katline eyvallâh diyemeyiz!. Bizi alâkadâr eden, mutlak <strong>HAKÎKÂT</strong> olan <strong>ALLÂH</strong> Dîninin (Ehl-i Sünnet) hattı üzerindeki bir tek atomuna bile hâlel gelmesi karşısında içimizin yanmasıdır; ve bunun dışında, falanın veya filanın dembokrasi fırıldakları içinde Köşke çıkıb, hizmet perdesi altında dünyâdan kâm alması değildir&#8230; Allâh’ın Dînine (Mutlak Hakîkate) hizmet etmiyenin insanlığa hizmeti muhaldir!. Basit gözler, teknik irtifâyı, bunun getirdiği ve götürdüğünü, adâlet ve zulmünü görmeden onu en büyük <strong>“hizmet hükmüne”</strong> bağlar ki, bu da şirk üzerinden, İblis’in bir ters köşe yapışıdır!</p>
<p style="text-align: justify;"> O Çatı bilmem nesini müdâfaa etdiğim vehmi içinde olan varsa, o da, ondan beter bir gerzekdir o kadar!</p>
<p style="text-align: justify;"> 9) 15 asırdır tevârüs etdiğimiz Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm’a müntehî (Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat) Şerîat, tarîkat, hakîkat ve ma’rifet silsilesi, bir mezheb (secte) değil, <strong>DÎNİN tâ kendisidir</strong>; mezheb, bu <strong>HAKK ve HAKÎKAT</strong> hattı dışında kalan, <strong>“DOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu noktadaki inceliği anlamıyan, ne DÎN’İ ve ne de mezhebi anlar!. İ’tikâdı küfre müeddî olan ve Ehl-i Sünnet’den ayrılan kolların tamamı da (mezhebdir); İslam’dan ayrılış (uzaklaşma, dışında kalma) ma’nasında mezheb&#8230; Onların, kendilerini İslâm’a nisbet iddiası ise, İslâm nazarında, islâmsızlaştırılmış beşerîlikler!</p>
<p style="text-align: justify;"> 10) <strong>Kader</strong>, mâsivânın ana mes’elesidir; bunun yanında 1,2,3 veya 33 şâirin dedikleri üzerinden muhâlif ve muârız gırtlaklamak, çok basit ve ucuz, tam da dembokratik gebertme ve gömme taktikleri ki, müslümana aslâ yakışmaz!. Çatı kerestesini çatıya çiviliyeceksen, <strong>“Osmanlı’nın, Fâtih’in torunuyum” </strong>deyişini nakzetmiyecek bir  <strong>TORUN</strong> olarak, alırsın eline 6 îmân balyozunu, her biriyle indirirsin 6 okun tepesine, (altı .okluların) altını üstüne getirirsin! Ben de anlarım ki, bu adam samîmi, dürüst, cambaz değil; sihirbazlıkdan uzak, mert, dembokrasinin değil İslâm’ın peşinde,<strong> “sünnî değilim”</strong> deyiş dalâletinden tevbe etmiş; İzmir’de ve dün (8.8.14)de de Ankara’da, <strong>“Sen alevîsin, tamam, kim ne der, ben de sünnîyim” </strong>deyişinde samîmîdir; ve doğrudur, helâl olsun!</p>
<p style="text-align: justify;">Yoksa, ben yemem arkadaş!.</p>
<p style="text-align: justify;">106 senedir meşrutiyet, cumhuriyet, şefokrasi, dembokrasi,  darbokrasi, Fettokrasi, bombokrasi dolmalarını yiye yuta, mideler kırkbayıra döndü!</p>
<p style="text-align: justify;">Ben bunların hiçbirini istemiyorum: Alt geçit üst geçit, yol, köprü, viyadük, borazan veya düdük, bunlarda gözüm yok!.<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>11) Ben KULLUK etmek üzere yaratıldım; ben sana oy verince, bunun karşılığında bana sen ne vereceksin?. Bana, en Aziz ve Kıymetli varlığım; ve 106 senedir binbir türlü işkence altındaki DÎNİMİ geri verebilecek misin evlât?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Osmanlının, Fâtih’in torunuyum”</strong> demek çok güzel! Torunu oldukların viyadük ve düdük içün mü yaşadılar; yoksa <strong>“İ’lâ-yı Kelimetullâh”</strong> içün mü?. Seküler ve laik felsefelerin devamı olduğun kadar bana uzaksın; ve torunu olduklarının hayat tarzı ve kızıl elmasına yakın olduğun kadar da yakın!</p>
<p style="text-align: justify;">Ortaya binde kaç çıkıyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudi-haçlı ağzının çürük sakızını gevşiyerek <strong>“Demokrasiyi yaşatmıya var mısınız?”</strong> diye miting meydanlarında garîbân millete <strong>“varııızz!”</strong> bağırtı ve çağırtısını o zavallılara çekdir çekdirebildiğin kadar; ama bir yandan da <strong>“Osmanlı’nın, Fâtih’in torunuyum!”</strong> dedin mi, bu tenâkuz benim boğazımı mısır koçanı gibi tıkar evlât?</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı ağzıyla sorulmaz ama, gene de sorulmasını bile biz, yüzde bir kahramanlık sayarak diyelim: <strong>“Allâh’ın irâde ve hâkimiyyetini yani İslâmiyyet’i yaşatmıya var mısınız?”</strong> de de göreyim seni!. Aynı çene ile <strong>“Osmanlı’nın torunuyum”</strong> derken; gene o aynı çene ile, bir yandan da yahudi-haçlı ağzındaki <strong>“dembokrasi”</strong> zikri!. Bir üçüncü yandan da <strong>“Mevlânâ’nın dediği gibi olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol!”</strong> kumandası!.</p>
<p style="text-align: justify;">Üç yol ağzı, üçü de biribirine ters istikâmet!. İşte bunun adı, Osmanlının değil, ötekilerin siyâseti ve istikâmeti&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">12) Yürek ister bu iş?.<strong> “Milletin başkanı”</strong> yani 106 sene baraj ateşiyle dövülen ve narkozlanan zavallı ve garîbân kalabalıkların başı olabilirsin; ama <strong>“Osmanlı ve Fâtih’in torunu”</strong> olmak, çok daha değişik ve alabildiğine farklı bir keyfiyet!. Bu keyfiyetde veya o istikâmetde değilsen, <strong>“Osmanlı’nın, Fâtih’in torunuyum”</strong> demek gözboyamak olur; ne zaman (torun) oldun, o zaman çık ortaya! Dembokrasiyi yaşatmak içün <strong>“Osmanlı ve Fâtih torunu”</strong> olmayı kullanma!. Osmanlı’nın ve Fâtih’in ağzından, <strong>“dembokrasi”</strong> denen ve ayakların baş, başların ayak oluşunu yani ecdâdın <strong>“idâre-i avâm”</strong> dediği nesneyi hiç duydun mu? Duyan olmuş mu? Al, işte Torunu olduğun Fâtih:<em><strong> </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>İmtisâl-i câhidu fillâh olubdur niyyetüm,</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Dîn-i İslâm’ın mücerred gayretidür gayretüm.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricâlullâh ile,</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Ehl-i küfrü serteser, kahreylemekdür niyyetüm.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Enbiyâ vü evliyâya istinâdım var benüm,</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Lutf-i Hakk’dandır hemân, ümmid-i feth u nusratüm.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Mâl ü cân ile n’ola olsam cihanda ictihâd,</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Hamdenlillâh var gazâya sathezârân rağbetüm.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Ol Mu&#8230;..d mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile,</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Umarım gâlib ola, a’dâ-yı DÎNE DEVLETÜM&#8230;”</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Torunu olunacak ADAMIN kendi kendisini ortaya koyuşu işte bu!. Torun veya torba olacaklara duyurulur!<em><strong> </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">13) Dün Ankara’da, (altı .oklu) üstü bilmem neli takıma, <strong>“Olduğun gibi görün göründüğün gibi ol! Aleviysen Alevisin, ben de Sünnîyim!”</strong> gibilerde gürledin! Şimdi bunu hemen doğru kabul edib nice saflar gibi biz de <strong>“senin fedâin”</strong> olmalı mıyız!?.</p>
<p style="text-align: justify;">14) Bağdad’da: <strong>“BEN NE SÜNNÎ NE ŞİİYİM, BEN MÜSLÜMANIM!”</strong> dediğini nice saflar ve kalabalıklar unutdu diye, biz de unutacak mıyız???</p>
<p style="text-align: justify;">15) Kazlıçeşme’deki Câferî 10 Muharrem mâtemine bizzat iştirâk ederek ve hiçbir mecbûriyetin yokken, <strong>“Câferînin Sünnîye, Sünnînin Caferîye üstünlüğü yokdur”</strong> dediğini nice saflar ve milyonlar yese de, bizim yememize imkân ve ihtimâl var mıdır?. Şiilerden kaç dostun oldu, ne kadar vefâ gördün?. İstanbul’daki Câferîbaşı ahundun kaç dişini gösterişiyle neye benzediğini hâlâ mı göremedin?. Kaç <strong>takiyyeleri</strong> ile tökezleyib yere kapaklanmana ramak kaldı ha???</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Fâtih’in torunu”</strong>, Uzunhasangillerin ihânetlerini böyle ne çabuk unuturmuş; <strong>“Yavuz’un Torunu”</strong>, ŞÂH İsmîl-i Safevî denen <strong>haşhâşîbaşını</strong> böyle ne çabuk dost edinirmiş de, şii ile sünnîyi yan yana eşitler ve beşiklermiş hemen??? Rasulullâh düşmanı Pensilvanya <strong>“haşhâşîlerini”</strong> de böyle çabucak unutmıyacağın ne ma’lûm!??</p>
<p style="text-align: justify;">16) Daha birkaç ay evvel Viyana’da:<strong> “Ne demek SÜNNÎ, ne demek şii, yahu siz müslüman değil misiniz!”</strong> derken, resmî çizgisi bile <strong>SÜNNÎLİK</strong> (Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat) yani İslâmiyyet’in ta kendisi olan <strong>Osmanlı’nın TORUNU</strong> olmak, gâvur memleketinde ve dünyânın gözü önünde, neden çok uzaklara fırlatılıb atılıveriyordu??? <strong>“Ne demek sünnî”</strong> derken, <strong>“ben sünnîlik diye birşeyi VAR kabul etmiyorum” </strong>demeyi kastetmediğini, aklımızı nereye bırakarak kabûl edeceğiz?!?</p>
<p style="text-align: justify;">17)  Sünnîlik, Rasûl-i Rusül Aleyhisselam ile başlar ve O’ndan gelir ve milyarlarca <strong>MEHMED</strong> bu uğurda 15 asır kan döker can verirken, o <strong>SÜNNÎLİĞİ</strong> bir çırpıda <strong>“ADEME MAHKÛM”</strong> etmenin ne kadar büyük bir mes’ûliyyeti tazammun edeceği hiç îmânına çarpmadı ve aklına da gelmedi ise; bu, o kadar parti pırtılı milyonların, hocaların, din görevlisi denen sarıklı politikacıların, müşâvirlerin, dadanışman ve dayışmanların da mı hiçbir yerini sinek ısırığı kadar olsun sızlatmadı?!</p>
<p style="text-align: justify;">18) 106 senedir,<strong> ALLÂH DÎNİ</strong> İslâmiyet, baraj ateşi altında dövüldüğü içün, şimdiki nevzuhurlar ne dîn ne (religion) farkı bilir, ne mezheb? Onlara, sünnet, icmâ’ ve müctehid ictihadlarını sıfırlatmak üzere, <strong>“Kitâb bize yeter”</strong> diyen bir Lüter kafası burguladılar! Abdülhamîd Hân Hazretlerinin <strong>&#8220;maskara&#8221;</strong> dediği Efgânî ve Ezherli Abduh denen masonlar ile Reşid Rızâ ve Haltettin takımları elinde, bir de <strong>“telfik”</strong> fitnesi peydahladılar! Arkasından da, târihselcilik, hoşgörü ve diyalog şeytanlıkları&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Daha neler ve neler! Osmanlı’ya ve oradan da 15 asrın her yerine ne ihânet fırıldakları! Bunların yanına, vaziyet ve manzara neyi nasıl icabetdirdi ise, getirib <strong>“bugünlerde Osmanlı torunluğunu ve sünnîyim deyişi!”</strong> monte etdin mi, &#8220;<strong>bu sun’î manzara, bu hormonlu ve GDO’lu malzemeler beni Çankaya’ya 60 puanla çıkarır”</strong> hesabları!.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar benim cibilliyetime göre değil evlât!.</p>
<p style="text-align: justify;">19) Şimdi sualim biraz daha iyi anlaşılacakdır<strong>: “Ben sana oy versem, sen bana ne vereceksin; DÎNİMİ geri verebilecek misin?”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Buna evet diyebilecek mecâlin var mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Tamam, ister <strong>“kelaynaklardan veya dinazorlardan kalma üçbeş fosil”</strong> de, ne dersen de, ben de buyum işte!. Ama benden korkma; sen, orasını gökyüzüne çevirerek senin önünde eğilenlerden kork! Onlar sıkıyı görünce kaçarlar; adamı bile satarlar; ama ben kaçmam, çünki<strong> BEN, OSMANLI TORUNUYUM; DÜŞENİ KALDIRIRIM!.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">20) 1925’de kendi Zıyâiyye nâm medresesinin câmisinde vaaz veren ve Zonguldak’ı Fransız kâfirinden kurtaran Bartın Müftüsü Muhammed Rif’at Efendi Hazretlerinin önüne, <strong> “medrese, dergâh, zâviye ve tekke ne varsa topunun da lâğvedildiğini”</strong> bildiren telgraf konur! Evet, Lozan mahsûlü devletin en mühim ve en âcil işi, an geciktirmeden vatanı kurtaran sarıklı kahramanların <strong>“inlerini kapatmakdır!&#8221; </strong>Evet, telgraf, o <strong>MÜFTÜNÜN</strong> önüne konur konmaz, sol tarafına o anda yıldırım gibi inme iniyor! Ve 7 sene sonra da bu sebebe bağlı eceliyle HAKK’a kavuşur!. İşte böyle <strong>katledilen</strong> o <strong>OSMANLININ, TORUNU</strong> olan bizde, ONUN genleri, rûh ve beden irsiyet âmilleri var!</p>
<p style="text-align: justify;">Biz, <strong>ihânet orospuluğu</strong> nedir bilmeyiz <strong>BAŞKAN</strong> Bey!</p>
<p style="text-align: justify;">Doğrulukdan başka bize hiçbir miras da değmedi!</p>
<p style="text-align: justify;">Zıyâiyye ve Büyük Doğu mektebinden ne alabildikse, dağarcığımızdaki işte onlardır&#8230; Üstad Merhum&#8217;dan hissemize düşen şu mirâs payımızı, istersen bir de sen oku; hem, Üstad Merhûm’un rûhu da şâdolur:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><u>“-</u></em><strong><em><u>Biz, dâvâmızdan ne döner, ne de kıblemizden milyarda bir derece fedâ ederiz. </u></em><u>Ancak,</u></strong><em><strong><u> şahısların gâyeden inhirâfı nisbetinde onlardan çevriliriz. Bu da, orospu vicdanlar dünyâsında, en keskin fikir nâmûsu îcâbı…”</u></strong><u> (Rapor 4, sh:25, 1978)</u></em></p>
<p style="text-align: justify;">Olduğu gibi görünen ve göründüğü gibi olan müzelik adam ararsanız, belki bir gün lâzım da olabiliriz, buyrun dergâh kapımız açık!</p>
<p style="text-align: justify;">Sana akacak oylar belki 60’ı bulacak; belki bana, bizim gibi fosillere, hiç ihtiyâcın da olmıyacakdır evlât!.</p>
<p style="text-align: justify;">21) Sana o oylar yeter de artar bile!. Dikkatli ol, dünyanın binbir türlü hâli var!. Etrâfına çok dikkat et, sakın uyuklama, her an îmân tâzele!. <strong>Osmanlı ve Fâtih’in torunu çizgisinde DÎN sahibi ol!. </strong>Yeni fışkıran ısırgan ve sarmaşıklara hele <strong>Ebû cehil Karpuzlarına</strong>, sakın yakınlarında su ve gübre verme! Sonra <strong>“ne istediniz de vermedik”</strong> deyib tekrar dizlerini dövebilirsin!!!</p>
<p style="text-align: justify;">22) (Altı .oklu) üstü bilmem neli ve Piskevitçi Emsâlettin takımları da çok iyi biliyorlar ki, babasının çizgisine ihânet eden yarım akıllı o adam kullanılıyor!. Çünki ömrü hep böyle geçmiş!. Kazanamıyacağını adı gibi biliyor, ancak Hoca Merhûm göle yoğurt mayası çalarken, nice akıllılar acımışlar ya Hocaya! Ve Hoca ne demiş bilirsin: <strong>“Ben de biliyorum, çok bilmişler gölün yoğurt tutması mümkin mi? Ama ya tutarsa!!!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hocanınki <strong>HİKMET</strong> dolu; erbâbı anlar! Ammâ yarım akıllılarınki ise <strong>NEFRET</strong> yüklü!. Memleketi bir karıştırabilselerdi&#8230; Ali&#8217;ye mahabbet değil; Ömer&#8217;e buğz ve adâvet takiyyesi ile kancıkca bir çizgi üzerindeler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">23) Bunları görmüyor muyuz, ammâ benim mes’elem, hani şu gerzek formülü var ya; hani o enâyi avlama oltası; ve hani sidik yarıştırma oyunu benzeri lâf öğürtüsü var ya, işte onu,<strong> “buna vermezsen ona vermiş olursun!”</strong> iblisliğini yere geçirebilmek&#8230; <strong>&#8220;Dembokrasiyi yaşat, ondan sonrası kolay!&#8221;</strong> narkozu&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">106 senedir, bu usûlle, milletin mantığına <strong>“sidik yarışı yaptırma!”</strong> şeytanlığı oynanıyor!&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Seyre hasret kalanlar, bu <strong>yarışı</strong> da yesin ve seyretsin!</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu’mu laik, seküler, modern, pozitivist, reformist, revizyonist, materialist, kapitalist ve kamalist felsefelerin araba mezarlığına çeviren 106 senelik çetelerin ve <strong>(Pensilvanya Rasûlullâh Düşmanlığı Merkezinin)</strong> pisliklerini temizliyecek adam lâzım bana arkadaş!. Merhûm Müfessir Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri&#8217;nin ifâdesiyle <strong>&#8220;Hakk&#8217;ı bâtılla telbîs etmiyen (bulamıyan)&#8221;</strong> erkek adam lâzım!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Ne istediniz de vermedik!”</strong> diyerek o RASUL-İ RUSÜL Aleyhisselâm düşmanlarını 12 sene 106 memleketde şımartan; <strong>“Türkçe Olimpiyatları”</strong> denen yozlaştırma ve hayâsızlaştırma çarklarına bizzat veya bakanları ile iştirâk eden devletlû zevât, o sahnelerde göbek-kalça ve göğüsleri çalkalattırılan ma’sum ve zavallı genç kızları yıllardır <strong>alkışlarken</strong>, şimdi sütten çıkmış ak kaşık mı kabul edilecek?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu işler bana göre değil evlât!</p>
<p style="text-align: justify;">24) En azından Cennetmekân Abdülhamîd Hân Hazretleri zamanındaki <strong>DÎNİMİ</strong> bana geri verecek yiğidi görürsem, <strong>“ehl-i hâl ve’l-akd”</strong> olan büyüğümün üzerinden ona bey’at eder; ve rûhumu teslim ederim! Başkasına ne aklım erer, ne de fikrim işler!. Merhûm Üstâd&#8217;ımın ifâdesiyle<strong> &#8220;Abdullah İbn-i Sebe&#8217;den daha alçak adamların&#8221; </strong>senetsiz sepetsiz üfürükleri ile küfrü ve nifâkı sevdirme seansları peşindeki zavallıların kafa konforlarını bozuyorsak, bunun içün Rabbimize HAMD da ederiz!</p>
<p style="text-align: justify;">Ver dînimi al bey’atı!</p>
<p style="text-align: justify;">Benim Dînimde ne papaz ve hahamlarla <strong>“iftâr”</strong> sapıtması; ne de <strong>“sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır”</strong> hezeyanları görülür!</p>
<p style="text-align: justify;">Kader’de îmân edilmesi şart olan esaslar ne ise, onlara imân etmeden <strong>teselsül</strong> butlânına bulaşmanın ebedî cezâ ve hüsrânını düşünemiyerek yazılan şiir nâmındaki hezeyanları ağızlara bulaştırmak da, günümüzün dembokratik seçim fitnesi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bunların, haftalardır, bir devletin en tepesine oturtulacak bir zâtın ağzından millete zerk edilmesine; ve onmilyonlarca ehâlînin i’tikadlarına böylece çelme takılmasına ne denilecek?</p>
<p style="text-align: justify;">Akıl, fikir ve îmân bu dereke iflas çukuruna düşerse, bu milletin encâmı hiç de iyi manzaralar ortaya koymıyacakdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Milletin içinde, kime karşı olursa olsun doğruları yazacak adamlar kalmaz; ve yalakalık, dalkavukluk ve tabasbus-ı kelbiye denilen etek öpmeler ve taraftâr olunanlara hiçbir hata ve kusurlarını tashîh etme cihetine gitmeden mücerred onları <strong>tanrılaştırmak</strong> ve <strong>putlaştırmak</strong> üzere durmadan medhiyeler düzmek, bir nevi <strong>putperestlikdir</strong>; ve diğer yandan da onların ayar ve endâzeyi kaçırıp, kendilerini <strong>Rubûbiyyet</strong> makâmında görmesine ve azmasına yol açan bir çukurlaşmadır!.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kasaba vâizini de toprak seviyesinden alıb <strong>&#8220;Kâinâtın İmamı, Müctehid, Müceddid, Mehdî, yok Îsa Mesih&#8221;</strong> v.s gibi durmadan şişirib işi <strong>putperestliğe</strong> vardıranlar, hem kendilerini ve hem de şişirdiklerini hangi çukurlara düşürdüler, bunları düşmanları bile yapamazdı!. Bunca felâket tablolarını görmiyerek, aynı cehâlet, gabâvet ve dalâlet çukurlarını, beyinsizlikleri ile BB’na kazanlar da, aynı âkıbetleri hazırlamaktadırlar!</p>
<p style="text-align: justify;">25) Cim karnında nokta bile olamıyacak bir takım zavallıları (şâir) ve bilmem ne diye şişirerek, onların yukarıya aldığımız misâlde görüldüğü gibi <strong>“kader”</strong> mes’elesindeki zırva ve hezeyanlarını saltanat sâhiblerinin ellerine verib, onların da bunları,  ma’nayı hiç kaale bile almadan, mücerred bir şiir okuma musikîsinin zevkine kurban ederek okumaları, çok acıdır; ve mes’ullerinin, ind-i ilâhîde hakk ve hakîkatleri katletmekden mahkûmiyetleri kaçınılmazdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Dînin temel ve esaslarını, dembokrasi kumarının kazanma âletleri hâline getirecek kadar sapıtmalar ortalığı kaplarsa, bunun altından hiçbir millet ve beşerî kuvvet kalkıb,  iki çeyrek nefes bile alamaz!</p>
<p style="text-align: justify;">Hakikatlar, bir takım şâir denilen adamların mısraları üzerinden katledilirse, bu kabil oyunlarla çıkılan makamların da kimseye hayır getirmiyeceği aslâ unutulmamalıdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Hakk ve Hakîkatın hatırı, dünya ve içindeki herşeyin hatırından daha aziz ve kıymetli bilinmedikçe, hiç kimse, muvaffak olacağını ümid etmesin!</p>
<p style="text-align: justify;">26) İşte 106 senedir iğrenç şiddet ve baskılara ma’rûz bırakılan millet, bir soykırım ile karşılaşmış ve (altı .oklu) üstü bilmem neli ilkeler, ülküler, tilkiler ve türkülerle kendi içinde gitdikçe dehhâmeleşen bir ur kitlesi, tepesine belâ edilmişdir&#8230; Yani ma’lûm parti etrafında, kaskatı ateist bir iç düşman peydahlamışdır&#8230; 106 senedir bu düşmanın, eblehçe <strong>“halka düşmanlığı”</strong> işlendi; halbuki asıl düşmanlık, mücerred Allâh ve DÎN düşmanlığı idi, bu lâyıkıyla ele,  dile ve kaleme alınamadı!. Ondan sonra da seçim perdesi atında, gûyâ <strong>“millet irâde ve hâkimiyyeti”</strong> diyerek, Allâh irâde ve hâkimiyyetini <strong>“Lozan’da Batılı’lara verilen SÖZ mu’cebince”</strong> tamâmen silme operasyonlarına geçilmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> 27) Bu <strong>“İslâm’sızlaştırma”</strong> operasyonları, dediğimiz gibi 30-40 yıldır da <strong>“hoşgörü ve diyalog”</strong> perdesi altında yapılmaktadır&#8230; Yahudilik ile hıristiyanlığın da <strong>“hakk din kabul edilmesi”</strong> ve bunun millete de çakılması içün, <strong>“paralel ciamaat ve hociası”</strong> tarafından, dünya çapında bir fitne yürütülmektedir&#8230; Bu başlatılan <strong>“İslâm’sızlaştırma terörü”</strong>, ciamaat dostlukları devrinde ne yazık ki AKP ve hükûmetlerine de bulaştırıldığından, görüldüğü gibi <strong>“papaz ve hahamlarla iftâr”</strong> gibi bir İslâm’sızlaştırma operasyonu, Mübârek Ramazan’larda bile sık sık hortlatılmışdır! Buna, <strong>“İslâm’sızlaştırma”</strong> denilebildiği gibi,<strong> “yahudileştirme”</strong> demekde de hiçbir mahzur olamaz!. Hâdise apaçık ortadadır; ve bunun ne gizlenmesi ve ne de te’vili mümkindir! Allâh irâde ve hâkimiyyeti demek olan DÎN, politikanın menfaatları nasıl isterse o kılık ve şekle sokulmak üzere 106 senedir her türlü fırıldak çevrilmektedir&#8230; Bütün bunlar, o DÎNİN esaslarını sanki bozmakdan mutlaka azâde imiş gibi de, bel’amlar vâsıtasıyla halka böyle aksettirilmektedir!</p>
<p style="text-align: justify;">Hahamlara kadar <strong>“iftar perdesi”</strong> adı altındaki yaklaşma ve yakınlaşmaların, yahudileştirme veya İslâm’sızlaştırma politikası menfaatına olsa da, DÎN zararına olan korkunç tarafı, hiçbir şekilde düşünülmemekde; ve işin bu tarafı, perde arkasını görüb bilemiyen halka da tam tersden gösterilmektedir!. Resmî ve husûsî hatta gönüllü bel’amlar, bu tahrîf ve tağyîrleri, halkın câizmiş gibi karşılamalarını teminde çok mâhir olduklarından, oldukça da mesâfe almış bulunuyorlar!</p>
<p style="text-align: justify;">28) <strong>“Osmanlı’nın ve Fâtih’in torunuyum”</strong> demek, (oy) ihtiyâcı şiddetle ortaya çıkınca lâf sıkmalarla olacak bir iş değil; <strong>“torunuyum”</strong> denilenlerin kânun ve hayat tarzlarına yürekden inanarak ve onları hayata geçirerek olur!. Hangi Osmanlı Devlet Reisi, Mübârek Ramazanlar’da <strong>“iftâr sofrasına”</strong> Allâh Rasulü Aleyhisselâm hakkında <strong>“sahte Peygamber”</strong> i’tikadında olan bir papaz ve hahamı da’vet ederek, beraber (hâşâ) <strong>“iftâr açmak”</strong> abes, haram ve zilletine, hatta <strong>&#8220;şer&#8217;an hakîr olana ta&#8217;zîm küfrünü&#8221;</strong> irtikâb derekesine düşmüşdür???</p>
<p style="text-align: justify;">Yahudileşmenin, bu dine verilecek en büyük felâket ve zarar olduğu, Allâh’ın âyetlerine  bakılırsa apaçık görülecekdir. Büyük Müfessirimiz Elmalılı Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin Tefsirinden, nasibse ileride bunları takib edeceğiz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi bu milletin hayat damarlarını kesmek üzere nasıl sûikasdlar tertib edilmiş, zerre kadar îmân, kan ve süt sıhhati kalan bir insan, hiçbir milletin târihinde görülmiyen bu cinâyetler karşısında artık mücrimleri tanımasın ve onlara lâ’netler yağdırmasın, bu düşünülemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">29) 18 sene Ezân-ı Mu&#8230;.dî’nin bu memleketde <strong>YASAKLANIŞINA</strong> kadar milletin DÎNİNE, yani daha ötesi muhâl olan en baş kıymetine yapılan şerefsizce ve alçakça ihânet ve hücumları burada tâdât edecek değiliz!. Yeri geldiği içün söyliyelim ki, 1932’de, ezân, “<strong>türkçeleştirilmemiş</strong>” tamâmen yasaklanmışdır. Çünki ezânın da Türkçesi, Japoncası olamaz; vahyin ta’yîn ve tesbiti ne ise, ezan ancak odur&#8230; İstanbul’u işgâl eden İngiliz gâvurunun bile koyamadığı bu iğrenç yasağı, işte, binbir yalan ve gözboyama ile milleti kendisine gebe bırakan hâinler, içinden çıkdıkları millete bütün bunları revâ görecek kadar bu <strong>DÎNİN</strong> azılı düşmanları olmuşlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">30) Ramazan bitdi; ve bu ekran şeytanlarından bir nebze kurtulduk!. 11 ay bu noktasıyla rahatız!.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra bu şeytan belâlarıyla gene başımız dertde olacak; gene tv ekranlarına üşüşecekler; ve milletin dînini îmânını kubur fâresi gibi kemireceklerdir!</p>
<p style="text-align: justify;">Mücerred oruçdan, estağfirullah, <strong>açlıkdan ve hümanistlikden</strong> ibâret bir religion uydurub, 17 saat aç duran ve perde arkasını da aslâ göremiyen millete, bu belamlar durub dinlenmeden <strong>yedirib</strong> yutduracaklardır!</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh, Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm hürmetine (zâlimlerin) topunu helâk etse de kurtulsak!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 10.08.2014)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&amp;linkname=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2F6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html&#038;title=%286%29%20Ramazan%20%C5%9Eeytanlar%C4%B1ndan%20Kurtulmak%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html" data-a2a-title="(6) Ramazan Şeytanlarından Kurtulmak!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html">(6) Ramazan Şeytanlarından Kurtulmak!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/6-ramazan-seytanlarindan-kurtulmak.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-2- Bm Ve Reisin Muhteşem Nutku Veya Hıtâbesi…</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Sep 2023 20:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=14081</guid>

					<description><![CDATA[<p>BM ve REİSİN &#8220;MUHTEŞEM NUTKU&#8221; VEYA HITÂBESİ MÜNÂSEBETİYLE! (2) Dağıstânî &#8220;KADER MES&#8217;ELESİ ALLÂH AZZE VE CELLENİN İLİM SIFATINA RÂCİDİR&#8221;; VE &#8220;EN MÜHİM MESÂİL-İ KELÂMİYYEMİZDENDİR&#8230;&#8221; BM’de yapdığı<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html">-2- Bm Ve Reisin Muhteşem Nutku Veya Hıtâbesi…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><em><strong><u>BM ve REİSİN &#8220;MUHTEŞEM NUTKU&#8221; VEYA HITÂBESİ MÜNÂSEBETİYLE! </u></strong></em></h1>
<h1 style="text-align: center;"><em><strong><u>(2)</u></strong></em></h1>
<p style="text-align: right;"><em><span style="color: #cc0000;"><strong><u>Dağıstânî</u></strong></span></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="text-decoration: underline; font-size: 14pt;"><strong>&#8220;KADER MES&#8217;ELESİ ALLÂH AZZE VE CELLENİN İLİM SIFATINA RÂCİDİR&#8221;; VE &#8220;EN MÜHİM MESÂİL-İ KELÂMİYYEMİZDENDİR&#8230;&#8221;</strong></span></em></p>
<ol start="19">
<li style="text-align: justify;"><em><em> BM’de yapdığı o pek <strong>“görkemli”</strong> ve (muhteşem) nutuklarında, <strong>“ümmetin lideri”</strong>; ve püsküllü demputrasi müctehidimizin: <strong>“Bir milyar re’yim olsa kendisine veririm; ne kadar din karşıtı varsa Tayyib Beyin KARŞISINDA; ben Tayyibin gençliğini bilirim mü’min ve muvahhid bir adamdır”</strong> dediği Böyyük BAŞKAN TAYYİB Raiz, <strong>KADER</strong> bahsine de 2 yerde <strong>temâs</strong> buyurmuşlardır&#8230; Böylece (sağ iç) ve (muhafâzakâr demokrat) bulunduklarını bir kere daha isbât eylediler&#8230; Ayrıca geçmişde: <strong>&#8220;4&#215;4&#8217;lük laikim ve AKAP olarak laikliğin te&#8217;mînâtıyız&#8221;</strong> diyerek de mâzîde buna <strong>temâs </strong>ve hâlde de <strong>PAS</strong> buyurdular!.<br />
<span style="color: #ffffff;">x</span><br />
</em></em><em>1) <strong>&#8220;Kendi kaderini eline almakdan&#8230;&#8221;</strong> bahsetdiler! Halbuki Kader, ne ele, ne dile kolay alınacak bir mes&#8217;ele değildir, olamaz. Merhûm Ahmed Hamdi Efendi&#8217;nin <strong>&#8220;İSLÂM DÎNİ&#8221;</strong> nâm eserinde de geçdiği üzere <strong>&#8220;Allâh Azze ve Celle&#8217;nin ilm-i ezelîsine RÂCÎDİR.&#8221;</strong> O&#8217;nun ilmi, Lâyezâli (geleceği) de muhîtdır; ve Hakk Sübhânehû ve Teâlâ Hazretleri cevher ve a&#8217;raz olmakdan da münezzehdir. Bu i&#8217;tibarla zâtında, (ilminde) ve sâir sıfatlarında, fi&#8217;linde (tekvîn) sıfatında tegayyür (değişmek) muhâldir&#8230; Ezelî ilmini Levh-i Mahfuzda bizim bilemiyeceğimiz künhü, mahiyyeti ve sırları ile sâbit olarak zaptetmişdir, değişmez&#8230; Püsküllü ve cübbeli sokak müctehidleri (!) <strong>&#8220;değişir&#8221;</strong> dedi diye değişir de olmaz! Onlar bu sakar ve çarpık i&#8217;tikadları ile çukurlarını hazırlarlar; KADER, aslâ  d e ğ i ş m e z&#8230; Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri tefsîrinde bütün ehl-i sünnet ulemâsı ile aynı hakîkatı şöyle paylaşır: <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;HER ŞEY YAZILMIŞ BİTMİŞDİR, KALEM KURUMUŞDUR. YENİDEN YAZILACAK HİÇBİR ŞEY YOKDUR.&#8221;</strong></span>   <span style="font-size: 10pt;">(c.4, s. 3004)</span>  Püsküllü ve târihçi, çakma üstâdın <strong>&#8220;Sihir ve duâ kaderi değiştirir&#8221;</strong> demesi, korkunç bir hezeyândır ki, bu bozuk temel üzerine binâ edilecek her KADER beyânı ve mes&#8217;elesi de zarûreten ve külliyyen BOZUK olacakdır&#8230; Bu KADER i&#8217;tikâdına taallûk eden, hiçbir ciddî âlimin eserine istinâd etmiyen, tamâmen indî ve keyfî bir sallamadır, dolayısıyla da aklî bir ihtilâc ve mutlak bir BUTLÂNDIR ki, ebediyyen ve aslâ bunun altından kalkılamaz&#8230; Olur olmaz yerde Âyet-i Kerîme ve Hadîs-i Şerîf okuyub bunları TEFSÎRE aslâ ehil olunmadığı hâlde, sırf bilgiçlik ve gösteriş pazarlamak üzere ve nefs ü hevâya mütâbeatla sık sık keyfî bir takım uydurmaları âyât ve ehâdîs-i şerîf tefsîri diye ileri sürüb onları nefse göre kullanmak, Şerîatımızın kat&#8217;iyyen YASAK kıldığı temel  bir EMR ü ESASDIR. Ehl-i Sünnet&#8217;in müfessirleri bu ince ve çok mühim mes&#8217;ele içün <strong>&#8220;Men fessera&#8217;l-Kur&#8217;âne bi re&#8217;yihî fekad kefer&#8221;</strong> Hâdîs-i Şerîfini tam bir mi&#8217;yâr ve mi&#8217;zân alarak ŞERİATIMIZIN muhâfazasında en büyük farzlardan biri bilmiş ve bu uğurda her türlü fedâkârlıkdan uzak durmamışlardır. Mes&#8217;ele ile alâkalı olarak Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi Merhûm şöyle buyurur: <strong>&#8220;Garaz, hırs, teşehhî </strong>(iştahlanmak, süflî arzular)<strong>, kalb ü aklı sislendirir, çeşm-i basîreti </strong>(basîretle bakmayı)<strong> şaşı yapar. Ya hiç göstermez veya çatal gösterir. Bunun içün ilm-i Dînde teşehhîden tecerrüd </strong>(keyfî ve indîlikden sıyrılmak)<strong> ŞART-I A&#8217;ZAMDIR </strong>(En büyük şartdır.)<strong> &#8220;Men fessera&#8217;l-Kurâne bi re&#8217;yihî fe kad kefer=Kur&#8217;ân&#8217;ı re&#8217;yi ile tefsîr eden KÂFİR olur.&#8221; Hadîs-i Şerîfi de bunu nâtıkdır.&#8221;</strong> <span style="font-size: 8pt;"><span style="font-size: 8pt;">(c.1, s.88) <span style="font-size: 12pt;"><strong>&#8220;Kitâb, Kitâb&#8217;ı anlıyanların, anlamıyanlara beyân etmesini de VAZÎFE kılmışdır. Bu beyân vazîfesi TEBLÎĞ ve TEFSÎR vazîfesini teşkîl eder. GÜZEL ARABÇA BİLENLER DAHÎ, bu tefsîr ihtiyâcından vâreste kalamazlar. Kalamadıklarındandır ki, ilk evvel tefsîr, ARABÇA BİLENLER İÇÜN ARABÎ OLARAK YAPILMIŞDIR.&#8221;</strong> <span style="font-size: 8pt;">(c.1, mukaddime s. 16)  <span style="font-size: 12pt;"><strong>&#8220;Bu adam bunu-ilmin şerâitinden olan&#8230;&#8230;.-bu babdaki NUKÛL-İ ULEMÂYA kıllet-i ılminden ve SELEFİN söylediği ve ümmetin nakletdiği ma&#8217;lûmât-ı esâsiyyeyi BİLMEKSİZİN hemen RE&#8217;YİNİ isti&#8217;mâl edivermesinden nâşi yapmış ve &#8220;KUR&#8217;AN&#8217;DA SÂDE RE&#8217;YİLE SÖZ SÖYLİYEN İSÂBET DE ETSE HATA&#8217; ETMİŞ OLUR&#8221; hadîs-i Nebevîsinin mazmûnuna </strong>(ma&#8217;nasına)<strong> mâsadak olmuşdur.&#8221;</strong><span style="font-size: 8pt;"> (c.1, s.619)</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #ffffff;">x</span><br />
</em><em><em>2) Ömrü târih dedikoduları ve çöplükleri içinde geçib ciddî ŞERÎAT ilimlerinde ve bilhassa AKÂİD bahsinde durmadan ârıza verenlerin bu mes&#8217;elelerde ulemâya tâbi&#8217; olmayıb <strong>&#8220;Keskin (!) zekâlarıyla&#8221;</strong> kendilerini her fırsatda uçurmaları; ve <strong>&#8220;Mahmud Efendi HAZRETLERİ&#8221;</strong> dediği zâtın yüzüne karşı da, vidyolarında bizzat kendi ifâdeleriyle (Hâşâ min huzûr) <strong>&#8220;Benimkisi kerâmet değil, keskin zekâdır; keskin zekâ KERÂMETE KIÇ ATDIRIR&#8221;</strong> demesi; ve, başka bir vidyosunda ise (Hâşâ min huzûr) <strong>&#8220;Abdülhamîd gece kalkınca teyemmüm almadan KENEFE bile gitmezdi&#8221;</strong> şeklindeki müstekreh ağız ve üslûb-ı beyân kullanıb, târîhi büyük şahsiyetlere ve  hele <strong>kerâmete</strong> hangi îmân noktasından ve hangi edeb ve terbiye penceresinden bakdığını göstermesi, pek hayret  ve dehşet vericidir&#8230; En sıradan ve avamdan bir müslüman bile çok iyi bilir ki, KERÂMET, Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerinde görülen o MÜBÂREK  MU&#8217;CİZELERİN, ALLÂH ve RASÛLÜ DOSTU mübârek <span style="text-decoration: underline;"><strong>evliyâullâhda</strong> </span>in&#8217;ikâsı (aksedişi) ile ortaya çıkan HÂRİKUL&#8217;ÂDE ahvâl-i mukaddesedir. Bu mukaddesâta <strong>&#8220;keskin zekânın bilmem ne attıracağından&#8221;</strong> bahseden heriflerin, ÎMÂN, EDEB ve TERBİYE keyfiyet ve derekeleri ne acı hâllerdedir, düşünülmeye değer&#8230; İlm-i Dînde icâzetli ve tam ehil bir âlim olmadan, hele müfessirlik derecesini ihrâz etdiği ulemâca müsellem bulunmıyan heriflerin akıllarına estikçe âyet-hadîs okuyarak bunları tefsîr ediyormuş gibi rollere soyunmaları Şerîatımıza karşı lâübâlîlik ve hürmetsizlikdir. Hele boynunda, Elmalılı Merhûm&#8217;un Yâsîn 8. Âyet-i Kerîmede geçen (AĞLÂL) kelimesini tefsir ederken <strong>&#8220;küfrü ve fıskı temsildir&#8221;</strong> dediği haçlı-kamalist yularını dâimâ yamuk yumuk ve çapaçulluk püsküren bir manzara ile sırıttırarak ve takılması mutlaka şer&#8217;î bir şartmış gibi fese-sarığa söver gibi taşıyanların, <strong>&#8220;âlim&#8221;</strong> pozları ile nice şer&#8217;î hakîkatları kendi nefsî ve indî hevesâtıyla tersyüz ve tahrîf ve teşvîş ederek âleme neşretmesi, ebedî ve korkunç bir mes&#8217;ûliyyet de ortaya koyar&#8230; Bakara Sûresinin son âyetindeki<strong> &#8220;Lâ yükellifullâhu&#8221;</strong> lâfzında geçen lâfza-yı Celâl <strong>&#8220;madmûm&#8221;</strong> olduğu halde, bunu bile nice vidyosunda <strong>&#8220;MEFTÛH&#8221;</strong> olarak<strong> &#8220;yükellifullâhe&#8221;</strong> okuyan; ve bu kadar cüz&#8217;î bir hıfz ve i&#8217;râb mes&#8217;elesinde bile laçkalık ızhâr edenlerin, <strong>&#8220;Üstâd&#8221;</strong> geçinerek beşik ulemâsı kabilinden mîrasyedi havalarına girib gösteriş budalası olması, cidden dehşetli bir hayret ve istikrâh vesîlesidir&#8230; Üstelik de, sindirilib robotlaşmış sâmiînden de,<strong> &#8220;Lâ yükellifullâhE değil, lâ yükellifullâhU olacak&#8221;</strong> deyib, Allâh&#8217;ın kelâmını HATA&#8217;dan SAVÂBA tashîh ve kalbedecek hakksever ve yiğit bir müslüman da ortaya çıkamıyor!. Kuru gürültüler, mübâlağalar ve palavralarla, masaları yumruklamalarla, göz doldurub adını duyurma peşindekilerin yapdıkları, elbetde, yıkdıklarının yanında bir hiç gibi kalacakdır. Heykel ve putlara vurmak, <strong>i&#8217;tikâdda</strong> çarpıklık ve bozukluk yoksa bir kıymet ifâde eder. Yoksa, zarûrât-ı dîniyyeden bir mes&#8217;elede vartaya düşenin, bütün ömrü nemrutlara küfretmekle de geçse, bunun, ona hiç bir fâide-i uhreviyyesi olamıyacağı bedâhaten ortadadır. Birinci ve ikinci şeflerin, biribirine azılı adâvetlerinin, onlara zerre kadar uhrevî bir menfaatı düşünülemiyeceği gibi!.. Belki, cehennemdeki şiddet ve azâb-ı elîmin derekesi farklı olabilir, o kadar&#8230;<br />
<span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
</em></em><em><em>3)Merhûm Muhammed Hamdi Efendi buyurur: <strong>&#8220;Mü&#8217;min ve muvahhid olmak içün Allah&#8217;a îmândan evvel küfre tevbe şartdır. </strong><strong>Bu tevbenin şartı da tâğûtları aslâ tanımamaya azmeylemekdir.&#8221; </strong><span style="font-size: 8pt;">(c.2, s.87) <span style="font-size: 12pt;">Dolayısıyla TEFSÎR ehli olunmadan kendi (RE&#8217;Yİ ile TEFSÎR) yapma hevâ ve hevesine düşmek, küfrü mestelzim azîm bir felâketdir; ve böyle bir tefsîre kıyâm etmekden de  kat&#8217;iyyen <strong>&#8220;TEVBE şartdır&#8230;&#8221;</strong> Ve bu <strong>&#8220;tevbenin şartı da, tâğutları&#8221;</strong> ya&#8217;ni inkılâbçıları, Nemrut, Fir&#8217;avn ve Ebû Cehil kafa ve felsefesinde olanları, edille-i şer&#8217;iyyeyi saptıran bütün resmî mekteb ve devâiri, reformistleri, sarık-cübbeli kılıklarla tarikat-tasavvuf perdesi altına saklanarak, bunların HAKÎKATINI da menfaat ve falan filânın keyfine göre sipâriş kalıblarına döken bir takım soytarı, pespâye, cibilliyetsiz, ciddiyetsiz, çene ishâline yakalanmış, yalama ve yalaka <strong>&#8220;fikir fâhişelerini&#8221;</strong>, <strong>&#8220;aslâ tanımamaya azmeylemekle&#8221;; </strong>ve onların birliklerini, kemmiyetlerini, hükûmât, Kur&#8217;ân-ı Mecîd&#8217;in buyurduğu gibi cemaat ve cem&#8217;iyyetlerini binnetîce ZULÜMLERİNİ kuvvetlendirmemeye, büyük bir cehd ü gayret göstermekle  mümkindir&#8230; Ayrıca:  &#8220;</span></span><strong>Îmân, bir mu&#8217;cibe-i külliyyedir. Bunun zıddı olan küfür ise, sêlibe-i cüz&#8217;iyye ile meydana gelir.&#8221; </strong><span style="font-size: 8pt;">(Elmalılı, c.1, s.208) <span style="font-size: 12pt;">Muhkem âyetler, mütevâtir hadîsler (bazı ulemâya göre meşhûr hadîsler) ve mütevâtir İCMÂ&#8217; ile sâbit hüküm ve haberlerin, bir tek eksiksiz tamâmına ve hiçbir şekk ve şübheye yer vermeden mutlaka ÎMÂN-I ŞER&#8217;Î ile (îmân) etmek.. işte bu mu&#8217;cibe-i külliyedir&#8230; Bunun kaç bin olduğunu da Allâh Azze ve Celle bilir. Bunlara îmân-ı icmâlîden sonra, îmân-ı tafsîli tahsîli ile vâsıl olub îmân etmek de kat&#8217;iyyen <strong>farzdır</strong>. Bu (Zarûrât-ı Dîniyye) dediğimiz, Şeriatımızdaki olmazsa olmazların, bir eksiksiz <strong>tamâmına</strong> îmân etmiyene sûret-i kat&#8217;iyyede (müslüman) da denilemez; ve bunlardan bir tekini bile inkâr veya onda ŞEKK ve ŞÜBHE eden dahî müslüman kalamaz&#8230; YA&#8217;Nİ: O bir teki inkâr veya onda şübhe, mu&#8217;cibe-i külliyenin zıddı olan SÊLİBE-İ CÜZ&#8217;İYYE olarak îmânı yok eder, irtidâda MÜEDDÎ olur&#8230; Zerre kadar aklı olan da, böyle bir felâkete uğrayınca, <strong>tecdîd-i îmân ve&#8217;n-nikâha</strong> mutlak mecbûriyyet duyar; aksi hâlde ŞER&#8217;Î ma&#8217;nâda bir iç huzûru bulması kat&#8217;iyyen imkânsızdır&#8230;&#8230;</span></span></em></em><em>Bu noktada şunu da ilâve etmek isteriz ki, Püsküllü çakma Üstâd, bir vidyosunda <strong>&#8220;Tayyib Beyi gençliğinden beri tanırım, mü&#8217;min-muvahhid bir adamdır&#8221;</strong> deyib, onu fevkal&#8217;âde senâ ediyor. MUVAHHİD nasıl olur, bâlâda, tefsîrden iktibasla beyân etdik. Adam bir başka vidyosuyla da gene Tayyib Erdoğan içün:<strong> &#8220;Mısır&#8217;da şurda burda laik anayasalar yapın veya o prensipleri hâkim kılın&#8221; dedi, bu ise küfürdür, &#8220;Tecdîd-i îmân ve&#8217;n-nikâh lâzımdır&#8221;</strong> diyerek,<strong> &#8220;mü&#8217;min ve muvahhid&#8221;</strong> adamını ÎMÂN ve İSLÂM&#8217;a da&#8217;vet ediyor!. Kendisine, kendisinin yapacağı da&#8217;vet de (!) tevbesiz ve mağfiret olunmadan gitdi ise boşa gitmiş olacakdır!. Bu kabil adamların dillerinde, tenâkuzlar, abukluklar, atıb tutmalar, savurub sallamalar, gayr-i ilmî mübâlâğa ve abartma-kabartmalar sayılamıyacak kadar çokdur&#8230; Akâid ve TEVHÎD ilminin echelleri ve ömrü tarihçi dedikodu ve yalanları ile geçen çeyrek ve çakma <strong>&#8220;üstâd&#8221;</strong> ve kılavuzlar, îmâna taallûk eden pekçok mes&#8217;elede, ehl-i sünnet kânûn ve kâidelerini göz göre göre tekzîb ve tahrîf etmişler, bunlara hiç kimse de <strong>&#8220;öyle değil böyledir&#8221;</strong> dememiş, diyememiş, şirretlerin enâniyyet ve şirretliklerinden korkmuş ve haltedib kendilerine dilsiz şeytanlık rütbesi (!) biçmişlerdir!.. </em></p>
<p><em>Kürsülerde, tv&#8217;lerde ve vidyolarda zaman zaman şehevî ve nâmahrem harc-ı âlem karıların modaratörlüğünü <strong>(buyurganlığını!)</strong> veya yularlarını, boyunlarına geçirerek gûyâ ŞER&#8217;Î mevzu&#8217;ları pek derin (!) bir vukûfiyyet ve bilgiçlik ve kibr ü ğurûr ile hançerelerine malzeme edenler, cübbeli veya püsküllü gevezeler; veya mâlâyânî tellâlları, o cayırtı ve bağırtı koparan (Kitâb yüklü eşş..ler), Allâh&#8217;ın Dîni ile şeytanî ve  mülevves politikaları harmanlıyarak; ya&#8217;ni mukaddeslerimizi kâzûrâtla <strong>telbîs</strong> ederek yediren o süfehâ, Şerîatımızın en MÜHİM=EHEM noktalarını kendi aşşağılık ve politik hesâbları ve hevâ ve hevesleri istikâmetinde yamuk yumuk ve çarpık çurpuk hâllere sokmakda; ve en büyük <strong>cinâyet</strong> olan ALLÂH irâdesini TAHRÎF, TAĞYÎR ve tahrîb etmektedirler&#8230; Modern câhiliyyenin echel kalabalıkları da, AKÂİD ilmi ile uzakdan yakından alâkaları olmadığından, bu şeytanlıkları görüb ayıramamakda; ve gâyet rahat yiyib-yutarak, imânlarını kaybetmekde, hatta kendilerini en iyi ve ileri müslüman zann ve zu&#8217;mu içinde kabûl edib, yapılacak tashîh ve îkazları (hakâret) telâkkî ederek de, şiddetle reddetmektedirler. Çünki insî ve cinnî şeyâtînin şartlandırmaları, onları bu mefluc ve muannid hâle getirmişdir&#8230;</em></p>
<p><em><span style="color: #ffffff;">x</span><em><span style="font-size: 8pt;"><br />
</span>4)xx Ehl-i Sünnet AKAİD kitablarımızda Kadere ne kadar ve nasıl inanılması îcâberse o kadar ve o keyfiyet ve ma&#8217;nâlarda inanılmaması hâlinde bu, Allâh Azze ve Celle&#8217;ye îmânın butlanına kadar varır ve yapılan bu SAPMALAR, ebedî vebâl ve felâkete müeddî olur&#8230; ÖMER Nasûhî Efendi Merhûm da <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;KADER mes&#8217;elesi EN MÜHİM mesâil-i kelâmiyyedendir&#8230;.. Bu mes&#8217;elenin KÜNH ve MÂHİYYETİNİ BİHAKKIN ANLAMAK BEŞERİYETİN DÂİRE-İ İKTİDÂRINDAN HÂRİCDİR&#8230;.Müslümanlar bu mes&#8217;eleyi uzun uzadıya TA&#8217;MÎK etmekden </strong>(kurcalamakdan)</span> <span style="text-decoration: underline;"><strong>ESRÂR-I KADERİ KEŞFE ÇALIŞMAKDAN MEMNÛ&#8217;DURLAR&#8221; </strong></span>buyurmaktadır. <span style="font-size: 10pt;">(Muvazzah İlm-i Kelâm, 1959, s.224)</span> BİNÂENALEYH HİÇ KİMSE, &#8220;<strong>KADERİNİ ELİNE ALIB&#8221;</strong> onu ta&#8217;yîn edemez; ve LEVH-İ MAHFUZDAKİ YAZISININ DIŞINA ÇIKAMAZ, BU yazının DEĞİŞMESİ MUHÂLDİR&#8230; Çünki lâyezâlde olacakları da Allâh Azze ve Celle, ezelden, zerresine ve ânına kadar mutlak olarak bilmektedir&#8230; Târîhe gömülmekle berâber bugün bazı muhitlarda hortlatılmıya çalışılan cehmiye, cebriye, şîa, KADERİYE ve Mu&#8217;tezile (Rasyonalist kafa dedikleri şey)ler, v.s.nin, bu bir takım ASIL ve ESASLARDAN rûh ve zihinlerinin nasîbleri yoksa, püsküllü gibi fazla zorlanıb kafayı kemirmeden, NAKLE ve hakîkî ulemâya tabî&#8217; olub kurtulmaları tek çaredir!.. Rasûl-i KİBRİYÂ Aleyhisselâm Efendimiz Hazretleri de, -bilâhare hadîs-i şerîfi tam yazacağız- kader husûsunda:<strong> &#8220;SİZDEN EVVELKİLER DE, BU MEVZU&#8217;DA MÜNÂZAA ETDİKLERİ ZAMAN HELÂK OLDULAR, SAKIN SAKIN BU MES&#8217;ELEDE MÜNÂZAA ETMEYİNİZ.&#8221; </strong>buyurmaktadırlar&#8230;<span style="font-size: 10pt;"><span style="font-size: 10pt;">(Aynı eser, aynı sahîfe.)</span></span></em></em><em><em><span style="font-size: 12pt;"><span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
5) Bunca şiddetli  memnû&#8217;âta rağmen <strong>&#8220;Kader mevzuu ile ÇOK UĞRAŞDIM&#8221;</strong> diyen Püsküllü, bu babda öylesine ehl-i sünnet i&#8217;tikâdından ayrılmışdır ki, her konuşmasında kadere, murâd-ı ilâhîye, zâtullâh, sıfâtullah ve esmâ-yı ilâhîye kendi çarpık AKIL haçmi ve keyfiyeti ile temâs ve gevezelik cür&#8217;eti göstermiş, onda bu, bir alışkanlık, bilgiçlik, keskin zekâlılık, eşsizlik, erişilmezlik, allâmelik malzemesi ve derinlik <strong>gösterişi</strong> hâlini almışdır&#8230; KADERİN, (hâşâ ve kellâ ve binlerce estağfirullâh) <span style="text-decoration: underline;"><strong>değişeceğini,</strong></span> üzerine basa basa ve bütün edille-i şer&#8217;iyeye rağmen ve masaları yumruklaya yumruklıya söylemekden de EDEB ve HAYÂ etmemiş, haddini pek ziyâde aşmışdır&#8230; Hatta o kadar ileri gitmişdir ki, Allâh Azze&#8217;den başka <strong>(Peygamberlerin) bile bilmesi muhâl olan KADER</strong> içün, (29.1. 2005-Ders: 1, dakika: 1.03.00 da), aynen şu korkunç hezeyânları savurmuşdur. <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Kendi kaderini tanımıya da, kendi hayâtını TAHLÎL etmek sûretiyle ULAŞABİLİRSİN!&#8221;</strong></span> diyebilmişdir!. Bu kabil zırvalar, <strong>&#8220;Kaderin, kazâ olmadan anlaşılıb bilinmesi veya ona ulaşılması muhâldir&#8221;</strong> müteârifesine ters olduğunu bilmek de, Kadere îmânın ANA esaslarındandır&#8230; Eslâfdan hiç kimsenin eserine dayanmadan, bu kabil temel KADER i&#8217;tikâd esaslarına ters yâveler ihtirâ&#8217; etmek, KADER mevzuunu TAHRÎF, tağyîr, tahrîb ve tebdîl etmekdir; sonra da, bunun taallûkâtı üzerinden, 6 îmân esaslarına kadar sirâyet edecek saptırmalara sebeb olmak tehlikesi melhuzdur ki, bundan âzâde kalmak da düşünülemez&#8230; Usûl-i i&#8217;tikâdiyye, <strong><span style="text-decoration: underline;">TECEZZÎ KABÛL ETMİYEN BİR BÜTÜNDÜR.</span></strong> Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Hazretlerinin KADER mevzuundaki YASAKLARI, bugün, adı geçenlerin üzerinde elîm bir manzara çizen MU&#8217;CİZE olarak tecellî etmiş bulunmaktadır. Mübârek, Mütebahhir ve Müdakkik Ulemâmızın nasslara dayanarak: <strong>&#8220;Kaderin künh ve keyfiyetini anlamak ve onun sırrını keşfe çalışmayı men&#8217;edib YASAKLAMALARINI&#8221;</strong> kâle almamak da, mürtekiblerine, <strong>kerâmet</strong> çapında büyük ve çarpıcı bir ders bilinmelidir. Onlar, Püsküllü gibi: <strong>&#8220;Keskin zekâ kerâmete k.ç atdırır&#8221;</strong> gibi Topane ağzıyla mukaddesâtı tezyîf ve tahkîr etseler de, bu, onların sâdece dereke-i sukûtlarını gösterir. KADER&#8217;e ÎMÂN, nasslarla ortaya konulan ilmî ve îmânî hakîkatının dışına çekilerek, beşerî üç paralık AKLIN eline verilirse, işte misâllerimizde görüldüğü gibi iki cihân perîşâniyyeti ve rüsvaylığından başka hiçbir netîce de ortaya koyamıyacakdır&#8230;<br />
<span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
</span></em></em><em><em>6) Bay Başkan BM&#8217;de ikinci olarak: <strong>&#8220;Kendi kaderine bırakmamak&#8230;.&#8221;</strong> dediler&#8230; Bir şey kendi KADERİNE bırakılmayınca, bay Başkana göre acebâ o şey, kendi nesine veya bir başka şeyin nesine bırakılmaktadır??? Cidden pek merakâver bir suâl&#8230; Tabiî buna, ihtisâsı olmadığı içün bay Başkanın veya KADER üzerinden ileri geri konuşanların hiçbirinin cevab vermesi beklenilemez, bu muhâldir. Allâh Azze ve Celle&#8217;nin ilmine, irâde, kudret ve tekvîn sıfâtına taâllûk eden ve değişmesi muhâl olan kazâ ve KADER&#8217;i, kim, nasıl eline veya kucağına alacak veya oturtacaksa.. ve bir şeyi<strong> kendi kaderine nasıl bırakmıyacak,</strong> levh-i mahfûzdan yürütüb, kenar-köşede onu nasıl Cenâb-ı Hakk&#8217;ın ilim, kudret, irâde ve TEKVÎN sıfâtından çekib, çaktırmadan benzetecekse (!) pek acîb ve garib!. <strong>&#8220;G</strong><strong>üncellemeci&#8221;</strong> bir i&#8217;tikâd mezhebi muktezâsı gibi bir manzara!.. Cumhûriyet ataizma ve ateizması elindeki rasyonel kafanın, (mu&#8217;tezile) denen mezhebi, ehl-i sünnete (karşı-çıkış istikâmetinde) kullandığı bir İDLÂL usûlü; veya, onların gâvur seviciliğini de aksetdiren lâfızlarıyla dersek <strong>&#8220;Metodolojisi!.&#8221; </strong>Kaderi doğrudan redd ve inkâr değil de, (mu&#8217;tezile kafasının anbalajı içinde), ona islâmî bir hava vererek, akıllarınca, gene onu, <strong>&#8220;İslâm&#8217;a reddetdirme&#8221;</strong> sihirbazlığı!. Bütün güncellemeci, reformcu, tecdidci, yenilemeci ve yamamacı kalabalıkların yapdığı, İslâm dışı bir kâideyi, islâmî bir müteârife (aksiyom) gibi kabûl edib, sâir hükümleri bunun üzerine binâ etmek, sonra da bu binâyı İslâm&#8217;ın binâsı gibi göstermek&#8230; 200 yıldır İslâm&#8217;ı bu katakülli ile sulandırıb buharlaştırmanın peşindeler&#8230;<br />
<span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
</em></em><em>7) Bay Başkan bir şeyi<strong> &#8220;Kendi KADERİNE bırakmamak&#8230;.&#8221;</strong> derken, kader&#8217;i hangi beşerî dîne veya felsefî bâtıla göre diline almaktadır?. Çünki İSLÂM&#8217;da: <strong>&#8220;HER ŞEY BİR KADER İLE HALKEDİLMİŞDİR.&#8221;</strong> Allâh Azze ve Celle Kamer Sûresinin 49. âyetinde böyle buyururken, buna kim karşı çıkarak, <strong>&#8220;Biz, şu şeyi kendi KADERİNE bırakmıyacağız&#8221;</strong> diyebilir?. Cumhûriyetin rasyonalizma- pozitivizma-mu&#8217;tezilizma (!) v.s. gibi felsefî halîtalarının pençesindeki (imam lisesi) çarklarından geçer olmak, bu babda nazarî veya amelî bir hüküm sâhibi olmak içün kâfî müktesebâtı ne zaman ve nasıl elde etmiş olabilir; ve bunu da nasıl ortaya koyma cür&#8217;etinde bulunabilir?. Bu babda edeb ve terbiye iktizâsı SÖZÜ dinlenecek olanlar, bu mes&#8217;elelerin mütehassısı bulunan ULEMÂ-YI ŞERÎATDIR. Yoksa gülünç olmakla kalınmaz, şeytana maskara olmak da ruznâmeye gelebilir!. Büyük Müfessir Muhammed Hamdi Efendi Merhûmun Tefsîrinden mes&#8217;eleyi öğrenmek ve cehilden kurtulmak istiyen olursa, onların  îmânlarını da kurtaracak şu satırlar, eşsiz bir tiryâk (zehirden kurtaran ilâç) yerine geçecekdir: <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;İnnâ külli şey&#8217;in halâqnâhu bi-KADERİN.&#8221; </strong><span style="font-size: 10pt;">(Kamer-49)</span></span><strong><span style="text-decoration: underline;"> &#8220;Çünki biz, her şeyi bir kader ile halketmişizdir.-</span> Her şeyin vukû&#8217;undan evvel, ezelde, ilm-i ilâhîde mukadder olan bir kaderi, ya&#8217;ni haysiyyet-i ılmiyyesi vardır ki, kazâsının cereyânı, fi&#8217;len yaratılışı o KADERE göre vâkı&#8217; olur. Onu başkası, istediği gibi îcâd ve ta&#8217;yîn (determine) edemez. Onun içün mücrim, kendi keyf ve irâdesine göre cür&#8217;mün mâhiyyet ve mukadderâtını değiştiremez. Kaderde, âkıbeti bedbahtlık, mes&#8217;ûliyyet, mahkûmiyyet ile Cehenneme götürmek olan cürm ü meâsî, sevâb ve seâdet vesîlesi yapılamaz. Onun içün mücrimler, mücrim oldukları haysiyyetden dalâl ve nîrân </strong>(ateşler)<strong> içindedirler. KADER, abdin irâde-i cüz&#8217;iyyesine münâfî </strong>(zıd)<strong> da değildir. Çünki ihtiyârî fiillerin vuku&#8217;u içün irâde-i cüz&#8217;iyye dahî KADER cümlesindendir&#8230;&#8230;..illet vâkı&#8217; olunca, ma&#8217;lûl de hemen olur. Onun içün o cem&#8217;iyyetler nasıl bozulacak, o saat nasıl olacak, müc&#8217;rimler o mukadderâta nasıl sürüklenecek diye tereddüde mahâl de yokdur. &#8220;OL!&#8221; deyince hepsi olur.&#8221;</strong><span style="font-size: 10pt;"> (c.7, s.4654-55)</span></em></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Görüldüğü gibi,  Bay Başkanın dediği şekilde <strong>&#8220;Bir şeyi kendi kaderine bırakmamak&#8221;</strong> diye bir şey kullar içün muhâldir, böyle bir şey düşünülemez&#8230; Bütün medyâ, pek çok ilâhiyatçı, nice ham softa kaba yobaz, DİB&#8217;çi ve hele  POLİTİKACI, kader mevzû&#8217;unda o kadar abuk ve çarpık lâflar etmektedirler ki, 6 ana îmân şartlarından biri ve <strong>&#8220;Mes&#8217;ele-i kelâmiyyenin en MÜHİMİ olan&#8221;</strong> KADER&#8217;e îmân, son derece bâtıl ve çarpık i&#8217;tikâdlarla ortaya konulmaktadır!. Üstelik de bu, diğer 5 ana îmân esasına da sirâyet ederek, onları da bozmakda ve netîcesi korkunç olmaktadır&#8230; Modern câhiliyye ve onun İSLÂM adıyla ihtirâ&#8217; etdiği (uydurduğu) RESMÎ, CUMHÛRÎ, İLKESEL ve DEVRİMSEL DÎN, layık, seküler, ateist-ataist karması rasyonalizma istikâmetini, bir ma&#8217;rifet ve müteârife (aksiyom) gibi kabûl etdiği içün, vahy esaslarını temel alıb buna göre bir  hayat ve dünyâ kurmakdan bütünüyle fırlamış; ve 15 asırlık MUTLAK HAKK&#8217;I yaşatmamayı kendisine ilelebed <strong>&#8220;ilke ve devrim ve bunları muhâfaza ve müdâfaa&#8221;</strong> bilmişdir. Cumhuriyet kazanımları diye 100 yıldır en büyük hedef, bir şeyi yaşatmak değil de, o şeyin zıddını YAŞATMAMAK esâsı, varlık sebebi olarak yepyeni bir <strong>&#8220;ulus ÎCÂDININ&#8221;,</strong> Haçlı Avrupa tasdikli ana prensibi olarak çakılmışdır&#8230;</span></p>
<p><em><span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
8) Ümmetin Lideri ismiyle de ma&#8217;rûf Zât-ı Devletleri (7.mart.2001) târihinde de şöyle buyurmuşlar:<br />
</em><em><em>-Ülkenin iktisâdî vaz&#8217;iyyetine temasla- <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;YOKSULLUK TÜRKİYA&#8217;NIN KADERİ DEĞİLDİR.&#8221;</strong></span>   İyi de, yoksulluk neyin nesiymiş o zaman aceb? Kâinâtda, KADERE taallûku olmıyan, kaderin dışında kalmış herhangi bir hücrenin nukleusundaki kromozomun üzerindeki bir GEN&#8217;den bahsedilebilir mi?. Veya, bütün atomların bir tek elektronu, protonu veya nötronu var olsun ki, onun varlığının, değişmiyen KADERİNE taâllûku bulunmasın?&#8230; Zerre kadar hayır ve şerri zapta geçiren meleklerin RABBİ, acebâ hangi ZERRENİN mâzî, hâl ve istikbâlini bilmekden UZAK kabûl edilebilecekdir?. Bunda sağlam bir îmân, akıl ve kalbin nasıl şübhesi olabilir?.  Türkiya&#8217;nın başına gelen tepeden tırnağa ne varsa, en küçük cüz&#8217;üne, hücre ve atomuna, hâl ve keyiyetine kadar o, TÜRKİYA&#8217;NIN MUTLAK KADERİDİR&#8230; İlm-i ezelîsiyle, o şey, o mahlâk, <strong>esmâ-yı hüsnâsından biri de Allâmü&#8217;l-ğuyûb olan Azze ve Celle&#8217;nin</strong> MUTLAK ma&#8217;lûmudur. En mükemmelinden en berbâdına kadar her hâl ü keyfiyet, Türkiya&#8217;nın kaderidir&#8230; Yoksulluk varsa, bu, kulların <strong>(Frenk cumhûriyet felsefesine göre, onların vatandaşlarına âid)</strong> bir kusûr yani tembellik, tedbirsizlik, küfür, şirk, nifâk, putçuluk, heykelcilik v.s. gibi sayısız haramların bir netîcesi olarak meydana gelmiş, <strong>&#8220;Hallâk-ı Âlem de, bu sebeblere binâen onu öyle yaratmışdır&#8221;</strong> denir&#8230; Neyi nasıl yaratacağında da O, muhtardır; O&#8217;nun irâdesine tahdîd getirib, O&#8217;na te&#8217;sîr edecek bir varlık düşünmek muhaldir. Kayyûmiyyet (Ezelî ve Ebedî oluş) O&#8217;na âiddir, her an istediğini istediği gibi yapar=<strong>&#8220;Fa&#8217;alün limâ yürîd&#8221;</strong> ancak O&#8217;dur ve âyet bunun delîlidir&#8230; Türkiya&#8217;daki kullarının irâdelerini Hakk&#8217;ın rızâsına ne zaman, nerede ve nasıl uygun kullanmıyacaklarını veya aksini, Allâh Azze ve Celle, tâ ezelden bilmektedir&#8230; Bu kul irâdeleri netîcesi olarak ortaya <strong>yoksulluk</strong> çıkacağı mukadderse, bu dahî vukû&#8217;undan evvel tâ ezelde Rahmân&#8217;ın ilmi dâhilindedir, hâricinde olması muhâldir&#8230; İşte KADER, MÂLÎK&#8217;in bu ilmidir; ve O, bunu LEVH-İ MAHFUZ&#8217;da yazmış, tesbît ve takdîr eylemiş, sâbitlemişdir; ve o, o yazı istikâmetinde aynen ve mutlaka olacakdır&#8230; Onun ne zaman olacağı, yaratılacağı da, Rabb Teâlâ Hazretlerine mutlak ma&#8217;lûmdur&#8230; Değişmesi düşünülemez, bu muhâldir. Püsküllü gibilerin <strong>&#8220;sihir ve dua kaderi değiştirir&#8221;</strong> demesi, iğrenç bir bâtıl ve mutlak bir hakîkâtdışılık olub, mürtekîbi kim olursa olsun (tecdîd-i îmân) iktizâ eder&#8230; Bâlâda me&#8217;hazıyla geçdi, tekrarında pek fâide vardır ki: <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;HER ŞEY YAZILMIŞ BİTMİŞDİR, KALEM KURUMUŞDUR. YENİDEN YAZILACAK HİÇBİR ŞEY YOKDUR.&#8221;</strong></span> Kader, Cenâb-ı Vâcibü&#8217;l-Vücûd Azze ve Celle Hazretlerinin ILİM sıfâtına RÂCÎ olub, zâtında, sıfâtında ve esmâsında teğayyür (değişme) muhâldir. Mahlûkâta âid olan cevher ve a&#8217;raz olma hâli değişikliğe ma&#8217;rûz olub, Hâlık Teâlâ bunlardan münezzehdir. 15 asırlık ehl-i SÜNNET ve&#8217;l-CEMAAT i&#8217;tikâdı budur, ulemâmızın tamâmı da bunda icmâ&#8217; etmişdir. Kaderin değişmesi demek, yeniden yazılması demekdir. Yeniden yazılması ise, NEÛZÜBİLLÂH onu, Hakk Teâlâ&#8217;nın beğenmediği veya bilemediği içün yeniden yazması ve yenilemesi gibi ma&#8217;nâlara gelir ki, bu iki şık da, SÜBHÂN olan ve noksanlıkdan 24 saatde 540 kere tenzîh etdiğimiz ALLÂHU ZÜLCELÂL Hazretleri içün muhâldir, mümteni&#8217;dir, müstahildir. Tâbiînin Güneşi ve en Büyük İMÂMI Ebû Hanîfe Rahmetullâhi Aleyh Efendimiz Hazretlerinin sabah akşam okunması hâlinde Kıyâmet Günü Azabdan kurtulma duâsı olan <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Sübhâne&#8217;l-ebediyyi&#8217;l-ebed, Sübhâne&#8217;l-Vâhidi&#8217;l-Ehâd&#8230;..&#8221;</strong></span> tertîbi, bu hususda pek büyük bir İ&#8217;TİKÂDÎ TENZÎH şâheseridir&#8230; Anınçün: <strong>&#8220;Kader değişir, HAKK içün muallakdır, mechuldür, mübhemdir&#8221;</strong> gibi, beyân, iddia ve i&#8217;tikadlar,  mutlak sûretde merdûd ve bâtıldır&#8230; Bu i&#8217;tikadlarda olanlar, ya echel, ya tam sapık, ya muharrif veya serseri ve muvâzenesiz takımlarıdır&#8230; Bunları dinliyenlerin de sapıtacakları, îzâhdan vârestedir&#8230; Bir müslüman içün her şeyden EVVEL en mühim=EHEM husûs, doğru, sahih ve makbûl bir ÎMÂN=AKÂİD&#8217;dir. Püsküllü gibi her dakika KAMALİZMAYA vurub sallansa da, şer&#8217;an i&#8217;tikâdî bir RÜKÜN, bir kânûn=ZARÛRÂT-I DÎNİYYEDEN bir ESAS bozuk olsa, her amel habt olmuş, her hasene zâyi&#8217;, her (ahlâk sevâbı) hebâ olmuş bulunacakdır&#8230; KADER noktasındaki küfr ü dâlâl ve SAPITMALAR, mutlaka TECDÎD-İ ÎMÂN VENNİKÂHI ŞART kılar&#8230; Kader&#8217;i, çocuk oyuncağı gibi ağzının, mugâlâta, mubâlâğa ve palavralarının malzemesi gibi olur olmaz yerde ve kendi NEFSÂNÎ akıl ve mantığı çerçevesinde kullanan ve işletenler, hem dall ve hem mudill kesân-ı süfehâdır. Sûret-i kat&#8217;iyyede GAFLET olunmayıb, netîcesi ebedî hüsrân olan böyle bir vartaya düşmekden Hakk AZZE ve CELLE&#8217;ye sığınılmalıdır&#8230;</em></em></p>
<p><em><span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
9) Zât-ı DEVLETLERİ imam lisesi ma&#8217;lûmât-ı şer&#8217;iyyesi (!) ile,  (1.mart. 2018) tarihinde ise, dünyâ çapında ve pek orijinal bir KADER nazariyesiyle de, cihânın karşısına ş&#8217;ol vechile büyük bir <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;şecaatla&#8221;</strong></span> çıkmaktadırlar:</em><br />
<em><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;196 dünyâ ülkesinin KADERİNİ 5 tane ülke belirleyemez; ve 5 ülkenin her birinin dudakları arasında sıkışmış böyle bir KADERİ artık dünyâ taşıyamaz.&#8221;</strong></span>  Fe sübhânallâh.. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.. Ve min&#8217;el garâib.. KADER, Allâmü&#8217;l-Guyûb olan Allâh  Azze ve Celle&#8217;nin  her şeyi kuşatan ezelî ve ebedî ilmi muktezâsı, mahlûkâtının her hâlini gene ezelden bilib, ebede kadar bunu aslâ değişmiyecek şekilde LEVH-İ MAHFUZDA tesbîtidir. BM&#8217;deki o adı geçen 5 gâvur devletin de, Allâh Azze gibi, böyle <strong>&#8220;KADER belirleme&#8221;</strong> ilâhlığı nereden çıkıyor?!. Kaderin, Allâh Celle tarafından bilinmesi dışında, başka bir kul veya mahlûk tarafından tesbîti veya bilinmesi muhâldir, mümteni&#8217;dir, müstahildir&#8230; Sonra, <strong>&#8220;5 ülkenin dudakları arasında sıkışmış KADER&#8221;</strong> nasıl oluyor?. Allâh Azze ve Celle&#8217;nin İLM-İ EZELÎSİNE RÂCÎ olan KADER, 5 gâvur devletin DUDAKLARI ARASINA nasıl SIKIŞMIŞ; ve kim, 2. bir tanrı olarak kaderi oraya sıkıştırabilmişdir!?.  Tam 196 ülke, Kader eğer dudaklar arasına sıkışan bir nesne ise,  o 5 ülke NEDEN: <strong> &#8220;Bizim KADERİMİZİ dudaklarınızın arasına sıkıştırıyorsunuz?&#8221;</strong> dememiş de, dilsiz şeytan olub susmuş?..  Ve Mine&#8217;l-GARÂİB ü ECÂİB..  ve KADER, İSLÂMİYET&#8217;deki mutlak ve fevkal&#8217;âde kıymetine ve mukaddesliğine rağmen, O, onun bunun dudakları, kulakları, parmakları v.s.&#8217;si arasına (SIKIŞAN) bir söz, ses veya oyuncak gibi ucuz-basit bir şey mi zannedilmektedir?.  Ve bunu, <strong>&#8220;Dünyâ, artık bu kaderi taşıyamaz hâle geliyor?&#8221; </strong>ise, KADER, belli bir zamandan sonra gayr-i menkûller gibi (TAŞINAMAZLAR) listesine de girebilen bir şey midir?. Pek akıl almaz, islâmî îmânın aslâ kabûl edemiyeceği <strong>güncelleme</strong> felsefesi&#8230; Püsküllü Müftünün ba&#8217;zı vidyolarında pek  medh ü senâ  etdiği (İmam Liselerinden) mezûn olanların, Haltettin Karamanlis mezheb-i ılmâniyyesi îcâbı olarak (KADERE ÎMÂNLARI) böyle İslâm dışı  birşeyler ise; ve 5 gavur ülkesinin <strong>&#8220;belirlediği&#8221;</strong>, onların dudakları arasına sıkışabilen ve îcâbında TAŞINAMAZ hâle bile gelebilen, yani değişebilen&#8230; bir nesne ise, böyle bir şeye, <strong>&#8220;Cenâb-ı Hakk&#8217;ın ılmine RÂCÎ&#8217;dir; O&#8217;nun Kudret, İrâdet ve Tekvîn sıfatlarına da taallûk eder&#8221;</strong> demek mümkin midir?.  <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Kader, kazâ olmadan bilinemez&#8221;</strong></span> müteârifesine îmân etmeden, KADER&#8217;e îmân edilmiş olamıyacağı îzahdan vârestedir&#8230; Aklı başında kim olursa olsun, Şerîatın KADER ÎMÂNINI hiç bir politikacı ve püsküllü, mevcûd politikaların malzemesi yapmak üzere ağzına almamalı, ona, onun dışında keyfiyet ve ma&#8217;nâ yüklememeli, onu diline dolamamak ve onunla gevezelik etmemek üzere onun SIRRINA a&#8217;zâmî hürmet ve hassâsiyet göstermelidir. Aksi halde büyük vartaya düşmek kaçınılmaz oluyor&#8230;</em></em></p>
<p><em><span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
10) Târihler (24 Ekim 2020) olunca, kader anlayışı 196 ülkeden sâdece iki ittifâka inerek küçülmüş ve şöylece beyân buyurulmuşdur:</em><br />
<em><span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Türkiya&#8217;nın KADERİ ile AK partinin ve Cumhûr ittifâkının KADERİ âdetâ bütünleşmişdir.&#8221;</strong></span>  Hangi politik sivri, (KADER) mevzuunda ağzını açsa, mutlaka hem sapıtıyor ve hem de saptırıyor&#8230; Şerîat, bütün edillesi ile, <strong>&#8220;kazâ olmadan Kader&#8217;i bilmek muhaldir&#8221;</strong> derken, cübbelâsından püsküllüsüne <strong>&#8220;bilinir&#8221;</strong> noktasındaki çukura dalıb, kimisi küfür, kimisi dalâlet, kimisi kehânet, kimisi cehâlet püskürtmektedir. Bir mahlûk, TÜRKİYA&#8217;nın, AKAP&#8217;ın ve cum ittifâkının kaderlerini bilmeli ki (!) bu üçünün kaderleri <strong>bütünleşiyor</strong> mu, yoksa içden içe tepişiyor ve ilk fırsatda biribirini YOK ETMEK içün fırsat mı kolluyor, yoksa başka neler var, bunları bilebilsin!. Ö. Nasûhî Merhûm gibi nice ulemâ-yı İslâm: <strong>&#8220;KADER, en mühim mesâil-i kelâmiyyemizdendir.&#8221;</strong> buyururlarken, politikacı esnâfının bu 6 İMÂN esâsından ve Allâh Azze&#8217;nin İLMİNE RÂCÎ olan bu pek mühim MUKADDESİ, böyle zırt pırt  süflî politikanın âlet, edevât ve malzemesi yapması, cidden ürkütücü, lâübâliyâne, egnostik (ulûhiyyet ve rubûbiyyeti umursamaz) bir keyfiyetdir. Kaderi karıştırmadan, <strong>&#8220;Üç tarafın da hedef ve gâyesi aynıdır&#8221;</strong> dense, bu neden kâfî görülmüyor da; &#8220;<strong>Allâh Azzenin EZELÎ İLMİNDE DE BU ÜÇ MAHLÛKUN BÜTÜNLEŞMESİ VARDIR&#8221;</strong> gibi şeyler fırlatılarak, o ilme <strong>ORTAKLIK</strong> gibi bir zıvanadan çıkış peşine düşülüyor; ve dîn-i CELÎL-İ İSLÂM&#8217;ın temellerine tecâvüze kalkışılıyor?.<strong> &#8220;Üçünün de kaderi bütünleşmişdir&#8221; </strong>denilince, hükme mutlaklık mı kazandırılmış olacakdır?. Bu aynı zamanda mukaddesleri istismâr ve onları süflî politikalar içün kullanmak basitliği olmıyacak mıdır?.<strong> Bu noktada en TEMEL ÎMAN ŞARTI: KADER KAZÂ olmadan bilinemez müteârifesidir.</strong> Bu, bütün politikacı esnâfında görülen korkunç bir alışkanlık ve <strong>&#8220;politik literatürün&#8221;</strong> de sanki olmazsa olmazı, ne acı ki, onun, lâzımeden bir oyuncağı hâline getirildi&#8230; HOCA kılıklılar da hiçbir şey yokmuş, olmamış gibi ve şeytân-ı AHRAS olarak susuyor, dînimizin böyle tahrîflere uğramasından hiç rahatsız  bile olmuyorlar! Buradaki ana sebeb, cehâlet mi, gaflet mi, ihânet mi, mefsedet mi, tahrîfât mı, tahrîkât mı, tezyîfât mı, ne ise, HAKK&#8217;ın ve HALKIN HAKKLARI bâbında HESÂB GÜNÜ elbetde apaçık ortaya çıkacakdır. Zerre kadar hayır ve şerrin ortaya çıkacağı o GÜN!.</em></p>
<p><em>11) xx (26.ocak. 2022) târihine gelince ise, bir başka <strong>kader</strong> rengi ve anlayışı veya keyfîliği ortaya konuldu!</em><br />
<em><span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Biz, İstanbul&#8217;umuzu KADERİNE terk edemeyiz.&#8221;</strong></span> diyerek pek büyük bir ıstırâb ızhâr buyuruldu; ve elemnâk olduklarını, pek sevgili vatandaşları (!) ile bu hissiyât-ı ulviyyelerini (!) pek kardeşçe paylaşmış oldular!&#8230; TEDBÎR TAM alındıkdan sonra KADERE RIZA İBÂDETDİR. <strong>&#8220;Kadere terkedemeyiz&#8221;</strong> demenin içinde, kader, o kadar kötü bir şeydir ki, <strong>&#8220;falan ve filan ne olursa o şeyi ona, aslâ terk edemeyiz&#8221;</strong> ma&#8217;nâsı yatmaktadır. Halbuki ve üstelik, iki cihân bir araya gelse, KADER ne ise, ONA, ONDAKİNİ TERKETMEMEK MUHÂLDİR&#8230; KADER ne ise, o, MUTLAKA  O LA CAK DIR&#8230; Hani <strong>&#8220;Fosfor bombalarıyla&#8221;</strong> Gazzelileri imhâ ve itlâf eden, hastane bombalayıb yüzlerce ma&#8217;sumu katleden <strong>&#8220;İsrail cânîlerinin eline Filistini TERK EDEMEYİZ&#8221;</strong> dense, bu, anlaşılır; ve buna kim eyvallah demez?.. Fakat, Cenâb-ı Hakk AZZE ve CELLE&#8217;nin İLİM, İRÂDE, KUDRET VE TEKVÎN SIFATLARINA TAÂLLÛK EDEN KADER VE KAZÂYI KİM TASARRUFUNA ALACAK DA, ONA: <strong>&#8220;EY, KADER! SANA İSTANBUL&#8217;UMUZU TERK ETMEYİZ!&#8221;</strong> diyebilecekdir?. Kaderi ve sıfâtullâhı inkâr eden Kaderiye, şîa ve bilhassa Mu&#8217;tezile (rasyonelizma aşısı yemiş) mezâhibin te&#8217;sîrinde kalarak sapacak Ankara <strong>&#8220;din uydurma mekteblerinin&#8221;</strong> ürünleri  böyle olacakdı ise, o mektebleri açanların ervâh-ı cümhûriyye ve berzâhiyyeleri de nasıl azab çekiyordur, îmânı olanlar tasavvur ede&#8230; EMR-İ Nebevî&#8217;yi dinlemeyib kaderi olur olmaz yer ve mevkii ve mevzii dışında kullanmak, bunu da kendi fikirlerinin mutlak doğru imiş gibi gösterilmesinde vesîka diye sallamak, çok çirkin bir mukaddeslere hakâret cürmüdür&#8230; Ulemânın <strong>&#8220;Kaderi ta&#8217;mîk etmek memnû&#8217;dur&#8221;</strong> hükmünü tanımıyanlar bile, bu ısyânlarının elbetde bedelini bir gün ödeyeceklerse, kaderi çığırından çıkararak istismâr edenlerin hâli nasıl olur, kıyâs edile&#8230;</em></p>
<p><em>12) Daha bitmedi ve ba&#8217;dehû 2023 târîh-i efrencîsinde Malazgirt Cihâd-ı Şer&#8217;îsinin sene-i devriyesinde de böyyük bir cûş u hurûş içre i&#8217;lânâtda bulunarak:</em><br />
<em><span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Aziz milletimizin KADERİNİ DEĞİŞTİREN, târîhin akışına yeni bir yön veren&#8230;..vatandaşlarımızı Malazgirt&#8217;e bekliyoruz.&#8221;</strong></span>  beyânâtı verildi&#8230; Bunu dahî ins ü cin bütün cihân duydu, arz u semâ da hayret ve dehşetden ihtizâza gelib tiril tiril titredi ve YARADAN&#8217;a sığındılar&#8230; ÇÜNKİ KADERİN DEĞİŞMESİ MUHÂL İDİ&#8230; Hulâsa-yı KELÂM: KADER, levh-i mahfuzda yazılıdır ve aslâ değişmez; ve Allâh AZZE ve CELLE&#8217;nin EZELÎ ilim, irâde, kudret ve tekvîn sıfalarına MÜTEALLIK bir keyfiyet ve mâhiyet olmakdan BÖYLECE çıkarılmış, insanların beşerî İRÂDESİNA (cüz&#8217;î irâdeye) tâbi&#8217; ve onun vücûd verdiği bir keyfiyete sokulmuşdur&#8230; Böyle bir i&#8217;tikâda İslâmiyyet&#8217;de aslâ yer olamaz&#8230;</em></p>
<p><em><span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
13) Cumhûr ittifâkının ikinci büyük şerîki ya&#8217;ni ortağı olan <strong>MEHEPE</strong> fırkasının reis-i umûmîsi ve internetlerde <strong>&#8220;ermeni&#8221;</strong> soyu meşhurlarından olduğu kayıtlı bulunan, fakat nice parti başı madamlar ve Türk olmanın mutluluğunu vecizeleyenler gibi TÜRK ve TÜRKÇÜ bilinen  Bay Bağçeli dahî, (10.10.2023) günü yapdığı grup toplantısında, ÜMMETİN LİDERİ Bay Başkan&#8217;ın yukarıda (5.) maddede naklatdiğimiz KADER sözünün çok yakın bir kopyasını, askerî bir disiplin ve ülkücü ciddiyyetiyle ve tam da bozkurtça tekrarlıyarak aynen şöyle demişdir: <strong>&#8220;Türk milletinin KADERİ cumhûr ittifâkıyla aynıdır.&#8221;<br />
</strong></em><span style="color: #ffffff;">xx</span><br />
<em>14) Aynı Bay Bağçeli (23.10.2023) târihli gup konuşmasında da KADER bâbında gene kendisini SONSUZ derecede aşan şu ecâib cümleyi cihâna patlatmışdır: <strong>&#8220;</strong></em></p>
<p><em><strong><u>Cumhuriyet demek, cumhurun bizatihi kaderine ve gelece</u></strong><strong><u>ğ</u></strong><strong><u>ine egemen vasf</u></strong><strong><u>ı</u></strong><strong><u>yla sahip </u></strong><strong><u>çı</u></strong><strong><u>kmas</u></strong><strong><u>ı</u></strong><strong><u> demektir.&#8221;</u></strong> Demek ki, <strong>&#8220;piskevit&#8221;</strong> deyişiyle de çok sevimli hâtıralara imzâ ve mühr-i TÛRÂNÎ atmış olan 2. BAŞBUĞ BAĞÇELİ HÂN, LEVH-İ MAHFUZA ÇIKARAK (!) veya oralara erişib vâsıl olarak; veya, bir takım rûhânî istihbârât gücü ve eşsizliğiyle <strong>&#8220;Türk milletinin kaderini&#8221;</strong> okumuş ve cihâna i&#8217;lân etmiş bulunuyor!. Cumhûr, doğrudan doğruya LEVH-İ MAHFUZDAKİ o değişmesi MUHÂL olan yazıya, <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;HÂKİMİYYET BENDEDİR&#8221;</strong></span> diyerek SÂHİB olacak, yani o yazıyı kendisi yazacak ve bunun adı da <strong>&#8220;CUMHÛRİYET DEMEK&#8221;</strong> olacakmış!!!. Ah, cumhuriyetin (rasyonalist ve ateist) maarif ve felsefesi ah!. KADERİ ne hâle sokdu ki, Allâh Azze ve Celle&#8217;nin ILM sıfatına RÂCİ olan kader üzerinden HÂLIK TEÂLÂ&#8217;ya ÎMANI da ne karanlık inkâr dehlizlerine savurdu!!!&#8230; Zaten kim <strong>kaderi</strong> ağzına alsa, münkirliğiyle ins ü cinnin AĞZINI bir karış açık bırakmadan rahat edemiyor!..</em><br />
<em>CÜBBELÂ denen sakallılığı ve cübbeliliğiyle  KAMALİSTLEŞTİRİLEREK müctehidleştirilen (!) İsmailağa matrûdu adamın dediği ise, çok daha (modern ve internet çağı normlarına ve uzaylı (!) efsânelerine) çok daha uygun!. Pek <strong>geveze</strong> de olsa, <strong>PREVEZE</strong> zaferi kazanmış gibi<strong> TÂZE-HERZE</strong> ne varsa mitralyöz gibi döktürüyor: <strong>&#8220;Kader, kazâ olmadan, onu, F-16 gibi bir şey daha havadayken kapıb, aşağı inmeden iptâl ediyormuş&#8221;</strong> ve yerine, gıcır gıcır, yepyeni, sıfır kilometre yeni bir <strong>kader</strong> îmâl ediliyormuş!&#8230; TEVBE YÂ RABBİM, Estağfirullâhe&#8217;l-Azîm&#8230; Püsküllü ve <strong>&#8220;Osmanlı Münevveriyim&#8221;</strong> diye yumrukladığı masalarda mecâl bırakmıyan (fes-cıgara-gravato) teslisli ve târih dedikodularıyla meşhûr müteveffâ Müftü Efendiye göre de: <strong>&#8220;Sihir ve duâ, KADERİ DEĞİŞTİRİYORMUŞ!&#8221;</strong>  (Hâşâ)&#8230; Bunu daha evvel de yazmışdık&#8230; KADER&#8217;e îmândaki SAPITMALAR, îmânın diğer 5 şartını da çıkmaza sokuyor&#8230; Anınçün Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm Efendimiz (bervechi âtî) 27. maddede zikredilecek Hadîs-i Şerîf ile, bu mevzu&#8217;da <strong>&#8220;münâzaa eden kavimlerin HELÂK olduğunu&#8221;</strong> beyân buyurmuşlardır. Püsküllü gibi <strong>&#8220;Bu kader mevzuunda ben çok uğraşdım&#8221;</strong> diyenler, emre muhâlefetle hem (helâke gidiş) kapısını açmışlar; hem de,  Muvazzah İlm-i Kelâm&#8217;da sarâhaten beyân buyurulduğu gibi bu mes&#8217;elenin künh ve hakîkatına aslâ erilemiyeceği ve müslümanlara bu YASAK olduğu içün ona varamamışlardır&#8230; Püsküllünün, her vidyo veya konuşmasında sık sık: <strong>&#8220;Kader Perspektifinden bakmak, Murâd-ı ilâhî şudur, zat ve sıfat tecellîleri, 3000 esmâ vardır, kader bilinmez ammâ işâretler, emâreler, gidişat-gelişat ile SEZİLİR, v.s.&#8221;</strong> demek gibi  indî, i&#8217;tibârî, gayr-i ilmî ve pek mütenâkız ve yanlış, söz ve hezeyânları, mevcûd ruh ve akıl  muvâzenesinin raydan çıkışının da bir isbât ve tezâhürüdür&#8230; KADER hakkında ne kadar bilib, ne kadar îmân edileceği, <strong>eslâfımızın</strong> akâid, tefsîr, hadis, hatta fıkıh müdevvenâtı  ile de, bilmünâsebe pek hassâs ve müstakîm olarak ortaya konulmuşdur. Bunu, her <strong>müslümanım</strong> diyenin, Mu&#8217;tezile (kaderiye), cebriye, şia ve sâir mezâhib küfür ve bid&#8217;atlarından; felsefî, politik ve keyfî bataklıklardan kurtulmuş şekli ile kabûllenmesi şartdır.  Bu mîzân ve miktâr içinde ele alınmaması ve işin çığırından çıkarılması hâlinde, adı geçen heriflerin düşdüğü varta ve helâke yuvarlanacakları îzahdan vârestedir&#8230;</em><br />
<em>Ulemâ-yı Osmâniyye ÂLEM-İ BERZÂHA GÖÇÜNCE, meydân-ı İFTÂ ve ulûm-ı şer&#8217;iyyemiz, bu kabil kerâmeti kendinden menkûl nevzuhurlara kaldı. Püsküllü, <strong>&#8220;Tahrîf Hareketleri&#8221;</strong> diye kütük gibi kitablar yazsa da, kendisi her vidyosunda birkaç îmân eriten çukura düşüb, saf ve gârîbân gençleri,  <span style="text-decoration: underline;"><strong>(TAHRÎF)</strong></span> içine çekerek, uyuşturmuş ve saptırmışdır&#8230; Bu tahriflerin neler olduğuna nasîb ise ve yeri geldikçe temâs edeceğiz&#8230;</em><br />
<em> KADER meczuunda daha nice sapıtmalar vardır ki, bu noktadaki misâl ve beyanlar daha da çoğaltılabilir&#8230; Bizim vazifemiz, ESLÂFIMIZ ehl-i sünnet Osmanlı ULEMÂSININ, muhalled eserleriyle ortaya koyduğu Hanefî-Mâtürîdi hattını kat&#8217;iyyen muhâfaza etmekdir. Aksi hâlde, her geçen gün sulandırılan aziz dînimize en büyük HIZMETDEN mahrûm kalmış oluruz; bu da, pek büyük bir mes&#8217;ûliyyeti mu&#8217;cib bulunacakdır&#8230; </em></li>
<li style="text-align: justify;"><em>xxHer konuşmasında <strong>&#8220;Murâd-ı ilâhî ve kader perspektifinden bakmayı&#8221;</strong> diline pelesenk eden ve <strong>&#8220;Osmanlı münevveri oduğunu&#8221;</strong> gerine gerine atıb tutan, savurub sallayan, çok nezîh ve müeddeb (!) olduğu içün de <strong>&#8220;Abdülhamîd gece kalksa teyyemmüm eder KENEFE öyle giderdi.. ulan hayvanoğlu hayvan&#8230;&#8221;</strong> v.s. gibi lâflarıyla bunu pek güzel (!) isbatlıyan, târihçi ve müteveffâ o müctehidimiz (!), KADER mevzuunda <strong>&#8220;Ben Kader mevzuunda çok UĞRAŞDIM&#8221;</strong> diyerek, en uğraşılmaması Peygamber ALEYHİSSELÂM EFENDİMİZ HAZRETLERİNİN EMRİ OLAN bir mes&#8217;elede (emre muhâlefetle çok UĞRAŞAN); ve binnetîce, kafasını pek kurcalamış hatta muvâzene hatlarında bir hayli kısa devrelere, sigorta atdırmalara bile sebeb olmuşdu!.. Hatta Ruh ve Sinir Hastalıkları Profesörü müteveffâ Ayhan Songar&#8217;ın hastası olarak, yaşadığı hâtıralarını anlatırken, bunları bizzat kendisi de apaçık i&#8217;tirâf etmektedir!&#8230; Üstelik Elmalılı Müfessir Muhammed Hamdi Efendi Merhûm&#8217;un tefsirini daha lise talebesi iken TENKÎD etdiğini korkunç bir cür&#8217;etle söylemiş; ve Mehmed Vehbi Efendi Merhûmun Tefsirini de aynı şekilde tenkîd edib, vidyolarıyla dünyâya neşretmekden sıkılmamışdır&#8230; Bütün bunların,  câhil cesur olur noktasından hareketle ve  ŞECAAT  da arzederek (!)  ulemâ ile boy ölçüşmek hadsizliğinde bulunarak savrulduğu îzâhdan vârestedir!. </em></li>
<li style="text-align: justify;"><em>En son sıra, Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi&#8217;ye gelmişdir&#8230; O ki, İslâm muârızı küffâra karşı KADER mevzuunda nice kitab ve makâleler yazmış; ve Mısır-ŞAM ehl-i SÜNNET ulemâsı nezdinde (Akâidde İMAM kabûl edilmiş) bir allâmedir&#8230; 45-50 yıl evvel Şam ve Haleb havâlîsine yapdığımız seyyahatlerde, tanışdığımız nice âlimden, bunları bizzat duyarak müşâhede etmişizdir. Adı geçen târihçinin, Şeyhülislâm Merhûm&#8217;un <strong>&#8220;Dîni Müceddidler&#8221;</strong> nâmındaki pek kıymetli kitâbını, pek çok hata ve hatta tahrîfât ile ve i&#8217;tinâ edilmeden başdan savarcasına kısmen sâdeleştirdiği ve cümle düşüklüklerine bulayarak basdığı da bir vâkıadır. Bu kitabın 1969 lâtinize tab&#8217;ının 101 ve 163. sahifeleri arasında Merhûm Şeyhülislâm Hazretleri,  62 sahîfe yazarak <strong>&#8220;Kazâ-KADER ve tevekkül&#8221;</strong> i&#8217;tikâdına saldıran Haşim Nahid gibi adamlara cevâb vermekde; ve onların, İslâmiyyet&#8217;in bu îmân esaslarını yanlış anlayıb, yanlış aktararak veya iftirâ atarak DÎNE hücumlarını akıl ve nakil üzerinden ustaca püskürtmektedir. Kader, kazâ ve tevekkül mes&#8217;eleleri, Avrupalılaşma irtidâd ve sapıtmasının ileri dozda başladığı Tanzîmât mürtedleşmesinden i&#8217;tibâren redd ve inkâra, esasları dışında ele alınarak bunların üzerinden İslâmiyyet&#8217;e hücûma başlanılmışdır. Bilhassa 100 yıllık cumhûriyet devrinde,  iş, iyice çığırından çıkarılmışdır. Şeyhülislâm Merhûm zamanında yaşamış İslâm muârızı Haşim Nahîd&#8217;in şu satırlarını,  Merhûm&#8217;un, Sebil neşriyâtın lâtin hurûfâtıyla tab&#8217; etdirdiği kitâbının 101&#8217;nci, Osmanlıcasının 95&#8217;inci sahîfesinden okuyalım: <strong>&#8220;Kazâ ve kadere karşı boynu bükük ve kendinin mutlak bir acz içinde olduğuna inanan halk, fazilet kadar, en müessir his olan bir korku altında asırlarca yaşadıklarındandır ki, orta çağda kırbaç altında titreyen esirler gibi itaatli, alçak, riyâkar ve yalancı oldular.&#8221; </strong>   Haçlı Avrupa adına İslâmiyyet&#8217;i aşağılamalar, daha ittihadçı hâinler zamanında bile bu kadar korkunçmuş!&#8230; Cumhuriyet devrimleri ile bu, evc-i bâlâsına fırlamışdır. ..</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em>xMerhûm Şeyhülislâm bu ibâreyi yazanların şunu demek istediklerini şöyle ifâde buyuruyor: <strong>&#8220;Kazâ, kader ve tevekkül mes&#8217;eleleri, Müslamanların azîm ve irâdelerini mahvederek, kendi çalışmalarına ve varlıklarına ehemmiyet vermemek âdetiyle, istibdatlara ve her türlü MESKENET ve ALÇAKLIĞA KATLANMAK HİSSİNİ meydâna getirmişdir&#8230;.. İslâm&#8217;ın esâslarında, medenî ve ahlâkî meziyet ve kıymetlerden hiçbirinin mevcûd olmadığı ve onun, her türlü kötülüklerle birleşebileceği, bu sebeble de o, hem tembelliğe ve hem de ahlâksızlığa sebeb olmuşdur.&#8221; </strong>Merhûm, Avrupa&#8217;nın içdeki kafa ve kuyruklarının İslâm&#8217;a ve onun kazâ, kader ve tevekkül esaslarına  bu kadar düşman gözüyle bakdığını ifâde buyurmuşdur. Bizim de asıl yapmak istediğimiz, TÜRKİYA maarifine işte bu ucûbe görüşlerin hâkim olarak, mekteb denen tezgâhlardan çıkan politikacıların, matbuat ve medya işçilerinin, tarihçi, ilâhiyatçı, DİB&#8217;çi, aydın, bilmem ne geçinenlerin de, bu korkunç cereyanlardan paylarına düşenleri alarak, KADER mes&#8217;elesinde abuk sabuk konuşduklarını ruznâmeye taşımak ve müslümanları uyarmakdır&#8230; Kafaları, kader mevzuunda, selefe i&#8217;timadla onların yolunda olmak yerine, reformcu İslâm muârızlarının halt ve halitalarına ve felsefî bulantılarına inananların tanınması fevkal&#8217;âde mühimdir. Ne kadar dikkat edilse azdır ki, son asırdaki ulemâmızın eserleri dışına çıkarak, selef i&#8217;tikâd ve anlayışından sapan ve  esrârını aslâ anlıyamıyacakları kaderi, bilinmesi lâzım olan miktâr ve hakîkatının dışına taşıyarak, onu tanınmaz hâllere sokanlar, ebedî VEBÂL altındadır. <strong>Muvazzah İlm-i Kelâm</strong>&#8216;ın yazdığı gibi, <strong>&#8220;KAZÂ VE KADER MES&#8217;ELESİ, EN MÜHİM MESÂİL-İ KELÂMİYYEDENDİR&#8221;</strong>  noktasında ortaya çıkan bu fitne, fesâd ve tahrîfât aslâ küçümsenemez&#8230; Zîrâ bunun ALLÂH AZZE ve CELLE&#8217;ye îmâna TAALLÛKU bedâhaten ortadadır&#8230;</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em>    xKADER hakkında  bu kitabında  karşı <strong>&#8220;Olmaz böyle şey, bu da Şeyhülislâm mı&#8221;</strong> gibi elfâz-ı kabîha irtikâb ederek, MERHÛM&#8217;u techîl ve tahkîr etmişdir&#8230; Böylece Merhûmun rûhunu da inciterek, GIYBET suçu işlemiş ve bütün bunları Hesâb gününe bırakmışdı. Müteâkıb satırlarımızla bunlara, NASİBSE daha vazıh ve kendi ifâdeleri üzerinden tahlîl ve tavzîh arzedeceğiz.. Maal&#8217;esef, cumhûrî kamalist ideoloji, haçlı kıymet hükümleri ile 100 senedir memleket maarifini esîr almışdır. Bunun cümleden olarak da Müfessir Merhûm Muhammed Vehbî Efendi <strong>&#8220;Akâid-i Hayriye Tercemesi&#8221;</strong> nâmındaki eserinde şöyle buyurmuşdur. <strong>&#8220;AVRUPALILARIN ZANNETDİKLERİ GİBİ KADERE ÎMÂN MÜSLÜMANLARI ATÂLETE </strong>(tembellik ve boş durmaya, çalışmamaya)<strong> SEVK ETMEZ. Bil&#8217;akis KADERİNE karşı sa&#8217;y ve gayrete sevk eder.&#8221;</strong> ( 1340-1343, s.138) Haçlı Avrupa İslâm düşmanlığını bu kabil iftirâlarla 15 asırdır devâm etdirmektedir. Kamalist ideoloji de Batıya tapdığı içün, 100 senedir bu iftirâları maarifinin temeli yapmış ve gençleri bu İslâm aleyhdarlığı istikâmetinde yetiştirmeyi, ateizmasının TEMELİ yapmışdır&#8230; AKÂİD ilminden nasîbini almıyan cumhuriyet nesilleri, binlerce esef ki, KADER mes&#8217;elesinde determinist, pozitivist, rasyonalist ve doğuda da MU&#8217;TEZİLE kafasıyla kadere bakarak, bunların halitası karmakarışık bir anlayış ve i&#8217;tikâda sapmış, Allâh Azze ve Celleye îmâna taallûk eden KADER mes&#8217;elesinde raydan çıkmışlardır. Bu tehlikeyi fark edib ilk karşı çıkan Merhûm Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi olmuş ve KADERİ saptırmak istiyenlere karşı kitab ve makâleler yazarak mücâhede etmişdir. Geçmiş asırda yaşamış SELEFİMİZ (Gümüşhânevî Ahmed Zıyâüddîn, Mustafa Sabri, Muhammed Hamdi, Muhammed Vehbi, Muhammed Âtıf, Ali Haydar, Ahmed Hamdi ve Ömer Nasûhî) ve benzeri zevât-ı Kirâm&#8217;ın cümlesi de, bervechi âtî temâs edeceğimiz KADER mevzu&#8217;larında EHL-İ SÜNNET istikâmetinden ayrılmayıb, ne kadar lâzımsa o kadarını eserlerine dercetmiş ve emr-i PEYGAMBERÎ (Aleyhisselam)a inkıyadla, mes&#8217;eleyi ayağa düşürmeden, cıvıtmadan, indî atıb savurmalara aslâ müsâade etmeden ve  CİDDİYYETİNİ muhâfaza ederek bizlere NAKLETMİŞLERDİR&#8230;</em></li>
<li>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu kabil kader ile alâkalı mezâhib çoksa da, Türk resmî ideolojisi <strong>&#8220;İslâm&#8217;da Rasyonel Mezheb&#8221;</strong> dedikleri (akliyyûn-entel-dantel-Kur&#8217;âniyyûn-ilâhiyatçı-diplomacı-politikacı-külâhlı-püsküllü- cübbeli-kaftanlı ve kamaliyyûn) v.s. gürûhunun havalı zihniyetini yani  Mu&#8217;tezile fırka-yı dâllesini kullanmalılardı! İslâm&#8217;dan (ehl-i Sünnet İslâm&#8217;ından) kurtulub, laikliğe sıçramak içün,  <span style="text-decoration: underline;"><strong>aklı, vahyin önüne ve üstüne çıkaran mu&#8217;tezile çizgisi,</strong></span> en elverişli atlama taşı olabilirdi&#8230; Üstelik bu mezheb, ehl-i sünnetin çok tehlikeli bulduğu ve ürkdüğü bir tarikdi!. <strong>&#8220;Gökden indiği sanılan Kitabların dogmaları&#8221;</strong> artık geçmezdi; ve <strong>&#8220;İlhamlar da gökden ve GÂİBDEN alınmamalıydı!&#8221;</strong> Devrimlerin ilâhları bu çizgidelerdi, bu çizgi (nass hükmünde bir başka dogma idi&#8230;) Halbuki KUR&#8217;AN-I KADÎM, GAYBA ÎMÂNI en başa oturtmuşdu. <strong>&#8220;Gökden indiği sanılan Kitâb&#8221;</strong> dedikleri Kur&#8217;ân-ı Kerîm, ateistlerin sandığı gibi gökden inen metaor taşı benzeri bir şey değil, VAHY yolu ile Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm&#8217;a nâzil olmuşdu&#8230;</em></p>
</li>
<li>
<p style="text-align: justify;"><em>xTürk kamalizması, (19. asır Haçlı Avrupa) pozitivizmine, materyalizm, sosyalizm ve determinizmine yanaşmayı, ateizma devrimlerine daha uygun bulmuşdur&#8230; İslâm&#8217;dan tamâmen çıkılamıyacağını görünce, Ankara oligarşisi, asrın pozitivizma- ateizma modasına (mu&#8217;tezile) ile ayak uydurmayı, dinden kurtuluşda ehven-i şerreyn gördüler! DİB&#8217;i de 1924&#8217;de bu iş içün kurdular. Kader ve GAYBA îmân, ateizmada olmadığı ve bu i&#8217;tikâd onların kalb ritmuslarını bozduğu içün, bunların zaman içinde îmân ve zihinlerden atılması lâzımdı&#8230; İnsanların nefes alışına kadar her anlarının KADER adı altında Allâh Azze ve Celle&#8217;nin İLMİ, İRÂDESİ ve KUDRETİ ile kuşatılmış oluşu, ataizmanın <strong>&#8220;halk hâkimiyyeti adı altında kulun kula kulluğuna mutlak ma&#8217;nâda mâni&#8217; oluyordu!.&#8221;</strong> Kadere îmânı şart koşan da <strong>&#8220;GÂİBDEN&#8221;</strong> gelenler ve GAYBA îmân idi&#8230; Allâh Azze ve Celle&#8217;nin KİTÂBI ise, Fâtiha-i Şerîf&#8217;den hemen sonra Bakara âyetleriyle insanları üç sınıfa ayırıyor; ve mü&#8217;minleri 4, kâfirleri 2 ve münâfıkları 13 âyetle TAVSİF edib vasıflarını sayıyor ve CİHÂNA duyuruyordu&#8230; Bakara&#8217;nın 3. âyeti, <span style="text-decoration: underline;"><strong>MÜ&#8217;MİNLERİN EN BAŞ VASFININ GAYBA ÎMAN OLDUĞUNU APAÇIK NAZARA VERİYORDU&#8230;</strong></span> VE, müşâhedeye, gözün, kulağın, havass-ı hamsenin haber verdiği şeylere değil; edille-i erbaa ile öne konulan ve dördü de, ilâhiyatçı deist, determinist ve reformist nicelerinin inanmadığı GAYBA îmânı, mü&#8217;min olmanın pek büyük ve olmazsa olmaz ŞARTI olarak istiyordu&#8230; Bu ise, Batı pozitivizma ve determinizmasıyla ters düşüyordu!. Kader&#8217;e imanı yok saydığı içün ehl-i sünnet ulemâsının (kaderiyye) de dediği, mu&#8217;tezilenin selefi, yabana atılmamalı, onunla bu müşterek nokta kullanılmalıydı. Onun çün, Cumhûriyet ve ateist devrimler Türkiya&#8217;sı, <strong>&#8220;din mektebleri&#8221;</strong> diye açdığı imam liseleri, enstitü ve ilâhiyat gibi tezgâhlara, mu&#8217;tezile kafasını heykelleştirib dikmeyi kendine usûl bildi!. Bunu, kendini müslüman görenler hâlâ akletmez, adı geçen yerleri, (kader ve gayba îmân) içinde bilirler&#8230; <strong>&#8220;Protestan İslâm, hoşgörü-diyalog&#8221;</strong> deyişlerin altında, <strong>&#8220;Aydın din adamı ve madamı&#8221;</strong> gibi uydurmaların derûnunda da, böyle fitne ve iblislikler yatar da, bunları, bu ümmet bakiyesinin görecek hâlide kalmamışdır!&#8230; Püsküllü cum müctehidinden RAİZ Beyfendiye kadar nicelerinin, (KADER) mes&#8217;elesini, acebâ sık sık dile getiriyor olmaları nedendir?. Bunu ele almıya değer!. Meydana getirmek fi&#8217;lini unutdurub, <strong>&#8220;Yaratmak&#8221;</strong> kelimesinin yaygınlaştırılmasının altında da neler yatıyor? <strong>&#8220;Kul fi&#8217;lini kendi YARATIR&#8221;</strong> diyen mu&#8217;tezile ile, bir karâbeti (!) ve bir soy birliği var mı?. Akla tapan ataizmanın, <strong>&#8220;rasyonel mekteb&#8221;</strong> dedikleri mu&#8217;tezileyi de, tanımak babında aşağılarda biraz ele alacağız, inşaÂllâh&#8230;</em></p>
</li>
<li style="text-align: justify;"><em>xxKADER mes&#8217;elesi orda burda rasgele ağıza alınmaz, o, aslâ politikacı veya çocuk oyuncağı da değildir. KADER İslâmiyyet&#8217;e âid teme ve en mühim mes&#8217;ele-yi kelâmiyyeden olmasaydı bu noktada hiç durmazdık. Kaderi TAHRÎF varsa bu, doğrudan doğruya Allâh Azze ve Celle&#8217;ye îmânı ve İslâm&#8217;ı TAHRÎF&#8217;e girer&#8230; Bu takdirde de her müslümana müdâfaa hakkı ve vazîfesi düşer ki, bu da en büyük FARZLARDANDIR. Bu o kadar hassâs bir mes&#8217;eledir ki, ona ne kadar ve nasıl  îmân etmemiz şartsa, o kadar ve o şekilde îmân edilir, Püsküllü müctehid gibi vidyolarla ve üzerine basa basa hem de 2 kere: <strong>“Ben de bu kader bahsinde çok uğraştım bu kader bahsiyle çok uğraştım.”</strong> demek, Allâh Azze muhâfaza buyursun sokakcayla <strong>&#8220;kafayı yedirir, kafayı üşütdürür, kelleyi sıyırtdırır!&#8221; </strong>Vâkıa da böyledir ve pekçok politikacı, püsküllü veya şapkalı müctehid (!) filozof, düşünür, dürünür, düzülür ve çözünür, zıvanadan çıkıb, tenâkuzlar cehennemini boylamış ve helâk oluşlardır.</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em>KADERE îmânı vaz&#8217;eden ve tebliğini yapan bunu bildiği içün, gene rahmet ve merhametleri, raûf ve rahîm oluşları sebebiyle Ebû Hureyre Radıyallâhu ANH Efendimizin dili ve nakli ile, Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm&#8217;dan şöyle naklederler:<strong> &#8220;Biz KADER mes&#8217;elesi hakkında münâzaa etmekde iken, Fahr-i Âlem Sallâllâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem Hazretleri yanımıza geldi. Vech-i şerîfinde humret (Mübârek ve şerefli nâsiyelerinde kızarma) âsârı zâhir olacak derecede ĞADAB âsârı ile buyurdu ki: &#8220;SİZ, BUNUNLA MI ME&#8217;MURSUNUZ?. YOKSA BEN BUNUN İÇÜN MÜ SİZE İRSÂL OLUNDUM? SİZDEN EVVELKİLER BU MES&#8217;ELEDE MÜNÂZAA ETDİKLERİ ZAMAN  H E L Â K  OLDULAR, SAKIN SAKIN BU MES&#8217;ELEDE MÜNÂZAA ETMEYİNİZ&#8230;&#8221;</strong> <span style="font-size: 8pt;">(Muvazzah İlm-i Kelâm, 3. tab&#8217;, 1959, s. 224)</span></em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Dîni güncelleme&#8221;</strong> nazariyesinin (teorisinin, doktrininin veya teo-zofisinin) bânîsi de diyebileceğimiz İmam Lisesi me&#8217;zûnu ve Avşar kızı meşhûr ve ma&#8217;lûm madamla yapdığı muhâverede <strong>&#8220;dört dörtlük laikim&#8221;</strong> buyuran ümmetin lider-i nâdîdesi Raiz Beyfendi, belki <strong>kader&#8217;e îmânı</strong> da güncellemeyi plânlamış; ve bunu, BM kürsi-i kürevîsinden cihâna i&#8217;lân u tebliğ eylemiş olmayı da tasarımsallamış olabilir&#8230; Nasıl olsa bu <strong>&#8220;güncelleme&#8221;</strong> kapısı ictihâd kapısı olarak ve üstâd-ı a&#8217;zam Karamanlis makûlesi nevzuhûrlarımız tarafından da ardına kadar gece gündüz açıldı ve hiçbir hırsızın içeriye giremiyeceği kadar da, vasat, (emniyet zırhı) ile zırhlanıb mıhlandı!.. Ortalık, Ömer Radıyallâhu Anh zamân-ı seâdetine dönüverdi!!!. Her gün Türkiyâ çapında düzinelerce cinâyât ü câhiliyye hortlatılır olsa da, bunlar (alt yapı-üst yapı) imârâtı yanında bir hiç kalır, siha-miha-tekno-feto-nato gibi ana (çağdaşlık, kamalizma ve küreselleşme) atılım ve tapılımları yanında mukâyeseye bile değmez!.. Netîceten, artık <strong>&#8220;güncelleme teo-zofisinden&#8221;,</strong> bir köy imamına kadar herkes, harîm-i ismete vizesiz giriş-çıkış yapabilir! Bundan sonra bakalım daha ne güncellemeler=ictihadlar, aslında (teşehhîler) göreceğiz! Kıyâmet alâmetleri diye bu noktaya dikkat atfedersek, daha pek çok (İslâm dışılıkların İslâm diye ehâliye yedirildiği) 100 yılın, bundan sonra çok daha hızla ilerleyib, ortaya <strong>&#8220;ortodox veya protestan İslâm&#8221;</strong> dedikleri <strong>&#8220;yapay et&#8221;</strong> misâli bir religionun ihtirâ&#8217; edileceği (uydurulacağı) îzâhdan vârestedir&#8230; Üstelik böyyük osmanlı müctehid-i müverihîninden, püskülü sağda ve <strong>gravatosu</strong> solda zât-ı ekber-i cumhuriyye bulunan müteveffâ zât, <strong>&#8220;Ilımlı bir İslâm ve ılımlı bir hılâfet, nasıl olursa olsun gelsin de biz onu düzeltiriz!&#8221;</strong> yollu beyanlarda da bulunarak, <strong>&#8220;Güdümlü ve gırtlağından zincirli&#8221;</strong> uyduruk ve müslümanları (kabuklu kölesi) yapacak bir <strong>&#8220;hılâfet müsveddesine&#8221;</strong> bile müştâk bulunuyor!  Püskülü sağda müctehid, böylece, <strong>&#8220;ümmetin lideri&#8221;</strong> olan içün: <strong>&#8220;Bir milyar oyum olsa Tayyib&#8217;e veririm&#8221;</strong> diyerek, Beyfendinin önünü ve yolunu açmışdır!. Aman ne mazhariyyet&#8230; </em></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><em>Fakat İslâmiyyet’in SON ŞERÎATINDA <strong>KADER’e</strong> ÎMÂN, çocuk oyuncağı olmanın nâmütenâhî uzağında, ALLÂH AZZE ve CELLE’nin <strong>İLM</strong> sıfatına râcîdir dedik&#8230; Hakk Teâlâ’nın bütün sıfatlarında ise değişiklik düşünülemez, O, a’razdan münezzehdir; O’nun içün bunlar, mümteni’dir, muhâldir, müstahildir… Binâenalâzâlik, KADER mes’elesine edille-i erbaamızdaki şekli ve keyfiyeti ile ÎMÂN edilmezse, sıkıntısı, EBEDÎ BEDEL ödemeye kadar gider… Çünki işin içine <strong>&#8220;Allâh Azze ve Celle&#8217;ye îmân&#8221;</strong> giriyor&#8230; Hafazanâllâh…</em></p>
<ol style="text-align: justify;" start="20">
<li><em> Bugün, hangi Demputratik laik politikacı <strong>KADER</strong> mevzuunda ağzını çeyrek açsa, KADERİ, Şerîatın bir temeli ve ıstılâhı olmasına rağmen, onu, kendi nefsine, şeytanına ve vasata göre kullanmakda; ve mâhiyyet ve esrârını aklının alması MUHÂL olan KADERE, keyfine göre pek münâsebetsiz ma’nâlar yüklemektedir. Bütün bunlar ise, kamalist sistemin 1947-ABD-Fulbrayt komisyonunun esîri-kölesi olan pozitivist TÜRKİYA maarifinin, zehirlemeleri cümlesinden kabûl edilmelidir. Sistemin o zamandan beri piyasa yapan ve pozitivist temele dayanan mekteb, imam lisesi, İslâm Enstitüsü ve ilâhiyat fakülteleri, <strong>KADERİ</strong>, bu çarpık ve sapkın temeller üzerinde, yıllardır bozuk-çarpık bir keyfiyet içinde Türkiya’ya bulaştırmışlardır. Bu ucûbelik hâlâ daha, ABD’nin eyâlet felsefesinde yer alanlarda, o nisbetde devâm etmektedir… Yerli ve millî görünmeler ile dîni bir takım ta&#8217;birleri gevelemeler ve sathî <strong>&#8220;ritüellerle&#8221;</strong> şov yapmalar, bazılarının dilinde &#8220;dîn istismârı&#8221; olarak yer alsa da, netîceten göz küllemeye ma’tûf politik aldatma ve uyutmalardır! <strong>“Tek devlet, tek âile, tek gelecek”</strong> gibi TEK GÖZLÜ PİRAMİTDEN süzülen ta’limâtlara, altlardaki eyâlet vâlilerinin nasıl <strong><u>“Emriniz olur”</u></strong> çekdikleri, dünyânın gözleri önünde bir vâkıadır…</em></li>
<li><em> Yetmişli senelerde Bâyezid Câmi-i Şerîfinin 2. İmâmı, <strong>“Sarı İmam”</strong> diye ma’rûf Şefpartili bir zâtdı. Orada namaz kılacağımız zaman, hocamız ve Başimam Merhûm Abdurrahmân Efendi Hazretlerinin nöbetini kollardık!. Sarı İmamın oğlu olan Müteveffâ Purrof Hüseyin Atay ise, A. İlâhiyât Fakültesinde KELÂM dersine girerdi. İlk dersde söze <strong>“Ben mu’tezileyim”</strong> diye başlayıb, <strong>“Kerâmete inanmak küfürdür”</strong> diye de devâm eder!. O zaman sınıfda talebe, sonra Purof olan Orhan Karmış Bey de, Hafız ve arabça bildiğinden, <strong>“Allâh Azze ve Celle’nin Hz. Meryem vâlidemize hurma ağacını silkele emri üzere, ağacı silkelemesi ve hurma mevsimi olmadığı halde ağaçdan hurmaların dökülmesini”</strong> anlatan âyet-i kerimesini okur; ve hemen sorar: <strong>“Hocam, bu âyete rağmen Kerâmete inanmak mı, kerâmeti inkâr mı küfürdür”</strong> der… Mu’teziliyim diyen hem dall hem mudill Bay Purrof bir sınıf dolusu talebe önünde şeyden düşmüşe döner, kıpkırmızı olur, dersâneyi terkeder ve o sene o sınıfa DERSE gelemez!.. Çünki pabuç pahalıdır! Din mektebi açmışlar öyle mi?. Yoksa Şefokrasinin yakıb yıkarak, asıb keserek, vurub kırarak ve İslâmiyyetin kökünü kazıyarak tesviye etdikleri arâzîde, adı gene <strong>İslâm</strong> olan ve fakat <strong>(İslâm dışı bir dîni İSLÂM diyerek)</strong> çakış fırıldağını mı döndürüb, millet-i islâmiyye bakiyesini NARKOZLAMAYI ve ona ılık ılık ŞİRK YÜKLEMEYİ mi USÛL ve HEDEF ittihâz eylemişler?. Bu nokta vâzıhan anlaşılmazsa, herşey bir lagalugadan ibâret kalacak; ve <strong>“ben müslümanım”</strong> diyenler, küresel politikaların sâdece malzemesi, yemi ve hatta mezesi olmıya devâm edeceklerdir!&#8230;</em></li>
<li><em> Mu’tezile fırkası, <strong>KADER</strong> bahsinde de, kendinden evvelki Kaderiye, Cehmiye v.s. gibi sapkın mezheblerin devâmı olduğundan, AKLI PUTLAŞTIRAN (Frenk felsefesi ta’biriyle rastyonalist) ve İslâm dışı bir fırkadır. Kul, fi’lini yaratırdan hareketle, <strong>KADERİ</strong> inkâra kadar gitmiş, sıfâtullâh noktasında sapmışlardır. Kelâm-ı Kadîm’in <strong>mahlûk</strong> olduğunu kabûl etmeyib, <strong>mahlûkdur</strong> demeyi KÜFÜR kabûl eden başda İMÂM-I A’zam Rahmetullâhi Aleyh Hazretleri olmak üzere bütün müctehid imamların tersine zorbaca ve cebâbire usûlleri ile gitmişler; hatta Ahmed İbni Hanbel Rahmetullahi Aleyh Hazretlerini <strong>“Kur’an, kadîm değil, MAHLÛKDUR”</strong> diyeceksin diye, boynuna ip takarak Bağdad sokaklarında dolaştırmak felâket, fezâhat, denâet ve şenâetini gâvurca irtikâb etmişlerdir&#8230; Böylece, <strong>rasyonel putperestlik</strong> derecesindeki rezâletlere imzâ atmışlardır. Ehl-i Sünnet akîdesine yüzde yüz ters, daha 20-25 kadar ana sapkınlıkları da vardır ki, mevzuumuz bunlar değildir. Bugün İran ŞÎASININ, (Zerdüştlük) akıtan SEBE kafasının fitne ve takiyyeleriyle yüklü DÎNİ de, aslâ İslâmiyyet değildir. Mütekaddimîni ile değilse de, müteahhırîni yani bugünküleriyle mu’tezile te’sîrinde kalarak, <strong>KADERİ</strong> inkârla, onun yerine îmân şartı olarak <strong>TAKİYYEYİ</strong> oturtmuş ve çakmışlardır! 6 îman şartlarının 6’sı da Ehl-i sünnet i’tikâdına tam ma’nâsıyla tersdir.<strong> Millî Görüş felsefî doktrininin</strong> lider-i mu’cidi ve uydurucusu müteveffâ Erbakan’ın, <strong>“dünyâyı kurtaracak</strong> <strong>îrânî mücâhid mollaları&#8221;</strong> da, bu <strong>mut’acı</strong> kadın satış patronlarıdır…</em></li>
<li><em> İşte Türkiya’da bu kabil sapkın mezheb militanları, resmî kamalist, pozitivist ve ateist sistem tarafından <strong>“Din mektebi”</strong> denilen yerlere yerleştirilmek sûretiyle, KADER mes&#8217;elesi, VAHYÎ mecra’ ve menşeinden çekib koparılmış, her nefsin hesâbına uygun bir ma’nâ eline verilerek, İslam AKÂİDİNDEKİ Allâh Azze&#8217;nin İLİM, İRÂDE ve KUDRET sıfatlarına taallûk eden mutlak hakîkâtı, oyuncak hâline getirilmişdir… Kaderin ma’nâsını saptırmakla, onu inkâr etmek arasında fark da olamaz. Kendilerine <strong>münkir-i KADER</strong> dedirtmek istemiyen uyanıklar, kadere yükledikleri sapkın ma’nâyı, <strong>&#8220;nasıl olsa âvâm-ı nâsdan kimse bilib anlamaz&#8221;</strong> diyerek, ONU, ağızlarına sık sık alıb gevelemeyi, bir politika malzemesi hâline de getirmişlerdir!. Böylece, abdestsiz namaz kılmak kabilinden, asıl ma’nâsından uzaklaştırılmış bir <strong>KADER</strong> lâfzı ile de, 6 îmân şartından birini, kendi politik ticâretlerine âlet etmektedirler… Aynı uyanıklığı püsküllü demputrasi müctehidi (!) de pek sık yapar, <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Kader perspektifinden bakarsak..&#8221;</strong></span> diye masaları yumruklayarak zangır zangır titretirdi!.</em></li>
<li><em> <strong>KADER</strong>, kendisine îmân, zârûrât-ı DİNİYYEMİZDEN (İslâm’ın olmazsa olmazı 6 ana îmân esasından) biri olarak vardır… Ona şeksiz ve şübhesiz îmânı olmıyanın, Allâh Azze ve Celle&#8217;ye ve topyekûn İslâmiyyet&#8217;e ÎMÂN ile alâkası olamaz. Sâbık DİB reislerinden Ömer Nasûhi Merhûm şöyle yazıyor: <strong>“Kazâ ve kader mes’elesi, en mühim mesâil-i kelâmiyyedendir. </strong>(DİKKAT: Mühim değil, en mühim.) <strong>Bu mes’ele gerek din sâhibleri arasında ve gerek muhtelif felsefî meslekler erbâbı arasında ötedenberi bir çok münâkaşâta sebebiyyet vermişdir. <u>Bu mes’elenin KÜNH ve MAHİYYETİNİ BİHAKKIN ANLAMAK, BEŞERİYYETİN DÂİRE-İ İKTİDÂRINDAN HÂRİCDİR. BU HİKMETE MEBNÎDİR Kİ, KAZÂ VE KADERE ÎMÂN ETMEKLE BERÂBER, BU MES’ELEYİ UZUN UZADIYA TA’MÎK ETMEKDEN</u> </strong>(derinliğine varacak kadar kurcalamakdan)<strong> <u>ESRÂR-I KADERİ</u> </strong>(kaderin sılarını)<strong> <u>KEŞFE ÇALIŞMAKDAN MEMNÛ’DURLAR.”</u></strong> (Muvazzah İlm-i Kelâm, 3.Tab’, 1959, s. 224)</em></li>
<li><em> Tayyib Bey âşığı, Püsküllü ve târihçi müctehid (!) ise, bakınız, nasıl hiçbir hadd ü hudûd ve YASAK TANIMADAN, KENDİSİNİ, Akâidde imam olan Şeyhülislâm ve Büyük mücâhid ve Allâme Mustafa Sabri Efendi Merhûmun üstünde görüyor?. Ve üstelik de <strong>“Öyle şey olur mu, Şeyhülislâm mı bunu diyen?”</strong> diyerek, MERHÛMU aşağılayıb techîl, tahkîr ve tezyîf ediyor… İşte edeb, terbiye ve îmân ile ahlâk derecesi:</em></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> “Ben de bu kader bahsinde çok uğraştım bu kader bahsiyle çok uğraştım.” </strong>(link aşağıda)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şerîat’ın: <strong>“Ta’mîk etmekden, esrâr-ı kaderi keşfe çalışmakdan MEMNÛ’SUN” </strong>emri apaçık ortada iken, (YASAKLAYICI HADÎS de ileride gelecek) püsküllü ve târihçi cumhûriyet  müctehidi (!) ise, üstüne basa basa ve şecaat arzetme havalarına da gire çıka ve câhil cesur olur fehvâsınca da, üstelik 2 kere tekrar ederek: <strong>“BEN BU KADER BAHSİNDE ÇOK UĞRAŞDIM”</strong> deyiş bâtıllarını savuruyor! MEMNÛ’ olanla <strong>çok uğraşdığı</strong> içün de, çırpındıkça batmış, batdıkça da çırpınmış ve çarpılarak <strong>“Kader perspertifinden bakarsak”</strong> der hallere ve perişanlıklara düşer hâllere DÛÇÂR olmuş; yüzme bilmeden ummâna atlayıb boğulub gitmişdir… Aklî, îmânî ve ahlâkî muvâzeneyi kaybetmenin işte asıl ana sebebi <strong>&#8220;UĞRAŞMAYIN EMRİNİ HİÇE SAYARAK UĞRAŞMAK&#8221;</strong>  olmuşdur… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>26. Çok ve hele irticâlen ve hiçbir kitâb, âlim ve disipline bağlanmadan saatlerce (din-politika-târih) KARMASI konuşma hastalığı, aslâ bir meziyet değildir, tam tersine, tenâkuzlar, keyfîlikler, hatâyâ ve dalâletin ana sebebidir. Bu riâyetsizlik sebebi iledir ki, bütün konuşmalar düzinelerce TENÂKUZ, abartı, kabartı ve aşırı mübâlâğalar, i&#8217;tidâlsizlik, vekârsızlık ve mahalle kahvesi ağzı  taşımakdan bir türlü uzak kalamamışdır. Ancak, Hakk, hakîkat ve doğruyu, islâmî edeb ve vekarla, kabadayı havasından uzak olarak anlatmak, İslâm&#8217;ca mu’teber ve müstahsen olandır!. Hele bâtıl bir takım saplantıları doğru kabul etdirmek içün, onları bir takım doğruların içinde takdîm etmek; (-<strong>Siyâseten katli ma’sumlara da teşmîl etmek gibi</strong>-) Mukaddes ve Muazzez Şerîatı TAHRÎF fazîhasını irtikâb olur… <strong>“Siyâseten katli ilk tatbik eden Peygamberdir”</strong> deyib, siyâseten katlin içine hiç suçu olmadan katledilenleri de katarak, <strong>“Peygamber, siyâseten katli Ka’b İbni Eşref&#8217;e tatbîk etdi”</strong> denilirse, bu Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerine İFTİRÂ olur&#8230; Bunun vebâlinden ebediyyen kurtulmak imkânı da olamaz. Zîrâ Fahr-i Kâinât Aleyhisselâm aleyhinde binbir yalan, iftirâ ve putperest tahrikâtına cür’et edib EN BÜYÜK SUÇLARI İRTİKÂB EDEN Ka’b İ. Eşref denen Yahudi Hahamı bu MEL’ÛN-I MELÂÎNE tatbîk edilen cezâ, ma’sûma verilen <strong>HAKSIZ</strong> katil cezâsı aslâ değildir, bu muhâldir.<strong> &#8220;Ka&#8217;b, katli icâbetdirecek bir suç işlemediği hâlde siyâseten Peygamber tarafından katletdirildi&#8221;</strong> gibi ma&#8217;nâları açık gizli tazammun eden beyânlar,<strong> &#8220;Peygamber âdil değildi, zâlimdi&#8221;</strong> gibi (sonsuz kere hâşâ ve kellâ) bir netîceye müncer olur ku, bu, nâmütenâhî vebâl ve mes&#8217;ûliyyeti mu&#8217;cib bir belâ ve felâkete yol açar&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>27. KA&#8217;B denen o mel&#8217;un, ALLÂH SEVGİLİSİ Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerine karşı işlenen en BÜYÜK SUÇLARI irtikâb etmişdir. Dolayısıyla o mel&#8217;una verilen cezâ bin kere haketdiği <strong><u>TA’ZÎREN</u></strong> <span style="text-decoration: underline;"><strong>KATİL CEZÂSIDIR…</strong></span> Bunu, ma’sum insanların en âdî katline de <strong>(siyâseten katil)</strong> kılıfı geçirmek üzere, <strong>&#8220;işte Peygamber de Ka’b İ. Eşref’e (siyâseten katil) tatbîk etdi&#8221;</strong> demek, şer&#8217;î adâlet ve hukûk esaslarıyla oynamak ve cihânın aklıyla da alay edib göz küllemek demekdir ki; aynı zamanda bu, Peygamber Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerinin de, ma’sum katletdiğini ileri sürmüş olmayı içine alan <strong>cinnetlik</strong> bir hâl-i bühtân, denâet ve şenâetdir… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>28. Târihde, beşikdeki bebeklerin veya 5-10 yaşındaki çocukların veya bazı vezirlerin ma&#8217;sûm olmalarına rağmen <strong>&#8220;ileride ısyân İHİMÂLİ TAŞIYORLAR&#8221;</strong> diye katlediliş cinâyetlerini meşrû&#8217; göstermek üzere, bunlarla KA&#8217;B mel&#8217;ununun katlini aynı keyfiyetde ve <strong>&#8220;siyaseten katil&#8221;</strong> maskesi altında aynileştirmek, gerine gerine ve kan kokusu almışcasına <strong>&#8220;Cellâd! Vur bunun kellesini&#8221;</strong> gibi lâfları da mes&#8217;eleye tuz biber diye serpiştirmek, îmân, vicdân, ahlâk ve akıl kârı değil, cinnetlik bir hâl kabûl edilir&#8230; Allâh Azze ve Celle&#8217;nin DÎNİ, bu kabil rezâletler ve redâetlerden mutlak ma&#8217;nâda münezzeh olub, mutlak merhamet, şefkat, adâlet, hukûk ve hakîkat dînidir. Âdem Aleyhisselâm&#8217;dan beri İslâmiyyet&#8217;in hiçbir şerîatında, KAVLEN veya Fİ&#8217;LEN işlenib tahakkuku isbât edilemiyen bir suç düşünülmemiş, <strong>&#8220;Berâet-i zimmet asıldır&#8221;</strong> kâidesi bu mes&#8217;eledeki esaslardan biri olmuşdur. <strong>&#8220;İleride suç işleme İHTİMÂLİ var&#8221;</strong> gibi mevhûm bir suç ihdâs ederek ve buna istinadla cezâ verilmemişdir. İhtimâller üzerine suç binâ edilecek ve buna cezâ da terettüb edecek olsa, o zaman hiçbir insan şuç işleme İHTİMÂLİ dışında kalamıyacağından, herkesi suçlu kabûl edib cezâya çarptırmak gâyet meşrû&#8217; olmuş olu ki, bunun netîcesini aklı çürüyüb taaffün etmemiş herkes ürpererek tahayyül edebilir&#8230; Beşerî ve şetânî sistemlerin i&#8217;tibârî ve izâfî hukuklarında bile böyle bir vahâmet ve sakâmet görülmemekde ve buna yer verilmemektedir.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>29. Hânedân asabiyyetini temel almanın İslâm&#8217;da hiçbir zaman şer&#8217;î bir mesnedi yokdur, olamaz. Hulefâ-yı RÂŞİDÎN (Rıdvânullâhi Teâlâ Aleyhim Ecmaîn) Hazerâtının tatbîkatları ortadadır. <strong>&#8220;İslâm&#8217;da hükûmet şekli yokdur, yeterki başa geçen ZÂT şu dört vazîfeyi yerine getirsin&#8221;</strong> gibi lâfların da kıymeti olamaz.  En şümûllü ve mutlak GÂYE olan Hükûmet şekli HILÂFET olub, bu da zârûrât-ı dîniyyedendir; ve cihâd, namaz, ukûbât, münâkehât, verâset, v.s. gibi, ahkâm-ı Sultâniyye tesmiye edilerek de, edille-i erbaanın dördüyle de kat&#8217;iyyen sâbit bir emr-i dîn ve hakîkatdır. Hılâfet-i İslâmiyye, İslâm&#8217;ın olmazsa olmazı (zarûrât-ı dîniyyesi)nden en mühim ve dâire-i şümûlü en geniş olanıdır; ve sâir usûl ve fürûa taallûk eden bütün her mes&#8217;elenin kemâliyle ve rızâ-yı ilâhîye mutâbık cereyânı, HILÂFET emri yerine getirilmeden aslâ edâ ve îfâ edilemez.  Ancak hılâfete gidiş usûlleri, hulefâ-yı erbaanın biribirinden farklı iş başına getiriliş yollarıdır.  Beşincisi ise, &#8220;Hakk-ı Seyf&#8221; denilen usûldür ki, bu, asıl olan 4 usûlün tatbik edilememesi, iğtişâş ve asâyişsizliğin çığırından çıkdığı bir zamanda kuvve-i kâhireye sâhib olan zâtın, istikrârı, sulh ü sükûnu ve hakk ve hukûku ipkâ içün kuvvet ve silâh kullanarak ümmeti BAŞSIZ bırakmamak adına tatbik etdiği aslî değil, fer&#8217;î ve ârızî bir yoldur. Ancak bu usûlün tatbîkinde de aslâ hukûk çiğnenib zulme gidilemez, suçu sâbit olmadıkça hiç kimseye cezâ verilemez, hele <strong>&#8220;ileride ısyân etme İHTİMÂLİ VAR&#8221;</strong> diyerek, püsküllü müctehidin ictihâdı (!) mu&#8217;cebince suçu SÂBİT olmıyan kişiler içün de <strong>&#8220;Cellâd! Vur kellesini&#8221;</strong> dedirten bir ruh marazına mübtelâ adamlardan, ehl-i hâl ve&#8217;l-akde, ümmet içün veliyyülemr (halîfe) nasbedib ona bey&#8217;at etmeleri aslâ dü.şünülemez&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>30. Püsküllü müctehidin (!) hılâfet kitabında Prof. Hamidullâh (Üstâd N.Fâzıl Merhûm&#8217;un baîdullâh dediği herif) gibi oryantalist ve ne idüğü belirsiz adamlardan derlediği uyduruk ve haçlı taklidi hılâfet teşkîli usûllerinin, İslâm ile zerre kadar alâkası olabilir mi?. Adam, bu gülünç maskaralıkları Hılâfet gibi en ciddî bir mes&#8217;elede kitâb diye yazmıya bin kere hayâ eder&#8230;<strong> &#8220;Dünyadaki İslâm devletleri (!) bir araya geleceklermiş&#8221;</strong>  ve  BM genel sekreterinin seçilişi gibi bir usûlle, her 2 seneliğine içlerinden birini münâvebe ile BAŞKAN yapacaklarmış; ve İslâm târihinde hiç görülmiyen bu hılkat garîbesi sekreterial herif, nerenin kralı, nerenin cumbaşısı, nerenin cumbabaşısı, nerenin tâğûtu ve hangi çukurun melikü&#8217;l-muazzamı  ise, <strong>Halife</strong> olmuş olacakmış! Mevcûd 3-5 düzine monarşik, oligarşik, demokratik, teokratik, republiq, laik, şefokratik düvel-i şeytaniyye ya&#8217;ni İslâm bakıyesi milletlerin tepesindeki gravatolu ve madamaları kolundaki çağdaş Böyyükbaşlar, 1-2 saatlik ictimâ&#8217;da cemîan ıkınıb, nur topu gibi HALÎFE-İ İSLÂM doğuracaklarmış! </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>31. Böylece, <strong>&#8220;İslâm dünyâsının  işte başı=halîfesi&#8221;</strong> diyerek, bu ihtiyâc-ı uhrevîyi, kürevîyi ve dünyevîyi demputratik, laikratik ve republematik normlar üzerinden ve rızâ-yı yehûdiyyet üzre   yerine getirmiş olacaklarmış!. Birbuçuk milyar kendini müslüman zanneden ehâli-i müslimîn ve müslimât da, her 2 senede bir ESSULTÂN Zıllullâh-ı filard Hazretlerine BEY&#8217;AT tâzeleyib, dünyâ ve Âhıretini ma&#8217;mûr eyliyecek ve bu günleri ihsân eden tanr-ı teâlâya şükranlarını arzedeceklermiş&#8230; Yani karikatür halîfe oyuncakları ile Rasûl-i Kibriyâ Aleyhisselâm&#8217;ın halîfesi diye, (bin kere tevbe estağfirullâhe&#8217;l-azîm&#8230;) bir takım soytarılar peydahlanacak ve bunlarla, küreselcilerin gölgesinde Allâh&#8217;ın DÎNÎ iyice sulandırılıb, iyice tanınamaz ve demokratikleştirilmiş hâle getirilivermiş de oluverecekmiş!. Zaten püsküllü müctehid <strong>&#8220;Küreselcilerin Ilımlı bir hılâfet projesine&#8221;</strong> de çok sıcak bakmakda, arkasından da <strong>&#8220;Hılâfet nasıl gelirse gelsin, ister ılımlısı gelsin, sonra onun arkasından doğrusu gelir&#8221;</strong> yollu kehânetlerini de  sıralamaktadır!. Hele mes&#8217;eleye bir de <strong>&#8220;Kader perspektifinden bakarsa&#8221;</strong>, 2050&#8217;de İslâm&#8217;ın hakîmiyyetinin mutlaka tahakkuk edeceğini de söylemeden duramaz! Hatta o kadar gâibden haber verişlerinde EMÎN ve kendisini de inandırmışdır ki, <strong>&#8220;2050&#8217;de İslam&#8217;ın hâkimiyyetini görmezseniz, gelin MEZARIMI ÇİĞNEYİN!&#8221;</strong> bile buyurmakda ve gâibden HABER MERKEZİ olarak 1000 mumluk AKAP ampulü gibi keskin zekâ veya kerâmet sinyalleri vermektedir!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>32. İslâmiyyet&#8217;i yeryüzünden kaldımak istiyen küreselci çeteler, demekki müslümanları o kadar çok sevmekteler ki, onları evvelâ (ılımlı ve fetosal hılâfete), sonra da ondan hakîkî HILÂFETE zıplatmak üzere projeler yapıyor; ve müslümanları, müslümanlardan bin kat daha çok düşünüyorlar! <strong>&#8220;Kader hakkında çok uğraşdım&#8221;</strong> deyen adamların kafa tahtası çatlaklarıyla ne kadar uğraşılsa, ne kazanılır bilemiyoruz&#8230; Ancak nice desise, gevezelik, cerbeze ve gözboyamalar, ma&#8217;lûmât-ı iptidâiyye ve evveliyesi olmıyan saf ve gariban gençlere PEK CÂZİB GELİYOR! <strong>&#8220;Üstâd&#8221;</strong> makâm-ı a&#8217;lâ ve muallâlarından bir takım hılâf-ı hakîkat ıvır zıvırları şifâ niyetine içiren adamların iç yüzünü bilemeyib, gençlerin, o tiplerin peşlerine takılmaları cidden elem verici&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>33. İslâm&#8217;da hükûmet, hiçbir kavmin, mahlûkun, soyun, sopun, ırkın, decâcilenin, cebâbirenin, tâğûtun, zorbanın, diktatörün, eşkıyânın, zenginin, beşerî bir sistemin, serseri veya manyağın, deli veya zırdelinin, haçlı kuyruğu olanların veya herhangi bir HÂNEDÂNIN hükûmeti değildir, olamaz&#8230; <span style="text-decoration: underline;"><strong>Târihdeki bütün İslâm hükûmetleri ve Kıyâmete kadar teşkîl edilecekler de dâhil, Allâh Azze ve Celle&#8217;nin SEVGİLİSİ RASÛl-i Kibriyâsı, Aleyhi Ekmeli&#8217;t-tehâyâ Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretlerinin MEDÎNE MERKEZLİ  HÜKÛMET-İ İSLÂMİYYESİNİN SÂDECE ŞU&#8217;BELERİDİR&#8230;</strong></span> Bu mahrekden dışarı çıkan hükûmetlerin Allâh Rasûlü ile alâkası bulunamaz&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>34. Sadede şürû&#8217; edüb, Kader mes&#8217;elesine avdet edersek&#8230;  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> İslâm&#8217;da Merhûm Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi Hazretleri Hakkında dehşet veren edeb ve terbiye dışı ifâdeye devâm edelim, aynen:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Şeyhülislam Mustafa Sabri&#8217;nin bir kader kitabı var, diyor ki:</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Hayra ve Hakk&#8217;a meyil herkeste vardır ama, engeller vardır. Allah bazı kulunun Engelini kaldırır o gider ulaşır. Bazısının kaldırmaz, o cehennemlik olur.”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bunları, Şeyhülislâm Hazretlerinin Kitâbından okumadan, kendi anlayışına göre aklında kalanlar ne ve nasıl şeylerse, veya nereden, nasıl uyduruyorsa ki bunlar belli değil, onları kendince naklediyor… İbâre tam ortaya konulmadan akılda kalanlarla onu tahlîl etmek veya ondan hüküm çıkarmak, gayr-i şer’î ve gayr-i aklî ve gayr-i ahlâkî bâtıl ve merdûd bir USÛL ve ÜSLÛBDUR. İlimden biraz behresi olanlar bunu mutlaka teslîm edeceklerdir. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>35. Kader mevzuu gibi künh ve keyfiyeti bilinemiyen bir mes’elede, tarihle ve dedikodularla ömrü geçen bir adamın, Şeyhülislâm Merhûm gibi ÖMRÜ Şer’î İLİMLER ve tefekkür içinde geçen dünyâ çapında bir İSLÂM âliminin satırlarını anlamaması son derece tabiidir. Bunu teslîm edecek yerde, püsküllü müctehidin (!) Merhûm Şeyhülislâm’ı aşağılaması, bir RUH MARAZINDAN başka bir şey midir?<strong>“Böyle şey olur mu”</strong> diyerek, o KOCA Şeyhülislâm’ı techîl etmekle kalmıyor, <strong>“bunu diyen şeyhüislâm olamaz”</strong> ma’nâsını mutazammın bir tahkîr ve tezyîf de fırlatarak,<strong><u> “Şeyhülislâm mı bunu diyen”</u></strong> zehrini zerkediyor! Buyrun:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Öyle şey olur mu, Şeyhülislam mı bunu diyen?”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Abdülhamîd Hân’ın musâhibliğini, bir ara sadrazam vekilliği, iki def’a şeyhülislamlık yapmış bulunan, 4 yaşından beri Kur’an-ı Kadîm ile iç içe yaşayan, bütün ömrü ulûm-ı şer’iyye tahsîli, dinsizlerle mücâdele ve mücâhede ve iftâ ile geçen, Şam ve Mısır vilâyetlerine yapdığımız seyyahatlerde pek çok âlimden bizzat duyduğumuza göre <strong>AKÂİDDE İMAM</strong> olduğu bilinen; ömrü, tahammülfersâ mücâhedât ve yabancı diyârlara hicret ederek nice mahrumiyetlerle geçen bir ŞERÎAT BÜYÜĞÜNE KARŞI kafa tutarcasına: <strong>“Ben de ona KARŞI diyorum ki”</strong> diye başlıyan edeb, terbiye, îmân ve ahlâk keyfiyeti, BUYRUN:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Ben de ona karşı diyorum ki, Öteki de der ki hıristiyanın selâse mes’elesinde olduğu gibi benim kabahatim neydi, benim önümden de kaldırsaydın. Sen benim de rabbimsin. Onun önündeki engeli kaldırıyorsun da, benim önümdeki engeli niye kaldırmıyorsun? Bu şikayet Allah&#8217;a karşı yerinde olurdu. Böyle bir şey yok, böyle bir şey yok…”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>https://youtu.be/1IyVPSjJpx4?si=8uWN6R4QHWjzlctP</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>36. Bu adam, yıllarca evvel tertîb etdiği bir vidyosunda ise: <strong>“BEN ŞEYHÜLİSLÂM MUSTAFA SABRİ’NİN DEVÂMIYIM”</strong> diye sıkıyordu!. Ne oldu şimdi?. Ciğere yetişemeyince ciğer pis oldu öyle mi?! Son maceraları da böyle bitdi!. Zavallı ve saf, dinliyen ve ta’kibçileri ise, bu kabil yüzlerce TENÂKUZ ve asılsız düzmeceleri, nice temel ma’lûmâtları olmadığından aslâ görüb mütenebbih olamıyorlar&#8230; Pek çok konuşmalarında <strong>“Kader perspektifinden bakmayı”</strong> diline pelesenk ederek, nice şer’î mes’elelerde bile kendi indî ve i’tibârî görüş ve zanlarını HAKÎKATMIŞ gibi göstermek üzere, bu <strong>“KADER ve Murâd-ı ilahî”</strong> klişesine sarılmışdır. Bu klişeleri olur olmaz yerde pek sık kullanmış, nefsini bu kullanmalarla yüceltib gûyâ hayranlık toplamışdır! Ve kerâmeti kendinden menkûl şeyhler (müteşeyyihler) gibi, bazı zavallılar indinde: <strong><u>“ÜSTÂD, hatta Üstâd-ı a’zâm”</u></strong> bile oluvermişdir!…</em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong><u>(Mâba’di var)</u></strong></em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&amp;linkname=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html&#038;title=-2-%20Bm%20Ve%20Reisin%20Muhte%C5%9Fem%20Nutku%20Veya%20H%C4%B1t%C3%A2besi%E2%80%A6" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html" data-a2a-title="-2- Bm Ve Reisin Muhteşem Nutku Veya Hıtâbesi…"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html">-2- Bm Ve Reisin Muhteşem Nutku Veya Hıtâbesi…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-bm-ve-reisin-muhtesem-nutku-veya-hitabesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-5- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 15:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Müceddidler Kitabına sansür]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislama sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13936</guid>

					<description><![CDATA[<p>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR! (5) Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) HAKÎKATLERİ, KENDİ  ÜÇ PARALIK  ARABÇA MASKESİYLE SULANDIRMAYA KURBAN EDEN HOCA VE ÜSTÂD KILIKLI “MÜCTEHİD ZİBİDİLER”   <span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-5- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(5)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>HAKÎKATLERİ, KENDİ  ÜÇ PARALIK  ARABÇA MASKESİYLE SULANDIRMAYA KURBAN EDEN HOCA VE ÜSTÂD KILIKLI “MÜCTEHİD ZİBİDİLER”    TÜREDİ..</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugün herkesin kolayca vâsıl olabileceği </em><strong><em>“Ni’met-i İslâm”</em></strong><em> gibi nice mu’teber ehl-i sünnet ilmihâllerinde bile, bu </em><strong><em>“KADER, KAZA VE LEVH-İ MAHFÛZ”</em></strong><em> mevzû’ları, bilinmesi iktizâ eden  nisbet ve miktarlarda beyân edilmişdir. Bütün bunlara rağmen, bir takım sakal, sarık ve </em><strong><em>cübbeli</em></strong><em> kürsü takım-taklavatının; gene ölmeden evvel bazı fes-pükül-gravat ve sıgaralı kesânın (ders verdiği mekândaki hâzirûn önünde çay-kahve-cıgara içib üfürmesi, İslâm edeb, görgü ve terbiyesi başda olarak, mürüvvet, insâniyet ve raculiyete fevkal’âde mugâyir ve kabîhdir. Evet, bu kabil kifâyetsiz adamların KADER ve levh-i mahfuz mes’elelerinde indî, izâfî, i’tibârî, âfâkî, gayr-i aklî ve gayr-i ilmî ve mesnetsiz düşünce ve yâvelerini, İLMÎ, KİTÂBÎ ve CİDDÎ esasların önüne geçirerek sıkıb savurmaları, ziyâde çirkin olub, şer’î bakımdan ebedî mes’ûliyyetlerini mu’cibdir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nice vidyoları ile (mutlak ve muallâk) diye kaderi ikiye ayıran, müteveffâ ve pek de meşhûr püsküllü târihçiler, bu mes’elede kitâbî bir delîle dayandığını ortaya koyamamışdır. İrâde ve ihtiyâr hârici kavil ve fiilleri </em><strong><em>“kader-i mutlak”</em></strong><em> kabûl ederek, bunların karşısına </em><strong><em>“Kader-i Muallâk”</em></strong><em> diye bir şey çıkaranlar, </em><strong><em><u>muallâk</u></em></strong><em> kelimesine acebâ tam tersi bir ma’nâ mı, yoksa hiç bilmediğimiz bir mefhûm mu yüklemektedirler?.. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>LÛGATEN MUALLÂK:</u></em></strong> <strong><em><u>“Askıda, hakkında karar verilmemiş, hallolunmamış, havada boşda duran, sürüncemede kalmış iş”</u></em></strong><em> gibi ma’nâlara geldiği cihânın ma’lûmudur. Ciddî ve ilmî yazılmış kütüb-i şer’iyye meyânında, kaderin ve Levh-i Mahfuz’da yazılanların yani Allâh Azze ve Celle’ye ÂİD İLMİN, muallâk, değişen, silinen, kul duâsı veya fiili ile başkalaşan, renk ve şekil değiştiren, havada asılı kalan, F-16 gibilerle KAPILIB bırakılmıyan; Kadir&#8217;in bir vidyosunda </em><strong><em><u>&#8220;Şöyle şöyle duâ edersen KADERİ KİLİTLERSİN&#8221;</u></em></strong> <em>deyişi kabilinden bir OYUNCAK olabilmesi mümkin midir?. Bunlar, Ehl-i Sünnet VEL-CEMÂATİN 15 asırlık târîhinde hangi CİDDÎ ve hakîkî bir müctehidin  veya (AKÂİDDE  imâmın) ilmî eserinde mevcuddur?. KADER dediğimiz ilm-i ilâhînin, kul irâdesiyle </em><strong><em>kilitlenecek</em></strong><em> kadar pek basit bir İLM-İ EZELÎ kâbûl edilmesi ve böyle gösterilmesinin, muvâzene ve sıhhati muhtell olmıyan bir akıl tarafından söylenmesi nasıl doğru olabilir???. Bunlar nasıl  sapıtmakdır?. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Kader perspektifinden bakarsak&#8221;</em></strong><em> gibi dengesiz lâfları (derin ilim ve fikir sâhibi) görünmek adına, böylesine hassas bir mevzû&#8217;da abuk sabuk söylemek ve örselemek, evvelâ EDEB sonra da DÎNİN MUHÂFAZASI nâmına korkunç bir deli cesâreti değil midir?&#8230;  Dolayısıyla, KADERİN, îmân edilmesi kadarının dışına taşarak, indî, izâfî ve infirâdî akıl yürütmeler (!) elinde çeşitli kılıklara ve tasavvurlara sokulması, tarîh boyunca pek çok SAPIK FIRÂK-I DÂLLE&#8217;nin zuhûruna sebeb olmuşdur&#8230; Bunlar, ümmetin başına belâ olmuş, onu abes ve nice bid&#8217;at ve dâlâlet çukurlarında uğraştırmış, hem dünyâ ve hem ukbâlarını perîşân etmişdir&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu mevzû&#8217;da bırakalım fırâk-ı dâlleyi, ehl-i Sünnet âlimleri bile hadîs-i şerîfin yasaklama emrine muhâlefetle derine daldıkları zaman (Kader mevzu&#8217;unda) i&#8217;tidâl çizgisinden çıkdıkları olmuşdur. Bunu, Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi gibi bir allâme de şöyle ifâde buyurmuşdur:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Ehl-i Sünnet Mezhebi, CEBR ile TEFVÎZ arasında mütevassıt olmakla berâber bu vasatın, eşâire mezhebine, ve ulemâ-i  EHL-İ SÜNNETDEN bir takım nâmdâr zevâtın nukât-ı nazarına göre muhtelif deracâtı vardır, ki ba&#8217;zısı mu&#8217;tezilenin ve ba&#8217;zısı cebriyenin TARAFINA doğru temâyül eder.&#8221;</em></strong> <em>(Dînî Müceddidler Yahud: Türkiya içün Necât ve İ&#8217;tilâ Yollarında Bir Rehber, Şehzâdebaşı: Evkâf Matbaası, 1338-1340, s. 126-127)</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>ŞEYHÜLİSLÂM MERHÛMUN ESERİNDE TAHRÎFÂT&#8230;</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Seyhülislâm Merhûm&#8217;un bu çok mühim ve kıymetli eserini müteveffâ Mısıroğlu 1969&#8217;da lâtin harfleri ile basdı; ve 3. sahifeye aslını farklılaştırarak şöyle yazdı:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;DİNÎ MÜCEDDİTLER (REFORMCULAR)   Osmanlıcadan sadeleştirilmiştir&#8221; .</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eserin Osmanlıca Aslındaki 126-127. sahifelerinden yukarıya aldığımız ibâre, tanınmaz hâle gelecek şekilde şu uydurma şekle sokulmuşdur ki, kâriîn-i kirâm kelime kelime mukâyese ederlerse, cümlenin ne şekle sokulduğunu göreceklerdir. Sadeleştirme denilen ucûbeleştirmedeki ilâve ve çıkarma kelime ve cümleler de lâtin harfli baskıda 40-50 kadar mebzûlen mevcûd diyebiliriz. </em><strong><em>&#8220;Bâbıâdî Osmanlıcılığı&#8221;</em></strong><em> işte böyle bir rezâletdir. Şimdi de sözüm ona </em><strong><em>&#8220;sadeleştirme&#8221;</em></strong><em> denilen ve uydurma diyebileceğimiz yukarıdaki aslının ne şekle sokulduğunu, lâtin harfli baskının 135. sahifesinden görelim:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Ehli Sünnet Mezhebi Cebriye Mezhebi ile Mutezile Mezhebi arasında ortalama bir yol olmakla beraber bu ortalamanın Eş&#8217;arî Mezhebine ve Ehl-i Sünnet âlimlerinden bir takım isim yapmış zatların görüşlerine göre  çeşitli dereceleri vardır, ki bazısı Mu&#8217;tezilenin ve ba&#8217;zısı Cebriyenin tarafına doğru temâyül eder.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;TEFVİZ&#8221;</em></strong><em> yerine (mu&#8217;tezile), </em><strong><em>&#8220;mutavassıt&#8221;</em></strong><em> kelimesi yerine (ortalama) demek, bu cümlenin ma&#8217;nâsını değiştirerek tahrîf etmekdir ki, müellif MERHÛM&#8217;un izni olmadan böyle tasarruflarda bulunmak, kul hakkı bakımından ciddî bir tecâvüzdür. Eser, daha da beter, böyle 40-50 noktada tahrîf edilmişdir. Buna da bir misâl vermemiz îcâbederse şu korkunç tenkısâtı gösterebiliriz: Eserin aslındaki Osmanlıca 5 satır </em><strong><em>&#8220;sâdeleştirme&#8221;</em></strong><em> denilen lâtin harfli sakatlaştırmanın 273. sahîfesinde yokdur; tard edilmiş, çıkarılmışdır&#8230; NEDEN? Bunu hangi tür </em><strong><em>&#8220;Osmanlıcılık&#8221;</em></strong><em>  îmân, amel, ahlâk, edeb, emânet ve nâmus telâkkîsiyle kâbil-i te&#8217;lîf edeceğiz?. İşte çıkarılıb atılan 5 satırın, aslından lâtin harflerine çevirdiğimiz kısmı:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Zâten nice Türkün Arab, veyahud Arabın Türk olmasının ehemmiyeti yokdur. Yalnız, lisân i&#8217;tibâriyle arabcanın tefevvukunu ve kâbiliyyet-i ta&#8217;mîmini i&#8217;tirâf etmek zarûrîdir. Beri tarafda, arabcadan tecrîdine hiç bir mütercimimizin kudreti yetişemiyeceğine kâil olduğum Kur&#8217;ân-ı Mübînimizin HÂTIRI içün bütün anâsır-ı İslâmiyyenin bu lisânı tebcîl etmesi ve hattâ BENİMSEMESİ bir vazîfedir.&#8221; </strong></em><em>(Dînî Müceddidler, Şehzâdebaşı Evkaf Matbaası, 1338-1340, s.260)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Merhûm&#8217;un 1954&#8217;de irtihâl-i dâr-ı bekâ eyleyişlerinden 15 sene sonra onun eserinde böyle korkunç bir TAHRÎF, tenkîs, tenzil ve sâire ile oynamak, bu kabil hâinlikleri meş&#8217;rû&#8217; gören bilûmum mütecâhirlerinin bütün diğer kitab ve yazılarına da gölge ve şübhe düşürecekdir&#8230; BİR MÜ&#8217;MİNİN EN BÜYÜK LÂZIM-I GAYR-İ MÜFÂRIĞI, EN BAŞ HASLET ve MÜKELLEFİYETİ, YALAN VE SAHTEKÂRLIKDAN UZAK, MUTLAKA EMREDİLEN (İSTİKÂMET) ÜZRE OLMASIDIR&#8230; Biz nicelerini görmüşüzdür ki, Osmanlıcılık maskesi altında </em><strong><em>&#8220;türkçülük&#8221;</em></strong><em> haltı da işlemiş, zaman ve zemine göre, tanzimat sapkınlıklarını (İslâm) diye yutdurmuşlardır. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böyle her şeyi bilirim havası sıkan câhiller, pek çok mes&#8217;elede akaîd ve fıkıh müdevvenâtımızın ne dediğine değil, cumhûriyetin hukuk fakültelerinde, o fakültelerdeki profesörlerin kitablarında yazılanlara, bir takım oryantalist (şarkiyatçı) ve felsefecilere kulak verib, onların eserleriyle de hemhâl olduklarından, bir çok mes&#8217;eleyi İslâm&#8217;ın teşrî&#8217; etdiği çerçevede değil, ters istikâmetde nakleder veya iddia eder hâle gelmişlerdir. Bunu, kavl-i mücerredde bırakmış olmamak içün, gene adı geçen şahısların, birçok vidyolarında: </em><strong><em>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;da yaşayan zımmîlerin, meyhâne, kerhâne ve kumarhane gibi hânelerine dokunulmıyacağını, onların bu yasaklardan muâf tutulacağını&#8221; </em></strong><em>cür&#8217;etlice söyledikleri; ve bu kabil saçma sapan cehâletleri dile getirdikleri de maatteessüf hayret ve dehşetle görülmektedir.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Elmalılı Merhûm Muhammed Hamdi Efendi&#8217;ye varıncaya kadar nice ulemâmız bidâyet-i İslâm&#8217;dan beri, bunun zıddını binlerce eserleri ile ortaya koymuşken, bu </em><strong><em>&#8220;tarihçi çakma üstâd ve allâmeler,&#8221;</em></strong><em> deli cür&#8217;eti denilebilecek bir kabadayılıkla, bu kabil hâkîkatları bile tersine çevirebilmektedirler. Kolayca herkesin elde edebileceği bir eser olan </em><strong><em>&#8220;İslâm Hukûku ve Fıkıh Istılahları Kamusu&#8221;</em></strong><em> nâm eserinde Hamdi Efendi Merhûm şöyle yazmaktadır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Zımmîler, kendi dinlerince YASAK olan şeyleri alenen çiğneyemezler. Zımmîler, Müslümanlarca dînen yasak olduğu gibi KENDİ i&#8217;tikadlarınca da yasak bulunan şeyleri İslâm yurdunda irtikâb edemiyecekleri gibi kendi beldelerinde de irtikâb edemezler. Meselâ: Zinâ ve benzeri fuhuşlar.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Zımmîler, Müslümanlar ile beraber bulundukları yerlerde, İslâm Şerîatına aykırı şeyleri ızhar ve İ&#8217;LÂN etmemekle mükellefdirler. O şey KENDİ ARALARINDA caiz olsa bile bu yasağa uymakla mükellefdirler.&#8221;</em></strong> <em>(1997, c.5, s.503)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mevzu&#8217;u uzatmamak içün burada noktalıyoruz&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Binâenaleyh, KADERİN, müslümana lâzım olacak kadarının, mu&#8217;teber ilmihâl ve akâid kitablarımızın tesbitleri dışına çıkarak, felsefeâlûd kelle yapılarıyla, yukarıda misâllerini verdiğimiz şekillerde oyuncak gibi telâkkî edilmesi; ve böyle reklâm ve i&#8217;lânı, en azından çok çirkin bir lâübâlîlik ve </em><strong><em>Şerîat</em></strong><em> esasları ile istihzâ istiskâl ve eğlenmekdir; ve netîcesi de, dinde tahrîf ve tahrîbi ortaya koyacak bir cinâyet olur…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>PÜSKÜLLÜSÜNE KADAR HERKES, İLMÎ VE KİTÂBÎ DEĞİL; ZANNÎ ve HEVÂ İLE HEVESE GÖRE SIKIYOR!</u></em></strong><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Îsâ Aleyhisselâm’ın ŞERÎATINDA AHKÂM-I İCTİMÂİYYE YOKDUR!”</em></strong><em> diyerek (Hâşâ ve Kellâ) vidyolar dolduran bazı püsküllü târihçiler, (halbuki ahkâm-ı ictimâiyyesi olmıyan bir İslâm’ı ve onun herhangi bir Şerîatını hiçbir Peygamber tebliğ etmemişdir.) Nasibse, bu mes’eledeki zırvaların </em><strong><em>“Peygamberlere ÎMÂNI”</em></strong><em> ne hâle getereceğini, müstakil  makâlât ile kaleme alacağız. Bu târihçi püsküllüler, </em><strong><em>kader</em></strong><em> mevzularını da maal’esef, mu’tezile-kaderiye ve cebriye arasında yalpalıyarak sürdürmüşlerdir?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bunlar, </em><strong><em>“Hâdiseye KADER perspektifinden bakarsak”</em></strong><em> gibi bir şablonu da, pek câhîlâne cesâretle dillerine </em><strong><em>pelesenk</em></strong><em> etdiler!. (Türkçe hassâsiyetini kat’leden bu ucûbe (perspektif) gâvurcasını lisân şuuru ile te’lîf etmek de nasıl mümkin olabilmişse..)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böylece  kendi yâvelerini, </em><strong><em>kadere</em></strong><em> bol bol </em><strong><em>tasdîk</em></strong><em> etdirmek gibi bir sihirbazlığı, </em><strong><em>“çakma üstâd”</em></strong><em> olarak yıllarca sürdürmüşlerdir… </em><strong><em>“2050’de Şeriat hâkim olmazsa mezarıma gelin bilmem ne yapın”</em></strong><em> kabilinden abuklukların da, hakk, hakikat, ciddiyet ve vekâr ile  zerre kadar alâkası olamaz. Balıkçı kahvesinde kabadayılık AĞZI çalkalayan adamlar tarzındaki bu kabil atıb tutmalarla yapılan gülünç gevezelik ve zevzekliklerin, ilmî hiçbir kıymeti de aslâ olamaz… Ayrıca bu kesânın, KADER’in neyi takdîr etdiğini, (KAZÂ) olmadan, sanki evvelden bilici bir ifâde tarzı kullanmaları; ve istikbâle âid hüküm ifâde edici kat’î cümlelerle alenen ve sıkılmadan ortalıkda dolaşmaları, cidden utanç ve hayret verici olmuşdur… Tâbii sâmiîn arasında da bu kabil nice atıb sıkmalara, cerbeze ve indîliklere: </em><strong><em>“Dur Efendi, şurası nasıl böyle olur?”</em></strong><em> diyecek cesâret, cesâmet ve ehliyetde adam çıkmıyacağından mı nedir, pek çok lâf canbazlıkları ve mugâlâtalar, hâzirûna </em><strong><em>“keskin zekâ ve hıtâbet hârikaları”</em></strong><em> olarak </em><strong><em>“kader (!) perspektifinden”</em></strong><em> bol bol yedirilmişdir!.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>TASAVVUF TERSDEN KULLANILIYOR…</u></em></strong><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sarık, sakal ve </em><strong><em>cübbeli</em></strong><em> geçinen niceleri de, ezberlerinin kalabalığını, </em><strong><em>“ibâre çözmekdeki erişilmezliğini”</em></strong><em> ve âyât ü ehâdîse  </em><strong><em>“bi re’yihi”</em></strong><em> ma’nâ vermedeki müthişliğini (!) ve bir saatde 300 sayfa kitâb okuma kerâmetlerini veya istidraclarını, ve sâireyi dahî HER FIRSATDA dile getirmektedirler!.. Nice hafif beyinliler lâf ishâline yakalanmış gibi POLİTİK lâklâkiyâtı ve HEZL ile şaklabanlıkları meziyet bildiklerinden, bu sebeblere binâen her cümlelerinde bir veya bir kaç lâfız veya ma&#8217;nâ sakatlığına rastlamak pek tabiî hâle gelmektedir… Kendi cemaat, cemâdât veya kalabalıkları da, bunlara alışarak ülfet kesbetdiklerinden, bu sakatlıklar onları rahatsız etmediği gibi, şifâ verir hâle bile gelebilmektedir!. Hatta Altaylı ve Bardakçı gibi ters kutubdakilere kadar niceleri, komedyen seyretmenin eğlendirici zevkiyle kahkahalara boğulmakda; ve o ma&#8217;lûmları komedyen niyetine sık sık ekranlarda teşhîr ve takdîm etmeden duramamaktadırlar!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Herkese </em><strong><em>reddiye</em></strong><em> yetiştirme mücâhidliği ve </em><strong><em>“gayret ü kemâl ve mücâhedesinden sık sık bahisle”</em></strong><em>, kendi kendisini redde ve aynada seyretmeye bir dakika bile fırsat bulamayan bu TİPLER, </em><strong><em>“allâmeliğini”</em></strong><em> tevâzû’ ifâde eden hayâlî tekke îmâli kelimelerle maskeliyerek her imkân üzerinden yürütmektedirler!. Bâlâda ele aldığımız târihçi karekterler (ifrâd) kutbu kabûl edilirlerse, bunlar da (tefrîd) kutbunu teşkîl etmektedirler denilebilir!… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İsmailağa’nın bile artık kendisini desteklemeyib, zâtının 12 yaşından beri bir hârika oluşunu; ve hocalarının </em><strong><em>“Ahmedim yanlış yapmaz” </em></strong><em>deyişini (!) görülen rü’yâlarla cennetlik olduğunun artık müdellel bir vâkıa bulunduğunu; ve <u>sanki ismet sıfatı</u> varmışçasına kendisini (kerâmeti kendinden menkûller) zirvesine rahatça ve suhûletle taşımasını dahî, acıyarak görmek lâzımdır!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Saadeddîn Ustaosmanoğlu’nun </em><strong><em>“Rasputin’lik”</em></strong><em> rütbesinden bile, öyle hiç müteessir olmayıb,  belki de tam tersine </em><strong><em>“Ben neymişim bre!”</em></strong><em> deyişini; </em><strong><em>“devletimizin kurucuları, DİB’i, (hanefî-matürîdi çizgisinde) kurdular”</em></strong><em> deyişindeki yâvelerini; ve böylece o kurucu ve kavurucuların Dîn-i İslam’ı pek (ihlâs ve samîmiyetle düşündüklerini!!!) nazara vermesini; Paşa, </em><strong><em>“Cebinden para vererek Elmalılı’ya tefsîr yazdırdı”</em></strong><em> gibi bir sayıklamayı; Kurtarıcı Paşalarının </em><strong><em>“Hılâfeti bile usûlü ve üslûbu ile pek yolunda kaldırdıklarını”;</em></strong><em> kendisini de, MAKÂM-I FETAVÂ-YI Cumhûriyye ve fırka-yı tayyibe-i  ılmâniyyede gördüğünü sık sık beyânla, bu meyanda </em><strong><em>“Kamal Paşa’nın aleyhinde konuşmak CÂİZ DEĞİLDİR”</em></strong><em> gibi mostralık ve heykeltaparlık </em><strong><em>“fetvâlar”</em></strong><em> dahî iftâ’, ihtirâ’, ibdâ’ ve inşâ’ edişini.. acebâ hocalığına mı, yoksa (bel’amlığına) mı, yoksa (neokamalistlik) tarafına veya bir yerine mi rekzedib not düşeceğiz!?..</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Müzeyyen Senar’ın</em></strong> <strong><em>imânla gidişine şâhidlik ederim”</em></strong><em> gibi gâibe de ıttılâ’ını ve ilm ü keşif, zuhûrât, yakaza, ve kerâmetler veya istidraclar püskürtüşünü; takunya-kefen ticâret-i meşhûre ve uhreviyyesi ile dahî “</em><strong><em>temâyüz, tehayyüz, telezzüz ve tefeyyüz ederek”</em></strong><em> hocalık şeref ve haysiyetini yüzüne gözüne ve her mıntıkasına bulaştırışını, mahallenin delisi veya sınıfın şamaroğlanı veya sahnenin dümbüllüsü olarak, aceba hangi meslek erbâbından bulunuşuna bağlıyacağız!?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nice cinsî mesâil ve makâmâtda pek mütebahhirâne, mütehassısâne ve mütehayyilâne  kat’-ı merâtib eyleyişini; ve zevceynin bile kendi aralarında dile alamıyacağı belden aşağı mebâhis-i mesture ve mahremiyyeti, kürsülerden cihâna pek musırrâne ve mütemâyilâne ve azâzilâne veya lâtîfâne (!) ehâli-i müslimin ve müslimâta nakille,  </em><strong><em>“irşâd havalarına da dalarak”,</em></strong><em> bu bahislere ziyâde sa’y ü gayret ü himmet ve mübâlâğa gösterişini; bunları, gayet belâğât ü fesâhatle ve nüktedanlıklar içine de sarıb sarmalıyarak aktarmasını; ve bu kabil va’z u teşehhiyâtına bu kabil süfliyyâtı, ma’sûmâne, mütebessimâne ve şakıyarak katık, hatta ma&#8217;nevî meze eylemesi gibi şeyleri; ve yüzlerce politik mâlâyânî, idlâl edici şathiyyât, şeytâniyyât, cerbezeyi ve sâireyi de nazara vermesini.. hangi peçe ve çarşaflara sararak İslâmiyyet’in yüz karası olmakdan çıkarabileceğiz!?&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mes’ele, bütün açık-saçıklığı ve kaçıklığı ile, her halde anlaşılmış; ve pek de ibretlik olmuş bulunacakdır!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sûret-i Hakk’dan görünerek bel’amlığın bütün husûsiyyetlerini üzerinde toplıyan nice eşhâs-ı meşhûrenin encâm-ı kârı, târihdeki nice emsâlleri ile birlikde ibret-i âlem olarak apaçık ortada bulunmaktadır!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ve târihdeki Bekri Mustafa’nın, cenâzenin kulağına: </em><strong><em>“Dünyâ’dan sorarlarsa, Bekri Mustafa falan câmiye imam oldu dersin, onlar anlar!”</em></strong><em> demesi gibi, bazılarının da KÜRSÜLERDEN fetvâ mühendisliği, kitâb, kefen, nalın, parti, pırtı, demputrat, peri-çek, şarkıcı, Müzeyyen, şu, bu v.s. reklâmcılığı ve tacirliği, goygoyculuğu yapmasını; kendisini, </em><strong><em>“bilmem neli bilmem kim HOCA”</em></strong><em> diyerek <u>HOCA SIFATIYLA</u> reklâm edişini; ve pespâye bir politika tüccarlığı veya işportacılığı yapışını, hapse düşünce yelkenleri fora edib Feto meddahlığına soyunub ana fîrân ortada kalışını.. böyle yüzlercesini de birilerinin   bazı cenâzelerin kulağına fısıldamasında, Hadîs-i Şerîf’de geçen <strong>“bilgiç münâfıklar”</strong> hesâbına olmasa da, bir takım dâr-ı berzâh ins ü cinni içün, bir nice hasene, hâsıla, sevâb, savab, faide ve menfaatler görülebileceği kuvvetle muhtemeldir!&#8230; </em></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-5- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-5- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 18:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[içtihad]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[levhi mahfuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13898</guid>

					<description><![CDATA[<p>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR! -3- Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) CENÂB-I HAKK AZZE VE CELLE’NİN HİÇBİR SIFATINDA DEĞİŞME, SİLİNME VE EKSİLİB ÇOĞALMA YOKDUR; O, BUNLARDAN MÜNEZZEH,<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><em><strong><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></strong></em></h1>
<h1 style="text-align: center;"><em><strong>-3-</strong></em></h1>
<p style="text-align: right;"><em><span style="color: #cc0000;"><strong><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></strong></span></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong><u>CENÂB-I HAKK AZZE VE CELLE’NİN HİÇBİR SIFATINDA DEĞİŞME, SİLİNME VE EKSİLİB ÇOĞALMA YOKDUR; O, BUNLARDAN MÜNEZZEH, BUNLAR İSE O’NUN İÇÜN MUHÂL, MÜMTENİ’ VE MÜSTAHİLDİR…</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>20/Mart /2023 târîhinde T.C. DİB rüesâ-yı ılmaniyyesinden Ali Erbaş, Âl-i İmrân Sûre-i Celîlesinin 103’cü âyet-i kerîmesinde geçen <strong>“VA’TASİMÛ Bİ HABLİLLÂHİ CEMÎAN”</strong> cümlesindeki <strong>“HABL”</strong> kelimesi içün <strong>“BANA GÖRE”</strong> diyerek, ona, kendince bir ma’nâ yükledi!. Herkes, müfessirliği ma’lûm olmadan, emâneti ehline bırakmadan, ihtisâsa kıymet atfetmeden, ceffe’l-kalem ve <strong>“Bana Göre”</strong> diyerek, indindeki ma’nâyı Kelâm-ı Kadîm içün kullanmıya kalkar da; ve meselâ, bu <strong>“HABL”</strong> kelimesine yüklerse, ortaya nasıl, hangi tür bir  <strong>terör</strong> çıkacağını, bu Bay Ali neden düşünmek ve tefekkür eylemek istemez?. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte Türkiya, DİB’i, ilâhiyatları, medyası, din <strong>“güncellemeci”</strong> politikacıları; ictihad kapısını da, gece gündüz her hırsızın girebileceği bir han kapısına çeviricileri, selefîleri-vehhâbîleri, şîası, oryantalistleri ve bir takım hoca kılıklı sakal cübbeli ekran işportacıları ve sâiresi ile; ve pek çok zümre ve hizibleri elinde, <strong>“Bana Göre”</strong> diyenlerin bulandırarak yok etdikleri, o şeytânî çukuruna düşürüldü; veya, İslâmiyyet, herkesin üzerinde top oynadığı SÂHİBSİZ bir ARSA hâline getirildi…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Anadolu üzerinde yaşayan müslüman Türk-Kürd-Arab on milyonların elinden İslâmiyyet’in alınıb sıfırlanması,  Batılı küresel çeteler hesâbına her türlü tazyık ve zulüm ile, bilhassa <strong>yüzyıldır</strong> en baş VAZÎFE olarak yürütülmektedir. Böylece, şu andaki ateist ve lâ&#8217;net sistem ve ideoloji, bunu, Müslüman Anadolu halkından evvelki ikonaperest BİZANSI veya putperest Ortaasya dünyâsını, veya heykelperest ataizmayı yeniden canlandırmak (hortlatmak) projeleri olarak icrâya çalışmaktadır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Bana göreler, ictihad kapısı açılmalıdırlar, İslâmiyyet GÜNCELLENMELİDİR-ler”</strong> ve sâir tuzaklarla varılmak istenilen hedef, O’nun değiştirilerek, İslâm’ın yerine, adı gene İSLÂM olsa da, kendisi İslâm olmıyan bir dînin oturtulması, binnetîce, İslâmiyyet’den mutlaka ve bir şekilde KURTULMAKDIR… Zaten târih boyunca yapılan nice Kurtuluş Savaşları (harbleri), başlangıcıyla sonu arasında yüzseksen derece böyle bir FARK da taşımışlardır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Asıl mevzuumuzun altından da, gevezelik, akılsızlık, şımarıklık, istiskâl, komedyenlik, lâübâlîlik v.s. gibi sebeplerle, <strong>“BANA GÖRE”</strong> atışları çıkdığı anlaşılmaktadır. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Levh-i Mahfuzda yazılanlar Allâh Azze ve Celle’nin İLMİ olması hasebiyle ve Cenâb-ı Hakk’ın bütün sıfatları gibi İLİM sıfatında da <strong>“DEĞİŞİKLİK, Levh-i Mahfuzda YAZILANIN (hâşâ) GERİ ÇEVRİLMESİ, Levh-i Mahfûzda YAZILANIN SİLİNMESİ”</strong> gibi hükümler, tamamen <strong>“Bana Göre”</strong> soyundan gayr-i ilmî ve son derece gayr-i ciddî, câhil veya münkir sallamalarıdır… Hele berveçhi âtî  4. Maddede yazılanların kürsülerden söylenişi, tam bir masal, mitolojik efsâne, veya komedyenlik îcâbı bir hafifliktir ki, bunların İslâm ile kâbil-i te’lîf edilemiyeceği, gelecek makâlâtımızla ve tefsirlerden yapacağımız iktibaslarla müdellel olarak ortaya konulacaktır, biavnillâh…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İlim, îmân, amel, ahlâk, vekâr ve ciddiyet ile zerre kadar alâkası olmıyan aşağıdaki yâveleri ağzına alanlar, ne kadar kendi kendilerinin âlimliğini reklâm peşinde olsalar da, ortaya koydukları zikri muharrer mes&#8217;elelerin hakk ve hakikatle hiçbir münâsebeti yokdur ve olamaz. İslâm içün yüz karası olan şu manzaralardan aklı başında bir müslümanın hicâb duymaması da imkânsızdır. Allâh Azze ve Celle’nin ilminden ibâret olan LEVH-İ MAHFUZUN bu derece dikkatsizce, şuursuzca, cehâletle, çocuk oyuncağı gibi, sanki <strong>“bana göreler”</strong> çukuruna çekilib orada boğulmak istenircesine kürsülerden ve sanki sarıklı CÜBBELİ oluşun masuniyeti (dokunulmazlığı) varmış gibi dile alınışı, biz müslümanların şu devirdeki bir başka  büyük felâketidir. Cenâb-ı Hakk’ın zerre kadar değişmiyen ilmini, <strong>“SİLİNEN VEYA GERİ ÇEVRİLEBİLEN”</strong> bir oyuncak seviyesinde düşünen ve böyle de düşünülüb kâbûl edilmesine de vesîle olan ayak takımı derekesindekiler, Allâh Azze ve Celle’ye (ÎMÂNIN) önünü kestiklerinin bile farkında olamayacak kadar <strong>acziyet, pişkinlik, umursamazlık, ne desem nasıl olsa yutuluyorluk, dolayısıyla şirretlik</strong> içindeki, hem dâll ve hem mudill yüzsüzlerdir&#8230; Bu kabil hoca kılıklı heriflerin her şeyden evvel, (hocalığı) değil, tecdîd-i îmân ven-nikâh eylemeyi ağızlarına almaları şartdır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte, ileride butlânını ortaya koyacağımız o menhus cehâlet satırları:</em></p>
<ol>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>“Bu mübârek gece önümüzdeki bir sene başımıza gelecek belâ, hastalık, kuraklık, kıtlık, zelzele, sel, deprem hepsinin TAKDÎR edilib DOSYALARININ TESLÎM edildiği gecedir…” </strong>(Kaderin ezelde tesbiti Levh-i Mahfûz&#8217;dadır. Berat gecesinde ancak, o levhden, bir senelik kısım &#8220;iktibâs&#8221; edilmişdir. Bu bir senelik kısım da, EZELDE, o Levh-i Mahfuzda TAKDİR edilmiş-yazılmışdır&#8230; Sonradan ilâve bir husûs olması muhâldir&#8230; İleride gelecek, tefsirlerin ifâdesi böyle.<strong>)</strong></em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>LEVH-İ MAHFUZDA YAZILANI BİLE DUÂ GERİ ÇEVİRİR.” </strong>(Bu nasıl lâfdır, ilmî  ve ciddî bir müstenidâtı nerededir?.. Sâbit olan Kader yani Allâh Azze&#8217;nin ilmi nasıl geri çevrilir, ileri çekilir, bu, dama taşı ile oyun oynamak mıdır hâşâ ve kellâ? Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi&#8217;l-aliyyi&#8217;l-azîm.)</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>Allâh Azze Ve Celle’nin ilm-i ezelîsi değişmez. Ammâ Levh-i Mahfuza yazdığımı SİLERİM buyuruyor. Ammâ ne ile, duâ sâyesinde….. </strong>(İlm-i ezelî hem değişmezmiş, hem de Levh-i Mahfûz&#8217;dan SİLİNİYORMUŞ! Bu kadar ciddî bir îmânî mes&#8217;elede, biribirine muttasıl iki cümle ile bu kadar dehhâmeleşen ve mide bulandıran TENÂKUZA, hakîkî bir hocanın çırılçıplak ve böylesine bir akıl, ciddiyet, îmân, âr, hayâ ve utanma ile atlayışı mümkin olabilir mi; ve bu, ne ile îzâh edilecekdir, dehşet!)</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>“Belâ da, Levh-i Mahfuzda yazılmış, falanoğlu filan falanın başına gelmek üzere İNMEĞE başlıyor! Tam, o ordan inerken, burdan DUÂ varsa, o onu n’apıyor, işte efendim, F-16 gibi, bilmem ne gibi KAPIYOR, havada onu bırakmıyor! Kıyâmete kadar da o belâ, gelmiye çalışsa, o adamın duâsı varsa, havadan onu sâhibinin başına kondurmuyor. Duâ böyle bir şey…” </strong>(Şu 4. maddedeki, uyutmak içün çocuğa masal anlatmadaki basitlik, balıkçı kahvehânesinde paçadan dökülen zıpırlık, hoca sıfatıyla bu üsûb ve usûllerle KÜRSÜLERDEN yapılabiliyorsa, artık, bunların da birer Kıyâmet alâmeti olduğunu söylemekden başka çâremiz kalmıyor&#8230;) (Kürsüden yapılan bu 4 maddelik konuşma, vidyodan aynen satırlara dökülmüşdür.)</em></li>
</ol>
<p style="text-align: center;"><em><strong><u>EN MÜHİM MESÂİL-İ KELÂMİYYE..</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>15 asırdır bu kadar akâid, tefsîr, hadîs, fıkıh kitâblarında, münâsebet düşdükçe ve pek çok yerde <strong>“Levh-i Mahfuz ve KADER”</strong> mes&#8217;eleleri bilinmesi gerektiği nisbetde &#8211;ki bu mevzû&#8217;un künhüne ve sırrına kulların âgâh olması muhâldir&#8211; beyân edilmişdir. <strong>“Levh-i Mahfûz”</strong> ta’bîri Kelâm-ı Kadîm’de, sâdece  Kur’ân-ı Mübîn&#8217;de<strong> <u>&#8220;Fî levhin mahfûz</u></strong><strong><u>)=</u></strong><strong><u>ki bir levh-i mahfûzdadır</u></strong><strong>.” </strong>şeklinde sâdece bir yerde, o da BÜRÛC sûre-i celîlesinin 22. Âyet-i Kerîmesinde geçer. Fakat <strong>“ümmü’l-Kitâb, Kitâb, Kitâb-ı Mübîn, Kitâb-ı Hafîz”</strong> gibi ta’birlerle de, pek çok âyât-ı kerîmede zikredilmektedir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şov ve amigoluk, politika maskaralığı ve parti şaklabanlığı peşindeki bir takım hoca kılıklı sebükmağzların (hafif beyinlilerin) bu mevzû&#8217;u nasıl tersine çevirerek <strong>“imân ve i’tikadları”</strong> berbat etdiklerine, evvelki makâlelerimizde bir nebze temâs etmişdik. Mes’ele, ANA AKÂİD şartlarından biridir ki, Merhûm Ö. Nasûhi Efendi de: <strong><u>“Kazâ ve kader mes’elesi EN MÜHİM mesâil-i kelâmiyyedendir” </u></strong>buyurmaktadır.<span style="font-size: 8pt;"><span style="font-size: 10pt;"> (Muvazzah İlm-i Kelâm, 1959, s.224</span>)</span> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bahis mevzû&#8217;u etdiğimiz hoca <span style="font-size: 10pt;"><span style="font-size: 12pt;">kılıklıların</span>,</span> neredeyse tapılan bir sanem hâline getirdikleri kendi arabçaları ile ibâre çözüb arapçalarını putlaştırma adına <strong>“ma’nâ verme”</strong> ve kafadan atma-sallama ve teşehhiyât şehvetine düşmeleri, onları, ilim ciddiyetinden ve Allâh korkusundan çekib uzaklaştırmaktadır. Bu gürûhun, <strong>müctehidmiş </strong>gibi tavır ve kurumlar takınmaları, kaş yaparken göz çıkarmalarına, ibârelerde mündemic gerçek ma’nânın güme gitmesine, netîcesi i’tibâriyle de, durmadan tahrif, tağyîr ve tahrîbe sebeb olmaktadır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sorulduğunda, papağan ezberciliğiyle <strong>“mezhebsizliğe (!) hâlen değil de kâlen ateş püsküren”</strong> bu sokak ağızlı ve iki yüzlü hoca kılıklılar, İLÂS ve SAMÎMİYYET mahrûmu olub, hubb-ı câh peşinde koşdukça; ve <strong>“HOCALIK rütbe ve nişanlarına en lâyık benim”</strong> dedikçe, hâl lisânıyla da kibir ve gurûr köpürtdükçe, tam bir iblislik sıfâtı iktisâb etmektedirler… Müslümanların esir olduğundan ve dâr-ı İslâm gibi dünyâdaki EN BÜYÜK Nİ&#8217;METİ kaybetdiklerinden bile, bunların haberleri ve bu istikâmetde îmânları olduğu söylenilemez&#8230; En büyük zulüm olan ŞİRKİN, nice memleketleri kasıb kavurduğu apaçık bir vâkıa olduğu halde, her şeyden evvel buna karşı çıkamayan adamlara nasıl (hoca) denilebilir?. Küfrün, nifâkın, layıklık ve ateizmanın, heykelperestliğin, terör kaynağı ipsiz ve tipsiz lâ&#8217;netli bir demputrasinin ve HAÇLI kuyruğunda güdümlü olmanın pençesinde bulunan memleketleri bile <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8221;</strong> ilân etmekden utanmıyan bu azgın nefs tapıcılarını, dış görünüşlerindeki (hoca kılıklı) sahtekârlıkları da ASLÂ kurtaramıyacakdır&#8230; En zâlim ve heykelperest nice dâr-ı riddelere kadar her belâ çukuruna (Dâr-ı İslâm) yaftası yapıştıran bu dalkavuk (müdâhin), sıkıyı görünce herkesin her tarafını yalamayı bile câna minnet bilecek kadar ALÇALAN bu süfehâ takımları, bugün, İslâmiyyet&#8217;in önündeki en büyük Çin Seddidir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> BÜTÜN RESMÎ VE GAYR-İ RESMÎ HER MERCİİN İSLÂM HAKÎKATINI ORTADAN KALDIRMAK İÇÜN <strong>“güncelleme”</strong> sûikasdları peşine düşdüğü şu netâmeli ve dehşetli devirde, gerçek müslümanların en ehem ve EN BİRİNCİ VAZÎFESİ, İSLÂMİYYET’İN ehl-i sünnet ve’l-cemâat çizgisindeki hakîkatını muhâfaza ve müdâfaa etmekdir. Gerçek bir müslümanın, en ana ve temel vazîfesi budur; ve herbiri şeytan hizbi olan dem-putratik parti-pırtılara KUL, KÖLE ve KÖPEK olmadan; onlara, verecekleri kemikler bedelinde kendini SATMADAN, her ne pahasına olursa olsun zerresine kadar  MUKADDES EMÂNETİ MUHÂFAZA ve MÜDÂFAA&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><em><strong><span style="text-decoration: underline;">CİHÂDIN EN BÜYÜK İBÂDET OLUŞUNU GÖRMEZLER, KARAMANLİS FAMİLYAYARI OLARAK İCTİHÂD KAPISINA YÜKLENİRLER&#8230;</span></strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bunun içün de,  Büyük Mürşid Ahmed Zıyâüddîn Gümüşhânevî MERHÛM&#8217;un <strong>&#8220;Câmiul Mütûn&#8221;</strong> nâm AKAİD&#8217;e dâir eserinde:<span style="text-decoration: underline;"><strong> &#8220;Zamanımızda en büyük İBÂDET CİHADDIR&#8221;</strong></span> buyuruşuna ciddiyetle TUTUNUB sarılmak, EN BAŞDA GELEN USÛLDÜR. Aksi hâlde emânete hıyânet etdiği içün MUNKARÎZ olmuş sâbık ve sapık bir enkâz ortaya çıkacak ve encâmı da pek feci’ olacakdır… Mübârek Ramazân-ı Şerîf&#8217;de bile politika piyasasının, ne kadar hadsiz ve hududsuz bir çirkeflik, kuduzluk, kudurmuşluk, şeytanlık, en mel&#8217;un bir demokratlık ve ısyân-tuğyân içinde olduğu GÖRÜLEBİLİRSE, belki bir nebze nefes alınabilecekdir&#8230; Lâkin politika şeytanları ile onların telfikçi  ve <strong>&#8220;ictihad kapısını açmak içün canla başla çalışan&#8221;</strong> müctehid taslakları, <strong>&#8220;müslümanım&#8221;</strong> diyenler içinde, ESÎR alıb beynini bulandırmadığı adam bırakmamışdır. Bunlar, ALLÂH irâdesine râmolmuş ve  <strong>&#8220;HAYRU&#8217;L-HALEF bir nizâmın zarûrât-ı DÎNİYYEDEN&#8221;</strong> olduğuna kat&#8217;iyyen ÎMÂN eden bir avuç HALKI da, <strong>&#8220;Çağ dışı olanlar, kör taassubçular, mezheb fanatikleri, v.s.&#8221;</strong> diyerek, ademe mahkûm edecek kadar da alçaklaşabilmektedirler&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böyle bir devirde, müslüman olmak veya kalmak.. Karamanlis de: <strong>&#8220;Laik düzende İslâm&#8217;ı yaşamak&#8221;</strong> diye kitablar düzüb kılavuzluk yapıyor! Böyle bir düzende de çok mülâyimâne ve <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;da&#8221;</strong> gibi yahud bizzat <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;da olarak&#8221;</strong> rahat yaşanabilirliğin muhallebi tatlısı içün fıstıklı ta&#8217;riflerini veriyor!. Demeye getiriyor ki:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Düzen böyle taklid ve kopyalama ile çağdaş ve çakıldaş gâvuristandan peydahlanmış da olsa,  sen burada iyi, güzel ve doğru VATANDAŞ ol; ve dem-putratik vatan müdâfaası içün oy sandığına koş! En mülâyimini, alnı en secdelisini (!) avradı kafadan en bezlenmişini, en imam liselisini, bizim rahle-i tedrîsimizden en çifte süzülmüş geçenini bul, onun kanatları altına gir&#8230; Körolası &#8220;Kör taassubu ve mezhebçilik&#8221; gömleğini de millî çöküşünki gibi çıkar; &#8220;dîni güncelleme ve telfîk&#8221; entârisini bilimin eşliğinde giy..</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Şevketpenâh ve Tayyibcenâh Saray erkânımıza ye-iç dua et; ve bizim  imam liselilerin, ÂSIM&#8217;ın nesli olduğunu her fırsatda zikr ü fikr et! Ve müesses yavru ve ana yasa, masa, kasa ve kânunlarımıza ters ve ayak uzatarak zinhâr yatıb uyuma! Uyanık  olarak dem-putratik keşf ü istidracları seyr ü temâşâ et!</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Vergini, zamanı hulûl etdikçe, sağ elinle ve ABANT rûh-ı lâtîfinde fenâ bularak ver; ve askerliği de, her şey Allâh içün değil de<span style="text-decoration: underline;"> &#8220;HER ŞEY vatan içün&#8221;</span> diyerek; ve sarp ve karlı-buzlu-uçurumlu kayalıklarda &#8220;ABD müttefikimizin&#8221; beslediği PEKKAKA peşinde koşarak <span style="text-decoration: underline;">&#8220;ATA ve ANA ilkelerimizi ve cumhuriyet kazınım ve kazanımlarımızı&#8221;</span> yaşatmak uğruna yap&#8230; Ve bu uğurda sakat ve çeyrek kalırsan GÂZÎLİĞİ; ve Âhıret-i Dâr-ı Bekâya irtilâl edersen ŞEHİD olmayı cana minnet, rûha ni&#8217;met say..</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Çamlıca-Taksim mesâcîd-i ılmâniyyelerine ayda bir gidib feyziyâb ol, kendinden geç.. Sık sık ve bayram-seyrân, Ayasofya&#8217;nın <span style="text-decoration: underline;">ikonalı</span> ruhâniyyetinden, beddualı vakfiyenâmenin şiddet ve azametinden de nasîbedâr olub istifâde et.. Ve Ayasofya harîminin ortasındaki, değil secde etmek, ayak basmak bile yasak olan, takrîben 30-40 metre karelik &#8220;imparator taç giyme&#8221; mahallinin vakıf şartlarına kılıç sallıyan mekânını da, kırmızı kordonları dışında bir öksüz ve yetim gibi kalarak ve iniltili sesler çıkararak, 1934 kere tavâf et&#8230; </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Ba&#8217;dehû, üç çeyreği ana fîrân vaz&#8217;iyyetde olan ve câmi-i şerîf harîminde gezinen bitli, itli, piçli ve cenâbet turist keferesinden, o saatlerde ve gün fevt olmadan ibret ve medeniyet iktibâs ederek, FETO&#8217;sal ve mahlûbeli iltisaklar tasavvurlarına sarıl! Sağ tarafına ve sağ elini kellene destek yaparak ve yüzün kıbleye, ayakların kubbeye gelecek şekilde YERE YAT!.. Ve 10 dakikalık aralıklarla ÜÇBUÇUK DAKİKA SIRTÜSTÜ dur; VE KUBBE KEMERİNDEKİ İKONALARIN,  CUMHURİYET KAZANIMLARINDAN OLAN HÂRİKA SAN&#8217;ATSAL VE KAMALSAL ŞEKİLLERİNİ DOYA DOYA VE TIKA BASA SEYRET!.. DOYMADIYSAN, tekrar tekrâr tekrâr et!.. </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Fetih sahnelerini, Fâtihleri, Akşemseddînleri, Ulubatlıları, binlerce şühedâ ve ana kuzularını, cihâd sahnelerini, sakın derinden düşünme; yoksa, laik dem-putratik vatandaşlığın evrenselliği, feminselliği, cinselliği, homoselliği ile  verdiğin oy&#8217;ların bütün cumhûrî sevabları bir anda devrimsellik hesâbına hebâen mensûrâ olur!</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Senden daha iyi müslüman ve daha hoşgörülü abi ve abla olamıyacağını da, bizim fetoşizm, telfîk, diyalog, ılmâniyye ve tayyibiyye tarîkat-ı haltettiniyyemiz usûlleriyle her gün ve ba&#8217;de&#8217;t-tulû&#8217; ve kable&#8217;l-gurûb RÂBITA et&#8230; Cis-trans hâline saplanarak, kutsal, kurumsal, kutusal ve sandıksal ruhlara, mozale tapınışlarına, and içme vecd ü istiğrâklarına ve hatta nirvanaya, istersen tâ Pensilvanya&#8217;lara kadar kuvve-i hayâliyye ve hayvâniyyenle ulaş ve bulaş!. Bu hâl ü ahvâlini hiç bozmadan, tayy-ı mekân ile tayyib-i kelâm eyle; hiç düşmeden ve dumanaltı da olmadan ayık kafayla astronot ol, sihasız ve mihasız ve mîzansız fezâlarda uç&#8230;vesselâm!..&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>HAM YOBAZ KABA SOFTALARA TEKRAR DÖNERSEK&#8230;</strong></span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Her geçen gün, ortalığı, sahtekâr politika hırsızları, haksızları, hayırsızları ve hayâsızları doldurmaktadır. Bunların dümen suyuna girerek, onların parlatılıb cilâlanması istikâmetinde politikacı MEDDAHLIĞI irtikâb eden bu hoca kılıklı işportacılar, eski Osmanlı ulemâsının asâlet, edeb, terbiye, âdâb-ı muâşeret, ciddiyet, havfullâh; ilim haysiyeti, şeref ve vekârı <strong>yerine;</strong> hoppa-zıppalığı, şımarıklığı, lâübâlîliği, külhanbeyliğini, sokak serseriliğini, komedyenliği, onun bunun televizyonlarına çıkıb Dümbüllü maskaralıkları yapmayı oturtmuşlardır&#8230; Hatta o kadar ki, bir takım ateist ve sapık sunucularla (yardakçı veznindeki) târihçi münâfıkları, donlarına kaçıracak kadar güldürüb onlara sırnaşmayı, cıvıtmayı, <strong>müstehcen</strong> köprüaltı havalarını dile almayı ve bunları ma&#8217;rifet ve zekâ kıvraklığı saymayı, her âdiliğe başvurmayı; hulâsa, işte bunlar gibi binbir türlü ciddiyetsiz ve mes’ûliyetsiz bir kepâzelik ve müptezelliği, zerre kadar utanmadan İRTİKÂB etmektedirler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: 'Bookman Old Style',serif;">Böyle nice <strong>hoca kılıklılar</strong> BİLHASSA Mübârek Ramazan&#8217;larda <strong>cercilik</strong> peşine de düşerken, işin maskaralığını da aslâ ihmâl etmiyorlar!.. (Aklı başında, edille-i erbaa, müctehid imam ve zarûrât-ı dîniyyeye boynu kıldan ince, ehl-i HÂL, VAKÛR, edebli ve kimyâ olmuş hocalarımızı dâima tenzîh ederiz.) En hassas olunması ŞART olan şer&#8217;î mes&#8217;elelerde bile, bâlâda işâret etdiğimiz üzere bunlar, sathın da en sathında kalmak bir yana, mevzû&#8217;ları, masallaştırma derekesine tenzîl ederek, zevzekçe dile almakdan bile utanıb çekinmiyorlar&#8230; </span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: 'Bookman Old Style',serif;">Hele Purof etiketliler, iğrenç bir kibir heykeli olarak, onlar da modern ve pozitivist <strong>cerciler</strong> olarak bir başka âfet ve münkirler kutbunu teşkîl ediyor&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><em>(Mâba&#8217;di var)</em></strong></span></p>
<p style="text-align: right;">
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-2- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 20:16:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[08/15 Berâet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Berat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[levhi mahfuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13892</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ham softa ve kaba yobaz” denilen nice şarlatanların meydanı boş bulub BERAT gecesi gibi nice mukaddes gecelerimiz ve mes’elelerimiz ile alâkalı yâve, hezeyân, küfürbazlık, isrâiliyyât veya echeliyyetlerine çok dikkat edilmelidir.</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-2- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(2)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Ham softa ve kaba yobaz”</em></strong><em> denilen nice şarlatanların meydanı boş bulub <strong>BERAT</strong> gecesi gibi nice mukaddes gecelerimiz ve mes’elelerimiz ile alâkalı yâve, hezeyân, küfürbazlık, isrâiliyyât veya echeliyyetlerine çok dikkat edilmelidir. Muvâzeneyi kaçırmış, ömrü şımartılmakla geçmiş nice ekran şeytanı sahteleri iyi tanıyıb, şerlerinden Allâh AZZE ve CELLE’ye sığınmayı beceremezsek, i’tikâdî zararımız fevkal’âde korkunç olacakdır!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>KADER’e</em></strong><em> îmân, Allâh Azze ve Celle’nin İLMİNE ve KUDRETİNE taallûk etdiği içün, bu babdaki gayr-i ŞER’Î safsatalar, o <strong>“ehl-i sünnet”</strong> tüccarlarını bile bu mübârek tarîkin dışına fırlatıyor ki, bundan haberleri de olmuyor. Çünki kendilerini <strong>“zamanın en âlimi”</strong> görme, dolayısıyla da <strong>“hubb-ı câh, şöhret hırsı ve birileri tarafından devamlı şımartılmaları,”</strong>  bunların gözünü kör etmektedir. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Berat gecesinde rızk, ömür, âfât-ı kevniyye ve yaratılarak meydana gelen bilcümle herşey, sanki ezelden beri <strong>“LEVH-İ MAHFUZDA SÂBİT”</strong> değilmiş de; bunlar, BERAT gecesi sıfırdan KADER olarak tesbît ediliyormuş gibi (hâşâ ve kellâ), bir ifâde çarpıklığı, maskaralığı ve hatta küfr ü şirke varan lâf kalabalığı hezeyânlar ve sokak ağızlı bomboş lâkırtılar sahneleniyor!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sanki Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle, <strong>BERAT</strong> Gecesine kadar bilmiyordu, (hâşâ ve kellâ), bu gece, bir senelik hâdisâtı sıfırdan yazdırmış gibi bir ma’nâ ortaya koyanlar, nasıl sarı cübbeli kürsülere çıkıyor, ne kadar esef edilse azdır… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu kabil şeytânî ve mezmûm söz ve üslûblar, dinliyenleri de lâübâlî ve yalama ederek, İSLÂMİYYET’e âid<strong> ilmî vekâr ve îmânî ciddiyet</strong> ortadan kalkmakda, bunun yerini <strong>“Ham yobaz kaba softa”</strong> denilen düşüklere âid o karikatürlük manzaralar çıkmaktadır. Bunu da İslâm muârızı harbî kefere ve Kitâb düşmanı medya sürüleri, dînimizi küçük düşürmek üzere dünyâya neşrederek servis ve aksetdirmektedir… Câmi kürsülerini kahvehâne yârenliğinin yapıldığı mekânlara çevirenler, abuk sabuk komiklikler, rezilce argo kelimelerle öyle cıvık manzaralar çiziyorlar ki, bunlar, İslâm’ın ve Müslümanların yüzkarası olmanın da ötesinde, çok büyük vebâl altına girib, cemaatlerin de AHLÂKINI bozmakda ve kaş yaparken GÖZ ÇIKARAN vahşîlere dönmektedirler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Yüzyılımız”</em></strong><em> diyerek kendi ateist saltanatları peşindeki derin düzen çeteleri ise, bu cıvıklıkları İslâm’ın aleyhinde gördüklerinden, değil bunlara mâni’ olmak, bil’akis, bu kabil ilâhiyat ve kürsü baykuşlarını öttürmeyi, vazîfe bilib teşvîk etmektedirler… <strong>“Depremzedeler Allâh’a KIRGINLAR”</strong> diyen Körmezlerden tutun da, <strong>“Yehûd ve hıristiyanların da cennete gireceğinin yollarını döşeyen”</strong> Karamanlislere, Salamon Akeşlere, Fetöşistlere;  <strong>“Şu şu âyetler anlaşılamıyor, dolayısıyla Kur’an’dan çıkarılmalıdır”</strong> diyen Milhâmilere ve nihâyet <strong>“Kur’ân Allâh Kelâm-ı değildir”</strong> ilhâdı ve iblisliğine kadar zıvanadan çıkan Möztürklere kadar.. nice ilâhiyât purofu rütbeli mahlûkât, bugün Allâh Azze ve Celle’nin Aziz ve MUTLAK Dînine en korkunç HARB açmış bulunmaktadırlar…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gece gündüz, <strong>“Ümmete Lider”</strong> diye tesviye ve tezkiye çarkından geçirilerek neredeyse <strong>TAPILACAK</strong> noktaya getirilenler de, bu meş’ûm cereyanların akıntısına kapılmış;  bunlar da, <strong>“İslâm Güncellenmelidir”</strong> der hâle getirilmişlerdir… Bu <strong>(güncellemelere&#8211;ictihadçılık ve müctehidçilik oynamalara&#8211;DİNİ yazboz tahtasına çevirmelere)</strong> karşı çıkan ve 15 asırlık edille-i erbaa çerçevesinde KAHHÂR-I Zülcelâl’in SÂBİT ve TAKARRÜR ETMİŞ MUTLAK VE MÜBÂREK DÎN-İ CELÎLİNİ muhâfaza ve müdafaaya ÇALIŞIB gayret eden; ve geçen asırdaki nice OSMANLI ulemâmız (Rahmetullâhi Aleyhim Ecmâîn) Hazerâtını da içine alacak şekilde <strong><u>“İslâm’ın GÜNCELLENECEĞİNİ bilemeyecek kadar ÂCİZLER”</u></strong> diyerek; ve geriye doğru gidersek 15 asrın milyarlarca MÜSLÜMANINI dahî bu küçük düşürücü elfâzlarla KUŞATIB yaftalayanlar ve damgalayanlar ve neredeyse onları ayağının altına almak istiyenler de, işin cabası!.. Kimlerin ACİZLER sınıfında yer aldığı, zamanı ve mekânı zuhûr ve dühûl etdiğinde, hakkalyakîn görüleceği ise, îzâhdan vârestedir…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>MUHAMMED HAMDİ EFENDİ MERHÛM NE BUYURMUŞ?</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Birinci makâlemize başlarken zikretdiğimiz  ayetlerin işâret buyurduğu ilmî hakikatlere, Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin Tefsîrinden bazı NOKTALARA temâs edeceğiz.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Merhûm, Berat Gecesinde 5 haslet olduğunu beyân buyururlar ki, biz telhîs ederek şöylece arz edelim:</em></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong><em>Tefrîk-i külli emrin hakîm.</em></strong></li>
<li><strong><em>İbâdetin Fazîleti.<br />
</em></strong><strong><em>a) Dünyâ âfetlerini def’a,<br />
</em></strong><strong><em>b) Şeytanın hile ve tuzaklarını def’a,<br />
</em></strong><strong><em>c) Cennetle müjdeleniş,<br />
</em></strong><strong><em>d) Cehennem azâbına karşı sebebler…</em></strong></li>
</ol>
<ol style="text-align: justify;" start="3">
<li><strong><em> Nüzûl-i Rahmet.</em></strong><strong><em> </em></strong></li>
<li><strong><em>Husûl-i Mağfiret.</em></strong></li>
<li><em>Allâh SEVGİLİSİ Aleyhisselam Efendimiz Hazretlerine, zamanında ve<strong> Berat Gecesinde ŞEFÂATIN tamâmının verilmesi…</strong></em></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>(Bir de bu gece zemzem suyunun bâriz bir sûretde artması âdet-i ilâhiyyedendir.)</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Eğer dersen: Kur’ânın bu gecede indirilmesinin ma’nâsı nedir?. Derim ki, şöyle dediler:</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>YEDİNCİ semâdan Dünyâ SEMÂSINA bir cümle olarak indi.SEFERE-İ Kirâm </em></strong><em>(yazıcı melekler)<strong> Leyle-i Kadir’de <u>İNTİNSÂHİYLE</u> </strong>(levh-i mahfuzdan yazmalarıyla)<strong> emrolundu. Cebrâil Aleyhisselâm da nücûmen nücûmen (kısım kısım) Râsûl Aleyhisselâm’a indiriyordu. KEŞŞAFIN İNZÂL hakkındaki bu son beyânı, LEYLE-İ BERAE </strong>(Berat)<strong> diyenlerin kavline mutâbık olmuş oluyor. Zîrâ Leyle-i KADİR’de ibtidâ Peygamber Aleyhisselâm Hazretlerine indirilmeğe başlamışdır. Onun içün KÂD-I BEYDÂVÎ ve EBUSSUUD Efendiler şöyle demişlerdir:</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İBTİDÂ O GECE İNDİRİLMEĞE BAŞLADI, YAHUD O GECE CÜMLETEN LEVH-İ MAHFUZDAN DÜNYÂ SEMÂSINA İNDİRİLDİ. VE CEBRÂİL ALEYHİSSELÂM, SEFEREYE</em></strong><em> (yazıcı meleklere) <strong>İMLÂ ETDİ </strong>(yazdırdı<strong>). SONRA DA PEYGAMBER ALEYHİSSELAM’A 23 SENEDE NÜCÛMEN İNDİRİYORDU……………. İbni Abbas Radıyallahu Anh Hazretleri de <u>“KUR’AN, CÜMLETEN </u></strong><u>(tamâmen) <strong>LEVH-İ MAHFUZDAN BEYT-İ MA’MÛRA</strong> (Kâbeye) <strong>NÂZİL OLDU Kİ, O, DÜNYÂ SEMÂSINDADIR. Sonra, onun arkasından, envâ’-ı  vekâyi’a </strong>(vuku bulah hususların cinsine)<strong> göre, hâlen fehâlen </strong>(yeri geldikçe)<strong> nâzil oldu.”</strong></u> </em><em>(s. 4294-42959)</em><strong><em>….. </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>BİRİNİN BİR GECEDE, BİRİNİN DE DİĞER GECEDE OLMASI İKİ RİVÂYETİN TEVFÎKİNE </em></strong><em>(uygun düşmesine)<strong> daha UYGUN gelecekdir. ŞU HALDE LEYLE-İ MÜBÂREKENİN LEYLE-İ BERÂE </strong>(berat gecesi)<strong> OLMASI “innâ enzelnâhu fî leyleti’l-KADR” buyurulmasına münâfî olmıyacakdır.”……</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ebussuud Efendi der ki: Bu vasıf onun KADİR GECESİ olduğuna delâlet eder. “YÜFRAKU”nun ma’nâsı da şu demek olur: <u>GELECEK SENEYE KADAR İBÂDIN ERZÂKI, ECELİ, VE SÂİR UMÛRU YAZILIR, FASLOLUNUR. Bir de denilmişdir ki: BUNUN LEVH-İ MAHFUZDAN İSTİNSAHINA</u> </em></strong><em>(tekrar yazılmasına, bir nevi kopya edilmesine<u>)<strong> BERAET GECESİ BAŞLANIR, KADİR GECESİ BİTİRİLİR. Erzâk NÜSHASI MÎKÂİL’E, harbler-zelzeleler</strong></u> (depremler)<strong>, <u>hasifler</u> </strong>(yağmur ve sel baskınları)<strong>, <u>sâikalar</u> </strong>(yıldırımlar, helâk edici ölümler, sayha, çok şiddetli ses ve gürültüler),<strong> ile <u>alâkalı nüsha</u> </strong>(yazılar)<strong> <u>Cebrâil’e, ameller nüshâsı</u> </strong>(yazıları)<strong> <u>DÜNYÂ SEMÂSI SÂHİBİ İSRÂFİL’e ki, büyük bir melekdir; MESÂİB</u> </strong>(musibetler, salgın hastalıklar, zorluklar, felâketler, sıkıntılar)<strong> <u>NÜSHASI</u> </strong>(yazıları)<strong> <u>da</u>, <u>MELEKÜLMEVTE</u> </strong>(Azrâil Aleyhisselâm’a)<strong> <u>VERİLİR</u>…”</strong> </em><em>(s. 4296)</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>*</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Apaçık görülüyor ki, bütün emirler <strong><u>LEVH-İ MAHFUZDAN</u></strong> aynen alınmakda ve bir sene tatbîka konulmaktadır. Sıfırdan bir <strong>KADER</strong> yazılması aslâ bahis mevzuu değildir… Aynı ifâde, îzâh ve tefsîrleri, bervechi âtî gelecek iki tefsîr satırlarında da aynen görmekteyiz… <u>Berat veya Kadir gecelerinde, yeniden KADER yazılıyormuş havasına girerek, kürsülerden lâkırdı etmek, milletin KADER îmânını saptırmakdır. Dolayısıyla kaderi, Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle’nin EZELÎ olan ilm ve kudret sıfatlarına taallûku dışına çekmek; ve bir başlangıç ta’yini bahis mevzuu olur ki, bu, adı geçen sıfatların <strong>kadîm</strong> değil, <strong>(mahlûk)</strong> olduğu netîcesini verir. Bu da Allâh Azze ve Celle’yi inkâra müsâvî pek azîm bir küfr ü bâtıldır…</u></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dilinin zerre kadar ayar ve muvâzenesi, beyninin de i’tidâl ve istikâmeti olmayıb, işlemez olmuş ve dumûra uğramış niceleri, <strong><u>“LEVH-İ MAHFUZDA YAZILANLARI BİLE DUA GERİ ÇEVİRİR.”</u></strong> diyecek kadar mîzânı ve aklı kaçırmış görünüyorlar! Hakk Sübhânehî ve Teâlâ Hazretlerinin EZELÎ olan ilm ve kudret sıfatlarının taallûk etdiği her şey, istisnâsız (levh-i mahfuzda) gene ezelen yazılmış ve Nasûhî Efendi merhumun ifâdesiyle <strong>“<u>SABİTDİR</u></strong>…<strong>”</strong> Bu sâbiteyi, yaz-boz tahtası gibi hayâlhânesine yerleştiren iptidâî akıl ve tasavvurların kürsülere çıkarak BERAT gevezelik ve zevzeklikleri yapmaları fevkal’âde korkunçdur…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Âtiyen de, yâvelik ve saçma sapanlıklarına temâs edeceğimiz savurmaların bir kısmı siyah harflerle şöyle:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bu mübârek gece önümüzdeki bir sene başımıza gelecek belâ, hastalık, kuraklık, kıtlık, zelzele, sel, deprem hepsinin TAKDÎR edilib </em></strong><em>(Bu takdir bu gece değil, ezelde takdîr edilmiş, yazılmışdır.)<strong> dosyalarının </strong>(dosya, klasör, band gibi laflarla bunu maddîleştirmek de yanlışdır),<strong> teslîm edildiği gecedir…….. duâdan başka belâyı hiçbir şey geri çeviremez</strong>. (Kâdîr-i Mutlak’ın TAKDÎRİ değişmez. O, duânın nerede, ne zaman, nasıl yapılıb ona nasıl mukâbele edeceğini de ezelde biliyordu..)<strong> LEVH-İ MAHFUZDA YAZILANI BİLE DUÂ GERİ ÇEVİRİR.”</strong> (yazılan geri çevriliyorsa, yani siliniyor kayboluyorsa, yazılmıyan da sonradan yazılıyor demekdir ki, bu sonradan yazılanlar ilm-i ezelîde yokmuş demekdir! Vâcib-i aklî noktasından da, naklen de, bundan, SÜBHAN olan Allâh Azze ve Celle münezzehdir… Bu, onun ilmine sonradan ilâve  (a’raz) demekdir ki, bundan, sonsuz tevbe ederiz… Bu, levh-i mahfuzu <strong>“yaz-boz tahtası”</strong> görenler içün doğru olabilir!!!) <strong>Allâh Azze Ve Celle’nin ilm-i ezelîsi değişmez. Ammâ Levh-i Mahfuza yazdığımı SİLERİM buyuruyor. Ammâ ne ile, duâ sâyesinde….. </strong>(Levh-i mahfuz, ilm-i ezelîyi ifâde ederken oradan silinenler, silinecekse, neden yazılmış! Silinecekler varsa, yeniden yazılacaklar da var demekdir! Gene geldik (Yaz-boz tahtasına!..)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Müfessirler Levh-i Mahfuzda yazılanlar <strong>“SABİTDİR değişmez”</strong> buyururlarken, bu yazıb <strong>“silmeler”</strong> hangi akıldan, îmândan ve nereden ve hangi (nakil) yollarından neş’et etmektedir?.  İslâmî ilimleri, 15 asırdır aslı faslı olmıyan lâkırtıların altında ezib tanınmaz hâle getirenlerde, hiç Allâh korkusu kalmamış mıdır?. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Lâf ishâline yakalanmışçasına, kütüb-i şer’iyyemizde olmıyan perçok uydurmaları, saf ve  câhil bırakılmış kitlelere akıl ve nakle ters mâlâyânîler olarak sıkmak; ve masal anlatma, kavga etme, ekran şehveti tatmin etme, laga luga havası ve üslûbu ile cemaatlere kürsülerden aktarmak, Allâh Azze ve Celle’nin Dînini istihzâ ve tahrîf etmek değil midir?… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir takım vefat etmiş hocaların gölgelerine sığınarak, onları mutlak doğrular gibi takdîm ederken, kendi söylediklerini de bu (mutlaklığın) gölgesinde (kânun ve yüzdeyüz hakîkatmış gibi takdîm etmek), hattâ onları acem palavralarına bulayarak, tombalacı usûl ve sihirbazlığı ile piyasaya sürmek, korkunç bir hadsizlik ve saptırma olmayacak mıdır?…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Vidyonun buradan sonrası, uzaylı filimlerindeki komedi.. veya İslâm ile istihzâ veya istifâf… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Hafazanallâh:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Belâ da, Levh-i Mahfuzda yazılmış, falanoğlu filan falanın başına gelmek üzere İNMEĞE başlıyor! Tam, o ordan inerken, burdan DUÂ varsa, o onu n’apıyor, işte efendim, F-16 gibi, bilmem ne gibi KAPIYOR, havada onu bırakmıyor! Kıyâmete kadar da o belâ, gelmiye çalışsa, o adamın duâsı varsa, havadan onu sâhibinin başına kondurmuyor. Duâ böyle bir şey…”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şerîat ilimleri ayağa düşdü mü, işte manzara bu<strong>… “F-16 gibi bilmem ne gibi kapmalar, onu havada bırakmamalar… v.s.”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Allâh Azze ve Celle Hazretleri, kimseyi “İslâmiyyet’in yüz karası bir maskara hâline getirmesin!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Müfessîrîn-i Kirâm Hazerâtının yazdıkları ile, bu lâf kalabalıları ve lâf ishallerini te’lîf etmiye kalkanlar, akıllarını kaçırmamışsa, mutlaka komedyenlik düzmenin peşindeki müstehzîlerdir…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>VEHBİ EFENDİ MERHÛMDAN…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Merhûm Muhammed Vehbi Efendi de, tefsîrinde  şunları yazmaktadır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Kur’ânın Leyle-i mübârekede inzâlinden murâd: LEVH-İ MAHFUZDAN SEMÂ-YI DÜNYÂ’da mevcûd olan BEYTÜ’L-MA’MÛR’a inzâl olunmasıdır. Çünki yeryüzüne Kur’ân’ın inzâli, havâdîs ve vukuâtın iktizasına göre 23 sene devam etdiğinden Leyle-i Mübârekede inzâl ile murâdın, yeryüzüne inzâli olamaz.”</em></strong> <em>(c. 13, s. 5249)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Çok iyi anlaşılmaktadır ki, <strong>“Levh-i Mahfûz”</strong>, üzerinde eksilme, çoğaltma yapılan, silinib karalanan bir yaz-boz tahtası değildir!. Âtiyen gelecek müfessir satırları da gösteriyor ki, burada <strong>“MAHFÛZ”</strong> olan <strong>“LEVH”</strong>, mutlak ma’nâda <strong>SÂBİT</strong> ve muhâfaza edilen bir levhdir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“…Kur’ân gibi envâ-ı hayrâtı câmi’ bir KİTÂB, semâ-yı dünyâ’ya o gecede </em></strong><em>(Kadir Gecesinde)<strong> nâzil olduğundan diğer gecelerden efdâll olmuşdur….”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>“Hâzîn’in beyânı veçhile İbni Abbas Hazretlerinden rivâyet olunduğuna nazaran, emirleri, yekdiğerinden TEFRİKİN keyfiyeti şöyledir: Bu seneden GELECEK SENEYE KADAR OLACAK VUKUÂTIN CÜMLESİ, AYRI AYRI MELEKLER TARAFINDAN BİRER DEFTERE YAZILIR. HATTA HER ŞAHISDAN VAKİ’ OLACAK İŞLERİN CÜMLESİ YAZILIR……..BU DEFTERLERİN TANZÎMİ VE ERBÂBINA</u></em></strong> <em>(meleklerin peygamberi 4 büyük meleğe teslimi)<strong> <u>Şa’bân’ın 15. Günü LEYLE-İ BERAET’de veyahut LEYLE-İ KADİRDE OLDUĞU MERVÎDİR…………….Fahr-i Razînin beyânı veçhile LEVH-İ MAHFUZ’da DEFTERİN TANZÎMİ LEYLE-İ BERAT’da BAŞLAR; VE LEYLE-İ KADİRDE NİHAYET BULUB ME’MURLARINA TESLÎM EDİLMEK SÛRETİYLE, RİVÂYETLERİN BEYNİ TEVFÎK OLUNMUŞDUR.”</u></strong> </em><em>(s. 5251)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu satırlardan da apaçık anlaşılmaktadır ki, me’mûr olan meleklere senelik verilecek vazifeler, <strong><u>Levh-i Mahfûz’dan</u></strong><u> aktarılmakda yani yazdırılmaktadır</u>… Bunu, <strong>KADERİN</strong> yeni başdan yani sıfırdan yazdırılması şeklinde anlatmak, levh-i Mahfuzda yazılanların İPTÂLİ ma’nâsına geleceği âşikârdır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ayrıca, BERAT veya KADİR gecesinde <strong>KADERİN</strong> yeni başdan yazılması, artık onun (Hazret-i Allâh Azze ve Celle’nin İLMİNİN) kadîm değil, MAHLÛK olmuş olacağı som <strong>butlânını</strong> ortaya koyar… Böyle olunca da, Allâh Azze ve Celle’nin EZELÎ olan ilmine, <strong>“mahlûk”</strong> denmiş olacağı; ve bunun, îmânı yakıb kül edeceği îzâhdan vârestedir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Abbâsîlerdeki ME’MÛN zamanının (mu’tezîlî sapıkları) <strong>“Kur’an MAHLÛKDUR”</strong> küfrüyle târîhe geçmiş; ve Ahmed İbni Hanbel (Rahmetullâni Aleyh) Hazretlerini Bağdad sokaklarında boynuna ip takarak dolaştırmışlar; ve <strong>“Kur’an</strong>-sonsuz hâşâ-<strong>MAHLÛKDUR”</strong> demeye zorlamışlardır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed-i Fârûk-ı Serhendi (Kaddesallâhu Sırrahu’l-Âlî) Hazretlerinin buyurduğu gibi <strong>“ŞERÎATA KIL KADAR TERS OLAN TARİKAT, ZINDIKLIKDIR.”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ehl-i Sünnetin 15 asırdır gelen ulemâsına tâbi’ olmayıb, kürsülerden dedikodu, mâlâyânî, lâf ishâli ve güldürü ustalığı üretmek ayıp, haram ve en (sunturlu günâh, hatta en ciddî mevzû’ları hafife almak, tahfîf etmek) olub; mütecâsirlerinin, birilerinin <strong>“Rasputin”</strong> diyerek işâret etdiği şarlatanlıklardan bir şekilde uzaklaştırılması; ve islâmî CİDDİYET, VEKÂR ve HOCALIK EVSÂFINA lâyık hâle getirilmesi, bu milletin, bir başka ve en mühim vazîfelerinden birisi olsa gerekdir…</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>(Mâba’di var)</em></strong></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-2-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-2- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-2- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/2-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhakkak İnsân Zıyândadır</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/muhakkak-insan-ziyandadir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/muhakkak-insan-ziyandadir.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyai]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2023 14:51:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed ZIYÂ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[felaketler]]></category>
		<category><![CDATA[insan ziyandadır]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kar ve zarar]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13855</guid>

					<description><![CDATA[<p>MUHAKKAK İNSÂN ZIYÂNDADIR Ahmed ZIYÂ Kendimizi medyadan koruyalım. Yine büyük bir oyun oynanıyor. Korku ve endişe şuuraltımıza yerleştirilmeye çalışılıyor. Her zamanki gibi dualarla kendimizi ve sevdiklerimizi<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/muhakkak-insan-ziyandadir.html">Muhakkak İnsân Zıyândadır</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>MUHAKKAK İNSÂN ZIYÂNDADIR</u></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em>Ahmed ZIYÂ</em></strong></span></p>
<p>Kendimizi medyadan koruyalım. Yine büyük bir oyun oynanıyor. Korku ve endişe şuuraltımıza yerleştirilmeye çalışılıyor. Her zamanki gibi dualarla kendimizi ve sevdiklerimizi korumaya almalıyız. Rabbimiz bizimle berâberdir.</p>
<p>Ölüm hakktır. Hepimiz bu dünyaya ölmek için geliyoruz. Ama bugün ama yarın&#8230;</p>
<p>Nasıl öleceğimiz ise bize mechuldür. Ancak Rabbimize ma&#8217;lumdur&#8230;</p>
<p>Eğer kaderimizde göçük altında ölmek varsa, bütün mahlukat bir araya gelse buna mani olabilir mi? Ve yine eğer kaderimizde böyle bir ölüm yoksa, kainat bir araya gelse o sonu bize hazırlıyabilir mi?</p>
<p>Biz her an ölecekmiş gibi hazırlıklı yaşamaya mecburuz. Bunun için de evvelâ iman eden sonra salih ameller işleyen kullardan olma gayretinde olmalıyız. Rabbimiz Asr Suresinde zamana yemin ediyor.. O zaman ki, içinde sevinç ve hüznü, emniyet ve korkuyu, sıhhat ve  hastalığı, iyi ve kötüyü, kâr ve zarârı barındırmaktadır&#8230;</p>
<p>Biz neredeyiz? Kârda mı zarârda mı? İnsanların çoğu zarârda.. Kârda olabilmek için iman eden ve sâlih ameller işleyen kullardan olma gayretinde olmalıyız. Birbirimize hakkı ve sabrı tavsıye etmeliyiz. İnsanoğlu nefsine ve kötü telkinlerde bulunanlara uymaya meyillidir. Nasihat vermek ve dinlemek çoğunluğa zor gelir. Biz ise hem kendi nefsimize hem sevdiklerimize  hakkı ve sabrı tavsıye etmeliyiz. Kârda olan o azınlıktan olabilmek için bunları yapmalıyız.</p>
<p>Böyle yaşayabiliyorsak hiç korkmayın.</p>
<p>Bu dünya zaten geçicidir..</p>
<p>Ebedî âleme hazırlığımız var demektir.</p>
<p>İnsanoğlu acizdir. Noksandır.</p>
<p>Sübhan olan Rabbimizdir.</p>
<p>O&#8217;na dayanalım O&#8217;na ilticâ edelim.</p>
<p>Geçtiğimiz senelerde salgınla korkuttular. Bu sene ise zelzelelerle korkutacakları söyleniyor. Biz korkmıyacağız. Kendimizi dua zırhlarıyla koruyacağız.</p>
<p>Dualar tahmin edebildiğimizden çok daha tesirlidir. Buna inanalım ve bunu hiç unutmıyalım.</p>
<p>Dualarımızı aksatmadan devam edelim.</p>
<p>Dünya dua ile durmuştur.. Dualar, hem fiillerimizle hem kalbimizle ve hem de lisanımızla olacakdır.</p>
<p>Hud Suresindeki ayet-i kerime nazil olduğunda, Rasulullahın aleyhisselam: &#8220;beni ihtiyarlattı&#8221; buyurduğu &#8220;Festakim kema ümirte&#8221; emri mucibince yaptığımız bütün işleri matluba muvafık yaptıkdan sonra tevekkül ile rıza makamında kaderimize razı olacağız..</p>
<p>Başımıza gelen herşey KADER&#8217;dir.. Rabbimizin ilm-i ezelisinde malum olan kaderimizi yaşıyacağız. Bundan kaçışımız yokdur. Ancak bizim vazifemiz tedbir almaktdır. Bu tedbir almak dahi şükür ve duaya girer.. Bu vazifelerimizi yapdıkdan sonra başımıza gelene de teslim olacağız. Razı olacağız&#8230; Dua ise kalb ve lisan ile tedbire girer.</p>
<p>Mukaddes Kitabımız Kur&#8217;an-ı Azimüşşan&#8217;da  nice Peygamber ve mü&#8217;minlerin dua misalleri mevcuddur.</p>
<p>Mesela:</p>
<p>Âdem aleyhisselâmın ilticâsıyla dünyâda Havvâ validemize kavuşması&#8230;</p>
<p>Nuh aleyhisselâmın ricasıyla ehlinin tûfandan kurtulması&#8230;</p>
<p>İbrâhim aleyhisselâmın teslimiyyetiyle atıldığı büyük ateşin bahçeye dönmesiyle emîn olması..</p>
<p>Ya&#8217;kub aleyhisselâmın sabır ve tevekkülüyle yıllar sonra en sevdiği oğlu Yûsuf aleyhisselâma kavuşması&#8230;</p>
<p>Yûsuf aleyhisselamın teslimiyyetiyle atıldığı kuyudan emirliğe terfi&#8217;i&#8230;</p>
<p>Eyyûb aleyhisselâmın dualarıyla mal ve evladının kaybına rıza makamında hastalıklarına sabrıyla ve dualarıyla şifâya kavuşması&#8230;</p>
<p>Yûnus aleyhisselâmın balığın karnından Rabbine ilticası ile felâh&#8217;a kavuşması&#8230;</p>
<p>Zekeriyya aleyhisselâmın dualarla şeyhûhetinde sâlih bir evlâdla müjdelenmesi..</p>
<p>Allâh&#8217;ın Habîbi Rasûlullah aleyhisselâmın, Hira mağarasında &#8220;İkinin üçüncüsü Allah&#8217;dır! (Azze ve Celle)&#8221; teslimiyyetiyle Mekke müşriklerinin gözlerine perde inmesi..</p>
<p>Ashab-ı Kehf&#8217;in Rabbimize sığınmalarıyla dış dünyanın küfr ü şirkinden selametli bir uyku ile mağarada muhafaza edilmeleri&#8230;</p>
<p>Hülasa edecek olursak:</p>
<p>Evvela ve daima iman tazeleyeceğiz. Bir taraftan sâlih amel işleyecek bir tarafdan Sübhan olan Rabbimize tam teslimiyyet ile bağlanıp acziyyetimizin farkında olarak Allah Azze ve Celle&#8217;ye ihlas ile sığındıkdan sonra maddi manevi gelen veya gelecek olan sıkıntılara tevekkülle sabredeceğiz.. Böylece rıza makamını hedefleyeceğiz&#8230;</p>
<p>Hoşdur bana senden gelen, ya taze gül yahud diken, ya hil&#8217;at yahud kefen, kahrın da hoş lutfun da hoş&#8230;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&amp;linkname=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2Fmuhakkak-insan-ziyandadir.html&#038;title=Muhakkak%20%C4%B0ns%C3%A2n%20Z%C4%B1y%C3%A2ndad%C4%B1r" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/muhakkak-insan-ziyandadir.html" data-a2a-title="Muhakkak İnsân Zıyândadır"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/muhakkak-insan-ziyandadir.html">Muhakkak İnsân Zıyândadır</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/muhakkak-insan-ziyandadir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadere îmânı Bilmiyorsan, Bâri Ağzına Alıb Zehirleme!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/kadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/kadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 07:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[08/15 Berâet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed SEYYİDOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan Ahmet Davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Enfal/28]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=2722</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kader mevzuunda bugün, nice cumhûriyet çocuğu “küfr-i cehlî” ile işe başlayıb “küfr-i inâdîde” karar kılıyor! Allâh Azze’nin Dîni olan</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/kadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html">Kadere îmânı Bilmiyorsan, Bâri Ağzına Alıb Zehirleme!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><u>KADERE ÎMÂNI BİLMİYORSAN, BÂRİ AĞZINA ALIB ZEHİRLEME!</u></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><u>Ahmed SEYYİDOĞLU</u></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Kader mevzuunda bugün, nice cumhûriyet çocuğu <em><strong>“küfr-i cehlî”</strong></em> ile işe başlayıb <em><strong>“küfr-i inâdîde”</strong></em> karar kılıyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh Azze’nin Dîni olan İslâmiyyet, 6 temel umdeye bilâ kayd ü şart ve cezm ü yakîn derecesinde tasdîk ve tahsîni  (îmân-ı şer’îyi) ŞART koşar&#8230; Bu şartı yerine getirmiyen,<em><strong> “müslüman”</strong></em> olan değil; îmân etmesi (müslüman olması) şart olandır&#8230; Eygi gibi bizim, 15 asrı görmiyerek ve arazînin yamukluğuna uyarak <em><strong>“sosyolojik müslüman”</strong></em> icâd etme butlânımız olamaz&#8230; Kader’in münkiri, HAKK ve HAKÎKATIN üstünü örtüb<em><strong> “hadi sen de canım”</strong></em> iblisleşmesine girdiği içün, şeriat ıstılâhında <em><strong>“kâfir”</strong></em> kelimesiyle vasfedilir; ismen de, bu lâfız onu ifâde eder&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Kâfir, İslâmiyyet’in, kendi içine almadıklarıdır; reddeddikleri&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bazılarının,<strong><em> “Ben seni beğenmedim, işte reddediyor ve senden çıkıp gidiyor, seni terkediyorum!”</em></strong> diyerek bu vasıf ve isme delâletleri ve bunu kabûllenişleri pek yaygın da olsa, bu, onların <em><strong>“irade ve karar merkezi benim” </strong></em>deyişlerine müsâvîdir. Halbuki, onların <em><strong>“imânlı-müslüman”</strong></em> olmasının şartını, kim, hangi irâde vaz’etmişse, ancak o irâde onların hükmünü verir; ve vasfını ve ismini kayda, sicile geçirir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Mutlak irâde bugün, bilinmez ve tanınmaz olduğu içün, cüz’î irâdeyi putlaştırıb tapan sürüler, kendi irâdelerini mutlak bir kıymet ve hakîkatmış gibi dayatmayı, her yere, her siyâset ve hükûmete temel yapmak tapınıcılığındadır!</p>
<p style="text-align: justify;">Mes’ele, (Kader) mevzuu&#8230; Bilen bilmiyen ve akıllı geçineninden ruhban sınıfındaki politika esnâfına kadar; hatta kadın programlarındaki godoşlardan film senaristi denen <em><strong>“kurgucu başı ve kuvve-i hayâliyye gibi bir nimeti önüne katıb oyuncak yapan echel-i cühelâ ve küferâya”</strong></em> kadar herkes, bugün (kader) gibi islâmî îmân önünde fevkal’âde ehemmü’l-ehem bir mevzuu, sanki (yevmî politik) ve çok basit bir mes’ele imiş gibi, o çıfıt tavır ve kisveleri içinde ele alıb, dilleri ile de cehennemlerini hazırlamakdan zerre miktâr çekinmiyorlar!. Tv kanalizasyonlarının tamamı da, bu noktada cübbeli cübbesiz nice şarlatanın yalamalığı ve yalakalığı içindedir; ve mevzu’ ile de oyun oynar hâlde görünüyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Kader gibi islâmî 6 îman esasından biri olarak fevkal’âde ehemmiyeti olan bu mes’elede, <em><strong>Laik dembokratik cumbokrasi teslisli T.C.’nin Başvekîli (A.D.) da</strong></em>, son derece bilgisiz ve yakışıksız bir savurma içine girdi&#8230; 27 Şubat 2016 günü münteşir matbuatdan okuyalım:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM&#8217;deki bütçe görüşmelerinde konuştu.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Ne olursa olsun bu Meclis her zaman çalışacak. Kimse bu kapıya kilit vuramayacak hangi terör saldırısı olursa olsun.</strong></em> <em><strong><u>Bu Meclis bu milletin kaderini belirleyen yegane merci olmaya devam edecektir.”</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Genelbaşkanlarınız &#8216;AK Parti&#8217;nin lideri kim?&#8217; diye sordu haddi olmamasına rağmen. Ben burada olmama rağmen. Evet meydan burada söylüyorum, AK Parti siyasetinin efsanevi kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan&#8217;dır. Ben efsanevi bir liderden başkanlığı devraldım.”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Efsânevî veya hikâyevî, bunlar bizi zerre kadar alâkadâr edemez; ve biz, zerre kadar beşerî olana değil, RABBÂNÎ olana bakarız!. Çünki yaratılış gâyemiz budur ve bunun dışına çıkmak YARADAN&#8217;a ihânetdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Cübbeli soytarı ve yobaz bir adamın <em><strong>“mübârek”</strong></em> dediği başvekîlin, İslâmiyyet gibi Mutlak Hakîkatdan ibâret Allâh Dîninde (KADER) gibi fevkal’âde ehem bir mevzuun ne olduğunu zerre kadar bilmediği, bâlâdaki ibâresinden apaçık anlaşılmaktadır. Çünki onun dediği nâmütenâhî nisbetde yanlışdır; ve <em><strong>“Parlamento, milletin KADERİNİ belirliyen yegâne merci” </strong></em>değildir ve aslâ da olamaz!</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>KADER</strong></em>, Allâh Azze ve Celle’nin ilm-i ezelîsinde mevcûd olan ve Levh-i Mahfuzda kayıtlı, zerreden küreye bir tek istisnâsız herşeyi içine alan ilim ve yazıdır; ve bu <em><strong>kader</strong></em> denileni bilen de, mücerred, O herşeyin Hâlıkı ALLÂH&#8230; Akla gelen gelmiyen her şeyin YARATICISI&#8230; Hayrı rızâsıyla, şerri adem-i rızâsıyla YARATAN, mutlak FÂİL-İ MUHTÂR&#8230; İslâmiyyet’in Âdem Aleyhisselâm’dan beri bütün Peygamberân-ı Izam Aleyhimüsselâm Hazerâtı ile yapdığı KADER izâhı budur; ve bervechi âtî tefsir satırlarıyla da, ehlinden bunu göreceğiz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Başvekîl, etrafına, İSLÂM gibi mutlak hakîkatdan ibâret Allâh Dîni’ni temyiz yaşındaki bir OSMALI çocuğu kadar bile bilebilecek aklı başında bir tek ferd-i vâhidi <em><strong>“müşâvir”</strong></em> olarak alabilseydi, bu sakat ibâreyi ölse dahî ağzının ucuna bile alamaz ve kullanamazdı!. Nice fuzûliyyât ötesinde bir kıymeti olmıyan adam ve madamların, bu günün iktidârında, kurbağacasıyla <em><strong>“danışman”</strong></em> ve TÜRKÇESİYLE <em><strong>“müşâvir”</strong></em> olarak arpalıkları işgâl etdiklerini dehşet ve hayretle okuyor; ve jöleli nicelerine kadar gölge adamların, Beştepe zirvelerinde irtifâ kaydedib hava savurduklarını da ehâli-i etrâk ve ekrâd pekâlâ biliyor!. Aklı başında ve İslâm i’tikâdı ilmini bilen bir tek müşâvir bulundurmaya lüzum bile görmiyen bu hükûmet ve devlet, bâlâda geçen ve zerre miktâr hakîkat ve kıymeti olmıyan bu makûle sözlerle, Ukba’da nerelere varacakdır?</p>
<p style="text-align: justify;">Yazık!</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı Tv şeytanları da, hele ipini sapını büsbütün çıkarıb savrulan Pislamoğlu familyaları gibiler, Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın apaçık beyânlarına rağmen <em><strong>“Kaderi tamâmen inkâr”</strong></em> ederek, hem kendi encâmlarını cehennemin esfel-i sâfilînine çeviriyor; hem de Mukaddes Allâh Dîni İslâmiyyet’e alçakça iftirâ ediyor; ve aynı zamanda O’nu, yahudi cibilliyeti ile ma’nâ ve medlulü noktasından tahrîf ve değiştirme kahpeliği irtikâb ediyorlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet’in bütün esasları, selef-i salihîn hazerâtına ittibâ’ ve inkıyâd edilerek,<em><strong> “müslümanım”</strong></em> diyen kim olursa olsun, bunlar tarafından muhâfaza ve müdâfaa edilmek mecbûriyyetindedir. Allâh Azze (Enfâl 28) ile bütün mü’minlere şu emri vermektedir:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Allâh ve Rasûlüne hıyânet etmeyin!”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Bugün İngiliz gâvurunun <strong><em>“Ortadoğu”</em></strong> adını takdığı memâlik-i İslâmiyye’ye ve buradaki binbir türlü herc ü merc ve fitneye; ve yakılıb yıkılmalara; dîne, cana, mala, akla, nesle ve ırza çevrilen en kahpe ve kancık tecâvüzlere; ve Anadolu coğrafyasındaki parti parti, şia şia, fırka fırka bölünüb biribirini yiyen yamyamlar hâline gelişlere; ve ıstırabların bini bir paradan havalarda uçuşlarına bakılırsa, bütün bunların temelinde hangi ana (ihânetlerin) bulunduğu apaçak anlaşılacakdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri <em><strong>“Enfâl 28”</strong></em>e şu tefsîri getirmişler:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“ZİMMET-İ ÎMÂNINIZA TEVDİ’ EDİLMİŞ OLAN AHKÂM-I İLÂHİYYEYE VE SÜNNET-İ RASÛLULLÂH’A RİÂYETSİZLİK EDİB DE ŞÜKR Ü İSTİKÂMETDEN, VEFÂ VE SADÂKATDEN AYRILMAYIN; DİNDE MÜBÂLÂTSIZLIK ETMEYİN VEYA İÇİNİZ DIŞINIZI TUTMAMAK VEYA GANİMETDEN MAL KAÇIRMAK VEYA DÜŞMANA ESRAR </strong>(SIR)</em><strong><em> FÂŞETMEK GİBİ BİR SÛRETLE AHLÂKINIZI LEKELEMEYİN.” </em></strong> (c.4, s.2391, tab’-ı evvel)</p>
<p style="text-align: justify;">1908’den i’tibâren 108 senedir çekilen maddî ve ma’nevî belâ ve musîbetlerin, teşrih masasındaki resmine bir bakınız:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“&#8230;&#8230;..Bir kere Allâh ve Rasûlü’ne hıyânet etmiye başladınız mı, artık kendi aranızda mâl ü cana, ırz u nâmûsa, esrâra (sırlara), HÜKM Ü  H Ü K Û ME T E , </strong></em><u>(evet, tefsir sâhibi hükm ü HÜKÛMETE diyor) </u><em><strong>MENÂFİ-İ  V A T A N  İ Y Y E Y E  mütaallık emânetlerinize HIYÂNET ETMİYE BAŞLARSINIZ. (&#8230;&#8230;.) ve o hâlde siz bilirsiniz—ki HIYANET ediyorsunuz. Binâenaleyh yekdiğerinizden emniyetiniz tamâmen münselib olur. Biribirinizden emin olamaz olursunuz. Siz kendinizden emin olamazsanız diğerleri hiç olamaz; ve o vakit bütün EMNİYET ve EMÂNETİNİZ  kalkar. BAŞINIZA O FİTNE-İ AMME KOPAR. </strong></em>(Evet, bugün o fitne-i amme içinde çırpınan Anadolu değil mi?)<em><strong> Bunun içün Allah ve Rasûlü’ne HIYÂNET edib de KENDİNİZE HIYÂNET ETMEYİN.”</strong></em> (A.g. e. 2391)</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün Anadolu, tarihinde görülmedik derecede bir<em><strong> “FİTNE-İ AMME”</strong></em> felâketi içine yuvarlanmışdır ki, sebebi, Müfessir Merhûm’un Allâh Azze’nin Kitâb-ı Kadîm’inden süzerek önümüze koyduğu şu FORMÜL İBÂREDİR:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Allâh ve Rasûlüne hıyânet etmeyin!” </strong></em>yani Merhûm Müfessirimizin bâlâdaki şu ibâresi:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><u>“ZİMMET-İ ÎMÂNINIZA TEVDİ’ EDİLMİŞ OLAN AHKÂM-I İLÂHİYYEYE VE SÜNNET-İ RASÛLULLÂH’A RİÂYETSİZLİK ETMEYİN!”</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">1908’den itibaren 108 senedir, (<em><strong><u>hıyânet</u></strong></em>) dizboyu değil midir?</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Zimmet-i ÎMÂNIMIZA tevdi’ edilmiş olan ahkâm-ı ilâhiyye ve Sünnet-i Rasûlullâh’a RİÂYET”</strong></em>, hani nerede?. Bunlar, yasaklanarak ayak altına alınıb en azılı düşmandan daha kuduzca çiğnenmedi mi? Hâlâ da (KADER) mevzularına kadar oyuncak ve tahrîf edilen, Allâh Azze ve Celle Hazretlerinin İRÂDE ve İLMİ değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Müfessir Merhum:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><u>“İmtiyâz-ı Rubûbiyyet, sınıf-ı ruhbandan parlömanlara geçmişdir!”</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Buyuruyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Parlömentonuzdaki 550 adam ve madam, <em><strong>“RABB olarak teşri’ mercii biziz!”</strong></em> demişse; yani <em><strong>“imtiyâz-ı rubûbiyyet bizim elimizdedir, Allâh’ın kânun koyma hakkını tanımayız”</strong></em> demişse, o zaman Allâh Azze ve Celle’nin Dinindeki<em><strong> “KADER”</strong></em> mefhûm ve medlûlünü oradan çekib çıkararak ve ağzınıza alıb kendi malınız gibiymişcesine sakız yaparak çiğneyemezsiniz&#8230; Kendi <em><strong>“Laik Dembokratik Cumbokrasi Teslisine tapdıran dininiz”</strong></em> ne ise, onun ıstılahlarını kullanın ve ne diyeceğinizi onlarla ifade edin. Meselâ deyin ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><u>“Bu Meclis, bu milletin “YAZGISI ve ÇİZGİSİNİ” belirleyen yegane merci olmaya devam edecektir.”</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Şerîat hükümlerinin YASAK olduğu bir memleketde böyle diyene kimse de bir şey demez, diyemez!. Çünki bu <em><strong>“teslisli dinde”</strong></em>  bütün dinlere aynı eşitlik (!) ve aynı kıymet (!) verilmekde; ve <em><strong>&#8220;aralarında şu HAKDIR şunların topu da  bâtıldır”</strong></em> demek, sonuna kadar yasakdır!. Biz de müslümanlar olarak deriz ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> “Sizin dininiz size, bizim dînimiz bize. Demek ki tesliscilerin dîninde onların yazgısını meclisleri yani 550 tanrı belirliyormuş; ve bunun yegâne mercii de, en az 150 terör taraftarı tanrısı ile bu parlamento imiş!”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Ammâ ve Lâkin Cübbeli bir yobazın <em><strong>“mübârek”</strong></em> dediği T.C. Başvekîli olacak bir zât çıkar da, İSLÂM’ın ana îmân kânûnu olan KADERE ÎMÂNI mevkii ve mevzii dışına sürükleyib, bambaşka bâtıllar istikâmetinde kullanmıya kalkar da:</p>
<p style="text-align: justify;"> “<em><strong><u>Bu Meclis bu milletin kaderini belirleyen yegane merci olmaya devam edecektir.”</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Derse, bu, İslâmiyyet’e, Allâh’a, Rasûlü’ne, Âdem Aleyhisselam’dan beri gelen bütün enbiyâ, evliyâ, ulemâ, şühedâ ve müslimîn ve müslimâta hakâret olur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Çünki Allâh Azze’nin BİLDİĞİ ve LEVH-İ MAHFUZDA yazdığı KADER’i, hiçbir dünya parlamentosunun 550 tanrısı belirliyemez; ve bunu belirliyen yegâne merci’ olmıya devam etmesi de kat’iyyen MUHÂLDİR, MÜMTENİ’DİR ve MÜSTAHİLDİR&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>BÜTÜN BU HAKÎKATLERİ YAZMIYARAK, ALLAH AZZE VE CELLE HAZRETLERİ İLE O’NUN SEVGİLİSİ RASÛL-İ RUSÜL ALEYHİSSELÂM’A HIYÂNET ETMEKDEN KENDİMİZİ TENZÎH ETMEDİĞİMİZ ZAMAN İSE, KENDİMİZİ, CEHENNEMİN ESFEL-İ SÂFÎLİNİNE NAMZET BİLİRİZ; VE BUNDAN ŞİDDETLE KORKMAK VE UZAK DURMAK ADINA, HAKÎKATI APAÇIK BEYAN EDERİZ.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">İşi, piyasa hocası ve Tv iblisi heriflerden yani ayaklardan değil de; başlardan YA’Nİ (ulemâ-yı Osmâniyyeden) tedrîs ü tedkîk etmek istersek, Büyük Allâme Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri’nin önünde diz çöker; ve hece hece kıraat eyleriz:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Ashâb-i Kirâm Rasulullâh Aleyhisselâm’a CEBR Ü KADER mes’elesini sormuşlar&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. işin, ne cebr ü icâbı mahiz, ne de hürriyet-i mutlaka olmadığını, belki ikisi arasında mutavassıt ve îcâbı ile ihtiyarın </strong></em>(irâde-i cüz’iyyenin)<em><strong> hâsılası “emrun, beyne emreyn” olduğunu göstermiş; ve musahhar değil, müyesser buyurmuşdur. ŞAŞIRANLAR, bu nokta-yı i’tidâlin ya ifrâd veya tefrîtine düşenlerdir.”</strong></em> (c. 1, s.664-65, tab’-ı evvel)</p>
<p style="text-align: justify;">Kaderi, irâde-i cüz’iyyeyi yok eden ve onun tepesinde boğaz kesen ışid hançeri gibi göstererek iblisce inkâr eden Pislamoğlu zenâdıka sürüleri, evvelâ şu ma’lûmât-ı evveliyyeyi beyinlerine ve kalblerine çakarak tecdîd-i îmân eylemelidir:</p>
<p style="text-align: justify;"> “<em><strong>Kaderle ihticâc ve bir ma’siyetin vukûuna i’tizâr makâmında ona istinâd câiz olmadığına; zîrâ, ilm-i ilâhînin ma’lûma tebaiyyeti yani her şeyi nasıl olacaksa Cenâb-ı Hakk’ın ol vechile bilmesi VÂCİB olduğundan bir kulun fısk ve ma’siyyetine ilm-i ilâhînin EZELEN TAALLÛK ETMİŞ bulunmasının cebri iktizâ etmiyeceğine; çünki İLİM SIFATININ EF’ÂLİN VÜCÛDUNDA ASIL VE MÜESSİR OLMIYACAĞINA&#8230;”</strong></em> (Telhisü’l-Kelâm fî Berâhîni Akâidi’l-İslâm, 1322 İstanbul, s.96)<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Evet, </strong>iblisce adam ve madam kandırma soytarılarının her şeyden evvel bunlara îmân ederek (tecdîd-i îmân) mecbûriyyetleri vardır&#8230; Câhil ehâli önünde binbir şaklabanlık yapanlar, bu mutlak hakîkatları ketmederek, nice insanların küfr ü dalâletlerine sebeb olmakla berâber; bu makûle gürûh-ı lâ yüflihûnun, birilerinin (projesi veya câsusu) olarak bu fırıldakları çevirdiklerinden de aslâ şübhe edilemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâm’ın olmazsa olmazı yani îmân edilmesi <em><strong>“Zarûrât-ı Dîniyyesinden”</strong></em> bulunan <em><strong>KADER</strong></em> mes’elesi, aslâ çocuk oyuncağı olamaz; ve aklı-fikri ve zekâsı ermiyen de, bu husûsu kurcalayamaz susar ki,zâten emr-i Peygamberî de bu istikâmetdedir. Bu da islâmî edeb ve terbiyenin (elifi) demekdir. Büyük Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri Hadîd Sûresi’ndeki âyetin  tefsîrinde buyururlar:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Ne arzda ne de nefislerinizde hiçbir musîbet isâbet etmez ki, her hâlde bir KİTAB’da YAZILI OLMASIN.”</strong></em> (Hadid 22)<em><strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. tatlı muvaffakıyyetler Allâh’ın fadlı olduğu gibi, bütün musîbetler de Allâh’ın ilm-i ezelîsinde veya LEVH-İ MAHFUZDA yazılmış bir takdîridir. Öyle ki, (min kabli en nebraehâ) O arz ve o nefisler veya o musîbeti yaratmamızdan, vücûda getirmemizden evvel YAZMIŞIZDIR,&#8211;O nasıl mümkin olur denilmesin (inne zâlike alâllâhi yesîrun) zirâ o, ALLÂH’a göre kolaydır.”</strong></em> (Elmalılı Tefsiri c. 7, s.4754)</p>
<p style="text-align: justify;">KADER münkiri zenâdıkaya şu tefsir satırlarını da okutalım:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Haberiniz olsun ki biz her şeyi bir KADERLE YARATMIŞIZDIR.” (Kamer 49) Her şeyin vukuundan evvel EZELDE İLM-İ İLÂHÎDE MUKADDER OLAN BİR <u>KADERİ</u> , YA’Nİ HAYSİYYET-İ İLMİYYESİ VARDIR Kİ, KAZÂSININ CEREYÂNI, Fİ’LEN YARATILIŞI O KADERE GÖRE VÂKİ’ OLUR. Onu, başkası, istediği gibi îcâb ve ta’yîn (determine) edemez.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;KADER, abdin irâde-i cüz’iyyesine MÜNÂFÎ </strong></em>(zıt)<em><strong> da DEĞİLDİR. Çünki, ihtiyârî fiillerin vukuu içün irâde-i cüz’iyye dahî <u>KADER </u>CÜMLESİNDENDİR&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. Onun içün o cemiyetler nasıl bozulacak, o saat nasıl olacak, mücrimler o MUKADDERÂTA nasıl sürüklenecek diye tereddüde mahal de yokdur. “Ol!” deyince hepsi olur. (Ve le kad ehleknâ eşyâekum) hem emsâlinizi hep HELÂK etmişizdir- düşünseniz, siz de gitmek üzere bulunduğunuzu anlarsınız. (fe hel min müddekirin) fakat HANİ DÜŞÜNEN?”</strong></em> (C.7, s. 4654-55)</p>
<p style="text-align: justify;">Hani düşünen?</p>
<p style="text-align: justify;">Memleket, 108 senedir, tepeden tırnağa <em><strong>“düşünemiyenler”</strong></em> bataklığı hâline getirildi!</p>
<p style="text-align: justify;">Denâetinden İlahyapyatlarına ve ekran yobazı nice münkirlere kadar bugün, <em><strong>“KADER inkârı”</strong></em> moda hâline getirilmek isteniyor ki, bu adam ve madamlara<em><strong> “müslüman”</strong></em> gözüyle bakanlara da <em><strong>“tecdîd-i îmân”</strong></em> mutlaka ŞARTDIR&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> Allâh Dîninin en temel 6 esâsından birini teşkîl eden <em><strong>“Kadere îmân” </strong></em>mes’elesini  bulandırmak, Haçlı Avrupa kuyruğuna girmek içün can atan 108 yıllık Allâh’sız maarifin, bu milleti düşürdüğü en büyük tuzaklardan birisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">A’lâ Sûresinin 3. Âyeti tefsirine de bakılacak olursa <em><strong>“Ve O ki TAKDİR etdi de hidâyet buyurdu- yaratdığı her şeye (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.) vefkince İLM Ü İRÂDESİYLE BİR <u>(KADER)</u>  TA’YİN EYLEDİ.” </strong></em>(A. g.e. c.8, s.5744, tab’-ı evvel)</p>
<p style="text-align: justify;">Kaderi inkâr eden kaderiye, mu’tezile ve şiadan; ve cebre sapan Cebriye gibi fırâk-ı dalle küfür, ısyân ve tuğyânından YARADAN’a sığınır;  ve bizleri Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat usûl, îmân, düstûr ve kânûnları ile yaşatan KÂDİR-İ MUTLAK ALLÂH Azze ve Celle Hazretleri’ne sonsuz hamd ü senâlar ederiz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ve min Allâhi’t-tevfîk&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 27.02.2016)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&amp;linkname=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fkadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html&#038;title=Kadere%20%C3%AEm%C3%A2n%C4%B1%20Bilmiyorsan%2C%20B%C3%A2ri%20A%C4%9Fz%C4%B1na%20Al%C4%B1b%20Zehirleme%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/kadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html" data-a2a-title="Kadere îmânı Bilmiyorsan, Bâri Ağzına Alıb Zehirleme!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/kadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html">Kadere îmânı Bilmiyorsan, Bâri Ağzına Alıb Zehirleme!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/kadere-imani-bilmiyorsan-bari-agzina-alib-zehirleme.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kandilleri De Pisleyen Sarıklı Kavuk Tavuk Gürûhu!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2020 07:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[08/15 Berâet]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[73 fırka hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Berat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=4588</guid>

					<description><![CDATA[<p>1) Bu adam ve madam (Ruhban sınıflarının=Din Görevlisi) denen o resmî me’murların, hakîkatı 73 Fırka Hadîs-i Şerîfiyle “Benim ve ashâbımın</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html">Kandilleri De Pisleyen Sarıklı Kavuk Tavuk Gürûhu!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h1 style="text-align: center;"><u>KANDİLLERİ DE PİSLEYEN SARIKLI KAVUK TAVUK GÜRÛHU!</u></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">1) Bu adam ve madam (Ruhban sınıflarının=Din Görevlisi) denen o resmî me’murların, hakîkatı 73 Fırka Hadîs-i Şerîfiyle <em><strong>“Benim ve ashâbımın üzerinde bulunduğumuz YOL”</strong></em> buyurarak ortaya koyan Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm’a pazarlıksız <em><strong>“teslimiyetleri”</strong></em> bulunsa, yani <em><strong>“Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat=Sünnîlik Hattı”</strong></em> ile ZERRE KADAR alâkaları olsa, evvelâ HİCRÎ takvimi esas alır ve bütün mukaddeslerin zamana taallûklarını bu esas üzerinden yürütürlerdi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">2) Şa’bân-ı Şerîfi tesbît ile alâkalı hiçbir sancı ve gayreti olmıyan adamlar, meselâ 15 Şa’ban BERÂT gecesini hangi ölçü ile tesbit VE TA’YÎN ediyorlar?. Şehâdetlerinin mu’teberliğine (şer’î) hiçbir senet ve vesîka bulunmıyan VE HER SENE YANILMA VE SAPITMALARINA mutlaka şâhid olunan (hesab-rasat) beyinli adam ve madamları, şer’î bir şehâdete  ihtiyâc olduğu hâlde (hüccet) kabûl etmeleri hem bâtıldır; hem de, bu adamların îmanlarının kaç paralık olduğunu göstermeye yetecekdir!</p>
<p style="text-align: justify;">3) Bizim rü’yet ve tesbitimize göre, 1 Şa’bân, 7 Mayıs’a tekâbül etmektedir. 20 Mayısı 21 Mayısa bağlayan cumartesi gecesi Berât KANDİLİDİR. Bu bizi bağlar ve dışımızdaki hiç kimseyi bağlamaz!. Biz sadece kendi rü’yetimizin neticesiyle amel eder, hiçbir fâsık veya kâfirin tesbîtini (hüccet) kabûl edemiyeceğimizi söyleriz, o kadar!</p>
<p style="text-align: justify;">4) Fitnevizyonlara çıkarak, <em><strong>“Falan yerin müftüsü veya filan ilâhiyatçı”</strong></em> diye takdîm edilen adam veya madam kim olursa olsun, bunların anlatdığı <em><strong>“mukaddes gece”</strong></em> denilen şeyler, adı geçen gürûhun yetiştikleri <em><strong>“laik dembokratik cumbokrasi”</strong></em> tedris müesseselerinin felsefelerine tâbi’ bâtıl müfredatların istikâmetinde tesbit edilmişdir&#8230; Bunların<em><strong> “berat”</strong></em> bahsini izah ediyor gibi yaparak <em><strong>“kader bahsini”</strong></em> mıncıklamaları; ve Cenâb-ı Hakk’ın (ilm-i ezelîsini) mitolojik basit bir keyfiyetmiş gibi takdîmleri, bu heriflerin İslâm tarafından reddedilmeleri içün kâfi ve vâfî bir sebebdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">5) İki ilâhiyatçı zibidinin bilmem ne fitnevizyonunda, biribirlerinin (Berat kandili) izahlarını beğenmiyerek, bir yandan biribirlerine mürâice ve sinsice iltifat ediyor görünürken; diğer yandan da gayet şeytanca biribirlerini iğnelemeleri, hem gülünç ve hem de iğrenç bir manzara çizmekteydi&#8230; Çünki dillerine doladıkları mevzû&#8217;lar, tamâmen, yetiştikleri resmî ve laik müesseselerin ateist temelleri üzerinde kendilerine zerkedilmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">6) Telkinlerinin temelsiz ve çürük zemînine bakınız:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Kutsal Kitâbımızı sâdece ma’nâsını anlamadan okumak yerine, ma’nâsını yani mealini de anlıyarak ve bunları düşünenerek hayatımıza tatbik etmeliyiz!” </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Böylece her câhil cühelâya kadar herkesi, bir (müctehid) salâhiyetine sâhib allâme gibi kabûl etmek ve etdirmek beyinsizliği ve iğrenç sapıklığı&#8230; Netîcede her akıl seviyesinin her abuk sabuk anlayışını, gene ona, Kelâm-ı Kadîm’i anlamak olarak yutdurma sahtekârlığı; ve dini, müntesibi eliyle yıkma ve yıkdırma hâinliği veya çılgınlığı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">7) Gûyâ 4 SÜNNÎ mezhebini çok ve <em><strong>“Biribirlerini mezhebçilik kuduruşuyla yiyenler”</strong></em> gösteren; ve bunu da, birlik ve beraberlik adına ele alan ma’lûm proje dayatıcılarının, böylelikle ortaya çıkacak kelle sayısınca biribirine ters (b.kdan mezheb) üretme ve türetmelerini, <em><strong>“birlik bereketi”</strong></em> olarak düşünebilme, akledebilme ve içlerine sindirebilme şeytanlığı&#8230; Bütün bunların karşısında, pes demekden başka çâre de görülemez!</p>
<p style="text-align: justify;">8) Luter’in başlatdığı <em><strong>“Her millet İncil’i kendi lisânına tercümesinden okuyub anlamalıdır”</strong></em> şeklindeki çürük ve akıl dışı esasda toplanan Protestan çizgisini, Allâh’ın Mukaddes ve Münezzeh ve Furkân olan Kitâbı’na da tatbik rezâlet ve bozgunculuğuna bakınız!&#8230; Haçlı standartlarına mutâbık, muharref, çarptırılmış ve yamultulmuş bir (din anlayışını) yerleştirme hâinliği&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">9) Allâh ve Rasûlü’nün bu mukaddes gecelerde müslümanlardan ne yapmalarını istemeleri hiç ruznâmeye bile getirilmeden, hedef saptırıcı indî ve izâfî bir çene yarışı&#8230; Levh-i mahfuz, dünya semâsı, kader, kaderin (Kaderiye-Mu’tezile ve Cebriye sapıkları) elindeki çarpık telâkkîleri arasında bir takım lâf u güzâf kalabalıkları ve Allâh Azze’nin rızâsına yol açıcı amel ve ana i’tikad esaslarından iblisce kaçış ve uzak duruş&#8230; Müslümana mutlaka lâzım olacaklar değil; hiç işine yaramıyacak ve mes’ûl de tutulamıyacak olduğu en fer’î mes’elelerle kafa karıştırma, havanda su dövme seansları&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">10) Nice hadîs-i şerîflerle sâbit mukaddes zamanların inkârına giden şeytânî yolları tıkayıcı din HÜKÜMLERİNİ, bir kere bile dile alamayış; ve îmana müteallık her ana mes’eleyi göze sokucu ehemmiyet noktalarında KÖRLÜK&#8230; Kader etrafında <em><strong>“kitab yüklü bir merkeb gibi anırma”</strong></em> derecesinde lâf ve savt püskürmeler dakikalarca devâm ederken; bir kere bile:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“KADERE îmân nice âyet, hadis, icmâ ve kıyâs ile de sâbit Zarûrât-ı Dîniyyedendir”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Diyemeyiş&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">11) Havanda dakikalarca su dövmek, dinleyenlerin kafa karışıklığından sonra program biter bitmez rahatlamak ve tesellî bulmak üzere, en pespâye (diziye) bile râzı olub onu zaplamalar; ve bunu, bir ferahlama çâresi gibi görmeler!</p>
<p style="text-align: justify;">Kandilleri, binbir nefs kabartı ve ıvır zıvırlarına fedâ etmeler; onu, 93 yıllık ateizmanın çerezi ve sigortası gibi kullanır olma pespâyelikleri&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Biz, bütün mukaddes geceleri de içine alan çâreyi yazalım:</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 60px;">1) 15 dakika bile olsa Cenâb-ı Hakkın İlim, kudret ve diğer sıfatlarını tezekkür ve tefekkür!. CHP zamanının doğrudan <em><strong>“İslâm’a vurma”</strong></em> proje ve vahşetini, şimdi, <em><strong>“sünnîliği aşşağılama” </strong></em>usûlü ÜZERİNDEN sürdürme iblisliği v.s. gibi hallerden, kurtulma çârelerini muhakeme ve muhâsebe&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 60px;">2) Bilinmiyen veya az bilinen i’tikâdî en az bir mes’eleyi, cezm ve yakîn derecesinde îmana yükseltici (ilim) meşgûliyyeti&#8230; İlim meclisinin, zikir meclisinden efdâliyyet esâsına (îmân) ederek intikâl&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 60px;">3) 24 saatde işlenen yüzlerce (günâhın) afvı içün dakikalarca yakarış, ısrarla yalvarış&#8230; Gözyaşı dökemiyen ve kendisinde hayır olmayan gözlerden kurtulma derecelerinde ihlâs melekesi kazandıran pişmanlık ıstırâbına mazhariyet&#8230; Bıkmadan bunların temrînâtı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 60px;">4) Yâsîn, Mülk veya İhlâs ile Fâtiha gibi sûre-i celîleleri lâyıkıyla okuyarak, Âhıret’e intikâl ve irtihâl eden sevdiklerimize hediye olarak göndermek; ve Âlem-i Berzâh’da ışığa muhtac bekleşenleri de sevindirmek, ayrıca nankörlerden olmadığımızı yaşama neşvesi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Âdem Aleyhisselâm zamanından bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün mü’minîn ve mü’minât ile, sebeb-i vücûdumuz ve hidâyetimiz olan eslâfımızla irtibatlı olduğumuzun bir isbât nişânı olarak, onların ruhlarını bu gibi yollarla ta’zîz etmek&#8230; Bu, onlar adına her türlü hayır, sadaka, namaz ve oruç gibi fiiller de olabilir. Vehhâbî-Selefi çizgisinin başında oturan Teymiye bâtılları cümlesinden olarak, bunların inkârının da bir başka îmân kanseri bulunduğunu bilmek; ve bu kabil bâtıl  ve dalâletlerden mutlaka teberrî edişi îmân çerçevesine alarak şuurlaştırmak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">73 Fırka Hadîsi ile <em><strong>“Benim ve ashâbımın üzerinde bulunduğumuz YOL” </strong></em>diyerek hakîkatı irşâd eden ve mücerred bu YOLUN başında (kaynağında) bulunan Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretleri’nin bu (Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat=<em><strong>Sünnîlik</strong></em>) yolu üzerindeki bütün dünya müslümanlarının Berat Kandillerini tebrik ile duâ ederiz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 21.05.2016)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&#038;title=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html" data-a2a-title="Kandilleri De Pisleyen Sarıklı Kavuk Tavuk Gürûhu!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html">Kandilleri De Pisleyen Sarıklı Kavuk Tavuk Gürûhu!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evet, Bu Da Kader Ve Soma’nın, Roma’nın Taş Kalbi Anlamaz!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/evet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/evet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2014 02:20:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[soma]]></category>
		<category><![CDATA[soma faciası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=1549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soma, Anadolu'mun (vahiy kökü) üzerinde bir mekân; ve buna liyâkati nisbetinde de Allâh’a yakın ve kurtuluş üzerinde...</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/evet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html">Evet, Bu Da Kader Ve Soma’nın, Roma’nın Taş Kalbi Anlamaz!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center"><strong><u>EVET, BU DA KADER VE SOMA’NIN, ROMA’NIN TAŞ KALBİ ANLAMAZ! </u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right"><span style="color: #cc0000"><em><strong><u>Ahmed SELÂMÎ</u></strong></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify">Soma, Anadolu&#8217;mun (vahiy kökü) üzerinde bir mekân; ve buna liyâkati nisbetinde de Allâh’a yakın ve kurtuluş üzerinde&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Roma ve onun dünyaya döktüğü ruh ve beden necâsetini ona yüzünü dönerek iki asra ve hele bir asra yakın kubur fâresi gibi yalayıb Anadolu’yu yakmıya çalışanlar, Allâh Azze ve Celle’ye o kadar uzak ve iblisin kucağına da dömelmiş vaz’iyyetdedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Bizim, hangi hâdise olursa olsun, Merhûm Üstâd’ın diliyle <strong>“oluklarının birinden nûr, diğerinden kir akan”</strong> şaşmaz mîzânımız, şu beyân etdiğimiz iki hattın dışına çıkamaz; ve izâfîliğin şirki önündeki bir avuçluk dünya zaman ve mekânında da, fikir fâhişeleri gibi kıvırtmakdan münezzeh ve müberrâdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Evet, Soma&#8217;nın her şeyi kaderdedir; ve kaderin dışında herhangi bir şey olması da mutlak ma’nâda muhâl!</p>
<p style="text-align: justify">İblisin ve şekâvetin ma’lûm ocağı ne kadar ağzını ve bilmem neresini açarak da cıyaklasa; ve<strong> “bunu da mı kadere bağlıyacağız”</strong> diye müşrikçe anırıb höykürse, <strong>“evet bunu da kadere bağlıyacağız”</strong> demek kat’iyyen borcumuzdur; ve <strong>“kaderin dışında herhangi bir şeye bağlamamak”</strong> da o kadar mecbûriyyet ve mükellefiyyetimiz&#8230; <strong>Ebû Cehil</strong>’i bine katlıyan <strong>Ebû Echel</strong> oluşun günümüzdeki 90 yıllık şirki, işte böylesine zihin ve rûh idrârı fışkırtmayı, hem de bir şecaat edâsıyla dünyâya i’lânda!</p>
<p style="text-align: justify">Mel’un, sana ne neyin ne olduğundan?. Kader’i, ya kaderin  patentini taşıyan Allâh nizâmındaki mutlak ma’nâsıyla nâmusluca ve erkekçe kullan; îmân etmiyen azılı bir müşriksen de, <strong>“Vahiy, Kur’an, Sünnet, Rasûl ve Şerîat”</strong> mefhûmlarıyla ne kadar alâka uzaklığı ve kovulmuşluğu içindeysen, <strong>(kader)</strong> kelimesinin delâletiyle de o kadar alâkasız ol; ve sana âid olmıyan mukaddes ve muazzez bir mahremiyyete bulaşarak îmân ve fikir fuhşu köpürten bir çukur olma!</p>
<p style="text-align: justify">Öyle bir dembokratik fırka çukuru ki, her hâdisede, onun Allâh’a redd ve inkâr kapısı açılan noktasında en iğrenç bir necâset deposu!</p>
<p style="text-align: justify">Hayâl dâhil, fi’l, kavl, kazâ, hâl ve yaratılmış ne varsa topu da, bir tek zerresi müstesnâ olmamak şartıyla, kaderde ne ise o&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Soma’da kimin başına ne gelmişse, istisnâsız hepsi de, en ilk ve en son noktasına kadar (kaderin) içinde&#8230; Ezelden beri mâsivânın Yaradıcısı’nın ilmine dâhil&#8230; Mâtürîdi hakîkatı, irşâd ve disiplini içinde bulunan kul, ezelden beri Yaradan’ın ilminde olanı, vâkıaya dönünce, artık adına (kazâ) demiş ve hâdise, bize de, bilinmezken ma’lûm bulunmuşdur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Cüz’î irâde, kaderdeki hâdisenin mahkûmu olamaz, ancak küllî irâde tedbîri bozabilir&#8230; Bozamıyacağı kabûl edilirse,<strong> “herşeye kâdir oluş”</strong> inkâr edilmişliğe mahkûm olur&#8230; Tedbîri takdîr bozsa da, takdîri tedbîr bozamaz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Kul, tedbîr almakla mükellef olduğu kadar, emre de inkıyada mecbûr, me&#8217;mûr ve mahkûm&#8230; Cezâ, bunların ihmâl veya terkinden terettüb ediyor!</p>
<p style="text-align: justify">Herşeyi Yaradan O olunca, bize düşen, tedbirde kat’iyyen kusûr etmemek&#8230; Emre itaat ve inkıyâd da, tedbîrin içindedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Netîce: Mâsivâdaki her atomun elektron ve hareketlerinden güneş sistemleri ve hareketlerine kadar istisnâsız topunu da <strong>YARADAN</strong> O&#8230; Hayrı da şerri de <strong>YARADAN</strong> da&#8230; Kul değil, mücerred O&#8230; Mu’tezilenin <strong>&#8220;kul fi&#8217;lini kendisi yaratır&#8221;</strong> dediği ve sapıtdığı gibi değil!. Kesbetmek ayrı, yaratmak ayrı&#8230; Ancak, hayrı rızâsıyla, şerri adem-i rızâsıyla <strong>YARATIYOR</strong>&#8230; <strong>&#8220;Madem biliyor, öyle ise O’nun bildiğini bana O, cebren yaptırıyor&#8221;</strong> demek de, ifrâtın karşısındaki Cebriye tefrit kutbudur, ikisi de merdûd ve bâtıl!</p>
<p style="text-align: justify">Soma’daki ve Roma’daki her hayrı ve şerri ve hücrenin nukleusundaki kromozomlar üzerindeki genlerin dezoksiribonukleik asitindeki zerrelere kadar topyekûn hareketi de, O <strong>YARATIR</strong>&#8230;Kâfirin küfrünü veya Müslümanın îmânını da <strong>YARATAN</strong> O&#8230; Yaratmadığı bir şeyi tasavvur muhâl&#8230;</p>
<p style="text-align: justify"><strong>“Buna da mı kazâ diyeceğiz!”</strong> diyen kafa, ateist veya betonik en iptidâî kafa değil, en necis mahlûk!. Istılahta da, yevmî hayatda da bu kazâdır, değilse ne?. Betonik kafa, (tedbir) alınmadan veya sabotaj ile patlama meydana gelmişse, buna kazâ denilemez zannedecek kadar (gezi zekâlı) ve hatta alabildiğine modern ve çağdaş!. Kendi kendine olmalı ki, <strong>“kazâ”</strong> densin ve bir halta yarasın şapşallığında&#8230;<strong> &#8220;Evren&#8221;</strong> gibi!. Onlara göre evren veya netekimli Evren de, kendi kendine vardır; veya kendi kendine darbe yapmışdır!. Herşey kendi kendine&#8230; Gezi zekâlıların peydahlanması da öyle ya, kendi kendine, anasız babasız pat diye olmuşlar, onları leylek bile getirmemişdir!!!</p>
<p style="text-align: justify">Kader, kazâ, tedbir, hayır, şer, Halikıyyet, mahlûk, tevekkül, rızâ ve nihâyet ALLÂH’a kulluk ve Rasûl-i Rusül Aleyhissilâm’a teslimiyyet ne demekdir? Bunları bilmiyen bir kâfire veya Ebû Echel’e ne (KADER) ve ne de (KAZÂ) anlatılabilir! Zirâ anlaması, muhal denecek derecede hakîkata uzakdır; ve bunun içün de hidâyet olmadıkca idrâkine imkân bulunamaz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Soma’ya, <strong>“ocaklarına ateş düşsünnnn”</strong> diye kardinalvârî beddualar edildiği içün ateş düşmemişdir! Çünki duâsı veya bedduâsı kabûl olacak <strong>adam</strong> bellidir&#8230; Papalar, kardinaller, zangoçlar, râhipler, hahamlar, hamamlar, hâmanlar ve nice zâlimler de duâ veya bedduâ ediyorlar ki, <strong>&#8220;Allâh&#8217;ın sevmedikleri&#8221;</strong> olduklarından bir halta yaramıyor!. Mevlâ’nın kimin dua veya bedduasını kabul edeceği mevki’, mevzi’ ve merci’ dahî belli ve bildirilmişdir&#8230; Zâlimlerin ve (zâlim kâfirlerin) dua ve bedduaları, Allâh Azze’nin rızâsına mugâyir adamın istediği olarak böyle bir hususdur; ve onların kabûl edilmelerinden bahsedilemez&#8230; <strong>Zâlim</strong>, kendisine bağıra bağıra beddua câiz olandır; yapdığı <strong>zulümler</strong> sayıb dökülerek kendisine bedduayı hakedendir; ve mukâbele-i bilmisle lâyık bilinen mahlûk&#8230; Merhûm Muhammed Hamdi Efendi <strong>“Lâ yuhibbullâhül cehra bissûi&#8230;..”</strong> âyetinin tefsîrinde böyle beyân buyuruyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Hârika göstermek ise ayrıdır. Bir kâfir, bir papaz, bir kardinal üzerinde de harika yaratacak olan gene ALLÂH Azze’dir; ve irâde ve hâkimiyyet <strong>(halkın)</strong> değil mücerred <strong>HAKKINDIR</strong> yani O’nundur&#8230; Deccal, ölüyü diriltecek, yağmur yağdıracak, nice hârikalar gösterecek biiznillâh, bunlar (<strong>istidrâc</strong>) olarak, velîlerin yani Allâh Azze’nin rızâsını alan sevgililerinin <strong>kerâmetleri</strong> gibi (hârika oluş) noktasında onlarla <strong>ayniyyet</strong> gösterse de, kimin elinde yaratıldıkları husûsunda iki zıt kutub&#8230; Velî, îmân ve ihlâsıyla HAKK&#8217;a sevgili; kâfir, küfrüyle, <strong>&#8220;innallâhe lâ yühibbul kâfirîn&#8221; </strong>hükmüne muhâtab, aslâ sevilmiyen, muhalled finnâr&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Alpaslan Cennetmekân&#8217;ın kılıcından çıkan ışığa muhâtab olma nisbetindeki <strong>Soma</strong> ile; HAKK&#8217;a karşı çekilen 15 asırlık küfür kılıcının tezgâhı <strong>Roma</strong> gibi, biribirine zıt, iki uç&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Soma&#8217;lı, Alpaslan Cennetmekân Hazretleri’nin Anadolu’yu açan Allâh ve Rasûlü yolundaki <strong>cihad</strong> çizgisi üzerinde, o kıt’ayı yine Allâh aşkıyla vatan ve dâr-ı İslâm yapan gâzîlerin sulbünden gelenlerse; 1000 yıllık Anadolu evlâtlarının ecdâda lâyık olma derecesinde kıymeti hâiz, çilekeş, her yükün altına cesurca giren yiğitlerse; son bir-iki asrın Çanakkale’sinde, Balkanlar&#8217;ında, Galiçya&#8217;sında, Trablusgarb&#8217;ında, Yemen&#8217;inde, Mısır&#8217;ında, Kafkasya&#8217;sında aç bîilâç kan döküb can veren Mehmedçik&#8217;lerin <strong>ahfâdı</strong> olma hürmetine tebcîle şâyân Allâh kulları ise, onların Hakk katındaki derecelerine imrenmemek ne mümkin&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Küfr ü şirkden masûn ve mahfûz olmalarına mutlaka duâlarımız vardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Onlar, <strong>Allâh’a itaat ve mahlûkâtına şefekât</strong> ana düstûrumuzca da, <strong>şefkat</strong> hislerimizin sıhhat ve selâmetine muhâtab etmek istediğimiz; ve emperial batı <strong>zâlimleri</strong> ile, onların içdeki kuyruk ve paralellerinin, emek ve terini sömürdüğü, <strong>ANADOLU’muzun</strong> garib gurabâsı, zaif zuafâsı ve fakir fukarâsıdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Küfr ü şirkin tasallutu altında can pazarına kadar sürüklenen <strong>Anadolu’muzun</strong> îmânlı her bir ferdi, bizden bir parça; ihânet ve sabotaj iblisliğine düşenler varsa, onlar da, cehenemin esfelinde ebediyyen mahkûm  olmalarına <strong>bedduâ</strong> etdiğimiz mahlûkâtın en iğrenç kubur fâreleri&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Bir yanda bu mazlûm, mağdur ve mahkûm, çilekeş Anadolu halkı; öte yanda ve bunca felâket karşısında bile  provakasyon şehveti peşinde <strong>Soma</strong> yollarına  üşüşen <strong>Roma</strong> ruhlu kerhâne peydahlamaları!. Bir diğer yanda, Soma haberlerini, sırıtarak ve yüreğinde zerre kadar acı duymadığı paçavradan beter suratına aksederek veren ekran fâhişeleri; bir başka yanda, derdi hükûmete çamur sıvamak olan ve bunun içün şu felâketden bile sinekden yağ çıkarma kahpeliğiyle pireyi deve yapma ve memleketi altüst etme peşindeki <strong>paralel</strong> politika iblisleri; bir diğer tarafda da, nefsini tezkiye içün <strong>“diktatör değilim”</strong> deme  abesine sarılmış ve bir sürü itin ağzına kemik verme abesiyle de <strong>“özgürlük ve dembokrasi”</strong> zıkkımını tevzi’  ve pompalama peşinde bir hükûmet şaşırmışı!..</p>
<p style="text-align: justify">Sesi çıkmıyanlar ile bıyık altından kancıkca gülerek (oh) çeken çukurun en dibindekiler ise, Anadolumuzu karıştırarak altını üstüne getirmenin haçlı ve yehudi tıynetine dömelen insanlık kusurlarıdır; ve bunların sabotajları ele geçer de, onlara karşı <strong>“kânunlarımızda idâm yok”</strong> diyerek ânında o <strong>&#8220;kânûn denilen&#8221;</strong> oyuncaklarına îdâmın en ip koparanını sür’atle geçiremiyen, sümsük, sünepe, ödlek, AB yalakası  yumuşakçalar ise, o yukarıdan beri işâret etdiğimiz topyekûn menfîlik ve çukurlardan bin kere daha çukur bilinmelidirler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Ne mutlu müslümanım diyene; ve ne mutlu îmânla (Kelime-i Tevhîd&#8217;le) giderek, Hakk’a kavuşana!</p>
<p style="text-align: justify"><em>(İlk intişârı: 15.05.2014)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&amp;linkname=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fevet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html&#038;title=Evet%2C%20Bu%20Da%20Kader%20Ve%20Soma%E2%80%99n%C4%B1n%2C%20Roma%E2%80%99n%C4%B1n%20Ta%C5%9F%20Kalbi%20Anlamaz%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/evet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html" data-a2a-title="Evet, Bu Da Kader Ve Soma’nın, Roma’nın Taş Kalbi Anlamaz!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/evet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html">Evet, Bu Da Kader Ve Soma’nın, Roma’nın Taş Kalbi Anlamaz!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/evet-bu-da-kader-ve-somanin-romanin-tas-kalbi-anlamaz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
