<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Berat gecesi arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.biz/tag/berat-gecesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/berat-gecesi</link>
	<description>Hakkın ve Sabrın T&#252;rk&#231;esi imani, fikri, edebi, tarihi ve siyasi neşriyatdır...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Apr 2023 12:52:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>http://www.turkcesi.biz/wp-content/uploads/2017/06/cropped-osmanli-armasi-site-ikonu-50x50.jpg</url>
	<title>Berat gecesi arşivleri - Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</title>
	<link>http://www.turkcesi.biz/tag/berat-gecesi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>-6- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 15:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[devletin dini]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[içtihad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13950</guid>

					<description><![CDATA[<p>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR! (6) Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) HER ŞERÎATIN ASLI, “BANA GÖRE” DİYEN MUHARRİFLER  VÂSITASIYLA BOZULMUŞ, TAHRÎF EDİLMİŞDİR… Her kim ki, kendi nefs<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-6- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(6)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>HER ŞERÎATIN ASLI, “BANA GÖRE” DİYEN MUHARRİFLER  VÂSITASIYLA BOZULMUŞ, TAHRÎF EDİLMİŞDİR…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Her kim ki, kendi nefs ü hevâsına göre <strong>“İSLÂM”</strong> adında bir dîni anlatır, sözü de <strong>“BANA GÖRE”</strong> olursa; veya <strong>“BANA GÖRE”</strong> demez de, hevâ ve heves ve teşehhîlerini falan filan kitablara, hatta levh-i mahfuza, falan târîhî şahsiyete veya Ukbâ’ya göç etmiş meşâyih ve ulemâya zerre kadar utanmadan ve îmân sancısı çekmeden <strong>“TASDÎK etdirib”</strong>, onların ağzından kalabalıklara boca eder ve onların kafalarından geçirib kuyruk sokumlarından çıkarırsa.. bu azâzîl sürüsüne insan denilmez… İbni Sebe veya İbn Selül akıntısı denir ve ortada ne îmân, ne  dîn, NE de ŞERÎAT kalır… Binnetîce, Yahudilerin, Mûsâ ve Îsâ Aleyhimesselâm’ın şeriatlarını tahrîf, tağyîr, tahrîb ve tebdîl edişleri netîcesinde, kökünden kopuk ve beşerîleştirilmiş bir çok bâtıl din ve mezheblerin ortaya çıkışı gibi, bu <strong>“BANA GÖRELERLE”</strong>; İSLÂMİYYET’den (Son Şerîatdan) da kalp paralar ayarında ve beşerîleştirilmiş birçok mecâzî ma&#8217;nâda dîn, şerîat, mezâhib; ve mefâsid ü mehârim v.s. ihtirâ’ ve îcâd edilmiş ve uydurulmuş  demekdir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Evvel yoğidi, iş bu rivâyet yeni çıkdı”</strong> kabilinden, cumputratik-DİButratik, demputratik, AKAPutratik, CEHAPutratik, kamalotratik, dokunmatik, <strong>“dört dörtlük LAİK-putik”</strong> ve uydurmatik religionlar, eşkıyâ çeteleri gibi ORTALIĞI BASACAKDIR……</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kardinâl-i mestûre ve mahlûbeden Feto Hocia-fendi dahî: <strong>“BANA GÖRE”</strong> diyerek binlerce kavânîn-i FETTÔŞİYYE üretib türetmiş, İlâhiyyatlardaki gariptolardan  Purrof. Maruk Meşer gibiler ma’rifetiyle de, <strong>“Fetulla GÜLEN FIKHI”</strong> nâmındaki  <strong>“yazıt-çizitlerle”</strong> Vatikan’a mutî’, yeni edyân ü mezâhibin yolları ve girizgâhı ihtirâ’ ve îcâd ü ifsâd eylenmişdi…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>EBÛ HANİFE GÖLGESİNDE MİSKİN MİSKİN OTURMAKDANSA, GARAMANLİS GÖLGESİNDE PİŞKİN PİŞKİN O.URMAK VEYA …</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Aband ÜSTÂD-I  Â’zam ve Muazzamlarından Haltettin Garamanlis makûlesi bir nice Mason Abduh şâkirdânı pırasasörân-ı ılmâniyye dahî, <strong>“Telfîk-i Mezâhib”</strong> ve <strong>“Usûl-i fettôşiyân üzre yürüyüb, nice teşehhiyât ü telbisâtını dahî, RÂCİH kavilmiş gibi resmî DÎN muhitlarına yalatıb yedirerek”, “BANA GÖRELER”</strong> kervânının başını çekmişdir, hâlen de çekmektedir!. İctihâd dedikleri bu teşehhîleri de, AKAP iktidarsız iktidâr-ı acîbe ve hökûmât-ı ılmâniyyesinde, saf ve garîb ehâliye bol bol ve şifâ niyetine yedirmektedirler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>1963’deki İs. Enstitüsünden me’zûniyyet merâsim-i cumhûriyyesinde mûmâileyh Garamanlis, kendisine altın saat hediye eden birâderân-ı farmasôniyyeye teveccüh ve mutâbaât eyleyüb, o dahî bir nice te’lîfât ve makâlâtı ile İlâhiyât ü DİB’iyyât ve İmam Mekâtib-i Cumhûriyyesini teshîr ü temlîk ve telfîk eylemişdir!. Böylece, <strong>“Dîn-i İSLÂM”</strong> deyû, onun teşehhîyât ve dalâlât u küfriyyâtı, bir nevî <strong>“DEVLET DÎNİ”</strong> hâlinde ve ülke çapında tedâvüle sokulmuşdur!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Binâberîn, mûmâileyh, Devlet-i Ilmâniyye Saraylarının, <strong>“İctihâd kapısını, pencere, baca ve cumbalarını ardına kadar açmak içün CANLA BAŞLA ÇALIŞAN âlimi” </strong>ya’ni saray mollası olmuş, nice ödül, modül, şân ü nişân, rütbe ve habbeden kubbe sâhibi kılınmışdır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“BANA GÖRE”</strong> temeli üzerine binâ, inşâ’ ve ibdâ’ edilen teşehhîler,  İktidâr-ı Tayyibât himmet ü gayretiyle dahî, şu netâic-i elîme ve ucûbeyi ihtirâ’ eyliyecekdir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“ŞÖYLE BİR GENÇLİK: Modern, pozitif, feminist, nefsine tâbi’ aklını, tepesinden birkaç karış yukarıda iha ve sihalaşmış olarak taşıyan; ve aynı zamanda da vatan, millet, sakarya, bayrak ve toprak tutkunu; iri, diri, ileri, çeri, seri.. dahî aynı zamanda da “dört dörtlük laik” ve tam Ayasofya’lık ve İKONALIK, &#8220;modernite, hümanite, deisnite ve feminite&#8221; tevhîd ve şehâdetiyle müsliman (!) ve Âsım’tırak veya Hâlûk&#8217;tırak, çatlak, patlak veya matrak bir gençlik… </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Mason (Efgânî-Abduh-Reşid Rızâ) teslisinin ağzıyla “Kör taklîd ve mezheb taassubundan” hâlî; ve ümmet icmâına mazhar olmuş mezâhib-i erbaaya tepelerin de en zırva zirve ve tepesinden, keskin mi keskin, kuşbakışı ve baykuş bakışıyla bakan, dem-putratik, ÖZLEM ayarı verilerek közlemlenmiş ve çift kavrulmuş, mezesi çerez, aklı çeyrek veya gevrek bir gençlik… </em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Yüzyıllardır Ebû Hanîfe’nin gölgesinde miskin miskin oturmuşuz” kibâr-ı bel&#8217;âm ve vecîzeleri yumurtlatanların dümen suyunda, &#8220;miskin miskin&#8221; değil de, pişkin pişkin gölgelenib, ozon gazı gibi de renksiz, kokusuz, sessiz ve ılımlı .surmuşuz diyen; Emnânımın dilinden <u>“Sosyal cinsiyet eşitliği bizim içün-altını çizerek söylüyorum-ÖLÜM KALIM mücâdelesidir” </u>diyerek vecde gelen; ve “ÖZLEM-GÖZLEM” cenâh-ı müennesât, müessesât ve madâmiyyâtının dili, dudağı ve damağıyla <u>“6284 bizim, kıpkızıl mâbâdı olan hatt-ı üstüvâ maymunlarının o mahall-i mahsûsundan ziyâde kıpkızıl (kırmızımızdır);  ve şeyhâne sermâyelerinin KIRMIZI rujundan da bin beter gene kıpkızıl kırmızı çizgi ve çip-gimizdir”</u> nânesi otlıyan, damızlık ve kımızlık bir gençlik…</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Ve laik dem-putrasilerde </em></strong><em>(dâr-ı riddelerde)<strong> İslâm’ı gâyet râhat ve huzûr u sükûn ve UYGUN, dahî SUSKUN ve DURGUN yaşama terapilerine mazhâr;</strong> <strong>her yanı ve ânı “sosyal güvence” ve “dîni güncelleme” içinde çalkalanan bir dinin=religionun telfik-asyonuna RÂBITA eden, radyasyonlu ve ışık hızıyla hayâl yakalıyan bir gençlik…</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Raiz-i Şâhâne himmet ü gayreti altındaki religionun=Dîn-i Garamanokrasinin mü’mini, diyalokrasiyi de sözümsemiş, Feto-kobrasiyi üzümsemiş ve özümsemiş, “varlığım Türk ve Atatürk varlığına armağan olsun” diyen; bozkurt kafalı, 1000 mumluk ampul  zıyâsıyla zekâlı, telfîk-i edyân ü mezâhib vecd ü istiğrâkına bihakkın sâhib, ana-avrat ve atası  izinde, damarlarında Corona aşısı ve “asîl kan taşıyan”; toprağını sımsıkı sıksan şühedâ kanı ve corona aşısı fışkıracak saygın ve baygın, vatan sath-ı mâil-i riddesini LGBT dernekleriyle şenlendirib “cinsî tercih”  güvence ve eğlencesinde; Ulubatlı Hasan ve Seyyit Onbaşı kıvâmı ve kıyâmında kahraman veya bozkurt uykusuyla uykuman ve yiğit; ve senede 2 kere tanrıya, her gün inâsa tapan ve bayram-seyran ve her fırsatda heyâkile secde eden; su katılmamış ve arıtılmış musluk suyu serinleticiliğinde, safâhât ü hayâlâtın Âsım&#8217;gil NESİL  çizgisinde, yorulunca dinlenmek içün ara sıra da “vatanım rûy-i zemîn” diyen Fikret’in, papaz oğlu Hâlûkcuğun ayar ve kayarında,  4+4&#8217;lük müslüman mı müslüman,   ne sünnî ve ne şii, meallere ayarlı, politika fırıldaklarına duyarlı, gayr-i miskin ve tepişkin, dahî tam pişkin  bir gençlik…&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İŞTE, bunlar, <strong>“BANA GÖRELERLE”,</strong> aslâ gerçek bir fıkıh usûlü ile değil ammâ, fıstıkçı veznindeki (fıkıhçı metodolojisi) ve sosyo-antropolojisi, masonik telfikçi terminolojisi, hatta embriyoloji ve genetikolojisi, daha da hadd safhalarda sosyal cinsiyet ve cibilliyet sexomanyakolojisi ile, böylece ÎCÂD ü İNŞÂ’ ve İBDÂ’ ve ihtirâ’ eylenecekdir!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yâ Hayyu Yâ Kayyûm, YÂ Sabûr, Yâ Mâlike’l-Mülk, Yâ Müntakîm…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>İSLÂMİYYET’İ “GÜNCELLEMENİN” ÖTEKİ SEBEÎ ADI: “BANA GÖRE” FAŞİZMASI VEYA LAİCİTE’DİR…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Patenti Garamanlisist familyalara âid, Yehûdiyyet ve Nasrâniyyet dîn-i bâtıllarına muvâzî (paralel ve nânesel) yepyeni ve taptâze bir dînin, usûl-i TEDRÎC üzre vaz’edilme noktalarına şu başlıklarla pek mülâyimâne ve tayyibâne; ve <strong>“Bana Göre”</strong> rotasıyla ve fakat <strong>&#8220;kaş yaparken gözleri çıkara çıkara&#8221;</strong>  gidilmektedir!. Misâllerimizden birkaçını, makâm-ı şevketpenâhîlerine şöylece arza müsâreât eyleriz:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> <strong>“Dört dörtlük laikiz..”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(BİZDEN: Laiklik denilen ve her ermeni bilmem ne kilidi gibi önüne gelen anahtara uyan ve uydurulan ve ateist pozitivizmanın vitrin mankeni ve kamalist montajı  bu ideoloji, her insî şeytanın her istediği yerde, zaman ve şekilde İslâmiyyet’i <strong>yasaklama, bozma ve bulandırmasına</strong> âlet, bahâne ve <strong>maymuncuk</strong> yapılmışdır… Bu isti’dâddaki laicitede,  1789 Fransız gâvur kafa ifrâzâtının bir kere dört dörtlüğü olmaz, ancak dansöz gibi kıvırtdırılan 8X8’liği olur!. Çünki bu, dünyânın her devletinde, her dem-putrasisinde ve her cum-putrasisinde ve her parti-pırtısında, her fakülte ve pırasasöründe, her şef veya diktatöründe, aynı değil, farklı kılık kıyâfeti ve ma’nâları tazammun etmektedir. Müteveffâ Ali Fuad Başgil’den tutun, geçen şubatda toprağına kavuşan 367 ve Cum mitingleri azâzîli S. Kanotoğlu’na kadar her İslam’sız harbînin kafasında, biribirinden farklı bir laicite (laisite)=laikçilik vardır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Türkiya’ya gözle görülen şekliyle laisite zıkkımını evvelâ tanzimatçı masonlar, sonra da, 1876’da ermeniye yazdırılan anayasa (kânun-ı esâsî) ile, bir başka yumuşak laicite şeklini meşrûtiyetçi zibidiler  sızdırdılar. İttihadçı eşkıyâlar tarafından ise, dozu daha çoğaltılarak ileri derecede berbat bir şekle ifrâğ edilmişdi&#8230; Cumhuriyetle beraber, Dinle devleti ayırma lâdînîliği (İslâm içün MUHÂL ise de) 1924&#8217;den i&#8217;tibâren bu yola girildi veya bu Fr. kafa ifrâzâtı veya hamûlesi damardan iyice zerkedilmişdir&#8230; Maksad, İslâm denilen mutlak hakk ve hakîkât sisteminin kökünü kurutmak, yerine, Fr. devriminin kopya veya teklidini yerleştirerek, Anadolu&#8217;yu Müslüman varlığı ve hüviyetinden tamâmen temizlemekdi&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu arada şu bilinmiyenin de bilinmesinde pek büyük fâide olacaktır: Türk anayasasına laiklik, T.C.’de (laicite=laiklik değil, laikçilik) olarak resmen 1937’de, Fransız anayasasına ise resmen, Ankara&#8217;dan 9 yıl sonra 1946’da yazılmış ve girmişdir!.. Laicite=layıklıkçılar bunu da öğrenince, <strong>“Fransa’ya bile layıklık ihrâc eden müthiş ve kamalist bir ülkeyiz”</strong> demeye hakk, gurur, övünç ve sevinçden uçacak; hatta <strong>“dünyâ bizim vagonumuz ve taklidçimizmiş meğer”</strong> deme irtifâını da, atalarının ak südü gibi kemâllice kazanacaklardır!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ancak <span style="text-decoration: underline;"><strong>(dinle devleti ayırmak gözboyaması)</strong></span> burada bırakılmamış, İslâmiyyet’in, sâdece devlet sisteminden tardını değil, cemiyetden, halkdan, Necdet’in teşehhîsi ve guguksal ictihâdı (!) mu’cebince <strong>“kamusal, tapınsal ve tapusal alandan”</strong> başörtüsüne kadar her şeyden, hatta câmilere konulan nice yasak, ta’lîmât ve ta’mimlerle mesâcidden bile tardına vesîle ve bahâne kılınmışdır… Maksad, Müslüman milleti, İngiliz başda olmak üzere bütün yehûdî ve haçlı dünyâsının içini sömüreceği bir kadavraya, yani  gayr-i müslim mürtedd ve ardından da putperest bir <strong>ulus</strong> hâline getirmekdi. Bunu, (Laicite) gâvurcasıyla=laikçilik olarak, 6-7’li masanın madamına 28 şubatçı <strong>yağlı</strong> şeyi gibi değilse de, 6 îmân şartının zıdd-ı kâmili olarak  6 oklu umdelerin en başına veya en .ıçına çakdılar!.. Ancak oy derdine düşdükleri zaman ise, mut&#8217;acı İran şiileri gibi TAKİYE sahtekârlığını da ihmâl etmeyib şerefsizleştiklerini söylemeliyiz. Bu Ramazan&#8217;da: <strong>&#8220;İnandığınız Allâhınız belânızı versin, kocam şu kadar hınzır budunu yarım saatde yutuyor&#8221;</strong> gibi herzeler ve gâvurluklar taşıyan bazı zibidi madam döküntüleri ve politik patronlarının, inanmayıb reddetdikleri (Dînin), oruçlu gibi iftâr sofralarına çöküb (!) duâ içün de cenâbet ve lâ&#8217;netli ellerini semâya kaldırma zilletiyle öz inançsızlıklarının bol bol ve alâmeleinnâs <span style="text-decoration: underline;"><strong>içine etmekden bile çekinmediklerini</strong></span> ve bu dereke alçaklaşdıklarını da  çok şükür görmüş olduk&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Anayasa dedikleri tapınış kitabında: <strong>“Devletin RESMÎ DİLİ TÜRKÇE”</strong> yazarken, diğer yandan da, orada, Türkçe değil de lâtinceden ve ondan Fr. lûgatine geçen (laicite) lâfzı, biri bir dünyâya bedel TÜRKOĞULLARINA gece-gündüz, mezesi leblebi rakı gibi içirildi… <strong>“Hukukçu”</strong> geçinen baro, ato, parti-pırtı, hoca-hocia, sarıklı-yarıklı ve milliyetçi-illiyetçi hiçbir gürûh da, bu <strong>“tenâkuza”</strong> bir fiske bile atamadı, gık bile diyemedi! Çünki en ileri dem-putrasi, en faziletli cum-putrasi; en LGBT’li hürriyet, mel&#8217;ûniyet ve şehâvâniyet, en donu düşük zürriyet, en iyi yaşanan <span style="text-decoration: underline;"><strong>Müslümanlık</strong> </span>T.C. yüzyılında yaşanıyordu!..</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Çünki, en ileri ve çağdaş, çaldaş, çırpdaş ve yandaş hukûk devleti; en endâzeli, olgun ve dolgun, şişik ve pişik ve uçsuz bucaksız adliye dosyaları, en acıtmaz homo hakları güvencesi, en ezib pestile ve paçavraya çevirib en erken emekli hakkı veren kadın istihdâmı, en yenilmez dik, dimdik ve kemik ümmet liderliği, en uygar ve bulgar kamalizma; sokakları en sürülü, ısırgan, vahşî, çoluk çocuk nice ma&#8217;sûmun canına okuyub sakat da bırakan it-köpek dolu hayvânât, hayat ve memât,  ancak bu cennet vatanda görülüyor; ve bunun <strong>&#8220;mutluluğu, kutluluğu ve putluluğu&#8221;</strong> ancak bu al bayrağın gölgesinde sa&#8217;yebân olunarak tadılabiliyordu!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>En mükemmel ve ileri <strong>Corona</strong> aşılı doktorluk ve .oktorluk mezâristan, en parti-pırtısı biribirini dişleyen can ciğer vatandaşlar, hep, bu (dâr-ı riddenin) en aslî en köklü ve en yerli ve millî, hatta en  millî görüş, güçüş ve gömülüşlü vatandaş ve havandaşları, bu pek mübârek ve mümbit COĞRAFYAMIZDA yaşamakda, berhayât, bermemât (!) bermû’tâd berkamâl olmaktadırlar, vesselâm……</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Netîceten:</u></em></strong><em> Türkiya’da laisite=laikçilik vardır ve bu, İslâmiyet’in kökünü kurutmak içün bir tuz ruhu gibi tam 184 senedir dozu gitdikçe artan bir semm-i katil olarak, bu sâbık milletin ENKÂZI ÜZERİNDE kullanılmış; ve îmânı, dîni, ruhu, ahlâkı, benliği, şahsiyeti ve varlığı en zâlimâne usûllerle eritilmişdir. Yeni uydurulan: <strong>“Dînin Güncellemesi”</strong> ta’bîri de, bu laisitenin önünü açmak içün, İslâmiyyet’i daha da BUDAMA ameliye ve <strong>“operasyonunun”</strong>, (muhâfazakâr-(dem-putrat) politikanın) elinde, onun kesici ve delici bir âleti olmuşdur!. Dört dörtlük deseler de, aslında sekiz sekizlik kıvır kıvır bir laicite peşindekiler, şefokrasinin, daha maskeli <strong>“din dönüştürme”</strong> cinsi olarak iş çevirenlerdir… Bugün (atasal şefokrasi) partisi, her reis-i umûmîsiyle ıstıfâ (seleksiyon) geçire geçire veya amipden homosapiens maymunlarına doğru bir Darvincilik veya evolüsyon atlata atlata (ata partisi olmanın) çok ötesine sıçramış; çook daha dışdan kumandalı bir İHA-siha hâline gelmişdir!. Eski kadîm (kaskatı şefokrat-kamalist) hâl ü keyfiyetini ise, muhafazakâr şirinleştiriciler eliyle fırka-yı tayyibât ile zümre-i bağçeliyân ve muhibbânının yed-i emânına, <strong>mozalelik</strong> bir saygı ve yaygı duruşuyla tevdi’ eylemiş bulunmaktadır!.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>SOSYAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EŞİTMİŞ=ÖLÜM KALIM SAVAŞI!</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Först Leydi-i Sultâniyyelerinin lisân-ı bayâniyye ve beyâniyyeleriyle):<strong> “Sosyal cinsiyet eşitliği mücâdelemiz, bizim içün sâdece bir hakk arama mücâdelesi değil, altını çizerek söylüyorum ki, bizim içün ÖLÜM-KALIM mücadelesidir…”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dünyâ DERİN devletinin veya küresel çete denilen azgın merci’lerin, sosyal cinsiyet eşitliğini, dünyâ nüfûsunu katl ve bunun içün de âile hayâtını felç etmek istediği, artık bugün bütün çıplaklığı ile meydana çıkmışdır. Çocuk yaşdan i’tibaren bütün cinsiyet hududlarını yıkarak ve (nikâhsızlığı en tabii, en biyolojik, en bedenî, en şehevî ve en hazım cihâzı muâdili bir hâlde yaşayış) olarak nesillerin zihnine çakmanın ve bunu onlara telkîn ve onlarda tesbit etmenin peşinde-şeytanlığındadır&#8230;  Hakîkat, fıtrat, millet, tarîh, insanlık ve bizim içün bu, yaratılış dışı ucûbe (patalojik) bir manzaradır. Bundan çok daha iğrenç manzara ise, bunun, sıradan tabiî ve ma&#8217;sum bir tercîh ve temâyül gibi nesillere bulaştırılmaya ve telkîne çalışılmasıdır. Bütün bu ve benzeri nice iblislikler, insanlık içün dünyâ çapında bir âfet hâlini almaya gidiyor. Bunların neticesinde, Batı’da  iğrençlik hududlarına vararak  ve kuvveden fiile çıkarılarak, bu şeytanlıklar daha hızlı mikyaslarda yaşanmıya ve yaşatılmıya başlanmışdır… İst Sözleşmesini 11 yıl, 6284 belâsını ise o sözleşmenin şeytanlığını yaşatan devâmı olarak hâlâ insanlara musallat edenler; ve diğer yandan da, buna muvâzî olarak tavşana kaç tazıya tut gözboyamasıyla <strong>“âilenin muhâfazası”</strong> nakarâtıyla gözboyayan politik muktedirler (!) cidden feci’ derecede aldatıcı ve korkunç derecede ihânet ve yıkıcı bir manzara resmetmektedirler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugün âile, ne kadar yokluğa mahkûm olucu bir âfetle kuşatılmışsa; adı üzerinde <strong>“Millî” </strong>bulunan<strong> “Eğitim”</strong> de, ma’lûm vekâlet üzerinden ve 1947’den beri milletin geleceği olan nesilleriyle, binlerce esef ki, ABD’lilerin eline, onların eğitim TARZINA BIRAKILMIŞDIR…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong><u>(HÂMİŞ:</u></strong> Eğitim, Hayvan içün kullanılır. İnsan, eğitilmez,  ta’lim ve terbiye edilir…)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Maarif, ABD’lilerin TÜRKÜ kalıba sokmasına yani amerikanlaştırmasına veya onlar hesâbına ehlîleştirilmesine terk edilmiş; ve bu, milletin hayat damarları kesilerek, çembere ve kıskaca alınması, bir nevi zombileştirilmesi olmuşdur. Bugün ise, (âile müessesesini paçavraya çevirmek), bu birinci âfetin üzerine inzimâm etdirilmek istenen ikinci ve korkunç bir helâket kabûl edilmelidir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tekrarında elzem ve ehem fâide görürüz ki, Anadolu&#8217;daki Milletin ortadan kaldırılmasının, onun, 4 ana ve mutlak KIYMETİNİN elinden alınması ile olacağına dünya azâzîl cebhesi karar vermişdir. Birincisi, diğer üçünün de merci’ ve menşei olan, Münezzeh, Mukaddes ve Mutlak DÎNİDİR. Diğer üçü de: lisânı, âile telâkkîsi ve târîh şuurudur… ABD kafasıyla 76 yıldır maarifin böyle kuşatılması, nesillerin zihin ve kalblerinden bu 4 ana kıymetin aslından saptırılarak, ehâlînin, köleleşmeye müsâid ve olgun hâle getirilmesi gâyesine ma’tufdur…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>TÜRKİYA 1947’DEN BERİ, MAARİFİNİ ABD FULBRİGHT COMMİSSİON’UNA TESLÎM EDEREK, NESİLLERİNİ İŞGÂLE MA&#8217;RÛZ BİR HÂLDE BIRAKMIŞDIR…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Fulbright commission (Fulbrayt komisyonu) denilen bu tuzağın başında, Reis olarak ABD misyon şefi, ve 3 CİA ajanı a’zâ, 4 de türk a’zâ olarak 8 kişi vardır. Karar alınırken reyler müsâvî olsa, karar, ABD’li reis tarafı istikâmetinde alınacakdır!. Komisyon, <strong>“Türkiya Cumhûriyeti Millî Eğitim Bakanlığında”</strong> çalışmakda, bütün mekteblerin DERS PROGRAMLARI da dâhil her mes’eleyi burası karara bağlamaktadır!.. 1994’de, bu komisyonda çalışan 60 me’mûrun 40’ı ABD vatandaşı olarak iş görmüşdür. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>1922’de <strong>Kurtulduk</strong> nârası atanlar, Batı emperyalizminin silâhlı işgâlinden <strong>“KÜLTÜR, EKONOMİK ve SOSYAL”</strong> esâretine nasıl düşmüşler ve Lozan’daki İngiliz kafasıyla bunu nasıl perçinlemişler, 1947’den beri de  Türkiya nesli, geleceği ve zihni, adı geçen komisyonla nasıl ABD KAFASI, irâdesi ve hâkimiyyetine devredilmişdir. Bundan hâlâ ibret alan yok, velâkin <strong>“yerli-millî”</strong> havası ve palavrası atan çok&#8230; Hatta BUNLAR, her köşeyi de sarmışlardır. Bütün bu istîlâ ve işgâller halka duyurulmamış, ondan saklanmışdır. Tam tersine milletin kafası da şöyle şartlandırılmışdır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Kurtulduk, düşmanı denize dökdük; bağımsız, HÜRR, kendi kendini idâre eden ve “hâkimiyyeti&#8221; de Allâh’dan alıb kullarına, halka, ona buna veren (!) layık-demokratik-cumhûrcu bir devlet kurduk; ne mutlu Türküm diyene, bir Türk dünyâya bedeldir; Kıyâmet, Âhıret, Hesâb-Kitâb tanımadan, Fransız kafasından kopya ve taklîd ve İLELEBED devâm edecek layıklık îmanımız, REPUBLİQUE (cumhûriyet) DÎNİMİZ’dir; ve en büyük eserimizdir, v.s.”</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böylece, milletin 4 ana temeline de tuzak kuran bir şartlandırma ve masallar, halka yüzyıldır ve zorla yedirilmişdir… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şimdi de: <strong>“Cumhûriyetin Yüzyılı” ve “yeni Türkiya” nakarâtı; oynatılan değil, OYUN kuran Türkiya âvâzeleri.. âile, maarif, mekteb ne olursa olsun, yeter ki bilmem ne kültür merkezlerimiz ve saraylarımız olsun, dünyâ üçden-beşden büyükdür, ben de çok iri, diri ve böyyüğüm diyen Türkiya.. dünyâya meydan okuyan (!) ammâ, içindeki üçbuçuk iğrenç politika ve terör itinin bir asırdır çenesini kıramayıb kökünü kurutamıyan, tam aksine önünü açarak parti parti, maaş maaş azdıran, lâkin bugün-yarın iç ve dış düşman mihrakları “yendik, yedik ve yutduk&#8221; palavralı, bol nakarâtlı, kelepir yalan ve dolanlı Türkiya, v.s..”</strong> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugünün uyutma terapileri de böyle şeyler&#8230; ABD&#8217;liye uçak bedellerini peşin ödeyib, ne uçak ne de parayı geri alabilen; nice kadük, güdük ve düdük kânûnları bile kaldıramayıb, târîhî devamlılık te&#8217;mîn edecek üçbuçuk KÂNÛN bile yapamıyan; bazı imtiyazlı insanları heykelleştirib onları <strong>koruma</strong> kânunları yapan ve insana ve heykele TAPMAYI ideoloji veya religion yaparak yalpalıyan; anayasasının 4 maddesi içün <strong>&#8220;değiştirilmesi teklîf dahî edilemez&#8221;</strong> diyecek kadar darbe vesâyetine TAPAN; ve bütün bunlara rağmen &#8220;hürr, bağımsız, bağsız, urgansız, demokrat, cumhurcu, din vevicdân hürriyetçisi v.s., v.s., ve&#8230;<strong>“DÜNYÂ DEVLETİ”</strong> olduk salvolarıyla, <strong>&#8220;Herşey güze olacak&#8221;</strong> salaklıklarıyla <strong>yola devâm</strong> deyib duran, oyalıyan, kandıran ve hakîkatda kendi kendine çukur kazan Türkiya…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Uygun ve uydurulmuş adımlarla ve (dağ başını duman almış, İzmir’in dağlarında çiçekler açmış, yaşa-paşa) marşlarıyla yürütülüb güdülen; kızıl şeyli şebeklerin kırmızısını <strong>“çizgimizdir”</strong> diye ağzına sakız yapıb, sokak meydan zırlayan Truva kısrağı ma’lûm MADAMLARIN, paralamento TANRISI yapılmak içün inadla listelere çakılıb Dem-putrasinin ma’bedine tapınak râhibesi yapılmaya hazırlanıldığı bir ülke… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>ÎMÂNA TAALLÛKU OLAN ELZEM VE EHEM HAKÎKÂT: <strong>“İmtiyâz-ı Rubûbiyet sınıf-ı ruhbandan PARLÖMANLARA geçmişdir.” </strong>(Elm. Tefsîri,1936, c.4, s.2515)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bilhassa Tanzimat’dan, meşrûtiyet, ittihadçılık ve Fransız patentli ihtilâl cumhûriyetçiliğinden beri, memleket ve millet, işte böylesine bir RUBÛBİYYET çarpıklığı, sapıtması ve imânsızlığına düşürülmüş; ŞİRK, her tarafı istîlâ etmişdir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>NESİLLERİN, KENDİSİ DIŞINDAKİLERE VE DÜŞMANLARA BENZETİLMESİ TERÖRÜ MÜ, YOKSA APO-FETO V.S. TERÖRLERİ Mİ BİN BELÂDIR???</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Demputrasi şölenine) kendinden geçercesine gün, saat, saniye sayanların ve politik azâzîlin memleket sathını YALAN, boş vaad, gözboyama, binbir ayak oyunu, şirk, hased, nifâk ve binbir ruh ve ahlâk kirliliğine boğduğu karanlık günleri yaşıyoruz…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Halkın, iki ayaklı <strong>şey</strong> yerine konularak uyuşturma mitralyözleriyle meydan sokak TARANDIĞI; LGBT ucûbelikleri ve renkleriyle alâimissemâya döndürülmüş insî azâzîlin her geçen gün gemi azıya aldığı; dînin güncellemeye, dilin, kuşdiline veya esperantocaya, ÂİLE mahremiyet ve mukaddeslerinin, kadın ağzından çıkacak iki kelimeyle ankebut (örümcek) ağına çevrildiği; âilenin bitirilerek, ferdlerin, dünyâ derin devleti standartlarına göre (nikahsız-matinato) hayatı yaşamaya itildiği;  târîhinin, bir sürü azâzîl ve gayr-i müslim ekalliyetlere yazdırılarak tahrîf ve tezyîf edildiği, çürütüldüğü ve karakalemle karalamıya döndürüldüğü; <strong>“Tam bağımsız ve tam kazıksız!!!”</strong> DÜNYÂ REPUBLİQUE’kası…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Âile ve Maarif vekâletleri,</u></em></strong><em> lâf u güzâfla değil, gözboyayarak ve madam, madâmiyye ve bayâniyyelerin, yanık, uyanık, özlemli ve közlemli familyaların <strong>“6284 KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”</strong> diye cıyaklıyarak ortalığı <u>velveleye verib kaynana zırıltısı kesilmeleriyle ise hiç değil; doğrudan doğruya dîn,</u> îmân ve târihî çizginin tam içinde YERLİ, ASLÎ ve HAKÎKİ (<u>Aslını inkâr etmeyen, onun bunun çocuğu ve ABD’linin bilmem nesi olmayan,</u> adam gibi adam) OLARAK varlık ortaya koydukları zaman <span style="text-decoration: underline;"><strong>VAR</strong> </span>demekdir… <strong><u>AKSİ HÂLDE, ortada, EN BÜYÜK İÇ TERÖR SİNSİCE VE ŞİRİNLİK MASKESİYLE VAR OLUB YAŞAYACAKDIR. BU GERÇEK VE KÖKDEN TERÖRE NİSBET VE KIYASLA, PEKKAKA VE FETOŞİZMA v.s. TERÖRÜ, YÜZBİNDE BİR HALT BİLE SAYILAMIYACAKDIR… </u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>DÎNİ, <strong>“GÜNCELLEME” </strong>YANİ YAZ-BOZ TAHTASI YAPILMA TEHDÎD, TEHLİKE,TEZLÎL VE CENDERESİNE SIKIŞTIRILMIŞ; MEKTEBLERDEKİ  TÂRİH DERSLERİ SELÇUKLU VE OSMANLI CEDDİNİN ALEYHDARLIĞI İLE KUŞATILIB, İBNİ SEBE’NİN HORTLATILMASINI ESAS ALAN İRAN ŞİİLİĞİNİN YALAN, İFTİRÂ VE HURÂFELERİYLE SÛİKASDA UĞRAMIŞ; ÂİLE TELÂKKÎSİ BATILILAŞTIRLIB, KADINI, <strong>“Kadın hakları”</strong> YEMLERİ VE UYUŞTURUCULARIYLA SOKAK BESLEMESİ YAPILMAYA BAŞLANMIŞ; AYAĞI ALTINDA CENNET OLAN VE HAKLARI ERKEĞİN HAKLARINDAN MUTLAK OLARAK ZİYÂDE, MÜKELLEFİYETLERİ ERKEKDEN MUTLAK OLARAK DAHA AZ BULUNAN ANALAR, AŞAĞILANIR HÂLE GELMİŞSE; VE MAARİFİ ABD PARMAKLARINDA ABD’LİLEŞMİŞSE, BÖYLE BİR MEMLEKETİN,  MÜSTEMLEKE (sömürge) OLMASI DIŞINDA, HANGİ KEYFİYETİNDEN BAHSEDİLEBİLİR?.. </em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>İŞTE, 1950’DE TAKSİM MEYDANINDAKİ MİTİNGDE: “DÎN MEDENÎ BİR CEM’İYYET OLARAK İLERLEMEMİZE MÂNİ’ BİR ZEHİRDİR” DİYEN İKİNCİ ŞEFİN İ’TİRAFLARI…</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Adı geçen 1947 Fulbrayt anlaşması, Türkiya’yı ABD müstemlekesi hâline getiren ve alında bir kara leke olarak taşınan korkunçlukdadır. İkinci ve kinci Şef, 1963’de timsah gözyaşları ile bunu şöyle i’tirâf ediyor:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Daha bağımsız ve kişilik sahibi dış politika izlenmesini istiyoruz. Herkes aynı şeyden söz ediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havâle edeceğim. Onlar ayrıntılı çalışmalar yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Yapabilirler mi bunu?</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Hepsinin çevresinde uzman denen yabancılar dolu. İğfâl etmeye çalışıyorlar. Başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar<u>. Bir görev veriyorum sonucu bana gelmeden, Washington’un haberi oluyor. Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum&#8230;.</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>Böyledir bu işler, peygamber edasıyla size dünyaları vaat ederler. </u></em></strong><em><u>(Peygamber telâkkîsi de mutlak hakîkatı dışında)</u></em><strong><em><u> İmzayı attınız mı ertesi günü gelmişlerdir, personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök. Gitmezler. Ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden gitmek gerek. Yoksa ne bağımsız dış politika ne bağımsız iç politika güdemezsiniz. Havanda su döversiniz. Fakat sanmayın ki bu kolay bir iştir. Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez…”</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Adı geçen <strong><u>Fulbrayt anlaşması</u></strong> 1947’den beri de mer’iyyetde bulunuyor. O günden beri hiçbir hükûmet bu anlaşmayı bırakın kaldırmayı, ona <strong>tapınmadan</strong> edememişdir. Görüldüğü gibi İnönü diyor ki<strong>: “Bu işin üzerine gitmek gerek, bu kolay değildir, başınıza NELER GELECEĞİ BİLİNMEZ…”</strong> Bu mütereddid ve ödleklikdeki adamlar <strong>&#8220;vatan kurtarmış, bugün de beşden büyüğüm&#8221;</strong> diyorlar… Lâkin Fulbrayt anlaşması tam 76 senedir kazık gibi çakılmış, hiçbir hükûmet ve ÜMMET lideri ona yan bile bakamıyor!. </em></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>İçden çürümeye devam, dışda boya badanaya!</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ve bu Fulbrayt’ın gölgesinde, <strong>“Müslüman Gençlik, Karamanlisin telfik’ilasyonu (!) mezhebsizlerin ve güncellemecilerin hedefleri ve Asım’ın nesli..”</strong> diyerek dağıtdıkları, nabza göre şerbetlerin terkîbi ve mavi boncuk dağıtma politikası… Feslinin, tanzimatçı ve suyuna tirit Osmanlıcılığı, particiliğin tevhîd ve beraberliği ve ecdâd rûhunu nasıl eritdiği, laicite meczublarının laikçilik ve ateistlik yıldırım ve ışıkları, kamalistlerin kırık dökük olmuş 6 ok veya 6’lı masa fiskos ve FİTkosları… Pilli görüşçülerin, millî ve milli çarklarının nasıl dönüb  <strong>“seâdet ve refah”</strong> tefrikası ve işportacılığı yapışları v.s.!&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ayrıca, Cübbelâ, Püsküllü ve Sıpil gibi nice bel&#8217;amların <strong>&#8220;dâr-ı İslâm&#8217;ında&#8221;</strong>, bizimse bu <strong>&#8220;dâr-ı ikrâh ve dâr-ı azâbımızda veya dâr-ı riddemizde&#8221;</strong>, ABD vatandaşlarının <strong>vekil</strong> ve <strong>başvekil</strong> oldukları dahî unutulmaması şart olan, pek ibretengiz bir vâkıadır!!!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yeni Türkiya’nın içyüzü, yukarıda genişçe ele aldığımız şekli ile iyi bilinib idrâk edilmeden, buradaki İslâmiyet ve müslümanların hâl ü keyfiyeti de anlaşılamaz… GENE ÖYLEDİR Kİ: Cübbelâ soytarılığından Ramazan gösterişlerine, sistem kuyruğunda bayram yapmakdan cum’aların hürlüğüne, DİB’inden imam mektebinden teoloji fakültelerine, Berat kandilinden KADİR GECESİNE, hacc yolculuklarından, hukûkî, siyâsî, iktisâdî ve ictimâî hayâtın her noktasına ve politikacı esnafının kendi milletinin gözünü nasıl boyadığına kadar hiçbir şeyi, derûnûndaki hakîkatına kadar  matluba muvâfık anlamak, aslâ mümkin değildir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Osmanlıyı Osmanlı <strong>bozulmuşlarına</strong> yıktırdılar; Osmanlı bozulmuş ve kurcalanmışlarını tanzîmatçı zibidilere yedirdiler; tanzîmatçı mason ve freng ve İskoç döllerini jön ve bön Türk ve it-terakkîcilerine ezdirdiler; bu jön, bön ve it-terakîcilerileri cumhuriyetçi kamalist heykelperestlere iç etdirdiler!. Şimdi kuyrukda bekliyen heykelperest ve burjuva kamalistlerine sıra geldi ki, bunları da Kaftancıoğlu gibi çeyrek hınzırı 7 dakikada yutan adamların karılarına veya madamlarına ve eski soyadı (Karaduman) yenisi Kılıçdâr olan, kendisi ise her kalıba giren ve şimdi ise kendi öz ve söz ağzıyla ma&#8217;lûmun i&#8217;lâmı peşinde <strong>&#8220;BEN ALEVÎYİM&#8221;</strong> diyenlere hâll ü fasl etdirecek görünüyorlar&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>EVET DEMEKKİ  SIRA: Yemenli A. İbni SEBE havalarından esintili, Ali de Ali bağlamalı, Kerbelâ mâtemli ve yangılı, dede tapkılı, semah döngülü, cem cemgili, Şahkulu ve Şah İsmâil düzgülü kürdlerle kamalizmayı yıkmaya geldi!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Demek ki şimdi sıra:Ne şehid ne GÂZÎ olmuş paralamentolarda damızlık boğa gibi beslenen ve KÜRD rolü oynatılan ermeni duduların çemkirmelerine, <strong>&#8220;Apo&#8217;nun heykellerini dikeceğiz heykellerini&#8221;</strong> diye ağız ve kafa bulan Seloların kudurmalarına, <strong>&#8220;Biz sırtımızı falan filana yaslamışız&#8221; </strong>diye hiçbir pervâ tanımıyan madamların yaslama ve taslamalarına; <strong>&#8220;paşanın piçleri&#8221;</strong> diye kamalistlere çakılan Sakık sarkıt, dikit ve kazıklarına geldi! DAHÎ: Dağlardaki kara yılan, mor köstebek, sarı çetelerin el, ayak ve tetikleri ile kamalizmayı yıkmaya sıra geldi!…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Ammâ ve lâkin her hâl ü kârda, Batı müstemlekecileri (sömürgenleri), kim ne zaman ne kadar işlerine geliyorsa onu, o kadar kullanıb hatta heykellerini bile dikib, sonra da mozalelik ediveriyorlar!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nice uyur-gezer partici gerzekler de, 14 Mayıs dönme dolabı veya sandığının yarığından girecek zavallı halkın dünyadan habersiz pusulalarıyla <strong>“kurtuluş”</strong> yâvesi yiyib, onları nasıl kafeslerizin peşinde çakal sürüleri gibi cirit atıyor…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>HADİ bir leyle-i kadir daha gelmesine geldi de, KADR ü kıymetini bilen kaç kişi çıkar, bilinmez…HÂFIZ ve MÜNTAKÎM olan Azze ve Celle, <strong>“LÂ İLÂHE”</strong> diyerek bütün sahte ilâhları ve beşerî topyekûn tâğûtları reddeden ehl-i SÜNNET ve’l-CEMAAT müslümanlarını MUHÂFAZA BUYURSUN, âmîn…</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-6-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-6- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-6- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/6-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-5- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 15:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Müceddidler Kitabına sansür]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislama sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13936</guid>

					<description><![CDATA[<p>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR! (5) Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) HAKÎKATLERİ, KENDİ  ÜÇ PARALIK  ARABÇA MASKESİYLE SULANDIRMAYA KURBAN EDEN HOCA VE ÜSTÂD KILIKLI “MÜCTEHİD ZİBİDİLER”   <span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-5- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(5)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>HAKÎKATLERİ, KENDİ  ÜÇ PARALIK  ARABÇA MASKESİYLE SULANDIRMAYA KURBAN EDEN HOCA VE ÜSTÂD KILIKLI “MÜCTEHİD ZİBİDİLER”    TÜREDİ..</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugün herkesin kolayca vâsıl olabileceği </em><strong><em>“Ni’met-i İslâm”</em></strong><em> gibi nice mu’teber ehl-i sünnet ilmihâllerinde bile, bu </em><strong><em>“KADER, KAZA VE LEVH-İ MAHFÛZ”</em></strong><em> mevzû’ları, bilinmesi iktizâ eden  nisbet ve miktarlarda beyân edilmişdir. Bütün bunlara rağmen, bir takım sakal, sarık ve </em><strong><em>cübbeli</em></strong><em> kürsü takım-taklavatının; gene ölmeden evvel bazı fes-pükül-gravat ve sıgaralı kesânın (ders verdiği mekândaki hâzirûn önünde çay-kahve-cıgara içib üfürmesi, İslâm edeb, görgü ve terbiyesi başda olarak, mürüvvet, insâniyet ve raculiyete fevkal’âde mugâyir ve kabîhdir. Evet, bu kabil kifâyetsiz adamların KADER ve levh-i mahfuz mes’elelerinde indî, izâfî, i’tibârî, âfâkî, gayr-i aklî ve gayr-i ilmî ve mesnetsiz düşünce ve yâvelerini, İLMÎ, KİTÂBÎ ve CİDDÎ esasların önüne geçirerek sıkıb savurmaları, ziyâde çirkin olub, şer’î bakımdan ebedî mes’ûliyyetlerini mu’cibdir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nice vidyoları ile (mutlak ve muallâk) diye kaderi ikiye ayıran, müteveffâ ve pek de meşhûr püsküllü târihçiler, bu mes’elede kitâbî bir delîle dayandığını ortaya koyamamışdır. İrâde ve ihtiyâr hârici kavil ve fiilleri </em><strong><em>“kader-i mutlak”</em></strong><em> kabûl ederek, bunların karşısına </em><strong><em>“Kader-i Muallâk”</em></strong><em> diye bir şey çıkaranlar, </em><strong><em><u>muallâk</u></em></strong><em> kelimesine acebâ tam tersi bir ma’nâ mı, yoksa hiç bilmediğimiz bir mefhûm mu yüklemektedirler?.. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><u>LÛGATEN MUALLÂK:</u></em></strong> <strong><em><u>“Askıda, hakkında karar verilmemiş, hallolunmamış, havada boşda duran, sürüncemede kalmış iş”</u></em></strong><em> gibi ma’nâlara geldiği cihânın ma’lûmudur. Ciddî ve ilmî yazılmış kütüb-i şer’iyye meyânında, kaderin ve Levh-i Mahfuz’da yazılanların yani Allâh Azze ve Celle’ye ÂİD İLMİN, muallâk, değişen, silinen, kul duâsı veya fiili ile başkalaşan, renk ve şekil değiştiren, havada asılı kalan, F-16 gibilerle KAPILIB bırakılmıyan; Kadir&#8217;in bir vidyosunda </em><strong><em><u>&#8220;Şöyle şöyle duâ edersen KADERİ KİLİTLERSİN&#8221;</u></em></strong> <em>deyişi kabilinden bir OYUNCAK olabilmesi mümkin midir?. Bunlar, Ehl-i Sünnet VEL-CEMÂATİN 15 asırlık târîhinde hangi CİDDÎ ve hakîkî bir müctehidin  veya (AKÂİDDE  imâmın) ilmî eserinde mevcuddur?. KADER dediğimiz ilm-i ilâhînin, kul irâdesiyle </em><strong><em>kilitlenecek</em></strong><em> kadar pek basit bir İLM-İ EZELÎ kâbûl edilmesi ve böyle gösterilmesinin, muvâzene ve sıhhati muhtell olmıyan bir akıl tarafından söylenmesi nasıl doğru olabilir???. Bunlar nasıl  sapıtmakdır?. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Kader perspektifinden bakarsak&#8221;</em></strong><em> gibi dengesiz lâfları (derin ilim ve fikir sâhibi) görünmek adına, böylesine hassas bir mevzû&#8217;da abuk sabuk söylemek ve örselemek, evvelâ EDEB sonra da DÎNİN MUHÂFAZASI nâmına korkunç bir deli cesâreti değil midir?&#8230;  Dolayısıyla, KADERİN, îmân edilmesi kadarının dışına taşarak, indî, izâfî ve infirâdî akıl yürütmeler (!) elinde çeşitli kılıklara ve tasavvurlara sokulması, tarîh boyunca pek çok SAPIK FIRÂK-I DÂLLE&#8217;nin zuhûruna sebeb olmuşdur&#8230; Bunlar, ümmetin başına belâ olmuş, onu abes ve nice bid&#8217;at ve dâlâlet çukurlarında uğraştırmış, hem dünyâ ve hem ukbâlarını perîşân etmişdir&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu mevzû&#8217;da bırakalım fırâk-ı dâlleyi, ehl-i Sünnet âlimleri bile hadîs-i şerîfin yasaklama emrine muhâlefetle derine daldıkları zaman (Kader mevzu&#8217;unda) i&#8217;tidâl çizgisinden çıkdıkları olmuşdur. Bunu, Şeyhülislâm Merhûm Mustafa Sabri Efendi gibi bir allâme de şöyle ifâde buyurmuşdur:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Ehl-i Sünnet Mezhebi, CEBR ile TEFVÎZ arasında mütevassıt olmakla berâber bu vasatın, eşâire mezhebine, ve ulemâ-i  EHL-İ SÜNNETDEN bir takım nâmdâr zevâtın nukât-ı nazarına göre muhtelif deracâtı vardır, ki ba&#8217;zısı mu&#8217;tezilenin ve ba&#8217;zısı cebriyenin TARAFINA doğru temâyül eder.&#8221;</em></strong> <em>(Dînî Müceddidler Yahud: Türkiya içün Necât ve İ&#8217;tilâ Yollarında Bir Rehber, Şehzâdebaşı: Evkâf Matbaası, 1338-1340, s. 126-127)</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>ŞEYHÜLİSLÂM MERHÛMUN ESERİNDE TAHRÎFÂT&#8230;</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Seyhülislâm Merhûm&#8217;un bu çok mühim ve kıymetli eserini müteveffâ Mısıroğlu 1969&#8217;da lâtin harfleri ile basdı; ve 3. sahifeye aslını farklılaştırarak şöyle yazdı:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;DİNÎ MÜCEDDİTLER (REFORMCULAR)   Osmanlıcadan sadeleştirilmiştir&#8221; .</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eserin Osmanlıca Aslındaki 126-127. sahifelerinden yukarıya aldığımız ibâre, tanınmaz hâle gelecek şekilde şu uydurma şekle sokulmuşdur ki, kâriîn-i kirâm kelime kelime mukâyese ederlerse, cümlenin ne şekle sokulduğunu göreceklerdir. Sadeleştirme denilen ucûbeleştirmedeki ilâve ve çıkarma kelime ve cümleler de lâtin harfli baskıda 40-50 kadar mebzûlen mevcûd diyebiliriz. </em><strong><em>&#8220;Bâbıâdî Osmanlıcılığı&#8221;</em></strong><em> işte böyle bir rezâletdir. Şimdi de sözüm ona </em><strong><em>&#8220;sadeleştirme&#8221;</em></strong><em> denilen ve uydurma diyebileceğimiz yukarıdaki aslının ne şekle sokulduğunu, lâtin harfli baskının 135. sahifesinden görelim:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Ehli Sünnet Mezhebi Cebriye Mezhebi ile Mutezile Mezhebi arasında ortalama bir yol olmakla beraber bu ortalamanın Eş&#8217;arî Mezhebine ve Ehl-i Sünnet âlimlerinden bir takım isim yapmış zatların görüşlerine göre  çeşitli dereceleri vardır, ki bazısı Mu&#8217;tezilenin ve ba&#8217;zısı Cebriyenin tarafına doğru temâyül eder.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;TEFVİZ&#8221;</em></strong><em> yerine (mu&#8217;tezile), </em><strong><em>&#8220;mutavassıt&#8221;</em></strong><em> kelimesi yerine (ortalama) demek, bu cümlenin ma&#8217;nâsını değiştirerek tahrîf etmekdir ki, müellif MERHÛM&#8217;un izni olmadan böyle tasarruflarda bulunmak, kul hakkı bakımından ciddî bir tecâvüzdür. Eser, daha da beter, böyle 40-50 noktada tahrîf edilmişdir. Buna da bir misâl vermemiz îcâbederse şu korkunç tenkısâtı gösterebiliriz: Eserin aslındaki Osmanlıca 5 satır </em><strong><em>&#8220;sâdeleştirme&#8221;</em></strong><em> denilen lâtin harfli sakatlaştırmanın 273. sahîfesinde yokdur; tard edilmiş, çıkarılmışdır&#8230; NEDEN? Bunu hangi tür </em><strong><em>&#8220;Osmanlıcılık&#8221;</em></strong><em>  îmân, amel, ahlâk, edeb, emânet ve nâmus telâkkîsiyle kâbil-i te&#8217;lîf edeceğiz?. İşte çıkarılıb atılan 5 satırın, aslından lâtin harflerine çevirdiğimiz kısmı:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Zâten nice Türkün Arab, veyahud Arabın Türk olmasının ehemmiyeti yokdur. Yalnız, lisân i&#8217;tibâriyle arabcanın tefevvukunu ve kâbiliyyet-i ta&#8217;mîmini i&#8217;tirâf etmek zarûrîdir. Beri tarafda, arabcadan tecrîdine hiç bir mütercimimizin kudreti yetişemiyeceğine kâil olduğum Kur&#8217;ân-ı Mübînimizin HÂTIRI içün bütün anâsır-ı İslâmiyyenin bu lisânı tebcîl etmesi ve hattâ BENİMSEMESİ bir vazîfedir.&#8221; </strong></em><em>(Dînî Müceddidler, Şehzâdebaşı Evkaf Matbaası, 1338-1340, s.260)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Merhûm&#8217;un 1954&#8217;de irtihâl-i dâr-ı bekâ eyleyişlerinden 15 sene sonra onun eserinde böyle korkunç bir TAHRÎF, tenkîs, tenzil ve sâire ile oynamak, bu kabil hâinlikleri meş&#8217;rû&#8217; gören bilûmum mütecâhirlerinin bütün diğer kitab ve yazılarına da gölge ve şübhe düşürecekdir&#8230; BİR MÜ&#8217;MİNİN EN BÜYÜK LÂZIM-I GAYR-İ MÜFÂRIĞI, EN BAŞ HASLET ve MÜKELLEFİYETİ, YALAN VE SAHTEKÂRLIKDAN UZAK, MUTLAKA EMREDİLEN (İSTİKÂMET) ÜZRE OLMASIDIR&#8230; Biz nicelerini görmüşüzdür ki, Osmanlıcılık maskesi altında </em><strong><em>&#8220;türkçülük&#8221;</em></strong><em> haltı da işlemiş, zaman ve zemine göre, tanzimat sapkınlıklarını (İslâm) diye yutdurmuşlardır. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böyle her şeyi bilirim havası sıkan câhiller, pek çok mes&#8217;elede akaîd ve fıkıh müdevvenâtımızın ne dediğine değil, cumhûriyetin hukuk fakültelerinde, o fakültelerdeki profesörlerin kitablarında yazılanlara, bir takım oryantalist (şarkiyatçı) ve felsefecilere kulak verib, onların eserleriyle de hemhâl olduklarından, bir çok mes&#8217;eleyi İslâm&#8217;ın teşrî&#8217; etdiği çerçevede değil, ters istikâmetde nakleder veya iddia eder hâle gelmişlerdir. Bunu, kavl-i mücerredde bırakmış olmamak içün, gene adı geçen şahısların, birçok vidyolarında: </em><strong><em>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;da yaşayan zımmîlerin, meyhâne, kerhâne ve kumarhane gibi hânelerine dokunulmıyacağını, onların bu yasaklardan muâf tutulacağını&#8221; </em></strong><em>cür&#8217;etlice söyledikleri; ve bu kabil saçma sapan cehâletleri dile getirdikleri de maatteessüf hayret ve dehşetle görülmektedir.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Elmalılı Merhûm Muhammed Hamdi Efendi&#8217;ye varıncaya kadar nice ulemâmız bidâyet-i İslâm&#8217;dan beri, bunun zıddını binlerce eserleri ile ortaya koymuşken, bu </em><strong><em>&#8220;tarihçi çakma üstâd ve allâmeler,&#8221;</em></strong><em> deli cür&#8217;eti denilebilecek bir kabadayılıkla, bu kabil hâkîkatları bile tersine çevirebilmektedirler. Kolayca herkesin elde edebileceği bir eser olan </em><strong><em>&#8220;İslâm Hukûku ve Fıkıh Istılahları Kamusu&#8221;</em></strong><em> nâm eserinde Hamdi Efendi Merhûm şöyle yazmaktadır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Zımmîler, kendi dinlerince YASAK olan şeyleri alenen çiğneyemezler. Zımmîler, Müslümanlarca dînen yasak olduğu gibi KENDİ i&#8217;tikadlarınca da yasak bulunan şeyleri İslâm yurdunda irtikâb edemiyecekleri gibi kendi beldelerinde de irtikâb edemezler. Meselâ: Zinâ ve benzeri fuhuşlar.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Zımmîler, Müslümanlar ile beraber bulundukları yerlerde, İslâm Şerîatına aykırı şeyleri ızhar ve İ&#8217;LÂN etmemekle mükellefdirler. O şey KENDİ ARALARINDA caiz olsa bile bu yasağa uymakla mükellefdirler.&#8221;</em></strong> <em>(1997, c.5, s.503)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mevzu&#8217;u uzatmamak içün burada noktalıyoruz&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Binâenaleyh, KADERİN, müslümana lâzım olacak kadarının, mu&#8217;teber ilmihâl ve akâid kitablarımızın tesbitleri dışına çıkarak, felsefeâlûd kelle yapılarıyla, yukarıda misâllerini verdiğimiz şekillerde oyuncak gibi telâkkî edilmesi; ve böyle reklâm ve i&#8217;lânı, en azından çok çirkin bir lâübâlîlik ve </em><strong><em>Şerîat</em></strong><em> esasları ile istihzâ istiskâl ve eğlenmekdir; ve netîcesi de, dinde tahrîf ve tahrîbi ortaya koyacak bir cinâyet olur…</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>PÜSKÜLLÜSÜNE KADAR HERKES, İLMÎ VE KİTÂBÎ DEĞİL; ZANNÎ ve HEVÂ İLE HEVESE GÖRE SIKIYOR!</u></em></strong><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Îsâ Aleyhisselâm’ın ŞERÎATINDA AHKÂM-I İCTİMÂİYYE YOKDUR!”</em></strong><em> diyerek (Hâşâ ve Kellâ) vidyolar dolduran bazı püsküllü târihçiler, (halbuki ahkâm-ı ictimâiyyesi olmıyan bir İslâm’ı ve onun herhangi bir Şerîatını hiçbir Peygamber tebliğ etmemişdir.) Nasibse, bu mes’eledeki zırvaların </em><strong><em>“Peygamberlere ÎMÂNI”</em></strong><em> ne hâle getereceğini, müstakil  makâlât ile kaleme alacağız. Bu târihçi püsküllüler, </em><strong><em>kader</em></strong><em> mevzularını da maal’esef, mu’tezile-kaderiye ve cebriye arasında yalpalıyarak sürdürmüşlerdir?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bunlar, </em><strong><em>“Hâdiseye KADER perspektifinden bakarsak”</em></strong><em> gibi bir şablonu da, pek câhîlâne cesâretle dillerine </em><strong><em>pelesenk</em></strong><em> etdiler!. (Türkçe hassâsiyetini kat’leden bu ucûbe (perspektif) gâvurcasını lisân şuuru ile te’lîf etmek de nasıl mümkin olabilmişse..)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böylece  kendi yâvelerini, </em><strong><em>kadere</em></strong><em> bol bol </em><strong><em>tasdîk</em></strong><em> etdirmek gibi bir sihirbazlığı, </em><strong><em>“çakma üstâd”</em></strong><em> olarak yıllarca sürdürmüşlerdir… </em><strong><em>“2050’de Şeriat hâkim olmazsa mezarıma gelin bilmem ne yapın”</em></strong><em> kabilinden abuklukların da, hakk, hakikat, ciddiyet ve vekâr ile  zerre kadar alâkası olamaz. Balıkçı kahvesinde kabadayılık AĞZI çalkalayan adamlar tarzındaki bu kabil atıb tutmalarla yapılan gülünç gevezelik ve zevzekliklerin, ilmî hiçbir kıymeti de aslâ olamaz… Ayrıca bu kesânın, KADER’in neyi takdîr etdiğini, (KAZÂ) olmadan, sanki evvelden bilici bir ifâde tarzı kullanmaları; ve istikbâle âid hüküm ifâde edici kat’î cümlelerle alenen ve sıkılmadan ortalıkda dolaşmaları, cidden utanç ve hayret verici olmuşdur… Tâbii sâmiîn arasında da bu kabil nice atıb sıkmalara, cerbeze ve indîliklere: </em><strong><em>“Dur Efendi, şurası nasıl böyle olur?”</em></strong><em> diyecek cesâret, cesâmet ve ehliyetde adam çıkmıyacağından mı nedir, pek çok lâf canbazlıkları ve mugâlâtalar, hâzirûna </em><strong><em>“keskin zekâ ve hıtâbet hârikaları”</em></strong><em> olarak </em><strong><em>“kader (!) perspektifinden”</em></strong><em> bol bol yedirilmişdir!.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>TASAVVUF TERSDEN KULLANILIYOR…</u></em></strong><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sarık, sakal ve </em><strong><em>cübbeli</em></strong><em> geçinen niceleri de, ezberlerinin kalabalığını, </em><strong><em>“ibâre çözmekdeki erişilmezliğini”</em></strong><em> ve âyât ü ehâdîse  </em><strong><em>“bi re’yihi”</em></strong><em> ma’nâ vermedeki müthişliğini (!) ve bir saatde 300 sayfa kitâb okuma kerâmetlerini veya istidraclarını, ve sâireyi dahî HER FIRSATDA dile getirmektedirler!.. Nice hafif beyinliler lâf ishâline yakalanmış gibi POLİTİK lâklâkiyâtı ve HEZL ile şaklabanlıkları meziyet bildiklerinden, bu sebeblere binâen her cümlelerinde bir veya bir kaç lâfız veya ma&#8217;nâ sakatlığına rastlamak pek tabiî hâle gelmektedir… Kendi cemaat, cemâdât veya kalabalıkları da, bunlara alışarak ülfet kesbetdiklerinden, bu sakatlıklar onları rahatsız etmediği gibi, şifâ verir hâle bile gelebilmektedir!. Hatta Altaylı ve Bardakçı gibi ters kutubdakilere kadar niceleri, komedyen seyretmenin eğlendirici zevkiyle kahkahalara boğulmakda; ve o ma&#8217;lûmları komedyen niyetine sık sık ekranlarda teşhîr ve takdîm etmeden duramamaktadırlar!</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Herkese </em><strong><em>reddiye</em></strong><em> yetiştirme mücâhidliği ve </em><strong><em>“gayret ü kemâl ve mücâhedesinden sık sık bahisle”</em></strong><em>, kendi kendisini redde ve aynada seyretmeye bir dakika bile fırsat bulamayan bu TİPLER, </em><strong><em>“allâmeliğini”</em></strong><em> tevâzû’ ifâde eden hayâlî tekke îmâli kelimelerle maskeliyerek her imkân üzerinden yürütmektedirler!. Bâlâda ele aldığımız târihçi karekterler (ifrâd) kutbu kabûl edilirlerse, bunlar da (tefrîd) kutbunu teşkîl etmektedirler denilebilir!… </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İsmailağa’nın bile artık kendisini desteklemeyib, zâtının 12 yaşından beri bir hârika oluşunu; ve hocalarının </em><strong><em>“Ahmedim yanlış yapmaz” </em></strong><em>deyişini (!) görülen rü’yâlarla cennetlik olduğunun artık müdellel bir vâkıa bulunduğunu; ve <u>sanki ismet sıfatı</u> varmışçasına kendisini (kerâmeti kendinden menkûller) zirvesine rahatça ve suhûletle taşımasını dahî, acıyarak görmek lâzımdır!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Saadeddîn Ustaosmanoğlu’nun </em><strong><em>“Rasputin’lik”</em></strong><em> rütbesinden bile, öyle hiç müteessir olmayıb,  belki de tam tersine </em><strong><em>“Ben neymişim bre!”</em></strong><em> deyişini; </em><strong><em>“devletimizin kurucuları, DİB’i, (hanefî-matürîdi çizgisinde) kurdular”</em></strong><em> deyişindeki yâvelerini; ve böylece o kurucu ve kavurucuların Dîn-i İslam’ı pek (ihlâs ve samîmiyetle düşündüklerini!!!) nazara vermesini; Paşa, </em><strong><em>“Cebinden para vererek Elmalılı’ya tefsîr yazdırdı”</em></strong><em> gibi bir sayıklamayı; Kurtarıcı Paşalarının </em><strong><em>“Hılâfeti bile usûlü ve üslûbu ile pek yolunda kaldırdıklarını”;</em></strong><em> kendisini de, MAKÂM-I FETAVÂ-YI Cumhûriyye ve fırka-yı tayyibe-i  ılmâniyyede gördüğünü sık sık beyânla, bu meyanda </em><strong><em>“Kamal Paşa’nın aleyhinde konuşmak CÂİZ DEĞİLDİR”</em></strong><em> gibi mostralık ve heykeltaparlık </em><strong><em>“fetvâlar”</em></strong><em> dahî iftâ’, ihtirâ’, ibdâ’ ve inşâ’ edişini.. acebâ hocalığına mı, yoksa (bel’amlığına) mı, yoksa (neokamalistlik) tarafına veya bir yerine mi rekzedib not düşeceğiz!?..</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>“Müzeyyen Senar’ın</em></strong> <strong><em>imânla gidişine şâhidlik ederim”</em></strong><em> gibi gâibe de ıttılâ’ını ve ilm ü keşif, zuhûrât, yakaza, ve kerâmetler veya istidraclar püskürtüşünü; takunya-kefen ticâret-i meşhûre ve uhreviyyesi ile dahî “</em><strong><em>temâyüz, tehayyüz, telezzüz ve tefeyyüz ederek”</em></strong><em> hocalık şeref ve haysiyetini yüzüne gözüne ve her mıntıkasına bulaştırışını, mahallenin delisi veya sınıfın şamaroğlanı veya sahnenin dümbüllüsü olarak, aceba hangi meslek erbâbından bulunuşuna bağlıyacağız!?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nice cinsî mesâil ve makâmâtda pek mütebahhirâne, mütehassısâne ve mütehayyilâne  kat’-ı merâtib eyleyişini; ve zevceynin bile kendi aralarında dile alamıyacağı belden aşağı mebâhis-i mesture ve mahremiyyeti, kürsülerden cihâna pek musırrâne ve mütemâyilâne ve azâzilâne veya lâtîfâne (!) ehâli-i müslimin ve müslimâta nakille,  </em><strong><em>“irşâd havalarına da dalarak”,</em></strong><em> bu bahislere ziyâde sa’y ü gayret ü himmet ve mübâlâğa gösterişini; bunları, gayet belâğât ü fesâhatle ve nüktedanlıklar içine de sarıb sarmalıyarak aktarmasını; ve bu kabil va’z u teşehhiyâtına bu kabil süfliyyâtı, ma’sûmâne, mütebessimâne ve şakıyarak katık, hatta ma&#8217;nevî meze eylemesi gibi şeyleri; ve yüzlerce politik mâlâyânî, idlâl edici şathiyyât, şeytâniyyât, cerbezeyi ve sâireyi de nazara vermesini.. hangi peçe ve çarşaflara sararak İslâmiyyet’in yüz karası olmakdan çıkarabileceğiz!?&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mes’ele, bütün açık-saçıklığı ve kaçıklığı ile, her halde anlaşılmış; ve pek de ibretlik olmuş bulunacakdır!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sûret-i Hakk’dan görünerek bel’amlığın bütün husûsiyyetlerini üzerinde toplıyan nice eşhâs-ı meşhûrenin encâm-ı kârı, târihdeki nice emsâlleri ile birlikde ibret-i âlem olarak apaçık ortada bulunmaktadır!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ve târihdeki Bekri Mustafa’nın, cenâzenin kulağına: </em><strong><em>“Dünyâ’dan sorarlarsa, Bekri Mustafa falan câmiye imam oldu dersin, onlar anlar!”</em></strong><em> demesi gibi, bazılarının da KÜRSÜLERDEN fetvâ mühendisliği, kitâb, kefen, nalın, parti, pırtı, demputrat, peri-çek, şarkıcı, Müzeyyen, şu, bu v.s. reklâmcılığı ve tacirliği, goygoyculuğu yapmasını; kendisini, </em><strong><em>“bilmem neli bilmem kim HOCA”</em></strong><em> diyerek <u>HOCA SIFATIYLA</u> reklâm edişini; ve pespâye bir politika tüccarlığı veya işportacılığı yapışını, hapse düşünce yelkenleri fora edib Feto meddahlığına soyunub ana fîrân ortada kalışını.. böyle yüzlercesini de birilerinin   bazı cenâzelerin kulağına fısıldamasında, Hadîs-i Şerîf’de geçen <strong>“bilgiç münâfıklar”</strong> hesâbına olmasa da, bir takım dâr-ı berzâh ins ü cinni içün, bir nice hasene, hâsıla, sevâb, savab, faide ve menfaatler görülebileceği kuvvetle muhtemeldir!&#8230; </em></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><u>(Mâba’di var)</u></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-5-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-5- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-5- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/5-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-4- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 14:49:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Zıyaüddin Gümüşhanevi]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[cihad ibadeti]]></category>
		<category><![CDATA[ulülemr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13935</guid>

					<description><![CDATA[<p>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR! (4) Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) YEMİNLERLE UYDURMALAR&#8230; Bu iki gürûhun en bâriz ortak müştereği, birisi, gûyâ eskiye ve selef-i sâlihîne bağlılık<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-4- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></em></strong></h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong><em><u>(4)</u></em></strong></h1>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><strong><em><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></em></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong><u>YEMİNLERLE UYDURMALAR&#8230;</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu iki gürûhun en bâriz ortak müştereği, birisi, gûyâ eskiye ve selef-i sâlihîne bağlılık perdesi altında mübtezelleşmesi; ötekilerin de, pozitivist-modernist-çağdaş olma maskesi ile, İslâm&#8217;da olmıyan nice bid&#8217;at ve hurâfâtı bol bol uydurub, kamalist sosyeteye YARANMAK üzere, her mekânın nabzına göre şeytanca teşehhiyât üfürmeleridir&#8230; Ana mevzû&#8217;umuzun içinde birinciler olduğu içün, onlardan yeni ve müşahhas bir misâli, harf ve kelimesine kadar buyrun okuyalım:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Oruca niyet ediyor, sabah namazını kılmadan yatıyor veya işe gidiyor. Yahu sen oruç, bütün bir Ramazan&#8217;ın orucu bir sabah namazına denk.. kadardır veya aşağıdır&#8230; Yani bütün Ramazan&#8217;ın orucu 30 gün, yani 29 çekiyorsa bu sene, otuz gün, yirmidokuz gün, bütün Ramazanı koy bir tarafa, bir sabah namazı ondan aşağı mıdır, VALLAHİ değildir, fazlası var aşağısı yok sabah namazı, namaz bu&#8230;&#8221; </strong></em><em>(31.3.2023 &#8220;Bizim Hanım kimi hangi sebeble evden kovdu.&#8221; nam vidyo.)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Herifler, şer&#8217;î mes&#8217;eleleri at pazarlığı yapan canbazlar gibi öyle bir lâf kalabalığı, acelesi, aldatması, uyutması ve yuvarlaması gibi taktiklerle ağız ve burunlarına öylesine bulaştırıyorlar ki, işte yukarıda aynen aktardığımız konuşma şekliyle  keyfiyet bu kadar i&#8217;tidâl ve endâzesinden fırlamış bulunuyor&#8230; Adam o kadar abartıyor ve ilmîlik, îmânîlik, aklîlik ve kitâbîlikle de zerre kadar alâkası olmayan indî, izâfî, enfüsî ve i&#8217;tibârî uydurmalarını böyle rahatça ve sanki HAKKmışcasına sıkıyor!. Başında sarık, çenesinde sakal, sırtında CÜBBE ve mâbâdı altında da KÜRSÜ olduğu hâlde, zerre kadar utanmadan </em><strong><em>&#8220;İslâmiyyet&#8217;i=Allâh Azze&#8217;nin irâdesi, ilmi ve kudretini&#8221;</em></strong><em> de hiç kâle almadan ve düşünmeden ve hiçbir mes&#8217;ûliyyet de taşımadan sokak ağzıyla püskürtüb duruyor&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Üstelik de en garibi, bu atıb tuttuklarına kendisinin de </em><strong><em>&#8220;inanmadığı&#8221; </em></strong><em>apaçık ortada&#8230; Çünki, arada takılıb tutukluk yapan barsak namlusu bir âlet gibi, mütereddid, mütehayyir ve müzebzeb ve şaşırmış olarak, dili dolanarak, kem küm edib kekeliyerek sıkıb savuruyor!.. Bir aylık yani 30 günlük oruç bir kefeye, bir sabah namazı diğer kefeye konsa, bir vakit namaz daha aşağı olamaz, daha üstde olurmuş&#8230; Bu ölçüb biçmeyi, tartı ve mîzânı aceba nereden, nasıl buldu ve ele geçirdi?!. Üstelik bir de, </em><strong><em>&#8220;VALLAHİ&#8221;</em></strong><em> diyerek, bu saçmalıklarına, abes ve uydurmalarına, Allâh Azze ve Celle&#8217;yi de </em><strong><em>ŞÂHİD</em></strong><em> tutarak (rastgele yemin yasağına) rağmen, utanmadan ve elinde kat&#8217;î hüccet varmış gibi <strong>&#8220;vallâhi&#8221; </strong>diyerek, nasıl boca edebiliyor, dehşet&#8230; Artık bu layık demputratik sistem, hedefine varmış, bir takım kürsü baykuşlarını serseri mayın veya moskof torpili hâline getirmiş bulunuyor&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Hangi ana ibâdet, ne zaman, nerede, nasıl öne çıkıb ehemmü&#8217;l-ehem olur, bunu her önüne gelen tartışır ve münâkaşaya kalkışırsa, ortada bir iğtişâş, bir kargaşa, bir tefrika, hatta azîm bir fitne çıkması bile melhûzdur. Sebükmağz (hafif beyinli) adamların şımarıklıkları, dengesizlikleri ve hoppalıkları, şu başsız ve perîşân (ümmet bakiyesinin) başını, çok daha ağır belâlara sokabilir&#8230; 15 asırdır, bir vakit namazla 3o gün orucu mukâyese edib ve yukarıdaki HÜKMÜ yani bir tek sabah namazı 30 gün oruçdan daha üstdedir, aşağı değildir demelerin.. (daha fazîletlidir, daha sevabdır, daha rızâ-yı ilâhîyi mu&#8217;cibdir) gibilerde bir beyânın kaynağı ve delîli var mıdır; varsa, bu, neden ortaya konulamıyor da, kem küm ve tutukluk yapa yapa ve abuk-sabuk ortaya konuluyor?. Bu dengesiz ve muvâzenesiz tipler ortalığı boş bulub, istedikleri gibi din îcâdına kalkarlarsa bunun sonu nereye varır?. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ve bunlar, </em><strong><em>&#8220;VALLÂHÎ&#8221;</em></strong><em>lerle nasıl kürsülerden halka boca edilebiliyor?. Ekall-i kalîl, azın azı hâline gelmiş olsalar da, aklı başında ehl-i SÜNNET VE&#8217;L-CEMAAT hocalarımız, bu sebükmağz gürûhu, (emr-i ma&#8217;rûf ve nehy-i ani&#8217;l-münker FARZI) muktezâsınca, cerh edib susturmalı değil midir?. Bu farzın ihmâl veya terki, belâları UMÛMÎLEŞTİREN 5 ANA SEBEBDEN BİRİSİ olarak, Elmalılı Merhûm tarafından da apaçık beyan buyurulmaktadır.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu hoca kılıklılar (hâşâ min huzûr) şöyle mi demek istiyorlar:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Meydan nasıl olsa bomboş, ağzı olan konuşuyor, dişi olan ısırıyor, ben de aklıma, nefsime uygun olanı sallarım; bunları din adına ehâliye oruç ağız yedirir, seyirlerine bakarım! Nasıl olsa cennetlik olduğum, rü&#8217;yâlar, zuhûrâtlar ve yakazalarla da te&#8217;mînât altındadır, ne desem yeridir, ne yesem şifâdır, teşrî&#8217;î masuniyyetim </em></strong><em>(kurbağaca dokunulmazlığım)</em><strong><em> da var!&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Edille-i erbaa dışına, kim hangi salâhiyetle çıkarsa, onların ne gibi bir halt, tahrîf, tahrîb ve telbîse sebeb olarak, nasıl bir mücrim hâline gelecekleri ve âkıbetlerinin de ne kadar berbât olacağı, 4. hicrî asırdan sonraki binlerce ulemânın eserleri ile âbide çapında ortadadır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><u>Veyl olsun, HUTAME&#8217;ye atılmayı hesâb etmiyen hoca kılıklı şımarıklara!.</u></em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>YALAMALIK VE MEDDÂHİNLİK HUDUD TANIMIYOR, ZARÛRÂT-I DÎNİYYE BİLE DÜMDÜZ&#8230;</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu kabil tehevvür, ihtilâc ve nefs sefâhetini (Dîn) diye kürsülerden savurmak, hele bunları </em><strong><em>&#8220;Zârûrât-ı Dîniyyeye&#8221;</em></strong><em> taallûku olan mesâilde bile yapıyor bulunmak, İslâmiyyet&#8217;i düpedüz oyuncağa çevirmekdir. (Bunları, Layık-demputratik mevcûd Politikacılar veya târîhî bir takım tâğûtlar hakkında</em><strong><em> hubb-ı fillâh buğz-ı fillâh</em></strong><em> noktasını tersine çevirerek yapmak.. hiç alâkası olmadığı halde, </em><strong><em>&#8220;Kamal paşa cebinden para vererek Elmalılı Hamdi Yazır&#8217;a Tefsîr yazdırdı&#8221;</em></strong><em> gibi bir </em><strong><em>iftirâ</em></strong><em> ile </em><strong><em>&#8220;Bütün dinlerin denizin dibine gitmesini istiyorum&#8221;</em></strong><em> diyen bir tarafı, bu kadar âlicenâb ve mükemmel bir müslümanmış gibi gösterirken; diğer tarafı da, böyle bir paşa parasını görünce tefsîr yazan bir mübtezel ve menfaatperest (hâşâ ve kellâ) gibi zihinlere çakmak, hangi rûh ve ahlâk ibtizâlinin netîcesidir?.. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Levhî mahfûz mes&#8217;elesinde KADER îmânına ters abuk sabuk uydurmalar serdetmek.. tâğûtlara kölelik hususlarında hiç alâkası olmıyan laik dem-putratik parti liderlerini lâzımü&#8217;l-itâa bir ülülemr olarak göstermek.. hılâfet gibi zarûrât-ı dîniyyeden bulunduğu apaçık ortada olan bir mes&#8217;elede, onu, </em><strong><em>&#8220;usûl ve üslûbu ile kaldıranlar&#8221;</em></strong><em> diyerek bu lâğvedişi ve fâillerini tasvîb ve tasdîk edib, yerine getirilen freng sistemlerini kabûllendiğini her fırsatda zikretmek.. v.s. gibi nice mes&#8217;elelerdeki  idlâlât ve ifsâdâta, artık pek sık rastlanır olmuşdur&#8230; Bu kadar GÜDÜMLÜ ve DÜMBÜLLÜ olmak, târîhde pek az rastlanan bir hâdisedir denilse yeridir!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu heriflerin dediklerine inanan hafif akıllı (sebükmağz) </em><strong><em>cumhûriyet</em></strong><em> veya </em><strong><em>cübbeliyet</em></strong><em> çocukları çıkar da:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Mâdem bir sabah namazı 30 gün oruçdan daha çok sevab, öyle ise ben de, 30 gün oruç tutacağıma bir sabah namazı kılar daha çok sevab kazanırım&#8221;</em></strong><em> diyemez mi; ve böyle iblisçe fâsid bir KIYÂSIN peşine düşemez mi?!. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu kabil hükümler, hiçbir delîli olmıyan indî, enfüsî, i&#8217;tibârî, ifsâdî lâf u güzâf ve uydurmalar üzerine binâ edilmekle, zâten çivisi çıkmış bu câhil cemiyet tarafından din olarak idrâk ve telâkkî edilmiş olmıyacak mıdır?! Açılan ve ihtirâ&#8217; edilen bu kabil şeytânî çığır ve yollar, ehâdîs-i nebevî mu&#8217;cebince  mütecâhirlerine iki cihân felâketi içünde  kâfî gelmiyecek midir?!. Hatta, (HOCA) pâyesi verilir olmuş bu kabil KEZZAB ve CANBAZLARIN peşlerine takılan ve onlara zemin ve imkân hazırlayan câhil ve şuursuz kalabalıklar ve echel-i cühelâ sebebiyle de,  acebâ daha hangi belâ ve beliyyelerin göklerden ve yerden fışkırmıyacağı söylenebilecekdir.!?..</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><u>CİHÂD EN BÜYÜK İBÂDETDİR. ÜMMET VE İMÂMET-İ KÜBRÂ TEŞKÎLİ  İSE, BA&#8217;DE&#8217;L-ÎMÂN, MÜSLÜMANLARIN İLK FARÎZA-İ DÎNİYYESİDİR&#8230;</u></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İslâm&#8217;da, ANA (TEMEL) ibâdetlerin 5 olduğunu İMÂM-I RABBÂNÎ Müceddid-i Elfi Sânî Kaddesallâhu Sırrahu&#8217;l-Âlî Hazretlerine kadar bütün ulemâ beyân buyurmuşdur. Ahmed Zıyâüddîn Gümüşhânevî Hazretleri de: (Bu beş Ana ibâdet-Cihâd, namaz, oruç, zekât ve hacc olub), cihâd içün: </em><strong><em><u>&#8220;Cihâda gelince, bu, İBÂDETLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR&#8221;</u></em></strong><em> hükmünü beyân etmişlerdir. </em><em>(Câmiul-Mütûn, 1409-1988, s.151)</em><em> Bu cihâd ibâdeti, bu FARZ, bu zarûrât-ı dîniyyenin taallûku, bütün İslâm&#8217;ı ihâta eder. Zarûrât-ı Dîniyyenin pek büyüklerinden olan </em><strong><em>Cihâd</em></strong><em> ne kadar zaiflerse-ki bu tefsirde </em><strong><em>&#8220;cihâdda tekâsül&#8221;</em></strong><em> olarak ve belânın umûmîleşmesinin de 5 ana sebebinden biri olarak kayıdlıdır. </em><strong><em>Hılâfet-i İslâmiyye</em></strong><em> gibi gene Zarûrât-ı Dîniyyenin en başda gelenlerinden biri de, cihâda muvâzî olarak zaifliyecek ve inkırâza gidecekdir&#8230; Bütün İslâm devletleri ve Kânûnî Merhûm&#8217;dan sonraki Osmanlı, en başda bu sebebe binâen inkırâz bulmuşdur&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>BİNNETÎCE:  Dîn ü devlet ve ümmet munkarîz olarak bugünki ilhâd devrine gelinmiş; ve din ile îmân ve ümmet ile İMÂMET, bir sürü sarıklı füsekâ, cühelâ, meddâhîn, müfsidîn ve çene ishâline yakalanmış zaleme ve süfehânın elinde ve dilinde oyuncak olmuş gitmişdir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Hılâfet-i İslâmiyye&#8221;</em></strong><em> içün Şeyhülislâm ve Büyük Mücâhid ve Allâme Mustafa Sabri Efendi Hazretleri (Rahmetullâhi Aleyh) şöyle buyurmaktadır: </em><strong><em>&#8220;Hılâfetin lüzûmunda şübhe ve tereddüd gösteren insanların hem AKILLI, hem de MÜSLÜMAN olmalarına İHTİMÂL veremem.&#8221;</em></strong> <em>(Yarın Gazetesi, İmâmet-i Kübrâ Risâlesi, 21/K.Evvel/1928&#8211;8/Recebül Ferd/1347).</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Müfessir Merhûm Muhammed Hamdi Efendi Hazretleri de aynı bahis içün, bu pek mühim ve hayâtî mes&#8217;ele ile alâkalı olarak tefsîrinde şöyle buyurmaktadır:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;ÜMMET: Öne düşen, fırâk-ı muhtelifeyi toplıyan metbû&#8217; bir cemaat demekdir ki, hepsinin önünde de İMAM </strong></em><em>(halîfe-i RASÛL, sultânü&#8217;l-Hakk, emîru&#8217;l-mü&#8217;minîn)<strong> bulunur. Cemaatla kılınan NAMAZLAR, bu muntazam ve hayırhah tertîb-i ictimâînin tecelliyâtını ifâde eden sûret-i mahsûsesidir. Bu sûretle hayra da&#8217;vet ve emr-i bi&#8217;l-ma&#8217;rûf ve nehy-i ani&#8217;l-münker yapacak bir <u>ÜMMET VE İMÂMET </u></strong>(hılâfet)<strong><u> TEŞKÎLİ, BA&#8217;DE&#8217;L-ÎMÂN, MÜSLÜMANLARIN İLK FARÎZA-YI DÎNİYYELERİDİR.</u>&#8221; </strong></em><em>(Elmalılı Tefsîri, 1936, c.2, s.1154-55)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Daha yüzlerce âlimimizin eserlerinde bu kabil ibâreler bulmak mümkindir. Çünki bu, edille-i erbaamızın dördüyle de mutlak olarak SÂBİT bir farz ve hakîkatdır.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Binâenaleyh, cihad İBÂDETİ olmadan Hılâfet-i İslâmiyye&#8217;nin yaşatılması, bu yaşatılmadan da dâr-ı İslâm&#8217;dan bahsedilmesi aslâ mümkin olamaz&#8230; Böyle bir vasatda da, kellesi sarıklı, sırtı CÜBBELİ, mâbâdi kürsülü, her ekrandan yemlemeli ve  </em><strong><em>derinlerden</em></strong><em> destekli, İslâm&#8217;ın hakîkatıyla ma&#8217;kûsen mütenâsib (hoca kılıklılar), elbetde ve mebzûlen, resmî ve gayr-i resmî olarak zuhûr edecekdir. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bu bel&#8217;am olarak sıvazlanmış, vaftizlenmiş ve şişirilmiş hoca kılıklılar, derin ve sığ devletlerin emrinde laik dem-putratik merci&#8217; ve repübliklere </em><strong><em>&#8220;Ülülemrimiz, devletimiz, hükûmetimiz, partimiz, kânunlarımız, anayasamız, diyânetimiz ve bilmem neyimiz&#8221;</em></strong><em> gibi benimseyici, kabûllenici, meşrû&#8217; sayıcı, şişirici, bendesi olucu, orayı-burayı dâr-ı İslâmmış görücü ve gösterici nice elfâz ve elkâbı da, cübbeli-külahlı modern meddâhînler olarak ağızlarından aslâ düşürmezler!.. Bunlar, bol bol etek öper, körolası hasîs ve şeytânî menfaatlarını yürütmek içün (hoca kılıklı rolleriyle) kirli ve çukur nice partili politikaya selâm çakar ve bulaşır; bir tarafdan da </em><strong><em>&#8220;siyâsetle aslâ işimiz yokdur&#8221; </em></strong><em>naneleri yer; televizyon ekranlarındaki bir takım sunucu yosmaların önüne otur ve onların kumandasında her nabza şerbet sakalığı yapar, ara sıra o yosmalardan </em><strong><em>&#8220;dinler misiniz sayın küflü&#8221;</em></strong><em> cinsi ve cibilliyetinde ihtârlar alıb mâbâdi üzerine çakılırlar!. Yalap şalap bir üslûb ve cazgırlıkla her köşe başı kopuğuna sürtünür, ehâlîyi de narkozlıyarak idlâl etmeye böylece hız verirler&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong><u>BEL&#8217;AMLIK, HOCA KILIKLILARI DSÖ DENİLEN KÜRESEL ÇETENİN BİLE EMİR ERİ HÂLİNE GETİRMİŞDİR.. </u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Fahrî layık-cum-putrasi </em><strong><em>&#8220;Dîn Görevlisi veya Şeyhülılmâniyyesi&#8221;</em></strong><em> de olan, S. Ustaosmanoğlu&#8217;nun (Rasputin) künyesi kazıdığı şu sakallı-cübbeli ünlü, dünyâ çapında nice insanın ölmesine, sakat kalmasına ve kanının bozulmasına sebeb olan aşı belâsı içün, bakınız nasıl ve hangi sistem trollüğü ile işe saldırıb müdâhil oluyor, hayret ve dehşet:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Oruçluyken aşı olmanın hükmü:</strong></em><br />
<em><strong>İmâm-ı Tahâvî, İmâm-ı Ebû Yûsüf&#8217;den naklen iğne olmanın orucu bozmadığını zikretmişdir. DOLAYISIYLA AŞI VAKTİ GELENLER ve aşıya çağırılanlar MUTLAKA İCÂBET ETSİNLER. ORUÇLARI BOZULUR DİYE ENDÎŞE ETMESİNLER.&#8221;</strong></em><strong><em><br />
</em></strong><em>Bu tiviti de 31/3/2021 tarihinde atmış.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mûmâileyh, Laique Cum-putrasi DİB başkanı ile aynı uyduruk hükmü vermişdir!. Aşı orucu öyle bir bozar ki, 15 asırdır bozmaz diyen hiçbir âlim de yok. Tahavi&#8217;nin Ebu Yusuf&#8217;dan naklini de </em><strong><em>hocia</em></strong><em> kılıklılar saptırıyor. İlim ve îmân şeref ve haysiyetinden nasîbi olan, vesîkayı koyar, öyle konuşur. En pespâye tivi takdimcilerinin önüne oturub terbiyeli şempanze gibi oynatılan heriflerin resmî devlet dâirelerine muvâzî hükümler gaseyân etmesi edeb ve hayâ îflâsından ve bel&#8217;amlık ibkâsından başka bir şeye delâlet edemez&#8230;  Neden bu kadar fıkıh kitabları, böyle mu&#8217;teber (müftâbih) FETVÂ var ise, </em><strong><em>&#8220;iğne orucu bozmaz&#8221;</em></strong><em> diye bundan bahsetmiyor???&#8230; İğnenin (aşının) orucu bozduğuna dair herkesin kolayca ulaşabileceği ehl-i sünnet ve&#8217;l-cemaat kaynaklarını, yazdığımız makâlât ile şu linklerden tedkîk etmek mümkindir:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/1-asi-igne-orucu-bozmaz-ve-hesabat-i-nucumi-fitnesi.html</em></strong><em><br />
</em><strong><em>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/2-asi-igne-orucu-bozmaz-ve-hesabat-i-nucumi-fitnesi.html</em></strong><em><br />
</em><strong><em>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/3-asi-igne-orucu-bozmaz-ve-hesabat-i-nucumi-fitnesi.html</em></strong><em><br />
</em><strong><em>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/4-asi-igne-orucu-bozmaz-ve-hesabat-i-nucumi-fitnesi.html</em></strong><em><br />
</em><strong><em>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-seyyidoglu/5-asi-igne-orucu-bozmaz-ve-hesabat-i-nucumi-fitnesi.html</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Niceleri, sabahdan akşama kadar PARTİ-PIRTI dedikodu ve şeytanlaşmaları içinde, hatta bunun göbek taşında yatıb yuvarlanmaktadır!. Gâyeleri, İslâm hukûku içinde </em><strong><em>YAŞAMAK</em></strong><em> değil. Bu, kalblerden tamâmen silinib uçmuş.. TAMÂMEN, Gayr-i İslâmî ve tâğûtî-beşerî bir hukûk veya guguk içinde, tâğûtîlerin çizdiği nizâm, ilkeler, ülküler, tilki ve türküler ve toplama-derleme kânunlar çerçevesinde tâğutların kulluğunda yaşamak&#8230; </em><strong><em>Ehven-i şer </em></strong><em>geberticiliğine esîr olunarak, </em><strong><em>METBÛ</em></strong><em>&#8216; değil, TÂBİ&#8217; hâlet-i rûhiyyesinin verdiği ezik-büzüklük ile, gebermeye muâdil ve muvâzî yaşamak!.. Îmân etdikleri ve yaşandığını zannetdirdikleri İslâm, tâbi&#8217; olunan tâğûtî sistemin istediği ve durub dinlenmeden </em><strong><em>&#8220;güncellemeye&#8221;</em></strong><em> çalışdığı ve adı da hâlâ </em><strong><em>&#8220;İslâm&#8221;</em></strong><em> olarak devam etdirilen ve cumhûriyet ilkelerine uydurulan bir religiondur&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İslâm Hukûkunu, yalınızca </em><strong><em>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;ın&#8221;</em></strong><em> hukûku olarak oraya inhisâr etdirmek, </em><strong><em>SÜBHÂN</em></strong><em> olanı </em><strong><em>TENZÎH etmiye</em></strong><em> mutlaka tersdir&#8230; Dâr-ı Harb veya dâr-ı ridde içün </em><strong><em>&#8220;İSLÂM HUKUKU&#8221;</em></strong><em> yokmuş şeklinde bir kabûl, ALLÂH AZZE ve CELLE&#8217;yi, 24 saatdeki beş vakit namaz ve tesbîhatdakilerle en az 540 kere </em><strong><em>&#8220;sübhansın&#8221;</em></strong><em> diyerek tesbih ve tenzîh etmekle, nasıl kâbil-i te&#8217;lîf edilebilir?. Bu, ALLÂH Sübhânehû ve Teâlâ&#8217;ya: </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;&#8211;Senin Dînin, her yerde yaşamıya müsâid değil, NOKSAN veya KİFÂYETSİZ KALIYOR, o halde SEN de, nasıl SÜBHANSIN?&#8221;</em></strong><em> demiye müsâvî ve muâdil, kopkoyu bir Allâh&#8217;sız münkirlik olmıyacak mıdır?.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>&#8220;Her şeyden evvel ve ilk ŞART olarak, LÂ İLÂHE deyib, bütün beşerî nizâm, sistem, ideoloji, doktrin ve hukûku, benim hukûkum adına REDD mecbûriyetin, mükellefiyetin, me&#8217;mûriyyetin ve mahkûmiyyetin  var..&#8221;</em></strong><em> buyuran Allâh Azze ve Celle, müslümanı mücerred Dâr-ı İslâm&#8217;da yaşatmak içün hukûk sâhibi kılmamış; DÂR-I HARBDE de nasıl yaşıyacağının hukûkunu onun önüne vaz&#8217;etmişdir. Dâr-ı İslâm keyfiyetini hâiz bir dâr varsa, oraya gidib orada YAŞAMAKLA mükellef ve buna mecbûr olan Müslüman; Dâr-ı İslâm yoksa, </em><strong><em>&#8220;ehven-i şerreyn tercîh olunur&#8221;</em></strong><em> diyerek, beşerî irâdenin partilerinden birine mi bey&#8217;at ve ubûdiyyet edecekdir?. Bunu, kelime-i TEVHÎD&#8217;in </em><strong><em>&#8220;Lâ ilâhe&#8221;</em></strong><em> nefyiyle kâbil-i te&#8217;lîf etmek imkânsız değil, muhâldir&#8230; Tâğûtîler, işte bunu mümkin göstermek içün bir takım resmî ve sarıklı dâireler, mekteb, kurs ve fakülteler işletib, ilâhî irâdenin önünü kesmek ve onu devreden çıkarmak içün, cebrin, zulmün ve jakoben laikliğin peşindedir&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dâr-ı harbin de İslâm&#8217;da müstakil hukûku olduğu hakîkati ve müslümanın buna göre yaşama mecbûriyyeti, ondan nazarî ve tatbîkî şekli ile elinden ve îmânından kazınmak istenmektedir. Müslüman, Dâr-ı İslâm&#8217;ın dışında kaldığı zaman: </em><strong><em>&#8220;Artık deniz bitdi, beşerî irâdeye kulluk limanına demir atmalıyım&#8221;</em></strong><em> desin isteniyor!. Halbuki onun, her zaman ve mekânda, tâbi&#8217; olacağı, niyyeten ve fiilen yaşayacağı, kendisine âid </em><strong><em>&#8220;DÂR-I HARB HUKÛKUDUR&#8230;&#8221;</em></strong><em> Tâğûtîler bunu bildiği içün, müslümanın kendi hukûkuna gidişinin önünü kesmek üzere: </em><strong><em>&#8220;Burası dâr-ı İslâmdır, işte hoparlörlü </em></strong><em>(ezan dışı)</em><strong><em> ezan, işte layık sistemli de olsa imam,  işte dem-putrasi avcunda minber ve mihrab, işte böylesine namazlar, rü&#8217;yet-i hilâlsiz başlanan oruç ve bayramlar, işte mahkûm elbiseli ve onların nezâretinde ve nezârethâsinde hacc seyyahatleri.. ve işte şu veya bu&#8221;</em></strong><em> diyor; arkasından da: </em><strong><em>&#8220;Sana en yakın küfür ve şirk hangi  tâğûtî partide ise, ONU  seç, ona bey&#8217;at et, onun emânına gir, YE, İÇ ve TÂĞÛTA ŞÜKRET!&#8221;</em></strong><em> narkozlaması&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte, hoca kılıklılar bu hayat tarzını kürsülerden boca ediyor. </em><strong><em>&#8220;Lâ İlâhe&#8221;</em></strong><em> de amma, bunun içine </em><strong><em>&#8220;Laik dem-putratik guguk sistemini sokma, bu kadarcıkdan ve bir kereden bir şey olmaz, şeyhimiz de böyle dedi; zaten &#8220;zorlaştırmayın, kolaylaştırın&#8221; diye hadîsler; &#8220;kendinizi tehlikeye atmayın&#8221; diye âyetler de var; keşif, kerâmet, ru&#8217;yâ, zuhûrât, yakaza ne varsa, onlar da bu tarafda; siz teheccüde kalkın, hatim indirmiye bakın, &#8220;cıgara denen zehir&#8221; haram mı, mekruh mu, mubah mı bunlara kafa yormaya ve medyayı bunlarla zenginleştirmeye devâm edin; sakın sıgara denen zehre haram demeyin, DİB başı haram demişse o me&#8217;murdur.. âmiri olan Baş kumandan ve kendisine itaat etmemiz farz olan ülülemrimiz, Sarâ-yı Hümâyundan ne buyurub ne emreylemişse, o sarıklı memur da onu diyor!.  O öyle dese de &#8220;tahrîmen mekruhu&#8221; kastetmişdir, yoksa aslâ haram demez&#8211;diyemez siz anlamazsınız, haram demek içün Kitâb ve Sünnet&#8217;den NASS OLMASI ŞART&#8230; Yoksa zinhâr birşeye HARAM denemez&#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bunlar da, evde yangın çıkmışken, ham yobaz kaba softaların dâr-ı İslâm dedikleri yerlerde çoluk çocuğu değil de, kapkacağı kurtarmıya ma&#8217;tûf, pek ihlâslı, pek zuhûrat, yakaza, keşif ve rü&#8217;yâ soslu irşâd ve dîni ihyâ ve ŞERÎAT&#8217;a hizmet usûl ve üslûbları!.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sanki icmâ ve mu&#8217;teber ve mübârek (müctehid imam ictihadları) ile binlerce helâl ve haram (Kitâb ve Sünnet) nasslarına müsteniden VAZ&#8217;EDİLMEMİŞ gibi&#8230; Hem mezhebsizlere ateş püsküreceksin, hem de Kitab-Sünnet nassı dışında icmâ&#8217; ve müctehid ictihadları ile sâbit HARAMLARI yok kabûl edeceksin; ve böylece mezhebsizlerle aynı yatağa girecek ve (âlimlik) ayakları ile ortalıkda fink atacaksın!. Okumuş, ezberci, istismarcı, Kelâm-ı Kadîm diliyle </em><strong><em>&#8220;kitab yüklü eşş..ler&#8221;</em></strong><em> ve echeller&#8230;</em><em><br />
Câhil cühelâ yer, ammâ aklı başında bir müslüman bu binlerce zehr ü necâseti aslâ yemez; ve Allâh Azze ve Celle&#8217;ye HAVÂLE edib <strong>&#8220;canınız cehenneme&#8221;</strong> der&#8230; Onun bunun gönlüne, zaman ve zemînin havasına, ekran müşrik ve müşrikelerinin kılavuzluk, sürükleme, yönlendirme ve iblisliklerine göre ve nabza uygun şerbet itliğiyle, Allâh Azze ve Celle&#8217;nin mutlak DÎNİNİ bozuk para gibi harcayan şerefsizlere VEYL olsun!</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em> (Mâba&#8217;di var)</em></strong></p>
<p><em> </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-4-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-4- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-4- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/4-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[amir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 18:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmed SELÂMÎ]]></category>
		<category><![CDATA[RUZNÂME]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[içtihad]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[levhi mahfuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=13898</guid>

					<description><![CDATA[<p>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR! -3- Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî) CENÂB-I HAKK AZZE VE CELLE’NİN HİÇBİR SIFATINDA DEĞİŞME, SİLİNME VE EKSİLİB ÇOĞALMA YOKDUR; O, BUNLARDAN MÜNEZZEH,<span class="excerpt-hellip"> […]</span></p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><em><strong><u>BERAT GECESİNİ SAPTIRAN HOCA KILIKLI ŞEYTANLAR!</u></strong></em></h1>
<h1 style="text-align: center;"><em><strong>-3-</strong></em></h1>
<p style="text-align: right;"><em><span style="color: #cc0000;"><strong><u>Ahmed SELÂMÎ (Dağıstânî)</u></strong></span></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong><u>CENÂB-I HAKK AZZE VE CELLE’NİN HİÇBİR SIFATINDA DEĞİŞME, SİLİNME VE EKSİLİB ÇOĞALMA YOKDUR; O, BUNLARDAN MÜNEZZEH, BUNLAR İSE O’NUN İÇÜN MUHÂL, MÜMTENİ’ VE MÜSTAHİLDİR…</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>20/Mart /2023 târîhinde T.C. DİB rüesâ-yı ılmaniyyesinden Ali Erbaş, Âl-i İmrân Sûre-i Celîlesinin 103’cü âyet-i kerîmesinde geçen <strong>“VA’TASİMÛ Bİ HABLİLLÂHİ CEMÎAN”</strong> cümlesindeki <strong>“HABL”</strong> kelimesi içün <strong>“BANA GÖRE”</strong> diyerek, ona, kendince bir ma’nâ yükledi!. Herkes, müfessirliği ma’lûm olmadan, emâneti ehline bırakmadan, ihtisâsa kıymet atfetmeden, ceffe’l-kalem ve <strong>“Bana Göre”</strong> diyerek, indindeki ma’nâyı Kelâm-ı Kadîm içün kullanmıya kalkar da; ve meselâ, bu <strong>“HABL”</strong> kelimesine yüklerse, ortaya nasıl, hangi tür bir  <strong>terör</strong> çıkacağını, bu Bay Ali neden düşünmek ve tefekkür eylemek istemez?. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte Türkiya, DİB’i, ilâhiyatları, medyası, din <strong>“güncellemeci”</strong> politikacıları; ictihad kapısını da, gece gündüz her hırsızın girebileceği bir han kapısına çeviricileri, selefîleri-vehhâbîleri, şîası, oryantalistleri ve bir takım hoca kılıklı sakal cübbeli ekran işportacıları ve sâiresi ile; ve pek çok zümre ve hizibleri elinde, <strong>“Bana Göre”</strong> diyenlerin bulandırarak yok etdikleri, o şeytânî çukuruna düşürüldü; veya, İslâmiyyet, herkesin üzerinde top oynadığı SÂHİBSİZ bir ARSA hâline getirildi…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Anadolu üzerinde yaşayan müslüman Türk-Kürd-Arab on milyonların elinden İslâmiyyet’in alınıb sıfırlanması,  Batılı küresel çeteler hesâbına her türlü tazyık ve zulüm ile, bilhassa <strong>yüzyıldır</strong> en baş VAZÎFE olarak yürütülmektedir. Böylece, şu andaki ateist ve lâ&#8217;net sistem ve ideoloji, bunu, Müslüman Anadolu halkından evvelki ikonaperest BİZANSI veya putperest Ortaasya dünyâsını, veya heykelperest ataizmayı yeniden canlandırmak (hortlatmak) projeleri olarak icrâya çalışmaktadır…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Bana göreler, ictihad kapısı açılmalıdırlar, İslâmiyyet GÜNCELLENMELİDİR-ler”</strong> ve sâir tuzaklarla varılmak istenilen hedef, O’nun değiştirilerek, İslâm’ın yerine, adı gene İSLÂM olsa da, kendisi İslâm olmıyan bir dînin oturtulması, binnetîce, İslâmiyyet’den mutlaka ve bir şekilde KURTULMAKDIR… Zaten târih boyunca yapılan nice Kurtuluş Savaşları (harbleri), başlangıcıyla sonu arasında yüzseksen derece böyle bir FARK da taşımışlardır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Asıl mevzuumuzun altından da, gevezelik, akılsızlık, şımarıklık, istiskâl, komedyenlik, lâübâlîlik v.s. gibi sebeplerle, <strong>“BANA GÖRE”</strong> atışları çıkdığı anlaşılmaktadır. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Levh-i Mahfuzda yazılanlar Allâh Azze ve Celle’nin İLMİ olması hasebiyle ve Cenâb-ı Hakk’ın bütün sıfatları gibi İLİM sıfatında da <strong>“DEĞİŞİKLİK, Levh-i Mahfuzda YAZILANIN (hâşâ) GERİ ÇEVRİLMESİ, Levh-i Mahfûzda YAZILANIN SİLİNMESİ”</strong> gibi hükümler, tamamen <strong>“Bana Göre”</strong> soyundan gayr-i ilmî ve son derece gayr-i ciddî, câhil veya münkir sallamalarıdır… Hele berveçhi âtî  4. Maddede yazılanların kürsülerden söylenişi, tam bir masal, mitolojik efsâne, veya komedyenlik îcâbı bir hafifliktir ki, bunların İslâm ile kâbil-i te’lîf edilemiyeceği, gelecek makâlâtımızla ve tefsirlerden yapacağımız iktibaslarla müdellel olarak ortaya konulacaktır, biavnillâh…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İlim, îmân, amel, ahlâk, vekâr ve ciddiyet ile zerre kadar alâkası olmıyan aşağıdaki yâveleri ağzına alanlar, ne kadar kendi kendilerinin âlimliğini reklâm peşinde olsalar da, ortaya koydukları zikri muharrer mes&#8217;elelerin hakk ve hakikatle hiçbir münâsebeti yokdur ve olamaz. İslâm içün yüz karası olan şu manzaralardan aklı başında bir müslümanın hicâb duymaması da imkânsızdır. Allâh Azze ve Celle’nin ilminden ibâret olan LEVH-İ MAHFUZUN bu derece dikkatsizce, şuursuzca, cehâletle, çocuk oyuncağı gibi, sanki <strong>“bana göreler”</strong> çukuruna çekilib orada boğulmak istenircesine kürsülerden ve sanki sarıklı CÜBBELİ oluşun masuniyeti (dokunulmazlığı) varmış gibi dile alınışı, biz müslümanların şu devirdeki bir başka  büyük felâketidir. Cenâb-ı Hakk’ın zerre kadar değişmiyen ilmini, <strong>“SİLİNEN VEYA GERİ ÇEVRİLEBİLEN”</strong> bir oyuncak seviyesinde düşünen ve böyle de düşünülüb kâbûl edilmesine de vesîle olan ayak takımı derekesindekiler, Allâh Azze ve Celle’ye (ÎMÂNIN) önünü kestiklerinin bile farkında olamayacak kadar <strong>acziyet, pişkinlik, umursamazlık, ne desem nasıl olsa yutuluyorluk, dolayısıyla şirretlik</strong> içindeki, hem dâll ve hem mudill yüzsüzlerdir&#8230; Bu kabil hoca kılıklı heriflerin her şeyden evvel, (hocalığı) değil, tecdîd-i îmân ven-nikâh eylemeyi ağızlarına almaları şartdır&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İşte, ileride butlânını ortaya koyacağımız o menhus cehâlet satırları:</em></p>
<ol>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>“Bu mübârek gece önümüzdeki bir sene başımıza gelecek belâ, hastalık, kuraklık, kıtlık, zelzele, sel, deprem hepsinin TAKDÎR edilib DOSYALARININ TESLÎM edildiği gecedir…” </strong>(Kaderin ezelde tesbiti Levh-i Mahfûz&#8217;dadır. Berat gecesinde ancak, o levhden, bir senelik kısım &#8220;iktibâs&#8221; edilmişdir. Bu bir senelik kısım da, EZELDE, o Levh-i Mahfuzda TAKDİR edilmiş-yazılmışdır&#8230; Sonradan ilâve bir husûs olması muhâldir&#8230; İleride gelecek, tefsirlerin ifâdesi böyle.<strong>)</strong></em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>LEVH-İ MAHFUZDA YAZILANI BİLE DUÂ GERİ ÇEVİRİR.” </strong>(Bu nasıl lâfdır, ilmî  ve ciddî bir müstenidâtı nerededir?.. Sâbit olan Kader yani Allâh Azze&#8217;nin ilmi nasıl geri çevrilir, ileri çekilir, bu, dama taşı ile oyun oynamak mıdır hâşâ ve kellâ? Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi&#8217;l-aliyyi&#8217;l-azîm.)</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>Allâh Azze Ve Celle’nin ilm-i ezelîsi değişmez. Ammâ Levh-i Mahfuza yazdığımı SİLERİM buyuruyor. Ammâ ne ile, duâ sâyesinde….. </strong>(İlm-i ezelî hem değişmezmiş, hem de Levh-i Mahfûz&#8217;dan SİLİNİYORMUŞ! Bu kadar ciddî bir îmânî mes&#8217;elede, biribirine muttasıl iki cümle ile bu kadar dehhâmeleşen ve mide bulandıran TENÂKUZA, hakîkî bir hocanın çırılçıplak ve böylesine bir akıl, ciddiyet, îmân, âr, hayâ ve utanma ile atlayışı mümkin olabilir mi; ve bu, ne ile îzâh edilecekdir, dehşet!)</em></li>
<li style="text-align: justify;"><em><strong>“Belâ da, Levh-i Mahfuzda yazılmış, falanoğlu filan falanın başına gelmek üzere İNMEĞE başlıyor! Tam, o ordan inerken, burdan DUÂ varsa, o onu n’apıyor, işte efendim, F-16 gibi, bilmem ne gibi KAPIYOR, havada onu bırakmıyor! Kıyâmete kadar da o belâ, gelmiye çalışsa, o adamın duâsı varsa, havadan onu sâhibinin başına kondurmuyor. Duâ böyle bir şey…” </strong>(Şu 4. maddedeki, uyutmak içün çocuğa masal anlatmadaki basitlik, balıkçı kahvehânesinde paçadan dökülen zıpırlık, hoca sıfatıyla bu üsûb ve usûllerle KÜRSÜLERDEN yapılabiliyorsa, artık, bunların da birer Kıyâmet alâmeti olduğunu söylemekden başka çâremiz kalmıyor&#8230;) (Kürsüden yapılan bu 4 maddelik konuşma, vidyodan aynen satırlara dökülmüşdür.)</em></li>
</ol>
<p style="text-align: center;"><em><strong><u>EN MÜHİM MESÂİL-İ KELÂMİYYE..</u></strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>15 asırdır bu kadar akâid, tefsîr, hadîs, fıkıh kitâblarında, münâsebet düşdükçe ve pek çok yerde <strong>“Levh-i Mahfuz ve KADER”</strong> mes&#8217;eleleri bilinmesi gerektiği nisbetde &#8211;ki bu mevzû&#8217;un künhüne ve sırrına kulların âgâh olması muhâldir&#8211; beyân edilmişdir. <strong>“Levh-i Mahfûz”</strong> ta’bîri Kelâm-ı Kadîm’de, sâdece  Kur’ân-ı Mübîn&#8217;de<strong> <u>&#8220;Fî levhin mahfûz</u></strong><strong><u>)=</u></strong><strong><u>ki bir levh-i mahfûzdadır</u></strong><strong>.” </strong>şeklinde sâdece bir yerde, o da BÜRÛC sûre-i celîlesinin 22. Âyet-i Kerîmesinde geçer. Fakat <strong>“ümmü’l-Kitâb, Kitâb, Kitâb-ı Mübîn, Kitâb-ı Hafîz”</strong> gibi ta’birlerle de, pek çok âyât-ı kerîmede zikredilmektedir…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Şov ve amigoluk, politika maskaralığı ve parti şaklabanlığı peşindeki bir takım hoca kılıklı sebükmağzların (hafif beyinlilerin) bu mevzû&#8217;u nasıl tersine çevirerek <strong>“imân ve i’tikadları”</strong> berbat etdiklerine, evvelki makâlelerimizde bir nebze temâs etmişdik. Mes’ele, ANA AKÂİD şartlarından biridir ki, Merhûm Ö. Nasûhi Efendi de: <strong><u>“Kazâ ve kader mes’elesi EN MÜHİM mesâil-i kelâmiyyedendir” </u></strong>buyurmaktadır.<span style="font-size: 8pt;"><span style="font-size: 10pt;"> (Muvazzah İlm-i Kelâm, 1959, s.224</span>)</span> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bahis mevzû&#8217;u etdiğimiz hoca <span style="font-size: 10pt;"><span style="font-size: 12pt;">kılıklıların</span>,</span> neredeyse tapılan bir sanem hâline getirdikleri kendi arabçaları ile ibâre çözüb arapçalarını putlaştırma adına <strong>“ma’nâ verme”</strong> ve kafadan atma-sallama ve teşehhiyât şehvetine düşmeleri, onları, ilim ciddiyetinden ve Allâh korkusundan çekib uzaklaştırmaktadır. Bu gürûhun, <strong>müctehidmiş </strong>gibi tavır ve kurumlar takınmaları, kaş yaparken göz çıkarmalarına, ibârelerde mündemic gerçek ma’nânın güme gitmesine, netîcesi i’tibâriyle de, durmadan tahrif, tağyîr ve tahrîbe sebeb olmaktadır&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sorulduğunda, papağan ezberciliğiyle <strong>“mezhebsizliğe (!) hâlen değil de kâlen ateş püsküren”</strong> bu sokak ağızlı ve iki yüzlü hoca kılıklılar, İLÂS ve SAMÎMİYYET mahrûmu olub, hubb-ı câh peşinde koşdukça; ve <strong>“HOCALIK rütbe ve nişanlarına en lâyık benim”</strong> dedikçe, hâl lisânıyla da kibir ve gurûr köpürtdükçe, tam bir iblislik sıfâtı iktisâb etmektedirler… Müslümanların esir olduğundan ve dâr-ı İslâm gibi dünyâdaki EN BÜYÜK Nİ&#8217;METİ kaybetdiklerinden bile, bunların haberleri ve bu istikâmetde îmânları olduğu söylenilemez&#8230; En büyük zulüm olan ŞİRKİN, nice memleketleri kasıb kavurduğu apaçık bir vâkıa olduğu halde, her şeyden evvel buna karşı çıkamayan adamlara nasıl (hoca) denilebilir?. Küfrün, nifâkın, layıklık ve ateizmanın, heykelperestliğin, terör kaynağı ipsiz ve tipsiz lâ&#8217;netli bir demputrasinin ve HAÇLI kuyruğunda güdümlü olmanın pençesinde bulunan memleketleri bile <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8221;</strong> ilân etmekden utanmıyan bu azgın nefs tapıcılarını, dış görünüşlerindeki (hoca kılıklı) sahtekârlıkları da ASLÂ kurtaramıyacakdır&#8230; En zâlim ve heykelperest nice dâr-ı riddelere kadar her belâ çukuruna (Dâr-ı İslâm) yaftası yapıştıran bu dalkavuk (müdâhin), sıkıyı görünce herkesin her tarafını yalamayı bile câna minnet bilecek kadar ALÇALAN bu süfehâ takımları, bugün, İslâmiyyet&#8217;in önündeki en büyük Çin Seddidir&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> BÜTÜN RESMÎ VE GAYR-İ RESMÎ HER MERCİİN İSLÂM HAKÎKATINI ORTADAN KALDIRMAK İÇÜN <strong>“güncelleme”</strong> sûikasdları peşine düşdüğü şu netâmeli ve dehşetli devirde, gerçek müslümanların en ehem ve EN BİRİNCİ VAZÎFESİ, İSLÂMİYYET’İN ehl-i sünnet ve’l-cemâat çizgisindeki hakîkatını muhâfaza ve müdâfaa etmekdir. Gerçek bir müslümanın, en ana ve temel vazîfesi budur; ve herbiri şeytan hizbi olan dem-putratik parti-pırtılara KUL, KÖLE ve KÖPEK olmadan; onlara, verecekleri kemikler bedelinde kendini SATMADAN, her ne pahasına olursa olsun zerresine kadar  MUKADDES EMÂNETİ MUHÂFAZA ve MÜDÂFAA&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><em><strong><span style="text-decoration: underline;">CİHÂDIN EN BÜYÜK İBÂDET OLUŞUNU GÖRMEZLER, KARAMANLİS FAMİLYAYARI OLARAK İCTİHÂD KAPISINA YÜKLENİRLER&#8230;</span></strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bunun içün de,  Büyük Mürşid Ahmed Zıyâüddîn Gümüşhânevî MERHÛM&#8217;un <strong>&#8220;Câmiul Mütûn&#8221;</strong> nâm AKAİD&#8217;e dâir eserinde:<span style="text-decoration: underline;"><strong> &#8220;Zamanımızda en büyük İBÂDET CİHADDIR&#8221;</strong></span> buyuruşuna ciddiyetle TUTUNUB sarılmak, EN BAŞDA GELEN USÛLDÜR. Aksi hâlde emânete hıyânet etdiği içün MUNKARÎZ olmuş sâbık ve sapık bir enkâz ortaya çıkacak ve encâmı da pek feci’ olacakdır… Mübârek Ramazân-ı Şerîf&#8217;de bile politika piyasasının, ne kadar hadsiz ve hududsuz bir çirkeflik, kuduzluk, kudurmuşluk, şeytanlık, en mel&#8217;un bir demokratlık ve ısyân-tuğyân içinde olduğu GÖRÜLEBİLİRSE, belki bir nebze nefes alınabilecekdir&#8230; Lâkin politika şeytanları ile onların telfikçi  ve <strong>&#8220;ictihad kapısını açmak içün canla başla çalışan&#8221;</strong> müctehid taslakları, <strong>&#8220;müslümanım&#8221;</strong> diyenler içinde, ESÎR alıb beynini bulandırmadığı adam bırakmamışdır. Bunlar, ALLÂH irâdesine râmolmuş ve  <strong>&#8220;HAYRU&#8217;L-HALEF bir nizâmın zarûrât-ı DÎNİYYEDEN&#8221;</strong> olduğuna kat&#8217;iyyen ÎMÂN eden bir avuç HALKI da, <strong>&#8220;Çağ dışı olanlar, kör taassubçular, mezheb fanatikleri, v.s.&#8221;</strong> diyerek, ademe mahkûm edecek kadar da alçaklaşabilmektedirler&#8230; </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Böyle bir devirde, müslüman olmak veya kalmak.. Karamanlis de: <strong>&#8220;Laik düzende İslâm&#8217;ı yaşamak&#8221;</strong> diye kitablar düzüb kılavuzluk yapıyor! Böyle bir düzende de çok mülâyimâne ve <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;da&#8221;</strong> gibi yahud bizzat <strong>&#8220;Dâr-ı İslâm&#8217;da olarak&#8221;</strong> rahat yaşanabilirliğin muhallebi tatlısı içün fıstıklı ta&#8217;riflerini veriyor!. Demeye getiriyor ki:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Düzen böyle taklid ve kopyalama ile çağdaş ve çakıldaş gâvuristandan peydahlanmış da olsa,  sen burada iyi, güzel ve doğru VATANDAŞ ol; ve dem-putratik vatan müdâfaası içün oy sandığına koş! En mülâyimini, alnı en secdelisini (!) avradı kafadan en bezlenmişini, en imam liselisini, bizim rahle-i tedrîsimizden en çifte süzülmüş geçenini bul, onun kanatları altına gir&#8230; Körolası &#8220;Kör taassubu ve mezhebçilik&#8221; gömleğini de millî çöküşünki gibi çıkar; &#8220;dîni güncelleme ve telfîk&#8221; entârisini bilimin eşliğinde giy..</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Şevketpenâh ve Tayyibcenâh Saray erkânımıza ye-iç dua et; ve bizim  imam liselilerin, ÂSIM&#8217;ın nesli olduğunu her fırsatda zikr ü fikr et! Ve müesses yavru ve ana yasa, masa, kasa ve kânunlarımıza ters ve ayak uzatarak zinhâr yatıb uyuma! Uyanık  olarak dem-putratik keşf ü istidracları seyr ü temâşâ et!</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Vergini, zamanı hulûl etdikçe, sağ elinle ve ABANT rûh-ı lâtîfinde fenâ bularak ver; ve askerliği de, her şey Allâh içün değil de<span style="text-decoration: underline;"> &#8220;HER ŞEY vatan içün&#8221;</span> diyerek; ve sarp ve karlı-buzlu-uçurumlu kayalıklarda &#8220;ABD müttefikimizin&#8221; beslediği PEKKAKA peşinde koşarak <span style="text-decoration: underline;">&#8220;ATA ve ANA ilkelerimizi ve cumhuriyet kazınım ve kazanımlarımızı&#8221;</span> yaşatmak uğruna yap&#8230; Ve bu uğurda sakat ve çeyrek kalırsan GÂZÎLİĞİ; ve Âhıret-i Dâr-ı Bekâya irtilâl edersen ŞEHİD olmayı cana minnet, rûha ni&#8217;met say..</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> Çamlıca-Taksim mesâcîd-i ılmâniyyelerine ayda bir gidib feyziyâb ol, kendinden geç.. Sık sık ve bayram-seyrân, Ayasofya&#8217;nın <span style="text-decoration: underline;">ikonalı</span> ruhâniyyetinden, beddualı vakfiyenâmenin şiddet ve azametinden de nasîbedâr olub istifâde et.. Ve Ayasofya harîminin ortasındaki, değil secde etmek, ayak basmak bile yasak olan, takrîben 30-40 metre karelik &#8220;imparator taç giyme&#8221; mahallinin vakıf şartlarına kılıç sallıyan mekânını da, kırmızı kordonları dışında bir öksüz ve yetim gibi kalarak ve iniltili sesler çıkararak, 1934 kere tavâf et&#8230; </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Ba&#8217;dehû, üç çeyreği ana fîrân vaz&#8217;iyyetde olan ve câmi-i şerîf harîminde gezinen bitli, itli, piçli ve cenâbet turist keferesinden, o saatlerde ve gün fevt olmadan ibret ve medeniyet iktibâs ederek, FETO&#8217;sal ve mahlûbeli iltisaklar tasavvurlarına sarıl! Sağ tarafına ve sağ elini kellene destek yaparak ve yüzün kıbleye, ayakların kubbeye gelecek şekilde YERE YAT!.. Ve 10 dakikalık aralıklarla ÜÇBUÇUK DAKİKA SIRTÜSTÜ dur; VE KUBBE KEMERİNDEKİ İKONALARIN,  CUMHURİYET KAZANIMLARINDAN OLAN HÂRİKA SAN&#8217;ATSAL VE KAMALSAL ŞEKİLLERİNİ DOYA DOYA VE TIKA BASA SEYRET!.. DOYMADIYSAN, tekrar tekrâr tekrâr et!.. </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Fetih sahnelerini, Fâtihleri, Akşemseddînleri, Ulubatlıları, binlerce şühedâ ve ana kuzularını, cihâd sahnelerini, sakın derinden düşünme; yoksa, laik dem-putratik vatandaşlığın evrenselliği, feminselliği, cinselliği, homoselliği ile  verdiğin oy&#8217;ların bütün cumhûrî sevabları bir anda devrimsellik hesâbına hebâen mensûrâ olur!</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Senden daha iyi müslüman ve daha hoşgörülü abi ve abla olamıyacağını da, bizim fetoşizm, telfîk, diyalog, ılmâniyye ve tayyibiyye tarîkat-ı haltettiniyyemiz usûlleriyle her gün ve ba&#8217;de&#8217;t-tulû&#8217; ve kable&#8217;l-gurûb RÂBITA et&#8230; Cis-trans hâline saplanarak, kutsal, kurumsal, kutusal ve sandıksal ruhlara, mozale tapınışlarına, and içme vecd ü istiğrâklarına ve hatta nirvanaya, istersen tâ Pensilvanya&#8217;lara kadar kuvve-i hayâliyye ve hayvâniyyenle ulaş ve bulaş!. Bu hâl ü ahvâlini hiç bozmadan, tayy-ı mekân ile tayyib-i kelâm eyle; hiç düşmeden ve dumanaltı da olmadan ayık kafayla astronot ol, sihasız ve mihasız ve mîzansız fezâlarda uç&#8230;vesselâm!..&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>HAM YOBAZ KABA SOFTALARA TEKRAR DÖNERSEK&#8230;</strong></span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Her geçen gün, ortalığı, sahtekâr politika hırsızları, haksızları, hayırsızları ve hayâsızları doldurmaktadır. Bunların dümen suyuna girerek, onların parlatılıb cilâlanması istikâmetinde politikacı MEDDAHLIĞI irtikâb eden bu hoca kılıklı işportacılar, eski Osmanlı ulemâsının asâlet, edeb, terbiye, âdâb-ı muâşeret, ciddiyet, havfullâh; ilim haysiyeti, şeref ve vekârı <strong>yerine;</strong> hoppa-zıppalığı, şımarıklığı, lâübâlîliği, külhanbeyliğini, sokak serseriliğini, komedyenliği, onun bunun televizyonlarına çıkıb Dümbüllü maskaralıkları yapmayı oturtmuşlardır&#8230; Hatta o kadar ki, bir takım ateist ve sapık sunucularla (yardakçı veznindeki) târihçi münâfıkları, donlarına kaçıracak kadar güldürüb onlara sırnaşmayı, cıvıtmayı, <strong>müstehcen</strong> köprüaltı havalarını dile almayı ve bunları ma&#8217;rifet ve zekâ kıvraklığı saymayı, her âdiliğe başvurmayı; hulâsa, işte bunlar gibi binbir türlü ciddiyetsiz ve mes’ûliyetsiz bir kepâzelik ve müptezelliği, zerre kadar utanmadan İRTİKÂB etmektedirler…</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: 'Bookman Old Style',serif;">Böyle nice <strong>hoca kılıklılar</strong> BİLHASSA Mübârek Ramazan&#8217;larda <strong>cercilik</strong> peşine de düşerken, işin maskaralığını da aslâ ihmâl etmiyorlar!.. (Aklı başında, edille-i erbaa, müctehid imam ve zarûrât-ı dîniyyeye boynu kıldan ince, ehl-i HÂL, VAKÛR, edebli ve kimyâ olmuş hocalarımızı dâima tenzîh ederiz.) En hassas olunması ŞART olan şer&#8217;î mes&#8217;elelerde bile, bâlâda işâret etdiğimiz üzere bunlar, sathın da en sathında kalmak bir yana, mevzû&#8217;ları, masallaştırma derekesine tenzîl ederek, zevzekçe dile almakdan bile utanıb çekinmiyorlar&#8230; </span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="font-family: 'Bookman Old Style',serif;">Hele Purof etiketliler, iğrenç bir kibir heykeli olarak, onlar da modern ve pozitivist <strong>cerciler</strong> olarak bir başka âfet ve münkirler kutbunu teşkîl ediyor&#8230;</span></em></p>
<p style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><em>(Mâba&#8217;di var)</em></strong></span></p>
<p style="text-align: right;">
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&amp;linkname=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fahmed-selami%2F3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html&#038;title=-3-%20Berat%20Gecesini%20Sapt%C4%B1ran%20Hoca%20K%C4%B1l%C4%B1kl%C4%B1%20%C5%9Eeytanlar%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html" data-a2a-title="-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html">-3- Berat Gecesini Saptıran Hoca Kılıklı Şeytanlar!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ahmed-selami/3-berat-gecesini-saptiran-hoca-kilikli-seytanlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Berât Gecesi ve Fazîleti</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/son-makaleler/beraet-gecesi-ve-fazileti.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/son-makaleler/beraet-gecesi-ve-fazileti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 10:15:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[08/15 Berâet]]></category>
		<category><![CDATA[SON MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ULÛM-I ŞER'İYYE]]></category>
		<category><![CDATA[15 Şa'ban]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[bir yıllık kader yazılır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=9500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allâhu Teâlâ Duhân sûresi üçüncü âyetinde: "Biz Kur'ân-ı Kerîm'i mübârek gecede indirdik" buyuruyor. İbn-i Abbas (Radıyallahu anhuma) bu Âyet-i Kerîmeyi: </p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/son-makaleler/beraet-gecesi-ve-fazileti.html">Berât Gecesi ve Fazîleti</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><strong><u>BERÂT GECESİ VE FAZÎLETİ</u></strong></h1>
<p><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Allâhu Teâlâ Duhân sûresi üçüncü âyetinde: &#8220;<strong>Biz Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;i mübârek gecede indirdik&#8221;</strong> buyuruyor. İbn-i Abbas (Radıyallahu anhuma) bu Âyet-i Kerîmeyi: <strong>&#8220;Yâ Muhammed! Kıyâmete kadar meydâna gelecek her şeye hüküm ve kazâsı bağlanan Hayy ve Kayyûm, doğru ile yanlış arasını ayırıcı Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;i, mübârek gecede, ya&#8217;nî Şa&#8217;banın onbeşinci gecesi olan Berâet gecesinde indirdik&#8221;</strong> demektir diye tefsir etmiştir. Hazret-i Ikrime&#8217;den (Rahimehullah) başka tefsir âlimlerinin çoğu da böyle tefsîr edip, mübârek geceden maksad, <strong>Şa&#8217;banın onbeşinci gecesi olan Berâet gecesidir</strong> demişlerdir. Ancak Ikrime (Rahimehullah), mübârek gece, Kadir gecesidir buyurmuştur. Allâhu Teâlâ Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de birçok şeylere mübârek buyuruyor:</p>
<p style="text-align: justify;">1 — Kur&#8217;ân-ı Kerîme mübârek buyuruyor. Enbiyâ sûresinin ellinci Âyet-i Kerîmesinde: &#8220;<strong>Bu mübârek zikirdir, onu biz indirdik&#8221;</strong> buyuruyor. Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;in bereketindendir ki, Kur&#8217;ân-ı Kerîm okuyup, ona uygun îmân etse, hidâyet üzere olup, Cehennem azâbından kurtulur. Hattâ onun bu hâli, baba ve dedelerine, çocuk ve torunlarına da te&#8217;sîr eder. Nitekim Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) : <strong>&#8220;Bir kimse, Mushaf-ı Şerîfe bakarak Kur&#8217;ân-ı Kerîm okusa, Allâhu Teâlâ ana ve babasından azâbı hafifletir; anne ve babası kâfir bile olsalar»</strong> buyurmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">2 — Allâhu Teâlâ suya da mübârek buyuruyor. Kâf Sûresi dokuzuncu âyetinde: <strong>&#8220;Biz semadan mübârek [bereketli] su indirdik&#8221;</strong> buyuruyor. Suyun bereketindendir ki, eşyanın hayâtı su ile kâimdir. Nitekim Allâhu Teâlâ: <strong>«Sudan her şeye hayat verdik, yoksa inanmıyor musunuz!»</strong> buyuruyor. Ba’zıları suda on letâfet özellik vardır dediler. İncelik, yumuşaklık, kuvvet, letâfet, saflık, hareket, yaşlık, soğukluk, tevâzu ve hayattır. Allâhu Teâlâ bu on letâfeti, husûsiyyeti hakîki mü&#8217;minlerde toplamıştır: Bunlarda hakîki mü&#8217;minde bulunan, kalb inceliği, yumuşak huy, tâat kuvveti, nefs letâfeti, amel saflığı, hayra hareket, gözde yaşlık, günâhda soğukluk, insanların yanında alçak gönüllü olmak ve hakkı duyduğunda içinde hayat hâsıl olmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">3 — Allâhu Teâlâ zeytine de mübârek buyuruyor. Nûr Sûresi otuz beşinci Âyet-i Kerîmesinde: <strong>«Mübârek zeytin ağacından»</strong> buyuruyor. Zeytin ağacı, Âdem Aleyhisselâmın yeryüzüne indirildiği zaman, en önce meyve yediği ağaçtır. Zeytinde hem gıda, hem de aydınlık verecek yağ vardır. Allâhu Teâlâ zeytinin katık olduğunu bildirmektedir. Ba’zıları da, mübârek ağaçtan murad İbrahim Aleyhisselâmdır dediler. Ba’zıları da Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;dir dediler. Ba’zıları da îmândır dediler. Ba’zıları da, Allâhu Teâlâ&#8217;nın emrine uyan, yasaklarından kaçınan, Allâhu Teâlâ&#8217;nın kaderine râzı ve teslîm olan, Allâhu Teâlâ&#8217;nın hükmüne ve ezelde hakkında yazdığına uyan mü&#8217;minin mutmainne nefsidir dediler.</p>
<p style="text-align: justify;">4 — Allâhu Teâlâ Îsâ Aleyhisselâma mübârek buyuruyor. Nitekim Meryem Sûresi otuzbirinci Âyet-i Kerîmesinde: <strong>&#8220;Nerede olursam beni mübârek eyledi&#8221;</strong> buyuruyor. Îsâ aleyhisselâmın sıddîka olan annesi Meryem (Radıyallahu anha) için kuru hurma ağacında meyve yetişmesi, ayağının altından küçük bir suyun çıkıp akması ve kendisine, oğlunla gözün aydın olsun, denilmesi Îsâ Aleyhisselâm&#8217;ın bereketindendir. Âyet-i Kerîmede böyle olduğu bildiriliyor. Âl-i İmrân Sûresi kırk dokuzuncu Âyeti Kerîmesinde bildirildiği gibi, Îsâ, Aleyhisselâma Ekme ve Bars hastalıklarını iyi etmesi, duâ edip, Allâhu Teâlâ&#8217;nın izni ile ölüleri diriltmesi ve daha birçok mu&#8217;cizeler verilmesi, bereketindendir.</p>
<p style="text-align: justify;">5 — Allâhu Teâlâ Ka&#8217;be-i Muazzama&#8217;ya da mübârek buyuruyor. Nitekim Âl-i İmran Sûresi doksan altıncı Âyet-i Kerîmesinde: <strong>&#8220;İnsanlar için ilk kurulan ibâdet yeri, mübârek Mekkedir&#8221;</strong> buyuruluyor. Ka&#8217;be-i Muazzama&#8217;nın bereketindendir ki, bir kimse Ka&#8217;beye girse, çok günâhı olsa  mağfiret olunmuş olarak çıkar. Nitekim Allâhu Teâlâ:<strong> &#8220;Ona giren emin olur»</strong> buyuruyor. Bunun için, bir kimse, Beyt-i Şerîf&#8217;e girse, mü&#8217;min ve tevbe edici olsa, Allâhu Teâlâ onu azâbdan emin eder. Tevbesini kabûl edip, mağfiretine kavuşturur. Ba’zıları da demiştir ki, bir kimse Beyt-i Şerif&#8217;e girse, çıkıncaya kadar Harem-i Şerif&#8217;te eziyyet olunmaktan emin olur. Bu yüzden Harem-i Şerif&#8217;in avını öldürmek, ağacını kesmek haram kılınmıştır. Bunların haram kılınması, Ka&#8217;be-i Muazzama&#8217;nın hürmetinedir. Ka&#8217;be-i Muazzama&#8217;nın hürmeti ise, Allâhu Teâlâ&#8217;ya hürmet sebebi iledir. Nitekim Ka&#8217;be, Mescid-i Haram&#8217;da bulunanların kıblesidir.<br />
Mescid-i Haram Mekke halkının kıblesidir. Mekke harem [mikat] halkı için kıbledir. Harem, ya&#8217;nî mîkat hudûdunun içi, bütün yeryüzü insanları için kıbledir. Mekke&#8217;ye, Bekke denmesi, oradaki kalabalığın çokluğu sebebiyle ilerliyememektendir. Bekke ve Mekke ikisi de birdir. Kemd ve keyd, lâzım ve lâzıb sözleri gibi olup, birinin yerine diğerinin kullanılması câizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">6 — Berât gecesine de mübârek denmiştir. Çünkü Berât gecesinde yeryüzünde olanlar için rahmet, bereket, iyilik, âfv, mağfiret iner. Hazret-i Ali&#8217;den (Radıyallahu anh) alarak, Zeyd bin Ali&#8217;nin, ondan da Ömer bin Mûsâ Vecihi&#8217;nin, ondan da İsmâil bin Ömer Becelî&#8217;nin, ondan da Abdullah bin Muhammed&#8217;in, ondan da Muhammed&#8217;in, ondan da Ebû Nasr&#8217;ın babasından naklen bize verdiği haberinde Rasûlullah (Sallâllahü aleyhi ve sellem) : <strong>&#8220;Allâhu Teâlâ [ya&#8217;nî rahmet-i ilâhi] Şa&#8217;banın onbeşinci gecesi birinci kat göğe iner. Müşrik, bid&#8217;at ehli, sıla-i rahîm yapmıyan ve zinâ yapan kadınlardan başkasını mağfiret eder&#8221;</strong> buyurduğunu beyân eyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Âişe-i Sıddîka&#8217;dan (Radıyallahu anha) rivâyetle Urve&#8217;nin, ondan da Yayhâ bin Said&#8217;in, ondan da babasından naklen Ebû Nasrın bize verdiği haberinde: &#8220;Âişe-i Sıddîka (Radıyallahu anha) der ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> &#8220;Şa&#8217;bân-ı Şerifin onbeşinci gecesi</strong> olduğunda, Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) benim yanımdan sessizce ayrılıp gitmişti&#8230;. Odamın içinde Rasûlullahı (Sallâllahü aleyhi ve sellem) aramağa koyuldum. O sırada elim, mübârek ayağına dokundu. Hâlbuki kendileri secdede idiler. O anda duâsına kulak verip ezberledim. Sabaha kadar ibâdet ve tâatten kalmayıp, ayakta ve oturarak devam etti. Hâlbuki ayakları yorulmuş ve ağrımıştı. Ben de Rasûlullahın hem ayağını sıkar, hem de: &#8220;<strong>Ya Rasûlallah, babam ve anam senin uğruna fedâ olsunlar. Allâhu Teâlâ senin geçmiş ve gelecek kusurunu bağışlamadı mı ve Allâhu Teâlâ sizin hakkınızda böyle yapmadı mı, öyle olmadı mı, öyle olmadı mı?&#8221;</strong> derdim. Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) : <strong>&#8220;Ey Âişe, ben şükredici kul olmayayım mı? Ey Âişe, sen bu gecede, ne olduğunu bilir misin?&#8221;</strong> buyurduğunda, ben <em><strong>&#8220;Bu gecede ne vardır Yâ Rasûlallah! Ve diğer gecelerden ne üstünlüğü vardır?</strong></em> dedim. Buyurdular ki: <strong>&#8220;Bu sene içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu sene içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertîb olunur. Bu gece herkesin amel ve işleri Allâhu Teâlâ&#8217;nın huzûruna çıkarılır.&#8221; </strong>Ben: <em><strong>&#8220;Yâ Rasûlallah! Herkes ancak, Allâhu Teâlâ&#8217;nın rahmeti ile Cennete girer!&#8221;</strong></em> dediğimde: <strong>&#8220;Evet, herkes ancak Allâhu Teâlâ&#8217;nın rahmeti ile Cennete girer&#8221;</strong> buyurdular. Ben: <strong>&#8220;Siz de mi yâ Resûlallah?&#8221;</strong> dediğimde: <strong>&#8220;Ben de Allâhu Teâlâ&#8217;nın rahmeti olmadan Cennete giremem, ancak kendi tarafından beni rahmetine daldırması ile girerim&#8221;</strong> buyurub, eliyle başına ve yüzüne sürdü dedi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Mekhûl&#8217;ün, Âişe-i Sıddîka&#8217;dan (Radıyallahu anha) rivâyetiyle, ondan da Hişâm bin Gâr ve Süleymân bin Müslim ve başkalarının, ondan da Velid bin Müslim&#8217;in, ondan da Ebu Anır Dımeşkî&#8217;nin, ondan da Ebü&#8217;l-Îdî Hirevî ve İbrahim bin Muhammed bin Hasen&#8217;in, onlardan da Abdullah bin Muhammed&#8217;in, ondan da Muhammed bin Ahmed Hâfiz&#8217;ın, ondan da Ebu Nasr&#8217;ın babasından naklen bize verdiği haberinde, Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i Âişe&#8217;ye (Radıyallahu anha) hitâben:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Ey Âişe! Bu gece hangi gecedir?&#8221;</strong> buyurduğunda, Âişe Sıddîka der ki,<strong> &#8220;Allahü Teâlâ ve Rasûlü daha iyi bilir.&#8221; </strong>dedim. <strong>&#8220;Bu gece Şa&#8217;bân-ı Şerifin onbeşinci gecesidir ki, bu gece dünyada yapılan ameller ve kulların işleri çıkarılıp, Allâhu Teâlâ&#8217;ya arz olunur. Bu gece Allâhu Teâlâ&#8217;nın Cehennemden âzâd ettiği insanların sayısı, benî Kelb kabilesinin koyunları sayısıncadır </strong>[ya&#8217;nî çok fazladır]<strong>. Sen şimdi bu geceyi ibadetle geçirmem için bana izin verir misin?&#8221;</strong> buyurduğunda, <strong>«elbette»</strong> dedim. Rasûlullah hemen namaza kalktı. Kıyâmda fazla durmayıp, Fâtiha-i Şerife ve kısa bir zamm-ı sûreden sonra, gece yarısına kadar secdede kaldı. Sonra ikinci rek&#8217;at için kalktı. Bunda da birinci rek&#8217;attaki gibi okuyup, secdeye indi. Secdesi sabaha kadar uzadı. Ben bu halde Rasûlullaha (Sallallahü aleyhi ve sellem) bakardım. Secdesi o kadar uzamış, kendinden o kadar geçmişti ki, rûhu kabzolunmuş sandım. Yanına yaklaştım. Mübârek ayaklarına dokundum. Hareket etti. Secdede: «&#8230;» deyip yalvardığını ve senâ ettiğini işittim.<strong> &#8220;Yâ Rasûlallah, secdede bazı şeyler söylüyordunuz. Hâlbuki başka zaman bunları söylememiştiniz. Asla bunları sizden duymamıştım&#8221;</strong> dediğimde: <strong>&#8220;Ey Âişe, söylediğim şeyleri öğrendin mi?&#8221;</strong> buyurdu. Evet dedim. &#8220;<strong>Siz onları öğretiniz, zirâ Cebrâil Aleyhisselâm, onları secdede zikretmemi bana emreyledi&#8221;</strong> buyurduğunu bildirmiştir.<br />
&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İbn-i Abbas&#8217;ın kölesi (Radıyallahu anhumâ) İkrime der ki: <strong>&#8220;Şa&#8217;bân&#8217;ın onbeşinci gecesinde, Allâhu Teâlâ, gelecek sene o geceye kadar bir senelik işleri tedbir, takdîr ve ta&#8217;yîn eder. O yıl içinde ölecek olanların isimleri yaşıyanlar defterinden, ölüler defterine geçirilir. O sene hacca gidecek olanlar yazılır. Hiçbir şey tedbîr, takdîr, ta&#8217;yîn ve yazılandan fazla ve noksan olmaz.!&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Atâ bin Yesâr&#8217;dan olunan rivâyette: <strong>«Şa&#8217;ban&#8217;ın onbeşinci gecesinde bir senelik işler takdîr olunur, ayrılır, ta&#8217;yîn olunur. Bir kimse evinden ayrılıp, yolculuğa çıkar. Hâlbuki onun adı yaşıyanlar defterinden, ölüler defterine geçirilmiştir»</strong> diye beyân olunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Hişâm bin Urve&#8217;nin Âişe-i Sıddîka&#8217;dan (Radıyallahu anhâ) rivâyetle, ondan da Mâlik bin Enes&#8217;in, ondan da Ebû Nasr&#8217;ın babasından isnâd ile bana verdiği haberinde, Âişe-i Sıddîka der ki:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Rasûlullahdan duydum. Buyurdu ki: <strong>&#8220;Allâhu Teâlâ hayrı, iyiliği dört gecede yağdırır. Bu geceler Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı ve Şa&#8217;ban&#8217;ın onbeşinci geceleridir. Şa&#8217;ban&#8217;ın onbeşinci gecesinde ecel ve rızıkları ve o yıl hacca gidecekleri yazar. Dört geceden biri de sabah ezânına kadar Arafe gecesidir.&#8221;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong><u> BERÂT GECESİ DENMESİNİN SEBEBİ</u></strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Mübârek geceye, ya&#8217;nî Şa&#8217;ban&#8217;ın onbeşinci gecesine <strong>BERÂT GECESİ</strong> denir. Çünkü bu gece iki berâet vardır. Birisi şakîler için olup, Rahmân&#8217;ın rahmetinden berî, uzak ve ayrı olmaktır. Diğeri ise evliyâ için, kötülük, günâh ve lüzumsuz şeylerden berî olmaktır. Hadîs-i Şerifte: <strong>«Şa&#8217;ban&#8217;ın onbeşinci gecesinde Allâhu Teâlânın kulları üzerine rahmeti zuhûr edip, mü&#8217;minleri mağfiret eder, kâfirlere ise mühlet verir. Kin ve hased sâhibi olanları, bu sıfatlarını terk edinciye kadar kendi hallerinde bırakır»</strong> buyurulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ba&#8217;zıları dedi ki: <strong>&#8220;Müslimanların dünyada iki bayramları olduğu gibi, melekler için de, gökyüzünde iki bayram gecesi vardır. Onlardan birisi Berâet gecesidir. Diğeri Kadir gecesidir. Mü&#8217;minlerin bayramı Ramazan ve Kurban bayramlarıdır. Meleklerin bayramının gece olması, meleklerin uyumaması, mü&#8217;minlerin bayramlarının gündüz olması uyumalarından ötürüdür.&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ba&#8217;zıları Allâhu Teâlânın Kadir gecesini gizlemesindeki hikmeti, Kadir Gecesinin rahmet, mağfiret ve Cehennemden âzâd olmağa mahsûs bir gece olduğundan, kulların i&#8217;timâdlarını yalnız ona tahsîs etmemeleri içindir. Allâhu Teâlâ Berâet gecesini bildirmiştir. <strong>Çünkü Berât gecesi, hüküm, kazâ, gadab ve rızâ gecesidir. Berât gecesi red veya kabûl, kavuşamamak ve kavuşmak, saâdet ve şekavet gecesidir.</strong> Berât gecesinde birisi saîd, diğeri baîd [uzak] olur. Birisi mükâfata kavuşur. Diğeri hüsran ve ziyana dûçâr olur. Birisi mükerrem, diğeri mahrum olur. Çok yıkanmış kefenler vardır, sâhibleri ise çarşılarda işle meşgûllerdir. Çok kazılmış kabirler vardır, sâhibleri ise sevinç ve gururdadırlar. Çok gülen ağızlar vardır, sâhibleri pek kısa zamanda göçücüdür. Çok güzel binâları olanlar vardır, sâhibleri ise yakında fânî olacaklardır. Sevâb bekliyen çok kullar vardır, onlar için azâb hazırlanmaktadır. Sevinç bekliyen çok kullar vardır, onlar için üzüntü meydâna gelir. Cenneti uman nice kullar vardır, onlar için Cehennem zuhûr eder. Birleşmek, kavuşmak istiyen çok kullar vardır, ayrılık meydâna gelir. İhsân bekliyen nice kullar vardır, belâ ile karşılaşırlar. Mal ve mülk arzû eden nice insanlar vardır, kendileri için helâk olma meydâna gelir demişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ba&#8217;zıları buyurdu: Hasan-ı Basri (Rahımehullah) Şa&#8217;ban&#8217;ın onbeşinci günü evinden çıkardı. Yüzü, mezarda gömülmüş de, sonra çıkarılmış gibi pek solgun bir hâlde idi. Kendisine, yüzündeki bu üzüntü, bu değişiklik nedendir dediklerinde: <strong>«Allâhu Teâlâ&#8217;ya yemin ederim ki, denizde gemişi parçalanıp, batan kimsenin derdi, musîbeti benden çok değildir»</strong> buyurdu. Niçin? dediklerinde: <strong>«Çünkü ilm-i yakîn ile biliyorum ki, günâhım vardır. Sevâbımdan ise korkmaktayım. Sevâblarımın, iyiliklerimin kabûl veya red olacağını bilemiyorum»</strong> cevâbını vermiştir.</p>
<p>Kaynak: [Abdulkâdir-i Geylânî Hazretleri, Gunyetu&#8217;t-Tâlibîn, cild: 1, sahife: 300-306]</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&amp;linkname=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fson-makaleler%2Fberaet-gecesi-ve-fazileti.html&#038;title=Ber%C3%A2t%20Gecesi%20ve%20Faz%C3%AEleti" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/son-makaleler/beraet-gecesi-ve-fazileti.html" data-a2a-title="Berât Gecesi ve Fazîleti"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/son-makaleler/beraet-gecesi-ve-fazileti.html">Berât Gecesi ve Fazîleti</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/son-makaleler/beraet-gecesi-ve-fazileti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kandilleri De Pisleyen Sarıklı Kavuk Tavuk Gürûhu!</title>
		<link>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html</link>
					<comments>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[besmele]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2020 07:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[08/15 Berâet]]></category>
		<category><![CDATA[Zıyâiyye BEKÇİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[73 fırka hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Berat gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Berat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.biz/?p=4588</guid>

					<description><![CDATA[<p>1) Bu adam ve madam (Ruhban sınıflarının=Din Görevlisi) denen o resmî me’murların, hakîkatı 73 Fırka Hadîs-i Şerîfiyle “Benim ve ashâbımın</p>
<p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html">Kandilleri De Pisleyen Sarıklı Kavuk Tavuk Gürûhu!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h1 style="text-align: center;"><u>KANDİLLERİ DE PİSLEYEN SARIKLI KAVUK TAVUK GÜRÛHU!</u></h1>
<h3 style="text-align: right;"><span style="color: #cc0000;"><em><u>Zıyâiyye BEKÇİSİ</u></em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">1) Bu adam ve madam (Ruhban sınıflarının=Din Görevlisi) denen o resmî me’murların, hakîkatı 73 Fırka Hadîs-i Şerîfiyle <em><strong>“Benim ve ashâbımın üzerinde bulunduğumuz YOL”</strong></em> buyurarak ortaya koyan Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm’a pazarlıksız <em><strong>“teslimiyetleri”</strong></em> bulunsa, yani <em><strong>“Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat=Sünnîlik Hattı”</strong></em> ile ZERRE KADAR alâkaları olsa, evvelâ HİCRÎ takvimi esas alır ve bütün mukaddeslerin zamana taallûklarını bu esas üzerinden yürütürlerdi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">2) Şa’bân-ı Şerîfi tesbît ile alâkalı hiçbir sancı ve gayreti olmıyan adamlar, meselâ 15 Şa’ban BERÂT gecesini hangi ölçü ile tesbit VE TA’YÎN ediyorlar?. Şehâdetlerinin mu’teberliğine (şer’î) hiçbir senet ve vesîka bulunmıyan VE HER SENE YANILMA VE SAPITMALARINA mutlaka şâhid olunan (hesab-rasat) beyinli adam ve madamları, şer’î bir şehâdete  ihtiyâc olduğu hâlde (hüccet) kabûl etmeleri hem bâtıldır; hem de, bu adamların îmanlarının kaç paralık olduğunu göstermeye yetecekdir!</p>
<p style="text-align: justify;">3) Bizim rü’yet ve tesbitimize göre, 1 Şa’bân, 7 Mayıs’a tekâbül etmektedir. 20 Mayısı 21 Mayısa bağlayan cumartesi gecesi Berât KANDİLİDİR. Bu bizi bağlar ve dışımızdaki hiç kimseyi bağlamaz!. Biz sadece kendi rü’yetimizin neticesiyle amel eder, hiçbir fâsık veya kâfirin tesbîtini (hüccet) kabûl edemiyeceğimizi söyleriz, o kadar!</p>
<p style="text-align: justify;">4) Fitnevizyonlara çıkarak, <em><strong>“Falan yerin müftüsü veya filan ilâhiyatçı”</strong></em> diye takdîm edilen adam veya madam kim olursa olsun, bunların anlatdığı <em><strong>“mukaddes gece”</strong></em> denilen şeyler, adı geçen gürûhun yetiştikleri <em><strong>“laik dembokratik cumbokrasi”</strong></em> tedris müesseselerinin felsefelerine tâbi’ bâtıl müfredatların istikâmetinde tesbit edilmişdir&#8230; Bunların<em><strong> “berat”</strong></em> bahsini izah ediyor gibi yaparak <em><strong>“kader bahsini”</strong></em> mıncıklamaları; ve Cenâb-ı Hakk’ın (ilm-i ezelîsini) mitolojik basit bir keyfiyetmiş gibi takdîmleri, bu heriflerin İslâm tarafından reddedilmeleri içün kâfi ve vâfî bir sebebdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">5) İki ilâhiyatçı zibidinin bilmem ne fitnevizyonunda, biribirlerinin (Berat kandili) izahlarını beğenmiyerek, bir yandan biribirlerine mürâice ve sinsice iltifat ediyor görünürken; diğer yandan da gayet şeytanca biribirlerini iğnelemeleri, hem gülünç ve hem de iğrenç bir manzara çizmekteydi&#8230; Çünki dillerine doladıkları mevzû&#8217;lar, tamâmen, yetiştikleri resmî ve laik müesseselerin ateist temelleri üzerinde kendilerine zerkedilmişdir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">6) Telkinlerinin temelsiz ve çürük zemînine bakınız:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“Kutsal Kitâbımızı sâdece ma’nâsını anlamadan okumak yerine, ma’nâsını yani mealini de anlıyarak ve bunları düşünenerek hayatımıza tatbik etmeliyiz!” </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Böylece her câhil cühelâya kadar herkesi, bir (müctehid) salâhiyetine sâhib allâme gibi kabûl etmek ve etdirmek beyinsizliği ve iğrenç sapıklığı&#8230; Netîcede her akıl seviyesinin her abuk sabuk anlayışını, gene ona, Kelâm-ı Kadîm’i anlamak olarak yutdurma sahtekârlığı; ve dini, müntesibi eliyle yıkma ve yıkdırma hâinliği veya çılgınlığı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">7) Gûyâ 4 SÜNNÎ mezhebini çok ve <em><strong>“Biribirlerini mezhebçilik kuduruşuyla yiyenler”</strong></em> gösteren; ve bunu da, birlik ve beraberlik adına ele alan ma’lûm proje dayatıcılarının, böylelikle ortaya çıkacak kelle sayısınca biribirine ters (b.kdan mezheb) üretme ve türetmelerini, <em><strong>“birlik bereketi”</strong></em> olarak düşünebilme, akledebilme ve içlerine sindirebilme şeytanlığı&#8230; Bütün bunların karşısında, pes demekden başka çâre de görülemez!</p>
<p style="text-align: justify;">8) Luter’in başlatdığı <em><strong>“Her millet İncil’i kendi lisânına tercümesinden okuyub anlamalıdır”</strong></em> şeklindeki çürük ve akıl dışı esasda toplanan Protestan çizgisini, Allâh’ın Mukaddes ve Münezzeh ve Furkân olan Kitâbı’na da tatbik rezâlet ve bozgunculuğuna bakınız!&#8230; Haçlı standartlarına mutâbık, muharref, çarptırılmış ve yamultulmuş bir (din anlayışını) yerleştirme hâinliği&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">9) Allâh ve Rasûlü’nün bu mukaddes gecelerde müslümanlardan ne yapmalarını istemeleri hiç ruznâmeye bile getirilmeden, hedef saptırıcı indî ve izâfî bir çene yarışı&#8230; Levh-i mahfuz, dünya semâsı, kader, kaderin (Kaderiye-Mu’tezile ve Cebriye sapıkları) elindeki çarpık telâkkîleri arasında bir takım lâf u güzâf kalabalıkları ve Allâh Azze’nin rızâsına yol açıcı amel ve ana i’tikad esaslarından iblisce kaçış ve uzak duruş&#8230; Müslümana mutlaka lâzım olacaklar değil; hiç işine yaramıyacak ve mes’ûl de tutulamıyacak olduğu en fer’î mes’elelerle kafa karıştırma, havanda su dövme seansları&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">10) Nice hadîs-i şerîflerle sâbit mukaddes zamanların inkârına giden şeytânî yolları tıkayıcı din HÜKÜMLERİNİ, bir kere bile dile alamayış; ve îmana müteallık her ana mes’eleyi göze sokucu ehemmiyet noktalarında KÖRLÜK&#8230; Kader etrafında <em><strong>“kitab yüklü bir merkeb gibi anırma”</strong></em> derecesinde lâf ve savt püskürmeler dakikalarca devâm ederken; bir kere bile:</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>“KADERE îmân nice âyet, hadis, icmâ ve kıyâs ile de sâbit Zarûrât-ı Dîniyyedendir”</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Diyemeyiş&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">11) Havanda dakikalarca su dövmek, dinleyenlerin kafa karışıklığından sonra program biter bitmez rahatlamak ve tesellî bulmak üzere, en pespâye (diziye) bile râzı olub onu zaplamalar; ve bunu, bir ferahlama çâresi gibi görmeler!</p>
<p style="text-align: justify;">Kandilleri, binbir nefs kabartı ve ıvır zıvırlarına fedâ etmeler; onu, 93 yıllık ateizmanın çerezi ve sigortası gibi kullanır olma pespâyelikleri&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Biz, bütün mukaddes geceleri de içine alan çâreyi yazalım:</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 60px;">1) 15 dakika bile olsa Cenâb-ı Hakkın İlim, kudret ve diğer sıfatlarını tezekkür ve tefekkür!. CHP zamanının doğrudan <em><strong>“İslâm’a vurma”</strong></em> proje ve vahşetini, şimdi, <em><strong>“sünnîliği aşşağılama” </strong></em>usûlü ÜZERİNDEN sürdürme iblisliği v.s. gibi hallerden, kurtulma çârelerini muhakeme ve muhâsebe&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 60px;">2) Bilinmiyen veya az bilinen i’tikâdî en az bir mes’eleyi, cezm ve yakîn derecesinde îmana yükseltici (ilim) meşgûliyyeti&#8230; İlim meclisinin, zikir meclisinden efdâliyyet esâsına (îmân) ederek intikâl&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 60px;">3) 24 saatde işlenen yüzlerce (günâhın) afvı içün dakikalarca yakarış, ısrarla yalvarış&#8230; Gözyaşı dökemiyen ve kendisinde hayır olmayan gözlerden kurtulma derecelerinde ihlâs melekesi kazandıran pişmanlık ıstırâbına mazhariyet&#8230; Bıkmadan bunların temrînâtı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 60px;">4) Yâsîn, Mülk veya İhlâs ile Fâtiha gibi sûre-i celîleleri lâyıkıyla okuyarak, Âhıret’e intikâl ve irtihâl eden sevdiklerimize hediye olarak göndermek; ve Âlem-i Berzâh’da ışığa muhtac bekleşenleri de sevindirmek, ayrıca nankörlerden olmadığımızı yaşama neşvesi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Âdem Aleyhisselâm zamanından bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün mü’minîn ve mü’minât ile, sebeb-i vücûdumuz ve hidâyetimiz olan eslâfımızla irtibatlı olduğumuzun bir isbât nişânı olarak, onların ruhlarını bu gibi yollarla ta’zîz etmek&#8230; Bu, onlar adına her türlü hayır, sadaka, namaz ve oruç gibi fiiller de olabilir. Vehhâbî-Selefi çizgisinin başında oturan Teymiye bâtılları cümlesinden olarak, bunların inkârının da bir başka îmân kanseri bulunduğunu bilmek; ve bu kabil bâtıl  ve dalâletlerden mutlaka teberrî edişi îmân çerçevesine alarak şuurlaştırmak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">73 Fırka Hadîsi ile <em><strong>“Benim ve ashâbımın üzerinde bulunduğumuz YOL” </strong></em>diyerek hakîkatı irşâd eden ve mücerred bu YOLUN başında (kaynağında) bulunan Rasûl-i Rusül Aleyhisselâm Efendimiz Hazretleri’nin bu (Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat=<em><strong>Sünnîlik</strong></em>) yolu üzerindeki bütün dünya müslümanlarının Berat Kandillerini tebrik ile duâ ederiz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>(İntişârı: 21.05.2016)</em></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_skype" href="https://www.addtoany.com/add_to/skype?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Skype" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_outlook_com" href="https://www.addtoany.com/add_to/outlook_com?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Outlook.com" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="https://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Gmail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_yahoo_mail" href="https://www.addtoany.com/add_to/yahoo_mail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Yahoo Mail" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_tumblr" href="https://www.addtoany.com/add_to/tumblr?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Tumblr" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_evernote" href="https://www.addtoany.com/add_to/evernote?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Evernote" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_printfriendly" href="https://www.addtoany.com/add_to/printfriendly?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="PrintFriendly" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&amp;linkname=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.turkcesi.biz%2Fmuharrirler%2Fziyaiyye-bekcisi%2Fkandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html&#038;title=Kandilleri%20De%20Pisleyen%20Sar%C4%B1kl%C4%B1%20Kavuk%20Tavuk%20G%C3%BCr%C3%BBhu%21" data-a2a-url="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html" data-a2a-title="Kandilleri De Pisleyen Sarıklı Kavuk Tavuk Gürûhu!"></a></p><p>The post <a href="http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html">Kandilleri De Pisleyen Sarıklı Kavuk Tavuk Gürûhu!</a> appeared first on <a href="http://www.turkcesi.biz">Hakkın ve Sabrın T&uuml;rk&ccedil;esi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.biz/muharrirler/ziyaiyye-bekcisi/kandilleri-de-pisleyen-sarikli-kavuk-tavuk-guruhu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
