(1) Dembokratların Yüz-Karaları Ve Yüz-Numaraları!
26 Haziran 2018
10) Semi’
4 Eylül 2018

MODERN CÂHİLİYYEDE DÎN NASIL KULLANILIYOR?

(1)

Ömer YİĞİTOĞLU

 

 

 Ma’lum seçim tarihi gecesi sandıkların %95 kadarının açıldığı gece, cep telefonuma gelen mesajın, bu makâleyi yazmamda büyük te’sîri oldu. Mesaj aynen şöyle:

 “1 Fetih, 11 (İzâ câe) sûresi okunacak hemen. Zuhurâtda görülmüş.”

 Zaten imtihanı kazanmak ve isteğinin kabul edilmesi vs. gibi menfaat işlerinde Yâsin ve Fetih sûresi dağıtıb dünya işi için Allâh’ın âyetlerini âlet edenlere teeccüm ediyorum (kızıyorum), bir de Allâh’ın kânunlarına muğayir ve muhâlif olan küfür sistemi için Mübârek Sûrelerin âlet edilmesine hiç tahammül edemiyorum. Hiç küfür sistemi için Allâh’ın âyetleri âlet edilir mi? Bu, içki içmeden önce besmele çekmeye benzer ki, buna şeytan bile güler. Muârızımıza göre:

 1)“Şu anda rahatça medreseye gidebiliyormuşuz, çarşaf giyebiliyormuşuz  ve Kur’ân’ı bağıra bağıra okuyabiliyormuşuz.”

  Bir memleketde rahatça medreseye gitmek, çarşaf giymek ve Kur’ân’ı bağıra bağıra okumak, o memleketin Müslüman bir devlete sâhib olduğunu göstermez. Zîrâ dâr-ı harbin her yerinde bile bunlar rahatça yapılabilir. Müslüman bir devlet olmanın en büyük delîli ise, o devletde, AHKÂM-I ŞER’İYYE’NİN, HALÎFE-İ MÜSLİMÎN TARAFINDAN İCRÂ EDİLMESİDİR. Ayrıca İslâm Devleti’nin olmaması dolayısıyla sahîh bir i’tikâda sâhib olmanın ziyâde müşkil olduğu, Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem’in: “Âhir zamanda îmânı koruyabilmek, elde kor ateşi tutmak gibidir.” Hadîs-i Şerîfinin işâret buyurduğu bu zamanda, sahîh ve sağlam bir i’tikâd sâhibi olmadıkdan sonra bağıra bağıra hatta anıra anıra Kur’ân okunsa ve çarşaf değil “yorgan ve battâniyeye” bürünülse ne faydâ?

 2)“Şeriatle yönetilmiyormuşuz ama, şerîatı yaşayabilme (!) özgürlüğümüz varmış.”

 Bir Müslüman olarak şerîatı yaşayabilme özgürlüğümüz kesinlikle yokdur. Bugün biz kalkıb bunları diyebiliyor muyuz?.

 Birer Müslüman olarak biz:

  1.  “Merhûm Elmalılı Hamdi Efendi’nin: “Îmândan sonra ilk farîza-i dîniyye imâmet teşkil etmekdir.” sözü mûcibince, biz, îmândan sonra ilk farz olan hilâfetle yönetilmek istiyoruz. Hilâfet zarûrât-ı dîniyyedendir. Biz başımıza BAŞ istiyoruz.”
  2.  “Mâide Sûresinin 38. Âyetinde Allâhu Teâlâ hırsızın elini kesmemizi emrediyor. Dolayısıyla biz bu memleketde hırsızın elinin kesilmesini istiyoruz.”
  3. “Bakara Sûresi 178. Âyet îcâbı maktuller hakkında kısasa kısas istiyoruz.”
  4.  “Nûr Sûresi 2. Âyet mu’cebince,  Zinâ eden kadınla erkeğin eğer evli değillerse herbirine 100’er değnek vurulmasını”; evli iseler zarûrât-ı dîniyyeden olan RECM cezasının tatbikini istiyoruz.
  5.  “Hacca “DENAET”in ta’yin etdiği zaman değil, istediğimiz zaman ve istediğimiz vâsıta ile gitmek istiyoruz.  Laik demokrat kâfileler esâretinde köle gibi;  ve mahkum elbiseleri giyen insanlar olarak, onun bunun tasarladığı urbalara bürünerek gitmek istemiyoruz.”
  6. “Sigorta dînimizde haramdır, dolayısıyla sigortanın mecbûrî olmasını istemiyoruz.”
  7.  “Biz bu memleketde sokakda açık saçık gezen ve zînâ yapan kadın ve erkekleri görmek istemiyoruz. Çünki dînimizde bunlar büyük günahlardandır. Bu günahların açıkdan işlenmesi ise daha büyük bir cürümdür. Dolayısıyla bu ahlaksızlıklara son verilmesini istiyoruz.”
  8.  “Biz şer’i nikâhdan başka bir nikâh tanımıyoruz. İsviçre’den gelen Resmi Nikâh dînimize aykırıdır ve zaten şer’an da nikâh sayılmaz.. Resmî nikâhın mecbûrî  olmasını istemiyoruz.”

 Vs. vs.. Bunlar daha da çoğaltılabilir, yüzleri, binleri sıralayabiliriz. Kısacası biz eğer ŞERİATIMIZI özgürce (!) yaşayabiliyorsak, bu hükümlerin İCRÂ EDİLMESİNİ şiddetle istiyoruz. Eğer bir devlette “Din ve vicdan hürriyeti” var ise, dînimiz îcâbı olan emirlerin yapılmasında karşımıza hiçbir engelin çıkarılmaması ŞARTDIR…

 Ayrıca Türkiye’nin içinde bulunduğu bugünkü (güyâ İslâm’ın rahatça yaşandığı) vaziyet, düşmanlarımız için bir tehlike arzetmiyor artık. Çünki onlar da biliyorlar ki; câmiler sonuna kadar da dolsa, herkes çarşafa da bürünse ve sabah akşam Kur’an da okunsa, MÜSLÜMAN’ların temeli bozuk. Sahih bir i’tikâda sâhib değiller. Artık, o eski sahih ve sağlam i’tikâda sâhib, mücâdeleci, kıstas sâhibi, mücâhid ve dîni için her şeyden vazgeçmeye hazır ŞUURLU Müslümanlar yok. Dolayısıyla onlar da, ŞUURSUZ ve RUHSUZ Müslümanları koyun gibi güdebiliyorlar. Böyle Müslümanlık onlar için tehlikeli değil, bil’akis tam da işlerine geliyor. Ürettikleri hoca kılıklı insan şekilli şeytanlarla, din üzerinden Müslümanları, istedikleri kıvâma getirmeyi başarıyorlar..

 3) “O zaman Arabistan’da yaşayacakmışız. Orada varmış bunlar. Arabistan öyle yönetiliyormuş, fakat Vahhâbî adamlarmış.” 

 “ALNI KARA ŞAPKALI SÜLÜMAN BEY” de başörtülü olarak tahsil yapmak isteyenlerin Arabistan’a gitmesini söylemişdi. Arabistan’ın yönetimi kesinlikle Allâh’ın kânunlarına muvâfık ve mutâbık değil. Kat’iyyen şeriatle yönetilen bir memleket değil. Zâten Arabistan’daki Vahhâbîliği İngilizler kurdu. İngilizlerin hâkimiyyeti altında olan bir memleketde, neden ŞERİATLE YÖNETİLMEK İSTEYENLER yaşayacakmış? Allâh Celle Celâlühü Kurân-ı Kerîm’inde Ahzâb Sûresi 56. Âyet-i Kerîme’de “Muhakkak ki Allâh ve melâikesi Peygamber’e hep salât ile tekrim ederler, ey o bütün îmân edenler! Haydi ona teslimiyyetle salât u selâm getirin.” diye buyururken, bu Âyet-i Kerîme’ye muhâlefet edercesine, Arabistan’da Peygamber-i Zîşân Efendimiz’e salât-u selâm getirmek şirk olarak addedilirken, şeriatle ne alâka-i dîniyyesi var Arabistan’ın?

 4)  “Ak Parti sâyesinde ülkemizde rahatmışız (!) Ayrıca başımızda Müslüman, tarikatlı bir BAŞ varmış..!”

 Gerek seçim zamanında gerek seçim zamanı dışında, dînimize ve İslâmiyet’e giden biricik usûlümüz olan SÜNNÎLİĞE hakâret edilirken, Allâh’ın şiddetle haram saydığı (fâiz) cürmü, “Helâl olsun, Allâh bereketini artırsın” gibi hezeyanlarla helal sayılırken; en başlardakilerin “Dîne dayalı devlet anlayışını istemiyoruz” sözleriyle Aziz DÎNİMİZ İslâm’a giden tek hakîkat usûlü olan SÜNNİLİĞİMİZ, bu kadar tahrif ve tağyîr edilerek ayaklar altına alınırken, Müslümanlar nasıl RAHAT olabilir?  DİB denen yerin başındaki GÖRMEZ’in, “Kur’an’da ne sünnîlik, ne şiîlik var. Kur’an’da sadece Müslüman olduğumuz var.” demesi; ve Peygamber-i Zîşân Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem’in “Kadın şiddeti” (!) gibi ŞİDDET İÇERİKLİ, MODASI GEÇMİŞ VE AVRUPA NORMLARINA AYKIRI (HAŞÂ) hadîsleri ayıklaması; ve Ali Eren Hoca’nın tesbît etdiği İlköğretim kitaplarındaki HOŞGÖRÜ sapkınlıklarının da, AK PARTİ’nin iktidarda olduğu dönemde olması, ziyade câlib-i dikkatdir. Dîn-i Celîl-i İslâmımız bu kadar tehdit ve tehlike altındayken, MÜSLÜMANLAR nasıl rahat yaşayabilir?

 AKP yüzünden Müslümanların çoğu îmânla küfür arasındaki çizgiyi farkedemez oldu. Namaz kılan, mitinglerde âyet okuyan ve hanımı başörtülü olan idârecilerin, hangi küfür sözü söylerse söylesin Müslüman olduğunu ve böyle birinin küfre girmeyeceğini zannetdiler. Çünki AKP, İslâmiyeti sinsice içden yıkmaya çalışarak Müslümanlara böyle bir idrâk empoze etdi.

 1993’de “Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesidir.” diyen; fakat 2015’de “Daha da ileri bir demokrasi için Başkanlık sistemi şart kardeşlerim! Bu sistemle Yeni Türkiye daha çok büyüyecek.” diyerek iki lafı birbirini tutmayan; 2014 seçimlerinden birinde “DEMOKRASİYİ YAŞATMAYA VAR MISINIZ” diye demokrasi inancı tazeliyen; “Emir komuta merkezim ne emrederse onu yaparım. Papaz elbisesi giyeceksin derse Papaz elbisesi bile giyerim.” diyen; ve nitekim de küfür şiârı olan papaz kıyâfetini ikrâh-ı mülci olmadan giyen; Mısır’a gidib “dinsizlik demek olan laikliği tavsiye” eden; “Ben ne Sünnîyim, ne Alevîyim, Müslümanım” ve “Dîne dayalı devlet sistemine karşıyız” diyerek İslâm’ı karşısına alan; ve Âl-i İmrân Sûresi 19. Âyetdeki “Allâh katında tek din İslam’dır” âyetini hiçe sayarak 2002’de yapdığı bir konuşmada “zamanımızda dört hak din olduğunu” beyanla sapıtanlar olsa bile… Eee ne de olsa namaz kılıyorlar değil mi? Namaz kılan biri küfre girer mi hiç? (!) ÂMELÎ bir ibâdet olan NAMAZ’ı  îfâ etmek, İ’TİKÂDÎ cürümlerin üzerini örter nasılsa..!

Hem TARİKAT EHLİ’ler (!) sonuçta, SEÇİM ZAMANINDA (oylarını alabilmek için) bazı cemâatlerin Şeyhini ziyârete gitmişlerdi. Yok, yok… Böyle TARİKAT EHLİ (!) insanlar asla küfre giremez…!!!!

 

(Devâmı var)

 

(İntişârı: 29.06.2015)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir