<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şeyhülislam mustafa sabri efendi arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.biz/tag/seyhulislam-mustafa-sabri-efendi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/seyhulislam-mustafa-sabri-efendi</link>
	<description>Hakkın ve Sabrın T&#252;rk&#231;esi imani, fikri, edebi, tarihi ve siyasi neşriyatdır...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2021 17:31:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/06/cropped-osmanli-armasi-site-ikonu-50x50.jpg</url>
	<title>şeyhülislam mustafa sabri efendi arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/seyhulislam-mustafa-sabri-efendi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ta&#8217;rîfi Yapılmayan Laiklik, Osmanlı&#8217;dan Sonra, Müslümân Soykırımına (İtlâfa) Doğru Yürütülmüşdür&#8230;</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/tarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/tarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jan 2020 13:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SEYYİDOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[lozanda verilen sözler]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhülislam mustafa sabri efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=2907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Târihi boyunca İslâm dînine içde ve dışda düşman olanlar, dâimâ , müessir ve umûmî taktik olarak müslümânları veya bir ülkedeki ehâlîyi biribirlerine </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/tarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html">Ta&#8217;rîfi Yapılmayan Laiklik, Osmanlı&#8217;dan Sonra, Müslümân Soykırımına (İtlâfa) Doğru Yürütülmüşdür&#8230;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>TA&#8217;RÎFİ YAPILMAYAN LAİKLİK, OSMANLI&#8217;DAN SONRA, MÜSLÜMÂN SOYKIRIMINA (İTLÂFA) DOĞRU YÜRÜTÜLMÜŞDÜR&#8230;</u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><u>Ahmed SEYYİDOĞLU</u></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Târihi boyunca İslâm dînine içde ve dışda düşman olanlar, dâimâ , müessir ve umûmî taktik olarak müslümânları veya bir ülkedeki ehâlîyi biribirlerine düşürerek yekdiğerine kırdırmayı tatbik etmişlerdir. Sadr-ı İslâm&#8217;daki Sıffîn ve Cemel vak&#8217;alarıyla başlayan 15 asırlık târihimizde, bu kabil müessif hadiselere rastlamak da dâimâ mümkündür&#8230; Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye&#8217;nin Fetret devrinde ve Cem Sultan vak&#8217;aları gibi nice hâdiseler de, hep aynı iç ve dış düşman mihrakların meş&#8217;ûm elleri fitneyi ateşlemişdir.</p>
<p style="text-align: justify;">İttihâd ve Terakkî derin terör şebekesi ve devâmındaki nice halef halkaları ve şiddetli terör hizip, derin devlet ve fırkaları da, hep <strong>&#8220;soykırım&#8221;</strong> taktik ve planlarını, <strong>&#8220;biribirine kırdırıp itlâf&#8221;</strong> usûlünü tatbik ederek kendilerini ayakta tutmuşlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bilhassa bir asır kadar evvelin haçlı Avrupasının güdücüsü mevkîinde bulunan İngilizler, <strong>&#8220;layikliği&#8221;</strong> de, böyle bir taktik ve plan îcâbı olarak Osmanlı bakiyesi memleketlerde ve bilhassa Türkiye&#8217;de, İslâm muhâlifliği olarak mevkî-i tatbîka koymuşlardır. I923&#8217;lerdeki Türk politikasına Lozan&#8217;da kabûl etdirmeye ve te&#8217;mînâtını da almağa muvaffak oldukları en müessir sâik budur; ve bunu, bütün dünyânın bildiğinde de aslâ şübhe edilemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak CHP&#8217;nin 6 okundan biri olarak, kânunlara resmen 1937&#8217;lerde geçirilmesine rağmen, 1923&#8217;den sonra tam 14 yıl, <strong>&#8220;layiklik&#8221;</strong> denen nesne gayr-i resmî olarak ve muayyen hedeflere varmak üzere ele alınmışdır. Çankaya sâkinliğinden tekâüt edilerek<strong> &#8220;mütekâidîn-i çankayavîden sâbık reis-i cumhûr&#8221;</strong> ünvânı ile iki üç ay sonra kûşe-i uzlete çekilecek; ve <strong>&#8220;mezheb-i ılmaniyyenin&#8221;</strong> cezm ve yakîn derecesinde musaddık bir mü&#8217;mini ve hattâ militanı ve baş zâkiri bulunan 9 numaralı reis-i cumhûr Bay Sezer&#8217;in zamân-ı saltanatlarında bu <strong>&#8220;layiklik&#8221;</strong>, her vesîle ile ve her fırsatda ve her zamân ve mekânda o kadar sık ve o kadar üzerine titrenen bir mukaddeslikle ve ısrârla ve bütün muhâliflerini tenkîl ve itlâf etmek asabiyyeti ile ve zaman zaman da muhâliflerinin damarına basar derecelerde abartılıp kabartılarak ele ve dile alınır olmuşdur&#8230; Layikliğin, (efrâdını câmi&#8217; ağyârını mâni&#8217;) bir ta&#8217;rîfini isteyen ve böylelikle de, bulanık suda <strong>&#8220;layiklik düşmanı dolayısıyla vatan hâini&#8221;</strong> damgası yiyerek balık gibi avlanmalar nihâyet bulsun lüksü olanlara da ateş püskürmeler, bini bir paradan piyasaya sürülür olmuşdur!. Muhâtabımız, layikliğin <strong>&#8220;yaş yetmiş iş bitmiş&#8221;</strong> dedirtdiği bir zamânda gene  aynı nakarâtı, gider ayak <strong>&#8220;belki bir daha fırsat bulamazsam gözlerim açık gider!&#8221;</strong> düşüncesinden hareketle dünyâya büyük bir hırs ve layikçi îmâniyle haykırıp şöyle ünlemişlerdir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;-Layiklik, dînin, devlet işlerine, politikaya, ve toplumsal yaş-ama KESİNLİKLE KARIŞTIRILAMAYACAĞI; DEVLETİN sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal temel düzeninin kısmen de olsa, DİN KURALLARINA DAYANDIRILAMAYACAĞI düzenin adıdır. &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu cümlelerin nasıl tenâkuzlarla lebâleb dolu olduğuna, biz bervechi âtî temâs edeceksek de, evvelâ bu layikliğin Türkiye&#8217;de hangi hedef için bu kadar ehem ve hassas bir yumuşak karın olduğunu, vesîkaları üzerinden görelim&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">5 nisan 2005 tarihli yazısında Süleyman Arif, <strong>&#8220;Layiklik slogan hâline getiriliyor&#8221;</strong> serlevhasıyla şu câlib-i dikkat satırları kaydetmektedir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Laiklik denilince, Ankara hukuk fakultesinde Lozan dersi veren Prof. Süheyb Derbil&#8217;i hatırlarım. Hoca, Lozan muâhedesinin gizli müzâkere safhalarını anlatırken, (Biz Lozan&#8217;da batılılara, zamânla bu millete İslâm&#8217;ı unutduracağız diye söz verdik&#8230; Bu söz üzerine, sert tartışmalar bitdi ve böylece muâhede imzâlandı) demişdir&#8230; &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Süleyman Arif&#8217;in yazısı, Çankaya&#8217;yı da içine alan bir hâtıratla daha da câlib-i dikkat olarak şöyle devâm ediyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Bu gizli anlaşma hâdisesini, Eski cumhûrreislerinden C. Bayar da te&#8217;yîd etmişdir. 1965 devresinde Gümüşhâne meb&#8217;ûsu olan arkadaşım Ali İhsan Çelikkan anlatmışdı. Ali İhsan Çelikkan, hukuk fakültesi talebesi iken, Millî Türk Talebe Birliği teşkîlâtını temsîlen bir hey&#8217;et hâlinde Celal Bayar&#8217;ı ziyaret ediyorlar. Söz, LAYİKLİĞİN ESAS GAYESİNİN NE OLDUĞU MEVZÛUNA GETİRİLİYOR. Bayar onlara: &#8220;ÇOCUKLAR BİZ BATILILARA LOZAN&#8217;DA SÖZ VERDİK, İSLÂMİYYET&#8217;İ BİR ZAMAN SÜRECİ SONUNDA HALKA UNUTDURACAĞIZ. BEN, BU SÖZÜN BEKÇİSİYİM. BENDEN SONRAKİLER DE BU VAZÎFEYE DEVAM EDECEKLER.&#8221; Diye beyânda bulunduğunu Ali İhsan Bey bana nakletmişdi&#8230;&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İşte <strong>&#8220;Türkiye&#8217;de layiklik&#8221;</strong> denildiği zaman bu hakîkatler mutlakâ nazar-ı i&#8217;tibâre alınmadan yazılıp söylenecek her şey sâdece abesle iştigâldir; ve bunun, hiçbir manâ ifâde edemiyeceği de apaçık ortadadır&#8230; Yani batılı kabuklular, <strong>&#8220;Lozan Zaferi!&#8221;</strong> diye millete dayatılan gözküllemenin bâlâda zikri geçen gizli maddesi ile, Türkiye halkının ikiye ayrılmasına sebeb olmuşlardır. Bir tarafda &#8220;İslâm yok edilemez&#8221; diyen Müslümânlar; diğer yanda da <strong>&#8220;İslâm yok edilecek&#8221;</strong> diyenlerden ibâret sözleşmeli layikçiler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İşte batı denen medeniyetsizler vahşeti, İslâm Ülkesini ikiye ayırarak, <strong>&#8220;biribirine kırdırma&#8221;</strong> usûlü ile onlara &#8220;soykırım&#8221; tatbik etmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hattâ <strong>&#8220;soykırımın&#8221;</strong>, hangi noktalara vardığının zaman zaman test edildiğine de şâhid olunmuşdur!.. Bir misâl vermek icâb ederse, 1970 yılında gazeteciler Müteveffâ Bay İsmet&#8217;e:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Dînî temâyülleri olan bir parti kuruldu, bunu nasıl karşılıyorsunuz? &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şeklinde bir suâl tevcîh etdikleri zaman şu cevabı almışlardır:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -İyi karşıladım. Hiç olmazsa geçen zamân içinde onların, nisbetlerinin yüzde kaça düşdüğünü anlamış oluruz&#8230; &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Garb medeniyeti denen mimsiz edeniyyetin, Müslümânlığa, Müslümânlara ve husûsan bu ikisinin on asırdır merkezi olan Türkiye coğrafyasına hangi gözle bakdığı tam anlaşılamadan, <strong>&#8220;layiklik&#8221;</strong> denen nesnenin izâhını yapmak aslâ mümkin olamaz; ve bu husûsda konuşan ve yazanların topu da, işin ya göz küllemesinde, ya zevzekliğinde, ya tüccarlığında, ya hınzırlığında veyahut da şarlatanlığındadır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Lozan&#8217;da hangi karşılıklı takaslar sonunda <strong>&#8220;layiklik&#8221;</strong> Türklere dayatılmış; ve daha hangi sözler verilip hangileri alınmış, bunlar artık su yüzüne çıkdığı gibi, daha hangi pazarlıkların yapıldığı da, zamân içinde daha da vazıh ve sarih ortaya elbetde çıkacakdır&#8230; Yahudi-haçlı dünyâsının, arzetdiğimiz gibi husûsan Türkiye&#8217;ye bakışını daha da iyi anlamak için bâzı satırlara mürâcaatda büyük fâideler vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Haçlıların ve yahudilerin, İslâm ve Türk düşmanlığı ve husûsan Osmanlı ve onun vârisleri hakkında, Prens Şekib Aslan Bey <strong>&#8220;İslâm Âleminin Bugünü&#8221;</strong> isimli kitâbında şöyle yazıyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Evet, aralarında kralların, kilise adamlarının, askerlerin ve vekîllerin de bulunduğu değişik ırk, mevkî ve meslekden Avrupalıların hazırladıkları TAM 100 PLAN&#8230; Bu yüz plana ünlü filozof Leibnitz de 44 projesiyle katılmışdır&#8230;. Leibnitz bu planı üzerinde 4 yıl çalışmış, ve Latince olarak hazırladığı bu projesini Fransız kralı 14. Louis&#8217;e takdim etmişdir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tekliflerinden biri şöyledir: &#8220;Mısır&#8217;ın Türklerin elinden alınması, Osmanlının sonunu hazırlayacakdır. &#8220;(1)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Napolyon ise şöyle demişdir: İstanbul&#8217;a sahib olan dünyayı idare eder. &#8221; (2)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Sayıları yüz&#8217;ü aşan bu planlardan biri de, (İbrânî Krallığı) dedikleri Filistin&#8217;i işgâle müteveccihdi&#8230;. Mösyö Dö Aforo şöyle diyordu: Osmanlıyı yıkmaya müteveccih, vekîl, siyâsetçi ve kalem erbâbı birçok kişinin hazırladıkları yüzün üstünde program vardır. &#8221; (3)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Haçlı taassubu rûhlarının derinliklerinde yer etmişdi. Böyle bir rûh hâleti içindeki Avrupalılar, akıllara durgunluk verecek iğrenç ve çirkin katliâmlara girişmiş; çocuk, kadın ve yaşlı demeden önlerine çıkan herkesi katliâmdan geçirmişlerdir. Müslümânları hristiyanlaştırmak için acımasız tazyîklerde bulunmuşlardır. &#8221; (4)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;&#8230;.Bu acı hâdiselerde İngilizlerin çok büyük payı vardır&#8230;.. netîcede Araplar birbirini vurmuşdur.&#8221; &#8220;Bu mevzûda (tilki) lâkaplı İngiliz câsusu Lavrens  büyük muvaffakıyyetler elde etmişdir. Yıllarca Arap topraklarında yaşamış, onların gelenek, görenek, lisân, hars ve rûh yapılarını tahlîl etmiş, âdetâ onlardan biri olarak Arapları helâke sürüklemişdir. Kıvrak zekâsını da kullanarak ARAPLARLA TÜRKLERİ BİRİBİRİNE DÜŞÜRMÜŞDÜR&#8230;.. İngiltere ve Garbın günümüze kadar devâm edegelen -ve eğer Araplar uyanmazsa bundan sonra da devâm edecek olan- politikalarını şöyle tebârüz etdiriyor: Arapları doğru olarak idâre edebilirsek, onları biribirlerine devâmlı düşmân olarak kalmaya mahkûm kılabiliriz. Hiçbir zaman da birleşemezler. &#8221; (5)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu iktibâs etdiğimiz satırlar da apaçık şunu ortaya koymaktadır ki, Müslümânlar, evvelâ Büyük Osmanlı Hilâfet-i Muazzamasının şahsında bir &#8220;soykırım&#8221; denilen (itlâf etme) ameliyesine; başsız bırakıldıkdan sonra da, dünyânın her yerinde mahallî soykırıma (itlâf edilmeye) ma&#8217;rûz bırakılmışlardır. İttihâdçıların ve kemalistlerin idâm sehpâlarında yüzbinlerce müslümânı darağaçlarında sallandırmaları, tarihî bir vâkıa olarak bu <strong>&#8220;soykırımının&#8221;</strong> vesîkalarıdır. Dünyâ, yahudi haçlı propagandaları sebebiyle sâdece yahudi ve ermeni soykırımlarına kilitlenmekde; ve birbuçuk asırdır da dünyânın dört bir köşesinde sürdürülen tehcîr, tenkîl ve itlâf şenâatlarıyla sürdürülen<strong> &#8220;müslümân soykırımı&#8221;</strong> cinâyetleri, aşşağılık dünyânın aslâ ruznamesine taşınamamaktadır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Akâidde Büyük İmam ve Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretleri, Yarın Gazetesindeki bir makâlesinde şöyle yazmışdır:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Halbuki Türkiye Dâr-ı İslâm olmakdan çıkdıkdan sonra, ne ermeniler ve ne de yahudiler, Müslümânlar derecesinde yersiz ve yurtsuz, bilhassa sâhibsiz kalmamışlardı. Ermenilerin yeni teşekkül etmiş memleketleri var, cemiyet-i akvâmda hâmîleri var. Yahudilere gelince, bütün dünyânın onların memleketi olmasına ilâveten, İngiltere devletinin de himâye-i mahsûsasını haiz bulunuyorlar. &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Merhûmun satırları bir başka eserinde de şöyledir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Yemîn olsun ki, Allâh&#8217;ın nûruyla bakan bir müminin ferâsetinden azıcık  nasîbi olan, İttihâdçılar döneminde başlayan ve kemalistlerle doruk noktaya vâsıl olan, İslâm&#8217;a ve hakîkî Müslümânlara karşı yürütülen sistemli mücâdeleyi farkeder. Kemalistlerin İslâm Âlemini ve Müslümânları te&#8217;sîr altına aldıkları tavırlardan biri de, kendilerini hristiyan düşmânları olarak takdîm etmeleri ve safdîl müslümânların da, onlara inanmalarıdır. Hakikatde ise onlar, evvelâ İslâm&#8217;a, sonra bütün dînlere karşıdırlar. Çünki, kavimlerinin, bu dînin esâreti altında olduğunu düşünüyorlar. Dînî inançları yıkıp, ırklarını bu dînin boyunduruğundan kurtarmayı en büyük hedefleri olarak görüyorlar. Milleti, İslâm Dîninden çıkararak, eski atalarının dînine ve Tûrancıların Bozkurtuna meyletdirmeye çalışıyorlar. Böylece Türk milletini İslâm Dîninden uzaklaşdırıp, dîn şuuru yerine, ırk şuurunu ikâme etmekteler. Yoksa bizzât eski atalarının dînini İslâm Dîni yerine ikâme etmek istemiyorlar. Çünki kemalistlerin mühim bir kısmı dîne ve Allâh&#8217;a inanmazlar. Bunlar bütün dînlerden nefret eder; ve tamâmının insanlar tarafından icâd edildiklerine inanırlar&#8230;. Kemalist hareketin muvaffakiyyetinden sonra gayr-i müslimlerin Türkiye&#8217;yi terketmeye zorlanmaları ve onların da Türkiye&#8217;yi terketmeleri; ve Lozan konferansında Anadolu Rumlarının Yunanistan Türkleriyle karşılıklı yer değiştirmelerinin kabûl edilmesi, zâhiri i&#8217;tibâriyle birçok kimsenin yanılmasına sebeb olmuşdur. Bunun, kemalistlerin İslâm milliyetine ve İslâm birliğine ehemmiyet vermelerinden neş&#8217;et etdiği vehmine kapılmışlardır. Halbuki böylece, hareketin asıl doğduğu yer olan Rumeli ve bilhassa Selânik&#8217;deki taraftarlarını getirerek, idârelerini tahkîm etmek ve Allâh&#8217;ın dilediği güne kadar devâm etdirmek istiyorlardı. &#8221; (6)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">60&#8217;lı yıllarda başlatılan <strong>&#8220;hoşgörü ve dialog&#8221;</strong> gibi son derece zehirli ve bölücü bir fitneyi îcâd eden Vatikan ve şürekâsı Washington, Telaviv ve Brüksel şebekeleri de, <strong>&#8220;fundamantalizm&#8221;</strong> dedikleri 15 asırlık gerçek İslâmiyyet&#8217;i, <strong>&#8220;ılımlı İslâm&#8221;</strong> dedikleri bu fitne mezhebi ile ortadan kaldırmak için, aynı <strong>&#8220;biribirine kırdırıp itlâf&#8221;</strong> taktik ve planları ile sahnededirler. Sıcak boğuşmalarla harâbeye çevirme peşinde oldukları Afganistan, Irak, Çeçenya, Filistin ve Somali v.s. gibi İslâm coğrafyasında da, aynı hâin ve mel&#8217;ûn plânlara göre yani (yahudi haçlı) devlet terörüyle, insanlar aynı memleketin sâkinleri olarak biribirinin kanını akıtma peşindedirler&#8230; Ve daima, düşmân cebhe olarak ta&#8217;yîn etdikleri İslâm âlemine, evvelâ taarruz edilmiş, işgâli müteâkıb da, öyle bir (taşeron ekalliyet hizbini) yerlerine bırakmışlardır ki, ya, soktukları bölücü, dâimâ düşmân edici, parçalayıcı ve karıştırıçı mefhûm ve ta&#8217;birlerle <strong>&#8220;biribirlerine kırdırıp itlâf etme&#8221;</strong> cihetine gidilmiş; veyâhut da, aynı toprakların sâkinleri iç harplerle aynı âkibetlere sürüklenmişlerdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye coğrafyasında ise <strong>&#8220;layiklik&#8221;</strong> denen ve Frenk ihtilâl-i kebîri ile haçlı Avrupa&#8217;da peydahlanan bir politika prensibi, lâ teşbîh velâ temsîl <strong>&#8220;devletin temel âmentüsü&#8221;</strong> yapılarak, milletin îmân ve i&#8217;tikâd etmesine, hem de cezm ve yakîn derecesinde bir tasdîk istenerek; ve zaman zaman da <strong>&#8220;ikrâh-ı mülcî&#8221;</strong> derecelerinde bir cebr ü tazyîk altında kelleler koparılarak altın kupalarla sunulmuşdur. Fakat ne olduğunun; ve açık, seçik, vazıh ve sarih bir ta&#8217;rifi sûret-i mahsusada yapılmakdan kat&#8217;iyyen kaçınılarak&#8230; Bu sûretle öyle bir tezgâh kurulmak istenmişdir ki, ta&#8217;rifi kasdî olarak yapılmadığından; ve nice parti ve grupların <strong>&#8220;layikliğe&#8221;</strong> verdiği mânâ hemen dâimâ biribirinden farklı olduğundan, <strong>&#8220;bulanık suda balık avlamak&#8221;</strong> böylece mümkün ve kolay olmuşdur. Binâenaleyh, dışdan bakıldığı zamân, aynı memleketin sâkinleri, <strong>&#8220;biribirlerini kırıp itlâf etme yani soykırım&#8221;</strong> çarkı içine çekilmiş ve zevkle seyredilir olmuşdur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yoksa <strong>&#8220;devletin temel âmentüsü&#8221;</strong>, neden efrâdını cami&#8217; ağyârını mâni&#8217; bir ta&#8217;rife kavuşturulamasın!!!.. Ve devletin başında bulunan kişi, neden <strong>&#8220;layiklik ta&#8217;rifi&#8221;</strong> istemeler karşısında, zamân zamân hırçınlaşıp hışımla muhâtablarının üzerine neredeyse yürür hallere girebilmektedir?.. Şubat başlarında, CHP 6 okundan biri olan <strong>&#8220;layikliğin&#8221;</strong> âmentü yapılışının 70. sene-i devriyesinde öyle bir gürledi ki, dîn, gene müebbed hapse mahkûm olduğunu ve nâmütenâhî cürümlerin sâhibi bulunduğunu tâ yüreğinde hissetdi!!! Ayrıca o dîn, hiçbir nesneye <strong>&#8220;kesinlikle karıştırılmaması&#8221;</strong> îcâbeden en öldürücü bir zehir; ve dokunduğuna hastalık püsküren bir vebâlı olduğunu da derhal anlayıverdi!!!. Müteveffâ Bay İsmet de, 1950&#8217;de Taksim&#8217;de yapdığı seçim konuşmasında:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Dîn, medenî bir cemiyet olarak yaşamamıza mâni&#8217; bir zehirdir!.. &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Deyû gürlememiş mi idi!?..</p>
<p style="text-align: justify;">Müteveffâ C. Bayar&#8217;ın haleflerinden Bay Sezer de, <strong>&#8220;Lozan&#8217;da verilen söz&#8221;</strong> iktizâsı olarak olmalı ki, yine bir seçim evvelinde, Çankayavârî bir savletle, dünyâyı ve Yahudi Haçlı yârân ve muhibbânını ferahnâk etmek üzre, pek güzel şecaat arzeder oldu!.</p>
<p style="text-align: justify;">Ta&#8217;rifi yapılırsa, bulanık sularda balık avlama yani müslümânları türlü bahanelerle itlâf edip soykırımına uğratma devrinin sona ereceği korkusu, ortalığı sarmış bulunuyor&#8230; Korkunun ecele fâidesi de ne kadarsa!.</p>
<p style="text-align: justify;">Sözleşmeli layikçiler, o zehir ve vebâ gibi görülen dîn hangisi ise(!) işte onu, <strong>&#8220;devlet işlerine, politikaya ve toplumsal yaş-ama&#8221;</strong> (hâşâ min huzûr, hayâta denilmek isteniyor) hem de <strong>&#8220;kesinlikle karıştırılmayacağı&#8221;</strong> îmân ve i&#8217;tikâdında ve bu âmentülerine  sadâkatde samîmî iseler, Diyânet İş. Başkanlığı denilen ve başında da sarık cübbeli bir adam taşıyan o dâirenin mevcûdiyetine ne diyeceklerdir?. Burada iki şık karşımıza çıkarılıyor:</p>
<p style="text-align: justify;">1)  Bayımıza göre bu dâirenin dîn ile hiçbir alakası yokdur; ve ba&#8217;zı saftirik müslümânların, oraya islâmî mukaddes bir makâm nazarı ile bakmasına rağmen, bayımız tamâmen dîn dışı bir dâire olarak bakmaktadır!.</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyet&#8217;le zerre kadar alakası olmayan, yani Allâh ve Rasûlü ile zerre kadar bağı bulunmayan bir mahal&#8230; Eğer böyle ise, o zamân, o mahallin, müslümânların herhangi bir işine burnunu sokmaya aslâ salâhiyyeti olamaz; ve eğer sokuyorsa bu, keenlemyekün olup, hiçbir müslümân da, oranın hiçbir emir, ta&#8217;mîm, tavsiye, tebliğ ve fetvâ(!) v.s. gibi nesnesini kâle alıp, onunla kendini bağlayamaz!&#8230; Zirâ bu mahal, bayımızın ifâdesine göre <strong>&#8220;devlet işlerine, politikaya, ve toplumsal (ictimâî) yaş-ama&#8221;</strong> (hâşâ min huzûr) ke-sin-lik-le karıştırılmak-ta-dır&#8230; Layik yani dîni olmayan bir devletin resmî bir dâiresi olmak hasebiyle, devlet işlerine karıştırılmaktadır!&#8230; Buna kimsenin bir diyeceği de olamaz. Lâkin bu takdirde de, layik devlet bu dâire üzerinden müslümânları aslâ ve kat&#8217;â, muhâtabımızın ta&#8217;bîriyle <strong>&#8220;kesinlikle&#8221;</strong> muhâtab alamaz; ve onlara âid îmân, ibâdet, muâmelât, münâkehât, mufârekât, bey&#8217; ve şirâ&#8217;, topyekûn beşerî münâsebetler ve dünyâ işleri, ahlâkıyyât, ibâdethâne, cumâ, bayramlar v.s. lerle de aslâ alâkasının olmaması şart olur&#8230; Aksi takdîrde, <strong>&#8220;layikim&#8221;</strong> yani hiçbir dîne mensûb değilim diyen bir devlet, müslümânlığın tepesinde tam bir terör estiriyor; ve o dînin hâkimi olan Allâh&#8217;ın yerine, kendisini koyuyor demek olur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">2)  Eğer ikinci şık olarak, Sezer tarafından bu dâirenin İslâm dîni ile alâkası olduğu kabûl edilmiş olursa, bu takdîrde de, muhâtabımızın beyânları pek büyük bir tenâkuz ortaya koyuyor demekdir&#8230; Çünki layik yani <strong>&#8220;hiçbir dîn ile bağım yok!&#8221;</strong> deyen bir devlet, bizzât kendi resmî dâiresi kabûl etdiği bu <strong>&#8220;dînsel!&#8221;</strong> dâireyi, devletin pekçok işine ve aşına karıştırmakda hattâ çorba etmektedir&#8230; Meselâ o dâire, müslümânlığı temsîl etdiği iddiâsını taşımakda ise, bizzât devletin tâ içinde nasıl yer almaktadır?!. Böyle olunca da, orası için <strong>&#8220;dînin devlet işlerine kesinlikle karıştırılamayacağını&#8221;</strong>, illetden münezzeh hangi akıl ve mantık kabul edebilir?!. Bir nesne hem devletin bir cüz&#8217;ü olarak devletin içinde olmuş olacak, hem de devlet işlerinin içinde olmamış olacak!!!&#8230; Bu akıl ve mantık keyfiyetini Kongo ormanlarında satışa çıkarsak, acaba bir tek adam satın almağa kalkışabilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Muhâtabımız, <strong>&#8220;Dîn politikaya da kesinlikle karıştırılmayacak&#8221;</strong> gibi bir iddiânın sâhibi olarak da, yine akıl ve mantığı fecî halde zorlamaktadır. O dâire ve başındaki adam, kesinlikle politika adamı olan devlet bakanının, dolayısıyla başvekîlin ve dolayısıyla Çankaya&#8217;nın me&#8217;mûru olup, âmirleri de bu politika adamlarıdır!.. Binâenaleyh o dâire, ikinci şıkdaki kabullenişe göre, yüzbinlerce çalışanı ile politikanın emrinde bir <strong>&#8220;dînî müessesedir.&#8221;</strong> O yüzbinler, başlarındaki sarıklı politikacıları ile beraber, hükûmetlerin politikasına uygun bir politika içinde olmak; ve o politikaya destek vermek; hiç değilse açıkdan o politikalara karşı çıkıp başını belâya ve evlâd ü ıyâlinin nafakasını tehlîkeye(!) atmamak (politikasının) gönüllü propagandistleri olmakdan aslâ hâlî kalamayacaklardır!&#8230; Ayrıca, o dâirenin yüzbinlerce  personelini, hükûmet politikasını yürütmekle vazîfeli sarık cübbe altındaki bir adama bağlayarak oraya oturtmak, ta&#8217;bîr-i âharla ta&#8217;yin ve nasb etmek demek, o adamla, altındaki yüzbinlere de:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; –Ta&#8217;kîb edeceğiniz politika, başınızdaki sarıkla cübbeli adamın politikası olacakdır! &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Demekden başka bir ma&#8217;nâya gelemez&#8230; Bunun isbâtını da, Bardakoğlu tâ Alamanya&#8217;lara kadar pek çok ecnebî memleketinde bile, hiç bir sıkılma duymadan apaçık ve müteaddid def&#8217;alar ortaya koymuş ve aynen şöyle demişdir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Bizim öngördüğümüz şekilde hareket etmeyenler, bizimle beraber çalışamazlar! &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Muhâtabımızın iddiâsı, burada da &#8220;kesinlikle&#8221; desdeksiz bir atış menzilinde olup, diyânetin yüzbinlerce çalışanı politikaya <strong>&#8220;kesinlikle karıştırılamaz&#8221;</strong> değil; tam tersine, <strong>&#8220;kesinlikle karıştırılmakda&#8221;</strong>, hem de o <strong>&#8220;dînin&#8221;</strong> anasını belleyecek derecelerde karıştırılmaktadırlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer o yüzbinlerce çalışan, tek tek kendi akılları ile politikaya karışsalardı göze batar ve tırmalayıcı olurdu!. Halbuki layik yani <strong>&#8220;hiçbir dîn beni bağlamaz&#8221;</strong> deyen devletin politikacıları bunun da kolay bir formülünü bulmuş; ve 1924&#8217;den beri o <strong>&#8220;dîni&#8221;</strong>, başındaki adamın şahsında, o yüzbinlerle berâber topdan politikaya karıştırmışdır&#8230; Bu iş topdan olunca, başındaki adamın sâyesinde aslâ köşeli değil de, daha ziyâde gâyet çakdırmadan ve hissetdirmeden, <strong>&#8220;ne şiş ne kebap&#8221;</strong> der gibi yapılarak ve gâyet ince dokuyarak yapılmaktadır!. Zâten bu bile, o <strong>&#8220;dînin&#8221;</strong> politikaya karışdığının bir isbâtı değil midir!?. Papa denilen lâbis-i libâs-ı nasrânî, Ankara&#8217;ya ve Sultanahmed&#8217;e geldiği zaman, o tuluât sahneleri neydi öyle!?&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Tasrîh ederiz ki, yukarıda (dîn) dediğimiz nesne, muhâtabımızın resmî planda dîn kabûl etdiği yapıdır; yoksa gerçek İslâmiyyet&#8217;in, böyle bozuk, yamuk, her civatası ve her çarkı yalama bir sistemde aslâ yeri olamaz&#8230; Müteveffâ, Tagor&#8217;cu ve Raşel&#8217;ci Bay Büllende&#8217;nin, Amerika&#8217;lardan bulup buluşturulup:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Gel bizi düzeltip adam et! &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kabîlinden böyyük bir âlâ-yı vâlâ ile getirdiği zavallı ve <strong>&#8220;mâviş&#8221;</strong> veznindeki <strong>&#8220;Derviş&#8221;</strong> manzaralarıyla, densiz ve donsuz bir sistemi gerçek İslâmiyyet&#8217;in ıslâha kıyâm etmesi, muhaldir, mümteni&#8217;dir ve müstahîldir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh ve Rasûlüne müntehî olan gerçek Müslümânlığı biz, bu kabîl ta&#8217;yinli işler kabûl eden bir keyfiyetde görmekden mutlak olarak tenzîh eder; ve onun ta&#8217;yîn edilen değil, ta&#8217;yîn edici ve hiçbir noktasıyla hiçbir zaman tenâkuz taşımayan bir bütünlükle iş başında olacağını, başdan ayağa tam bir hâkimiyyetle kendi varlığını ortaya koyacağını beyân etmek istiyoruz&#8230; Zirâ bu dînin sâhibi, bunu, edille-i şer&#8217;iyyesi ile, ancak ve apaçık böyle vaz&#8217;etmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Muhâtabımızın,<strong> &#8220;dînin, kesinlikle karıştırılamayacağını&#8221;</strong> büyük bir hırs ve gergin rûh hâleti içinde beyâna çalışdığı 3. nokta ise <strong>&#8220;toplumsal yaşam!&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Evvelâ bu <strong>&#8220;yaş-am&#8221;</strong> denilen ve Merhûm Üstâd Necîb Fâzıl Beyefendinin o kıvrak zekâsıyla bu kabil kelime müsveddelerine biçdiği kategoriye işâret ederek aynen deriz ki, bu <strong>&#8220;kurbağaca&#8221;</strong> nesnenin Türkçe olmakla uzakdan yakından bir alâkası da yokdur. Hatta bir Oğuz Türküne nisbetle Selânik mahrecli bir sabataist kadar bile, Türkçeye değil karâbeti, hısımlığı bile mevzû-i bahs edilemez&#8230; Müteveffâ Ayhan Songar nâm kişinin uydurduğu bu <strong>&#8220;kurbağaca&#8221;</strong> nesne, Nurullah Ataç&#8217;ın uydurduğu <strong>&#8220;am-aç&#8221;</strong> soyundandır; ve belden aşağı zihin takıntısı olan heriflerin, hayâsızlığı her yere sıvamak üzre piyasaya sürdüğü bir matinatodur&#8230; Müteveffâ Songar:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8221; -Yâhu yaşamakdan bir (yaşam) uydurdum, öyle bir tutdu ki, (hayât)ı silip süpürdü! &#8220;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sulu ve yaş zevzekliğiyle, arkasında hasene-i câriye(!) olarak bu <strong>&#8220;yaş&#8221;</strong> nesneyi bırakıp, neyin yaş neyin kuru olduğunu görmek üzere de, Enver&#8217;in Enverland veya Türkiye cerîdesindeki nice yazılarıyla göklere çıkardığı <strong>&#8220;paşa babalarının&#8221;</strong> yanına göçüvermişdir&#8230; Bugün nice garîbânımız, bu kabil <strong>&#8220;kurbağacaları&#8221;</strong> kimler, nasıl, nerede, niçin, hangi gâye ile ve nerelerinden uydurmuşdur, bunlara bakmadan Türkçe zannı ile kullanmaktadırlar!. Hatta güdül vezninde   <strong>&#8220;ödül&#8221;</strong> bile almanın tadı damağında kalan niceleri, <strong>&#8220;selâmet derkenârest&#8221;</strong> diyerek soluğu sözleşmeli mason patronlarının vatanlarında almaktadırlar!. Muhâtabımız da öyle ümîd edilir ki, <strong>&#8220;amaç ve yaşam&#8221;</strong> gibi <strong>&#8220;kurbağacaların&#8221;</strong> hangi neseb şeceresi içinde peydahlandığını bilebilse idi, onu büyük bir<strong> &#8220;olasılıkla!&#8221;</strong> aslâ devletinin başkanlık makâmından dünyâya ilân etmez, bunu <strong>&#8220;kesinlikle toplumsal yaşama&#8221;</strong> geçirmezdi!!!&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Artık ruznâmede yalnız yahudi ve Ermeni soykırımı görülmemeli; bir asırdan beri dünyanın dört bir köşesinde husûsan Türkiye&#8217;de Müslümânlara hangi mefhûmlar, hangi frenk ithâli ta&#8217;bîrler, hangi tür işgenceler ve asıp kesmelerle bir soykırım tatbîk edilmiş; ve bu hangi tenkîl ve itlâf usûlleriyle yürütülmüş, bunlar ele ve dile alınmalıdır&#8230; Artık <strong>&#8220;yavuz hırsız ev sâhibini bastırır!&#8221;</strong> formülleri ile bir yere varılamadığı, en gerzek kafalarca bile anlaşılmalı; ve <strong>&#8220;Lozan&#8217;da söz verdik&#8221;</strong> diyenler de şunu <strong>&#8220;kesinlikle&#8221;</strong> bilmelidirler ki, Müslümânlar da Allâh&#8217;a söz vermişlerdir; ve îcâbını da mutlakâ yerine getirmekle mükellefdirler&#8230; Her 24 sâatdeki beş vakitde yaş-amı değil de HAYÂTI durdurup 40 defa <strong>&#8220;Ancak sana kulluk ederiz&#8221;</strong> ahdini tekrarlayan; ve yine her 24 sâatde tam 540 defa, rüku&#8217;, sücûd ve tesbîhâtlarıyla da, Kahhâr-ı Zülcelâli, zâtı, sıfâtı, esmâsı ve koyduğu topyekûn hükümleri ve Şerîatıyla noksan sıfatlardan tenzîh eden müslümânlara, Lozan&#8217;da kabuklulara verilen sözler zor anlatılır!&#8230; Bu memleketin tapu sicillerini görmek isteyenler, 1000 yıllık tapu kütüklerine iyi bakmalı; ve (milyarlarca guzât ve şühedânın) kanlarında boğulmakdan da mutlakâ hazer etmelidirler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p style="text-align: justify;">DİPNOTLAR:</p>
<p style="text-align: justify;">(1) Hilâfetin İlgâsının Arka Planı, Şeyhülislâm Mustafa Sabri, 1998, s.36</p>
<p style="text-align: justify;">(2-3) A.g.e, s. 37</p>
<p style="text-align: justify;">(4) A.g.e, s.38</p>
<p style="text-align: justify;">(5) A.g.e, s.40</p>
<p style="text-align: justify;">(6) A.g.e, s.193-194</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 09.02.2010)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&amp;linkname=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Ftarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html&#038;title=Ta%E2%80%99r%C3%AEfi%20Yap%C4%B1lmayan%20Laiklik%2C%20Osmanl%C4%B1%E2%80%99dan%20Sonra%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%C3%A2n%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1na%20%28%C4%B0tl%C3%A2fa%29%20Do%C4%9Fru%20Y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClm%C3%BC%C5%9Fd%C3%BCr%E2%80%A6" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/tarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html" data-a2a-title="Ta’rîfi Yapılmayan Laiklik, Osmanlı’dan Sonra, Müslümân Soykırımına (İtlâfa) Doğru Yürütülmüşdür…"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/tarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html">Ta&#8217;rîfi Yapılmayan Laiklik, Osmanlı&#8217;dan Sonra, Müslümân Soykırımına (İtlâfa) Doğru Yürütülmüşdür&#8230;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/tarifi-yapilmayan-laiklik-osmanlidan-sonra-musluman-soykirimina-itlafa-dogru-yurutulmusdur.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(4) Bel’am Ve Çömezlerin Müfessîr Ve Şeyhülislâm Düşmanlığı!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Mar 2019 22:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[03/12 Ş.İslâm M.Sabri Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[05/27 Elmalılı M. Hamdi Vefâtı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[akif ve abdülhamid han]]></category>
		<category><![CDATA[şenocak ve iftira]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhülislam mustafa sabri efendi]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhülislam ve iftira]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=1093</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugünki echel-i cühelâ veya ekfer-i küferâ takımları ise, bu 3 noktada karın ağrısına sâhib olub, Şeyhülislâm Merhûm’un satırlarını kendi</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html">(4) Bel’am Ve Çömezlerin Müfessîr Ve Şeyhülislâm Düşmanlığı!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>BEL’AM VE ÇÖMEZLERİN MÜFESSÎR VE ŞEYHÜLİSLÂM DÜŞMANLIĞI!</u></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><u>(4)</u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><strong><u>Ahmed SELÂMÎ</u></strong></em></span></h3>
<p style="text-align: justify;">Bugünki echel-i cühelâ veya ekfer-i küferâ takımları ise, bu 3 noktada karın ağrısına sâhib olub, Şeyhülislâm Merhûm’un satırlarını kendi önlerinde bir mânia gibi gördüklerinden, onu ortadan kaldırmayı yani te’sir ve nüfûzunu kırmayı, yukarıdaki gibi <em><strong>“iftirâ, yalan ve uydurmalarla”</strong></em> yürütecek; ve Merhûm’u i’tibardan da düşürerek <em><strong>bel’amlıklarını</strong></em> böyle yürütmek istiyeceklerdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> Türkiye Gazetesi’nin <em><strong>“Yırtılay Oğur’u”</strong></em> da, 2 sene mukaddem aynı iftirâ ve hakâretlerle Merhûm’a hucûm etmişdi!..</p>
<p style="text-align: justify;">Bu noktaya ileride tekrar döneceksek de, şimdi başdaki yâvelere atf-ı nazar edelim!</p>
<p style="text-align: justify;">Cennetmekân içün (hâşâ min huzûr) <em><strong>“Hangi mıntıkasından”</strong></em> düzdüğü apaçık ortada olan; ve şu çayocağı üslûblu <em><strong>“Şeroçak”</strong></em> senaryolarına, aklî melekeleri yerinde olan hangi mahlûk inanır?.</p>
<p style="text-align: justify;">Cennetmekân Abdülhamîd Hân:</p>
<p style="text-align: justify;">1) Devrindeki iki <em><strong>“büyük meşhûr âlimi”</strong></em> tanımayacak ve<em><strong> “bilmeyecek”</strong></em>  kadar, demek ki İstanbul’un ve dünyânın dışında, fezâda bir seyyârede yaşamaktadır!. Dünya çapında istihbârâtı olan bir Sultân, üstelik de yıllarca huzûrunda <em><strong>“Huzûr Derslerine”</strong></em> iştirâk eden Mustafa Sabri Efendi Hazretlerini tanımıyacak, bilmiyecek!!!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nasıl milleti aldatmak ve onların akıl ve mantığını yok farzetmekdir ki, pes!</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Kedicikli köyün”</strong></em> kavalcı patronuna hass <em><strong>uçkur</strong></em> mantığı bile, müfterîlerin bu manzaralarına sâdece tükürür!</p>
<p style="text-align: justify;">2) Sultan Hazretleri içün bir de, <em><strong>“Nerden bilebilir ki, gaybı Allâh Azze ve Celle bilebilir!”</strong></em> diyerek, bir akâid kânûnu bile (!) ortaya atılıyor!. Gûyâ bu doğruyu, muhayyel isnadlarına delîl yapacak ve sanki iddialarını böylece isbât etmiş olacaklar!. Bu gülünç mantıkla Padişâh Hazretlerinin,<em><strong> “gâib âleminde”</strong></em> bulunan iki âlimi  bilemeyişi ma’zûr gösterilib, onları bilmesine <em><strong>“O’nun beşerî kuvvet ve kudretinin dışında bir keyfiyet”</strong></em> denecek; böylelikle de bir taraf berâet ederken, öteki tarafın da cürmü isbatlanıvermiş ve mahkûm edilivermiş (!) olacak!!!</p>
<p style="text-align: justify;">İşte seyretdiğimiz akıl, mantık ve muhâkemenin ele alınmaya değmiyecek kadar sıfır altı vaz’iyyeti bu!</p>
<p style="text-align: justify;">Öyle ya, bu iki âlim, <em><strong>âlem-i şühudda</strong></em> bulunmamakda,<em><strong> âlem-i gaybda</strong></em> berhayât olduklarından, göze aslâ görünmeden ve cinnîler gibi insan gözünün kudreti hâricinde yaşadıklarından (!) Hazret-i Sultân’ın ilmi dışında varlık sâhibidirler; ve bu da <em><strong>gaybî</strong></em> bir keyfiyet oluvermekle, ancak Allâh Azze’ye ma’lumdur!!!</p>
<p style="text-align: justify;">Akıl, muhâkeme  ve mantık cevherinin bu derece felç oluşuna bakınız!. Ve bu makûle adamlar, millete <em><strong>“Vahyin rejim ve sistemini”</strong></em>  anlatacak öyle mi!?. Anlatmak değil, evvelâ kendileri bunu <em><strong>anlamaya</strong></em> öylesine uzak ve nasibsiz olduklarındandır ki, süflî ve küfrî dembokrasinin parti-pırtı kuyruklarında, politikacı peşlerinde <em><strong>mehddahlık</strong></em>  perendesi atar; ve milleti de böylece idlâl ederek cehennemi istikâmet verirler!.</p>
<p style="text-align: justify;">Aman Yâ Rabb!</p>
<p style="text-align: justify;">3) Muhâkeme iflâsına bakınız:</p>
<p style="text-align: justify;">O iki âlim, <em><strong>“gayb âleminde”</strong></em> bulunduklarından (!) Sultân’a ma’lum olmamaları hasebiyle<em><strong> “Saraya davet edilememişlerdir”</strong></em>; öyle ise, (sulanmış mantığa dikkat) Sultan Hazretleri onları <em><strong>“Sarayındaki şûrâya da’vet etmemekde ciddî bir ma’zeret”</strong></em> sâhibi bilinmelidir!!!</p>
<p style="text-align: justify;">4) <em><strong>“Bu Büyük adamlar”,</strong></em> gayb âleminde olmaları hasebiyle Sultan Hazretleri tarafından mechûl birer mahlûkdurlar; dolayısıyla şûrâya davet edilmemelerine içerleyib=alınmışlardır; sonra da <em><strong>tezvirât</strong></em> yapıb bunu Sultân Hazretleri aleyhinde kullanarak çocuklaşmaları, belki de bebekleşmeleri (!) ve Hakan Hazretleri aleyhinde şeytanlaşmaya (!) başlamaları ne <em><strong>“büyük anlayışsızlık ve ihânetdir!!!”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Buyrun! Koskoca Mustafa Sabri ve Muhammed Hamdi Efendi Hazerâtı gibi Zevât-ı Kiram’a isnâd edilen suça bakınız; ve onları, böyle incir çekirdeğini doldurmayacak kadar abes ve muhayyel bir bahâne ile, o <em><strong>KOSKOCA HALÎFEYE</strong></em> düşman olacak derecede basit, çayocağı dedikoducusu göstermesi, (Şeroçak) makûlesinin iptidâî kafa yapısı ve düşüklüğünü göstermesinden başka hiçbir delâlet de ortaya koyamaz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünün <em><strong>“ehl-i sünnet”</strong></em> hocası gibi görünen hoca bozuntularının, (akıl, muhâkeme ve mantık) cevheri; ve ahlâk, edeb ve da’vâ dereceleri işte bundan ibâret!</p>
<p style="text-align: justify;">Memleket, 4 dış, 1 iç, 5 tarafdan Yahudi-Haçlı gâvurlarının çemberine alınmış, <em><strong>“ham softa kaba yobaz”</strong></em> takımlarının sıkıntısı ise adam harcamak&#8230; Hayır, biri 1942’de, ötekisi 1954’de Rahmet-i Rahmân’a kavuşmuş; ve binlerce çileye îcâbında yâd ellerde göğüs germiş, o iki (ehl-i sünnet) âlimini hiçbir vesîka ortaya koyamadan, sokak ağzı ve çayocağı zevzeklik ve gerzekliğ eline vererek, iftirâ ve uydurma çemberiyle kuşatmak ve karalamak&#8230; Ve zerre kadar da îmân ve edeb sancısı çekmeden, zımnen: <em><strong>“Aman bunlardan ırağ olun, eser ve fikirlerine de dokunmayın, yanarsınız!”</strong></em>  mesajını da <em><strong>(yılışık bir dost yüzüyle)</strong></em> üfürmek&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Binnetîce, son devrin ulemâsını, (ademe) mahkûm etmek&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> Sonra da, onlardan münhâl kalan makâmlara, i’rabda yeri olmayan bu adam ve madamların fuzûlî şâğil olarak oturmaları; ve kendilerini, <em><strong>“Kâinâtın İmamı”</strong></em> kabilinden DEV soyunun cinnîleri gibi görüb, şişdikçe şişmek ve şımarmak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun arkasından da, gelsin 15 Temmuz felâketleri&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Binlerce nefrin!</p>
<p style="text-align: justify;">İyi de, bunların, hangi çıfıtların, hangi mıntıkasına şifâ olacağını, bu akâid ilimleri beyin ve kalbinden sökülmüş ehâlî nereden görüb bilebilecekdir!?.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kabil Osmanlı ulemâsıyla selef-i sâlihîn  âlimlerimizin değil de, bunları devamlı silmek ve yok kabul etmek cinâyeti işliyen ekran şeytanlarının; yani bugünün Oryantalist Çömezi ilâhiyât baykuşlarının <em><strong>“küfür ve şirk dolu i’tikadlarını” </strong></em>mı, bu millet dîn diye, (hâşâ) kabûl edecekdir?.</p>
<p style="text-align: justify;">Âkif denen herif, HÂKÂN-I Cennetmekân Hazretlerine: <em><strong>“Kâfir, hayvan, ödlek, baykuş, kan dökücü ilâahırihî&#8230;”</strong></em> diye sövüb sayar ve demediğini bırakmazken, bu herifle o iki allâmeyi <em><strong><u>aynı kefeye</u></strong></em> koyarak; Sultân Hazretlerine karşı (edeb dışı) bir tek kelimesine rastlanmıyan Şerîat ulemâsına uydurma ve iftirâlarla bunca saldırmak, <em><strong>“îmân-ı şer’î sâhibi bir mü’min içün”</strong></em> aslâ düşünülemez, hatta bu muhâldir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><u>Gerek Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi Merhûm’un ve gerekse Müfessir Muhammed Hamdi Efendi Merhûm’un satırlarından bir tek îmânî mes’eleyi tahsîl eden bir adamın veya bizlerin, (âlem-i berzahda) olub kendilerini müdâfaadan âciz kaldıkları bir zamanda, onlara atılan alçakça iftirâ ve yapılan karalamalar karşısında susması, iğrenç bir alçaklık, ahlâksızlık, vefâsızlık ve nankörlük olub; aynı zamanda da bu, “haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytan olmak” denâet ve fezâhatidir&#8230;</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu iki Ehl-i Sünnet Kahramânı âlimin ve nice müslümanın, dünya şeytanlarının bizleri 5 cihetden kuşatdığı; ve esâret altında tutduğu böyle korkunç bir devirde <em><strong>beddualarını</strong></em> alan hoca bozuntuları, dü cihân bunun altından nasıl kalkabilecek; ve encâmlarının iğrençliği karşısında da, acebâ nasıl yerin dibine geçmeden durabileceklerdir?</p>
<p style="text-align: justify;">Müteâkıb makâlâtımızda iktibâs edeceğimiz satırlarıyla isbât edeceğimiz vechile, Merhûm Şeyhülislâm’ın hayatda iken son derece salâbet-i dîniyye sâhibi ve aslâ eğilmeyen ve padişah da olsa <em><strong>“el etek öpmeyen”</strong></em>  DİMDİK DURUŞLU bir  şahsiyet oluşu, bütün muârızlarını deli dîvâneye çevirmiş, çene ve kalemlerini meflûc hâle getirmiş ve son derece de rahasız etmişdir. Bunun içün de kendisinin îmân ve fikirlerine tâkât getiremiyen muârızları, merhûmu altetmenin tek çâresini, ona hayatında da alçakça <em><strong>“iftirâ ve uydurmalar yamamakda” </strong></em>bulmuşlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Son Osmanlı ulemâsı içinde, dinsizler, masonlar, ittihadçılar, cumhuriyet soytarıları, bâb-ı âdî homoları, (ham softa kaba yobaz muannidleri) ve münâfık sürfeleri tarafından en çok iftirâya uğrayan, birinci derecede Merhûm Şeyhülislâm Hazretleri; sonra da Büyük Müfessirimiz Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri olmuşdur&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html"><em><strong><u>(Mâba’di var)</u></strong></em></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İlk intişârı: 26.01.2017)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&amp;linkname=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html&#038;title=%284%29%20Bel%E2%80%99am%20Ve%20%C3%87%C3%B6mezlerin%20M%C3%BCfess%C3%AEr%20Ve%20%C5%9Eeyh%C3%BClisl%C3%A2m%20D%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html" data-a2a-title="(4) Bel’am Ve Çömezlerin Müfessîr Ve Şeyhülislâm Düşmanlığı!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html">(4) Bel’am Ve Çömezlerin Müfessîr Ve Şeyhülislâm Düşmanlığı!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-belam-ve-comezlerin-mufessir-ve-seyhulislam-dusmanligi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(1) Eygi Bey Gene “İcâzetiyle” Savurmaya Ve “güncellemeye” Devâm Etmiş!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 01:52:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[DİB güncelleme]]></category>
		<category><![CDATA[Şevket Eygi güncellemesi]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhülislam mustafa sabri efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=7023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçenlerde elime Şevket Eygi’nin eski bir yazısı geçdi. Bakdım bugünki DİB ile muvâzî (aynı paralelde) gidiyor; ve sanki “Kıyâs-ı Fukaha”dan korkar </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html">(1) Eygi Bey Gene “İcâzetiyle” Savurmaya Ve “güncellemeye” Devâm Etmiş!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>EYGİ BEY GENE “İCÂZETİYLE” SAVURMAYA ve “güncellemeye” DEVÂM ETMİŞ!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(1)</u></em></strong></h1>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağistânî)</u></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Geçenlerde elime Şevket Eygi’nin eski bir yazısı geçdi. Bakdım bugünki DİB ile muvâzî (aynı paralelde) gidiyor; ve sanki <strong><em>“Kıyâs-ı Fukaha”</em></strong>dan korkar gibi, ondan çekinir gibi, edille-i erbaa gibi dînimizin temel 4 ana kaynağından birine yan bakar gibi ecâib ve ğarâib bir yazı!.</p>
<p style="text-align: justify;">Şevket’in bu yazısından, Şevketlû CB ve Başkumandan Receb Tayyib Paşa’nın <strong><em>“8 Mart 2018 târihindeki Kadınlar Gününde”</em></strong> söylediği <strong><em>“İslâm güncellenmelidir. Bugün İslâm’ı, 14-15 asır evvelki hükümleri ile KALKIB UYGULAYAMAZSIN. Böyle bir şey yok!..”</em></strong> deyişini hatırladık&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Tabii bir de, CB’nın bu korkutan ve titreten sözlerini tâlimât ve emir kabul ederek, DİB hazır kıt’a kodamanlarının hemen harekete geçdiğini gördük!.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı tarihli konuşmasında Başkumandan ve politik lider Tayyib Paşa, dînî lider veya ruhban sınıfı rüesâsına şöyle bir fermanla: <strong><em>“Susmayın, Ey! Sarıklı politikacılarım, konuşun ve canımı sıkmayın, bana saydırtmayın!”</em></strong> der gibiydi, aynen:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bizim Diyanet İşlerimizin Din İşleri Yüksek Kurulu var&#8230;.. Hocalarımız ne iş yapıyorlar? Neye sessiz kalıyorlar? Sessiz kalıb bu alanı niçin bu adamlara kaptırıyorlar? Feto olayı da böyle oldu, Feto konusu da böyle oldu. Söyledik söyledik sonunda bir şûrâ yaptırdık. Tabii şimdi asıl konuşması gereken konuşmayınca, meydan kime kaldı, Feto’ya kaldı. Feto’nun arkasından gelen maalesef tiplere kaldı. Onların da zaten vasıfları ortada. Feto’nun kalitesi vasfı ortada. Arkasından gidenler ne yazık ki, ona tâbi’ olduklarına göre onlar ondan daha da geri.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu sert ve kararlı ta’limât ve fermân üzerine <strong><em>“susma modundan”</em></strong> çıkarak silâh başı yapan, o DİB denen ve Beştepe politik irâdesine kördüğümle bağlı müdüriyetin, CB’nın 8 mart gürleyişinden 63 gün sonra, esas duruşa geçerek, 10-11 Mayıs 2018’de,  <strong><em>“Sâbiteler ve DEĞİŞGENLER 8. Güncel Dinî Meseleler İstişâre Toplantısı” </em></strong>nâmındaki rûhânîler ve ruhbân (konsilinin) ictimâı der’akab aktedilivermiş oldu!..Bu konsilin <strong><em>“Açılış ve sonuç bildirgesi”</em></strong> denen (giydirgeleri)ni okuyan DİB başı ve sâbık Fetto muhibbânından Erbaş Ali Bey’in icmâ ve kıyas gibi biri müsbit biri muzhir 2 DÎNÎ DELİLİMİZİ yok sayma istikâmetindeki korkunç ifâdelerine, bir başka makalemizle AYRICA temas edib, îzah ve tahlîl getireceğiz. İnşaAllâh&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Biz şimdilik, icâzeti kendinden menkûl Bay Şevket Eygi nâm <strong><em>“Yerli ve Millî Gazetenin”</em></strong> duâyen ve muayyen ve bilge ve meccânî muharriri ve yarım asrın Ehl-i Sünnet (Muhâmii (!) Zâtın) yazdıklarına şöyle bir atf-ı nazar edüb, tahlîl ve tadlîl noktasından keyfiyetine bir bakacağız, biavnihî TEÂLÂ!</p>
<p style="text-align: justify;">Daha evvelki yazılarında Merhûm Muhammed Zâhid Efendi Hazretleri’nden <strong><em>“Dînî mevzularda yazı yazma izin ve icâzetinin bulunduğundan”</em></strong>  bahseden (!) Eygi Bey, <strong><em>“tenâkuzlu ve indî düşüncelerini”,</em></strong> din ilimlerinin birer hakîkati imiş gibi yazıb savurma alışkanlığı ve pervâsızlığına devâm ediyor. (Vahdet) nâm gazetede, gene aynı minvâl üzre serpiştirmiş!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>“</u></em></strong><strong><em><u>1- Tahkiki iman sahibi, gerçekten mümin olan Müslüman: Bu Müslüman Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, icmâ ya bağlıdır.</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Ehl-i Sünnete göre dinin üç ana temel kaynağı Kur’an, Sünnet ve icmâ-i  ulema ve fukahadır. </u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">(16.2.16. Vahdet-Şevket Eygi)</p>
<p style="text-align: justify;">Bu mübâlâtsız, dallama ve sallama 2 cümlede, acebâ,<strong><em> “Müctehid bir imama bağlılık”</em></strong> neden zikredilmemişdir?. 15 asırdır Kıyâs-ı Müctehidîn ile milyonlarca hükmü ortada (Sâdece İmâm-ı A’zam Rahmetullâhi Aleyh Hazretlerinin 64.000 usûl kânûnu ve 500.000 fıkıh hükmü var) evet bu kadar hükmü ortada olan bir dîni, bu kıyâs-ı fukahâ delîli olmadan bilmek, îmân etmek ve yaşamak mümkin olabilmiş midir?. ASLÂ!. Mezhebsiz müflis ve yüzsüzler bile, gene mezheb ictihadları ile nice ritüellere sarılır ve âyinlerini bunlarsız yapamazlarken&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Adı geçen zât, mâzîsindeki (selefîlik) bulaşığından, <strong><em>“Galatasaray ve Siyâsal lekelerinden”</em></strong>, artık tamâmen sıyrılabilmelidir&#8230; Eygi, edille-i erbaanın 4.sü olan <strong><em>“Kıyâs-ı Fukahâ”</em></strong> olmadan, hangi <strong><em>“tahkîkî îmân sâhibi”</em></strong> bir müslümandan, hangi cesâretle bahsedilebiliyor?. Müsbit olan edille-i selâse (Kitab, Sünnet ve icmâ) zikredilib, neden muzhir olan 4. delil zikredilmiyor?. Yıllardır aleyhlerinde yazdığı <strong><em>“Mezhebsiz, telfikçi ve Kâinât’ın İmamı, v.s.”</em></strong> gibi Çarşamba pazarı zibidileriyle<strong><em> “hoşgörü ve diyalog”</em></strong> mevsimine mi giriliyor da, bizim haberimiz olmuyor!?.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Büyük Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretlerinin bervechi âtî iktibâs edeceğimiz son derece müdellel ve mübârek satırları ile kat’iyyen isbat edilecekdir ki, Kıyâs-ı Müctehidin olmadan, NE İCMÂ’, NE HADİS VE NE DE KİTÂB, TAMAMLANMIŞ YANİ “EKMEL” BİR DÎN ORTAYA KONULMUŞ OLUR; YANİ, NE DE, CENÂB-I HAKK AZZE VE CELLE’NİN “ELYEVME EKMELTÜ LEKUM DÎNEKUM&#8230;” FERMÂNI TAHAKKUK ETMİŞ BULUNUR&#8230;</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yoksa, Beştepe Sarâ-yı Hümâyûnunda Devletlû ve Âtıfetlû Böyyük başlardan, <strong><em><u>sofra</u></em></strong> ni’metlerine nâil olmıya başladıkdan sonra, Eygi Bey içün <strong><em>“sultânî ulûfelere”</em></strong> de vuslat devri mi başlatılmış oldu?. Evvelce kaleme aldığı yazılarında, nice defâlar böyle <strong><em>“yanaşmalıkların”</em></strong> ihlâs ve istikâmete çok böyyük <strong><em>“zararlar”</em></strong> fırlatıb bulaştıracağından ısrarla bahseden <strong><em>“Galatasaray Sultânîsi”</em></strong> rütbeli birâderimiz, şimdi bu kadîm yazı ve fikirlerinden utanır ve kaçınır mı olmuş ola?</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> “Şeriat dedik, bunun içinde kıyâs zâten var, olmaz olur mu?”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> </em></strong>Diye kıvırtılacaksa, biz de:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Şeriat’ın içinde Kitab, Sünnet ve icmâ da zaten var, bunlar neden zikrediliyor da, Kıyâs-ı Müctehidîn zikredilib sayılmıyor!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Der; ve bütün giriş çıkış, kaçış ve firâr yollarını tıkarız!</p>
<p style="text-align: justify;">15 asırdır bütün İslâm ulemâsı ve <strong><em>KÜTÜB-İ FIKHİYYEMİZ</em></strong> kıyâs-ı müctehidîn hakkında <strong><em>“VAZ’-I İLÂHİDİR”</em></strong> buyururken; cumhûriyet ilhâdiyyât ve ilâhyapyatçıları, yani <strong><em>“Fetulla Gülen Fıkhı”</em></strong> diye kitablar düzerek Pensilvanya kardinâlesini (müctehid) gösteren ve şimdi AKP’ye mafsallanarak onların Yeni Şafak nâm cerîdelerinde irşâdlarına (!) zıplıya hoplıya devam eden Faruk Beşer gibiler, tv’lerden bangır bangır <strong><em>“Mezhebler din değildir”</em></strong> diye höykürürlerse; ve kıyâs-ı fukahâ içün <strong><em>“vaz’-ı beşeridir”</em></strong> nâneleri yemiye kıyâm ederlerse, onların ekmeğine Eygi Bey gibi yağ sürmenin adı da ne kadar <strong><em>“Samîmî ehl-i sünnet avukatlığı”</em></strong> olur, bu çok iyi görülmeli ve hesâb edilmelidir!?. Yoksa buna, kendi ayağına sıkmak soyundan, akıl, zekâ ve îmânı muhtell oluş mu diyeceğiz?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu, <strong><em>“Mezhebler din değildir”</em></strong> zırvalar zırvası bâtıl, bazı yüksek tepe sâkinlerinin ağızlarına kadar yol bulub, taa Viyana’larda bile onlara:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> “Ne demek sünnîlik, ne demek şiilik, yahu siz müslüman değil misiniz?” </em></strong>dedirtmedi mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Veya Tahran’larda:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Ben ne sünnî ne şiiyim, ben müslümanım!” </em></strong> gibi şeyler söyletmedi mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Veya:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Şiilik ve sünnîlik İslâm âlemini tehdîd ediyor!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Gibi gayr-i ilmî, gayr-i ciddî ve dîn ü îmânı yaralayıcı lâflar bile ruznâmelerde cûş u hurûşa gelmedi mi???!</p>
<p style="text-align: justify;">Mezheb de dediğimiz ve Kitâb, Sünnet ve İcmâ’a kıl kadar aykırı bir ictihâd veya istinbâta kaymadan hüküm çıkarma ve onları anlama (USÛLLERİ=yolları=mektebleri), bu ilâhyapyatçı münkirlerin dediği gibi <strong><em>“din değilse”</em></strong>, o zaman <strong><em>“Ben Hanefîyim!”</em></strong> diyen, yani <strong><em>“Kitab, Sünnet, İcmâ’ ve Kıyas-ı müctehidine tâbi’ olmada, İmâm-ı A’zam Hazretleri ve O’nun usûl çizgisindeki müctehidlerin yoluna tâbîyim” </em></strong>diyen bir müslüman; yani:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Ben, İmâm-ı A’zam gibi bir Allâme-i Cihânın o bahâ biçilmez pırlanta usûlleri ile, Kitab, Sünnet, icmâ-ı ümmet ve ictihad delillerine bakar, onları o usûller üzerinden öylece kabûl ederim!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Demiş olmıyacak da:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Ben, İSLÂM DIŞI bir mezhebin veya dînin inanıcısıyım!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Mı demiş olacak???</p>
<p style="text-align: justify;">Vay, südü bilmem ne tâifesinin ilhâdiyatçıları ve ilâhyapyatçıları vay!</p>
<p style="text-align: justify;">15 asırlık ehl-i sünnetin milyarlarca müntesîbi olan müslümîn, böylece <strong><em>“Mezhebler din değildir”</em></strong> hükmünün altında <strong><em>“Dinin dışındaki dinsizler”</em></strong> olarak damgalanıb, dinsizler mezarlığına gömülmüş olacak; ve bu <strong><em>ilahyapyatçı ve ilhâdiyatçı ve</em></strong> bîedeb ve bîdîn sürüler de, <strong><em>“Sâdece biz müslümanız!” </em></strong>deme fırsatı bulmuş; ve o nursuz ve cibilliyetsiz ences (kalp) kalbleri ve suratları ile, cennet-i a’lânın yollarına <strong><em>düzülüvermiş</em></strong> mi olacaklar!?</p>
<p style="text-align: justify;">İblis-i lâine şenlik!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Allâme ve Mücâhid Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretleri’nin</em></strong> satırlarına dikkat EDİB MUTLAKA ANLIYARAK SATIR SATIR, hatta kelime kelime SİNDİRİLMESİ, bize, İslâm’ın içini boşaltmak istiyen bu <strong><em>“DÎNİ kundaklama EŞKIYÂLARI” </em></strong>elinde canlı canlı yanıb kül olmamak içün, müthiş bir ZIRH GİYDİRECEKDİR&#8230; Bugün, mezheb, ehl-i sünnet ve İslâm düşmanlıklarını binbir mugâlâta, göz külleme ve katakülli ile yürütmek istiyen <strong><em>“Müslim görünücü”</em></strong> sahtekârlar, dünün bu hususdaki prototiplerinin yüzdeyüz kuyrukları ve sızıntılarıdır! Aşağıdaki iktibaslarımızı okuyan kâriîn-i kirâmımız bunu dehşet ve hayretle görecek; ve arada bir parmak fark olmadığını belki de şaşırarak müşâhede edeceklerdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Merhûm’un, son derece mühim ve din telâkkî ve îmânını küfr ü şirkden muhâfaza edecek  o kıymetli satırlarına geçelim: (Parantez içindeki ince yazılar izah kasdıyla bize âiddir.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;.dîn-i İslâm’ın ulemâsına, müctehidlerine bu kıymet ve ehemmiyeti lâyık görmemek, neden neş’et ediyor biliyor musunuz?. DÎN-İ İSLÂM’IN KENDİSİNE KIYMET VE EHEMMİYET VERMEMEKDEN&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> MÜSLÜMANLAR!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>GÖZÜNÜZÜ AÇIN, DÜNYÂDA HAKÎKÎ DÎNİ KIYMETDEN DÜŞÜRMEK İSTİYENLERİ ARTIK ANLAYIN!&#8230;&#8230; LÂKİN MÜSLÜMAN DÎNİNE SÛ-İ KASD EDEN YENİ ÇIKMA DÜŞMANLAR, DÎNİ ÖYLE BİR HÂLE KOYMAK İSTİYORLAR Kİ, ONU BİLEN DE BİLMİYEN DE MÜSÂVÎ OLSUN! VE ULÛM-I DÎN SÂHİBİNE FAZLA BİR SIFAT VE SALÂHİYYET İLE HAKK-I KELÂM  </em></strong>(beyân, konuşma hakkı) <strong><em>VERİLMESİN!&#8230;..”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;..Biz dâimâ, Türkiye’deki dinsiz kalemlerin, ulûm-ı dîniyyede, ulemâ-i dîne nevbet-i kelâm vermemek istediklerini görüyoruz. Böyle (Bosna Raisu’l-Ulemâsı) Cemâlüddin gibi kendisine dîn âlimi süsü veren bazı meslek azmanlarından, kendilerine müzâhir </em></strong>(destek)<strong><em> olanlar da çıkınca, müctehidînin hakk-ı ihtisâsı büsbütün taarruza ma’rûz kalıyor. <u>İcmâ-ı ümmet ve kıyâs-ı fukahâyı saymamak, hep bunlar maraz-ı kalbînin ağrâz-ı habîsesidirler</u> </em></strong>(murdar hastalıklarıdır.)<strong><em>&#8230;&#8230;.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Müctehidîn-i Kirâm Hazerâtını da Allâh’dan korkmadan arzularına ve akıllarına göre dinden ahkâm vaz’etmiye kalkışan veyahud müslümanlar tarafından kendilerine böyle bir mevki-i salâhiyyet verilen zevât vaz’iyyetinde telâkkî ediyorlar ki, bu da eimme-i dîn ile onlara tâbi’ olan müslimîne ayrıca bir İFTİRÂDIR. Müctehidîn-i İslâm, kendi kendilerine teşri-i ahkâm </em></strong>(kânun koyma, kânun vaz’etme)<strong><em> hakk ve imtiyâzını iddia etmek gibi nakîselerden çok uzak ve çok münezzehdirler&#8230;..” </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;.Müctehidîn Hazerâtı ise, ictihadlarında Allâh’ın ve Peygamber Aleyhisselâm’ın murâd ve merdîsini taharrîden </em></strong>(rızâsını araştırmakdan) <strong><em>başka hiçbir maksad ta’kîb etmezler. Bosna Raisü’l-Ulemâsı gibi <u>insanların ve hükûmetlerin mîzâcını veyahud zamânın ihtiyâcını kollamazlar. Bu cihetle onların âyât ve ehâdis üzerindeki tedkîkâtı, ihtiyâc-ı zamâna uymak ve bir arzuya tâbî’ olmak gibi, ilm-i ictihadda (teşehhî) ta’bîr edilen sekâmetle </u></em></strong><u>(hastalıkla, illetle)<strong><em> ma’lül </em></strong>(illetli)<strong><em> olamaz.</em></strong></u><strong><em> <u>Reis’in neşriyâtında görüldüğü vechile ihtiyâc-ı zemâna göre ruhsat taharrîsi yapılan ictihadlar, ilim nokta-i nazarından sakat bir yoldur. Câhil Reis, henüz ictihâdın bu gibi serâit-i esâsiyyesini bilmiyor. Hâline bakmadan fukahânın ictihadlarını da beğenmemiye  kalkıyor. Ulûmda müctehid, hiçbir şeye bakmıyarak, HAKK-I MUTLAKI taharrî eder. İlm-i Dînin müctehidi de, Kitab ve Sünnet’in mîzac ve merdîsi ile mukayyed olan HAKK’ı, taharrî eder&#8230; Çünki onun nazarında HAKK-I MUTLAK, işte bu HAKK-I MUKAYYEDDEN ibâretdir.</u> <u>ŞÂRİ’İN </u></em></strong><u>(Allâh ve Rasûlü’nün)<strong><em> nokta-i nazarından başka hiçbir şey tanımıyan ve kendisini yalınız EMİR KULU mevkiinde gören DÎN-İ İSLÂM müctehidlerinin îmân ve i’tikâdınca, ŞÂRİ’İN ihâta-i nazarı hâricinde ve O’nun emrine karşı gelecek ne ihtiyâc-ı zemân, ne de başka bir şey vardır.</em></strong></u><strong><em>”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Ve Reisü’l-ulemâ gibi CÂHİLLER, </em></strong>(Kıyâmete kadar gelecek bazı ilahyapyatçı, ilhâdiyyatçı, cübbeli şalvarlı savruk ve kavruk, yalaka ve ezber makinesi yobazlar; tasavvufu çarpıtan tekke-teneke tufeylîleri, göklerde uçurulan ve yarı tanrı yapılan müteşeyyihler; mezhebsiz dalâlet fırkaları, mealci satıh tenekeleri, resmiyete sırtını dayamış bel’am etekçileri ve tahrîf ustası DİB’çi echeller), <strong><em>ihtiyâc-ı zemânı da bilmezler. Tahsîl-i ılm etmek istiyen GELİNLİK kızların ve kadınların, TESETTÜRE RİÂYET ETMEMELERİNİ ihtiyâc-ı zemândan addetmeleri gibi&#8230; Bu hanım kızlar erkek talebeler ile bir mektebde İHTİLÂT ETMESELER </em></strong>(karma karışık olmasalar)<strong><em> muallimin huzûrunda da YÜZLERİ PEÇELİ OLARAK OTURSALAR; ve mekteblerine bu kıyâfetle gidib gelseler, yüzleri ile berâber TAHSÎL-İ ILME KARŞI AKILLARI DA KAPANMIŞ MI OLACAK?.. Bu def’a Reis, belki “bunda da meşakkat olur” diyecekdir! Çünki zavallı, (meşakkati) de bilmez! İnsanların arkasında bunca yük taşımakla te’mîn-i maîşet etdiği dünyâmızda, <u>kadının yüzündeki peçeyi bir  YÜK ADDEDENLERİN MAKSADI, NÂMAHREM KADINLARLA YÜZGÖZ OLMAKDIR&#8230; Bu, onlarca, bir ihtiyâc-ı zemânî ve BELKİ İHTİYÂC-I ŞEHEVÂNÎDİR.”</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;.Sonra bîçâre Reis’in </em></strong>(böyle bu kafadaki din tahrib ve tahrifçisi heriflerin)<strong><em> mine’l-kadîm </em></strong>(eskiden beri)<strong><em> kızların, teehhül edinceye </em></strong>(evleninceye)<strong><em> kadar erkeklerden kaçmadığını, Türkistan’da, Arabistan’da, Rusya’da ve daha dünyânın bilmem hangi bucağında KADINLARIN AÇIK GEZDİĞİNİ DELÎL GÖSTEREREK, nerde olursa olsun, bir takım câhilâne ve lâübâliyâne hareketlerden AHKÂM-I ŞER’İYYE İSTİNBÂTINA </em></strong>(hüküm çıkarmıya)<strong><em> KALKIŞMASI, TAM RAİSÜ’L-ULEMÂYA </em></strong>(sarık cübbeli resmî palan vurulmuş soytarılara)<strong><em> YAKIŞACAK BİR TARZ-I TEFEKKÜRDÜR. Bunu, ilm-i istidlâlî </em></strong>(ilmî delîl getirmek)<strong><em> değil, câhil tesellîsine benzetmek ve bâtılı  mekîsü’n-aleyh </em></strong>(kendisine kıyâslanan ana hüküm) <strong><em>yapmanın beliğ bir misâli telâkkî etmek münâsib olur. “İlm-i FIKIH” kitablarındaki mukarrerâtı </em></strong>(kararlaştırılmış kâideleri)<strong><em> insanlar yapdı” diyerek, eimme-i Dînin ve havass-ı müslimînin  ahd-i ashabdan beri kemâl-i dikkatle muhâfazasına i’tinâ etdikleri şeâir-i İslâmiyye’ye </em></strong>(İslâm’ı temsil eden ana alâmetlere)<strong><em> i’timadsızlık telkîn ederken, kendisi, ÖTEDE BERİDEKİ AVÂM-I MÜSLİMÎNİN CÂHİLÂNE HAREKETLERİNDEN DERS ALMAKDA OLDUĞUNU gösteriyor. Doğrusu bu adamda akvâl-i ulemâ ve fukahâya </em></strong>(âlimlerin ve fakihlerin sözlerine)  <strong><em> düşman ve ef’âl-i cühelâya </em></strong>(cahillerin hareketlerine)<strong><em> hayrân olmak ibtilâsı </em></strong>(belâsı)<strong><em> var. Besbelli, müşâbehet </em></strong>(benzeyiş)<strong><em> alâkası bunu icâb ediyor.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Dîn-i İslâm’ın menâbi-i asliyesini </em></strong>(ana kaynak ve delillerini)<strong><em>  şöyle bir tarafa bırakarak, bazı pervâsız </em></strong>(arsızca çekinmiyen)<strong><em> insanların ve hatta bazı ÇILGIN MİLLETLERİN İHDÂS ETDİKLERİ (</em></strong>uydurdukları)<strong><em> hareketlerden ve emr-i vâkı’lerden </em></strong>(Anadolu’da yapıldığı gibi oldu bittilerden) <strong><em> DÎN bâbında FETVÂ ALMAK VE HÜKÜM VERMEK MODASI ZAMANIMIZDA HAYLİ İLERLEMİŞDİR. Böyle mübâlâtsız </em></strong>(dikkatsiz)<strong><em> ve saygısız hareketlerin ve hükümlerin dünyâda bir cezâsına çarpılmak tehlikesi görülmediği cihetle, mesâil-i dîniyyede HADDİNİ BİLEN VE BİLMİYEN HERKES, BİRER MÜFTÎ KESİLMİŞ, SALÂHİYYETDÂR BİR MÜCTEHÎD GİBİ MÜTÂLAA YÜRÜTMEYİ GÖZÜNE KESDİRMİŞDİR. Nasıl ki,  Gümülcine’nin yeni cemaat reisi, Balkan Gazetesinin muharririne kıyâfet hakkında müftünün vermediği fetvâyı vermiş. </em></strong>(Rezâlete bakın, ta 90 sene evvelki manzara böyle ise, bugünki iğrençlikler hangi çukurdadır?)<strong><em> Dîn-i Celîl-i İslâm’ın garîb tecellîsine bakınız ki, Saraybosna’nın dîni bütün cemaat-ı İslâmiyye Reisi mahallî gazetelerde neşr olunan mektubları ile, dinsiz Reisü’l-Ulemâyı dîne da’vet ederken, Gümülcine cemaat reisi de, dindâr müftü efendiyi vazîfe-i şer’iyyesini îfâdan men’e cür’et ediyor. Sanki hatâ’ ederse ne olacak? Dinden mi çıkacak? Yağma yok&#8230; Dinden çıkmak, öyle eski hocaların anlatdığı gibi şimdi kolay değil! Bir adam kendi istemedikce onu kim dinden çıkarabilirmiş!? İşte Cemâl hoca da öyle diyor. </em></strong>(Aynen bugünkiler de, o günün ruhbân sınıfı gibi ve onların izinde&#8230;)  <strong><em>Evet kimse çıkaramaz, lâkin, dîne karşı terbiyesini takınmıya mecbûriyyet hissetmiyerek de zor ile müslüman kalmak ve âdeta dînin başına BELÂ olmak istiyeni, ALLÂH da çıkaramaz mı acebâ? <u>Bana kalırsa dînden çıkmak korkusunu ceffelkalem ilgâ eden asrîlerin murâdını beri tarafdaki gâfil müslümanlar iyi anlamıyorlar.</u> Dinden çıkmakdan korkmamanın ma’nâsı, kolay kolay çıkılmadığından değil, çıkılırsa sanki ne lâzım gelir, ne kaybedilmiş olur tarzında bir korkusuzluk ve bir nev’i asrîlik ŞECAATİ iktisâb etmekdir. Onun içün DÎNİ tepe tepe kullanırsın; “Dîn beni terk etse bile, ben onun yakasını bırakmam” dersin; “Hele o kadar nazlanmasın, dînin bana ihtiyâcı, benim ona ihtiyâcımdan ziyâdedir” dersin; “Dîn, eski kafalı şaşkın hocalar gibi değildir, milyonlarca müslümanı elinden çıkarmak ister mi” dersin; elhâsıl ne olsa diyebilirsin! Çünki Dînin bugün murâkıbı ve muhâsibi yokdur. Mahlûl </em></strong>(dağılmış, sâhibsiz)<strong><em> bir arsa gibi, herkes onun üzerinde futbol oynamak hakkına sâhibdir!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Allâme ve akâidde imam Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretleri devamla buyururlar:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Sözümüzü umûmî ve mübhem bir serzeniş tarzında yürütmüş olmamak içün misâl ile de îzâh edelim. Bakalım CAHİL Reisü’l-ulemânın dediği gibi insan dinden çıkdığını sarâhaten i’tirâf etmedikçe müslümanlığına hiçbir tarafdan toz kondurulabilir mi imiş, kondurulamaz mı imiş?</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>İşte Müslümanlık da’vâsını elinden bırakmıyan ve ukalâdan </em></strong>(akıllılardan)<strong><em> geçinen birçok adamlar var ki, Cemâl Hocanın da şimdilik Allâh kelâmı ve İslâmiyyet’in ebedî istinadgâhı olduğunu teslîm etdiği Kur’ân-ı Kerîm’in sarâhaten müsâadesine iktirân eden TEADDÜD-İ ZEVCÂTI VAHŞET ADDEDERLER. Yine Kur’an’ın sarâhati mu’cibince KADINI ERKEĞE MÜSÂVÎ TUTMAMAYI ADÂLETSİZLİK SAYARLAR. KUR’AN’DAKİ MİRAS AHKÂMINI MA’KÛL VE MANTIKÎ BULMIYARAK, FRENG KÂNÛN-I VERÂSETLERİ İLE MÜBÂDELEYE KALKARLAR. Kur’ân-ı Kerîm, Hazret-i Meryem’in iffet ve ismetine MÜKERRER âyetleri ile ŞEHÂDET EDERKEN, bütün dünyâdaki kadınlardan eşref </em></strong>(en şerefli) <strong><em>olduğunu söylerken, zor ile müslüman kalmak istiyen bu KABADAYILAR, Cenâb-ı ÎSÂ’nın hâşâ piçliği hakkında kendi akıllarınca kanaat muhâfaza ederler&#8230;Yani Kur’ân-ı Kerîm’in ŞEHÂDETİNİ  TEKZÎB EDERLER&#8230; Türkiya hâricinde muhâlifler arasında gezen bir ittihadçı asker PAŞASI bilirim ki, işte bu i’tikadda bulunur, hem de MÜSLÜMAN GEÇİNİR, belki dîn-i İslâm’da ulemâdan geçinir; ve bittabi’ ulemâyı beğenmiyen ulemâdan!.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Türkiye’nin ve DOBRUCA’nın dînini ve milliyetini kaybetmiş olan bu mahkeme-i şer’iyye düşmanları kadar, dünyâda daha sefil düşünceli adamlar olur mu acebâ?. Gayr-i müslim bir devlet idâresinde bulunan mahkeme-i şer’iyyeyi ilgâ etdirmek ma’rifet değil, açdırmak ma’rifetdir&#8230;. Bir memleketde hakk-ı kazâya nâil olmak, o ne MÜHİM BİR ŞEYDİR, NE BÜYÜK BİR İMTİYAZDIR. O imtiyâz, Dobruca ve sâir memleketlerdeki müslümanlara Dîn-i İslâm’ın şerefi sa’yesinde verilmişdir. Şimdi de DOBRUCA’nın ŞAŞKIN TÜRKLERİ  ellerinde bulunan ve kendi gayret ve himmetleri ile bindebir cüz’ünü istihsâle kudretleri yetişmek ihtimâli olmıyan o büyük ni’meti tepmek ve sırf Dîn-i İslâm’a ihânet olmak içün tepmek cinnetinin hummasına tutulmuşlardır. Mahzâ Müslümanlık Dobruca’da darbelensin ve mutazarrır olsun diye mahkeme-i şer’iyyenin İslâm münevverlerine resmî bir post, maddî bir menfaat te’mîn etdiğini bile dumanlanmış gözleri görmüyor. VAY ŞAŞKIN HERİFLER, VAY ALÇAK HERİFLER VAY! Haydi sen gel de, AKLIN VE İNSÂFIN VARSA, ŞİMDİ BUNLARA YİNE MÜSLÜMAN DE BAKAYIM!&#8230;&#8230;&#8230;.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>“Doğrusu, gerek DOBRUCA’daki kendi muhâkemeleri aleyhinde teşebbüs eden TÜRK VE MÜSLÜMAN AZMANLARININ ve gerek Türkiye’deki müşevviklerinin şu hareketi, MAYASI BOZULMUŞ VE AKLINI KAÇIRMIŞ (&#8230;.) MİLLETİNE MAHSÛS MASKARALIKLARDIR Kİ KENDİ MENFAATİNE VE KENDİ ŞEREFİNE BU DERECE HÂİNÂNE TECÂVÜZ EDEN ADAMLAR DÜNYANIN BAŞKA MİLLETLERİNDE GÖRÜLMEK İHTİMÂLİ YOKDUR&#8230;&#8230;. İşte biraz evvel ta’dâd etdiğimiz vechile, sarâhaten Kur’ân-ı Kerîm’de zikr olunan birçok ahkâm-ı şer’iyyeyi BEĞENMEMEK VE REDDETMEK CÜR’ETİNDE BULUNSUNLAR, HEM DE MÜSLÜMAN KALSINLAR&#8230; BU NE KADAR TENÂKUZ! KUR’AN-I KERÎM’İN MÜNDERACÂTINI KISMEN TAHTIE EDEN BİR ADAM, ONUN ALLÂH KELÂMI OLDUĞUNU KABÛL ETMEDİĞİNDEN BUNA CÜR’ET EDER.</u></em></strong><strong><em> Cenâb-ı hakk bazı şeyleri iyi bilememiş, şimdi akıllı kulları allâh’ın yanlışlarını tashih ediyor!” denilemez ya! Demek ki herif Allâh’ı beğenmiyor, Peygamber’i tahkîr ediyor, hem de Allâh’a îmân etdim, Peygamber’e îmân etdim, müslümanım diyor&#8230;&#8230; <u>Herifi Kur’an tekfîr ediyor, akıl ve mantık tekfî ediyor, TENÂKUZLU ÎMÂNI tekfîr ediyor.</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> </em></strong><em>(Yarın Gazetesi, 10 Ramazanü’l-Mübarek Cum’a, 1346 &#8211; 2 Mart 1928)</em></p>
<p style="text-align: justify;">Şeyhülislâm Merhûm Devam buyururlar:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Farz-ı muhâl olarak  edille-i erbaa-i şer’iyyenin diğer üçünü Cemal Hoca’nın arzusu vechile çürüğe çıkarıb yalnız Kur’ân’a i’timâd edilse, Kur’ân-ı Kerîm’in ma’nâsını iyi anlamak husûsunda yine ömrünü Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak içün lâzım olan ulûm ve fünûn içinde geçirmiş âlimlerle câhillerin farkı olmıyacak mı? Ve bu âlimler, şu âyetden şu hükm-i şer’î anlaşılır diye ittifâk ederlerse, onların ittifaklarına kıymet ve ehemmiyet verilmiyecek mi?&#8230;&#8230;.. <u>Tâ ashâb ve tâbiîn devrinden i’tibâren hiçbir dînin ulemâsına kıyas olunmıyacak sûretde dîn-i İslâm’a hızmetleri sebkeden ve muhalled eserleri ile bütün dünyâya ilm-i hukuk dersi veren müctehidler, muhaddisler olmasa idi, dîn-i İslâm bize kadar tahrîf ve tağyîrden masun olarak nasıl intikâl ederdi? Câhil Reisü’l-ulemâ bilsin ki, icmâ-ı ümmetin istinadgâhı bulunan ulemâ-i İslâm, Kur’an-ı Kerîm’i 1300 senedir olduğu gibi muhâfaza etmişlerdir. Eğer onların sözü ve icmâı hüccet olmazsa, Kur’ân-ı Kerîm’in mevki-i ihticâcı </u></em></strong><u>(delil oluşu)<strong><em> da tezelzül eder. Belki Cemal Hoca gibi, dinsizlerin arzusuna hızmet eden din âlimlerinin istedikleri de budur. Lâkin henüz buna sıra gelmemişdir. Evet REİS Cemâlettin “Ben her zeman içün hükmü cârî ve ebedî olan Kur’ân-ı Kerîm’e bakarım” diyerek, fukahâyı ve eimme-i mezâhibi istihfâf  ederken, Kur’ân-ı Kerîm’i elinde kalkan yapdığına inanmayınız, aldanmayınız. Mûmâileyhin akvâl-i fukahâya, müctehid sözüne i’timâd etmem, Kur’ân-ı ve hadîsi tanırım” dediğine ne bakıyorsunuz? Böyle dinsiz daykavuğu câhil hocaların asıl maksadı, âyet ve hadîsi ibtâl etmekdir. Yoksa Kur’an ve hadîsi hâdiseye tatbîk içün bile fıkha ve ictihada ihtiyac bulunduğunu bilemiyecek ve takdîr edemiyecek kadar akılsız olamazlar. Kur’ân’a ve ehâdîse istinâd etmek istiyen adam, fıkh-ı İslâm’ı ve fukahâ-i İslâm’ı nasıl istihfâf edebilir ki, nusûsa istinâd mesleğinin en sâdık, en müdakkik  ricâli onlardır</em></strong></u><strong><em>. Cenâb-ı Risâletpenâh Efendimizle ashâb-ı kirâmının sîret ve hareketlerini düsturü’l-amel ittihaz etmek üzere  o derece tedkîk ve ta’kîb etmişlerdir ki, aktâr-ı İslâm’daki bazı müslüman kadınlarının adem-i tesettürünü da’vâsına câhilâne bir sened olarak dermeyân eden Cemal Hoca, kendi asrının müslümanlarını bile o kadar bilmez. İşte fıkıh kitablarında tesbit edilen şeâir-i İslâmiyye, İslâm’ın “asr-ı zehebi” ta’bîr olunan devr-i menşeisinden alınmışdır. Şimdi buna mukâbil Cemal Hoca da Müslümanlığı, İran, Tûrân âdetlerinden veyahud İstanbul’da Bosna’da daha evvelden açık gezen kızların hareketlerinden ahz ve İSTİNBÂTA  çalışıyor.<u> Kur’an-ı Kerîm’i eline diline KALKAN yaparak fukahâ kelâmını istihfâf eden Cemal Hoca’nın asıl maksadı Kur’an ve ehâdîsi ibtâl etmekdir.” Demişdim. Bakınız bu da’vâmı nasıl İSBÂT edeceğim!</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ma’lumdur ki Türkiya’ya daha yakında gidüb gelen mûmâileyh, oradaki M. Kamal inkılâbından medh ve sitâyişle bahsetmiş ve bu inkılâbın Dîn-i İslâm’a mugâyir bir ciheti olduğunu söylememiş. BOSNA müslümanlarının da tarîk-i teceddüdde yeni Türkiya’ya peyrev olması </em></strong>(uyması, peşi sıra gitmesi)<strong><em> temennîsinde bile bulunmuşdur. Demekki Cemal Hoca, Türkiya inkilâbının her tarafını beğeniyor. Beğenmediği ve tenkîde lâyık gördüğü noktalar olsa, ma’raz-ı beyanda </em></strong>(beyanlarının başlangıcında)<strong><em> onlardan da bahsederdi. Türkiya inkilâbının en mühim ciheti ise, orada hükûmetin MECELLE gibi fıkıhdan alınan kânunları ilgâ ederek, yerine İsviçre kânunlarını ikâme etmesidir. Demekki Cemal Hoca bunu da hoş görüyor. Hatta hoş gördüğü içün icmâ-ı ümmete, kıyâs-ı fukahâya  i’timadsızlık göstererek, “Müslümanlık, fıkıh kânunlarından ibâret değildir” demek istiyerek onların şu kânun mübâdelelerini zımnen müdâfaaya bile çalışmış oluyor. <u>Halbuki Kamalist hükûmeti fıkıh ve Şerîat kânunlarını âyet ve hadîs gibi zemanın teceddüdü ile deceddüd etmiyen SÂBİT esâsa müstenid bulunmak töhmetiyle hükümden iskât etmişdir.</u> Yani ilm-i fıkıh kânunlarının onlara göre kusur ve kabahati icmâ’ veya kıyâs-ı fukahâ tarafında değildir. Çünki bunlar zamana göre bir dereceye kadar değişebilir. Asıl değişmiyen ve ta’dîl ve tebdîl kabûl etmiyen, KİTAB ile SÜNNET vardır ki, fıkıh kânunlarının en ziyâde başı bu iki üssül esâsâta bağlı olması, asrî (!) kamalist hükûmetin işine gelmemişdir. Bunu, o hükûmetin erkânı velâsiyemâ </em></strong>(hususan)<strong><em> adliye vekîli kemâl-i cür’et ve salâhiyyetle söylediler.. Bosna’nın reisü’l-ulemâsı işitmemiş mi? Gazetelerde okumamış mı? <u>Hâin MÜNÂFIK! İCMÂ-I ÜMMETİ VE KIYÂS-I FUKAHÂYI beğenmiyor da, âyet ve ehâdîsi beğeniyor öyle mi? DİNSİZ efendileri icmâ’ ve kıyasdan ziyâde değişmiyen âyât ve ehâdîsi istemediklerini söylerken, onların Bosna’daki vekîl-i müdâfii “âyet ve ehâdîse i’timâd ederim” derse, inanır mısınız?” </u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Yarın Gazetesi, 25 Ramazânü’l-Mübârek 1346/16 Mart 1928 Cuma) D.96</em></p>
<p style="text-align: justify;">Mâba’dini nasibse yarın tamamlıyalım&#8230;</p>
<p>İntişârı 07.06.2018 / 04:52:22</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&amp;linkname=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html&#038;title=%281%29%20Eygi%20Bey%20Gene%20%E2%80%9C%C4%B0c%C3%A2zetiyle%E2%80%9D%20Savurmaya%20Ve%20%E2%80%9Cg%C3%BCncellemeye%E2%80%9D%20Dev%C3%A2m%20Etmi%C5%9F%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html" data-a2a-title="(1) Eygi Bey Gene “İcâzetiyle” Savurmaya Ve “güncellemeye” Devâm Etmiş!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html">(1) Eygi Bey Gene “İcâzetiyle” Savurmaya Ve “güncellemeye” Devâm Etmiş!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/1-eygi-bey-gene-icazetiyle-savurmaya-ve-guncellemeye-devam-etmis.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vehhâbîlik / Selefîlik / Mezhepsizlik Ve Paralel Din…</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ali-eren/vehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ali-eren/vehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2018 17:10:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ali EREN Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek din]]></category>
		<category><![CDATA[İslamı bozma faaliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhülislam mustafa sabri efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Din düşmanlarının İslamın aleyhinde bulunmalarına artık lüzum kalmadı. Onların vazifelerini İslâmî ilimlerde ilerlemiş gözüken bazı profesörler</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ali-eren/vehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html">Vehhâbîlik / Selefîlik / Mezhepsizlik Ve Paralel Din…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>VEHHÂBîLİK / SELEFîLİK / MEZHEPSİZLİK ve PARALEL DİN…</strong></span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>Ali EREN Hocaefendi</strong></span></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Din düşmanlarının İslamın aleyhinde bulunmalarına artık lüzum kalmadı. Onların vazifelerini İslâmî ilimlerde ilerlemiş gözüken bazı profesörler ve “İslamın ilk asrındaki Müslümanlar gibi yaşadıklarını iddia eden selefîler” yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu iki kesim içinde öyle aşırı gidenler var ki, bir Müslüman, inanç ve îtikadda Matüridî veya Eş’arî olduğunu söylese, <strong>“Sen mezhebi din yerine koyarak dîni aradan çıkardın. Dinsiz oldun” </strong>diyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Amelde hanefîyim diyenleri de boş bırakmıyor, onlara da aynı suçlamayı yapıyorlar. <strong>“Bu adam hanefîlikle başbaşa kalmış, Müslümanlığa ekleme yapmış, dini aradan çıkarmış” </strong>diyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çeşit suçlamalar, Sayın Cumhurbaşkanı’nın başbakanlığı zamanında Câferilerin İstanbul’da edâ ettiği 10 muharrem aşure mâteminde söylediği, <strong>“Sünnînin Câferîye, Câferînin Sünnîye üstünlüğü yokdur”</strong> sözünden sonra hızlanmıştı. Daha yakında yaptığı İran seyahatinde, <strong>“Benim şiîlik diye de sünnîlik diye de bir dinim yok. Benim dinim İslam”</strong> demesinden sonra maalesef iyice hız kazandı ve çekinmeden yapılır oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki, insanları idare mevkiinde bulunan kimselerin sözleri benimseniyor ve yerli yersiz kullanılıyor. Öyleyse, bu mevkide bulunanların sözlerine çok dikkat etmeleri icap ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">1979’da, Humeynî’nin sürgünde olduğu Fransa’dan İran’a döndüğü zaman da buna benzer bir furya başlamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">O zaman da varsa yoksa İrandı, Humeynî idi, şiîlikti.</p>
<p style="text-align: justify;">Humeynî ABD aleyhinde üç-beş kelime söyledi, <strong>“ABD büyük şeytandır”</strong> dedi diye, sünnîlik ile şiîlik arasındaki farkı bilmeyen, bilse de îtikâdî hassasiyet olmayan kimseler, şiîlik militanı kesilmiş, onların aleyhinde tek kelime söyletmez olmuşlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü efendim, Humeynî mehdî(!) idi. Kitapların Hazreti Mehdî hakkında yazdıkları belliydi, ama onlar için kitapların <strong>“Hazreti Mehdî’nin ehl-i sünnet olacağı”</strong>nı yazması onlar için hiç mi hiç mühim değildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Humeynî’nin, <strong>“Şah’ın zulmü Ömer’in zulmünü geçmişti”</strong> diyerek açıkça Hazreti Ömer’in aleyhinde bulunması bile onları daldıkları gafletten uyandırmıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine humeynî’nin, Peygamberimiz’in iffet ve namusu âyetle bildirilen mübârek zevcesi Hazreti Âişe Vâlidemiz’i ahlâksızlıkla suçlaması dahi, bu kendini kaybetmiş kimseler için bir şey ifade etmiyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kısmı bilmiyor, bir kısmı da bilse bile üzerinde durmuyordu, ama âyetle bildirilen bir gerçeğin tersini söylemek insanı iman dairesinden çıkarırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabii ki o zamana kadar Müslüman idiyse…</p>
<p style="text-align: justify;">O makûle kimseler şimdilerde daha başka bir mecrâda yürüyorlar. İş daha da ilerledi. Artık i’tikâd ve amelde ehl-i sünnet ve’l-cemâat mezheblerinin hükümlerine itiraz ve saldırılarda aleniyet başladı, çekingenlik kalmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Meselâ Prof. Hayrettin Karaman, kendisine sual soran bir kişiye,  açıkça ve rahataça şöyle cevap verebiliyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“İslâma göre şöyle, mezhebe göre şöyle.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Öyle ya! İslam ayrı mezhep ayrı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sayın Cumhurbaşkanı’nın yukarıdaki sözlerini tekrar hatırlayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">O sözü doğru kabul eden yani mezhebi İslamdan ayrı, farklı ve ona ters kabul edenlerin verecekleri cevap elbette böyle olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Acaba mezhepler bu kimselerin beyinlerine, <strong>“din dışı eklemeler” </strong>olarak mı yerleşmiştir?</p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki onlara göre mezhep imamlarının / müctehidlerinin verdikleri kararlar / ictihadlar <strong>“Kitab ve Sünnet dışı” </strong>oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kimseler öyleyse <strong>“edille-i şer’iyye”</strong>yi  de kitap, sünnet, icmâ ve kıyas olarak kabule yanaşmazlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Oysa şu bir gerçektir ki, kitap <strong>“Sünnet, icmâ ve kıyasa”</strong> gönderir. Sünnet, <strong>“Kitap, icmâ ve kıyasa”</strong> gönderir. İcmâ, <strong>“Kitap, sünnet ve kıyasa”</strong> gönderir. Kıyas, <strong>“Kitap, sünnet ve icmâya”</strong> gönderir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani <strong>Edille-i erbaa</strong> denilen dört dinî delilin her biri birbirine bağlı olup hiç biri diğerlerine zıt değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama bu kimseler, edille-i erbaayı / dört dînî delili, ikiye indirip <strong>“sadece kitab ve sünnet”</strong> diyerek, icmâ ve kıyası keenlemyekün yani yok hükümünde sayıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle derken, keşke gerçekten sünnete değer verseler canım yanmayacak. Ne gezer! Onda da samimi değiller.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bu hal ve bu tavır, İslamı ve İslâmî ilimleri kuşa çevirmenin dik âlâsıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu faaliyet, Tanzîmat’la başlayan, Jön Türklerin ve İttihad Terakkî masonlarının <strong>&#8220;İslâmiyeti kuşa çevirme yani ortadan kaldırma” </strong>hâinliklerinin zamanımızdaki değişik bir şeklidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap ve sünnete yani Kur’an ve hadise sahip çıkma şeklinde görülen bu faaliyetlerin altındaki esas gaye, İslâmiyyet’in temelini teşkîl eden Kur’an-ı Azîmüşşân’ı hükümsüz kılmaktır&#8230;.</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Aklı, imanı ve ilmiyle bu dîn düşmanlıklarına direnenler, müslümanlıklarını muhâfaza ederler, direnemeyip bu sele kapılanlar ise, önce <strong>“mezhebsizlik”</strong> gayyâsına düşer, sonra da İslâmiyetle bağlarını hepten koparırlar da farkında bile olmazlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Nitekim bu yangını körükleyenler ve onların çıkardıkları bu yangını hayat suyu zannedenler, ehl-i sünnet olan müslümanları küfür ve dalâletle / sapıklıkla suçlayarak en büyük mânevî felâkete giriftar oluyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Onlar varsın kabul etmesinler, biz inanıyoruz ki, ilimde tam bir ehliyete sahip olan müctehid imamlar, bir usûl ve disiplin içinde Kur’an ve sünnetin hakkını vermekte ve bizlere sırât-ı müstakîmi göstermektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Zamanımızın ilimsiz ilim düşmanı Luterleri ise kitab ve sünneti / Kur’an ve hadisleri hiçbir usûl ve kâideye dayanmaksızın, kendi görüş, düşünüş, anlayış, hevâ, heves, nefis ve arzuları istikametinde anlamaya çalışıyor, o istikamette mânâ veriyorlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hem acı hem gülünç…</p>
<p style="text-align: justify;">Halbuki, sahip çıktıklarını söyledikleri Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Kim Kur’an’ı kendi kafasına göre tefsir ederse kâfir olur.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ne yazık ki bu nebevî ikaz bile, o azıcık ilimlerini ilâh, dünyevî menfaatlarını da gaye edinmiş kimselere fayda vermez / vermiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yanlış gidişi devam ettirmeyi gaye edinmiş olanlar, 70-80 sene gibi yakın bir zamanın değil, 7-8 asırlık bir idealin tecrübeli sahipleridirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Onlar için, <strong>hayatta en hakîkî mürşid İbni Teymiye</strong>’dir.</p>
<p style="text-align: justify;">İbni Teymiye ve haleflerinin izinde gidenlerin izinde gidenler, ehl-i sünnetin müctehid imamlarını kabul etmezler ama, bu ümmetin başına belâ olan Vehhâbîliğin kurucusu Muhammed b. Abdilvehhâb’a hiç itirazlarını göremezsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca…</p>
<p style="text-align: justify;">Hangi İslam ülkesinde bulunursa oralı imiş gibi davranan, bukalemun gibi bulunduğu yerin rengine giren, kılıktan kılığa girip her sakala göre tarak vuran, sadece ikiyüzlü değil binbir surat olan mason Cemâleddin Afgânî…</p>
<p style="text-align: justify;">Afgânî gibi mason olan Abduh…</p>
<p style="text-align: justify;">Mezhep çorbacısı Reşid Rıza…</p>
<p style="text-align: justify;">Rusya’da Lenin destekçisi ve dinde reformcu Mûsâ Cârullah gibi, sapıklık çizgisinde devam edenler, hep bunların fikir babalarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Teymiyeci / selefî, Efgânî / Abduhcu selefi ve Suudlu-vehhâbî / selefî kafasına göre, 4 hak mezhep mensupları onlara dinde kardeş değil<strong>,</strong> yolda arkadaş olabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Tarikat ise onların nazarında hepten bâtıl olduğu için şeriat’a bağlı hiçbir tarikat mensubu onların nazarında Allâh’ın selâmını verilmeye lâik değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hele kerâmete hiç inanmaz, böyle bir şey kabul etmenin bid’at olduğunu söylerler. Kerâmetin Kur&#8217;anla sâbit olduğunu bile düşünmez de âyeti inkâr felâketine düşerler.</p>
<p style="text-align: justify;">Fâtır sûresinin 5. âyetine,<strong> “şeytan sizi mezheb ve tarikatlarla, Allah diyerek aldatıyor” </strong>diyerek kafalarına ve hevâlarına göre yanlış ma’nâ vererek, Kur’an-ı Kerîm’i de istismâr eder, maalesef yukarıda meâlini verdiğim şu hadis-i şerifin muhatabı oluverirler:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Kim Kur’an’ı kendi kafasına göre tefsir ederse kâfir olur.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Rahatsız oldukları esas noktalardan biri de, müslümanların sünnî müctehidlere ve sünnî tarîkat pirlerine bağlanmalarıdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ama bu rahatsızlıklarını, gerçek tasavvuf erbabını değil, sahtelerini ele alıp hakîkilerin hepsi öyleymiş gibi gösterirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdilerde, sünnîlikten ayrılıp sapıtanlarla, gerçek sünnîler arasındaki ayrılığı mezhep çatışması olarak göstererek, mezhepleri bölücülük olarak gösteriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendilerine selefî, yollarına da <strong>“selefîlik” </strong>diyenler, kendilerini <strong>“selef-i sâlihîn efendilerimize”</strong> nisbet etmek gibi bir gözboyama içindedirler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Onların <strong>“Geleneksel din”</strong> diye suçladıkları Ehl-i Sünnet müfessir ve mutasavvıflarının eliyle bize kadar gelen sâfî Müslümanlık, bu nevzuhurların işine gelmiyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü bu gelenek dini <strong>“sorunları çözemiyor”</strong> muş&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Denilmek isteniyor ki, <strong>“Bilinen müslümanlık artık işe yaramıyor. Biz onu yepyeni bir şekle sokarak işe yarar ve meseleleri çözer hâle getireceğiz! </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yeni dinimiz böyle olmalı. Olacakdır da. Çünkü yeni meselelerimizi çözemeyen bir zamanların dîniyle bu işin yürümiyeceği ortada&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gelenek Müslümanlığından işimize gelen yerleri alır kendi düzdüklerimize ekleriz.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ama bu ne garâbet!</p>
<p style="text-align: justify;">Hem <strong>“gelenekçiler”</strong> deyib aslını inkâr edeceksin, hem de beğenmediğin eski âlimlerin birikimlerine ortak olacaksın!</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Asırlardır bilinen ve yaşanan İslamı <strong>“Gelenek dini”</strong> diyerek suçlayan ve ortadan kaldırmak isteyenleri, Merhum Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’den dinleyelim:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> “Bunlara,  ulemâ-yı sû’ </strong>(kötü âlimler)<strong> demek, yahud ilimleri nâkıs cehele </strong>(ilmi tamamlamamış câhiller)<strong> hükmünü vermek kifâyet etmez. İlimleri yoksa zerre kadar akılları, izzet-i nefisleri de mi yok?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Müslümanlıkları da mı yok?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yani bunların sükût-ı ilmîlerinden ziyâde sükût-ı rûhîleri şâyân-ı hayretdir<u>. Hayır, hayır, en doğrusu bunlar, müslüman değillerdi. Belki Müslümanlığın ulemâsı </u></strong>(Müslüman âlimlerin)<strong><u> kıyâfetine giren gizli düşmanları idi.”</u></strong><u>  </u></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bunlar,</strong> <strong>İslâmiyyet’i beğenmeyen sürüler ve içdeki gizli münkirler </strong>(inkârcılar)<strong>dır&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kendi nefs ü hevâ ve arzularını, millete, <strong>“Benim beğeneceğim İslâm, böyle olmalıdır”</strong> diye değil; <strong>“Sizin beğenip îmân ettiğiniz İslâmınız anlaşılamıyor, dolayısıyla beğenilmiyor, aslını da siz bilmiyorsunuz, onun en doğru şekli budur”</strong> diyerek, göz boyarlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün hedefleri, dini başka keyfiyete (şekle) inkılâb ettirerek yok etmektir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Aynen, yahudilerin Mûsâ ve Îsâ Aleyhimesselâm’ın şerîatlarında yapdıkları oynama ve tahrîfâtı, son şerîatta da yapmak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Merhûm Zâhid-i Kevserî’inin, <strong>“Mezhepsizlik dinsizliğin köprüsüdür”</strong> dediği çukurun çukuru işte budur.</p>
<p style="text-align: justify;">Görülüyor ki, Teymiyecisinden Vehhâbîsine, selefîcilik denileninden reformcu <strong>“İslâm beğenmezlerine”</strong> kadar topunun keyfiyeti nüans farkıyla aynı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bunların istek, arzu ve hedefleri, sadece adı bırakılan, öz ve muhtevâsı alabildiğine çürütülen, İslâmiyet ile zerre kadar alâkası kalmayan ve bırakılmıyan, kendilerinin uydurduğu ve adına İslam denilen bir din&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Enteresandır, Locafendi makamının yıllardır üzerinde durduğu teraneler de böyledir.</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh’ın dinini âciz göstermeye çalışan mezhepsiz ve telfikçilerin, kimlerle ve nerelerle paralel olduğuna bakın!</p>
<p style="text-align: justify;">Merhûm Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi Hazretleri&#8217;nin buyurduğu gibi<strong>&#8220;&#8230;.dinden korkmamanın ma&#8217;nâsı, …(çıkılsa sanki ne lâzım gelir, ne kaybedilmiş olur?) tarzında bir korkusuzluk ve bir nevi asrîlik şecaati iktisab etmek </strong>(kahramanlık göstermek)<strong>dir. Onun içün dini tepe tepe kullanırsın, (din beni terketse bile, ben onun yakasını bırakmam) dersin!&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yani ne yaparsan yap, dinden çıkmayacağını zannedersin.</p>
<p style="text-align: justify;">Nitekim, Diyanet’ten sorumlu eski Devlet Bakanı Mehmet S. Aydın, Çemberlitaş’taki Fırat Kültür Merkezi’nde (FKM) yaptığı bir konuşmada şöyle demişti:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Korkmayın iman kalpten kolay kolay çıkmaz.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ne demek çıkmaz!</p>
<p style="text-align: justify;">İman kalbe demir kazıkla çıkılmış mı ki çıkmasın!</p>
<p style="text-align: justify;">İman o kadar nazlı bir cevher, o kadar hassas bir değer ki, bulunduğu yere kendine zıt olan bir kelime bile gelse, derhal o kalbi terk eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama gelin görün ki, Müslümanlar <strong>“Korkmayın iman kalpten kolay kolay çıkmaz” </strong>diyerek rehâvete yönlendiriliyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İlvanya</strong> ülkesinde <strong>pens</strong> ile cendereye alınan Locafendisi, bazılarının ağzıyla senelerce işte böyle konuşt durdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani mezhepsizlerin ve meâlcilerin, keyiflerine göre uyduracakları <strong>“paralel din”,</strong> senelerce önce el çabukluğu yapılıp epeyce yol almıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Mezhepsizler, paralel dini aslında <strong>“millî cinsden”</strong> yapacaklardı. Diğerleri, yahudi-haçlı yardımıyla daha hızlı gittiler(di)&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">O kadar hızlı gittiler ki, iş Allah’la konuşmalara, Peygamberi çalgılı, sazlı-cazlı toplantılara getirmelere, dalyan gibi kızları sahnelere çıkarmalara, rüyalı tivitlere, divit, çivit, cizvit ne varsa hepsini gerçekleştirmelere, kelime-i tevhidin ikinci kısmı olan Resûlüllah’ın ismini koparmaya kadar gelmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Devamı filin züccâciyeci dükkânına girdiği gibi değil, daha yumuşak gidecekti. Ama olmadı ah olmadı!</p>
<p style="text-align: justify;">Esasen Hallettin ile iş çoktan halledilmiş,  Efgânî ve Abduh gibi masonların ve Reşid Rızâ gibi mezhep çorbacısının sapıklaştırıcı kitablarıyla çok daha önceden fikirler servis edilmişti<strong>. </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sinsi ve yavaş, fakat emin adımlarla <strong>“Durmak yok, yola devâm” </strong>derken birden hızlanıldı ve o en büyük hata işte böyle yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Tam ipi göğüsleyelim derken fena halde ip ayağa dolandı!</p>
<p style="text-align: justify;">Ne demişler? <strong>“Tiz-i reftâr olanın pâyine dâmen dolanır.” </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yani<strong> “</strong><strong>acelesi 10.olanın eteği ayağına dolanır”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> Halbuki, <strong>“Gelenek İslam”</strong> zehiriyle zehirlenmiş olan(!) Müslümanlara, Yahudilik ve Hıristiyanlık panzehiri, Diyalog ve Hoşgörü tasıyla yudum yudum ne güzel içiriliyordu…</p>
<p style="text-align: justify;">Ah olmadı ah!</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Bir Hristiyan olan Lester Kurtz, Meryem isimli bir müslüman ile evlendirilmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Zaman gazetesi 15 Nisan 2000 tarihli sayısında <strong>“Bu bir devrim” </strong>manşetiyle verdiği bu habere <strong>“diyalogdan düğüne”</strong> alt başlığını atmış ve haberi şöyle duyurmuştu:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Sosyoloji profesörü Hristiyan Lester Kurtz ile gazeteci Meryem Kurtz’un nikâhları Urfa’da İbrahim Camii’nde müftü, haham ve papazın huzurunda kıyıldı.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Zaman’ın <strong>“bu bir devrim”</strong> diye duyurduğu haber, gerçekten de Kur’anın, “Müslüman kadınların Hristiyan erkeklerle evlendirilmesini yasaklayan” Mümtehıne sûresi 10. ve Bakara sûresinin 221. âyetlerinin emrine karşı gerçekleştirilen bir devrimdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Devrim,</strong> adı üstünde geleneksel bir uygulama, anlayış veya inanışı <strong>“deviren, değiştiren”</strong> faaliyet demekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Devrimin bir benzeri de, <strong>Nevyork’ta Beş Minare</strong> filmindeki hoca rolü ile devreye sokulmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde, karısı Hristiyan olan hoca, kızını diyalogun doğal sonucu olarak bir Hristiyanla evlendirmekte beis görmüyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bakın sacayağı nasıl kurulmuş…</p>
<p style="text-align: justify;">Diyalog toplantılarında oturum başkanlığı yapan Diyanet’ten sorumlu Devlet Bakanı S. Mehmet Aydın da şöyle diyordu:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Avrupa Birliği ile ilişkilerde bazı esneklikler göstermemiz lazım. Avrupa Birliği’ne gireceksek, ona göre düzenlemeler yapmamız şart (&#8230;) Kur’an’da Mümtehıne Sûresi 10. âyette diyor ki, “Bu kadınlar, o inkarcılara helâl değildir.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Avrupa Birliği’ne girecekseniz bu âyeti batılılara îzah edemezsiniz. Mü’min kadının, Hıristiyan erkekle evlenemeyeceğini söyleyen bir âyet, Batı’da sıkıntı doğurur. Bunu gidermek lazım.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">(23 Nisan 2000 Samanyolu TV).</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, Mümtehıne sûresi 10. âyette, <strong>“Mü’min-kadın, müşrik-erkek”</strong> nikâhını yasaklayan hükme ne edip ne yapıp nasıl bir formül bulacaklardı?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Newyork’ta Beş Minare</strong> filmi işte bu formülün halkalarından biriydi.</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Ne kadar “film” çevirirseler çevirsinler, bu topraklar artık bu filmleri, bu senaryoları kaldırmaz…</p>
<p style="text-align: justify;">Haçlıların beğeneceği ve <strong>“sipârişiniz üzere tam ağzınıza lâyık buyurun”</strong> denilecek oyuncak bir İslam yok…</p>
<p style="text-align: justify;">Zaten ona İslam denmez, gâvur oyuncağı denir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle bir oyuncağı kimse bize de kakalamaya kalkışmasın.</p>
<p style="text-align: justify;">İster haçlı dostlarına sunsun, isterse tepe tepe kendisi kullansın…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>(İntişârı: 10/5/2015) </strong></em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&amp;linkname=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fali-eren%2Fvehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html&#038;title=Vehh%C3%A2b%C3%AElik%20%2F%20Selef%C3%AElik%20%2F%20Mezhepsizlik%20Ve%20Paralel%20Din%E2%80%A6" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ali-eren/vehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html" data-a2a-title="Vehhâbîlik / Selefîlik / Mezhepsizlik Ve Paralel Din…"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ali-eren/vehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html">Vehhâbîlik / Selefîlik / Mezhepsizlik Ve Paralel Din…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ali-eren/vehhabilik-selefilik-mezhepsizlik-ve-paralel-din.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Fetvâ-yı Şerif Ve Düşündürdükleri</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/bayram-kilicaslan/bir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/bayram-kilicaslan/bir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Aug 2017 18:41:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bayram KILIÇASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalistler]]></category>
		<category><![CDATA[küfre rıza küfürdür]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhülislam mustafa sabri efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=3732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevzuu ve mes’elenin iyice fehm ü idrâk edilmesi ve bahsi nereye getireceğimizin bilinmesi içün evvelâ, Osmanlı Şeyhülislâm’ı Mustafa Sabri </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/bayram-kilicaslan/bir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html">Bir Fetvâ-yı Şerif Ve Düşündürdükleri</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">BİR FETVÂ-YI ŞERÎF VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ</span></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #cc0000; text-decoration: underline;"><em>Bayram KILIÇASLAN</em></span></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Mevzuu ve mes’elenin iyice fehm ü idrâk edilmesi ve bahsi nereye getireceğimizin bilinmesi içün evvelâ, Osmanlı Şeyhülislâm’ı Mustafa Sabri Efendi’nin (Rahmetullâh-i Aleyh) ve Anayasasında, <strong>“devletin temel nizâmları kısmen de olsa, dinî esaslara dayandırılamaz”</strong> diyerek, kendilerinin ne menem <strong>“dîn aleyhtarı”</strong> olduğunu tüm cihâna ilân eden Laik (dini olmayan) Cumhûriyet’in Püftüsü değil, Gümülcine Müftüsü Muhammed Nevzat Efendi ve Dimadoka Müftüsü Hacı Veliyeddîn Efendi (Rahimehullâh) gibi Dîn-i İslâm üzerine müesses bir devletin medrese ve mekteblerinden icâzet almış iki Müftüsünün fetvâsını iktibas edelim!</p>
<p style="text-align: justify;">Fetvânın serlevhâsı</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“BİD’ÂTLARDAN MEZKÛR VE MÜNDERİC  MADDELER!&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kemalistlerin İslâm dinine karşı yaptıkları mel’ânetler ve bombardumanlar!</p>
<p style="text-align: justify;">Ne yaptı bu Kemalistler?</p>
<p style="text-align: justify;">1) Tesettür-i nisvân’ın ilgâsı (kadınların tesettürünün kaldırılması.)<br />
2) Mirası Allâh&#8217;ın emri mu&#8217;cebince taksim etmeyi ilgâ (İslâm dininin miras hukukunu kaldırdılar.)<br />
3) Nikâh-ı Şer’îyi ilgâ.<br />
4) Talâk-ı Şer’îyi ilgâ.<br />
5) İddet-i Şer’iyyeyi ilgâ.<br />
6) Teâddüd-i zevcâtı suret-i mutlakada men ve tahrim<br />
7)………………………………………………………………………..<br />
8) Yarı çıplak İslâm kadınlarının nâmahrem erkeklerin kolları arasında alâmeinnas dans etmelerini tecviz ve teşvik.<br />
9) <strong>“Şarabı ben böyle içerim”</strong> diyerek iftihâr.<br />
10) Dîni devletten ayırarak hükümeti, Şer’-i Şerîf’in müdâhale ve murâkebesinden azâde bırakmak.<br />
11) “………………………………..” &#8220;Allâh’ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler, kâfirlerin tâ kendileridir&#8221; meâlindeki Nazm-ı Celîleye rağmen Kâvâninî İslâmiye’yi ve Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyeyi ilgâ ederek, Roma hukukuna müstenid İsviçre kânunlarını medreseye tatbik ve tercih.<br />
12) Şer’iat-i İslâmiye’yi tahkîr etmek ve bunu gazetelerle de yapmak.<br />
13) Allâh nâmına yemini kaldırmak.<br />
14) <strong>“Devletin dinî, dinî İslâm’dır&#8221;</strong> hakikâti hakkındaki madde-i esâsîye’yi iptâl ve ilgâ etmek.<br />
15) Mekâtib-i İslâmiye’den tedrisât-ı dîniyye’yi kaldırmak.<br />
16) Kur’ân hıfzını men etmek.<br />
17) Müslümanların yazısını ilgâ ederek, Latin hurufâtını kabûl etmek.<br />
18) <strong>&#8220;Türk milleti (hâşâ) bir baldırı çıplak Arab’ın va’z ettiği kânûnlara bağlı kalamaz&#8221;</strong>, diyerek; Peygamber Efendimiz Aleyhisselâmı tahkîr etmek.</p>
<p style="text-align: justify;">Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin fetvâ hakkındaki nihâî hükmü:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Bunları yapan umerâ ve efrad’dan müteşekkil bir hey’et-i içtimâiyyenin işbu harekât ve icrâatını TASDİK VE TAHSİN eden mukallidlere MÜSLÜMAN demek câiz olur mu?</strong><br />
<strong>Elcevab: OLMAZ!.&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Zannedilmesin ki, Fetvâ 1930’lara hass (özgü) olsun ve sadece Kamalistleri hedef alıyor olsun ve hükmü, kıyâmete kadar geçersiz olarak, muattal kalsın!<br />
Ve şümûl dairesi topyekün küfrü havî (içine alıyor-kapsıyor) olmasın!<br />
Mevcûd beşer düzmesi hukukda bile, bir hüküm hakkında, karar verirken müşkilâta düşünce, Anayasa mahkemesinin ve Yargıtayın vermiş olduğu geçmiş zaman ictihatlarına bakmıyorlar mı?<br />
Ve bunlar, <strong>“emsal”</strong> teşkîl etmiyor mu?</p>
<p style="text-align: justify;">Mevzuu ve mes’eleyi şuraya getirmek istiyorum:<br />
Ya’ni, mevcut hükümet ve mevcût hükümetin sevk ü idâresini “baş mes’ul” olarak elinde tutan en tepedekine!<br />
En tepedeki, <strong>“din devletine karşıyız”</strong> demedi mi? Şimâl-i Afrika seyahatlerinde, <strong>“hukukunuz laik olsun”</strong> ve yakın zamanlarda bir Arap TV’sine verdiği mülâkatda, <strong>“laiklik tavsiyesinde”</strong> bulunarak; tahtında müstetir olarak, <strong>“Allâh’ın Âyetlerine müstenid bir devlet nizâmı”</strong> arzulamadığını ve mefhûm-ı muhalifiyle (zımnen) söylemiş olmadı mı?<br />
Yine tepelerdekiler, <strong>“zamanımızda dört hak din vardır”</strong>, <strong>“rahmetimiz gazabımızı aşmıştır”</strong> diyerek, bir Müslümandan (ikrâh-ı mülcî’nin şartlarının teşekkülü) dışında sadır olması muhâl, müntesibinin îmânını zir ü zeber eden kelime-i küfürleri söylemedi mi?<br />
Ve yine tepelerdekiler <strong>“Cumhûriyetimizin ilelebed korunmasında kararlıyız”</strong> ve, seçim meydanlarında, <strong>“Demokrasiyi yaşatmaya varmı sınız”</strong> diyerek, Kamalistleri ve Kara Şapkalı Demirel&#8217;i aratmayacak küfürlerini peşine takdıklarına da zerk etmedi mi?</p>
<p style="text-align: justify;">RTE’nin maiyetinden ayırmadığı Bakan’larından M.Ali Şahin: <strong>“Hilâfetçi değiliz, Cumhûriyetçiyiz”</strong> diyerek, İslâmî-Şer’î devletin en bâriz alâmet-i fârikası <strong>“HİLÂFETE KARŞI”</strong> olduklarını tüm cihâna ilân etmedi mi? Ve yine M.Ali Şahin: <strong>“dindarları laikleştirdik”</strong> diyerek, Müslümanları, İslâmî-Şer’î-Allâh&#8217;ın kânûnlarına müstenid devlet îmân, arzu ve isteklerinden tecrid ederek, gerek lûgat ve gerek ıstılahda (terminolojide) mutlak Allâh&#8217;sızlık demek olan <strong>“laiklik potasında”</strong> erittiklerini yani Şeyhülislâm Merhûmun buyurduğu <strong>“Dini devletten ayırarak hükümeti, Şer’-i Şerîf’in müdâhale ve murâkebesinden âzâde bırakmak”</strong> küfrüne müeddî bir iç taşıdığını alâmeinnâs teşhir etmedi mi?<br />
Fettoş’la aralarına kara kedi girmeden önce, Hükümetde (RTE’nin emr-i tebaiyyetinde) fevkalâde salâhiyetleri hâiz bir Bakan olarak Bülend Arınç: <strong>“Laikliğin tadına yeni yeni vardık”</strong> demedi mi?<br />
Ve, RTE’nin maiyetinden ayırmadığı Bakan’larından Ömer Çelik: <strong>“Laiklik Türkiye’nin nükleer gücüdür”</strong> diyerek, laikliği ihtirâmât-ı fâikasıyla ve son derece ta&#8217;zimle yâd etmedi mi?<br />
Ders kitapları vasıtasıyla, Dört Hak Mezhebe bir beşincisisini <strong>“CAFERİLİĞİ</strong>”, ve Eş’âr’ilik ve Maturidîlik’den ibaret itikâdî mezheplerimize <strong>“SELEFÎLİK”</strong> dalâlet fırkasını sokuşturan bu Hükümet değil mi?<br />
<strong>“Zinâ’nın suç olmamasını”</strong>, teşrî makâmınında bulunanlar olarak, bunlar kânûnlaştırmadı mı?<br />
Aile Bakan’ı Fatma Betül Sayın Kaya’ya: <strong>“Birden fazla eş durumu olmayacak”</strong> dedirterek, Kamalistlerin <strong>“teâddüd ü zevcât”</strong> düşmanlık ve muhalefetiyle yolları kesişmedi mi?<br />
Emri altındaki DİB Bakan’ı Mehmet Görmez’e bu hükümet, Felix Koerner Cizvit Papazının önderliğinde ve idâresinde 380 000 Hadis-i Şerif AYIKLATTIRMAK gibi, Kamalistlerin bile akıl edemediği cinâyet, ihânet ve kah.eliği irtikâp ettirmedi mi?<br />
Hulasâ-i kelâm mevcûd hükümetin ve ipini elinde tutan zirvelerdekilerin küfrü dalâletlerini ve İslâmiyet&#8217;in altını oyucu mel’ânetlerini saymaya kalksak, kitab çapında bir çalışma ortaya çıkar!<br />
Daha, RTE’nin, Sünniliği, Şîîlikle müsavî tutarak <strong>“TEHDİD”</strong> ilân etmesini ve hak bâtıl gözetmeksizin Dört Hakk Mezhebe at mahmuzladığı dalâletini teferruatlıca yazmadık!<br />
Bâlâdaki Osmanlı Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi’nin ve Müftülerinin verdikleri fetvânın şümûl dairesine bakılacak olursa, Kamalistlerle, AKP güdücülerinin arasında pek fark görülmediği bedâhaten anlaşılacaktır! Fark, Kamalistlerin, Kazıklı Voyvada’nın vandalizmasına karşılık, AKP’nin İbn-i Sebe metodunu tatbikden ibarettir! Ve erbabınca bilinir ki, İbn-i Sebe metod ve usûlü daha yıkıcı ve kalıcıdır!<br />
Nitekim, Ebû Cehil’in fitnesi habis gövdesinin cehenneme postalanışı ile son bulmuştur! Fakat İbn-i Sebe’nin sebeb olduğu fitne içün bunu söyleyebilir miyiz?</p>
<p style="text-align: justify;">Neticeten deriz ki, Kamalistler ve destekçileri Müslümandan sayılmıyorsa, peki İslâmiyet&#8217;i TAHRİF etmeyi ve Müslümanları LAİKLEŞTİRMEYİ politikalarının baş hedef ve gayesi olarak tesbit ve tayin etmiş AKP’lilerin ve peşinden gidenlerin MÜSLÜMANLIĞINDAN söz edilebilir mi?<br />
<strong>“Küfre rıza küfür”</strong> değil mi?<br />
Pekii bunları reyleyerek UMUR U DÜNYEVİYYE VE DİNİYYESİNİ bu adamlara teslim etmek nedir???!!!</p>
<p><em>İntişârı: 28.08.2017 / 23:38:55</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&amp;linkname=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fbayram-kilicaslan%2Fbir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html&#038;title=Bir%20Fetv%C3%A2-y%C4%B1%20%C5%9Eerif%20Ve%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/bayram-kilicaslan/bir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html" data-a2a-title="Bir Fetvâ-yı Şerif Ve Düşündürdükleri"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/bayram-kilicaslan/bir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html">Bir Fetvâ-yı Şerif Ve Düşündürdükleri</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/bayram-kilicaslan/bir-fetva-yi-serif-ve-dusundurdukleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(3) Erdoğan Laiklik Misyoneri Mi Veya Takke Düşdü (Daha Doğrusu Sarık Düşdü) Şeyi Göründü Mü?…</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Sep 2011 07:49:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[Ebû Hureyre]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[haksızlık karşısında dilsiz şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik misyoneri]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhülislam mustafa sabri efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=2648</guid>

					<description><![CDATA[<p>Laiklik denilen belânın lûgat ve  gâvurcasıyla “terminolojik” ma’nâları üzerinde durarak eveleyip geveleme ile ömür tüketecek değiliz; ve hele bir takım </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html">(3) Erdoğan Laiklik Misyoneri Mi Veya Takke Düşdü (Daha Doğrusu Sarık Düşdü) Şeyi Göründü Mü?…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>ERDOĞAN LAİKLİK MİSYONERİ Mİ VEYA TAKKE DÜŞDÜ (DAHA DOĞRUSU SARIK DÜŞDÜ) ŞEYİ GÖRÜNDÜ MÜ?…</u></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><u>(3)</u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ</u></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Laiklik denilen belânın lûgat ve  gâvurcasıyla <strong>“terminolojik” </strong>ma’nâları üzerinde durarak eveleyip geveleme ile ömür tüketecek değiliz; ve hele bir takım medya liboşları gibi <strong>“şeyhimiz, hocfendimiz, partibaşımız ne yapsa bir hikmeti vardır, kerâmet buyurmuşlardır, anamıza küfretse küfredilmeyeceğini bilmediğinden değil, küfretmesi yalancık ve mecâzîdir, küfrediyorsa bunda anamın nice menfaatı vardır!”</strong> gibi hebenneka mantığından ve böyle bir dalkavukluk resmine alabildiğine uzaklığımız, kalem şahsiyetimizi tanıyanlar içün ma’lûm…</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyâ’ya bir kere geliyoruz; ve ikinci geliş, bir gün azâbı görünce istenecek olmasına rağmen tahakkuku (muhal!)</p>
<p style="text-align: justify;">O halde şer’î akıl ile yaşamak ve bildiğimiz haqq’ı, mücerred Allâh Azze’nin hatırını en başa alarak ve hiç kimseden çekinmeden söylemek ve vahyin bu ana hattı üzerinden milyarda bir sapmadan yürümek yegâne kârlı yol…</p>
<p style="text-align: justify;">Üstad Merhûm Necib Fazıl Bey’in şu çarpıcı ve bir o kadar da <strong>hakîkat satırlarına  dikkat:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“-Biz, dâvâmızdan ne döner, ne de kıblemizden milyarda bir derece fedâ ederiz. Ancak, şahısların gâyeden inhirâfı nisbetinde onlardan çevriliriz. Bu da, orospu vicdanlar dünyâsında en keskin fikir nâmûsu îcâbı…”</em></strong> (Rapor 4, sh:25, 1978)</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun dışı, nefis denen zâlim ve en baş düşman ne kadar te’vil ve kıvırtmalara tenezzül etse de, mutlak ma’nâda (lâ’netlenmiş iblisin) yolu!. Yoksa, ölümü, işkenceyi, sürgünü, hakâreti, tekzîbi, iftirâyı ve binlerce yıl içinde müteselsilen ezâyı göğüsleyen nice Peygamberân-ı ızâm Hazerâtının yolu ve çizgisi, (sonsuz kere hâşâ) abes olurdu!<strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yaradan: <strong>“Hayâtım da memâtım da senin içün de!” </strong>demişse, ve <strong>“mücerred benden korkun insanlardan korkmayın!”</strong> buyurmuşsa, o halde biricik yol, devletden, hükûmetden, partiden, şebekeden, mafyadan, sokak ve meydandan, ideoloji ve doktrinden, hısım-akraba ve çevreden yana olmak değil, Haqq’dan yana olmakdır; ve<strong> “HERŞEY ALLÂH İÇÜN!”</strong> diyebilmek…</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye denen hududlar içinde bu nokta iflas etmiş, istisnâlar kâideyi bozmaz noktasından Haqqı söyleyeceksek, iblis, büyük ekseriyyeti ile düşünce ve yazı erbâbını gırtlağından esir alarak sürüsüne eklemişdir. Bu sürülerde uyuşturma ve uyutma formülü de şu:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“- Her doğru her yerde söylenmez!</strong> <strong>O halde bu da, şu da, o da, öteki de, beriki de, her yerde söylenmiyecek doğrudur, öyle ise sus, sus, sus ve söyleme, rahatın kaçar!.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bunun neticesi, Rasûl-i Rusül (Peygamberler Peygamberi) o Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm’ın mübârek, mukaddes ve muazzez diliyle, <strong>“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmak!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Müslümanları, devletlerini dinsizleştirerek onların üzerinde Allâh ve Râsûlü’nün hâkimiyyetini dolayısıyla bütün dünyada izzet ve şerefle yaşamalarını istemeyen haçlı-yehûdî cebhesi ve onların içimizdeki kuyrukları, bu mel’anetlikleri içün <strong>“laiklik”</strong> denen dinsizliği ısrarla ve zorla Anadolu’ya dayatmışlar; ve böylece de, 15 asırlık intikamlarını haddinden bin katıyla fazla almışlardır. Hâl böyle iken, yıllarca <strong>“müslüman kalemler!”</strong> olarak tanınan heriflerin pek çoğu, Mısır, Tunus ve Libya’da R.T.E’nin korkunç beyânlarına bir tek yazılarıyla bile reddiye yazabilmekden geri durmuşlar; ve onlar da, takkeleri düşerek kellerini apaçık görünür eylemişlerdir…</p>
<p style="text-align: justify;">Şeytân-ı ahras (dilsiz seytan) olmak istemeyenlere evvelâ Merhum Elmalılı’nın Tefsir satırlarını okutmak mevkiindeyiz:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“- Ebû Hureyre Radıyallâhu Anh Hazretleri çok hadîs rivâyet etdiği söylendiği zeman, “Kur’an’da iki âyet ki, biri Bakara 159, diğeri iki sahife sonra gelecek olan bunun nazîri âyet olmasa idi, hiçbir hadîs rivâyet etmezdim” buyurmuş ve bu âyetleri okumuşdur. Binâenaleyh emr-i dîne müteallık hiçbir ilim gizlenmemelidir. Zirâ Allâhu Teâlâ buyuruyor ki: “Bizim inzâl etdiğimiz beyyineleri ve Allâh’ın emrine, ahkâmına, irşâdına ve bunlara îmân ve ittibâın vücûbuna delâleten ve aynı hidâyet olan âyât ü edilleyi o kitabda veya bu kitabda, gerek Tevrat ve gerek İncil ve gerek Kur’an cinsi kitabda nâsa beyânımızdan sonra, o insanlar içinde bunları KETMEDENLER (saklayanlar) yani ikrâr u i’tirâf etmeyib vakt-i hâcetde söylemeyen veya neşretmeyen veya neşrine mâni’ olan veya onu külliyyen veya kısmen tahrîf ve telbîs etmek (hile ile ters göstermek) gibi herhangi bir sûretle gizleyenler kim olursa olsun, işte bunlar, bu ketimlerinden dolayı muhakkak Allâh bunları lâ’netler, lâ’net edebilecek ve lâ’net duâsı yapabilecek olanlar da bunları lâ’netler…. Şübhesiz ki Haqq’dan sükût eden dilsiz şeytandır…… Hâsılı haqq’ı sarîhi ketmetmek küfürdür ve îmân da ızhâr-ı Haqq’dır. Ve ba’del küfür (küfürden sonra) ızhâr-ı Hakk ile tevbe ve îmân makbuldür….</em></strong> (Cild 1, s: 559-60)</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet gibi Mutlak Hakîkât bir dînin kökünü kurutmak planları karşısında <strong>“şeytân-ı ahras”</strong> olup, bir takım fer’î mes’eleler karşısında vakvak kesilen <strong>“müslüman yazar çizer!” </strong>takımları, mes’ûliyetlerini müdrik olamıyorlarsa, bunların artık i’rabda yerlerinin olamıyacağı ve şuur ve derecelerinin beş para edemiyeceği de artık iyi bellenmelidir…</p>
<p style="text-align: justify;">Arap dünyasına <strong>“laiklik misyonerliği!”</strong> yapmak ve onları İslâm yerine <strong>“laik-dinsiz”</strong> bir devlet ve anayasa çizgisine çekmek üzere turlara çıkarılan ve<strong> “laiklik dinsizlik değildir!”</strong> diyen ve bu hususda söz söylemek liyâkat ve ehliyetine de din âlimi olmadığı içün aslâ sâhib olamıyan Ankara Başvekîlinin, cedel ve cerbezelerle süslü beyânlarına en güzel cevabları Büyük İslâm Âlimi ve Mücâhidi, Akâidde İmam, Allâme ve Dâhî, Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretlerinin satırları verecekdir. Kemâl-i edeb ve’l-ihtirâm ve îmân tâzelemek üzere okunsun:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“- Ne garib haldir ki, Türkiye’nin bu yeni d…..nin Müslümanlıkdan çıkmak ve bütün Türkleri de çıkarmık içün bu kadar çabalamasına karşı bir takım sersem ve sırnaşık müslümanlar (!) hâlâ kendisinin yakasını bırakmıyorlar. İşte Türkiye inkılâbının mâhiyyet-i meş’ûmesini hakkıyla anlamaya başlayan Arabistan ve Hindistan gibi Büyük İslâm Âleminin matbuâtında (……..)in nutku esnâsında tasrîh etdiği deminki sahtekârlık i’tirâfına âid fıkra, husûsî telgraflarla çalkalandığı ve kemâl-i te’sîr  ve teessüfle karşılandığı halde, Balkan devletleri idâresinde bulunan bazı küçük İslâm muhitlerinde Türkiye’nin dinsizliğini nâtık olan bu sarâhat bile, bazı taraflardan bize yazıldığına nazaran hükûmetin dinden tecerrüdü (ayrılması) ile tefsîr olunarak, ehâlînin dînine bundan zarar gelmediği iddia olunmakda imiş.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Bir kere (devlet) ve (hükûmet) ta’birleri biribirinden farklı olarak (devlet)de ehâlî dâhil oldukdan başka, farzen ve takdîren kânûn-ı esâsî (anayasa) maddesindeki (devlet)den hükûmet ma’nâsı maksûd olsa bile, hükûmet-i milliyye, halk hükûmeti, cümhûriyyet hükûmeti nâmlarıyla bâhusus böyle millete izâfe edilen bir hükûmetin, açıkdan açığa dinsizliğini ve Müslüman hükûmeti olmadığını i’lân etmesi üzerine de, onu hâlâ kendisine hükûmet ve metbû’ tanıyan ve onun din kânunları yerine kasden ikâme etdiği dinsiz kânunlara birrızâ itâat eden millet, teker teker efrâd i’tibâriyle değil de, topdan irtidâd etmiş olacağı gibi, dindâr millete dinsiz hükûmet-i milliyye teşkîl etmelerini tecvîz ve tavsiye eden hâricdeki te’vilci müslümanların (!) kendileri bile, dâhildeki milletle berâber dinden çıkmış olurlar ki, bunu kabûl etmemek, küfr-i inâdî değilse, budalalığın hadd-i gâyesidir (son derecesidir.)</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Milletin dîni var imiş de, kendine muzâf (kendine bağlı)  olmak üzere neye dinsiz hükûmet teşkîl etmiş? Hükûmet-i milliyye, milletin mümessili olduğuna nazaran, dindar millet nasıl olur da kendisine dinsiz mümessil ta’yîn ederek kendi nâmına ve kendi üzerinde dinsizce icrâ-yı ahkâm olunmasını kabûl eder? Bu açıkdan açığa küfre rızâ değil midir?</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Hükûmetim benim üzerimde ahkâm-ı dîniyye ile hükmetmesin de, başka ahkâm ve kavânîn ile hükm etsin, ben üzerimde Şerîat’ın yani Allâh ve Rasûlü’nün hâkim olmsını istemem!” demek ne demekdir?”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">(Yarın Gazetesi,16 Cemâziyelevvel 1346—10 Teşrin-i sânî 1927)</p>
<p style="text-align: justify;">Dînin esas ve künhüne vâkıf olmayan ve bugünki şartlarda olması da pek zor görünen laik politikacıların, mütehassısı olmadıkları mevzularda fetvâ verircesine <strong><em>&#8220;Türkiye’de anayasa laikliği, devletin her dine eşit mesafede olması olarak tanımlar. Laiklik kesinlikle ateizm değildir. Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Müslümanım ama laik değilim. Fakat laik bir ülkenin başbakanıyım. Laik bir rejimde insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü vardır.&#8221; </em></strong>Demesi, haddi tecâvüz ve milletin dînine de bühtân sayılmaz mı?…</p>
<p style="text-align: justify;">Kendilerinin ne kadar <strong>“müslüman!”</strong> olduklarını ölçmek ve tartmak isteyenler, nasıl kalb ameliyatlarını hayvan hekimi olan baytarlara yaptırmıyorlarsa; gönül ve îmân hastalıklarının teşhis ve tedâvîsi içün de, bir takım ilâhiyâtçı veterinerlerin kuru masalarına yatarak (gönül) ameliyatlarından bir netîce alamazlar!</p>
<p style="text-align: justify;">Kendisine güvenenler, eğer gerçekden yiğit, te’vil ve kıvırtmalardan meded ummayan ve adam gibi adamlarsa, çıkarlar Koca Şeyhülislâm’ın terâzisine, boylarının ölçüsünü ve kaç gram geldiklerini okur, akılları da varsa eğer, tevbe ve istiğfârın en ağırına tevessülle, îmân ve İslâmlarını tecdîd, temdîd, takyîd, tahkîm ve takviye ederler… Bunun ebedî kârı evvelâ kendilerine, sonra da bütün milletedir!</p>
<p style="text-align: justify;">Ebedî azâbın yolunu açıp, insanlara orayı gösterenlerin mes’ûliyyeti, en ağır ve elîm bir mes’ûliyyet olup, saptırılan milyonların ebedî vebâli de, bunların omuzlarında olacakdır…</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 29.09.2011)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&amp;linkname=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html&#038;title=%283%29%20Erdo%C4%9Fan%20Laiklik%20Misyoneri%20Mi%20Veya%20Takke%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%20%28Daha%20Do%C4%9Frusu%20Sar%C4%B1k%20D%C3%BC%C5%9Fd%C3%BC%29%20%C5%9Eeyi%20G%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%20M%C3%BC%3F%E2%80%A6" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html" data-a2a-title="(3) Erdoğan Laiklik Misyoneri Mi Veya Takke Düşdü (Daha Doğrusu Sarık Düşdü) Şeyi Göründü Mü?…"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html">(3) Erdoğan Laiklik Misyoneri Mi Veya Takke Düşdü (Daha Doğrusu Sarık Düşdü) Şeyi Göründü Mü?…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-erdogan-laiklik-misyoneri-mi-veya-takke-dusdu-daha-dogrusu-sarik-dusdu-seyi-gorundu-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
