<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hicret arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.biz/tag/hicret/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/hicret</link>
	<description>Hakkın ve Sabrın T&#252;rk&#231;esi imani, fikri, edebi, tarihi ve siyasi neşriyatdır...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Jul 2024 09:17:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/06/cropped-osmanli-armasi-site-ikonu-50x50.jpg</url>
	<title>hicret arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/hicret</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>10 Muharrem Bir Kurtuluş Bayramıdır!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jun 2024 06:25:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed ZIYÂ]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[10 Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[aşura günü]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin Hadiseleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12150</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allâh Azze ve Celle sevdiği kullarını çeşitli mihnet ve cefâ ile imtihân eder. Büyüklerimiz keder ve güçlük çekmediklerinde: “-Ben Allâh’ın rızâsını mı kaybettim ki </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html">10 Muharrem Bir Kurtuluş Bayramıdır!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">10 MUHARREM BİR KURTULUŞ BAYRAMIDIR!</span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #cc0000; text-decoration: underline;">Ahmed ZIYÂ</span></span></em></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh Azze ve Celle sevdiği kullarını çeşitli mihnet ve cefâ ile imtihân eder. Büyüklerimiz keder ve güçlük çekmediklerinde:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Ben Allâh’ın rızâsını mı kaybettim ki başıma bir dert gelmiyor?”</strong> diye üzülürdü. Çünki bilirlerdi ki, Allâh ve Rasûlünü seven, çeşitli zahmetlerle imtihân edilecektir. Bütün mes’ele bu imtihanlardan geçerken bile Allâh’ın rızâsını gözeterek sabır ve sebât ile <strong>“ancak sana kulluk ederiz!”</strong> deyişimizi isbât edebilmekdir. Sûre-i En’âm 162. Âyet-i Kerîmede emrolunduğumuz üzre: <strong>“-Benim, de: cidden namazım, ıbâdetlerim, hayâtım, memâtım hep Rabbül&#8217;âlemîn olan Allâh içindir!”</strong> diyebilmekdir. Zîrâ ancak böylece çekilen gam u keder, mihnet u zahmet ilâhî bir yardım ile atlatılarak netîcede felâha kavuşulacakdır. Bütün mes&#8217;ele, başımıza gelen musîbetlerin bizi Allâh&#8217;a yaklaşdırıyor olması.. Aksi hâlde, Allâh&#8217;dan uzaklaşmak olur ki bu büyük bir felâketdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ümmetlerine emsâl olan Peygamberân-ı Izâm Aleyhimüsselâm Hazerâtının hayâtlarına dikkat edilirse, her birinde Allâh Azze ve Celle’nin emri ve fıtratının gereği olan “<strong>dînini”</strong> yaşayan müslümanların çekdiği veya çekebilecekleri ezâ, cefâ ve kederler için, birer misâl vardır…</p>
<p style="text-align: justify;">Ve yine birçoğunun sıkıntısı, Hicrî ayların birincisi, <strong>“Şehrullâh”</strong> olan <strong>Muharremu’l-Harâm’ın 10. gününe tekâbül eden </strong>ve bizim de inşaallah birkaç gün sonra idrâk edeceğimiz <strong>“Âşûrâ” gününde</strong> kaldırılmış ve felâha kavuşmuşlardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>En büyük, en sevgili ve son Peygamber Aleyhisselâtü vesselâm Hazretlerinin</strong> hayâtı, daha dünyâyı teşrîfinden evvel yetîm kalması ile başlıyor; ve üç erkek evlâdı da dâhil teker teker sevdiklerinin kaybı ile devâm ediyor… Öyle ki, hayâtında bir yıla <strong>“hüzün yılı”</strong> deniliyor. Da’vâsı uğruna akrabâ ve kavmi tarafında gördüğü ezâ ve cefâ, bunun netîcesinde hicreti… Bu öyle bir hicret ki, Efendimizin 5 emrinden<a href="#_edn1" name="_ednref1">[1]</a> sonuncusu olan <strong>“hicret”</strong> emrinin ilk tatbîki… Bu Hicret Müslümanlara mîlad oluyor ve Ashâb-ı Kirâm (aleyhimü’r-rıdvân) Hazerâtı takvimlerinin birinci gününü <strong>“hicret hâdisesi”</strong> ile belirliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kâinâtın Fahri Peygamber-i Zîşân </strong>Aleyhisselâm’ın sahâbîleri ile birlikde Mekke müşriklerinden kurtuluşu ve Hicret’den sonraki ilk <strong>10 Muharrem Âşûrâ</strong> gününde müslümanların reisi (başı) olarak Medîne’de İslâmî idâreye geçişi “<strong>Âşûrâ gününün Müslümanlar için ezâ ve cefâdan kurtuluş”</strong> olduğunu gösteren hâdiselerden sâdece bir tânesidir…</p>
<p style="text-align: justify;">Rasûlullâh’ın imtihânı, Mekke müşriklerinin zulmünden halâsdan sonra, en ziyâde sevdiği zevcesi Âişe Radıyallâhu Anhâ VÂLİDEMİZ’e atılan iftirâ da dâhil olmak üzere münâfıklardan çekdiği sıkıntılar ve daha niceleri ile devâm eder… <strong>“En sevgili”</strong> olması hasebiyle yaşadığı hüzün, diğer Rasûl ve nebîlerden daha çokdur…</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 36px;">*</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İkinci büyük peygamberin</strong> hayâtı yine ibret, ölçü ve misâllerle doludur. <strong>İbrâhim Aleyhisselâm’ın</strong> zamânında erkek çocukları öldüren Nemrud’un korkusu ile doğumundan sonra vâlidesi tarafından; dış dünyâ’dan saklanıp bir mağarada muhâfaza edilerek büyütülmesi… Hayâta böyle başlaması… Müşrik babası Âzer, kavmi ve Nemrud ile mücâdelesi netîcesinde ateşe atılması… Zevcesi Sâre vâlidemiz ile çekdiği evlad hasreti, Fir’avnın zulmüne mâruz kalışı ve diğer zevcesi Hazret-i Hâcer vâlidemiz ile henüz bebek olan oğlu Hazret-i İsmâil’i Allâh’ın emri ile ıssız ve susuz çöle bırakması, ve Allâh için kurbân etme imtihânı ve daha nice hâdiseler…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İbrâhîm</strong> (Aleyhisselâmın) doğumu, Allâhu Teâlâ’nın onu kendisine <strong>Halîl</strong> edinmesi, Nemrud’un ateşinden kurtarılması ve oğlu yerine koç verilmesi de hep <strong>“Âşûrâ gününün”</strong> lutf u ikrâmı cümlesindendir…</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 36px;">*</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mûsâ aleyhisselâm… Üçüncü büyük (ulü’lazim) Peygamber…</strong> Vâlidesi tarafından, zamânın kâfir ve zâlim Fir’avnının erkek çocukları katletmesi zulmünden halâs niyetiyle, daha doğmadan sıkı sıkı sarılan kuşaklarla gizlenerek rahm-i mâderde büyütülmesi… Dünyâyı teşrîf ettiğinde ise, aynı sebebden nehre bırakılması… Rabbimin hikmetiyle, kendisini öldürmek isteyen Fir’avnın sarayında, onun emânında olduğu hâlde, süt anne zannedilen kendi öz annesinin sütüyle büyüyerek, ileride Firavnın zulmüne karşı mücâdele etmesi ve bu uğurda hicreti… <u>CEMÂAT</u> olarak yaşama emri… Ve bunlar gibi nice hikmet ve ölçüler alabileceğimiz hâdiseler ve imtihânlar…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mûsâ </strong>(aleyhisselâmın) Fir’avnın elinden kurtarılması ve Fir’avn o gün helâk edilmesi de <strong>“Aşûrâ”</strong> gününde olmuşdur.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 36px;">*</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Îsâ aleyhisselâm, (ulül’azim) peygamberlerinin dördüncüsü…</strong> Doğmadan yetîm kalma değil, babasız yaratılmış olma… Da’vâsı uğruna birçok Peygamberin kâtili ve Allâh Azze ve Celle’nin la’netlediği kavim tarafından öldürülmek istenmesi havârîlerinden görünen birinin ihâneti ve göğe urûcu…</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynaklarımız, yehûd kavminin 47 peygamberin kâtili olduğunu, bunca Peygamberân-ı Izâm Aleyhimüsselâm Hazerâtının ŞEHÎD edilmesine karşı çıkan 173 müslümanın da gene ŞEHÎD edildiğini kayda geçmişdir. Yehûdun, cihân çapında mücrîm bulunduğu böylece de kaydetmektedir…</p>
<p style="text-align: justify;">Hazret-i ÎSÂ Aleyhisselâm Efendimize, havârîsi görünen bir münâfığın ihâneti de fevkal’âde meşhurdur!… Ve Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle’nin, bu hâini Îsâ Aleyhisselâm şekline sokarak Roma askerlerinin bu hâini (Îsâ) diyerek çarmıha germesi… Mesih Aleyhisselâm’ın ise, herşeye kâdir olan Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle’nin KUDRETİ ile RABBE REF’İ (yükselmesi)… Lehülhamd… Kıyâmet kopmadan evvel de, NÜZÛL-İ ÎSÂ Aleyhisselâm (Dünyâya inib zuhur edeceği) kat’iyyen vâki’ olacakdır.<a href="#_edn2" name="_ednref2">[2]</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Îsâ </strong>(aleyhisselâm) doğması, göğe kaldırılması <strong>“Âşûrâ”</strong> gününde yaşanmış hâdiselerdendir. Kıyamete yakın tekrar yere indirilecek olması da yine <strong>“Aşûrâ”</strong> gününe tekâbül edecektir.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 36px;">*</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Âdem aleyhisselâm (ülül’azîm) Peygamberlerin beşincisi…</strong> İlk insan ilk peygamber… Yaratılışı, Cennete girişi, “İctihad hatâsı” demek olan zellesi ve bunun üzerine Havvâ vâlidemiz ile birlikde Cennetten çıkarılışı, Dünyâ hayâtı, evlâd ü ıyâli ve kardeşini katleden oğlu Kâbil ile imtihânı…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hazret-i Adem </strong>(aleyhisselâm)ın dahî yaratılışı, Cennete girişi ve zellesinin tevbesinin kabûl edilmesi hep <strong>“Âşûrâ”</strong> gününde olmuşdur.…</p>
<p style="text-align: justify;">Ve diğer Pergamberân-ı Izâm Aleyhimüsselâm Hazerâtından bazıları:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hazret-i Ya’kûb</strong> (aleyhisselâm)ın, oğlu Hazret-i Yûsüf Aleyhisselâm’ı kıskanarak kuyuya atan diğer oğulları ile imtihânı ve çekdiği evlâd hasreti…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hazret-i Yûsuf</strong> (aleyhisselâm)ın, önce kardeşleri tarafından kuyuya atılarak, sonra da, ileride zevcesi olacak Zeliha vâlidemiz tarafından iftirâya uğrayıp zındana atılması…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hazret-i Eyyûb</strong> (aleyhisselâm)ın, malı, evlâdı, bir tânesi hâriç ezvâcının ve en nihâyet sıhhatinin kendisinden alınması ile imtihânı…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hazret-i Zekeriyyâ</strong> (aleyhisselâm)a evvela evlâd verilmeyerek imtihân edilmesi ve daha sonra verilen o <strong>“hayırlı” </strong>evlâdı Hazret-i Yahyâ Aleyhisselâmın, Romalı vâli ile o vâlinin yeğeni olan kadının evlenmek istemesinin, ÎSÂ Aleyhisselâm’ın yeni ŞERÎAT’ında yasak ve haram olduğunu tebliğ etmesi; ve bunun üzerine kadın ihtirâs ve fitnesinin azması sonunda, Romalı askerlerce <strong>şehid</strong> edilmesi… Böyle korkunç bir fâcianın, babası Zekeriyya Aleyhisselâm’ın gözleri önünde irtikâbı…</p>
<p style="text-align: justify;">En nihâyet <strong>Zekeriyyâ</strong> Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerinin, ağaç kovuğuna saklanması ve testere ile biçilerek o la’netli kavim tarafından <strong>şehîd</strong> edilmesi…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yûnus</strong> (aleyhisselâm)ın balığın karnındaki imtihânı…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sâlih</strong> (aleyhisselâm)ın devesi ile kavmine karşı verdiği mücâdele…</p>
<p style="text-align: justify;">Daha nice Peygamber ve Nebînin, ısyân ve tuğyân içindeki azgın kavimleri ile imtihânlar… Tebliğ vazîfelerini yerine getirirken çekdikleri sıkıntılar, üzüntü, keder ve başlarına gelen ihânetler… Kimi zaman evlâdından, kimi zamân ezvâcından, kimi zaman sahâbîsi görünenlerden ve kimi zaman da Allâh düşmanlarından…</p>
<p style="text-align: justify;">Ba’zı Peygamberlere ise, imân eden bir tek ferd-i vâhid çapında ümmet verilmedi, öyle imtihân olundular. Ama onlar, ismet sıfatları ile, Allâh’ın kendilerine verdiği vazîfelerini zerre kadar aksatmadan yerine getirdiler. Cenâb-ı Hakk da kendilerine ikrâmlarda bulundu, felâha kavuşturdu. Âşûrâ günü kurtuluşa eren diğer ba’zı Peygamberler de şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İdris </strong>(aleyhisselâm) göğe kaldırıldı… <strong>Dâvud </strong>(aleyhisselâm)’ın zellesinin tevbesi kabul edildi… <strong>Süleyman </strong>(aleyhisselâm)’a mülkü verildi… <strong>E</strong><strong>yyub </strong>(aleyhisselâm)’ın ızdırâbı giderildi… <strong>Yûnus </strong>(aleyhisselâm) balığın karnından kurtarıldı…<a href="#_edn3" name="_ednref3">[3]</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nûh </strong>ve<strong> Lût</strong> <strong>Aleyhimesselâm</strong> da, zevcelerinin ihânetleri ile imtihân olundular…</p>
<p style="text-align: justify;">Bu iki Peygamber, aynı zamanda evlâd ü ıyâli ile de imtihana tâbi’ tutuldular&#8230; Duâlarında kendileri ile birlikde onlar için de Allâh’a duâ ettiler…</p>
<p style="text-align: justify;">Lût aleyhisselâm, LGBT’ci ve (cinsiyet eşitliği) peşindeki sapık, azgın ve tuğyankâr kavminin çirkin amelinden Allâh’a sığınırken:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Yâ Rabbi! Beni ve evlâd ü ıyâlimi onların iğrenç amellerinden halâs et.” </strong>(Şuara 169)</p>
<p style="text-align: justify;">Diye niyâzda bulundu. Cenâb-ı Hakk bu duâyı Kur’ân-ı Azîmüşşan’da bize bildiriyor ve bir sonraki âyetde buyuruyor ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Lût’un bu münâcaatı üzerine, biz Azîmü’ş-şân, Lût’a ve evlâtlarının cemi’ine necât verdik; ve onlara nâzil olacak azabdan halâs ettik.</strong> <strong>İllâ Lût’un haremi bir acûze kadın, onların amellerine râzı olmasına binâen, azapta bâki kalması mukadder olduğundan, azab olunacaklar içinde kaldı</strong>.<strong>”</strong> (Şuarâ 170,171)<a href="#_edn4" name="_ednref4">[4]</a></p>
<p style="text-align: justify;">O acûze, Lût aleyhisselâm’ın hanımı idi. Ama bu ona bir fâide vermedi. Zîrâ peygamber ehl-i beytinden de olunsa, Allâh Azze’nin insanları ayırdığı o üç sınıfdan birine giriyordu: Müslüman, Kâfir veya Münâfık… O acûze kâfirler sınıfında idi. Bunun için Lût aleyhisselâm: “…mü’min olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara…” diyerek şöyle duâ etmişdir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınları mağfiret buyur. Zâlimlerin de sâdece helâkini artır.” </strong>(Nûh 28)</p>
<p style="text-align: justify;">Lût aleyhisselâmın hanımı Müslümanlarla birlikde gitmedi, o son derece çirkin ve aklen, şer’an ve tab’an (fıtraten, yaratılışa sonsuz derecede ters) iğrenç ameli işleyenlerle kaldı. Onları seviyordu; çünki onların o çirkin ve iğrenç ameli kendisini rahatsız etmedi. Lût Aleyhisselâmın hâne halkından idi, ehlinden görünüyordu. Ama helâk olmakdan kurtulamadı. Niye?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Ben Müslümanım elhamdülillah, o halde benim kanımdan ve canımdan olanlar da Müslümandır!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Demek, en büyük dalâletdir…</p>
<p style="text-align: justify;">Bir insan müslümân iken, vâlideyni (ana-babası) kâfir olabilir. Yâhud vâlideyn müslimân iken evlâdı kâfir olabilir. Aynı ana-babadan kardeşlerin de, bir kısmı müsliman, bir kısmı kâfir hatta münâfık olabilir… Müslümân anadan doğmuş olmak kâfi değildir. Müslümân bir zevc veya zevce sâhibi olmak da aslâ kâfi değildir. Allâh Celle cümlemizi, son nefesde îmânla göçenlerden; son nefesden emîn olmanın (küfür) olduğunu bilen ve buna tam îmân edenlerden eylesin!</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 36px;">*</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Altıncı ulül’azîm Peygamber Nûh aleyhisselâm</strong> ise, kendisi ile gemiye binmemek için direnen ve azgın sularda boğulan oğlunu kurtaramadı… Nasîhatlarıyle, telkinleriyle hatta duâlarıyla bile kurtaramadı… Oğlu gözlerinin önünde azgın dalgalar içinde kayboldu… Nûh aleyhisselâm Rabbine nidâ etti:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-Yâ Rabb o benim ehlim idi…”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Allâh Azze ve Celle:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“-O senin ehlin değildir!…”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Buyurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki, Peygamber oğlu olmak da kişiyi azâbdan kurtarmıyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Şâh-ı Nakşîbend (Kuddise Sırruh) Hazretleri gibi nice büyüğümüz:</p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>“-Benim belimden gelen değil, yolumdan giden benim evlâdımdır!” </strong>buyurmuşlardır!</p>
<p style="text-align: justify;">Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de mübârek kızı Hazret-i Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ) vâlidemize:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Ey Resulullâh’ın kızı Fâtıma! Sen de kendini Allah’tan satın almaya çalış; zirâ senin için de bir şey yapamam.”</strong><a href="#_edn5" name="_ednref5"><strong>[5]</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Buyurmaktadır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yine Sevgili Peygamberimiz Aleyhisselâm, kendisini en zor zamanlarda Mekke müşriklerine karşı müdâfaa eden amcası Ebû Tâlib için bir şey yapamamışdır. Telkînleri te’sîr etmemiş, amcası:</p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>“-Arkamdan, korkdu derler!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Diyerek, kelime-i tevhîdi söyleyememişdir…</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamberlerin evlâd ü ıyâl, akrâba u taallukâtından imtihân olundukları gibi, onların ümmetleri dahi böyle imtihânlar vermişdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“İnsanlar, yalnızca ‘imân ettik’ demekle, hiç imtihân edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar? And olsun ki biz, onlardan öncekileri imtihan ettik. Elbette Allâh, (imtihân ederek), doğru söyleyenleri de bilir, yalancıları da bilir.”</strong><em> (Ankebut, 29/2-3)</em></p>
<p style="text-align: justify;">Kimimiz, babalarımız, analarımızla; kimimiz kardeşlerimizle, kimimiz zevc veya zevcelerimizle, kimimiz evlâdımızla, kimimiz akrabâmız ve kabîlemizle, kimimiz elde ettiğimiz mallarımızla, kimimiz ticâretimizle, kimimiz sıhhatimizle ve nice nice ni’metlerimizden imtihân olunacağız… Yeter ki bu imtihânımızı Rabbimizi râzı edecek şekilde verelim… Eğer veremezsek, vâh bizim hâlimize. Nitekim Cenâb-ı Hakk, Tevbe Sûresi 24. Âyet-i Kerîmesinde şöyle buyurur:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- De ki: Eğer, babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, hısımınız, kabîleniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesâda uğramasından korktuğunuz bir ticâret, hoşunuza giden meskenler, size Allâh ve Resûlünden ve onun yolunda bir cihâddan daha sevgili ise, artık, Allâh’ın emri gelinciye kadar bekleyin, Allâh öyle fâsıklar gürûhunu hidâyete erdirmez”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ve, Sûre-i Mücâdele’nin, 22. Âyet-i Kerîmesinde ise:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Allâh’a ve Âhıret gününe îmân eder hiç bir kavmi, Allâh ve Resûlüne hudûd yarışına kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın… O muârızlar, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya hısımları, aşiretleri (hemşerileri) olsalar bile.. İşte Allâh, öyle kimseleri sevmeyen bir kavmın kalblerine îmânı yazmış ve kendilerini, tarafından bir ruh ile te&#8217;yîd buyurmuştur. Ve onları, altından ırmaklar akar Cennetlere koyacak, içlerinde ebediyyen kalacaklardır. Öyle ki, Allâh onlardan hoşnud, onlar Allah’dan hoşnuddur; işte onlar, Allâh hizbidir, uyanık ol ki, Allâh’ın hizbi muhakkak hep felâha erenlerdir.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Buyurmaktadır…</p>
<p style="text-align: justify;">Evlâdın ana babasından, zevceynin birbirinden hattâ ana babanın evlâdından kaçacağı; alıp verdiğimiz tek bir nefes dâhil yapdığımız ve yapmadığımız cümle amellerin yazıldığı amel defterimizin açılacağı o çetin günde, hesâbımızı vermeyi Rabbim bizlere kolay eylesin…</p>
<p style="text-align: justify;">Yaklaşan Âşûrâ Günü münâsebetiyle zikretmek isteriz ki, Hazret-i Hüseyin Efendimizin şehâdeti dahî, bu dünyânın zulm ü zulmetinden makâmların en büyüğü olan şehâdet makâmıyla Sevgililer Sevgilisine kavuşmak idi… Ehl-i Sünnet müslümanları bu günü asla mâtem olarak kabûl etmez, tam aksine evlâd ü iyâlini sevindirmek için gayret ederlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Esseyyîd Abdülkâdir-i Geylânî Kuddise Sırruh Hazretleri, Gunyetü’t-Talibîn, nâm eserinde şöyle yazmaktadır:</em></p>
<p style="text-align: justify;">“-Âşûrâ gününün üstünlüklerindendir ki, Allâhu Teâlâ o gün Peygamberlerini düşmanlarından kurtardı. Fir’avn’ı ve kavmini o gün helâk eyledi. Gökleri, yeri, Âdem aleyhisselâmı ve daha birçok şerefli şeyleri o gün yaratdı. O gün oruç tutanlara büyük sevab ve mükâfâtlar hazırladı. O günde orucu, günahlara kefâret eyledi. Bunun için Âşûrâ günü, iki bayram, Cum’a, Arafe ve bunlara benzer şerefli günler gibi oldu. Âşûrâ günü musîbet ve mâtem günü olsa idi, sahâbe ve tâbiîn (aleyhimürrıdvân) mâtem kabûl ederlerdi. Çünkü onlar o zamâna bizden daha yakîn idiler. Halbuki onlar âşûrâ günü çoluk çocuğu sevindirmek, giydirmek ve oruc tutmak gibi şeyler yapdılar. Bize böyle gelmişdir.<a href="#_edn6" name="_ednref6">[6]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Âşûrâ Gününün, bütün Müslümanların esâretden, zulümden, küçük büyük bütün gam ve kederlerinden, göz ile görünen ve görünmeyen bütün fitne, fücûr ve sapkınlıklardan kurtuluşuna vesîle olmasını niyâz ederiz..</p>
<p style="text-align: justify;">Âmin, Yâ Muîn…</p>
<p style="text-align: justify;">……………………………………………………………………………..</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> Beş Emir Hadîs-i Şerîfi için bakınız: <a href="http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/bes-emir.html">http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/bes-emir.html</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> Bu hususda Muhterem Ahmed Selâmî Bey’in bir makâlesinden aşağıdaki satırları iktibâs etmeyi fâideli bulduk:</p>
<p style="text-align: justify;">Elmalılı Merhûm Muhalled Tefsîrinde bu hususda şöyle buyurur: <strong>“Hazret-i Peygamberden dahî “Îsâ ölmedi, Yevm-i Kıyâmet’den evvel size dönecekdir (……………….) hadîs-i şerifi gibi hadisler dahî vârid olmuşdur.”</strong> (1936, c.2, s.1112)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Binâenaleyh Îsâ Aleyhisselâm’ın haberlerde vârid olan semâya ref’iyle Kur’an’da vârid olan “Allâh’a ref’i haysiyetini” biribirine karıştırmamak iktizâ eder. Çünki semâ, esmâ-i ilâhiyyeden değildir. Hıristiyanlar semâya Allâh, Allâh’a semâ diyorlarsa da, İSLÂM’DA BU CÂİZ DEĞİLDİR….. Zirâ Îsâ Aleyhisselâm’ın Allâh’a ref’ olunan CİSMİ, semâya ref’ olunan da henüz kabzedilmemiş olan RÛHUDUR diyebiliriz.” </strong>(s.1113)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Îsâ Aleyhisselâm dahî, bütün enbiyâ ile beraber Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’ın maiyetindedir. BİR GÜN GELECEK ÜMMET-İ MUHAMMED’İN DARALDIĞI BİR DEVİRDE, ALLÂH’IN BİR KELİME-İ GARÎBESİ OLAN RÛH-I ÎSÂ ZUHÛR EDECEK, RÛH-İ MUHAMMEDÎ MAİYYETİNDE HIZMET EDECEK VE FAKAT KIYÂMETDEN EVVEL VEFÂT EYLİYECEKDİR……. İHYÂ-YI MEVTÂ, </strong>(ölüyü diriltmek)<strong> ÎSÂ ALEYHİSSELÂM’DA MÜCERRED BİR HÂRİKA, MUHAMMED ALEYHİSSELÂM’DA BİR KÂNÛNDUR…”</strong> (s.1114)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“…Nasârâ cemaatleri dahi Yahudilerin fevkinde ve onlara hâkim ve gâlib olagelmişlerdir.”</strong> (s.1116)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Îsâ Aleyhisselâm’a mekr ü küfreden Yahudilerin bu küfürde devam etdikleri müddetçe, hiçbir zaman etbâ’-ı Îsâ’nın fevkına çıkamıyacaklarını.. bu da, Îsâ Aleyhisselâm’ın zâtından değil, bir Râsûl olan Îsâ Aleyhisselâm’a KÜFÜR, ALLÂH’A KÜFÜR OLMASINDAN NÂŞÎDİR.”</strong> (s.1116)</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiya’da da, son yüz sene içinde En Büyük ve Peygamberler Peygamberine bile mekr ü küfreden nice makâm sâhibleri görülmüşdür ki, zillet ve alçalışın, yaşanan sıkıntıların en baş âmili de budur…</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh Azze ve Celle, Muhammed Ümmetinin de, Yahudiler gibi sapıtır ve dinlerinden uzaklaşırlarsa, Yahudilerin âkıbetine dûçâr olacakları hakîkatını, Müfessir Merhûmun kaleminde şöyle yaratıyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Senin etbâın da onlara karşı dünyadaki bu tefevvuku </strong>(üstünlüğü)<strong> sûiisti’mâl edib </strong>(kötüye kullanıb)<strong> ZULMEDERLERSE AYNI ÂKIBETE MAHKÛM OLURLAR.”</strong> (s.1117)</p>
<p style="text-align: justify;">Memleketde 100 yıldır yaşanan âfet, felâket ve helâketlere, politik çekişme ve cidâle bakdığımızda, bu tefsir satırlarından pek çok ibret ve dersler çıkarılması şart olurken, buna hiç yanaşılmadığı da korkunç bir nasibsizlikdir. Tam tersine, beşerî sistemler üzerinden insanlara (TAPMAK), heykel ve putlar önünde eğilmek, eski putperest kavimlerin sapıklıklarının aynen devâmı olmuşdur. İdhâl politikalar ve bunların parti parti tefrika ve sapıklıklarının ortaya koyduğu herc ü merc, bitib tükenmek yerine, her geçen gün âkıbeti daha da karartacak ölçülere doğru yol almaktadır…</p>
<p style="text-align: justify;">Müfessir merhûmdan alacağımız son cümleler, bir başka cihetden hakîkatın mührü gibidir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Akîde-i İslâmiyyet’de, ÎSÂ ALEYHİSSELÂM VEFÂT ETMEMİŞDİR VE FAKAT KIYÂMET’DEN EVVEL VEFÂT EDECEKDİR. DEMEK Kİ, ÎSÂ ALEYHİSSELÂM’IN ÂHİR-İ HÂLİ DE BUDUR.” </strong>(s.1117)</p>
<p style="text-align: justify;"> Nüzûl-i Îsâ Aleyhisselâm, müfessir merhûmun yukarıda beyân buyurduğu gibi sahîh hadislerle de sâbit olub, bu hadisleri inkâr eden mezhebsizler, ilâhiyyatçı ve diyânetçiler de oldukça çoğalmışdır. Bunların, 15 asırlık ehl-i sünnet esaslarını inkârla, hangi HAKK düşmanı oryantalist münkirlerin değirmenine su taşıdığı iyi görülmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı fesli zevâtın da, (2/7/2016 C.Ertesi günü) tv ekranlarından <strong>“Îsâ genç vefât etdi!”</strong> diye hezeyanlar savurmaları çok câhilce ve gülünçdür… Bunun dahî hakîkatla zerre kadar alâkası düşünülemez; bu dahî, ne acıdır ki âyetleri tekzibden (yalanlamakdan) başka hiçbir işe  yaramaz… Zîrâ Îsâ Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerini, Müfessir merhûmun yukarıda apaçık beyanlarında da görüldüğü gibi Allâh Azze ve Celle O’nu  <strong>“KENDİNE REF’EYLEMİŞDİR</strong>.<strong>”</strong> Bu hakikat, Nisâ Sûresinin 157 ve 158. Âyet-i Kerîmeleri ile kat’iyyen sâbitdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Elmalılı Merhûm Muhalled Tefsîrinde şöyle buyuruyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Ve Allâh’ın Rasûlü olan Mesih Îsâ İbn-i Meryem’i, biz KATLETDİK demeleri, yani vasf-ı risâletle istihzâ ve böyle bir zâtı katletdik diye iftihâr etmeleri sebebiyle”—dir ki, Allâh bunları ğadab-ı zillete dûçâr etmiş, BELÂLARINI VERMİŞDİR. (Ve mâ qatelûhu ve mâ salebûhu) Halbuki bunlar O’nu hakîkatde ne katletdiler, ne selb”—Çünki hakikat-ı Îsâ bir kelime, bir ruh idi. Bunu ise ne katledebildiler ne de selb (Ve lâkin şübbihe lehum) ve lâkin şüpheye düşürüldüler, onlara öyle gibi gösterildi.”</strong> (1936, c.3, s.1516) <strong>(Ve mâ katelûhu yakînen) halbuki, biz Mesîh’i katletdik diyenler, O’nu yakînen katletmediler.”—Binâenaleyh katil cinâyetiyle iftihâr etmeleri de, bir YALANDIR. Çünki bir işden maksad ne ise, hüküm ona göredir. Onların ise katle teşebbüsden maksadları ASLÂ HÂSIL OLMADI. Gerçi ortada bir cesedin maktûl olduğu mahsûs idi. Fakat onların katletmek istedikleri Mesîh bu değil idi. Asıl Mesîh’i öldüremediler. (Bel rafaehûllâhu ileyhi) Allâh O’nu kendine ref’eyledi. Onların izâle etmek istedikleri ÎSÂ’yı GÖKLERE ÇIKARDI DA KENDİLERİNİ BEDNÂM </strong>(alçaklardan)<strong> ETDİ.”</strong> (s.1519)</p>
<p style="text-align: justify;">Artık bu kadar âyetler, hadisler ve tefsirler ortada dururken bazı tarihçi kisveli adamların çıkıb da <strong>“Îsâ genç vefât etdi”</strong> gibi âyetullâh’ı tekzibe (yalanlamaya) kadar giden böyle son derece çirkin lâflarla tv’lerde boy göstermeleri, bunların îmân ve ilim seviyelerinin ne olduğunu göstermekden başka hiç bir işe de yarayamaz. Bir insanın mücerred Ebû Cehile veya benzeri <strong>heykellere</strong> harb açarak onlarla kavgalanması, onun,<strong> “îmânının”</strong> te’mînât altında olduğunu göstermez. Amma<strong> “ÎMÂNIN kesb ü muhâfazası”</strong> içün çok dikkat ve sıhhatlice çalışmak ve bu yolda hayatı harcamak, aynı zamanda o <strong><u>put ve heykellerin reddini zarûreten ortaya koyacaktır…</u></strong> Bu son derece mühim nokta, buradaki umum-husûs münâsebeti, bugün hiç nazara alınmıyor; ve insanlar, gözü kapalı, istismarcı bir takım insanların peşinde sürüklenib gidiyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Ehemmi mühimme tercîh kabiliyyet ve hasleti 1909’dan hele 1923’ Lozan felâketinden sonra teşekkül etmiyen insanımıza, hoşça vakit geçirici, nefisleri okşayıcı, temel îmân esaslarına inmeyici, kahvehâne ağzıyla atıb tutmalar,  o ta’kibçilerin <strong>“kuvve-i gadabiyyesini bileyici” </strong>olabilir! Ancak görüldüğü gibi, (i’tikad boşlukları) insanın ebedî hayâtına mâl olabilecekdir&#8230; Hele bir dâr-ı ikrâh, dâr-ı azâb, dâr-ı şirk ve nifâk çukurunda, ilmen,  i’tikâden, amelen ve ahlâken son derece dikkatli olmak, herşeyin başında gelir. TARİHÇİ GEÇİNEREK sâdece bir <strong>heykelle</strong> kavga edib îmânî mes’elelerde sallım-saçak nâralar atmak, hem dall hem mudill olmak, son derece mes’ûliyyetli bir hâl olmakla beraber, insanın ebedî hayâtını da zîr ü zeber edib tehlikeye atabilecekdir&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 36px;">*</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu cümleden olarak, yukarıda işâret etdiğimiz tarihdeki tv konuşmasında aynı müteveffâ târihçi, <strong>“İslâm’daki harbin tedâfüî </strong>(müdâfaa) <strong>olub, taarruzî </strong>(ilâ-yı kelimetullâh içün bütün dünyâya cihâd) <strong>olmadığını”</strong> söylemişdir…</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 36px;">*</span></p>
<p style="text-align: justify;">“İslâm’ın 5 ana ibadetinden en başda geleni olan CİHAD ibâdetini sâdece <strong>“Tedâfüî=Müdâfaa”</strong> harbine münhasır kılmak, nice CİHÂD âyetlerini yok sayarak tekzîb fazîhasıdır. Gene bu, Mukaddes Allâh dînini korkunç derecede tahrîf ma’nâsı taşır. <strong>“İslâm’da taarruz harbi yok, müdâfaa harbi vardır”</strong> demek, Peygamber Aleyhisselâm’ın nice harb ve seriyyeleri ile Hulefâ-yı Râşidîn’in taarruz harblerine kadar; Emevî, Abbasî, Selçûkî, Karahanlı, Uygur ve Gaznelilerin, v.s. taarruz harblerine; ve Osmanlı’nın Viyâna ve Otranto’ya kadar gidişine, İstanbul’un 29 kere kuşatılışına kadar, bunların tamâmına da <strong>“taarruz harbi değildir, bunlar tedâfüî=müdâfaa harbleridir”</strong> demeyi intâc eder ki, bundan büyük ve gülünç abes olamaz!..</p>
<p style="text-align: justify;"> Bu nasıl şaşı ve şeşi beş gören ve gösteren bir târihçilikdir?</p>
<p style="text-align: justify;"> Hangi îmân ve hangi akıl, <strong>“Bütün bu 15 asrın harbleri taarruz harbi değil, bunların hepsi de tedâfüî=müdâfaa harbidir” </strong>diyebilir?… Bunlara sıhhatli bir îmân veya akıl, nasıl müdâfaa harbi demekden utanmaz?.</p>
<p style="text-align: justify;">Tecâvüze uğrayıncaya kadar eğer silâha sarılmak câiz hatta EMİR olmasaydı, o zaman İslâm’daki bunca CİHAD âyetlerine ve Bakara 193. Âyetde: <strong>“Hem bir fitne kalmayıb DÎN yalınız ALLÂH’ın OLUNCAYA KADAR ONLARLA ÇARPIŞIN;” </strong>(2/687)…</p>
<p style="text-align: justify;">Ve Enfâl 39. Âyetle de çok küçük farkla <strong>“ORTALIKDA FİTNE KALMAYIB DÎN TAMÂMIYLA ALLÂH’IN DÎNİ OLUNCAYA KADAR ONLARA CİHÂD EDİN.” </strong>(4/2403) buyurulmasına, bu kabil nice âyetlerle cihâdın emredilmesine, Kıyâmet’e kadar bütün Müslümanların bununla mükellef kılınmasına ne lüzûm vardı?!</p>
<p style="text-align: justify;">Hâşâ böyle olsaydı, bu takdirde İslâmiyet sâdece Medine şehrinde kalır ve oradan bir tek km ötesine bile GEÇEMEZ; ve şimdiye kadar da ne, 20-30 senede sıfırlanırdı!</p>
<p style="text-align: justify;">Tecâvüze uğrayan bir tavuk bile, yavruları içün kedi köpeğin üzerine dalarak <strong>“tedâfüî=müdâfaa harbi”</strong> yaparken… Tavuk, cihâd etmez, müdâfaa eder! Müslüman ise, tecavüze uğradığı zaman her canlı gibi (insiyaklarla) hem kendisini müdâfaa eder; ve hem de <strong><u>5 ana ibâdetden en başda geleni olan CİHÂD ile mükellefdir!</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Neden bütün dünyâ, Müslümanları <strong>“terörist”</strong> i’lân ediyor?. Çünki Müslümanın elinde (MUTLAK HAKİKAT, MUTLAK ADÂLET, MUTLAK HUKUK, MUTLAK HUZUR, MUTLAK MERHAMET) vardır… Bunlar, küfür dünyâsının elindeki mutlak şirki yani mutlak ZULMÜ kahredecekdir… Bunu onlar târîh boyu yaşadıkları içün çok iyi biliyorlar. Haçlı seferleri, tanzimât, meşrutiyet, 1909 darbesi, cihan harbi, Anadolu proje harbi, Lozan, HILAFETİN kaldırılması, devirimler, şefokrasiler, layıklıklar, cumhurculuklar, demokrasiler ve kadın cinsini azdırıb kudurtarak âileyi paçavralaştırmalar…</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bunlar, İslâm’sız dünyânın, dünyâyı iliklerine kadar sömürüb ZULMÜNÜ devam etdirmesi içün; ve bu zulmün karşısında duracak biricik KUVVET ve mânia olan İSLÂM SEDDİNİ aşmak üzere, kanla, canla, harbler-darblar, işkenceler, katiller, adam asmalar, kurşunlamalar, meçhul infazlarla, cebren ve zorla dayatılmışlardır…</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet’in en büyük İBÂDETİ OLAN ve farziyyeti edille-i erbaa ile 15 asırdır sâbit bulunan CİHÂD’I, yok sayarak, bunu (tedâfüî=müdâfaa) harbi gibi tavuk fıtratındaki bir menzile tenzîl etmek, cehâletin de ötesinde bir echeliyyet ve ayıbdır… Bunlar, Haçlı Batı oryantalistlerinin te’sirinde kalan <strong>“Tanzimatçı-fesli-boynu bağlı-Osmanlıyım dese de yüzünü garba dönmüş kof ve boş kalemlerin”</strong> küfre müeddî cehl, hezeyân ve savurmalarıdır…</p>
<p style="text-align: justify;">Bu, nasıl <strong>“Pasifize eden, öldüren, târihi bile inkâr eden”</strong> bir muhâkeme a’râzıdır?. Bunu ancak, oryantalistler iddia etmişlerdir ki, Müslümanların elinden <strong>“CİHÂD İBÂDETİNİ”</strong> söküb alabilsinler… <strong>“Müslümanım”</strong> diyenler bilmese de, İslâm düşmanı oryantalistler İslâm’daki ana ibâdetlerin 5 olduğunu ve en başda da CİHAD geldiğini çok iyi bilmektedirler. İslâm’ın şartı 5’dir demeyi en câhiline kadar herkes bilse de, İslâm’da ana ibâdetler: Cihad, namaz, oruç, zekât ve hacc demeyi, bugünün hacı hocasına,  ilâhiyatçı ve diyanetçisine kadar nice diplomalılar bile bilmiyorlar!. Tek tük bilenleri de, maaşlarının kulu olduğundan<strong> “Susarak dilsiz şeytanlık rütbesi taşımayı”</strong> bu dünyâda geçer akçe olarak görüyorlar!</p>
<p style="text-align: justify;">Put ve heykellerle kavgayı, îmâna HIZMET şartını ikinci plana atarak sanki putlaştırdılar! Halbuki, îmân tam oldu mu, put ve heykellerle mücâdele, sahih ve kuvvetli bir ÎMÂNIN zarûrî bir neticesi olarak zaten ve mutlaka ortaya çıkacakdır… İşte bu hakîkatı göremeyen veya göstermek istemiyen şovcular, heykel kavgasını, bin kere ÎMÂN ve İSLÂM da’vâsının üzerine çıkararak, bunu, bir nevi heykelden geçinme sektörü hâline çevirdiler…</p>
<p style="text-align: justify;">Cehâlet veya dalâletlerini CİHAD mevzuunda da böyle sürdürenleri  geçelim ve sadede gelelim…</p>
<p style="text-align: justify;">Mevzuun, mütehassısı kalemiyle hakikat nasıl denirse, Elmalılı Merhûmun Muhalled Tefsîrine burada da mürâcaat eder ve İslam’da harbin <strong>“Aslâ ve kat’â tedâfüî harbden ibaret olmadığını”</strong> şöylece okur ve tahrîf ve idlâl içindeki zavallılara da okuturuz:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Berâe âyetleri ile bidâyeten fîsebîlillâh  i’lân-ı harbin ve <u>TAARRUZÎ kıtâlin dahî meşrû’ ve i’câbına göre VÂCİB</u> olduğunda ihtilâf yokdur.”</strong> (1936, c 2, s. 688)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Bu noktada Avrupalıların Dîn-i İslâm hakkında iki muhtelif fikir neşretmekde olduklarını görüyoruz……..”</strong> (s. 689)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“……İkinci kısma gelince:…..İslâm’ı müdafaa eder gibi görünerek Kur’andaki bütün kıtâl emirlerinin TEDÂFÜÎ (müdâfaa) HARBİNE MÜNHASIR OLDUĞUNU ve Müslümanlık’da re’sen i’lân-ı harbe ve TAARRUZA cevâz olmadığını iddia ediyorlar. <u>Bunlar da Avrupa ve Hıristiyanlık nokta-i nazarından daha ince ve derin bir fikr-i siyâsî ta’kîb eden YENİ BAZI ERBÂB-I KALEMİN FİKİRLERİDİR. Bu zevât pekâlâ bilirler ki, </u></strong><u>(s. 690) <strong>cevâz-ı harbin hâl-i tedâfua münhasır olması, binnetîce müdâfaa imkânının da selbine sebebdir. Îcâbında hasma tekaddüm etmek </strong>(onu yenmek içün)<strong> içün re’sen taarruz edebilmek hakkından mahrum olanlar, dâimâ denemezse de ekseriya müdâfaa kudretine de mâlik olamazlar. Bu ise, hakk-ı müdafaanın da selbine </strong>(yok olmasına)<strong> müsâvîdir. Bunlar bunu bildikleri içün, taht-ı istîlâlarına aldıkları Müslümanları maddeten ve ma’nen silâhdan tecrîd içün zahiren Dîn-i İslâm lehinde görünür telkînât ile, YİNE İSLÂM ALEYHİNDE İNCE BİR TA’BİYE</strong> (strateji)<strong> YAPMIŞ OLUYORLAR. Yeni olan bu ikinci fikri, CİDDEN İNSANİYET VE İSLÂMİYET BİR FİKR-İ İLMÎ ZANNEDEREK BU SA’YEDE NEŞR-İ İSLÂM’A HIZMET EDECEĞİZ HAYÂLİYLE TERVÎC VE BÂLÂDAKİ NESİH MES’ELESİNİ AKSİNE TE’VÎL ETMİYE ÇALIŞAN BAZI İSLÂM MUHARRİRLERİ DE İŞİTİYORUZ. ”</strong></u> (1936, c.2, s.691)</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi, edille-i erbaamızda geçen ve 5 ana ibâdet içinde en mühimi olan CİHAD içün, bunu sâdece müdâfaa harbine hasretmek, zarûrât-ı dîniyyeye taalluk eden bütün cihad âyetlerini yok saymak demekdir ki, bu, ebediyyen bir felâketi göze almakdan başka hiçbir delâlet ortaya koyamaz…”</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> <em>Esseyyid Abdülkâdir Geylânî Kuddise Sirruh</em> Âşûrâ Gününde Cenâb-ı Hakk’ın Peygamberlere İkrâmları <a href="http://www.turkcesi.biz/tekraren-nesr/hicri/muharrem/10-muharrem-1441-asura-gunu-munasebetiyle.html">http://www.turkcesi.biz/tekraren-nesr/hicri/muharrem/10-muharrem-1441-asura-gunu-munasebetiyle.html</a><a href="#_ednref4" name="_edn4"></a></p>
<p style="text-align: justify;">[4] <em>[ Muhammed Vehbi Efendi, Hulâsatu’l-Beyân Fî Tefsîri’l-Kur’ân, C:10 Sh: 3941, 3942, 3943 ]</em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.turkcesi.biz/ruzname/lut-aleyhisselamin-kavminin-sumundan-allaha-siginmasi.html">http://www.turkcesi.biz/ruzname/lut-aleyhisselamin-kavminin-sumundan-allaha-siginmasi.html</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> <em>Buharî, Vesâyâ </em><em>11; Tefsir (26) 2; Müslim, İman 348-352</em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> <em>Esseyyîd Abdülkâdir-i Geylânî Kuddise Sırruh Hazretleri, Gunyetü’t-Talibîn, 1971, sh.380 </em>Bu hususda daha fazla ma’lûmât için bakınız: <a href="http://www.turkcesi.biz/ulumi-seriyye/ulemadan-mizan/asura-gunu-matem-gunu-olamaz-islam-matemden-munezzeh-bir-din.html">http://www.turkcesi.biz/ulumi-seriyye/ulemadan-mizan/asura-gunu-matem-gunu-olamaz-islam-matemden-munezzeh-bir-din.html</a></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&amp;linkname=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-ziya%2F10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html&#038;title=10%20Muharrem%20Bir%20Kurtulu%C5%9F%20Bayram%C4%B1d%C4%B1r%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html" data-a2a-title="10 Muharrem Bir Kurtuluş Bayramıdır!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html">10 Muharrem Bir Kurtuluş Bayramıdır!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-ziya/10-muharrem-bir-kurtulus-bayramidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yılınızı Tebrîk Ederiz…</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/ruzname/yeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/ruzname/yeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyai]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 05:13:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[01 - Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[1 muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Hicri Yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Yılbaşı Tebrik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=12140</guid>

					<description><![CDATA[<p>YENİ YILINIZI TEBRÎK EDERİZ… Hicret, Kâinâtın Efendisi elinde başlıyan ALLÂH aşkına dayalı kutsî ve mutlak hürriyet ve istiklâlin, Mekke&#8217;den Medîne&#8217;ye uzanan temeli; Sıddîkların Ekberi berâberliğinde, en<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/ruzname/yeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html">Yeni Yılınızı Tebrîk Ederiz…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong>YENİ YILINIZI TEBRÎK EDERİZ…</strong></h1>
<p style="text-align: center;"><strong>Hicret, Kâinâtın Efendisi elinde başlıyan ALLÂH aşkına dayalı kutsî ve mutlak hürriyet ve istiklâlin, Mekke&#8217;den Medîne&#8217;ye uzanan temeli; Sıddîkların Ekberi berâberliğinde, en büyük ni&#8217;met olan İslâm&#8217;ı, hedefine doğru ilk mevzi&#8217;lendirme hamlesidir&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Müslümân âlemi de, birkaç gün sonra 1392 senesini geride bırakarak 1393 yılına girecekdir. 1 Muharrem, Allâh ve Rasûlüne bağlanıp da müslümân adı taşıyan insanların, yılbaşı yaptıkları müstesna ve mukaddes bir gündür. Cuma günleri, Ramazan günleri, Bayram günleri, kandil günleri gibi gecesi ve gündüzüyle mübârek bir gün&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Müslümânların mukaddes takvimi 1393 sene evvel, Peygamberler Peygamberi <strong>EŞSİZ ÖNDER EN BÜYÜK PEYGAMBER</strong>&#8216;e âid mukaddes HİCRET’le başlar. Hicret, Kâinâtın Efendisi elinde başlıyan <strong>ALLÂH</strong> aşkına dayalı kutsî ve mutlak hürriyet ve istiklâlin, Mekke&#8217;den Medîne&#8217;ye uzanan temeli; Sıddîkların Ekberi berâberliğinde, ni&#8217;met veya devletin en büyüğü olan İslâm’ı, dünyâda Allâh hâkimiyetinden başka hâkimiyyet <span style="color: #000000;">bırakmayıcı nihâî</span> hedefine doğru ilk mevzi&#8217;lendirme hamlesidir… Bu düşünce yapısının ta&#8217;rîfine göre, Hicret üzerine müesses bir takvimin sâhibi olarak artık müslümânda, mekân ve fiili kuşatacak topyekün zamanda mukaddes hürriyet ve istiklâlin devr alıcısı ve teslîm edicisi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ma&#8217;nâ budur!</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat biz neyizdir?</p>
<p style="text-align: justify;">1393 senelik zaman şeridinin sonunda, işte Fas&#8217;dan Cava’ya kadar bizi de içine alan, bugünün müslümânı&#8230; Manzarayı, sayıp dökerek mukayese hudutlarını çatırdatıcı keyfiyetleri tablolaştıracak değiliz. Her şey apaçık meydândadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve bu meydânda oluşun haykırmak isteyip de duyuramadığı bir büyük cümle:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Bugünün müslümânları! Müslümân olunuz!..”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İşte 1393 sene sonra <strong>HİCRET</strong>, rûh ve temel olduğu <strong>HİCRÎ</strong> takviminin 1 Muharrem&#8217;iyle bizden bunu istemede&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Halbuki o 1 Muharrem veyâ yılbaşı, bu hakîkat çerçevesindeki ele alınışından geçdik, acaba bir hıristiyan yılbaşısında olduğu kadar resmî ve husûsî planda bir tebrîk ve tes’îde lâyık görülebilecek midir?. “<strong>Vatandaşım</strong>” denilen milyonlarca insana karşı, onların dînî ve îmânî kanâatlerine hürmet turnusolu olacak söz, laf ve mesaj çerçevesinde bile olsa bir tebrîk ve tes&#8217;îd lutfedilebilecek midir? Rûhânî işler başkanlarından, parti v.s. başkanlarına kadar hıristiyânî yılbaşı tebrîkâtı için âdetâ birbirleriyle yarış eden nice saygıdeğer büyüğümüz için kulaklarımız kirişde bekleyelim mi dersiniz?.  Yoksa biz, Allâh&#8217;ın, kitâbındaki âyetlerle haber verdiği istikâmete mi dönelim, ve muhteşem i’câz elindeki (sizden) lafzına idrâklerimizi teslîm edip, gene yılbaşımızı biz bize mi tebrîk ve tes’îd edelim?.. Ne dersiniz?..</p>
<p style="text-align: justify;">1 Muharrem <strong>yılbaşınız</strong> ve 10 Muharrem Aşûrâ gününüz mübârek olsun!..</p>
<p style="text-align: justify;">(TÜRKÇESİ)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>MİLLÎ ÖZ VE SÖZÜN Türkçesi, İlmî-Fikrî-Edebî-Harsî Mecmûadır 1. Devre, 1 Şubat 1973, sayı 7, sahîfe: 1</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&amp;linkname=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fruzname%2Fyeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html&#038;title=Yeni%20Y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20Tebr%C3%AEk%20Ederiz%E2%80%A6" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/ruzname/yeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html" data-a2a-title="Yeni Yılınızı Tebrîk Ederiz…"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/ruzname/yeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html">Yeni Yılınızı Tebrîk Ederiz…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/ruzname/yeni-yilinizi-tebrik-ederiz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizin Beş Emri</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/ulumi-seriyye/ehadis/peygamber-efendimizin-bes-emri.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/ulumi-seriyye/ehadis/peygamber-efendimizin-bes-emri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyai]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2020 14:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ehâdîs]]></category>
		<category><![CDATA[Beş Emir]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Emre İtaat]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İmamet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Bağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=11472</guid>

					<description><![CDATA[<p>«Ben size beş şey’i;  cemâat ( rûhunu muhâfaza etmey)i, (hükümdarın sözünü) dinleyip itâat etmeyi, hicreti ve Allah yolunda cihad etmeyi emrediyorum. Kim cemâatden</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/ulumi-seriyye/ehadis/peygamber-efendimizin-bes-emri.html">Peygamber Efendimizin Beş Emri</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>PEYGAMBER EFENDİMİZİN BEŞ EMRİ</strong></span></h1>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">14­­- Hâris’ül – Eş’arî (r.a.), Resûlüllah (s.a.v.) in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>«Ben size beş şey’i;  cemâat ( rûhunu muhâfaza etmey)i, (hükümdarın sözünü) dinleyip itâat etmeyi, hicreti ve Allah yolunda cihad etmeyi emrediyorum. Kim cemâatden bir karış dışarı çıkar (ayrılır) ise muhakkak boynundan İslâm bağını çıkarıp atmışdır. Ancak geri (cemâate) dönmek (hâli) müstesnâdır. Kim câhiliyet (devri) çağrısı ile davetde bulunursa o, oruç tutsa, namaz kılsa ve kendisini Müslüman sanmış olsa bile cehennem halkındandır.»</strong> <em>(15)</em>.</p>
<p style="text-align: justify;">İzah :</p>
<p style="text-align: justify;">Cemâat halinde yaşama rûhunu zedelemek, mü’minlerin emîrine itâat göstermelerini sarsar ve sözüne kulak vermemelerine sebeb olur. Zirâ isyâna alışmış kimseler, hükümdârın emri altına girmeyi nefslerine kabul ettiremezler. Bu hâl, onların İslâmın terakkîsi uğrunda hicret ve cihâd etmelerine de engel olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cahiliyet devri insanlarına mahsus bağırıp çağırmalar, kişinin cehennemde göz açmasına sebeb olur. Onun namaz ve orucu, bu feci sonucu önlemez.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>______________________________</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(15)  Ahmed  b.  Hanbel:  Müsned c.  4   s.  130 </em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&amp;linkname=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fulumi-seriyye%2Fehadis%2Fpeygamber-efendimizin-bes-emri.html&#038;title=Peygamber%20Efendimizin%20Be%C5%9F%20Emri" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/ulumi-seriyye/ehadis/peygamber-efendimizin-bes-emri.html" data-a2a-title="Peygamber Efendimizin Beş Emri"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/ulumi-seriyye/ehadis/peygamber-efendimizin-bes-emri.html">Peygamber Efendimizin Beş Emri</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/ulumi-seriyye/ehadis/peygamber-efendimizin-bes-emri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beş Emir</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/bes-emir.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/bes-emir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyai]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 10:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahyed HÂLİDÎ]]></category>
		<category><![CDATA[Beş Emir]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[Cihat]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İmamet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Bağı]]></category>
		<category><![CDATA[itaat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=11448</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Âmirukum bi hamsin!” buyurur son Peygamber, Bu beş emre mü'minîn, O Zîşân'dan seferber!</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/bes-emir.html">Beş Emir</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><u>HADÎS-İ ŞERÎF MEÂLİ:</u></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><u><br />
</u></strong>Hârisü&#8217;l-Eş&#8217;arî, Rasûlullâh Aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir:</p>
<p style="text-align: center;"><strong>“Ben size beş şeyi, cemâati, dinleyib itâat etmeyi, hicreti ve Allâh yolunda cihâd etmeyi emrediyorum. Kim cemâatdan bir karış dışarı çıkar ise, muhakkak boynundan İslâm bağını çıkarıb atmışdır. Ancak geri dönmek müstesnâ&#8230; Kim câhiliyyet çağrısı ile da&#8217;vetde bulunursa, o, oruç tutsa, namaz kılsa, kendisini müslüman sanmış olsa bile cehennem halkındandır.” </strong></p>
<p style="text-align: center;"><em>(Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned c.4, s.130)</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>(El Ehâdîsü&#8217;l-erbaûn fî vücûb-i tâati emîri&#8217;l-mü&#8217;minîn, sh. 33, Yûsuf Bin İsmâil Nebhânî -1312 Beyrut)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<h1><em><span style="text-decoration: underline;">BEŞ EMİR</span></em></h1>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahyed HÂLİDÎ</u></em></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Âmirukum bi hamsin!”</strong> buyurur son Peygamber,</p>
<p>Bu beş emre mü&#8217;minîn, O Zîşân&#8217;dan seferber!</p>
<p>Birincisi <strong>CEMÂAT</strong>, bu ki olmak tam birlik,</p>
<p>İkincisi <strong>DİNLEMEK</strong>, o zaman da BAŞ dimdik&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonra da <strong>İTÂAT</strong> ki, emre uysun fi&#8217;liyyât,</p>
<p>Nefse hoş gelmese de, emre ruhdan sadâkat&#8230;</p>
<p>Keyfe hoş gelen emre uymak ma&#8217;rifet değil;</p>
<p>Hele<strong> “BAŞINI”</strong> eğip, nefsine sunan, sefîl!</p>
<p>Dördüncü emir <strong>HİCRET</strong>.. Şer&#8217;an müsâid yere,</p>
<p>Ve son emirse <strong>CİHÂD</strong>.. Hakk yolunda her ere&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kim <strong>bir karış</strong> çıkarsa, dışarı cemâatdan;</p>
<p>Muhakkak o fırlatır DÎN bağını boynundan&#8230;</p>
<p>Ancak <strong>cemâatına</strong>, geri dönmek müstesnâ,</p>
<p>Yürekden pişmanlıksa, tevbedir Yaradan&#8217;a&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her kim, nâsı çağırsa, câhilîce da&#8217;vetle;</p>
<p>Kadîm yunandır hâkim, bu partili halvetle!</p>
<p><strong>Cehennem</strong> halkındandır, o oruç tutsa hattâ;</p>
<p>Namaz kılıb kendini, <strong>müslümân</strong> sansa hattâ!</p>
<p>Câhiliyyet şirkini, bugün hortlatdılar da,</p>
<p><strong>Kizb</strong> terörü altında, arz boğuldu fesâda&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tek çâre, <strong>c e m â a t ı</strong> fedâice ikâme,</p>
<p>Nehr olub akmak hemân, istiklâl denizime!.</p>
<p>Seriyyeden başlayıb, takım, tabur yükselmek;</p>
<p>Alayları orduya, bağlayıb ilerlemek&#8230;</p>
<p>Gökden inmez <strong>İMÂMET</strong>, olacak mutlak usûl;</p>
<p>Teferrüd yok dinde hiç, üçü dört yapanı bul&#8230;.</p>
<p>____________</p>
<p><em>29.5.1993 Jülich</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&amp;linkname=Be%C5%9F%20Emir" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmanzumeler%2Fahyed-halidi%2Fbes-emir.html&#038;title=Be%C5%9F%20Emir" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/bes-emir.html" data-a2a-title="Beş Emir"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/bes-emir.html">Beş Emir</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/manzumeler/ahyed-halidi/bes-emir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(4) Türkiye Gazetesinde Şeyhülislâm Hazretlerine Hakâret!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Mar 2019 06:22:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[03/12 Ş.İslâm M.Sabri Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[imamet-i kübra]]></category>
		<category><![CDATA[kul hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa sabri efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=1524</guid>

					<description><![CDATA[<p>25) (Altı .oklu) ve (kurt totemli) şebekeler eline düşmüş derme çatma ÇATI (kerestelerini) aşağılamak ve çiviliyerek delik deşik etmek </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html">(4) Türkiye Gazetesinde Şeyhülislâm Hazretlerine Hakâret!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"> <em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">TÜRKİYE GAZETESİNDE ŞEYHÜLİSLÂM HAZRETLERİNE HAKÂRET!</span></em></h1>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><u>AKÂİDDE BÜYÜK İMÂM VE MÜCÂHİD ŞEYHÜLİSLÂM MERHÛM MUSTAFA SABRİ EFENDİ HAZRETLERİ&#8217;NİN 62 SENE EVVEL (12. MART. 1954) TÂRÎHİNDE İRTİHÂL-İ DÂR-I BEKÂ EYLEYİŞLERİ MÜNÂSEBETİYLE&#8230;</u></strong></span></em></p>
<h1 style="text-align: center;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><br />
<u>MÜBÂREK RAMAZAN’DA, DÂHÎ ŞEYHÜLİSLÂM MERHÛM MUSTAFA SABRİ EFENDİ HAZRETLERİNE TÜRKİYE GAZETESİ’NDEKİ İFTİRÂ, HAKÂRET VE AŞAĞILAMALAR İÇÜN TEVBE EDİLMEZSE, LÂ’NETLENMEKDEN KORKULMALIDIR!</u></strong></span></em></h1>
<h1 style="text-align: center;">(4)</h1>
<h3 style="text-align: right;"><em><span style="color: #cc0000; font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><u>Ahmed SELÂMÎ</u></strong></span></em></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">25) (Altı .oklu) ve (kurt totemli) şebekeler eline düşmüş derme çatma ÇATI (kerestelerini) aşağılamak ve kulaklarından duvara çiviliyerek delik deşik etmek uğruna, isim, künye ve aslına bile sâhib çıkamıyan; öz babasının azılı düşmanlarının kucağına oturacak kadar baba çizgisinden nasibsiz ve o ata hatırâsına bevleden adamı tutduğu partiler hesâbına tokatlamaya, Merhûm Şeyhülişlâm Mustafa Sabri ve o adamın muhterem ve kıymetli pederi Merhûm Muhammed İhsân Efendileri de şamaroğlanı yapmak, bir müslümanın irtikâb edeceği rezâlet ve denâat olamaz&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>&#8220;Çatı adayı&#8221;</strong> adı altında yemlenen o zavallı, adından utanacak kadar hâlet-i rûhiyesi sıfırın altında ve buna rağmen agorada sırıtan; ve aşşağılık duygularına batarak  <strong>başörtüsü lüzumsuzluğunu </strong>bile ağzına sığdırabilecek kadar birilerine yaranış içine giren; ve cibilliyetini böyle teşhîr eden bir zavallı&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Ve o, böylece, aslından utanma içine girerek, soy, zihin ve ruh lekesi taşımadığını birilerine isbât sıkıntısı ve çukuruna düşen; ve bu tür pespâyeliklerle <strong>“kendisini takdîm”</strong> ahmaklığı irtikâb ederek ve beleş makam sâhibi olma şehvetine kapılarak orada burada sürtüb duran; ve bu kadar basitleşerek  harc-ı âlem olan  zavallı ve kukla bir adam&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Şu anda o adam, (îmânî ve fikrî) hiçbir beraberliği olmadığı halde, yakını imiş gibi gösterilen politik teşekküllerin içine sığınan, en doğrusu yamanan; ve Âhıret’e irtihâl   etmiş O Şerefli ve Büyük Şeyhülislâmı; ve yine aynı keyfiyet içindeki rahmetli babasını aşağılayıb i&#8217;tibarsızlaştırma içinde bir vitrin süsüdür&#8230; Gene o, beşerî kelimelerle tavsîfi mümkin olmıyan bir fâcia, gaddarlık, zulüm malzemesi; ve <strong>İngiliz</strong> gâvuru ile onun noteri <strong>yahudi</strong> çıfıtına bile gîran gelebilecek kadar diplerde, insanlıkdan öte, mahlûkiyet dışı bir keyfiyet ortaya koyandır&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">26) Merhûm Şeyhülislâm Hazretleri, bütün bir ömrünü, mücerred (Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat) çizgisinde, İslâmiyyet’i muhâfaza ve müdâfaa içün binbir çile ile geçirmiş; ve şimdi Kahire’deki mezâr-ı şerîfinde ve âlem-i berzâh içre ve dünyâdaki şeyâtînü’l-inse karşı da, hukûkunu muhâfaza ve müdâfaa edemiyecek bir mevki’de bulunmaktadır! Artık her mazlum müslüman gibi bu allâme ve mazlum Şeyhülislâm’ın hakk ve hukûkunun muhâfaza ve müdâfaası da, takiyyeden ve üçkâğıtçılıkdan münezzeh ve <strong>“Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat”</strong> hakîkatına gönül vermiş her îmân ehlinin, su götürmez vazîfesidir; ve şer’an <strong>“kul hakkı”</strong> noktasından da îfâsı şart, akâiddeki ifâdesiyle<strong> “vâcib”</strong>, fıkıhdaki şekliyle ise <strong>“farz!..”</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">27) Bu vaz’iyyetdeki mücâhid, allâme ve akâidde <strong>&#8220;imam&#8221;</strong> bir Şerîat âlimini, bu kadar îmân, ahlâk ve edeb dışı bir vahşetle Mübârek Ramazan’da yalan ve iftirâlarla ve kamalist ağzından bin beter bir hırs ve gayz içinde, O’na <strong>“hâin” </strong>diyerek hırpalamak, mütacâsirlerini dünyâ ve âhıretde ebediyyen hâsırînden edebilecek bir rezâletdir&#8230; <strong>“Elfâz-ı küfrün”</strong>, <strong>“Şerîat Ulemâsına”</strong> çevrilen hezeyânlar babı ve netîceleri de, artık mâ&#8217;lûm holdingcilerin ırgalamadığı ve kamalistleşmiye böyle imbiklendikleri vesîkasını dünyâya sallandırıyor!. Binâenaleyh bu yiğit, fakat şu anda <strong>dilsiz</strong> kalmış büyük Şeyhülislâm’ın hukûkunu bu nasibsizlere karşı muhâfaza ve müdâfaa etmek, kendisini seven, takdîr eden, son derece azim ve kararlılıkla devam etdirdiği mücâhedesinin hayrânı olan, Merhûm&#8217;a vefâ ve sadâkat müflisliğinden Allâh Azze’ye sığınan, son asır ehl-i Sünnet Osmanlı ulemâsının çekdiği acı, işkence ve ıstırabların ve darağaçlarında mukaddes ve muazzez dinleri içün verdikleri canların ne demek olduğunu binbir âh u enîn ile yâdeden; Muazzez ve Mukaddes İslâmiyyet’in kökünü kazımak içün kudurmuşcasına asan-kesen firavunlar karşısında, o mazlumların, döneklik, tabasbus ve kalleşlikden münezzeh olarak nasıl kahramanca direndiklerini TAKDÎR makâm ve  şuurunda olan kaç nasibli kişi kalmışsa, adı geçen muhâfaza ve müdâfaa, işte bugün, tüy sıklet de olsa, onların omuzlarında kalmışdır!</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">28) Ne olursa olsun, Büyük Şeyhülislâm’ın buyurduğu gibi <strong>“Hakk ve hakîkat, aded-i ârâ ile ölçülmez; ve dâimâ ekseriyet tarafında da bulunmaz.”</strong> Rasûl-i Rusül Aleyhisselam Efendimiz Hazretlerinin emânet, tebliğ ve izini, lâf, gösteriş ve riyâdan mutlaka uzak kalarak takib edenler, târih boyunca, bunu, O Şâh-ı Rusül Aleyhisselâm’a ittibâın en ana umdesi bilmiş; ve ancak bu istikâmetde ömür tüketmişlerdir&#8230; </span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Onlar, dembokrasi şirkinin o kupkuru kalabalıklarına âid (oyları), tanrılaştırmakdan münezzeh yaşamışlardır&#8230; </span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Merhûm Şeyhülislâm’ımızın yine Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm’dan aldığı feyizle irâe buyurduğu bir başka hakîkat de:<strong> “Hakk ve hakîkat yolundaki mağlûbiyeti, bâtıl yolundaki gâlibiyete tercih ederim!”</strong> kelâm-ı hâkîmânesidir&#8230; Mağlûbiyet, hiçbir zaman <strong>“hakîkate”</strong> âid olamaz; bu kat’iyyen muhaldir!.  Ancak, lihikmetin ve cilve-i rabbânî iktizâsı, <strong>“beşere”</strong> âid olabilir&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">29) İşte bu Büyük Zâtı, bir tek sahîfe eserini okuyub tanımadan ve çalakalem hezeyannâmeler püskürterek yalan ve iftirâlarla cihâna<strong> “hâin”</strong> tanıtmanın denâat ve şenâat çukuruna düşenler, bu zikretdiğimiz iki prensibden asla ayrılmadan bir ömür harcıyan adamın nasıl bir demir leblebi olduğunu da bilemez  ve takdîr de edemezler! Yoksa O demir leblebiyi ağzına alıp ısıran nice iblisler, Merhûm’un sağlığında, kendi lâğım kazanı ağızlarındaki dişlerinin kırıldığını görerek onları çöpe fırlatmak zorunda kalmışdır&#8230; Ve Merhûm, onların hazım cihazlarına kadar da topyekûn rûhî ve bedenî  hortumlarını kezzab içmişden beter, paçavra hâline getirmişdir!. Çünki O’nun sırtını, ne İngiliz ve ne de o İngilizin dünyâya serpiştirilmiş nice kapıkulları yere yatırabilmişdir!. O, tek başına tâğûtî ve ahbesî nice rejimlerin sırtını ve sırrını kaleminin ucunda patlıyan hakîkat bombalarıyla hurdahâş ve (fâş üstüne fâş) ederek, heriflerin ciğerlerine kadar çekdiği veremli ve kanserli filimlerini yalınız dünyaya değil, Kainat’a kadar herkesin önüne sermiş; ve insanlık şeref, haysiyet ve nâmûsu taşıyan adam gibi adamları da, mutlak ma’nâda iknâ, teshîr ve tatmîn buyurmuşdur!</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">30) Hakk ve hakîkat ne ise, onu, DÎNİNİN esas ve zarûretlerinden zerre kadar tâviz vermeden son derece cesâretle ve <strong>“takiyye” </strong>denilen nâmussuzluk ve şerefsizliğe iğne ucu kadar hayat hakkı tanımadan, hiçbir ittihadçıya, masona, ateiste, erracülüssanem veya ahbes-i lâin cinsi mahlûkâta, zerre kadar baş ve boyun eğmeden, dimdik, dosdoğru ve ilminin haysiyet ve şerefini sonuna kadar muhâfaza ederek yaşamış; ecnebî maddesi sıfır, geçdiğimiz asrın hakîki bir İSLÂM (Osmanlı) âlimidir&#8230; Bütün bunlar, gerek, 1922’de Anadolu ihtilâlini yapan ve yaptıranların şerrinden Cennetmekân Vahîdüddîn Hân ile aynı sene<strong> “hicrete”</strong> mecbur bırakıldığı zamana kadar yazdıklarında; ve gerekse ömrünün sonuna kadar yâd ellerde yazdığı makâlât ve kitablarında apaçık görülür ve ortadadır&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">31) Bu babdaki misâlleri, Merhûm’un (23 T.Sânî 1928/10. C.Âhir 1347) târihli Yarın Gazetesi’ndeki <strong>“İmâmet-i Kübrâ”</strong> serlevhalı seri yazısından okuyalım:<strong> </strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>“&#8230;.benim gibi bir adam, yarı ömrünü ve bütün kuvvetini, aramıza girmiş olan din düşmanlarının düşmanlıklarını müslümanlara anlatmak ve kendilerini iknâ etmek yolunda tüketirse, bu düşmanlıklara karşı tedâbîr </strong>(tedbirler)<strong> ittihâzına nasıl kuvvet bulacağız?” </strong><span style="font-size: 10pt;">(Defter:101)</span></span></em></p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>“İşte içinizdeki Dîn-i İslâm düşmanlarının bütün maskeleri yüzlerinden düştüğü ve şapkalarına varıncıya kadar kesb-i aleniyet etdiği </strong>(açıklık kazandığı)<strong> bir zamanda yazdığım âsârımın </strong>(eserlerimin)<strong> bir çok sahîfelerini hâlâ kemalistlerin dinsizliğinde şübhe eden müslümanların izâle-i şübehâtına </strong>(şübhelerini gidermiye)<strong> âid delâil ve vesâikle </strong>(deliller ve vesîkalarla)<strong> doldurmak mecbûriyyetinde kalmalı mı idim?. Böyle adamların Âhıret’deki vaz’iyyetini Cenâb-ı Hakk şu âyet-i Kerîme ile beyân buyuruyor: &#8220;Ve kâlû lev künnâ&#8230;.&#8221; </strong><span style="font-size: 10pt;">(Mülk 10)</span><strong>= “Bir de şöyle derler: “Biz işitir veya akl eder kimseler olsaydık, bu azgın ateşe atılanlar arasında bulunmazdık!”</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; </strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong> “Şirzime-i Kemâliyyenin </strong>(bir avuç kamalistin)<strong>, hükûmeti hılâfetden ayırırken DİN’den de ayırmış oldukları gerek îcâbât-ı mantıkiyye ile ve gerek DÎN ile dünyâyı veyahud DÎN ile siyâseti ayırmak gibi yarı açık, yarı kapalı ta’birler altında kendi i’tirafları ile sübût buldukdan sonra, bunun mahzûrunda bu kadar i’zâm edilecek </strong>(büyütülecek)<strong> bir şey değilmiş gibi telâkkî olunduğunu görüyor; ve <u>kemalcilerin DÎN-İ İSLÂM’a müteveccih sû-i kasdına karşı bu derece mütegâfil davranan Âlem-i İslâm’ın intibâhından (1) me’yûs </u></strong>(ümitsiz, üzüntülü)<strong><u> oluyordum.</u> Heriflere, “dünyâdan ve siyâsetden ayırdığınız DÎNİ Âhıret’e mi gönderiyorsunuz?” diye bağıran bir müslüman sesi duyulmaması ne kadar <u>gücüme</u> gidiyordu&#8230; <u>Dünyâyı ve siyâseti yani hükûmeti, DÎNİN müdâhalesinden kurtararak, DÎNİ hukûk-ı medeniyye ve siyâsiyyesinden iskât etmiş </u></strong><u>(düşürmüş)<strong> olan bir memlekete DÂR-I İSLÂM denilebilir mi idi?. Başı Şerîat’a bağlı olmamak üzere müteşekkil bir hükûmet, İslâm Hükûmeti olamıyacağı gibi, o hükûmet bir hükûmet-i ecnebiyye değil de; ehâlinin, milletin kendi kendine teşkîl etdiği bir hükûmet-i milliyye ise, öyle bir milletin de efrâdca </strong>(ferdleri i&#8217;tibâriyle)<strong> isimleri Ahmed, Mehmed olmasına rağmen DÎN-İ İSLÂM ile alâkaları, hükûmetleri vâsıtasıyla toptan münkatı’ olmak </strong>(kesilmek) <strong>zarûrî idi.</strong></u><strong> Yalınız bu hâllere karşı içinden kan ağlıyan ve elinden bir şey gelmediği gibi memleketden <u>HİCRET</u> imkânını da bulamıyan (2) acûze-i ehâli içün bir hakk-ı ma’zeret kalıyor. (3) Fakat, bunlara bedel Türkiye hâricinde, <u>Ankara hükûmetinin DÎN ve dünyâyı biribirinden ayırmaya ve bu sûretle DÎNİ Âhıret’e bırakarak dünyâdan vücûdunun izâlesine</u></strong><u> (kaldırılmasına)<strong> ma’tûf icrâat ve mukarrerâtındaki </strong>(kararlaştırılmış olan)<strong> cinâyeti, Mustafa Kemâl’in hatırı içün kapatmaya veya hafif göstermiye çalışan müslümanların ve bilhassa ukalâsının vaz’iyyetleri, kavâid-i İ-islâmiyye</strong> (îmân)<strong> nokta-yı nazarından pek tehlükeli bir hâlde bulunuyordu. Demek ki (he.if), Anadolu’nun ortasında kurduğu dinsiz hükûmetle, bir tarafdan 600 seneden beri ve belki daha ziyâde bir müddetle DÎN-İ İSLÂM’a göğsünü kal’a yapan bir milleti TOPDAN İLHÂDA terkederek, DÎN ve dünyâlarını tahrîb etdiği gibi, bu icraatı kendilerine tasdîk etdirdiği uzakdaki müslümanların vaz’iyyet-i dîniyyelerini de tehlükeye sokarak, onlara da az zarârı dokunmuş olmuyordu.”</strong></u> <span style="font-size: 10pt;">(Defter:102)</span></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><u>DİP NOTLAR:</u></strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">(1) Millî Dünür Sadık Bey Hazıretlerinin  bu <strong>“intibâhından”</strong> kelimesi yerine, o <strong>“sâdeleştirme” </strong>veya <strong>“üryânîleştirme”</strong> yaparak neşretdiği Seyhülislâm satırına, <strong>“dalgınlığından”</strong> kelimesini oturtmuş!. Yani Şeyhülislâm Hazretlerinin kitâbetini beğenmemiş olacak ki, <strong>“öyle yazılmaz böyle yazmalıydın”</strong> dercesine, o allâme-i cihânı rahle-i tedrîsinden bile geçirivermiş! Evet, Merhûm <strong>&#8220;intibâhından&#8221;</strong> diyor, Sadık ise bunun yerine <strong>&#8220;dalgınlığından&#8221;</strong> kelimesini oturtuyor!. Ne alâka derseniz, Sadık&#8217;a sorunuz?</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">x(2) Büyük Allâme ve Mücâhid Şeyhülislâm Hazretlerini küçültmek içün <strong>“âilesiyle birlikde Mısır’a kaçdı”</strong> diyen Saydıray ve Besicileri, O büyük ve mücessem cesâret âbidesi Zât-ı Şerîf’e atdıkları bu bühtan ve iftirâların, dünyâda kendi başlarına gelmeden son nefeslerini vermiyecekleri de şer’î bir vâkıadır! Bir müslümanın, zâlimlerin zulmü elinde perişân ve haysiyetsiz olarak yaşamasının câiz olmayıb,<strong> “HİCRET” </strong>emr-i ilâhîsine Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm gibi tasdîk, tahsîn ve tatbîk göstermesi <strong>vâcibdir</strong>. Takiyyeci ve kamalistleşen kesân bunları da aslâ anlıyamaz!. Bu ehlileşerek vasatın hizmetkârlığına tâlib kesânın religion anlayışına göre (hâşâ) <strong>“Dârü’l-harbde kâfir hükümetlerinin kânunlarına uymak da, Müslümanlığın i’cablarındandır!”</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">(3) Tavizsiz Büyük Şeyhülislâm burada Nisâ Sûresinin 97 ve müteâkıb iki âyetini kaydediyor. Biz Meallerini yazalım: <strong>“O kimseler ki, nefislerine zulmetmekte iken canlarını alacak melekler, onlara, “Siz ne işte idiniz” derler. Onlar, “Biz bu yeryüzünde zayıf kimselerdik” cevabını verirler. Melekler: “Ya Allâh’ın yeryüzü geniş değil mi idi, oraya HİCRET etseydiniz ya!” derler. İşte bunların yeri cehennemdir. O, ne kötü dönüş yeridir.”</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>Ancak erkek, kadın ve zebun olanlar, hiçbir çâreye gücü yetmiyen ve HİCRET içün yol bulamıyanlar müstesnâ.”</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>Çünki Allâh’ın bunlardan o günâhı afvetmesi umulur. Allâh çok afveden ve bağışlıyandır.”</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Merhûm’un, 3. Makâlemizde geçen şu aşağıdaki ibâresine bakdığımızda, kamalist dili ile konuşan bir takım Saldıray ve Besicilerinin rağmına, <strong>“Hicret”</strong> etdiğini apaçık anlıyoruz:</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>“Hakikaten benim Mısır sergüzeştim ve oradaki vaz’iyyetim görülecek bir şey idi. Mısırlılar Mustafa Kamal’a kulakdan âşık olmuşlardı. O sebeble ulemâsının ve cühelâsının ağzında bu isim “Esmâ-yı Hüsnâ”dan biri gibi dolaşıyordu! Onun husemâsından </strong>(hasımlarından)<strong> olduğum içün de, beni, müsâfirliğime ve <u>muhâcirliğime</u> rağmen, pek nezâketsiz ve belki pek terbiyesiz bir sûretde karşıladılar.”</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Evet, Merhûm&#8217;a zerre kadar utanmadan &#8220;kaçdı&#8221; iftirâ ve hakâretini revâ gören saldıray ve besicileri, &#8220;muhâcirliğin&#8221; ne demek olduğunu hiç duymamış olacak kadar İslâm akaid, fıkıh ve târihinden nasibsiz olabilirler&#8230; Ancak onların içinde bulunduğu partili dembokratik CÂHİLİYYE, hiç kimseye şer&#8217;î bir meşrûiyyet kazandırmıyacakdır&#8230; Son Şerîat&#8217;da HİCRET, şartları tahakkuk etdiğinde &#8220;FARZ-I AYN BİR TÂAT&#8221; olub, edâ etmiyen tembel ve yumuşakçaların cehennemi müstahik olacakları kütüb-i fıkhiyyemizde musarrahdır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong> </strong></span></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><span style="text-decoration: underline; font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>(Mâba’di var)</strong></span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İlk intişârı: 25.07.2014)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&amp;linkname=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html&#038;title=%284%29%20T%C3%BCrkiye%20Gazetesinde%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20Hazretlerine%20Hak%C3%A2ret%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html" data-a2a-title="(4) Türkiye Gazetesinde Şeyhülislâm Hazretlerine Hakâret!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html">(4) Türkiye Gazetesinde Şeyhülislâm Hazretlerine Hakâret!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-turkiye-gazetesinde-seyhulislam-hazretlerine-hakaret.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
