<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadın-erkek eşitliği arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.biz/tag/kadin-erkek-esitligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/kadin-erkek-esitligi</link>
	<description>Hakkın ve Sabrın T&#252;rk&#231;esi imani, fikri, edebi, tarihi ve siyasi neşriyatdır...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 May 2022 09:57:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/06/cropped-osmanli-armasi-site-ikonu-50x50.jpg</url>
	<title>kadın-erkek eşitliği arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/kadin-erkek-esitligi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>(2) Şiddet, Hangi Din Veya Tâğûtî İdeolojide Yasak, Hangi Dinde Mutlak Farz…</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2022 17:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SEYYİDOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[8 mart]]></category>
		<category><![CDATA[kadın-erkek eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[kadının ayağının altını öpmek]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13767</guid>

					<description><![CDATA[<p>DİB, dib olduğu 1924’den bugüne kadar, her şefin, her partinin, felsefe ve nefsine, lâyıklığına,  ataizma ve ateizmasına, feminizma ve homoisma anlayışına, sihâka yani lezbiyenliğe bakışına  göre  bir “literatür”, bir dil kullanmış veya susarak şeytanlığa sıcak bakmış,</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html">(2) Şiddet, Hangi Din Veya Tâğûtî İdeolojide Yasak, Hangi Dinde Mutlak Farz…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>ŞİDDET, HANGİ DÎN VEYA TÂĞÛTÎ İDEOLOJİDE YASAK, HANGİSİNDE MUTLAK FARZ…</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong>(2)</strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff0000;"><strong><em><u>Ahmed SEYYİDOĞLU (Dâğistânî)</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>DİB’İN TANRISAL MERCİİ, ANAYASANIN “LÂYIKLIK İLKESİ VE ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİDİR!”</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB, dib olduğu 1924’den bugüne kadar, her şefin, her partinin, felsefe ve nefsine, lâyıklığına,  ataizma ve ateizmasına, feminizma ve homoizma anlayışına, sihâka yani lezbiyenliğe bakışına  göre </em> <em>bir <strong>“literatür”</strong>, bir dil kullanmış; veya susarak şeytanlığa sıcak bakmış, o dil ile <strong>“milletden ulusa evolüsyon (ıstıfâ) geçiren kitlelere” “anayasanın layıklık ilkesi DOĞRULTUSUNDA yüce din hızmetleri”</strong> sunmuşdur!… Şeflere ve parti başlarına göre <strong>“Rais=Başkan”</strong> sâhibi yapılan DİB, onların dinlerine veya dinsizlikleri iktizâsına göre de değil, o politik devlet ve hükûmet patronlarının, <strong>“İslâmiyyet’i, görmek istedikleri endâze ve şempanze istikâmetinde”</strong> bir hüviyet, mâhiyyet, resmiyyet, cinsiyyet, hûriyyet, hükmiyyet ve mâiyyete kavuşturmaya âmâde bulunmuşdur!. DİB, işte böyle son derece sefokratik bir idâre-i cümputrasînin, her ciheti kıble ittihâz edebilme kabiliyyetinde, pek müstesnâ religionik bir mahall-i mahsûsudur!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>AKAP iktidâr-ı cinsiyye, madâmiyye ve leydiyyesinde ise, <strong>“Kadın istihdâmı,”</strong> bütün hükûmet ve paralamento devâir-i resmiyye ve hıdemâtında KADIN-KIZ-AVRAT-MADAM cinsiyetine pek husûsî ve müstesnâ ve <strong>âile yuvasını unutdurucu</strong> bir yola ve meşreb-i müştereke-i ictimâiyyeye sâhib kılınmış; bunun üzerinden seyr-i sülûk-ı cinsiyyede kat&#8217;-ı merâtib eylenmişdir!. Öyle ki, bilumum imparatoriçe, leydiçe ve başörtülü kanaviçe gürûh-ı avrâdiyyesi, bu babda fevkal’âde; ve bunun dahî fevkinde bir gayret ü cehd-i samîmâneyle fedâ-yı can etmek derecesinde ve saray bülbülleri olarak her sosyatik ve politik mekânda şakıtılmış olub; dahî, kendilerini Freng meşhûre ve Katolik azizesi  Jeanne d’Arc yerinde görmek gibi bir hâlet-i rûhiyye içine de yuvarlanarak, şirkâlûd müşrik rüesâ ile lerzenâk olan cihân-ı hâzıra ve nâzırayı lerzedâr ve bir o kadar da kendilerine hayrân ve seyrân  eylemişlerdir!… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Keyfe mâyeşâ’ öyle ayarsız; ve birileri adına da  öyle sayarsız sıkmışlardır ki: </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda verdiğimiz mücadele, bir hak mücadelesinden öte, altını çizerek ifade ediyorum, <span style="text-decoration: underline;">bir ölüm kalım mücadelesidir.”</span>  </em></strong><em>gibi  pek sivri, aşırı, haşarı ve şaşırı bir lâfı, alâmeleinnâs dünyâ ruznâmesindeki yerine, çakarak oturtmuşlardır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Jeanne d’Arc vârî, lâkin, ona <strong>&#8220;cinsîyet ve cibilliyet eşitliği&#8221;</strong> cihetinde muâdil bir mücâdele!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Elâlemin cinsî tercih veya perhiz veya ve ipsizlikleri uğruna <strong>“Ölüm kalım mücâdelesi”</strong> içine girmek, bu çirkef dünyâda her <strong>“azîze veya leydiyeye”</strong> böylesine kolay bir <strong>“mutluluk ve putluluk”</strong> da getiremez!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Putperest, Hakkperest ve Zenperest (avrattapar) Türk devirlerinin hiçbirinde, bu kadar iddialı ve cihân (herifizmasını) dize getirici bir avradizma veya feminizma dehşeti yaşanmamışdır! AKAP sa’ye-i cinsiyye ve cibilliyyesinde, cihân dahî böyle dehşetengiz bir <strong>mücâdele</strong> şekl ü şemâiline, ancak bu devr-i dilârâ-yı cümhûriyyede ererek, mutlu ve putlu, kutlu ve mutlu olmuş; <strong>“Kadınlar üzerinden yapılan inkılablar yani devirimler”</strong> de, böylece <strong>kemâle</strong> yüselirken, o ulvî <strong>“Ana-kadınlık makâm-ı muâllâsı da”</strong> da başaşağı, <strong>zevâle</strong> rota kırmışdır…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>KADINLAR, FITRATI DIŞINDA İŞE BULAŞIRSA, İCTİMÂÎ KANSER UZVİYETİ TAM KUŞATIR!</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em> 8 mart 2022 <strong>“Kadınlar Günü”</strong> denilen o müthiş dalâlet ve gabâveti tes’îd gününde, Fettoşizmin gözbebeği İP’Lİ Moral da: <strong>“Kadınların ayağının altını öpmelisiniz kereste adamlar”</strong> diye çıldırma derekelerine düşerek, bu leydimtrak mücâdelelere gönüllü olarak ve en üst perdeden iştirâk eylemişdir!. Anlaşılıyor ki, bazı madamik avratlar, kocalarına<strong> “ayaklarının altını”</strong> öptürerek, tanrıçalık hâl veya hayâlleri yaşamaktadırlar!. Dâr-ı Riddenin hâkim olduğu her yerde, her halt işlenirse de, bu türüne ilk def’a rastladığımızdan taaccüb eyledik, ma’zûr görüle!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Ancak <strong>“feminizmaya elini kaptıran kolunu kurtaramaz”</strong> denilebilmelidir. Asıl mühim olan ise, Hadîs-i Şerîf mu’cebince, erkekleşmiş ve kadınlıkdan fırlamış, madamlaşarak yepyeni bir cins hâline gelmiş ve böylece de şımarıklığın ve ağzı burnuna ve başka yerlerine karışmış karılara<strong> <u>“idâresini teslîm edenler ASLÂ (len yüfliha) İFLÂH OLMAZLAR!”</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sâdece bu noktadaki felâket ü rezîlet bile, bir devlet-i ılmâniyye ve ataizmanın (lâyıklık ve ata heyâkîline tapıcılığın) encâmını, berbâd ü perîşân eyliyebilir!. Dünyâ târîhine bakılırsa, hiçbir millet ve devleti, <strong>“Köprü, yol ve binâları ve âsâr-ı fenniyye ve sınâiyyesi ve heyâkiliyyesi (heykelleri)”</strong> değil; rûhundaki hakikat bağlılığı ve kökünden kopmıyarak gövdesi vâsıtasıyla gıdâyı yaprak ve çiçeklerine VÂSIL EDİŞİ kurtarmışdır… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gâvur dünyâsından alınan ters idrâkler, 250 senedir, kendi şahsiyyet-i dîniyyesini kaybettirerek, o İslâm milletini mücerred, <strong>“Jeo-ekonomik ve homo-ekonomicus”</strong> bataklığına çekmiş ve muvâzene tamâmen bozularak küfr ü şirke dönerek bugünki çıkmaz sokağa girilmişdir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Beyânımız odur ki, DİB, sapık feminizma gibi cereyânların içindekilere sessiz kalarak, onlara bir nevi müşevvik oluyor; ve <strong>“Kadına Şiddet”</strong> cür’münün daha doğrusu şiddet denilen zulmün ana sebebi bulunan ŞİRKİN, ana mes’ûllerini saklamak içün de, <strong>“Şiddet nereden gelirse gelsin karşısındayız!”</strong> diyerek, layık cumputrat bir politika üzerinde; ve <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Anayasanın laiklik ilkesi DOĞRULTUSUNDA&#8221;</strong></span> sadâkatle, me&#8217;murca ve emredilen uygun adımlarla yürümeye devâm ediyor!. Sonra da bu dîn, <strong>&#8220;Allâh ve Rasûlünden gelen İslâm DÎNİ&#8221;</strong> olacak ki, bu, HÂLIK ve mahlûkâtla istihzâ ve istihfâf olmasın!..</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Ayrıca DİB, (kendi dîni iktizâsı olarak,) kadın kıtâllerinin altındaki ateist-kamalist felsefe şirkini (ana sebebi) ne kadar susarak gizlemiye çalışırsa çalışsın, bunu aslâ gizliyemiyecekdir. Mızrak çuvala ne zaman sığarsa, DİB de bunda ancak o zaman muvaffak olabilir!. Diyânet denilen, 1924 tevellüdlü DİB’li  cumputratik kamalist dâire, bu memleketdeki katliâmları sâdece <strong>“Kadına Şiddet”</strong> çerçevesine hasrederek, feminizmaya muvâzî olarak çok büyük bir gözboyama içine girmektedir. Bu memleketde tam yüzyıldır asılıb tenkîl edilen 500.000 müslüman neden dile alınmamaktadır?. Öldürülen kadınlar kadar, adamlar, gençler, askerler,  v.s., öldürülmedi mi ki, bunlar neden ruznâmeye getirilmiyor?. Ya maarif denilen ve ABD ile 1946 anlaşmasıyla müfredât ve esasları emredilen maarifin tezgâhlarında 76 yıldır ruhları katledilen, yüz milyonlarca ma’sum yavruları, ÇOCUKLARI kim görecek?. DİB&#8217;çiler, sakal, sarık ve cübbe ile bunları örtebileceklerini mi sanıyorlar?.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>1951’DE, DİB REİSİ MERHÛM AHMED HAMDİ EFENDİNİN ZEHİRLENEREK ÖLDÜRÜLMESİ ŞİDDET DEĞİL MİDİR?.</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Dünyâ çapında ve TEK GÖZLÜ PİRAMİD emrinde çalışarak dünya nüfusunu 500 milyona indireceklerini alâmeleinnas dünyâya i’lân etmekden zerre kadar hayâ etmiyen insanlık cânî ve kâtillerinin, AŞI ve CORONA katliamlarına, neden bu DİB denilen yer karşı çıkamıyor?. İktidâra hangi parti-pırtı gelirse, DİB, onların politikalarını, adını <strong>&#8220;İslam&#8221;</strong> koyduğu anayasa mu&#8217;cebince laikliğe bel ve boyun kıran kendi dîni adına TASDÎK edib, politikacıları ve onların politikalarını şirin ve nonoş gösterme <strong>&#8220;platformu&#8221;</strong> veya sahnesi midir?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Doğu Anadolu’da, nice kadîm İslâm memleketlerinde,  son olarak Ukrayna’da ve dünyânın 4 köşesindeki <strong>“ŞİDDETE”</strong> ve bilhassa <strong>“Çocuk-ihtiyar-hasta-ana”</strong> kısmına gösterilen <strong>şiddete ve şiddetin en şerefsiz ve alçak şekilleri olan kıtâllere,</strong> neden <strong>şiddetle</strong> ve alenen ve resmen, hiiiçç karşı çıkılmıyor?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Kitablarında, veya anayasalarında: <strong>&#8220;Bir ferd-i vâhidi öldürmek bütün insanları öldürmek gibidir&#8221;</strong> yazmıyorsa, bu mutlak hakîkatı kâle almamak, en düşük bir vicdân içün bile olsa bir hakk veya bir ma&#8217;zeret olabilir mi?. Vaz&#8217;iyyet, bir tarafa karşı böyle iken, <strong>“Feministlik, LGBTcilik, ÜBNECİLİK (homoculuk), sihakçılık (lezbiyenlik), cinsiyet eşitliği, cinsiyet seçimi”</strong> gibi Batı fırlatması iğrenç ictimâî felâketlere karşı neden <strong>şiddetle evet ŞİDDETLE</strong> tedbir alınmıyor?. Şiddet, çok kötü oduğu içün mü? Batı gâvurlarından gelen bu DİL, hangi tür <strong>&#8220;sarıklı-cübbelilerin&#8221;</strong> de dili oluvermişdir?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Sodomîlik, homoluk, übnelik, sihâkçılık=Lezbiyenlik, v.s.”</em></strong><em> gibi insanlık çukuru mel’unluk merkezlerinin DİLİ ile konuşarak, <strong><u>“Şiddet’in, nereden ve kimden gelirse gelsin karşısındayız”</u></strong> dedirten cinsine karşı, neden bu kadar esîr olunuyor?. Artık kim, kimi kullanıb eskitiyor, müsta&#8217;mel hâle getirib bitpazarı malı olarak satışa çıkarıyor?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB, kendi kendisinin bir dili olmadığı içün mü, bu çukurların DİLİ ile konuşmaya başladı?. Başına kim veya hangi politika âmir olursa, onun DİLİ ile konuşan bir yer, acebâ, imânî, ahlâkî, vicdânî ve insânî hangi keyfiyetin sâhibi olabilecektir?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB denilen 1924 tevellüdlü <strong>“diyanetli kamalist ve politik merkezin”</strong> dîninde, <strong>“ŞİDDETİN her türlüsü ve nereden gelirse gelsin&#8221;</strong> cinsi yok gösterilebilir; ve bunun, bin dereden su taşınarak iddia ve reklâmında da bulunulabilir!. Ancak DİB’in dîni, bunların, ALLÂH’ın DÎNİNDE DE BÖYLE OLDUĞUNU ASLÂ SÖYLİYEMEZ… Nerde kaldı ki, DİB târihi boyunca da, nice <strong>ŞİDDET</strong>, hiddet, denaet, redâet ve habâset hâdiseleri yaşanmışdır. 1925’de Ankara&#8217;daki <strong>“İzmihlâl Mahkemesinde”</strong> hesâba çekilen Merhûm Aksekili Ahmed Hamdi Efendi, 1947&#8217;de 3. DİB reisi olmuş, böyle olduğu halde (9.Ocak.1951’de) acebâ, kimlerin zehirleyerek infâzına kurban gitmişdir?. Cumputrasi devrinde bu yolla infâz, pek çok kişide tecribe edilmiş ve çok <strong>&#8220;bilimsel ve filimsel&#8221;</strong> hukûkî keşiflerle de ilerleyib yükselmiye imzâ atılmışdır!. </em><em>Bu, dört başı ma’mûr bir <strong>ŞİDDET’in</strong>, hem de en <strong>&#8220;netâmeli, çağdaş, devrimsel, uygar, layıksal, cumhûrî  ve sunturlusu&#8221;</strong> değil midir?. Bas zehiri, muhâlifini katlet; ve sonra da <strong>&#8220;Parlamentolu, adliyeli, demputratik, inkilapçı, cumputratik, halkçı, milliyetçi, Hukuk Devleti&#8221;</strong> ol!</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="font-size: 14pt;"><em>LAİKLİĞE TAPTIRILAN SUN&#8217;Î VE GÜDÜMLÜ DİNLERLE, ÂHIRET&#8217;DE HESÂB ÎMÂNI VERİLEMEZ, SÂDECE ANARŞİK RUHLARIN TUĞYÂNI AZAR, MÜSLÜMANLAR DA SÜRGÜN ŞİDDETİ YER!</em></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>22 yıldır LGBT&#8217;li <strong>Feminizma</strong> diliyle konuşan AKAP’ın DİB’i, kendisinin bir dili yoksa, neden o birilerinin diliyle arz-ı merâm etme ihtiyâcını, mübrem ve zarûrî görmektedir?. Bu <strong>&#8220;antişiddet&#8221;</strong> modasının öyle bir cılkı çıkdı ki, moda her yere bulaşdıkça, şiddet de o nisbetde şiddetlendi, oğul anasını, kız babasını gebertir hâle geldi!. Nikâhsızlık, en tabii hakk diye reklâmdan geçilmez oldu; ve <strong>&#8220;edeb ile iffet ve ismet iflâsı&#8221;</strong> ile kadın ve kızlar evlerinden korkar ve firâr eder hâle getirildi&#8230; AKAP iktidâr-ı gayr-i iktidâriyyesi <strong>&#8220;kadın istihdâmı&#8221;</strong> diyerek, her sokak başını, her meclis ve iş yerini ev ve yuva kaçkınları ile donatırsa, ortada <strong>&#8220;âile&#8221;</strong> diye bir yapı taşı kalmaz, süngerden tuğlalarla gökdelen dikmeler devr-i felâketi başlar!. Bundan sonra da: <strong>&#8220;Osmanlı torunuyuz, yerli ve millîyiz, dindâr gençlik yetiştireceğiz, Büyük Türkiye, Dünyâ devletiyiz, en çok kadın-kız bize yandaş, bize yoldaş, bize oydaş, bizde oynaş, var mı bize yan bakan.v.s.&#8221;</strong> diye sık sıkabildiğin kadar!.. Kağıtdan kaplan olmaya özentinin bu türlüsü de, işte ortada ve gelinen nokta&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;ŞİDDETİN her türlüsüne nereden gelirse gelenine&#8221;</strong> kadar feminist diliyle karşı olan sarık-cübbe ve sakallı politikacılar, DİB olarak da mâzîlerine bir baksalar, şiddetin semm-i katil cinsine kadar nice felâket ve helâketleri de pek çok misâlleri ile göreceklerdir!.</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><em><span style="font-size: 14pt;">KÜRESELCİLERİN AZDIRDIĞI &#8220;KADINA ŞİDDET&#8221;, ULEMÂYA GÖSTERİLENİN YANINDA BİR HALT OLAMAZ!</span></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Biz bile, <strong>&#8220;düşük mikyasda diyânetsel şiddetin bir zelzelesini,&#8221;</strong> bizzat başımızdan geçen bir hâdise olarak 1959’da yaşadık! 1924 tevellüdlü kamalist DİB, reisi Merhûm Ahmed Hamdi Akseki iken, onun emr-i vâkı&#8217;i ile ve aralarındaki hukûka binâen, biraz da cebren, merhûm Pederimizin rızâsı hılâfına, 1947 Hacc dönüşü (vâiz) yapılmışdır. 1959&#8217;da ise, demputratların iktidârında Zonguldak <strong>&#8220;Cumhûriyet Müftüsü&#8221;</strong>, kendi ta&#8217;bîriyle <strong>&#8220;rejim süstüsüdür!..&#8221;</strong>  Hiçbir parti ve beşerî sisteme, îmânı ve vicdânı iktizâsı zerre kadar tasdîk, îmân ve meyl ü mahabbet duymıyan; ve duvarlara bazı meşhur tâğûtların resimlerini aslâ asmıyan; ve bu kâbil  <strong>“müthiş (!) cürm ü cinâyetler de işlemiş (!) olan”</strong> Merhûm Pederimizin bu irticâî (!) cürümlerini, maiyyetinde vâiz olarak çalışan Abdulmuttalib Gül iyi kıymetlendirmişdir!. İki ay istifâ etdirilen sâbık adliye vekîli A. GÜL’ün 1959&#8217;da Zonguldak merkez vâizi olan ve Demputratlara da bolca eğilen bu pederinin bir takım sinsi desîseleri de merhûm pederimizin adı geçen suçlarına inzimâm eyleyince, merhûm pederimiz pek ağır suçlu sayılmışdır!. Bunun üzerine, <strong>işkence</strong> de sayılacak şartlar içinde ve apar-topar  Manyas’a <strong>sürgün</strong> edilmesi, acebâ <strong>“ŞİDDET”</strong> değil de nedir?. DİB&#8217;çiler mâzîlerine bakarlarsa, bu misâlin benzeri pek çok <strong>&#8220;demokratik şiddet manzaralarına&#8221;</strong> rastlıyacaklardır&#8230; Yoksa, DİB&#8217;deki sarıklı politikacıların <strong>“dinsel ve tinsel felsefesine”</strong> göre bunlar, <strong>“Evet, Şiddet değil de, cumputratik-lâyık ve demputratik şefkat ve adâlet mi” </strong>sayılmaktadır?!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dedemiz Merhûm Muhammed Rif&#8217;at Efendi Hazretlerine gelecek olursak, o da 12 sene tahsilden sonra Fatih bilâhare Süleymâniye medreselerinden icâzet alıb Bartın&#8217;a döndükden ve orada 15 yıl kadar müftülük yapdıkdan sonra, 1909&#8217;da,  <strong>&#8220;hılâfetçi&#8221;</strong> suçlamasıyla ittihadçı mason eşkıyâların <strong>&#8220;îdâmlıklar&#8221;</strong> listesine alınmışdır&#8230;  8 ay sonra, şeyhülislamlık ve adliye nezâretindeki bazı medrese arkadaşlarının tavassutu ile, zar-zor, ancak ipden dönebilmişdir!. Yunan harbi sırasında Fransız gâvurları Zonguldak ve havâlîsini işgâl edince de, müdâfaa harbine fiilen iştirâk etmiş, askerin kuvve-i ma&#8217;neviyyesini takviye içün siperlerin içinde bizzat eratla omuz omuza çalışmışdır. Düşman safları arasına dağıtmıya muvaffak olduğu arabça beyânnâmeler ve kutduğu ezanlarla, Fransız  kuvvetleri içinde yer alan müslüman Afrikalı aldatılmış askerlere, kendilerinin  müslüman taraf olduğunu isbât ederek, onların bir kısmını isyân etdirmiş, bir kısmının da Müslüman Türkler taraflarına geçmesini te&#8217;mîn etmişdir&#8230; Daha geniş ma&#8217;lûmât içün o zamanın milis generallerinden Cevad Rıf&#8217;at Atılhan&#8217;ın ve sair adamların <strong>&#8220;Sarıklı Kahramanlar&#8221;</strong> nâm kitablarına bakılabilir&#8230; Haçlı müstevlîlerin memleketden muvâzaalı çekilişlerinden sonra ise, İslâm târîhinin en karanlık günleri başlıyacak ve 500.000 müslüman, ulemâ ve sarıklı sarıksız müslümanlarına kadar tenkîl edilmek üzere darağaçlarına gönderilecekdir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ankara Cumhûriyet hükûmetinin bütün bu gayretlere verdiği karşılık, takdîr ve pek böyyük (!) mükâfât ise, <strong>&#8220;Muhterem Müftü Efendi Hazretlerine&#8221;</strong> en tepelerden bir <strong>&#8220;teşekkür telgrafı&#8221;</strong>; ve 3-4 sene sonra 1925&#8217;de, Bartın&#8217;da yaptırdığı <strong>&#8220;Zıyâiyye Câmii kürsüsünde va&#8217;z ederken,&#8221;</strong> medrese, zâviye ve dergâhların seddine (kapatıldığına) dâir telgrafın önüne konulması olmuşdur!. Bütün ömrünü ilim ve cihâd ile geçirerek, tahsîlinden sonra da pederine verdiği SÖZ mu&#8217;cebince Bartın&#8217;a dönen ve orada (câmi-medrese ve dergah) faaliyyeti ile ilim, îmân, amel ve ahlâk temellerimize HIZMETİ, ömrünün en temel gâyesi bilen MERHÛM, bu yasaklayıcı telgrafı kürsüde okur okumaz, bütün hayâtının karardığı ânı yaşamışdır. Vücûdunun bütün sol tarafına nüzûl (felç-inme) isâbet eden Merhûm Ceddimiz, bu ıstırablı hâl üzre 7 yıl daha muammer olmuş, sonra da 1932&#8217;de irtihâl-i dâr-ı bekâ eylemişdir&#8230; Rahmetullâhi Aleyh&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Niceleri bilmese ve görmese de, biz çok iyi biliyoruz ki, Merhûm dedemizin kâtili, yasaklamalarını, dünyânın ehemmü&#8217;l-ehem işi bu hızmetleri yok etmekmiş gibi alelacele (telgrafla) yapanlardır&#8230; Yani, üstelik bu telgrafın ortaya koyacağı müthiş sarsıntıyı da tahmîn ederek, onu, muhâtabına kürside iken verdirib, o doyulmaz sadizmalarını tatmîn etme peşindeki tâğutlar  ve onların Bartın&#8217;daki finolarıdır&#8230; Yunan Harbi sonunda <strong>&#8220;Muhterem Müftü Efendi Hazretlerine&#8221;</strong> şükrân ve ihtirâm (telgrafları) çekenler, hangi ruh seviyesinin tezâhürü ise, üç-dört sene sonra 1925&#8217;de, o katil vâsıtası hâline getirdikleri telgraflarla da, bu türlü cinâyetler işlemekden aslâ hazer etmemişlerdir&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kimler kimleri bu kadar nasıl acımasız kullanmış, bunun cihân târîhinde bu derece çarpıcı başka bir benzeri veya dengine aslâ rastlanılamaz&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>1909&#8217;dan sonra, vatanı, <strong>dârü&#8217;l-bağî</strong> eyliyen ittihadçı, mason ve sabetaist hâinlerle, onlardan sonra da memleketi dârü&#8217;r-riddeye çeviren ittihadçı kuyruklarının keyfiyeti bilinmeden, son asrın içyüzü, buna binâen de bugünün keyfiyeti aslâ bilinemez&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(NOT: Eygi, E. Sarac, Püsküllü K, Şerocak, Sefil, Cübbeli gibi; ve bilumûm demputrat, partici, eyyamcı, menfaatçı, v.s. gibi ıvır zıvır bel&#8217;am ve ekran şovmenlerine göre ise böyle bir memleket, Şeyhülislâm Sabri, Elmalılı, Ali Haydâr, İskilibli, A. Arvâsî gibi (Rahmetullâhi Aleyhim Ecmaîn) ve sâir binlerce geçmiş ulemâya rağmen, dâr-ı İslâm&#8217;mış!!!) (Bir yerin dâr-ı İslâm olması içün müftâbih olan kavil İmâmeynin kavlı olub, o dârda bir tek ŞART aranır ki, o da <strong>&#8220;Ankâm-ı Şer&#8217;iyyenin tatbîkidir!&#8221;</strong> Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye nâm eserin 3. cildine müracaat edilebilir.) Demputrasi partileri vasıtasıyla beşerî iktidarların yalakalığını yapan kof ve purof, entel ve dantel sürüleri, lâf kalabalığı, desîse, cerbeze ve gözkülleme ile islâmî hakîkat ve ıstılahları mevkii ve mevziinden alarak yehûd gibi hayâsızca başka mahallere taşımaktadırlar&#8230; Arsa sâhibsiz olduğu içün, üzerinde her ences, istediği zaman istediği şekilde top tepebiliyor!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Allâh&#8217;ın Dînini işgâl ve istîlâ eden bugünün sarıklı ve sarıksız politikacılarının, Tek Gözlü Piramid emrindeki feminist ateislerin dili ile: <strong>&#8220;Nerden ve kimden gelirse gelsin, ŞİDDETİN her türlüsüne karşıyız&#8221;</strong> diye kuru sıkı atıb, Kur&#8217;an-ı Kerîm âyetleriyle sâbit <strong>ŞİDDETE</strong> kadar, bütün irâde-i sübhâniyyeyi de karşılarına almaları pek büyük bir tuğyândır&#8230; Adı geçen irâdeye îmân etmiyenlerin, o irâdeyi ibtâle müeddî yâveler serdetmeleri, kendilerini aslâ alâkadâr etmiyen bir sâhada endâm arzetmeleridir ki, pek ziyâde abes ve hades bir manzaradır&#8230; Bütün bunlar, memleketde, İslâmiyyet gibi Allâh Azze ve Celle Dîninin, nasıl beş para kıymeti olmadığını göstermektedir ki, bu kadar çarpıcı delil ve hüccetler,  artık çuvala sığmıyacak mızraklar hâline gelmişdir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu kabil, şiddet, sürgün, tenzîl-i rütbe ve tâğûtlara ubûdiyyet içün tazyîkâtın  müşâbih ve muâdili misâller, yüzlercesiyle DİB câmiası içinde, yüzyıldır pek ziyâde yaşanmış ve hâlâ da yaşanmaktadır!. Zaten bu kabil idârî çarpıklıklar, i&#8217;tikâdî ucûbeliklerin zarûrî bir netîcesidir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şimdi kalkmış, AKAP’ın sarıklı politikacısı Bay Ali Bey, kendi dinindeki (Bizim dinimizdeki değil) <strong>“ŞİDDETİN”</strong> yokluğu ve olmazlığı üzerine pek (şedîd=şiddetli ve medîd) nâmeler düzebiliyor!. </em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>TEK GÖZLÜ PİRAMİDİN KULLANDIĞI FEMİNİST BİR FELSEFE VE DİL, DÎN OLARAK NEDEN DAYATILIYOR?.</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİKKAT edilirse bu <strong>“şiddet”</strong> nâmeleri, <strong>&#8220;AKAP saltanat-ı cümhûriyyesinde&#8221;</strong> külliyyen, (Avrâdiye Destan ve Mestanları) üzerinden bestelenmektedir!&#8230; Menşei de, Gılgamış, Ergenakon, Ataheykeli ve kültü gibi nesneler değil, Tek Gözlü Piramid’in uydurub, dünyâ dilleri üzerinden yedirdiği feminik, lâik ve demputratik avrâdiye dolmalarıdır!.. Buna ve bütün Allâhsızlığın sirâyet hududlarını alabildiğine genişleten ana sebeb ve âmil de, 1946’da atılan imzâlarla Ankara Şefokrasisinin <strong>“Türk Maarifini”</strong> Amerikan patronlarının irâde ve idâresine veren ihânetleri ve milletin satılışıdır… Her <strong>“millî ve yerli oluş”</strong> gibi maarif de böylece, sapına ve köküne kadar pilli ismetin <strong>“millî şefliği”</strong> ve ötekilerin ebedî şefliği kadar millîleştirilmiş (!) <strong>&#8220;Osmanlı Bankası&#8221;</strong> kadar Osmanlı muâdili millî bir nesne yapılmışdır!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB’in dîninde, <strong>Şiddeti, farz-ı muhâl zerresine kadar</strong> yok kabûl etsek bile, Bay Ali, bunu, İslâm’da da böyle imiş gibi aslâ ve kat’â gösteremez; göstermiye kalkarsa, nice âyet-i kerîme ve ehâdîs-i şerîfenin, Kitâb&#8217;dan ve Hadîs külliyâtından sökülmesi lâzım geldiğini söylemiş olacakdır… Çünki <strong>ŞİDDETİN</strong> varlığı âyât ve ehâdîs ile sûret-i kat’iyyede mevsûk ve mazbut, sâbit ve sahîhdir; bu, 15 asırdır pek ayân-beyân cihânın gözleri önünde durmakda ve meydandadır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Bay Ali’nin, <strong>şiddete</strong> pek hiddet ve <strong>şiddetle</strong> vuruş, duruş ve sunuş beyânına tekrâr bir göz atalım ki, ondan sonra da âyet-i kerîmelerle, rahmânî ve rabbânî <strong>ŞİDDETİN</strong>, nerede, nasıl ve kimlere karşı gösterilmesinin FARZ=ALLÂH Azze ve Celle’nin emr-i kat’îsi  olduğuna geçelim:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“7. Bugün “<u>şiddet</u>” maalesef hayatın her alanına sirayet eden <u>küresel</u> bir sorun haline gelmiştir. İnsan onuruyla asla bağdaşmayan <u>şiddet</u>, <u>bir davranış ve zihniyet</u> bozukluğudur. <u>Sebebi ve kaynağı ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın şiddeti meşru gören anlayış, inanış, töre ve geleneğin karşısında durarak şiddetin her çeşidiyle kararlılıkla mücadele etmek, en temel dinî ve insani görevdir.</u> Diyanet İşleri Başkanlığımız, toplumsal bağlarımızı çürüten <u>şiddete</u> karşı kapsamlı bir bilinç oluşturmak gayesiyle bütün imkânlarıyla mücadelesini sürdürmekte, sorumluluk sahibi herkesi bu konuda daha duyarlı olmaya davet etmektedir.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şiddet dendi mi, tüyleri diken diken olmıya ta&#8217;lîm ve şartlanma görmüş dünyâya, AKAP entel ve dantelleriyle, zımnen ve gûyâ, <strong>&#8220;şiddetsiz ve güncellenmiş, bâtıl Batı damak tadına göre&#8221;</strong> bir dîn pazarlanmaktadır!. Bundan sonra ise, İslâm&#8217;ın <strong>&#8220;Şiddeti âmir âyetleri ortaya çıkınca,&#8221;</strong> artık bu mutlak dîn, çöpe gitmiye hazır bir paket hâline gelmiş olacakdır&#8230; Bu takdirde, Avrupalılara <strong>&#8220;İslamofobi&#8221;</strong> üzerinden ikide bir lâf sıkan (!) iktidâr ağaları, acebâ şu mütenâkız, samîmiyetsiz ve kasıdlı hâlleri ile, kimlere yaranmanın ve hangi HAKK dînin önünü kesmenin peşindedirler?.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>EN BÜYÜK ZULÜM OLAN ŞİRK ORTADAN KALMADAN, KADINA VE BÜTÜN İNSANLARA ZULÜM VE KATİL ORTADAN KALKAMAZ!</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB denilen 1924 tevellüdlü yer, târîhi boyunca pek çok nâneler yemiş olsa, laikliği, İslâmiyyet’in=Allâh irâde ve vaz’ının ve murâdının tepesine âmir ve ilâh diye geçirmiş bulunsa da, AKAP devr-i saltanatındaki kadar <strong>“KADIN, ÂİLE, kadın-kız istihdâmı MEVZUUNU”</strong> feminist ve leydiist diliyle bu kadar sulandırmamışdır; ve <strong>“Sosyal cinsiyet eşitliğini ölüm kalım mücâdelesi”</strong> telâkkî edecek kadar da alâmeleinnâs zıvanadan çıkmamışdır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sarıklı politikacı Bay Ali’ye göre<strong> “Şiddet küresel bir sorunmuş!” </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Zulme müeddî olan beşer eli ve dilindeki Şiddet</em></strong><em>, yani her türlü eşkıyâlık, bir netîcedir, hem de zarûrî bir netîce.. Bunun sebebi ise mutlak ŞİRKDİR&#8230; DİB denen ve layıklık ilkesi doğrultusunda varlığa sâhib mahall-i mahsûsun dîninde olmasa da, Allâh Azze’nin dîninde <strong>“EN BÜYÜK ZULÜM ŞİRKDİR&#8230;”</strong> </em><span style="font-size: 10pt;"><em>(Lokman/13)</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em> </em><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><strong><em>(BİZDEN: Sorun kelimesinin kurbağacacılar tarafından Türkçedeki (mes&#8217;ele) kelimesi yerine uydurulmuşdur. Burada belâ veya musîbet denilmeliydi, Türkçe bilinmediği içün, &#8220;sorun&#8221; uydurması ile merâm anlatılmak istenmiş!)</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bay Ali’ye veya onun dînine göre bugün küresel sorun, evet (kürevî mes&#8217;ele),  <strong>&#8220;ŞİDDETMİŞ, husâsan kadına şiddetmiş!&#8221;</strong> Halbuki DİB’in dîninde değilse de, Allâh Celle’nin dîninde, bugün en pislik ve küresel (beynelmilel) musîbet ve belâ, <strong>şiddetin</strong> ve her musîbetin en büyük âmili, kürevî-demputratik ve her türlü beşerî <strong>ŞİRKDİR</strong>… Bu, en büyük <strong>zulüm</strong> olunca, diğer bütün zulümler bunun dûnunda, altında kalır… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB&#8217;işçiler eğer zerre kadar dürüst olub, bir de ödlek olmasalar şöyle demeleri lâzımdır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;<em>Kitâb, Sünnet, İcmâ&#8217; ve Kıyâsa müstenid bulunan Allâh ve Rasûlünün Dîni İslâmiyyet&#8217;de, evet, ŞİDDET vardır, emredilmişdir, farzdır ve Allâh Azze&#8217;nin kat&#8217;iyyen emridir. Ammâ velâkin, biz bugünün diplomalı ve puroflu nice entel, dantel, aydın ve günaydın nesli olarak müthiş bir ıstıfâ (seleksiyon hatta evolüsyon) geçirmiş bulunuyoruz!.  İki evvelki DİB başı Bardakoğlu denen adamımızın dediği gibi &#8220;Artık dîni ve dindarlığı geçmiş dönemlerde yazılmış kitabların satırları ve formatları ile değil, dünyaya bakarak çizmek ve ona göre inşâ&#8217; etmek istiyoruz.&#8221; Biz, çok sayın &#8220;Ümmet Lideri&#8221; Raiz Beyimizin de fermân buyurdukları gibi &#8220;14-15 asır evvelki hükümleri kalkıb bugün uygulayamayız, yok öyle şey. Eski Şeriat ve hılâfet hocaları bizi tefe koyacaklarsa da yemeyiz, yeter ki Tanrı Teâlâ bizi tefe koymasın.&#8221; diyoruz&#8230; </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Bizim çerçevemizi bu doğmalarımız ve İşkenceci Kenan anababayasasının &#8220;Din hızmetleri anayasanın laiklik ilkesi doğrultusunda yürütülür&#8221; emr ü fermânı çizer! Biz, adı &#8220;İslâm&#8221; da olsa, &#8220;şef ve politikacı ve ilâhiyatçı hatta cübbeli yobaz formatları yemiş&#8221; bambaşka yüce bir dîne sâhibiz&#8230; Tek gözlü piramidin önümüze koyduğu yol haritası ve projelerin dışına çıkıb, NUTUK kitâbımızın rûh-ı küllî ve aslîsine, derinlerden gelen devlet rotaları ve notalarına ters nağmeler sıkıb, Bremen mızıkacılarından olamayız, başlarımıza aslâ ihânet edemeyiz, ülülemre itaat farzdır!. </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Bizim içün bu tarîke, bu şir&#8217;aya ters düşen bir din, kimin dîni olursa olsun, onu yemeyiz; onunla tedeyyün etmeyiz, onun ŞİDDETİNİ bizim hiddetimiz yer bitirir! O cins dînin rabbine değil, bizim dînin tanrısına &#8220;iyyâke na&#8217;budu ve iyyâke nestaîn&#8221; deriz&#8230; &#8220;Din ve vicdan hürriyeti&#8221; denen Fransız kafasından muktebes, nefse tâbi&#8217; akıl hovardalığı ve zamparalığını biz evvelâ kendimize tatbîk etmezsek, Yüce Türk milletine ve Bozkurt ortaklarımıza onu nasıl yediririz?.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> İftar sofralarımızı şenlendiren ve Son Peygamberi ve Kitâbını <span style="text-decoration: underline;">&#8220;sahte ve yalancı&#8221;</span> bilen patrik ve haham kardeşlerimizi, can-ciğer kuzu sarması vatandaşlarımız olarak nasıl &#8220;İbrâhimî Dinler&#8221; kuşatmasıyla sarıb sarmalamaz, sevgi ve mahabbetle nasıl sımsıkı bağrımıza basmayız?. Parti-pırtıcı demputrasi âşığı mübârek Erbakan hocamız bile, ölmeden bir yıl evvel ayakda duracak tâkati ve dermânı yoğiken, Tahranlara uçub şii ıhvânımızı hörmet ve mahabbetle nasıl bağrına basmışdı, ne çabuk unutduk! Bizlere dindaşlığın en modern şeklini göstermiş, rehberliğin en hümanistcelerini belletmiş ve bizlere kılavuz kargalık değilse de, cücevitsel güvercinlik etmişdi&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Anınçün, bizler de, ışıkçı tâifesi gibi &#8220;hiç incitmeden, hiç fitne çıkarmadan, maslahat&#8221; demeliyiz! Durağa, ayağımıza kadar gelen her vâsıtayı hemen değerlendirib ona atlamalız! Her iki ayaklıyı bağrımıza basar gibi yapıb, &#8220;holding fâidesine olan her şey, yüce dînimizin de fâidesinedir&#8221; formül ve mantığıyla yaşamalıyız! Üstelik, yaradandan ötürü yaradılan her insî şeytanı bile şevkle kuşatmalı, kucaklayıb kendi boyamızla boyamalı, kendimize katmalıyız&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Peygambere ve Kur&#8217;ana <span style="text-decoration: underline;">&#8220;sahte, yalancı&#8221; diyen &#8220;teslisci&#8221;</span> de olsa, onları müşrik değil, ehl-i kitâb bilerek kızlarına damat oğlanlarına enişte olmalıyız&#8230; Allâh Azze ve Celle ve Kitâb-ı Mübîn ve Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm yerin dibine geçirib lâ&#8217;netlese de, biz bunlara değil, anayasa KİTÂBIMIZIN âyetden de bin kat önde giden maddelerine ve atamızın ilkelerine temessük ve tevessül etmeliyiz&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Biz Kur&#8217;an ve onun Rabbi ve Son Peygamberin haber verdiği mutlak dînin içinde olursak, Mozolemiz, Evrenyasamız, ABD, AB, İngiliz, İsrail, Batı, Doğu, Nato, feto, BM ve localara kadar bütün Piramit takımları bize neler demez, bize hangi gözle bakmaz? </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Biz, Şeriat (irticâ&#8217;) harbinde devirimlerimiz içün 500.000 kelle alıb devirdik. Bundan evvelki yunan harbinde 10.000 zâyiat vermiş ve KURTULUŞ HARBİ kazanmış bir ecdâdın alnı şanlı ahfâdıyız&#8230; Bu i&#8217;tibarla sâdece İslâm&#8217;ın içinde olmak, bu kürevîlik ve demputrasicilik devr-i seâdetinde aslâ düşünülemez, hattâ bunun değiştirilmesi bile teklîf edilemez&#8230; BİZ, ÜMMET LİDERİMİZ HAZRETLERİNİN DE BUYURDUĞU GİBİ &#8220;BÜTÜN İNANÇLARA EŞİT MESÂFEDEYİZ.&#8221; YEHUD VE NASÂRÂ IHVÂNIMIZA çok çok çok daha da eşit mesâfedeyiz! Artık aşı ve bilhassa (mesâfe) ayarı tutdurmak, bizim içün hayât-ı dünyeviyyemizin hatta uhreviyyemizin en ölümsüz ve büklümsüz bir parçası olmuşdur!. </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Bizim tevhid anlayışımız hulâsaten işte budur. Bu kadar, asra, çağa, hümanizma ve feminizmaya, cinsî eşitliklerin her türüne ve topyekûn tercihlerine son derece muvâfık ve mutâbıkdır&#8230; Kelime-i şehâdetimizi de böyle bir aşk ve şevk ile söyler, bir dahî kerre ve merre tekrâr u mükerrerât ve kerrât dahî eyleriz&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Bizim dinimiz, en hakîkî mürşid olan pozitif (negatif değil) ilimlerin müteârifelerinden (aksiyomlarından) süzülerek bizlere vahyolub gelir; bizden de, o, &#8220;Ey Türk Gençliğine&#8221; geçer!. Davwin arkadaşın Homo sapiens maymunları ve onların ahfâdı olan Homo lezbiens maymunları  bile, ora ve buraları şebek şeyi gibi açıkda bile olsa, bizim içün en vazgeçilmez hayvan hakları taşırlar! Bunların nice Sodomî ve ataerkil ve heykelofil nesilleri de, Ayasofya Câmi-i Kebîri gibi en kıymetli UNESCOLUK DÜNYÂ ve tek gözlü Piramit KÜLTÜR DEĞERLERİMİZDİR!. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içün olduğundan, bizim her şeyimiz de (Unesco Kültür değerlerinin) vakıf ve dünyâ malıdır&#8230; Biz târih boyunca verici ve misâfirperver olarak at üstünde doğmuş, aslan üstünde yaşamış, şimdi layık şirk üzerinde hatm-i enfâs eylemekdeyiz!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Bu, bizim târîhî misyon, vizyon ve revizyon damarımız ve belâ bulma reçetemiz olsa da, biz her şeyi göğüsleyen Ergenekon Bozkurtunun Bağçelisinden destekliyiz! Bize sâdece &#8220;Ne mutlu Türküm diyene&#8221; ile &#8220;varlığım Türk varlığına armağan olsun&#8221; bırakılsa da, bu mîrâs bize dü cihân yeter de artar bile&#8230; Heykellere tapınsak da, bayrak, ezan ve Kur&#8217;an içün ölüb şehid olmak her şeye değer!.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Bizim dinimiz, ilim, bilim, filim ve AKIL dîni olub, bilcümle hurâfelerden çok uzak bir din olduğu içün, Şeflik devrimizde 60 bin kafatasını mezardan çıkararak, dolikosefal mi brakisefal mi diye içindeki akılları elle tutulur hâle getirib, tutamamakdan ve turşusunu kuramamakdan geçer! Bu ilerici ve çağdaş kafatası devri her ne kadar lâle devrinin bir başka versiyonu olsa da, Mimar Sinan büyüğümüzün kafatasını onca millî ve yerli telâş içinde kaybediverdik! Merhum koca Sinanımızın kafatası gitdi, adı kaldı yâdigâr!. Bizim gibi atalarının kafatası ile oynıyan, sonra kaybeden başka bir dâr-ı İslâm ülkesi cihanda yokdur, aslâ da gösterilemez!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Bütün bunlar, &#8220;Kurtuluş Harbimizin&#8221; bizi ne derece kökden ve dipden kurtardığının delilleridir! Nice <span style="text-decoration: underline;">&#8220;kafaların kesilmesi ve kafataslarının buharlaşması&#8221;</span> ve bunlar gibi nice &#8220;dünya kültür varlıklarımızın&#8221; hür ve müstakil bizlerce veya unescoca ortadan kaldırılması, insan kardeşliğimize hızmet cümlesindendir! Ayrıca bunlar, cumhuriyet ilke, devirim ve kânûnlarının hoşgörü ve diyaloğu ve şefokrasisi ve kendi şartları içinde mütâlaa edilmelidir! Ayrıca bunlar, hurâfedışı  &#8220;târih perspektifinden bakarak, üstâd Püsküllü şahsiyetiyle&#8221; değerlendirilmeyi gerektirir! </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Bütün bunlara munzam, onca hâdise, yüce dînimizin engin müsâmahası ve diyaloğuna havâle edilmelidir&#8230; Bugün içün Tanrı, şimdilik, ikibuçuk partili cumhur ittifâkımızı korusun, zillet ittifâkımıza da hidâyetler vererek onu dahî korusun! Husûsân, Bozkurt hürmetine  en çok Tanrı Türkü korusun!  Ayrıca, eşit mesâfede olduğumuz bütün, bilumum, topyekûn ve her türlü inanç, kıskaç ve kıvançları da korusun!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Ramazan Ayımız da bereketli ve feyizlerle dopdolu ve dualarımızın kabûlüyle pek mutlu, kutlu ve .utlu geçsin! Seneye Karagöz-Hacivat kültürümüz de şâha kalksın; yeni cinsel eşitlik ve tercih içindeki çüşlüman ve süslüman ve ahlâk timsâli nesillerimiz, ipde oynıyanlarımızın, hep politikacılarımız olduğunu değil; parmaklarla oynatılanlar da olduğuna âşinâ olsun ki, en mühim kültürlerimiz böylece, aziz vatanımızla beraber sonsuza kadar dimdik ve taptâze yaşasın, serpilsin, dünyâya örnek olsun! Âmin, âmin, âmin&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Bu engin duygular içinde bayramınızı da şimdiden tebrîk eder, şen ve esen kalmanızı can u gönülden dileriz, canım vatandaşlarımız bizim..&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte DİB denen erkân-ı diniyye-i umûmiyye riyâset-i celîlesi, hiç bir zerreyi aldatıb kandırmadan, korkudan dizlerinin bağı çözülmeden, merdçe, nâmûs-ı müsellem sâhibi olarak, <strong>&#8220;çağdaşça ve çarşafça&#8221;</strong> böyle bir i&#8217;tirâf u şehâdetde bulunabilmelidir!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB mantığı ve keyfiyeti ile İslâm&#8217;ın vaz&#8217;eylediği mantık ve keyfiyet arasındaki sonsuz farklar işte böyledir; hiçbir süslüman veya müselman bundan aslâ gaflet etmeyib, dalâlet-i mahzâya düşmemeli ve <span style="text-decoration: underline;"><strong>ebedî</strong> </span>hayatını çok iyi ayarlamalıdır!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İzâfî, devrimsel, evrensel, eklemsel ve Yardakoğlu diliyle <strong>revizyonist</strong> DİB dîninde) sözde ve şekilde <strong>“ŞİDDET yokmuş”</strong> diye, Allâh ve Rasûlü Aleyhisselâm’ın <strong>mutlak</strong> dîninde de <strong>“ŞİDDET YOKDUR”</strong> demek, küfre kadar varan ve dalan, tam ma&#8217;nâsıyla mutlak bir dalâletdir… Fetih Sûresinin son Âyet-i Celîlesini evvelâ Elmalılı Merhûmun Tefsîrinden tedkîk ederek, hakîkatı, ins ü cinnin, bütün tek gözlü piramit ahbâb u yârânının ve cihânın mühürlü göz ve kalblerine çatallı kazık gibi çakalım:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Muhammedürrasûlullâh” ki, Muhammed Allâh’ın Rasûlüdür…..Allâh’ın bu şehâdetine karşı “Muhammed Rasûlullâh demek istemiyen kâfirler hakîkatde kendileri zarar etmiş olurlar.” </em></strong><em>(BİZDEN:Pensilvanya iblisi de, patronlarının kucağına firâr etmeden, <strong>“Mu&#8230;&#8230; Allâh&#8217;ın elçisidir demeyenlere de rahmet ve merhamet gözüyle bakmalıyız”</strong> diyor; başka bir hezeyânında da: <strong>“Rasulullâh demeyenleri Allâh’ın hatırına, ben onları başımda taşırım”</strong> diye yahûdîleşib, Kahhar Azze ve Celle’ye kafa tutuyor, fir’avnlaşıyordu!)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bervechi âtî, Fetih Sûre-i Celîlesinin son âyet-i kerimesindeki şu cümle üzerinde müfessirlerimiz ne buyurmuş, aynen göreceğiz:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> <strong>(Vellezîne meahû) onunla berâber onlar da (EŞİDDÂU ALE&#8217;L-KÜFFÂR)=<span style="text-decoration: underline;">KÂFİRLERE KARŞI ÇOK ÇETİN—ÇOK ŞİDDETLİDİRLER.”</span></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB’in izâfî dîni ve Kenânî kitâbında (babayasasında) <strong>şiddet</strong> yokmuşsa da, Allâh Azze ve Celle ile Sevgilisi Aleyhisselâm’ın MUTLAK DÎNİNDE, işte böyle apaçık, sarih ve vazıh ifâde ile <span style="text-decoration: underline;"><strong>ŞİDDET’İN</strong></span> aliyyü’l-a’lâsı vardır!. Bu, aynı zemanda, 15 asırdır, SON ŞERÎATIN bir <strong>“zarûrât-ı dîniyyesindendir.”</strong> Münkirini ikfâr etmek vâcib olub, bu ikfârdan kaçanı da ikfâr müteselsilen bir vecîbedir… Kahhâr-ı Zülcelâl bu <span style="text-decoration: underline;"><strong>şiddeti</strong></span> senâ ve vücûb makâmında zikrediyor ki, bervechi âtî gelecek tefsîr satırları bunu apaçak ortaya koyacaktır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Allâh Azze, ashâb-ı Kirâm Hazerâtını (Rıdvânullâhi Teâlâ Aleyhim Ecmaîn) <span style="text-decoration: underline;">(<strong>ŞİDDETLİ</strong>)</span> oldukları içün hem senâ buyuruyor, hem de teşvîk ediyor… Sarıklı AKAP politikacısı Bay Ali ise, tam tersini, solundaki kirâmen kâtibin buyrulan meleğe (Bu meleğe inanmak da zarûrât-ı dîniyyedendir, münkirini tekfir vâcibdir.) şöyle yazdırıyor:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> “…<u>şiddet</u>, <u>bir davranış ve zihniyet</u> bozukluğudur. <u>Sebebi ve kaynağı ne olursa olsun, (</u></em></strong><em><u>Kaynak Kur’an-ı Kerîmse ne olacak?)<strong> kimden gelirse gelsin, (</strong>Kahhâr-ı Zülcelâl Azze ve Celle’den gelirse ne olacak?)<strong> kime karşı yapılırsa yapılsın </strong>(Küffâra karşı ise ne olacak?.) </u></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><u><strong>Şiddeti meşru </strong>(Son şeriata uygun)<strong> gören anlayış, inanış, töre ve geleneğin karşısında durarak şiddetin her çeşidiyle </strong>(Kur’an ve Sünnetdeki çeşidiyle de yani?) <strong>kararlılıkla mücadele etmek, en temel dinî ve insanî </strong>(DİB dininde)<strong> görevmiş!!!.”</strong></u></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Allâh ve Rasûlünün DÎNİ olan İslâm&#8217;da, <strong>&#8220;vaz&#8217;-ı ilâhî olan Edille-i Erbaa&#8221;</strong> ne demişse odur… Kâfirûn Sûresinin son âyet-i Celîlesi Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerinin Fem-i Muhsin ve Mübârekeleriyle <strong>“Lekum dînüküm, ve’liye dîn”</strong> buyurduğuna göre, <span style="text-decoration: underline;"><strong>“sizin dîniniz var, benim de dînim var”</strong></span> demek, bugün bizim de söyliyeceğimiz yegâne SÖZDÜR&#8230; Biz hangi haddimiz VE  aczimizle başka bir şey diyebiliriz, Allâhümmahfaznâ… DİB’in de dîni var, Müslümanların da…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>LAİKLİK İLKESİ DOĞRULTUSUNDA YÜRÜYEN BİR DİNİN (religionun) TANRISINA NE DENİLMELİDİR?.</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ancak, nasıl, Müslümanlar DİB’e: <strong>“Sizin, laiklik ilâhına ubûdiyyet eden dîn-i ılmâniyye, kamâliyye ve resmiyyeniz, şöyle şöyle, böyle böyle olmalıdır”</strong> diye bir dayatma, zecr, zorbalık, hatta zevzeklik yapmıyorsa, yapamıyorsa</em><em>;</em><em> DİB erkân-ı harbiye-i umûmiyye riyâseti dahî, müslimanlara aynısını söylemeli: <strong>“Sizin Dîninizi laiklik ilkesi DOĞRULTUSUNDA ben yönetir, dinden size, ne, ne kadar lâzımsa, onu beş öğün, iftar-sahur, kandil-bayram size ben yediririm; ve tıkapasa yer de kabız olursanız, müshil gazozunuzu da ben içiririm!”</strong> gibi şeyler gevelememelidir&#8230; Mübârek Ramazan&#8217;a 10 gün kala, edille-i erbaanın önüne bariyer kurub, âh ü zâr ve bed cinsden duâlar ve belâlar istihkâk etmemelidir!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Demek ki, Bay Ali’nin DİB religionunda Fetih Sûre-i Celîlesinin son  âyeti ve benzerleri yok!. Olsaydı böyle beyanlarda bulunması kendi dînini tanımamak çılgınlığı olurdu!. Fakat, görüldüğü gibi Allâh ve Rasulü Aleyhisselâm’ın Mutlak DÎNİNDE, <strong>ŞİDDET</strong> vardır. Sarıklı Politikacının dediği gibi bu, hâşâ ve kellâ, <strong>“Bir davranış ve zihniyet bozukluğu”</strong> olmakdan da münezzehdir… Biz Müslümanların zâviyesinden bakılınca, buradaki <strong>“davranış ve zihin bozukluğu”</strong> gibi hâl, irâde, yaradılış ve fiiller, <strong>şiddeti</strong> emreden Allâh Azze ve Celle’ye çok menfî ve korkunç bir sıfat da yapılmış olur. Bir Müslüman ömrünün her 24 saatinde, tesbihâtlar dâhil 540 def’a, bu <strong>ŞİDDET</strong> emrini veren Allâh Azze ve Celle’yi tesbîh etmekde, <strong>“Sübhansın, hiçbir noksan sıfatın yok, olamaz, bu muhâl!” </strong>demektedir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Demek ki, Sarıklı ve sarıksız poitikacıların, <strong>“Ancak lâiklik tanrısı veya ilkesi DOĞRULTUSUNDA yaşatılabilen”</strong> dîni ile, İslâmiyyet’in ilâhı olan Kahhâr-ı Zülcelâl Allâh Azze ve Celle, bu kadar sonsuz farklara sâhib bulunuyor…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir başka cihetden de söyle düşünebiliriz: DİB, İslâmiyyet gibi Allâh Azze ve Celle ile Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm’ın dîninin içini boşaltıb, yeni i’tibârî (mecâzî ma’nâda) bir dîn=religion îcâd ve ihtirâ’ eylemekde; ve içi boşalınca da <strong>“İslâm olmakdan çıkan”</strong> bu beşerî dîni, tekrar, <strong>“İşte İslâmiyyet’ budur!”</strong> diyerek, eski Müslümanların halefi olan bugünün <strong>“Cumhuriyet vatandaşı müselman ve süslümanlara”</strong> pazarlamaktadır!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Âr devri değil, kâr devri”</em></strong><em> diyen <strong>“diyânetli kamalizma”</strong> felsefesi veya nefesi, bugün budur…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yoksa, <strong>“Dîn hızmetleri, Allâh ve Rasûlü’nün İRÂDESİNE ve icmâ’ ve müctehid imamların ictihadlarına göre, bu dört vaz’-ı ilâhîye göre yürütülür”</strong> demeyib; bu mutlak hakîkatı yasaklayıb, <strong>“Dîn hızmetleri, lâyıklık ilkesi DOĞRULTUSUNDA yürütülür”</strong> demek ne demekdir?. İslâmiyyetin adı geçen şeytânî <strong>&#8220;Lâyıklık ilkesi doğrultasunda yürütülmesi&#8221;</strong> kat&#8217;iyyen MUHÂLDİR. Bu doğrultuda yürüyen bir dîn varsa, bu, mutlak sûretde (beşer uydurması) bir din demekdir. Bidâyet-i İslâm’dan beri, son iki asırda da Gümüşhânevî, Muhammed Zihni, M. Vehbi, Şeyhülislâm Sabri, Elmalılı, İskilibli gibi (Rahmetullâhi Aleyhim Ecmaîn) ve sâir ulemâ da dâhil, bütün ehl-i sünnet ulemâsına göre <strong>&#8220;edille-i erbaa vaz’-ı beşerî değildir,&#8221;</strong> olamaz. DİB’işçi, ilhâdiyâtçı, mısrî, kazanlı, ankaralı, hindli ve bilmem nereli, müceddîd (!) reformist, sosyalist, kamalist, oryantalist ve revizyonist bütün bel’amların küfr ü şirkinin ve tahrîfâtının aksine, <span style="text-decoration: underline;"><strong>kat’iyyen vaz’-ı ilâhîdir…</strong></span><strong> Böyle olmasalardı, onların ef&#8217;âl-i mükellefîni teşkilde kânûn ve kâide olmaları abes olurdu&#8230;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> <strong>“Dîn hızmetleri edille-i erbaaya tâbi’ olarak ancak BÖYLE yürütülür”</strong> demeyib de, <strong>“Dîn hızmetleri anayasanın laiklik İLKESİ DOĞRULTUSUNDA yürütülür” </strong>demek, edille-i erbaanın yani Allâh Azze ve Celle’nin, Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm’ın, ümmet icmâının, müctehidîn ictihâdâtının külliyyen inkârıdır&#8230; İkinci olarak, bu dört esâs ve temelin <strong>YASAKLANMASI</strong> şunu demekdir ki, böyle bir memleketde <strong>“Dîn ve vicdân hürriyetinin zerresi bulunduğundan,&#8221;</strong> bahsedilemez;<strong> &#8220;oranın dâr-ı İslâm olduğu&#8221;</strong> aslâ söylenilemez.<strong> &#8220;Düzen me’murlarının irâdesine tâbi’ olarak, CİHÂD, namaz, oruç, hacc ve zekât gibi TEMEL ve ANA 5  İBÂDETİN orada edâ edilebildiği&#8221;</strong> aslâ bahis mevzuu edilemez&#8230; Hatta<strong> Müslümanların, îmânını apaçık ortaya koymasının serbest olduğu&#8221;</strong> bile ruznâmeye gelemez&#8230;  Tanzimat&#8217;dan ve bilhassa ikinci meşrûtiyet ve cumhûriyetden sonra, bunların aksini söylemek, <strong>&#8220;çok sevgili vatandaşları çok lezzetli hıyar&#8221;</strong> yerine koyarak, tuzlayıb tuzlayıb yemek ma’nâsına gelir!. Üstelik de bu, kargaları bile ters tarafları ile hüngür hüngür güldürmek ve kahkahalarla da ağlatmak ve cihânı da kokutmak ma&#8217;nâsına gelir!..</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yaklaşan Ramazan-ı Şerîf de, adı geçen pazarlamanın panayırını veya gâvur diliyle <strong>“Enternasyonal Fuarında bir standını”</strong> teşkîl edecektir!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Evrensel Kadın hakları, kadınlar günü, sosyal cinsiyet eşitliği, LGBT azmanlığı, aynı cins evlilik iblisliği ve pisliği, kadın istihdâmı, kadın eti pazarlayıcılık, umumhâne kültürü, Manukyan felsefesi, kadın ticâreti, cinsî hazza taparlık, avrat pazarları ve müsâbakaları furyası, kadını her yere sererek paspas etmek ve ucuzlatıcılık, her reklâmda kadını kullanma iptizâli, köleleştirib iliğini sömürücülük, analık şerefi yerine katırlaştırıcılık, şehvet aleti ve malzemesi derekesine düşürücülük..” </em></strong><em>gibi yüzlerce  manzaranın her biri de, Mutlak Hakîkât olan Allâh ve Rasûlünün DÎNİ karşısında, <span style="text-decoration: underline;"><strong>HAKÎKÎ VE MUTLAK ŞEYTÂNÎ VE CEHENNEMLİK BİR ŞİDDETDİR.</strong></span> Şeytan cebhesi, kendi şiddetini gözlerden kaçırmak içün, sarıklı politikacıların diliyle ve tahtında müstetir olarak <strong>&#8220;İslâm Dînini ŞİDDET kaynağı&#8221;</strong> olarak gösterib, bu mutlak dînin önünü kesmeyi planlamaktadır&#8230; Üstelik bunlar, Tek Gözlü Modern Piramidin dünyâ hapishânesinde şartlandırdığı beşeriyete: <strong>&#8220;Kadınlara üstün haklar, kıymet ve makamlar&#8221;</strong> anbalajı içinde, şeytanca ve tersden sunulub zerkediliyor, onları manyaklaştırıb  sürüleştirmekde bir nevî tersden terapi yerine geçiyor!.. <strong>Binâenaleyh, KADINA BU DEREKE TERS BAKANLAR, ŞU TEK GÖZLÜ PİRAMİT DİREKTİFLERİNE KUL OLUB TAPAN, DÖKÜNTÜ DÜNYÂ HÜKÛMETLERİ DEMEKDİR&#8230;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>BU PANAYIR VE FUARLARDAN EN ÇOK NEM’ALANACAK olanlar hangi parti ve mihraklardır; ve DİB DÎNİNİ FEVKAL’ÂDENİN DE FEVKİNDE SEVİB SAYACAK olanlar, hangi politikacılar ve kimlerdir?!.. Artık Ankara’nın bir dediği iki yapılmayacak, her meclisde, anbalajı ve kürkü düzgünler, yandaş ve kârdaş yârân olarak baş köşeye oturtulacak; böylece, <strong>“emirlere a’mâde yeni bir dünyâ düzeni düzenlerin”</strong> bir parçası olmıya doğru, uygun adımlarla yürünmüş  olunacakdır!!!.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>ŞİDDET, ALLÂH’IN DÎNİNDE VAKTİ VE MEKÂNI HULÛL ETDİĞİNDE MUKADDES BİR FARZ VE VAZÎFEDİR: İŞTE MERHÛM ELMALILI VE MUHAMMED VEHBİ EFENDİ TEFSÎRLERİ…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Muhammed Hamdi Efendi Merhûm şunları da ilâve buyurmuş: <strong>“ONLARIN KÜFÜRLERİNE KERŞI ZA’F, YILGINLIK GÖSTERMEZ, ŞERT VE KUVVETLİ DAVRANIRLAR. Onun içün sulh müzâkeresi esnâsında kâfirlerin sözlerine karşı galeyana gelmişlerdi.” </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Demek ki, DİB başı Bay Ali’nin şu söyleri İslâm dışı bir din (religion) içün, feminizma felsefesine göre biçilmiş lakırdı ve lâflar olarak telâkkî edilecektir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“…<u>şiddet</u>, <u>bir davranış ve zihniyet</u> bozukluğudur. <u>Sebebi ve kaynağı ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın şiddeti meşru gören anlayış, inanış, töre ve geleneğin karşısında durarak şiddetin her çeşidiyle kararlılıkla mücadele etmek, en temel dinî ve insânî görevdir.”</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Halbuki <strong>ŞİDDET</strong>, apaçık ve âyet-i celîle iktizâsı <strong>“ALLÂH’dan gelmekde”</strong> ve mü’min olmak içün de buna cezm ve yakîn derecesinde, ÎMÂN etme mecbûriyeti, mahkûmiyyet, mükellefiyet ve me’mûriyyeti bulunmaktadır… Bütün bunları, <strong>&#8220;DİB, ilâhiyyât, süfliyyât, şeheviyyât, cinsiyyât, muzahrafât, politikiyyât, (!) yobaziyyât, cübbelâiyyât ve ılmâniyyât, yahûdiyyât ve nasrâniyyât&#8221;</strong> şebeke ve şecereleri aslâ beğenmeseler, şiddetle ve nefretle levmetseler ve İSTEMESELER DE!…</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-size: 14pt;"><strong><em>HULÂSATÜ&#8217;L-BEYÂN FÎ TEFSÎRU&#8217;L-KUR&#8217;ÂN&#8217;DA MUHAMMED VEHBÎ EFENDİ NE BUYURMUŞ&#8230;</em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>1924’de ŞER&#8217;İYYE VEKÂLETİ lâğvedilib, İslâmiyyet&#8217;e İngiliz balans ayarı yapması içün yerine, DİB’iş kurulmuşdur. Bâlâda zikri geçen Fetih Sûresinin son  Âyet-i Kerîmesi ile alâkalı olarak, <strong>Sâbık ŞER&#8217;İYYE Vekîli Merhûm Muhammed Vehbi Konevî</strong> de, Püsküllü echelin beğenmeyib alay etdiği, o bin emek mahsûlü tefsîrinde şöyle yazmaktadır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Şol mü’minler ki Rasûlullâh’la berâber bulunurlar, onlar KÂFİRLER ÜZERİNE GÂYET <u>ŞİDDETLİDİRLER</u>. Çünki kâfirler, Rasûlullâh’ın Risâletini inkâr etdiklerinden, gılzat ve <u>ŞİDDETE</u> müstahıkdırlar. Binâenaleyh, kâfirlerin istihkakları vechile ashâb-ı Rasûlullâh, KÜKREMİŞ ASLANLAR gibi kâfirlere <u>ŞİDDET</u> gösterirler.”</em></strong><span style="font-size: 8pt;"> <em>(c.13, s.5474, 1966 Üçdal Neşriyât)</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DİB ve aynı felsefedekilerin (beğenmediği ve feminizma hesâbına ve onların dili ile) kâle almayıb levmetdikleri kelâm-ı KADÎM, aynı eserde, şu satırlarla tefsîre devam edilmektedir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“….İşte bu âyet-i celîlede Cenâb-ı Hakk ashâb-ı Rasûlullâh’ı üç cihetle SENÂ buyurdu: Birincisi, <span style="text-decoration: underline;">KÂFİRLER ÜZERİNE ŞİDDETLİ</span> bulunmalarıdır. Zîrâ kâfirler, Allâh’a ve Rasûlüne îmân etmediklerinden merhamete lâyık olmayıb <u>ŞİDDET ve GILZATA</u> lâyık oldukları cihetle, ashâb-ı kirâm onların lâyık oldukları <u>ŞİDDETİ</u> onlara icrâdan geri durmazlar ve lâyık oldukları dereceye indirirler. </em></strong><span style="font-size: 8pt;"><em>(s. 5475)</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Yani Ashâb-ı Rasûlullâh’ın Tevrat ve İncil’de zikrolunan sıfatları, onların a’dâ-yı dîn olan kâfirlere <u>GAYET ŞİDDETLİ ve GIZATLİ </u>olmaları, şecaat-i İslâmiyyeyi göstermeleri ve din kardeşleri olan mü’minlere gayet merhametli, şefkatli, kemâl-i ülfet ve ünsiyet üzere bulunmalarıdır.” </em></strong><span style="font-size: 8pt;"><em>(s. 5476)</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İki tefsir müellifi de, üzerine basa basa, Ankara sarıklı politikacısı ve feminist, kamalist, demputrat ve piramitçi dünyânın tam tersine, ŞİDDETİ işte böyle cihânın gözüne sokmaktadır. Daha pek çok âyât-ı Kur&#8217;âniyye de vardır ki, ŞİDDET VE GILZATİ, MEVKIİ VE MEVZİİNDE ortaya koymayı şiddetle medh ü şenâ etmiş ve bunu, müslümanlara (kat&#8217;iyyen emretmiş) VÂCİB kılmışdır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bütün tefsir ve fıkıh kitablarında, ele alacağımız âyet-i kerîmelerin ve bunların tefsîrleri ve bu âyetlerden hüküm istinbat eden müctehid imamların ictihadları ve bu ictihatlardan teşekkül eden icmâ’ ile de sâbit bulunan ŞER’Î (islâmî) kânun ve esaslar, bâlâda zikredildiği gibidir. Anayasasında <strong>“Din hızmetleri layıklık İLKESİ DOĞRULTUSUNDA YÜRÜTÜLÜR”</strong> diyen; ve öylece de, nâmütenâhî mes’ûliyyetler hiçe sayılarak yürütülen bugünki Cumhûriyet devrinde ve AKAP iktidârında ise, İslâmiyyet&#8217;in yasaklanması pahasına, vaz’iyyet tam tersinedir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Elmalılı Müfessir Muhammed Hamdi Efendi  MERHÛM’un ifâdesiyle böyle bir <strong>“Dâr-ı İkrâhda”,</strong> Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi’nin yazdığı gibi de bu <strong>“Dâr-ı Azab’da”,</strong> DİB başında bulunan Bay Ali’nin ve bunun âmiri bulunan politikacıların dinleri=religionları ile, edille-i erbaadaki İSLÂMİYYET arasında nâmütenâhi fark olduğu, ilmelyakîn, aynelyakîn ve hakkalyakîn bedâhat derecesinde görülmüş olmaktadır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Müteâkib makâlemizde, zikri geçen âyet-i kerimeyi ve diğer bazılarını, 1960 postallı eşkıyâlarının DİB başına getirdiği; ve ancak, bu kamalist darbecilerin şirk ta’mimlerini imzâlamanın uhrevî mes’ûliyyetinden pek korkduğu; ve bu sebeble DİB başında kalmakdan şiddetle sarf-ı nazar ve hazer etdiği içün, 8 ay sonra istifâ etmek zorunda bırakılan Merhûm Ömer Nasûhî Efendinin tefsîrinden de tedkîk edeceğiz bi avnillâh…</em></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong><em><u>(Mâba’di var)tt</u></em></strong></span></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&amp;linkname=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html&#038;title=%282%29%20%C5%9Eiddet%2C%20Hangi%20Din%20Veya%20T%C3%A2%C4%9F%C3%BBt%C3%AE%20%C4%B0deolojide%20Yasak%2C%20Hangi%20Dinde%20Mutlak%20Farz%E2%80%A6" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html" data-a2a-title="(2) Şiddet, Hangi Din Veya Tâğûtî İdeolojide Yasak, Hangi Dinde Mutlak Farz…"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html">(2) Şiddet, Hangi Din Veya Tâğûtî İdeolojide Yasak, Hangi Dinde Mutlak Farz…</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/2-siddet-hangi-din-veya-taguti-ideolojide-yasak-hangi-dinde-mutlak-farz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Dünyâ Kadınlar Günü” Denen Bâtıl, Haçlı Batı İfsâdı!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/dunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/dunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 08:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[03/08 Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın-erkek eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[yerli-milli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=6182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tanzimât çukuruyla berâber İslâm Milletinin yehudi-haçlı kültür ve medeniyeti karşısında aşağılık duygusuna kapılması ve bütün ayarlarını buna göre yapma </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/dunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html">“Dünyâ Kadınlar Günü” Denen Bâtıl, Haçlı Batı İfsâdı!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>“DÜNYÂ KADINLAR GÜNÜ” DENEN BÂTIL, HAÇLI BATI İFSÂDI!</u></em></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></strong></span></h3>
<p><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Tanzimât çukuruyla berâber İslâm Milletinin yehudi-haçlı kültür ve medeniyeti karşısında aşağılık duygusuna kapılması ve bütün ayarlarını buna göre yapma süflîliği, bütün felâket ve huzursuzlukların temeli olmuşdur. Aydın ve entel geçinen idâreci mevkiindeki bütün kadrolar, maatteessüf ve binlerce yazıklar olsun ki, târihdeki milletin ŞAHSİYET ve ASÂLETİNİ bu yollarla eritib, maymundan beter mukallid ve oyuncak bir sürü meydana getirmek cürmünü irtikâb içün çalışmışlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Netîce i’tibâriyle bunların uzantı ve kuyrukları, bugün <strong><em>“Müslümanız”</em></strong> deseler de, Müslümanlığın binlerce kere dışına çıkmış ve <strong><em>“Lâyık Dembokratik Cumbokrasi”</em></strong> nâmındaki beşerî bir dînin sâlikleri hâline gelmişlerdir. Dolayısıyla günümüzde Anadolu’da, Müslümanlık&#8217;ın dışında pek yaygın ve dominant dîn budur!. Bunlara göre herhangi bir dînden, ideoloji veya doktrinden, ritüeller, merâsimler, âyinler, kânunlar, günler, geceler, kutsama ve putsamalar, v.s.ler alıb, bunları dinlerine karıştırmanın hiçbir mahzûru yokdur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Müslümanlık ise, kendi kendisinden ibâretdir ve dışarıdan hiçbir şey idhâl etmiye aslâ müsâid değildir, olamaz. İslâmiyyet içün <em><strong>&#8220;Güncellenmek&#8221;</strong></em> yani orasını burasını beşer eliyle zamana ve zemîne uydurmak düşünülemez, bu kat&#8217;iyyen muhaldir; Allâh Azze&#8217;nin karşısına <em><strong>&#8220;Asıl tanrı benim&#8221;</strong></em> deyişle çıkmakdır. Bu, Allâh Azze ve Celle&#8217;ye ve İslâmiyyet&#8217;e kesinlikle inanmamaya müsâvîdir. İslâm, kendisinin güncellenmesine ya&#8217;ni değiştirilib revizyona veya bir Luter eline düşüb ona tâbi&#8217; tutulmasına, Sübhân olan Rabb TEÂLÂ&#8217;nın Mutlak ve HAKK Dîninde, eksiklik, ihmâl, boşluk, yanlışlık, kifâyetsizlik, geçersizlik var da, bunlar, dışarıdan alınan bir takım şeyler ve nesnelerle tamamlanacakmış gibi bakar; ve bunu muhâl görür ve son derece şiddetle de reddeder&#8230; Aksi hâlde, bu DÎNİN RABBİ olan ALLÂH AZZE ve CELLE, SÜBHÂN olmakdan çıkar. Halbuki O ve O’nun DÎNİ, o kadar noksanlıklardan münezzehdir ki, bir müslüman 5 vakit namazıyla her 24 saatde bir, tam 540 defa ve son nefesine kadar Allâh Azze ve Celle&#8217;yi ve dolayısıyla İslâmiyyet’i tenzîh ve tesbîh eder&#8230; Zerre miskâl NOKSAN SIFAT ve kusur, Rabbi ve O’nun nizâmı içün hayâlinden bile geçmez, geçemez&#8230; Allâh Teâlâ, o nâmütenâhî KUVVET, KUDRET, İLİM ve  TAKDİRİYLE öyle bir son Rasûl (Aleyhisselâm) ve ŞERÎAT hükümleri göndermişdir ki, bu hükümler, ilk tatbikinden Kıyâmet kopuncaya kadar <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&#8220;Güncellenme&#8221;</strong></em></span> gibi bir ihtiyacdan nâmütenâhî uzakdır. Aksi hâlde bu, Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle Hazretleri&#8217;nin SÜBHÂN oluşu ile teârüz eder, O&#8217;nun ACZİYYETİNE delil ve hüccet teşkîl eder&#8230; Böyle bir tanrıya ise ALLÂH denilemez. Öyle ise, Müslümanın RABBİ olan ALLÂH, Kur&#8217;an-ı Mübîn&#8217;in ilk nâzil olduğu günden Kıyâmet kopuncaya kadar hiç mi hiç ve aslâ değişmesi mümkin olmıyan HÜKÜMLER koymuşdur; buna mutlak olarak sâhibdir, kudreti vardır, bu onun kemâl sıfatlarla muttasıf oluşunun, noksan sıfatlardan münezzeh bulunuşunun mutlak bir netîcesi olarak vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Müslümanın îmân etdiği ilâh işte budur, müslüman buna ism-i hass ile ALLÂH der. Kânun ve hükümleri <em><strong>&#8220;güncellenmeye&#8221;</strong></em> muhtac olan bir ilâha hiç kimse ALLÂH diyemez; derse de, ALLÂH&#8217;a inanmış olamaz&#8230; Çünki ALLÂH CELLE, Kitâbı ile kendisini böylesine kemâl sıfatlarla muttasıf tanıtıyor&#8230; Rasûlü olan Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm O&#8217;nu böyle tanıtıyor; 15 asırlık yüzbinlerce ŞERÎAT âlim ve allâmesi, müctehid, müceddid, müfessir, muhaddis, mütekellim, mutasavvif  O&#8217;nu böyle vasfediyor&#8230; Bunların tebliğ, tefsir ve irşâdları dışındaki her söz veya fiil, abesdir, yâvedir, şeytânîdir&#8230; Zamanımızdaki (Masonik) propaganda, program ve misyonlar bu beyanlarımızın dışında, Allâh Azze&#8217;yi aciz göstererek, O&#8217;nu kendilerince ulûhiyyet ve rubûbiyyet sıfatlarından mahrûm, alel&#8217;âde bir Roma tanrısı seviyesine düşürmeyi hedeflemektedirler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Biz, bunun içün, aşağıdaki satırlarımızı, Müslümanların, Müslümanlık dışından alacakları kânun, gelenek, görenek , kültür, medeniyet, ictimâî ve hukukî hiçbir şey olamıyacağı esasına binâ edeceğiz&#8230; Lâyık Dembokratik ve Cumbokrasi dîni herşeyi ve her nâneyi içine alabilirse de, bizim bununla alâkamız yokdur.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyada, bütün kudreti kendi ellerinde toplıyarak bir tek dünyâ devletine gitmek ve bütün kavimleri kendilerine köle yapmak hedefinde bulunan beynelmilel ÇETE, bütün beşeriyeti kendi plânları istikâmetinde zombileştirmek içün, pek çeşitli îcâd ve uydurmalarla insanları tektipleştirme peşindedir. <strong><em>“Dünyâ Kadınlar günü”</em></strong> denilen uydurma ile de, beşeriyyeti (Kadın Mevzuunda), aynı idrâk ve telâkkîlerle tektipleştirerek hedefine yürümek istemektedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Söylenenler ve yapılanlar arasındaki iğrenç teârüz bir tarafa, herşeyden evvel (Kadınlar Hakkında) söyledikleri de, Mutlak HAKÎKAT karşısında hem mutlak YANLIŞ ve BÂTIL; hem de o <strong><em>hakîkatı</em></strong> ortadan kaldırmaya ma’tûf bir şeytanlıkdır, o kadar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyada, (Tektipleştirme) yolu ile (Tek Devlet) idealine yürümek istiyen karanlık ve sinsi (Siyon-Haçlı) zirvesi, müslüman coğrafyasında da KADINA BAKIŞIN, İslâmiyyet’e göre değil, kendi istedikleri istikâmetde olmasını te’mîn içün bu kabil GÜNLER ihdâs ederek, zombileşmiş tek tip köle i’mâlâtı peşindedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>EVİNİN DIŞINA ÇEKİLEN KADINI ÂİLESİNE YABANİLEŞTİREREK VEYA SOKAK VE İŞ HAYATINA EHLÎLEŞTİREREK, ONU SÖMÜRMENİN YOLU BU KABİL GÜNLER UYDURMAKDAN; VE ONLARI VE ERKEKLERİ DE BU İĞRENÇLİĞE ALIŞTIRMAKDAN GEÇECEĞİNİ ÇOK İYİ BİLEN DÜNYÂ ZİRVESİNDEKİ BEYNELMİLEL ÇETE, MAAL&#8217;ESEF, LÂYIK DEMBOKRASİLERİ DE BU İŞİN MİSYONERİ GİBİ KULLANMAYI BECERMİŞDİR!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Artık İslâm Dîni ile alâkası kalmıyan lâyık, kayık ve gayr-i ayık dembokrasi ve cumbokrasiler de, halklarını, bu siyon-haçlı zehirleri ile tektipçilere ikrâm etmenin cürmünü irtikâb etmekde bir hayli YOL ALMIŞ bulunuyor!. Bütün bunlar, 95 yıllık <strong><em>“BATILILAŞMA”</em></strong> veya <strong><em>“KENDİ KENDİSİ OLMAKDAN ÇIKMA”</em></strong> ihtilâclarının bir tezâhürü bilinmelidir. Dillerinden<strong><em> “Millî ve Yerli Olma”</em></strong> gibi gözkülleme lâf u güzâflarını düşürmeyenlerin, bir yandan da tamâmen siyon-haçlı uydurması <strong><em>“GÜNLERİ”</em></strong> mukaddesleri arasına sokarak, ANADOLU çapında köpürtüb bunun misyonerliğine soyunmaları, halkın <strong><em>batılılaştırılarak</em></strong> yani (haçlılaştırılarak) kendi kendisi olmakdan ve İslâmiyyet’den uzaklaştırılmasını te’minden başka bir ma’nâya gelemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet’in <strong><em>“KADINA BAKIŞI”</em></strong> ile, siyon-haçlı dünyasındaki tektipleştirme zirvesi olan ÇETENİN kadına bakışı, sonsuz derecede biribirinin mütenâkızı olduğu, bedâhât derecesinde ortada bir hakîkatdır&#8230; Bunu göremeyen veya gördüğü ve bildiği halde kasden milleti bu çukurlara düşüren idâreci mevkiindeki adam ve madam bütün parti ve politika cambazları, milletin sulandırılarak, adı geçen çeteye ikrâmı peşindedirler demekdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Adı geçen bu çete, <strong><em>“Kadın erkek eşitliği”</em></strong> gibi iğrenç bir zulmü, bütün dünyada hâkim kılarak, kadını da erkek gibi her ağır ve sokak işine kadar her mekanda çalıştırmanın yani köleleştirmenin yolunu açmaktadır!. Adı geçen <strong><em>“Kadın-erkek eşitliği”</em></strong> denen iğrenç zulmü, sanki onlara verilmiş en büyük bir HAKK gibi göstermektedir!. Halbuki bu, aslâ bir hakk olamaz; ve tam tersine bu, mutlak bir ZULÜMDÜR&#8230; Kadınların fizyoloji, fizyonomi, anatomi, morfoloji ve psikolojileri nazara alındığında, iki cinsin <strong><em>“EŞİT=Müsâvî”</em></strong> kabûl edilmeleri bile ne gayr-i mümkini, muhaldir&#8230; Bu <strong><em>“Kadın-erkek eşitliği”</em></strong> denilen iğrenç zulüm, uydurulan <strong><em>“Beynelmilel GÜNLERLE”</em></strong> kadın-erkek bütün insanların idrâk ve telâkkîlerine birer virüs gibi enjekte edilmektedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyet, kadın ve erkeğin aslâ <strong><em>“Eşit=Müsâvî”</em></strong> olamıyacağını ve erkeğin kadınlar üzerinde hem maddeten ve hem rûhen<strong><em> “KAVVÂMÛN=hâkîm bulunduğunu”</em></strong> ya’ni erkeğin fizîkî ve rûhî bakımdan KUVVELİ, kadınların ise ZAİF olduğunu; ve binâenaleyh, iki tarafın, bunun netîcesi olarak ancak <strong><em><u>FARKLI  HAKK ve VAZÎFELERE</u> </em></strong>sâhib olacağının ZARÛRÎ bulunduğunu beyân buyurmaktadır. Kuvvetli ve zaif olana aynı vazîfeleri yüklemek, zerre miskâl îmânı, aklı, insanlığı ve vicdânı olan bir insan içün ZULÜMDEN başka bir şey olamaz. Burada da ÂDİL bir MUVÂZENENİN ORTAYA ÇIKMASI, ANCAK <strong><em>HAKK VE VAZİFELERİN</em></strong> KENDİ TÂKATLARINA, KUVVET VE KUDRETLERİNE VE FITRATLARINA UYGUN OLMASINI ZARÛRÎ KILACAKDIR. Kadınların fıtraten zaif, erkeklerin ise kuvvetli oluşlarının zarûrî bir NETÎCESİ olarak, onların <strong><em>HAKK ve VAZÎFELERİNİN</em></strong> farklı olması, en basit bir akıl ve mantık önünde bile aslâ inkâr edilemez&#8230; <strong><em>Böyle olunca da, gene zaif olanın HAKKININ çok, VAZÎFESİNİN AZ olacağı; kuvvetli olanın ise HAKKININ AZ, VAZÎFESİNİN ÇOK OLACAĞI MUTLAKDIR&#8230;</em></strong> <strong><em>Şu halde burada, MUTLAK ADÂLETE YANİ FITRATA UYGUN EN MÜKEMMEL MUVÂZENE, KADININ HAKKININ ÇOK, VAZÎFESİNİN AZ; ERKEĞİN HAKKININ AZ, VAZÎFESİNİN ÇOK OLMASIDIR&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İşte adı geçen (Tektipçi ve tekdevletçi beynelmilel ÇETE), kadınların sömürülmesinin ya’ni onların her iş ve mekanda ırgat ve köle olarak çalıştırılmasının, ancak, onların, <strong><em>“EŞİTLİK, HAKK HUKUK, V.S.”</em></strong> gibi yalan ve bâtıllara inandırılmalarından geçeceğini bilmekte; ve bunun içün de, adı geçen siyon-haçlı cebhesinin uydurduğu <strong><em>“KADINLAR GÜNÜ”</em></strong> gibi tuzaklarla bu zulümler irtikâb edilmektedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Resmî ağızların, <strong><em>“Kadınların şu kadar çeşitli işlerde ve şu kadar daha fazla sayıda İSTİHDÂM edilişlerini”</em></strong> bir ma’rifet ve meziyetmiş gibi ağızlarına almaları, İslâmiyyet’le alâkalarının olmayışını; şuursuzluğun, <strong><em>“GAYR-İ MİLLÎ ve GAYR-İ YERLİ!”</em></strong> oluşun evc-i bâlâsında bulunuşlarını, tenâkuzlar içinde abuk sabuk yuvarlanışlarını isbâtlar&#8230; Evinin, zevcinin ve çocuklarının bir nevi terkini intâc edecek dışarıdaki çalışmanın, âile müessesesini bozacağını; bunun, kadının, çocuklarının ve zevcinin de felâketini hazırlıyacağını, bugünün Garblı ilim, milim ve bilim adam ve madamlarına kadar nice gâvurlar bile söyler olmuşlardır&#8230; Ancak, yerli ve yabânî adam olamıyan adam ve madamlar, bilhassa politikacı sürüleri, insana <strong><em>“Homo economicus”</em></strong> gözüyle bakacak kadar salaklaştıklarından, bunlar, mostralık istisnâları teşkil etmektedirler!.</p>
<p style="text-align: justify;">Hele ma’lum beynelmilel ÇETE’nin uydurduğu günlerde <strong><em>“ANALARA RAHMET VE MAĞFİRET”</em></strong>  de dilemeye özenen devletliler de görülmektedir ki, bunun, kilisesinde işi gücü istavroz çıkarmak olan ruhbandan <strong><em>“DUA İSTEMEK”</em></strong> gibi bulanık manzaralardan; veya, putuna taparken veya rükû’ ederken, putunun rûhuna <strong><em>Fâtihâ</em></strong> da okumaya başlamakdan zerre miskâl  FARKI YOKDUR!</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün Anadolumuz’da ne <strong><em>“Kadın Hakları”</em></strong> , ne insan hakları ve ne de İSLÂM HAKLARI  vardır!. Kadın vücudlarının, devletin antetli kâğıtlar üzerinden verdiği ruhsatlarla, para karşılığında KERHÂNELERDE satıldığı bir dârda, nasıl zerre miskâl kadın hakk ve hukuku olamazsa; oralarda, Hakk Dîne riâyet, adâlet, asâlet, ahlâk, insanlık ve fazîlet de yokdur ve olamaz!. Bunlar, <strong><em>“Eşitlik ve HAKK”</em></strong> sâhibi oluşun değil; bunlar, ALLÂHSIZLIĞIN ve LÂYIKLIĞIN isbât vesîkalarıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">Sokaklarda, elinde süpürke kürek, belediye temizlik işçisi olarak çalıştırılan kadınlar, târihdeki MİLLET-İ İSLÂMİYYENİN değil ammâ, bugünki lâyık, kayık ve gayr-i ayık rejimlerin HAKK adını alan ZULÜMLERİNİN kurbanları değil midir?. Bu ve binlerce rezillikler, Osmanlının i’tilâ devirlerinde, milyarda bir nisbetinde bile görülmüş müdür?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Osmanlı torunu, Osmanlı tokadı, Osmanlı şamarı”</em></strong> yâvesi yiyerek,<strong><em> “Osmanlı Bankası”</em></strong> kadar <strong><em>“yerli ve mîlli”</em></strong>  veya zilli olanlar,<strong><em> “Dünya Kadınlar Günü”</em></strong> denen ve zâlimler gürûhu ÇETENİN uydurduğu şeyleri, aşağıdaki satırları okuyarak öğrenseler de, küfr-i inâdîlerinden gene de dönecek değillerdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Siyon-haçlı çetelerin kuyruğuna takılanlar ne kadar <strong><em>“Yerli ve Millî”</em></strong> kelimeleriyle gözkülleseler de, HAÇLI Batı’nın adam ve madamları olduklarını aslâ gizliyemezler!. Binbir haramın, fıskın, küfrün, şirkin, fitenin alenen ve resmiyyet muhâfızlığında işlendiği bir dâr-ı azab veya dâr-ı riddeye, hâlâ dâr-ı İslâm demekden hayâ etmiyen yobaz ve soytarılar da, aşağıdaki satırları okumakla, zerre miskâl HAKKI görmiye yanaşacaklar mıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">Sanmıyoruz!</p>
<p style="text-align: justify;">Küfr-i inâdî, aslâ eritilemiyen bir kanser urudur!.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte, 15 Temmuz’da Anadolumuz’u kan ve ateş çemberi ile saran gâvurlara <strong><em>“Teşebbüh”</em></strong> ve <strong><em>“Tapınmanın”, “Dünya Kadınlar Günü”</em></strong> denen şeytanlıkla neden yürütüldüğünün ana hatları:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“8 Mart&#8217;ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin Rosa Luxemburg.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Dünya Kadınlar Günü veya Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart&#8217;ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>8 Mart 1857 tarihinde ABD&#8217;nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>26 &#8211; 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka&#8217;nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart&#8217;ın &#8220;Internationaler Frauentag&#8221; (International Women&#8217;s Day &#8211; Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921&#8217;de Moskova&#8217;da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı&#8217;nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da &#8220;Dünya Emekçi Kadınlar Günü&#8221; olarak belirlendi. </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960&#8217;lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart&#8217;ın &#8220;Dünya Kadınlar Günü&#8221; olarak anılmasını kabul etti&#8230;. 1975 yılında &#8220;Türkiye 1975 Kadın Yılı&#8221; kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi&#8217;nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984&#8217;ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından &#8220;Dünya Kadınlar Günü&#8221; kutlanmaya devam ediliyor.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Kaynak:wikipedia</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şahsiyetini kabdenler, başkalarını <strong><em>TAKLÎD</em></strong> ederek onlara benziyenlerdir!</p>
<p style="text-align: justify;">Ya’ni, ataları Homo sapiens <strong><em>MAYMUNLARI</em></strong> olub, Âdem Aleyhisselâm’la alâkaları olmıyanlar!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İntişârı: 08.3.2018 / 18:48:39</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fdunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html&#038;title=%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%E2%80%9D%20Denen%20B%C3%A2t%C4%B1l%2C%20Ha%C3%A7l%C4%B1%20Bat%C4%B1%20%C4%B0fs%C3%A2d%C4%B1%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/dunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html" data-a2a-title="“Dünyâ Kadınlar Günü” Denen Bâtıl, Haçlı Batı İfsâdı!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/dunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html">“Dünyâ Kadınlar Günü” Denen Bâtıl, Haçlı Batı İfsâdı!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/dunya-kadinlar-gunu-denen-batil-hacli-bati-ifsadi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-1- DİB&#8217;iş Başı Ne Demek İstiyor Veya &#8220;Dünyâ Kadınlar Günü!&#8221;</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/dibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/dibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2019 13:50:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[03/08 Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Tâhir MÂHİR]]></category>
		<category><![CDATA[kadın-erkek eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadının hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=8603</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Temmuz 2016’da, Anadolumuz’u kan ve ateş çemberi ile saran gâvurlara “Teşebbüh” ve “Tapınmanın”, “Dünyâ Kadınlar Günü” denen şeytanlıkla da alâkasını</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/dibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html">-1- DİB&#8217;iş Başı Ne Demek İstiyor Veya &#8220;Dünyâ Kadınlar Günü!&#8221;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>DİB’İŞ BAŞI NE DEMEK İSTİYOR VEYA “DÜNYÂ KADINLAR GÜNÜ!”</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;">(1)</h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Tâhir MÂHİR</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;">15 Temmuz 2016’da, Anadolumuz’u kan ve ateş çemberi ile saran gâvurlara <em><strong>“Teşebbüh”</strong></em> ve <em><strong>“Tapınmanın”, “Dünyâ Kadınlar Günü”</strong></em> denen şeytanlıkla da alâkasına; ve bu haçlılaştırma günlerinin neden ısrarla ve muayyen tarihlerde yürütüldüğüne; ve bu zamanların gitgide (fuhuş ve cinsî sapıklıklara) reklâm vesîlesi yapılışına; DİB&#8217;iş Başının bu netâmeli günü pek hâhişger <em><strong>&#8220;Kutsamasına&#8221;</strong></em> geçmeden evvel, bu beynelmilel fitne ve fücûrun târîhî seyrini gene onların satırlarından görelim:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin Rosa Luxemburg.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Dünya Kadınlar Günü veya Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart’ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti…. 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Kaynak:wikipedia</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">1) Bu ıvır zıvır ma’lûmâtdan sonra bizim beyanlarımıza geçelim:</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın mes’elesi, bu seneki kadar ruznâmeye gelmemiş ve zıvanadan da çıkmamışdı. Başörtüsünü politik canbaz ve sihirbazlar bir tarafdan uzata uzata hâllediyor görünüb, oy devşirme periyodunda keyifle ilerlerlerken; öte yandan da, <strong><em><u>“Tesettürün içine etdiler”</u></em></strong>; ve boya fıçısına batırıb çıkarılmış karnavalist suratları ve vücud münhanileri ile patlatılmış urbalarıyla da ortalığı basan bu dişi sürüler, birkaç senede meydanları çekirge gibi istîlâ ediverdiler!</p>
<p style="text-align: justify;">Hadîs-i Şerîf tam mu’cize: <strong><em>“Her kavim başındakilerin dînindedir!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Tabii mes’uliyyet ve encâm da ona göre olacakdır!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Politika canbaz ve sihirbazları, İslâmiyyet hılâfına <strong><em>“Âileleri reissiz”</em></strong> bırakırken, kendileri ise, bir <strong><em>“Reiz edebiyâtı furyası estirmeye”</em></strong> ve bütün riyâsetleri kendilerinde toplamaya doğru, son derece yanlış bir <strong><em>“Reislik Güncellemesine”</em></strong> daldılar!</p>
<p style="text-align: justify;">Arada, <strong><em>“İslâm Güncellenmelidir”</em></strong> yâvelerini de ihmâl etmiyerek&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>2) “Kadının beyânı doğrudur&#8221;</em></strong><em> </em>herzesi yiyerek hukûkun kâtili olanlar, sanki bunu<strong><em> (hâtifî) </em></strong>seslerle tasdikletmişler gibi bir <strong><em>“kutsallık ve putsallık”</em></strong> içine batarak, kadınları, <strong><em>“Eli maşalı Kasımpaşalı karılar!”</em></strong> manzarasıyla, dallama ve sallama kılığına büründürdüler!. Adâlet, şehâdet ve muhâkeme usûlleri, göz göre göre ve zerre kadar utanmadan zulme ve şeytanlaştırılmalara sürüklendi!. Tapdıkları devletlerinin şeref ve haysiyetiyle çocuk oyuncağı gibi oynamak bile, ne dembokrat lâyıkları ve ne de CHP vesâyetçi ve verâsetçilerini artık ırgalamaz olmuş; it izi at izine iyice karışmış bulunuyor!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>3) </em><em>&#8220;Şerîatın</em><em> Mehr-i müecceli ve belli aylar devâm edecek nafakasını beğenmiyen kamalist ve kuyruklarının ucûbe nafakası” </em></strong>öyle bir zulme tahvîl edildi ki, ölünceye kadar hatta geberinceye kadar, erkek, sırtında bu zulüm necâsetini taşımaya mahkûm edildi!.</p>
<p style="text-align: justify;">İstikbâlin nesilleri bu <em><strong>&#8220;Hukuk rezâletlerini&#8221;</strong></em> okuduğu zaman, acebâ kimleri nasıl lâ&#8217;netliyecekdir?</p>
<p style="text-align: justify;">4) Âile denilen ve Millet varlığını ortaya çıkaracak granit yapı taşları kerpiçleştirilerek ufalanmaya başladı; ve cemiyet, sanki yıkılmaya namzet, çürük, harab, köhnemiş, metrûk ve <em><strong>cinlerin</strong> </em>cirit atdığı perili bir konak hâline çevrildi!</p>
<p style="text-align: justify;">5) Âile, isim ve resim olarak da <strong><em>“Ev içi bireyler”</em></strong> şeklindeki telâffuz hançerini sırtından yedi; ve tahrîbin külhanbeyliği, böyle telâffuzlarla bile dinimize, târihimize ve bütün kıymetlerimize, ana-avrat yollu sövüb saymaya başladı!</p>
<p style="text-align: justify;">6) <strong><em>”Kadın-erkek eşitliği”</em></strong> yâvesini savururken <strong><em>“3 eşitdir 6”</em></strong> demek gibi bir gerzeklik, bilim, milim ve ağaç içi kurtluk hesâbına <strong><em>“İlim adamı, ilim kadını”</em></strong> yerine <strong><em>“İlim-bilim-milim insanı”</em></strong> gibi bir soytarılıkdan öteki maskaralığa inkilâp etdirildi!..</p>
<p style="text-align: justify;">7) Damâd-ı Şehriyârî Beyfendi Cenâbları da, (8/Mart/ 2019) günü, tv’lerden öyle bir konuşdu ki, zannedersiniz <strong><em>“Bütün kadınlara evler yasaklanacak”</em></strong>; ve hepsi kolhozlara giden sovyet kadın işçiler gibi, yollara, sokaklara, vasıtalara, iş yerlerine boca edilecek!. Böylece 1) Çocuklarına, 2) Zevcine, 3) Evine.. sanki düşman ve bunun içün onlara karşı hiçbir mes’uliyyet ve vazîfesi olmıyan kadın robotlar îmâl edilecek; ve hâneler baykuşlara kalacak!. Bebek ve çocuk şakımalarının yerinde, o mahlûkların matemlik sesleri uğuldatılacak!.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, <strong><em>“Âile çatırdatılmakda!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">8) Dilipak nâm <strong><em>“Çakma Üstâd”</em></strong> ve akıldâne ve fikirnânenin <strong><em>“Laik ve dempokratik Halîfesi”</em></strong>, Şevketlû Efendimiz dahî, Şalcı Bacıların, Şerife Ninelerin, analar anaları ve torunları edebiyatından dolanarak, kadınların ve kızların <strong><em>politik</em></strong> arenada patlama yapmalarına, baba ve dede kucağı açarcasına açdı kollarını; ve sahneden, basdı teshîr edîb sihirleyen hıtâbât-ı Tayyibesini:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“4 milyon kayıtlı partili kadın-kız bizde, iki kadın bakan yine bizde, 4 kadın bakan yardımcısı o da bizde!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eksik kalmaması içün bir de bizden: <strong><em>“DİB’iş Başkan Muâvinesi Pirefesör Doktor Hûriyânım  Bacımız da SİZDE!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İyi de, âileler kimde?. Zevclerin (Kökü kurutulan Âile Reislerinin) hakk hukûku kimde?. Ma’sum yavruların hakk hukûku kimde; ve evler, evin içi, yatak odası, mutfak?. Seâdethâne olası yuvanın, onu şekâvethâne eden anahtarı kimde!???&#8230; Issızlaşan evlerin sakinleri cinler mi olacak?.</p>
<p style="text-align: justify;">9) Üç harfli cinlerle, beş harfli insan, mekân değiştirince mi kahrolası dembokrasi ve onun <strong><em>eşitlik</em></strong> küfr ü şirki yaşayacak?</p>
<p style="text-align: justify;">Evet kadın ve kızlar ne kadar sokağa ve iş yerine çekilirse, âile ve ev ve zevce ve çocuklar da o nisbetde yalnızlığa itilir ve buna mahkûm edilirler!</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, <strong><em>“Âile çatırdatılmakda!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>10) Kahrolası ve gâvur îcâdı (EŞİTLİK), tam bir zulümdür.</em></strong> Çünki, fıtrî olan, eşitlik değil <strong><em>(adâletdir.)</em></strong> Kadın, mutlak olarak fizyolojisi, fizyonomisi, morfolojisi, anatomisi, psikolojisi, ürolojisi, tipolojisi ve yüzlerce herşey-olojisi ile, erkekden <strong><em><u>MUTLAK</u></em></strong> olarak farklı <strong><em>YA-RA-TIL-MIŞ-DIR&#8230;</em></strong> Bunu inkâr edene insan denilemez, hayvan bile denilmez; Kur’ân-ı Azîmüşşân ta’bîriyle <strong><em>“Belhum edâll=Hayvandan aşşağı”</em></strong> denilir! Çünki O, ilmi, tıbbı, fıtratı, aklı, fikri, gözün gördüğünü ve bedîhiyyeti inkâr etmektedir; ve o, böylesine aşşağılık bir mahlûkdur&#8230; Global kapitalizma, Kelâm-ı Kadîm’in emretdiği islamî idâredeki gibi <strong><em>“Unzurnâ=Bize nezâret edin”</em></strong> diyen <strong><em><u>teb’a</u></em></strong> istemez; o, sömürmek ve sıyırmak içün <strong><em>“Râinâ=Bizi güdün”</em></strong> diyen <strong><em><u>(Vatandaş)</u></em></strong> yani koyun sürüleri ister!.. Bunun içün de onları, muhal olan (eşitlik) safsatalarıyla zehirleyib, diplomalar bile vererek zombileştirir!..</p>
<p style="text-align: justify;">11) Fıtratı bilen, ancak, o fıtratı <strong><em>Yaradan</em></strong> yani Allâh Azze ve Celle’dir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Birinci asıl:</u></em></strong> Sübhân olan Allâh Celle, erkeği kuvvetli, kadını zaif YARATMIŞDIR.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>İkinci asıl:</u></em></strong> Yaradan’ın adâlet kânûnuna göre kuvvetlinin vazifesi çok, hakkı az; zaifin, vazifesi az, <strong><em>hakkı</em></strong> çokdur. Bebeğin vazifesi hiç, hakkı hep&#8230; Aylar geçdikçe, hakları azalırken, vazifeleri doğmaya ve çoğalmaya başlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Mantıkî NETİCE:</u></em></strong> Erkeğin vazîfesi çok, hakkı az; kadının vazifesi az, <strong><em><u>HAKKI ÇOKDUR&#8230;</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">ŞER’Î Nikâh <strong><em>akdi</em></strong> sırasında Müslüman Kadın:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Çamaşır yıkamam, yemek yapmam, ev işi yapmam; bebeği emzirmem, süt anne isterim, talâk hakkı bende olacak, şu şehrin dışında yaşamam, erkeğin hiçbir hısım ve akrabası ile bir evde (ana-baba dahil) yaşamam, mehir olarak bir transatlantik, on gökdelen, 100 hizmetçi isterim”</em></strong> dese, kesesi ve kasası ağır adam da, illâ nikâh yapacaksa, bu istenenleri vermek ile mükellefdir!. Adam fukara ise, kadın, para pul kısmı hâric diğerlerini ondan da istiyebilir&#8230; Bunların karşılığında kadın ise, velîsi yani metbuu olan zevcinin izni olmadan evinden dışarı bir tek adım dahî atamaz ve itaatda da aslâ kusûr edemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Global Çetelerin <strong><em>“Dembokratik kadınlar günü”</em></strong> ve gâvurlar dünyâsı bu <strong><em>“fezâ hayâtından”</em></strong> ne anlar!!!?.</p>
<p style="text-align: justify;">12) Onlar şartlanmışlardır:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Aile hayâtı da ne demek, eşşek hürriyeti ne güne duruyor, bedenlerimiz biz kancıkların değil mi, o cenâbet ve leşleşmiş gövdelerimizi hınzır gibi her çukurun dibinde kimseye sormadan kullanacağız! Yoksa “özgür ve özhür” olamamış, zındanda kalmış gibi olur, paslanır ve patlarız!.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bunların  encamları ise, buruştukları zaman alelıtlak gebertilib, çöp bidonlarına atılmak olmaktadır!..</p>
<p style="text-align: justify;">Onlara <strong><em>“Kadın erkek eşitliği zehri”</em></strong> içirilmiş, zombileşmişlerdir; kafalarında ne <strong><em>“Adâlet, ne vazife ve ne de HAKK ve HUKÛK”</em></strong>  mefhumu bırakılmışdır!.  Bunlardan,<strong><em>“Râinâ”</em></strong> diyen zombi <strong><em>vatandaşlar</em></strong> peydahlanmışdır, o kadar!. Dembokratik politika dâhil bütün beşerî sistemler bunun üzerine kurulmuş ve oturtulmuşdur; aksi halde yaşayamazlar, bu muhaldir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Global Kapitalizma, kadını da iş yerinde eşşek gibi çalıştırıb akşam pestili çıkmış olarak evinin sokağına onu bırakacak; ve (Âile) denen millet yapı taşını, granitken kerpiçe çevirecekdir. Artık o evi, 2 kuvvetinde bir zelzele bile yerle bir edecekdir!..</p>
<p style="text-align: justify;">Ne o, eşitlik!.</p>
<p style="text-align: justify;">Yerin dibine batsın Global çete eşkıyalarının kadın-erkek <strong><em><u>(EŞİTLİĞİ=EŞŞEKLİĞİ)</u></em></strong> yani kadın sömürü ve sıyırısı!&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">13) Zâten 96 yıldır:</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">1) Dîn ve O’nun Hılâfeti,</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">2) Dînin hudûd, sıfat, hayat, kuvvet ve temel verdiği millet yapıtaşları olan ÂİLE,</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">3) Bütün şahsiyetimizin vesika ve en sağlam vâsıtası ELİFBÂ,</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">4) Doğru ve sahih varlık vesîkası TÂRİH, öyle bir tahrîb, tahrîf, tağyîr ve tebdîl belâsına uğratıldı ki, dünyanın hiçbir yerinde bunun mümâsili, müşâbihi ve müşâriki görülmedi ve görülemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün <strong><em>“İslâmcı”</em></strong> bilinen islâmsız iktidârların elinde böyle felâketlerin yaşanması, pek büyük bir sıkıntı ve zırıltıdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Sanki bugün, bütün politik müesseseler,<strong><em> “MÜSLÜMAN TÜRK ÂİLE YAPISINI HAVAYA UÇURMAK ÜZERE EL BİRLİĞİ ETMİŞCESİNE”</em></strong> bu felâkete çanak tutar olmuşlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">14) DİB’iş Başkanı Prof Ali Bey de, sakal-sarık-cübbe içindeki politik bir ruhban olarak, o da bu esen havaya kendisini kaptırmış, twitter hesâbından anlaşılır-anlaşılmaz mesajlar püskürür olmuşdur!. <strong><em>“Dünyâ Kadınlar Günü”</em></strong> denen ve Haçlı Avrupa içinde peydahlanan ve <strong><em>“Kadın Hürriyeti ve Hakları”</em></strong> perdesi altında ilerliyen son derece tehlikeli cereyânın gönüllü destekçisi olmuşdur!.</p>
<p style="text-align: justify;">Politikanın emrindeki bir DİB’iş Başkanlığından, başkası beklenmese de, sarıklı-sırmalı-kaftanlı Ali Bey’in bu kabil, ucu ve kökü haçlı Avrupa’da olan uydurma îcadlara çanak tutması, çok büyük bir cürüm bilinse yeridir!.</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p>İntişârı: 09.03.2019 / 16:50:23</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&amp;linkname=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fdibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html&#038;title=-1-%20D%C4%B0B%E2%80%99i%C5%9F%20Ba%C5%9F%C4%B1%20Ne%20Demek%20%C4%B0stiyor%20Veya%20%E2%80%9CD%C3%BCny%C3%A2%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%21%E2%80%9D" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/dibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html" data-a2a-title="-1- DİB’iş Başı Ne Demek İstiyor Veya “Dünyâ Kadınlar Günü!”"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/dibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html">-1- DİB&#8217;iş Başı Ne Demek İstiyor Veya &#8220;Dünyâ Kadınlar Günü!&#8221;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/dibis-basi-ne-demek-istiyor-veya-dunya-kadinlar-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(6) Sarıklı Politikacı Fesli Mısırzâdeyi Ziyâret Edince, Devlet Köpürdü; Chp Patladı, Madam İp’i Kopardı!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2018 14:32:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SEYYİDOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadın-erkek eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadının çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm çarkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=8122</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP’nin tepinmelerine gelince, onlarda da möhderem Hocfendileri Feto’nun o meşhur ve iğrenç beddua seanslarından “ilhâm almışcasına” onun berbat bir </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html">(6) Sarıklı Politikacı Fesli Mısırzâdeyi Ziyâret Edince, Devlet Köpürdü; Chp Patladı, Madam İp’i Kopardı!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>SARIKLI POLİTİKACI “FESLİ” MISIRZÂDEYİ ZİYÂRET EDİNCE, DEVLET KÖPÜRDÜ; CHP PATLADI, MADAM İP’İ KOPARDI!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(6)</u></em></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u> Ahmed SEYYİDOĞLU</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">CHP’nin tepinmelerine gelince, onlarda da möhderem Hocfendileri Fetto’nun o meşhur ve iğrenç beddua seanslarından <strong><em>“ilhâm almışcasına”</em> </strong> ve onun berbat bir şekline bulaşarak, gûyâ beddua etdiklerine şâhid olunuyor!.</p>
<p style="text-align: justify;">CHP’nin sık sık öne atlayan nevzuhurlarından Özgür Özel nâm adam, Sarıklı Politikacı Erbaş’a öylesine hiddet küpü olmuş ve dolmuş ki, Hocfendiyi aratmıyacak şekilde bedduasını şöyle basbas bağırıyor; ve kim bilir, aklınca, belki Fettoşu da sollamış oluyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Bizim vergilerimizle aldığın o maaşın her bir kuruşu haram zıkkım olsun. O parayı yemek, o parayla geçinmek, o parayla mutlu olmak sana nasip olmasın!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ne bu şiddet bu celâl?. Dehşet!</p>
<p style="text-align: justify;">CHP pozitivist felsefesinde, azgınca düşman oldukları İslâm’ın Son Şerîatı&#8217;na âid <strong><em>“Haram”</em></strong> mefhûmuna yer olmadığı, bedâhaten ortadadır!. Lâkin istismâr zemininde lâzım olunca, inanmasalar da her mefhûmu kullandıkları  inkâr edilemez!</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi CHP, Özgür’ü üzerinden, üzerinde (İSLÂM&#8217;ın sarık-cübbesini) gördüğü o politikacı zâta, istikbâline de kasdederek ağız dolusu ve geleceğini de küle çevirmeyi hedefleyen öyle bir <strong><em>beddua</em></strong> ediyor ki, maaşının her kuruşunu adamın beynine <strong><em>KURŞUN</em></strong> sıkar gibi, <strong><em>“zehir zıkkım”</em></strong> diyerek  sokak ağzıyla gûyâ şakağından boşaltıyor! Böyle bir bedduaya Fettoş muhâtab olsa, bir ay yatalak olur, <strong><em>“Kâinât İmamlığını”</em></strong> bile gözü görmez, çenesi mefluc kalır, <em><strong>&#8220;repertuarındaki&#8221;</strong></em> bütün beddualar silinerek mahvolur!</p>
<p style="text-align: justify;">Fettoş da, <strong><em>“Ocaklarına ateşler düşsün, önleri kesilsin, şöyle olsun böyle gitsin”</em></strong> yollu pek sunturlu ve kocakarı ağzıyla geçmişde çakıb çakıştırıyordu!. Demek ki Fettoş, bu memleketde birçok <strong><em>şâkirdine</em></strong>, birinci sınıf ve lüks ta’rifeli <strong><em>“Beddua etmeyi”</em></strong> iyice öğretebilmiş ki, boynuzlar kulakları geçer hâle bile gelebilmişdir!</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak bu kabil fettoşist bedduâ veya duâların herhangi meşrû&#8217; bir kıymet-i harbiyesi olacak olsaydı, gökden ilikli-delikli kemiklerin yağması bile beklenebilirdi!. Üstelik de tam aksine, <em><strong>&#8220;15 Temmuz hezîmeti gibi TERS TEPİYOR!&#8221;</strong></em> CHP adına<strong> <em>Özgür</em> <em>Özel</em></strong> nâm lâyık ve kayık, telâşlı ve ateşli kişi, haberlere şu terbiyesi ile de geçmişdir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Atatürk’ün kurduğu Diyânet İşleri Başkanlığı’nın başındaki Ali Erbaş, bugün, <u>fesli Deli Kadir’i</u> ziyâret etti!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><em>Fesli Deli Kadir!.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;">Politikacı terbiyesi!. Memleket idâresi bu sokak ağzı ustalarına kaldığına göre, istikbâl bir hayli vukûât dolu geçeceğe benziyor!. Yazık…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Sarıklı bir politikacının”</em></strong>, fesli bir târihçiyi ziyâreti bu memleketde her müşkil ve hâdisenin önüne geçebilecek kadar köpürtülebiliyorsa, orada <strong><em>“Fesli Deli Kadir”</em></strong> diyenlerin <strong><em>“deliliği ve geriliğinden”</em></strong> başka bir halt aranmamalıdır deriz!. Böyle politikacıların ve bu kadar gayr-i ciddî ve fuzûliyyât peşinde koşan adam ve madamların söz sâhibi olduğu bir vasatda, <strong><em>“Atatürk”</em></strong> kelimesi, bu tip adam ve madamların ağzında hâlâ (istismâr) malzemesi; ve onu hasis menfaatlerine âlet vâsıtası olarak kullanılıyorsa, Kamal Paşa asıl bu tip adam ve madamların eli ve diliyle ademe sürüklenecek demekdir!</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle kendine göre <strong><em>“uydurma târihi”</em></strong> de olan CHP’li politikacı, hakîkatleri tepe-taklak etmekde de sınır tanımaz hâliyle, Paşa’ya da, yapmadığını yapmış göstererek (iftirâ) bile atabiliyor!. Üstelik, CHP’nin o eşi menendi görülmeyen <strong><em>“İslâm Muârızlığını”</em></strong> da tersine kalbederek (!) hakîkî ve din karşısındaki tâvizsiz yoldaşlarının şiddetle tel’înini bile üzerine çekebilecekdir!. Yoldaşları şu sözü nasıl içine sindirir taaccüb:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Atatürk, herkesin İslâm’ı doğru ve iyi bir şekilde öğrenmesi amacıyla Diyânet’i kurdu!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Paşa sağ olsaydı, <strong><em>“Bu adam bana iftirâ atıyor”</em></strong> diyerek onu belki de Ulus meydanında Kel Alisine Musolini gibi başaşağı sallatdırırdı!.  CHP&#8217;li <em><strong>&#8220;saydırganın&#8221;</strong></em> söyledikleri tamâmen hılâf-ı hakîkat atmalar olub, yaklaşan  mahallî intihâb (seçim) vesîlesiyle (politikacı ifrâzâtı) kabilinden mugâlâta ve adam aldatma ıkınışlarıdır!.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyânet teşkîlâtı Zıyâ Gökalb denen adamın teklîfiyle kurulmuş bir emniyet sibobudur; ve hedefi, İslâmiyyet’in omurgasını kaydırıb, lâyık cumbokrasinin, islâmî hakîkatların önünde bütün butlânı ve <strong><em>“câhiliyyet-i uhrâsıyla”</em></strong> görünmesini gizlemek ve perdelemekdir… Hükûmet etmeye kadar bütün beşerî münâsebetleri tanzîm içün bir tek eksiksiz, hüküm, kânûn, îmân, küfür, helâl ve haram mükellefiyetleri vaz’eden İslâmiyyet’i, bunlardan tamâmen uzaklaştırarak, onu, bir takım ibâdet görünüşlü şeylerden ibâret bir kısırlığa ve binnetîce (yokluğa) mahkûm etmek… Dolayısıyla, yehûdiyyet ve nasrâniyyetde olduğu gibi hakîkatı alınmış, posası da <strong><em>“Ritüel”</em></strong> olarak piyasaya sürülmüş ve müessiriyyeti sıfırlanmış güdük, cüce, ucûbe, hılkat garîbesi ve burularak  kısırlaştırılmış bir nesne meydana getirmek…</p>
<p style="text-align: justify;">Cumhûriyet Sistemi (rejimi), <em><strong>&#8220;Alafranga Abdülmecid&#8217;in Osmanlı Hılâfeti&#8221;</strong></em> 1924’de Kamal Paşa tarafından ortadan kaldırılınca, İslâmiyyet’in yerine <em><strong>Pozitivist</strong> </em>bir doktrin olarak, sâir Batı doktrinleri ile de karma yapılarak oturtulmuşdur. Auguste Comte tarafından piyasaya sürülen pozitivizma, daha sonra <strong><em>“İnsanlık DÎNİ”</em></strong> gibi uydurma (beşerî) bir dîne de inkılâb etdirilmiş; ve bu dînin aynı filozof tarafından bir de <strong><em>“Pozitivizmin İlmihâli”</em></strong> adıyla kitabı yazılmışdır&#8230; Comte, pek sofu katolik ana-babadan olmasına rağmen, o, bu dünyanın çok uzağında boy atdı. 4-5 kere kere zihnî kriz ile ihtilaclara boğuldu; hatta Seine nehrine atlıyarak intihâr teşebbüsünde bulundu!.</p>
<p style="text-align: justify;">Gökalp&#8217;in de intihâr teşebbüsü iyi bilinir!.</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamberler gibi hakîkî <em><strong>&#8220;insanlık vâhid-i kıyâsîlerini&#8221;</strong></em> görme nasîbine eremeyenler, kendilerini onların yerine kılavuz görmeye başlayınca, ya intihâr etdiren bir akıl krizine yakalanıyor; veya kendilerini <em><strong>&#8220;tanrı&#8221;</strong></em> ilân edib <em><strong>&#8220;Erracülü&#8217;s-sanem=</strong><strong>putadam</strong> </em>hâline getiriyor ki, bütün bunlar, insî şeytanlaşmalarda zirve noktalarıdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Zıyâ Gökalp gibi, Cumhuriyetçi tanrıların kılavuzu olanlar, <em><strong>&#8220;Pozitivizmin ilmihâllerini&#8221;</strong></em> tercemelerden değil Fransızcalarından hıfzediyorlardı!. Menderes iktidârı zamanında ise, Maarif Vekâleti denilen yer 1952’de, adı geçen İlhadnâmeyi <strong><em>“Câhiliyyet-i Uhrâ”</em></strong>nın temel kitabı olarak <strong><em>Türkçe’ye</em> </strong>terceme etdirmiş; ve mekteblerde de Dürkheim pozitivizması <strong><em>“Sosyoloji Dersi”</em></strong> olarak okutulmaya başlanmışdır… Bu rezâlet bugün bile hâlâ devam etdiği içün,  (Comte, Durkheim ve Gökalp triumvirasından) tevârüs edilmiş üçlü bu çizgideki çürütücülüğe bugün, <strong><em>Kemalizma</em></strong> veya <strong><em>Atatürkçülük </em></strong>denildiğini görüyoruz!…<strong><em> “Türkün Âmentüsü”</em></strong> diye kitab yazanların tamâmı da, bu pozitivizma doktrininden <strong><em>“ilhâm almış” </em></strong>Allâh tanımıyan zümrelerdir… Hatta A. Comte gibi kılavuzluk megalomanisinde sınır tanımıyanlar, Tanzîmât sadrazamlarından İngiliz masonu M. Reşid Paşa denen herife mektub yazarak, <strong><em>“Kurduğum yeni DÎN içün memâlik-i Osmâniyye’yi hazırlamalısın!”</em></strong> bile diyebiliyorlardı!…</p>
<p style="text-align: justify;">Daha sonraki senelerde Comte’un bu <strong><em>“İnsanlık Dîni”,</em></strong> Zıyâ Gökalp gibi devrin <strong><em>“Elit ve Azılı İslâm Düşmanı Mülhid”</em></strong> tabakaları arasında rağbet görmüş; ve bunlar, o dînin müntesibleri arasına girmişlerdir. Devlet zirvelerindeki politikacılar da, bu cereyana sür’atle kaymış ve bu pozitivist i’tikâdlar, cumhûriyet idârecileri arasında onlara has, beşerî bir din olarak yaşatılmaya başlanılmışdır. Dîni, hılâfeti, âileyi, târihi, mukaddesleri, gelenekleri, camileri, yazıyı, medrese ve dergahları, tesettür ve nikâhı, teaddüd ve mirasa varıncaya kadar kim neyi yıkmak istiyorsa, A.Comte’un bu <strong><em>“Pozitivist İnsanlık Dîni”</em></strong> denilen mülhidliğine istinâd etmiş, O&#8217;na tevekkül ederek O&#8217;na dayanmış, ancak ona kulluk etmiş ve ancak ondan yardım diler hâle gelmişlerdir!…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;A. Comte, insanlığı tapılması gereken ebedî ve sonsuz varlık olarak görmüş&#8221;</em></strong> yazdığı <em><strong>&#8220;Pozitivizmin İlmihâli&#8221;</strong></em> kitabında <strong><em>&#8220;İnsanlık adına onu temsîlen 30 yaşında bir kadına günde 3 defa nasıl ibâdet edileceğini&#8221;</em></strong> göstermişdir. İnsanı bütün metafizik bağlarından koparan A. Comte, <em><strong>&#8220;İNSANLIĞI TANRI ilan etmişdir.&#8221;</strong></em> Sosyolojide A. Comte&#8217;un takibçisi olan Durkheim ise, bunu daha müşahhas hâle getirmiş, insanlığın yerine <em><strong>&#8220;CEMİYYETİ TANRI i&#8217;lân etmişdir.&#8221;</strong></em> (s.283)  Niçe ise tanrının yerine <em><strong>&#8220;Üst İnsanı&#8221;</strong></em> koymuş; ve bugün bu, <em><strong>&#8220;Üst akıl&#8221;</strong></em> ta&#8217;biriyle ahmak medya ve politikacılar diliyle biraz daha  yumuşatılarak şuursuzca tedâvüle sokulmuşdur!..</p>
<p style="text-align: justify;">Cumhuriyeti, halkın önüne tanrı gibi 95 yıldır dikenlerin iyi anlaşılması, Türkiya&#8217;daki Allâh ve Dîn düşmanlığının tam görülebilmesi ve Diyanet denilen yerin hangi (tanrılara) tapanların cebr ü tazyiki ile vücûd bulduğunun bütün hakîkatı ile idrâk edilebilmesi içün, kurucu ve kavurucu irâdelerin Comte-Durkheim-Gökalp pozitivizmasının ne kadar te&#8217;siri altında esir kaldıklarını iyi anlamak şartdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hulâsa: Pozitivizmaya munzam, <em><strong>Feminizma</strong> </em>gibi nice felsefî cereyanda boğulub kalmış ve Türkçülüğün girdabında batmış Zıyâ Gökalp ma’rifetiyle, pozitivizmaya kadar nice çürük doktrinler, bu adamın <strong><em>“Akıl hocalığı mevkiinden”</em></strong> devlet sevk ve idârecilerine zerke çalışılmışdır. Netîceten denilebilir ki, Allâh Celle’ye âid irâde ve hâkimiyyet, Bâtıl Batı felsefecilerinin doktrinlerine, târihde hiç görülmedik derecede bir vahşetle, pek feci&#8217; ve gaddarca kurban edilmişdir…</p>
<p style="text-align: justify;">Gökalp, <strong><em>“Türkçülüğün Esasları”</em></strong> adlı kitabında, modern <strong><em>“Câhiliyye-i Uhrâ”</em></strong>nın bütün esaslarını toplamış, <strong><em>“Türk ahlâkının feminist olduğunu”</em></strong> yazacak kadar kendisini kaybetmişdir. Adı geçen, İslâmiyyet’i ise, bir Ebû Cehil gibi beğenmez; ve <strong><em>“feminizma”</em></strong>  da ona göre, <strong><em>“ahlâkî bir zarûretdir”</em></strong>; ve buradan hareketle, İslâmiyyet’deki <strong><em>“kadın-erkek arasındaki eşitsizliği”</em></strong> diline dolayıb, bu mukaddes ve mübârek dîni, tahkîr derecesinden redde çalışır!. <strong><em>“Kadın, Şerîat’ın tasallutundan kurtarılmalıdır”</em></strong> diyecek kadar da İslâm dışına fırlama ve ona düşmandır; ve dinsizliğini de böylece kendi dili ve kalemi ile tescil eder, böylesine müsecceldir!. İslâmiyyet’i aklınca aşağılamak içün,<strong><em> “Miras, nikâh, talâk, v.s.de de kadının eşit olmadığını”</em></strong> yazar…<span style="font-size: 14px;"><em>(Bakınız: Felsefî Doktrinler Sözlüğü, Prof. Süleyman Hayri Bolay, s. 89, (213-217), 1987-4. Baskı)</em></span></p>
<p style="text-align: justify;">Halbuki İslâmiyyet, sübhân olan Allâh Celle’nin muazzez ve mukaddes Dîni olması i’tibâriyle <strong><em>“Kadın–erkek eşitliği”</em></strong> gibi bir sapıklıkdan, kadına zulüm ve işkenceden kat’iyyen berî ve münezzehdir. Bedâhat derecesinde ortadadır ki kadın, fizîkî yapısı bakımından erkekden zaif olub; bedenî, rûhî, anatomik, fizyolojik ve morfolojik teşekkülâtı i’tibâriyle de erkekden çok farklı bir bünyenin sâhibidir. Buna binâen, iki cins aslâ eşit olamaz, bu muhâldir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâm ise, bunun içündür ki, iki cins arasındaki <strong><em>“eşitlik”</em></strong> gibi kadını sömürmeyi esas alan kapitalist (Kârûnî) işkenceden onu kurtarmış; ve <strong><em>“Hakk ve vazifeler muvâzenesini”</em></strong> vaz’etmişdir. Kadın bünyesi, bilhassa fizîkî yapısı, asabiyesi, ruhiyâtı ve fizyolojisi bakımından erkeğe nazaran zaif olduğundan<strong><em> “Hakkları çok, vazîfeleri az”</em></strong>; erkek ise, aynı noktalarda kuvvetli olduğundan <strong><em>“Hakkları az, vazîfeleri çokdur!”</em></strong> Beşer aklı denilen mahdûd ve ilâhî kudret ve irâde ile mukâyesesi muhâl olan bu ni&#8217;met, Rab Teâlânın yaratışındaki bu <em><strong>(muvâzeneyi) </strong></em>yok kabûl etdiği veya saptırdığı içün, bugün başı <em><strong>&#8220;Kadın-erkek eşitliği&#8221;</strong></em> belâ-yı azîminden kurtulamıyor ve bu insanlık kanseri, onun sonunu hazırlamaya doğru ilerliyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Dolayısıyla <strong><em>“Kadın erkek eşitliği”</em></strong> hem fıtrate ters bir sapıklıkdır; hem de <strong><em>“Hakkları çok olan”</em></strong> kadını, bu hakklarından mahrûm ederek <strong><em>“vazifelerini çoğaltmak”</em></strong> üzere onun yükünü katlamak; ve netîceten, onu ezmek, sömürmek; kapitalist, sosyalist ve pozitivist eşkıyâların, lâ teşbih ücretli câriyesi yapmakdır… Bu eşitlik netîce olarak, sâdece kadının sokağa çekilerek, erkeğin yapdığı en ağır ve en kaba-saba işlere kadar onu da, o zaifliği içinde çalıştırmayı ortaya koymuş; buna mukâbil kadının, kendisini, çocuklarını, zevcini ve topyekûn yuvasını mutlak olarak ihmâle yol açmışdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Kapitalist, sosyalist ve pozitivist eşkıyâlar bütün neşriyât yolları ile <strong><em>“Ev hanımlığı gibi mukaddes ve en hassas, husûsî ve mahrem iş ve çalışma sâhasını,”</em></strong> işe yaramayan ve boş vakit geçirme vasatı gibi gösterib aşağılayarak, kadını kendi âilesi işinde değil; başkasının işinde ücretli ve modern câriyeler olarak ve her geçen gün <strong><em>“ecnebî aygırlar içinde”</em></strong> onlarla yüzgöz olub yalamalaşarak çalışmaya özendirmişlerdir… Bunun formül ifâdesini de bulmuşlar ve bu: <strong><em>“Kocaya muhtaç olmadan, onun kahrını çekmeden, onun eline bakmadan; AYAKLARI, sipsivri topukları üzerinde (!) durmak, sirk ve ip canbazlığı yapması” </em></strong>olmuşdur!.. Netîcede de, <strong><em>“Abim, ablam, hocam, müdürüm, yavrum, canım….v.s.”</em></strong> samîmiyyetini kaçınılmaz kılan <em><strong>&#8220;iş hayâtı&#8221;</strong></em> içinde, <strong><em>“âile sulanmasına iptilâ”,</em></strong>  bir mecbûriyet hâlini ve tabiîliğini almışdır!…</p>
<p style="text-align: justify;">Halbuki kadın, kendi fıtrî kadınlığı iktizâsı, fizîkî zaiflik, rûhî incelik, nârinlik ve çabuk münfail olan bir yapı iktisâbıyla donatılmışdır. O, bu yaradılışı ile hem zevcine; ve hem de çocuklarına <strong><em>muhâtab</em></strong> olacak mutavassıt bir isti’dâd ve hikmet taşımaktadır ki, erkek bu yüksek hasletleri taşıyamaz, o bunlardan nasibsizdir!… Âile reisi olarak babanın, çocukları bâliğ oluncaya kadar onların ihtiyaçlarını karşılamada çocuklara muhatab olma kâbiliyyeti, kadına nisbetle yok denecek kadar kısır ve mahrûmiyet taşır. Hele çocuk, temyiz yaşı olan 7 yaşına kadar, anasının sanki tutkunu ve babaya nazaran ana, onun vazgeçilmezidir… Sübhân olan Allâh Azze&#8217;nin buna binâen de, gene sübhânî olan <em><strong>FITRÎ DÎNİ İSLÂM</strong></em> ve hassaten onun mukaddes ve muazzez <em><strong>HUKÛKU</strong></em>, talâk vukûunda erkek çocukları 7, kız çocukları da 9 yaşına kadar annelerinin, sonra da babalarının yanında bulundurulmalarını hükme bağlamışdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hulâsaten beyân edilmelidir ki, <strong><em>“Kadın-erkek eşitliği”</em></strong> denilen ictimâî sapıklık, Haçlı Bâtıl Batı’nın, <strong><em>“Kapitalist (Kârûnî) bir tuzağıdır!..”</em></strong> Hedefi, kadının vakit ve enerjisini saptırarak, onu, evinin dışına çekmek ve <strong><em>ÂİLE</em></strong> dediğimiz mukaddes birliği bozmak; ve <strong><em> “Büyük ve kuvvetli âile ve cemaat rûh ve şuuru”</em></strong> yerine, <strong><em>“Dembokrasi gibi keyfiyeti fıtrat dışı ve uydurma sistemler vasıtasıyla da, onu parçalayıb küçültme, ferdiyetçilik (bireycilik-yalnızlaştırma) kanserini,”</em></strong> bünyelere zerketmekdir… Şer&#8217;î nikâh ve teaddüd-i zevcât düşmanlığı gibi (harbî) bir Allâh&#8217;sızlığın altında da, hep bu sosyolojik pozitivizma ve dembokrasinin getirdiği <em><strong>&#8220;bireycilik&#8221;</strong></em> ilhâdı yatmaktadır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bedâhaten ortadadır ki, ufalanmış, çözülmüş ve bozulmuş âileler ile kuvvetli bir <em><strong>milletin</strong> </em>vücûd bulması kat’iyyen mümkin olamaz… İslâm coğrafyasında bilhassa <strong><em>“Kadın-erkek eşitliği”</em></strong> denilerek, ısrarla bir <strong><em>“operasyon”</em></strong> yürütüldüğü hakîkatını, bugün görebilen mütefekkirlere rastlamak bile çok zorlaşmış bulunuyor!. <em><strong>&#8220;İslâmcı&#8221;</strong></em> geçinen ve mürekkeb yalamış tabakanın <em><strong>&#8220;aydın, günaydın ve tünaydınları&#8221;</strong></em> olub da eli kalem tutanların %99.99&#8217;u, <em><strong>partili dembokrasi şirki anaforuna</strong></em> kapılarak, İslâm dışı (Hılâfetsiz) bir müslümanlığın serâbıyla oyalanmakda ve nasıl bir <em><strong>şirkin</strong> </em>içinde olduklarını da kat&#8217;iyyen görememektedirler!..</p>
<p style="text-align: justify;">Bunların içinde, sistemin ve onun politikacılarının gidişâtını İslâm&#8217;a tâbi&#8217; kılmak içün değil; bu gidişât istikâmetinde yepyeni ve uyduruk bir <em><strong>&#8220;İslâm anlayışı&#8221;</strong></em> peydahlamak (güncellemek) içün, Allâh Rasûlü Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerinin hanımlarını da (hâşâ) <em><strong>&#8220;kadın-erkek eşitliği sapıklığı&#8221;</strong></em> içinde mütâlâa eden; ve bunu da meşrû&#8217; göstermek içün Ahzab Sûresi&#8217;nin 33 âyet-i celîlesini bile yok sayan; son vahiy ve emirleri değil de, evvelki ruhsatları âmir hükümlermiş gibi öne çıkaran <em><strong>&#8220;fıkıhçı-kılıfçı ve ilhâdiyatçı&#8221;</strong></em> Haltettin veznindeki bir takım insî şeyâtîn bile, her gün kuruldukları cehennem köşe ve  köşklerinden (!) Efgânî ve Abduh îmânı ve südü bozuk münkir ve mel&#8217;unları gibi, şenâat, denâat ve tahrîfâtlarına devam edebilmektedirler&#8230; Bunlara, bu şeytanlaşma imkânlarını veren sisteme; ve bu sistemin muhâfızlarına bin nefrin ve tel&#8217;înler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hakîkatın ilâcı ne kadar acı ve baldıran zehrini bin kere aratacak kadar da olsa, tadına bakabilen cins beyinler yok olmuşsa, biz de, &#8220;hakk budur&#8221; demekden vazgeçemeyiz; aksi takdirde levmetdiklerimizden zerre kadar farkımız kalmamış olacakdır!</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;">Politikacılar ise, adı geçen <em><strong>eşitlik</strong> </em>zehri ve akıl kriziyle, (oy) devşirmenin zâlim üçkâğıtçıları olarak ta’rif edilmelidir!…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Feminizma</em></strong> denilen ve aslında kadın şeref ve haysiyetini payimâl eden doktrin de, Fransız ihtilâlinden iki sene sonra 1791’de, gene Paris menşe’li olarak ve <strong><em>“Kadın Hakları Beyannâmesi”</em></strong> ile başlamış; ve vahşî kapitalizmin kadın enerji ve vücûdunu, kendi <strong><em>“ekonomik anlayışının tahakkuku”</em></strong> içün sömürmesi olarak uydurulmuş; ve bunu kapaklamak içün de, nice şirinlik ambalajlarına sarılarak dünyâya ihrâc edilmişdir!… Kuşbeyinli ne kadar dünya madamı varsa, onlar da, buradaki sinsi tuzağı görüb idrâk edemediklerinden, bu zokayı, balık zekâsı seviyesindeki kendi beyin ifrâzâtına tâbi’ olarak yutmuşlar; ve en sonra da, erzel-i ömürleri sudan çıkmış balık gibi <em><strong>ferdîyet</strong> </em>çapındaki çâresiz çırpınmalarla geçmişdir!.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak, kapitalist vahşet bütün hızıyla reklâmına devam ederek, çarkına giren her <em><strong>madamlaştıracağı kadın ve kızı,</strong> <strong>son kullanma târihine kadar</strong></em> isti’mâle müdâvemetini sürdürüyor; ve el’ân, dünya çapında sârî bir hastalık derecesinde döndürülen bu netâmeli çark, kadın ve kızları ücretli ve modern câriyeler olarak son damla emeklerine kadar sömürüb kullanmaya devam ediyor…</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyadaki bütün belâların temelinde, Allâh’sızlığa dayanan ideolojiler olduğunu; ve bunlar içinde de en netâmeli ve  lâ’netlisinin, Gökalpgiller familyası elindeki <strong><em>sosyolojik pozitivizma</em></strong> bulunduğunu kaydetmeden geçemeyiz! <strong><em>“Sosyolojik Pozitivizmanın”</em></strong> Türkiya’daki en baş temsilcisi olarak Gökalp ve hempâlarının olduğu da inkâr edilemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı politikacıların, onun, münâfıkça İslâm&#8217;ı istismâr etmek üzere yazdığı şiirlerinden meded umacak kadar çukura düşmeleri veya  düşürülmeleri de ayrı, bir fasıl teşkîl eder!.</p>
<p style="text-align: justify;">Gökalp, feminizmayı da, <em><strong>&#8220;sosyolojik pozitivizma&#8221;</strong> </em>netîcesinde benimsemiş ve Türk ictimâî bünyesini tamâmen değiştirme çılgınlıklarının temelleri böylece atılarak, akıl hocalığı yapdıkları ile, bu memleketin felâketini hazırlamışlardır. Allâh Celle’nin ilmi, irâdesi, kudreti, sübhânîliği ve hâkimiyyeti, Gökalp’ın ve ekibinin hiç umûrunda bile değildir; onlar, kendi çürük akıl ve mukallidliklerini, her nakîsadan münezzeh <em><strong>YARADAN’</strong></em>ın fevkinde görecek kadar Allâh’sızdırlar…</p>
<p style="text-align: justify;">Onun bu fikirlerinin te’sîrinde kalarak, ondan<strong><em> “feyz ü ilhâm”</em></strong> alan cumhûriyetin kurucu ve kavurucu irâdeleri (!) tarafından, kadınlara Haçlı Avrupa’da bile <strong><em>“seçme-seçilme”</em></strong> serbestisi yokken, bütün bunlar, pek büyük <strong><em>“Kadın Hakkları”</em></strong> cümlesinden imiş gibi gösterilerek, kadınlara ve halka <strong><em>“asrîleşme adına”</em></strong> zorla ikrâm edilmişdir!. Kadınlara en başda bu; ve sonra da her yıl artan bir ivmeyle, onları  sokaklara dökmeler, fabrikalarda amelelik yaptırmalar, en kirli ve şeref kıran işlerde bile köleleştirmeler, erkek şehveti ve vahşeti önüne cinsî obje olarak yem gibi atılma ve saçılmalar, umumhânelerde satılmalar, reklâmlarda etleriyle sallandırmalar, oyun ve spor adı altında kullanmalar, resmî devâirde hizmetçi yapmalar, onları her yerde ve her yerleriyle arz-ı endâm ve arz-ı vücûd etdirmeler, v.s.ler, kezâ ve kezâ…</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınlara bütün bu şahsiyet ve vekâr parçalayan aşağılaştırmalar, onlara, <strong><em>“KUTSAL ve YASAL HAKKLARI OLARAK MEDENİYET VE ÇAĞDAŞLIK ADINA”</em></strong> verilmiş olmaktadır!. Beyinler yıllardır böyle şartlanıyor.  Kadınların şâhidsiz şikâyetlerinin mu’teber kabûl edilmesi, ölünceye kadar nafaka hakkına (!) sahib olmaları ve âilede <strong><em>“Metbû’-Reis”</em></strong> mevkiinin ilgâsı, zinânın serbest yapılması ve mal ortaklığı getirilmesi gibi nice rezâletlerle, bugün, <strong><em>1000 yıllık Müslüman TÜRK ÂİLE telâkkî ve îmânı zir ü zeber edilerek, Haçlı Avrupa müstemlekecilerinin keyiflerini sonuna kadar hoş edecek yollarla, ÂİLESİZ bir Türkiya, “Millî ve Yerli” nakarâtları ile de harmanlanarak inşaa çalışılmaktadır!…</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hulâsa, hâl ü keyfiyet bundan ibâret bulununca, insan eliyle şekillenmiş, politik sisteme tâbî’, insanlara aslâ sözü geçmeyen, insan irâdesini Allâh irâdesi üstünde tutan, fakat bunu saklamak içün de durmadan, <strong><em>“Yüce Allâh, yüce Yaradan, elhamdülillah, maşaallâh, kutsal müslümanlığımız, mübarek günlerimiz, yüce Kitâb’ımız, sevgili Peygamberimiz, v.s.”</em></strong> gibi  ma’nâsı alınmış, kupkuru ve bomboş ve ağız dolusu lâflarla kendisine nisbet edinilen, isminden başka <strong><em>İslâmiyyet</em></strong> ile ortak hiçbir noktası bulunmayan bir dîn uydurmak, iş başındaki <em><strong>&#8220;güncellemeci, değiştirici ve dönüştürücü&#8221;</strong> </em>mevcûd sistemin ana politikası hâline getirilmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Cumhuriyet’in bidâyetinde politikacılara hâkim olan <strong><em>“A. Comte’un Sosyolojik POZİTİVİZMASI”</em></strong> anlaşılmadan, bugünün ve 94 yıllık Diyânet denen yerin künhü ve mâhiyyeti aslâ anlaşılamaz…</p>
<p style="text-align: justify;">İşte diyânet denilen yeri, bunun içün ve böyle kurdular!</p>
<p style="text-align: justify;">CHP denen ve hikmet-i vücûdu İslâmiyyet’i ortadan kaldırmak olan fırkanın (şianın-partinin) asıl gâyesi budur; Özgür Özel nâm kişinin:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Atatürk, herkesin İslâm’ı doğru ve iyi bir şekilde öğrenmesi amacıyla Diyânet’i kurdu!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Deyişi kat’iyyen hakîkatı ifâde edemez…</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazı serimizin baş taraflarında, Paşa’nın bazı konuşmalarına da yer verdik. Onlara bakılırsa, Paşa’nın, <strong><em>“Herkesin İslâm’ı doğru ve iyi bir şekilde öğrenmesi amacı”</em></strong> gibi bir derdinin aslâ olmadığı ve buna zerre kadar ihtimâl verme imkânı bulunmadığı bedâhaten ortadadır. CHP’lilerin, mahallî intihâba (seçime) 3,5 ay kala kendilerini, Paşa üzerinden tezkîye etmeye;  veya İslâm’a tarafgir (miş) gibi takdîme ıkınmaları, ham bir hayalden, belki bir kuruntudan, ammâ esasda politik katakülli ve aldatmacadan ibâretdir…</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İntişârı: 15.12.2018 / 17:31:39(tt)</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&amp;linkname=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2F6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html&#038;title=%286%29%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Politikac%C4%B1%20Fesli%20M%C4%B1s%C4%B1rz%C3%A2deyi%20Ziy%C3%A2ret%20Edince%2C%20Devlet%20K%C3%B6p%C3%BCrd%C3%BC%3B%20Chp%20Patlad%C4%B1%2C%20Madam%20%C4%B0p%E2%80%99i%20Kopard%C4%B1%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html" data-a2a-title="(6) Sarıklı Politikacı Fesli Mısırzâdeyi Ziyâret Edince, Devlet Köpürdü; Chp Patladı, Madam İp’i Kopardı!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html">(6) Sarıklı Politikacı Fesli Mısırzâdeyi Ziyâret Edince, Devlet Köpürdü; Chp Patladı, Madam İp’i Kopardı!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/6-sarikli-politikaci-fesli-misirzadeyi-ziyaret-edince-devlet-kopurdu-chp-patladi-madam-ipi-kopardi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Nesil İlahiyatçı Kız Tasavvurunda Annelik</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/yeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/yeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Dec 2017 14:23:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın-erkek eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil ilahiyatçılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5024</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendisi de İlahiyat Fakültesi mezunu olan genç kalem Emrah Eker yeni nesil ilahiyatçı kızların anneliğe dair tasavvurlarını içeren gözlemlerini bizimle </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/yeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html">Yeni Nesil İlahiyatçı Kız Tasavvurunda Annelik</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;">Yeni Nesil İlahiyatçı Kız Tasavvurunda Annelik</h1>
<h3 style="text-align: right;"><em><span style="text-decoration: underline;">Serdar Demirel</span></em></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Kendisi de İlahiyat Fakültesi mezunu olan genç kalem Emrah Eker yeni nesil ilahiyatçı kızların anneliğe dair tasavvurlarını içeren gözlemlerini bizimle paylaştı. Önemli bulduğum bu gözlemleri köşeye sığmayacağı için bazı tasarrufatla sizlerin de dikkatine sunuyorum:</p>
<p style="text-align: justify;">Geçenlerde, bir dönemin ilahiyat mezunları buluşmasında idim. Ve maalesef yeni nesil ilahiyatçılar arasında bile “ev hanımı olmak, anne olmak ne de zor bir durummuş”, bunu gözlemledim.</p>
<p style="text-align: justify;">Okumaktan evliliğe vakit ayırmayan ve artık bir öğretmen, kk öğreticisi, vesaire kurum ve kuruluşlarda görevli olarak “ayakları üzerinde duran” hanımlar alkışı hak ederken ev hanımı olan ve çocuğuna baktığını mahcubiyetle ifade eden ve “ben görev ALAMADIM” diyerek üzüntüsünü ifade eden ilahiyatlı bacıların o hâlini görünce tüm hayat gayesi devlete sırtını dayayıp bir meslek sahibi olmak olan ve “kariyer” denilen şu lanet ego azdırıcısını kendine put edinen günümüzün yaygın gençliğine kim kızabilir ki.</p>
<p style="text-align: justify;">Suçu tümüyle gençlerde buluyor da değilim. Meslek sahibi olan kız öğrencisiyle gurur duyan hocalar, ayakları üzerinde duran kızlarını el üstünde tutun aile ve akrabalar, aldıkları maaşlarla modanın hızını yakalayan arkadaşları ile ortak muhabbet konusu bulamayan bir sosyal çevre olduktan sonra, yani; “Paranı kazanıyor, kendi ayakların üzerinde durabiliyor ve kocanın eline bakmıyorsan senden iyisi yok” diyen bir toplum olduktan sonra ve bir de böyle bir algıya sahip olup “illa çalışanla evlenirim” veya “çalışıyor olması tercih sebebidir” diyen erkekler çoğunlukta olduktan sonra hangi kızdan “anneliği” kutsal bir vazife addetmesini, gururla “ev hanımıyım” demesini bekleyebilirsiniz ki!</p>
<p style="text-align: justify;">Artık sadece erkeklerimiz değil, kızlarımız da işsizlik endişesi taşıyor. Zira artık erkek ve kadın eşit. Zira artık feminist zihniyet ülkemin her yerinde. Öyle ki, artık sadece genç kızlar değil, kızları yetiştiren anne ve babalar da zihinlerinde erkek ve kız çocuklarını eşitledi.</p>
<p style="text-align: justify;">O kadar çok duyar oldum ki; “Kızım ekmeğini eline almadan, kendi ayakları üzerinde durmadan evlenemez. Parasını kazanacak, kocasının eline bakmayacak. Eğer kocası sorun çıkarırsa çıkıp gelecek, nasıl geçinirim diye düşünmeyecek.” Öyle de oluyor zaten&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınlar habire boşanıp baba evine çıkıp geliyor. Zira bilinçaltına işleniyor anne ve babalar tarafından. Velhasıl kız ve erkeklerin eşit olmadığı tek yer kaldı. O da Allah’ın (c.c) kitabı. Kitap’ta hâlâ erkek ve kadın farklı yazıyor. Hâlâ erkeklere ve kadınlara farklı sorumluluklar yükleniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte böyle bir zamanda, yemin ediyorum, kendisine kariyer planlaması sorulduğunda bir kızın;<br />
“Allah’ın (c.c) fıtratıma koyduğu annelik vazifesini yerine getirmek için öncelikle evlenecek ve çocuklarımın bu ümmete hayırlı birer ferd olmaları için elimden geleni yapacağım. Bu asli vazifemin haricinde de elimden geldiğince etrafıma faydalı olacak etkinliklerde görev alacağım” diye cevap verdiğine şahit olursam…</p>
<p style="text-align: justify;">Veya kendisini tanıtan evli bir kadının gururla ve yüksek sesle; “Şu yeryüzündeki en kutsal görevi yerine getiriyorum! Ben bir anneyim ve çocuğumu kreşlere emanet etmiyor, ona benim gibi kimsenin bakamayacağını bildiğimden dolayı Allah’ın bana olan emanetini, O’na layık bir kul olsun diye bizzat kendim yetiştiriyorum” diye haykırdığına şahit olursam, geleceğe ümitle bakabileceğim.</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü dindar nesil ne 7 yaşından sonra okulda haftada bir saat gördüğü din kültürü ve ahlâk dersiyle, ne İmam Hatip Ortaokulları ve liseleriyle, ne Kur’ân kurslarıyla ve ne de ilahiyatlarla yetişir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dindar nesil ancak televizyonun karşısında yavşayan değil, seccadenin başında gözyaşı döken ve yavrusunun ahlâklı bir Müslüman olması için çalışıp çabalayan dindar ebeveynlerin kucaklarında yetişir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dindar nesil, “Anneliği” tüm kariyer hayatının temeli olarak gören ve “Ev Hanımıyım” demekten utanmayan “Ana”larla ve çocuğuna evden veya arabadan değil, güzel ahlâktan daha hayırlı bir miras bırakamayacağının bilincinde olan “Baba”larla yetişir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>(13.007.2013)</em></p>
<p><em>Kaynak: http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/serdar-demirel/yeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik-2149.html</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&amp;linkname=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fyeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html&#038;title=Yeni%20Nesil%20%C4%B0lahiyat%C3%A7%C4%B1%20K%C4%B1z%20Tasavvurunda%20Annelik" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/yeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html" data-a2a-title="Yeni Nesil İlahiyatçı Kız Tasavvurunda Annelik"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/yeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html">Yeni Nesil İlahiyatçı Kız Tasavvurunda Annelik</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/yeni-nesil-ilahiyatci-kiz-tasavvurunda-annelik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
