<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hayrettin Karaman arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.biz/tag/hayrettin-karaman/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/hayrettin-karaman</link>
	<description>Hakkın ve Sabrın T&#252;rk&#231;esi imani, fikri, edebi, tarihi ve siyasi neşriyatdır...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 May 2023 14:49:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/06/cropped-osmanli-armasi-site-ikonu-50x50.jpg</url>
	<title>Hayrettin Karaman arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/hayrettin-karaman</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Namazın Kazâsı Varmış, Seçimin Kazâsı Yokmuş!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/namazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/namazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 20:18:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[namazın kazası var seçimin kazası yok]]></category>
		<category><![CDATA[seçim 2023]]></category>
		<category><![CDATA[seçim öncesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13963</guid>

					<description><![CDATA[<p>NAMAZIN KAZÂSI VARMIŞ, SEÇİMİN KAZÂSI YOKMUŞ! Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) Devletlû ve Şevketlû (sayın bay) Başkan Hazretleri buyurdular ki: “-Namazın kazâsı (kaf,dad,elif,hemze) olur, seçimin kazâsı olmaz!” Bu<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/namazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html">Namazın Kazâsı Varmış, Seçimin Kazâsı Yokmuş!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>NAMAZIN KAZÂSI VARMIŞ, SEÇİMİN KAZÂSI YOKMUŞ!</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Devletlû ve Şevketlû </em><em>(sayın bay)</em><em> Başkan Hazretleri buyurdular ki:<br />
<strong>“-Namazın kazâsı </strong>(kaf,dad,elif,hemze)<strong> olur, seçimin kazâsı olmaz!”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu dahî Hayrettiniyye mezhebi usûl-i fıkhına (!) göre bir <strong>“Dîni güncelleme”</strong> yani cumhuriyetin YÜZYILINDA şifâ niyyetine de içilebilecek taptâze ve <strong>“güncelleme”</strong> bankasından çekilmiş bir ictihâd!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi, Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazerâtı gibi Osmanlı medreselerinden İCÂZET sâhibi olmuş hakîkî ulemâ iyiki bu günleri görmedi. <strong>“Ne ictihâdı, bunlar düpedüz TEŞEHHÎ”</strong> der; tevbe istiğfâr ile, Kıyâmet’in çok yaklaşdığına intizâr ile tevbe istiğfâra hız verirlerdi…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Haltetiniyye tarîki meşâyihi (şeyhleri kılavuz) olunca, ba’zı <strong>râyihalara</strong> burunların alışması iktizâ edecek!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Artık bugün, Sayın Başkan’ın ifâde ve ibâresiyle nasıl olsa: <strong>“İctihad kapısını açmak içün CANLA BAŞLA ÇALIŞAN ÂLİMLERİMİZ </strong>(Karamangillerimiz)<strong> var!”</strong> Bunlar sa’yesinde <strong>güncelleme</strong> şemsiyeleri altında (kahraman milletimiz) sâyebân olma lütfuna ermektedir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Başkan, layık devlet-i cumhûriyyenin imam Lisesi icâzetnâmesi, şey ya’ni, cum diplomanâmesiyle, Karamânî mezheb-i ılmâniyyesinden bir usûl kânûnunu söyle ifâde buyurmuşlardı:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“14-15 asır evvelki hükümleri kalkıb bugün uygulayamazsın, İslâm’ın güncelleneceğini bilmeyecek kadar bunlar ÂCİZLER. Bazı hocafendiler beni tefe koyacaklar, ammâ Allâh koymasın!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>El Hakk, bu minvâl üzre ictihâdât-ı tayyibât ve teşehhiyât-ı beyyinât zaman zaman su üstüne çıkan aysberg gibi devr-i dâim eylemektedir ki, şimdi de <strong>“Namazın kazâsı olur, seçimin kazâsı olmaz”</strong> deyû bir fetvâ dahî iftâ edilmiş; ve âlem-i İslâm’ın bir mühim ihtiyâcı böylece kazâen  giderilmiş, hatta bir mühim hâceti de def’ ü ref ile hâlledilmiş bulunmaktadır… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Madem parlementer tanrılara göre bugün İslam uygulanamaz hâle gelmiş (!) o zaman onu <strong>&#8220;güncelleme&#8221;</strong> adı altında DEĞİŞTİRİR, UYGULANIR hâle getiririz; bunu <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;CANLA BAŞLA ÇALIŞARAK YAPACAK&#8221;</strong></span> TELFİKÇİ, TETİKÇİ VE DEMPUTRAT ULEMÂ-YI CUMHÛRİYYE VE ILMÂNİYYEMİZ DE HER AN HÂZIR VE NÂZIR KAPIDA BEKLEMEKDEDİR!. O HALDE HİÇ TELÂŞ VE PANİĞE LÜZUM YOK, BİZ AZÎZ VE LEZİZ DÎNİMİZİ SÜNNÎLİK, mezheb taassubu TORTU VE LEKELERİNDEN DE TÂMÂMEN ARINDIRIR, PÎR Ü PÂK EDER; VE SİHA VE MİHALARIMIZ GİBİ ÇARKDAN ÇIKMIŞ GICIR GICIR HÂLE GETİRİR; VE KENDİ YERLİ VE MİLLÎ ÎMÂLÂTIMIZ OLAN UÇAK, GEMİ VE TOGG&#8217;LARIMIZ GİBİ HAVALARDA UÇURUR, DENİZLERDE YÜZDÜRÜR VE KARALARDA DA YÜRRÜTÜRÜZ EVVELALLAH&#8230; Yaparsa kim yapaaar, biz yaparız!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gözün aydın yeni Türkiya! Artık seni kimse ne tutabilir, ne geçebilir, ne de ağzına alıb geveleyebilir!. Pekkaka, Tahrano, şiato, Riyado, Şamo-şeytâno, baydıno, putino, çinito-şimito, nato, feto, apo, selo, kamalo kılıçdâro, maralo ve marrâmo-yalavo-yalamo avcunu yalasın!..</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Çünki Hayrettiniyye mezheb-i telfîkiyye ve abdûhiyye ve ılmâniyye ve dahî cumhûriyyesine mutâbık ve muvâfık yapılan bil’umûm ictihâdât ü teşehhiyât ve teşekkülâtın temelinde, şol KÂİDE-İ USÛL-İ FKH-I Hayrettiniyye aslanlar gibi yatıb, anın gölgesinde de bir takım sâir şeker şeyler ve ehlî canlar serinleyib sâyebân olmaktadırlar!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Binâberin, ol kâide-i usûlün aslan gölgesinde <strong>“miskin miskin yatmak veya oturmak”</strong> câiz olmamağla, bu noktadaki mübhemiyyet ve fıkhî müşkîlât-ı azîmeyi, havâceler havâcesi Haltettiniyye postnişîni ol zât-ı purofiliyye şöyle hall ü fasl eylemişdir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Asırlardır Ebû Hanîfe&#8217;nin gölgesinde miskin miskin oturmuşuz!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Öyle ya, el ân bunun telâfî ve izâlesi zârûrât-ı ılmâniyyeden olmuşdur!.  Bu miskin miskin olurmanın bugünki muâdili, demir sürgülü ictihâd kapısını, gündüz gece, kar fırtına demeden, ardına kadar açıb, o miskin miskinlere inâd, PİŞKİN PİŞKİN, yavaş yavaş, alıştıra alıştıra ve menteşelerini yağlıya yağlıya ve gürültü çıkarmadan açıvermekdir!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretleri buyuruyorlar ki:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bugün sâhibsiz bir arsa gibi İslâm üzerinde önüne gelen top oynamaktadır!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Merhûm bugünü ve şu seçime 2,5 hafta kala ortalığın nasıl ana-baba gününe döndüğünü görseydi, top değil de KELLE, Dîn-îmân ve NÂMUS ile nasıl oynandığını söyler ve bin kere vah esefâ çekerdi!</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>BİRİSİ DE KÜRDMÜŞ, ALEVÎYMİŞ, HÂLİS MÜSLÜMANMIŞ, SEYYİDMİŞ, KARADUMANKEN KILIÇDARMIŞ, 300 milyar papele el ATARKEN el-ETEK VE BİR ŞEYLER bile öpermiş, &#8220;Ben mâliye bakanıyken&#8221; der, yürüyen merdivenlere eşeğe ters biner gibi binermiş, moskof yahudisi CEREME&#8217;nin CEREMESİNİ çekmeye dünden hazırmış&#8230; MADAM DA HACI MARALMİŞ, 7 YAŞINDAN BERİ MUSALLİYE İMİŞ, YA&#8217;Nİ: Soyu ermeniden döndüğü içün çok iyi dîn ü diyânet sâhibi olmuş, 360 derece tam dönmüş, tahâret ü istincâyı çok da bilirmiş; ve hadesden gusledib, abdest de alıb, kıbleye yönelib ve dönelib, yazmasına da bürünüb, SECCÂDESİNİ koynundan çıkarıb sere serpe MEKKE cihet-i cezîre-i ARRABA dosdoğru serermiş, her miting meydanında bile namazını hudû&#8217;, huşû&#8217; ve erkân-ı vâcibât ve âdâbına tam riâyetle kılar EDÂ EDERMİŞ, KEKREM&#8217;E SARILIRKEN KAÇIRDIKLARININ çetelesini tutar, ne kadar ne ise ise bitemâmihâ GECE YARILARI KALKIB KAZÂ EDERMİŞ, Tayyib başkandan da iyi bellemiş ki, namazın kazâsı olur İNTİHÂBÂT-I CEMÂHİRİYYE VE ILMÂNİYYENİN KAZÂSI KAT&#8217;İYYEN OLMAZMIŞ, ZİNHÂR BİR DAHÎ TEKRAR Ü TEKRÂRÂT VE MÜKERRERÂTI SİTTÎN NENEVÂT ELE AVUCA SIĞMAZMIŞ, namazı ise 5 dakikada kazâ edib borçdan hemen kurtulmak ziyâde mümkinâtdan ve son derece kolay ve basitin en basitiymiş ve dahî mış ile MÎŞ!!!</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugün manzara, demputrasiyi fersâh fersâh geçdi, dembokrasi kıvâm-ı gâitası hâline ve pek sür&#8217;atle inkılâb-ı nisvân ü manukyân eyledi!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gandimsi ve Şah İsmâil muhibbânından  Kamal: <strong>“Kürdüm, alevîyim, hâlis müslümanım, SEYYİDİM”</strong> gibi pek yüksek havalardan atmıya başladı. Madam Maral: <strong>“Hacı Maral’ım, 7 yaşımdan beri namaz kılıyorum, ablam Sülün OS’un nâsiye-i şeytâniyyesinde “Rabbiyessir” okumıya başladı</strong>” gibilerde teokratik ve fetokratik ermenilikden de ileri giderek, Müslümanlığa sıçradığını haykırmıya başladı!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Millî Görüş partisi İransever, mollasayar ve şiisarar İng. Damâd-ı Şehriyârîsi, Temeli çok derin kimesne ise, kandil günlerinde bile, <strong>“Alevîyim, Seyyidim, Hâlis Müslümanım” </strong>diyen CEREME’lik Kamal’ı, <strong>mücâhid</strong> i’lân ederek, Üstâd Necib Fâzıl Merhûm&#8217;un (Şerbakan) dediğinin yerine: <strong>“Mücâhid Erbakanın VÂRİSİ”</strong> olarak görmiye başladı!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Papacan, Davuloğlu, bilmem Türkçü ve ermeni şeyli Bağçeli v.s. Politika piyasası tam itokrasi (ittihadçı), romen ve ermeni panayırı! </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şevketmeâb Devletlû Efendimiz </em><em>(Sayın Bay) </em><em>Başkan da: <strong>“Alt yapı-üst yapı”</strong> derken, o da müzmin husûsiyyetleri ile <strong>“DÎNİ Güncellemeye”</strong> sarıldı, v.s… Sarılmıya sarıldı ammâ, her şeye de sarılınmazki canım…Arkasından da ekranda hastalanıverdi… <strong>“Zillet ittifâkı”</strong> dâhil, bütün dünyânın, hatta Bay BAYDIN’ın ödü kopdu!. Nâzım Kıbrusî’nin <strong>“bizim Hüseyin”</strong> dediği herifin (ve buna Püsküllü Kadir’i bile inandırmışdı), Yonan palikaryasının, İsrail Neden-yâhû’sunun, hatta şii mollalarının ve Şam şeytanı Nusayrinin bile yüreği ağzına geldi… Zülfiyâre mi dokundu, Rızâ-yı Bârî’ye ters mi düşdü, gayretullâha mı dokundu, ne oldu ise oldu!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Namazın kazâsı ile seçimin kazâsı”</em></strong><em> mes’elesi bir kazâya mı sebeb oldu, ne oldu böyle fücceten ve  sür’atle anlamadık!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir şey oldu işte! Mevlâmız hem Şâfî ve hem Şâfi’dir. Hem şifâ verir hem şefaat sâhibidir… O neylerse güzel eyler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Biz, müslüman hastaların cümlesine, Şâfî olandan hem şifâ hem şefaat niyâz ederiz…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Biz, zâlime beddua ederiz…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Zararsız her mahlûka da, hastalanırsa, ona da şifâ niyâz ederiz…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Fâsık fâcir Müslümana, ISLÂHI içün HAKK’a yalvarırız…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Harbî, zalim ve gaddâr, cânî, Allâh ve Rasûlü yolundakilere İŞKENCE yapan, Kelâm-ı Kadîm düşmanlarına ve Ebû Cehil, İbn-i Sebe ve İbni Selül döllerine ise, KAHHÂR İsm-i Şerîfiyle Kahriye okuruz…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Müslümanın her işinde bir nizâm, itaat, tedbîr ve tevekkül olacak, olmalıdır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gâvurlar hiç dürüst olamaz ve devamlı, yalan, iftirâ, hezl, şeytanca konuşarak iblislik, mugâlâta ve fitne peşinde koşarlar… Sülün Os. gibi adam aldatır, <strong>“Her şey güzel olacak”</strong> der; kimisi, İbni Sebe dölüyken <strong>&#8220;seyyidim”</strong> kuyruklu yalanları uydurur; iş yapmaz, adam sömürür, itlik ve piçlik peşinde biribirlerine sarılır, yumulur, mahremiyyet, hayâ ve edeb tanımazlar.… Kimileri  de, Manukyan sermâyelerinden de beter, ar-hayâ yırtığıdırlar!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Biz, Kâlû Belâ&#8217;da (Âlem-i Ervah&#8217;da) verdiğimiz ahd ü mîsâk mu&#8217;cebince, <strong>Gayretullah’a</strong> muhâtab olmakdan fevkal’âde korkar, Gadab-ı ilâhîden titreriz… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kim olursa olsun, <strong>“Müslümanım”</strong> dedikden sonra <strong>Gayretullah’a</strong> <strong>DOKUNMAKDAN</strong> korkmalıdır, aksi hâlde ilâhî tokadı, âcilen veya imhâlen mutlaka yer!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu dokunmak, Papacan&#8217;ın <strong>dokunmasını</strong> sonsuza bile katlıyabilir!… Davuloğlu (KAZÂ) mes’elesini politik dalavere içün hergelece kullanabilir&#8230; Karakollaoğlu denen ucûbe de, çene ishâli püskürterek, pespâyece ve gerzekçe lâf u güzâf ile hokkbazlık yapıyor olabilir!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ammâ Sayın Bay Başkan, şer’î mukaddesler mevzuunda 14-15 asır ulemâsının diliyle konuşmalıdır. Hayrettiniyye tarîkat-ı ılmâniyyesinin diliyle konuşmak, hiç kimseye evvelemirde SIHHAT, DEVÂ, HAYIR, UĞUR ve HUZÛR getirmez&#8230; Allâh Azze ve Celle’nin İRÂDE, İLİM (kaderine) ve KUDRETİNE ters düşmemek içün  on değil, yüz kere düşünüb, bin kere de Şer’-i Şerîfe mutlaka MUVÂFIK düşünmeli ve konuşmalıdır. Aksi hâlde sayılamıyacak kadar çok EDVÂ (maraz-hastalık) insanlar içün kapıda beklemektedir, bazıları hemen, taksîrâtın akabinde insanlara çökebiliyor!.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>NAMAZ, ZARÛRÂT-I DÎNİYYEDEN, KAT’Î ALLÂH EMRİ, KAZÂYA BIRAKILAMAZ; İNTİHÂB (SEÇİM) İSE, SIFIR ADÂLETLİ VE İNSANI EŞŞEK YERİNE KOYAN BİR HAÇLI KAZIĞI…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Namazın Kazâsı İRÂDE VE İHTİYÂR dışı,  çok ender ve husûsî hallerde olur. Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretleri, HARBDE bile nöbetleşe NAMAZ kıldı ve kılınmasını emretdi, <strong>“Kazâya bırakmadı!”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>NAMAZ</strong></span>, (seçim) gibi, demputratik ve haçlıdan muktebes ve taklîd, çocuk ve HANNÂS oyuncağı değildir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Namaz, Zarûrât-ı Dîniyyeden, İslâm’ın olmazsa olmazı… Münkirini İKFÂR etmek VÂCİBDİR… </u></em></strong><em><u>Adâleti hiç, zulmü MUTLAK seçim ise TAM TERSİDİR…</u></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugünki keyfiyeti ve zulme bâdî mâhiyyetiyle bir SEÇİM, Kur’ân-ı Hakîm, Sünnet-i Seniyye, İcmâ’-ı Ümmet ve Müctehid İmâm ictihadlarında yokdur, onlarla sâbit değildir; hele zarûrât-ı dîniyyeden olması, hiç ammâ hiç mi hiç mümkin de değil, muhâl kere muhâldir… Tam tersine, Gâvurdan içimize çakılmış, son derece <strong>adâletsiz</strong>, hiçbir zümrenin değerlerini öne çıkarmıyan; Mutlak Hakîkat İslâmiyyet’in hakîkât, FARZ ve HARAMLARINI <strong>hiç</strong> olarak kâbûl eden; dolayısıyla ve ayrıca, her dînî, millî ve mahallî kıymet hükmüne keyfince <strong>düşman</strong>; belli, teşkîlâtlı; kurtarıcı (!) imtiyazı ile despot ve (oligarşik) bir zümrenin, yunan aklıyla <strong><u>KENDİNİ zorla SEÇTİRDİĞİ</u></strong> ve bir nevi <span style="text-decoration: underline;"><strong>KAST</strong> </span>sistemi inşâ’ ve ihtirâ&#8217; etdiği; gene yonan (yunan) felsefesinin ifrâzâtından uydurulmuş, bütün dünyâya Corona aşısından bin beter aşılanmış, müntehibi (seçiciyi) eşşek, zombi, köle, parya ve iki ayaklı SÂDIK <strong>mahlûk</strong> yerine koymuş, şartlamış ve <strong>bağlamış;</strong> parti <strong>patronları</strong> arasında cereyân eden en alçak hırs, menfaat ve şehvet yarışından ibâret; <span style="text-decoration: underline;"><strong> KUDURTAN, SALDIRTAN, ÇILDIRTAN, SAYIKLATAN, HİÇBİR İNSANLIK TANIMIYAN, HER İBLİSLİĞİ MUBAH SAYAN, EŞŞEK HÜRRİYETİ VA’DEDEN, YÜZDE YÜZ TAM BİR SANDIK KUMARI…</strong></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bizim ıstılahda, şirke kadar uzanan dal ve yanlarıyla ve en umûmî ve en hafif bir ta’birle bid’at-ı seyyie… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İslâmiyyet’e âid olan hükûmet, idâre teşekkül ve işleyişindeki temel esaslara yüzdeyüz TERS, küfr ü şirk ve fısk u fücûr BİD’AT-larının cümlesini içinde, özünde ve cibilliyetinde toplıyan en mülevveslerden birisi… Mü’minle kâfiri, Hakk ile bâtılı, îmânla küfrü aslâ ayırmadan, mü’mini ilhâd hesâbına <strong>ERİTMEYİ</strong> hedef almış; <strong>“vatandaşlık”</strong> ihdâs ederek ve herkesi eşit gördüğü <strong>YALANINA</strong> abanarak gûyâ onları aynı kalıb ve kıymetde gören; en ahlâklı ve en âlimle, en ahlâksız, cânî, kâtil ve câhilin oyunu aynı kıymete sâhib sâbitliyen; bütün müntehibleri (seçicileri) ateist dogmaların zombisi, tek tipli sâhibi kılan; Allâh Azze ve Celle’nin emretdiği hükûmet şekil ve mâhiyyetinin mutlaka tersine, mutlak adâletden mutlak zulme götüren; vahiyden sonsuz derecede kopuk ve ona azılı ve kudurmuşcasına düşman; en pislik, paspas, pespâye, mübtezel, adı demputrat; keyfiyeti (oligarşik) zümre hükümdârlığı ve gözboyayıcılığı olan  Batı patentli bir çukur&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Madam Maral&#8217;ın diliyle MASA, KASA VE YASALARIYLA da, <strong><u>TAM BİR KUMAR MASASI…</u></strong> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bizde, <strong>(ehl-i hâl ve’l-akdin</strong>=Tam mü&#8217;min, ehil, âdil, âlim, âmil ve muhlis meclis-i şûrâ a&#8217;zâlarının <strong>bey’atıyla)</strong> REİS-İ HÜKÛMET (Emiru’l-Mü’minîn-Halîfe-Sultân) vücûda gelir… Sandıklı demputrasi bunu unutdurub silmenin peşinde olarak muvaffak da oldu ve şirki hissedemez kalabalıklar yoğuruldu&#8230; İsimleri tek tip robot hâlinde (vatandaş)&#8230; İslâmiyyet&#8217;deki teb&#8217;a-yı İslâmiyye ve zımmiyye, hılâfetle beraber ilgâ edildi. Bunlar olsa da olur olmasa da gibi gösterildi.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Halbukî<span style="text-decoration: underline;"><strong> &#8220;Ümmet ve İMÂMET teşkîli, ba&#8217;del îmân müslümanların ilk farîza-yı Dîniyyeleri İMÂMET&#8221; olub, bu, zarûrât-ı dîniyyedendir. İslâmiyyet&#8217;in OLMAZSA OLMAZLARININ EN BAŞDA GELENLERİNDEN BİRİDİR&#8221;</strong></span> <strong><span style="font-size: 8pt;">(Elmalılı Tefsîri 1936 TAB&#8217;, c.2, s. 1154-55)</span></strong> Bugün bunları bilen kalmadı. Bazı hoca kılıklı şeytanlar bunlara hiç ememmiyet verilmesin havasına girerek gayr-i müslimleşdiler&#8230; Türkiye yüzyılı bunları kutlayıb, bozkurt kafasıyla da kurtlayacak!. Biz partili idhâl ve taklid sistemlere değil, <strong>&#8220;Lâ ilâhe&#8221;</strong> diyerek parti-pırtı ve tefrikadan münezzeh, <strong>tevhîd</strong> diyen ALLÂH dînine îmân etdik&#8230; Elhamdülillâh Mâtürîdî ve Hanefî imamlarımız üzerinden Kitâb, Sünnet ve İcmâa müntehî bulunuyoruz. Bazı şeytanlar, çarşafa îmân etdiği kadar bu esaslara îmân etmiyor&#8230; Çarşaf düşmanı da aslâ olamayız, onun düşmanlarına mutlaka düşmanız&#8230; Ehemü&#8217;l-ehem olana işâret içün böyle yazdık&#8230;  Rahmetli Üstâd&#8217;ın diliyle <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;Ham yobaz kaba softa&#8221;</strong></span> şeytanlar, İslâm&#8217;ın önünde  ve içden, Çin seddi&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ve o islâmî dârda, Allâh Azze ve Celle ve Rasûlü Aleyhisselâm’a <strong><u>TEBEAN,</u></strong> Allâh’ın kulları, teb’a-yı İslâmiyye ve teb’a-yı ZIMMİYYE olarak ikiye ayrılır; ve dâr-ı İSLÂM, her iki tarafın da, kendisine HÂLIK Teâlâ Azze ve Celle’nin <strong><u>EMÂNETİ</u></strong> olduğunu bir an bile unutmadan, onları en âdil ve münezzeh (mutlak doğru) kendi ilâhî HUKUKLARI içinde ve MUTLAKA en âdil şartlarda yaşamalarını te’mîn eder… Aksi halde, CEHENNEMDEKİ yerini gönmeden, başdaki ADAMIN (imamın), bir gece bile gözüne uyku giremez…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Bugünün <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;insan hakları, kadın, çocuk, işçi ve hayvan hakları&#8221;</strong></span> denilen şeylerin tamâmı da, fıtrat ve yaradılış kânunlarına mutlak olarak meydân okuyan, ilâhî rahmet ve merhametle zerre kadar alâkası olmıyan, lâ&#8217;netli, beşerî ve şeytânî gözküllemelerden ibâret; zulmü, tam tersden adâlet göstermiye ma&#8217;tuf, mutlak bir Allâhsızlıkdır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>“Namazın kazâsı var seçimin Kazâsı yok”</u></em></strong><em> derken, seçim denen ve yukarıda vasfetdiğimiz ve esasları yonan-freng akıl ifrâzâtıyla tesbît edilmiş KUMAR, NAMAZ denilen ve edille-i erbaa ile ortada ve  Zârurât-ı Diniyyeden olduğu kat’iyyen SABİT bulunan Allâh emri ile zımnen <strong>mukâyese</strong> edilmektedir&#8230; SEÇİM, namazın üstünde ve telâfîsi mümkin olamıyacak kadar EHEM, NAMAZ ise, onun en altında ve telâfîsi pek kolay ve BASİT bir şeymiş gibi görülmekde ve gösterilmektedir. <strong>&#8220;Ben dört dörtlük laikim&#8221;</strong> diyen demokrasiye îmân etmiş adamların İslâmiyyet&#8217;in en büyük farzlarına KIYMET HÜKMÜ biçmeye aslâ HAKK ve salâhiyyetleri yokdur ve olamaz&#8230; Böyle fâsid ve bâtıl bir kıyâsı cihânın gözü önüne sürmek, işte bu GAYRETULLÂH’a dokunabilir… Ve cihânda bazen imhâl edilen, bazen de birkaç saat veya birkaç gün sonra gelen sıkıntı ve hastalıkların sebebi, acebâ nerelerde aranmalıdır?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Müslümanlar, artık nasıl agâh olmaya çalışmalıdır, ibret ve izzet sâhibi olmanın yolları nerelerden geçmektedir; bütün bunlar, NEBEVÎ îmân, muhâkeme ve terbiyenin elinde (kıymet hükmüne) bağlanmak îcâb eder!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Anladık, <strong><u>“DÎNİ Güncelleme devrimi”</u></strong> sürüyor, bunun elbetde bir netîce ve mes&#8217;ûliyyeti olacakdır; ancak, ne kadar ileri gidilirse, o kadar da mes&#8217;ûliyyeti ağır bulunacakdır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Hemen vücûdlar alarm veriyor. Çünki o emânet… İrâde-i cüz’iyye RIZÂ istikâmetinde değil de, adem-i RIZÂ istikâmetinde şâha kalkınca, <strong>emânet</strong> alarm veriyor!. <strong>Dört dörtlük laikim</strong> deniyorsa, ateist Sezeryan gibi en azından <strong>susularak</strong> politika yapılmalı; laik hükûmet ve hükûmet adamları, Şerîat&#8217;ın hudûduna baba arsasına girer gibi paldır küldür aslâ girmemeli; tecâvüz de etmemeli, hır-gür de çıkarmamalı, istiyen cennetin ve istiyen cehennemin yollarında <strong>yola devâm deyib</strong> gitmelidir!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ancak: <strong>“Namazın da, seçimin de Patronu benim, onların kıymet hükmü benim elimde”</strong> der gibi bir irtifâ’dan din ü dünyâya KUŞBAKIŞI nazar atfedilirse, burada iş, halk ve kul olmanın dışına, HÂLIK görünmenin hudûduna bir gidiş ve giriş istihdâf edilmiş olur!. O zaman <strong>“güncelleme devrimi”</strong> devresine, insanüstü ve kâinâtüstü MUTLAK ve KÜLLÎ İRÂDE , adem-i rızâsıyla nasıl girer, bunu, ancak O, SÂHİBİ bilir… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İbret alınırsa, herkes içün menfaat var. Hatta her mahlûk içün… Îmân, aklı ve fikri işliyen bulur ve bilir… Bizden, <strong>&#8220;doğru budur&#8221;</strong> diyerek, Şerîat&#8217;a mutlak tâbi&#8217; olarak yazmak…Cihân bize vız gelir. Biz unumuzu eledik, eleğimizi de yerli yerine asdık… Üçü müsbit, biri muzhir ve dördü de <strong>&#8220;vaz&#8217;-ı ilâhî&#8221;</strong> olan Edille-i Erbaada olmıyan her şeyi, <strong>“LÂ İLÂHE” </strong>deyib, tâ cehennemdeki esfel-i sâfilînin yanına kadar tekme tokat yuvarladık!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>ÎMÂN, Akıl ve irâde… Bunlar değil de nefs, ins ve iblis kullanılırsa, her hesâb tersden işlemiye başlıyor! Bugünki (şeytânî politika) bunun içün, fıtrat, Şerîat ve hakîkâta tam ters&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Saltanat içün emâneti hasta etmeye değmez… Ayağa kalkar kalkmaz da <strong>“Ancak milletin dediği olacak, Allah’ın dediği olacak!”</strong> gibi laflar da çok acîb!. <span style="text-decoration: underline;"><strong>Ancak Allâh’ın dediği olacak</strong></span> demelidir.  Küllî irâde mücerred O’na âid… Murâd-ı İlâhîye rağmen, halkın, kulların, şunun bunun adı mı olur?. Millet bir başka ve evvel gelen ilâh mı ki, evvelâ onun dediği, sonra Allâh dediğimiz ilâhın dediği olacakmış!. Akâid, ahenk, dengeler, i&#8217;tidâl, Şerîat ilmine merbûtiyyet, haddi bilmek, demputrasi dili kullanmamak (bazıları içün muhal ise de gene de biz yazalım) ŞARTDIR ki, müslümanlığımız inkıtâa uğramasın&#8230; Tabiî bunun derdi ve şuuru var ise!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Sünnîlik diye bir dînimiz yok!”</em></strong><em> demekden evvel, SÜNNÎLİĞİN Mâtürîdî veya Eş’arî tedrisâtından geçib, AKÂİD-İ’TİKÂD temeli, ilme, sıhhate ve kalbdeki şeksiz îmâna kavuşturulmalı… <strong>“Güncellemelerin”</strong> peşine düşünce, her i’tikâd ve îmân esâsı ya bulanıb sonra çamurlaşıyor veya  buharlaşmıya başlıyor: TEBAHHUR ediyor!</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; font-size: 14pt;"><em><strong>&#8220;KADERİN ÜSTÜNDE KADER&#8221; VARSA, ALLÂH AZZE VE CELLE&#8217;NİN ÜSTÜNDE DE BİR İKİNCİ TANRI OLMASI LÂZIM GELİR!. (HÂŞÂ VE KELLÂ)</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Çok şükür sıhhatim avdet&#8221;</strong> etdi demek dururken, bir de bakdık: <strong>“Kaderin üstünde kader vardır!”</strong> lâfı ortada!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Kafa tahtası eksik, felsefede boğulmuş bir şâir bozuntusu olan S. Marakoç böyle bir kader <strong>sapıtmasına</strong> inanıyor ve bunu da şiir yazma uğruna gaseyân ediyor diye, bunu bile DAHA EVVEL DE ONLARCA DEF&#8217;A OLDUĞU GİBİ ağıza almak, onca hastalık vartasından sonra cidden korkutuyor!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>O şâir bozuntusu (akâidde imam) olsa, nassa ve icmâ&#8217;a ters ağız açamaz&#8230; 15 asırdır hangi (mütekellim) veya akaidde İMAM <strong>&#8220;kaderin üstünde bir kader vardır&#8221;</strong> diyerek hezeyân istifrâ etmiş?.. Kaderin üstünde bir kader varsa, (hâşâ ve kellâ) Allâh Azze ve Celle&#8217;nin üstünde de bir başka ilâh olması iktizâ eder!. Kader, Hakk Sübhânehû ve Teâlâ Hazretleri&#8217;nin ilmidir; aynen Levh-i Mahfuz&#8217;da yazılıdır, başkasının olması ve değişmesi muhâldir&#8230; Kader i&#8217;tikâdı, sünnet ehli i&#8217;tikad imamlarının dışına çıkarsa, çığırından çıkar ve yalamalaşır; ve küfre ve şirke <span style="text-decoration: underline;"><strong>MÜEDDÎ</strong> </span>bir halta bulanır, 6 îmân şartı da topdan top atar, güme gider! O zaman, kader dışındaki 5 îmân şartı da iflâs eder&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Bunlar, çocuk, veya şâir, veya felsefeci veya politikacı OYUNCAĞI değildir, olamaz&#8230; Bugün <strong>kader</strong> ile alâkalı ağzını açan, şâirinden medyacısına, purofundan tamkofuna, spikerinden politikacısına, hoca kılıklısından müctehid taslağına, felsefecisinden ilâhiyatçısına, DİB&#8217;çisinden tasavvuf hokkabazı ve selefî geçinenine ve havascısından medyumuna niceleri, bu kader îmânını çarpık ve sakat ve şirke müeddî ve Şerîatdaki hakîkatını nakzeden bir ma&#8217;nâ ortaya koymakla, tecdîd-i îmân ve&#8217;n-nikâh ihtiyâcı içine yuvarlanıyor!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kader Rabbizin ilm-i ezelisindekiler… Değişmez… Onun üstü-altı, ucu-bucağı, sağı-solu olmaz… Levh-i Mahfuz’da yazılmışdır; azalıb çoğalmaz, Cübbelâ hokkabazımızın dediği gibi <strong>“silinib yeniden yazılması”</strong> da muhâldir!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Tevbeler Yâ RABB!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Püsküllü Kadir’in vidyolarla abuk sabuk sıkdığı gibi kader: <strong>“Kulun şöyle veya böyle duâsıyla KİLİTLENMESİ” </strong>gibi hezeyanlardan da mutlak ma&#8217;nâda münezzehdir… Kader Allâh Azze ve Celle&#8217;nin ilminde olandır. Her sıfatı gibi, Hakk Teâlâ Hazretleri İLİM sıfatında değişmeden, <strong>KİLİTLENME</strong> v.s.&#8217;den (hele hele kulunun ilmini kilitlemesinden-tevbe Yâ Rabb!) mutlak olarak <strong>MÜNEZZEHDİR</strong>&#8230; Aksini düşünmek, YARADANI Roma hıristiyan tanrıları veya eski yonan aşk ve meşk ve uçkur tanrıları gibi düşünmeye kapı açar ve böyle bir çıkmaza götürür ki, Ebû Cehil zamanı ARABI ile Hun zamanı TÜRK putperestleri bile, putlarını böyle uçkur ve ayağa düşürmemişlerdir&#8230; Ancak Şia sebeistleri ve mut&#8217;acıları, saat hesabıyla kadın satmayı (Âhıret derecesini yükselten kutsal zinâ sayarak), bir de <strong>mut&#8217;a nikahı maskesi</strong> altında bu halt ve uçkur sektörünü işletirler ki, belki bunlar, ötekilerden de beterdir!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İlim kalkınca, onun bunun lâf ishâli, neredeyse din olmuş olacak!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ne günlere kaldık!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Önüne gelen bir şey uydurub, AKÂİD ulemâsı ile kitablarını yok sayarsa, Lâle devri gibi işte böyle <strong>“GÜNCELLEME DEVRİMİ DEVRİ&#8221;</strong> başlar, ağız ishâli kol gezer! Gayretullah’a DOKUNMALAR başlar, helâket, felâket, zilzâl, zelzele, sel, kıtlık, kaht ü ğalâ, kaht ü RİCÂL, fitne-fücûr, küfr ü şirk, homo-feto-selo-apo-nato musibetleri gırtlağa çöker!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bayramdan çıkar çıkmaz, <strong>“Namazın kazâsı var, seçimin kazâsı yok!”</strong> lâfları, bayramın, Türkiya&#8217;nın ve dünyânın nice binbir yarasına tuz biber olmalı mıydı?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bakalım saray mollası Cübbelâ, buna da nasıl bir fetvâ veya kulp uyduracak?. <strong>“Corona aşısı oruç bozmaz, aman aşınızı olun ihmâl etmeyin!”</strong> şirinlikleriyle küreselcilerle aynı yatağa girenler, pek muhtemedir ki, şimdi de yataksız yorgansız kalmazlar!</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong><em><u>MÜTEVEFFÂ ŞERBAKAN DA, SEÇİM DENİLENİ BAŞKA TÜRLÜ TAKDÎS ETMİŞ, TÂRÎHİ AYAKLAR ALTINA ALMIŞDI!</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Partisini, İngiliz damadı KaraMolla’ya kaptırınca, artık bugün <strong>“Mücâhidliğini”</strong>  de ermeni anakuzusu alevî Kamal’a devreden rûh-ı Müteveffâ Erbakan da, her SEÇİM hengâmında bir palavra îcâdeder ve şu cins şeyler ihtirâ&#8217; (îcâd ve uydurma) eylerdi:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“-Bu seçim Malazgirt Zaferinden daha mühimdir!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-Bu seçim İSTANBUL’UN fethinden daha mühimdir!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-Bu seçim Çanakkale zaferinden de mühimdir!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-Bu seçim DÜNYÂNIN en mühim HÂDİSESİDİR!…</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-Bize oy vermiyenler patates dînindendir…</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-Bize oy vermiyenler YAHUDİ askeridir!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-Getirin ABD ve  İsviçre anayasasını, altına imzâmı atayım!</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-İran şii kardeşlerimiz İslâm’ın bayraktârıdır, yüz akıdır, mücahidlerdir, kahramanlardır, İmam Humeyni Rahme…..Hazretleri büyük devrimcidir… </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-Millî GÖRÜŞ Türkiya’da muhâlefetde, İRAN’da İKTİDARDADIR! </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>-AKAP’a oy vermek </em></strong><em>(kendisine oy vermek hâriç demekki) </em><strong><em>cehenneme bilet almakdır… v.s.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sayın Raiz sık sık: <strong>“İnsan ölür kalır eseri, eşşek ölür kalır semeri” </strong>tekerlemesi ile meydanları şenlendirmeye devâm ederken; GÖRÜŞ-MÖRÜŞ doktrini bugün paramparça olan Erbakan’dan geriye, <strong>eser</strong> mi <strong>semer</strong> mi kaldı demeye hiç de lüzum yok! </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Geriye bırakdığı <strong>“Millî Görüş-göçüş”</strong> eseri veya semeri, her ne ise, ondan, biribirini yiyib kemiren bir düzineye yakın TEFRİKA unsuru, layık, kayık, gayr-i ayık ve demputratik parti ve pırtı kaldı!. Bir de 10 tânesini yukarıya yazdığımız abuk sabuk yâveler, şia meddahlığı, heykelperest rejim başbakanlığı, yaban tohumu bir takım cenırıllardan yediği hakâretler, alaylar, küfürler, fırçalar; BİZZAT şâhid olduğumuz A. Tomba ve Püsküllülerden yediği (sinkefli)  ana-avrat girişim ve kalaylamalar!… Daha kimlerden ne yedikleri bizim mechûlümüzdür!… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Arkasından ve içinden küfrederken, dışından <strong>“rahmetli hocam”</strong> diye günümüzde sebelik yapan bir sürü de it ve yavşak…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Değdi mi?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İbretle bakan ve aklını başına alan var mı?.. Âhıretini, hesâb Kitâbını düşünenler nerede???</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İnsanın, Rabbine karşı <strong>NANKÖR</strong> yaratıldığı Kelâm-ı Kadîm’in muhkem nassı ve beyânı iken, bunca parti-pırtı ile tepişen ve biribirlerinin ağzından kemiği aşırmakdan başka hedefleri olmayan şunca hokkabaz mı millete ve halka NANKÖR olmıyacak; ve mine’l ecâib…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Hadi bakalım, <strong>“kazâsı olmıyan”</strong> <strong>“SEÇİM ve SANDIK BAYRAMI”</strong> dedikleri, binbir fırıldak, küfür, şirk, haram, âdîlik, döneklik, hâinlik, kancıklık, kazıklamak, kandırmak ve hayâsızlığın, AZÎZ DÎNİMİZİ en şerefsizce  İSTİSMÂR ve kullanmayı NETÎCE vereceği; ve 600 demokratik TANRI yontacağı 14 Mayıs&#8217;a 2,5 haftaları kaldı!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu bayramlarını canını dişine takarak kutlamak, kurtlamak, putlamak ve mutlamak istiyenler, bayramlarını görmeden hatm-i enfâs ederlerse gözleri açık giderler!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dünyâ DERİN DEVLETİNİN parmakları elinde oynayan, oynamıyan ve oynatılan-oynatılamıyan (!) bilcümle parti pırtı baş ve ayaklarına, <strong>“KAZÂSIZ”</strong> ve <strong>kazâya</strong> bırakılmasız, tam vakt-i muayyeni içinde, Garb’daki KIBLESİNE dönük olarak,  <strong>“HALK HAKİMİYYETİ ve Rubûbiyyeti”</strong> adına ma’nâlı ve edâlı, <strong>şerlerinden</strong> Allâh Azze ve Celle’ye sığındığımız laik cumputratik (sandık bayramları) tahmîn ediyoruz!.. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Demputrasinin Kâbesi parlamentodur”</em></strong><em> diyen bilcümle Osmanlı torun torbası, hamam ve kurnası müselman vatandaş, yurtdaş, sandıkdaş, oydaş, oynaş; seçim sonrası gırtlakdaş, vuruşdaş, hırdaş, kavgadaş, mezardaş; altı oklu, üstü yağlı kazıkdaş, millî GÖRÜŞDAŞ, ferahdaş, refahdaş, Raizdaş,  Papacandaş, Davuldaş, KAZÂDAŞ, PEKKAKADAŞ, Kurtbaşdaş, kürddaş, kürdaş, türkdaş, ermenidaş, rumdaş, yehûddaş, masondaş, fetodaş, ırkdaş, ittifakdaş, ittihaddaş, itdaş, madamdaş, v.s, düzinelerce partidaş ve pırtıdaşa da, boldaş şans ve avanslar!!!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu kadar bölünme, tefrika, düşmana benzeme, parti-pırtı sarmalındaki; tayyare, gemi ve araba peşinde yırtınırken, maarifi, mektebi, ta&#8217;lim ve terbiyeyi ve topyekûn gelecek nesilleri, 1947&#8217;den beri ABD gâvurunun Fulbrayt emirnâmelerine ve tapınmalarına bırakan bir memlekete, huzûr, sükûn ve emniyet gelecek öyle mi?.</em></p>
<p><em>Sandık kumarından bunlar çıkacak haa?.</em></p>
<p><em>İntihâb (seçim) netîcesinde ömrümüz varsa daha neler ve neler görürüz!.</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&amp;linkname=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2Fnamazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html&#038;title=Namaz%C4%B1n%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Varm%C4%B1%C5%9F%2C%20Se%C3%A7imin%20Kaz%C3%A2s%C4%B1%20Yokmu%C5%9F%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/namazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html" data-a2a-title="Namazın Kazâsı Varmış, Seçimin Kazâsı Yokmuş!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/namazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html">Namazın Kazâsı Varmış, Seçimin Kazâsı Yokmuş!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/namazin-kazasi-varmis-secimin-kazasi-yokmus.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-6- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 15:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[devletin dini]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[içtihad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13950</guid>

					<description><![CDATA[<p>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR! (6) Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) HER ŞERÎATIN ASLI, “BANA GÖRE” DİYEN MUHARRİFLER  VÂSITASIYLA BOZULMUŞ, TAHRÎF EDİLMİŞDİR… Her kim ki, kendi nefs<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-6- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(6)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>HER ŞERÎATIN ASLI, “BANA GÖRE” DİYEN MUHARRİFLER  VÂSITASIYLA BOZULMUŞ, TAHRÎF EDİLMİŞDİR…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Her kim ki, kendi nefs ü hevâsına göre <strong>“İSLÂM”</strong> adında bir dîni anlatır, sözü de <strong>“BANA GÖRE”</strong> olursa; veya <strong>“BANA GÖRE”</strong> demez de, hevâ ve heves ve teşehhîlerini falan filan kitablara, hatta levh-i mahfuza, falan târîhî şahsiyete veya Ukbâ’ya göç etmiş meşâyih ve ulemâya zerre kadar utanmadan ve îmân sancısı çekmeden <strong>“TASDÎK etdirib”</strong>, onların ağzından kalabalıklara boca eder ve onların kafalarından geçirib kuyruk sokumlarından çıkarırsa.. bu azâzîl sürüsüne insan denilmez… İbni Sebe veya İbn Selül akıntısı denir ve ortada ne îmân, ne  dîn, NE de ŞERÎAT kalır… Binnetîce, Yahudilerin, Mûsâ ve Îsâ Aleyhimesselâm’ın şeriatlarını tahrîf, tağyîr, tahrîb ve tebdîl edişleri netîcesinde, kökünden kopuk ve beşerîleştirilmiş bir çok bâtıl din ve mezheblerin ortaya çıkışı gibi, bu <strong>“BANA GÖRELERLE”</strong>; İSLÂMİYYET’den (Son Şerîatdan) da kalp paralar ayarında ve beşerîleştirilmiş birçok mecâzî ma&#8217;nâda dîn, şerîat, mezâhib; ve mefâsid ü mehârim v.s. ihtirâ’ ve îcâd edilmiş ve uydurulmuş  demekdir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Evvel yoğidi, iş bu rivâyet yeni çıkdı”</strong> kabilinden, cumputratik-DİButratik, demputratik, AKAPutratik, CEHAPutratik, kamalotratik, dokunmatik, <strong>“dört dörtlük LAİK-putik”</strong> ve uydurmatik religionlar, eşkıyâ çeteleri gibi ORTALIĞI BASACAKDIR……</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kardinâl-i mestûre ve mahlûbeden Feto Hocia-fendi dahî: <strong>“BANA GÖRE”</strong> diyerek binlerce kavânîn-i FETTÔŞİYYE üretib türetmiş, İlâhiyyatlardaki gariptolardan  Purrof. Maruk Meşer gibiler ma’rifetiyle de, <strong>“Fetulla GÜLEN FIKHI”</strong> nâmındaki  <strong>“yazıt-çizitlerle”</strong> Vatikan’a mutî’, yeni edyân ü mezâhibin yolları ve girizgâhı ihtirâ’ ve îcâd ü ifsâd eylenmişdi…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>EBÛ HANİFE GÖLGESİNDE MİSKİN MİSKİN OTURMAKDANSA, GARAMANLİS GÖLGESİNDE PİŞKİN PİŞKİN O.URMAK VEYA …</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Aband ÜSTÂD-I  Â’zam ve Muazzamlarından Haltettin Garamanlis makûlesi bir nice Mason Abduh şâkirdânı pırasasörân-ı ılmâniyye dahî, <strong>“Telfîk-i Mezâhib”</strong> ve <strong>“Usûl-i fettôşiyân üzre yürüyüb, nice teşehhiyât ü telbisâtını dahî, RÂCİH kavilmiş gibi resmî DÎN muhitlarına yalatıb yedirerek”, “BANA GÖRELER”</strong> kervânının başını çekmişdir, hâlen de çekmektedir!. İctihâd dedikleri bu teşehhîleri de, AKAP iktidarsız iktidâr-ı acîbe ve hökûmât-ı ılmâniyyesinde, saf ve garîb ehâliye bol bol ve şifâ niyetine yedirmektedirler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>1963’deki İs. Enstitüsünden me’zûniyyet merâsim-i cumhûriyyesinde mûmâileyh Garamanlis, kendisine altın saat hediye eden birâderân-ı farmasôniyyeye teveccüh ve mutâbaât eyleyüb, o dahî bir nice te’lîfât ve makâlâtı ile İlâhiyât ü DİB’iyyât ve İmam Mekâtib-i Cumhûriyyesini teshîr ü temlîk ve telfîk eylemişdir!. Böylece, <strong>“Dîn-i İSLÂM”</strong> deyû, onun teşehhîyât ve dalâlât u küfriyyâtı, bir nevî <strong>“DEVLET DÎNİ”</strong> hâlinde ve ülke çapında tedâvüle sokulmuşdur!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Binâberîn, mûmâileyh, Devlet-i Ilmâniyye Saraylarının, <strong>“İctihâd kapısını, pencere, baca ve cumbalarını ardına kadar açmak içün CANLA BAŞLA ÇALIŞAN âlimi” </strong>ya’ni saray mollası olmuş, nice ödül, modül, şân ü nişân, rütbe ve habbeden kubbe sâhibi kılınmışdır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“BANA GÖRE”</strong> temeli üzerine binâ, inşâ’ ve ibdâ’ edilen teşehhîler,  İktidâr-ı Tayyibât himmet ü gayretiyle dahî, şu netâic-i elîme ve ucûbeyi ihtirâ’ eyliyecekdir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“ŞÖYLE BİR GENÇLİK: Modern, pozitif, feminist, nefsine tâbi’ aklını, tepesinden birkaç karış yukarıda iha ve sihalaşmış olarak taşıyan; ve aynı zamanda da vatan, millet, sakarya, bayrak ve toprak tutkunu; iri, diri, ileri, çeri, seri.. dahî aynı zamanda da “dört dörtlük laik” ve tam Ayasofya’lık ve İKONALIK, &#8220;modernite, hümanite, deisnite ve feminite&#8221; tevhîd ve şehâdetiyle müsliman (!) ve Âsım’tırak veya Hâlûk&#8217;tırak, çatlak, patlak veya matrak bir gençlik… </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Mason (Efgânî-Abduh-Reşid Rızâ) teslisinin ağzıyla “Kör taklîd ve mezheb taassubundan” hâlî; ve ümmet icmâına mazhar olmuş mezâhib-i erbaaya tepelerin de en zırva zirve ve tepesinden, keskin mi keskin, kuşbakışı ve baykuş bakışıyla bakan, dem-putratik, ÖZLEM ayarı verilerek közlemlenmiş ve çift kavrulmuş, mezesi çerez, aklı çeyrek veya gevrek bir gençlik… </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Yüzyıllardır Ebû Hanîfe’nin gölgesinde miskin miskin oturmuşuz” kibâr-ı bel&#8217;âm ve vecîzeleri yumurtlatanların dümen suyunda, &#8220;miskin miskin&#8221; değil de, pişkin pişkin gölgelenib, ozon gazı gibi de renksiz, kokusuz, sessiz ve ılımlı .surmuşuz diyen; Emnânımın dilinden <u>“Sosyal cinsiyet eşitliği bizim içün-altını çizerek söylüyorum-ÖLÜM KALIM mücâdelesidir” </u>diyerek vecde gelen; ve “ÖZLEM-GÖZLEM” cenâh-ı müennesât, müessesât ve madâmiyyâtının dili, dudağı ve damağıyla <u>“6284 bizim, kıpkızıl mâbâdı olan hatt-ı üstüvâ maymunlarının o mahall-i mahsûsundan ziyâde kıpkızıl (kırmızımızdır);  ve şeyhâne sermâyelerinin KIRMIZI rujundan da bin beter gene kıpkızıl kırmızı çizgi ve çip-gimizdir”</u> nânesi otlıyan, damızlık ve kımızlık bir gençlik…</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ve laik dem-putrasilerde </em></strong><em>(dâr-ı riddelerde)<strong> İslâm’ı gâyet râhat ve huzûr u sükûn ve UYGUN, dahî SUSKUN ve DURGUN yaşama terapilerine mazhâr;</strong> <strong>her yanı ve ânı “sosyal güvence” ve “dîni güncelleme” içinde çalkalanan bir dinin=religionun telfik-asyonuna RÂBITA eden, radyasyonlu ve ışık hızıyla hayâl yakalıyan bir gençlik…</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Raiz-i Şâhâne himmet ü gayreti altındaki religionun=Dîn-i Garamanokrasinin mü’mini, diyalokrasiyi de sözümsemiş, Feto-kobrasiyi üzümsemiş ve özümsemiş, “varlığım Türk ve Atatürk varlığına armağan olsun” diyen; bozkurt kafalı, 1000 mumluk ampul  zıyâsıyla zekâlı, telfîk-i edyân ü mezâhib vecd ü istiğrâkına bihakkın sâhib, ana-avrat ve atası  izinde, damarlarında Corona aşısı ve “asîl kan taşıyan”; toprağını sımsıkı sıksan şühedâ kanı ve corona aşısı fışkıracak saygın ve baygın, vatan sath-ı mâil-i riddesini LGBT dernekleriyle şenlendirib “cinsî tercih”  güvence ve eğlencesinde; Ulubatlı Hasan ve Seyyit Onbaşı kıvâmı ve kıyâmında kahraman veya bozkurt uykusuyla uykuman ve yiğit; ve senede 2 kere tanrıya, her gün inâsa tapan ve bayram-seyran ve her fırsatda heyâkile secde eden; su katılmamış ve arıtılmış musluk suyu serinleticiliğinde, safâhât ü hayâlâtın Âsım&#8217;gil NESİL  çizgisinde, yorulunca dinlenmek içün ara sıra da “vatanım rûy-i zemîn” diyen Fikret’in, papaz oğlu Hâlûkcuğun ayar ve kayarında,  4+4&#8217;lük müslüman mı müslüman,   ne sünnî ve ne şii, meallere ayarlı, politika fırıldaklarına duyarlı, gayr-i miskin ve tepişkin, dahî tam pişkin  bir gençlik…&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İŞTE, bunlar, <strong>“BANA GÖRELERLE”,</strong> aslâ gerçek bir fıkıh usûlü ile değil ammâ, fıstıkçı veznindeki (fıkıhçı metodolojisi) ve sosyo-antropolojisi, masonik telfikçi terminolojisi, hatta embriyoloji ve genetikolojisi, daha da hadd safhalarda sosyal cinsiyet ve cibilliyet sexomanyakolojisi ile, böylece ÎCÂD ü İNŞÂ’ ve İBDÂ’ ve ihtirâ’ eylenecekdir!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yâ Hayyu Yâ Kayyûm, YÂ Sabûr, Yâ Mâlike’l-Mülk, Yâ Müntakîm…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>İSLÂMİYYET’İ “GÜNCELLEMENİN” ÖTEKİ SEBEÎ ADI: “BANA GÖRE” FAŞİZMASI VEYA LAİCİTE’DİR…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Patenti Garamanlisist familyalara âid, Yehûdiyyet ve Nasrâniyyet dîn-i bâtıllarına muvâzî (paralel ve nânesel) yepyeni ve taptâze bir dînin, usûl-i TEDRÎC üzre vaz’edilme noktalarına şu başlıklarla pek mülâyimâne ve tayyibâne; ve <strong>“Bana Göre”</strong> rotasıyla ve fakat <strong>&#8220;kaş yaparken gözleri çıkara çıkara&#8221;</strong>  gidilmektedir!. Misâllerimizden birkaçını, makâm-ı şevketpenâhîlerine şöylece arza müsâreât eyleriz:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> <strong>“Dört dörtlük laikiz..”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(BİZDEN: Laiklik denilen ve her ermeni bilmem ne kilidi gibi önüne gelen anahtara uyan ve uydurulan ve ateist pozitivizmanın vitrin mankeni ve kamalist montajı  bu ideoloji, her insî şeytanın her istediği yerde, zaman ve şekilde İslâmiyyet’i <strong>yasaklama, bozma ve bulandırmasına</strong> âlet, bahâne ve <strong>maymuncuk</strong> yapılmışdır… Bu isti’dâddaki laicitede,  1789 Fransız gâvur kafa ifrâzâtının bir kere dört dörtlüğü olmaz, ancak dansöz gibi kıvırtdırılan 8X8’liği olur!. Çünki bu, dünyânın her devletinde, her dem-putrasisinde ve her cum-putrasisinde ve her parti-pırtısında, her fakülte ve pırasasöründe, her şef veya diktatöründe, aynı değil, farklı kılık kıyâfeti ve ma’nâları tazammun etmektedir. Müteveffâ Ali Fuad Başgil’den tutun, geçen şubatda toprağına kavuşan 367 ve Cum mitingleri azâzîli S. Kanotoğlu’na kadar her İslam’sız harbînin kafasında, biribirinden farklı bir laicite (laisite)=laikçilik vardır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Türkiya’ya gözle görülen şekliyle laisite zıkkımını evvelâ tanzimatçı masonlar, sonra da, 1876’da ermeniye yazdırılan anayasa (kânun-ı esâsî) ile, bir başka yumuşak laicite şeklini meşrûtiyetçi zibidiler  sızdırdılar. İttihadçı eşkıyâlar tarafından ise, dozu daha çoğaltılarak ileri derecede berbat bir şekle ifrâğ edilmişdi&#8230; Cumhuriyetle beraber, Dinle devleti ayırma lâdînîliği (İslâm içün MUHÂL ise de) 1924&#8217;den i&#8217;tibâren bu yola girildi veya bu Fr. kafa ifrâzâtı veya hamûlesi damardan iyice zerkedilmişdir&#8230; Maksad, İslâm denilen mutlak hakk ve hakîkât sisteminin kökünü kurutmak, yerine, Fr. devriminin kopya veya teklidini yerleştirerek, Anadolu&#8217;yu Müslüman varlığı ve hüviyetinden tamâmen temizlemekdi&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu arada şu bilinmiyenin de bilinmesinde pek büyük fâide olacaktır: Türk anayasasına laiklik, T.C.’de (laicite=laiklik değil, laikçilik) olarak resmen 1937’de, Fransız anayasasına ise resmen, Ankara&#8217;dan 9 yıl sonra 1946’da yazılmış ve girmişdir!.. Laicite=layıklıkçılar bunu da öğrenince, <strong>“Fransa’ya bile layıklık ihrâc eden müthiş ve kamalist bir ülkeyiz”</strong> demeye hakk, gurur, övünç ve sevinçden uçacak; hatta <strong>“dünyâ bizim vagonumuz ve taklidçimizmiş meğer”</strong> deme irtifâını da, atalarının ak südü gibi kemâllice kazanacaklardır!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ancak <span style="text-decoration: underline;"><strong>(dinle devleti ayırmak gözboyaması)</strong></span> burada bırakılmamış, İslâmiyyet’in, sâdece devlet sisteminden tardını değil, cemiyetden, halkdan, Necdet’in teşehhîsi ve guguksal ictihâdı (!) mu’cebince <strong>“kamusal, tapınsal ve tapusal alandan”</strong> başörtüsüne kadar her şeyden, hatta câmilere konulan nice yasak, ta’lîmât ve ta’mimlerle mesâcidden bile tardına vesîle ve bahâne kılınmışdır… Maksad, Müslüman milleti, İngiliz başda olmak üzere bütün yehûdî ve haçlı dünyâsının içini sömüreceği bir kadavraya, yani  gayr-i müslim mürtedd ve ardından da putperest bir <strong>ulus</strong> hâline getirmekdi. Bunu, (Laicite) gâvurcasıyla=laikçilik olarak, 6-7’li masanın madamına 28 şubatçı <strong>yağlı</strong> şeyi gibi değilse de, 6 îmân şartının zıdd-ı kâmili olarak  6 oklu umdelerin en başına veya en .ıçına çakdılar!.. Ancak oy derdine düşdükleri zaman ise, mut&#8217;acı İran şiileri gibi TAKİYE sahtekârlığını da ihmâl etmeyib şerefsizleştiklerini söylemeliyiz. Bu Ramazan&#8217;da: <strong>&#8220;İnandığınız Allâhınız belânızı versin, kocam şu kadar hınzır budunu yarım saatde yutuyor&#8221;</strong> gibi herzeler ve gâvurluklar taşıyan bazı zibidi madam döküntüleri ve politik patronlarının, inanmayıb reddetdikleri (Dînin), oruçlu gibi iftâr sofralarına çöküb (!) duâ içün de cenâbet ve lâ&#8217;netli ellerini semâya kaldırma zilletiyle öz inançsızlıklarının bol bol ve alâmeleinnâs <span style="text-decoration: underline;"><strong>içine etmekden bile çekinmediklerini</strong></span> ve bu dereke alçaklaşdıklarını da  çok şükür görmüş olduk&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Anayasa dedikleri tapınış kitabında: <strong>“Devletin RESMÎ DİLİ TÜRKÇE”</strong> yazarken, diğer yandan da, orada, Türkçe değil de lâtinceden ve ondan Fr. lûgatine geçen (laicite) lâfzı, biri bir dünyâya bedel TÜRKOĞULLARINA gece-gündüz, mezesi leblebi rakı gibi içirildi… <strong>“Hukukçu”</strong> geçinen baro, ato, parti-pırtı, hoca-hocia, sarıklı-yarıklı ve milliyetçi-illiyetçi hiçbir gürûh da, bu <strong>“tenâkuza”</strong> bir fiske bile atamadı, gık bile diyemedi! Çünki en ileri dem-putrasi, en faziletli cum-putrasi; en LGBT’li hürriyet, mel&#8217;ûniyet ve şehâvâniyet, en donu düşük zürriyet, en iyi yaşanan <span style="text-decoration: underline;"><strong>Müslümanlık</strong> </span>T.C. yüzyılında yaşanıyordu!..</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Çünki, en ileri ve çağdaş, çaldaş, çırpdaş ve yandaş hukûk devleti; en endâzeli, olgun ve dolgun, şişik ve pişik ve uçsuz bucaksız adliye dosyaları, en acıtmaz homo hakları güvencesi, en ezib pestile ve paçavraya çevirib en erken emekli hakkı veren kadın istihdâmı, en yenilmez dik, dimdik ve kemik ümmet liderliği, en uygar ve bulgar kamalizma; sokakları en sürülü, ısırgan, vahşî, çoluk çocuk nice ma&#8217;sûmun canına okuyub sakat da bırakan it-köpek dolu hayvânât, hayat ve memât,  ancak bu cennet vatanda görülüyor; ve bunun <strong>&#8220;mutluluğu, kutluluğu ve putluluğu&#8221;</strong> ancak bu al bayrağın gölgesinde sa&#8217;yebân olunarak tadılabiliyordu!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>En mükemmel ve ileri <strong>Corona</strong> aşılı doktorluk ve .oktorluk mezâristan, en parti-pırtısı biribirini dişleyen can ciğer vatandaşlar, hep, bu (dâr-ı riddenin) en aslî en köklü ve en yerli ve millî, hatta en  millî görüş, güçüş ve gömülüşlü vatandaş ve havandaşları, bu pek mübârek ve mümbit COĞRAFYAMIZDA yaşamakda, berhayât, bermemât (!) bermû’tâd berkamâl olmaktadırlar, vesselâm……</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Netîceten:</u></em></strong><em> Türkiya’da laisite=laikçilik vardır ve bu, İslâmiyet’in kökünü kurutmak içün bir tuz ruhu gibi tam 184 senedir dozu gitdikçe artan bir semm-i katil olarak, bu sâbık milletin ENKÂZI ÜZERİNDE kullanılmış; ve îmânı, dîni, ruhu, ahlâkı, benliği, şahsiyeti ve varlığı en zâlimâne usûllerle eritilmişdir. Yeni uydurulan: <strong>“Dînin Güncellemesi”</strong> ta’bîri de, bu laisitenin önünü açmak içün, İslâmiyyet’i daha da BUDAMA ameliye ve <strong>“operasyonunun”</strong>, (muhâfazakâr-(dem-putrat) politikanın) elinde, onun kesici ve delici bir âleti olmuşdur!. Dört dörtlük deseler de, aslında sekiz sekizlik kıvır kıvır bir laicite peşindekiler, şefokrasinin, daha maskeli <strong>“din dönüştürme”</strong> cinsi olarak iş çevirenlerdir… Bugün (atasal şefokrasi) partisi, her reis-i umûmîsiyle ıstıfâ (seleksiyon) geçire geçire veya amipden homosapiens maymunlarına doğru bir Darvincilik veya evolüsyon atlata atlata (ata partisi olmanın) çok ötesine sıçramış; çook daha dışdan kumandalı bir İHA-siha hâline gelmişdir!. Eski kadîm (kaskatı şefokrat-kamalist) hâl ü keyfiyetini ise, muhafazakâr şirinleştiriciler eliyle fırka-yı tayyibât ile zümre-i bağçeliyân ve muhibbânının yed-i emânına, <strong>mozalelik</strong> bir saygı ve yaygı duruşuyla tevdi’ eylemiş bulunmaktadır!.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>SOSYAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EŞİTMİŞ=ÖLÜM KALIM SAVAŞI!</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Först Leydi-i Sultâniyyelerinin lisân-ı bayâniyye ve beyâniyyeleriyle):<strong> “Sosyal cinsiyet eşitliği mücâdelemiz, bizim içün sâdece bir hakk arama mücâdelesi değil, altını çizerek söylüyorum ki, bizim içün ÖLÜM-KALIM mücadelesidir…”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dünyâ DERİN devletinin veya küresel çete denilen azgın merci’lerin, sosyal cinsiyet eşitliğini, dünyâ nüfûsunu katl ve bunun içün de âile hayâtını felç etmek istediği, artık bugün bütün çıplaklığı ile meydana çıkmışdır. Çocuk yaşdan i’tibaren bütün cinsiyet hududlarını yıkarak ve (nikâhsızlığı en tabii, en biyolojik, en bedenî, en şehevî ve en hazım cihâzı muâdili bir hâlde yaşayış) olarak nesillerin zihnine çakmanın ve bunu onlara telkîn ve onlarda tesbit etmenin peşinde-şeytanlığındadır&#8230;  Hakîkat, fıtrat, millet, tarîh, insanlık ve bizim içün bu, yaratılış dışı ucûbe (patalojik) bir manzaradır. Bundan çok daha iğrenç manzara ise, bunun, sıradan tabiî ve ma&#8217;sum bir tercîh ve temâyül gibi nesillere bulaştırılmaya ve telkîne çalışılmasıdır. Bütün bu ve benzeri nice iblislikler, insanlık içün dünyâ çapında bir âfet hâlini almaya gidiyor. Bunların neticesinde, Batı’da  iğrençlik hududlarına vararak  ve kuvveden fiile çıkarılarak, bu şeytanlıklar daha hızlı mikyaslarda yaşanmıya ve yaşatılmıya başlanmışdır… İst Sözleşmesini 11 yıl, 6284 belâsını ise o sözleşmenin şeytanlığını yaşatan devâmı olarak hâlâ insanlara musallat edenler; ve diğer yandan da, buna muvâzî olarak tavşana kaç tazıya tut gözboyamasıyla <strong>“âilenin muhâfazası”</strong> nakarâtıyla gözboyayan politik muktedirler (!) cidden feci’ derecede aldatıcı ve korkunç derecede ihânet ve yıkıcı bir manzara resmetmektedirler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugün âile, ne kadar yokluğa mahkûm olucu bir âfetle kuşatılmışsa; adı üzerinde <strong>“Millî” </strong>bulunan<strong> “Eğitim”</strong> de, ma’lûm vekâlet üzerinden ve 1947’den beri milletin geleceği olan nesilleriyle, binlerce esef ki, ABD’lilerin eline, onların eğitim TARZINA BIRAKILMIŞDIR…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><u>(HÂMİŞ:</u></strong> Eğitim, Hayvan içün kullanılır. İnsan, eğitilmez,  ta’lim ve terbiye edilir…)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Maarif, ABD’lilerin TÜRKÜ kalıba sokmasına yani amerikanlaştırmasına veya onlar hesâbına ehlîleştirilmesine terk edilmiş; ve bu, milletin hayat damarları kesilerek, çembere ve kıskaca alınması, bir nevi zombileştirilmesi olmuşdur. Bugün ise, (âile müessesesini paçavraya çevirmek), bu birinci âfetin üzerine inzimâm etdirilmek istenen ikinci ve korkunç bir helâket kabûl edilmelidir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tekrarında elzem ve ehem fâide görürüz ki, Anadolu&#8217;daki Milletin ortadan kaldırılmasının, onun, 4 ana ve mutlak KIYMETİNİN elinden alınması ile olacağına dünya azâzîl cebhesi karar vermişdir. Birincisi, diğer üçünün de merci’ ve menşei olan, Münezzeh, Mukaddes ve Mutlak DÎNİDİR. Diğer üçü de: lisânı, âile telâkkîsi ve târîh şuurudur… ABD kafasıyla 76 yıldır maarifin böyle kuşatılması, nesillerin zihin ve kalblerinden bu 4 ana kıymetin aslından saptırılarak, ehâlînin, köleleşmeye müsâid ve olgun hâle getirilmesi gâyesine ma’tufdur…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>TÜRKİYA 1947’DEN BERİ, MAARİFİNİ ABD FULBRİGHT COMMİSSİON’UNA TESLÎM EDEREK, NESİLLERİNİ İŞGÂLE MA&#8217;RÛZ BİR HÂLDE BIRAKMIŞDIR…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Fulbright commission (Fulbrayt komisyonu) denilen bu tuzağın başında, Reis olarak ABD misyon şefi, ve 3 CİA ajanı a’zâ, 4 de türk a’zâ olarak 8 kişi vardır. Karar alınırken reyler müsâvî olsa, karar, ABD’li reis tarafı istikâmetinde alınacakdır!. Komisyon, <strong>“Türkiya Cumhûriyeti Millî Eğitim Bakanlığında”</strong> çalışmakda, bütün mekteblerin DERS PROGRAMLARI da dâhil her mes’eleyi burası karara bağlamaktadır!.. 1994’de, bu komisyonda çalışan 60 me’mûrun 40’ı ABD vatandaşı olarak iş görmüşdür. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>1922’de <strong>Kurtulduk</strong> nârası atanlar, Batı emperyalizminin silâhlı işgâlinden <strong>“KÜLTÜR, EKONOMİK ve SOSYAL”</strong> esâretine nasıl düşmüşler ve Lozan’daki İngiliz kafasıyla bunu nasıl perçinlemişler, 1947’den beri de  Türkiya nesli, geleceği ve zihni, adı geçen komisyonla nasıl ABD KAFASI, irâdesi ve hâkimiyyetine devredilmişdir. Bundan hâlâ ibret alan yok, velâkin <strong>“yerli-millî”</strong> havası ve palavrası atan çok&#8230; Hatta BUNLAR, her köşeyi de sarmışlardır. Bütün bu istîlâ ve işgâller halka duyurulmamış, ondan saklanmışdır. Tam tersine milletin kafası da şöyle şartlandırılmışdır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Kurtulduk, düşmanı denize dökdük; bağımsız, HÜRR, kendi kendini idâre eden ve “hâkimiyyeti&#8221; de Allâh’dan alıb kullarına, halka, ona buna veren (!) layık-demokratik-cumhûrcu bir devlet kurduk; ne mutlu Türküm diyene, bir Türk dünyâya bedeldir; Kıyâmet, Âhıret, Hesâb-Kitâb tanımadan, Fransız kafasından kopya ve taklîd ve İLELEBED devâm edecek layıklık îmanımız, REPUBLİQUE (cumhûriyet) DÎNİMİZ’dir; ve en büyük eserimizdir, v.s.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böylece, milletin 4 ana temeline de tuzak kuran bir şartlandırma ve masallar, halka yüzyıldır ve zorla yedirilmişdir… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şimdi de: <strong>“Cumhûriyetin Yüzyılı” ve “yeni Türkiya” nakarâtı; oynatılan değil, OYUN kuran Türkiya âvâzeleri.. âile, maarif, mekteb ne olursa olsun, yeter ki bilmem ne kültür merkezlerimiz ve saraylarımız olsun, dünyâ üçden-beşden büyükdür, ben de çok iri, diri ve böyyüğüm diyen Türkiya.. dünyâya meydan okuyan (!) ammâ, içindeki üçbuçuk iğrenç politika ve terör itinin bir asırdır çenesini kıramayıb kökünü kurutamıyan, tam aksine önünü açarak parti parti, maaş maaş azdıran, lâkin bugün-yarın iç ve dış düşman mihrakları “yendik, yedik ve yutduk&#8221; palavralı, bol nakarâtlı, kelepir yalan ve dolanlı Türkiya, v.s..”</strong> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugünün uyutma terapileri de böyle şeyler&#8230; ABD&#8217;liye uçak bedellerini peşin ödeyib, ne uçak ne de parayı geri alabilen; nice kadük, güdük ve düdük kânûnları bile kaldıramayıb, târîhî devamlılık te&#8217;mîn edecek üçbuçuk KÂNÛN bile yapamıyan; bazı imtiyazlı insanları heykelleştirib onları <strong>koruma</strong> kânunları yapan ve insana ve heykele TAPMAYI ideoloji veya religion yaparak yalpalıyan; anayasasının 4 maddesi içün <strong>&#8220;değiştirilmesi teklîf dahî edilemez&#8221;</strong> diyecek kadar darbe vesâyetine TAPAN; ve bütün bunlara rağmen &#8220;hürr, bağımsız, bağsız, urgansız, demokrat, cumhurcu, din vevicdân hürriyetçisi v.s., v.s., ve&#8230;<strong>“DÜNYÂ DEVLETİ”</strong> olduk salvolarıyla, <strong>&#8220;Herşey güze olacak&#8221;</strong> salaklıklarıyla <strong>yola devâm</strong> deyib duran, oyalıyan, kandıran ve hakîkatda kendi kendine çukur kazan Türkiya…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Uygun ve uydurulmuş adımlarla ve (dağ başını duman almış, İzmir’in dağlarında çiçekler açmış, yaşa-paşa) marşlarıyla yürütülüb güdülen; kızıl şeyli şebeklerin kırmızısını <strong>“çizgimizdir”</strong> diye ağzına sakız yapıb, sokak meydan zırlayan Truva kısrağı ma’lûm MADAMLARIN, paralamento TANRISI yapılmak içün inadla listelere çakılıb Dem-putrasinin ma’bedine tapınak râhibesi yapılmaya hazırlanıldığı bir ülke… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>ÎMÂNA TAALLÛKU OLAN ELZEM VE EHEM HAKÎKÂT: <strong>“İmtiyâz-ı Rubûbiyet sınıf-ı ruhbandan PARLÖMANLARA geçmişdir.” </strong>(Elm. Tefsîri,1936, c.4, s.2515)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bilhassa Tanzimat’dan, meşrûtiyet, ittihadçılık ve Fransız patentli ihtilâl cumhûriyetçiliğinden beri, memleket ve millet, işte böylesine bir RUBÛBİYYET çarpıklığı, sapıtması ve imânsızlığına düşürülmüş; ŞİRK, her tarafı istîlâ etmişdir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>NESİLLERİN, KENDİSİ DIŞINDAKİLERE VE DÜŞMANLARA BENZETİLMESİ TERÖRÜ MÜ, YOKSA APO-FETO V.S. TERÖRLERİ Mİ BİN BELÂDIR???</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Demputrasi şölenine) kendinden geçercesine gün, saat, saniye sayanların ve politik azâzîlin memleket sathını YALAN, boş vaad, gözboyama, binbir ayak oyunu, şirk, hased, nifâk ve binbir ruh ve ahlâk kirliliğine boğduğu karanlık günleri yaşıyoruz…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Halkın, iki ayaklı <strong>şey</strong> yerine konularak uyuşturma mitralyözleriyle meydan sokak TARANDIĞI; LGBT ucûbelikleri ve renkleriyle alâimissemâya döndürülmüş insî azâzîlin her geçen gün gemi azıya aldığı; dînin güncellemeye, dilin, kuşdiline veya esperantocaya, ÂİLE mahremiyet ve mukaddeslerinin, kadın ağzından çıkacak iki kelimeyle ankebut (örümcek) ağına çevrildiği; âilenin bitirilerek, ferdlerin, dünyâ derin devleti standartlarına göre (nikahsız-matinato) hayatı yaşamaya itildiği;  târîhinin, bir sürü azâzîl ve gayr-i müslim ekalliyetlere yazdırılarak tahrîf ve tezyîf edildiği, çürütüldüğü ve karakalemle karalamıya döndürüldüğü; <strong>“Tam bağımsız ve tam kazıksız!!!”</strong> DÜNYÂ REPUBLİQUE’kası…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Âile ve Maarif vekâletleri,</u></em></strong><em> lâf u güzâfla değil, gözboyayarak ve madam, madâmiyye ve bayâniyyelerin, yanık, uyanık, özlemli ve közlemli familyaların <strong>“6284 KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”</strong> diye cıyaklıyarak ortalığı <u>velveleye verib kaynana zırıltısı kesilmeleriyle ise hiç değil; doğrudan doğruya dîn,</u> îmân ve târihî çizginin tam içinde YERLİ, ASLÎ ve HAKÎKİ (<u>Aslını inkâr etmeyen, onun bunun çocuğu ve ABD’linin bilmem nesi olmayan,</u> adam gibi adam) OLARAK varlık ortaya koydukları zaman <span style="text-decoration: underline;"><strong>VAR</strong> </span>demekdir… <strong><u>AKSİ HÂLDE, ortada, EN BÜYÜK İÇ TERÖR SİNSİCE VE ŞİRİNLİK MASKESİYLE VAR OLUB YAŞAYACAKDIR. BU GERÇEK VE KÖKDEN TERÖRE NİSBET VE KIYASLA, PEKKAKA VE FETOŞİZMA v.s. TERÖRÜ, YÜZBİNDE BİR HALT BİLE SAYILAMIYACAKDIR… </u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DÎNİ, <strong>“GÜNCELLEME” </strong>YANİ YAZ-BOZ TAHTASI YAPILMA TEHDÎD, TEHLİKE,TEZLÎL VE CENDERESİNE SIKIŞTIRILMIŞ; MEKTEBLERDEKİ  TÂRİH DERSLERİ SELÇUKLU VE OSMANLI CEDDİNİN ALEYHDARLIĞI İLE KUŞATILIB, İBNİ SEBE’NİN HORTLATILMASINI ESAS ALAN İRAN ŞİİLİĞİNİN YALAN, İFTİRÂ VE HURÂFELERİYLE SÛİKASDA UĞRAMIŞ; ÂİLE TELÂKKÎSİ BATILILAŞTIRLIB, KADINI, <strong>“Kadın hakları”</strong> YEMLERİ VE UYUŞTURUCULARIYLA SOKAK BESLEMESİ YAPILMAYA BAŞLANMIŞ; AYAĞI ALTINDA CENNET OLAN VE HAKLARI ERKEĞİN HAKLARINDAN MUTLAK OLARAK ZİYÂDE, MÜKELLEFİYETLERİ ERKEKDEN MUTLAK OLARAK DAHA AZ BULUNAN ANALAR, AŞAĞILANIR HÂLE GELMİŞSE; VE MAARİFİ ABD PARMAKLARINDA ABD’LİLEŞMİŞSE, BÖYLE BİR MEMLEKETİN,  MÜSTEMLEKE (sömürge) OLMASI DIŞINDA, HANGİ KEYFİYETİNDEN BAHSEDİLEBİLİR?.. </em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>İŞTE, 1950’DE TAKSİM MEYDANINDAKİ MİTİNGDE: “DÎN MEDENÎ BİR CEM’İYYET OLARAK İLERLEMEMİZE MÂNİ’ BİR ZEHİRDİR” DİYEN İKİNCİ ŞEFİN İ’TİRAFLARI…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Adı geçen 1947 Fulbrayt anlaşması, Türkiya’yı ABD müstemlekesi hâline getiren ve alında bir kara leke olarak taşınan korkunçlukdadır. İkinci ve kinci Şef, 1963’de timsah gözyaşları ile bunu şöyle i’tirâf ediyor:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Daha bağımsız ve kişilik sahibi dış politika izlenmesini istiyoruz. Herkes aynı şeyden söz ediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havâle edeceğim. Onlar ayrıntılı çalışmalar yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Yapabilirler mi bunu?</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Hepsinin çevresinde uzman denen yabancılar dolu. İğfâl etmeye çalışıyorlar. Başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar<u>. Bir görev veriyorum sonucu bana gelmeden, Washington’un haberi oluyor. Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum&#8230;.</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Böyledir bu işler, peygamber edasıyla size dünyaları vaat ederler. </u></em></strong><em><u>(Peygamber telâkkîsi de mutlak hakîkatı dışında)</u></em><strong><em><u> İmzayı attınız mı ertesi günü gelmişlerdir, personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök. Gitmezler. Ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden gitmek gerek. Yoksa ne bağımsız dış politika ne bağımsız iç politika güdemezsiniz. Havanda su döversiniz. Fakat sanmayın ki bu kolay bir iştir. Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez…”</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Adı geçen <strong><u>Fulbrayt anlaşması</u></strong> 1947’den beri de mer’iyyetde bulunuyor. O günden beri hiçbir hükûmet bu anlaşmayı bırakın kaldırmayı, ona <strong>tapınmadan</strong> edememişdir. Görüldüğü gibi İnönü diyor ki<strong>: “Bu işin üzerine gitmek gerek, bu kolay değildir, başınıza NELER GELECEĞİ BİLİNMEZ…”</strong> Bu mütereddid ve ödleklikdeki adamlar <strong>&#8220;vatan kurtarmış, bugün de beşden büyüğüm&#8221;</strong> diyorlar… Lâkin Fulbrayt anlaşması tam 76 senedir kazık gibi çakılmış, hiçbir hükûmet ve ÜMMET lideri ona yan bile bakamıyor!. </em></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>İçden çürümeye devam, dışda boya badanaya!</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ve bu Fulbrayt’ın gölgesinde, <strong>“Müslüman Gençlik, Karamanlisin telfik’ilasyonu (!) mezhebsizlerin ve güncellemecilerin hedefleri ve Asım’ın nesli..”</strong> diyerek dağıtdıkları, nabza göre şerbetlerin terkîbi ve mavi boncuk dağıtma politikası… Feslinin, tanzimatçı ve suyuna tirit Osmanlıcılığı, particiliğin tevhîd ve beraberliği ve ecdâd rûhunu nasıl eritdiği, laicite meczublarının laikçilik ve ateistlik yıldırım ve ışıkları, kamalistlerin kırık dökük olmuş 6 ok veya 6’lı masa fiskos ve FİTkosları… Pilli görüşçülerin, millî ve milli çarklarının nasıl dönüb  <strong>“seâdet ve refah”</strong> tefrikası ve işportacılığı yapışları v.s.!&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ayrıca, Cübbelâ, Püsküllü ve Sıpil gibi nice bel&#8217;amların <strong>&#8220;dâr-ı İslâm&#8217;ında&#8221;</strong>, bizimse bu <strong>&#8220;dâr-ı ikrâh ve dâr-ı azâbımızda veya dâr-ı riddemizde&#8221;</strong>, ABD vatandaşlarının <strong>vekil</strong> ve <strong>başvekil</strong> oldukları dahî unutulmaması şart olan, pek ibretengiz bir vâkıadır!!!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yeni Türkiya’nın içyüzü, yukarıda genişçe ele aldığımız şekli ile iyi bilinib idrâk edilmeden, buradaki İslâmiyet ve müslümanların hâl ü keyfiyeti de anlaşılamaz… GENE ÖYLEDİR Kİ: Cübbelâ soytarılığından Ramazan gösterişlerine, sistem kuyruğunda bayram yapmakdan cum’aların hürlüğüne, DİB’inden imam mektebinden teoloji fakültelerine, Berat kandilinden KADİR GECESİNE, hacc yolculuklarından, hukûkî, siyâsî, iktisâdî ve ictimâî hayâtın her noktasına ve politikacı esnafının kendi milletinin gözünü nasıl boyadığına kadar hiçbir şeyi, derûnûndaki hakîkatına kadar  matluba muvâfık anlamak, aslâ mümkin değildir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Osmanlıyı Osmanlı <strong>bozulmuşlarına</strong> yıktırdılar; Osmanlı bozulmuş ve kurcalanmışlarını tanzîmatçı zibidilere yedirdiler; tanzîmatçı mason ve freng ve İskoç döllerini jön ve bön Türk ve it-terakkîcilerine ezdirdiler; bu jön, bön ve it-terakîcilerileri cumhuriyetçi kamalist heykelperestlere iç etdirdiler!. Şimdi kuyrukda bekliyen heykelperest ve burjuva kamalistlerine sıra geldi ki, bunları da Kaftancıoğlu gibi çeyrek hınzırı 7 dakikada yutan adamların karılarına veya madamlarına ve eski soyadı (Karaduman) yenisi Kılıçdâr olan, kendisi ise her kalıba giren ve şimdi ise kendi öz ve söz ağzıyla ma&#8217;lûmun i&#8217;lâmı peşinde <strong>&#8220;BEN ALEVÎYİM&#8221;</strong> diyenlere hâll ü fasl etdirecek görünüyorlar&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>EVET DEMEKKİ  SIRA: Yemenli A. İbni SEBE havalarından esintili, Ali de Ali bağlamalı, Kerbelâ mâtemli ve yangılı, dede tapkılı, semah döngülü, cem cemgili, Şahkulu ve Şah İsmâil düzgülü kürdlerle kamalizmayı yıkmaya geldi!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Demek ki şimdi sıra:Ne şehid ne GÂZÎ olmuş paralamentolarda damızlık boğa gibi beslenen ve KÜRD rolü oynatılan ermeni duduların çemkirmelerine, <strong>&#8220;Apo&#8217;nun heykellerini dikeceğiz heykellerini&#8221;</strong> diye ağız ve kafa bulan Seloların kudurmalarına, <strong>&#8220;Biz sırtımızı falan filana yaslamışız&#8221; </strong>diye hiçbir pervâ tanımıyan madamların yaslama ve taslamalarına; <strong>&#8220;paşanın piçleri&#8221;</strong> diye kamalistlere çakılan Sakık sarkıt, dikit ve kazıklarına geldi! DAHÎ: Dağlardaki kara yılan, mor köstebek, sarı çetelerin el, ayak ve tetikleri ile kamalizmayı yıkmaya sıra geldi!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Ammâ ve lâkin her hâl ü kârda, Batı müstemlekecileri (sömürgenleri), kim ne zaman ne kadar işlerine geliyorsa onu, o kadar kullanıb hatta heykellerini bile dikib, sonra da mozalelik ediveriyorlar!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nice uyur-gezer partici gerzekler de, 14 Mayıs dönme dolabı veya sandığının yarığından girecek zavallı halkın dünyadan habersiz pusulalarıyla <strong>“kurtuluş”</strong> yâvesi yiyib, onları nasıl kafeslerizin peşinde çakal sürüleri gibi cirit atıyor…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>HADİ bir leyle-i kadir daha gelmesine geldi de, KADR ü kıymetini bilen kaç kişi çıkar, bilinmez…HÂFIZ ve MÜNTAKÎM olan Azze ve Celle, <strong>“LÂ İLÂHE”</strong> diyerek bütün sahte ilâhları ve beşerî topyekûn tâğûtları reddeden ehl-i SÜNNET ve’l-CEMAAT müslümanlarını MUHÂFAZA BUYURSUN, âmîn…</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-6- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-6- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 18:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[içtihad]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[levhi mahfuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13898</guid>

					<description><![CDATA[<p>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR! -3- Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) CENÂB-I HAKK AZZE VE CELLE’NİN HİÇBİR SIFATINDA DEĞİŞME, SİLİNME VE EKSİLİB ÇOĞALMA YOKDUR; O, BUNLARDAN MÜNEZZEH,<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><em><strong><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></strong></em></h1>
<h1 style="text-align: center;"><em><strong>-3-</strong></em></h1>
<p style="text-align: right;"><em><span style="color: #cc0000;"><strong><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></strong></span></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong><u>CENÂB-I HAKK AZZE VE CELLE’NİN HİÇBİR SIFATINDA DEĞİŞME, SİLİNME VE EKSİLİB ÇOĞALMA YOKDUR; O, BUNLARDAN MÜNEZZEH, BUNLAR İSE O’NUN İÇÜN MUHÂL, MÜMTENİ’ VE MÜSTAHİLDİR…</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>20/Mart /2023 târîhinde T.C. DİB rüesâ-yı ılmaniyyesinden Ali Erbaş, Âl-i İmrân Sûre-i Celîlesinin 103’cü âyet-i kerîmesinde geçen <strong>“VA’TASİMÛ Bİ HABLİLLÂHİ CEMÎAN”</strong> cümlesindeki <strong>“HABL”</strong> kelimesi içün <strong>“BANA GÖRE”</strong> diyerek, ona, kendince bir ma’nâ yükledi!. Herkes, müfessirliği ma’lûm olmadan, emâneti ehline bırakmadan, ihtisâsa kıymet atfetmeden, ceffe’l-kalem ve <strong>“Bana Göre”</strong> diyerek, indindeki ma’nâyı Kelâm-ı Kadîm içün kullanmıya kalkar da; ve meselâ, bu <strong>“HABL”</strong> kelimesine yüklerse, ortaya nasıl, hangi tür bir  <strong>terör</strong> çıkacağını, bu Bay Ali neden düşünmek ve tefekkür eylemek istemez?. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte Türkiya, DİB’i, ilâhiyatları, medyası, din <strong>“güncellemeci”</strong> politikacıları; ictihad kapısını da, gece gündüz her hırsızın girebileceği bir han kapısına çeviricileri, selefîleri-vehhâbîleri, şîası, oryantalistleri ve bir takım hoca kılıklı sakal cübbeli ekran işportacıları ve sâiresi ile; ve pek çok zümre ve hizibleri elinde, <strong>“Bana Göre”</strong> diyenlerin bulandırarak yok etdikleri, o şeytânî çukuruna düşürüldü; veya, İslâmiyyet, herkesin üzerinde top oynadığı SÂHİBSİZ bir ARSA hâline getirildi…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Anadolu üzerinde yaşayan müslüman Türk-Kürd-Arab on milyonların elinden İslâmiyyet’in alınıb sıfırlanması,  Batılı küresel çeteler hesâbına her türlü tazyık ve zulüm ile, bilhassa <strong>yüzyıldır</strong> en baş VAZÎFE olarak yürütülmektedir. Böylece, şu andaki ateist ve lâ&#8217;net sistem ve ideoloji, bunu, Müslüman Anadolu halkından evvelki ikonaperest BİZANSI veya putperest Ortaasya dünyâsını, veya heykelperest ataizmayı yeniden canlandırmak (hortlatmak) projeleri olarak icrâya çalışmaktadır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Bana göreler, ictihad kapısı açılmalıdırlar, İslâmiyyet GÜNCELLENMELİDİR-ler”</strong> ve sâir tuzaklarla varılmak istenilen hedef, O’nun değiştirilerek, İslâm’ın yerine, adı gene İSLÂM olsa da, kendisi İslâm olmıyan bir dînin oturtulması, binnetîce, İslâmiyyet’den mutlaka ve bir şekilde KURTULMAKDIR… Zaten târih boyunca yapılan nice Kurtuluş Savaşları (harbleri), başlangıcıyla sonu arasında yüzseksen derece böyle bir FARK da taşımışlardır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Asıl mevzuumuzun altından da, gevezelik, akılsızlık, şımarıklık, istiskâl, komedyenlik, lâübâlîlik v.s. gibi sebeplerle, <strong>“BANA GÖRE”</strong> atışları çıkdığı anlaşılmaktadır. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Levh-i Mahfuzda yazılanlar Allâh Azze ve Celle’nin İLMİ olması hasebiyle ve Cenâb-ı Hakk’ın bütün sıfatları gibi İLİM sıfatında da <strong>“DEĞİŞİKLİK, Levh-i Mahfuzda YAZILANIN (hâşâ) GERİ ÇEVRİLMESİ, Levh-i Mahfûzda YAZILANIN SİLİNMESİ”</strong> gibi hükümler, tamamen <strong>“Bana Göre”</strong> soyundan gayr-i ilmî ve son derece gayr-i ciddî, câhil veya münkir sallamalarıdır… Hele berveçhi âtî  4. Maddede yazılanların kürsülerden söylenişi, tam bir masal, mitolojik efsâne, veya komedyenlik îcâbı bir hafifliktir ki, bunların İslâm ile kâbil-i te’lîf edilemiyeceği, gelecek makâlâtımızla ve tefsirlerden yapacağımız iktibaslarla müdellel olarak ortaya konulacaktır, biavnillâh…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İlim, îmân, amel, ahlâk, vekâr ve ciddiyet ile zerre kadar alâkası olmıyan aşağıdaki yâveleri ağzına alanlar, ne kadar kendi kendilerinin âlimliğini reklâm peşinde olsalar da, ortaya koydukları zikri muharrer mes&#8217;elelerin hakk ve hakikatle hiçbir münâsebeti yokdur ve olamaz. İslâm içün yüz karası olan şu manzaralardan aklı başında bir müslümanın hicâb duymaması da imkânsızdır. Allâh Azze ve Celle’nin ilminden ibâret olan LEVH-İ MAHFUZUN bu derece dikkatsizce, şuursuzca, cehâletle, çocuk oyuncağı gibi, sanki <strong>“bana göreler”</strong> çukuruna çekilib orada boğulmak istenircesine kürsülerden ve sanki sarıklı CÜBBELİ oluşun masuniyeti (dokunulmazlığı) varmış gibi dile alınışı, biz müslümanların şu devirdeki bir başka  büyük felâketidir. Cenâb-ı Hakk’ın zerre kadar değişmiyen ilmini, <strong>“SİLİNEN VEYA GERİ ÇEVRİLEBİLEN”</strong> bir oyuncak seviyesinde düşünen ve böyle de düşünülüb kâbûl edilmesine de vesîle olan ayak takımı derekesindekiler, Allâh Azze ve Celle’ye (ÎMÂNIN) önünü kestiklerinin bile farkında olamayacak kadar <strong>acziyet, pişkinlik, umursamazlık, ne desem nasıl olsa yutuluyorluk, dolayısıyla şirretlik</strong> içindeki, hem dâll ve hem mudill yüzsüzlerdir&#8230; Bu kabil hoca kılıklı heriflerin her şeyden evvel, (hocalığı) değil, tecdîd-i îmân ven-nikâh eylemeyi ağızlarına almaları şartdır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte, ileride butlânını ortaya koyacağımız o menhus cehâlet satırları:</em></p>
<ol>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>“Bu mübârek gece önümüzdeki bir sene başımıza gelecek belâ, hastalık, kuraklık, kıtlık, zelzele, sel, deprem hepsinin TAKDÎR edilib DOSYALARININ TESLÎM edildiği gecedir…” </strong>(Kaderin ezelde tesbiti Levh-i Mahfûz&#8217;dadır. Berat gecesinde ancak, o levhden, bir senelik kısım &#8220;iktibâs&#8221; edilmişdir. Bu bir senelik kısım da, EZELDE, o Levh-i Mahfuzda TAKDİR edilmiş-yazılmışdır&#8230; Sonradan ilâve bir husûs olması muhâldir&#8230; İleride gelecek, tefsirlerin ifâdesi böyle.<strong>)</strong></em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>LEVH-İ MAHFUZDA YAZILANI BİLE DUÂ GERİ ÇEVİRİR.” </strong>(Bu nasıl lâfdır, ilmî  ve ciddî bir müstenidâtı nerededir?.. Sâbit olan Kader yani Allâh Azze&#8217;nin ilmi nasıl geri çevrilir, ileri çekilir, bu, dama taşı ile oyun oynamak mıdır hâşâ ve kellâ? Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi&#8217;l-aliyyi&#8217;l-azîm.)</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>Allâh Azze Ve Celle’nin ilm-i ezelîsi değişmez. Ammâ Levh-i Mahfuza yazdığımı SİLERİM buyuruyor. Ammâ ne ile, duâ sâyesinde….. </strong>(İlm-i ezelî hem değişmezmiş, hem de Levh-i Mahfûz&#8217;dan SİLİNİYORMUŞ! Bu kadar ciddî bir îmânî mes&#8217;elede, biribirine muttasıl iki cümle ile bu kadar dehhâmeleşen ve mide bulandıran TENÂKUZA, hakîkî bir hocanın çırılçıplak ve böylesine bir akıl, ciddiyet, îmân, âr, hayâ ve utanma ile atlayışı mümkin olabilir mi; ve bu, ne ile îzâh edilecekdir, dehşet!)</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>“Belâ da, Levh-i Mahfuzda yazılmış, falanoğlu filan falanın başına gelmek üzere İNMEĞE başlıyor! Tam, o ordan inerken, burdan DUÂ varsa, o onu n’apıyor, işte efendim, F-16 gibi, bilmem ne gibi KAPIYOR, havada onu bırakmıyor! Kıyâmete kadar da o belâ, gelmiye çalışsa, o adamın duâsı varsa, havadan onu sâhibinin başına kondurmuyor. Duâ böyle bir şey…” </strong>(Şu 4. maddedeki, uyutmak içün çocuğa masal anlatmadaki basitlik, balıkçı kahvehânesinde paçadan dökülen zıpırlık, hoca sıfatıyla bu üsûb ve usûllerle KÜRSÜLERDEN yapılabiliyorsa, artık, bunların da birer Kıyâmet alâmeti olduğunu söylemekden başka çâremiz kalmıyor&#8230;) (Kürsüden yapılan bu 4 maddelik konuşma, vidyodan aynen satırlara dökülmüşdür.)</em></li>
</ol>
<p style="text-align: center;"><em><strong><u>EN MÜHİM MESÂİL-İ KELÂMİYYE..</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>15 asırdır bu kadar akâid, tefsîr, hadîs, fıkıh kitâblarında, münâsebet düşdükçe ve pek çok yerde <strong>“Levh-i Mahfuz ve KADER”</strong> mes&#8217;eleleri bilinmesi gerektiği nisbetde &#8211;ki bu mevzû&#8217;un künhüne ve sırrına kulların âgâh olması muhâldir&#8211; beyân edilmişdir. <strong>“Levh-i Mahfûz”</strong> ta’bîri Kelâm-ı Kadîm’de, sâdece  Kur’ân-ı Mübîn&#8217;de<strong> <u>&#8220;Fî levhin mahfûz</u></strong><strong><u>)=</u></strong><strong><u>ki bir levh-i mahfûzdadır</u></strong><strong>.” </strong>şeklinde sâdece bir yerde, o da BÜRÛC sûre-i celîlesinin 22. Âyet-i Kerîmesinde geçer. Fakat <strong>“ümmü’l-Kitâb, Kitâb, Kitâb-ı Mübîn, Kitâb-ı Hafîz”</strong> gibi ta’birlerle de, pek çok âyât-ı kerîmede zikredilmektedir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şov ve amigoluk, politika maskaralığı ve parti şaklabanlığı peşindeki bir takım hoca kılıklı sebükmağzların (hafif beyinlilerin) bu mevzû&#8217;u nasıl tersine çevirerek <strong>“imân ve i’tikadları”</strong> berbat etdiklerine, evvelki makâlelerimizde bir nebze temâs etmişdik. Mes’ele, ANA AKÂİD şartlarından biridir ki, Merhûm Ö. Nasûhi Efendi de: <strong><u>“Kazâ ve kader mes’elesi EN MÜHİM mesâil-i kelâmiyyedendir” </u></strong>buyurmaktadır.<span style="font-size: 8pt;"><span style="font-size: 10pt;"> (Muvazzah İlm-i Kelâm, 1959, s.224</span>)</span> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bahis mevzû&#8217;u etdiğimiz hoca <span style="font-size: 10pt;"><span style="font-size: 12pt;">kılıklıların</span>,</span> neredeyse tapılan bir sanem hâline getirdikleri kendi arabçaları ile ibâre çözüb arapçalarını putlaştırma adına <strong>“ma’nâ verme”</strong> ve kafadan atma-sallama ve teşehhiyât şehvetine düşmeleri, onları, ilim ciddiyetinden ve Allâh korkusundan çekib uzaklaştırmaktadır. Bu gürûhun, <strong>müctehidmiş </strong>gibi tavır ve kurumlar takınmaları, kaş yaparken göz çıkarmalarına, ibârelerde mündemic gerçek ma’nânın güme gitmesine, netîcesi i’tibâriyle de, durmadan tahrif, tağyîr ve tahrîbe sebeb olmaktadır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sorulduğunda, papağan ezberciliğiyle <strong>“mezhebsizliğe (!) hâlen değil de kâlen ateş püsküren”</strong> bu sokak ağızlı ve iki yüzlü hoca kılıklılar, İLÂS ve SAMÎMİYYET mahrûmu olub, hubb-ı câh peşinde koşdukça; ve <strong>“HOCALIK rütbe ve nişanlarına en lâyık benim”</strong> dedikçe, hâl lisânıyla da kibir ve gurûr köpürtdükçe, tam bir iblislik sıfâtı iktisâb etmektedirler… Müslümanların esir olduğundan ve dâr-ı İslâm gibi dünyâdaki EN BÜYÜK Nİ&#8217;METİ kaybetdiklerinden bile, bunların haberleri ve bu istikâmetde îmânları olduğu söylenilemez&#8230; En büyük zulüm olan ŞİRKİN, nice memleketleri kasıb kavurduğu apaçık bir vâkıa olduğu halde, her şeyden evvel buna karşı çıkamayan adamlara nasıl (hoca) denilebilir?. Küfrün, nifâkın, layıklık ve ateizmanın, heykelperestliğin, terör kaynağı ipsiz ve tipsiz lâ&#8217;netli bir demputrasinin ve HAÇLI kuyruğunda güdümlü olmanın pençesinde bulunan memleketleri bile <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8221;</strong> ilân etmekden utanmıyan bu azgın nefs tapıcılarını, dış görünüşlerindeki (hoca kılıklı) sahtekârlıkları da ASLÂ kurtaramıyacakdır&#8230; En zâlim ve heykelperest nice dâr-ı riddelere kadar her belâ çukuruna (Dâr-ı İslâm) yaftası yapıştıran bu dalkavuk (müdâhin), sıkıyı görünce herkesin her tarafını yalamayı bile câna minnet bilecek kadar ALÇALAN bu süfehâ takımları, bugün, İslâmiyyet&#8217;in önündeki en büyük Çin Seddidir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> BÜTÜN RESMÎ VE GAYR-İ RESMÎ HER MERCİİN İSLÂM HAKÎKATINI ORTADAN KALDIRMAK İÇÜN <strong>“güncelleme”</strong> sûikasdları peşine düşdüğü şu netâmeli ve dehşetli devirde, gerçek müslümanların en ehem ve EN BİRİNCİ VAZÎFESİ, İSLÂMİYYET’İN ehl-i sünnet ve’l-cemâat çizgisindeki hakîkatını muhâfaza ve müdâfaa etmekdir. Gerçek bir müslümanın, en ana ve temel vazîfesi budur; ve herbiri şeytan hizbi olan dem-putratik parti-pırtılara KUL, KÖLE ve KÖPEK olmadan; onlara, verecekleri kemikler bedelinde kendini SATMADAN, her ne pahasına olursa olsun zerresine kadar  MUKADDES EMÂNETİ MUHÂFAZA ve MÜDÂFAA&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><em><strong><span style="text-decoration: underline;">CİHÂDIN EN BÜYÜK İBÂDET OLUŞUNU GÖRMEZLER, KARAMANLİS FAMİLYAYARI OLARAK İCTİHÂD KAPISINA YÜKLENİRLER&#8230;</span></strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bunun içün de,  Büyük Mürşid Ahmed Zıyâüddîn Gümüşhânevî MERHÛM&#8217;un <strong>&#8220;Câmiul Mütûn&#8221;</strong> nâm AKAİD&#8217;e dâir eserinde:<span style="text-decoration: underline;"><strong> &#8220;Zamanımızda en büyük İBÂDET CİHADDIR&#8221;</strong></span> buyuruşuna ciddiyetle TUTUNUB sarılmak, EN BAŞDA GELEN USÛLDÜR. Aksi hâlde emânete hıyânet etdiği içün MUNKARÎZ olmuş sâbık ve sapık bir enkâz ortaya çıkacak ve encâmı da pek feci’ olacakdır… Mübârek Ramazân-ı Şerîf&#8217;de bile politika piyasasının, ne kadar hadsiz ve hududsuz bir çirkeflik, kuduzluk, kudurmuşluk, şeytanlık, en mel&#8217;un bir demokratlık ve ısyân-tuğyân içinde olduğu GÖRÜLEBİLİRSE, belki bir nebze nefes alınabilecekdir&#8230; Lâkin politika şeytanları ile onların telfikçi  ve <strong>&#8220;ictihad kapısını açmak içün canla başla çalışan&#8221;</strong> müctehid taslakları, <strong>&#8220;müslümanım&#8221;</strong> diyenler içinde, ESÎR alıb beynini bulandırmadığı adam bırakmamışdır. Bunlar, ALLÂH irâdesine râmolmuş ve  <strong>&#8220;HAYRU&#8217;L-HALEF bir nizâmın zarûrât-ı DÎNİYYEDEN&#8221;</strong> olduğuna kat&#8217;iyyen ÎMÂN eden bir avuç HALKI da, <strong>&#8220;Çağ dışı olanlar, kör taassubçular, mezheb fanatikleri, v.s.&#8221;</strong> diyerek, ademe mahkûm edecek kadar da alçaklaşabilmektedirler&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böyle bir devirde, müslüman olmak veya kalmak.. Karamanlis de: <strong>&#8220;Laik düzende İslâm&#8217;ı yaşamak&#8221;</strong> diye kitablar düzüb kılavuzluk yapıyor! Böyle bir düzende de çok mülâyimâne ve <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;da&#8221;</strong> gibi yahud bizzat <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;da olarak&#8221;</strong> rahat yaşanabilirliğin muhallebi tatlısı içün fıstıklı ta&#8217;riflerini veriyor!. Demeye getiriyor ki:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Düzen böyle taklid ve kopyalama ile çağdaş ve çakıldaş gâvuristandan peydahlanmış da olsa,  sen burada iyi, güzel ve doğru VATANDAŞ ol; ve dem-putratik vatan müdâfaası içün oy sandığına koş! En mülâyimini, alnı en secdelisini (!) avradı kafadan en bezlenmişini, en imam liselisini, bizim rahle-i tedrîsimizden en çifte süzülmüş geçenini bul, onun kanatları altına gir&#8230; Körolası &#8220;Kör taassubu ve mezhebçilik&#8221; gömleğini de millî çöküşünki gibi çıkar; &#8220;dîni güncelleme ve telfîk&#8221; entârisini bilimin eşliğinde giy..</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Şevketpenâh ve Tayyibcenâh Saray erkânımıza ye-iç dua et; ve bizim  imam liselilerin, ÂSIM&#8217;ın nesli olduğunu her fırsatda zikr ü fikr et! Ve müesses yavru ve ana yasa, masa, kasa ve kânunlarımıza ters ve ayak uzatarak zinhâr yatıb uyuma! Uyanık  olarak dem-putratik keşf ü istidracları seyr ü temâşâ et!</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Vergini, zamanı hulûl etdikçe, sağ elinle ve ABANT rûh-ı lâtîfinde fenâ bularak ver; ve askerliği de, her şey Allâh içün değil de<span style="text-decoration: underline;"> &#8220;HER ŞEY vatan içün&#8221;</span> diyerek; ve sarp ve karlı-buzlu-uçurumlu kayalıklarda &#8220;ABD müttefikimizin&#8221; beslediği PEKKAKA peşinde koşarak <span style="text-decoration: underline;">&#8220;ATA ve ANA ilkelerimizi ve cumhuriyet kazınım ve kazanımlarımızı&#8221;</span> yaşatmak uğruna yap&#8230; Ve bu uğurda sakat ve çeyrek kalırsan GÂZÎLİĞİ; ve Âhıret-i Dâr-ı Bekâya irtilâl edersen ŞEHİD olmayı cana minnet, rûha ni&#8217;met say..</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Çamlıca-Taksim mesâcîd-i ılmâniyyelerine ayda bir gidib feyziyâb ol, kendinden geç.. Sık sık ve bayram-seyrân, Ayasofya&#8217;nın <span style="text-decoration: underline;">ikonalı</span> ruhâniyyetinden, beddualı vakfiyenâmenin şiddet ve azametinden de nasîbedâr olub istifâde et.. Ve Ayasofya harîminin ortasındaki, değil secde etmek, ayak basmak bile yasak olan, takrîben 30-40 metre karelik &#8220;imparator taç giyme&#8221; mahallinin vakıf şartlarına kılıç sallıyan mekânını da, kırmızı kordonları dışında bir öksüz ve yetim gibi kalarak ve iniltili sesler çıkararak, 1934 kere tavâf et&#8230; </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Ba&#8217;dehû, üç çeyreği ana fîrân vaz&#8217;iyyetde olan ve câmi-i şerîf harîminde gezinen bitli, itli, piçli ve cenâbet turist keferesinden, o saatlerde ve gün fevt olmadan ibret ve medeniyet iktibâs ederek, FETO&#8217;sal ve mahlûbeli iltisaklar tasavvurlarına sarıl! Sağ tarafına ve sağ elini kellene destek yaparak ve yüzün kıbleye, ayakların kubbeye gelecek şekilde YERE YAT!.. Ve 10 dakikalık aralıklarla ÜÇBUÇUK DAKİKA SIRTÜSTÜ dur; VE KUBBE KEMERİNDEKİ İKONALARIN,  CUMHURİYET KAZANIMLARINDAN OLAN HÂRİKA SAN&#8217;ATSAL VE KAMALSAL ŞEKİLLERİNİ DOYA DOYA VE TIKA BASA SEYRET!.. DOYMADIYSAN, tekrar tekrâr tekrâr et!.. </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Fetih sahnelerini, Fâtihleri, Akşemseddînleri, Ulubatlıları, binlerce şühedâ ve ana kuzularını, cihâd sahnelerini, sakın derinden düşünme; yoksa, laik dem-putratik vatandaşlığın evrenselliği, feminselliği, cinselliği, homoselliği ile  verdiğin oy&#8217;ların bütün cumhûrî sevabları bir anda devrimsellik hesâbına hebâen mensûrâ olur!</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Senden daha iyi müslüman ve daha hoşgörülü abi ve abla olamıyacağını da, bizim fetoşizm, telfîk, diyalog, ılmâniyye ve tayyibiyye tarîkat-ı haltettiniyyemiz usûlleriyle her gün ve ba&#8217;de&#8217;t-tulû&#8217; ve kable&#8217;l-gurûb RÂBITA et&#8230; Cis-trans hâline saplanarak, kutsal, kurumsal, kutusal ve sandıksal ruhlara, mozale tapınışlarına, and içme vecd ü istiğrâklarına ve hatta nirvanaya, istersen tâ Pensilvanya&#8217;lara kadar kuvve-i hayâliyye ve hayvâniyyenle ulaş ve bulaş!. Bu hâl ü ahvâlini hiç bozmadan, tayy-ı mekân ile tayyib-i kelâm eyle; hiç düşmeden ve dumanaltı da olmadan ayık kafayla astronot ol, sihasız ve mihasız ve mîzansız fezâlarda uç&#8230;vesselâm!..&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>HAM YOBAZ KABA SOFTALARA TEKRAR DÖNERSEK&#8230;</strong></span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Her geçen gün, ortalığı, sahtekâr politika hırsızları, haksızları, hayırsızları ve hayâsızları doldurmaktadır. Bunların dümen suyuna girerek, onların parlatılıb cilâlanması istikâmetinde politikacı MEDDAHLIĞI irtikâb eden bu hoca kılıklı işportacılar, eski Osmanlı ulemâsının asâlet, edeb, terbiye, âdâb-ı muâşeret, ciddiyet, havfullâh; ilim haysiyeti, şeref ve vekârı <strong>yerine;</strong> hoppa-zıppalığı, şımarıklığı, lâübâlîliği, külhanbeyliğini, sokak serseriliğini, komedyenliği, onun bunun televizyonlarına çıkıb Dümbüllü maskaralıkları yapmayı oturtmuşlardır&#8230; Hatta o kadar ki, bir takım ateist ve sapık sunucularla (yardakçı veznindeki) târihçi münâfıkları, donlarına kaçıracak kadar güldürüb onlara sırnaşmayı, cıvıtmayı, <strong>müstehcen</strong> köprüaltı havalarını dile almayı ve bunları ma&#8217;rifet ve zekâ kıvraklığı saymayı, her âdiliğe başvurmayı; hulâsa, işte bunlar gibi binbir türlü ciddiyetsiz ve mes’ûliyetsiz bir kepâzelik ve müptezelliği, zerre kadar utanmadan İRTİKÂB etmektedirler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: 'Bookman Old Style',serif;">Böyle nice <strong>hoca kılıklılar</strong> BİLHASSA Mübârek Ramazan&#8217;larda <strong>cercilik</strong> peşine de düşerken, işin maskaralığını da aslâ ihmâl etmiyorlar!.. (Aklı başında, edille-i erbaa, müctehid imam ve zarûrât-ı dîniyyeye boynu kıldan ince, ehl-i HÂL, VAKÛR, edebli ve kimyâ olmuş hocalarımızı dâima tenzîh ederiz.) En hassas olunması ŞART olan şer&#8217;î mes&#8217;elelerde bile, bâlâda işâret etdiğimiz üzere bunlar, sathın da en sathında kalmak bir yana, mevzû&#8217;ları, masallaştırma derekesine tenzîl ederek, zevzekçe dile almakdan bile utanıb çekinmiyorlar&#8230; </span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: 'Bookman Old Style',serif;">Hele Purof etiketliler, iğrenç bir kibir heykeli olarak, onlar da modern ve pozitivist <strong>cerciler</strong> olarak bir başka âfet ve münkirler kutbunu teşkîl ediyor&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><em>(Mâba&#8217;di var)</em></strong></span></p>
<p style="text-align: right;">
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl Mükâfât, Erbaş Ali’ye Değil; Hayrettin&#8217;e Verilmeliydi!Tâhir MÂHİR</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/asil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/asil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2019 14:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tâhir MÂHİR]]></category>
		<category><![CDATA[dib]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=4470</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beştepe’nin “Diyalog İşleri Başkanlığına = DİB”na getirib çakdığı (Erbaş Ali) nâm umum müdür, sosyal medyada hoşça vakit </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/asil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html">Asıl Mükâfât, Erbaş Ali’ye Değil; Hayrettin&#8217;e Verilmeliydi!&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Tâhir MÂHİR&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>ASIL MÜKÂFÂT, ERBAŞ ALİ’YE DEĞİL; HAYRETTİN&#8217;E VERİLMELİYDİ!</u></em></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Tâhir MÂHİR</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>DİYALOGÇULUĞUN MÜRÎDÂN VE TİRÎDÂNININ ANA ÇİZGİSİ&#8230;</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Beştepe’nin <strong><em>“Diyalog İşleri Başkanlığına=DİB”</em></strong>na getirib çakdığı (Erbaş Ali) nâm umum müdür, sosyal medyada hoşça vakit geçirmek içün zirvelerden esib gelen bir lütuf oldu!.</p>
<p style="text-align: justify;">Zirve’den zırvaya tatlı bir ikrâm!..</p>
<p style="text-align: justify;">Erbaş’ın 11 kitabından çoğu, <strong><em>“Hıristiyanlığın geçmişi, geleceği, silsilesi, sülâlesi, ibadeti, ibâheti, isâeti, ruhâniyyeti, ruhbâniyyeti,  himmeti” </em></strong>soyundan falan filân şeyler!. Fettoş medya ve matbuâtı, Abant konsülleriyle ve Vatikan bilmem ne yer altı dostluklarıyla da  40 yıl, <strong><em>“Dünya semâvî dinlerin birleştirici soluğuna muhtaç”</em></strong> demeyi,  küfr ü şirkinin mihrâk noktası yapmış; ve İslâmiyyet’i bu maskeler altında dünyâdan kazımak istemişdi!.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyalog fitnesinin en ana gâyesi, Mutlak Hakîkat ve Son Şerîat’ıyla İslâmiyyet’i, en az yehûdiyyet ve nasrâniyyet ile müsâvî kılmak; O’nu, (Mutlak Dîn) olmakdan çıkarıb, diğer muhârref ve beşerî dinler seviyesine indirmek; sonra da, Müslümanlık’ı ve Peygamberini sonsuz kere –hâşâ- <strong><em>“Sahte”</em></strong> iftirâsıyla tanıdıkları içün, daha aşağılara itib i’tibardan düşürmek ve yok etmek&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>ŞİA VE VATİKAN İÇÜN YAVUZ SELÎM CENNETMEKÂN NE BUYURDU?</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yavuz Selîm Cennetmekân Aleyhirrahmeti Ve’l-Ğufrân Hazretlerinin <strong><em>“İslâmiyyet’in en baş iki düşmanı Şia ve Vatikandır”</em></strong> buyuruşu unutulduğu içün, bu millet, <strong><em>millet</em></strong> olmakdan çıkdı; ve <strong><em>“ULUS=İbrânice sürü”</em></strong> hâline getirildi&#8230; Dembokrasi ile de <strong><em>“uyuz”</em></strong> hâline getirilib târih sahnesinden silinmek isteniyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Ulus’un&#8221;</strong></em> yarısı, PKK partisini yanına alan anaç ve kokaç partiyle terörün <strong><em>destekçisi</em></strong>; asla ve köke bağlılığı olmayan diğer yarısı da (!) gûyâ o terörün <strong><em>köstekçisi!.</em></strong> Böylece de <strong><em>“Bekâ mücâdelesi verilecekmiş!..”</em></strong> Bu manzarayı ortaya çıkaran dembokrasinin <strong><em><u>“içine ve her zerresine edeceksin”</u></em></strong> denmediği müddetçe de, <strong><em>“Allâh Azze’ye karşı olan asıl ve nâmütenâhî terör aslâ görülemez!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Binnetîce, asıl ve her terörür rahm-i mâderi bu la’netli terörü kahretmek içün zerre kadar politikacı şeytanların kılı kıpırdamazsa, <strong><em>“bekâ-hebâ-vebâ”</em></strong> diye sayıklarken, küfre <strong><em>fedâ</em></strong> kaçınılmaz; ve  <strong><em>ademiyyete</em></strong> mahkûmiyyet de, kat’î bir son olacakdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Evet.. Şia ve Vatikan&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Aslını inkâr edenlerden olmamanın çâresini”</em></strong> söyledik, o kadar!</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet’i yeryüzünden silib atmak, global çetenin Vatikan ve acem dîni eliyle yürütdüğü, dünyâ çapında bir proje&#8230; Bunun içün de Anadolu’da, yahudi-haçlı <strong><em>“Dostluğuna=Onların dînine girmeye”</em></strong> şiddetle ihtiyâc vardır!. Ve bu, iki asırlık temel politika ve proje hattı&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>MEDENİYETLER, CUMHUR, MİLLET, İLLET, ZİLLET  İTTİFÂKI DERKEN, ŞİMDİ DE &#8220;TÜRKİYE İTTİFÂKI!&#8221;</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İşte böylesine bitmez tükenmez <strong><em>“Yehûdi ve nasrânî aşkı”</em></strong>  ki, en az 96 yıldır gitdikçe karasevdâya döner, koyulaşır ve kıvâmı gitdikçe artar!. Bu, <strong><em>“DİB’işçi ve İlhâdiyyatçı, Fettocu, ittifakçı”</em></strong> ve resmî çevrelerdeki <strong><em>“Medeniyyetler ittifâkı”</em></strong> gibi şeytanlıklarla ve gaflet veya dalâlet sâikasıyla yol alır, azar ve dehhâmeleşir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat gözlerden ırak tutularak, görülemiyecek hâle getiren <strong><em>“ruznâme değiştiricilikleri”,</em></strong> insî şeytanların bir başka taktiğidir!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> “Cumhur ittifâkı bilmem millet ittifakı”</em></strong> boğuşmalarından, bunca boğazlaşmalardan sonra da, sanki elde sihirli değnek varmış gibi şimdi de mücerred lâf çapında <strong><em>“Türkiye ittifakı!!!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Seçim denen gözboyamalarla bütün fırıldak, lâf ve fiiller iki senedir <strong><em>“Mükemmel bir buğz, adâvet ve kahra”</em></strong> işliyecek; sonra da <strong><em>“Bir anda bunları unutalım, kuzu kuzu geçinen kardeşler olalım; Türkiya ittifâkı içinde birlik olub işi tatlıya bağlıyalım!”</em></strong> faslı, sihirbaz torbasından çıkarcasına memleketi sulh ve sükûna kavuşturacak!.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>DÜNYÂ ÇAPINDA TEK TAPTIKLARI KANCIK PUT: DEMBOKRASİ!..</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Seçimlerine kadar öyle bir sahtekârlık furyası ki, dembokrasileri sanki ishâl olmuş; ve her yere bulaştırıb kokutmuşdur!. Sabık başvekîl ve TBMM (600 tanr.nın başilâ.ı) Binali bile, bu işi beğenmedi; ve <strong><em>“Murdar=Mülevves, haram”</em></strong> diyecekken, kendi mahallî ağzı ile<strong><em> “Mındar”</em></strong> dedi ve levmetdi!.</p>
<p style="text-align: justify;">Rum olduğu hakkında neşriyat bile yapılan Ekrem ise, <strong><em>“Veri tabanı, bilmem vermez tavanı istihbârat vesîkalarını”</em></strong> define ele geçirmişliği ile alelacele ve ilk icraat olarak başlatıb, bunları hangi patronlarına arz edecekse, o da böyle bir yangından mal kaçırma telâşında&#8230; <strong><em>“Ya YSK, İstanbul seçimlerini yenileme kararı alır, mazbata KEKLİĞİ kafesimden uçar; ve sudan çıkmış balığa dönerek son nefese doğru gidiverirsem”</em></strong> sendromu!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Ve&#8230; herşey, HER HALTI YEDİRDİKLERİ dembokrasi adına&#8230;”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kendisine <em><strong>tapınıldığı</strong> </em>içün, Allâh Azze’yi beğenmedikleri bu kadîm yunan dîni, Merhûm Üstâd’ımın kalemiyle ve dört cümlelik hacmiyle:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“· Hırsıza, yankesiciye, kaatile göre, polisin bulunduğu yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Şu halde demokrasya, her bâtılın tek tek hayat hakkı ve oluş hürriyeti aradığı bir zemin olduğuna göre, bu bâtıllardan her birinin gözünde, öbür bâtıla yer verildikçe eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.” </em></strong><span style="font-size: 14px;">(İdeolocya Örgüsü, 16. Tab’ı, s.502)</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bayat hamsi fiatına, herşeyin en ucuz ve kokmuşu; ve bir de en <strong><em>&#8220;lezzetlisi&#8221;</em></strong>  şimdi piyasada!..</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>DOSTLUK, NİFÂK, İRTİDÂD İÇÜN KELÂM-I KADÎM NE BUYURUR?</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Halbuki Elmalılı Büyük Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri, müslümanla münâfığı tefrîk içün, şu muhalled HAKK kânûnu gözlere sokar ve buyurur:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>“Yehûd ve Nasârâyı evliyâ (Dost) ittihâz etmek, böyle nifâk gibi bir maraz-ı kalbîden neş’et eder ve İRTİDÂDA DÂÎ OLUR.”</u></em></strong> (Tab’-ı Evvel, cild 3, s.1714)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İRTİDÂDÂ DÂÎ OLMAK&#8230;”</em></strong> İslâm ile alâkanın, dinden tard yiyerek sona ermesi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Politikacı ve kuyruğundaki kalabalıkların, son derece hafife aldıkları, hatta zerre kadar kâle almadıkları, iki cihan ebedî felâketine batış keyfiyeti; veya, sonsuz ateş yaftasını boyunlara geçiriş vesîkası&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünün <em><strong>&#8220;Dindâr müslümanıyım&#8221;</strong></em> diyenleri bile, beğenmediği âyetleri <em><strong>&#8220;geç bunu&#8221;</strong></em> diyerek gûyâ<em><strong> &#8220;Kur&#8217;an îmânına&#8221;</strong></em> sâhib!. Bazı DİB&#8217;işçi, beleşçi, İlhâdiyatçı ve politikacı bozuntuları <em><strong>&#8220;Bir âyeti inkârla İslâm&#8217;dan mı çıkılırmış?&#8221;</strong></em> kâfirliğini reklâm ediyor. Sanki bu, 1980 ihtilâli ile uydurulmuş işkenceci Evren Anayasasıdır!.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir tek âyet-i Kerîme&#8217;yi yok sayan, Kelâm-ı kadîm&#8217;in tamâmını yani bütün âyetleri YOK SAYMADAN, o bir tek âyeti de yok sayamaz&#8230; Bu, cüz&#8217;ün üzerinden bütünü yok saymakdır&#8230; Umûmî kâide odur ki, <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&#8220;İslâmiyyet, tecezzî </strong>(bölünme)<strong> kabûl etmiyen bir bütündür&#8230;&#8221;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Allâh&#8217;ın varlığı ve birliği dışında herşey tartışılabilir&#8221;</strong></em> diyen müteveffâ ve Kürt vatandaşlarından Özal da,<em><strong> &#8220;Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz&#8221;</strong></em> demişdi!. Anayasa gibi 1789 model bir motor, bin yerinden darbe de yese, nihâyet beşerî bir irâde ve düzmedir, birşey olmaz!.. Ancak <em><strong>&#8220;Allâh&#8217;ın varlığı ve birliği dışında herşeyi tartışdın&#8221;</strong></em> mı, ortada din kalmaz; üstelik, <em><strong>&#8220;Allâh&#8217;ın varlığı ve birliği&#8221;</strong></em> de, din kalmayınca o da buhar olur, uçar gider!. Beyân etdiğimiz gibi <em><strong>&#8220;İslâmiyyet, tecezzî kabûl etmiyen bir bütündür&#8221;</strong></em> şeklindeki ana ve temel kânûna îmân edilmediği zaman, ortaya, <em><strong>Müslümanlığın istediği Müslümanlık değil; şunun bunun; Özal, Evren, politikacı, partici, pırtıcı, DİB&#8217;işçi, ilhâdiyatçı, oryantalist çömezi ve bilmem ne ve ne, milyarlarca kesânın nefsi ve keyfi, hevâ ve hevesi &#8220;Müslümanlık&#8221; olarak (!) ve şeytanlıkdan ibâret bir nesne olarak çıkar!..</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Reformist, revizyonist, mezhebsiz ve <em><strong>&#8220;Kur&#8217;an bize yeter&#8221;</strong></em> diyen DİB&#8217;iş, İlhâdiyat, süfliyyât ve Politika cambazları da, işte tam bunun peşindeki iblisler!</p>
<p style="text-align: justify;">İslâm, kul irâde ve hevâsına göre şekillendiği zaman, netîcede, gene kul, kula <em><strong>TAPMAYA</strong> </em>başlar, ona <em><strong>TAPMIŞ</strong> </em>olur!. Bugünki manzara da aynen ve tıpatıp budur&#8230; <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Parti-pırtı ve politikacı kuyruklarının bir türlü (anlıyamadıkları) en ana ve temel nokta da, işte tam da bu&#8230;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;">Halbuki Allâh Azze ve Celle, Âdem Aleyhisselâm&#8217;dan beri yüzbinden fazla Peygamberi ve nice kitab ve suhufu, mücerred,<em><strong> &#8220;insan insana tapmasın da, bana kulluk edib, benim sonsuz irâde ve hâkimiyyetim önünde eğilsin; zulüm de böylece ortadan kalksın, adâlet hâkim olsun&#8221;</strong></em> diye beşeriyyete göndermişdir!. Bugün eski (putperest-heykelperest câhiliyyeden) bin kere daha berbat <em><strong>modern bir câhiliyyeye</strong></em> batan insanlık, biribirinin kanını, iliğini, emeğini, imkânlarını ve alın terini öyle bir sömürüyor ki, üstelik de bunları <em><strong>&#8220;dembokrasi, hürriyet, kadın hakları ve bilmem ne günü ve ne bayramı&#8221;</strong></em> gibi narkozlamalarla devam etdiriyor!</p>
<p style="text-align: justify;">İşte, Bâtıl Batı’yı kıble ittihâz etmenin (Hakîkatın diliyle irtidâda dâî oluş) hikmeti ve hükmü&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Kâzım Karabekir’in hatırâtına bakılırsa, orada, cumhûriyetin bidâyetinde, Kamal Paşa’nın Anadolu ehâlisinin dînini <strong><em>“Hıristiyanlık yapmak istediği”</em></strong> de yazıyor&#8230; Hani bazı ipini satmış ve südü ile kanını karıştırmış kamalist <strong><em>Kristin</em></strong> sürüleri, <strong><em>“Falankes olmasaydı adın Agop olacakdı!”</em></strong> diyorlar ya, demek ki bir bildikleri var, bunu da tersden ifâde ediyorlar!.. Sanki <strong><em>“Keşke adımız Agop olsaydı”</em></strong> diyecekler de, bunu, altını üstüne getirerek söylüyorlar!..</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>LOZAN İŞGÂLİ VE EN BÜYÜK ŞİRK&#8230;</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Lozan’da verilen söz ne idi; ne demişdi mason birâderlerden Şef-i sâlis Cim Bayar, şunu:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Biz Lozan’da Batılılara SÖZ verdik. Türkiya’dan belli zaman içinde Müslümanlık’ı kaldıracağız. Bunun baş takibçisi ben olacağım. Benden sonrakiler de beni ta’kîb edecekler!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Müthiş&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Dediği üzere işler ve âsâyiş berkemâl!..</p>
<p style="text-align: justify;">Yehûd ve Nasârâ dostluğu, Allâh Azze&#8217;nin Kelâm-ı Kadîm ile sâbit kat&#8217;i haram ve yasağına, bir vechesiyle de küfür hükmüne rağmen, hiç durub dinlenmeden devâm ediyor!. 1924’de <strong><em>“DİB=Diyalog İşleri Başkanlığını”</em></strong> kurdular. Şâkulî olarak <strong><em>“Hıristiyanlığa geçmenin belâlı olacağı”</em></strong> anlaşılınca, bunu tedrîcî olarak yani zamana yayarak yapmanın, daha hoplatıb zıplatmadan (Muvâzî=Paralel) olarak tahakkuk etdirilmesi kanaatine vardılar; ve bu şıkkı tercîh edib, bu minvâl üzere harekete karar verdiler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Diyalog İşleri Başkanlığını=DİB”</em></strong>’i de, millete, <strong><em>“Diyânet-i İslâmiyye İşleri Riyâseti”</em></strong> olarak çok güzel yedirdiler!. Ehâlimiz de gözünü kırpmadan ve 95 yıldır maa’l-âfiye yemekde berdevâm&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Zehirlenerek bertarâf edilen Akseki; ve 8 ayda istifâ mecbûriyetinde bırakılan Nasûhî Efendi merhumlar istisnâ edilirse, <strong><em>“Diyalog İşleri (DİB) Başkanlarının”</em></strong> tamâmı da, Ankara politikasının sarıklı papağanları olarak iş görmüşdür ki, başka bir şıkkı düşünmek de bu rejimde mümkin olamaz!..</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiya’nın <strong><em>“Hıristiyanlaştırılması”,</em></strong> Global Çete’nin bir projesidir; ve bu, dünyâ çapında irtibât, ihbârât, icraat, zehriyât ve sevkiyâtı olan, çok mühim ve kadîm bir <strong><em>İngiliz</em></strong> hedefidir&#8230; İslâmiyyet’in başı olan <strong><em>Hılâfetin</em></strong> mücerred koparılması kâfî görülemezdi. Bunu, Türkiya’nın (Hıristiyanlaştırılması = Nasrânîleştirilmesi, Tanassuru) ta’kib etmeliydi&#8230; Aksi halde, yani İslâmiyyet var olduğu müddetçe, Haçlı Batıl Batı emperializmasının dünyâyı sömürüb, etini, kemiği ve iliğini gövdeye indirmesi aslâ mümkin olamazdı&#8230; Çünki Tefsir satırları ile dünyânın gözü önündedir ki, <strong><em>“En büyük zulüm ŞİRKDİR! Vahye dayanmadan yeryüzünde adâletin tahakkuku da MUHÂLDİR!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> </em></strong>İşte bu iki temel kânûn kabûl edilmeden, müslüman olmak da aslâ mümkin olamaz&#8230; Politikacılar kendi işkembelerinden ne kadar seytânî İslâm ta’rif ve îzâhı getirirlerse getirsinler, bunların tamâmı da beş para etmiyen, tahrîf ve tahrîb kalıbıdır; indî, i’tibârî ve izâfî soytarılıklardır ve dolayısıyla keenlemyekündür&#8230; Bir eksiksiz topu da, Vahiy karşısında <strong><em>YOK HÜKMÜNDEDİR!.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>“HOŞGÖRÜ VE DİYALOG-MEDENİYETLER İTTİFÂKI”</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Her şeyden evvel, <strong><em>“Ben Laik dembokratik bir cumbokrasiyim”</em></strong> diyen bir rejimin herhangi bir mahallinin <strong><em>“İslâmiyyet”</em></strong> hakkında bir tek kelâm etme hakk ve salâhiyyeti kat’iyyen yokdur ve olamaz&#8230; Yehûdiyyet ve nasrâniyyet hakkında zerre kadar ağzını açamıyan bir rejimin, İslâmiyyet’i, her hükûmete göre başına sarıklı bir politikacı dikerek şekillendirmeye kıyâmı, o dîne en ağır darbe, hakâret, tasallut ve tecâvüzdür. Binlerce nefrin ki, bu tecâvüz ve cinâyet, cihânın gözleri önünde 95 senedir işlenmekde olub, halkı da bununla iyice narkozlamışlardır!</p>
<p style="text-align: justify;">İşte <strong><em>“Hoşgörü ve Diyalog-Medeniyetler ittifakı”</em></strong> furya ve dalgası, bu menfur ve iğrenç işin kuvveden fiile çıkarılmasıdır. Bu, 1960 haçlı seferini yapan Batı’cı eşkıyâlar yani (tetikçiler) eliyle hızlandırılmış; adı geçen İngiliz projesinin  tatbikine,  bu haçlı işbirlikçileri yeniden daha hızlı (<strong><em>azmetdirilmişler</em></strong>)dir&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>1963 YILI NELERİN BAŞLANGICI OLDU?</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">1963 mühim bir târihdir&#8230; Efgânî-Abduh mason şirketinin Türkiya acenta müdîri Bayrettin’in, bu târihde, İst. İslâm Enstitüsü’nden mezûniyyetini görüyoruz. Daha talebeliği sırasında bile birileriyle yakın temâsı olduğu, kendi satırlarından anlaşılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dikkat:1963, aynı zamanda Fetto denen yahudinin de, Graham Fuller denen ABD ajanı ile tanışıb keşfedildiği târih!..</p>
<p style="text-align: justify;">1963, işte böylesine iyi seçilmiş bir târihdir ki, <strong><em>“Diyalog”</em></strong> projesi hem resmî olarak <strong><em>Karaman</em></strong> ile, hem de gayr-i resmî olarak <strong>Fetto</strong> denilen  DİB’iş vâizi üzerinden (Çift dikiş sağlamlığı) ile yürütülmüşdür!. 1963’de, bugünki <strong><em>“DİB=Dilalog İşleri Başkanı Erbaş Ali”</em></strong> ise, daha 2 yaşında bir bebekdir!. Karaman 29, Feto ise 22 yaşında&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Fettoş da 1963&#8217;den i&#8217;tibâren, AKP&#8217;ye varıncaya kadar bütün partilerle öylesine palazlanır, öylesine <strong><em>&#8220;Möhderem Hocfendi&#8221;</em></strong> yapılır; iltifatı öylesine altın fıçılarıyla muvâzene edilir hâle gelir ki, bundan, 1975 masonunun başı göğe erişir; ve meğer kendi mürîdân, tirîdân ve kulları arasında da böylece, <em><strong>&#8220;Kâinâtın İmâmı&#8221;</strong></em> tanrılığına dayanmışdır!.</p>
<p style="text-align: justify;">8/3/2014 yılında, Fettoşizma&#8217;da gördüğü küfr ü şirk ve dalâletler yüzünden ondan yüz çeviren Lâtif Erdoğan, A-Haber tv&#8217;de konuşur; ve Fettoş&#8217;un ona söyledikleri, şeytânlığın evc-i bâlâsı veya en son doruk noktasıdır:</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&#8220;&#8211;Allâh ile konuşdum, bana, varlığı Hazret-i Mu&#8230;..d içün yaratdım; senin içün de devam etdiriyorum!&#8221;</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;">Cihân târîhinde bu kadar azgın ve tuğyânkâr hezeyân savuran bir Allâhsız görülmüş müdür?. Lâtif Erdoğan bunu 2014&#8217;de <em><strong>(15 Temmuz Haçlı Seferinden)</strong></em> 2 yıl, 4 ay ve 12 gün evvel cihâna i&#8217;lân etdiği hâlde, bu <em><strong>&#8220;anası yahudi babası ermeni mason vâiz&#8221;</strong></em> hakkında, AKP, DİB&#8217;iş, İlhâdiyât Pırasasörlerinden ve ehl-i tarîk veya torik çapulcularından, bir tek <em><strong>&#8220;Ne oluyoruz, bu ne tuğyân, bu ne kudurmakdır!&#8221;</strong></em> demeyi bırakın; bir  tek <em><strong>&#8220;ah, öf, vah, pöf&#8221;</strong></em> iniltisi veya sesi duyan olmuş mudur?.</p>
<p style="text-align: justify;">Kahhâr-ı ZülCelâl Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle&#8217;ye bunca hakâret kuduruşu önünde susan mübtezel dünya; ve politikacı ve müslüman geçinici sürüler, Fettoş&#8217;un <em><strong>(İngiliz, Yahudi, AB, Vatikan ve ABD cilâlı çatallı kazığı)</strong></em> 15 Temmuz&#8217;da saltanat-ı fir&#8217;avniyyelerine batınca öyle bir cıyakladılar ki, hâlâ rahatlamış değiller; ve hâlâ daha Fettoşist vahşî  avı; sürek avından bin beter devam edib gidiyor; ve Pensil baykuşu da 2. bir kalkışma içün, Anadolu&#8217;muzu kana bulamanın ötüşleri ve zırıltılarıyla tv&#8217;lerden kana doymazlığına devam ediyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu memleketde müslüman kim; <em><strong>&#8220;müslüman görünen&#8221;</strong></em> münkir ve soytarılar kimdir, iyi görülmeli ve ona göre bu memleket, yeniden ve 1100 yıllık ecdâdın çizgisinde adam gibi (madam gibi değil) müslüman olmalıdır&#8230; Aksi hâlde bugünki (intihab=seçim) belâsı bile, ilâhî bir cezâ olmanın çok daha ötesine fırlar; ve Lût kavminden beter bir âkıbet, muayyen merkezleri ve bölgeleri ibretlik hâle çevirebilir!&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Fettoş&#8217;un ağzından çıkanlar, nemrutların, fir&#8217;avnların, şeddatların, hâmânların, Ebû Cehillerin; decâcile, cebâbire, zaleme ve heykellerin; tâgût, cibt ve dembokratların; lâyik ve seküler putperestlerin ağzından bile çıkmış mıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">Masonik Ecevit ve Sülü&#8217;ye evvelâ <em><strong>&#8220;Deccal&#8221;</strong></em>, sonra Sülü&#8217;ye <em><strong>&#8220;Söz Sultânı&#8221;</strong></em> yağlaması yapan; sonra, Büyük İslâm Âlimi Medîne Kâdîsı Dadaylı Merhûm Mustafa  Şükrü Efendi Hazretlerinin torunu Cücevit içün ise, <em><strong>&#8220;Âhıret&#8217;de O, ilk şefaat edeceğim olacakdır&#8221;</strong></em> diyerek kendisini <em><strong>&#8220;ŞEFÎ&#8221; </strong></em> gören; ve islâmî edeb ve hassâsiyet hududlarını cihânın gözleri önünde târ u mâr eden; Kelime-i Tevhid&#8217;den Allâh Sevgilisi Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerinin Kâinât&#8217;daki en <em><strong>ŞEREFLİ ve AZİZ</strong></em> ismini tard eden; Allâh Habîbinin, vâlidelerimiz olan ezvâc-ı tâhirâtı  içün<em><strong> &#8220;Onlar onun sırtında KAMBUR gibi bir şeydi&#8221;</strong></em> diyecek kadar O&#8217;na buğz ve adâvetde çukurlaşan bir (Dîn istismarcısı şarlatandan), bu <em><strong>&#8220;ulus&#8221;,</strong></em> devleti ve hükûmeti ve topyekûn unsur ve uzuvları ile  cüzzamlıdan kaçar gibi, hatta bin kat daha âcilen kaçacakken, ona tam tersine sarmaş dolaş olmuş; ve belânın en korkuncundan birisi de böylece patlak vermişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Anınçün bugünki Feto mücâdelesi <em><strong>&#8220;saltanat mücâdelesi&#8221;</strong></em> olmağla, gözümüzde beş paralık hüküm ve kıymeti yokdur ve olamaz. Allâh Azze ve Celle&#8217;nin irâde ve hâkimiyyetini tanımayan adam ve madamların mücâhede ve mücâdelesinden de bahsedilemez; Müslüman içün kıymeti hâiz biricik (mücâdele) ve (mücâhede), mücerred Allâh içün olandır ki, gerçek bir müslüman da, <em><strong>&#8220;Benim hayâtım da memâtım da Allâh içündür&#8221;</strong></em> der, başka bir tek kelâmı buna ekliyemez ve kendisinden başkasına böylece kul olma şerefsizliğine düşemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Henüz fırsad fevt olmamışken, amel ve fiillerine bir kıymet kazandırmak istiyenler, bugüne kadar kaçan fırsadları ve zararları telâfî etmek hidâyetine ermişlerse, bu <strong>&#8220;ulus&#8217;u&#8221;</strong> millet hâline getirmek içün Allâhsız maarifi ecdâdın Allâhlı çizgisine sokar;memleket çapında bunun seferberliğine girişir; CHP&#8217;lileşme çukurunda erimekden tevbe-i nasûh ile ve şiddetle kaçar; aklını ve îmânını bulmak içün BÜYÜK kapının kulu olmak dışında hiçbir kul irâde ve hâkimiyyeti tanımadığını kâinâta îlân eder; ve böylece de samîmiyyetini isbât yoluna girer&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Aksi hâlde, istikbâlden emin olmak içün hiçbir sebeb meşrû&#8217; olarak gösterilemez; ve <strong>&#8220;Türkiye İttifâkı&#8221;</strong> gibi dostlar alışverişde görsün çalkalamaları sâdece politikacı masalı olarak kalmaya devam edecekdir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>DİNLER ARASI DİYALOĞUN PÎRİ, FETTOŞ MU HAYRETTİN Mİ?</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hayrettin, devlet me’mûru ve akademisyen olarak en kıdemlileri ve bu <strong><em>“Diyalog işinin de pîri”</em></strong> sayılmaya hepsinden daha çok hakk sahibi sayılmalıdır!. Bu işi ilk başlatanın kendisi olduğu, aşağıdaki kendi satırlarında apaçık ve dehşetle görülecekdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bakınız bütün bunların isbâtı,<strong><em> “Dinlerarası Diyalog Nedir?” </em></strong>nâm kitabında, Hayrettin’in bizzat kendisi tarafından nasıl yapılıyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“&#8230;çoğu okumuş yazmış aydın insanların diyaloglarına çok katıldım. Abantı kastediyorum. Ve benzeri, oralara da katıldım. Kezâ bunun dışında Türkiye’de farklı gruplar arasındaki diyaloglara da katıldım. <u>HATTA BU DİYALOGLARIN YAPICISI OLDUM. YANİ BÖYLE BİR DİYALOG MEVCUT DEĞİLDİ. BEN ONUN YAPICISI OLDUM.</u> Farklı gruplar vardı. Müslümanlar 4-5 grupdu. Ad saymaya lüzum yok<u>. O ZAMAN VÂİZDİM. İLK BU İŞE TEŞEBBÜS ETDİĞİMDE KADIKÖY MERKEZ VÂİZİ İDİM. 1960’LI YILLARDA.</u> Türkiye’de mevcut olan, İstanbul’da da temsilcileri bulunan 4-5 grup vardı<u>. Onların en ileri gelen vâiz ve hatiblerini yani kanaat önderlerini BİR ARAYA GETİRMEYE KARAR VERDİM. YAKIN ARKADAŞLARIMLA KONUŞTUM, İYİ OLUR DEDİLER. BU DİYALOG TOPLANTISI 2-3 SENE SÜRDÜ, ÇOK YARARLI OLDU. HALA ONUN YARÂRI DEVÂM EDİYOR.”</u></em></strong> <span style="font-size: 14px;">(1. Baskı, Haziran 2005, s. 63, Nesil Matbaacılık.)</span></p>
<p style="text-align: justify;">Evet, en kıdemli diyalog şeyhi, apaçık <strong><em>“Şehy benim”</em></strong> diyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Böyle bir diyalog mevcud değildi. Ben onun yapıcısı oldum&#8230;. Çok yararlı oldu. Hâlâ onun yararı devam ediyor!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çok kalın kafalılarla, bu (diyalog) fitne-i azîmi ve gâvurluğunu iyi anlamak istiyenler, yukarıdaki 18 cümleden ibâret iktibâsımızı birkaç kere daha, kıraat ve zikr ü mütâlâa edebilirler!.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimi, kimden evvel kim, hangi dünyâ merkezinden <strong><em>GÜDÜYORMUŞ</em></strong>; şimdi anlaşıldı mı acebâ?. Bazı insî şeytanlar vardır ki, hınzır gibi anlasalar da, gene de anlamaz (!) lar!!!</p>
<p style="text-align: justify;">Karaman, İstanbul İslâm Enstitüsünden 1963’de mezun olanlardan. En göz dolduran 3 talebeden birisi!. Diğer ikisi ise <strong><em>DİB’iş</em></strong> içün yani <strong><em>idâre</em></strong> (bürokrasi) ve politika içün yetiştirilen Tayyar Altıkulaç; diğeri de, <strong><em>Akâid</em></strong> bahislerini hâlletmek içün vazîfeli Bekir Topaloğlu&#8230; Hayrettin’in, anlaşamayıb sonra uzaklaşdıkları dünürü&#8230; Hayrettin ise <strong><em>Fıkıh</em></strong> babından işe el atacak ve hâlledecek en gözde vazîfeli!</p>
<p style="text-align: justify;">Bir başka vâkıa da şu ki, aynı sene, yani 1963’de, masonların, İstanbul’da ismi mahfûz üç kişiye (!) mezûniyet mükâfâtı olarak (altın saat) hediye etdikleri görülüyor, duyuluyor ve yayılıyor!..</p>
<p style="text-align: justify;">İsmi mahfuz o üç kişinin ikisi pırasasörlük; ötekisi de milletvekilliği ve bilmem ne başkanlıklarına kadar rütbelere garkedilmişlerdir&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>MASON SARIKLILAR VE MEZÂHİBİN TELFÎKİ!</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Karaman’ın <strong><em>“Mason Sarıklılara”</em></strong> olan sevgi, mahabbet ve merbûtiyyeti ise, Cemalettin Efgânî, M. Abduh ve Reşid Rızâ üzerinden 85 yaşında olduğu bugünlere kadar bütün terâvet ve nefâsetiyle devâm edib gelmişdir!.. Öyle umulur ve temmennî de edilir ki, Ukbâ’da da, çok sevdiği o kabil zevât-ı kesân ile haşr ü neşr ola, ebediyyen sevdiklerinden ayrılmaya!</p>
<p style="text-align: justify;">Hatta Reşid Rızâ’nın <strong><em>“Mezâhibin Telfîki”</em></strong> nâm ifsadkâr ve ısyankâr (Ehl-i Sünnet) düşmanlığı yapan kitâbını sâdeleştirerek, 1974’de, Dönme Raşel’in eşi Ecevit’in, koalisyon muâvini Müteveffâ Erbakan’ın âlî himmetleri ile alelacele ve el altından basılıb, bütün DİB’iş müesseseleri ve imam mektebleri, ilhâdiyât ve enstitü gibi yerlere postalanmışdır!.. Hatta bir ara mevcûdu kalmayınca, Hayrettin, kendi şahsî kasa ve kese hesâbıyla bu <strong><em>“Ehl-i Sünnet Muhâlif ve  Muârızı”</em></strong>  ifsâd kumkuması kitâbı bastırmış ve tevzi’ etdirmişdir&#8230; Şimdi (Yeni Şafak) gibi iktidâr (!) organı AKP gazetesinde köşe yazarlığı yapmakda; ve kendisini (erz.l-i ömründe), <strong><em>“Referandumda EVET demek farzdır”</em></strong> kabilinden dembokrasi, parti ve sandık fetvâcılığı; ve Beştepe’lere akıl hocalığı yapmak gibi şeylerle oyalayıb meşgûl etmektedir!.</p>
<p style="text-align: justify;">Demek istiyoruz ki, <strong><em>“Diyalog”</em></strong> gibi İngiliz ve Vatikan projesi olarak 1924’lerden beri pek çeşitli eller, etiketler, devrim ve taktiklerle yürütülen projenin Türkiya ayağındaki <strong><em>(Şövalyelik)</em></strong> rütbesinin en ziyade hakedeni, birinci derecede ne Feto ve ne de yeni <strong><em>DİB’iş=Diyalog İşleri Başkanı Erbaş Ali’dir!..</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu rütbeyi, bileğinin hakkı ile 59 senelik muazzam gayretleri netîcesinde almaya HAKK kazanan bir tek (Racül-i ılmâniyye ve telfîkiyye ve cümhûriyye) varsa, o da, yukarıdaki kendi satırları ile de kat’iyyen sâbitdir ki, 1960’ların sâbık vâizi Hayrettin’dir&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px;"><strong><em><u>BİR TALTİFNÂME Kİ, EN ÇOK KİMİN HAKKIDIR?</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Tiwitter’de yeni<strong><em> “DİB’iş=Diyalog İşleri Başkanı Erbaş Ali”</em></strong> içün  yerinde bir taltifnâme hazırlıyarak neşreden Z. Hanım’ın bu takdirnâmesini biz, aynen, hatta daha da genişletilib ıslâh edilerek adı geçen sâbık vâize de lâyık görmesini taleb ve ricâ edeceğiz!..</p>
<p style="text-align: justify;">Adı geçen taltifnâme aynen şöyledir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“-Papa J. Mario Bergogli’ye,</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> -Dünyâ Kiliseler Birliği’ne,</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> -Fener Rûm Patrikhânesi’ne,</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> -Ermenî Kilisesi’ne,</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> -Süryânî Kilisesi’ne,</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> -Anglikan Kilisesi’ne,</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> Ömrünü “Dinlerarası Diyalog”a, “Hıristiyânlık Teolojisi” hakkında kitâblar yazmaya, hümanizmaya ve hizmete sarf eden Diyânet İşleri Reîsi Bay A. ERBAŞ’ın, Katoliklik, Ortodoksluk, Protestanlık, v.s. hiçbir ayırım yapmadan “Üstün Hizmet Ödülü”ne ve “Vatikan Devleti Nişânı”na lâyık görülmesinin; “İtalya, Alamanya, Rusya “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile taltîf olunmasının; âyinlerde isminin okunmasının; en yakın “yortu”da “Azîz” ilân edilmesinin; “Kardinallik” seçimlerinde aday gösterilmesinin gâyet lüzûmlu olduğu kanâatindeyiz!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dünyâdaki bilcümle mazlûm, mevkûf ve mahkûm garîbân milletlerin; ne yiyeceğini ve nasıl ilik sömüreceğini bilemiyen emperiallerin; ve bir yerlere boynundan <strong><em>bağlanmayı</em></strong> <strong><em>“Bağımsızlık”</em></strong> diye halklarına yediren bütün <strong><em>“Çağdaş, uygar, uysal, utsal, putsal, kutsal, lâyik, yerli, millî ve ciddî ve gayr-i ciddî”</em></strong> devletlerin; ve âlî derecâtdaki tüm sultânî tepe ve sarayların bilgilerine&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İntişârı: 24.09.2107 / 23:23:58 (tt)</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&amp;linkname=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2Fasil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html&#038;title=As%C4%B1l%20M%C3%BCk%C3%A2f%C3%A2t%2C%20Erba%C5%9F%20Ali%E2%80%99ye%20De%C4%9Fil%3B%20Hayrettin%E2%80%99e%20Verilmeliydi%21T%C3%A2hir%20M%C3%82H%C4%B0R" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/asil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html" data-a2a-title="Asıl Mükâfât, Erbaş Ali’ye Değil; Hayrettin’e Verilmeliydi!Tâhir MÂHİR"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/asil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html">Asıl Mükâfât, Erbaş Ali’ye Değil; Hayrettin&#8217;e Verilmeliydi!&lt;h6 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #c00000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Tâhir MÂHİR&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h6&gt;</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/asil-mukafat-erbas-aliye-degil-hayrettine-verilmeliydi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beştepe Fahrî İmamı Karaman: “Kur’ân Devletinin Demokratik Tarafı&#8230;”</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/bestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/bestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2019 12:09:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SEYYİDOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim - Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Âl-i İmrân 159. âyet]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=4693</guid>

					<description><![CDATA[<p>“ÂİLE ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya” nâm bayâniyyeleri de, İslâm hakkında ileri geri konuşarak Bekir</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/bestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html">Beştepe Fahrî İmamı Karaman: “Kur’ân Devletinin Demokratik Tarafı&#8230;”</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>BEŞTEPE FAHRÎ İMAMI KARAMAN:</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>“KUR’ÂN DEVLETİNİN DEMOKRATİK TARAFI&#8230;”</u></em></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SEYYİDOĞLU</u></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“ÂİLE ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya”</em></strong> nâm bayâniyyeleri de, İslâm hakkında ileri geri konuşarak Bekir Bozdağ, CB ve sâir partidaşı <strong><em>“Üst düzey dembokratlar”</em></strong> gibi <strong><em>“Din Mühendisliğine”</em></strong> başladı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Öyle anlaşılıyor ki, AKP, Haçlı Bâtıl Batı projesi bir rota ile yoluna devâm edeceğini vehmediyor!. Hükümsüz, fıkıhsız, hukuksuz bir İslâm inşâ’ etmenin; beşerî münâsebetleri ve siyâsî, iktisâdî, ictimâî, hukûkî, nizamlarından uzaklaştırılmış ve devlet teşkîlâtı taşımakdan tamâmen sıyrılmış; yozlaşmış (dejenere edilmiş) ve aslından koparılarak yehûdiyyet ve nasrâniyyet gibi beşer eliyle <em><u>düzenlenmiş</u></em> bir dîn icâdedib, buna:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İşte gerçek İslâm budur!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Demenin, cumhur cemaat peşine düşdüler!..</p>
<p style="text-align: justify;">15 asırlık Kitab, Sünnet, İcmâ’ ve Kıyâs-ı Müctehidîn ile lâ teşbih kuyumcu titizliği gibi bir dikkat ve hassâsiyetle işlenerek günümüze kadar gelen Allâh’ın Dîni’ne, dembokrasi dîni ile yer değiştirtib, Haçlı birilerinin gözüne girecek ve saltanatlarını devâm etdirecekler!</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece, <strong><em>“Halîfeyi de Allâh ile berâber tahtından indirdik”</em></strong> diyen CHP’nin <strong><em>“İslâm Tanımazlık ve Bitiriciliğini”</em></strong> başka usûllerle devâm etdirecekler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hedefde görülenlerden birisi de <strong><em>“Şerîat Nikâhı!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">4/Ekim/1926’da İsviçre Haçlılarının <strong><em>“Edenî Kânûnu”</em></strong>nu terceme etdirib <strong><em>“Türk Medenî Kanûnu”</em></strong> diye ehâli-i etrâk ve ekrâda yedirenlerin, ortalığı İslâm aleyhinde velvele, gulgule ve farfaraya verdiği şu günlerde, AKP layıklık zirveleri de, 15 asırlık <strong><em>“Nikâh-ı Şer’îye takdı”</em></strong> ve bununla oynamaya başladı!..</p>
<p style="text-align: justify;">15 asırdır topyekûn müdevvenât-ı dîniyye ile kendisine <strong><em>“DÎNÎ AKİD”</em></strong> denmiş olan; ve bir cihetden i’tikâda ve diğer cihetden muâmelâta dâhil olduğu apaçık ortada bulunan; ve bin küsûr senedir milleti, nesebi gayr-i sahih olmakdan kurtaran mutlak mukâvele&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bundan kurtulmanın peşine düşerek İslâmiyyet’den kurtulacaklar!</p>
<p style="text-align: justify;">Çünki artık İslâmiyyet, 15 asırdır Haçlı Avrupa ve Global Çetelerin çok canını sıkmış ve keyfini kaçırmışdır! Hâlâ bu Din ile yürümek, Ankara politikacıları içün <strong><em>“Aşağılık duygusu” </em></strong> îrâs eder oldu! İslâmiyyet’den utanır hâllere giriftâr oldular (!) huzurları kalmadı!</p>
<p style="text-align: justify;">Mes’elenin en tehlikeli noktası ise, Allâh Azze ve Celle&#8217;nin Dîni İslâmiyyet’in, <strong><em>“Stratejik Ortakların, Nato müttefiklerinin, içinde ve kucağında bulunulan edeniyet âilesinin; İngiliz, yehûd, AB ve ABD’nin; çağdaş ve çardaş dünyânın zulüm ve sömürüsünün önünde, en büyük bir barikat olarak”</em></strong> durması&#8230; O halde bu DÎN, Lozan’da verilen sözler mu’cebinde ve Mason Bayar’ın dediği gibi <strong><em>“Belli bir zaman içinde Türkiya’dan kaldırılmalıdır.” </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Gene o şöyle devam etmişdir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bunun baş takibçisi BEN olacağım ve benden sonrakiler de BENİ TA’KÎB edeceklerdir!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dikkat: Söz verenler.. bu sözü ta’kîb edecek olan şefler.. ve bu şefleri ta’kîb mecbûriyyetinde bulunan 1960 sonrasının bütün zirvedekileri&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet kaldırılacak, yerine,<strong><em> “Dembokrasi”</em></strong> dîn olarak oturtulacak!. Bu, yehûd ve nasârâ dünyâsına ma’lûm olacak ammâ; içerideki ehâli-i etrâk ve ekrâda aynı nesne <strong><em>“İslâmiyyet”</em></strong> diye yedirilib içirilecek&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl proje ama!</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet’in her şeyi, Kayserili Hacı Abdulla Fendinin İngiliz ağzıyla beyan etdiği gibi, <strong><em>“Dembokrasi ile aheng içinde”</em></strong> gösterilecek; hatta âyetlere varıncaya kadar her şer’î delîl, dembokrasiyi işâretleyib ona çıkacak, ona açılacak, onu tasdîk, tahsîn, tavsiye ve tezkiye edecek!..</p>
<p style="text-align: justify;">İşte Beştepe İmamı, çakma ve fahrî müctehid (!) H.Karaman nâm kimesnenin tam 43 senelik satırları:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Peygambere </em></strong>[Müdüre.. der gibi]<strong><em> de karar verdiği zaman Allah’a güvenmesi emredildiği gibi, eski düşmanlarıyla dahî istişâre etmesi tavsiye edilir: </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Sen, Allâh’dan bir esirgeme sayesindedir ki, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba davranışlı, katı yürekli olsaydın onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları bağışla. Günahlarının yarlığanmasını dile. İş hususunda onlarla MÜŞÂVERE ET&#8230;” </em></strong>(Âl-i İmrân 159. âyet)</p>
<p style="text-align: justify;">Yanlış bir mealleme de olsa, böyle yazmış!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu meallemenin sonuna eklediği kendi hükmü ise, dehşet verici&#8230; İngilizin, Tel-Aviv’in, ABD’nin, Vatikan’ın, Fettoş’un, Fener’in, Dalaylama’nın ve Kalaylama’nın bile aklına gelmiyecek kadar Karaman’laylamaca:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">&#8220;Bu, KUR’ÂN DEVLETİNİN DEMOKRATİK TARAFIDIR.”</span> </em></strong>(Mukayeseli İslâm Hukuku, İrfan Matbaası, İstanbul 1974, s. 51)</p>
<p style="text-align: justify;">Tabii hapır hupur yiyene ve lakır lukur içene!</p>
<p style="text-align: justify;">1) Diyalog cebhesinin yıllardır başkumandanlığını yapan ve şimdinin Beştepe fahrî imamı ve <strong><em>“Referandumda EVET demenin farz olduğu fetvâsının (!) müftîsi veya Püftîsi H.Karaman”</em></strong> denen kimesne, 43 yıl evvel, hâşâ ve kellâ <span style="text-decoration: underline;"><strong><em>“Kur’an Devletinin Dembokratik Tarafını”</em></strong> </span>keşfediyor ammâ, bunu hiç kimse görüb fotoğraflıyamıyor!. İs. Yük. İslâm Enstitüsü’nden altın saat<strong><em> “Ödüllü”</em></strong> olarak birilerince mezûn edildikden ancak 11 sene sonra bu kitabı yazmış!. İstikbâlin <strong><em>“Fakîhi”,</em></strong> Locavî-Efgânî-Abduhçu ve Reşid Rızâcı üstâdlarına lâyık olarak böyle yetiştirilmiş!</p>
<p style="text-align: justify;">2) Eşşeyh Büyük Şehid Es’ad Erbilî Merhûm’un <strong><em>“İzindeyiz!”</em></strong> diyenler bile, bu cumhûriyet müctehidi (!) diyalog azîzi ve dembokrasi nezîr ve beşîri ve Beştepe müftîsi allâmeyi,<strong><em> “Fıkıh deyince akla H.Karaman Hoca gelir!”</em></strong> diyerek, Altınoluk’larıyla gâyet rahat parlatıb reklâm da edebiliyorlardı!&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">3) İmam Karaman, bâlâda görüldüğü gibi,<strong><em> “Peygambere”</em></strong> diyerek, ta’zim ifâde edici bir tek harf bile kullanmadan devâm ediyor&#8230; Karaman’ın dediğine bakılırsa, O Allâh Azze ve Celle’nin Sevgilisi Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerine Rabbi, <strong><em>“Eski DÜŞMANLARI ile dahî istişâre etmesini tavsiye etmiş!.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İmam Karaman’ın İslâmiyyet’i <strong><em>“Dembokratikleştirmesini”</em></strong> görüyor musunuz?. Çünki, İslâmiyyet’de, değil en Büyük Peygamber Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretlerinin, derecesi en sonda gelen bir Peygamber Aleyhisselâm’ın dahî eski veya yeni kendi <strong><em>“Düşmanı”</em></strong> ile <strong><em>“İstişâre etmesi”,</em></strong>  <strong><em>ALLÂH DÜŞMANI</em></strong> ile istişâre etmesi demekdir ki, bu, tek kelimeyle MUHÂLDİR&#8230; Ve 124 bin civârında olduğu bilinen bütün Peygamberân-ı Izâm Hazerâtı, kelimenin tam ma’nâsıyla bundan münezzehdir. Halbuki adı geçen âyet-i kerîmedeki istişâreyi, İmam Hayrettin’in atdığı gibi Rasûl-i Zîşân Aleyhisselâm, <strong><em>düşmanları</em></strong> ile değil; sahâbîlerle ve <strong><em>“Müslüman Görünen”</em></strong> ve zâhiren de öyle kabûl edilme mecbûriyyeti olan heriflerle yapmışdır&#8230; Tefsirler ve İslâm târihi de apaçık ortada&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kadar desteksiz sıkmaya pes&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">4) Hayrettin’in, nefsine, kafasına ve re’yine göre ma’nâ yakıştırdığı Âl-i İmrân Sûresinin 159. Âyet-i Celîlesi, <strong><em>“İslâmiyyet dembokratik esaslar üzerinde yürüyormuş”</em></strong> hükmünü öne çıkarıb reklâm edecek şekilde, tasfiye ve tasliye (Ateşe atılıb yakılmak) isteniyor!&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Halbuki bu dembokrasi necâseti, 1946’dan i’tibâren T.C.’ye San Francisco gâvuristanından ve tepeden aşağı giydirildikden sonra,  kimyâsı değişmiş ürik asitli ve kökünden kopmuş, nice politikacı yetişdi; ve buna munzam, <strong><em>“Haçlı Batı kafalı entel sürüleri”</em></strong> de peydahlandı ki, bu manzaraya elin Haçlı sürüleri bile şaşırıb kaldılar!. Her taraf<strong><em> “Dembokrasi döviz büroları”</em></strong> ile doldu taşdı&#8230; Yahudi ve mason Fettoş <strong><em>“Sızıntılarına”</em></strong> kadar her yer, <strong><em>“Dembokrasi misyonerliği”</em></strong>  içün salya-sümük-sidik ıslatılır oldu!. Halbuki Garb filozofisi içinden çıkan <strong><em>Aldous Huxley</em></strong> nâm kafa gibi niceleri, Şark&#8217;lı politikacılara, ilâhiyâtçı, ilhâdiyâtçı ve oryantalist çömezlerine kadar <strong><em>“Dembokrasitapar”</em></strong> hâle gelmiş sürülere, bakınız nasıl akıl, fikir, îmân ve şahsiyet ayarı çekiyordu:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Demokrasi&#8230; Hiçbir mahkûmun kaçmak istemiyeceği bir hapishâne.. Tüketim ve eğlence sa’yesinde, kölelerin tutsaklığa AŞIK olacakları bir kölelik sistemi</em></strong>&#8230;” (Cesur Yeni Dünya, 1932)</p>
<p style="text-align: justify;">Bizde dininden utanan ve <strong><em>“Kur’an devletinde”</em></strong> bile bilmem ne böceği gibi <strong><em>“Demokratik tarafı”</em></strong> eşeleyib, onu mumla arayan çömezlerin türemesi, ciddî bir klinik vak’a olsa gerekdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">5)  Beştepe imamının <strong><em>“Kitâb”</em></strong> diye çakıb yazdığına göre <strong><em>“Düşmanları ile dahî istişâre etmek”</em></strong>, İslâmiyyet’de, hele hele bir Peygamber içün ne kadar müstahil, mümteni’ ve muhâl ise; <strong><em>“Demokrasi Dîninde”</em></strong> tam tersine, her parti veya şef hatta diktatörün, <strong><em>“İstişâre yapıyor görünmesi (!) sürü sürü danışmanları arpalıklarında yemleyib beslemesi”</em></strong>, bu yalancı ve haçlı uydurması dînin lâzım-ı gayr-ı mufârıkıdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">6) Çakma müctehid Karaman, Peygamber-i Zişân Aleyhisselâm Efendimizi <strong><em>“Düşmanları ile bile istişâre eden bir devlet başkanı menzilesinde”</em></strong> göstererek, bugünki parala-mentolardaki (Dârü&#8217;n-nedve&#8217;lerdeki) şeytânî işleyişlerin dînen de meşrû’ olduğunu zihinlere vermek istiyor! Üstelik de bunu, Peygamber-i Zişân Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz Hazretlerine <strong><em>TASDÎK</em></strong> etdirme havasıyla; ve O’nun üzerinden katakülli ve gözkülleyicilik peşinde olarak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">7) Beştepe İmamı Karaman’ın bahsetdiği âyet-i Celîle, <strong><em>“UHUD Hâdisesi”</em></strong> ile alâkalıdır. Allâh Azze’nin Sevgilisi Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretleri, o muhârebe içün ne Kureyşli <strong><em>“Düşmanları”</em></strong> ile ve ne de yehud ve nasârâ <strong><em>“Düşmanları”</em></strong> ile istişâre etmişdir&#8230; İmâm-ı Saray Hayrettin,<strong><em> “Eski düşmanlar ile istişâre”</em></strong> lâfını nereden, hangi oryantalist haçlıdan aşırmışsa, pek sakîm ve sakîl kaçmış!.. Halbuki Rasûl-i Zîşân Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz Hazretleri <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>istişâreyi</strong> </em></span>Uhud Muhârebesi&#8217;nden evvel ashâb ile yapdı; ve bir de, <strong><em>“Müslümanım diyerek böyle görünen; ve o zaman ve zeminde alenen aksini söylemenin câiz olmadığı, &#8220;siz müslüman değilsiniz&#8221; denilemiyeceği”</em></strong>  İbni Selül ve avanesi ile istişâre buyurmuşdur!..</p>
<p style="text-align: justify;">8) Üstelik de, İbni Selül tarafının re’yi ile Efendimiz Aleyhisselâm’ın <strong><em>“İctihadı”</em></strong>  aynıyyet içinde olmuşdu! Bu taraf <strong><em>“Medine içinde muhârebe edelim”</em></strong> derken; Ashâb-ı Güzîn (Rıdvânullâhi Teâlâ Aleyhim Ecmaîn) Hazerâtının eâzımı ise, <strong><em>“Medine dışında meydanda Harb etme”</em></strong>  ictihad ve fikrini benimsemişlerdi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu mes’ele içün o arada vahiy gelmediğinden, Ashâb-ı Güzîn’in ictihâdı istikâmetinde harb yapılmış, hatta İbni Selül de buna çok hiddetlenib <em><strong>&#8220;ihtilâlci bir tavra girmekden&#8221;</strong></em> bile çekinmemişdi! Muhârebe Kureyş keferesi aleyhine döndüğü bir sırada, İslâm okçu birliği kumandanı<em><strong> Abdullah İbni Cübeyr</strong> </em>(Radıyallâhu Anh) Hazretleri kendi birliğindeki okçu askerlerine, Rasûl-i Zîşân Aleyhisselâm Hazretleri&#8217;nin talimâtı mu’cebince <strong><em>“Mevzilerden aslâ ayrılmama”</em></strong> emrini verir&#8230; Buna rağmen, düşmanın bozulmasını nazara alan (Okçu Birliği), hücûma kalkmış ve mevzilerini terketmişlerdir&#8230; Düşman süvâri birliği ise, Kureyş&#8217;in pek muktedir askeri <em><strong>(Halid b. Velid)</strong></em> kumandasında okçu birliğine arkadan hücûma geçince, işte o zaman olanlar oldu!..</p>
<p style="text-align: justify;">9) Beştepe Fahrî ve Sultânî İmamı Eşşeyh Hayrettin, bu safahatdan hiç bahsetmiyor; ve siyâkına-sibâkına bakmadan âyeti işine geldiği şekilde kullanıyor! Dembokrasiye, İslâmiyet’den nice ekleme ve yamalar dikib üfürerek, onu, <strong><em>“Modern ve Neo-İslâm”</em></strong> olarak, 43 yıldır Müslümanlık&#8217;ın yerine  oturtmanın peşinde ve zorlanışında görünüyor!. Aksi hâlde <strong><em>“Kur’an Devletinin Demokratik tarafı”</em></strong> demek, bir müslüman içün nasıl mümkin olabilir?</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet’deki <strong><em>“İstişâreyi”,</em></strong> dembokrasi dînindeki parala-mento-parti-pırtı ayak oyunları ile aynı gösterib, <strong><em>“Demokraside de işte aynen istişâre var”</em></strong> demeye getirmek, Allâh’ın DÎNİ üzerinden (Dembokrasi misyonerliği)dir&#8230; 15 Temmuz Haçlı Seferi Başkumandanı Fettoş da, Global Çete İmparatorluğunun emrinde olarak aynen bunu yapıyordu&#8230; Arkasındaki İngiliz, yahudi ve ABD başda olmak üzere, bütün Haçlı dünyâsının <strong><em>“15 Temmuz Haçlı Seferi”</em></strong> ile Türkiya’da yapmak istediği de aynen bu idi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">10) İslamiyyet’deki <strong><em>“İstişâre”</em></strong>, onun, diğer îmânî, amelî ve ahlâkî bütünlüğü içinde bir ma’nâ ifâde eder&#8230; <strong><em>Cihâd</em></strong> gibi, en büyük 5 ana ibâdet kısmının başında gelen bir ALLÂH EMRİ yerine, <strong><em>“İnsan Boğazlama ve Kan Dökmeyi ve zayıf milletleri sömürmeyi”</em></strong>  ana gâye istihdâf eden; bunları da, dünyânın her yerinde ve bilhassa İslâm Coğrafyasının nice mıntıkalarındaki katliamları ile isbât eden Dembokrasi Dîni, <strong><em>“İstişâre”</em></strong> yaparak <strong><em>“Murâd-ı İlâhîyi”</em></strong> ortaya çıkarmayı değil; tam tersine bunu yok etmeyi en büyük emel ve hedef edinmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ağzına <strong><em>“Cihad”</em></strong> mefhûmunu alamayanların, Kelâm-ı Kadîm’deki çerçeve dâhilinde bir <strong><em>“İstişâresi, kat’iyyen olamıyacağı”</em></strong> gibi, <strong><em>“Şehidinin”</em></strong> olması dahî muhâldir&#8230; Şehid mefhûmu gibi, gâzî, cihâd, istişâre, neseb, nikâh, mîrâs, cezâ, adâlet, hürmet, emânet, ehliyet, Âhıret, uhuvvet, fütüvvet, hürriyet, hakkaniyet, devlet, hükûmet, riyâset ve sâir binlerce mefhûm da, kâmil ma’nâsıyla ve şer’î ıstılâhât cümlesinden olarak ancak <strong><em>VAHİY</em></strong> nizâmında bulunur; başka herhangi bir rejim ve sistemde bulunması kat’iyyen muhaldir&#8230; Zâten Kelime-i Tevhîd&#8217;in 3 kademesinden, birinci ve en mühim basamağı olan <em><strong>&#8220;Lâ İlâhe&#8230;&#8221;</strong></em> lâfzı da bunu kalblere çakmaktadır&#8230; Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri: <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&#8220;Allâh&#8217;a îmândan evvel KÜFRE tevbe ŞARTDIR; bu tevbenin şartı da TÂĞÛTLARI aslâ tanımamaya AZMEYLEMEKDİR&#8221;</strong></em></span> buyurarak, 15 asırlık sünnî ulemâsı gibi bu ehemmü&#8217;l-ehem noktayı gözlere sokmaktadır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bütün dünyâ küfür, şirk ve nifâk cebhesini içdeki ve dışdaki sürüleriyle (Kudurtan ve kahreden), bunun içün de &#8220;Sünnîlik-Hanefîlik&#8221; cebhesini mutlaka yok edilmesi îcâbeden yegâne HEDEF hâline getiren, en temel mihrâk noktası budur; tek kelimeyle, KELİME-İ TEVHÎD&#8217;İN, Allâh Azze&#8217;nin ve Rasûl Aleyhisselâm&#8217;ın (Murâdı-tebliği) istikâmetinde kalb ve dildeki kökleşmesi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">11) Âyetde geçen <strong><em>“İstişâre”,</em></strong> mücerred Allâh Azze’nin, o;  ve her mes’elede (Murâdını) ortaya çıkararak, o istikâmetde fikir, hareket ve fiil içün biricik usûl bilinmesi&#8230; Ve bahis mevzuu âyet-i celîle, husûsan, orada, <strong><em>cihâd</em></strong> hâl ve harekâtı içinde bir <strong><em>istişâreyi</em></strong> âmirdir&#8230; Cihâdı <strong><em>“Terör”</em></strong> olarak diline alan Global Çete’nin yeryüzündeki bütün (Dembokrasi dîni) şûbe veya eyâletleri, Büyük Dîn Âlim ve Müfessiri Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretlerinin, tefsîrinde hakîkatını beyân buyurduğu <u>cihâda</u> da, işte bunun içün son derece muârız ve düşmandır&#8230; İslâmiyyet’deki CİHÂD, ihâtası i’tibâriyle öylesine geniş bir sâhayı içine alır ki, bu ciheti i’tibâriyle bütün Dünyâ ve Ukbâ, onun hududları dışına bile çıkamaz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Müfessir Merhûm, Büyük Âlim şöyle buyurur:</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><em>&#8220;CİHÂDDAN FİRÂR, KÜFFÂRA İTAAT VE MAĞLÛBİYYETE, bu da binnetîce, DÜNYÂ VE ÂHIRET HÜSRÂNINA MÜEDDÎ OLAN İRTİDÂDA BÂİS OLACAK BİR FELÂKETDİR.”</em></strong></span> (Tab’-ı Evvel, c.2, s. 1198)</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük ve Allâme Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi Hazretleri&#8217;nin <em><strong>&#8220;Bu millet topdan irtidâd etmişdir&#8221;</strong></em> derken, içdeki oryantalist çömezi soytarıları zıplatacak kasdının ne olduğu, şimdi daha iyi anlaşılabilmiş midir?. Layıklığa rızânın, Allâh&#8217;ın irâde ve Dînini reddetmeye müsâvî oluşunu temel alan Şeyhülislâm Merhûm, tabii bu çete ve içdeki kuyruklarının zıdd-ı kâmili olarak vücûd hikmetine sâhibdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> Binâenaleyh, Beştepe Fahrî ve Sultânî İmâmı Hazıret-i Hayrettin’in, bahis mevzuu âyetden <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>“Kur’ân Devletinin Demokratik tarafı”</strong></em></span> diyerek mütenâkız ma’nâlara neden kaydığı vâkıası, şimdi daha iyi anlaşılmalıdır!. Bu cümleden olarak, dembokrasiyi, İslâm’ı bile parlatıb ona revnâk verici bir nesne imiş gibi göklerde uçurması, bu ekip ve kadroların Müslümanlık&#8217;a biçdikleri kıymetin kaç para etdiğini anlamak bakımından da son derece mühimdir&#8230; <strong><em>İslâmiyyet’in (Dembokratik tarafı) olursa, İslâm ancak o zaman bir kıymet kazanır”</em></strong> demeye de varan bu kabil ifâde ve ibâreler, bir müslümanın ağzından veya kaleminden çıkacak hezeyanlar olamaz&#8230; Eğer İslâmiyyet&#8217;in, hâşâ <em><strong>&#8220;Dembokratik tarafı&#8221;</strong></em> olabilecekse, <em><strong>&#8220;Teokratik, şefokratik, sosyalistlik, kapitalistlik, faşistlik, ateistlik, materyalistlik, oryantalistlik, dinsizlik, laiklik, egzantiriklik, deistlik ve bilmem ne istlik tarafı&#8221;</strong></em> neden olmasın?. İmâm-ı cümhûrî ve telfikî Hayrettin, bütün bunlara da kapı açarak, müteveffâ mürîdi ilâhiyâtçı Kaşar Nârî Koztork&#8217;ün <em><strong>&#8220;Ben Deistim&#8221;</strong></em> deyişine dahî vesîle olmuş sayılamaz mı!?</p>
<p style="text-align: justify;">12) Cenâb-ı Hakk Azze ve Celle’nin Âl-i İmrân 159&#8217;daki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Sen, Allâh’dan bir esirgeme sayesindedir ki, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba davranışlı, katı yürekli olsaydın onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları bağışla. Günahlarının yarlığanmasını dile. İş hususunda onlarla MÜŞAVERE ET&#8230;”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Gibilerde, Hayrettin&#8217;in kendisine göre saptırarak meallediği Âyet-i Celîle, dembokrasi dînine âid değil; İslâmiyyet’e âid bir hükmü içinde taşır&#8230; Dembokrasiyi İslâm nazarında meşrûlaştırmak içün âyet ma’nâlarını mevzi’ ve mevki’leri dışına kaydırmak, ne kadar sırıtırsa sırıtsın, bunlar, 43 yıldır, artık ilâhiyatçılara hiç utanmak hissi de veremez hâle geldi!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu Karamânî meal üzerinden <strong><em>“Kur’an devletinin demokratik tarafı”</em></strong> demek; ve Allâh’ın Kur’ân’ına ve Devletine <strong><em>“Demokratik taraf”</em></strong> ekliyerek onlara şirinlik muskası takmaya teşebbüs; onları güzellemeye, doğrultmaya ve iyileştirmeye kalkmak (!) en azından Allâh’ın Dînini beğenmemeyi ve eksik-noksan tarafları olduğuna inanıldığını ortaya koyar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">13) Okuyucuya, 15 asırlık Son Şerîat’a giden yollar, ecdâd ve selef-i sâlihîn izindeki bir îmân, haysiyet ve şerefle döşenecekken; bakınız nasıl iflâs etmişlik felâketiyle döşeniyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bak ne güzel, bizim dînimiz 15 asır evvelki yavanlık ve iptidâîliğinden artık çıkmış;<span style="text-decoration: underline;"> DEMOKRATİK TARAFI</span> DA OLAN BİR DİNMİŞ meğer! Artık hiçbir gâvur onu beğenmemezlik edemez; bütün haçlılar artık dînimizi şapka çıkartarak selâmlarlar! İngiliz, yehûdi, ABD ve Vatikan, artık bizi “Dembokratik dîn sâlikleri” diyerek kucağında okşıyarak besler, mamalar, ninniler ve mışıl mışıl da uyutur!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">43 yıldır Karaman, İslâmiyet’in el atmadık ve oynamadık hiçbir yerini bırakmadı. Ne oldu, yahûdi-haçlı dünyâsının gözüne girilib yaranılabildi mi?. 15 Temmuz Haçlı Seferi ne idi öyle?. İslâm ve Türk tarihinde böylesine rezzâlet üstü rezzâlet ve kepâzelik, hiç yaşanmış mıydı???</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“AÇ canavara karşı tahabbüb</em></strong> (yaltaklanarak dost görünmek),<strong><em> merhametini değil, tam tersine iştihasını açar; üstelik diş ve tırnağının kirâsını da ister!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Denildiğini bu AKP güdücü ve <strong><em>“Râinâ”</em></strong> deyicileri hiç duymamışlar mı?</p>
<p style="text-align: justify;">15 Temmuz&#8217;da Allâh Azze’nin avn ü inâyeti olmasaydı, diş ve tırnak kirâsına munzam, bu aç canavarlar ehâli-i etrâk ve ekrâdın karıları ve  kızlarını ve namus u şereflerini de bit pazarında satışa çıkaracaklardı!..</p>
<p style="text-align: justify;">14) Ne imiş, <span style="text-decoration: underline;"><strong><em>“Kur’an Devletinin Dembokratik tarafı!” </em></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bunun, <strong><em>“Allâh Devletinin şeytânî tarafı!”</em></strong> demekden zerre kadar farklı yeri neresidir; zerre kadar haysiyet ve şerefi olan göstersin!</p>
<p style="text-align: justify;">Allâh Azze’nin Vahyine müstenid DEVLETİNİ, beşerîliğe muhtaç göstermek, hem felâket derecede gülünç, hem sonsuz derecede bir tahrîfdir&#8230; O mübârek dîni bir tür aşağılamaya da bâdî olan bu ifâdeler, onu, eksik-noksan-kusurlu bir yapıda olduğundan, payandalanmak ihtiyâcında bulunan bir acziyet tablosu gibi takdîm fâciasıdır&#8230; Bütün bunlar ise, bu dînin artık sökmiyeceğine; ve mutlaka değiştirilmesi ve beşer kafasıyla ve dembokratik esaslara göre silbaşdan revizyona tâbi’ tutulması icâbetdiği netîcesine müncer olur&#8230; Zaten AKP iktidârının iki evvelki &#8220;Demokrasi İşleri Başkanı=DİB&#8221; Bardakoğlu, resmen ve alenen şöyle demekden ne çekinmiş ve ne de Allâh&#8217;dan korkmuşdu:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Artık dîni ve dindarlığı, geçmiş dönemlerde yazılmış kitabların satırları ve formatları içinde değil, dünyaya bakarak yeniden inşâ&#8217; etmek ve ona göre çizmek istiyoruz!&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu, Beştepe imâmı Hayrettin&#8217;in demek istediğini 43 yıl sonra çok daha kestirmeden söylemek; ve &#8220;<em><strong>15 asırlık dîn bizim işimizi görmez oldu; artık biz, Global patronların emrinde kendi dinimizi kendimiz îcâd edib uyduracağız!&#8221;</strong></em> demek değil de nedir?. AKP devri DİB ve ilâhiyatçılarının manzara-i umûmiyesi, işte vesîkalık fotoğrafları ile bundan ibâretdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">15) Adı geçen Beştepe imamı, bahis mevzuu 159. Âyet-i kerîmenin tamâmını da kitabına yazmamış, âyeti, <strong><em>“Hoşgörü, diyalog ve dembokrasi”</em></strong> istikâmetinde kullanmak üzere, bir kısmı ile kitâbında meallemiş!. Âyet-i Celîlenin devâmı ise şöyle:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Sonra da azmetdin mi, artak Allâh’a MÜTEVEKKİL ol, çünki Allâh MÜTEVEKKİL olanları sever.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu da mı <strong><em>“Kur’an Devletinin Dembokratik Tarafı???” </em></strong>Değilse, acebâ hagi tarafı veya ciheti!?</p>
<p style="text-align: justify;">Hâşâ ve Kellâ!</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle ZORLAMALARLA ne <strong><em>“Fıkıhçılık”</em></strong> ve ne de çıkıkçılık yürür!. 43 sene sonra da olsa, bâtıl hiçbir şekilde pâyidâr olamaz. Adâlet, emânet ve âyetden=hüccet&#8217;den mahrûm hiçbir devlet ve hukûmet bile, bugüne kadar varlığını devâm etdirememişdir. İdeoloji, doktrin, rejim ve sistemlerin bir eksiksiz tamâmı da, hâkile yeksân olmuşdur ki, târîh-i âlem bunun en müşâhhas şâhidi ve âbidesidir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">16) Beştepe İmamı Hayretin, iyi bilsin ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Kur’an Devleti ne kadar dembokratik tarafa” sâhib olmakdan MÜNEZZEHSE ve öyle şeytânî bir taraf, bu Dîn-i Celîl-i İslâm içün ne kadar MÜSTAHİL ve MUHÂL ise; aynı <u>DEVLETİN ÂYET-İ CELÎLE MU’CEBİNCE MÜTEVEKKİL bir DEVLET olması da o kadar ŞARTDIR&#8230;”</u></em></strong> Çünki Allâh Celle, âyetde apaçık görüldüğü üzere<strong><em> “Mütevekkil”</em></strong> olan yani kendisini <strong><em>Allâh Azze’nin <u>İRÂDE ve HÂKİMİYYETİNE </u>istinâd etdiren kullarını (Ve hâliyle de onların devletini) sevdiğini söylüyor; ve ona “BENİM DEVLETİM” buyuruyor&#8230; Bunun mefhûm-ı muhâlifi ise, “Vallâhu Azîzün Züntikâm” olan Hakk Celle’nin:</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“BEN, MÜTEVEKKİL OLMAYAN DEVLETE BENİM DEVLETİM DEMEM; VE BEN ONU SEVEMEM, ONDAN BERÎYİM, O BANA DÜŞMANDIR!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Demiş olmasıdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İmâm-ı Hayrettin (!) ne kadar İslâmiyyet’den dembokrasiye geçişi böyle yumuşak, sinsi ve gizli yürütdüğünü sansa da, mızrağın çuvala sığamıyacağını bir türlü hesâb edememiş görünüyor!</p>
<p style="text-align: justify;">17) Yâhû cümhûriyyetin cümhûrî âyetullaları!</p>
<p style="text-align: justify;">Dembokrasi dininin <strong><em>“İstişaresi, cihadı, şehidi, gâzîsi, orucu, namazı, merhameti, iffeti, Ukbâsı, ulemâsı, üdebâsı, TEVEKKÜLÜ, MÜTEVEKKİLİ, mütefekkiri ve mütezekkiri”</em></strong> mi olur, kezâ ve kezâ!?</p>
<p style="text-align: justify;">Daha şer’î ıstılahlar ve usûl tabirleri olmadan bir (Dembokrasi dîni=religionu) bile uydurmakda perişan bir hâlde, yatalak bir manzaradasınız!</p>
<p style="text-align: justify;">CB (7/ Ekim/ 2017) cmt günü meşhûr kampında: <strong><em>“Ferhad gibi dağları deldik!”</em></strong> derken; İbni Selül ve İbni Sebe gibi 15 asırlık Dîn-i Celîl-i İslâm’ın esas ve temellerini <em><strong>delenleri</strong> </em>de ağzına alabiliyor mu???</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı mekânda genç nesillerin ağzından: <strong><em>“Dedelerimiz bize ne bırakdı yahu desinler!”</em></strong> diye de, halkının âşıkı olarak  mâşuklara vecîzeler dağıtıyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">O istikbâlin gençleri ya şöyle derlerse ne olacak:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Delik deşik edilmiş, dembokrasi kuyruğunda tahrîf ve teğyîre uğratılmış, beşer kafasıyla yaz-boz tahtasına çevrilmiş, haçlı gâvurlara yaranacağız diye 1000 yıllık ecdâdın azîz dîni paçavraya çevrilmiş&#8230; Bizleri, “Dembokrasi Dîni” diyerek böyle şeylerle yemlemiş ve bize yedirmişler; yazıklar olsun bu nesillere! Binlerce-milyonlarca teessüf, teessür, teellüm ve teeccüm!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Evet, gelecek nesiller böyle derlerse ne olacak???</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, Mehdi sonra da Îsâ Aleyhimesselâm’ın geleceğini ne kadar <strong><em>“Sempozyumlar uydurub inkâr etseniz”</em></strong> de, onlar geldiği zaman, daha Ukba’ya varmadan bu süflî dünyâda kimler <strong><em>rahmetle</em></strong> ve kimler de <strong><em>lânetle</em></strong> anılacak, o zaman bunu bütün cihân apaçık görecek!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İntişârı: 08.10.2017 / 23:08:200</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&amp;linkname=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-seyyidoglu%2Fbestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html&#038;title=Be%C5%9Ftepe%20Fahr%C3%AE%20%C4%B0mam%C4%B1%20Karaman%3A%20%E2%80%9CKur%E2%80%99%C3%A2n%20Devletinin%20Demokratik%20Taraf%C4%B1%E2%80%A6%E2%80%9D" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/bestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html" data-a2a-title="Beştepe Fahrî İmamı Karaman: “Kur’ân Devletinin Demokratik Tarafı…”"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/bestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html">Beştepe Fahrî İmamı Karaman: “Kur’ân Devletinin Demokratik Tarafı&#8230;”</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/bestepe-fahri-imami-karaman-kuran-devletinin-demokratik-tarafi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhammed ʿĀkif Ersoy Ve Xayreddīn Qaraman&#8217;ın Cemâlu&#8217;d-Dīn Efgānī Müdāfaʿalarının Qıymet-i ʿİlmiyyesi</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/yusuf-hanif/muhammed-%ca%bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%ca%bfalarinin-qiymet-i-%ca%bfilmiyyesi.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/yusuf-hanif/muhammed-%ca%bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%ca%bfalarinin-qiymet-i-%ca%bfilmiyyesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2017 15:33:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yûsuf HANÎF]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaleddin Efgani]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5271</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Diqqate şāyān bir diğer xusūs da bu adam [Efgānī, y.h.] ve muʿaqqiblerinin, Sünnīlerin anladığı ve ʿamel etdikleri İslâm'ı öyle veyā böyle</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/yusuf-hanif/muhammed-%ca%bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%ca%bfalarinin-qiymet-i-%ca%bfilmiyyesi.html">Muhammed ʿĀkif Ersoy Ve Xayreddīn Qaraman&#8217;ın Cemâlu&#8217;d-Dīn Efgānī Müdāfaʿalarının Qıymet-i ʿİlmiyyesi</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>بسم الله الرحمن الرحيم</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>وصلى الله على سيدنا ومولانا محمد وعلى آله وصحبه وسلم</strong></p>
<h1 style="text-align: center;"><strong><u>Muhammed </u></strong><strong><u>ʿ</u></strong><strong><u>Ākif Ersoy ve Xayreddīn Qaraman&#8217;ın </u></strong><strong><u>Cemâlu&#8217;d-Dīn Efgānī Müdāfa</u></strong><strong><u>ʿ</u></strong><strong><u>alarının Qıymet-i </u></strong><strong><u>ʿ</u></strong><strong><u>İlmiyyesi</u></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Yûsuf Hanîf</u></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Diqqate şāyān bir diğer xusūs da bu adam </em>[Efgānī, y.h.]<em> ve mu</em><em>ʿ</em><em>aqqiblerinin, Sünnīlerin anladığı ve </em><em>ʿ</em><em>amel etdikleri İslâm&#8217;ı öyle veyā böyle ifsād edenlerden sayılması gerekirken, Sünnīliğin mümessilleri tarafından bıraqın reddedilmeyi, ya nādiren tenqīd edilmiş ya da hiç tenqīd edilmemiş olmasıdır. Tam tersi bunlar </em>[Sünnīler, y.h.]<em>, yekzebān olmuş Efgānī ve </em><em>ʿ</em><em>Abduh&#8217;a medh u senālar diziyor ve onları, Dīn&#8217;i dünyevī </em><em>ʿ</em><em>atāletden qurtaran İslâm rönesansının öncüleri olaraq ta</em><em>ʿ</em><em>rīf ediyorlar.”</em>(Elie Kedourie)</p>
<p style="text-align: justify;">Daha çoq “Efgānī” diye meşhūr olan Cemâlu&#8217;d-Dīn Esedābādī/Īrānī üzerindeki efsāne bulutları 1380&#8217;lerden (1960’lar) iʿtibāren dağılmaya başladı. Bundan evvel haqqında bilinenler, Mısırlı çömezi Muhammed ʿAbduh&#8217;un bizzat kendisinden öğrendiklerine ve Sūriyeli xristiyan hayrānı Cırcī Zeydān&#8217;ın ʿAbduh, Edīb İshāq ve sāir kesāndan duyduqlarına istināden yazdıqlarından iʿbāretdi.[1] Meşhūr Efgānī-şinās Nikki Keddie bunları haqlı olaraq, Efgānī ile ilgili yazılanların neredeyse temāmının -doğrudan veya dolaylı- temel mesnedi olması hasebiyle, “standart terceme-i hâl” diye tesmiye eder ve ana qaynağı Efgānī olduğu için de açıqca mecrūh sayar.[2]</p>
<p style="text-align: justify;">Ama 1383&#8217;de (1963) Īran&#8217;da İrec Efşār ve Esğar Mehdevī&#8217;nin Efgānī&#8217;ye ʿāid, aslı Tahran meclis kütübxānesinde mahfūz husūsī evrāqın bir qısmını neşretmeleri[3], aqabinde Hüma Pakdaman&#8217;ın Paris Emniyet Müdürlüğü arşivinde bulduğu “Cheikh Djemal-Eddin” dosyası[4], ʿaql-ı selīm sāhibleri için efsāne bulutlarını büyük nisbetde dağıtmaya yetdi.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td>(<em>مجموعأِ اسناد</em><em>&#8216;</em>ın Sorbonne Üniversitesi Īran tedqīqleri enstitüsü [Paris] kütübxānesindeki nüsxasından aldığımız fotokopisinin iç qapağı)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">ʿAql-ı selīm sāhibleri için dedim, zīrā muhibbān tāifesi bildik terānelerini oqumaya devām etdiler ve hâlâ daha devām ediyorlar. Ha körler çarşısında ayna satmışsınız, ha onlara şeyxlerinin evrāqını göstermişsiniz… hiçbir farqı yoq! Hattā bunların pişkinleri, sādece Efgānī veyā ʿAbduh&#8217;un beyānātı gibi bī-taraf! qaynaqlarla yetinmeyib de vesīqalara baqdığınız için sizi taqbih bile ederler![5] Hızını alamayan edebsizlerse sizi siyonist, yahūdi, mason, ajan, hāin, tuvalet bezi ilh. olmaqla ithām eder.[6] Bu iʿtibarla haqīqate qarşı küfr-i inādī gösteren Türkiye&#8217;deki qamalistlerden hiçbir farqları yoqdur bunların.</p>
<p style="text-align: justify;">Nikki Keddie&#8217;nin pek yerinde tesbītiyle:</p>
<p style="text-align: justify;">“Sanki Efgānī efsānesinin mühim addedilen herhangi bir qısmı zarar görürse, efsānin geri qalan qısımları da yıkılacaq ve mevcūd birtaqım ideolojik mevziʿler tehlikeye düşecek[miş gibi davranıyorlar]. Efgānī&#8217;nin hayātı ile ilgili evrāqın qısm-ı aʿzamı, ki bunların bir haylisi ʿArabca&#8217;dır, otuz senedir ulaşılabilir durumda olmasına rağmen hiçbir ʿArab müellifi bunların mikrofilimlerini veyā en azından pek çoğunun yeniden neşredildiği kataloğu* taleb etmiş ve qullanmış görünmüyor. Anlaşılan o ki bunlar için mühim olan, bu yeni evrāqın, Efgānī&#8217;nin Müslüman şakirdlerinin qabūl edebileceği görüşleri destekleyecek şekilde tefsīr edilib edilemeyeceğine bile baqmadan, mevcūd ʿilmī çalışmalara qarşı mevziʿi muhāfaza etmekdir.”[7]</p>
<p style="text-align: justify;">Muhibbān tāifesinin bu tipik “mevziʿi muhāfaza” gayretine Türkiye&#8217;den iki misâl vermek istiyorum bu maqālemde. Biri māziden, diğeri de günümüzden. Māziden vereceğim misâl, şāʿir Muhammed ʿĀkif&#8217;in (Ersoy) 1328&#8217;de (1910) <em>Sırāt-ı Mustaqīm</em>&#8216;de neşredilmiş bir yazısı; muʿāsır misâlimiz ise <em>Türkiye Diyanet Vakfı</em> <em>İslâm Ansiklopedisi</em>’nde Xayreddīn Qaraman tarafından qaleme alınmış “Cemâleddin Efgānî” maddesi olacaq.</p>
<p style="text-align: justify;">ومن الله التوفيق</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>١</strong></p>
<p style="text-align: justify;">ʿĀkif, Efgānī&#8217;nin 1287&#8217;de (1870) nübüvvetden bir “sanʿat” olaraq söz etdiği İstanbul&#8217;daki Dāru&#8217;l-Funūn nutqunu ve aqabinde cereyān eden hādiseleri mevzūʿ etdiği bir yazı neşreder <em>Sırāt-ı Mustaqīm</em> gazetesinde.[8] Maqsadı, “<em>Şarqın yetişdirdiği fıtratların</em> […] <em>en yükseklerinden biri</em>” olduğuna şübhesiz nazarıyla baqdığı Efgānī&#8217;nin “<em>xātıra-i pākine sürülmek istenilen bir lekeyi, bir levs-i bühtānı göstermek, onun māhiyyetini, nereden geldiğini <strong>tedqīq eylemek</strong>dir.</em>”[9]</p>
<p style="text-align: justify;">ʿĀkif&#8217;in bu yazıları, o gün bugündür, başqa hiçbir sebeble değil, sādece müellifinin maʿlūm şöhreti sebebiyle Türkiyeli Efgānī müdāfiʿlerinin en temel istinādgâhı olmuşdur.[10] Öyle ya, yazısını,</p>
<p style="text-align: justify;">“İki xāssiyyet ider bātıl u haqqı temyīz:</p>
<p style="text-align: justify;">Biri tedqīq-i xaberdir, biri taʿmīq-i nazar”</p>
<p style="text-align: justify;">mısraʿlarıyla bitiren[11] qoca “istiqlâl şāʿiri”, hattā “Qurʾān şāʿiri” tedqīq-i xaber ve taʿmīq-i nazar etmeden söz söyleyecek değildi ya!</p>
<p style="text-align: justify;">ʿĀkif&#8217;in bu yazısı o qadar teʾsīrli olmuşdur ki, bıraqın muhibbānı, ehl-i tahqīqi bile aldatmışdır. Osman Nūrī Ergin bunlardan biri&#8230; Osman Bey, işbu Dāru&#8217;l-Funūn nutqu mesʾelesinde ʿĀkif&#8217;in, “<em>Cemaleddin’in o zaman söylediği hitabenin <strong>aslını bulup ondan</strong></em> […] <strong><em>nakletmek</em></strong><em> suretiyle bu işin <strong>karanlık köşesini nurlandır</strong></em>”<strong>dığını</strong> zannetmişdir.[12]</p>
<p style="text-align: justify;">(ʿĀkif&#8217;in <em>Sırāt-ı Mustaqīm</em>&#8216;de neşrolunmuş mezkūr yazısının ilk iki sütununun baş tarafları)</p>
<p style="text-align: justify;">Faqat haqīqat o ki ʿĀkif, hitābenin aslını bulmadığı gibi bu xusūsda ne bir tedqīq-i xaber, ne de mesʾeleye taʿmīq-i nazar eylemişdi. Yapdığı tek şeyʾ, diğer pek çoq Efgānī muhibbi gibi, ʿAbduh&#8217;un bu mesʾeledeki yalan ve iftirālarını kimi yerde qasr, kimi yerde de daha bir tezyīn ederek -ama hiçbir yerde meʾxaz zikretmeden!- kendi uslûbunca terceme etmekdi. Nitekim ʿĀkif&#8217;in mezkûr yazısıdan altı ay qadar sonra <em>Sırāt-ı Mustaqīm</em>&#8216;de Edward Granville Browne&#8217;un<em> The Persian Revolution of 1905-1909</em> nām eserinin Efgānī&#8217;nin tārixce-i hayātı ile ilgili qısmının[13] tercemesini oquyanlara[14] öyle zannediyoruz ki baʿzı satırlar pek āşinā gelmiş olmalı. Zīrā Efgānī&#8217;nin bu İngiliz dostu da, tıpkı ʿĀkif gibi, ʿAbduh&#8217;u terceme ediyordu.[15] Bundan sebeb <em>Sırāt-ı Mustaqīm</em> mütercimi, Efgānī&#8217;nin Dāru&#8217;l-Funūn nutqundan bahsedilen yerleri terceme ederken bir yerde parantez açıp qāriīni hikâyenin qalan qısmı için ʿĀkif&#8217;e havāle etmekde bir beis görmemişdir: “<em>Buralarını şā</em><em>ʿ</em><em>ir-i muhteremimiz </em><em>ʿ</em><em>Ākif Beyefendi </em>Sırāt<em>’ın evvelki nüsxalarında mevzū</em><em>ʿ</em><em>-i bahs itmişdi. Biz de tekrāra lüzūm görmedik (cild 4, 91 numero)</em>”.[16] Haqīqaten Browne&#8217;un atlanan satırlarını ʿĀkif&#8217;inkilerle muqāyese eden biri, Browne yerine ʿĀkif&#8217;i oqumaqla bir şeyʾ qaybetmediğini açıqca görecekdir.[17]</p>
<p style="text-align: justify;">Aşağıda ʿAbduh&#8217;un bu mesʾelede yazdıqlarını ʿĀkif&#8217;inkilerle birlikte oquyunca, neden ʿĀkif&#8217;in sādece bir ʿAbduh mütercimi olduğu daha iyi anlaşılacaqdır. Muqāyesesi qolay olsun diye metni bölerek ve muʿāsır bir başqa tercemesiyle birlikde iqtibās edeceğim.</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Abduh:</u></p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; وصل الاستانة وبعد أيام من وصوله امكنته ملاقاة الصدر الاعظم علي باشا ونزل منه منزلة الكرامة وعرف له الصدر فضله واقبل عليه بمالم يسبق لمثله وهو مع ذلك بزيه الافغاني قباء وكساء وعمامة عجراء وحومت عليه لفضله قلوب الامراء والوزراء وعلا ذكره بينهم وتناقلوا الثناء على علمه ودينه ادبه وهو غريب عن أزيائهم ولغتهم وعاداتهم&#8221;[18]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Mu</u><u>ʿ</u><u>āsır bir tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“İstanbul’a ulaşmasından birkaç gün sonra Sadrazam Âli Paşa ile görüşebildi. Âli Paşa ona karşı lütufkâr davrandı, faziletini kabul ederek benzeri görülmemiş bir şekilde kendisine ilgi gösterdi. Bütün bu görüşmelerde Afganî’nin üzerinde, Afgan kıyafeti; yani üzerinde bir aba, bir elbise ve bir de sarma sarık vardı. Sahip olduğu faziletler sebebiyle ümera ve vüzeranın kalpleri ona yöneldi. Aralarında ünü yayıldı. Kıyafeti kıyafetlerine, dili dillerine, adetleri adetlerine uymamasına rağmen onun ilmine, dindarlığına ve edebine olan hayranlıklarını dilden dile yaydılar.”[19]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Ākif&#8217;in tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Cemâlu&#8217;d-Dīn&#8217;in İstanbul&#8217;a birinci gelişi ʿĀli Paşa&#8217;nın sadrazamlığına tesādüf etmiş idi. Merhūm Efğanlılara maxsūs o sevimli qıyāfet içinde olaraq Paşa&#8217;nın meclisine girer, en yüksek mevkiʿ-i şerefi ihrāz ider, kimsenin nāil olamayacağı hürmeti görürdü. Maʿamāfīh Cemâlu&#8217;d-Dīn&#8217;i taqdīr iden yalnız ʿĀli Paşa değil idi. İstanbul&#8217;un bütün ümerāsı, vüzerāsı, kibārı ʿādetce, qıyāfetce, lisānca kendilerine bīgâne gelmesi īcab iden bu zātın ʿilmine, diyānetine, ʿuluvv-i cenābına hayrān olmuşlardı.”[20]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Abduh:</u></p>
<p style="text-align: justify;"> &#8221; وبعد ستة أشهر سمي عضوا في مجلس المعارف فأدى حق الاستقامة في آرائه واشار الى طرق لتعميم المعارف لم يوافقه على الذهاب اليها رفقاؤه. ومن تلك الطرق ما احفظ عليه قلب شيخ الاسلام لتلك الاوقات حسن فهمي افندي لانها كانت تمس شيئاً من رزقه فارصد له العنت&#8221;[21]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Mu</u><u>ʿ</u><u>āsır bir tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Altı ay sonra Meclis-i Maarif’e aza olarak seçildi. Görüşlerinde dosdoğru olmanın hakkını verdi ve maarifi yaygın hale getirmenin çalışma arkadaşları tarafından girilmesine muvafakat etmedikleri yollarını gösterdi. Dönemin şeyhülislâmı Hasan Fehmi Efendi, Afganî’nin gösterdiği yollar kendi geçimiyle de alakalı olduğu için kalbinde ona karşı kin besleyenlerden biriydi. Şeyhülislâm ona karşı fırsat kollamaya başladı.”[22]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Ākif&#8217;in tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Aradan altı ay qadar bir zaman geçince Cemâlu&#8217;d-Dīn, Meclis-i Meʿārif aʿzālığına taʿyīn olundu. Bu meʾmūriyyetinde meʿārifin taʿmīmi içun düşündüğü vesāiti bīpervā söyledi ki arqadaşları bunun reʾyine iştirāk itmiyordu. Vaqtin Şeyxu&#8217;l-İslâmı bulunan zāt Cemâlu&#8217;d-Dīn&#8217;in fikirlerini menfaʿat-ı xusūsiyyesine muğāyir gördüğü içun fenā hâlde qızıyor, zavallıyı nazardan düşürmek içun vesīle arıyordu.”[23]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Abduh:</u></p>
<p style="text-align: justify;"> &#8220;حتى كان رمضان سنة ١٢٨٧ فرغب اليه مدير دار الفنون تحسين افندي ان يلقي فيها خطاباً للحث على الصناعات فاعتذر اليه بضعفه في اللغة التركية فالح عليه تحسين افندي فأنشأ خطاباً طويلا كتبه قبل القائه وعرضه على وزير المعارف وكان صفوت باشا. وعلى شرواني زاده وكان مشير الضابطية وعلى دولتو منيف باشا ناظر المعارف وكان عضوا في مجلس المعارف واستحسنه كل منهم واطنب في مدحته.&#8221;[24]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Mu</u><u>ʿ</u><u>āsır bir tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Derken 1287/1871 yılı Ramazanında Dârülfünun müdürü Tahsin Efendi, Afganî’den Dârülfünun’da sanayiyi teşvik eden bir konuşma yapmasını talep etti. Türkçesinin zayıflığını gerekçe göstererek özür beyan ettiyse de, Tahsin Efendi’nin ısrarı üzerine uzun bir konuşma yaptı. Konuşmayı yapmadan önce onu yazıp Maarif nazırı Saffet Paşa’ya, Zabıta Müşiri Şirvanîzade’ye ve devlet erkânından olan Meclis-i Maarif üyesi Münif Paşa’ya arz etti. Hepsi de konuşmayı çok beğendiler ve öve öve bitiremediler.”[25]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Ākif&#8217;in tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“1287 senesi Ramazān&#8217;ında idi ki Dāru&#8217;l-Funūn müdīri Tahsīn Efendi [Mösyö Tahsīn] şeyx merhūmdan funūn ve sınāyiʿa teşvīq yolunda bir nutq istemiş idi. Cemâlu&#8217;d-Dīn Türkcesi o qadar quvvetli olmadığını ileri sürerek maʿzūr görülmesini ricā itmiş ise de berikinin ısrārı üzerine muztarr qalaraq etraflı bir nutq tertīb itmiş, maʿamāfīh zemīn ve zemāna muvāfıq olub olmadığın anlamaq içun evvelce memleketin ileri gelenlerine göstermiş idi.”[26]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Abduh:</u></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;فلما كان اليوم المعين لاستماع الخطاب تسارع الناس الى دار الفنون واحتفل له جمع غفير من رجال الحكومة واعيان اهل العلم وارباب الجرائد وحضر في الجمع معظم الوزراء فصعد السيد جمال الدين على منبر الخطابة وألقي ما كان أعده وارسل حسن فهمي افندي أشعة نظره في تضاعيف الكلام ليصيب منه حجة للتمثيل به وما كان يجدها لو طلب حقاً&#8221;[27]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Mu</u><u>ʿ</u><u>āsır bir tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Konuşmanın yapılacağı gün geldiğinde insanlar Dârülfünun’a akın etti. Hükümet ricalinden, ileri gelen âlimlerden ve gazete sahiplerinden büyük bir kalabalık onu dinlemek için toplandı. Konferansa nazırların ekseriyeti iştirak etti. Derken Afganî konuşma kürsüsüne çıktı ve beliğ bir üslupla hazırladığı konuşmasını sundu. Konuşmasıyla dinleyicileri büyüledi. Şeyhülislâm Hasan Fehmi, bir kanıt yakalayıp kendisinden intikam alma umuduyla, bakışlarını sözlerinin satır aralarına çevirdi. Eğer hakikati arasaydı, böyle bir kanıt bulması mümkün olmazdı.”[28]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Ākif&#8217;in tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Dāru&#8217;l-Funūn&#8217;un açılacağı gün Cemâlu&#8217;d-Dīn&#8217;in nutqunu dinlemek içun İstanbul&#8217;un ümerāsı, ʿulemāsı, eşrāfı kâmilen toplanmış idi. Şeyxu&#8217;l-İslâm da cemāʿatin içinde bulunuyordu. Cemâlu&#8217;d-Dīn kürsi-i xitābete çıqınca Şeyxu&#8217;l-İslâm olanca diqqatini nutqun içinde sūʾ-i teʾvīle qābiliyetli bir iki cümle sayd itmeye hasr eylemiş idi.”[29]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Abduh:</u></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;ولكن كان الخطاب في تشبيه المعيشة الانسانية ببدن حي وان كل صناعة بمنزلة عضو من ذلك البدن تؤدي من المنفعة في المعيشة ما يؤديه العضو في البدن فشبه الملك بالمخ الذي هو مركز التدبير والارادة، والحدادة بالعضد والزراعة بالكبد والملاحة بالرجلين ومضى في سائر الصناعات والاعضاء حتى أتي على جميعها ببيان ضاف واف ثم قال&#8221;[30]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Mu</u><u>ʿ</u><u>āsır bir tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Yapılan konuşmada insan hayatı, canlı bedene benzetilmişti ve her sanayi dalının (sanat), o bedenin bir organı mesabesinde olup hayatta, sözkonusu organın bedende icra ettiği türden bir fayda sağladığı söylenmekteydi. Mülkü, yönetim ve idarenin merkezi olan beyne; demirciliği, pazıya; ziraati, karaciğere; denizciliği, ayaklara benzetti. Ayı şekilde sair sanat ve azaları da sıralayarak hepsini ayrıntılı ve yeterli biçimde açıkladı. Sonra sözlerine şöyle devam etti:”[31]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Ākif&#8217;in tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Cemâlu&#8217;d-Dīn nutqunda diyordu ki: «Maʿīşet-i insāniyye bir beden-i zīhayāta benzer; sanā[y]iʿin her biri, maʿīşete olan medārı iʿtibāriyle, o bedenin bir ʿuzvu mesābesindedir; meselâ mülk tedbīrin, irādenin merkezi olan dimāğın ʿaynıdır. Demircilik qol, çiftcilik ciğer, gemicilik ayaq gibidir&#8230;» Cemâlu&#8217;d-Dīn bu gibi basit teşbīhlerle bütün aʿzāyı saydıqdan sonra şu netīceyi veriyordu:”[32]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Abduh:</u></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;هذا ما يتألف منه جسم السعادة الانسانية ولا حياة لجسم الا بروح وروح هذا الجسم أما النبوة وإما الحكمة ولكن يفرق بينهما بان النبوة منحة إلهية لا تنالها يد الكاسب يختص الله بها من يشاء من عباده والله اعلم حيث يجعل رسالته.** أما الحكمة فمما يكتسب بالفكر والنظر فى المعلومات. وبأن النبي معصوم من الخطأ والحكيم يجوز عليه الخطا بل يقع فيه. وان أحكام النبوات آتية على ما في علم الله لا يأتيها الباطل من بين يديها ولا من خلفها فالاخذ بها من فروض الايمان اما آراء الحكماء فليس على الذمم فرض اتباعها الا من باب ما هو الاولى والافضل على شريطة ان لاتخالف الشرع الالهي.&#8221;[33]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Mu</u><u>ʿ</u><u>āsır bir tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“İşte beşerî mutluluğun bedeni bunlardan oluşur. Ruhsuz hiçbir bedende hayat olmaz. Bu bedenin ruhu ise ya peygamberlik ya da hikmettir. Şu farkla ki, nübüvvet ilahi bir vergi olup kazanmakla elde edilemez. Aksine Allah onu kullarından dilediğine verir. Allah, muhakkak peygamberliğini kime vereceğini en iyi bilendir [En‘âm 6/124]. Hikmet ise fikrî çabayla ve bilinenler üzerinde düşünmekle elde edilen kabiliyetlerdendir. Yine Peygamber, hatadan masum iken, hakîm hata yapabilir, hatta yapar. Peygamberliğe ait hükümler, Allah’ın ilmi doğrultusunda vuku bulur. Batıl ona asla karışmaz. Onu kabul etmek, imanî zorunlluluklardandır. Hükemânın görüşlerine gelince, insanların bunlara tâbi olma zorunluluğu yoktur. Onlar bunları, ilahî şeriata ters düşmemesi kaydıyla ancak daha üstün ve daha evlâ olduğu için benimserler.”[34]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Ākif&#8217;in tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“«Seʿādet-i insāniyyenin bünyesi, cismi bu sūretle teşekkül ider. Cismin hayātı ise rūh ile qāim olmasına nazaran bu cismin yaʿni seʿādet-i beşeriyyenin rūhu ya nübüvvetdir, yāxud hikmetdir. Lâkin bunlar başqa başqa şeylerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">“Nübüvvet bir ʿatāʾ-i İlâhīdir ki çalışmaqla elde idilemez. Cenāb-ı Haqq maxlūqları arasından her kimi isterse bu feyze mazhar qılar: ***اللّه اعلم حيث يجعل رسالته. Hikmete gelince bu iʿmāl-i fikr ile, iktisāb-ı maʿlūmāt ile qazanılır. Sonra, nebī xatādan maʿsumdur; hâl bu ki hekīm xatāya düşebilir. Bir de ahkâm-ı nübüvvet dāmen-i ʿismeti levs-i bātılın hücūmundan münezzeh olan ʿilm-i İlâhī üzerine vārid olmuşdur ki bunları qabūl īmānın ferāiz-i esāsiyyesindendir; hükemānın ārāsına gelince bunlara ittibāʿ mütehattim olmayub ancaq şerʿ-i İlâhīye muxālif olmamaq şartıyla ʿaqla muvāfıq geleni qabūl idilebilir.»”[35]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Abduh:</u></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;هذا ما ذكره متعلقاً بالنبوة وهو منطبق على ما اجمع عليه علماء الشريعة الاسلامية الا ان حسن فهمي أفندي اقام من الحق باطلا ليصيب غرضه من الانتقام فاشاع ان الشيخ جمال الدين زعم ان النبوة صنعة واحتج لتثبيت الإشاعة بأنه ذكر النبوة في خطاب يتعلق بالصناعة (وهكذا تكون حجج طلاب العنت) ثم أوعز الى الوعاظ في المساجد ان يذكرو ذلك محفوفاً بالتفنيد والتنديد فاهتم السيد جمال الدين للمدافعة عن نفسه واثبات براءته مما رمي به ورأى ان ذلك لا يكون الا بمحاكمة شيخ الاسلام (وكيف يكون ذلك) واشتد في طلب المحاكمة وأخذت منه الحدة مبلغها وأكثرت الجرائد من القول فى المسألة فمنها نصراء للشيخ جمال الدين ومنها أعوان لشيخ الاسلام&#8221;[36]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Mu</u><u>ʿ</u><u>āsır bir tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Afganî’nin peygamberliğe ilişkin zikrettikleri bundan ibaretti ve İslâm şeriatını bilen ulemanın üzerinde ittifak ettikleri esaslara tamamen uygun düşmekteydi. Ne var ki Hasan Fehmi Efendi, intikam duygusunu tatmin etmek için haktan batıl çıkardı ve Seyyid Cemaleddin’in peygamberliğin bir sanat olduğu fikrini savunduğu şayiasını yaydı. Bu jurnalini ispat için de onun, peygamberliği sanayi kollarına ilişkin konuşması içinde zikretmesini delil gösterdi. (Doğrusu husumet peşinde olanların delilleri hep böyle olur). Sonra da mescitlerde görev yapan vaizleri, vaazlarında bu fikri tenkit ederek anlatmaya zorladı.</p>
<p style="text-align: justify;">“Seyyid Cemaleddin kendini savunmak ve aleyhine atılan iftiranın haksız olduğunu ispat etmek için çok çalıştı. Bunun, ancak Şeyhülislâm’ın muhakeme edilmesiyle gerçekleşebileceğini düşündüğü için (bu nasıl olacaktı ki!) muhakeme fikrinde ısrar etti. Zira bu ithama çok öfkelenmişti. Gazetelerde bu meseleye ilişkin çokça yazı çıktı. Kimi gazeteler Seyyid Cemaleddin’in, kimisi Şeyhülislâm’ın yanında yer aldı.”[37]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Ākif&#8217;in tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“İşte Cemâlu&#8217;d-Dīn&#8217;in nübüvvete ʿāid olmaq üzere söylediği sözler bundan ʿibāretdi ki ʿulemā-yı İslâm&#8217;ın icmāʿıyle sābit olan haqīqate temāmiyle mutābıq olduğu hâlde Şeyxu&#8217;l-İslâm, merhūmdan intiqām almaq içun, Cemâlu&#8217;d-Dīn nübüvvet bir nevʿ sanʿatdır, diyor şāyiʿasını çıqardı; bunu teʾyīd içun de, nübüvveti sanāyiʿa dāir īrād itdiği bir nutqda zikr itdi, dedi. Daha sonra cāmiʿlerdeki vāʿizlere şeyxin ʿaleyhinde yürümelerini emr eyledi. Zavallı Cemâlu&#8217;d-Dīn ʿaleyhindeki sözlerin bühtān-ı mahzdan ʿibāret olduğunu, haqīqatin meydāne çıqması içun Şeyxu&#8217;l-İslâm ile muhākeme idilmesi lâzım geleceğini söylediyse de kimseye dinletemedi. Mesʾele ğazetelerin ağzına düşdü; bunların bir qısmı Şeyxu&#8217;l-İslâm&#8217;ın, bir qısmı da şeyxin lehinde idāre-i kelâm itdi.”[38]</p>
<p style="text-align: justify;">ʿAbduh:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;فاشار بعض أصحاب السيد عليه ان يلزم السكون ويغضي على الكريهة وطول الزمان يتكفل باضمحلال الاشاعات وضعف أثرها فلم يقبل ولج في طلب المخاصمة فعظم الامر وآل الى صدور أمر الصدارة اليه بالجلاء عن الاستانة بضعة أشهر حتى تسكن الخواطر ويهدأ الاضطراب ثم يعود إن شاء ففارق الاستانة مظلوماً فى حقه مغلوباً لحدته وحمله بعض من كان معه على التحولً الى مصر فجاء اليها فى أول محرم سنة ١٢٨٨[&#8230;]&#8221;[39]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Mu</u><u>ʿ</u><u>āsır bir tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Afganî&#8217;nin bazı dostları ona, sessiz kalması ve bu çirkefliğe sabretmesi tavsiyesinde bulundu. Zira iftiralar zaman içinde mutlaka yok olacak ve etkileri zayıflayacaktı. Ama o bunu kabul etmedi ve muhakeme fikrinde ısrara etdi. Mesele o kadar büyüdü ki, Sadrazam hem kendisinin hem de Afganî’nin hayatı hakkında endişeye kapıldı ve sonunda ortalık yatışıp ve karışıklıklar duruncaya kadar birkaç ay için İstanbul’dan sürülmesi emrini çıkarmak zorunda kaldı -sonra dilerse dönebilecekti-. […] Hemen ardından İstanbul&#8217;dan ayrıldı. Beraberindekilerden biri onu Mısır&#8217;a gitmeye ikna etti ve 1 Muharrem 1288/22 Mart 1871 tarihinde Mısır&#8217;a ulaştı.”[40]</p>
<p style="text-align: justify;"><u>ʿ</u><u>Ākif&#8217;in tercemesi:</u></p>
<p style="text-align: justify;">“Nihāyet merhūmun sevdiklerinden bir qısmı muşārünileyhe sabr ve sekīnet tavsiyye itdiler, zemān bu gibi haqsız şāyiʿaları hükümden düşürür, haqīqati meydāne çıqarır didilerse de ğayret-i dīniyyesi ʿilmi qadar yüksek olan Cemâlu&#8217;d-Dīn bir dürlü duramadı, her hâlde Şeyxu&#8217;l-İslâm ile murāfaʿa idilmesini musırrāne istedi. ʿĀqıbet efkâr sükûn buluncaya qadar İstanbul&#8217;u terk iderek bilāxere isterse yine ʿavdet itmek şartıyla nefyi haqqında irāde-i ʿaliyye sādır oldu. Zavallı Cemâlu&#8217;d-Dīn her maʿnāsıyle mazlūm bir hâlde İstanbul&#8217;u terk ile Mısr&#8217;a gitmeye mecbūr oldu.”[41]</p>
<p style="text-align: justify;">Efgānī haqqındaki “iftirā”ların nereden çıqdığını böylece gösterdiğini! zanneden ʿĀkif[42], ʿacabā kendi zikretdiği laqırdıların nereden çıqdığını neden göstermemiş veyā gösterememiş? O laqırdıların çıqdığı sırça köşkün selâmetinden endīşe etdiği için mi?</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td>(ʿAbduh&#8217;un <em>الرد على الدهريين</em> tercemesinin Yaʿqūb Efendizāde Şamlı Muhammed Münir Efendi tarafından yapılmış Türkçe tercemesinin son sāhifesinde yer alan, Efgānī&#8217;nin ʿAbdu&#8217;l-Hamīd Hān için yazdığı taqdīm ve traqrīz. Altdaki imza ona aid.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">Başqalarını “anlamadan, dinlemeden” söz söylemekle ithām eden, üstelik bir de tedqīq-i xaber ve taʿmīq-i nazardan dem vuran ʿĀkif&#8217;in, görüldüğü üzre mesʾeleye dāir anlayıp dinlediklerinin cümlesi ʿAbduh&#8217;dan oquduqlarından ʿibāret mürīd hikâyeleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu mudur tedqīq-i xaber, bu mudur taʿmīq-i nazar?</p>
<p style="text-align: justify;">Efgānī gerçekden Meclis-i Kebīr-i Meʿārif aʿzāsı olmuş mudur, hangi görüşleri neden Şeyxu&#8217;l-İslâm&#8217;ın menfaʿat-ı xusūsiyyesine muğāyir düşmüşdür, Şeyxu&#8217;l-İslâm Dāru&#8217;l-Funūn nutqunda hazır bulunmuş mudur, Efgānī nutqunda ne demişdir, Filibeli Halīl Fevzi Efendi&#8217;nin Efgānī&#8217;ye reddiyesinde o nutuqdan iqtibās etdiği Fārisī ʿibārelerin sıhhati nedir, bunları qarīhasından mı uydurmuşdur, Şeyxu&#8217;l-İslâm Efgānī&#8217;den neyin intiqāmını almaya çalışmışdır?.. ilh… ʿĀkif  bunların hangi birini tedqīq ve tahqīq etmişdir?</p>
<p style="text-align: justify;">Hiçbirini!</p>
<p style="text-align: justify;">Ortada bir “<em>levs-i bühtān</em>” varsa, o da ʿAbduh ve muqallidlerinin ʿulemā-yı kirāma atfetdikleridir. Gerçek ʿulemānın ve insāf sāhibi müdeqqiq ve muhaqqiqlerin söyledikleri bunu tescil etmektedir.[43]</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi memleketinde cereyān etmiş bir hādiseyi pekaʿlā tahqīq edebilecekken ʿAbduh&#8217;un dümen suyuna girib merhūm ʿulemānın etini yemeyi tercīh eden ʿĀkif, kesinlikle maʿzūr değildir!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>٢</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ansiklopedi maddelerinin, ilgili mutexassıslarına teʾlīf etdirildiği maʿlūmdur. Meselâ “qurufasulye” maddesi, velev yemeğini çoq seven biri de olsa, bir fizik ʿālimine havāle edilmez; meğer ki ansiklopedimiz bir fizik ansiklopedisi olsun ve qurufasulyenin de fizik ʿilmi zāviyesinden īzāhı gereksin.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, bir ansiklopedide “Cemālu&#8217;d-Dīn Efgānī” maddesi kime yazdırılır veyā yazdırılmalıdır? Bu suâle verilecek cevāb, herhalde ansiklopedinin nevʿine göre değişecekdir. Eğer ansiklopedimiz bir siyāset ansiklopedisi ise bu madde Efgānī&#8217;nin siyāsī kimlik ve aʿmāline vāqıf bir siyāset ʿālimine havāle edilir. Ansiklopedimiz bir felsefe ansiklopedisi ise, bu sefer onun -varsa- felsefī görüşlerine vāqıf bir felsefe ʿālimi tercih edilir. Yoq eğer ʿumūmī maʿlūmāt veren bir ansiklopediden bahsediyorsak, o zaman da Efgānī haqqında onun bütün bir hayāt hikâyesine ve efkârına vāqıf birine mürācaʿat edilecekdir hiç şüphesiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama gelin görün ki Türkiye Diyānet Vakfı&#8217;nın neşretdiği <em>İslâm Ansiklopedisi</em>’nde böyle yapılmamış, bu “nāzik” maddenin müellifi mezkûr prensibe riʿāyet edilmeksizin seçilmiş.  O da İslâm huqūqu (“Fıqh” demek oluyormuş!) profesörü Xayreddīn Qaraman olmuş![44] Neden? Oysa Xayreddīn Bey&#8217;in ansiklopedide yazdığı, mezkûr madde xāric, toplam on maddenin onu da “İslâm huqūqu”yla ʿalâqalı.[45] Efgānī&#8217;nin “İslâm huqūqu” sāhasında bilmediğimiz bir maʿrifeti, bir xusūsiyyeti veyā eseri mi var ʿacabā?</p>
<p style="text-align: justify;">Hayır!</p>
<p style="text-align: justify;">Bizzat Xayreddīn Bey&#8217;in tesbītiyle topu topu iki eseri var Efgānī&#8217;nin; biri Efgānistan tārixiyle ilgili, diğeri de tabīʿatcılara reddiye.[46]</p>
<p style="text-align: justify;">Peki nedir o zaman bu maddeyi bir “İslâm huqūqcusu”na, xusūsan da Xayreddīn Bey&#8217;e yazdırmaqdaki “hikmet”?</p>
<p style="text-align: justify;">Xayreddīn Bey, yazılarında Efgānī müdāfaʿasına xusūsī bir ehemmiyet atfeder. Çünki Türkiye&#8217;de öncülüğünü yapdğı “mezhebsiz İslâm” (ona göre “gerçek İslâm”!) cereyānının kilit ismidir Efgānī. Onun gerçek sūretinin ortaya çıqması, bu cereyānın ve tabiī ki kendisinin iʿtibārını ciddī bir şekilde sarsabilir. Hele umūmun temel mürācaʿat qaynağı olacaq bir ansiklopedide buna fırsat vermemek, işi sağlama almaq gerekir hiç şübhesiz.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte Xayreddīn Bey&#8217;in tavrı da, her ne qadar “sādece olduğu gibi tanınmasını sağlamaq” gibi sözlerle bī-taraf ve tamāmen ʿilmī gāye ve usûllerle yazdığını iddiā etse de[47], yuqarıda taʿrīf etdiğimiz muhibbān tāifesinin tavrından hiç farqlı değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Biraz evvel de ifāde etdiğimiz gibi, sırf TDV <em>İslâm Ansiklopedisi</em>&#8216;nde yazmayı tercīh etdiği maddeler bile Xayreddīn Bey&#8217;in Efgānī&#8217;ye olan “xusūsī” ʿalāqasını isbāta kâfīdir. Yazdığı toplam on bir maddenin Efgānī ile ilgili olanı hāriç, hepsi “İslâm huqūqu”na dāirdir! İnsanın, “olduğu gibi tanınması için çaba sarfedilmeye değer başqa kimse yoq muydu?” diye sorası geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Yoqsa Efgānī haqīqaten kendisine haqsızlıq edilmiş, qadr u qıymeti bilinmemiş büyük bir İslâm ʿālimi, mücāhidi, huqūqcusu ilh. de biz mi bilmiyoruz? Olabilir. O taqdirde Xayreddīn Bey&#8217;e düşen, onun qadr u qıymetini haqqıyla ortaya qoymaq olmalıdır her hâlde. Peki öyle mi yapmış? Taqdīr olunur ki buna ancaq profesörümüzün ilgili teʾlīfātı tedqīq edilerek cevāb verilebilir. Biz de bu suâle, Xayreddīn Bey&#8217;in işbu Efgānī maddesi çerçevesinde cevāb arayacağız.</p>
<p style="text-align: justify;">“İslâm huquqcusu” Xayreddīn Bey&#8217;in <em>İslâm Ansiklopedisi</em>&#8216;ndeki Efgānī maddesi her ne qadar “İslâm huqūqu”yla ʿalâqalı değilse de, maddede “İslâm huqūqu”yla irtibātlandırılabilecek hiçbir mesʾele de yoq değil hani. Faqat onlar da, yekûnu tam on sāhife tutan maddenin bir sāhifesinin bir sütūnunun sādece on yedi satırını işgâl eden, Efgānī&#8217;nin ictihād-severliğiyle ilgili bildik sözler.[48] Faqat işte tam da burada, gözden qaçırılmaması gereken, mezkûr maddenin neden xāssaten Xayreddīn Bey tarafından teʾlīf edildiği suāline açıqlıq getiren pek mānidār bir durum var. Efgānī&#8217;nin ictihād-severliğinden bahseden Xayreddīn Bey, “<em>Efgānî’nin kadınların örtünme şekli, ribâ-faiz ilişkisi, cihadın çeşitli anlamları ve uygulamaları, barış gibi konularda da kendine has yorumları ve tercihleri vardır</em> […]”[49] diyor. Bir İslâm ansiklopedisinde, “İslâm huqūqu” profesörü olaraq asıl bunlardan, bu kendine has yorumlar ve tercihlerden, sözümona “ictihād”lardan bahsetmesi beklenen sayın müellif, neden bunları meskūt geçmiş acabā?!</p>
<p style="text-align: justify;">Efgānī&#8217;nin bu kendine has yorumları ve tercihlerine, Xayreddīn Bey&#8217;in bunlara meʾxaz gösterdiği ve gāyet de muʿteber qabūl etdiği bir eserden vereceğimiz tek bir misâl, bu mānidār sükūtu yeterince īzāh edecekdir sanırız. Şöyle diyor Efgānī:</p>
<p style="text-align: justify;">“Bana göre fuhşa vesile edinilmedikten sonra açılmakta bir sakınca yoktur. [&#8230;] Kadınlar sadece açılmakla yetinseler, daha evvel dediğimiz gibi bunu fuhşa vesile edinmeseler, meselede tartışmayı gerektirecek bir şey kalmazdı. [&#8230;] Kötülüğe vesile yapılmadıktan sonra açıklıkta bir beis yoktur.”[50]</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi ixtisās sāhası olmadığı gibi haqqındaki maʿlūmātı da fevqalāde sathī olduğu anlaşılan mevzūʿlarda iddiʿālı laflar etmekden saqınmayan sayın profesörümüz[51], mevzūʿ asıl qonuşması gereken sāhaya intiqâl edince nedense “kendine has yorumlar ve tercihler” demekle iktifāʾ ediyor! Üstelik burada da mesʾeleyi çarpıtıyor. Gûyā Efgānī “<em>kadınların örtünme <strong>şekli</strong></em>”nden bahsediyormuş. Oysa görüldüğü gibi Efgānī qadınların örtünme şeklinden değil, doğrudan doğruya tesettürün lüzûmsuzluğundan bahs ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Xayreddīn Bey&#8217;in daha fecīʿ bir çarpıtması, Efgānī&#8217;nin 1287&#8217;de (1870), nübüvvetden bir “sanʿat” olaraq söz etdiği İstanbul&#8217;daki Dāru&#8217;l-Funūn nutqu bahsinde görülüyor. Xayreddīn Bey&#8217;e göre “<em>O tarihte </em>[Rāmezān-ı şerīf 1287/Aralık 1870, y.h.]<em> Adliye nâzırı olup Saffet Paşa ve Efgānî ile bizzat görüşen, konferans metnini de okuyan Cevdet Paşa, daha sonra Abdülhamid’e sunduğu bir arîzada Efgānî’nin lehinde sözler söylemiş ve olayın <strong>bir yanlış anlamadan </strong>kaynaklandığını ifade etmiştir.</em>”[52]</p>
<p style="text-align: justify;">Birincisi, o tārixde Meclīs-i Ahkâm-ı Adliye nāzırı Cevdet Paşa değil, İbrāhim Edhem Paşa&#8217;dır.[53] İkincisi, mezkûr ʿarīzada kesinlikle herhangi bir yanlış anlaşılmadan değil, bilerek sarf edilmiş yanlış lâflardan bahsediliyor. ʿArīzadaki ʿalāqalı yerleri Xayreddīn Bey&#8217;in meʾxaz gösterdiği yerden ʿaynen iqtibās ediyorum:</p>
<p style="text-align: justify;">“[Efgānī&#8217;nin] Dersaâdet’den teb‘id[i] bahsine gelince o zaman cennet-mekân Sultân Mahmûd Hân Hazretleri’nin türbe-i şerîfeleri civârındaki Valde Mektebi’nde umûm dersleri açılup her gün eshâb-ı ilm ü ma‘ârifden biri tarafından orada umûma bir ders takrîr olunurdu. Nezâret’in tensîbi üzre Cemâleddîn Efendi dahi orada sanâyi’den bahsederek derse başlayup <strong>san’atı ‘ale’l-‘umûm şugl ü ‘amel deyü ta‘rif etdikden sonra aksâmını ta’dâd eylediği sırada nübüvvetti dahî envâ‘-ı san’atdan olmak üzre îrâd eylemiş olduğundan</strong> keyfiyyet Bâb-ı Fetvâ’ya mün‘akis oldukda taraf-ı Meşîhat’den Ma‘ârif Nezâreti’ne i‘tiraz olunmağla ol bir gün ahşamdan sonra sâ‘at bir raddelerinde Safvet Paşa tarafından bir âdem gelüp Nâzır Paşa şimdi sizi istiyor deyü haber getürdi Derhal kalkup Safvet Paşa’nın konağına gitdim. Cemâleddîn Efendi yanında idi Ol günki takrîri bir varak üzerine yazılmış olmagla Safvet Paşa verdi okudum. <strong>Cemâleddîn Efendi’ye sordum San’at lafzını ‘ale’l-‘umûm şugl ü ‘amel ma’nâsında istîmâl ederek nübüvveti dahi o sırada ta‘dâd eylediğini ifâde eyledikde</strong> san’at fi’l-vâki‘ lûgat-i Arabîde ‘ale’l-‘umûm iş ma‘nâsına gelürse de hırfet ve tekerrür-i a‘mâl ile hâsıl olan meleke ma‘nâsına da ‘örf olmuşdur <strong>‘Örf ve ıstılâh-ı memlekete muhâlif olarak ‘ale’l-‘umûm şugl ü ‘amel ma‘nâsında istîmâlde <u>îhâm-ı kabîh</u></strong><strong>****</strong><strong> vardır Barî sun‘ lâfzını kullansa idiniz be’is gözükmezdi deyü kendüsine söyledim</strong> ve derse girüp de buralarını îzâh ile merâm nübüvveti sanâyi‘ ma’râfeden ta’dad etmek olmayup mücerred o da bir nev‘i ‘ameldir gibi sözlerle <strong>i‘tizâr etmesi lâzım geleceğini</strong> Safvet Paşa’ya söyledim.”[54]</p>
<p style="text-align: justify;">Efgānī, Paşa&#8217;nın suāli üzerine nutqunda sanʿatlar meyānında nübüvveti de zikretdiğini iʿtirāf ediyor. Paşa da nübüvvet için “<em>ʿ</em><em>örf ve ıstılāh-ı memlekete muxālif olaraq</em>” “sanʿat” denmesinin “edeb ve terbiyyeye muğāyir” (īhām-ı qabīh) olduğunu ifāde ediyor ve “<em>bārī sun</em><em>ʿ</em><em> lâfzını qullansa idiniz</em>” diye de ʿaqıl veriyor. Yaʿni Efgānī&#8217;nin doğru lâflar etdiği hâlde yanlış anlaşıldığından değil, düpedüz ve de bilerek yanlış lâflar etdiğinden bahsediyor. Yanlış lâfdan doğruyu anlamıyor diye birini ithām etmek aqıl kârı mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla bitmiyor Xayreddīn Bey&#8217;in Efgānī “mütexassıs”lığı. Mezkûr ansiklopedi maddesinin iki yerinde, sözü Efgānī&#8217;nin dinsizlik ve sapıklıkla ithām edilmesine getirip şöyle diyor:</p>
<p style="text-align: justify;">“Efgānî henüz hayatta iken, hatta gençlik döneminde dinsizlik ve sapıklıkla itham edildiği gibi vefatından sonra da benzer ithamlar Nebhânî, Mustafa Sabri, Elie Kedourie, Nikki R. Keddie gibi Doğulu ve Batılı müellifler tarafından devam ettirilmiştir. Ancak bu yazarlardan hiçbiri, uzak yorumlar ve zayıf ihtimaller dışında iddialarını belgeleyecek bir delile sahip olamamıştır (Tansel, XXXII / 125, s. 85, 88; Bilgegil, VI / 3, s. 62).”[55] “Efgānî’nin etrafında gayri müslim ve dinsiz kimselerin bulunması ve onun zındıklık ithamıyla İstanbul’dan sürülmüş olmasından hareketle, Kedourie ve Keddie’nin yaptıkları gibi dinsizlik veya fâsıklık hükmüne varmak mümkün değildir (Kedourie’nin eseriyle ilgili bir tanıtma ve tenkit için bk. Tansel, XXXII / 125, s</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 16.03.2015)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&amp;linkname=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fyusuf-hanif%2Fmuhammed-%25ca%25bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%25ca%25bfalarinin-qiymet-i-%25ca%25bfilmiyyesi.html&#038;title=Muhammed%20%CA%BF%C4%80kif%20Ersoy%20Ve%20Xayredd%C4%ABn%20Qaraman%E2%80%99%C4%B1n%20Cem%C3%A2lu%E2%80%99d-D%C4%ABn%20Efg%C4%81n%C4%AB%20M%C3%BCd%C4%81fa%CA%BFalar%C4%B1n%C4%B1n%20Q%C4%B1ymet-i%20%CA%BF%C4%B0lmiyyesi" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/yusuf-hanif/muhammed-%ca%bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%ca%bfalarinin-qiymet-i-%ca%bfilmiyyesi.html" data-a2a-title="Muhammed ʿĀkif Ersoy Ve Xayreddīn Qaraman’ın Cemâlu’d-Dīn Efgānī Müdāfaʿalarının Qıymet-i ʿİlmiyyesi"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/yusuf-hanif/muhammed-%ca%bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%ca%bfalarinin-qiymet-i-%ca%bfilmiyyesi.html">Muhammed ʿĀkif Ersoy Ve Xayreddīn Qaraman&#8217;ın Cemâlu&#8217;d-Dīn Efgānī Müdāfaʿalarının Qıymet-i ʿİlmiyyesi</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/yusuf-hanif/muhammed-%ca%bfakif-ersoy-ve-xayreddin-qaramanin-cemalud-din-efgani-mudafa%ca%bfalarinin-qiymet-i-%ca%bfilmiyyesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-3- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Dec 2017 10:53:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tâhir MÂHİR]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[İmam-ı Azam]]></category>
		<category><![CDATA[lozanda islamiyetin kaldırılacağı sözü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=5157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lâyık cumbokrasi müctehid ve fıkıhçısı (!) Hayrettin Karamânî, beğenmediği din yerine beğendiği bir din (Religion) i’câdı işine, 54 yıldır, </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html">-3- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>MUKADDES ŞERÎAT NİKÂHINA VE TEADDÜD-İ ZEVCÂTA, LAYİKLER NEDEN BURNUNU SOKAR?</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(3)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Tâhir MÂHİR</u></em></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Lâyık cumbokrasi müctehid ve fıkıhçısı (!) Hayrettin Karamânî, beğenmediği din yerine beğendiği bir din (Religion) i’câdı işine, 54 yıldır, Mason Efgânî, Mısırlı Abduh ve Telfik hokkabazı Reşid Rızâ çizgisinde büyük bir azim, sebat ve hırsla devâm etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir evvelki makâlemizin devâmı olarak beyân ederiz ki:</p>
<p style="text-align: justify;">13) Kendisinin de içinde bulunduğu <strong><em>“Muhâfazakâr ve mutediller (!) içün”</em></strong> dahî, bakınız baklayı nasıl ağzından çıkarıyor, müthiş bir i’tirâf:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Muhafazakâr veya mutediller diyebileceğimiz ikinci gruba göre günün ihtiyaçlarını fıkıh kitabları karşılayamaz. <u>Batılı kânunların şekil ve sisteminde fakat fıkıh kaynağından derlenmiş yeni kânun mecmualarına ihtiyaç vardır.</u> Bunun için de TEK MEZHEBE BAĞLANIP KALMAMAK, HATTA GEREĞİNDE İCTİHADA BAŞ VURMAK GEREKLİDİR.”</em></strong> (s.17)</p>
<p style="text-align: justify;">Yanlış okumadınız: <strong><em>“BATILI KÂNUNLARIN ŞEKİL VE SİSTEMİNDE&#8230;”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Evet, Parasasör ya, <strong><em>“Gereğinde, ictihâda baş vurmak gereklidir”</em></strong> miş!. Şimdiye kadar sâdece <strong><em>“İctihâda baş vurmak!”</em></strong> nânesi yiyorlarken, Hayrettin buna bir de <strong><em>“Batılı kânunların şekil ve sistemini”</em></strong> ilâve ediyor ki, böylelikle, 15 asrın ulemâsını hiç ama hiç beğenmediğini ve Haçlı Batı’nın kânunlarını vaz’ eden şekil ve sistemleri ve bunları doğurub yoğuran münkir kafaları öne çıkarıb, onlara tâbi’ olunmasını hasretle dile getiriyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Ezikliğin, aşağılık duygusunun ve 15 asırlık İslâm usûl ve rûhunun dışında kalışın çirkinliği, bundan daha beter olamaz!</p>
<p style="text-align: justify;">Nerde 15 asırlık ulemâ-i İslâm, nerde cumhûriyet parasasörleri!?.  Mukâyese dahî muhaldir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bu şekil ve sistem”</em></strong> elinde ortaya konulacak olan İslâmiyyet’e, artık İslâmiyyet denilemiyeceğini, bu gibi cumhuriyet çocuğu ilâhiyâtçı, ilhâdiyatçı ve DİB’çilerin bilmemesine milyarda kaç ihtimâl vardır!? O halde, Mason Bayar’ı ve onun:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Türkiye’den İslamiyyet’i kaldırmak içün Lozan’da Batılılara SÖZ verdik, bunu da <u>MİHRABDAN HALLEDECEĞİZ!” </u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Deyişini, tekrar dehşet ve nefretle hatırlamak mevkiindeyiz!</p>
<p style="text-align: justify;">Pensilvanya kaçkını iblisin, Vatikan ve ABD istihbârâtı güdümünde yapmak istediği de bundan başkası mıydı?. O da, <strong><em>“Batılı kânunların”</em></strong> yani (Vatikan kardinallerinin, ABD güdücülerinin) <strong><em>“şekil ve sisteminde”</em></strong> bir religion uydurmanın peşinde, 54 yılını buna tahsîs etmemiş mi idi?.</p>
<p style="text-align: justify;">Karaman ile aynı yıllar&#8230; İkisinde de, 1963 başlangıç!</p>
<p style="text-align: justify;">14) İşte bu <strong><em>“Batılı kânunların şekil ve sisteminde”</em></strong>, her mezhebden birşeyler toparlıyarak, karıştırarak, ekleyib çıkararak, her fıkıh mezhebinin (Mektebinin) usûl kânunlarını hiç hesâba katmadan, ordan burdan devşirme ve karma-kurma BATILI felsefi sistemlerle ve yeni <strong><em>“İctihadlara (!) da baş vurarak&#8230;”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Mezhebsizlik ve Batıcı (İslâmcılığın) rezîleti ile iç yüzü”</em></strong>, işte bu kadar vahîmdir; ve mason Efgânî-Abduh-Reşid Rızâ triumvirasından kopyalama ve kolonlama olarak böylesine korkunç bir çehredir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">CB Tavil Tayyib Paşa’nın elinden daha bir hafta kadar evvel güdül vezninde <strong><em>“Ödül”</em></strong> alan Karaman, 15 asırlık Kitâb, Sünnet, İcmâ ve Kıyâs delilli ve Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm tebliğli İslâmiyet yerine, (Layık, dembokratik cumbokrasi ve dinler arası diyalog delilli) bir dîni (Religionu), gene aynı isim ve resim altında oturtmanın büyük üstâd-ı a’zamı olarak, böylece devletinin zirvesinden <strong><em>“Güzelleme ve özellemelere”</em></strong> mazhar oluvermişdir!.</p>
<p style="text-align: justify;">Vahye uzak, beşerî nefs ü akla tâbi’, yeni ve <strong><em>“Batılı kanun, şekil ve sistem elindeki”</em></strong> usûl ve normlar istikâmetinde, bir dîn (Religion) uydurma ameliyesi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat adı geçen fıkıhçı ve şürekâsı, <strong><em>“Batılı kânunların şekil ve sisteminde”</em></strong>  bir dîn îcâdına, merdçe, erkekçe ve lâfı dolandırıb yahudi saçına çevirmeden, cesâretle ve <strong><em>“İşte bizim usûl-i fıkıh kânunlarımız ve işte çağdaş ve modern mostralık ictihadlarımız!”</em></strong> diyerek, bir türlü başlıyamıyorlar!. Sâdece, 14 asırdır takarrür ve taayyün etmiş ve ümmetin içine sindirdiği tedvîn edilmiş fıkıh usûlleri ve mekteblerine reaksiyoner olarak ve yakıb-yıkarak  ve millet-i İslâmiyye’yi de böylece, işlemez ve yaşanmaz bir din ile karşı karşıya bırakarak, apıştırmak ve felç etmek istikâmetindeler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Tek faaliyetleri, İslâmiyyet’in yerine de, Haçlı’dan müdevver ve mütercem 109, hele 95 yıllık zehirleyici ve çürütücü kânun, sistem ve rejimleri, İslâm suyuna (!) batırıb şirinleştirerek, onların yerine ipkâ etmek ıkınışı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Netîceten: Adı geçen fıkıh ve İslâm Hukûku usûllerini her fırsatda <strong><em>“Geçmez-işlemez”</em></strong> gösterib, onları böylece, nice iftirâ bombardumanına da tutarak berhevâ etmenin sinsi plânı ile, yola devâm peşinde ısrâr ederek; ve binbir kıvırma ve lâf oyunlarına bulaşarak yürümekde kararlı görünüyorlar!.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Takrîb-i edyân, telfîk-i mezâhib, takrîb-i mezâhib, dinler ve medeniyetler arası diyalog”</em></strong> gibi haçlı uydurması yaftalar altında, İslâmiyyet’i, haçlı batılıların zihniyet ve arzularına göre ehlîleştirib, el öpen öksüz ve sâhibsiz çocuk derekesine düşürenlerin; ve bu çürük sakızları asırlardır çiğneye çiğneye daha da çürütenlerin ihânet manzarası işte budur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">15) Ve İslâm Hukûkunu kendi kendisine yedirerek (!) ortadan kaldırmanın metodu da, o hukûka, artık kendisinin kifâyetsizliğini gûyâ bizzat kendisine i’tirâf etdirerek (!) onu, <strong><em>“Kendi kendisini değiştirmesi icâbetdiğine”</em></strong> inandırmak!!!..</p>
<p style="text-align: justify;">Bakınız bu da, şu bir tek cümleye çok ustaca ve <strong><em>“Fettoşizma (Sızıntı)sından ilhamla”</em></strong> sızdırılmış, sıktırılmış ve sığdırılmış:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Halihazır ve günlük problemleri bir nizama bağlamakla iktifa etmeyen İslâm hukuku, ISLAHATÇI VE İNKILAPÇIDIR; YANİ CEMİYETİ BAZI NOKTALARDA DEĞİŞTİRMEK, MUAYYEN BİR PLANA GÖRE YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTER.” </em></strong> (s.29-30)</p>
<p style="text-align: justify;">Haçlıdan müdevver paralamentolarda, Ana-avratyasalarla kânun denen oyuncakların durmadan <strong><em>“Değiştirilmesi”;</em></strong> ve <strong><em>“Yeniden şekillendirilmek istenmesi”</em></strong> gibi, Allâh irâdesi demek olan islâmî esas ve temeller de, böyle durmadan <strong><em>“Değiştirilecek ve yeniden şekillendirilecek!..”</em></strong>  Bütün bu tebdil ve tağyirlarin netîcesinde de, mebdei ile müntehâsı arasında hiçbir benzerlik bırakılmayan ve beşer irâdesinin mahsûlü bir oyuncak ortaya çıkarılacak; ve buna da, sözüm ona <strong><em>“DÎN-İ HAKK=Müslümanlık”</em></strong> denecek!..</p>
<p style="text-align: justify;">Beyni sulanmış bir ateist bile, artık buna <strong><em>“DÎN”</em></strong> demez; ve ona, bir yerleriyle gülüb geçer&#8230; Çünki artık ortada İslâmiyyet diye bir dîn kalmamış; Mason Bayar’ın: <strong><em>“Lozan’da Batılılara verdik dediği SÖZ mu’cebince, Anadolu’dan Allâh Azze ve Celle’nin dîni, mihrabdakilerin eliyle kaldırılıvermiş”</em></strong> olacakdır&#8230; <strong><em>“Değiştirilen ve yeniden şekillendirilen”</em></strong>  ve böylece <strong><em>“Yazboz tahtasına”</em></strong> çevrilen bir dîne, artık her şey denilebilirse de, sâdece <strong><em>“HAKK DÎN”</em></strong> denilemiyeceği bedâhaten ortadadır&#8230; <strong><em>“İctihâd kapısı”</em></strong> mevzuunu bu adam ve madamların: <strong><em>“Açıkdır, her üç paralık bilgisi olan oradan girib yılan gibi içeri süzülebilir!”</em></strong> şıkkı ile; ve zerre miskâl bir dîn hassâsiyeti ve ciddiyyeti taşımadan kör bir ısrarla istemeleri de, işte bu sebeblere dayanmaktadır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ehl-i Sünnet ulemâmız, bu iğrenç sûikast ve korkunç tehlikeleri gördüğü içündür ki, bütün bir İslâm târîhi boyunca bu kabil tahrîf, tağyîr ve tebdîlci terör şebekelerine karşı, pek kıymetli eserler kaleme alarak, bu tufeylîlerin ipliğini pazara çıkarırken; onların İslâm’ı yıkıcı mel’un faaliyyetlerini de akâmet ve sekteye uğratmışlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">16) Görüldüğü gibi, meğer <strong><em>“İslâm hukuku, cemiyeti, </em></strong><em>[Yani İslâm cemiyetini yani Dâr-ı İslâm’ı] <strong>değiştirmek ve muayyen bir plâna göre yeniden şekillendirmek istermiş”</strong></em> de, sanki bunu, ayıb olur diye hiç kimseye söyleyemezmiş!. Bunun içün de, 15 asırdır ve hele 4. asırdan bugüne tam 11 asırdır, kıvranır dururmuş!. O 11 asrın milyarları bulan müslümanları da, bu içler acısı manzarayı, bu dîn-i celîl-i İslâm’a yapılan işkenceyi görmezmiş, duymazmış, söylemezmiş, 3 değil 13 maymunları oynarmış!!!</p>
<p style="text-align: justify;">Nihâyet o mazlum, garib, bîkes ve bîçâre dînin bu sızlanıb kıvranmasını farkeden fırıncı veznindeki fıkıhçı Hayrettin, büyük bir anlayış, incelik, rikkat-i kalb ve dikkat-i nazar ile garibimin tercümânı olarak bunu dile getirivermiş! Ve:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Yazık yâhû! Şu can çekişen dîne acıyın, şekvâsını Hakk rızasiyçün bir dinleyin; ve âcilen beni de bu hastayı tedâvîye me’mûr edin!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Demeye getirerek, bu ehemmü’l-ehem işe tâlib olduğunu, yazdığı kitabıyla pek âlimâne cihâna ta’mîm ve tebliğ ediverirmiş!&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sanki bu <strong><em>“Cumhuriyet müctehid (!) lerinin”</em></strong> elini ayağını bağlıyan; ve <strong><em>“Böyle işlere burnunu sokarsan, Baba Ca’fer zındanını boylar, orada seni keşkeş ederler!”</em></strong> diyen <strong><em>“Mezheb taassubuna batmış”</em></strong> bir hükûmet ve iktidârın, ense köklerinde sallanan kılıcı vardır!. Tam tersine, <strong><em>“Saltanat-ı Cümhûriyye ve hökûmet-i ılmâniyye”</em></strong> 15 senedir ellerinde olub, mürîdân u tirîdân avaz avaz bağırıb yazmakda; ve <strong><em>“Sünnîliği ve usûlünü”</em></strong> pabuç hırsızına çevirici bir kabadayılıkla da, her yerde istediği gibi ve istediği tenâkuzlara bulanarak esib gürlemektedir!&#8230; <strong><em>“İslâm âlemi şiilik ve sünnîliğin tehdîdi altındadır; ne demek sünnîlik, ne demek şiilik, siz müslüman değil misiniz yâhu!”</em></strong> gibi söz ve taarruzlara hatta hakâretlere ma’rûz kalan, sâdece, 15 asırlık ve Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm’ın mutlak izindeki sünnîlik yani Dîn-i HAKK’dır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Çık ortaya, kur akademyanı; nefesin ve yüreğin yetiyorsa işte USÛL KÂNUNLARIM de, İmâm-ı A’zam gibi 64.000 usûl kânunu değil (6.4) taneciğini (!) koy önümüze,  bas ictihadlarını, salla teşehhîlerini, mezheb dediğin böyle olur de, diyemezsen din dediğin böyle uydurulur de, belki yiyen, belki içen, belki tadına tuzuna bakan, ölümünden sonra da (Kaşar Nârî Köztürk) gibi mezârını <strong><em>“&#8230;.. baba türbesine evriltib çevirenler, rûhunla diyaloğa geçib ona Vatikan usûlü âyîn ve Fener usûlü buhurdan sallayanlar”</em></strong> bulunur!!!</p>
<p style="text-align: justify;">17) İmâm-ı A’zam Rahmetullâhi Aleyh Hazretleri gibi 64.000 usûl-i fıkıh kânûn ve kâidesi olan bir allâmeye, takvâ, zühd, verâ’ ve ilm-i vehbîsiyle cihâna müsellem bir müctehide karşı (Altıbuçuk) usûl kâidesi bile çıkaramıyan; on paralık ilm-i edeb nasîbi olmayan; putlar, heykeller, büstler, totemler arasında, bunlara ihtirâm ve ta’zim içre talebelik ve ömür geçiren; ilâhî zikr ü fikir yerine <strong><em>“Türküm doğruyum, laik dembokratik cumbokrasi vatandaşıyım!”</em></strong> diyerek ömür süren; (Bilmem ne hânelere) kadar uzanan hortumlarla teşekkül eden bütçelerden maaş alan; bunlarla gövdelerini semirtib evlâd ü ıyâlini de bu levsiyâtla zehirleyen; tâğûtlara me’mûriyyet ve kapıkulluğu ile makamlar elde eden bu adam ve madam takımları, İslâm fıkıh ve hukûkunun zerre miskâl tatbik edilmediği, tam tersine nice kânunlarla <strong><em>YASAKLAR</em></strong> altında bulunduğu bir <strong><em>DÂRDA</em></strong>, <strong><em>“İslâm Hukûkunu değiştireceğiz, muayyen plâna göre yeniden şekillendireceğiz!”</em></strong> diyecek; sonra da, Allâh ve Rasûlü Aleyhisselâm başda olmak üzere bütün gelmiş geçmiş onbinlerce Peygamberân, yüzbinlerce ashâb, ulemâ, evliyâ, milyonlarca şühedâ, milyarlarca mü’minîn ve mü’minât da, bunlara rahmet mi yoksa lâ’net mi yağdıracağını bilemeden seyredecek, öyle mi???</p>
<p style="text-align: justify;">Nâmütenâhî hâşâ ve kellâ&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Böyle sunturlu zulm ü tuğyân, târihde nerede görülmüşse, sonu, KAHHÂR-I ZÜLCELÂL AZZE VE CELLE HAZRETLERİ’NİN  İRÂDESİNE, HÜKMÜNE, SERİ HESÂBI VE ŞEDÎD IKÂBINA KALMIŞDIR&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İntişârı: 24.12.2017 / 13:53:06</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&#038;title=-3-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html" data-a2a-title="-3- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html">-3- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/3-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-2- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Oct 2017 20:15:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tâhir MÂHİR]]></category>
		<category><![CDATA[dijital akıl]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[nikah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=4846</guid>

					<description><![CDATA[<p>4) İslâmiyyet’i ve onun her hususdaki esas ve temel şartları ile rükünlerini kaldırmak, bozmak ve en azından değiştirmek, İngiliz başda olmak </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html">-2- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>MUKADDES ŞERÎAT NİKÂHINA VE TEADDÜD-İ ZEVCÂTA, LAYİKLER NEDEN BURNUNU SOKAR?</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(2)</u></em></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Tâhir MÂHİR</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;">4) İslâmiyyet’i ve onun her hususdaki esas ve temel şartları ile rükünlerini kaldırmak, bozmak ve en azından değiştirmek, İngiliz başda olmak üzere dünki <strong><em>“Global”</em></strong> bugünki <strong><em>“Dijital Aklın”</em></strong> bir hedefidir. Bu şeytânî akıl, rahmânî aklın tam muârızı olarak (15 Temmuz haçlı Seferi’nde) de son derece müşahhas biçimde görüldüğü gibi, halka en ziyâde te’sîr edebilecek <strong><em>“Hoca kılık ve kisvesindeki”</em></strong> şeytânî akıl sâhibi adam ve madam tâifelerini kullanmaktadır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Nikâh m.evzuu da, bir asra yakın zamandır Anadolu insanının önünde netâmeli bir mes’ele hâline getirilerek ikide bir ısıtılır; ve ehâliye, onun dînini değiştirmek istikâmetinde yedirilir durur&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Hayrettin de, bahis mevzuu kitabından iktibâs etdiğimiz 3. cümlesindeki <strong><em>“Belediye dâirelerinde kıyılan nikâhların”</em></strong> sözü hâriç, yukarıdaki 3 cümlelik yazısında, tam 4 yerde <strong><em>“Nikâh” </em></strong>demekden kaçıyor, <strong><em>“Evlilik”</em></strong> diyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Acebâ neden?.</p>
<p style="text-align: justify;">Çünki, ma’nâyı, Şerîat’a münhasır kılan ve Kur’ân’da kat’iyyen bir hüküm ve emir bildiren <strong><em>“Nikâh”</em></strong> kelimesini <strong><em>“Evlilikle”</em></strong> değiştirince, mevzu’u, lâyık-dembokratik anlayışın kimliğine daha yaklaştırmış olacakdır!. İbâresi yukarıdadır ki, nice çömezleri bile bu ince ayar oyunları farketmemişdir!. <strong><em>“Evlilik”</em></strong>  ile  <strong><em>“Nikâh-ı şer’î”</em></strong> arasında umum-husus münâsebeti var da denilebilir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra, her evliliği ortaya koyacak (AKDE), kim, zarûrât-ı dîniyyeden olan <strong><em>“İslâm nikâhı”</em></strong> diyebilir!?. Bu mümkin midir!?.</p>
<p style="text-align: justify;">5) Gene 1. cümledeki beyânına göre, nikâh değil de evlilik, hem <strong><em>“Esas ve ŞARTLARI”</em></strong> i’tibâriyle <strong><em>“Dînî nasslarla”</em></strong> yani Kitâb ve Sünnet’le; hem de, Kitâb ve Sünnet’e müstenid ictihadlarla <strong><em>“Tesbît edilecek”;</em></strong> ve fakat, bütün bunlara rağmen de <strong><em>“Dînî bir AKİD”</em></strong> olmıyacak!..</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kadar devâsâ bir tenâkuza kim, nerede rastlayabilir?</p>
<p style="text-align: justify;">Üstelik, bütün İslâm Hukûku ve Fıkıh müdevvenâtında <strong><em>“Nikâh, kat’iyyen dînî bir AKİD”</em></strong> olarak geçer ki, Karaman’ın akid olmakdan çıkarmaya uğraşıb çalışdığı esas nokta, evlilik değil, <strong><em>“Nikâh-ı şer’îdir!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Beş paralık usûl-i fıkıh ma’lûmâtı olan sıradan bir talebe, hatta ateist (Lâyık) bir gugukçu ve avukat bile, buradaki tenâkuz veya kıvırtmalara kim bilir nasıl ve neresiyle güler!?</p>
<p style="text-align: justify;">Nikâha nazaran evliliğin ihâtası daha genişdir&#8230; Nikâh, evliliğin içinde bir cüz&#8230; Her <strong><em>“Nikâhlandık”</em></strong> diyen <strong><em>“Evlendik”</em></strong> demiş olamaz!. Nikâhlı olub da biri Avrupa’da, biri Asya’da yaşayıb apayrı mekânlarda bulunan insanlar olabileceği gibi; nikâhlanıb, birkaç ay veya birkaç sene sonra bir çatı altında dünyâ evine giren, aynı sokakda hatta kapıbir komşular da pekâlâ görülebilmektedir!..</p>
<p style="text-align: justify;">6) Evlilik, Hayrettin’e göre <strong><em>“Dîni bir AKİD”</em></strong> olmayınca, onun içinde bir ana temel ve cüz olan nikâh da, hâliyle <strong><em>“Dînî akid olmakdan çıkarılıvermiş”</em></strong> bulunacakdır! Ammâ doğrudan doğruya <strong><em>“Nikâh dînî bir akid değildir”</em></strong>  denirse, <strong><em>“Çüşşş!”</em></strong> çeken çok olacağından, bu şıkka <strong><em>“Sızıntı”</em></strong> usûl ve karakter kânunları îcâbı olarak kitâbında cesâret edemediği görülüyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Lâyık cumbokrasi makâmât-ı ictihâdiyyesi, işte karamânî cenahda bu kadar ince ayar üzerinden (!) faaliyyetlerini yürütmekde!..</p>
<p style="text-align: justify;">Buradaki mantığı veya saptırma ve katakülliyi Cihân’ın da görmesi ne kadar güzel olurdu!</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün sünnî mezhebleri, <strong><em>“Taassub ve gerileme sebebi”</em></strong> gören <strong><em>“Cumhûriyet müctehidi”</em></strong> dediğin, işte İslâm’ın yerini, mevki’i ve mevziinden kaydırıb <strong><em>“Değişim ve dönüşüm”</em></strong> ambalajıyla da sarıb sarmalama husûsunda, böyle dört dörtlük el çabukluğu ve kıvraklığına da sâhib olabilmelidir!.</p>
<p style="text-align: justify;">Senelerce evvel A.Hakân nâm <strong><em>“Herg.le”</em></strong> Kanal 7’de iken, <strong><em>“Siz müctehid misiniz?”</em></strong> suâline Karaman, hiç korkmadan ve çekinmeden <strong><em>“Evet!”</em></strong>  bile diyebilmişdir!. Hatta bir tv programında da kendisine sorulan bir suâle:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Suâlinize İslâm’a göre mi, Hanefi mezhebine göre mi cevab vereyim!” </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Diyecek kadar da, kendisini lâ yüs’el ve lâ yuhtî görebilmiş, işi bu derekelere indirebilmişdir!. Görüldüğü gibi, Hanefîliği, İslâmiyyet’den ayrı tutarak, tahtında müstetîr olarak İslâm dışı saymışdır!. Tabii bu hükmün zarûrî netîcesi olarak da <strong><em>“Hanefîyim”</em></strong> diyenler, İslâm Dîni dışındaki gayr-i müslimler olacakdır!!!.</p>
<p style="text-align: justify;">Karaman’a göre, Hanefîlik ile İslâmiyyet ayrı ayrı dinler (!) olmuş olunca, İmâm-ı A’zam Rahmetullâhi Aleyh Hazretleri gibi beynelislâm pek büyük ve kadri âlî bir velî müctehid de, İslâm dışı ictihadların müctehidi olmak i’tibâriyle, İslâm dışı bir <strong><em>“Adam menzilesine”</em></strong> fırlatılıb atılıvermiş bulunacak!.. Lâkin Karaman’ın asıl vermek istediği cevâbı ise, bir mezhebe göre değil, <strong><em>“İSLÂM’a (!) göre olmuş”</em></strong> olacak; ve o, İmâm-ı A’zam İslâm dışı kalırken, bütün cehâletiyle ve inâdıyla İslâm içi kalabilmenin <strong><em>“Mutluluğu ve putluluğunu”</em></strong> yaşıyacakdır!</p>
<p style="text-align: justify;">İşte lâyık dembokratik Türkiye Cumhûriyeti Devletinde <strong><em>“İslâmiyyet’in”</em></strong> getirildiği <strong><em>“Çok saygın, yüceler yücesi, camekânlar içinde saklanacak kadar kıymetli, antika kıymeti fevkal’âde yüksek, bayrâmiyelik hatta evlâdiyelik!”</em></strong> nokta!..</p>
<p style="text-align: justify;">7) Evvelki yazımızda sâbık DİB Başı Bardakoğlu’nun apaçık söylediği <strong><em>“Dünyâya bakarak yeniden Dîn inşâ’ etme”</em></strong> işi, Karaman’ın adı geçen kitabını yazdığı târihlerde belki ancak yüzde beş-on meydanlarda söylenebilir iken; DİB ve ilâhiyatçı esnafı tarafından, 15 yıllık AKP Hökûmât-ı Tayyibâtiyyesinde, avaz avaz bağırılarak tv’lerden çalkalanır olmuşdur!..</p>
<p style="text-align: justify;">Karaman ise ma’lûm san’atını, bazen açıkdan tv kanalları ile; ve bazen de böyle kitâb sahîfeleri ve asıl 1963’de başladığı dersleri ile mekteblerde icrâ etdi!. Dünyâ müsteşriklerine (Oriyantalistlerine) ve reformatörlerine varıncaya kadar pek çok religion otoritesinden (!) tam veya uydurma iktibaslar da yaparak, öylesine modern ve çok ılmî (!) kitablar tanzîm etmişdir ki, bunların, şifresi çözülmeden anlaşılması <strong><em>“Kabbala’yı”</em></strong> anlamakdan çok daha müşkil olabilmektedir!..</p>
<p style="text-align: justify;">8) Buna, adı geçen eserinden bir misâl vermek îcâbederse aşağıya şunları alırız ki, burada artık İmam-ı A’zam ve İmâm-ı Şâfî’ gibi muazzam İslâm müctehidlerine âid ictihadların, bugün muteber olamıyacağı; ve Bardakoğlu denilenin resmen ve alenen söylediği <strong><em>“Yeni ictihadlarla yeni bir dîn îcâdetme işine”</em></strong> mübâşeret edilmesi lüzumu, açıkça dile getirilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Okuyalım:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>“Rönesansdan ve bilhassa Büyük Fransız İhtilâli’nden sonra Batı, hukuk sahasında büyük adımlar kaydederken İslâm âleminde çeşitli sebepler yüzünden dördüncü asırdan sonra ictihad hareketi duraklamış, MEZHEB TAASSUBU TEŞEKKÜL ETMİŞ, HUKUKÎ HÜKÜM ARAMAK İÇİN ASIL KAYNAKLAR YERİNE FIKIH VE FETVA KİTABLARINA; HEM DE, TEK MEZHEBİN KİTABLARINA BAKILIR OLMUŞTUR. HALBUKİ BU KİTABLARIN ÇOĞU, ZAMANLARI İÇİN İLERİ BİRER MERHALE OLMAKLA BERABER İSTİKBÂLİN İHTİYAÇLARI BAKIMINDAN YETERSİZ DURUMA DÜŞMÜŞLERDİR.”</u></em></strong> (s.16)</p>
<p style="text-align: justify;">Müctehid imamlara âid ictihadlara bakışları son derece sakat ve gayr-i islâmî olanların bu babdaki yazıları, İslâmiyyet’le zerre kadar te’lîf edilemez. Müctehid ictihadları bugüne kadar <strong><em>“Vaz’-ı ilâhi-î olarak DÎNİN içinde”</em></strong> yer almışdır ki, bunlara muvakkât ve <strong><em>“Târihsel”</em></strong> damgası vurmak, İslâmiyyet’in reddi ve inkârı demekdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">9) Yeryüzünden İslâm Hukûkunu kaldırmak istiyen iç ve dışdaki İslâm muârızlarının, üzerinde birleştikleri müşterek hezeyân (Ortak payda olacak kadar beraberce kullandıkları zırva), bu <strong><em>“Mezheb taassubu”</em></strong> ta’biridir!. Bir sünnî müslümanın kendi akâid veya fıkıh yolunu (Mekteb veya mezhebini), doğru ve hakk görerek ona sımsıkı bağlanması, onun dînî salâbetini gösterir; ve bu, son derece takdîre ve tebrîke şâyân bir hâldir&#8230; Lâkin gelin görün ki, asırlardır,<strong><em> “Mezheb taassubu”</em></strong> terkîbini, İslâm aleyhdârı gayr-i müslimler, içdeki dinsizler, hristiyan ve yahudi oryantalistler ile ateist ve felsefeciler kullanmış; müslümanları ve İslâmiyyet’i aşağılamak ve onları <strong><em>“Mekteb-mezheb usûlleri”</em></strong> üzerinden tahkîr etmek içün dillerine dolamışlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Taassub, cehilden peydahlandığı ve onda musırr olunduğu gibi; hiçbir hüccet ve delîle dayanmadan, mücerred körü körüne sâdece bir inâd sâikiyle bir şeye bağlanmayı da ifhâm eder&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Taassub, aynı zamanda ve ikinci olarak da, mücerred HAKK bilinen İslâmiyyet’e, ictihâd mekteblerinden birisi üzerinden ve onun delil ve hüccetlerini kabûl ederek, salâbet, sebât ve metânetle bağlanmayı da ifâde eder&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Birincisi, Haçlı Batı felsefelerine ve küfr ü şirk ve nifâka inadla bağlanan dinsiz, mülhid ve ateistlerde görülür&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İkincisi ise, İslâmiyyet’i mücerred HAKK ve HAKÎKAT tanıyan ve son derece tasdîk, tahsîn ve tebrîke şâyân bulan müslümanlarda görülür ki, bu, onlardaki tebrîki müstahık keyfiyeti anlatır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâm muârızı müsteşrik (Oryantalist) ve içdeki ilâhiyat ve DİB mensubu tâifeler ise, <strong><em>“Taassub”</em></strong> kelimesini hemen dâimâ zikri geçen birinci şıkdaki mehfî ma’nâsı ile <strong><em>“Müslümanlar”</em></strong> aleyhinde ve onların mezmûm (Kötü ve çirkin) bir keyfiyeti imiş gibi kullanmış; ve bunu da, gene tersden bir reklâm havasıyla dillerine pelesenk edinmişlerdir!. Bu utanılası mülevves hâl, müslümanlara her hücûm vesîlesiyle irtikâb edilmiş; ve bu ma’nâ tekrarlandıkça da meşhûr edilerek, dinsizlerin âdeta her savletlerinde kale kapılarını açan bir maymuncuk yapılmışdır!. Böylelikle ta’kîb edilen gâye ise, <strong><em>“Mezheb-Mekteb-Usûl”</em></strong> sâhibi olan sünnî müslümanları, aşağılık duygusuna iterek, onları, mezheb ve mekteblerine intisâb ve âidiyyetden uzaklaştırmak ve şeytânî-ilhâdî yollara sapdırmakdır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Dikkat edilirse, bu <strong><em>“Mezheb taassubu”</em></strong> ta’bîri ile müslümanları suçlama ve aşağılama içine girenlerin cümlesi de, İslâmiyyet ile ya hiç alâkası olmayan lâyık-ateist sürüler; veya dîn-diyânet ile alâkası varmış gibi görünen, nifâk sâhibi iki yüzlü ve sahte, dîn adam ve madam takımları yani cumbokrasinin bazı <strong><em>“Ruhbân sınıflarıdır&#8230;”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">10) Yukarıya aldığımız ve sünnî mezheb-mekteb usûlleri ile vaz’edilen islâmî yol ve disiplinleri, “<strong><em><u>İSTİKBÂLİN İHTİYAÇLARI BAKIMINDAN YETERSİZ DURUMA DÜŞMÜŞLERDİR.”</u> </em></strong>diyerek küçümsemek, aşağılamak ve gözden düşürmeye çalışmak, bir üst paragrafda beyân etdiğimiz gâyeyi tahakkuk etdirmek hedefine ma’tûf, iğrenç iftirâlardır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İstikbâlin ihtiyaçları”</em></strong> denilen şeyler ise, global ve evrensel denilen ve dünyâya yayılarak her yıl hesâbî dizi gibi misliyle çoğalan, insanlığın başına da derd ve belâ olan ve beşer FITRATINA da yüzde yüz ters düşen; ve seküler felsefelerin veya sâir religionların bâtıl, dâll ve müfsîd; dünyevî, iktisâdî, ictimâî, siyâsî, hukûkî, tıbbî ve askerî bir takım şeytanî kânûn, rejim ve teâmülleridir&#8230; Bütün bunlar, fıtrî bir dîn (İlâhî nizâm) olan İslâmiyyet karşısında, zâtı i’tibâriyle zaten küfür, şirk ve nifâk hükmü yiyerek reddedilmiş dindışılıklardır ki, bunları <strong><em>“İstikbâlin ihtiyaçları”</em></strong> cümlesinden görmek, her şeyden evvel Kelâm-ı Kadîm ve Sünnet-i Seniye (Hadîs-i Şerîf) nasslarına tersdir; ve <strong><em><u>bu nassları inkâr etmedikçe</u></em></strong> de bunlara <strong><em>meşrûiyyet</em></strong> kazandırmak muhaldir&#8230; İslâmiyyet <strong><em>“HAKK Hâkimiyyeti”</em></strong> derken; <strong><em>“Halkın hâkimiyyeti”</em></strong> içün kaç yaş seçme-seçilme yaşı olsun diye bunu islâmî bir ictihâd mevzuu yapmak, Cenâb-ı Hakkın Dînini (Oyuncak) yapmakdır ki, onbinlerce mes’eleyi bu bir tek misâle kıyâs edebiliriz!</p>
<p style="text-align: justify;">11) Modernitenin getirdiği küfür, haram, mekrûh ve müfsidleri, <strong><em><u>“Bunlar artık cemiyet bünyesinden atılamaz, halk bunları kabûl etmiş ve benimsemişdir; o halde bunlara meşrûiyyet maskesi geçirerek, bunları dîn ile tersleşmeyen mes’eleler olarak gösterelim!”</u></em></strong> deyiş, İslâmiyyet’i ortadan kaldırmaya ma’tûf bir projedir; ve 1924’de DİB’in, 1949’da da İlâhiyâtların açılmasındaki şeytânî global aklın gâyesi de bundan başkası değildir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet’in hududlarını, edillesini, zarûrât-ı dîniyyesini, esas ve temellerini zorlayıb parçalayarak yok etmedikçe de, <strong><em>“İstikbalin ihtiyaçları”</em></strong> denilen seytanlıkların arkasına saklanmak ve müesses dembokratik cumhûrî rejimleri meşrû’ gösterici <strong><em>“İctihadlar”</em></strong> uydurmak, bir <strong><em><u>teşehhîden</u></em></strong> ibâret kalmaya mahkûmdur&#8230; Ve <u>tekrâren, altını da çizerek ehemmiyetle beyân ederiz ki, bunlar, Dîni ortadan kaldırmaya ma’tuf plân ve projelerin işletilmesi demekdir&#8230;</u> Ve başka hiçbir ma’nâya da gelmiyeceği, her akl-ı selîm sâhibine ma’lûm bir bedâhatdir; ve bu i’tibarladır ki, îzahdan vâreste bilinir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">12) Bütün bu kaypak, saptırıcı ve <strong><em>“İstikbâlin ihtiyaçları”</em></strong> diyerek uydurulan bahâneler, gayr-i islâmî düzen ve rejimleri, <strong><em>“İctihâd”</em></strong> nâmı verilerek yapılacak <strong><em>“Şeytânî teşehhîlerle”</em></strong> müslümanlara <strong><em>“İslâmî rejimler”</em></strong> gibi göstermek; onları, <strong><em>“Dâr-ı İslâm’da”</em></strong>  yaşıyor zannı içine çekerek bu esrar ve afyonlarla uyuşturub iyice dumanaltı etmekdir&#8230; Bu kabil projeler, son senelerin <strong><em>“Diyalog”</em></strong> hezeyanları, <strong><em>“Ne sünnîyim ne şiî, müslümanım”</em></strong> demelerle göz boyama canbazlıkları, <strong><em>“Kur’an Müslümanlığı”</em></strong>  gibi şeytânî inhiraflar ile yürütülmekde; <strong><em>“Mezhebçilik veya mezheb taassubu”</em></strong> gibi muhayyel tehdîd ve tehlikeler, <strong><em>“Lâyık-dembokratik-cumhûrî felsefeleri”</em></strong> İslâmiyyet’in içinde ve özünde göstermeler ve sâireler gibi mutlak ma’nâda uydurma ve fesâda bâdî, hâricî ve müfsid akıllarla sevk ve idâre edilmektedir!.</p>
<p style="text-align: justify;">Müslümanlığı, dembokrasi, lâyıklık ve cumbokrasi gibi felsefelerle âhengdârmış gibi göstermeler, Müslümanların, <strong><em><u>“İslâmî Nizâm arayışlarına ve islâmî hürriyet ve istiklâl peşine düşmelerine sedd çekmeye ve dîne bağlılık hızlarını kesmeye”</u></em></strong> ma’tuf, <strong><em>“Bel’amlar ve oryantalist çömezler” </em></strong>tarafından ortaya atılan yâvelerdir; bundan başka, aslâ farklı bir şey de kabûl edilemezler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Mes’elelere islâmî fikri esas almadan, sathî yaklaşmalar, bugünün medyasında apayrı bir plan ve proje olarak yürütülmektedir ki, bu da, ehâlînin uyanmamasını istihdâf eden bir başka ateist, refomist ve revizyonist tuzak olarak görülmelidir&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p><em>İntişârı: 29.10.2017 / 22:15:09</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&#038;title=-2-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html" data-a2a-title="-2- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html">-2- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/2-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-1- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 20:47:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tâhir MÂHİR]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[İsviçre Medenî Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Medenî Kânûnu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=4755</guid>

					<description><![CDATA[<p>13/10/2017 günü Bay Erdoğan, Sarayında İl Başkanlarına konuşurken birçok şeyi biribirine karıştırdı; ve en doğrusu Hakkı bâtılla (telbîs) </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html">-1- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>MUKADDES ŞERÎAT NİKÂHINA VE TEADDÜD-İ ZEVCÂTA, LAYİKLER NEDEN BURNUNU SOKAR?</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(1)</u></em></strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Tâhir MÂHİR</u></em></strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;">13/10/2017 günü Bay Erdoğan, Sarayında İl Başkanlarına konuşurken birçok şeyi biribirine karıştırdı; ve en doğrusu Hakkı bâtılla (telbîs) etdi. Artık bunlara ehâli-i etrâk ve ekrâd da, kendisi gibi alışdı ve inanmaya başladı!</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi imam nikâhından sonra bir de<strong><em> “Müftü Nikâhı”</em></strong> diye bir şey uydurdular&#8230; Sanki <strong><em>“Lâyık bir devletin veya rejimin iftâ’=fetvâ makâmı”</em></strong> varmış da, <strong><em>“Müftîsi”</em></strong> de olurmuş gibi!..</p>
<p style="text-align: justify;">Fevkal’âde gülünç ve abes şeyler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmiyyet sâhibsiz olunca, ortamalı bir arsada top oynar gibi 94 senedir; hatta 1908’den i’tibâren 109 yıldır, önüne gelen parti-pırtılı lâyık ve cumbokratik iktidârlar onun üzerinde top oynuyor!. Aslında top oynamak çok hafif kalır, resmen (Kumar) oynuyorlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">CHP, 10/10/1926’dan i’tibâren <strong><em>“İsviçre Medenî-Kilise Kânûnunu”</em></strong> sırf İslâm Hukûkunu ortadan kaldırmak içün tercüme edib, <strong><em>“Türk Medenî Kânûnu”</em></strong> kılıfı içinde, ehâlîye zorla ve cebren; ve o zamanın (Şeflik diktatoryası ma’rifetiyle) ve İngiliz güdümünde ölümüne dayatdı&#8230; Şimdiki AKP ise, gûyâ, <strong><em>“Müslümanım”</em></strong> diyenleri ayakda uyutmak ve (2019 oylarını devşirebilmek) içün, o kilise kânûnunu <strong><em>“Müftülük(!)lerinde”</em></strong> de kıyıb kıymalıyarak ehâliye yedirecek! Böylece,<strong><em> “Dînî (!) Nikâhı”</em></strong> da onunla beraber bir çırpıda çıkarmak manzarasıyla gözkülleyecek!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu da AKP iktidârının <strong><em>“2019 Seçim yatırımı”</em></strong> ve kataküllisi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sanki İsviçre Kilise-Papaz nikâhı, lâyık cumbokrasi püftülüklerinde kıyılınca, o, (Hâşâ) <strong><em>“Kelime-i Tevhid getirib MÜSLÜMAN nikâhı”</em></strong> olacak!</p>
<p style="text-align: justify;">Heykele mozolede rükû’ edince putperestlik; Püftülük bağçesindekine rükû’ edince (Hâşâ) Hakkperestlik mi olacak!?</p>
<p style="text-align: justify;">Bankadan para çekince fâizi haram; DİB bilmem ne vakfı kasasından çeken çekince, (Hâşâ) helâl mi olacak!?</p>
<p style="text-align: justify;">Manukyan’ın orda uçkur oynatınca haram, Püftülük avlusunda oynatınca (Hâşâ) helâl mi olacak!?</p>
<p style="text-align: justify;">Korkmayın, sessiz ve içinizden söylemeyin, biz cihânın gözüne ve kulağına sokacak kadar yüksek sesle bağırıyoruz:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Çüşşşşş!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Müskîrâtı meyhânede içersen haram; Püftülük yemekhânesinde kafaya dikersen, (Hâşâ) helâl olacak öyle mi!?.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><u>Haçlı Batı Câhiliyye Cehâleti yani (Muâsır edeniyyet)</u></em> her yeri kaplayınca olacağı budur!..</p>
<p style="text-align: justify;">Bu politika paçozları <strong><em>“Şer’î nikâhın şartları olmadan MEŞRÛT VÜCÛD BULMAZ”</em></strong> kâidesini bilmiyorlar mı?. Bilmez olurlar mı hiç, bunlar bilir de, ehâliye bildirmezler! Bunu, püftülükleri ile bir güzel ketmedenler; kendi lâyık ve cumbokratik müctehid (!) imamlarının bu kabil ictihad(!)larına, en doğrusu (Teşehhîlerine), <strong><em>“Ruhbân Sınıfının”</em></strong> kısm-ı a’zamını da inandırmışdır!. Zaten pek çoğu, hatta bütün cumbokrasi müctehidîni, <strong><em>“Din değişim ve dönüşümü”</em></strong> içün yetiştirilmişlerdir&#8230; Bu <strong><em>“Din Görevlisi=Ruhbân Sınıfı”</em></strong>, <strong><em>“Diyalog İşleri Başkanlığının=DİB’in”</em></strong> ve İlhâdiyyât Fak.’lerinin, lâyık devletin yayık tezgâhlarında çalkalanarak elde edilmiş bol köpüklü meşrûbâtdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Hatırlatalım, ne demişdi sâbık DİB’larından (Y.rdakoğlu) veznindeki Bardakoğlu:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Artık dîni ve dindarlığı geçmiş dönemlerde yazılmış kitabların satırları ve formatları içinde değil, dünyaya bakarak yeniden inşâ’ etmek ve ona göre çizmek istiyoruz!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu cümle, 1924’den beri DİB denen yerin bütün röntgen filmini ortaya koyan (Müthiş) bir cümledir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bundan a’lâ ve muallâ i’tiraf ve sırrı ifşâ mı olur?. 15 asırlık dîni ve dindarlığı ve onun nikâhını sallayıb atarsın, yerine de İsviçreli papazın nikâhını, İngilizin gönlünü etmek üzere onun yerine oturtursun; ondan sonra da nesebi belli buz gibi Osmanlı torunları ile aziz vatanı bir başdan öteki başa donatır ve <strong><em>“Terörün”</em></strong> de anasını bellersin!</p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl?..</p>
<p style="text-align: justify;">Sadede gelelim:</p>
<p style="text-align: justify;">İşte buna, <strong><em>“Öz vatanda dört dörtlük parya”</em></strong> oluş denir!</p>
<p style="text-align: justify;">Ehâli-i etrâk ve ekrâdın bin yıldır nesebini ta’yîn eden ve zinâ gibi bir âfet ve lânetlinin kökünü kurutan ALLÂH Azze’nin nikâhı, Beştepe’de artık <strong><em>“Kayıd dışı”</em></strong> olarak dile alınıyor; yani <strong><em>“Merdivenaltı îmâlâtı”</em></strong> veya <strong><em>“Kara para”</em></strong> der gibi dünyâya i’lân ediliyor!. Halbuki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Bu nikâhı yaptırmadan yaşıyorum; ve çocuklarımı da bu nikâhla kazanmadım!”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Diyebilecek bir devletlû, âtıfetlû, semâhatlû ve iffetlû devlet ricâli varsa, işte meydan, söylesin ve cihân da çift kulağıyla duysun!.</p>
<p style="text-align: justify;">Hodri meydân!</p>
<p style="text-align: justify;">O zaman hiç kimse, Allâh Azze’nin mukaddes ve muazzez nikâhına <strong><em>“Kayıt dışı”</em></strong> gibi bir sıfat biçerek onu aşağılamasın! Yoksa, toprak altındaki 1500 senelik yüzbinlerce ulemâ, şühedâ, ve evliyâyı; milyarları bulan mü’minîn ve mü’minâtı ve kendi kendilerini aşağılayanlar piyasayı doldurur ki, bu da nasıl bir zillete müncer olur, aklı ve zerre miskâl îmânı olan düşüne!</p>
<p style="text-align: justify;">Nice cumbokratik layık başlarla kralları, Cennetmekân Abdülhamîd Hân Hazretleri ile deng tutub mukâyese ve <strong><em>“Ülülemr”</em></strong> ilân eden sarıklı cübbeli soytarılar bile, aksi hâlde, kendilerini isnâd edecekleri sahih neseb bile bulamıyacaklardır!</p>
<p style="text-align: justify;">Gerçi Allâh nikâhını 109 yıldır hele hele 94 yıldır, Lozan’daki İngiliz’in güdümünde ortadan kaldırmayı, İslâmiyyet’i yok etmekle müsâvî görenler, bugün de mevcûddur; ve bunlara, DİB kürsü, minber ve mihrablarında, İlâhyapyat fakülteleri bünyesinde pek mebzûl rastlanmaktadır!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu işin duâyenlerinden (Hal.ettin Karaman..s) nâm hocaları (Müctehidleri!) 43 sene evvel yazdığı kitabında bu işi tâ o zaman karara bile bağlamışdır!. Bahis mevzuu <strong><em>“Mukâyeseli İslâm Hukûku”</em></strong> nâm kitabdan, biribiri ardınca (Mütevâliyen) gelen 3 cümleyi aynen iktibâs edersek, pek münkirâne ibârelere de rastlamak zorunda kalınacakdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Okuyalım:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><u>Cümle:</u></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Esas ve şartlarını dînî nassların ve bunlara müstenid ictihadların tesbît etmiş olması, evliliğin dînî bir <u>akid</u> olmasını icâbetdirmez.” </em></strong></p>
<ol style="text-align: justify;" start="2">
<li><u> Cümle:</u></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“İslâm’da ruhbanlık ve din adamlığı gibi bir mukaddes sınıf mevcud olmadığı gibi, evlenme <u>akdinin</u> imam tarafından veya câmide yapılması da ŞART değildir.”</em></strong></p>
<ol style="text-align: justify;" start="3">
<li><u> Cümle:</u></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong><em> “Bugün belediye dâirelerinde kıyılan nikahların çoğu—süt akrabaları arasında evlenmeler, iki şahidin de kadın olması gibi bazı istisnaları bir tarafa—İslâm hukûku bakımından da MUTEBER bir evlenmedir.” </em></strong>(İrfan Matbaası, 1974, s. 236)</p>
<p style="text-align: justify;">1974’deki Şerbakan-Cücevit koalisyonu senesinde basılan bu kitabın, şu 3 cümlesini kâriîn-i kirâmın kolay anlaması içün teşrih masasına yatırıb, verdiği mesaj ve sinyalleri,<strong><em> “Püftü Nikâhı” </em></strong>diye bir uydurmanın <strong><em>“Çelik zırhlı âfâkını”</em></strong> delik deşik ederek bir görüverelim:</p>
<p style="text-align: justify;">1) 43 yıl evvel bu ibâreyi kendilerine okuduğumuz <strong><em>Merhûm Üstâdım Necib Fazıl Bey, Merhûm Ahmed Davudoğlu Hoca, Merhûm Enver Baytan Hoca, Merhûm Süleyman Hilmi Efendi Hazretlerinin bazı talebeleri, Merhûm Sadreddîn Yüksel Hoca ve bazı müslüman muharrirler,</em></strong> bu satırları görünce şaşırmışlar; ve bu ecâib ve gayr-i ilmî ve 15 asırdır aslâ tecvîz edilemiyecek nevzuhûr satırlara pekçok ve şiddetli reddiyeler yazmışlardı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">2) Efgânî-Abduh gibi masonlarla onların <strong><em>telfikçi</em></strong> çırağı Reşid Rızâ’nın çizgisine sımsıkı bağlı ve perçinli olan H. Karaman, bâlâdaki 1 ve 2. Cümlede <strong><em>“Şer’î Nikâh yerine evlilik”</em></strong> diyerek ürkekçe minder dışına kaçmayı gözlese de, niyyetinin <strong><em>“Şer’î nikâh”</em></strong> olduğu, müteakıb 3. Cümledeki <strong><em>“Nikâh”</em></strong> kelimesiyle  apaçık sırıtmakda; ve nikâh mızrağını çuvala sığdıramayıb, onu yırttığı ve parçalayıb paçavraya çevirdiği görülmektedir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">3) Husûsî yetiştirilen Karaman, Rasûl-i Rusül Aleyhissalâtü Vesselâm zamanından beri 15 asırdır bütün fıkıh müdevvenâtında, diğer bütün <strong><em>“Akidler”</em></strong> gibi <strong><em>“Akd-i şer’î”</em></strong> olarak geçen nikâhın, (Akid olmadığını) ileri sürüyor ki, bu, <strong><em>“Bu kadarı da olmaz”</em></strong> dedirten, arz kadar iri, göz göre göre bir tahrîf ve inkârdır&#8230; Bir tek misâl vermek icâbederse,<strong><em> Büyük Osmanlı Fakîhi Merhûm Muhammed Zihni Efendi Hazretleri’nin</em></strong> muhalled te’lîf eseri <strong><em>“Nimet-i İslâm”</em></strong> nâm FIKIH kitâbının Osmanlıca tab’ında ise, H.K’ın tam aksine söyle buyrulur:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>“NİKÂH: Kasden milk-i mut’ayı müfîd olur BİR AKİDDİR.”</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">(Bâb-ı Vâlâ-yı Fetvânın Tasdîki ve Maarif Vekâlet-i Celîlesinin fî 14 Muharrem 1324 Târihli ve 493 numaralı ruhsatnâmesi ile Şirket-i Mürettibiyye Matbaasında Tab’ olunmuşdur, kısm-ı sâlis, s.13)-(Lâtince hurûfatla 1976 İstanbul, Salah Bilici Kitabevi, s. 612)</p>
<p style="text-align: justify;">15 asırlık Şer’î AKİD, 1974’de, apaçık görüldüğü üzere H.Karaman nâm ilâhiyât parafesörü tarafından <strong><em>“Akid olması icâbetmez”</em></strong> denilerek, dudak uçuklatan bir inkâr ve tahrîfe tâbi’ tutuluyor&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p><em>İntişârı: 17.10.2017 / 23:46:54</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&amp;linkname=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Ftahir-mahir%2F1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html&#038;title=-1-%20Mukaddes%20%C5%9Eer%C3%AEat%20Nik%C3%A2h%C4%B1na%20Ve%20Teadd%C3%BCd-i%20Zevc%C3%A2ta%2C%20Layikler%20Neden%20Burnunu%20Sokar%3F" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html" data-a2a-title="-1- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html">-1- Mukaddes Şerîat Nikâhına Ve Teaddüd-i Zevcâta, Layikler Neden Burnunu Sokar?</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/tahir-mahir/1-mukaddes-seriat-nikahina-ve-teaddud-i-zevcata-layikler-neden-burnunu-sokar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meşruiyet</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/mesruiyet.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/mesruiyet.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Sep 2017 06:51:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Seyfi Say]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[meşruiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=4205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayrettin Karaman’ın meşruiyet konusunda yazdıkları, islamî açıdan bir cinayete, seküler sosyal bilimler açısından ise derin bir cehalete karşılık geliyor.</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/mesruiyet.html">Meşruiyet</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hayrettin Karaman’ın meşruiyet konusunda yazdıkları, islamî açıdan bir cinayete, seküler sosyal bilimler açısından ise derin bir cehalete karşılık geliyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Adam ilahiyatçı, fakat meşruiyet anlayışı Kur’an ve Sünnet’e değil, Fransız Devrimi mamulü bir ideolojiye dayanıyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Üstelik, “ol mahiler ki derya içredir…” hesabı, neyi savunduğundan bile haberi yok..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Batıl bir beşerî ideolojiyi savunmakta olduğundan bile habersiz, tutup, ideolojik hareket etmemekten de söz ediyor..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Eğer ilim adamı ya da akademisyen olarak konuşuyorsan, “meşruiyet meselesi islam’a göre şöyle, seküler-laik sosyal bilimlere göre de şöyledir” demen gerekir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ve Müslümansan, o seküler sosyal bilimlerin ideolojik boyutunu da göz önünde bulundurarak, “hakk”ı söylemen gerekir..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Adam bunu yapmıyor, fanatik bir iktidar yandaşı ve propagandist gibi gündelik siyasetin diliyle konuşuyor..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ki o siyaset dili de, islam açısından batıl olan, şirk niteliği taşıyan bir “ideoloji”ye dayanıyor..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hutbelerde “haham ve rahiplerin rab edinilmesi” meselesini Fethullah yüzünden söylemeyi biliyorsunuz, fakat Merhum Elmalılı’nın, Atatürk Döneminde diyanet tarafından yayınlanan tefsirinde, günümüzde artık o haham ve rahiplerin yerini halkın seçtiği parlamenterlerin aldığını yazmış bulunduğunu söylemiyorsunuz..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yani şeriat’le kayıtlı olmayan bir demokratik parlamenter sistemin tam da kurumsallaşmış-devletleşmiş şirk demek olduğunu saklıyorsunuz..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Müslüman halk da, siz ilahiyatçısınız ya da cenazelerde güzel Kur’an okuyorsunuz diye sözlerinize itibar ediyor, itikaden bozuluyor..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Peki, halk sizin gerçekte neyi savunduğunuzu anlamıyor diye, Allahu Teala’nın da bilmediğini, anlamadığını mı sanıyorsunuz?!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz?!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Diyelim ki biz mit’inizden, polisinizden vs. korktuk sustuk, peki allahu teala sizi, iki defa hesaba çekmeyecek midir?!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hem batılı savunmanız, hem de hakkı söyleyenleri susturmanız yüzünden allahu teala nezdinde iki kere suçlu hale gelmiş olmayacak mısınız?!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Meydanlarda milyonlara hitap ediyorsunuz.. ekranlarda, gazete sayfalarında yüz binlere, milyonlara sesleniyorsunuz! gözümüz yok, hepsi sizin olsun, fakat bırakın da biz de, iki üç kişiye konuşabilelim, derdimizi anlatabilelim..</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ne yapalım yani, sesimizi kesip, “ya rabbi, eğer bunlar doğru konuşuyorsa, doğruyu söylüyorsa, bunları payidar et! Şayet hakkı söylemiyor ve söylenmesini de engelliyorlarsa, sen de onlara engel ol!..” diye artık tebliği bırakıp dergâh-ı ilahî’ye mi meramımızı arzedelim?!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ne yapalım, söyleyin!.</strong></p>
<h1 style="text-align: center;"><strong>MEŞRUİYET</strong></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline; color: #cc0000;"><em><strong>Dr. Seyfi Say</strong></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada daha önce yeri geldikçe değinilmiş bulunan <strong>meşruiyet</strong> konusunun, <strong>siyaset felsefesi</strong> ile <strong>siyaset sosyolojisi</strong>nin kesişme noktalarından biri olduğu söylenebilir. Ancak, Aron’un belirttiği gibi, siyaset felsefesi, politik rejimleri, her birinin öz meziyetlerine <strong>değer</strong>biçme ve <strong>en iyi</strong> rejimi tespit etme düşüncesiyle inceler. Bu yüzden her rejimde meşruluk ilkesini tayin etme eğilimindedir; her durumda <strong>değer</strong>le ilgili bir amaç güder. Buna karşılık siyaset sosyolojisi, esas itibariyle, değer yargısına varma iddiasında olmaksızın bir <strong>olgu </strong>incelemesidir.<a name="_ftnref1"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn1">[1]</a> Bu nedenle siyaset sosyolojisi açısından meşruiyet konusu, değerden bağımsız olarak, işlevi ve etkisi bakımından önem taşır. Ancak, meşruiyet konusunun bu şekilde iki ayrı disiplin tarafından farklı vecheleriyle ele alınması durumu görece olarak yenidir. Nitekim, “Aristoteles’in <strong><em>Politika</em></strong>’sı, yüzyıllar boyunca hem politika felsefesi, hem de politika sosyolojisi olmuştur”.<a name="_ftnref2"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn2">[2]</a> Bu özellik, siyaset sosyolojisi yanı ağır basmakla birlikte, <strong><em>Mukaddime</em></strong>için daha fazla sözkonusudur. Daha önemlisi, düşünürün asabiyet kavramının, “güç” ile “meşruiyet” arasında var olduğu düşünülen karşıtlık ya da çelişki sorununa belirgin bir çözüm getirdiği görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak meşruiyet konusunun, karmaşık yapısı itibariyle, <strong>değer</strong>den bağımsız olarak incelenebilmesinin ne kadar mümkün olduğu sorusuna belirgin bir cevap bulmak kolay değildir. Bu noktada, <strong>hukuk</strong>çular ile siyaset sosyologlarının meşruiyet sorununa bir ölçüde farklı yaklaştıklarını hatırlamak gerekmektedir. Hukukçular meşruluktan daha çok <strong>pozitif (mevcut olan) hukuk normu</strong>na uygunluğu anlarken, sosyolojik ekoller meşruiyeti <strong>sosyal realite</strong>de aramaktadırlar.<a name="_ftnref3"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn3">[3]</a> Aron bu hususu şu şekilde ifade etmektedir<em>: “Sosyolog bana ne ahlâka aykırı felsefeye, ne de dogmatizme mahkum görünür. O, politik rejimler üzerine bir yargıda bulunmak üzere düşündüğü politik veya ahlakî fikirler, realiteyle ilgilidir diye kaçınılmaz bir sonuç olarak ahlâk dışına çıkmaz.”</em> Aron’a göre, <strong>siyaset</strong>i salt bir <strong>güç </strong>mücadelesi olarak gören ve <strong>ahlâkî</strong>boyutu yok sayan düşüncenin büyük yanlışı, realitenin başka bir yanını, yani <em>meşru</em> iktidarın, tasvip edilen otoritenin, <em>en iyi</em> rejimin araştırılması yanını kabul etmemesine dayanır. Oysa insanoğlu siyaseti hiçbir zaman salt iktidar olma için kavga şeklinde düşünmemiştir. Siyasetin “iktidar olma için kavga” yanını görmeyen bir kimse safın biri, iktidar olma için kavgadan başka bir şey görmeyen de sahte realistlerden biridir.<a name="_ftnref4"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn4">[4]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Siyaset sosyolojisi temelde “politik güc”ün etkililiğiyle ilgilenir ve bunu sağlayan şartların hangi veya ne tür meşruiyet sayesinde gerçekleşebileceğini veya zayıflayıp başarısız kalacağını araştırır.<a name="_ftnref5"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn5">[5]</a> Weber’e göre “<strong>güç</strong>”, birisinin iradesini başkaları üzerinde uygulayabilme kabiliyetidir. Her politik sistemde “güc”ün üç temel kaynağı bulunur: <strong>Zor/cebir</strong> (<em>force</em>), <strong>etki/nüfuz</strong> (<em>influence</em>) ve <strong>yetke/sulta/otorite</strong> (<em>authority</em>). Zor/cebir (<em>force</em>), birisinin iradesini başkalarına dayatmak için fiilen veya tehdit niteliğinde tazyikte bulunmaktır. Etki ise, <strong>ikna </strong>süreci vasıtasıyla güç kullanımına işaret eder. Otorite ise, kendileri üzerinde uygulanması insanlar tarafından kabul edilip tanınmış olan <strong>kurumsallaşmış </strong>güçtür. Siyaset sosyologları genel olarak bu kavramı, seçilmiş veya halk tarafından onaylanmış konumlar vasıtasıyla meşrû gücü ellerinde tutanlarla ilgili olarak kullanmaktadırlar.<a name="_ftnref6"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn6">[6]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Weber’e göre meşruiyet, toplumsal ya da siyasî bir <strong>düzen</strong>in, kendisine tâbi olanlar indinde <strong>haklılık</strong> taşıması anlamına gelmektedir.<a name="_ftnref7"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn7">[7]</a> Ancak, <strong>haklılığın kaynağı</strong>nın ne olduğu veya ne anlama geldiği konusunda öteden beri farklı görüşler ileri sürülmüştür. <strong>Doğal hukuk</strong>un korunabilmesi için devlete ihtiyaç olduğunu söyleyen Grotius, devletin meşruiyetini de doğası gereği toplumsal halde yaşayan insanların <strong>sözleşmelerine ya da mutabakatına</strong> bağlar.<a name="_ftnref8"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn8">[8]</a>Günümüzde <strong>kalıtsal (tevarüs eden), teolojik, askerî, idarî, ideolojik ve seçime dayanan meşruiyet türleri</strong>nden söz edildiği görülmektedir. Ancak meşruiyet son tahlilde <strong>görece</strong> bir kavramdır ve farklı meşruiyet biçimlerinin karşılıklı etkileşim içinde olduğu söylenebilir.<a name="_ftnref9"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn9">[9]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Siyaset sosyologlarının meşruiyet konusunu daha çok Max Weber’in artık klasikleşmiş olan sınıflandırması çerçevesinde ele aldıkları görülmektedir. <em>“Önce, ünlü Alman sosyoloğunun ‘meşruluk’ kavramını dar anlamda ‘<strong>hukuki</strong> <strong>geçerlik</strong>’ karşılığında değil, fakat sosyolojik anlamda ‘otoriteye tabi olanlarca beslenen <strong>inanç</strong>’ karşılığında kullandığı bilinmelidir.”</em><a name="_ftnref10"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn10">[10]</a> Weber’e göre, <strong>geleneksel, yasal-ussal ve karizmatik </strong>olmak üzere üç ayrı meşruiyet “<strong>ideal tip</strong>”i mevcuttur ve bu tiplerin “ideal” olması, sosyo-politik düzeyde <strong>müşahhas</strong> ve belirgin bir biçimde gözlemlenmekten ziyade <strong>zihinde</strong> tasavvur olunan <strong>soyutlamalar</strong> olarak kalmalarından ileri gelmektedir. Buna bağlı olarak Weber ısrarla, bu otorite ve meşruiyet tiplerinin hemen her zaman değişik ölçülerde bir arada bulundukları görüşünü savunmuştur.<a name="_ftnref11"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn11">[11]</a> Bir başka deyişle, Weber’in ideal tiplerinde ifadesini bulan meşruiyetin bu saf biçimleri gerçek hayatta her zaman bir kombinasyon halinde mevcuttur.<a name="_ftnref12"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn12">[12]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Weber’in ideal tiplerinden “<strong>karizmasal” meşruluk</strong>, şefin kişisel düzeyde sahip olduğu saygınlığın ve çekiciliğin iktidarın kaynağı haline gelmesini ifade eder. Burada, önderliği iktidara dönüştüren bir meşrulaştırma olayı söz konusudur. Ancak Weber, hiç bir iktidarın tek bir meşruluk tipine dayandığını düşünmediği için, ona göre, bu otorite tipinde, ayırdığı diğer iki ideal tipten de pay bulunacaktır.<a name="_ftnref13"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn13">[13]</a> <em>“ <strong>‘Karizma’ eski Yunan dilinde ‘Tanrı vergisi’ anlamına gelen bir kelimedir.</strong>”<a name="_ftnref14"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn14"><strong>[14]</strong></a> “Liderin gerçekten bu niteliklere sahip olup olmaması o kadar önemli değildir. Önemli olan halkın buna inanmasıdır.”</em><a name="_ftnref15"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn15">[15]</a> Weber’in sözünü ettiği <strong>geleneksel meşruiyet</strong> ise, uzun bir sürenin geçmesinin yol açtığı alışkanlığın ürünü olarak kendisini gösteren otoriteyi kabullenme durumudur. Bazen bir iktidar sırf eski olduğu ve kuşaklar öncesine dayandığı için doğal sayılmakta, böylece ortaya kurumsallaşmış bir iktidar tipi çıkmaktadır.<a name="_ftnref16"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn16">[16]</a> <strong><em>“De Tocqueville’in şu gözlemi ne kadar da doğrudur; ‘gerekli kurumlar dediğimiz kurumlar; çoğu zaman, yalnızca, alışkın olduğumuz kurumlardır.’ ”</em></strong><a name="_ftnref17"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn17">[17]</a> Weber’in üçüncü meşruluk tipi ise, yani <strong>yasal-ussal meşruluk</strong>; mantıksal temele dayanan ve üzerinde görüş birliğine varılan bir hukuk kuralları bütününe dayanmaktadır. Bir başka deyişle, otorite ya da iktidar, kaynağını hukuk düzeninden almaktadır.<a name="_ftnref18"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn18">[18]</a> Weber’e göre, patrimonyalizm ve saltanat, geleneksel otoritenin en karakteristik tipleridir. Buna karşılık bürokrasi, yasal-ussal otoritenin en en karakteristik tipini oluşturur.<a name="_ftnref19"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn19">[19]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Weber’in geleneksel otorite ya da meşruiyet tipini daha ayrıntılı biçimde patriyarkal, patrimonyal ve feodal olarak üçe ayırıp incelediği görülmektedir. Patriyarkal otoritenin temelini bir hane reisinin hane halkı (sülale) üzerindeki nüfuzu oluşturur ve irsî yolla geçen bu otoriteye itaat gelenek sayesinde kurulur. Patrimonyal otorite de gelenek vasıtasıyla oluşmakla birlikte, bu otorite tipi yöneticinin yanı sıra bir hükümet veya devlet dairelerinin kurulmasıyla vücut bulur. Ancak, bu otorite tipinde yer alan memurların konumu ile yasal-ussal otorite tipine özgü bürokrasi arasında fark vardır. Feodalizm ise, soyluların ve aristokratların yönetime katıldıkları otorite tipidir.<a name="_ftnref20"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn20">[20]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Sorunu işlevsel bir yaklaşımla ele alan D. Easton’a göre ise <strong>meşruluk şu üç kaynaktan doğmaktadır</strong>. Bunlardan ilki <strong>ideolojik kaynak</strong>tır. <strong>İdeoloji, geniş anlamda, bir “inanç sistemi” anlamına gelmektedir.</strong> Her rejimin dayandığı temel değerler, ilkeler ve güttüğü hedefler, onun ideolojisini oluşturur.<a name="_ftnref21"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn21">[21]</a> Şayet yönetilenler, rejimin temelinde yatan ilkeleri, değerleri ve amaçları benimsiyorlar, bir başka deyişle onların doğruluğuna ve geçerliliğine inanıyorlarsa, rejim ve mevcut otorite sahipleri bu yoldan meşruluk kazanırlar.<a name="_ftnref22"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn22">[22]</a> Easton’un sözünü ettiği ikinci meşruiyet kaynağı <strong>yapısal kaynak</strong>tır. Bu, siyasal yapının ve onun işleyişini düzenleyen normların (kuralların) yönetilenler tarafından geçerli olarak kabul edilmesi anlamına gelmektedir. <strong>Üçüncü kaynağı</strong> ise liderlerin kişisel nitelikleri (kalite, yetenek vs.) oluşturmaktadır.<a name="_ftnref23"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn23">[23]</a> “Easton’un tipolojisi büyük ölçüde Weber’in modelinden esinlenmiştir. Fakat … daha kapsayıcıdır…”<a name="_ftnref24"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn24">[24]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan, <strong>modern çağda ulus kavramının ve “millet egemenliği” düşüncesinin en önemli ve yaygın meşrulaştırma aracı haline geldiği bilinmektedir.</strong> Öyle ki, rejim farklılığı önemsenmeksizin <strong>demokratik, totaliter ve otoriter yönetimlerin hepsi de ulus kavramına atıfta bulunmayı ve halkın siyasal katılımının gerçekleştiği izlenimini vermeyi gerekli görmüşlerdir.</strong><a name="_ftnref25"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn25">[25]</a> Bu noktada Charles Tilly’nin <strong>ulusal devlet</strong> ile <strong>ulus-devlet</strong> arasında yaptığı ayrımın dikkat çekici bir nitelik taşıdığı söylenebilir. Onun tanımına göre, ulusal/millî devletler 1648 Vestfalya Antlaşması’ndan sonra ortaya çıkmış, ulus-devlet olgusu ise Fransız Devrimi’nin ardından kendisini göstermiştir. Ulusal devletlerde <strong>toplumsal olarak</strong> varlık gösteren ulus/millet, ulus-devlette <strong>hukuksal (normatif) bir karakter</strong> kazanmış ve <strong>egemenliğin kaynağı</strong> haline gelmiştir.<a name="_ftnref26"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn26">[26]</a> Bir başka deyişle, Anthony Giddens’ın da belirttiği gibi, <strong>Fransız Devrimi</strong>’nin ardından ortaya çıkan ulus-devlet yapısında <strong>ulus, meşruiyetin temeli kabul edilmiş veya ona böylesi bir işlev yüklenmiştir</strong>. Ancak günümüzde, bir yandan yaşanmakta olan küreselleşme olgusu diğer yandan da postmodernist anlayış, ulus kavramının ve ulusçuluğun devletler tarafından meşruiyet üretimi amacıyla kullanılmasını zorlaştırmış, aksi yönde eğilimler güç kazanmıştır.<a name="_ftnref27"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn27">[27]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte, “<strong>millî egemenlik doktrini, başta Duguit olmak üzere, birçok çağdaş anayasa hukukçuları ve siyasal bilimciler tarafından şiddetle eleştirilmiştir”.</strong><a name="_ftnref28"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn28">[28]</a> Yirminci yüzyılın, Duguit’in öncülüğünü yaptığı bir kısım yazarları <strong>millî egemenliğin sadece metafizik bir faraziye </strong>olduğunu savunmaktadırlar.<a name="_ftnref29"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn29">[29]</a> Bir hukukçu olarak Duguit, her şeyden önce <strong>devletin tüzel kişiliğini tanımamaktadır</strong>. <strong>Devlete kişilik tanımayınca doğal olarak onun egemenliğe sahip olmadığını da kabul etmek gerekmektedir</strong>. Çünkü <strong>devlete tüzel kişilik tanınmasının başlıca nedeni ona egemenlik denilen üstün ve bağımsız bir iradenin tanınması içindir</strong>. Duguit’ye göre, <strong>egemenlik bir varsayımdan başka bir şey değildir ve gerçek ile asla ilgisi yoktur</strong>. Zira ulusa ait bir iradenin varlığını ve bu iradenin nitelik itibariyle kişisel iradelerden üstün bulunduğunu tespit etmeye imkân yoktur. Zira <strong>irade psikolojik bir durumdur ve zarurî olarak kişiseldir, yani bireyin vicdanında bulunur.</strong> Milleti meydana getiren kişilerin ise her birinin eşit iradesinden söz edilebilir. <strong>İrade ancak gerçek kişilerde yani fertlerde bulunduğu için gerçekte ne ulusal irade ve ne de ulusal egemenlik vardır. Bunlar sadece metafizik iddialardan ibarettir.</strong><a name="_ftnref30"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn30">[30]</a> <strong>Bir hükümetin iradesi de son tahlilde kişisel bir iradedir. Bir memlekette parlamentoyu teşkil edenler veya devlet başkanı olanlar iradelerini belirttikleri zaman bunların ulusun ve devletin iradesini belli ettikleri ileri sürülemez. Zira devlet <em>soyut </em>bir kavramdır.</strong> Bu kişiler <strong>milletin de iradesiniyansıtmazlar</strong>, <strong>idarî ve yargısal kararlar gerçekte bunları veren memurların <em>kişisel iradeleri</em>dir.</strong> O nedenle, bir iktidarın meşruiyeti, elindeki kuvveti kullanış şekline göre takdir olunacaktır. <strong>Yönetenlerin iradesi sadece <em>objektif hukuk</em>a uygun ise meşrudur.</strong><a name="_ftnref31"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn31">[31]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Duguit’ye göre, <strong>ulusal toplumda hükmeden otorite <em>ulusal egemenlikten doğan bir hakkı</em>değil, sadece <em>fiilen elinde bulunan</em> bir kuvveti kullanmaktadır</strong>.<a name="_ftnref32"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn32">[32]</a> “İlkel bir kabile başkanının iktidarı ile modern bir hükümetin kudreti arasında Duguit bir derece farkından başka bir şey görmemektedir. Ona göre nitelik bakımından bu iki kudret aynıdır.”<a name="_ftnref33"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn33">[33]</a>Yönetenler yönetilenleri daima <strong>daha kuvvetli</strong> oldukları için iradelerine boyun eğdirirler ve yönetenlerin iradelerinin üstünlüğünün tek nedeni budur. <strong>Bu kuvvet sadece fizik kuvvet olmayabilir; fizikî, maddî, fikrî, ekonomik vs. bakımlardan fiilen en kuvvetli olan kişi veya kişiler iktidarı ele geçirir ve ellerinde tutarlar.</strong><a name="_ftnref34"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn34">[34]</a> Sahibine iktidar ve otorite kazandıran bu kuvvet, ancak <strong><em>hak</em> kaidesine uygun kullanıldığı nispette meşru</strong> hale gelmektedir.<a name="_ftnref35"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn35">[35]</a> “Yönetenlerin iradelerinin hukuka uygun olması için bu iradenin <strong>sosyal bağlılık</strong> anlamına aykırı olmaması ve bu sosyal bağlılığın gelişmesine yardım etmesi gerekir. Sosyal bağlılık ise <strong>hizmet</strong> <strong>değişimi</strong> ile gerçekleşir.”<a name="_ftnref36"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn36">[36]</a> “Bu suretle Duguit’ye göre hükümet edenlerin sosyal bağlılığa ve böylece hak kurallarına uygun hareketleri, sonunda <strong>kamu hizmetleri</strong> şeklinde ortaya çıkmakta ve bu nedenle kamu hizmetleri, dolayısıyle <strong><em>hak</em> kuralı ve sosyal bağlılık fikri hükümet faaliyetinin hem nedenini hem de sınırını teşkil</strong>etmektedir.”<a name="_ftnref37"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn37">[37]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Duguit’nin meşruiyetin temeli olarak gösterdiği sosyal bağlılık olgusu İbn Haldun’un asabiyet kavramını akla getirmektedir. Düşünürün yaklaşımı çerçevesinde asabiyet, devlet kurumunun oluşturduğu veya oluşumuna zemin hazırladığı bir olgu değildir. Tam aksine bir toplum ya da topluluktaki asabiyet, uygun şartlar mevcut olduğunda devletleşmeye ve siyasal iktidarı elde etmeye yol açmaktadır. Böylece asabiyet, Duguit’nin kavramlarıyla ifade etmek gerekirse hem bir “kuvvet”, hem de bir “sosyal bağlılık” olarak vücut bulmakta ve yönetimin meşruiyetini sağlamaktadır. Bu yüzden, <em>“<strong>Mukaddime,</strong> siyasal iktidarların <strong>meşruiyet</strong> sınırlarını gösteren bir siyaset felsefesi eseri değil, daha çok, siyasetin tâbi olduğu evrensel yasaları açıklamayı amaç edinen bilimsel bir çalışmadır. Adı geçen evrensel sosyal-siyasal yasaların<strong> meşruluk</strong> sorunuyla bir ilgisi yoktur”</em> diyen Uygun’un düşünürün görüşlerini yanlış yorumlamakta olduğu söylenebilir. Uygun ayrıca, düşünüre mekanik bir bakış açısı atfederek, İbn Haldun’un yaklaşımı çerçevesinde, yerçekimi yasasının cisimler üzerindeki etkisi neyse, sosyal-siyasal yasaların da toplumlar ve devletler üzerindeki etkisinin o olduğunu öne sürmektedir. Uygun’a göre, “Her iki durumda da, yasalar olayların meşruluğuyla değil, doğası ve niteliğiyle ilgilidir. Bu yasalara aykırılık bir meşruiyet sorunu doğurmaz; ortaya çıkan sadece doğal bir sonuçtur”. Yine Uygun’a göre, “devletin insanları iyiye yöneltmek, Tanrı’nın koyduğu yasaları yeryüzünde uygulamak gibi bir yükümlülüğü olduğu ve bunlara aykırı davranan bir yönetimin meşruiyetini yitireceği görüşü, İbni Haldun’a yabancıdır. İbni Haldun da, yukarıda belirtilen politikaların izlenmesini yöneticilere tavsiye eder; ama bunun nedeni meşruiyet kaygısı değildir”.<a name="_ftnref38"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn38">[38]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Uygun’un bu değerlendirmelerinin kısmen kendi içinde çelişkili, kısmen de yanlış olduğu görülmektedir. Birincisi, İbn Haldun’un sözünü ettiği sosyal-siyasal yasalara aykırılığın meşruiyet sorunu doğurmamasından söz edilmesi anlamsızdır; çünkü yerçekimi yasası türünden bir yasaya aykırılık varsa ortada şayet, bu durumda yasaya aykırılıktan değil, sözü edilen yasanın gerçekte var olmadığından bahsetmek gerekir. Yerçekimi yasası türünden yasalar, tanım gereği, çiğnenmesi mümkün olmayan yasalardır. <strong>Şayet çiğnenebilen bilimsel nitelikte toplumsal-siyasal yasalardan söz ediliyorsa, o takdirde de bu yasaların normatif bir temele dayandıklarını ve meşruiyet kaygısı taşıdıklarını kabul etmek gerekir. Öte yandan, siyaset sosyologlarının sözünü ettikleri meşruiyet konusu, belirli bir siyaset felsefesinin, inancın veya ideolojinin değer yargılarına uygunluktan ziyade, toplum tarafından benimsenerek varlığını sürdürme kabiliyeti ile ilgilidir. </strong>Bu açıdan bakıldığında, İbn Haldun’un meşruiyet konusunu enine boyuna ele almış bulunduğunu kabul etmek gerekir. Ancak burada ayrıca dikkat edilmesi gereken husus, düşünürün meşruiyetin oluşumunu ve yitirilmesini doğal bir süreç olarak değerlendiriyor olmasıdır. Bununla birlikte, bu doğallık, siyasal iktidarın meseleyle ilgili olarak bütünüyle etkisiz bir konumda bulunması anlamına da gelmemektedir; ancak, onun etki alanını belirleyen doğal sınırlar mevcuttur.</p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar İbn Haldun <strong>meşruiyet</strong> konusundan kavramsal olarak açıkça söz etmemişse de, günümüzde konu çerçevesinde tartışılan hususların hemen hepsine değinmiş bulunmaktadır. Nitekim yukarıda konuyla ilgili görüşleri aktarılan Uygun’un kendisi de, eserinin bir başka yerinde İbn Haldun’un meşruiyet meselesine açıklık getirmiş bulunduğunu belirtmektedir. Ona göre, düşünür, güçlülerin güçsüzler üzerindeki üstünlüğünün ilk başta fiilî bir durum olduğunu vurgulamış, yalnızca fizikî güce dayanan ve fiilî bir durum olan bu üstünlüğün istikrarlı bir siyasal iktidarı kurumsallaştırmasının söz konusu olamayacağını belirtmiştir. “Ancak yöneticilik miras yoluyla birkaç kez el değiştirdiğinde, artık iktidarın nasıl kurulmuş olduğu ve gerçek niteliği unutulur. Yöneticilere boyun eğmek bir inanç olarak yerleşir. Bu inancın toplumda yaygınlaşması, fiili üstünlüğe meşruluk kazandırır. Güçlülerin güçsüzler üzerindeki egemenliği, artık herkesin kabul ettiği bir toplumsal ve siyasal düzen olur.”<a name="_ftnref39"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn39">[39]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Uygun’un sözünü ettiği meşruiyet, Weber’in sınıflandırması çerçevesinde geleneksel meşruiyet ya da otorite tipine karşılık gelmektedir. Ancak, başlangıçtaki fiilî egemenlik durumunun da kendi içinde bir meşruiyet temelinin bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır. Burada meşruiyeti sağlayan husus, Duguit’nin sözünü ettiği “sosyal bağlılık” olgusunu ifade eden asabiyetten başka birşey değildir. Uygun’un meşruiyetin oluşumu olarak dile getirdiği husus ise, meşruiyetin temelinin ya da kaynağının değişmesi anlamına gelmektedir. Asabiyet ortadan kalktığı halde, salt alışılmışlık ve kurumsallaşmışlık nedeniyle otorite, toplum tarafından meşru kabul edilmektedir. Düşünüre göre, bir devlet kurulup güçlendikten ve aradan belli bir zaman geçtikten sonra, mevcut yöneticilerin iktidarlarının sağlam olduğu, kendilerine itaat edildiği ve yönetimlerini sürdürmek için asabiyete ihtiyaç duymadıkları görülür. Başlangıçta insanlar yeni yönetimin otoritesine alışkın olmadıkları için, onlara boyun eğip itaat etmek zorlarına gider. Buna ancak, otorite sahiplerinin onlara güç kullanarak galip gelmeleri yüzünden bağlılık gösterirler. Fakat yönetim istikrar bulup sağlamlaşınca ve belirli bir süre devam edince, başlangıçtaki cebir durumu unutulur. Yeni yönetime itaat edileceği düşüncesi adeta bir inanca dönüşüp kökleşir. Onlara itaat edilmesi durumu bir doğa yasası veya Allah tarafından verilmiş kesin bir emir gibi algılanır. Bu yüzden insanlar kendiliğinden otoritenin yanında yer alır ve onun için, gerektiğinde, dinî inançları (ya da ideolojileri veya dünya görüşleri) için mücadele ediyormuşçasına savaşırlar. İşte bu durumda yönetim, artık bir asabiyete ihtiyaç duymaz.<a name="_ftnref40"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn40">[40]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Weber’in terimleriyle ifade etmek gerekirse, burada geleneksel meşruiyet oluşmuş durumdadır. Bu aşamada artık hükümdar, kendisiyle aynı asabiyetten olmamakla birlikte, devlete itaat eden diğer güçlü asabiyetlerin de yardım ve hizmetine başvurur.<a name="_ftnref41"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn41">[41]</a> Bir sonraki aşamada ise paralı askerlerden yararlanılır. Ancak bu, devletin istikrar bulmasından ve iktidar sahiplerinin konumlarının iyice sağlamlaşmasından dolayı, kimsenin yönetimle iktidar mücadelesine girmeye kalkışmadığı bir zamanda gerçekleşir.<a name="_ftnref42"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn42">[42]</a> Böylesi bir ortamda, asabiyet ortadan kalktığı halde, devletin uzun süre yaşaması mümkün olabilir. Bunun temel nedeni, yukarıda da belirtildiği gibi, halkın nesiller boyu devlet başkanına hep itaat edilip boyun eğilinmiş (<em>el-inkıyâdü ve’t-teslîm</em>) olduğunu görmeleri, devlete ve devlet başkanına itaati doğal bir durum olarak görmeleridir. Öyle ki hiç kimse devlete baş kaldırmayı (<em>hurûc</em>) ve <em>isyan</em> etmeyi aklından bile geçirmez. Böyle bir şeye kalkışan çıksa bile taraftar bulamaz, halk çoğunluğu (<em>cumhûr</em>) tarafından reddedilir ve muhalefetle karşılanır. Bu durumda devlet başkanı asabiyete ihtiyaç duymaz.<a name="_ftnref43"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn43">[43]</a></p>
<p style="text-align: justify;">İbn Haldun’un yaklaşımı çerçevesinde karizmatik meşruiyetin de sıkça geleneksel meşruiyetin bir ürünü olarak ortaya çıktığı görülür. Nitekim düşünür, hanedan mensubu olanların, asabiyete dayanmadan da hükümdarlık mevkiine gelebileceklerini belirtmektedir. Ona göre, bir hanedan kuşaklar boyunca pek çok halk üzerinde hüküm sürdüğü ve uzak bölgelerin halklarında bile onlara bağlanıp itaat etme duygusu köklü bir şekilde yerleştiğinde, o hanedana mensup biri bu halklardan birinin yanına gittiğinde, o halk onun etrafında toplanır ve onun hâkimiyetini kabullenirler. Bu şahıs onlara çeşitli görev ve unvanlar verebilir, fakat onlar, kendilerinin onun iktidarına ortak olabileceklerini düşünmez ve ümit etmezler. Çünkü onun asabiyetine bağlanıp itaat etmiş ve bu itaati adeta bir inanç, dünya görüşü ve/veya ideoloji (<em>akîdetün imâniyyetün</em>) haline getirmişlerdir.<a name="_ftnref44"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn44">[44]</a> Ayrıca, Weber’in patriyarkal otorite ya da meşruiyet tipinin, İbn Haldun’un kabile yapısına özgü otorite tipi olarak konu edindiği başkanlığa (<em>riyâset</em>) karşılık geldiği görülmektedir.<a name="_ftnref45"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn45">[45]</a> Yine, patrimonyal otoritenin de, düşünürün “devletin tavırları” kuramı çerçevesinde sözünü ettiği iktidarın kişiselleşmesi, devletin kurucu asabiyetinin dışlanması ve dışardan memurlar istihdam edilmesi gelişmesine karşılık geldiği söylenebilir.<a name="_ftnref46"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn46">[46]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Bunun yanı sıra İbn Haldun’un, Weber’in sözünü ettiği yasal-ussal meşruiyet ya da otorite tipini de konu edindiği görülmektedir. Bu nokta, düşünürün daha önce ele alınmış bulunan siyaset-i akliye kavramında ve bürokrasi olgusunun önemine ilişkin değerlendirmelerinde kendisini göstermektedir. E. Rosenthal’in ifadesiyle, <strong>İbn Haldun’a göre, “devleti yöneten hukuk türü, gelişimindeki belirli bir zamandaki siyasî ve tarihî duruma ve devlet başkanının kanunu uygulama kudretine bağlıdır. İbn Haldun hukuk ve siyaset arasındaki bu bağlantıyı göstermek istedi”</strong>.<a name="_ftnref47"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn47">[47]</a> Bu çerçevede İbn Haldun, hukukun siyasî yönünü veya devlet için önemini açık bir şekilde vurgulamıştır. “Bu, İbn Haldun’un kullandığı kavânîn-i siyasiye teriminde ve yazarın şu yorumunda ima edilmiştir: <strong>‘Eğer devlet böyle bir siyasaya –hukuken bağlayıcı kural ve düzenlemelere dayanan yönetime– sahip değilse, işleri düzen içinde değildir ve otoritesi de tamam değildir.</strong>”<a name="_ftnref48"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn48">[48]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bunlar, İbn Haldun’un temel kavramlarından biri durumundaki asabiyetin, onun çözümlemelerinin tek veya yegâne eksenini oluşturmadığını ortaya koymaktadır. Aynı şekilde devletin meşruiyeti sorununu ele alış biçimi de Weber’in veya bir başka çağdaş düşünürün sınıflandırmalarına indirgenebilmekten uzaktır. Nitekim düşünür, her ne kadar çöküş döneminin yaşanmaya başladığını gösteren bir alâmet olsa da, görkem ve ihtişamın, bir devletin son dönemlerinde, artık ortadan kalkmış veya zayıflamış olan asabiyetin yerini tuttuğunu söyler. Devletin ihtişamı ve görkemi, onun otoritesine olan saygının ve bağlılığın devamını sağlayan bir etken olarak işlev görür. O yüzden devlet, özellikle zayıf zamanlarında, görkem ve ihtişamın psikolojik etkisinden, kendisini saldırılardan koruyan bir zırh gibi yararlanır.<a name="_ftnref49"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn49">[49]</a></p>
<p style="text-align: justify;">İbn Haldun’un meşruiyet konusunu ele aldığı ifadelerinin salt normatif bir amaç içermediği görülmektedir. Uygun’un ifadesiyle, “O, siyasal iktidarın dini hükümlere veya doğal hukuk ilkelerine göre meşru olup olmadığıyla ilgilenmediği gibi, bu ilkelere aykırı olduğu düşünülen iktidarları meşru gösterme çabası içinde de olmamıştır”. Çağdaşlarının ve kendisinden sonraki bazı İslâm düşünürlerinin, onun, umran biliminin konusu olarak gördüğü yasaları özel bir amaçla formüle ettiğini ileri sürdüklerine, böylece düşünürün, Şeriat’e aykırı davranan hükümdarların otoritesini meşrulaştırma, aktif siyasal hayatı boyunca her zaman güçlü hükümdarların yanında yer almış olması yönündeki kendi kişisel tercihini haklı çıkarma çabası içinde gösterildiğine dikkat çeken Uygun, <strong><em>Mukaddime</em></strong>’nin içeriğinin bu iddiaların yanlış olduğunu kanıtladığını ileri sürmektedir.<a name="_ftnref50"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn50">[50]</a> Ancak Uygun, çelişkili biçimde, İbn Haldun’un devlete yüklediği ödevlerin temelinde, iktidarın otoritesinin korunması düşüncesinin olduğunu da söylemektedir. Çünkü düşünüre göre, eğer devlet halkın çıkarına aykırı politikalar izler, haksız ve adaletsiz bir düzen kurarsa, halkın yönetime duyduğu bağlılık azalabilir, halk savaşlarda hükümdarı yalnız bırakabilir, giderek yönetime karşı ayaklanabilir. Ancak düşünür, Uygun’a göre, böylesi bir ayaklanmayı, gayrimeşru duruma düşen iktidara karşı kullanılan bir direnme hakkı şeklinde görerek haklılaştırmaz ve yönetimin hatalarını doğal hukukun ihlali olarak nitelendirmez. Sorunu sosyal ve siyasal yaşamı belirleyen yasalar çerçevesinde ele alır, belirli nedenlerin belirli sonuçları doğuracağını söyler.<a name="_ftnref51"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn51">[51]</a></p>
<p style="text-align: justify;">İbn Haldun’un konuyla ilgili düşünceleri, siyaseti sosyolojik bir bakış açısıyla açıklama çabası içinde bulunduğu gerçeği gözardı edilerek anlaşılamaz. Ancak bu, düşünürün hukukî (<em>de jure</em>) olan ile fiilî (<em>de facto</em>) olan arasındaki ayrımı bütünüyle görmezden gelmesi anlamına gelmemektedir. Bununla birlikte, düşünürün keşfettiği ya da ihdas ettiğini düşündüğü umran ilminin “tanımı, konusu, amacı, meseleleri ve gayesi”<a name="_ftnref52"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn52">[52]</a>  fıkıh (Şeriat) ilmininkinden farklıdır. Bu yüzden, gerçekte <strong>İbn Haldun, konuya umran ilmi çerçevesinde bakmayı bırakıp bir İslâm hukukçusu olarak konuştuğunda, zorbalığı ortadan kaldırmaya yetecek “güc”ün bulunması şartıyla, zorba bir hükümete ve hükümdara karşı isyanı meşru ve makul görür. Delil olarak da bir hadîsi aktarır:<a name="_ftnref53"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn53">[53]</a> “Sizden biriniz Allah’ın hoşlanmadığı bir şey görürse onu eliyle, eğer gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Fakat bunu bile yapamazsa, o zaman en azından kalbiyle buğzetsin.”</strong> <strong>E. Rosenthal’in ifadesiyle, “Bu pasajdan anlaşıldığı gibi, gerçekçilik ile uydurma çözümler arasındaki ayırım çizgisi oldukça incedir”</strong>.<a name="_ftnref54"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftn54">[54]</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn1"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref1">[1]</a> Aron, <em>Demokrasi ve Totalitarizm</em>, s. 19. Aron, bazılarınca, “Max Weber’den bu yana gelmiş en iyi politik sosyolog olarak” görülmektedir. Bkz. Benewick ve Green, s. 35.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn2"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref2">[2]</a> <em>A.g.e</em>., s. 21.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn3"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref3">[3]</a> Öktem, s. 131.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn4"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref4">[4]</a> Aron, <em>Demokrasi ve Totalitarizm</em>, s. 35.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn5"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref5">[5]</a> David Beetham, “Political Legitimacy”, <em>The Wiley-Blackwell Companion to Political Sociology </em>içinde (120-129), ed. Edwin Amenta, Kate Nash ve Alan Scott, Oxford: Blackwell Publishing, 2012, s. 120.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn6"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref6">[6]</a> Richard T. Schaefer, <em>Sociology</em>, 22. ed., New York: McGraw-Hill, 2020, s. 379.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn7"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref7">[7]</a> William Outhwaite, “Meşruiyet”, <em>Modern Toplumsal Düşünce Sözlüğü – The Blacwell Dictionary of Modern Social Thought</em> içinde (492-494), s. 492.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn8"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref8">[8]</a> Toku, s. 33. “Stoacılardan beri, Batı’da medeni (yahut müsbet) hukukun ‘kanunların gerisindeki kanun’dan –tabiat kanunu denilen yüksek bir kanundan– daha aşağıda olduğu ve ondan çıkarıldığı kavramı hiç ölmemiştir.” (Ebenstein, s. 208.) Buna karşılık, Hobbes devlet teorisinden tabiî hukuk öğretisini söküp atmak istemiştir (<em>A.g.e</em>., s. 209). Grotius’a göre, insanların, doğal hukuka riayet etmeyen devlete karşı direnme hakları bulunduğu gibi, yöneticiler, hukuku çiğnedikleri ya da devlet gücünü aştıkları zaman, onlara karşı yalnız direnmek değil, gerekirse onları ölümle de cezalandırmak söz konusu olabilir. Mehmet Ali Ağaoğulları ve Levent Köker, <em>Kral Devlet Ya Da Ölümlü Tanrı</em>, Ankara, İmge Kitabevi Y., 1994, s. 100-102.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn9"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref9">[9]</a> Lawrence Ziring, “Legitimacy”, <em>The Middle East Political Dictionary</em> içinde (138-140), California: ABC-CLIO Information Services, 1984, s. 138-139.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn10"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref10">[10]</a> Kapani, s. 89.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn11"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref11">[11]</a> Duverger, <em>Siyaset Sosyolojisi</em>, s. 203. Mardin’in ifadesiyle, “Weber’in sosyolojisinin bir diğer özelliği, kullandığı kategorileri tamamen geçerli izahlar olarak görmemesidir. Belirli bir toplumdaki meşruiyet şeklini karizmatik olarak tanımlamak, bu toplumda başka hiçbir meşruiyet şekli olmadığını söylemek değildir. Söylenen, karizmatik meşruiyet şeklinin bu topluma ana yönü verdiğidir. Aslında her toplumda Weber’in üç meşruiyet şekli de bulunur. Bunlar içiçe, girift süreçlerdir. Birinin nerede bitip öbürünün nerede başladığı belli değildir”. Bkz. Şerif Mardin, <em>Din ve İdeoloji</em>, 7. b., İstanbul: İletişim Y., 1997, s. 9.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn12"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref12">[12]</a> Outhwaite, “Meşruiyet”, s. 493.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn13"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref13">[13]</a> Duverger, <em>Siyaset Sosyolojisi</em>, s. 201.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn14"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref14">[14]</a> Kapani, s. 90.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn15"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref15">[15]</a> <em>A.g.e</em>., s. 91.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn16"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref16">[16]</a> Duverger, <em>Siyaset Sosyolojisi</em>, s. 202; Kapani, s. 89.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn17"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref17">[17]</a> Duverger, <em>Siyaset Sosyolojisi</em>, s. 314.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn18"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref18">[18]</a> Kapani, s. 90; Duverger, <em>Siyaset Sosyolojisi</em>, s. 203.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn19"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref19">[19]</a>  A. P. Thakur, <em>Weber’s Political Sociology</em>, New Delhi: Global Vision Publishing House, 2006, s. 12.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn20"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref20">[20]</a> Kalaycıoğlu, s. 409-412; Davut Dursun, “Patrimonyalizm”, <em>Sosyal Bilimler Ansiklopedisi</em>, ed. Mustafa Armağan ve diğerleri, C. 3, İstanbul: Risale Y., 1990, s. 257-258.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn21"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref21">[21]</a> Kapani, s. 93.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn22"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref22">[22]</a> <em>A.g.e</em>., s. 93-94.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn23"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref23">[23]</a> <em>A.g.e</em>., s. 94.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn24"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref24">[24]</a> <em>A.g.e</em>., s. 95.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn25"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref25">[25]</a> Aydın, <em>Siyasetin Sosyolojisi</em>, s. 70.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn26"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref26">[26]</a> Nur Vergin, <em>Siyasetin Sosyolojisi</em>: <em>Kavramlar, Tanımlar, Yaklaşımlar</em>, İstanbul: Bağlam, 2003, s. 203-204, 216.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn27"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref27">[27]</a> Sarıbay, <em>Global Bir Bakışla Politik Sosyoloji</em>, s. 103.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn28"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref28">[28]</a> Kapani, s. 76-79.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn29"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref29">[29]</a> Vakur Versan, <em>Kamu Yönetimi</em>, 10. b., İstanbul: Der Y., 1990, s. 17-18.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn30"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref30">[30]</a> <em>A.g.e</em>., s. 18.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn31"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref31">[31]</a> <em>A.g.e</em>., s. 21.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn32"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref32">[32]</a> <em>A.g.e</em>., s. 18. Günümüzde geleneksel egemenlik anlayışının giderek etkisini kaybetmekte olduğu görülmektedir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslarüstü politik ve ekonomik birliklerin ortaya çıkması, ekonominin küreselleşmesi, devlet yapısında merkeziyetçilik karşıtı gelişmelerin (devletin küçülmesi) ortaya çıkması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi eğiliminin başlaması, ulus-devletin egemenlik alanının daralmasına yol açmış bulunmaktadır. Özellikle kuvvetler ayrılığı ilkesi, hukuk devleti anlayışı ve insan hakları düşüncesi, devlet egemenliğini önemli ölçüde sınırlandıran etkenler durumundadır. Bkz. Oktay Uygun, “Küreselleşme ve Değişen Egemenlik Anlayışının Sosyal Haklara Etkisi”, <em>Anayasa Yargısı</em>, Sayı: 20 (Ankara, 2003), s. 251-257.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn33"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref33">[33]</a> Uygun, <em>İbni Haldun’un Toplum ve Devlet Kuramı</em>, s. 19.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn34"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref34">[34]</a> <em>A.g.e</em>., s. 20.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn35"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref35">[35]</a> <em>A.g.e</em>., s. 18-19.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn36"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref36">[36]</a> <em>A.g.e</em>., s. 21.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn37"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref37">[37]</a> <em>A.g.e</em>., s. 22.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn38"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref38">[38]</a> <em>A.g.e</em>., s. 118-119.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn39"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref39">[39]</a> <em>A.g.e</em>., s. 94.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn40"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref40">[40]</a> <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 77b-78a; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s.­ 184-185; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 215-216;<em> Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 374.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn41"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref41">[41]</a> <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 78a; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s.­ 185; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 216;<em>Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 375.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn42"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref42">[42]</a> <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 78b; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s.­ 186; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 217-218;<em>Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 376.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn43"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref43">[43]</a> <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 142b; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s.­ 329-330; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 393;<em>Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 560-561.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn44"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref44">[44]</a> <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 78b-79a; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s.­ 187; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 219;<em>Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 377; el-Husrî, <em>İbn-i Haldun Üzerine Araştırmalar</em>, s. 156.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn45"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref45">[45]</a> Bkz. <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 66b; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s.­ 160; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 176;<em>Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 338-339. <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef. nüshasında bu sayfalarda Tunus nüshasına göre eksiklik vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn46"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref46">[46]</a> Bkz. <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 92a; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s.­ 215; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 257;<em>Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 411-412.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn47"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref47">[47]</a> E. I. J. Rosenthal, <em>Ortaçağ’da İslâm Siyaset Düşüncesi</em>, s. 150.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn48"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref48">[48]</a> <em>A.g.e</em>., s. 147.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn49"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref49">[49]</a> <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 141b; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s.­ 327; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 390;<em>Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 558.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn50"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref50">[50]</a> Uygun, <em>İbni Haldun’un Toplum ve Devlet Kuramı</em>, s. 119-120.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn51"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref51">[51]</a> <em>A.g.e</em>., s. 120.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn52"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref52">[52]</a> Bkz. <em>Mukaddime</em>/Âtıf Ef., vr. 17b; <em>Mukaddime</em>/Zağbî, s. 69; <em>Mukaddime</em>/Pîrîzâde, I, s. 77; <em>Mukaddime</em>/Kendir, I, s. 72; <em>Mukaddime</em>/Uludağ, I, s. 204; <em>Mukaddime</em>/Rosenthal, I, s. 77-78; Köksal, s. 9.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn53"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref53">[53]</a> E. I. J. Rosenthal, <em>Ortaçağ’da İslâm Siyaset Düşüncesi</em>, s. 143.</p>
<p style="text-align: justify;"><a name="_ftn54"></a><a href="https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/#_ftnref54">[54]</a> <em>A.g.e</em>., s. 143, n. 30.</p>
<p><em>(Kaynak: Seyfi Say, <strong>Uluslararası Siyaset Sosyolojisi Açısından İbn Haldun</strong>, Ankara: Detay Y., 2014.)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>(26.08.2016)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kaynak: https://salabet.wordpress.com/2016/08/26/hayrettin-karamanin-mesruiyet-konusunda-yazdiklari-islami-acidan-bir-cinayete-sekuler-sosyal-bilimler-acisindan-ise-derin-bir-cehalete-karsilik-geliyor-adam-ilahiyatci-fakat-mesruiyet-anlayisi-k/</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&amp;linkname=Me%C5%9Fruiyet" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fiktibaslar%2Fyazarlar%2Fmesruiyet.html&#038;title=Me%C5%9Fruiyet" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/mesruiyet.html" data-a2a-title="Meşruiyet"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/mesruiyet.html">Meşruiyet</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/iktibaslar/yazarlar/mesruiyet.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
